Mixed methods

97 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Sağlıklı yaşam motivasyonu: Güdüleyici unsurların çok boyutlu incelenmesi ve ölçek geliştirme çalışması

Bu araştırmanın amacı, bireylerin sağlıklı yaşam motivasyonunu etkileyen faktörleri belirlemek ve bu faktörler doğrultusunda bireylerin sağlıklı yaşam motivasyonunu ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Bu bağlamda bu araştırma, keşfedici sıralı desen ile nitel ve nicel aşamaları içeren bir karma yöntem araştırması olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında, fenomenolojik desen benimsenerek bireylerin sağlıklı yaşama yönelik motivasyonlarını anlamaya odaklanılmıştır. Bu kapsamda, sağlıklı yaşam davranışlarını benimseyen 18 bireyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan tematik analiz sonucunda, "Sağlıklı Yaşama Motive Eden Unsurlar", "Sağlıklı Yaşama Motive Eden Dürtüler" ve "Sağlıklı Yaşamın Yansımaları" olmak üzere üç kapsayıcı tema ortaya konmuştur. Sağlıklı Yaşama Motive Eden Unsurlar temasında, bireylerin gelecek kaygısı, fiziksel sağlıklarını koruma, psikolojik iyi oluşlarını artırma, sosyal çevrelerinden destek görme ve sosyal olarak beğenilme gibi faktörlerden etkilendikleri belirlenmiştir. Sağlıklı Yaşama Motive Eden Dürtüler kapsamında, bireylerin sağlıklı yaşamı benimsemelerinde geçmiş hastalıkları, olumsuz geçmiş yaşantıları, aile, arkadaş ve sağlıksız insanlar gibi motivasyon faktörleri sağlıklı yaşamı benimseme kararlarını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer almıştır. Sağlıklı Yaşamın Yansımaları temasında ise, sağlıklı yaşam davranışlarının bireyler üzerindeki olumlu etkileri ortaya konmuştur. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdüren bireylerin fiziksel sağlıklarının güçlendiği, sosyal ilişkilerinde daha aktif oldukları ve psikolojik olarak kendilerini daha iyi hissettikleri görülmüştür. Ayrıca, sağlıklı yaşamın bireylere özgüven kazandırdığı, özsaygılarını artırdığı ve genel yaşam kalitelerini olumlu yönde etkilediği saptanmıştır. Bu temalar, bireylerin sağlıklı yaşamı benimseme süreçlerini, hangi faktörlerden etkilendiklerini ve bu sürecin sonuçlarını ortaya koyarak ölçek geliştirme sürecine temel oluşturmuştur. Bu kapsamda araştırmanın ikinci aşamasında, nitel aşamada elde edilen bulgular ışığında Sağlıklı Yaşam Motivasyonu Ölçeği (SYMÖ) geliştirilmiştir. SYMÖ'nün geliştirilmesi için üç farklı örneklemde beş farklı çalışma grubu olmak üzere toplam 976 bireyden veri toplanmıştır. Birinci grupta pilot çalışma için 50 bireye, ikinci grupta Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve güvenirlik analizi için 474 bireye, üçüncü grupta Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA), madde analizi ve madde tepki kuramı için 271 akademisyene, dördüncü grupta ölçüt bağıntı geçerliği için 172 üniversite öğrencisine ve dördüncü grupta test-tekrar test için 50 katılımcıya ulaşılmıştır. Gerçekleştirilen tüm analizlerin sonucunda 4 alt boyuttan ve 18 maddeden oluşan SYMÖ geliştirilmiştir. Elde edilen tüm bulgular, alan yazın ışığında tartışılarak yorumlanmıştır. Sağlıklı yaşam davranışlarının sürdürülebilmesi için motivasyon kaynaklarını anlamanın önemi vurgulanarak, sağlık politikaları, toplumsal eğitim programları ve bireysel müdahalelere yönelik stratejiler geliştirilmesi için uygulayıcılara ve araştırmacılara dair öneriler sunulmuştur. Bu araştırma, bireylerin sağlıklı yaşam davranışlarını anlamaya ve desteklemeye yönelik çalışmalara rehberlik edecektir.

Karma yöntemlerMotivasyonNitel araştırma+2
Elif Özer
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Akciğer kanserinin tanı ve tedavisinde hastaların psikososyal deneyimlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, akciğer kanseri tanısı almış bireylerin teşhis ve tedavi süreçlerindeki psikososyal deneyimlerini, yaşam kalitelerini ve algıladıkları sosyal destek düzeylerini incelemek; bu faktörler ile sosyal maliyetleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve bireysel yaşantılarını derinlemesine analiz etmektir. Araştırma açıklayıcı sıralı karma desen yöntemi çerçevesinde Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde yürütülmüştür. Çalışmanın nicel bölümünde, araştırmaya katılmayı kabul eden 101 hastaya Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği (DASS-21), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MSPSS), EORTC QLQ-C30 ve LC13 yaşam kalitesi ölçekleri ve Görsel Analog Skala (VAS) uygulanmıştır. Çalışmanın nitel kısmında ise 19 hasta ile derinlemesine yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca hasta yakınları ve sağlık profesyonellerinin katkılarıyla veriler çeşitlendirilmiş ve uzman görüşleriyle desteklenmiştir. Nicel bulgular, yapılan hiyerarşik regresyon analizlerinde yaşam kalitesi, maddi zorluk, sosyal destek ve semptom değişkenlerinin depresyon, anksiyete ve stres düzeylerini anlamlı biçimde açıkladığını; ayrıca yapılan fark testlerinde ölçek puanlarının bazı sosyodemografik ve klinik değişkenlere göre farklılaştığını göstermiştir. Nitel veri analizinde, hastaların deneyimlerini açıklayan 7 ana tema ve 37 alt kod ortaya çıkarılmıştır. Bulgular, akciğer kanseri teşhisi konan hastaların önemli düzeyde psikolojik sıkıntı yaşadıklarını, sosyal desteğe ihtiyaç duyduklarını, yaşam kalitelerinde belirgin bozulmalar olduğunu ve sürecin beraberinde ciddi bir ekonomik yük getirdiğini ortaya koymuştur. Karma yöntem yaklaşımının kullanılması, nicel bulguların bireysel hasta anlatılarıyla tamamlanmasına hizmet etmiş ve böylece daha bütüncül bir çerçeve sunulmasını sağlamıştır. Sonuç olarak, bu çalışma akciğer kanseri hastalarının sadece tıbbi açıdan değil aynı zamanda psikososyal ve ekonomik düzeylerde de derin etkiler yaşadığını göstermektedir. Elde edilen bulgular hasta merkezli, sürdürülebilir ve multidisipliner sağlık politikalarının geliştirilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Psikososyal destek hizmetlerinin sağlık sistemine entegrasyonu ve maliyet yükünü azaltmaya yönelik politikaların önemi araştırmanın sağladığı en temel katkılar arasındadır.

Akciğer neoplazmlarıKarma yöntemlerSosyal destek+1
Fatma Üzümcü
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Drama etkinliklerinin 7. sınıf öğrencilerin Türkçe dersi konuşma becerisi ve kaygısına etkisi: Karma yöntem araştırması

Bu çalışmanın amacı, öğrencilerin, Türkçe konuşma becerilerini geliştirme, konuşma kaygılarını giderme, Türkçe dersine olumlu tutum geliştirmede drama yönteminin etkisini belirlemek ve drama uygulamalarına ilişkin görüşlerini incelemektir. Bununla birlikte cinsiyet, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, not ortalaması, kitap okuma durumu gibi bağımsız değişkenlerin sonuçlar üzerinde bir etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmada deney ve kontrol grupları oluşturulmuş ve deney grubuyla 10 haftalık bir çalışma yapılmıştır. Araştırma sonucunda deney grubu öğrencilerinin Türkçe konuşma becerisi ön test-son test verileri arasında son test lehine anlamlı bir farkın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Deney grubu öğrencilerinin Türkçe konuşma kaygısı ön test-son test başarı puanları arasında son test lehine yaklaşık 4 puanlık bir fark olduğu sonucuna ulaşılmışsa da bu farkın istatistik açısından anlamlı bulunmamıştır. Deney grubu öğrencilerinin Türkçe dersine yönelik ön test-son test tutum puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca elde edilen bulgular ışığında deney grubu öğrencilerinin drama yöntemini öğretim yöntemi olarak benimsedikleri, drama yöntemine yönelik yüksek oranda tutum geliştirdikleri sonucuna ulaşılmış, bu yöntemin konuşma becerilerinin gelişiminde önemli rol oynadığı bulgularda yüksek oranda ifade edilmiştir. Cinsiyet, not ortalaması, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, kitap okuma durumu gibi bağımsız değişkenlerin Türkçe konuşma becerisi düzeyleriyle bir ilişkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Drama Yöntemi, Türkçe Öğretimi, Konuşma Becerisi, Konuşma Kaygısı.

DramaKarma yöntemlerKonuşma+7
Naif Kardaş
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmenlerinin dijital eğitim platformlarına ilişkin görüşleri: Bir karma desen araştırması

Bu araştırmanın amacı: fen bilimleri öğretmenlerinin dijital eğitim platformlarına yönelik görüşlerini belirlemektir. Araştırmada karma yöntemlerden açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel yönteminde tarama modeli, nitel yönteminde ise fenomenoloji modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel örneklemini kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi ile belirlenen, 2022-2023 Eğitim-Öğretim yılında MEB'e bağlı Siirt ilindeki resmi ortaokullarda görev yapan 167 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel örneklemini ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden tabakalı örnekleme kullanılarak nicel örneklemden belirlenen 20 fen bilimleri öğretmeni meydana getirmektedir. Nicel veri toplama aracı olarak 'Dijital Eğitim Platformu Değerlendirme Ölçeği (DEPDÖ), araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formu ise nitel boyutunda kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS paket programı ile yapılmıştır. Nicel verilerin analizinde; Bağımsız Örneklem t-Testi ile Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi yöntemi tercih edilmiştir. Nicel bulgular sonucunda, fen bilimleri öğretmenlerinin dijital eğitim platformlarını kullanma durumlarının çalışılan okulun sosyo-ekonomik düzeyi değişkenine göre incelendiğinde sadece EBA boyutunda anlamlı farklılık tespit edilmiş olup cinsiyet, yaş, mesleki kıdem ve eğitim durumu değişkenlerine göre her üç boyutta (EBA, Morpa Kampüs, Okulistik) da anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Fen bilimleri öğretmenlerinin dijital eğitim platformları yeterlik düzeylerinin ölçeğin alt boyutlarına yönelik görüşleri farklı değişkenler açısından incelendiğinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Nitel bulgular sonucunda ise katılımcıların öğrenme-öğretme sürecinde platform kullanım sıklığının çoktan aza göre sırasıyla EBA, Okulistik, Morpa Kampüs şeklinde olmuştur. Katılımcıların büyük çoğunluğu platformların öğrenme-öğretme sürecine fayda sağladığını ifade etmiştir. Katılımcıların platformların en çok zengin içeriklere sahip olması, eğitsel oyunlar barındırması, içeriklerin eğlenceli ve güncel olması, müfredata uygun olması ve deneme sınavlarının bulunması gibi nedenlerden dolayı tercih ettiği görülmüştür. Platformların içerik yetersizliği, öğrencilerin platformlara erişemezliği ve güncellenilmemesi gibi sorunlarından dolayı zorluklar yaşandığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fen Bilimleri, Dijital Eğitim Platformları, Eğitim Teknolojileri.

Branş öğretmenleriEğitim portalıKarma yöntemler+1
Mehmet Gündüz
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin not alma alışkanlıkları: Bir karma yöntemler araştırması

Not alma, bilginin kalıcılığını sağlayan oldukça önemli bir öğrenme stratejisidir. Bu stratejinin kullanımı öğrencilerin bilgiyi kalıcı şekilde öğrenmesi ve hatırlaması için gereklidir. Bir karma araştırma olan bu çalışmada veriler nicel ve nitel boyutlarda toplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda ortaokul öğrencilerinin not alma alışkanlıklarına yönelik bir anket uygulanmış, nitel boyutta ise Türkçe ders kitaplarında not alma etkinlikleri incelenmiş ve Türkçe öğretmenleriyle görüşme yapılmıştır. Ortaokul öğrencilerinin not alma alışkanlıklarının belirlenmesi ve bu alışkanlıkların cinsiyet ve sınıf düzeyi ile ilişkilendirilmesi için 280 ortaokul öğrencisine araştırmacı tarafından hazırlanan Not Alma Alışkanlıkları Anketi uygulanmıştır. Bu anket ile elde edilen veriler frekans, yüzde ve ki-kare analizlerine tabi tutulmuş ve yorumlanmıştır. Türkçe ders kitaplarındaki not alma etkinlikleri doküman incelemesi yoluyla incelenmiş ve betimsel analiz yapılarak değerlendirilmiştir. Son olarak 15 Türkçe öğretmeninin not almaya yönelik görüş ve uygulamalarının belirlenmesi amacıyla 7 sorudan oluşan Yarı Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu uygulanmıştır. Bu görüşmeden elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulup yorumlanmıştır. Bunların sonucunda görülmüştür ki ortaokul öğrencilerinin çoğunluğu yanlış not alma alışkanlıkları geliştirmiştir. Ayrıca Türkçe ders kitaplarındaki etkinliklerin doğru alışkanlıklar kazandırmaya yönelik olmadığı ve Türkçe öğretmenlerinin de öğrencilere not alma alışkanlığı kazandıracak uygulamalar yaptırmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Not alma, alışkanlık, not alma alışkanlığı, Türkçe ders kitabı, etkinlik

Ders kitaplarıEğitim etkinliğiKarma yöntemler+6
Sena Yıldız
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Women's empowerment in the context of family composition: An analysis of the status of single mothers in Turkey

Existing literature puts less attention on the status of single-parent women with a focus of intra-household dynamics. The aim of the thesis is to analyze the level of empowerment of women with respect to different household types with a specific focus on single-parent households and understand how women's empowerment varies by the age, region, place of residence, and wealth status. The factors behind this issue were employed by using mixed-method approach from a feminist perspective. 2018 TDHS data is utilized in order to answer the research question, through factor analysis using a polychoric correlation matrix, the women's empowerment variable was constructed, and the multinomial logistic regression method was used to identify the relationships between women's empowerment and explanatory variables. After quantitative analysis, in-depth interviews were conducted with 18 women while women's life course experiences, coping strategies, perceptions of empowerment, and self-image were discussed. Existing literature indicates that women living in single- parent households are particularly disadvantaged due to poverty, while women in higher income groups with own resources - regardless of household status - are already in an advantageous position to decide to divorce or to overcome the challenges of being a single parent woman. On the other hand, by focusing on the differences between household types, the thesis has once again revealed findings that are not unexpected and re-emphasize persistent inequalities: Childcare and household responsibilities are significant barriers to women's empowerment. Therefore, the study argues that single parent women, with the support of internal and external resources, develops autonomy and coping mechanisms to deal with the challenging aspects of being a single parent and are relatively more empowered. By understanding and supporting these mechanisms, single parent women's empowerment could be promoted to a wider scale.

Family empowermentHouseholdWomen+3
Neriman Başak Altan
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Karma gerçeklikte çoklu mekan tasarımı

Bu tez araştırması, varoluşundan beri gerçeği arayan insanın yeni çağda kendi gerçeğini yaratma çabalarına eğilmiştir. Günümüzde sanal ve artırılmış gerçeklikte teknolojik yeterliliğe ulaşılması sonucu artık karma gerçeklik ortaya çıkmıştır. Fiziki ve bedeni sınırlılıkların ortadan kalktığı karma gerçeklik çağı neredeyse başlamak üzeredir. İlk metaevren dönem yeni başlamaktadır. Tez çalışmasında karma gerçeklik ekipmanlarıyla tek bir fiziki mekanın ayrı ayrı sanal düzenlemeler ile aynı anda birçok kişi tarafından kullanılabilmesine yönelik grafik tasarım gerçekleştirilmiştir. Tezin birinci bölümü algı, gerçek, zaman, mekan ve simülasyon kavramlarını içermektedir. İkinci bölümde artırılmış gerçeklik, üçüncü bölümde sanal gerçeklik ve dördünce bölümde karma gerçeklik konuları geniş biçimde yer almaktadır. Karma gerçeklikte çoklu mekan tasarımı, örnek uygulama çalışması beşinci bölümde anlatılmaktadır. Tez Türkiye'deki ilk karma gerçeklik konulu tezdir. Bu nedenle sadece grafik tasarım alanına değil mimariden yazılıma kadar bütün alanlar için kaynak oluşturabilmesine yönelik derin bir araştırmanın ürünüdür. Karma gerçeklikte çoklu mekan tasarımı tezi kendinden sonraki karma gerçeklik çalışmaları için temel yapı oluşturma görevini üstlenmesi nedeniyle uzun bir araştırmanın son sözü değil, yep yeni bir düşüncenin ilk kelimeleridir.

GerçeklikGrafik sanatlarKarma yöntemler+4
Alper Raif İpek
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite mezunu bireylerin evlilik doyumu ve cinsellik olgusuna bakışları

Bu araştırmanın temel amacı üniversite mezunu evli bireylerin evlilik doyumlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi ve cinsellik olgusuna ilişkin algılarının metafor analizi yoluyla incelenmesidir. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Öncelikle amaçsal örnekleme yöntemi ile ve nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli bağlamında nicel veriler toplanmış ardından amaçlı örnekleme yöntemi ile ve nitel araştırma yöntemlerinden metafor analizi yoluyla nitel veriler toplanmıştır. Bu karma yöntem araştırması literatürde "açıklayıcı ardışık desen" olarak adlandırılmaktadır. Araştırmanın nicel örneklemini 208 kadın 75 erkek olmak üzere toplam 283 evli birey oluşturmaktadır. Nitel örneklemi ise nicel veri toplama sürecine de katılmış ve nitel aşamaya da katılmaya gönüllü olan ayrıca araştırma amacına uygun 45'i kadın 30'u, erkek olmak üzere toplam 75 kişiden oluşmaktadır. Nicel veri toplama aracı olarak Çelik ve Yazgan İnanç (2009)'ın geliştirmiş oldukları "Evlilik Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak ise katılımcıların cinsellik kavramına ilişkin sahip oldukları zihinsel imgeleri (metaforları) belirlemek için "cinsellik…… gibidir; çünkü ………" cümlesini tamamlamaları istenmiştir. Araştırmada elde edilen nicel bulgulara göre, üniversite mezunu evli bireylerin evlilik doyumlarının cinsiyet, yaş, evlilik yaşı, çocuk sahibi olup olmama ve gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde değiştiği görülmüştür. Cinsiyete göre bakıldığında, evlilik doyum ölçeği alt boyutlarından cinsel doyumun erkeklerde kadınlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Yaş değişkeni için ise, 35-39 yaş arasındaki bireylerin evlilik doyumu aile alt boyut puanlarının diğer yaşlarda olanlardan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Evlilik yaşına dair sonuçlar ise, 25-29 yaş arasında evlenmiş olan kişilerin evlilik doyumu ölçeği cinsellik alt boyut puanlarının görece geç yaşlarda evlenmiş olanlardan daha yüksek olduğunu göstermektedir. Çocuk sahibi olmayan evli bireylerin evlilik doyumu cinsellik alt boyut puanlarının çocuk sahibi olanlardan daha yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Son olarak yüksek gelir düzeyine sahip bireylerin cinselliğe dair doyum puanlarının orta gelir düzeyinde olanlardan daha yüksek olduğu görülmüştür. Diğer yandan evlilik süresi ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre herhangi anlamlı bir farklılığa ulaşılmamıştır. Nitel kısımda yürütülen metafor analizi sonuçlarına göre ise; katılımcıların cinsellik kavramına ilişkin toplam 75 adet ve 54 farklı geçerli metafor ürettikleri görülmüştür. Bu metaforlar ortak özellikleri bakımından 4 farklı kavramsal kategori (yiyecek-içecek olarak, bir eylem olarak, soyut bir kavram olarak, bir kavram/nesne olarak) altında toplanmıştır. Metaforların geliştiren katılımcı bağlamında yapılan incelemesinde; erkeklerin cinselliğe dair geliştirdikleri metaforların kadınların geliştirdikleri metaforlardan daha fazla olumlu içeriğe sahip oldukları, yine evlilik yaşı daha düşük olanların da diğer katılımcılardan farklı olarak metaforlarına çoğunlukla pozitif anlam yüklenmiş oldukları belirlenmiştir. Yine gelir düzeyi yüksek olan kişilerin cinselliğe dair geliştirdikleri metaforların orta gelirde olanlardan daha olumlu olduğu görülmektedir. Son olarak çocuk sahibi olmayan bireylerin cinselliğe ilişkin algılarının çocuk sahibi olanlardan daha olumlu olduğu görülmüştür. Elde edilen nicel ve nitel bulgular bir arada benzer çalışmalar bağlamında tartışılarak çeşitli öneriler getirilmiştir. Tüm nitel bulguların nicel bulgularla tutarlı ve onları açıklayıcı nitelikte olduğu ileri sürülebilir. Ayrıca buna benzer başka çalışmaların daha geniş ve farklı yapıları da yansıtan örneklemler ile yeniden yapılmasının alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

CinsellikEvlilikEvlilik doyumu+4
Özgür Yıldız
İstanbul Aydın University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Karma testlerde kayıp verilerin değişen madde fonksiyonunaetkisinin incelenmesi

Bu araştırma iki ve çok kategorili puanlanan maddeler içeren karma testlerde kayıp veri ile başa çıkma yöntemlerinden Markov zincirleri Monte Carlo (MZMC), çoklu değer atama (ÇDA) ve beklenti maksimizasyonu (BM)'nun değişen madde fonksiyonuna (DMF) etkisinin incelenmesine yöneliktir. Bu amaçla çalışma TIMSS 2019'da fen bilimleri testinde 9 numaralı kitapçığı alan ve eksiksiz yanıtlayan 1160 öğrencinin puanlarından oluşan tam veri seti üzerinden yürütülmüştür. Yöntemlerin etkililiği için incelenecek koşullar; kayıp veri mekanizması (TRK ve RK), DMF düzeyi (A, B ve C) ve kayıp veri oranı (%10 ve %20) olarak belirlenmiştir. Söz konusu veri seti üzerinden tamamen rastgele kayıp (TRK) ve rasgele kayıp (RK) mekanizmaları altında farklı oranlarda veri silinerek oluşturulan kayıp verileri setlerine MZMC, ÇDA ve BM yöntemleriyle veri ataması yapılmıştır. Elde edilen tüm veri setlerine poly-SIBTEST yöntemiyle DMF analizi yapılmıştır. Bu doğrultuda tam veri setinden elde edilen sonuçlar referans alınarak diğer veri setlerinin sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda incelenen tüm koşullar açısından BM ve MZMC yöntemleri C düzeyi DMF için A ve B düzeylerine göre daha iyi performans sergilemiştir. %10 ve %20 TRK mekanizmalarında DMF gösteren maddelerde DMF belirlemede en başarılı ÇDA yönteminin olduğu görülmüştür. Tam veri setiyle karşılaştırıldığında %10 RK mekanizmasında üç yöntem de benzer sonuçlar gösterirken, %20 RK mekanizmasında diğer yöntemlere göre MZMC en yakın sonuçları vermiştir.

Değişen madde fonksiyonuKarma yöntemlerKayıp veri teknikleri+2
Leyla Burcu Dinçsoy
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

"Moving beyond qualitative and quantitative methods": Experimenting sequential mixed methods while studying spirituality

Researchers in social sciences often choose from qualitative, quantitative or mixed research methods while working on empirical research projects. It is often argued that in mixed methods designs, bias or weaknesses that are associated with a particular approach are expected to be balance each other (Creswell, 2013, p. 18-19). As mixed research methods blends quantitative and qualitative methods while studying the same event to be able to get a fuller understanding of the issue, mixed methods researches usually result in more profound findings because of "methodological pluralism" or "eclecticism" manifests (Johnson and Onwuegbuzie, 2004, p. 14). This study aims to discuss and present potentials that combine qualitative and quantitative methods. To be able to examine the argument above, issues regarding the design and major components of basic sequential mixed methods studies are discussed throughout this writing. Those issues may be summarized as decisions about the model and priority of methods, mixed methods sampling, timing, order, and sequence in different stages of the research as well as the issues related to the integration of both methods and databases. To carry out this discussion, this thesis will provide the necessary arguments and definitions in the literature on methodological challenges of mixed methods approach in addition to theoretical framework for the illustrative research which is designed to study "spirituality". As spirituality is a hard-to-grasp and rather sensitive subject with relatively small study population available, different aspects of mixed methods approach seemed to be suitable to reflect on it. Thus, this writing will be able to provide examples and illuminate the steps of sequential mixed methods researches and providing a discussion that is beyond theoretical. Combining different elements of these established methods and considering the solitary advantages, this research project will try to test the argument presented as well as the necessary design steps along the way.

Mixed methodsSpiritualityQuantitative research+1
Hande Gür
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuk refahı alanında gönüllü katılımı etkileyen faktörlerin incelenmesi: Bir karma yöntem araştırması

Gönüllülük, evrensel bir nitelikle dünyanın her yerinde varlığını sürdüren ve insanların toplum için iyi bir şeyler yapmaya çalıştıkları bir seçim, faaliyet ve yoldur. Tüm dünyada insanlar çok çeşitli sebeplerle gönüllü faaliyetlere katılmaktadır. Yoksulluğu ortadan kaldırmak, temel sağlık ve eğitim hizmetlerini iyileştirmek, insanlara güvenli su kaynağı ve sağlıklı koşullar sağlamak, çevre sorunlarından ve iklim değişiminden kaynaklanan sorunlarla başa çıkmak, afet riskini azaltmak, sosyal dışlanmayla ve şiddete meydan veren itilaflarla mücadele etmek bunlardan sadece bazıları olarak görülmektedir. Türkiye'de bireylerin resmi gönüllülük faaliyetlerine katılımlarının düşük düzeyde olması, gönüllülük alanına yönelik hem yasal hem uygulama anlamında belirli boşlukların olması, çocuk refahı alanındaki resmi gönüllülük faaliyetlerinde rol alan gönüllülerin gönüllü faaliyetlere katılımına yönelik motivasyonel faktörlerinin ve bununla ilişkili olarak ulusal gönüllülük sisteminin incelenmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda araştırmanın genel amacı, çocuk refahı alanında gönüllü faaliyetlere katılımı etkileyen faktörleri açıklamaktır. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'de gönüllülüğün arka planında var olan faktörler (mikro, mezzo ve makro) ve motivasyonlar, çocuk refahı alanı üzerinden belirlenmiş ve elde edilen veriler ışığında gönüllülüğün gelişimine yönelik bir model önerisi ortaya koyulmuştur. Araştırma kapsamında karma yöntemler araştırması yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmanın nicel boyutuna yönelik, örneklem kapsamında Ankara ve İstanbul'daki belirlenmiş sivil toplum kuruluşlarında gönüllü 1046 kişi katılım sağlamıştır. Ayrıca araştırmanın iki boyutlu olan nitel bölümünde ise, ilk boyuta yönelik 25 gönüllü ile derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiş ve ikinci boyuta yönelik ise, 35 uzman ve karar verici ile derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda, katılımcıların özellikleri tanımlanmış ve betimlenmiştir. Ayrıca katılımcıların gönüllülüğe ilişkin motivasyonun ölçülmesine ilişkin de 'Gönüllülük Motivasyon Envanteri' ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutuna yönelik ise iki farklı yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel araştırma verilerinin analizinde SPSS 22.0 ve AMOS 23.0 istatistik paket programları kullanılmıştır. Nitel verilerinin çözümlenmesi noktasında kodlama ve temaların oluşturulması amacıyla MAXQDA 2020 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda nicel boyuta yönelik; gönüllülerin yaklaşık %80'inin kadın ve 18-30 yaş arasında olduğu, yaklaşık üçte birinin ise öğrenci olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, gönüllülerin yaklaşık üçte birinin gönüllülük sonrası fiziksel sağlıklarını daha iyi hissettiklerini ve yaklaşık %80'inin ise de psikolojik anlamda sağlıklarını daha iyi hissettiklerini ifade etmişlerdir. Aynı zamanda gönüllülerin gönüllü olma motivasyonlarında; takdir etme, tepkisellik ve anlamada boyutları diğer boyutlara kıyasla ön plana çıkmıştır. Nitel araştırma sonuçlarına yönelik ise beş tema altında farklı sonuçlar ortaya koyulmuştur. Bu temalar; sırasıyla 'gönüllülüğe ilk adım ve gönüllülük algısı', 'gönüllülüğün etkileri', 'gönüllülük sisteminin geliştirilmesi ve sürdürebilirliği', 'gönüllülükte paydaşlar, sorumluluklar ve rol dağılımları' ve son tema olarak ise 'gönüllülükte geçmiş, şimdi ve gelecek' olarak belirlenmiştir. Genel olarak çalışmanın hem nicel hem de nitel boyutundan elde edilen bulgular, gönüllülüğe dair mikro, mezzo ve makro yapıda birçok sonuca ulaşılabilinmesine imkan tanımıştır. Böylelikle gönüllülük alanı bütünleşik bir yapıda incelenmiştir. Sonuç olarak ise, bireylerin sahip oldukları gönüllülük motivasyonları ile mikro, mezzo ve makro düzeyde sahip oldukları özellikler ve içerisinde bulundukları yapılar, onların gönüllü olma kararını etkilediğini göstermektedir. Model önerisi anlamında ise, özellikle Türkiye'de gönüllülük alanının yapılanmamış olması, yasal mevzuat kapsamında gönüllülüğe yönelik bir çerçevenin olmayışı ve kurumsal düzeyde eşgüdüm eksiklikleri çalışma kapsamında yeni bir model önerisi oluşturulmasını gerekli kılmıştır. Çalışma kapsamında ortaya koyulan model, gönüllü faaliyetlerin daha sistemli ve sürdürülebilir yapılabilmesine yönelik katkı sağlamaktadır.

Gönüllü kuruluşlarGönüllü çalışanlarGönüllülük+5
Harun Aslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Evliliğe hazır oluş ile ilişkili faktörler

Bu araştırmanın amacı evliliğe hazır oluş için ortak temaları belirlemek, geniş bir bekâr örnekleme genellenebilirliğini değerlendirmek ve evliliğe hazır oluşla ilişkili faktörleri incelemektir. Bu çalışma, karma yöntem araştırmasının modellerinden olan keşfedici sıralı desende tasarlanmıştır. Bu araştırma, üç çalışma grubunda yer alan 1539 birey ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde; tematik analiz, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, çok değişkenli varyans analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Bekâr genç yetişkin bireylerin evliliğe hazır oluş için önem verdiği faktörler altı tema olarak belirlenmiştir. Bu temalar; finansal, hazır oluş, duygusal hazır oluş, kişiler arası ilişkilere hazır oluş, aile yaşamı ve rollerine hazır oluş, cinsel yaşama hazır oluş ve toplumsal sorumluluklara hazır oluştur. Yeni evli bireyleri evliliğe hazır hissettiren faktörler; finansal hazır oluş, duygusal hazır oluş, aile hayatı ve rollerine hazır oluş ve toplumsal sorumluluklara hazır oluş olarak belirlenmiştir. Yeni evli bireylerin evlilikte sorun yaşadığı alanların; kişiler arası ilişkiler, aile hayatı sorumlulukları ve finansal konular olduğu tespit edilmiştir. Bu temalar doğrultusunda geliştirilen evliliğe hazır oluş ölçeğinin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Bekâr genç yetişkin bireylerin evliliğe hazır oluş düzeylerinde; cinsiyet, ilişki durumu, çalışma durumu ve yaşam planındaki öncelik açısından farklılıklar olduğu görülmüştür. Yaş, ideal evlilik yaşı ve partnerini tanımaya yönelik ideal süre değişkenlerinin evliliğe hazır oluşla ilişkili olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

EvlilikHazırbulunuşlukKarma yöntemler+1
Gökay Keldal
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumlarına yerleştirmede kullanılan merkezi sınav puanlarının geçerlik çalışması

Bu araştırmanın amacı; seçme yerleştirme amaçlı yapılan ve yüzbinlerce öğrenci hakkında hayati kararlar veren, sınavla öğrenci alan ortaöğretim kurumlarına ilişkin merkezi sınav (OKMS) puanlarının ölçüt geçerliğine ve sonuçsal geçerliğine ilişkin kanıtların toplanmasıdır. Karma yöntemle modellenen araştırmanın nicel boyutunda, eğitim sisteminin geri bildirimi ve bütünlüğüne katkı sunmak ve eğitim müfredat sisteminin sarmal yapısının görülmesi amacıyla aynı öğrencilerin 8. ve 9. sınıf akademik başarı puanları ile OKMS alt testleri ham puanlarından elde edilen veri setleri arasındaki ilişkileri açıklamak için merkezi sınavın uygunluk (uyum) ve yordama geçerlik düzeyleri belirlenmiştir. Nitel boyutta ise bu sınavın hedeflenen amaçlarla ve diğer sosyal değerlerle ne kadar tutarlı olduğunun belirlenmesi ve ölçme sonuçlarının ters etkileri konularında bilgi toplayabilmek adına sonuçsal geçerlik ve ölçüt geçerliği bağlamında farklı paydaşlardan (öğrenci, öğretmen, veli) görüşler alınmıştır. Araştırmanın ölçüt geçerliğine ilişkin nicel sonuçlarına göre 8. ve 9. sınıf yılsonu akademik başarı puanları OKMS alt test puanlarını yeterli düzeyde açıklamaktadır. Bununla birlikte uygulamaya konulan yenilikler, araştırmaya konu olan paydaşlar tarafından kısmen olumlu olarak nitelendirilmesine rağmen, günümüze kadar sıklıkla değişikliğe uğrayan sistemlerin genelinde olduğu gibi uygulanan son sistemin de bazı temel problemleri ortadan kaldırmadığı göze çarpmaktadır.

Akademik başarıGeçerlikKanonik korelasyon+5
Mustafa Köroğlu
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancılara Türkçe öğretiminde kültürlerarası iletişim ve mikro saldırganlık

Disiplinler arası çalışmalar, farklı alanlara ait bilgilerin bütünleşmesi ve bilimsel zenginlik açısından oldukça önemlidir. Yabancılara Türkçe öğretimi sahasında da farklı disiplinlerin ortaklığı ile yürütülen çalışmalar alana yeni bakış açıları kazandıracaktır. Uluslararası öğrenci hareketliliği her geçen yıl artmaktadır ve bu hareketlilik önemli bir kültürel etkileşim alanı oluşturmaktadır. Bu etkileşimin en yoğun gerçekleştiği mekânlar da dil öğretim sınıflarıdır. Yabancılara Türkçe öğretimi sahasında kültürlerin karşılaşma alanları olan dil öğretim sınıflarındaki kültürlerarası iletişim ve etkileşim, üzerinde önemle durulması gereken hususlardan biri olarak karşımızda durmaktadır. Dil, iletişim kurmanın yanında kültürel kodları taşır ve aktarır. Dil öğretiminin temel dil becerilerini geliştirmenin yanında kültürlerarasılığı sağlayan bir işlevi de vardır. Dil öğrenicilerinin gerek bireysel gerekse ulusal kültürel kodları, doğal olarak çok kültürlü bir ortamı meydana getirmektedir. Bu çok kültürlülüğü oluşturan ırk, milliyet, cinsiyet, dil, din gibi pek çok toplumsal yapı; aynı zamanda bireylerin toplumsal yaşam içinde kimliklerinin oluşmasını sağlayan gruplar ve aidiyetlerdir. Bu kimlikler, farklılıkları da beraberinde getirmekte ve zaman zaman kültürel çatışmalara da zemin hazırlayabilmektedir. Günümüzde ırksal temelli ayrımcılıklar ile ilgili düşüş olduğu ve aynı zamanda konu hakkında artan farkındalıklar görülse de ayrımcı, cinsiyetçi ve ötekileştirici davranışların kaybolmadığı; sadece şekil değiştirdiği de gözlemlenmektedir. Mikro saldırganlık olarak adlandırılan bu ayrımcı ve ötekileştirici davranışlar sınıf içi iletişimi engelleyerek dil öğrenimi ve öğretiminin önündeki en büyük bariyerlerden biri olabilmektedir. Bu çalışma, sınıf içi iletişim bağlamında öğrenici-öğretici veya öğrenici-öğrenici arasında görülmüş veya görülebilecek mikro saldırgan davranışlar ve bunların dil öğrenme sürecine etkilerini tartışmaktadır. Öncelikle "mikro saldırganlık" olgusunu tanımlayabilmek amacıyla alan yazın incelemesi yapılmış ve mikro saldırganlığın göstergesi olabilecek davranışlar belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma, karma yöntem araştırma tekniğine uygun olarak desenlenmiştir. Çalışmanın sonucunda; oryantasyon programları ile öğrenicilerin kültürel adaptasyon sürecinin hızlandırılması, dil öğretim merkezlerinde rehberlik servislerinin kurulması, öğreticilerin eğitimi ve farkındalıklarının artırılması konusunda yeni düzenlemeler yapılması, aracılık kavramının uygulamaya geçirilmesinin yanında dil öğretim materyalleri ile öğretimde kullanılan sosyal medya uygulamalarının da mikro saldırgan unsurlar içermemesi gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler Yabancılara Türkçe öğretimi, mikro saldırganlık, kültürlerarasılık, sınıf içi iletişim, karma yöntem.

Karma yöntemlerKültürlerarası iletişimKültürlerarasılık+6
Mehmet Er
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Boşanma sürecinde çatışma deneyimlerinin stratejik aile terapisi temelinde analizi bir karma yöntem araştırması

Bu araştırma, boşanma sürecinde bireylerin yaşadıkları çatışma durumlarını anlamlandırma çabasının neticesinde, tarafların içinde bulundukları çatışma durumları, bu çatışmalara yönelik onarma girişimleri ve çatışmalarını yönetmek için ihtiyaç duydukları hizmetleri ortaya koyma ve bir model önerisi sunma amacındadır. Araştırmanın yöntemi karma yöntem olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda yapılandırılmış (denetimli) gözlem tekniği kullanılarak Ankara Sıhhiye Adliyesi'nde yer alan 11 aile mahkemesinde toplam 200 duruşma gözlemi gerçekleştirilmiş, nitel boyutunda ise 9 boşanma davası devam eden birey, 7 hâkim, 5 avukat ve 14 mahkeme uzmanı ile toplam 35 derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Duruşma gözlem sürecinden elde edilen nicel veriler öncelikle SPSS 23.0 for Windows programında analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizinde ise MAXQDA 12 Nitel Veri Analiz Programı kullanılmış ve her iki veri kümesi Caracelli ve Greene'nin oluşturdukları veri destekleme (birleştirme) stratejisi kullanılarak birleştirilmiş ve karma analiz edilmiştir. Yapılan analiz boşanma sürecinde yaşanan çatışmaların evlilik sürecinde yaşanan çatışmalardan bağımsız olmadığını ve eşler arasındaki çatışmaların konumunun özellikle boşanma sürecinin hukuki boyutunda yer alan tanık beyanları, dilekçeler, avukat savunmaları, hâkimin usulü gibi etmenlerle arttığını göstermektedir. Ayrıca boşanma sürecinin yalnızca eşler arasında değil çocukların yanı sıra, kök aile, yakın arkadaş, akraba, komşu vb yakın çevrenin ve daha büyük ölçekte toplumun sınırları içerisinde gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Ancak boşanma sürecindeki bireylerin bu sınırlar içerisinde yeterli sosyal destek sistemlerine sahip olmadıkları kök aile gibi var olan sosyal destek sistemlerinin ise çatışmaları artırıcı, çatışma konularının yönünü değiştirici ve çatışmanın sınırlarını geliştirici bir etkiye sahip olabileceklerini göstermektedir. Bu çalışma kapsamında, elde edilen bulgular ışığında, boşanma sürecindeki bireylerin ihtiyaç duydukları hizmetlerin ortaya konulması amaçlanmış ve nihayetinde stratejik aile terapisinin özü kaybedilmeden ve çatışma yönetiminin sınırlarından çıkılmadan oluşturulan model "Barışçıl sosyal boşanma çalışması" olarak kavramsallaştırılmış ve bu sayede boşanma çalışmalarına katkıda bulunulmuştur. Araştırmanın sonuçları boşanma sürecinde özellikle hukuki boyuta ilişkin hizmet modellerinin yok denecek kadar az olması sebebiyle boşanma olgusuna yönelik yeni bir kavram okumasından hareketle hukuki süreçte, sosyal refah hizmetlerinde bir değişim gerektiğine işaret etmekte ve yeni hizmet modellerinin alana kazandırılmasının gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Ayrıca evlilik ve boşanma kavramlarının yeniden tanımlanmasına ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.

BoşanmaBoşanmış ailelerEvlilik çatışması+3
Hatice Nuhoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karma testlerin psikometrik özelliklerini belirlemede klasik test kuramı ve Rasch modelinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, karma testlerin psikometrik özelliklerini belirlemede Klasik Test Kuramı ve Rasch Modelinin kullanımının benzer ve farklı yönlerini inceleyerek, hangisinin daha detaylı istatistiksel bilgi verdiğini ortaya koymaktır. Madde ve test istatistikleri Klasik Test Kuramına göre Microsoft Excel ile Rasch modeline göre ise Winsteps yazılımı 4.3.2. versiyonu ile elde edilmiştir. Çalışmanın veri seti ABİDE (Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi) sınavı 2016 uygulaması A kitapçığını alan 11193 bireyin cevaplarından oluşmaktadır. Çalışma ABİDE sınavı matematik ve fen bilimleri alt testleri ile sınırlı tutulmuştur. Her bir alt test 9 tane çoktan seçmeli ve 9 tane açık uçlu olmak üzere 18 maddeden oluşmaktadır. İki kuramın madde güçlüklerini belirlemede benzer sonuçlar verdiği görülmüştür. İki kurama göre test uygulamasının güvenirlik ve geçerlikleri açısından problemli olabilecek maddeler incelenmiş, fen bilimleri alt testi için iki kuramın da aynı maddeler işaret ettiği görülmüştür. Matematik alt testinde ise Rasch modelinin KTK'ya ek olarak bir maddeyi daha problemli olarak gösterdiği görülmüştür. İki kurama göre de testlerin güvenilir olduğu görülmüş, kullanımının KTK'ya göre daha az alışılmış olmasına rağmen Rasch modelinin bireylere ve maddelere ilişkin daha detaylı bilgi verdiği; dolayısıyla geniş ölçekli test uygulamalarında istatistiksel bilgi elde edilirken KTK'ya iyi bir alternatif olabileceği düşünülmektedir.

Karma format testlerKarma yöntemlerKlasik Test Kuramı+4
Şafak Cansu Doğru
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kaynaştırma ortamında birlikte öğretim ile uygulanan uyarlanmış sosyal bilgiler öğretiminin özgül öğrenme güçlüğü tanılı öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal özelliklerine etkililiğinin incelenmesi

Özgül öğrenme güçlüğü (ÖÖG) olan öğrencilerin kaynaştırma/bütünleştirme sınıflarındaki eğitimleri her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Buna karşılık sınıf içinde ÖÖG olan öğrencilere yönelik hangi çalışmaların ne şekilde uygulanacağına ilişkin öğretmenler güçlükler yaşayabilmektedir. Bunun öneminden yola çıkılarak tasarlanan bu araştırmanın temel amacı, uyarlanmış birlikte öğretim uygulamalarının sosyal bilgiler (SB) dersinde 5. sınıfa devam eden ÖÖG olan öğrencilerin akademik başarı, SB dersine yönelik tutum ile sosyal katılım ve karar verme becerilerine etkisinin belirlenmesidir. Ayrıca araştırma ile öğrenciler, öğretmenler ve ailelerin bu uygulamaya yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2022/2023 eğitim-öğretim yılının güz döneminde Sivas ili merkez ilçesindeki dört devlet ortaokulunda gerçekleştirilmiştir. Karma araştırma yöntemiyle eşzamanlı üçgenleme deseninde tasarlanan bu araştırmanın nicel bölümü yarı deneysel desende, nitel bölümü ise eylem araştırması modeliyle tasarlanmıştır. Araştırmanın deney ve kontrol gruplarının belirlenmesinde ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya ÖÖG olan toplam 35 öğrenci dahil edilmiştir. Deney grubunda 7 ayrı sınıftan ÖÖG olan 18 öğrenci yer alırken, kontrol grubunda ise 6 ayrı sınıftan ÖÖG olan 17 öğrenci yer almıştır. Çalışmaya sınıfında ÖÖG olan öğrencisi bulunan 7 SB öğretmeni dahil edilmiştir. Araştırmada birlikte öğretim çalışmalarının bir arada yürütüldüğü deney grubunda iki ayrı ortaokulda görev yapan toplam 5 SB öğretmeni yer almaktadır. Araştırmanın kontrol grubunda yer alan öğretmen sayısı ise iki ayrı ortaokulda görev yapan 2 SB öğretmenidir. Deney grubunda uyarlanmış birlikte öğretim çalışmaları, kontrol grubunda ise mevcut SB öğretim programına dayalı normal öğretim uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Uyarlanmış birlikte öğretim uygulamasının ders planları araştırmacı tarafından hazırlanmış ve planlama aşamasında birlikte öğretim yapılan SB öğretmenlerinin görüşüne sunulmuştur. Araştırmacı ve SB öğretmeninin yürüttüğü uyarlanmış birlikte öğretim aşamaları; planlama, öğretimsel süreç ve değerlendirme basamaklarından oluşmaktadır. Araştırmanın nicel verileri; akademik başarı testi, SB tutum ölçeği, karar verme ölçeği ve sosyal katılım ölçekleri ile toplanmıştır. Nitel veriler ise; öğrenci görüşmeleri, öğrenci günlükleri, uygulama öncesi ve uygulama sonrası öğretmen ve aile görüşmeleri ile toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde bağımlı gruplar t testi ve bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel bulgulara göre deney grubunda yer alan öğrencilerin akademik başarı, SB tutum ve beceri ön-test son-test puanları arasında son-test lehine anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Kontrol grubunda yer alan öğrencilerin ise akademik başarı ön-test son-test puanları arasında son-test lehine anlamlı bir farklılık olduğu ancak SB tutum ve beceri ön-test son-test puanları arasında son-test lehine anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen nitel bulgularda, deney grubunda yer alan SB öğretmenlerinin görüşlerine göre öğrencilerin; derse yönelik ilgilerinde ve sınıf-içi kurallara uyma davranışlarında artış yaşandığı, öğrencilerin topluluk önünde kendini ifade etme becerisinde gelişme görüldüğü, olumlu iletişim, işbirliği, özgüven ve aidiyet duygularını geliştirdikleri bununla birlikte öğretmenlerin uyarlanmış birlikte öğretim uygulamalarının gelecekte uygulanabileceğini düşündükleri bulgularına ulaşılmıştır.Ayrıca öğretmenler uygulamada; ders-içi materyallerin çeşitlendirilmesi ve mekânsal farklılıkların tasarlanması gerektiğini ve uygulamanın tüm yetersizlik gruplarına yönelik tasarlanması gerektiğini ifade etmiştir. Deney grubunda yer alan öğrencilerin ise derslerde en çok; kavram haritası, afiş tasarlama, grup etkinlikleri, arkadaşları ile konuyu tartışma, ses kayıtlarından dersi tekrar etmeyi sevdikleri bulgularına ulaşılmıştır. Bununla birlikte öğrenciler dersleri eğlenceli, merak uyandırıcı, farklı ve güzel olarak nitelendirmiştir. Aileler ise çocuklarının okula devamlılığı ve evde ders çalışma hususunda daha istekli olduğunu, öğrencinin kendisini daha başarılı hissettiğini ve öğrencide; özgüven, olumlu akran iletişimi, öğretmenlere karşı saygıda artış gibi farklılıkların yaşandığını belirtmiştir. Bu bağlamda tüm bu bulgular neticesinde araştırmanın nicel ve nitel bulgularının birbirini destekler nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgulardan hareketle, uyarlanmış birlikte öğretim uygulamalarının ortaokul 5. sınıfa devam eden ÖÖG olan öğrencilerin akademik başarı, SB dersine yönelik olumlu tutum ve beceri gelişiminde etkili olduğu sonucu elde edilmiştir. Öğrencilerin derse ilişkin ilgi ve isteklerinde ayrıca olumlu akran iletişimi, özgüven ve aidiyet konularında da sosyal gelişimlerinin olumlu yönde etkilendiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte uygulamaya dahil olan SB öğretmenlerinin uygulama sonunda uyarlanmış birlikte öğretim çalışmaları ile birlikte güncel yaklaşımlara yönelik olumlu duygu ve düşüncelere sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu uygulama sürecinin, birlikte öğretim yapılan SB öğretmenlerinin mesleki gelişim ve mesleki motivasyonlarına olumlu katkılar sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, öğretmenlerin kaynaştırma ortamlarında birlikte öğretim ile uygulanan uyarlanmış öğretim yöntemini uygulama becerisi geliştirilmelidir. Bir diğer taraftan birlikte öğretim ve öğretimsel uyarlama konularında farklı deneysel çalışmalar gerçekleştirilebilir. Anahtar Kelimeler: Özgül öğrenme güçlüğü, öğretimsel uyarlama, birlikte öğretim, sosyal bilgiler öğretimi, karma yöntem

Bilişsel özelliklerDuyuşsal özelliklerKarma yöntemler+6
Emine Seçil Karamuklu
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplum 5.0 yapılanmasında dijital dönüşüm ile örgüt kültürü etkileşiminin yeri: Bir alan araştırması

Bireyler ve toplumlar, pek çok değişim ve dönüşümle karşı karşıya kalmaktadırlar. 2011 yılında Endüstri 4.0 ile başlayan teknolojik değişim ve dönüşümün sonuncusu 2016 yılında Japonların ortaya attığı Toplum 5.0 kavramıdır. Temelinde teknolojik değişimlerin ve dönüşümlerin insanların yararına kullanılması vardır. Dijital dönüşüm ise daha çok üretim eksenli olup tüm iş süreçlerini, teknolojiyi ve insanı etkileyen bir kavramdır. Diğer yandan teknolojik gelişmeler yaşandıkça kültürel bazı değişikliklerin de beraberinde yaşanması kaçınılmazdır. Örgüt kültürü bağlamında düşünüldüğünde hem dijital dönüşümün hem de Toplum 5.0 anlayışının yerleşmesi için örgüt kültürünün değişmesi gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, Toplum 5.0 yapılanmasında dijital dönüşüm ve örgüt kültürü arasındaki etkileşimin incelenmesidir. Bu araştırmada yöntem olarak karma yöntemlerden açıklayıcı-sıralayıcı desen kullanılmıştır. Bu kapsamda çalışmanın örneklemini amaçlı örnekleme uygun olarak orta ve büyük işletme sahip ve üst düzey yöneticileri, akademisyenler ve kamu çalışanları oluşturmaktadır. Bu çerçevede 415 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın nicel analiz kısmında frekans, açıklayıcı faktör, doğrulayıcı faktör, korelasyon, Yapısal Eşitlik Modeli ve ANOVA analizleri kullanılmıştır. Nitel analiz kısmında ise içerik analizi yöntemi kullanılarak 46 kişiyle yarı yapılandırılmış sorular sorularak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda kod ilişkileri analizi uygulanmıştır. Tüm veriler, SPSS 25, AMOS 24 ve MAXQDA 20 programları kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, nicel analiz kısmında dijital dönüşüm ve örgüt kültürü boyutlarının birbirlerini etkilediği, alt boyutlar olarak tüm boyutların yine birbirileri üzerinde bir etki oluşturduğu, ANOVA sonuçlarında gruplar arasında sadece dijital yetenekler alt boyutunda anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Nitel analiz kısmında ise Toplum 5.0 ve alt boyutlarının hem dijital dönüşüm hem de örgüt kültürü ve alt boyutlarını etkilediği, Toplum 5.0 anlayışının yerleşmesi için dijital dönüşümün gerçekleşmesi ve örgüt kültürünün değişmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.

Dijital liderlikKarma yöntemlerSayısal dönüşüm+4
Abdullah Zübeyr Akman
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Developing teacher digital competence in pre-service and in-service English language teachers: A mixed-methods experimental study

This mixed-method study, employing a parallel experimental design, aims to investigate the impact of two distinct DigCompEdu framework-based Teacher Digital Competence (TDC) continuous professional development programs, each uniquely tailored for pre-service and in-service English language teachers, while concurrently exploring participants' self-reported TDC development. The study involved two distinct groups: 55 pre-service English teachers (PSET) in a teacher education program at a university, and 33 in-service English teachers (INSET) in an online professional development series. The DigCompEdu scale was adapted and utilized for the PSET group through exploratory factor analysis (EFA) with 220, and confirmatory factor analysis (CFA) with 228 PSETs, generating a good model fit with positive fit indices. For the INSET group, the study utilized the validated and reliable DigCompEdu scale. Additionally, the study encompassed various qualitative data collection tools in both groups, such as one-on-one interviews, focus group interviews, online chat transcripts, reflection papers, field notes, observer notes, participant-created lesson plans, as well as analyses of digital activities and materials. Findings, reached through One-Way Repeated-Measures Within-Subjects Manova analyses, revealed statistically significant improvements in the teacher digital competences of both samples over the course of three time points. The results were further validated and expanded using qualitative data. This study also provides valuable insights into the TDC development, initial understanding, observed changes, benefits obtained, and challenges faced by both groups. These findings have implications for future research and the design of continuous professional development programs, underlining the integration of TDC in pre-service and in-service teacher education.

Branch teachersDigital teacherMixed methods+6
Cemil Gökhan Karacan
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin yöneticilerinde algıladıkları liderlik stilleri ile kendi iş doyum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin algılarına göre yöneticilerinin sahip oldukları liderlik stilleri ile kendi iş doyum düzeyleri arasındaki ilişkinin analizini yapmaktır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmaya katılan okul öncesi öğretmenlerinin çalıştıkları eğitim kurumu müdürlerinin sergilediklerini düşündükleri liderlik stili özellikleri ve öğretmenlerin sahip oldukları iş doyum düzeyleri ile ilgili görüşleri alınmıştır. Araştırma, betimsel ve ilişkisel bir araştırma olarak tasarlanmış olup, karma yöntem kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim-öğretim yılı süresince Diyarbakır ili merkez ilçelerde bulunan resmi okul öncesi eğitim kurumlarında görevli olan 1586 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklem ise 302 sayıda okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada nicel veri toplama araçları olarak; Akan, Yıldırım ve Yalçın tarafından geliştirilen (2014) Okul Müdürleri Liderlik Stili Ölçeği (OMLSÖ) ve Weiss, England, David ve Loffguist tarafından geliştirilen (1967) ve Baycan tarafından Türkçe'ye çevrilen (1985) Minnesota İş Doyum Ölçeği (MİDÖ) kullanılmıştır. Nitel veri toplamak için ise altı soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formu ile okul öncesi öğretmenlerinin demografik bilgilerini elde etmek amacıyla oluşturulan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi için betimsel analiz ve SPSS 26.0 paket programı kullanılmış olup Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H ve Spearman'ın Sıralama Korelasyon Katsayısı testleri uygulanmıştır. Nitel veri analizinde ise içerik analizi yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma sonucunda, okul öncesi öğretmen algılarına göre okul yöneticilerinin en çok sürdürümcü liderlik özellikleri sergiledikleri ortaya çıkmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin iş doyum düzeyleri incelendiğinde ise, araştırmaya katılan öğretmenlerin mesleki doyumlarının orta düzeyde olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Yöneticilerde algılanan dönüşümcü liderlik stili ile okul öncesi öğretmenlerinin içsel iş doyum düzeyi arasındaki ilişki incelendiğinde pozitif, anlamlı ve zayıf düzeyde bir ilişki mevcut iken; dışsal iş doyum düzeyi ile arasında ise pozitif, anlamlı ve yüksek düzeyde bir ilişki hakimdir. Serbest bırakıcı ve sürdürümcü liderlik ile öğretmenlerin içsel iş doyum düzeyleri arasındaki ilişkiye bakıldığında ise negatif, anlamlı ve çok düşük düzeyde bir ilişki görülmekte olup serbest bırakıcı liderlik stili ile öğretmenlerin dışsal iş doyumu arasında negatif ve yüksek düzeyde, sürdürümcü liderlik stili ile öğretmenlerin dışsal iş doyumu arasında ise negatif ve orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Okul öncesi öğretmenleri ile yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılarak yapılan görüşmelerden elde edilen veriler de araştırmanın nicel boyut verilerini destekler niteliktedir.

Karma yöntemlerLiderlikOkul yönetici algısı+6
Emine Bozöyük Aksu
Mardin Artuklu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin dijital okumaya yönelik tutumlarının değerlendirilmesi

Dijitalleşen dünyada her şeyde olduğu gibi okuma sürecinde de bazı değişimler olması kaçınılmazdır. Bu değişim dijitalleşme yönünde olmuştur. Bu değişim sonucunda kaçınılmaz bir şekilde alan yazına yeni kavramlar girmiştir. Bu kavramlardan biri de dijital okumadır. Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin dijital okumaya yönelik tutumlarının değerlendirilmesi ve dijital okumaya yönelik görüşlerinin belirlenmesidir. Bu araştırmayla Çalışmada nitel ve nicel araştırmanın bir arada kullanıldığı karma yöntemden yararlanılmıştır. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılında Denizli ilinde gerçekleştirilmiştir. Denizli ili genelinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilkokul, ortaokul ve halk eğitim merkezlerinde görev yapan öğretmenlere ulaşılmıştır. Nicel araştırma için "uygun örnekleme yöntemi" kullanılırken nitel araştırma için "kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi" kullanılmıştır. Nicel veriler Kırmızı Susar ve Yurdakal (2021) tarafından geliştirilmiş olan "Dijital Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği (DOTÖ)" kullanılarak 307 öğretmenden elde edilmiştir. Nitel veriler ise çalışma kapsamında geliştirilmiş olan "açık uçlu soru formu" kullanılarak gönüllü 50 öğretmenden toplanmıştır. Öğretmenlerinin dijital okumaya yönelik tutumlarının eğitim düzeylerine, görev yaptıkları yere, bilgisayara sahip olmaya, dijital okumaya ayrılan zamana, görev yapılan okulun sosyo ekonomik düzeyine göre farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ancak tercih edilen kaynak ve dijital kitap okuma durumuna göre ise anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerinin dijital okumaya yönelik tutumları dijital kitap okuma değişkenine göre bütün boyutlarda ve ölçeğin tümünde anlamlı bir farklılık göstermektedir. Dijital kitap okuyanların tutumları dijital kitap okumayanlara göre anlamlı ve daha yüksek düzeydedir. Öğretmenlerinin dijital okumaya yönelik görüşleri incelendiğinde dijital okumanın avantajlarına yönelik tespitler yapılmıştır. Katılımcıların göre en çok dile getirdikleri avantajlar erişim hızı ve kolaylık olmuştur. Bunların dışında pratiklik, ekonomiklik, bilginin doğrulanabilirliği, okuma esnekliği, farklı kaynaklara erişim olanağı sunması gibi avantajlar da dile getirilmiştir. Öğretmenler dijital okumanın dezavantajlarına yönelik olarak ise göz sağlığını olumsuz etkilediğini belirtmiştir. Diğer taraftan dijital okuma sürecinde bilgi kirliliği, kitap okuma hazzından yoksunluk ve sağlık sorunları gibi nedenler de ifade edilmiştir. Katılımcılara göre dijital okuma için kaynaklar yeterlidir. Dijital okuma içeriklerinin güvenirliğine yönelik öğretmenler içeriklerin doğrulama gerekliliğini belirtmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda dijital okumanın yaygınlaştırılması ve olumsuz tutumların ortadan kaldırılması için çalışmaların yapılması önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: Dijital okuma, tutum, öğretmen, karma yöntem.

Dijital okuryazarlıkKarma yöntemlerTutumlar+1
Mehmet Emin Aktaş
Pamukkale University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessEN

The proportional reasoning ability of preservice mathematics teachers: A mixed method study

The aim of the current study was to investigate preservice mathematics teachers' (PSMTs) proportional reasoning. The study was conducted in five public universities in Turkey, during the spring semester of 2018-2019 academic year. A total of 261 junior and senior university students from middle and secondary school mathematics teaching programs participated in the study. Proportional Reasoning Instrument (PRI) which is prepared by the researcher based on six components among characteristics of proportional reasoners outlined by Lamon (2005, 2007) and task-based interviews with selected participants were used as data sources. Quantitative analysis results revealed that although PSMTs had relatively high scores on PRI, they experienced difficulties in reasoning about the multiplicative relationships in both direct and inverse proportions, realizing and understanding the invariance and covariance structures of proportional relationships, evaluating students' alternative strategies and developing proper language for ratio and proportion. Results from the qualitative analysis showed that highest scorers on PRI provide conceptual explanations about the answers more than average and lowest scorers. It was also concluded that all PSMTs in the clinical interviews regardless of their performances on PRI, had difficulty in proper use of ratio and proportion language and overgeneralized use of cross-multiplication algorithm even for non-proportional and inverse proportion situations. While highest scorers overused the algorithm for inverse proportion situations, others used the algorithm frequently for both situations

Candidate teachersMixed methodsContent knowledge+5
Hayriye Sinem Boyacı
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Exploring middle school mathematics teachers' digital competencies after the pandemic: A mixed-method study

This explanatory sequential mixed-method study aims to explore middle school mathematics teachers' digital competencies in the post-pandemic era, with a particular emphasis on exploring possible reasons stemming from their experiences during the COVID-19 pandemic. The study involved 44 participants for the quantitative and 10 participants for the qualitative phase. This research examines the digital competency levels and potential variations based on gender, educational background, and teaching experience. It also explores the participants' perceptions and practices related to digital competencies. Digital competency scale for educators and semi-structured interviews were used to collect data. The findings indicated that female participants had higher scores than males in all areas of the DigCompEdu framework except the Area 6, participants with a master's degree had higher scores than those with a bachelor's degree in the Professional Engagement area, and the year of teaching experience did not yield in any significant differences. Most participants perceived their digital competencies to be higher than their actual levels, and their experiences during the COVID-19 pandemic had varied effects including using more digital technologies for instruction and communication and their self-confidence. This study contributes to the literature by providing empirical data on middle school mathematics teachers' digital competency levels via in-depth analysis of both quantitative and qualitative data. The implications for research and practice, suggestions for curriculum designers and mathematics educators, and possible future directions for research are also discussed.

Branch teachersCOVID 19Mixed methods+7
Yeşim Nur Akar Hozman
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim elemanlarının hayat boyu öğrenme eğilimleri: Bir karma yöntem araştırması

Bu araştırmanın amacı yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının hayat boyu öğrenmeye ilişkin eğilimlerini ortaya koymaktır. Bu araştırma ile bilgi toplumunun ve küreselleşmenin gerekli kıldığı nitelikli bireylerden oluşacak bir toplum yaratma, hayat boyu öğrenme kavramları hakkında öğretim elemanlarının bilinç düzeylerini araştırma ve bu kavramların ilkelerini tanıtma açısından önemli olduğu ifade edilebilir. Ayrıca araştırma ile hem eğitim yönetimi hem de hayat boyu öğrenme literatürüne de konu ile ilgili katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırma nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma araştırma deseni ile yapılmıştır. Nicel araştırma boyutunda tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu süreç online ve elden ölçek dağıtımı şeklindedir. Veriler toplandıktan sonra SPSS programı ile analiz edilmiş ve tablolarla bulgulara yerleştirilmiştir. Araştırmada bir diğer veri toplama süreci yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla nitel olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutuyla ilgili olarak araştırmanın çalışma evrenini; 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ege Bölgesindeki bir devlet üniversitesinde görev yapmakta olan 1880 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmada, çalışma evrenindeki tüm öğretim elemanlarına ulaşılmaya çalışılmış, dağıtılan 1880 ölçek formlarına dönen ve içindeki aşırı, aykırı olarak değerlendirilen geçersiz ölçek formları çıkartılarak evrendeki 300 öğretim elemanının verileri istatistikî analiz değeri olarak kayıtlara geçmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda olgubilim deseninden yararlanılmıştır. Nitel çalışma grubunu Ege Bölgesinde bir devlet üniversitesinde görev yapmakta olan 10 öğretim elemanı oluşturmuştur. Katılımcıların belirlenmesinde maksimum çeşitlilik yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında demografik bilgi formu ve öğretim elemanlarının hayat boyu öğrenme eğilimlerine yönelik Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Çalışmada nitel veri toplama kısmında uygulanmış olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları belirlenmiş alt problemler doğrultusunda sunulmuştur. Araştırma bulgularına göre öğretim elemanlarının hayat boyu öğrenme eğilimleri yüksek düzeyde olduğu görülmektedir. Demografik değişkenlerden cinsiyet değişkeninin hayat boyu öğrenme eğilimlerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu görülürken diğer demografik değişkenlerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırmanın nitel bulgularında Hayat Boyu Öğrenme Kavramı, Hayat Boyu Öğrenici, Kendini Yenileme ve Geliştirme, Gelişimi Aktif Tutma, Hayat Tarzı Olarak Öğrenme, Yeni Öğrenmelere İlgi ve Merak, Öğretim Elemanlığında Merak, Yükseköğretimin Katkısı, Üniversitenin Yapması Gerekenler ve Öğretim Elemanlarının Yapması Gerekenler şeklinde 10 tema belirlenmiştir. Bu temaların altında 374 kategori ve kod oluşturulmuş, bunlar şekillerle gösterilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretim elemanlarının hayat boyu öğrenme eğilimleri yüksek düzeydedir. Kavramın alt boyutları olan motivasyon, sebat, öğrenmeyi düzenleme ve merak sonuçları da benzer bir şekilde yüksek düzeyde çıkmıştır. Demografik özelliklere göre hayat boyu öğrenme eğilimlerine bakılmış ve cinsiyetin anlamlı bir farklılığa yol açtığı bulunmuştur. Diğer demografik değişkenler olan yaş, medeni durum, eğitim durumu, çalışma alanı, unvan, kıdem, yöneticilik deneyimi, bir hayat boyu eğitimine katılıp katılmama, katılmak istenilen hayat boyu öğrenme eğitimi öğretim elemanlarının hayat boyu öğrenme eğilimlerinde bir anlamlı farklılık oluşturmamıştır. Nicel boyutunda elde edilen veriler ile nitel boyutunda elde edilen verilerin birbiri ile tutarlı olduğu ortaya çıkmıştır. İlgili sonuçlar hayat boyu öğrenme kavramının çok boyutlu ve geniş bir anlam taşıdığını göstermektedir. Araştırma sonuçlarına göre kadın öğretim elemanlarının akademik hayatın dışında sosyal hayatlarında da daha fazla sorumluluk ve yüklerini azaltıcı; ev işi, mutfak işi, çocuk gelişimi gibi konularda kendilerini geliştirecek eğitimler ve paylaşımlarla desteklenebileceği, üniversite yönetimleri öğretim elemanlarının içsel motivasyonunu ve öğrenme sevgisini besleyen ortamların oluşturulmasına odaklanabileceği, öğretim elemanlarıyla yapılan bu çalışmanın benzerleri farklı eğitim kurumlarında farklı çalışanlar ve öğrencilerle farklı yöntemlerle de yürütülebileceği gibi önerilerde bulunulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Hayat boyu öğrenme eğilimleri, Hayat boyu öğrenme, Karma yöntem araştırması, Öğretim elemanı, Yükseköğretim.

Karma yöntemlerYaşam boyu öğrenmeYükseköğretim+2
Burcu Kâan
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Related subjects