Value added tax
66 theses under this subject heading
Tekirdağ'da ihraç kayıtlı satış KDV iade uygulamasına yönelik memnuniyetin ölçülmesi
Dünya üzerinde yaşayan toplulukların kültürleri birbirinden farklılık göstermektedir. Bu farklılıklar geçmişte ve günümüzde özellikle siyasi ve ekonomik savaşlara veya ticarete yol açmıştır. Artık küreselleşme ile bu farklılıklar yerini benzerliklere bırakmaktadır. Bu sebeple ticaretin gelişmesi ülkeler arasındaki ticareti engelleyen durumlarında ortadan kalkmasına olanak vermektedir. Ülkelerin birbirlerini tanıma, birbirlerinden etkilenmesi sonucunda aralarındaki ticaretin gelişmesi ticaret yapan ülkeler, firmalar, insanlar içinde bir başarıyı ifade etmektedir.Ülkeler arasındaki bu ticaret aynı malları üretebilen ülkeler için de rekabeti körükleyen bir durum oluşturmaktadır. Bu durum rekabet edilebilirliğin geliştirilebilmesinin de yolunu açmıştır.Ülkeler arasındaki ticari rekabette önemli unsurlardan biri de vergi istisnaları ve buna bağlı olarak oluşturulan ihracattan doğan vergi istisnalarıdır. İhracattan doğan vergi istisnaları, satıcıların daha az vergi ödeyerek dünya ticareti piyasa koşullarına göre yurt dışındaki üreticiler ilerekabet edebilirliklerini artıran çok esaslı bir hamledir.Bu çalışmada; Türkiye'de uygulanan Katma Değer Vergisi ile ilgili genel esasları ve ihracat istisnalarından olan ihraç kayıtlı satış ve iadesi ile ilgilimevzuata dayanan genel durumu açıklamaya çalışılmıştır. Tekirdağ ilinde ihraç kayıtlı satış yapan mükellefler arasında yapılacakolan anket çalışması ile mükelleflerin iade uygulamasına yönelik olarak memnuniyetlerini ortaya koymaya çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: Değer Katma, İhraç Kayıtlı Satış, İstisna, KDV İadesi, Memnuniyet.
Tarım işletmelerinde muhasebe kayıtları tutulmasının Türkiye tarımı ve ekonomisi açısından değerlendirilmesi: Tekirdağ ili örneği
Tarım, ülke nüfusunun sürdürebilmesi, ekonomiye, istihdama ve milli gelire olan katkıları ile tüm dünyada ekonomik faktörlerin başında yer alan vazgeçilmez bir sektördür. Bir ülkenin tarımına gerekli önem verilmezse, o ülkenin ekonomik olarak kalkınması beklenemez. Tarım sektöründe meydana gelen sermaye yoğun gelişmelerle beraber, tarım işletmeleri için tarım muhasebesi daha fazla önem kazanmıştır. Tarım işletmelerinde de muhasebe kayıtlarının diğer işletmelerde olduğu gibi tutulması gerekmektedir. Ancak Türkiye'de tarım işletmelerinin büyük bir çoğunluğunun küçük ve aile işletmesi olması ve bu işletmelerin muhasebe kaydı tutması ile ilgili yasal bir zorunluluk bulunmamasından dolayı muhasebe kaydı tutulmamaktadır. Çalışma kapsamında Tekirdağ ilinde bitkisel ve hayvansal üretimle uğraşan 182 tarım işletmesi ile görüşülmüştür. Toplanan veriler kullanılarak bu işletmelerin ekonomik analizleri yapılmıştır. Ayrıca yine bu veriler aracılığıyla bu işletmelerin elde ettikleri tarımsal desteklerle çiftçilerin ödedikleri vergi ve kesintiler karşılaştırılmış, gayri safi üretim değerleri, etkinlik değerleri ortalamaları ve etkinlik standartları incelenmiştir. Bu çalışma tarım işletmelerinin ödedikleri vergi ve kesintilerin elde ettikleri desteklerin çok üstünde olduğunu, çoğu işletmenin sadece net kârının değil, brüt kârının bile negatif olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca çiftçilerin muhasebe kaydı tutmamaları, yaptıkları tüm harcamalar için katma değer vergisini mahsup edememelerine neden olmaktadır. Muhasebe kaydı tutulmasının bir faydası da, eğer bir vergi potansiyeli varsa, bu durumu ortaya koymaktır. Elde edilen sonuçlara göre devlet birtakım önlemler alarak tarımsal desteklemeleri iyileştirme konusunda birtakım çalışmalar yapmazsa, olumsuz ekonomik koşullara sahip olan tarım işletmelerin durumları daha da kötüye gidebilir. Anahtar Kelimeler: Muhasebe kaydı, destekler, Vergi ve kesintiler, maliyetler, ürün
Özel inşaat işlerinde vergilendirme
Türkiye'de inşaat sektörü, hem istihdamı artırmayı hem de büyüme rakamlarına katkıda bulunmayı sağlayan öncü sektörlerden biridir. Bu sektör, kendisi ile ilgili yaklaşık 200'den fazla alt sektörün ürettiği ürünlere talep ve işgücü yaratmada stratejik bir öneme sahiptir. İnşaat işlerinin, vergi hukukundaki yeri özel inşaat ve yıllara sari inşaat ayrımına göre belirlenmektedir. Çalışmanın konusu Türkiye'de özel inşaat işlerinin vergilendirilmesi olup, konu hukuki anlamda hem özel hukuk hem de vergi hukuku alanındaki mevzuat ile iç içedir. Bu bağlamda öncelikle inşaat kavramlarının özel hukukta ve vergi hukukundaki anlamları üzerinde durulmuştur. Özel inşaat, kişilerin kendi kişisel ihtiyaçları için yapılabileceği gibi, kazanç elde etmek amaçlı da yapılabilir. Bu inşaat hizmetleri, kendi arsası üzerine inşaat veya başkasının arsasına sözleşmeye dayanarak yapılan arsa payı karşılığı inşaat veya hasılat paylaşımlı inşaat şeklinde gerçekleştirilebilir. Özel inşaat işlerinde vergilendirme, bu inşa faaliyetlerinden dolayı elde edilen kazancın gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi ve diğer vergiler (emlak vergisi, tapu harcı vb.) kapsamında vergiye tabi olup olmadığı, vergiye tabi olması durumunda vergilendirme sürecinin nasıl olduğunun belirlenmesidir. Bu tanım, çalışmanın özü olup, konu ile ilgili literatürdeki çalışmalar, vergi idaresi yorumları, özelgeleri, düzenleyici işlemleri ve yargı kararları irdelenerek sorunun tespiti ve çözüm önerileri oluşturulmuştur.
Katma değer vergisinde matrah
Türk Vergi Sisteminde vergiler, konu unsuru bakımından, gelir üzerinden alınan vergiler, servet üzerinden alınan vergiler ve harcamalar üzerinden alınan vergiler olarak sınıflandırılmıştır. Harcamalar üzerinden alınan vergilerin en gelişmiş ve modern türü katma değer vergisidir. Katma değer vergisinde matrah, mal teslimi, hizmet ifası, ithalat ve diğer işlemlerde farklılık göstermektedir. Mal teslimi ve hizmet ifasında katma değer vergisinin matrahını, işbu işlemlerin karşılığı olan mal ya da hizmetin bedelidir. Katma değer vergisinin matrahına eklenen ve eklenemeyen unsurlar, vergi matrahına açıklık getirmek amacıyla kanunda düzenlenmiştir. Ancak verginin matrahının tespitinde birçok sorunla karşılaşılmaktadır. Çalışmamızda öncelikle katma değer vergisinin konusu, mükellefi ve sorumlusu, vergiyi doğuran olay, verginin istisna ve muafiyetleri, belge ve kayıt düzeni hakkında bilgi verilmiştir. Ardından ise katma değer vergisinde matrah konusu üzerinde ayrıntılı olarak durulmuş; bu doğrultuda, teslim ve ifada matrah, ithalatta matrah, özel matrah şekilleri, matraha eklenen ve eklenmeyen unsurlar ile emsal bedel ve ücret konularına değinilerek uygulamada ortaya çıkan sorunlar incelenmiştir. Genel itibariyle katma değer vergisinde matrah konusunda gerek kanunda yer alan boşluk sebebiyle gerekse uygulama esnasında ortaya çıkan sorunların, idare ve yargı organları tarafından çözümlenmesi sırasında anayasal ilkeler ve vergilendirmenin temel ilkelerine uyulup uyulmadığı noktasında idari ve yargı makamlarının konuya yaklaşımları incelenerek çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.
İhracatta KDV iade sistemi
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun ihracat istisnasına ilişkin hükümlerin yer aldığı 11'inci maddesinin 1 numaralı fıkrasında, ihracat istisnası üç ayrı bentte ele alınmıştır. Kanun'un 11'inci maddesinin, ihracat istisnasını üç ayrı başlık altında ele almasının en büyük nedeni, bu bentlerin her birinde yer alan istisnaların işleyişlerinin, indirim mekanizmalarının ve iade sistemlerinin farklı bir yapıya sahip olmasıdır. Kanun'un ihracat istisnasına ilişkin hükümlerin yer aldığı bir diğer maddesi olan geçici 17'nci maddesinde de, Kanun'un (11/1-c) maddesinde yer alan düzenlemeye paralel bir düzenleme yer almaktadır. Bu bakımdan Kanun'un 11'inci maddesinin 1'inci fıkrasında yer alan üç adet bent ile geçici 17'nci maddeyi, işleyiş, indirim ve iade konuları itibariyle irdeleyecek olursak dört farklı durum ortaya çıkacaktır. Kanun'un (11/1-a) maddesi kapsamında doğrudan ihracata yönelik olarak yapılan teslim ve hizmetler üzerinden KDV hesaplanmamaktadır. Mükellefler (satıcılar), bu bent kapsamında vergiden istisna edilmiş işlemleri nedeniyle yaptıkları alımlar ve giderler için ödedikleri/borçlandıkları (yüklenilen) KDV'yi Kanun'un 32'nci maddesi gereğince indirebilmekte, indiremediği KDV'yi ise iade olarak talep edebilmektedir. Kanun'un (11/1-b) maddesinde istisnaya yönelik üç farklı uygulama bulunmakta olup, dikkatlice irdelendiğinde bu hükümlerin satıcılar için bir "istisna" hükmü olmasından daha ziyade alıcılar bakımından ödenen vergilerin iade alınabilmesini sağlamaya yönelik bir "iade" hükmü olduğunu söyleyebiliriz. Bu bentte, bentte belirtilen teslim ve hizmetler üzerinden gerekli KDV'nin satıcılarca hesaplanmasına, hesaplanan bu KDV'nin yine satıcılarca tahsil edilmesine ve daha sonra gerekli şartların sağlanması halinde alıcılardan tahsil edilen bu vergilerin alıcılara tekrar iade edilmesine ilişkin hükümler yer almaktadır. Bu durum, satıcıların söz konusu işlemler üzerinden gerekli KDV'yi hesaplayıp tahsil ederek genel esaslar çerçevesinde beyan etmesi gerektiğini göstermektedir. Bu bakımdan Kanun'un (11/1-b) maddesinin, satıcılar açısından "istisna" özellikli bir düzenleme olmadığını söylemek mümkün olacaktır. Bu nedenle, bu bentte yer alan iade kavramı satıcılar açısından değil alıcılar açısından önem arz etmekte ve bentte ifade edilen KDV iadeleri, Tebliğ'de yer alan şartların sağlanması halinde satıcılara değil alıcılara yapılmaktadır. Ancak "yolcu beraberi eşya ihracına ilişkin istisna" uygulamasında, alıcılara yapılan iadelerin yanı sıra satıcıların da KDV iadesi talep etme hakları bulunmaktadır. Şöyle ki, Kanun'un (11/1-b) maddesinde yer alan istisnalarda, alıcılara yapılacak olan KDV iadeleri vergi daireleri tarafından yerine getirilmekte iken "yolcu beraberi eşya ihracına ilişkin istisna" uygulamasında alıcılara yapılacak olan iadeler satıcı tarafından yerine getirilmektedir. Alıcılara yapılacak iadelerin muhatabı esasında Devlet'tir. Ancak "yolcu beraberi eşya ihracına ilişkin istisna" uygulamasında, Devlet'in alıcıya iade etmesi gereken KDV, satıcı tarafından iade edildiği için bu uygulama kapsamında satış yapanlar, alıcılara ödedikleri KDV'yi vergi dairelerinden iade olarak talep edebilmektedirler. "Türkiye'de ikamet etmeyen taşımacılar ile fuar, sergi, panayır katılımcılarına tanınan istisna" ile "yabancı sinema yapımcılarına tanınan istisna" uygulamaları kapsamında işlem yapan satıcılar, yolcu beraberi eşya ihracında olduğu gibi alıcılara herhangi bir KDV iadesi yapmadıklarından, bu iki uygulama kapsamında işlem yapan satıcıların da herhangi bir KDV iade talebi olmayacaktır. Kanun'un (11/1-c) maddesinde, satıcı (imalatçı), ihraç konusu malı ihracatçıya teslim ederken KDV'yi hesaplamakta ancak bu vergiyi ihracatçıdan tahsil etmemektedir. İhracatçılar, ihraç konusu malı KDV ödemeden satın almakta iken, satıcılar tahsil etmediği KDV'yi ilgili vergi dairelerine hesaplayıp beyan etmektedirler. Bu uygulamada imalatçının teslimi gerçekleştirdiği dönem beyannamesindeki bilgileri dikkate alınmak üzere, bazen satıcı tarafından ödenmesi gereken bir verginin ödenmeyip tecil edilmesi ve ihracatın gerçekleşmesi üzerine de terkin edilmesi; bazen de ödenecek verginin bulunmaması ve buna bağlı olarak da tecil edilecek verginin bulunmaması nedeniyle tecil edilmeyen verginin satıcıya iade edilmesi gibi iki ayrı durum ortaya çıkabilmektedir. İhracat gerçekleşince, vergi tecil edilmişse terkin, tecil edilememişse imalatçıya iade edilmektedir. Tecil-terkin sistemi kapsamında yukarıda belirtilen uygulama, ihtiyari bir uygulama olup istenildiği takdirde, genel esaslar çerçevesinde söz konusu malların tesliminin yapılması da tercih edilebilmektedir. Kanun'un geçici 17'nci maddesi, ihraç edilecek nihai mamullerin üretiminde girdi olarak kullanılacak maddelerin temininde, dahilde işleme izin belgesi (DİİB) sahiplerine KDV ödemeden söz konusu girdileri temin etme imkanı getirmiştir. Böylelikle DİİB kapsamında üretilip ihraç edilecek ürünlerin üretimi için gerekli maddeler tecil-terkin uygulaması kapsamında KDV ödenmeden satın alınabilecektir. Bu maddede yer alan düzenleme, uygulama yönüyle esas olarak Kanun'un (11/1-c) maddesinde yer alan düzenlemeyi temel almakta ve bu bakımdan söz konusu bent ile paralellik göstermekte, ancak uygulamanın şartları bakımından söz konusu bentten bir takım farklılıklar arz etmektedir. Bu çalışmada, yukarıda genel hatlarıyla ele alınan ihracat istisnası ile bu istisnadan kaynaklanan katma değer vergisi iadeleri konuları, Katma Değer Vergisi Kanunu ve Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği çerçevesinde anlatılmaya çalışılacaktır.
Katma değer vergisi tevkifatına tabi işlemlerde iade, yaşanan sorunlar ve bir uygulama
Ülkemiz 1985 yılından itibaren büyük bir reform olarak nitelendirilebilecek bir uygulama ile KDV'ni yürürlüğe koymuştur. 1985 yılına kadar yürürlükte olan 8 ayrı dolaylı vergi kaldırılmış, bunların yerine 01.01.1985 tarihinden itibaren KDV yürürlüğe girmiştir. Tevkifat, KDV'nin vergi sorumlusu başlıklı 9. maddesini temel alan, verginin vergi sorumlularınca kesilmesini ve mükellef adına alacaklı vergi dairesine ödenmesini ifade eden bir müessesedir. KDV tevkifatıyla ilgili bugüne kadar Maliye Bakanlığı çok sayıda genel tebliğ yayınlamıştır. 01.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 'KDV Genel Uygulama Tebliği' kendisinden önce yayınlanan bütün genel tebliğleri kaldırarak tek bir tebliğ altında birleştirmiştir ve KDV tevkifatının nasıl ve hangi oranlarda uygulanacağını geniş bir biçimde ele almıştır. Çalışmamızda KDV ile ilgili geniş bir bilgilendirmeden sonra KDV'de vergi sorumluluğu, tevkifatın vergi hukukumuzdaki yeri, tevkifat uygulamasının lehinde ve aleyhinde olan görüşlerle birlikte KDV'ndeki tam ve kısmi tevkifat müesseseleri pek çok açıdan değerlendirilmeye çalışılmıştır. Kısmi tevkifata tabi olan işlemlerle ilgili KDV iadesine konu olan örnekler olayda incelenerek konu aydınlatılmaya çalışılmıştır.
Türkiye'de ihracatta KDV iadesi uygulaması: Yaşanılan sorunlar ve çözüm önerileri
Bu çalışmada; Türkiye'de ihracatta KDV iadesi uygulaması ve uygulamada karşılaşılan sorunlar üzerine bir araştırma yapılmıştır. Bu bağlamda ulusal ve uluslararası Katma Değer Vergisi iade sistemleri ele alınarak, ülkemizde uygulamanın aksaklıklarına ve çözüm önerilerine yönelik değerlendirmeleri içeren bir araştırma yapılmıştır. Konusunda Uzman akademisyenler, yeminli mali müşavirler, vergi dairesi çalışanları, İhracatçılar Birliği temsilcileri ve ilgili mükelleflerle görüşmeler yapılmış, elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda günümüzde yaşanan sorunlar üzerine önem arz eden tespitler yapılmış ve çözüm önerileri sunulmuştur.
Türkiye'de KDV iade sürecine ilişkin yaşanılan sorunlar ve çözüm önerileri
Katma Değer Vergisi bir ürün veya hizmetin imal edilip tüketilmesine kadar geçen her aşamada o ürüne veya hizmete katılan değer üzerinden alınan, her aşamada matrahı o ürün veya hizmete ilave edilen katma değer olan, söz konusu ürün veya hizmeti teslim alanın teslim edene ödediği bir tür yayılı muamele vergisi olup, bu verginin indirim mekanizmasına bağlı olma niteliğinden dolayı, her aşamada hesaplanan Katma Değer Vergisi, bir önceki aşamada hesap edilen vergiden indirilmekte ve kalan vergi, mükellef tarafından vergi dairesine yatırılmaktadır. Eğer mükellef tarafından ödenen Katma Değer Vergisi, yine mükellef tarafından yüklenilmiş olan Katma Değer Vergisi tutarından daha az ise, fark sonraki döneme devretmekte ve mükellefe iade edilmemektedir. Ancak gerçekleştirilen bir takım işlemler sebebiyle mükellefler tarafından yüklenilmiş olan Katma Değer Vergisi, talep edilmesi durumuna belirli yöntemlerle iade edilmektedir. Bu çalışmamızda, Katma Değer Vergisi iadesinin genel ve özel esasları, iade hakkı doğuran ve doğurmayan işlemler, Katma Değer Vergisi İade yöntemleri ve Katma Değer Vergisi iade süreci detaylı olarak açıklanmıştır. Yapılmış olan anket çalışması ile Türkiye'de Katma Değer Vergisi iade sürecinde yaşanılan sorunların neler olduğunu belirlemeye ilişkin, bu süreçte bilfiil yer alan katılımcıların tutum ve görüşleri tespit edildikten sonra ilgili görüşler ışığında sorunlara yönelik önem arz eden birtakım tespitler yapılmış ve bu sorunların çözümüne yönelik görüş ve önerilere yer verilmiştir.
Türkiye'de KDV iadesinde ihracat istisnasının tanımı işleyişi ve uygulamaları
Bu tez çalışması Türkiye'de KDV iade sisteminin işleyişi hakkında bilgi vermek,KDV iadesinde istisnalara değinmek ve ihracatta KDV iade sisteminin işleyişi hakkında bilgi aktarmak amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın giriş bölümünde KDV kavramı tanıtılmış, ihracatta KDV kavramı ifade edilmiş ve bu tez çalışmasının bölümleri ile ilgili bilgiler aktarılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde KDV iade sistemi ve KDV iadesinde istisnalara değinilmiştir. Araştırmanın ikinci ve son bölümünde ise ihracatta KDV iade şartları ve iade istisnaları detaylı bir şekilde ilgili kanun ve yönetmelikler doğrultusunda aktarılmıştır. Çalışmada ihracatta KDV iade sisteminin işleyişi hakkındaki bilgiler TC kanun ve yasalarında belirtilen ifadelere yönelik aktarılmıştır.
Avrupa Birliğinde Özel Tüketim Vergisi ve Türkiye'nin uyumu: Alkollü içecekler piyasa örneği
Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde yapılan müzakerelerde vergilendirme faslının açılmasının ön koşulu, alkollü içecekler ve tütün fonu ile ilgili özel tüketim vergisi farklılıklarıdır. Bu çalışmada, bir taraftan AB müktesebatının konuyla ilgili hükümleri ile buna karşılık gelen ülkemiz mevzuatı incelenmiştir. 2009 yılında müzakerelerde mutabık kalınan Eylem Planı çerçevesinde 2009-2018 yılları arası uyumlaştırmaya yönelik çabalar ve 2018 yılındaki uyumdan sonra günümüze kadarki durum AB tarafından yayımlanan ilerleme raporları da dikkate alınarak bu çalışma hazırlanmıştır. Çalışmada, Eylem Planı çerçevesinde alınan kararlar sonucunda alkollü içecekler piyasasında AB ile vergi uyumlaştırması sağlanmıştır. Bunun sonucu olarak Türkiye'de rakı tüketiminden viski tüketimine önemli bir kayma olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışma esnasında Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, Muhasebat Genel Müdürlüğü, Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden yararlanılmıştır.
KDV açısından hizmet işlemlerinin vergilendirilmesi
Katma değer vergisi açısından hizmetlerin vergilendirilmesi OECD ve Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de kapsanması ve vergilendirilmesi en zor alanlardan biridir. Vergilendirme yetkisine bağlı olarak ülkeler kendi siyasi sınırları içerisinde KDV'ye tabi hizmetleri belirlerken diğer taraftan aynı işlem üzerinde mükerrer vergileme olmaması için ülkeler arasında benzer vergileme prensiplerinin belirlenmesi ve bu ilkelere uygun vergileme yapılması zorunlu görünmektedir. Bu kapsamda varış ülkesinde vergileme prensibinin hizmetler açısından da temel prensip olarak uygulanması gerekmektedir. Avrupa Birliği'nde özellikle uluslararası telekomünikasyon, uydu yayıncılığı hizmetleri ve elektronik hizmetlerin vergilendirilmesinde uygulamaya konulan tek durakta alışveriş (The One Stop Shop- OSS) uygulaması, varış ülkesi prensibine uygun olarak vergilemede uygulanacak yol ve yöntemleri detaylı olarak açıklamaktadır. KDV'nin konusuna giren bazı hizmetler ise uluslararası ilkeler doğrultusunda KDV'den istisna tutulduğu gibi bazı hizmetler de sosyal, ekonomik ve siyasi nedenlerle yine yasa hükmüyle KDV'den istisna tutulabilmektedir. Bahse konu istisnaların bir kısmı yüklenilen KDV'nin indirim ve iade yoluyla telafi edilmesini sağladığı gibi bir kısmında mükellefe hiç indirim hakkı tanınmamakta bir kısmında ise temel olarak hizmetin ifa edildiği döneme kadar indirim yoluyla telafi edilen KDV'ye dokunulmazken hizmetin ifa edildiği tarih itibariyle indirilemeyen KDV'nin indirimi ise yasaklanmaktadır. KDV'nin konusuna giren hizmetlerin belirlenmesinde Avrupa Birliği'nde de Türkiye'de de olumsuz tanımlama yapmak suretiyle KDV'nin kapsayıcılığını sağlamak üzere mal teslimi dışındaki tüm işlemlerin hizmet olarak vergiye tabi olduğundan hareket edilmiştir. Bu durum işlem tanımını ve ödeme gerektiren bazı durumların KDV karşısındaki durumunun ayrıca değerlendirilmesini gerekli kılmıştır. Öte yandan Türkiye'de hizmetlerin vergilendirilmesinde KDV sistematiğine uygun olarak işlemi yapan mükellefin vergiyi beyan edip ödemesini sağlayan gerçek usulde vergilendirme yöntemi uygulandığı gibi, hizmeti alanın vergiyi sorumlu sıfatıyla kesip ödemesini öngören KDV tevkifatı yöntemi, talep eden mükelleflerin katma değer vergisinin temelinde yer alan indirim mekanizmasını devre dışı bırakarak hasılat üzerinden genel vergi oranını aşmamak üzere belirlenen oranda vergi beyan edip ödemelerine imkan sağlayan hasılat esaslı vergilendirme yöntemi ve nihayetinde tek durakta alışveriş (The One Stop Shop) uygulamasının elektronik hizmetler açısından uygulanmasını öngören 3 nolu beyanname uygulaması olmak üzere temel olarak dört farklı yöntem kullanılmaktadır. İcra dairesi, açık artırma yerleri gibi müzayede mahallerinde yapılan satışlara özgülenen 5 nolu KDV beyannamesi de bu yöntemlere ek olarak sayılabilir. Türkiye vergiye tabi hizmetler ve varış ülkesi prensibi yönünden AB uygulamaları ile önemli ölçüde uyuşurken, hizmetlerin vergilemesinde kullanılan yöntemler konusunda ciddi ayrışmalar yaşanmaktadır. Her ne kadar AB üyesi ülkelerde de özellikle kayıp tüccar ve Carrousel yolsuzluğu sonrası KDV tevkifatı uygulamasının nispeten yaygınlaştığı söylenebilse de Türkiye'deki KDV tevkifatı uygulamasının genel KDV uygulamasının yerine ikame olacak boyutta kapsayıcı ve KDV sistematiğini bozucu olduğu görülmektedir. KDV tevkifatı yönteminin bozduğu temel KDV uygulaması hasılat esaslı vergilendirme yöntemi ile daha da bozulmuş görünmektedir. KDV sisteminde gerek ters ve aykırı vergileme rejimleri uygulamak gerekse istisna ve oran farklılaştırmalarıyla uygulamanın zorlaştırılması, mükelleflerin vergiye uyumunu çok daha maliyetli ve zahmetli hale getirirken, vergi idaresinin de işgücünü önemli ölçüde KDV servislerine ayırmasına neden olmaktadır. Bu yönüyle Türkiye'de KDV uygulamasının teorik altyapısı ve temel ilkelerinden koptuğu gerek vergilendirmenin gerekse vergiye uyumun giderek daha maliyetli ve uygulanması zor hale getirildiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Katma değer vergisi, vergilendirme yetkisi, vergilendirme prensipleri, varış ülkesi prensibi, vergilendirme usulleri, KDV tevkifatı, hasılat esaslı vergileme, elektronik hizmetlerin vergilendirilmesi, vergiye uyum
Elektronik ticaret kapsamında gerçekleştirilen hizmetlerde katma değer vergisi
Hizmet işlemleri Katma Değer Vergisinin konusunu oluşturan temel unsurlardan birisidir. Bu işlemler içerisinde teknolojik gelişmelerle birlikte elektronik ticaret kapsamında gerçekleşen hizmet ifalarının artmasıyla bu ifaların kapsamı, vergilendirmenin teorik alt yapısı, vergilendirme ülkesinin belirlenmesi, verginin tahsil edilmesi hususlarında bir takım problemler ortaya çıkmıştır. Bu problemlerin çözümü adına iki ana bölümden oluşan tezin birinci bölümünde öncelikle kendi işleyişi bakımından zaten görece karmaşık olan Katma Değer Vergisi sistemi, hizmet işlemleri açısından genel hatları itibariyle açıklanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda verginin konusu, mükellefi, vergi sorumlusu ve tevkifat, istisnalar ve vergilendirme sürecindeki aşamalar açıklanmıştır. Tezin ikinci bölümünde ise ilk olarak elektronik ticaret kavramı ve elektronik ticaretin türleri, karakteristik özellikleri, teknik altyapısı açıklanarak elektronik hizmetlerin çerçevesi çizilmeye çalışılmıştır. İkinci olarak elektronik ticaretin vergilendirilmesinde temel ilkeler incelenmiştir. Bu doğrultuda özellikle tarafsızlık ilkesi üzerinde durulmuştur. Üçüncü olarak elektronik ticaret kapsamında gerçekleşen işlemleri kapsayacak şekilde sınır ötesi hizmet ifalarında vergilendirme ülkesinin Katma Değer Vergisinin teorisine uygun bir şekilde neresi olması gerektiği üzerinde durulmuştur. Dördüncü ve son olarak nihai tüketicilere yapılan sınır ötesi hizmet ifalarında vergilendirmenin gerçekleştirilebilmesi adına basitleştirilmiş kayıt sistemi açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: KDV, elektronik hizmet işlemleri, vergilendirme ülkesi, basitleştirilmiş kayıt sistemi, tarafsızlık ilkesi
Aracı ihracat şirketlerinde ihracata yönelik işlemler ve muhasebeleştirilmesi
11 DOKTORA TEZ ÖZÜ ARACI İHRACAT ŞİRKETLERİNDE İHRACATA YÖNELİK İŞLEMLER VE MUHASEBELEŞTİRİLMESİ Ayşe Banu BAŞAR İşletme Anabilim Dalı (Muhasebe) Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mart 2002 Danışman: Prof. Dr. Yılmaz BENLİGİRAY Aracı ihracat şirketleri, imalatçı işletmelerin yerine bir ülkenin ürünlerini başka bir ülkeye ihraç eden uzmanlaşmış şirketlerdir. Bu şirketler yurt içindeki imalatçılarla yabancı alıcılar arasında bağlantı kuran bağımsız hizmet işletmeleridir ve genellikle rekabet halinde olmayan imalat işletmelerinin özel satış bölümü şeklinde işlev görürler. Çeşitli ülkelerde bu şirketlere farklı adlar verilmesine rağmen bu şirketler pazar araştırması, yükleme ve nakliye, tanıtım, dokümantasyon, finans gibi benzer işlevleri yerine getirirler. Bu işlevler arasında pazar araştırması ve tanıtım aracı ihracat şirketleri açısından önemli bir konuma sahiptir; çünkü bu işlevler, şirket açısından rekabet avantajı elde etmede önemli maliyet kalemlerini oluşturmaktadır. Pazar araştırması ve tanıtıma ilişkin olarak söz konusu olabilecek giderler, Pazarlama Satış ve Dağıtım Giderleri Hesabında muhasebeleştirilebilir. Aracılı ihracat süreci, aracı ihracat şirketi ile imalatçı arasında imzalanan sözleşme ile başlar. Aracı, ihraç edilecek malları imalatçıdan satın alır ve teslim şekline bağlı olarak ihraç fiyatını belirleyerek malları ihraç eder. İhracat işlemleri ile ilgili olarak yapılacak kayıtlar bütün ödeme yöntemlerinde benzer nitelikte olmakla beraber temel farklılıklar ihracat bedellerinin tahsilinde ortaya çıkmaktadır. Ayrıca ihracat işlemleri Katma Değer Vergisinden istisna olduğu için aracı ihracat şirketleri yüklenmiş oldukları KDV'yi devletten iade olarak almaktadırlar.
Azerbaycan ekonomisinin dışa açılma süreci ve vergi sisteminde değişim
1991 yılında devlet bağımsızlığının restorasyonundan sonra Azerbaycan Cumhuriyeti egemen haklarını ekonomik alanda uygulamaya ve bağımsız politikalar uygulamaya başladı. Bu politikanın ana yönleri, çeşitli mülkiyet biçimlerine dayanan, piyasa ekonomisine geçiş ve dünya ekonomisine entegrasyon temelinde oluşturulan ekonomik sistemdir. Azerbaycan Cumhuriyeti devlet bağımsızlığını kazandıktan sonra dış ekonomik politikasının en önemli yönlerinden biri uluslararası finans, kredi ve ekonomik kurumlarla ilişkiler haline gelmiştir. Azerbaycan 1992 yılında İMF, Dünya Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, İslam Kalkınma Bankası ve Asya Kalkınma Bankası üyelerine 1999 yılında kabul edildi. IMF ile Azerbaycan arasındaki işbirliği ilişkileri yapısal reform programı bağlamında kurulmuştur. İşbirliği ilişkilerinin ön değerlendirilmesinde, IMF'nin Azerbaycan'da uyguladığı programların ekonomik etkisi büyüktür. Bağımsızlığın restorasyonu sırasında, IMF'nin mali desteğiyle yapısal reform programı, iç ve dış dengenin dengelenmesine ve ekonomik istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmuştur. Azerbaycan'da maliye politikası dört temel üzerine kurulmuştur: vergi, harcama, borç ve diğerleri. Bu politika, ürettiği harcamalar yoluyla gelir artışını etkiliye ve topladığı vergiler yoluyla gelirdeki düşüşün etkisi fark edilebilir. Azerbaycan'ın mali politikası, devlet tarafından mali kaynakların birikimi ve kullanımı ile ilgili olarak uygulanan bir dizi önlemden oluşmaktadır. Azerbaycan devleti aynı zamanda devam etmekte olan finansal politikanın ana konusu haline geldi, perspektif için finansal gelişimin ana yönlerinin stratejisini, önümüzdeki dönemde yapılacak eylemlerin taktiklerini ve ekonomik hedeflere ulaşmanın yollarını belirledi.
İndirim oranlı işlemlerde KDV iadesi ve muhasebesinde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri
Katma Değer Vergisi (KDV), muamele vergileri içinde en gelişmiş ve modern olanıdır. KDV, yayılı ancak kümülâtif olmayan bir muamele vergisidir. Bu özelliği sayesinde, verginin piramitleşmesi denilen hadiseye de yol açmamaktadır. KDV'yi benzeri muamele vergilerinden ayıran en gelişmiş özelliği ise vergi indirimi mekanizmasıdır. Bu indirim mekanizması, satışlar üzerinden hesaplanan KDV'den bu satışlar için yapılan alışların KDV'sinin indirilmesi şekinde işlemektedir. Bu mekanizmanın işleyişinde karşılaşılan sorunlar içinde en önemlisi bazı mal teslimleri ve hizmet ifalarında KDV oranının indirilmesidir. KDV oranı indirildiğinde, mükelleflerin KDV tahsilatı azalmaktadır. Ticari faaliyetlerini devam ettirebilmek için tahsil ettiklerinden daha fazla KDV yüklenmek zorunda kalan mükellefler giderek büyüyen bir devreden KDV sorunu ile karşı karşıya kalmakta ve yüklendikleri ve indirim yoluyla telafi edemedikleri KDV'lerinin iadesini alma ihtiyaçları ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29/2'nci maddesinde, KDV oranı indirilmiş olan teslim ve hizmetleri bulunan mükelleflere, indirimli oran nedeniyle eksik hesapladıkları KDV'yi telafi etmeleri amacıyla iade alma hakkı tanınmıştır. Bu çalışmada, KDV ile ilgili geniş bir bilgilendirmeden sonra KDV iade yöntemleri ve işlem türlerine göre KDV iadeleri anlatılmış, indirim oranlı işlemlerde KDV iadesi, konunun daha somut hale getirilebilmesi için örnek uygulama ile birlikte açıklanmış, indirim oranlı KDV iadesi ve muhasebesinde karşılaşılan sorunlara değinilmiş ve bu sorunlar için çözüm önerilerinde bulunulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: KDV, KDV İadesi, Yüklenilen KDV, İndirimli Oran.
Türkiye'de katma değer vergisi uygulamasında tek oranlı yapı önerisi ve değerlendirilmesi
Katma Değer Vergisi; kamu gelirleri içerisindeki sahip olduğu yüksek pay ve uygulanış biçimi bakımından oldukça önemli bir maliye politikası aracıdır. Lakin tüketim odaklı bir dolaylı vergi olması sebebiyle, düşük gelirlilerin üzerinde yarattığı ekonomik yük hususunda çoğu zaman eleştirilmiş ve bu durum çeşitli korumacı uygulamalar doğurmuştur. Hâkim görüş olarak kabul edilen KDV modeli; yüksek bir standart oran, geniş tabanlı indirimli oranlar ile çok sayıda muafiyet ve istisnalardan teşekkül bir yapıdır. Fakat yapılan pek çok araştırmada ve uygulama sonuçlarının değerlendirilmesinde; çoklu oran sisteminin düşük gelirliler üzerindeki korumacı etkisinin istenilen etkiyi veremediği; çeşitli mal ve hizmet gruplarını birden fazla vergi oranına göre tasnif etmenin ve bunları sık sık değiştirmenin yanı sıra beraberinde çok sayıda istisna ve muafiyet getirmenin, vergi adaletine hizmet etmediği, hatta mevzuatı ve uygulamayı oldukça karmaşık bir yapıya sokarak uygulayıcılar nezdinde oldukça zorlu bir durum yarattığı belirtilmektedir. Bütün bunlar, vergi uyumunu düşürerek potansiyel matrahın vergilendirilmesinde istenilen etkinliğin sağlanamamasına yol açmaktadır. Bu çalışmada; çeşitli dünya ülkelerindeki KDV rejimleri ve oran uygulamaları mukayeseli olarak değerlendirilerek çoklu oran ile tek oran uygulamaları çeşitli yaklaşımlarla incelenmiş ve tekli oran sisteminin üstün yanları belirtilmiştir. Ülkemizdeki KDV uygulamasında yaşanan belli başlı problemler irdelenerek, çok oranlı ve karmaşık bir vergi sisteminin, mükellefler ve vergi idaresi nezdinde yarattığı sorunlara değinilmiştir. Hâlihazırda yaşanan indirimli oran iade ve vergi yükü problemleri ile mükelleflerin vergi uyumundaki eksikliklerine karşın, tek oranlı basit ve sade bir KDV sistemi, çözüm önerisi olarak sunulmuştur.
Türkiye'de ihracatta kdv istisnası ve Avrupa Birliği uygulaması ile karşılaştırılması
Katma değer vergisi üretim ve tüketim sürecinin her aşamasında malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkân tanıyarak değer artışı esasını benimsemiş çok aşamalı genel bir satış vergisidir.Ülkemizde Katma Değer Vergisinin 1985'te yürürlüğe girmesiyle ihracatımız, ?ihracat istisnası? yoluyla teşvik edilmeye çalışılmıştır. Bu istisnanın uygulamaya konulmasındaki amaçlar ise ihracatın arttırılmasıyla döviz girdisini ve mallarımızın dünya pazarlarındaki rekabet gücünü arttırmak ve çifte vergilemenin önlenmesidir.Bu çalışmada Katma Değer Vergisinde yer alan ihracat istisnasındaki işleyiş ortaya konulmaya çalışılmış, KDV iadelerinde karşılaşılabilecek olan sorunlara ne şekilde yaklaşılması gerektiği açıklanmaya çalışılmış ve son olarak ihracatın Avrupa Birliği'ndeki işleyişine değinilerek Türkiye ile karşılaştırılması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Katma değer, Katma Değer vergisi, İhracat, İhracat istisnası
İşletme yöneticilerinin ve yükümlülerin KDV uygulamasındaki tepkilerinin analizi Ankara ili uygulaması
Bir mükellefin vergisi başkalarına devrediliyorsa, mükellef vergisini kendisi ödemiyorsa devredilen vergi dolaylı vergi olarak adlandırılır. Diğer bir anlatımla vergi, belirli olmayan zamanlarda ve mükellefe bağlı olmaksızın tarh, tahakkuk ve tahsil ediliyorsa dolaylı yapıdadır. Dolaylı vergiler mal ve hizmetlerin tüketimi üzerinden alınırlar. Katma Değer Vergisi' de (KDV) bunlardan biridir.KDV kayıtlı mükelleflerle birlikte toplumun tümünü ilgilendiren çok geniş tabanlı ve kapsamlı bir dolaylı vergi türüdür. İnsan ihtiyaçlarının neredeyse hepsinde KDV yükümlüsünün rızası gözetilmeksizin, şart koşularak belirli ve/veya değişken oranlarda KDV istenmektedir. KDV talebinde bulunan iradenin bunu iradi bir kuvvetle istemiş olması bu uygulamanın hakkaniyetsizliğinin en çarpıcı yönü olmakla birlikte bir de bu uygulamanın ihtiyaçlar hiyerarşisine göre anlamsız ve çarpık örneklerinin olması diğer sıkıntı verici yönünü açığa çıkarmaktadır.Kuşkusuz ki KDV, zorunlu bir yükümlülüktür ve diğer tüm vergiler gibi devletin egemenlik hakkına dayanılarak yasa ile istenmektedir. Bu durumda, vergileme yetkisinin kullanımının bir sınırının olup olmayacağının veya hangi düzeyde olacağının araştırılması, hem KDV ödevinden beklenen en verimli hâsılatın elde edilmesi, hem de kayıtlı mükelleflerin ve yükümlülerin KDV'ye olan olumsuz tepkilerinin minimuma indirilmesi bakımından oldukça önem arz etmektedir. İşte bu çalışmada yapılan anket uygulamasıyla da bu önemlilik gösterilmeye ve KDV uygulamasına karşı hem kayıtlı mükelleflerin hem de tüketicilerin tepkilerinin ölçümü yapılmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: İşletme Yöneticileri, Yükümlüler, KDV Uygulaması, Tepkiler, Analiz
İhracatta Katma Değer Vergisi iadesi ve muhasebeleştirilmesi
1985 yılından bu yana yürürlükte bulunan Katma Değer Vergisi, harcamalar üzerinden alınan bir vergi türüdür. Türk vergi kanunları içerisinde en geniş yelpazeye sahip olan bu vergi, harcamalar üzerinden toplanıyor olması nedeniyle toplumdaki hemen hemen herkesi yakından ilgilendirmektedir. KDV uygulamasında yer alan istisnalar vergilendirmede önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle ihracat yapan mükelleflere tanınan istisnaların birçoğu Katma Değer Vergisi kanununun 11. Maddesinde yer almaktadır. İhracata yönelik sunulan KDV teşvikleri hakkında yeterli mevzuat hükümlerinin bulunmasına rağmen uygulamaya dair iade sürecinin bir bütün halinde açıklayan detaylı bir çalışma bulunmamaktadır. Bu sebepten KDV iade süreci hakkında bilgi vermek, iade türlerine ilişkin açıklamalarda bulunmak, alınabilecek iade tutarlarının hesaplanması ve yasal zeminde muhasebe kayıtlarının ne şekilde yapılması gerektiğine dair bilgiler sunmak ve kapsamlı bir iade sürecinin nasıl gerçekleşmesi gerektiğini yapılan bu çalışma ile çözümlemeye çalışılmıştır. Yapılan bu çalışmada öncelikli olarak KDV kanunundan, ihracatın kavramsal çerçevede değerlendirilmesinden, ihracat şekillerinden ve türlerinden, bunlara ilişkin sağlanan teşviklerden, ihracatta KDV iade tutarının nasıl hesaplanması gerektiği ve muhasebe kayıtlarının nasıl tutulması gerektiğine dair çalışmalar sunulmuştur. Söz konusu çalışma ile ihracat, ihracat teşvikleri, KDV iadesinin hesaplanması, muhasebeleştirilmesi, iade sürecinin nasıl yürütüldüğü vb. süreçler örnek uygulamalar ile gösterilmesinden dolayı literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
İndirimli orana tabi işlemlerde KDV iade sistemi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri: Örnek bir uygulama
Nihai tüketiciyi vergilendirmeyi esas alan KDV bir harcama vergisi türüdür. Bu nedenle her ne kadar KDV'nin mükellefi mal teslim eden ve hizmet ifasında bulunan kimseler olsa da asıl ödeyicisi nihai olarak mal veya hizmeti kullanan kişilerdir. Ancak bazen vergi nihai tüketiciye yansıtılmadan mal ve hizmeti satanların üzerinde kalmaktadır. Bu durumun en belirgin örneği indirimli oran tabi teslimlerdir. Bu teslimlerde mükellefler yüklendikleri KDV'nin bir kısmını indirim yoluyla telafi edememektedirler. İndirimli orana tabi işlemlerde genellikle mal veya hizmetler alımlarında %18 KDV ödenmektedir. Ancak bu malların teslimi ya da hizmetlerin ifası indirimli orana (%8 veya %1) tabidir. Bu nedenle genel oranla indirimli oran arasında doğan fark indirim mekanizması yoluyla telafi edilememektedir. İndirim mekanizması aracılığıyla telafi edilemeyen bu tutarlar KDV Kanunu gereği mükelleflerin talebi üzerine kendilerine iade edilmektedir. Ancak indirimli orana tabi işlemlere ait KDV iade sisteminde üç temel sorun bulunmaktadır. Bunlar, mevzuattaki boşluklardan kaynaklanan sorunlar, KDV iadesi kontrol raporlarında karşılan sorunlar ve hukuka aykırı düzenlemeler sonucu yaşanılan sorunlardır. Bu çalışmadaki temel amaç indirimli orana tabi işlemlerin KDV iade sisteminde yaşanılan sorunlara çözüm önerileri getirilerek iade sürecinin daha etkin ve daha hızlı gerçekleşmesini sağlamaktır. Bu bağlamda, KDV ve indirimli orana tabi işlemler konusunda temel bilgiler ve özellik arz eden konular açıklanmıştır. Daha sonra iade sürecinde yaşanılan sorunlara ve KDVGUT ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde Vergi İdaresinin uygulama örnekleri de dikkate alınarak bu sorunların çözüm önerilerine yer verilmiştir. Son olarak da indirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan KDV iadesine örnek olabilecek bir YMM KDV İadesi Tasdik Raporu irdelenerek konu aydınlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: KDV, İndirimli Oran, KDV İadesi, KDV İadesi Risk Analiz Sistemi, KDV İadesi Kontrol Raporu, Yüklenilen KDV.
Gelir Vergisi ve Katma Değer Vergisi formülleştirmesinde optimal vergileme teorisinin rolü: Türkiye ve İngiltere üzerine karşılaştırmalı bir çalışma
Vergi adaleti ve vergi etkinliği arasında bir çatışma olduğu söylenebilir ve bazı ekonomistler adalet ve etkinlik hedefleri arasındaki dengeyi sağlamak için optimal vergileme teorisini (bir yaklaşım olarak) önermişlerdir. Öte yandan optimal vergileme kavramı toplumsal refah kavramına bağlıdır ve optimal vergileme kavramı ulusal ekonomide toplumsal refahı en üst düzeye ulaştırmak için faydalı bir kavramdır. Dolaylı vergileme alanında dolaylı vergi oranlarının ekonomik faaliyetleri en az tahrif ettiği için tek oranlı olmalıdır. Ayrıca dolaysız vergiler alanında artan oranlı gelir vergisinin iş gücü arzını azaltarak toplumsal refah seviyesinin azalmasına neden olduğu, gelir vergisi oranlarının daha düz olması gerektiği ve gelirin en yüksek seviyelerinde marjinal gelir vergisi oranlarının düşmesi gerektiği söylenebilmektedir. Bu çalışmada Türkiye'de ve İngiltere'de uygulanan katma değer vergisinin ve gelir vergisinin özellikleri açıklanarak optimal vergileme kriterleri açısından optimal olup olmadığı belirtilmektedir. Anahtar Kelimeler: Optimal Vergileme, Toplumsal Refah, AĢırı Yük, Gelir Vergisi,Katma Değer Vergisi
Katma değer vergisi mevzuatında istisna edilen işlemlerde iade uygulamaları
Türk ekonomisindeki hızlı değişime paralel olarak, vergi mevzuatında da önemli değişiklikler yaşanmıştır. Katma Değer Vergisinden önce mal ve hizmetlerin imalat aşamasından, tüketicilere ulaştığı aşamaya kadar, sekiz adet dolaylı vergi alınmakta iken bunların yerine tek bir vergilemeyi öngören Katma Değer Vergisi sistemi yürürlüğe konulmuştur.Katma Değer Vergisi, mal ve hizmet üretiminin her safhasında bir sonraki safhaya yansıtılması suretiyle doğan ve nihai olarak mal ve hizmetin tüketicine yüklenen bir vergi türüdür.Katma Değer Vergisi, ekonomideki tüm mal ve hizmetler için geçerli olmakla beraber, küreselleşme ile daha da artan rekabet şartları, sosyal, kültürel ve ekonomik sebeplerden dolayı, tüm vergi uygulamalarında olduğu gibi Katma Değer Vergisi Mevzuatında da bir takım istisna hükümleri yer almaktadır.Katma Değer Vergisi Kanununda istisna edilen işlemlerde KDV hesaplanmamakta, yani satıcı KDV tahsil etmemektedir. Böylelikle mal bedelinde KDV tutarında bir indirim sağlanmış olmakta, söz konusu vergi, nihai tüketicisine yansıtılamamaktadır.Katma Değer Vergisinin ödenmesinden mal ve hizmeti üretenler sorumlu olmakla beraber, aslında bu verginin mükellefi nihai tüketicidir. Bu sebeple, istisna edilen işlemlerde KDV tahsil edilemediğinden, son işlemi yapan kişi yada kurumda kalan Katma Değer Vergisinin iadesi gerekmektedir.İade uygulamalarında karşılaşılan istismarlar nedeniyle, özellikle nakden iadelerde Maliye idaresi bürokratik işlemleri büyük ölçüde artırmıştır. Bu durum, zaten karmaşık olan bu sistemi daha da karmaşık hale getirmiştir. Mükelleflere zaman kaybı ve ilave maliyet getiren bu sistemin, daha basit hale getirilmesi için yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.Bu çalışma ile, Katma Değer Vergisi Mevzuatında istisna edilen işlemlerde iade uygulamaları ile ilgili izlenen prosedürler, yayımlanan kanunlar, genel tebliğler, iç genelgeler ve muktezalar bazında açıklanılmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler : Katma Değer Vergisi Mevzuatında İade
Türkiye'de ihracatta KDV iade sistemi ve denetimi: Yozgat ili örneği
Tüm Dünya'yı etkisi altına alan Covid-19 pandemi süreci ekonomide belirsizlik, işsizlik, üretim sorunları, talep azalması, ihracat ve vergi sisteminden kaynaklı olumsuz etkileri olmasına rağmen ülkemiz bu sorunlara yönelik tedbirler ve çözümler getirerek bertaraf edilmeye çalışılmıştır. İhracat kaynaklı KDV İade sisteminde yaşanan sorunların en önemli nedeni kayıt dışı ekonomi olmuştur. Kayıt dışı ekonominin en önemli sonucu belgeye bağlanmamış, denetim mekanizması olmayan yasadışı faaliyetler olmasıdır. Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede en etkili yöntem vergi denetimidir. Bu nedenle vergi denetim sisteminin iyi işlemesi için vergi denetim sisteminin etkin olmayan yönlerinin tespit edilmesi ve bunlara yönelik çözüm önerileri uygulanmalıdır. Birinci bölümde ihracat kavramı, ihracat faaliyetleri ve süreci ayrıntılı açıklanmış olup bir işletmenin ihracat faaliyetine başlamadan önce dikkat etmesi gereken hususlar belirtilmiştir. İkinci bölümde Yeminli Mali Müşavir (YMM) raporuna göre KDV iade talep eden örnek bir firma üzerinden çalışma yapılmış olup uygulamalı olarak sorunlara yönelik çözüm önerileri sunulmuştur. Üçüncü ve son bölümde ise Yozgat ili ve ilçelerinde faaliyet gösteren ihracat kaynaklı KDV iade talep eden firmalar üzerine bir araştırma yapılmış olup ihracatta ve KDV iade sisteminde karşılaştığı sorunlara çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda pandemi sürecinin ihracat ve KDV iadeleri üzerinde etkileri açıklanmıştır. Sonuç kısmında ise üç bölüme ait açıklanan ve uygulama yapılan işlemlere ait genel bir değerlendirme yapılmış olup sorunlara yönelik çözüm önerileri belirtilmiştir.
Küresel ısınmayla mücadelede yeşil vergiler: Seçilmiş ülkeler ve Türkiye değerlendirmesi
Araştırmada, küresel ısınmanın ve küresel ısınmayla müacadelede uygulanan yeşil vergilerin teorik temelleri üzerinde durularak yeşil vergileri uygulayan seçilmiş ülkelerden örnekler ile Türkiye' deki mevcut uygulamalar incelenecek. Genel bir karşılaştırma yapılacaktır.