Plants

77 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Eskişehir ilindeki bazı crocus L. türleri üzerinde anatomik, morfolojik ve kimyasal araştırmalar

Bu çalışmada, Eskişehir il sınırları dahilinde yayılış gösteren 2'si endemik olan 3 Crocus L. türünün; (C. ancyrensis Herbert (Maw), C. antalyensis Mathew ve C. chyrsanthus (Herbert)) anatomik, morfolojik ve kimyasal özellikleri incelenmiştir. Morfolojik çalışmalarda; 3 Crocus türünün; korm, tunika tipi, yaprak kını sayısı, brakte, brakteol yapıları, tepal ölçüleri, perigon tüpü ve stilus gibi karakterleri incelenerek morfolojik çizimleri yapılmıştır. Anatomik çalışmalarda; kök, gövde ve yapraklardan alınan enine kesitler incelenmiş ve çizimleri yapılmıştır. Kimyasal çalışmalarda ise; yumru, stilus ve tepallerden mikrodistilasyon yoluyla uçucu bileşikler elde edilmiş ve Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi (GK/KS) ile uçucu bileşiklerin kimyasal analizi gerçekleştirilmiştir.

AnatomiBitki morfolojisiBitkiler+5
Melike Sayarer
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya (Merkez) halk kültüründe bitki

İnsan var olduğu günden itibaren çevresiyle ilişki içinde olmuştur. Bunun doğal bir sonucu olarak bitkiler insan hayatında çeşitli işlevlerle yer almıştır. Alan araştırması yöntemleri kullanılarak hazırlanan bu tez çalışmasında, bitkilerin halk kültüründeki uygulama alanları ve kullanış amaçları Malatya-merkez özelinde tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, görüşme, gözlem ve anket yöntemleri kullanılmıştır. İki bölümden oluşan bu tez çalışmasında Malatya şehir merkezinde ikamet eden 52 kişi ile görüşme sağlanıp konuya ilişkin sahip oldukları bilgi birikimleri kayıt altına alınmıştır. Araştırma ve araştırma alanı hakkında gerekli açıklamalar çalışmanın girişinde verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde "Kavramsal Çerçeve" başlığı altında halk biliminin gelişimi hakkında bilgiler aktarıldıktan sonra konunun daha iyi anlaşılabilmesi için insan-doğa ilişkisi ve bitkilerin Türk halk kültüründeki yeri ve önemi konuları ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünü bulgular ve tartışma oluşturmaktadır. Araştırma alanında elde edilen malzemeler; geçiş dönemleri, halk hekimliği, halk inanışı, halk kozmetiği, halk mutfağı, halk edebiyatı başlıkları kullanılarak ilgili alanlarda ele alınmıştır. Çeşitli kaynaklardan yararlanılarak tespit edilen halk bilgisinin tarihi, dini ve mitolojik kökenleri açıklanmaya çalışılmıştır.

Bitki kültürüBitkilerHalk bilimi+3
Leyla Cici
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Şükûfe-nâmeler ve Şehr-emîni Câmii Hatibi Mehmed bin Ahmed El-Ubeydî'nin Tezkire-i Şükûfeciyânı Netâ'icü'l-Ezhâr

Bitki kültürü -özellikle bahçe ve çiçek geleneği- Osmanlı kültür tarihi incelemelerinde önemli bir yer tutmaktadır. Şükûfe-nâme olarak bilinen çiçek risaleleri ise çiçek ve çevresinde gelişen kültürü takip edebileceğimiz en temel eserlerdir. Bu eserlerde çiçeklerin türleri, yetişme koşulları, toprakları, bakım ve üretim teknikleri hakkında temel bilgiler verilmektedir. Şehr-emîni Camii Hatibi Mehmed bin Ahmed el-Ubeydî'nin H.1110/M.1699'da yazdığı Tezkire-i Şükûfeciyân olarak bilinen Netâicü'l-Ezhâr ise 202 çiçek uzmanının biyografilerini içeren ilk ve tek çiçekçi tezkiresidir. Botanik, ziraat, şehircilik, sosyoloji, kültür tarihi, sanat tarihi, edebiyat, tasavvuf gibi pek çok farklı disiplinin ortak çalışma alanı kabul edilebilecek olan çiçekler ancak bizzat kendileri için yazılmış çiçek metinleri değerlendirildiğinde renkleri, kokuları, şekilleri, ifade ettikleri anlamlar ve özel isimleriyle gerçeklik kazanacaktır. Böylece çiçek konulu her türlü çalışmaya kaynaklık edebilecek temel eserler ortaya çıkarken, çiçeğin o dönem insanları için ne anlam ifade ettiği de anlaşılabilecektir. Bu kapsamda Osmanlı bahçe ve çiçek kültürüne değinilmiş, meşhur çiçek risaleleri hakkında bilgi verilmiş, Netâ'icü'l-Ezhâr'ın (Tezkire-i Şükûfeciyân) tenkitli metni hazırlanmış ve ondan yola çıkılarak çiçeklere isim verme geleneğinin divan edebiyatına yansımaları üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Şükûfe-nâme, çiçek risalesi, tezkire-i şükûfeciyân, Netâ'icü'l-Ezhâr, divan şiirinde lâle isimleri

BitkilerEdebiyatMehmed bin Ahmed el-Ubeydi+4
Zehra Fidan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bentonit ve bitkisel hammaddeler kullanılarak detoks formülasyonlarının geliştirilmesi

İnsan metabolizmasında yer alan detoksifikasyon enzimleri günlük hayatta sürekli ma-ruz kalınan ksenobiyotik kaynaklı hasar potansiyalini en aza indirgemek için çalışmak-tadır. Metabolizma içerisindeki detoksifikasyon süreçlerinde oluşabilecek yetersizlikler birçok hastalık ile ilişkili olabileceği gibi toksin birikimi sadece bireyler için değil, epi-genetik değişikliklerin kuşaklar arası kalıtımı nedeniyle gelecek nesiller için de tehlikeli olmaktadır. Bu tezin konusu kapsamında detoksifikasyon değerlendirmesi tek boyutlu olarak ele alınmak yerine yapılan müdahalenin kolesterol seviyeleri üzerindeki etkisi de incelendi. İn vivo çalışma öncesinde Swiss albino fareler hiperkolesterolemik yapılarak hem dolaylı olarak bozulmuş detoksifikasyon yanıtı gösteren hem de doğrudan bozul-muş kolesterol değerlerinin elde edildiği çalışma modeli oluşturuldu. Biyoaktif doğal ürünler kaynaklarından bağımsız olarak, etkili doz ve doğru kullanım alanları belirlendiği taktirde her zaman yeni terapötik ajanlar olarak kullanılabilir. Özel-likle birçok bitki ve/veya bileşenleri antioksidan özellikler, hipokolesterolemik etkiler gibi bu çalışma kapsamında yararlanılması istenilen özelliklere sahiptir. İn vivo araştır-mada kullanılmak amacıyla seçilen gıda kalitesindeki bentonit kili, zerdeçal (Curcuma longa L.) ektresi, üzüm (Vitis vinifera L.) çekirdeği ektresi, öğütülmüş keten (Linum usitatissimum L.) tohumu ve öğütülmüş karnıyarık otu (Plantago ovata L.) tohumu için potansiyel etkileri kapsamında geniş literatür taraması yapılmıştır. Bu tezin ana hedefi bitkisel hammaddeler ile bentonitin (özellikle kombinasyon halde) in-vivo bir araştırma sonucunda kolesterol seviyeleri ve detoksifikasyon parametreleri üzerindeki eş zamanlı etkisinden yola çıkarak formülasyon veya nütrasötik tasarlaması ve gelişti-rilmesine öncülük etmekti. İn vivo araştırma öncesinde keten tohumu ve karnıyarık otu tohumunda şişme indisi tayini ve yağ miktar analizi; üzüm çekirdeğinde yağ miktar analizi, zerdeçal ekstresinde kurkumin miktar analizi yapıldı. Ayrıca üzüm çekirdeğinden ekstre elde edildi ve elde edilen ekstrede total fenolik ve flavonoid madde miktar analizi yapıldı. Bu analizlerin bulguları in vivo araştırma sonucunda etki değerlendirmesi yapmak açısından önemliy-di. Kullanılacak hammaddelerin dozları önceki araştırmalar ve raporlar temel alınarak ve insan kullanımlarına eş değer olabilecek şekilde belirlendi. İn vivo araştırma için dokuz adet çalışma grubu oluşturuldu: Kontrol grubu, hiperkolesterolemik grup, referans madde grubu (10 mg/kg Atorvastatin), Grup 1 (60 mg/gün bentonit), Grup 2 (60 mg/gün bentonit + 60 mg/gün gıda bentoniti + 7 mg/gün öğütülmüş keten tohumu + 2,5 mg/gün üzüm çekirdeği ektresi + 2 mg/gün zerdeçal ektresi), Grup 3 (60 mg/gün gıda bentoniti + 7 mg/gün öğütülmüş karnıyarık otu tohumu + 2,5 mg/gün üzüm çekir-deği ektresi + 2 mg/gün zerdeçal ektresi), Grup 4 (60 mg/gün gıda bentoniti + 2,5 mg/gün üzüm çekirdeği ektresi + 2 mg/gün zerdeçal ektresi), Grup 5 (7 mg/gün öğü-tülmüş keten tohumu), Grup 6 (7 mg/gün öğütülmüş karnıyarık otu tohumu). Deney hayvanlarında 30 gün boyunca %1 kolesterol içeren pellet yem uygulaması ile hiperko-lesterolemi oluşturuldu. Test grubunda yer alan farelere (kontrol grubu hariç) eş za-manlı olarak test materyalleri uygulandı. 30 günlük deney süresi sonunda tüm gruplar-daki farelerden kan örnekleri ve karaciğer dokusu alındı. Total kolesterol, yüksek yo-ğunluklu lipoprotein kolesterol (HDL-C), düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-C), trigliserit, glukoz, aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT), malondialdehit (MDA), plazma toplam antioksidan aktivite (TAA), nitrik asit, leptin düzeylerine ve glutatyon (GSH), glutatyon peroksidaz (GPx), lipit peroksidas-yon (LPO), süperoksit dismutaz (SOD) ve katalaz (CAT) değerlerine bakıldı. Çalışılan test materyallerinden Grup 2, Grup 3 ve Grup 4'ün yüksek kolesterol diyeti ile besle-nen farelerde serum total kolesterol konsantrasyonunu sırasıyla %64,8, %57,5 ve %48,9 oranında azalttığı tespit edilmiştir. Ayrıca Grup 2, Grup 3 ve Grup 4'te süpe-roksit dismutaz, katalaz, glutatyon ve glutatyon peroksidaz gibi bazı detoksifikasyon parametrelerinin de istatistiksel açıdan anlamlı derecede tersine çevrildiği tespit edilmiş-tir. Sonuç olarak bu çalışmada hiperkolesterolemik grup ile kıyaslandığında hem bazı de-toksifikasyon parametreleri üzerinde hem de serum kolesterol değerlerinde bentonit, üzüm çekirdeği ve zerdeçal ekstresi ile öğütülmüş keten tohumu içeren Grup 2 ve ben-tonit, üzüm çekirdeği ve zerdeçal ekstresi ile öğütülmüş karnıyarık otu tohumu içeren Grup 3'ün in vivo olarak anlamlı etkiler sergilediği gösterildi. Kombinasyonlar kardi-yovasküler hastalık riskini düşürmede olumlu bir etkiye sahiptir, klinik çalışmalar yapı-larak bulgular desteklenebilir ve bu kombinasyonlar kullanırak insan beslenmesine uygun formülasyonlar geliştirilebilir.

BentonitBitkilerBitkiler-tıbbi+7
Rana Turgut
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Birecik Baraj Gölü alanı bitkileri, tehlike sınırları ve korunması

öz DOKTORA TEZİ BİRECİK BARAJ GÖLÜ ALANI BİTKİLERİ, TEHLİKE SINIFLARI VE KORUNMASI MUSTAFA ASLAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİYOLOJİ ANABİLİM DALI Danışman Yrd. Doç. Dr. Necattin TÜRKMEN Yıl : 2002, Sayfa ; 182 Jüri : Yrd. Doç. Dr. Necattin TÜRKMEN Prof. Dr. Atabay DÜZENLİ Prof. Dr. Hasan ÖZÇELİK Doç. Dr. K.Tuluhan YILMAZ Yrd. Doç, Dr. Halil ÇAKAN Bu araştırma; 1997-2001 yıllan arasında C 7 ve C 8 karesinde yer alan Birecik Barajı ve çevresindeki bitkilerin; floristik özelliklerini, tehlike sınıflarını ve tıbbi bitkilerini saptamak amacıyla yapılmıştır. Alandan yaklaşık olarak 1200 bitki örneğinin değerlendirmesi ile 71 familyadan 309 cins ve 621 tür ve türaltı seviyesinde takson saptanmıştır. Bu taksonlardan 107 'si C6 ve C7 karesi için yeni kayıt olarak belirlenmiştir. Tesbit edilen bitkilerin 16'sı (% 2.57) ülkemiz için endemiktir. Physalis ixocarpa Brot. ex Hornem. (Solanaceae) Türkiye florası için yeni bir kayıttır. Toplam 621 taksonun l'i Ptmdophyta, 620'si Spermatophyta divizyonlanna aittir. Gymnospermm alt divizyosu I taksonk, Angiospermae alt 4ivizyosu 619 taksonla temsil edilmiştir. Angiosperm'lerden 71 'i Monocotyledoneae, 548'i Dicotyledoneae sınıfına aittir. İhtiva ettikleri takson sayısına göre, çalışma alanındaki büyük familyalar; Fabaceae (113), Asteraceae (78), Poaceae (48), Brassicaceae (39), Lamiacae (33), Apiaceae (30), Çaryophyllaceae (22), Scrophukmaceae (18), Papaveraceae (14), Rosaceae (14) Ranunculaceae (13), Bomginaceae (13), Euphorbiaceae (12), Solanaceae {11) ve Liliaceae (10)'dır. Araştırma alanında fîtocoğrafik elementlerin dağılımı şöyledir; İran-Turan 138 (% 22.2), Akdeniz 114 (% 18.25), Avrupa-Sibirya 20(% 3.21), Kozmopolit 12 (% 1.93), Saharo- Indıan 1 (% 0,16) ve 336 (% 54.1) taksonun fitoçoğrafik bölgesi bilinmemektedir. IUCN Red Data Booka' göre 33 takson tehlike kategorilerine girmektedir. Bu bitkilerden 16'sı endemik, 17'si de endemik olmayan taksonlardır. Bu araştıma da 41 takson tıbbi bitki olarak tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler : Flora, GAP Bölgesi, Birecik Barajı, tehlike altındaki bitkiler, halk ilaçlan.

Birecik BarajıBitkilerFlora+2
Mustafa Aslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova deltasındaki tuzcul bitki türlerinin vesikular-arbuskular mikorizal birlikteliklerinin incelenmesi

Çalışmada, Çukurova Deltası'nın Tuzla ilçesinde yer alan farklı tuzcul habitatlardan örneklik alanlar seçilmiş ve bu alanlarda yetişen bitki türlerinden baskın olan türler örneklenmiştir. Seçilen örneklik alanlardan periyodik olarak Mart, Mayıs, Temmuz ve Eylül aylarında toprak ve bitkilerin kök örnekleri alınarak spor yoğunlukları, toprak özellikleri ve mikorizal birlikteliğin varlığı analiz edilmiştir. Farklı habitatlardan seçilen örneklik alanlarda bulunan 7 bitki türünden ikisinin (Aeloropus littoralis ve Halimione portulacoides) mikorizal birliktelik oluşturmasına rağmen, diğer beş bitki türünün (Arthrocnemum fruticosum, Arthrocnemum glaucum, Halocnemum strobilaceum, Juncus acutus ve Bolboschoenus maritimus) ise mikorizal birliktelik oluşturmadığı belirlenmiştir. Bunun yanında tüm bitki türlerinde parazitik mantar türleri ile gerçekleşen en feksiyonun var olduğu saptanmıştır. Mikorizal birlikteliğin topraktaki spor yoğunluğu ile ters orantılı olduğu ve mevsimsel olarak değişkenlik gösterdiği de tespit edilmiştir.

BitkilerVeziküler arbüsküler mikoriza
Tuğba Boz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu kaynaklı doğal liflerle takı tasarımları

Bu çalışma Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanmış olup, çağlar boyunca çeşitli anlamlarla kullanılan takıların üretimi ve tasarımında yeni arayışlar içinde, doğadan, doğal olandan faydalanarak çağdaş ve modern bir çerçevede disiplinler arası etkileşimler içinde takı tasarımları yapmak hedeflenmiştir. Süreç içinde değişim ve dönüşüme uğradığı gözlemlenen doğal lifler, Hayvansal ve bitkisel olarak ele alınmıştır. Araştırma kapsamında literatür taraması yapılmış, bugüne kadar yapılan tez çalışmaları, kitaplar ilgili makale ve elektronik kaynaklar taranarak incelenmiştir. Bitkisel kaynaklı lifler ile ilgili özellikle muz lifi sahasında incelenmiştir. Bu bağlamda Türkiye'de yeni bir çalışma olan muz lifi ile ilgili kaynaklara ulaşılmada zorluklar yaşanmıştır. Konu başlığı olarak iki farklı disiplinin Anadolu kaynaklı doğal lifler ve takı olgusunun birleştirildiği bu çalışmanın daha önce çalışılmamış olması ve doğal liflerin sürdürülebilirliği açısından önem teşkil etmektedir. Araştırma da takıların dinsel-mitolojik büyüsel bir unsur olarak da kullanıldığı görülmüş, sembolik ve tinsel anlamları da incelenmiş, takı yapımında tarihsel süreç içinde çok çeşitli malzemelerden faydalanıldığı görülmüştür. Bunlar asında boynuz, deri, kemik, doğal taşlar, deniz kabukları bulunmaktadır. Aynı zamanda takı olgusunun çeşitli şekillerde doğal malzemelerle bütünleştiğini ve sembolik anlamlar yüklendiği ürünler içinde; çörek otu, iğde ağacı dalı, üzerlik bitkisi tohumu, defne yaprağı, gibi bitkiler ile karşılaşılmıştır. Tasarımların oluşum sürecinde doğal olandan ve gelenekten beslenerek çalışmalar uygulanmıştır. Bitkisel ve hayvansal lifler kullanılarak 11 adet tasarım oluşturulmuştur.

AksesuarBitkilerDoğal maddeler+7
Elife Demir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ta santralde çalışan işçilerin biyokimyasal ve moleküler belirteçleri

Bu çalışmanın amacı, ağır metal etkilerinin biyokimyasal, hematolojik belirteçler ve moleküler belirteçler ile mesleki kurşun maruziyeti arasındaki ilişkiyi araştırmak, ve aynı zamanda bu çalışmanın hedefi, Elektrik üretim istasyonunda kirliliğe maruz kalan işçilerde ağır metal (Pb, Cd, Cu, Fe) düzeylerinin yanı sıra Biyokimyasal üreticilerin (Cat, SOD, GSH, MDA, CRE, Bun, T.P., AlP., GOT, GPT) düzeylerini ve enzimatik aktivite ile ilişkili CYP3A53 gen polimorfizmlerini saptamaktır. Araştırma popülasyonu iki alt gruba ayrılmaktadır: 20 kişi (maruz kalan işçiler) ve 10 kişi (kontrol). Sonuçlar, ölçülen metallerin konsantrasyonlarının çoğunun çalışma sırasında dalgalandığını, en yüksek Cu konsantrasyonunun (41.4 ppm) maruz kalan işçilerde bulunduğunu, biyokimyasal belirteçler için sırasıyla Bun ve GPT (30.13 mg/dl, 26.10 IU/l) başta olmak üzere tüm biyokimyasal belirteçlerde artış görülmektedir. Moleküler belirteçlerle ilgili olarak, maruz kalan işçiler için tüm antioksidanlar konsantrasyonda yükselme gösterilmektedir, sonuçlar (1, 4, 6, 7, 18, 23) hariç çoğu örnekte polimorfizmi göstermektedir. Ağır metal metabolizması için enzimatik aktivite ile ilişkili CYP3A53'ün tek nükleotid polimorfizmi (SNP), çalışma istasyonunda ağır metallerin kirliliğinden etkilenen işçilerin maruz kaldığı sonucuna varılmaktadır.

Biyokimyasal özelliklerHematolojiIrak+2
Mareh Dheyaa Zakı Barem
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova üniversitesi yerleşke alanında bazı bitki türlerinin renk etkinliklerinin belirlenmesi

Bu araştırmada Çukurova Üniversitesi yerleşke alanında kullanılan odunsu bazı türlerin yıl içindeki renk değişikliklerini belirlemek ve tasarım yönünden bazı önerilerde bulunmak hedeflenmiştir. Bu amaçla kampüs içinde farklı alanlarda kullanılan ve genelde on yaş ve daha olgun bireyleri olan bitkiler seçilmiştir. On yedi türe ait yetmiş altı birey üzerinde yapılan çalışmada bir yıl boyunca haftada bir kez gözlemler yapılmıştır. Kışın yapraklar tümüyle döküldükten sonra ve yaz döneminde de bitkilerde renklerde homojenlik görülen süre içinde gözlemler ayda bir kez ile sınırlandırılmıştır. Bir yıl içinde toplam 45 kez yapılan gözlemlerde yapraklardaki renk değişimleri ve oranları, yaprak döküm zamanları ve oranları, ilk yapraklanma zamanı ve oranları, ilk çiçeklenme dönemleri, çiçeklenmenin sona eriş zamanı ve oranları, ilk meyve zamanı, meyvenin sona eriş zamanı ve oranları belirlenmiştir. Ayrıca türlere ait bireylerin yaşam alanlarının belirli nitelikleri de ortaya konulmuştur. Gözlem yapılan bireylerde her gözlem döneminde olmak üzere toplam 9550 civarında fotoğraf çekilmiştir. Bu gözlemlerin yanı sıra yaprak ve çiçeklerin olduğu dönemlerde laboratuar ortamında renkölçerle L (parlaklık), a (kırmızı-yeşil), b (sarı-mavi) değerleri toplam 30 kez ölçülmüştür. Sonuçta bütün veriler bir araya getirilerek türlerin renkleri ile hangi dönemlerde etkili oldukları ortaya konulmuştur. Tasarımda renk algısını oluşturmada kullanılmak üzere denemede ele alınan türlerin kullanımına yönelik bazı öneriler geliştirilmiştir.

BitkilerBitkisel tasarımBitkisel özellikler+1
Hülya Kuş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessEN

Pollution parameters in fluorite deposits in Yeniyapan village (Akçakent-Kirşehir) and urine analysis in people in the region

In order to examine the pollution parameters in the fluorite deposits of Yeniyapan Village (Akçakent - Kırşehir) and the urine analysis of the people in the region, plant, soil, water and urine samples were taken from the study area and the analysis results were evaluated statistically. High and very high positive correlations were observed between tomato - soil and root - soil with 99% and 95% confidence in plant samples. For Cd, Co, Cu, Fe, Mg, Ni and Pb of tomato; It has been determined that the root can be an indicator plant for Ag, F, Mg, Mn, Ni, Pb and Sn. The fact that the TF values ​​of Ag, Sn and Sb elements are >1 in some sample locations indicates that the elements in the roots of the plant are transported to the tomatoes, that is, they are transferred. According to BAC values, between tomato and soil, F and Sn; root - soil between F, Sn, Mo, Cd and Zn; tomato - water among Cu Cr, Co, Ni, Sb, Mo, Fe and F; root - water among Mg, Cr, Fe, Co, Ni, Cu, As, Mo and Sb; urine - among tomatoes, Mg, Fe, Mo, Ag, Cd, Pb and F; urine - soil between Mo and F; It has been observed that Cr, Ni, Cu, Mo, As, Fe and F elements among urine - drinking water have very high accumulator properties in some locations. No skeletal system anomalies were detected in the control group and living in the area where F mineralization is located. In some sample locations, Mg, Fe and Ni element values ​​were found to be higher than the control group. Less enrichment in EF values ​​of Mg, Cr, Ni, Cu, Zn, F, Mo, Ag and Sb elements, weak enrichment in Mo, Ag, Cu, Ag, Sn and Sb elements and moderate enrichment in Mo element were observed. While moderate pollution is observed in Igeo values ​​of Cr, Co, Ni and Cu elements, no or very little element pollution is observed in Fe, Sb, Co, Ni, Cu and Zn elements. The CF values ​​of the elements in the samples taken from all locations between T1 - T6 were <1 or no contamination was observed. Since the calculated pollution load index (PLI) values ​​are < 1 in all sample locations, soil pollution is not observed in T1 – T6 locations in terms of the investigated elements.

PlantsFluoriteKırşehir+3
Mehmet Hazar Baba
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi sürecinde yaşlıların bitkisel ürün kullanma durumlarının belirlenmesi

Araştırma COVID-19 pandemi sürecinde yaşlıların bitkisel ürün kullanma durumlarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı türde yapılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Kırşehir il merkezinde bulunan Aşıkpaşa Aile Sağlığı Merkezlerinde kayıtlı 65 yaş ve üzeri 268 birey oluşturmuştur. Veriler, araştırmacılar tarafından ilgili literatür incelenerek oluşturulan "Veri Toplama Formu" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde, sayı, yüzde, ortalama ve KiKare testi kullanılmıştır. Yaşlıların %18,3‟ünün COVID-19 tedavisi için, %64,6‟sının COVID-19‟dan korunmak için ve %77,2‟sinin COVID-19 dışında herhangi bir nedenden dolayı bitkisel ürün kullandığı belirlenmiştir. COVID-19 pandemi öncesinde ve sonrasında en çok kullanılan bitkisel ürünler turunçgiller, sarımsak, sirke, nane, ıhlamur ve kuşburnu olup bu bitkisel ürünlerin COVID-19 pandemi sürecinde kullanım sıklıklarının artığı belirlenmiştir. Yaşlıların %61,9‟u bitkisel ürünler hakkında arkadaş ve komşularından bilgi edindiğini, %44,8‟i pandemi sürecinde bitkisel ürünlere ayrılan bütçede artış olduğunu belirtmiştir. Çalışan yaşlıların çalışmayan yaşlılara göre, sağlık kurumuna ulaşımda sorun yaşamayan yaşlıların sorun yaşayanlara göre bitkisel ürün kullanım oranın daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Yaşlılardan COVID-19‟a yakalananların ve COVID-19 şüpheli hasta olarak hastane veya evde karantinada kalanların bitkisel ürün kullanımları daha yüksek olarak belirlenmiştir (p<0,05). Sağlık profesyonellerinin COVID-19 pandemi sürecinde bitkisel ürün kullanımına yönelik veri toplaması ve bitkisel ürün kullanımı için etkili danışmanlık stratejileri uygulamaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bitkisel ürünler, COVID-19, yaşlı.

BitkilerBitkisel ürünlerCOVID 19+4
Hazal Buhur
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana ili Aladağ ilçesindeki krom maden yataklarında bulunan bitkilerin fitoremediasyon özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Adana ili Aladağ ilçesi sınırlarında bulunan krom maden sahaları floristik açıdan değerlendirilmiştir. Tespit edilen bitki türleri dominant, sık, seyrek ve nadir olarak gruplandırılmıştır. Göreceli bulunuşları dominant ve sık olan 9 tür (Aethionema spicatum, Alyssum alyssoides, Alssum oxycarpum, Alyssum floribundum, Thlaspi oxyceras, Convolvulus compactus, Fumana arabica, Onosma cappadocicum ve Salvia crypthantha) remediasyon özelliklerinin değerlendirilmesi için seçilmiştir. Bu bitkilerin fitoremediasyon potansiyellerini değerlendirmek amacıyla bitkilerin kök, gövde, yaprak ve kök bölgesi topraklarında metal analizleri (Cr, Ni, Co, Pb, Zn, Mn, Cu ve Fe) gerçekleştirilmiştir. Metal konsantrasyonları kullanılarak biyokonsantrasyon faktörü, zenginleştirme faktörü, transfer faktörü ve translokasyon faktörü değerleri hesaplanmış ve bitkiler fitostabilizasyon ve fitoekstraksiyon kabiliyetleri yönünden değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda Cr için Convolvulus compactus ve Onosma cappadocicum; Co için Aethionema spicatum; Zn için Thlaspi oxyceras; Mn için Aethionema spicatum fitoekstraksiyon potansiyeli olan türler olarak tanımlanmıştır. Nikel için Salvia cryptantha; Cu için Onosma cappadocicum fitostabilizasyon potansiyeli olan türler olarak nitelendirilmiştir. Aethionema spicatum, Alyssum oxycarpum, Alyssum floribundum ve Thlaspi oxyceras türlerinin ise Ni metali için hiperakümülatör oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Fitoremediasyon, hiperakümülatör, ağır metal

Adana-AladağAğır metallerBitkiler+1
Veli Çeliktaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı zinnia çeşitlerinde çiçeklenme özelliklerinin ve kendileme protokolünün araştırılması

Bu çalışmada 16 zinnia çeşidinin çiçek, çiçeklenme dönemi ve polen ile ilgili bazı özelliklerinin belirlenmesi ve bu çeşitler için uygun kendileme yönteminin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Çiçek özellikleri olarak çiçeklerin katmerlilik durumu, kapitulumun katman sayısı, kapitulum oluşum süreci ve her bir kapitulumun tüpsü ve dilsi çiçekcik sayısı belirlenmiştir. Çiçeklenme dönemi özellikleri açısından ise ilk, %50, tam ve yan çiçeklenme dönemleri değerlendirilmiştir. Polen özellikleri için canlılık ve çimlenme yüzdeleri belirlenmiştir. Çalışmada yer alan zinnia çeşitlerinin iki farklı kendileme yöntemi ile tohum bağlaması sağlanmıştır. Kendilenen bitkilerden elde edilen tohumların sayı, ağırlık ve boyut (en ve boy) gibi bazı özellikleri değerlendirilmiştir. Tüpsü çiçeklerden elde edilen tohum sayısı bakımından sarsma yönteminin, fırça yöntemine göre daha etkili olduğu, dilsi çiçek kaynaklı tohum sayısı bakımından ise fırça yönteminin daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Toplam tohum sayısı ve ağırlığı bakımından çiçek sarsma yöntemi ile daha başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, bu iki özellik açısından Dreamland Coral çeşidi daha ön plana çıkmıştır. Tohum en ve boy değerlerine göre en yüksek sonuçlar, Dreamland ve Zesty serilerine ait çeşitlerde elde edilmiştir.

BitkilerKendilemeTohum verimi+1
Rukiye Keleş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aphytis melinus'un DeBach örtücü bitki kullanılan turunçgil parselinde popülasyon gelişmesi

Bu çalışma turunçgil bahçesinde (Meyer limon) sıra aralarında örtücü bitki olarak (Örtücü Bitki Parseli-ÖBP) Vicia sativa (Adi fiğ) kullanılan ve standart bölge çiftçilerinin yapmış olduğu uygulama (Çiftçi Uygulama Parseli- ÇUP) bahçesinde turunçgillerin ana zararlısı olan Aonidiella aurantii Maskell (Hemiptera: Diaspididae) ile parazitoiti Aphytis melinus DeBach (Hymenoptera: Aphenelinidae)'un popülasyon takibi yapılarak, örtücü bitki kullanımının parazitoit ve zararlının popülasyon gelişimine katkıları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda; A. aurantii' nin popülasyonunun örtücü bitki uygulama parselinde, çiftçi uygulama parseline göre daha düşük yoğunlukta olduğu, buna bağlı olarak Aphytis melinus 'un da yoğunluğunun düşük olduğu saptanmıştır. Örtücü bitki kullanılan limon parselinde Aphytis melinus 'un dışında, A. aurantii' nin diğer predatörlerinden Chilocorus bipustulatus L., Rhyzobius lophanthae Blaisdell (Coleoptera: Coccinellidae) ile parazitoitlerinden Comperiella bifasciata Howard (Hymenoptera; Encrytidae)'nın etkili olduğu gözlenmiştir. Bu doğal düşmanlar arasında C. bifasciata popülasyonunun oldukça dikkat çekici bir yoğunlukta olduğu ve zararlıyı baskı altına almada etkili olduğu kanısına varılmıştır. Bir yıllık veriler değerlendirildiğinde örtücü bitki kullanımının doğal düşman aktivitesini olumlu yönde etkilediği ve böcek biyo-çeşitliliğine katkılar sağladığı kanısına varılmıştır.

AdanaAonidiella aurantiiBitkiler+2
Melih Can Kaygısız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mitolojik hikayelerde bitki metamorfozları ve çağdaş uygulamalar

Mitoloji, toplumların kültürlerinden miras olarak günümüze kadar ulaşmış bir bilim dalıdır. Mevcut toplumlar ise evrenin, tanrıların, bitkilerin ve hayvanların yaradılışını konu alan bir çok eser ortaya koymuşlardır. Öne sürülen eserlerin ise Roma ve Yunan mitolojisi ağırlıklı olduğu gözlemlenmektedir. Konular; varoluşun, yok oluşun, dönüşümün ağırlıkta olduğu hikayeleri ele almakla beraber aşk, savaş, ihanet gibi alt yapılar barındırmaktadır. Bir insandan bitkiye, bir nesneden hayvana gibi metamorfoz yanı dönüşüm hikayeleri bu konular arasında çokça söz edilmekte olup sık sık karşımıza romanlarda, filmlerde, sanat eserlerinler çıkmaktadır. Bu doğrultuda yapılan araştırmalarda Bitki dönüşüm hikayelerinin sadece yaygın anlatımları bulunan mitolojiler ile kısıtlı kalınmadan, dünya üzerindeki çoğu kültüre ait mitolojik efsaneler, incelenerek yaradılıştan bugüne, dönüşüme uğramış hikâyeler üzerinde durulmuştur. Folklor ve Dini anlatılardaki dönüşümlerde yer verilirken güncel sanatta yansımaları incelenmiş, sanatçıların mitolojik hikâyelere yaklaşımı, figürleri, yorumlanışı ve anlatım gücü ele alınmaktadır. Araştırmanın çıkış noktası olan bitki ve metamorfoz kavramının, sanatın içerisindeki kullanım yeri, biçimi ve kavramsal yaklaşımı incelenerek; bedenlerin ve nesnelerin metamorfoz olgusuna uğraması insanın tarihsel serüveni ve bitki kökenleri gözler önüne serilmeye çalışılmıştır.

BitkilerDinlerFolklor+4
Sema Şen
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli ülkelerden örneklerle bilimsel bitki illüstrasyonlarının grafik açıdan değerlendirilmesi ve tarihsel süreçte gelişimi

Bilimsel bitki illüstrasyonlarının doğuşu insanların şifa bulma amacıyla bitkileri incelemeye başlamasına dayanmaktadır. Mağara duvarlarında, rölyeflerde, papirüslerde ve günümüze ulaşabilen diğer eserlerde görülen bitki illüstrasyonları ilk başlarda sistematik bir düzen ya da estetik kaygı ile yapılmamıştır. Coğrafi keşiflerle birlikte keşfedilen bitkilerin artışı ile bitki illüstrasyonları bitkilerin kaydedilmesinde belgelenmesinde, sınıflandırılmasında kullanılmaya başlanmıştır. Bitkilerden kesitler alınarak estetik kaygı ve sanatsal bakış açısıyla çizilen bu illüstrasyon çeşidi fotoğraflarla verilemeyen ayrıntıların verilebilmesi bakımından ortak bir dil hâline getirilmiştir. Bu çalışmada nitel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde alan yazını taraması yapılarak dünyada ve Türkiye'de bilimsel bitki illüstrasyonlarının tarihi süreçte gelişimi, alanda yapılan çalışmalar ve alana katkı sağlamış önemli kişiler kronolojik sırasıyla çalışmada ele alınmıştır. Çeşitli ülkelerden seçilen 8 bilimsel bitki illüstrasyonu çalışmanın örneklemi olmuştur. Seçilen bilimsel bitki illüstrasyonu örnekleri bulgular bölümünde aynı zamanda görsel okuryazarlığın da temel ögeleri olan grafik tasarım elemanları ve ilkeleriyle değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuç bölümünde, örnekleme dâhil edilmiş olan 8 bilimsel bitki illüstrasyonuna dair elde edilen bulgular ve araştırmanın tamamına dair elde edilen bulguların sonuçlarına yer verilmiştir. İncelenen bilimsel bitki illüstrasyonlarının doğru form ve biçimlerle verildiği, seçilen renk, çizim yöntemleri ve doğru ışık-gölgenin kullanımı ile gerçekçi illüstrasyon çalışmalarının elde edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Grafik tasarımın diğer ürünlerinde olduğu gibi bilimsel bitki illüstrasyonlarının bitkilerin tanıtılması ve bitkilerle ilgili bilgileri iletmesi açısından resmin değil grafik tasarımın parçası olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Grafik Tasarımı, Bilimsel Bitki İllüstrasyonları, İllüstrasyon, Bitkiler

Bilimsel illüstrasyonBitkilerGrafik tasarımı+1
Hacer Çavuş Beyaz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik Türk şiirinde kutsal ve mitolojik bitkiler

Türkler, pek çok toplumla iç içe yaşadığı için zengin bir kültür birikimine sahip olmuştur. Bir toplumun kültürü toplumu ile ayrı düşünülemeyeceğinden bu zengin kültür birikimi toplumun hemen her alanında etkisini göstermiştir. Bu alanlardan biri de şüphesiz edebiyattır. Klasik Türk edebiyatında da bu zengin kültürel birikimin etkisi fazlaca görülmektedir. Çünkü beslendiği kaynak bakımından oldukça zengindir. Bu kaynakların başında din ve mitoloji gelmektedir. Bu çalışmanın konusunu din ve mitolojide geniş yer edinen bitkiler oluşturmaktadır. Çalışma klasik Türk şiirinde karşılaşılan kutsal ve mitolojik bitkilere ait unsurların tespit edilmesi ve yorumlanması ve bunların başka kültürlerdeki benzerleri ile mukayesesini içermektedir. Çalışmada öncelikle kutsal ve mitolojik bitkiler ile ilgili teorik bilgiler verilmiş, daha sonra pek çok edebi metinden alınan örneklerle klasik Türk şiirindeki yansımalarına değinilmiştir. Ortaya konulan çalışma klasik Türk şiirinde çok az ele alınan bir konuyu açıkladığı için önemlidir. Aynı zamanda bu çalışma klasik Türk edebiyatının muhteva zenginliğini de göstermeyi amaçlamaktadır.

BitkilerEski Türk edebiyatıKutsallık+4
Nurten Erdoğan
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ikliminde yetişen bitkiler ile ekolojik baskı denemeleri ve sürdürülebilir tekstil yüzey tasarımları

Çevre, doğa ve canlıların maruz kaldığı sömürü ve kayıpların önlenmesi; doğal kaynakların ve ekosistemlerin korunması; tasarım sürecinin çevre ve insan sağlığıyla birlikte değerlendirilmesi yönünde ürün tercihi yapan tüketiciler ve bu amaçlarla tasarım yapmayı ilke edinen tasarımcıların sayısı, insan farkındalığının artması ve gelişen bilincimiz doğrultusunda hızla artmaktadır. Ekolojik baskı tekniği uygulanan hayvan dostu, sürdürülebilir yüzey tasarımlarının, organik standartlar uygulanarak belgelenen, bitkisel lif kaynaklı tekstil yüzeyleriyle; baskı almak ve renklendirmek için, doğada parçalanarak tamamen çözünen bitkiler ve yine bitkilerden elde edilen doğal boyarmaddeler ile ve diğer sürdürülebilir malzeme ve araçlar kullanılarak yapılması; çevrenin, doğanın ve doğanın bir parçası olan insan ve hayvanların korunabilmesi adına önem taşımaktadır. Tekstil yüzey desenlendirme tekniklerinden olan ekolojik baskı, eko tasarım ya da sürdürülebilir tasarım felsefesine yönelik yüzey tasarımlarının oluşturulmasına ve aynı zamanda çoğaltılabilirlik veya tek biçimliliğin mümkün olmadığı özgün baskı tasarımlarına imkan vermektedir. Deneysel bir araştırma olan bu çalışmada, Antalya ili ikliminde yetişen 27 farklı bitki ve buharda rulo baskı tekniği ile şap, pirinç unu ve kül mordanları; sirke ve demir çözeltisi kullanılarak; organik ve % 100 pamuklu dokuma kumaş yüzeylerine; 81 adet ekolojik baskı denemesi uygulanmıştır. Baskı denemeleri, sürtünme (kuru-yaş) haslıkları bakımından değerlendirilmiştir. Görsel açıdan en iyi sonucu veren bitkiler ile mordanlar tespit edilerek; deneysel araştırma sonucu ortaya çıkan farklı verilerin gözlemlendiği, 46 adet, çevre, doğa, insan ve hayvan dostu sürdürülebilir tekstil yüzey tasarımı yapılmıştır.

AntalyaBitkilerEkolojik baskı+3
Didem Kaleli
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gama linolenik asit kaynağı bitkiler üzerine araştırmalar

?-Linolenik asit (GLA, 18:3n-6) linolenik asit'in (LA, 18:2n-6) araşidonik asit'e (AA, 20:4n-6) dönüşümünde oluşan ilk ara üründür. GLA atopik ekzema, diabetik nöropati, romatoit artrit, kanser, viral enfeksiyonlar, osteoporoz ve alkolizm gibi geniş çeşitlilikte patolojinin tedavisinde terapötik öneme sahiptir. Boraginaceae familyası GLA'nın en iyi bilinen kaynağıdır. Boraginaceae familyasının farklı türlerinin tohum yağlarının yağ asiti bileşimi üzerine pekçok çalışma bildirilmiştir. GLA, LA ve ? -linolenik asit (ALA, 18:3n-3), stearidonik asit (SDA, 18:4n-3) ve eruzik asit (22:1n-9) miktarı Boraginaceae familyası için kemotaksonomik açıdan önemlidir.Bu çalışmada, Türkiye'de farklı lokalitelerden toplanmış dört Anchusa L. (Boraginaceae) türünün [Anchusa azurea Miller var. azurea, Anchusa leptophylla Roemer & Schultes subsp. leptophylla, Anchusa arvensis (L.) Bieb. subsp. orientalis (L.) Nordh ve Anchusa undulata L. subsp. hybrida (Ten.) Coutinho] tohum yağlarının yağ asiti bileşimi incelenmiştir. Yağ asitleri alev iyonizasyon detektörün kullanıldığı kapiller gaz kromatografisi-kütle spektrometresi (GC-MS) ile belirlenmiştir. Tohum yağlarının miktarı A. azurea var. azurea'da % 11.20 ile A. leptophylla subsp. leptophylla'da % 22.85 arasında değişmiştir. Çalışılan Anchusa taksonlarının yağ asiti kompozisyonu benzer bulunmuştur. Başlıca yağ asiti metil esterleri oleik (% 29.0-42.7), linoleik (% 12.5-32.0), ?-linolenik (% 0.3-10.8), eruzik (% 3.4-17.9) ve palmitik (% 4.4-16.3) asit olarak belirlenmiştir. GLA miktarı A. leptophylla subsp. leptophylla'da % 3.3 ile A. arvensis subsp. orientalis'te % 6.7 arasında değişmiştir. Sonuç olarak, çalışılan Anchusa türlerinin düşük GLA ve yüksek eruzik asit ihtiva etmelerinden dolayı, bu türler yeni GLA kaynakları olarak değerlendirilmemiştir.

BitkilerBoraginaceaeLinolenik asitler+1
Esat İbrahim Kılınç
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hazar gölü kıyı sularında yetişen sucul bitkilerde, göl suyunda ve sedimentinde ağır metal konsantrasyonlarının belirlenmesi

Bu tez çalışmasında Hazar Gölü kıyı sularında yetişen sucul bitkilerin (Phragmites australis) bazı ağır metalleri (Cr, Cd, Cu, Ni, Zn, Co) biriktirme kabiliyeti araştırılmıştır. Bu amaçla Hazar Gölü kıyı sularında yetişen Phragmites australis bitkilerinden, göl suyundan ve sedimentlerinden mevsimlik olarak numuneler alındı. Ağır metallerden Cr, Cu, Ni, Zn ve Co'ın konsantrasyonlarının sediment > bitki > su sırasını izlediği tespit edildi. Kadmiyum konsantrasyonlarının ise sediment ≅ bitki > su sırasını izlediği tespit edildi. Sedimentteki ağır metal konsantrasyonlarının, Cr > Ni > Zn > Cu > Co > Cd, sudaki ağır metal konsantrasyonlarının, Cr > Zn > Cu > Cd > Co > Ni, bitkideki ağır metal konsantrasyonlarının, Cr > Zn > Cu > Ni > Co > Cd sıralamasını takip ettiği belirlendi. Translokasyon faktörünün Cr ve Zn için bitkide >1 olduğu; Cd, Cu, Ni ve Co için ise <1 olduğu tespit edildi. Ortalama translokasyon faktörü değerlerine göre metaller şu sıralamayı takip etmiştir: Cr > Zn > Cd > Ni > Co > Cu. Biyokonsantrasyon faktörü değerleri <1 olarak tespit edildi. Ortalama biyokonsantrasyon faktörü değerlerine göre metaller şu sırayı izlemiştir: Cd > Zn > Cu > Cr > Co > Ni. Anahtar Kelimeler: Sulak alan, Hazar Gölü, Ağır metal, Bitki, Kıyı suları

AkarsularAğır metallerBitkiler+4
Enver Özatlar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye Türkçesi ağızlarında bitki ve hayvan isimleri

"Türkiye Türkçesi Ağızlarında Bitki ve Hayvan İsimleri" adlı tez çalışması bitki ve hayvan isimlerinin kavram alanını belirmek ve bu alandaki boşluğu doldurabilmek için hazırlanmıştır. "Türkiye Türkçesi Ağızlarında Bitki ve Hayvan İsimleri" adlı tezimizi hazırlamadaki ana gayemiz, Türk milletinin tabiata bakış tarzının ortaya konulması olmuştur. Böylece bu çalışmada, Türkçenin bitki ve hayvan isimleri alanındaki sözvarlığını bir arada derleme amaçlanmaktadır.Türkiye Türkleri, Anadolu'da hem geçimini sağlamak hem de yiyeceğini temin etmek için hayvan ve bitki yetiştiriciliği ile meşgul olmuşlardır. Bitkiler ve hayvanlar Türk kültüründe geniş bir etki alanı içerisinde yer almıştır. Bazı hayvanlar kutsallaştırılıp totem hâline getirilmiş, bazıları pek önemsenmemiş, bazılarından da sadece giyim kuşam yanında diğer doğal ihtiyaçlar amacıyla faydalanılmıştır. Bitkilerden de halk hekimliği yanında tıp ve eczacılık, kozmetik ve tekstil gibi birçok alanda fayda sağlanmıştır. Türkler'in çok eski devirlerde tarımla uğraşmaya başladıkları ve her türlü geçimlerini onlardan sağladıkları belirlenmiştir. Hayvanların etinden, sütünden ve süt ürünlerinden faydalandıkları gibi daha sonraki zamanlarda avcılıkla da ilgilenmeye başladıkları görülmüştür. Yarı göçebe bir hayat tarzı sürdüren Türkler, bitki ve hayvan isimlerini halk kültürünün ve felsefesinin özlü ifadeleri olan deyim ve atasözlerinde fazla sayıda kullanmışlardır. İsimleri verme ve kullanma bakımından da Türk milletinin hayat felsefesini bir yönüyle yansıtmak da diğer bir amacımız olmuştur. Bu sebeple Türkiye Türkçesinin ulaşılabilen bütün kaynakları taranmış ve farklı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Hayvanlar; renkleri, yapıları, organları gibi fiziksel özellikleriyle beslenme ve üreme özelliklerine göre çeşitli isimler almıştır. Bitkiler; köküne, yetiştiği ortama, görünüşüne, rengine, uzunluğuna, kokusuna, kullanılışına, (insanlara ve organlarına, hayvan ve organlarına, eşyalara, diğer varlıklara) benzetme yoluyla çeşitli isimler almıştır. Adlandırmalara bakıldığında, Türkçenin kavramlaştırmada doğadaki nesnelere dayandığı ve somut bir anlatım dili kullandığı görülmektedir. Benzetmelere dayalı adlandırmalar yanında ad aktarmalarıyla ve deyim aktarmasıyla yapılan adlandırmalar da farklı özellikleriyle dikkat çekmektedir. Anadolu ağızlarında bunun yanında güzel adlandırma örnekleriyle benzetmeli, aktarmalı adlandırmaların tanığı olan, somut kavramlara da rastlanmıştır. Bir hayvana ya da bitkiye bir yörede başka bir isim verilirken başka bir yörede farklı bir isim verilmektedir. Bunun yanında aynı isim, yöreler arasında farklı anlamlara geldiği gibi farklı bitki ya da hayvan isimlerine verilmektedir.Türk dili ve edebiyatının yazılı ve sözlü malzemeleri incelendiğinde, Türkçenin bitki ve hayvan isimlerinin zengin ve çeşitli olduğu görülmektedir. Bitki ve hayvan isimleri, şahıs adlarında, halk hekimliğinde, yargı ve düşünce kalıplarında, gelenek görenek ile ilgili ifadelerde, inançlarda ve rüyalarda kendisini önemli derecede hissettirmektedir. Aynı zamanda kültür dilindeki kişileştirme, konuşturma, benzetme gibi söz sanatlarında ve destanlarda duygu ve düşüncelerin iletilmesi amacıyla da hayvan isimlerinden faydalanılmıştır. Türkler, bazı bitki ve hayvan adlarından bazılarını şahıs lakap ve unvanı ile yer adlarında kullanmışlar, bu adlandırmada yırtıcı kuşlar, pençeli hayvanlar ile evcil olanlardan özellikle erkek cinslerinin isimlerini gücü temsil ettiğinden dolayı tercih etmiştirler. Aynı zamanda kız çocuklarına da doğada bulunan güzel ve narin yapılı hayvan isimlerinin verildiği görülmüştür.Anahtar Sözcükler:1.Türkiye Türkçesi2.Anadolu Ağızları3.Bitki ve Hayvan Adları4.Dilbilim, Adbilim5.Sözcükbilim6.Adlandırma

AdlarAnadolu ağızlarıAğızlar+4
Kürşat Efe
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bitkiler ve biyoçeşitliliğin öğretilmesine yönelik bir rehber materyal geliştirme çalışması

Bu çalışma, bitkiler ve biyoçeşitliliğin öğretilmesine yönelik bir rehber materyal geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada görüşme yöntemi kullanılmış, Ankara ili merkez ilçelerinde görev yapmakta olan 22 biyoloji öğretmeninin hazırlanan rehber materyal ve biyoçeşitlilikle ilgili görüşleri alınmıştır.Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin biyoçeşitlilik konusunda hâkimiyet düzeylerinin yeterli olmadığı; biyoçeşitlilik konusundaki bilgi düzeylerini tanımlayabildikleri tür sayısıyla eş değer tuttukları tespit edilmiştir. Öğretmenler, öğrencilerinin de konuyla ilgili bilgi seviyelerinin yeterli olmadığını belirtmiş, bunun nedeni olarak ise ilköğretimde konuya yeterli ağırlılık verilmemesini göstermişlerdir. Öğretmenlerin rehber materyal kullanımına yeterli önemi vermedikleri, biyoçeşitlilik konusunu yüzeysel bir anlatımla geçtikleri ise araştırmada ortaya çıkan bir diğer sonuçtur. Müfredatta biyoçeşitlilik konusunun öğrenci seviyesinde ele alınmasına rağmen, konuyu tam olarak kavratmada yetersiz kaldığı; uygulama ve görsellikte eksiklerinin olduğu da araştırmanın çıktılarından biridir.Araştırmacı tarafından hazırlanan rehber materyal öğretmenlerin tümü tarafından beğenilmiş, öğretici bir nitelik taşıdığı belirtilmiştir.

BitkilerBiyoloji öğretimiBiyolojik çeşitlilik+4
Hatice Esra Günaydın
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çöl tozlarının Elazığ Diyarbakır Adıyaman ve Şanlıurfa illerinde insan ve bitki üzerindeki etkileri

Dinamik etkenlere bağlı olarak 30° enlemlerinde veya karaların denizlerden uzak iç kesimlerinde oluşan sıcak çöller çalışmamıza konu olan çöl tozlarının ana kaynağını teşkil etmektedir. Genel atmosfer dolaşımı ve çeşitli meteorolojik olaylarla (rüzgârlar, gezici depresyonlar, konveksiyonel hareketler) toprak örtüsünden kopup atmosfere dâhil olan çöl tozları boyutlarına göre, (PM1, PM2,5, PM10) atmosferik taşınımı sağlayan rüzgârlar vasıtasıyla çok uzak bölgelere kadar taşınabilmektedir.Türkiye'nin çöl bölgelerine yakın olması, Batı Rüzgârları kuşağında ve Orta Enlem Siklonları'nın etki alanında bulunması çöl tozlarından daha fazla etkilenmesine neden olmuştur. Türkiye'ye özellikle Sahra Çölü, Suriye ? Ürdün Çölü, Suudi Arabistan Çölleri, Irak ve İran çöllerinden yoğun olarak gerçekleşen toz taşınımı en fazla Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde etkisini göstermektedir. Çalışma sahasındaki iller farklı morfolojik özelliklere sahip oldukları için çöl tozlarından farklı düzeylerde etkilenmektedir.Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde çöl tozlarının etkisinin bu kadar fazla olmasında bu yörenin çöl bölgelerine yakın olması, yer şekillerinin genel olarak sade olması yani taşınımı engelleyecek bir oroğrafik engelin olmaması en önemli etkendir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi boyunca kuzeye doğru taşınan çöl tozları; Doğu Anadolu Bölgesi'ne ulaştığında yükseltinin fazla olması ve engebeli dağlık sahaların uzanışına bağlı olarak etkisi azalmaktadır. Çalışma sahasını etkileyen çöllerin farklı toprak ve litolojik özelliklere sahip olmasına bağlı olarak bu çöllerden taşınan tozların kimyasal ve mineralojik yapılarında farklılıklar görülmektedir. Buna bağlı olarak tozların gerek bitkiler gerekse insan sağlığı üzerindeki etkileri de mevsimlere ve bölgelere göre değişiklik göstermektedir.Çöl tozlarının hareketleri ve etki alanının belirlenmesinde doğal faktörlerden topoğrafya, yükselti, bakı ile klimatolojik faktörlerden sıcaklık, nem, yağış, basınç ve rüzgârlar etkili olmaktadır. Bu faktörler çöl tozlarının etkilerinin geniş coğrafyalara yayılmasında veya sadece bir bölgeyle sınırlı kalmasında etkili olmaktadır.Çöl tozlarının taşınımı ve doğa üzerindeki etkileri şüphesiz ki yıl boyunca aynı şiddette ve yoğunlukta değildir. Meteorolojiden sağlanan verilere göre 2009?2012 yıllarında Elazığ, Diyarbakır, Adıyaman ve Şanlıurfa illerinde çöl tozları ilkbaharda Mart-Nisan-Mayıs; yazın, Haziran, Temmuz aylarında sonbaharda ise Eylül-Ekim aylarında daha çok etkili olmaktadır.Elazığ, Diyarbakır, Adıyaman ve Şanlıurfa illerinde çöl tozları insan sağlığı ve ekonomik faaliyetler ile doğal bitki örtüsü ve kültür bitkilerini önemli ölçüde etkilemektedir. Nitekim: Çöl tozu taşınımın yoğun olduğu dönemde astım, bronşit gibi solunum yolları hastalıklarından hastaneye başvuranların sayısında tozsuz günlere göre %20`ye varan artışlar yaşanmakta hava kalitesi ve görüş mesafesi düşmektedir. Yine çöl tozları bazı tarımsal bitkilerin stomalarını (bitkinin solunum yapmasını sağlayan gözenekler) tıkayarak verimi düşürmektedir. Ayrıca çöl tozları yaş veya kuru çökelme yoluyla toprağı demir (Fe2) bakımından zenginleştirerek gübre etkisi oluşturmaktadır. Bunun yanında çöl tozları insanların gündelik olarak kullandığı eşyalardan, yapılara kadar birçok alanı etkilemektedir.Bu çalışmada Elazığ, Diyarbakır, Adıyaman ve Şanlıurfa illerinde etkili olan çöl tozlarının insan sağlığına ve bitkilere etkisi değerlendirilerek bu konuda ortaya çıkabilecek sorunlara çözüm önerileri sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Çöl Kaynaklı Tozlar, Hava Kalitesi, İnsan Sağlığı, Bitki, Astım, Bronşit, Solunum Yolu Hastalıkları.

AdıyamanBitkilerDiyarbakır+4
Harun Reşit Bağcı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

The ımportance of pimpinella anisum L. in phytotherapy

Pimpinella anisum L. bitkisi halk arasında uzun yıllardan beri gerek baharat olarak, gerekse çayı hazırlanarak bağırsak gazlarını giderici ve hazmı kolaylaştırıcı amaçlarla kullanılmaktadır. Modern tıpta ise bu etkileri için kullanılmasının yanı sıra yeni farmakolojik etkileri tespit edilmiştir ve ileriki senelerde bu etkilerinden de faydalanılması mümkün görünmektedir. Bu etkilerden bazıları antikonvülsan etki, antienflamatuvar etki, tümör engelleyici etki, antioksidan etki ve antimikrobiyal etkidir.Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nden temin edilen meyve numunesi ile aktardan satın alınan meyve numunesinde makroskobik ve mikroskobik inceleme, yabancı materyal analizi, ince tabaka kromatografisi, kurutmada kayıp, su ve uçucu yağ miktar tayinleri gibi çeşitli Farmakope analizleri yapılmıştır. Bu analizlerin sonucunda numunelerin uçucu yağ oranlarının düşük çıkması, aktar numunesinin İTK deneyinde referanstan fazla sayıda leke vermesi gibi sebeplerden dolayı her iki numunenin de Farmakope'ye uygun olmadığı tespit edilmiştir.

BitkilerFarmakognoziPimpinella+2
Esra Güney Özdemir
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00

Related subjects