Katma değer vergisi
54 theses under this subject heading
Türkiye'de katma değer vergisi uygulamasında tek oranlı yapı önerisi ve değerlendirilmesi
Katma Değer Vergisi; kamu gelirleri içerisindeki sahip olduğu yüksek pay ve uygulanış biçimi bakımından oldukça önemli bir maliye politikası aracıdır. Lakin tüketim odaklı bir dolaylı vergi olması sebebiyle, düşük gelirlilerin üzerinde yarattığı ekonomik yük hususunda çoğu zaman eleştirilmiş ve bu durum çeşitli korumacı uygulamalar doğurmuştur. Hâkim görüş olarak kabul edilen KDV modeli; yüksek bir standart oran, geniş tabanlı indirimli oranlar ile çok sayıda muafiyet ve istisnalardan teşekkül bir yapıdır. Fakat yapılan pek çok araştırmada ve uygulama sonuçlarının değerlendirilmesinde; çoklu oran sisteminin düşük gelirliler üzerindeki korumacı etkisinin istenilen etkiyi veremediği; çeşitli mal ve hizmet gruplarını birden fazla vergi oranına göre tasnif etmenin ve bunları sık sık değiştirmenin yanı sıra beraberinde çok sayıda istisna ve muafiyet getirmenin, vergi adaletine hizmet etmediği, hatta mevzuatı ve uygulamayı oldukça karmaşık bir yapıya sokarak uygulayıcılar nezdinde oldukça zorlu bir durum yarattığı belirtilmektedir. Bütün bunlar, vergi uyumunu düşürerek potansiyel matrahın vergilendirilmesinde istenilen etkinliğin sağlanamamasına yol açmaktadır. Bu çalışmada; çeşitli dünya ülkelerindeki KDV rejimleri ve oran uygulamaları mukayeseli olarak değerlendirilerek çoklu oran ile tek oran uygulamaları çeşitli yaklaşımlarla incelenmiş ve tekli oran sisteminin üstün yanları belirtilmiştir. Ülkemizdeki KDV uygulamasında yaşanan belli başlı problemler irdelenerek, çok oranlı ve karmaşık bir vergi sisteminin, mükellefler ve vergi idaresi nezdinde yarattığı sorunlara değinilmiştir. Hâlihazırda yaşanan indirimli oran iade ve vergi yükü problemleri ile mükelleflerin vergi uyumundaki eksikliklerine karşın, tek oranlı basit ve sade bir KDV sistemi, çözüm önerisi olarak sunulmuştur.
Türkiye'de ihracatta kdv istisnası ve Avrupa Birliği uygulaması ile karşılaştırılması
Katma değer vergisi üretim ve tüketim sürecinin her aşamasında malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkân tanıyarak değer artışı esasını benimsemiş çok aşamalı genel bir satış vergisidir.Ülkemizde Katma Değer Vergisinin 1985'te yürürlüğe girmesiyle ihracatımız, ?ihracat istisnası? yoluyla teşvik edilmeye çalışılmıştır. Bu istisnanın uygulamaya konulmasındaki amaçlar ise ihracatın arttırılmasıyla döviz girdisini ve mallarımızın dünya pazarlarındaki rekabet gücünü arttırmak ve çifte vergilemenin önlenmesidir.Bu çalışmada Katma Değer Vergisinde yer alan ihracat istisnasındaki işleyiş ortaya konulmaya çalışılmış, KDV iadelerinde karşılaşılabilecek olan sorunlara ne şekilde yaklaşılması gerektiği açıklanmaya çalışılmış ve son olarak ihracatın Avrupa Birliği'ndeki işleyişine değinilerek Türkiye ile karşılaştırılması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Katma değer, Katma Değer vergisi, İhracat, İhracat istisnası
İşletme yöneticilerinin ve yükümlülerin KDV uygulamasındaki tepkilerinin analizi Ankara ili uygulaması
Bir mükellefin vergisi başkalarına devrediliyorsa, mükellef vergisini kendisi ödemiyorsa devredilen vergi dolaylı vergi olarak adlandırılır. Diğer bir anlatımla vergi, belirli olmayan zamanlarda ve mükellefe bağlı olmaksızın tarh, tahakkuk ve tahsil ediliyorsa dolaylı yapıdadır. Dolaylı vergiler mal ve hizmetlerin tüketimi üzerinden alınırlar. Katma Değer Vergisi' de (KDV) bunlardan biridir.KDV kayıtlı mükelleflerle birlikte toplumun tümünü ilgilendiren çok geniş tabanlı ve kapsamlı bir dolaylı vergi türüdür. İnsan ihtiyaçlarının neredeyse hepsinde KDV yükümlüsünün rızası gözetilmeksizin, şart koşularak belirli ve/veya değişken oranlarda KDV istenmektedir. KDV talebinde bulunan iradenin bunu iradi bir kuvvetle istemiş olması bu uygulamanın hakkaniyetsizliğinin en çarpıcı yönü olmakla birlikte bir de bu uygulamanın ihtiyaçlar hiyerarşisine göre anlamsız ve çarpık örneklerinin olması diğer sıkıntı verici yönünü açığa çıkarmaktadır.Kuşkusuz ki KDV, zorunlu bir yükümlülüktür ve diğer tüm vergiler gibi devletin egemenlik hakkına dayanılarak yasa ile istenmektedir. Bu durumda, vergileme yetkisinin kullanımının bir sınırının olup olmayacağının veya hangi düzeyde olacağının araştırılması, hem KDV ödevinden beklenen en verimli hâsılatın elde edilmesi, hem de kayıtlı mükelleflerin ve yükümlülerin KDV'ye olan olumsuz tepkilerinin minimuma indirilmesi bakımından oldukça önem arz etmektedir. İşte bu çalışmada yapılan anket uygulamasıyla da bu önemlilik gösterilmeye ve KDV uygulamasına karşı hem kayıtlı mükelleflerin hem de tüketicilerin tepkilerinin ölçümü yapılmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: İşletme Yöneticileri, Yükümlüler, KDV Uygulaması, Tepkiler, Analiz
İhracatta Katma Değer Vergisi iadesi ve muhasebeleştirilmesi
1985 yılından bu yana yürürlükte bulunan Katma Değer Vergisi, harcamalar üzerinden alınan bir vergi türüdür. Türk vergi kanunları içerisinde en geniş yelpazeye sahip olan bu vergi, harcamalar üzerinden toplanıyor olması nedeniyle toplumdaki hemen hemen herkesi yakından ilgilendirmektedir. KDV uygulamasında yer alan istisnalar vergilendirmede önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle ihracat yapan mükelleflere tanınan istisnaların birçoğu Katma Değer Vergisi kanununun 11. Maddesinde yer almaktadır. İhracata yönelik sunulan KDV teşvikleri hakkında yeterli mevzuat hükümlerinin bulunmasına rağmen uygulamaya dair iade sürecinin bir bütün halinde açıklayan detaylı bir çalışma bulunmamaktadır. Bu sebepten KDV iade süreci hakkında bilgi vermek, iade türlerine ilişkin açıklamalarda bulunmak, alınabilecek iade tutarlarının hesaplanması ve yasal zeminde muhasebe kayıtlarının ne şekilde yapılması gerektiğine dair bilgiler sunmak ve kapsamlı bir iade sürecinin nasıl gerçekleşmesi gerektiğini yapılan bu çalışma ile çözümlemeye çalışılmıştır. Yapılan bu çalışmada öncelikli olarak KDV kanunundan, ihracatın kavramsal çerçevede değerlendirilmesinden, ihracat şekillerinden ve türlerinden, bunlara ilişkin sağlanan teşviklerden, ihracatta KDV iade tutarının nasıl hesaplanması gerektiği ve muhasebe kayıtlarının nasıl tutulması gerektiğine dair çalışmalar sunulmuştur. Söz konusu çalışma ile ihracat, ihracat teşvikleri, KDV iadesinin hesaplanması, muhasebeleştirilmesi, iade sürecinin nasıl yürütüldüğü vb. süreçler örnek uygulamalar ile gösterilmesinden dolayı literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Katma değer vergisi mevzuatında istisna edilen işlemlerde iade uygulamaları
Türk ekonomisindeki hızlı değişime paralel olarak, vergi mevzuatında da önemli değişiklikler yaşanmıştır. Katma Değer Vergisinden önce mal ve hizmetlerin imalat aşamasından, tüketicilere ulaştığı aşamaya kadar, sekiz adet dolaylı vergi alınmakta iken bunların yerine tek bir vergilemeyi öngören Katma Değer Vergisi sistemi yürürlüğe konulmuştur.Katma Değer Vergisi, mal ve hizmet üretiminin her safhasında bir sonraki safhaya yansıtılması suretiyle doğan ve nihai olarak mal ve hizmetin tüketicine yüklenen bir vergi türüdür.Katma Değer Vergisi, ekonomideki tüm mal ve hizmetler için geçerli olmakla beraber, küreselleşme ile daha da artan rekabet şartları, sosyal, kültürel ve ekonomik sebeplerden dolayı, tüm vergi uygulamalarında olduğu gibi Katma Değer Vergisi Mevzuatında da bir takım istisna hükümleri yer almaktadır.Katma Değer Vergisi Kanununda istisna edilen işlemlerde KDV hesaplanmamakta, yani satıcı KDV tahsil etmemektedir. Böylelikle mal bedelinde KDV tutarında bir indirim sağlanmış olmakta, söz konusu vergi, nihai tüketicisine yansıtılamamaktadır.Katma Değer Vergisinin ödenmesinden mal ve hizmeti üretenler sorumlu olmakla beraber, aslında bu verginin mükellefi nihai tüketicidir. Bu sebeple, istisna edilen işlemlerde KDV tahsil edilemediğinden, son işlemi yapan kişi yada kurumda kalan Katma Değer Vergisinin iadesi gerekmektedir.İade uygulamalarında karşılaşılan istismarlar nedeniyle, özellikle nakden iadelerde Maliye idaresi bürokratik işlemleri büyük ölçüde artırmıştır. Bu durum, zaten karmaşık olan bu sistemi daha da karmaşık hale getirmiştir. Mükelleflere zaman kaybı ve ilave maliyet getiren bu sistemin, daha basit hale getirilmesi için yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.Bu çalışma ile, Katma Değer Vergisi Mevzuatında istisna edilen işlemlerde iade uygulamaları ile ilgili izlenen prosedürler, yayımlanan kanunlar, genel tebliğler, iç genelgeler ve muktezalar bazında açıklanılmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler : Katma Değer Vergisi Mevzuatında İade
Türkiye'de ihracatta KDV iade sistemi ve denetimi: Yozgat ili örneği
Tüm Dünya'yı etkisi altına alan Covid-19 pandemi süreci ekonomide belirsizlik, işsizlik, üretim sorunları, talep azalması, ihracat ve vergi sisteminden kaynaklı olumsuz etkileri olmasına rağmen ülkemiz bu sorunlara yönelik tedbirler ve çözümler getirerek bertaraf edilmeye çalışılmıştır. İhracat kaynaklı KDV İade sisteminde yaşanan sorunların en önemli nedeni kayıt dışı ekonomi olmuştur. Kayıt dışı ekonominin en önemli sonucu belgeye bağlanmamış, denetim mekanizması olmayan yasadışı faaliyetler olmasıdır. Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede en etkili yöntem vergi denetimidir. Bu nedenle vergi denetim sisteminin iyi işlemesi için vergi denetim sisteminin etkin olmayan yönlerinin tespit edilmesi ve bunlara yönelik çözüm önerileri uygulanmalıdır. Birinci bölümde ihracat kavramı, ihracat faaliyetleri ve süreci ayrıntılı açıklanmış olup bir işletmenin ihracat faaliyetine başlamadan önce dikkat etmesi gereken hususlar belirtilmiştir. İkinci bölümde Yeminli Mali Müşavir (YMM) raporuna göre KDV iade talep eden örnek bir firma üzerinden çalışma yapılmış olup uygulamalı olarak sorunlara yönelik çözüm önerileri sunulmuştur. Üçüncü ve son bölümde ise Yozgat ili ve ilçelerinde faaliyet gösteren ihracat kaynaklı KDV iade talep eden firmalar üzerine bir araştırma yapılmış olup ihracatta ve KDV iade sisteminde karşılaştığı sorunlara çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda pandemi sürecinin ihracat ve KDV iadeleri üzerinde etkileri açıklanmıştır. Sonuç kısmında ise üç bölüme ait açıklanan ve uygulama yapılan işlemlere ait genel bir değerlendirme yapılmış olup sorunlara yönelik çözüm önerileri belirtilmiştir.
Küresel ısınmayla mücadelede yeşil vergiler: Seçilmiş ülkeler ve Türkiye değerlendirmesi
Araştırmada, küresel ısınmanın ve küresel ısınmayla müacadelede uygulanan yeşil vergilerin teorik temelleri üzerinde durularak yeşil vergileri uygulayan seçilmiş ülkelerden örnekler ile Türkiye' deki mevcut uygulamalar incelenecek. Genel bir karşılaştırma yapılacaktır.
Yıllara sari inşaat ve onarım işlerinin vergilendirilmesi ve muhasebe uygulamaları
Muhasebe Sistemi Genel Tebliğinde dönemsellik ilkesi, "İşletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasıdır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi; hasılat, gelir ve karların aynı döneme ait maliyet gider ve zararlarla karşılaştırılması ...." şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca, gerek Türk Ticaret Kanununda gerekse de Vergi Usul Kanununda dönemsellik kavramına paralel olarak düzenlemeler yapılmış ve işletmelerin belli dönemler için değerlendirilmeleri zorunluluğu getirilmiştir. VUK' nun 174'üncü maddesinde yasal defterlerin hesap dönemi itibarıyla tutulacağı ve hesap dönemlerinin normalde takvim yılı olacağı, ancak 12' şer aylık özel hesap dönemlerinin de tayin edilebileceği belirtilmiştir. Bunlara paralel olarak, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesinde kazancın hesap dönemleri itibarıyla tespit olunacağı aynı şekilde Gelir Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde de gerçek kişilerin bir takvim yılı içerisinde elde ettikleri kazanç ve iratların gelir vergisinin konusunu oluşturacağı belirtilmiştir. Kural hesap dönemi olmakla birlikte, GVK' nın 42, 43, ve 44. maddelerinde düzenlenen ticari kazanç niteliği bulunan yıllara sari inşaat taahhüt ve onarım işlerinde yıllık hesap döneminden, dolayısıyla dönemsellik ilkesinden sapma olmuştur. Bu nedenle Gelir Vergisi Kanunu'nun 42, 43 ve 44'üncü maddelerinde düzenlenen ve Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca, kurumlar vergisi mükelleflerine de uygulanan özel bir vergileme rejimi öngörülmüştür.
Paternalistik devlet anlayışının vergi politikasına yansıması:Günah vergilerinin mali ve sosyal açıdan değerlendirilmesi
Bu çalışma paternalizm anlayışıyla bütünleşen günah vergilerinin, kavramsal çerçevesini, gerekçelerini, kapsamını, uygulanış biçimlerini, bu vergileri savunanların ve savunmayanların görüşlerini, bu vergilerin mali ve sosyal etkilerinin ülkeler açısından incelenmesini içermektedir. Bu çalışmayla günah vergilerinin mali tarafının mı yoksa sosyal tarafının mı ağırlıkta olduğu ilgili literatür taramasıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Amerika, Türkiye ve Avrupa Birliği üyesi altı ülke; Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya, Lüksemburg için özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi, bu vergilerin alt başlığı olan alkol, sigara ve obezite vergileri incelenmiştir. Vergi gelirleri verileriyle mali açıdan, alkol ve sigara tüketimi, obezite oranı verileriyle ise sosyal açıdan değerlendirme yapılmıştır. 1985-2020 yılları baz alınan bu çalışma ÖTV-KDV vergi gelirleri verilerini ve tüketim düzeylerini kapsamaktadır. Günah vegileri, bireysel ve toplumsal açıdan devletin vatandaşlarının iyiliğini düşünerek müdahale etmesini ifade eden paternalizm anlayışıyla sosyal amacı ön plana çıkarılarak uygulama alanı bulmuştur. Ancak günah vergilerin mali anesteziyle kolayca alınmasıyla sağladığı yüksek vergi gelirleri sosyal işlevi gölgelemiştir. Tüketimi azaltmayı ve dışsal zararları önlemeyi amaçlayan bu vergiler, fiyat talep esnekliğinin düşük olması sebebiyle tüketimi önemli ölçüde etkilememesi sosyal amacın gerçekleşmemesine neden olmuştur. Ayrıca görece düşük gelirli kesimi etkileyen regresif vergi yapısı ve kayıt dışı ekonominin varlığıyla vergi adaletsizliğine neden olması bu vergilerin bir diğer dezavantajıdır. Tüm avantaj ve dezavantajlarına rağmen uygulanan bu vergilerin ülkelerin gelişmişlik seviyesine göre hangi amaca öncelik verdiği değişmektedir. ABD, Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg gibi gelişmiş ülkeler dolaysız vergilerin ağırlıkta olduğu vergi yapısıyla sosyal amaca öncelik verirken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler dolaylı vergilerin ağırlıkta olduğu vergi yapısıyla mali amaca öncelik vermiştir. Bu vergilerin gerçek anlamda sosyal amaca hizmet edebilmesi için tüketimi önemli ölçüde azaltması ve buna bağlı olarak tüketimin neden olduğu dışsal zararında azalması gerekir.
Elektronik ticaret kapsamında gerçekleştirilen hizmetlerde Katma Değer Vergisi uygulaması: Türkiye ve AB ülkeleri açısından bir değerlendirme
"Elektronik ticaret", teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte hayatımıza girmiştir. Özellikle internetin yaygınlaşması ile birlikte elektronik ticaret günlük yaşamda oldukça önemli bir yere sahiptir. Ancak elektronik ticaretin vergilendirilmesine dair mevcut kanunlar incelendiğinde bazı eksikliklerin olduğu ve sorunlar yaşandığı görülmektedir. Bu sorunlar özellikle mükellefiyetin belirlenmesi, vergiyi doğuran olayın tespit edilmesi, iş yeri kavramı ve elde edilen gelirin niteliği gibi konulardır. Bu tarz konular, piyasanın kendi içinde tek başına çözüm üretebileceği kadar basit konular değildir. Bu nedenle global seviyede adımlar atılmalı ve ortak bir yol izlenmelidir. Bu çalışmada elektronik ticaretin vergilendirilmesi bakımından "Katma Değer Vergisi" uygulama sorunları tespit edilip, çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Ayrıca elektronik ticaret kapsamında yapılan işlemlerde sınır ötesi yapılan hizmet ifalarında vergilendirmenin yapılacağı ülkenin Katma Değer Vergisi (KDV)'nin teorisine uygun olarak neresi olması gerektiği OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) ve AB (Avrupa Birliği)'nin de bakış açısı ile beraber ele alınıp değerlendirilmeye çalışılacaktır. Elektronik ticaretin vergilendirilmesinde KDV hususu, özellikle uluslararası ortamlarda ele alınması gereken bir konudur. Elektronik mal ve hizmetlerin uluslararası ticarette takip ediliyor olması, birçok ülkenin ve ekonomik kuruluşun ilgisini çekmiştir. Çünkü farklı ülkelerdeki farklı vergi oranları ve uygulamalar sonucunda, tüketiciler arası, işletmeler arası, işletmeden müşteriye dijital mal ve hizmet satışlarında haksız rekabet sorunları ile karşı karşıya kalınmaktadır. Dünya nüfusunun neredeyse yarısının internet kullanıcısı olduğu düşünülürse, elektronik ticaret satışları çok ciddi rakamlara ulaşmıştır ve gelecekte daha da artacağı öngörülmektedir. KDV, Amerika hariç OECD ülkelerinin tümünde uygulanan bir vergi türü olarak, elektronik ticarette devletlere önemli bir gelir kaynağıdır. Katma Değer Vergisinin konusunu oluşturan temel unsurlardan biri de hizmet işlemleridir. Bu işlemler içerisinde teknolojik gelişmeler ile beraber elektronik ticaret kapsamında gerçekleşen hizmet ifalarının artması ile bu ifaların kapsamı, vergilendirmenin teorik alt yapısı, vergilendirme ülkesinin belirlenmesi, verginin tahsil edilmesi konularında bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde elektronik ticaretin genel yapısı, ikinci bölümde Katma Değer Vergisi'nin temel yapısı ve elektronik ticarette Katma Değer Vergisi uygulaması yer almaktadır. Son bölümde ise, elektronik ticaretin vergilendirilmesinde Türkiye ve seçili Avrupa Birliği ülkeleri karşılaştırılarak değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır.
Türkiye'de katma değer vergisi uygulamasının vergi adaleti açısından değerlendirilmesi
Devletler kanunların kendilerine yüklemiş olduğu görevlerin finansmanında ağırlıklı olarak vergileri kullanmaktadır. Türk vergi sistemi ağırlıklı olarak tüketim ve gelir vergilerinden oluşur. Katma Değer Vergisi ülkemizde uygulanan en modern tüketim vergisidir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu 02.11.1984 tarihli Resmi Gazete?de yayımlanmış ve 01.01.1985 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Avrupa Birliği üyesi ülkeler tarafından ortak muamele vergisi olarak kabul edilen Katma Değer Vergisi?nin yürürlüğe girmesinden bu zamana kadar 28 sene geçmiştir. Söz konusu vergiye yönelik olarak birtakım yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler temel olarak KDV oranlarında, vergi adaletini sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Türkiye?de vergi gelirlerinin dağılımın da dolaylı vergilerin dolaysız vergilere oranla vergi gelirleri içindeki payının gittikçe arttığı görülmektedir. Türk vergi sisteminde mevcut dolaylı vergiler çok fazla başlık altında iken bunlar Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi olmak üzere iki başlık altında toplanmıştır. Dolaylı vergi gelirlerinde meydana gelen artışlar ekonominin fren mekanizmaları olmalarına rağmen ekonomik göstergelerle (GSMH, GSYİH, v.b) paralellik arz etmeleri onların bu yönlerini gizlemekte ve ekonomiye katkı yarattıkları izlenimi oluşmaktadır. Dolaylı vergiler ortadan kalkar ya da dolaylı vergi oranları azaltılacak olur ise tüketimin artması sonucu artan gelir üzerinden alınacak dolaysız vergi gelirleri artabilecektir. Ülkedeki vergi adaletsizliklerini ortadan kaldırabilmek için dolaysız vergilere ağırlık verilmesi gerekmektedir. Dolaylı vergilerde ve oranlarında yapılması gerekli değişiklikler sonucu vergi gelirlerinde meydana gelecek azalış, dolaysız vergilere başvurulması yolu ile telafi edilebilir. Çalışmada vergi adaletinin kuramsal çerçevesi incelendikten sonra, Katma Değer Vergisi?nin teorik içeriği, tarihçesi, hesaplanması, vergi sistemi içindeki yeri, etkileri ve diğer satış vergileriyle karşılaştırılması üzerinde durulacaktır. Türkiye?de KDV uygulaması ve özellikleri ortaya konulduktan sonra Avrupa Birliği ülkelerinde var olan KDV sistemi açıklanmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Adalet, Vergi Adaleti, Katma Değer, Katma Değer Vergisi, (Katma Değer Vergisi Uygulaması)
Katma değer vergisinde sorumluluk uygulaması
Katma Değer Vergisi'ndeki tevkifat müessesesi tam ve kısmi tevkifat olarak ikiye ayrılmaktadır. Tam tevkifat uygulamasında verginin tamamı, kısmi tevkifat uygulamasında ise verginin bir kısmı kesilerek vergi dairesine beyan edilir. 26.04.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak ve 01.05.2014 tarihinden itibaren uygulamaya konulan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği ile bugüne kadar yayımlanan 123 adet Katma Değer Vergisi Genel Tebliği yürürlükten kaldırılarak bu alandaki karmaşıklık sona erdirilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde sorumluluk kavramı ve Vergi Hukuku'nda sorumluluk konusu açıklanmaya çalışılacaktır. İkinci bölümde ise, Katma Değer Vergisi'nin teorik yapısı ele alınarak, Katma Değer Vergisi'nde sorumluluğun genel çerçevesine yer verilecektir. Son bölümde ise, Katma Değer Vergisi'nde sorumluluk uygulaması ayrıntılı bir şekilde ele alınarak açıklanmaya çalışılacaktır.
Vergilemede bir dönüşüm: Blockchaın temelli vergileme ve Türk vergi sisteminde uygulanabilirliği
Günümüzde, vergi alanında pek çok dijital dönüşüm çalışmaları yapılmaktadır. Bu dönüşümlerin büyük bir çoğunluğu, mükellefler ile ilgili verilerin elde edilmesi ve bu verilerin vergisel işlemlerde kullanılmak üzere bir veri tabanında izlenmesi şeklindedir. Merkezi bir veri tabanında mali verilerin kaydedilmesi, bu veri tabanını kötüniyetli kişilerin saldırılarına hedef haline getirmektedir. Blokzincir teknolojisi, bu tür verilerin dağıtılmış bir ağ yapısında merkeziyetsiz olarak saklanması fırsatı sunarak bu soruna önemli bir çözüm getirmiştir. Blokzincir teknolojisi, işlemlerin kriptografik olarak şifrelendiği ve bloklar halinde bir ağ üzerinde kaydedildiği dağıtık bir defter teknolojisidir. Bu yönüyle veriler ağda yer alan ve düğüm olarak adlandırılan her bir bilgisayarda saklanabilmekte ve veri bütünlüğü ve değişmezliği garanti altına alınmaktadır. Verilerin zincirde yer alan bloklara işlenmesi ağdaki düğümlerin uzlaşısı ile gerçekleştirildiğinden merkezi bir otoriteye veyahut aracıya ihtiyaç duyulmamaktadır. Dolayısıyla bu teknolojinin getirdiği avantajlar, verilerin değişmezliği, şeffaflık ve izlenebilirlik, aracısızlaşma ve etkinlik olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışmamız bu teknolojinin tanımı, özelliklikleri, avantaj ve dezavantajları ve kullanım alanlarına değinilerek başlamaktadır. Blokzincir teknolojisinin vergisel işlemlere uygulandığı ülke örnekleri de çalışmamızda yer almaktadır. Devamında, bu teknolojinin Türkiye'de vergisel işlemlere uygulanabilirliği hususuna değinilmiştir. Bu kapsamda vergi kanunları açısından bu teknolojinin potansiyel uygulama alanlarına değinilmiştir. Ayrıca bu teknolojinin Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, KDV, ÖTV ve Damga Vergisi gibi vergi türlerinde yaşanan sorunlara yönelik potansiyel çözüm önerilerine de değinilmiştir. Blokzincir teknolojisinin vergi ile ilişkilendirildiği çalışmalar incelendiğinde, bu çalışmaların çoğunlukla kripto paraların vergilendirilmesi üzerine yapıldığı görülmektedir. Oysa ki bu teknoloji kripto paraların da temelini oluşturan ve kapsamı oldukça geniş olan bir teknolojidir. Çalışmamızın özgünlüğü, bu teknolojinin Türk Vergi Sisteminde yer alan Vergi Usul Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu, KDV, ÖTV ve Damga Vergisi Kanunları açısından potansiyel kullanım alanları ve önerilerle detaylandırılmış olmasıdır. Bu kapsamda bu vergi türleri açısından görülen bazı sorunlara da çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.
İhracatta KDV istisnası uygulaması ve muhasebeleştirilmesi
Günümüz dünya ekonomisinde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinin rekabetini geliştirmek, dış ticaret dengesinin sürdürülmesi ve döviz ihtiyaçlarını karşılamasında ihracat hayati önem arz etmektedir.Bir ülkenin ekonomik refahını arttıması büyük ölçüde katma değeri yüksek ürünleri içeren ihracat hacmine bağlıdır. Bu nedenle, ülkeler ekonomilerini daha rekabetçi kılabilmek ve ihracat hacimlerini arrttırmak için ihracat sektörlerini Ar-Ge, eğitim, kalifiyeli personel istihdamı, bazı vergi istisnaları, düşük faizli krediler gibi daha birçok farklı yolla doğrudan veya dolaylı olarak ihracat sektörlerini teşvik etmişlerdir.Her ne kadar doğrudan bir teşvik olarak görülmesede, ihracat işlemlerinden doğan yüklenilen KDV'nin iadesi ihracatçı şirketlerin teşvik edilmesinde önemli bir faktördür.KDV'den istisna ihracat işlemlerinden doğan yüklenilen KDV ile ilgili vergi yükünün iadesi olan KDV iade sistemi ihracatçıların uluslararası rekabetini ve finansal güçlerini arttırmak için büyük öneme sahiptir.Tezde ihracatta KDV istisnası ve iade uygulamalarının muhasebeleştirilmesi ve iade sürecindeki karşılaşılan sorunlar incelenmiştir.Anahtar Kelimler; İhracat, İhracat teşvikleri, KDV, KDV iadesi
İhracatta KDV iadesi uygulamalari: Mobilya işletmeleri örneği
İhracat yurt dışına mal ve hizmet satışıdır. Günümüzde hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkeler açısından çok önemli bir konuma sahiptir. İhracatın artması milli geliri çoğaltır, ekonomik kalkınmaya destek olur. Bu nedenle, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin temel amaçları dış satımın artırılması olmuştur.İhracat hem ihracatçılar hem de ihracatçı ülkeler açısından büyük öneme sahiptir. Bu nedenle birçok ülke dış ticarete önem vermekte ve ihracatçılara çeşitli destek ve teşvikler sağlamaktadır.Teşvik, devlet tarafından çeşitli amaçlarla özel ve/veya kamu teşebbüslerine bir karşılık mukabilinde veya karşılıksız olarak yapılan aynî veya nakdî yardımlardır. Ülkeler teşvik politikalarına birçok nedenle başvurabilmektedir. Bunlardan biri de dış ticaretin arttırılmasıdır. Teorik olarak ihracatın gelişmesi ekonomik kalkınma üzerinde olumlu etkiler yaratarak gelişmeyi uyarır ve milli gelir seviyesini yükseltir. Bu amaca ulaşabilmek için başvurulan ihracat teşvik politikası araçlarından biri de vergi teşvikleridir. İhracata yönelik vergi teşvikleri muafiyet, istisna, indirim, düşük vergi oranı ve vergi ertelemeleri şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Ülkemizde bu amaçla yapılan uygulamaların başında ihracatta KDV istisnası ve iadesi gelmektedir.KDV iadesi ihracatta rekabet eşitliğini oluşturabilmek için ihracatçıların yüklendiği verginin ihracatçıya iadesini sağlayan bir mekanizmadır.Bu çalışmada, öncelikle ihracat, ihracat teşvikleri, ihracatta KDV istisnası ve iadesi uygulama süreci üzerinde durulmuş, ihracatta KDV iadesi örnek bir uygulamayla muhasebeleştirilerek açıklanmaya çalışılmıştır.
Türkiye'de akaryakıt üzerindeki vergiler ve analizi
Petrol, önemli bir enerji kaynağıdır. Teknolojik gelişmelere paralel olarak petrole olan bağımlılık ve talep her geçen gün artmaktadır. Özellikle akaryakıt ürünleri gerek üretim gerekse tüketimde vazgeçilmezdir ve tüm sektörlerde temel girdi konumundadır. Özellikle de ulaştırma sektörü akaryakıta bağımlı olarak faaliyet göstermektedir. Keza dünya ham petrol tüketiminin yarıdan fazlasını ulaşım amaçlı akaryakıt ürünleri oluşturmaktadır. Akaryakıt hem ekonomik hem de çevresel gerekçelerle vergilendirilmektedir. Dünyada farklı oranlarda ve biçimlerde vergilendirilen akaryakıt, Türkiye?de bütçelerin önemli bir gelir kaynağıdır. Özellikle akaryakıttan alınan ÖTV ve KDV, yüksek vergi hasılatı sağlamaktadır. Bu vergiler akaryakıt üzerinde önemli bir vergi yükü de oluşturmaktadır. Türkiye akaryakıt vergilerinden dolayı, dünyada en pahalı akaryakıt kullanan ülkeler arasında yer almaktadır. Yüksek vergi yükü, beraberinde pek çok sosyal ve ekonomik olumsuzluğu da getirmektedir. Anahtar Kelimeler: 1. Akaryakıt 2. KDV 3. ÖTV 4. Vergi Yükü 5. Kayıt Dışılık
Sağlık politikası aracı olarak sigaranın vergilendirilmesi: Türkiye uygulamasının analizi ve değerlendirilmesi
Tütünün ilk kullanımı tıbbi, tedavi edici ve keyif verici amaçlarla olmuştur. Ancak zamanla sigara olarak tüketilmeye başlanması ile birlikte sağlığa zararları anlaşılmış ve sigara tüketimi mücadele edilmesi gereken bir alan haline dönüşmüştür. Sigara tüketimi sadece tüketen bireye değil yaydığı negatif dışsallık ile topluma da bir maliyet yüklemektedir. Sigara tüketimi birçok hastalık için risk faktörü olup, her yıl 8 milyon insan sigara tüketimi nedeni ile hayatını kaybetmektedir. Sigaraya olan talebinin azaltılmasında birçok farklı politika önlemi bulunmaktadır. Sigara üzerinden alınan vergilerin arttırılması da bu politika önlemlerinden birisidir. Sigaranın vergilendirilmesinde sadece ad valorem vergi, sadece spesifik vergi veya her iki vergi türünün ortak kullanıldığı yapılar söz konusudur. Türkiye en çok sigara tüketilen 10 ülke arasında yer almakta olup, sigaranın vergilendirilmesinde 2003 yılından itibaren karma bir yapı hakimdir. Bu yapı Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) adı altında minimum tabanlı bir spesifik vergi ve ad valorem vergiden oluşmaktadır. Ayrıca sigara üzerinden Katma Değer Vergisi (KDV) alınmaktadır. Sağlık politikası aracı olarak sigaranın vergilendirilmesinde ilk amaç sigara tüketimini azaltmak iken ikinci amaç ise toplam vergi gelirini koruyabilmektir. Bu sayede elde edilen gelir de sağlık harcamalarının finansmanı veya sigara ile mücadelede kullanılabilecektir. Bu çalışmada WHO TaXSiM modeli kullanılarak Türkiye'de sigaranın vergilendirilmesi ile ilgili farklı vergi oranlarının (ad valorem, spesifik, KDV) simülasyonu yapılmıştır. Oluşturulan senaryolarda ad valorem vergi oranının düşürülüp, spesifik vergi tutarlarının (maktu ve asgari maktu vergi) ve KDV'nin yükseltilmesi ile sigara tüketimi azaltılırken toplam vergi gelirinin ise arttırılabileceği görülmüştür.
Dolaylı vergiler yönünden AB mevzuatına uyumun sağlanmasının Türk vergilendirme politikası üzerine etkileri
Bu çalışmada Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde yaptığı hazırlıkların vergi uyumlaştırması yönü ele alınmıştır.Küreselleşen dünyada Avrupa Birliği ile birlikte yoluna devam etmek isteyen Türkiye'nin toplam 35 başlıktan oluşan tam üyelik müzakereleri tamamlama yükümlülüğü bulunmaktadır.35 Fasıl arasında 16. Fasıl olan Vergilendirme başlığı çalışmaları daha çok dolaylı vergiler sınıfında olan Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi alanında yoğunlaşmaktadır.Bu bağlamda, çalışmamızın kapsamı KDV ve ÖTV esas alınarak sınırlandırılmıştır.Avrupa Birliği tarafından hedeflenen ve kuruluşunun temel dayanağı olan ?Ortak Pazar?ın oluşturulması, ancak malların, sermayenin, işgücünün serbest dolaşımı ile sağlanabileceğinden, bu dolaşımın önünde bulunan engellerin mümkün olduğu ölçüde kaldırılması, Avrupa Birliğinin İşleyişine Dair Antlaşma ile hukuki bir temele dayanmaktadır.Bu temelden hareketle, söz konusu serbestliğin sağlanmasında ülkeler arasındaki farklı vergi sistemlerinin birbirine uygun hale getirilmesi gerektiği savunulmuştur.Avrupa Birliğine tam üye olmaya aday olan ülkemizin de vergi politikasını buna uygun bir şekilde oluşturması gerekmektedir.Ancak, vergi uyumlaştırması önemli maliyetleri de bünyesinde barındırır. Öncelikle ulus devletlerin vergi uyumlaştırmasını kabul etmeleri vergi politikasını kullanma yeteneği o ölçüde azaltır.Diğer taraftan, Türk Dolaylı Vergiler Mevzuatının, Avrupa Topluluğunun KDV'ye ilişkin hukuki düzenlemelerine ve uygulamalarına tamamen uyumlaştırılması beklenemez.Çünkü ülkelerin hukuki, ekonomik, kültürel, sosyal yapıları birbirinden farklılık gösterir ve ülkelerin mevzuatları hazırlanırken ve geliştirilirken bu farklılıklar dikkate alınmalıdır.
Firma düzeyinde katma değer hesaplaması ve seçilmiş muhasebe standartları açısından KİT'ler üzerinde bir inceleme
Firmalar tarafından yaratılan katma değeri ve bu değerin paylaşımını gösteren ?katma değer tablosu?'nun firmaların yayınladığı finansal tabloların arasına katılması ile gerek firmalar gerekse ulusal ekonomi açısından yararlı bilgiler elde edilecektir. Bu çalışma, katma değer raporlamada doğrudan etkili olduğu düşünülen Türkiye Muhasebe Standartları dikkate alınarak oluşturulacak olan katma değer tablosunda, katma değerden pay alan emek, sermaye ve devletin katma değer paylarında meydana gelecek etkilerin belirlenmesi için ve muhasebe standartları açısından uygun olacağı düşünülen bir katma değer tablosu oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır.Bu çalışmanın hazırlanması esnasında kavramsal bölümler için literatür taraması yoluna gidilmiş, son bölümde de Kamu İktisadi Teşebbüsleri üzerinde bir değerlendirme yapılmıştır. KİT'lere ilişkin uygulamalara ait verilerin elde edilmesi için ise öncelikli olarak T.C. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu ve T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı'nın ilgili birimleri ile yüz yüze görüşmeler yapılmış ve ilgili kurumların arşiv ve kütüphanelerinden yararlanılmıştır.Çalışmanın sonucunda, ilgili muhasebe standartlarının uygulanmasıyla katma değerin paylaşımının etkileneceği tespit edilmiştir ve bu muhasebe standartları çerçevesinde gerçeğe uygun raporlama açısından yeni bir katma değer tablosu önerilmiştir.
Türkiye'de katma değer vergisinde iade uygulaması ve sonuçları
Türkiye'de Katma Değer Vergisi'nde iade uygulaması 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun yürürlüğe giriş tarihi olan 01.01.1985'ten beri varlığını sürdürmektedir. Devlet, mükellef, vergi danışmanları gibi birçok kesimi ilgilendiren ?Katma Değer Vergisi İade Mekanizması? bu kesimler için önemli bir emek ve zaman maliyeti aynı zamanda sırasıyla nakit çıkışı, nakit girişi ve gelir yaratmaktadır. Bu mekanizmanın nasıl çalıştığı, hangi durumlarda, hangi şartları sağlayan, hangi mükelleflerin bu vergi iadesinden ne şekilde yararlanabilecekleri, mükelleflerin, idarenin ve vergi danışmanlarının yükümlülüklerinin ve haklarının neler olduğu önem taşımaktadır.Katma Değer Vergisi İadesine ilişkin uygulamayı tespit eden hukuki kaynaklar Katma Değer Vergisi mevzuatı ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik mevzuatına ilişkin kanun, Bakanlar Kurulu Kararları, genel tebliğler, sirkülerler, özelgeler, genelgeler olarak sayılabilir. Tüm bu iade mevzuatının teferruatlı bir analizi uygulamayı ortaya koymak için şarttır.Bu tezde yapılan iade mevzuatına ve uygulamasına yönelik analizde, önce iade uygulamasına ilişkin genel esaslar tespit edilmiş, sonra her bir iade hakkı doğuran işlem açısından iade uygulaması açıklanmış, daha sonra ise iade uygulamasında özel bir durum olan özel esaslar belirtilmiş, iade sürecinde yeni bir uygulama olan hızlandırılmış iade sistemi ve iade uygulamasına ilişkin müteselsil sorumluluk hükümleri açıklanmıştır.Türkiye'deki Katma Değer Vergisi iade sistemine ilişkin yapılan tespitler, uygulamadaki yıllar itibarıyla gerçekleşmeler, KDV iadesinin danışma maliyeti, haksız KDV iadesi, iade uyuşmazlıklarının idari ve yargısal çözüm yolları ve uygulamaya ilişkin sonuç ve öneriler de tezin son kısmında yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Genel esas, iade hakkı doğuran işlem, özel esas, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge, ihracat, tevkifat, indirimli oran.
Katma değer vergisinde indirim müessesesi
Katma değer vergisi (KDV) bugün dünyada en çağdaş vergi olarak kabul edilmektedir. Bu verginin en önemli unsuru bünyesinde taşıdığı indirim müessesesidir. Bu çalışmamızda da Türk Katma Değer Vergisinin en önemli unsuru olan indirim mekanizmasının işleyişi ve bundan kaynaklanan sorunlar irdelenmiştir.Çalışmamızda ilk önce katma değer vergisi teorik olarak ele alındı. Dünyada gördüğü ilgi üzerine duruldu ve Türkiye'de uygulamaya konuluşundaki tarihsel serüveni kısaca ortaya kondu.Konunun anlaşılmasına yardımcı olmak maksadıyla Türk Katma Değer Vergisinde özellik arz eden konular tek tek açıklandı. Sonra indirim uygulamasının Türkiye'de işleyişi ayrıntılı olarak ele alındı.Öte yandan KDV'nin kendisinden beklenen bazı işlevleri yerine getirebilmesi için indirim müessesesinin iyi işlemesi gerekmektedir. Aksi takdirde önemli sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Vergide mükerrerlik, haksız vergi indirimleri gibi olumsuz sonuçlar beraberinde rekabet eşitsizliklerini getirmekte, verginin temel amaçlarından uzaklaşıldığı gibi verginin genel ilkeleri de zedelenmektedir.Bu nedenle indirim müessesesinin gerçekleştirilmesinde uygulama birliğinin sağlanması maksadıyla mevzuattan kaynaklanan sorunlar konular itibariyle ve gerekçeleriyle birlikte tek tek ortaya kondu. Her bir konu mevzuata ve katma değer vergisinin teorisine göre, Vergi İdaresinin ve Vergi Yargısının görüş ve kararları da dikkate alınarak uygulamanın olması gerekeni ortaya konmaya çalışıldı.
Türkiye'de katma değer vergisinin tüketim eşitsizliği üzerine etkisi: Bir simülasyon analizi
Tüketim eşitsizliği insanların aynı miktarda veya aynı oranda tüketim yapamamasından kaynaklanmaktadır. Gelir ve servet eşitsizliğinin yanı sıra tüketim eşitsizliği de hanehalklarının refah düzeyini etkilemektedir. Ampirik delile dayalı tüketim eşitsizliği çalışmaları sosyal refahın hakkaniyetli dağılımının izlenmesi açısından önemlidir. Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır: i)Türkiye'de tüketim eşitsizliğini hesaplamak; ii) Katma Değer Vergisi (KDV) simülasyonlarının tüketim eşitsizliği üzerindeki etkisini araştırmak. Çalışmanın ampirik bölümünde Türkiye İstatistik Kurumu Yıllık Hanehalkı Bütçe verileri kullanılmıştır. Bu çalışmada 2003-2014 dönemi için altı eşitsizlik ölçüm yöntemi kullanılarak tüketim eşitsizliği hesaplanmıştır. Bu 12 yıllık dönemde tüketim eşitsizliği, 2008 yılında en düşük seviyedeyken 2011 yılında en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Kriz dönemlerinde tüketim eşitsizliğinde tespit edilen artışlar tüketim eşitsizliğinin Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik konjonktürel durumdan etkilendiğini göstermektedir. 3065 sayılı Katma Değer Vergi kanununda belirtilen üç farklı KDV oranına (%1, %8, %18) değiştirilerek 6 simülasyon modeli altında 51 senaryo ile KDV'nin tüketim eşitsizliği üzerindeki etkisi araştırılmıştır. KDV simülasyon sonuçlarına göre diğer iki oran aynıyken standart %18 oranının artırılması tüketim eşitsizliğini azaltmaktayken bu oranın azaltılması ise tüketim eşitsizliğini artırmaktadır. İndirimli %1 ve standart %18 oranları değiştirilmeden indirimli %8 oranının azaltılması tüketim eşitsizliğini azaltmaktayken bu oranın artırılması ise tüketim eşitsizliğini artırmaktadır. Tek oran şeklinde uygulanan KDV oranı değiştirildiğinde ise tüketim eşitsizliği değişmemektedir. Ayrıca standart ve indirimli KDV oranının görece çok yükseltildiği durumlarda tüketim eşitsizliği artmaktadır. Bu çalışmada elde edilen ampirik bulgulara dayalı olarak vergi politikası ile tüketim eşitsizliğinin etkilenebileceği iddia edilebilir.
Türkiye'de ihracatta katma değer vergisi iade sistemi: Afyonkarahisar ili uygulaması
Harcamalar üzerinden alınan ve her el değiştirmede mal ya da hizmete katılan değeri vergilendirmeyi hedefleyen KDV sisteminde yer alan istisnalar vergilendirme zincirini kıran bir halka gibidir. Bu kırılma ise ülkenin ekonomik gelişiminde daha olumlu sonuçlara ulaşmak için getirilmektedir. Nitekim ihracat işlemlerinin de KDV'den istisna tutulması ihracatçıların ürünlerinin fiyatlarını kendilerine tanınan bu vergisel avantajlar kadar düşük tutmalarına, dolayısıyla uluslararası piyasalarda rekabet avantajı kazanarak ürünlerinin tercih edilirliğinin artmasına yol açmaktadır. Ancak, iade uygulamalarında özellikle de nakden iadelerde yaşanan istismarlar Maliye Bakanlığı'nın bu konuya yaklaşımında daha fazla sayıda birbiriyle bağlantılı kurallar koymasına neden olmuştur. Bu durum ise, zaten karmaşık olan iade sistemini daha da karmaşık hale getirmiştir.Bu çalışmada karmaşık hale gelen ihracatta KDV istisnası ve bu istisnaya ilişkin iade esasları ve uygulamaları, konu ile ilgili her türlü mevzuat hükümleri ışığında sade bir dille açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise Afyonkarahisar ilinde ihracat kaynaklı KDV iadesi alan mükellefler nezdinde anket uygulaması gerçekleştirilmiş, bunların mükellefiyet yapıları ve iade işlemleri ile ilgili yaşadıkları sorunlar tespit edilerek bu sorunlara karşı getirdikleri çözüm önerilerine yer verilmiştir.
Türkiye'de katma değer vergisinde vergi sorumluluğu
Vergi politikasının amacı, verginin eksiksiz ve zamanında ödenmesini sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için yükümlü olan vergi mükellefleri, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişilerdir. Vergi mükellefi kendisine düşen vergi borcunun ödenmesinden sorumludur. Ancak bazı hallerde, kanun koyucu vergi borcunun esas mükellefler tarafından değil; üçüncü kişiler tarafından ödenmesini öngörmüştür. Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından kanun gereği vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir. Vergi sorumlularının tıpkı vergi mükellefi gibi görevlendirilmesindeki amaç, verginin en az masrafla, en kısa sürede tahsil edilmesini sağlamaktır. Katma Değer Vergisi (KDV) esas itibariyle beyan esasına dayanmaktadır. Bazı durumlarda beyan esası yerine, malların alıcılarının veya hizmetten faydalananların sorumlu sıfatıyla KDV'yi kaynakta keserek beyan etmek zorunda bırakıldığı görülmektedir. Bu duruma KDV'de vergi sorumluluğu denilmektedir. Ancak bu sorumluluk uygulamasının alanı son yıllarda oldukça genişletilmiştir. Öte yandan iyi niyetli KDV mükelleflerinin bu uygulama ile vergi yükü artmış ve mağdur duruma düşmüşlerdir. Bu yüzden, sorumluluk kapsamının alanı daraltılarak, etkin ve yerinde denetimlerle verginin güvence altına alınmasının daha kalıcı bir çözüm olacağı görülmektedir.