Kentlileşme
54 theses under this subject heading
Aşiret sisteminde dönüşüm-aşiretin kentte aldığı yeni şekiller-Batman örneği
"Aşiret Sisteminde Dönüşüm -Aşiretin Kentte Aldığı Yeni Şekiller- Batman Örneği" başlıklı bu çalışma, Batman il merkezinde ikamet eden aşiret mensuplarının modernleşme ve kentleşme süreciyle nasıl bir değişim geçirdiklerini anlamak amacıyla gerçekleştirilen nitel bir araştırmadır. Aşiretlerin günümüz kent hayatında nasıl bir görünüme sahip olduklarını anlamak için öncelikle aşiretin geçmişte neye benzediği anlaşılmaya çalışılmış ve bu yöredeki aşiret terminolojisi çerçevesinde, aşiret sisteminin "ideal bir tip"i oluşturulmaya çalışılmıştır. Böylece aşiretin tarihsel süreç içerisinde toplumsal olayları yönlendirmedeki etkisi, değişen şartlara karşıkendini konumlandırması ve sosyolojik açıdan bu kavramanın önemi üzerinde durulmuştur. Aynı çerçevede, bu yapının merkezileşme/modernleşme sürecinden ne şekilde etkilendiği de, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemindeki toprak ile ilgili düzenlemeler, iskân politikası ve Tanzimat ile başlayan idarî/siyasî merkezileşme politikaları üzerinden kısaca değerlendirilmiştir. Araştırmanın teorik kısmında ayrıca kentin, kentleşme sürecinin ve kentliliğin sanayileşmeyle birlikte kazandıklarımodern biçimlerinin, tüm kentlilik ve diğer hayat biçimleri aleyhine evrenselleştiği ve diğerlerini sonlandırma sürecinde olduğu düşüncesinin hakim olduğu bir literatür içerisinde, diğer hayat biçimlerinin de varlığını "bir biçimde" sürdürdüğü ve kentliliğe tek bir "biçimin" model teşkil edemeyeceği düşüncesinin izleri sürülmeye çalışılmıştır. Araştırma alanından edinilen verilerin değerlendirilerek, aşiretin dönüşümünün toplumsal, siyasal, ekonomik ve dinsel görünümleri, özellikle gündelik hayata yansıyan boyutları üzerinden bir analize tabi tutulmuştur. Klasik/modernleşmeci sosyal bilim anlayışı, aşiretin, geleneksel zamanlara ait bir toplumsal biçim olduğu ve modern zamanlarda herhangi bir yerinin olmadığıyönündedir. Oysa araştırmamız, aşiretin yaşanan toplumsal ve küresel değişimlerden bağımsız olarak klasik örgütsel yapılanmasını sürdüremediğini; ancak geleneksel dünyayla iç içe geçmiş bulunan değer ve ilişkilerinin de yerini, modern değer ve ilişkilere bırakmadığını göstermiştir. Her iki dünyanın değer ve ilişkileri yan yana VIII yaşanmakta, bazen çatışma halinde ama bazen de uyumlulaşarak sürdürülmektedir. İnsanlar, bir yandan modern bir aidiyet biçimi olan modern ideolojilere kendini nispet etmekte, ama aynı zamanda geleneksel bir aidiyet biçimi olan "aşiret" aidiyetini de sürdürebilmektedirler. Kuşkusuz eğitim, yaş, cinsiyet, kentte kalış süresi gibi değişkenlerin yanı sıra, benimsenen modern ideoloji de aşirete aidiyeti belirleyebilmektedir. Anahtar Sözcükler: Aşiret, kentleşme, modernleşme, gelenek, töre, gündelik hayat
Sosyo-politik açıdan hemşehri dayanışması: İstanbul'daki Reşadiyeliler örneği
Türkiye'de sanayileşmenin artmasıyla birlikte kırsal alanlardan kentlere yoğun göçler yaşanmıştır. Bu da plansız ve yetersiz kentleşmeyi doğurmuştur. Yoğun göçler sonucunda kentler, artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalmışlardır. Kentleşmenin yetersizliği, göçmenler açısından iş bulma, barınma, sağlık, eğitim vb. durumlar açısından çeşitli sorunlar oluşturmuştur. Göçmenler karşılaştıkları bu sorunları çözmek ve kent kimliğine uyum sağlamak amacıyla çeşitli çözüm yolları aramaya başlamışlardır. Bu çözüm yolları formel ya da enformel ilişki ağları olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın konusunu oluşturan hemşerilik de tam da bu dönemlerde önem kazanmış formel olmayan ilişki biçimlerinden biridir. Göç sonrası bir araya gelen gruplar hemşehrilik vasıtasıyla birbirleri arasında sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı canlı tutmaktadırlar. Bu ilişki kente uyum sağlamada oldukça yardımcı olduğu için güncelliğini korumaktadır. Hemşehrilik ilişkilerinin kurulmasıyla sağlanan yardımlaşma ve dayanışma örüntüleri, göçmenlerin kentlerde karşılaştıkları kente uyum sorunlarının giderilmesi hususunda etkili bir faktör olmuştur. Bu faktör ilk başlarda memleketlerinden göç eden bireylerin kente uyumlarını sağladıktan sonra etkisini yitirecek bir tampon mekanizma olarak görülmüştür. Fakat günümüze bakıldığında hemşehrilik olgusunun etkisini yitirmek bir yana, daha da gelişip güçlenerek kent siyasetinde dahi etkili bir güç haline geldiği görülmektedir. Bu tez; bir taraftan hemşehrilik ile ilgili ulusal ve yabancı çalışmaları ele almakta böylece hemşehrilik ile ilgili teorik tartışmalara girmekte ve kavramsal çerçeveyi ortaya çıkarmakta, diğer taraftan da derinlemesine görüşme tekniği ile bir alan araştırması yaparak teori ve alanın örtüşüp örtüşmediğini anlamaya çalışmaktadır. Yabancı literatürde "hemşehri" benzeri kavramların da irdelendiği teorik çerçevede kullanılan yöntemin kapsayıcılığı ile ilk defa Reşadiyeliler bağlamı ile konunun değerlendirilmesinden dolayı da alan araştırmasının özgünlüğü söz konusudur. Her iki açıdan da literatüre bir katkı sunulduğu düşünülmektedir. Anahtar Kavramlar: göç, kentleşme, kentlileşme, hemşehri, hemşehri dernekleri
Kentlileşme sürecinde sosyo-kültürel ve dini değişme: Bursa Belenören köylüleri örneği
Kentler, binlerce yıldır insanlık tarihinin önemli bir parçasıdır. Ancak 19. yüzyıl itibariyle kentler, önemli bir problem haline gelmiştir. Başta Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilali olmak üzere yaşanan önemli olaylar, hızlı sosyal değişimlere sebep olmuştur. Kırsal bölgelerden ve kentlerin çeperlerinden kent merkezine yönelen yoğun göçler; bir yandan kentleri şekillendirirken diğer yandan kentler yaşanan toplumsal değişim üzerinde belirleyici olmuştur. Türkiye'de de özellikle 1970'li yıllarla birlikte kırdan kente doğru yoğun göçler yaşanmıştır. Bu süreç başta sosyal, ekonomik, kültürel ve dini olmak üzere pek çok değişime sebep olmuştur. Çalışmamız, Türkiye'deki kentlileşme sürecinde yaşanan sosyal, kültürel ve dini değişimi üç nesil üzerinde görmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, Bursa'nın Keles ilçesine bağlı Belenören köylüsü olan 13 aileden toplam 42 katılımcıyla yapılan derinlemesine görüşmelerle şekillenmiştir. Katılımcı ailelerin ilk nesilleri, kentle ilişkiler kurmaya başlayarak kentlileşme sürecini başlatmışlardır. İkinci ve üçüncü nesilde ise kentle bütünleşme büyük oranda tamamlanmıştır. Bu süreçte yaşanan sosyal, kültürel ve dini değişimi görebilmek adına her ailenin üç nesliyle de görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; sosyal değişme, dini değişme, kent, kentleşme, kentlileşme ve göçe dair kavramsal ve kuramsal bir çerçeve sunulmuştur. İkinci bölümde ise katılımcılara dair kişisel ve demografik bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca katılımcıların sosyo-kültürel ve dini değişimlerinde etkili olan unsurlar ile katılımcıların kente göç süreçlerinin nasıl şekillendiği ele alınmıştır. Son olarak katılımcıların dindarlık düzeyleri inanç, ibadet, tecrübe, bilgi ve etkileme boyutları üzerinden ele alınmıştır. Üçüncü bölümde kentlileşme sürecinde; bir takım dini pratiklerde, kadın-erkek ilişkilerinde, aile yapısında ve düğün merasimlerinde bir değişim olup olmadığı varsa bu değişimin seyri anlaşılmaya çalışılmıştır. Nikahsız birliktelikler, flört, aile reisliği, akraba evliliği gibi bir dizi hususa bu kapsamda yer verilmiştir. Ayrıca katılımcıların dini otorite olarak gördükleri kişi, kurum ve kaynaklar ele alınarak kentlileşme sürecindeki seyir üç nesil üzerinden görülmeye çalışılmıştır. Dini otorite konusu kapsamında katılımcıların, dini gruplara nasıl baktıkları, anılan grupları dini bir otorite olarak görüp görmedikleri üzerinde durulmuştur. Kentler, kır toplumlarının aksine, farklı kültüre, inanca, dile ve yaşam tarzına sahip insanları bir araya getiren heterojen bir toplum yapısına sahiptir. Çalışmamızda kentlileşme sürecinde katılımcıların farklılıklarla karşılaşma durumları ve farklılıklar karşısında takındıkları tutumlar ele alınmıştır.
Gecekonduda yaşayan kadınların sigara içme davranışlarına etki eden sosyo-ekonomik faktörler
Uluslararası tütün şirketlerinin Türkiye pazarına girmesiyle yaygınlaşan sigara içme davranışı, günümüzde sağlık sorunlarının önlenebilir nedenlerinin başında yer almaktadır. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye, tütün şirketleri için hedef konumundadır. Özellikle, barındırdığı genç nüfusuyla Türkiye önemli bir pazardır ve gelecek için umut vaat etmektedir.Tütün şirketlerinin ve reklamlarının hedefi kadınlar olduğundan, geçmiş yıllara oranla, günümüzde kadınlar daha çok sigara içmeye başlamışlardır. Bununla birlikte yaşanılan toplumsal değişimler de kadınların sigara içmelerine olanak vermektedir.Bu çalışmada, kentleşme ile birlikte yaşanan toplumsal değişimin, gecekondularda yaşayan kadınların, sigara içme davranışları üzerinde nasıl bir etki yarattığı incelenmektedir. Gecekondu ve kent bağlamında, kadınların sigara içme davranışını nasıl anlamlandırdıklarına bakılmaktadır. Gecekondudaki yaşam tarzı kırsal alandaki yaşam tarzından farklılıklar içerdiği için; bu farklılıklar uyum sağlama problemini de yaratmıştır. Kent ortamında ilişkilerin formelleşmesi, kadınların daha rahat hareket etmelerine olanak vermektedir. Kent yaşamında sosyal baskı ve kontrol azalmıştır. Bununla birlikte, kırsal yaşam kalıpları kısmen de olsa devam etmektedir. Böyle bir ortamda, sigara içme davranışı da yeni anlamlar kazanmaktadır.
Çocuk suçluluğu ve toplumsal nedenleri
Bu tezin amacı, çocuk suçluluğuna yol açan toplumsal nedenleri günümüzde ulaşılan ekonomik, siyasal ve sosyolojik nedenlerle birlikte açıklamaktır. Çocuk suçluluğunun değişen mahiyeti ve günümüze ulaşan gelişim süreci bu tezin ana eksenini oluşturmaktadır. Çocukların suç kelimesi ile birlikte anılması gerçekten de içinde bulunduğumuz çağın, toplumları ne derecede etkilendiğini göstermektedir. Bu olumsuz etkiler sosyal polarizasyonu derinleştirmekte ve incelemeye çalıştığımız suçluluk olgusunun itici nedeni olmaktadır. Çocuklar üzerinde aile ve sosyal çevre tarafından sürdürülen toplumsallaştırma işlevi bu gibi makro etkenler tarafından başarılı bir şekilde tamamlanamamakta, göç, düzensiz kentleşme, gecekondulaşma, medya gibi faktörlerin olumsuz etkileri çocukların suça bulaşmasına neden olmaktadır.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Suç, Çocuk Suçluluğu, Göç, Kentleşme, Aile, Medya.
Türkiye'de İslamcı kadın hareketinin tarihsel dönüşümü
Tarihsel süreç içerisinde insan ve toplum yaşamlarını etkileyen değişim ve dönüşümlere neden olmuş pek çok düşünce akımı var olmuştur. Bu akımlardan birisi olarak değerlendirilebilecek İslamcılık da, geniş bir etkileşim alanına ve uzun bir geçmişe sahiptir. Bu çalışmada İslamcı kavramı üzerinde durulmuş ve İslamcılık düşüncesinin fikri sahipleri kökeni ve toplumdaki tezahürleri de irdelenmeye çalışılmıştır. Türkiye'de Osmanlı son döneminden itibaren tartışılmaya başlanan İslamcılık, Osmanlıdan günümüze kadar her dönemin atmosferinden etkilendiği ve etkilediği bu bağlamda kendince düşünce ve çözümler üreten bir hareket olmuştur. Türkiye'deki İslamcı kadına tarihsel olarak bakıldığında; genel anlamda İslamcı kadın, kapalı kapılar ardında ve ataerkil yapı içerisinde bir oluşum göstermiştir ve var olmaya çalışmıştır. Özellikle 1960'lardan sonra gerek rol model diyebileceğimiz şahsiyetlerin çalışmaları, gerek kentlileşmenin gereği olarak İslamcı kadının topluma katılımı söz konusu olmuştur. Çünkü 1960'lı yıllar öncesine bakıldığında İslamcı kadın figürünün toplumda ya da kamusal alanda görünürlüğü söz konusu değildir. İslamcı kadın; gerek ev ortamında, gerek kendi habituslarında sınırlı kalarak ve topluma katılım söz konusu olamamıştır. Fakat bugün İslamcı kadın toplumun bir üyesi olarak artık daha da göz önündedir. Bu süreç içerisinde İslamcı kadının bir dönüşümü söz konusudur. Bu sürecin oluşmasında etkili olan çeşitli faktörler vardır. Modernleşme, kentlileşme, eğitim hayatına katılım gibi faktörler önem derecesi yüksek olanların başında gelmektedir. İslamcı kadın artık geçmişte olmadığı kadar toplumun her alanında var olma iddiasındadır. Özellikle 1980 sonrası bu durum daha da görünürlük kazandığı söylenebilir. Bu görünürlüğü sağlayan etmenlerin başında sivil dayanışma örnekleri, dönemin siyasi parti konjonktürü ve başörtüsü mücadelesinin getirmiş olduğu gruplaşma gelmektedir. Bu arada İslamcı kadın hızlı bir şekilde kamuoyunda toplumsal bir bilinç oluşturmuş ve toplumda bir aktör olma çabası içerisinde olduğu gözlenmektedir. Bu çalışma da yöntem olarak nitel araştırma yöntemlerinden literatür tarama ve sonrasında derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda farklı başlıklar altında çeşitli tartışma konuları açılmış ve bu tartışmalar neticesinde farklı cevaplar alınmıştır. Bu cevaplar ışığında çalışmanın uygulama bölümünde konuyla ilgili fikirlerin karşılaştırması yapılmış ve sonuç olarak Türkiye özelinde söz konusu olan bir toplumsal dönüşümün evrelerini anlama çabası içerisinde olunmuştur. Anahtar Kelimeler: İslamcılık, Din, Kadın, Modernleşme, Kentlileşme, Eğitim, Feminizm, İslam, Toplumsal Dönüşüm.
İkinci yeni şiirinde kent imgesi
Sıradan bir bireyi, düşünürü, yazarı, şairi, şiir hareketini, yazılanı-çizileni, kültürü, toplumu ya da dönemi daha iyi anlayabilmek ve anlatabilmek için insanların habitatlarından olan kentler ve onların anlaşılması büyük önem arzetmektedir. Bu münasebetle böyle bir konu tercih edilmiş ve bu çalışmayla da bütün bu sıraladıklarımızın anlamlı kılınması amaçlanmıştır. Var olan bir bireyin ya da toplumun yaşamıyla, diliyle, kültürüyle, ilmiyle, ilgi ve alakalarıyla en iyi yansıtıldığı aynalardan birisi olan kent kavramının ele alınan şiirlere imge yoluyla girmesi bizlerin konuyu birçok yönleriyle dikkatli bir şekilde ele almamızı zorunlu kılmıştır. 'İkinci Yeni Şiirinde Kent İmgesi' adlı bu çalışmada, çok yönlü bir araştırma gerektirdiği münasebetiyle gerek yerli gerekse de yabancı araştırmacıların çalışmalarına başvurulmuştur. Elde edilen bilgiler dâhilinde şiirler anlamlandırılmaya çalışılmıştır.
Kırdan kente göçte etkili olan sosyoekonomik faktörlerin etkisi 'Siirt ili örneği'
Bu çalışma; Siirt ilinde 1990-2007 yılları arasında kırdan kente yapılan göçlerde sosyoekonomik faktörlerin etkisinin araştırılması ve yapılan göçlerin temel sebeplerinin neler olduğunun saptanması amacı ile hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında söz konusu tarihlerde yoğun göç aldığı tespit edilen Siirt ilinde bulunan 9 adet mahallede, 35 yaş ve üzeri bireyler ile 199 adet anket ve 30 adet mülakat görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Yapılan anket ve mülakat çalışması kapsamında Siirt iline 1990-2007 yılları arasında kırdan yapılan göçlerin temel sebebinin terör eylemlerinden kaynaklı güvenlik problemi olduğu, güvenlik gerekçesi ile zorunlu olarak insanların göç etme durumunda kaldığı tespit edilmiş olup, göç sürecinde yaşanılan zorluklar ve geride bırakılanlar ile ilgili önemli veriler elde edilmiştir. Dolayısı ile söz konusu bu göç hareketinin diğer coğrafi bölgelerde yapılan göçlerin nedenleri bakımından farklılıklar gösterdiği, bu farklılıklar ifade edilmiş olup, yapılan göç hareketinin olumsuz etkileri ile ilgili çözüm önerileri sunulmuştur.
Kent ekonomisi ve gelişimi: Mersin örneği
Son yıllarda, küreselleşme olgusuyla birlikte ticarette yaşanan küresel düzeydeki rekabet, kentsel ekonomilerede hızlı bir şekilde yansımıştır. Küresel alana değişim rekabet öğesinin topluluklar açısından önemini artırmıştır.Rekabet kavramının, küresel boyutu kendini içselleştirerek minimalize olmuştur. Bunun en önemli örneğini kentsel üstünlüklerin ulusal ve uluslararası alandan aşağılara inmesi olarak gösterilmektedir.Mersin kentide tarih boyunca akdenizdeki önemini kullanarak rekabetini liman şehri olma sıfatını küresel alanda ileriye taşımak istemektedir. Tarım, turizm ve ticaret akışlarının iç içe geçmesiyle gelecekte bir liman kenti olarak kentsel kimliğinin ağırlık merkezinin hangi sektör olması gerektiği çalışmada belirtilmektedir.
Gaziantep ilinin sürdürülebilirlik açısından değerlendirilmesi
İnsanlar fıtratı gereği sürekli çevresiyle iletişim halindedir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte doğaya müdahale artmıştır. Doğal dengenin bozulması, toprak ve su kaybının artması, doğal bitki örtüsünün tahribi, biyolojik zenginliklerin azalması, küresel iklim değişikliği, enerji tüketimi, çevre kirliliği gibi problemlerin artması doğayı olumsuz etkilemiştir. Çoğunluğu kentlerde yaşayan insanlar kentteki bir takım problemleri de beraberinde getirmiştir. Kentlerdeki hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme, bilinçsiz üretim ve tüketim, şehri olumsuz etkilemektedir. Sürdürülebilir yaşam alanı oluşturmak için; ekolojik çevre, modern ulaşım imkanı, yerel mimari önemli hal almıştır. Gaziantep hızlı nüfus artışı ve çarpık kentleşmenin fazla olduğu kentlerdendir. Bu çalışmada, Gaziantep' de sürdürülebilir yaşam alanı meydana getirmek için sosyal, çevresel ve ekonomik açıdan ilin özellikleri ele alınarak incelenmiş ve sürdürülebilir bir kent yaşamı sağlayabilmek için yapılmakta olan ve yapılması gereken faaliyetler bir nitel çalışma ile derinlemesine incelenmiştir.
Türkiye'de planlı dönem öncesi kırdan kente göç olgusu ve kentleşme
Tarihsel süreçte uzunca bir dönem insanlığın temel yaşam alanlarını oluşturan kırsal alanlar, geleneksel toplumdan sanayi toplumuna geçişle birlikte kentlerin sahip olmaya başladığı avantajlı konumlarının bir getirisi olarak kentlere göç vermeye başlamışlardır. Dünyada kır ve kent dengesinin değişmeye başladığı bu gelişmeyle birlikte sanayinin filizlenmeye başladığı kentler, her geçen gün kırlardan daha fazla işgücü talep etmeye başlamış ve böylece kırsal dünyadan kentsel dünyaya giden yolun kapıları aralanmıştır. Bununla birlikte, göçün kırlardan kentlere doğru olan şekilsel yapısı tüm ülkelerde benzer olarak gerçekleşmişse de içerik bakımından gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kentleşmenin farklılaştığı kabul edilmiştir. Bu iki kategoride ortaya çıkan farklılaşma ise kırdan kente göç sürecine tarımsal üretim ilişkilerinde yaşanan dönüşümün mü, yoksa sanayinin gelişiminin mi yön verdiğinin belirlenmesiyle açığa kavuşmaktadır. Türkiye bağlamında bu soruya cevap aramak için yola çıkan çalışma, planlı dönem öncesinde kırdan kente göç hareketlerinin ve kentleşme olgusunun ortaya çıkmasında rolü olan temel dinamiklerin neler olduğunu ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu yapılırken, Osmanlı'dan Cumhuriyet'in ilanına ve oradan da 1950'lere kadar olan süreçte ağırlıklı olarak kırda yaşayan nüfusun, hangi gelişmelerle birlikte kente göç etmeye başladığının anlaşılmasına odaklanılmıştır. Bu amaçla tarihsel süreklilik içerisinde dönemsel olarak kentsel gelişme dinamikleri ele alınmış, özellikle 1950 öncesi son on yılda yaşanan gelişmelerin kırsal alanlarda göçü hazırlayıcı yönleri ortaya koyulmaya çalışılmış ve hızlı kentleşmenin başladığı 1950'li yıllarda tarımsal yapı, ulaşım ve sanayi politikalarının kentleşme sürecine olan etkileri analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırdan Kente Göç, Kentleşme, Planlı Dönem Öncesi, Sanayi Devrimi, Kentleşme ve Sanayileşme Sürekliliği.
MÖ 3. ve 2. binyıl Kuzey Suriye'de kentleşme süreci
Kent ve kentleşme tanımı üzerine birçok bilim insanı tarafından farklı fikirler öne sürülmüştür. Tarihte ilk kentlerin MÖ 4. binyılda Güney Mezopotamya'da doğduğu birçok araştırmacı tarafından kabul edilmiştir. Güney Mezopotamya kökenli kültürün kuzeye yayılımı da Uruk yayılımı olarak adlandırılmıştır. Bu dönemde güney karakterli özellikler kuzeyde de görülmeye başlamıştır. Bu yayılım dünyadaki ilk kolonizasyon hareketi olarak da bilinmektedir. Özellikle MÖ 4. binyılın sonu MÖ 3. binyılın başlarında Kuzey Suriye Bölgesinde Güney karakterli kentsel özellik gösteren yerleşim yerlerinin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu çalışmada MÖ 3. ve 2. binyılda Kuzey Suriye'de kentsel özellik gösteren yerleşim yerleri ayrıntılı olarak incelenecektir.
Depremin kentsel etkilerine genel bir bakış: İstanbul/Beylikdüzü ilçesi örneği
Yerleşim yerlerinin afetlerden etkilenmeleri son zamanlarda az sayıda da olsa sosyal çalışmalarda ele alınan önemli konulardan birisidir. Bu yüksek lisans tezi çalışmasında, "Depremin Kentsel Etkilerine Genel Bir Bakış: İstanbul/Beylikdüzü İlçesi Örneği" konusu ele alınmış ve bu örnekle birlikte, afet sonrası Beylikdüzü ilçesinin kentsel yapılanmasına etki eden faktörlerin durum tespiti yapılmaya çalışılmıştır. Kimi insanların deneyimlediği, kimi insanların ise deneyimlemeden bile korktuğu deprem olayının sosyal, fiziki, psikolojik, ekonomik gibi pek çok etki boyutu olmuştur. Türkiye'nin aktif fay hatlarının bulunduğu alanda yer alması nedeniyle bu etkilerin en derinden hissedilmesi kaçınılmazken bir o kadar da tartışılması önemli görülmüştür. Çalışma, bir kaynak taraması içeriğinde yapılmıştır. Bu taramalarda; yazılı ve görsel malzemeler kullanılmıştır. İlçede yapılan gözlemler de yorumlamalarda etkili bir veri kaynağı oluşturmuştur. Çalışma, toplam 6 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; konuya giriş yapılarak orijinalliği ve önemi dile getirilmiştir. İkinci bölümde; araştırmanın metodolojisine değinilirken üçüncü bölümde ise araştırmanın kavramsal ve kuramsal çerçevesine değinilmiştir. Dördüncü bölümde; bazı kentlerin deprem deneyimleri özetlenmiştir. Beşinci bölümde ise Beylikdüzü' ne ilişkin bulgular değerlendirilmiştir. Bulgular ve sonuç kısmında; Beylikdüzü ilçesi özelinden edinilen bilgiler, depremler sonrasında kentsel mekânlardaki durum tespitlerinin geleceğe yönelik planlamalarda ve afetlerin değişik aşamalarında kullanılabilecek önemli verilerle katkıda bulunulabileceğine işaret etmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet, Deprem, Kentleşme, Beylikdüzü, İstanbul
Türkiye ve seçilmiş ülke örneklerinde kentsel dönüşümün çok boyutlu analizi
Kentsel dönüşüm, tarihsel süreçte medeniyetlerin gelişiminde önemli bir rol oynamış; ancak sanayileşme, teknolojik ilerlemeler ve kontrolsüz kentleşme gibi faktörlerle birlikte sosyal, ekonomik ve kültürel sorunları da beraberinde getirmiştir. Plansız yapılaşmalar, çevresel ve kültürel kaynakların zarar görmesine, sürdürülebilirliğin tehdit edilmesine neden olmuştur. Bu bağlamda kentsel dönüşüm yalnızca fiziksel yenileme değil, sosyal bütünleşme, kültürel mirasın korunması ve ekonomik kalkınma gibi çok boyutlu hedefler içeren bir süreçtir. Bu tez çalışması, Türkiye'deki kentsel dönüşüm uygulamalarını sosyal ve kültürel etkiler açısından incelemekte ve bu uygulamaları Japonya, Çin, İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, Amerika Birleşik Devletleri, Brezilya ve Lübnan gibi ülkelerdeki örnek projelerle karşılaştırmaktadır. Araştırmada, her ülkenin dönüşüm projeleri; amaç, uygulama biçimi, finansman modeli, uygulama alanı, uygulayıcı aktörler, katılımcılık düzeyi ve sosyal-kültürel etkiler açısından değerlendirilmiştir. Türkiye'de dönüşüm uygulamaları, neoliberal politikaların etkisiyle çoğunlukla fiziksel yenileme ve rant odaklı yaklaşımlarla sınırlı kalmış; sosyal adalet ve katılımcılık boyutları ikinci plana itilmiştir. Dünya örnekleri incelendiğinde ise daha katılımcı, sosyal bütünlük ve sürdürülebilirlik odaklı modellerin benimsendiği görülmektedir. Bu çalışma, Türkiye'deki dönüşüm politikalarının mevcut sorunlarını ortaya koyarak, uluslararası örneklerden yola çıkarak daha kapsayıcı, adil ve sürdürülebilir kentsel dönüşüm politikalarının geliştirilmesine yönelik öneriler sunmayı amaçlamaktadır.
Kent planlamasında halkın katılımı Ankara örneği
Değişen dünya düzeni zaman içerisinde insanoğlunun hayatında kent olgusunu öne çıkarmış, kentlerde yaşamın yoğunlaşması, kent planlamasının önemini arttırmıştır.Günümüzde, kent planlaması demokratik yönetimlerde halkın katılımı ile yapılması gereken bir faaliyet olarak görülmektedir. Kentlilerin içinde yaşadıkları çevreye karşı duyarlı olmaları, istek ve şikayetlerini iletebilmeleri ve yürütülen faaliyetler hakkında bilgi sahibi olabilmeleri için katılım çağdaş kentlerde bir zorunluluk halini almıştır.Ülkemizde kent planlamasında halkın katılımı henüz tam olarak benimsenmiş bir uygulama olmamakla birlikte, kentliler ve sivil toplum örgütleri bu konuda günden güne artan bir çaba içerisindedir. Demokratik olma kaygısı güden karar vericiler de bunun için çaba harcamaktadır.Ülkemizde kent planlamasında katılım için hukuki düzenlemeler yeterli değildir. Mevcut hukuki yapı katılıma elverişli değildir. Kentliler ve sivil toplum örgütleri planların hazırlanması aşamasında aktif katılım uygulayamamakta, planın uygulanması ve denetlenmesi aşamalarında ise ancak itiraz yoluyla katılımda bulunabilmektedir. Türkiye'de kent planlamasına katılım, pozitif değil negatif bir katılım niteliği taşımaktadır.Türkiye'de kent planlaması tarihinde Atatürk zamanına dek uzanan örnek teşkil edebilecek şehir başkent Ankara'dır. Ankara'nın bugününde sivil toplum örgütleri kentlileri temsilen katılımda bulunma çabası çerisindedir. Hukuki düzenlemelerle desteklenmeyen bu çaba gelişmiş ülkelerdeki katılım örnekleri yanında sönük kalmaktadır.Her şeye rağmen Ankara'da günden güne gelişmekte olan planlamaya katılım, kentlilerin kent kültürünü geliştirmekte, kentlilerin planlı yaşama alışmasını ve saygı duymasını sağlamaktadır. Kent planlamasında halkın katılımında yaşanan gelişmeler Ankara'yı ve Türkiye'yi demokratik yönetim anlayışına adım adım yaklaştırmaktadır.
Yeni kentlilerin kente uyum sürecinde karşılaştıkları sosyo-ekonomik problemler ve tüketim alışkanlıklarında meydana gelen değişmeler
vnı ÖZET Yüksek Lisans Tezi YENİ KENTLİLERİN KENTE UYUM SÜRECİNDE KARŞILAŞTIKLARI SOSYO EKONOMİK PROBLEMLER VE TÜKETİM ALIŞKANLIKLARINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER. Ebru ÖZGÜR Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı 2003, Sayfa 70 Türkçe Özet ; Kırsal bölgelerimizden kentlerimize olan göç ve göç edenlerin, kentsel çevrenin gerektirdiği bazı koşullan hazırlayarak veya uygulayarak, kentte oturan birer birey haline gelmeleri, yani kentlileşmeleri, yalnız büyük kentlerimizi değil, bütün toplumumuzu ilgilendiren sorunlardan biri olarak görülmektedir. Kırsal bölgelerimizden kentlerimize olan içgöçün, 1950 yılından beri hızla arttığı kentlerimizde, nüfus artışı ile birlikte iş, konut, yol, su, elektrik gibi temel ihtiyaçlar arasında, dengesiz bir gelişme olduğu anlaşılmaktadır. Görünür baza ekonomik faktörleri, içgöç nedeni olarak ileri süren kaynaklar, kente göç edenlerin, geldikleri kırsal bölgelerin, sosyo-ekonomik yönlerden, en düşük seviyedeki bireyleri oldukları ve tarımda makineleşme sonucu işsiz kalarak, kente göç etmekten başka çare bulamadıkları izlenimini vermektedir. Köy ve şehrin hayat tarzları, gelenek ve görenekleri, kültürleri, iş alanları, işbölümü bakımından birbirinden farklıdır. Köyden şehre göç eden insanların, eski davranış ve alışkanlıklarım, örf ve adetlerini, geldikleri yerde bırakmadıkları aşikardır. Göç sırasında, kültürleri de beraberlerinde şehre gelmektedir. Şehre göçle birlikte, göç edenlerin şehirdeki gelirleri, çalıştıkları işler, yerleşim şekilleri ve barınakları bakımından, değişmeler olduğu gözlenmektedir.IX Tüm bu değişikliklerin yanında, şehre göçle birlikte, yeni tüketim kalıplan benimsenmiş ve kentlilerin alışverişlerinde gösterdikleri davranışlar, örnek alınmaya başlanmıştır. Burada, aslında verilmek istenen mesaj; "biz de artık kentliyiz" 'dir. Acaba bu gerçekleşmiş midir? Biz de bu araştırmamızda, kırsal alanlardan göç etmiş bulunan kimselerin, tüketim alışkanlıklarındaki değişmelerin, derecesini ve yönünü tespit etmeye çalıştık. Anahtar sözcükler : Göç, içgöç, kentlileşme, uyum, kültür, sosyal ve kültürel değişme, tüketim alışkanlıkları.
Şehirleşmenin ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin okuma-anlama becerisine etkileri
1960'h yıllardan itibaren ülkemizin gündemine giren göç, günümüzde sanayileşmeye bağlı olarak devam etmektedir. Köy, kasaba gibi küçük yerleşim birimlerinden ve az gelişmiş şehirlerden, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Diyarbakır gibi büyük şehirlerimize yönelik tek yönlü bu iç göç hareketinin çeşitli sosyo- psikolojik ve kültürel sebepleri vardır. Bu durum farklı problem alanları yaratmaktadır. Göçe bağlı olarak ortaya çıkan problem alanlarından birisi de eğitimdir. Sanayileşmeye bağlı olarak iç göç hareketinin durmayacağı ve nüfusun önemli bir kısmının artık il ve ilçe merkezlerinde oturmaya başlayacağı göz önüne alındığında günümüzde milyonlarca insanın yaşadığı büyük şehirlerde eğitim alanında fırsat eşitliğini sağlayarak herkese yeterli, eşit bir imkân sağlama ve okulu işlevsel hâle getirmeye yönelik çalışmalara ağırlık verme ihtiyacı doğmuştur. Çünkü 21. yüzyılda mevcut büyük şehir sayısı daha da artacaktır. Genel olarak ülkemizde okulda verilen eğitim okuma-anlamaya dayalıdır. Okuma-anlama becerisinin geliştirilmesinde ise standart dile dayalı, ana dili eğitimi vermeye yönelik Türkçe dersi önemli bir role sahiptir. Çünkü okuldaki diğer derslerin temeli standart dile dayanmaktadır. Bu durum standart dille yazılmış ders kitaplarının önemini arttırmaktadır. Çünkü Türkçe dersinde program ve öğretmenden sonra en önemli etken Türkçe ders kitaplarıdır. Göçe bağlı olarak büyük şehirlerin etrafını bir çığ gibi kuşatan gecekondularda yaşayan insanların köye dayalı ailelerden gelmesi ve genellikle mahallî dil (ağız) diye ifade ettiğimiz halk dilini kullanmaları henüz şehirleşme sıkıntısı yaşanan ülkemizde, öğrencilerin okuduklarını anlamamalarına ve başarısız olmalarına, dolayısıyla şehirle bütünleşememelerine yol açmaktadır. Şehir hayatına uyum sağlamanın birinci etkeni ise gelir düzeyi iyi bir mesleğe sahip olmaktan geçmektedir. Bu, çocuğun iyi ve yeterli bir eğitim almasına ve ilköğrenimle başlayan öğrenimini üniversitenin sonuna kadar devam ettirmesine bağlıdır. Fakat, ülkemiz şartlan içerisinde okul kendisine düşen görevleri yerine getirememektedir. Çünkü bölgeler arası gelişmişlik farklarına göre bir okulun imkânları diğerine göre farklılık göstermekte olup, aynı şehirde dahi okulların eğitim öğretim şartlan birbirine denk düşmemektedir. Yukarıda ifade edilen hususlardan hareket edilerek yapılan bu araştırmada şehirleşmenin çocukların geleceklerini etkileyecek nitelikte önemli olan okuma-anlama becerisine etkileri 6. sınıf ilköğretim öğrencileri üzerinde ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırma sonunda, gecekondu bölgesi Mamak'ta öğrenim gören öğrencilerin başarılarının örnek alman gruplar içerisinde oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Testten elde edilen düşük puanlara bağlı olarak anket sonuçlan dikkate alındığında bu bölgedeki öğrenciler genellikle bir veya iki odalı gecekondularda oturmaktadırlar. Önemli bir kısmının kendisine ait bir odası yoktur. Evdeki çalışma imkânları yetersizdir. Çoğunun kendisine ait bir kitaplığı olmadığı gibi düzenli okuma alışkanlığına da sahip değildirler. Düzenli olarak kütüphaneye de gitmemektedirler. Anne ve baba çocuğun ev ödevlerini yapmasına önemli bir katkıda bulunmamaktadır. Baba çocukla iş dönüşü ilgilenmeye çalışmakta ve bu yetersiz kalmaktadır. Aileler daha çok köye dayalı olduğu için bu semtte oturanlar arasında yoğun olarak halk dili kullanılmaktadır. Ülke genelinde çekirdek aileye doğru bir gidiş olmakla beraber genişaile geleneği devam ettirilmekte ve aile fertleri arasında daha çok halk dili kullanılmaktadır. Sınıf içerisinde ise çocuklar daha çok okuma-anlamada yani ders kitaplarını anlamada ve öğretmenin anlattıklarını anlamada güçlük çekmektedirler. Anne ve babalar genellikle ilkokul mezunu olup; annelerin büyük bir çoğunluğu ev hanımı, babalar ise işçidir. Bu bölgedeki öğrencilerin yandan fazlasının evine ne gazete ne de dergi alınmaktadır. Orta gelir düzeyli ailelerin oturduğu Keçiören ve Altındağ semtindeki öğrencilerde okuma-anlama testi başarısı Mamak'a göre yüksek olmakla beraber Çankaya ve merkeze göre düşüktür. Okuma-anlama testinden alman en yüksek puanlar Çankaya ve merkezdeki öğrenciler tarafından alınmıştır. Örnek alman gruplar içerisinde genel olarak en yüksek basan merkez ve Çankaya merkez ilçesine aittir. Buna göre basan oranı, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olmayan, gecekondu bölgesi Mamak'ta düşük, orta gelir düzeyini temsil eden Keçiören ve Altındağ'da orta, üst gelir düzeyini temsil eden Çankaya ve merkezde ise yüksek derecede gerçekleşmiştir. Bunda en önemli etkenler, öğrencinin köy veya şehirde doğmuş olması, ilkokulu köyde veya şehirde okuması, standart dili veya halk dilini kullanmasıdır. Aileye bağlı etkenler arasında ise sosyo-ekonomik düzey, anne ve babanın eğitim durumu, kitap okuma alışkanlığı, standart veya halk dili kullanma durumu gelmektedir. Diğer etkenler arasında oturulan evin mülkiyeti, program ve buna bağlı olarak Türkçe ders kitaplarının okuma-anlamayı kolaylaştırıcı veya zorlaştırıcı nitelikler taşıması gelmektedir. Büyük şehir sunmuş olduğu imkânlarla öğrencilerin okuma-anlama becerisini hem olumlu hem de olumsuz yönde etkilemektedir. Bu, özellikle köyden şehire göçün yoğun olarak yaşandığı Mamak semtinde olumsuz, Çankaya ve merkezde ise olumlu niteliktedir. Bunda aile, ailenin ekonomik düzeyi, çevre, okul, dil ve eğitim-öğretim teknolojisi belirleyici rol oynamaktadır.
II. Dünya Savaşı`ndan sonra İzmir'in kentleşme sürecine sanat galerilerinin etkisi
Araştırmada kent kavramının ifade edilmesi ve bu kavramın içinde barındırdığı çeşitli temel kavramların (kentlileşme, kentleşme ve göç vb.) kendisini oluşturan toplum yapısıyla ilişkisi özellikle kültür gibi devingen bir olguyla ilişkisinin anlatımı amaçlanmıştır.Bu noktadan, itibaren İzmir özelinde bakılarak sanat galerilerinin kent kavramı içerisinde yer alıp almadığı, yerel yönetimlerin planlamalarının içerisinde görsel sanat mekânlarının, ister devlet ister özel sanat galerileri olsun, ne derecede kentsel mekân yaratılmasına katkıda bulunduğunun araştırılmasını amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Kent, Kentlileşme, Kentleşme, Göç, Sanat Galerileri, Kentsel Mekân
Aydın'ın Çeştepe ve Tepecik yerleşimlerinde yaşayan göçmenlerin uyum süreci üzerine bir değerlendirme
Göç insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Toplumların hayatında her dönemde yer almış ve buna bağlı olarak toplumların kültürlerini de yakından etkilemektedir. Çünkü göç hareketleri, toplumların sosyal yapılarının önemli ölçüde değişmesine ve yeniden inşa edilmesine yol açmaktadır.?Aydın'ın Çeştepe ve Tepecik yerleşimlerinde yaşayan göçmenlerin uyum süreci üzerine bir değerlendirme? konulu tez çalışmasında karma göçün oluşturduğu yerleşimler ele alınmıştır.Göç etmeye karar veren göçmenler kendilerine uygun yeni yerler aramaya başlarlar. Göç eden insanların çoğunluğu, var olan kent merkezlerinin etrafında yeni yerleşim bölgeleri oluşturmuşlardır. Göç hareketlerinin toplumların yapılarını etkilemesi, sosyal bütünleşme sorununu ortaya çıkarmaktadır. Farklı kültürlere mensup topluluklar, göç sonucunda bir araya geldikleri zaman bütünleşerek yeni bir kültür ortaya çıkarırlar.Kentleşme, uygarlığın gelişiminde en önemli süreçlerden biridir. Bu süreç sadece nüfus birikimi değil aynı zamanda, ekonomik, sosyal ve siyasal dönüşümleri de içeren bir olgudur. Kentleşme Türkiye gibi ülkelerde neden-sonuç ilişkisi içerisinde gerçekleşen bir değişimi de ifade eder. Kırsal kaynakların sosyo-ekonomik ve psikolojik açıdan yeterli olmaması, bu değişim sürecinin hızını artırmaktadır.Bu araştırmada Aydın'ın Çeştepe ve Tepecik beldelerinde yer alan kır kökenli bireylerin kentlilik bilinci düzeyleri ve kentlilik bilincine etki eden demografik, sosyal ve ekonomik faktörlerin etkisinin öğrenilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada yas, cinsiyet, medeni durum, meslek, eğitim ve gelir düzeyi, kentte kalış süresi ile ilgili değişkenlerin kentlilik bilinci üzerindeki etkileri incelenmiştir. Mevlana Mahallesi bireylerinden seçilen 200 kişilik örneklem grubu üzerinde 89 soruluk anket formu yüz yüze görüşme tekniği ile uygulanmıştır.
Yenilenen kentler dönüşen kentliler: İstanbul Zeytinburnu örneği
İstanbul Türkiye'de konumu itibariyle birçok medeniyete beşiklik etmiş bir şehir olmasının yanı sıra, kurulduğu günden bu yana kültürel etkileşim ve bütünleşmenin de sergilendiği özel bir şehirdir. İstanbul'un Zeytinburnu İlçesi de göçlerle oluşması, en eski gecekondu bölgesi olma özelliği taşıyan bir yer olması ve aynı zamanda kültürel çeşitliliği de beraberinde getirmesi nedeni ile farklı bir yapı sunmaktadır. Öte yandan kentsel yenilenmeye konu olan "dönüşüm" faaliyetlerinin ilk örneklerinin yaşandığı yer özelliğini de taşımaktadır. Bu nedenlerle Zeytinburnu, "Yenilenen Kentler Dönüşen Kentliler" olarak incelenmeye en uygun örneği teşkil etmektedir. Bu araştırmanın amacı kent yapısındaki dönüşümün, kentte yaşayan bireylerin hayatına etkilerini irdelemektir. Bu nedenle İstanbul Zeytinburnu'ndan anket yoluyla elde edilen veriler ışığında, yaşanan dönüşüm, bireylerin kentsel yaşama uyumu, kentten beklentileri, yerel yönetim hizmetlerinin yeterliliği ve dönüşüme ilişkin yaklaşımları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Kentleşme sürecinin hemen hemen tamamlandığı ve "yeniden kentleşme" sürecinin yaşandığı günümüzde, kentsel dönüşüm projelerinin kentler ve insanlar üzerinde oluşturduğu etkiler, farklı bir anlam taşımakta, çalışmanın "kentleşme" adına literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Göç, Kent, Kentleşme, Kentlileşme, Sosyal Değişme, Yerel Yönetimler, Kentsel Dönüşüm, Kentsel Yenilenme
İzmir'de hemşehri dayanışmasının kent kültürü üzerindeki etkileri
Hemşehrilik, kente göç eden bireylerin gündelik hayatta yaygın olarak kullandıkları bir ilişki türüdür; bu yönüyle ana konusu hemşehrilik olmayan çalışmalarda bile değinilen bir olgudur. Bu tür ilişkiler modern ile geleneksel arasında, geleneksel olana daha yakın, kent ile kır arasında kıra daha yakın görünmektedir. Bu nedenle çoğunlukla geçici ve süreç içinde kaybolacağı düşünülen hemşehrilik ilişkileri, kentsel mekanda kümelenmeler yaratmaktadır.Hemşehri birlikleri kentte kalmayı amaçlayan, kent toplumunun üyesi olma sürecine giren, yavaş ya da hızlı sosyalleşen bireylerin organize olduğu sosyal gruplardır. Yörelerinden getirdikleri değer norm sistemleriyle kültürel kimliklerini de korumak isteyen ve kültür şokunu aşmak için dayanışmayı esas alan yeni kentliler, eski ve yeni değerleri zaman içinde uzlaştırırlar. Böylece kentlere gelip burada zaman içinde tutunmaya çalışan bireyler kendilerine özgü yeni bir kent kültürünün oluşumunu sağlamışlardır. Bu kültür zaman zaman kentin yerleşik kültürü ile gerilimler yaşasa da günümüz kentlerinin genel karakteristik özelliklerini oluşturmaktadır.Kente uyum sürecinde kentleşmenin yetersizliği, kentin sosyo-ekonomik alt yapısının ve kentsel kurumların kentlere göç eden insanların sorunlarını çözmede yeterli olmaması, bireyin kentlileşmesinde yeterli etkiyi yaratamamaktadır. Kente göçen bireyler kendi aralarında dayanışma temeline dayanan ilişkiler kurmaktadır. Kentsel alanlarda dayanışmayı gerekli kılan bir diğer unsur kırdan göçen bireylerin kentte ayakta kalabilmek ve geldikleri yere göre daha iyi koşullara kavuşmak için dayanışmak zorunda oluşlarıdır; çünkü kente göçenler için kent, kendisine yabancı unsurların bulunduğu, kırsal çevreyle veya geldiği yerle benzerlik göstermeyen bir alandır. Dolayısıyla birey yabancısı olduğu bir ortama uyum sağlamak en azından yalnız kalmamak için kendisi ile aynı kültürel geçmişten gelen bireylerle iletişim kurmaya çalışır. Böylece aynı yerleşim birimlerinden, aynı köy, aynı ilçe, aynı il ve aynı coğrafi yörelerden gelenlerin bir arada toplandığı görülür. Pek çok çalışmada ?kümelenme? diye nitelendirilen bu durum aslında hemşehrilerin kentsel ortamda bir arada olma reflekslerinin bir ürünüdür.İzmir'in yaşamakta olduğu yoğun göç deneyimi, Türkiye'nin içinde bulunduğu değişim ve dönüşümlerin etkisiyle şekillenmektedir. Bununla beraber her kent değişen şartlar içinde, barındırdığı çelişkilerle, kendine özgün koşulları ile biçimlenmektedir. İzmir'in göçle oluşmuş 22 mahallesine odaklanarak gerçekleştirilen bu çalışma; belirli ölçütlere göre seçilmiş örnek bir alanda hemşehri dayanışmasının kent kültürü üzerinde etkilerini ortaya koymaya çalışmaktadır.
Kentsel dönüşüm projelerinin sosyo-mekânsal analizi: Yeni Mamak kentsel dönüşüm projesi örneği
Avrupa 1945'lerden sonra savaşın yaralarını sarabilmek amacıyla kentleri yenileme hareketi başlatmıştır. Savaş yıkıntılarında kurtulan Avrupa kentleri ve bazı ABD kentlerinde zamanla eskimiş, sosyal ve mekânsal yönden yıpranmış ve artık kullanılamaz durumdaki alanlarda kentsel dönüşüm projeleri hız kazanmıştır. Türkiye'de de alanın sosyal ve mekânsal işlevini arttırmak amacıyla yapılması planlanan dönüşüm projelerinde, 1980 sonrası neoliberal anlayış ile birlikte sadece ekonomik kazanç düşünülmeye başlanmıştır. Kentsel dönüşüm projelerin önemli bir kısmının büyük şehirlerdeki gecekondu alanlarında yapılmakta olduğu görülmektedir. Gecekondu alanlarının kentsel dönüşüm projeleri ile yıkılıp yerine yüksek katlı konutların yapılması ile hem mekânda hem de bu mekân üzerinde yaşayan gecekondulularda belirgin etkilerin görülmesi kaçınılmaz olacaktır. Ankara'daki gecekondu alanlarında yapılmakta olan onlarca kentsel dönüşüm projesi mevcuttur. Yeni Mamak Kentsel Dönüşüm Projesi hem Ankara'nın doğu girişinde olması hem de kapsadığı mekân ve nüfusun büyüklüğü açısından diğer projelerden sıyrılmaktadır. Bu projenin dünyanın en büyük kentsel dönüşüm projesi olarak sunulması alandaki sosyal ve mekânsal değişimin de çok büyük olacağını ortaya koymaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemleri uygulanmış, üç ana örneklem grubu belirlenmiştir. Örneklem gruplarını projenin paydaşlarından olan yerel halk ve belediye çalışanlarının yanında kent ile ilgili önemli çalışmaları bulunan akademisyenler olmuştur. Görüşme yapılacak grupların seçiminde temel amaç, farklı aktörler tarafından YMKDP'nin nasıl algılandığını belirlemektir. Yapılan görüşmeler ile elde edilen bulgular betimsel analiz yolu ile analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda alanda sosyo-ekonomik çatışmaların doğduğu, apartmanlara geçen gecekonduluların eski hayatlarına özlem duydukları saptanırken; projenin neoliberal mantalite ile şekillendiği ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: kentsel dönüĢüm, kentsel mekân, kentleĢme, neoliberal politikalar
Bir kentli hakkı olarak dolaşım hakkı: Afyonkarahisar halkının algısı üzerine bir araştırma
İnsan haklarının kapsamını kesin çizgilerle belirlemek kolay değildir. Çünkü insan hakları düşüncesinin tarihsel gelişimine bakıldığında bu hakların sürekli olarak genişlediği ve yeni hak kategorilerinin insan hakları kapsamına dâhil edildiği görülmektedir. İlk olarak dayanışma hakları kapsamında gündeme gelen kentli hakları, bir bakıma insan haklarının tamamının kent mekânına yansıyan özel bir türüdür. Günümüzde kentli hakları konusunda bağlayıcılığı olan veya bu hakların tam olarak neler olduğunu gösteren, üzerinde uzlaşılmış herhangi bir uluslararası metin yoktur. Ancak 1992 tarihli Avrupa Kentsel Şartı ve 2008 tarihli Avrupa Kentsel Şartı-2: Yeni Bir Kentlilik İçin Manifesto başta olmak üzere birçok belge kentli haklarını konu edinmektedir. Bu konuda ortaya konulan en önemli uluslararası metin olma özelliğini taşıyan Avrupa Kentsel Şartı'nda benimsenen 20 maddelik bildirgede "dolaşım" hakkı da yer almaktadır. Türkiye'de kentli haklarına ve özel olarak dolaşım hakkına ilişkin mevzuat araştırması yapıldığında, kentli haklarının gerektirdiği bakış açısıyla düzenlenmiş yasal kuralların mevzuatımızda bulunmadığı görülmektedir. Afyonkarahisar'da dolaşım hakkının durumunu, kentlilerin düşünceleri ekseninde saptamak üzere yapılan ampirik araştırma neticesinde Afyonkarahisar'da yayalık, bisikletli ulaşım ve toplu taşıma gibi sürdürülebilir ulaşım yöntemlerine ilişkin altyapı, donanım ve hizmetlerin genel olarak kaliteli, yeterli ve güvenli bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca kentlilerin çoğunluğunun otomobil merkezli kent içi ulaşım düşüncesine sahip oldukları ancak kaliteli ve güvenli altyapı sağlandığı takdirde yayalık, bisikletli ulaşım ve toplu taşıma gibi ulaşım yöntemlerine de geçişken oldukları belirlenmiştir.
Toplumsal değişme ve kentlileşme: Afyonkarahisar örneği
Bugün insanların büyük bir kısmı, hayatlarını kentlerde sürdürmektedirler. Kent yaşamı tarihsel süreci içerisinde çeşitli etkenlerden dolayı sürekli değişme göstermiştir. İnsanların büyük çoğunluğunun kentlerde yaşaması ve kent yaşamının nihai şeklini almasında en büyük etken olarak endüstri devrimi gösterilebilir. Günümüz kent yaşamı, kentte yaşamayı gerektirecek, kendine has bir biçime kavuşmuştur. Bu yaşam biçimi kent yaşamına yeni dahil olmuş kişileri de kentte yaşayabilmesi için gerekli biçime dönüştürmektedir. Kentte yaşayan insanların, kent yaşam biçimine uygun davranış örüntüleri göstermeleri kentlilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kentli yaşam biçimine uyum, kentte yaşayan insanların tamamı dikkate alındığında kentlik bilinci olarak dikkate alınmaktadır. Bu çalışma, toplumsal değişim sürecinde kentlileşmenin rolünü Afyonkarahisar örneğinde açıklamaya yöneliktir. Çalışmada önce, toplumsal değişme ve kentlileşme ile ilgili teorik bilgilere yer verilerek kentlileşmenin toplumsal, kültürel ve ekonomik değişim sürecindeki ilişkisi Afyonkarahisar örneğinde elde edilen bulgularla değerlendirilmiştir.Anahtar kelimeler: Kent, toplumsal değişme, kentlileşme, kentleşme.