Knee joint

238 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Diz protezi ameliyatı öncesi hastalara verilen eğitimin derin ven trombozu gelişimine yönelik etkisi

Hasta eğitimi, hastaların sağlık durumları ve tedavi süreçleri hakkında bilgi edinebildikleri temel yaklaşımdır. Bu çalışmada ortopedi servisinde diz protezi ameliyatı geçirecek olan hastalara ameliyat öncesi dönemde verilen hasta eğitiminin, ameliyat sonrası dönemde DVT gelişimine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmaya diz protezi ameliyatı olacak olan 60 hasta dahil edildi. Hastalar kontrol ve deney gruplarına ayrıldı. Deney grubundaki hastalara ameliyattan 24 saat önce eğitim kitapçığı ile hasta eğitimi verildi. Kontrol grubundaki hastalara ise sadece klinik uygulamadaki bakım verildi. Sosyo-Demografik Özellikler Veri Toplama Formu ve Derin Ven Trombozunu Önlemeye Yönelik Bilgi ve Davranış formu aracılığı ile alındı. Bu iki form araştırmacılar tarafından ilgili literatürler incelenerek hazırlandı. Deney grubunun ameliyat sonrası bilgi düzey değerlerinin kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlendi (p<0.05). Total diz protezi ameliyatı olan hastaların cinsiyetlerine göre %85'i kadın, %15'i erkekti. Deney grubunda ' Bu ameliyat toplar damarlarınızda pıhtı ( tıkanıklık) yapar mı? ' sorusuna %93.3 kişi 'Evet' yanıtını verdi. Kontrol grubunda bu doğru yanıtı veren %70 kişiydi. Aralarındaki fark istatiksel olarak anlamlıydı (p<0.05). İki grup arasında bacaklarında 'kızarıklık, ısı artışı, şişlik bir arada olduğunda yürür müsünüz' sorusuna verilen yanıtlarda iki grup arasında istatistiksel bir fark olmadığı tespit edildi (p>0.05). Tüm grupta ' DVT çorabınızı sabah kalkar kalkmaz yürümeden giyermisiniz ? 'sorusuna 'Evet giyeriz' ifadesini kullananlar %100 deney grubunda, %70 kontrol grubundadır. Aralarındaki fark istatiksel olarak anlamlıydı (p<0.05) Sonuç olarak, ''DVT hasta eğitim rehberi'' ile verilen planlanmış bir sağlık eğitiminin ameliyat sonrası iyileşme sürecine olumlu katkı sağladığı, ameliyattan bir gün önce eğitim verilen deney grubu hastalarının DVT'ye yönelik bilgi ve davranış durumları kontrol grubuna göre taburculuk öncesi daha iyi ve istatiksel olarak da anlamlıydı. Eğitim materyali uygulanan ve yüz yüze eğitim alan deney grubu hastalarının bilgi ve davranış düzeyleri, sadece klinik rutin uygulama verilen hastalardan daha iyi ve istatiksel olarak anlamlıydı. Anahtar kelimeler: Derin Ven Trombozu; Eğitim

CerrahiDizDiz eklemi+4
Abdullah Berkay Öztürk
Sanko University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ön diz ağrılı olgularda ağrının uyku, yorgunluk, depresyon düzeyi ve günlük yaşam aktivitelerine etkisi

Bu çalışma, ön diz ağrılı olgularda ağrının uyku, yorgunluk, depresyon düzeyi ve günlük yaşam aktivitelerine etkisinin incelenmesi amacıyla planlandı. Çalışmaya 25-45 yaş arası, 30 ön diz ağrılı ve diz ağrısı olmayan 30 sağlıklı birey olmak üzere toplam 60 katılımcı dâhil edildi. Ağrı düzeyinin belirlenmesinde Visual Analog Skalası, uyku kalitesinin tanımlanmasında Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi, yorgunluk düzeyi için Checklist Individual Strength Ölçeği, depresyon düzeyinin saptanmasında Beck Depresyon Ölçeği ve yaşam kalitesinin belirlenmesinde Nottingham Sağlık Profili Ölçeği kullanıldı. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 23 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda ön diz ağrısının kadınlarda görülme oranı daha yüksek bulundu (%63,3). Ön diz ağrılı grup katılımcılarının omuz, kalça, ayak ve ayak arkı postürlerinde hafif düzeyde bozukluk saptandı ve gruplar arasında anlamlı bir fark bulundu (p<0,001). Çalışma grubunda öznel uyku kalitesinin daha kötü, uykuya dalma süresinin daha uzun, uyku ve gündüz işlev bozukluğunun daha belirgin olduğu saptandı. Gruplar depresyon düzeyi bakımından karşılaştırıldığında çalışma grubunda elde edilen puanların kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek olduğu (p=0,001); yorgunluk değişkeni bakımından karşılaştırıldığında çalışma grubunda sübjektif yorgunluk, konsantrasyonda azalma, motivasyonda azalma ve fiziksel aktivitede azalma alt parametrelerinin ortalama puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edildi (p<0,001). Çalışma grubunda yaşam kalitesi kontrol grubuna göre daha düşük ve enerji, ağrı, duygusal reaksiyonlar, uyku, sosyal izolasyon ve fiziksel hareketlilik gibi yaşam kalitesi alt ölçeklerinin ortalama puanları çalışma grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0,001). Bu çalışma ile ön diz ağrılı olgularda ağrının uyku, yorgunluk, depresyon düzeyi ve günlük yaşam aktivitelerine olumsuz yönde etkisi olduğu sonucuna varıldı.

AğrıDepresyonDiz+3
Sedat Baran
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Eklem kıkırdak defektlerine hücreden arındırılmış insan omentumu ve hidroksiapatit ile hazırlanan bilayer biyoçatı, mezenkimal kök hücre ve PRP kombinasyonlarının uygulanması ile iyileşmenin değerlendirilmesi – sıçan modeli

Osteokondral defektlerin ideal tedavisi tartışmalıdır. Palyatif, onarıcı ve restoratif gibi birçok cerrahi yöntem tanımlanmıştır. Rejeneratif tedavi yöntemleri içindeki doku mühendisliği çalışmaları, farklı biyomalzemeler kullanarak ideal iskeleler üretmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla hücreden arındırılmış insan omentumu ile hazırlanan kompozit çift tabakalı biyoçatının kıkırdak defektlerinin iyileşmesinde etkili olabileceği varsayımı yapılmıştır. Etkinin mezenkimal kök hücre (MKH) ve PRP eklenmesi ile arttırılması öngörülmüştür. In vivo deneylerde Wistar albino sıçan kullanıldı. Deney grupları olarak kontrol (K) grubunda işlem uygulanmadı. O grubu sadece hücreden arındırılmış insan omentum kompozit biyoçatısı, OK grubu biyoçatı ile MKH, OP grubu biyoçatı ile PRP, OKP grubu ise biyoçatı, MKH ve PRP birlikte uygulanarak 12 haftalık takip sonucunda makroskopik ve histomorfometrik değerlendirme yapıldı. Makroskopik değerlendirmede O grubunun ve OKP grubunun skorlarının K grubu skorlarına göre yüksek olduğu görüldü. Defekt alanındaki baskın dokunun yapısı tüm gruplarda fibröz ve hiyalin kıkırdak arasında değişkenlik gösterdi. Kıkırdak matriks, hücre dağılımı ve subkondral kemiğin yeniden yapılanma sürecine ait skorlar 12. haftada kontrol ve deney gruplarında benzer olarak değerlendirildi. OKP grubu tek başına O uygulanan ve OK grubuna göre daha yüksek skor aldı. OKP grubunun OK grubuna göre toplam skorlarının daha yüksek olması, PRP'nin iyileştirici etkisini destekledi. OK uygulaması O uygulanan gruba göre daha iyi kalsifiye kıkırdak yapılanması sağladı. MKH ve PRP omentum iskelesinin etkisine beklenilen düzeyde olumlu katkıda bulunamadı. Sonuç olarak tek doz ve 12 haftalık tek zaman penceresinde uygulanan hücresizleştirilmiş omentum kompozit ksenogrefti, MKH ve PRP ortobiyolojik girişimleri osteokondral defekt rejenerasyonunda sınırlı etki göstermiştir.

Diz eklemiDoku iskeleleriEklem kıkırdağı+2
Melih Oral
Hacettepe University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Total diz artroplastili hastalarda kinezyofobiyi tetikleyen faktörlerin incelenmesi

Total diz artroplastili (TDA) bireylerde kinezyofobiyi tetikleyen faktörleri preoperatif ve postoperatif 3. ayda incelemeyi amaçlayan bu çalışmaya, unilateral TDA cerrahisi geçirmek üzere hastaneye yatışı sağlanmış yaş ortalaması 64,16±7,50 yıl olan 45 gönüllü birey (33 kadın, 12 erkek) dahil edildi. Kinezyofobiyi değerlendirmek için Tampa Kinezyofobi Ölçeği'nin (TKÖ) diz OA'li bireylerde geçerli olan (1,2,9,10,14 ve 15 nolu soruları) kullanıldı. Bireylerin diz ağrısı ve fonksiyonelliği Oxford Diz Skoru ile, psikolojik durumu Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HADÖ) ile, fiziksel performansı 2- Dakika Yürüme Testi (2-DYT) ve Zamanlı Kalk ve Yürü Testi (ZKYT) ile diz eklem hareket açıklığı gonyometrik ölçüm ile yapıldı. Cerrahi sonrası kinezyofobi ile cerrahi sonrası düşme korkusu, cerrahi sonrası ekstansiyon limitasyonu, cerrahi öncesi ve cerrahi sonrası ODS skorları arasında pozitif yönlü orta düzey (rs=0,336, p=0,024; rs=0,418, p=0,004; rs=0,300, p=0,045; rs=0,529, p= 0,000), boy ve cerrahi sonrası aktif fleksiyon EHA'sı arasında negatif yönlü orta düzey (rs= -0,409 , p= 0,005; rs=-0,384 , p=0,009) ilişki bulundu. TKÖ ile yaş, kilo, VKİ, ZKYT, cerrahi sonrası pasif diz fleksiyonu derecesi, cerrahi sonrası aktif ve pasif diz ekstansiyon derecesi, HAD – Anksiyete ve HAD–Depresyon ile 2–DYT arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı. Çalışmamızın sonuçlarına göre, kinezyofobinin erkeklerde kadınlara göre daha yüksek olduğu, cerrahi öncesi diz eklemi ekstansiyon limitasyonu varlığının, cerrahi sonrası 2-DYT ile yürünen mesafenin az olmasının ve aktif diz fleksiyonu derecelerinin az olmasının, cerrahi sonrası kinezyofobi oluşmasında %70 oranında açıklayan en etkili faktörler olarak bulundu (R2=0,70; p<0,001). Sonuç olarak, kinezyofobiyi tetikleyecek faktörlerin perioperatif dönemde fizyoterapistler tarafından dikkate alınması ve risk faktörlerine uygun bireysel fizyoterapi programları oluşturulması, TDA hastalarında postoperatif dönemde kinezyofobi gelişimini azaltıp fonksiyonelliğine katkı sağlayabilir.

ArtroplastiDizDiz eklemi+3
Defne Demirtunç
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sporcularda Mcconnell bantlama tekniğinin diz kinematiği ve tek bacak sıçrama performansı üzerine anlık etkileri

Patellofemoral ağrı sendromu (PFAS), tüm diz kaynaklı problemlerin %20-40'ını oluşturan ve toplumda yaygın görülen sendromdur. PFAS, sporcularda görüldüğü takdirde yapılan spora ara vermeye veya sporu bırakmaya kadar gidebilecek bir rahatsızlıktır. PFAS'ın etiyolojisi tam bilinmemekle beraber, VM ve VL kaslarının kuvvet ve ateşleme oranlarındaki farktan kaynaklı çömelme ve sıçrama gibi hareketlerde patellanın normalden daha fazla laterale kayması bu sendromun ana sebeplerinden biri olarak gösterilmektedir. Bu çalışmanın amacı, PFAS yönünden asemptomatik ancak patellasında lateral yönde 0.5 cm ve üzerinde kayması olan sporcularda McConnell patellar bantlama tekniğinin tek bacak squat sıçrama performansına ve diz kinematikleri üzerine akut etkisini incelemektir. Bu amaçla on sporcunun bantlı ve bantsız tek bacak squat sıçrama performansında dikey yer tepki kuvvetleri (Kistler, BioWare), kas aktivasyonu (Noraxon Ultium, MR3) ve dizin kinematik verileri (Vicon, Nexus) senkronize bir şekilde toplanmıştır. Bantlamanın dikey sıçrama yüksekliğinde anlamlı bir değişime neden olmadığı, itme evresinde maksimum diz fleksiyon açısında yüksek düzeyde, iniş evresinde orta düzeyde etki büyüklüğüne sahip olduğu görülmektedir. İtme ve iniş evresinde dikey yer tepki kuvvetlerinde durumlar arasında anlamlı bir fark görülmezken iniş evresinde bantın dikey yer tepki kuvvetine orta düzeyde etki büyüklüğüne sahip olduğu bulunmuştur. İleride yapılacak çalışmalarda PFAS yönünden semptomatik olan sporcuların incelenmesi bantlamanın dikey sıçrama performansına etkisini daha net ortaya koyacaktır.

BiyomekanikDiz eklemiElektromiyografi+7
Orhun Alp Harbili
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Patellofemoral ağrı sendromu tanılı kişilerde mental imgeleme yeteneğinin değerlendirilmesi ve kinezyofobiyle olan ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı patellofemoral ağrı sendromlu (PFAS) kişilerde imgeleme yeteneğini değerlendirmek ve kinezyofobi ile olan ilişkini incelemekti. Çalışmaya, dahil edilme kriterlerini karşılayan, patellofemoral ağrı sendromu tanısı almış 25 birey (Ort±SS, yaş= 30.3±5.49 yıl) ile, asemptomatik 25 birey (Ort±SS, yaş= 27.4±2.73 yıl) katıldı. Kişilerin bilişsel fonksiyonlarını ölçmek için Montreal Bilişsel Değerlendirme (MoCA) testi uygulandı. Katılımcıların imgeleme yetenekleri Hareket İmgeleme Anketi-3 (HİA-3) ve Mental Kronometre Testi (MKT) ile ölçüldü. Her iki gruba kinezyofobi düzeylerini değerlendiren Tampa Kinezyofobi Anketi (TKA), fonksiyonel düzeylerini belirlemek adına Kujala Patellofemoral Skorlama Anketi (KPSA), ağrı seviyelerini ve felaketleştirme düzeylerini belirlemek adına da Görsel Analog Ağrı Skalası (GAS) ve Ağrı Felaketleştirme Ölçeği (AFÖ) testleri uygulandı. HİA-3 testinin içsel, dışsal ve zihinsel imgeleme alt parametlerinde PFAS grubu diğer gruba göre daha yüksek, MKT'den ise daha düşük puanlar aldı. HİA-3'ün tüm alt paramareleri, MKT, KPSA, AFÖ, GAS skorlarında iki grup arasında anlamlı fark bulundu (p<0.05). PFAS grubunda TKÖ sonuçları ile HİA-3'ün tüm alt paramatreleri sonuçları arasında orta ve kuvvetli seviye arasında değişen negatif yönde (p<0.05, r:-0.433-0.710), MKT sonuçları ile orta seviye pozitif korelasyon vardı (p<0.05, r:0.519). Benzer şekilde, aynı grupta imgeleme yeteneklerini ölçen HİA-3 alt paramatreleri ve MKT ile KPSA, GAS ve AFÖ sonuçları arasında orta ve yükek seviye arasında değişen korelasyon belirlendi (p<0.05, r: 0,451-0,856). PFAS'lı hastalarda imgeleme yeteneği seviyesinin daha düşük olduğu ve kinezyofobiyle olan ilişkisi göz önünde bulunduruluğunda bu paramatrenin değerlendirilip, rehabilitasyon protokolününe dahil edilmesinin tedavi etkinliğine pozitif etki sağlayabileceği düşüncesindeyiz.

AğrıDiz eklemiFizik tedavi+7
Dilem Kadıoğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ön diz ağrısı olan ve olmayan amatör bisikletçilerin bisiklet postürü, alt ekstremite kas kuvveti ve esnekliğinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, ön diz ağrısı olan ve olmayan amatör yol bisikletçilerin alt ekstremite esnekliği, kas kuvveti ve bisiklet postürünü karşılaştırmaktı. Çalışmaya ön diz ağrısı olan (n=17) ve olmayan (n=17) toplam 34 bisikletçi dahil edildi. Gruplardaki bisikletçilerin yaş, vücut kütle indeksi, sürüş yılları, haftalık sürüş mesafesi ve ortalama kadansları benzerdi. Bireylerin alt ekstremite kas esneklikleri Diz Ekstansiyon, Ely's, ve Ağırlık Aktarmalı Öne Hamle Testi; kuadriseps, hamstring ve kalça eksternal rotator kaslarının izometrik kas kuvvetleri el dinamometresi ile; alt ekstremite dizilimi Tek Bacak Çömelme Testi ile; bisiklet postürü, lateralden ve anteriordan çekilen fotoğraflardaki eklem açılarının belirlenmesi ile değerlendirildi. Dominant olmayan ekstremitelerinde ön diz ağrısı olan bisikletçilerin, kuadriseps kas kuvveti kontrol grubuna göre daha az bulundu (p=0,025). Ön diz ağrısı olan bisikletçilerin ağrısız ekstremiteleri ile sağlıklı grubun ekstremiteleri karşılaştırmalı analizinde ağrılı grubun kuadriseps kas kuvveti kontrol grubuna göre daha az bulundu (p=0,034). Tek bacak çömelme testinde de sonuçlar ekstremite karşılaştırmalı olarak analiz edildiğinde diz ağrılı grubun valgus açısı değerleri daha fazla bulundu (p=0.018). Bisiklet postürleri ile ilgili testlerin sonuçlarının kıyaslanmasında gruplar arası değerler benzerdi. Ön diz ağrısı olan bisikletçilerin kuadriseps kas kuvvetini arttırıcı egzersizlerin tedavi programına eklenmesi ağrı yönetiminde olumlu sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bisikletçilerde alt ekstremite dizilimi değerlendirmek ve dinamik diz valgusu varlığında bu durumu düzeltmeye yönelik egzersizler vermek ön diz ağrısını önleme stratejilerine katkı sağlayabilir.

Alt ekstremiteAğrıBisiklet+7
Gizem Ece Düldül
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ön çapraz bağ onarımı geçirmiş erkek sporcuların fonksiyonel testlerdeki diz kinetik ve kinematiğinin kas kuvveti, denge, derin duyu ve subjektif ölçümlerinin birlikteliğinde değerlendirilmesi

Ön çapraz bağ (ÖÇB) yaralanmaları sporcular arasında sık görülen ve giderek sıklığı artan bir yaralanmadır. Profesyonel sporcular ÖÇB yaralanması sonrası çok büyük oranda cerrahi rekonstrüksiyon ile tedavi edilirler. Rehabilitasyon süreci ve sahaya dönüş kararında kullanılan çeşitli ölçme ve değerlendirme yöntemleri mevcuttur. ÖÇB rekonstrüksiyonu (ÖÇB-R) sonrasındaki rehabilitasyon programları ve ölçümler oldukça gelişse de yaralanma öncesi seviyesinde spora dönüş oranları hala beklenen seviyelerin çok altındadır. Buna biyomekanik defisitlerin devam etmesinin neden olabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada ÖÇB-R sonrası rehabilitasyon ve spora dönüş değerlendirmesinde kullanılabilecek objektif, özgün ve tutarlı bir metrik bulunması amaçlandı. Bu amaçla 35 ÖÇB-R geçirmiş sporcu cerrahiden en az bir yıl sonra objektif ve subjektif testlerin yanı sıra iki farklı zıplama testine tabi tutuldu. Zıplama testlerinin iniş anındaki rotasyonel aks sapması sarmal eksen metoduyla hesaplandı ve iniş süresine göre oranlanarak birim zamandaki sapma metrikleştirildi (NormTopDeğ). Üç adım düz ve üç adım çapraz zıplama testi sonucunda NormTopDeğ açısından katılımcıların opere ekstremitelerinde (0.045 ve 0.043) non-opere ekstremitelerine (0.035 ve 0.0356) oranla ve anlamlı yüksek skorlar aldığı tespit edildi (p=0.0012, p=0.024). Buna ek olarak kişiler sagital düzlemdeki hareket genliklerini geri kazandıkları zaman rotasyonel aksın birim zamandaki sapmasında da non-opere dizleri ile benzer sonuçları yakaladılar. Total skorda ise hiçbir koşulda anlam mevcut değildi. Bunlara ek olarak yapılan objektif ve subjektif ölçümlerde çalışma grubumuz simetriyi yakalamıştı. Sonuç olarak özgün olarak ortaya konulmuş olan NormTopDeğ dizdeki patolojik hareketliliği objektif olarak kantifiye etmiştir.

DengeDizDiz eklemi+7
Ömer Faruk İlicepınar
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diz osteoartritli hastalarda dizlik ve bantlamanın denge ve fonksiyonellik üzerine etkinliğinin karşılaştırılması

Çalışmamızın amacı; 40-65 yaş arası diz osteoartritli hastalarda dizlik ve bantlamanın, fonksiyonellik, denge ve ağrı üzerine etkilerini karşılaştırmaktır. Çalışmaya diz osteoartrit tanısı alan 34 hasta dahil edildi. Hastalar 2 gruba ayrıldı ve tedaviye alındı. İlk gruba patellar destekli dizlik (6hafta) uygulandı, ikinci gruba ise bantlama (kinesiotape, haftada 2 kere, 6hafta) yapıldı. Ayrıca her iki gruba da 6 hafta boyunca egzersizler verildi. Hastalar tedavi öncesi ve sonrasında, denge, fonksiyonellik, propriyosepsiyon, ağrı, kas kuvveti ve eklem hareket açıklığı bakımından değerlendirildi. Denge için Berg Denge Ölçeği, Tek Ayak Üzerinde Durma Testi ağrı için Visual Analog Skalası (VAS), fonksiyonellik için WOMAC (Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri) Skorlaması ve Zamanlı Ayağa Kalk ve Yürü Testi (ZAKYT), EHA ve pozisyon hissi dijital gonyometre ile, kas kuvveti "Hand-held" dinomometre (Lafeyette Instrument®, Lafayette, IN) kullanıldı. Grup içi değerlendirmede, Grup-1 ve Grup-2'de denge, fonksiyonellik, ağrı, eklem hareket açıklığı, kas kuvveti, propriosepsiyonda iyileşme bulundu (p<0,05). Gruplar arası değerlendirmede ise; denge ve fonksiyonellikte bantlama grubu lehine anlamlı bir fark bulundu (p<0,05). Çalışmamızın sonucunda diz osteoartritli bireylerde egzersize ek olarak uygulanan bantlamanın denge ve fonksiyonellikte dizlik grubuna göre daha etkin olduğu bulundu. Ayrıca her iki grupta ağrı, eklem hareket açıklığı ve kas kuvvetinde anlamlı bir iyileşme görüldüğü için kliniklerde tedavi seçeneği olarak dizlik veya bantlama tercih edilebilir. Anahtar Sözcükler: Osteoartrit, kinesiotape, fonksiyon, ağrı, denge

AğrıDengeDiz+7
Alper Ayas
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Total diz protezi yapılacak hastalarda preoperatif egzersiz eğitiminin postoperatif klinik ve fonksiyonel sonuçlarına etkisi

Amaç: Bu çalışmada gonartrozlu dizlerde Preoperatif Egzersiz Eğitiminin total diz protezi ameliyatı yapılacak hastalarda prospektif olarak incelenerek erken dönem klinik, fonksiyonel ve radyolojik sonuçlarının ortaya konulmasıdır. Materyal ve Metod: Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde mayıs 2022 ve temmuz 2023 tarihleri arasında primer osteoartritli 68 hastanın 50 dizi çalışmaya dâhil edildi. 50 yaş ve üzeri, primer osteoartritli, varus gonartrozlu hastalar çalışmaya dâhil edilirken, 50 yaşından genç hastalar, romatoit artrit, posttravmatik artrit veya septik artrite sekonder osteoartrit gibi sekonder osteoartritli, valgus gonartrozlu ve aynı seans bilateral diz protezi yapılan hastalar çalışmaya dâhil edilmedi. Hastalara arka çapraz bağ koruyan çimentolu total diz protezi uygulandı. Eğitim grubundaki hastalardan, ameliyattan 12 hafta önce kendilerine verilen egzersiz eğitimininden sonra Amerikan Kalça ve Diz Cerrahları Derneği tarafından pre-operatif dönemde uygulanması tavsiye edilen egzersizleri uygulamaları istendi. Hastalara çalışma başlangıcında ve operasyondan iki hafta sonra klinik ve radyolojik değerlendirme yapıldı. Amerikan Diz Cemiyeti skoru ve WOMAC skoru, TAMPA kinezyofobi değerlendirilerek ameliyat öncesi ile karşılaştırıldı. Hastaların radyolojik değerlendirilmesi ise Total Diz Protezi Radyolojik Değerlendirme Kriterlerine göre yapıldı. Elde edilen sonuçlar preoperatif eğitim verilen kontrol grubu ve eğitim verilmeyen grupla karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 50 hastanın 7'si (%13,7) erkek ve 43'ı (%84,3) kadındı. Hastaların yaş ortalaması 64,90±7,29 idi. Hastaların vas ağrı skorlamasında ameliyat öncesi egzersiz grubunda ort 8,16 kontrol grubunda 7,96 iken ameliyat sonrası egzersiz grubunda 3,4 kontrol grubunda 4,2'e düştüğü görüldü görüldü. her iki grupta da ağrı ile ilişkili skorların iyileştiği ve bu gelişmelerin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu saptandı. Hastaların fleksiyon ve ekstansiyon sonuçlarına ait grup içi veriler analiz edildiğinde her iki grupta da eklem hareket açıklığı ile ilişkili skorların iyileştiği ve bu gelişmelerin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu saptandı. Hastalarda ameliyat öncesi egzersiz grubunda ortalama 11,52±4,65 varus, kontrol grubunda ise 13±4,5 varus varken ameliyat sonrası bu değerler egzersiz grubunda ortalama 2,62±1,82 valgus kontrol grubunda 2,61±2,08 valgus olarak tespit edildi. Hastaların TAMPA kinezyofobi incelenmesinde ameliyat öncesi egzersiz grubunda ortalama 40,16±3,44 kontrol grubunda 39,12±3,01 iken ameliyat sonrası bu değerler egzersiz grubunda 30,96±4,14 kontrol grubunda ise 33,08±2,94 tespit edildi. Hastaların radyolojik incelemesinde hiçbir hastada osteoliz bulgusuna rastlanmadı. Hastaların takibleri süresince hiçbir hastada derin protez enfeksiyonu görülmedi ve revizyon uygulaması hiçbir hastaya uygulanmadı. Sonuç: TDA sonrası hastaların fonksiyonel kapasitelerinin ve günlük yaşamda bağımsızlıklarının artması için rehabilitasyon süreci vazgeçilmezdir. Osteoartrit hastalarda dejenere ve afonksiyonel olduğu düşünülerek planlanan total diz protezi ameliyatında, ameliyat öncesi verilen egzersiz eğitim programının ameliyat sonrası hastalarda iyileştirici güç olduğu düşünülmektedir. Preoperatif başlanan rehabilitasyon, hastaların kas gücü rezervinin artmasını ve kişilerin postop yaklaşımlar için bilinç kazanmasını sağlamaktadır. Anahtar kelime: Osteoartrit, gonartroz, artroplasti, ameliyat öncesi egzersiz eğitimi

DizDiz eklemiDiz protezi+5
Mehmet Ali Dolap
Harran University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diz eklem hareket açıklığı ölçümünde giyilebilir hareket sensörlerinin geçerlilik ve güvenilirliğinin incelenmesi

Eklem hareket açıklığı (EHA), kas-iskelet sisteminin işlevini belirleyen faktörlerden biridir, doğru ve tekrarlanabilir bir yöntemle ölçülebilmeli ve kaydedilebilmelidir. Bu çalışmada; diz ekleminde EHA'nın giyilebilir hareket sensörleri ile ölçülmesinin geçerli ve güvenilir bir ölçüm yöntemi olup olmadığının araştırılması amaçlanmaktadır. Çalışma Haliç Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü'nde 15 Aralık 2021 – 15 Nisan 2022 tarihleri arasında, 18-25 yaş arası 70 sağlıklı üniversite öğrencisi ile yapılmıştır. Katılımcıların dominant diz eklemi EHA'ları hem dijital gonyometre (Meloq EasyAngle) hem de giyilebilir hareket sensörleri (MetaMotionRL) ile ayrı ayrı ölçüldü. Diz eklemi aktif fleksiyon açısı önce birinci değerlendirici tarafından; dijital gonyometre (Meloq EasyAngle) ile 3 kez ölçüldü ve en yüksek değer kaydedildi. İki adet giyilebilir hareket sensörü dominant alt ekstremitede tibia ve femur orta noktası hizasında uyluk ve bacak dış kenarına velkrolu bant ile sabitlendi. Birinci değerlendirici tarafından diz eklemi aktif fleksiyon açısı MetamotionRL ile 3 kez ölçüldü ve en yüksek değer kaydedildi. Sensörler çıkarıldı ve 10 dakika içinde tekrar takılarak aynı değerlendirici tarafından ikinci kez aynı yöntemle ölçüldü ve en yüksek değer kaydedildi. Sensörlerin çıkarılmasını takiben katılımcı aynı odada farklı bir muayene masasına alındı ve sensörlerin uygulanması sonrasında protokole uygun olarak ikinci değerlendirici tarafından ölçüm 3 kere gerçekleştirildi ve en yüksek değer kaydedildi. Değerlendirici içi ve değerlendiriciler arası güvenilirlik Sınıf İçi Korelasyon (ICC) testi ile; gonyometre ve giyilebilir hareket sensörü ölçümleri arasındaki uyum (geçerlilik) Spearman korelasyon testi ile değerlendirildi. Giyilebilir hareket sensörü ile yapılan ölçümlerde değerlendirici içi (ICC p=0,000) ve değerlendiriciler arası (ICC p=0,000) güvenilirlik yüksek bulunmuştur. Dijital gonyometre ile ölçülen diz aktif fleksiyon açısı ile giyilebilir hareket sensörü ile yapılan ölçüm arasında yüksek korelasyon (Spearman rs=0,865, p=0,000) gözlenmiştir. Bu çalışmada, 18-25 yaş arası sağlıklı erişkinlerde MetaMotionRL marka giyilebilir hareket sensörleri ile yapılan diz aktif fleksiyon eklem hareket açıklığı ölçümünün geçerli ve güvenilir bir yöntem olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Diz Eklem Hareket açıklığı, Giyilebilir Hareket Sensörleri, MetamotionRL.

Diz eklemiEklem hareket açıklığıEklemler+4
Ayşegül Koçak Büyükyılmaz
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Diz osteoartriti olan orta yaş kadınlarda intramüsküler yağ oranının iskelet kası mimari yapısına ve fiziksel performansa olan etkisinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı diz osteoartriti (OA) olan orta yaş kadınlarda kuadriseps femoris ve hamstring kaslarının intramüsküler yağ (İMY) oranını sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırmaktır. Ayrıca diz OA olan kadınlarda İMY oranı ile iskelet kasının mimari özellikleri ve fiziksel performans arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Çalışmamıza 40-65 yaş aralığında 31 diz OA olan ve 31 sağlıklı kadın dahil edildi. Katılımcıların demografik verileri (yaş, boy, vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi), ağrı durumları ve diz eklemi hareket açıklıkları kaydedildi. Yağ ve kas kütlesinin değerlendirilmesi; Bioelektrik İmpedans Analizi ile, izometrik kas kuvveti; hand held dinamometre ile, diz OA ile ilişkili semptom ve diz eklemi fonksiyonları Diz Yaralanma ve Osteoartrit Sonuç Skoru (KOOS) ile değerlendirildi. Kuadriseps femoris ve hamstring kaslarının mimari özelliklerinden pennasyon açısı, lif uzunluğu ve kalınlığı gibi Ultrasonografi (US) yöntemi ile değerlendirildi. Kasların İMY oranı ise ekointensite (Eİ) ölçümleri kullanılarak analiz edildi. Eİ değerlendirmesi, US yöntemi ile elde edilen görüntülerin ImageJ programı aktarılması ile yapıldı. Katılımcıların fonksiyonel performans değerlendirmeleri, Beş Kere Otur ve Kalk Testi, Zamanlı Kalk Yürü Testi ve Merdiven İnip-Çıkma Testi ile, yürüme hızı ise 20 Metre Yürüme Testi ile değerlendirildi. Diz OA olan hastaların sağlıklı kontrol grubuna göre rektus femoris, vastus intermedius, vastus lateralis, vastus medialis, biseps femoris, semitendinosus ve semimembranosus kaslarının İMY oranı daha fazla idi (p<0,05). Diz OA olan kadınların yaşları, vücut kütle indeksleri, vücut yağ kütlesi arttıkça kuadriseps ve hamstring kaslarının İMY oranı artmakta, iskelet kas kütlesi ve iskelet kas kütle indeksi artıkça İMY oranı azalmaktaydı (p<0,05). Rektus femoris, vastus medialis, biseps femoris ve semitendinosus kaslarının İMY oranı azaldıkça pennasyon açıları artmaktaydı (p<0,05). Rektus femoris ve vastus medialis kaslarının İMY oranı artıkça dizin izometrik ekstansör kuvveti azalmakta, biseps femoris kasının İMY oranı artıkça dizin izometrik fleksör kuvveti azalmaktaydı (p<0,05). Ayrıca vastus medialis ve biseps femoris kasların İMY oranı artıkça KOOS puanları azalmaktaydı (p<0,05). Kuadriseps femoris ve hamstring kaslarının İMY oranı arttıkça diz OA olan kadınların fiziksel performansları ve yürüme hızları da kötüleşmekteydi (p<0,05). Diz OA olan orta yaş kadınların kuadriseps femoris ve hamstring kaslarının intramuskuler yağ oranı sağlıklı kontrol grubuna göre daha fazla olup, bu hastalar için intramüsküler yağ dokusunu azaltmaya yönelik egzersiz ve tedavi stratejileri belirlenmelidir.

Adipoz dokuDizDiz eklemi+7
Merve Karapınar
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Diz osteoartritli hastalarda vücut farkındalık düzeyi ile ağrı, postür, denge, fonksiyonel durum ve eklem pozisyon hissi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, diz osteoartritli (OA) bireylerde vücut farkındalık düzeyi ile ağrı, postür, denge, fonksiyonel durum ve eklem pozisyon hissi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma, Kellgren-Lawrence kriterlerine göre Evre 2-3, unilateral diz osteoartriti tanısı alan ve yaşları 45-70 yılları arasında değişen (55,5±7,57 yıl) 24 kadın gönüllü birey ve benzer yaş grubundaki kontrol (57,2±6,6 yıl) grubu üzerinde gerçekleştirildi. Bireylerin fiziksel özellikleri ve sosyodemografik bilgileri kaydedildi. Vücut farkındalık düzeyini değerlendirmek için Vücut Farkındalık Anketi, ağrı şiddeti için Visüel Analog Skalası, postür için Corbin Postür Skalası kullanıldı. Dengenin değerlendirilmesinde Balance Check Screener (Bertec Corporation) cihazı, fonksiyonel durum için Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC) ve Zamanlı Kalk Yürü Testi kullanıldı. Eklem pozisyon hissi (EPH) ise dijital gonyometre yardımıyla sırtüstü 15°, 30°, 45°, 60°'lik diz açılarında, ayakta ise 30° ve 60°'lik açılarda değerlendirildi. Çalışmamızın sonucunda postür ve denge parametrelerinden gözler açık ön arka salınım mesafesi haricindeki tüm parametrelerde diz OA'lı bireylerin kontrol grubuna göre negatif yönde etkilendiği görüldü (p<0,05). Diz OA'lı bireylerde vücut farkındalık düzeyi ile dinlenme ve aktivite sırasındaki ağrı şiddeti (r: -0,654, r:-0,557), hastalık semptomu başlama süresi (r:-0,680) ve postür (r:-0,617) arasında negatif yönde iyi düzeyde, gözler açık ve kapalı ön arka salınım mesafesi (r:-0,456, r:-0,738), sırtüstü 15°,30°,45°,60° ve ayakta 30°,60°lik diz açılarında eklem pozisyon hissi (r:-0,490, r:-0,434, r:-0,509 r:-0,541 ve r:-0,549, r:-0,579) ile birlikte WOMAC toplam skorları (r: -0,513) arasında negatif orta düzeyde bir ilişki tespit edildi (p< 0,05). Vücut farkındalık düzeyi ile zamanlık kalk yürü testi (r:-0,261) arasında ise ilişkiye rastlanmadı. Diz OA'lı bireylerde vücut farkındalık düzeyinin ağrı, hastalık semptomu başlama süresi, postür, ön-arka postüral salınım, eklem pozisyon hissi ve WOMAC skorları ile ilişkili olduğu sonucuna varıldı. Diz OA'lı hastalarda vücut farkındalığı ile ilişkili faktörlerin ortaya konulması oldukça önemlidir. Çalışmamızın sonuçlarının; diz OA'lı bireylerin vücut farkındalık düzeyi ile ilişkili faktörler belirleyerek, klinik yetersizlikleri geliştirecek, iyileştirecek ve farkındalığı artıracak eğitimlerin oluşturulmasını sağlayan bir bütüncül bakış açısının oluşması için yararlı olacaktır.

AğrıBedensel farkındalıkDenge+4
Muharrem Gökhan Beydağı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gelişimsel kalça displazisine sekonder koksartroz nedeniyle yapilan total kalça artroplastisinin diz eklemi üzerine etkileri

Amaç: Bu çalışmanın amacı, gelişimsel kalça displazisine (GKD) sekonder koksartroz nedeni ile total kalça artroplastisi (TKP) uygulanmış hastaların orta-uzun dönem takiplerinde TKP'nin alt ekstremite biyomekaniği, koronal plan dizilimi ve diz üzerindeki etkilerini incelemek ve diz ekleminde meydana gelen postoperatif biyomekanik değişiklikleri radyolojik ve fonksiyonel olarak değerlendirmektir. Yöntem: Toplam 108 kalçanın 74'ü tek taraflı, 34'ü çift taraflı TKP uygulanmış hastalardan oluşmaktadır. Kalçalar ayrıca Crowe tipine (1-2 düşük, 3-4 ileri displazi) ve kullanılan femoral komponent çeşidine göre kategorize edildi. Hastaların ortalama takip süresi yaklaşık 4 yıldı (1-10). Radyolojik değerlendirmeler, mekanik ve anatomik lateral distal femoral açı (mLDFA, aLDFA), mekanik medial proksimal tibial açı (mMPTA), diz eklem hattı uyum açısı (JLCA), pelvik eğim (PE), bacak uzunluk farkı (BUF), Q açısı, femoral ofset (FO), kalça-diz-ayak açısı (HKA), diz mekanik aks deviasyon oranı (DMADO), femur mekanik-anatomik aks arası açı (FMAA), diz Kellgren-Lawrence (KL) evresi ve tibiotalar açı (TTA) ölçülerek gerçekleştirildi. Fonksiyonel değerlendirmeler, Görsel Analog Skala (VAS), Harris Kalça Skoru (HKS), Diz Cemiyeti Skoru (KSS), Oxford Diz Skoru, Diz Yaralanma ve Osteoartrit Sonuç Skoru (KOOS) ve Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC) ile yapıldı. Bulgular: 57 düşük ve 51 ileri displazisi olan kalça değerlendirildi. İleri displazi grubunda ameliyat sonrası mMPTA, BUF ve değişimi, Q, HKA açısı ve değişimi, DMADO, diz KL evre farkı anlamlı olarak daha yüksekken ameliyat öncesi ve sonrası FMAA ise daha düşüktü. Ameliyat sonrası en düşük mLDFA ve FMAA; en yüksek HKA açısı ve PE konik protezde bulunurken en yüksek mLDFA, FO ve FMAA; en düşük PE, HKA açısı kama protezde bulunmuştur. Lakin, Crowe tipine ve femoral komponent tipine göre klinik sonuçlar açısından anlamlı fark yoktur. Ameliyat sonrası tüm hastalarda anlamlı olarak kalça ve diz VAS azalırken, HKS, KSS, KOOS, Oxford Diz Skoru ve WOMAC skoru artmıştır. Sonuç: İleri displazisi olan hastalarda orta-uzun dönemde TKP sonrası dizde valgus yönelimi artarken, düşük displazisi olan hastalarda bu yönelim zamanla düzelmektedir. Konik femoral komponent valgus hizalanmasını artırabilirken, kama komponent daha stabil bir mekanik aks sağlamaktadır. Postoperatif dizdeki radyolojik değişiklikler orta-uzun dönemde fonksiyonel sonuçlara yansımamaktadır. Anahtar Sözcükler: Gelişimsel Kalça Displazisi, Koksartroz, Total Kalça Artroplastisi, Diz Biyomekaniği, Koronal Plan Dizilimi, Femoral Protez, Valgus Hizalanması, Mekanik Aks Değişiklikleri, Radyolojik Değerlendirme, Fonksiyonel Sonuçlar

Diz eklemiKalça eklemiOsteoartrit-kalça+1
Muhammed Yusuf Afacan
İstanbul University-Cerrahpaşa
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Evre I,II ve III diz osteoartritli hastalarda diz içi hyalüronik asit enjeksiyonunun Ağrı, yaşam kalitesi ve fiziksel performans üzerinde etkinliğinin incelenmesi

Bu çalışma, diz içine uygulanan hyaluronik asit enjeksiyonunun diz osteoartriti (OA) tedavisinde ağrı, yaşam kalitesi ve fiziksel performans üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 45 yaş üzeri ağrı ve hareket kısıtlılığı ile başvuran Kellgren-Lawrence radyolojik evrelemesine göre evre 1,2 ve 3 olan 60 kişi dahil edilmiştir. Hastaların tedavi öncesi ve sonrası sonuçları ağrı şiddeti Vizüel analog skalası (VAS) ile yaşam kalitesi ve fiziksel performans değerlendirmeleri SF-36 ile değerlendirilmiştir.

AğrıAğrı ölçümüDiz+6
Damla Dedeoğlu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Patellar tendon bandının ilgili anatomik yapılar üzerine etkisinin kinematik olarak incelenmesi

Ön diz ağrısının kuadriseps femoris kasının vastus medialis ve vastus lateralis parçalarının kasılma hızı arasındaki farklılıktan kaynaklanabileceğini öne süren çalışmalar vardır. Yapılan bazı çalışmalarda patellofemoral ağrısı olan bireylerin vastus medialis kasının vastus lateralise göre daha geç kasıldığı, egzersiz veya bantlamanın ağrıyı azalttığı ortaya konmuştur. Bu hastalarda ağrının azalması ile birlikte vastus medialis-vastus lateralis kaslarının kasılma zamanları arasındaki farkın azaldığı da tespit edilmiştir. Patellar tendon bandı, patella ve tuberositas tibia arasına, patellar tendonun tam üzerine belirli bir sıkılıkla takılmaktadır ve patellar tendon kaynaklı ön diz ağrısını azaltmaktadır. Bu çalışmanın amacı patellar tendon bandının serbest düşme esnasında vastus medialis ve vastus lateralis aktifleşme ve maksimum genlikleri üzerine olan etkilerini patellofemoral ağrısı olan hastalarda gözlemlemek için sağlıklı gönüllülerde bir metodoloji çalışması oluşturmaktır. Çalışmaya 4 sağlıklı gönüllü katılmıştır ve 50 santimetrelik platformdan yumuşak bir zemine bantlı ve bantsız şekilde serbest düşüş hareketi gerçekleştirmişlerdir. Hareket sağ alt ekstremiteye konulan yansıtıcı işaretler, hızlı kamera ve EMG düzeneği yardımıyla incelenmiş ve düşme hareketi esnasında her iki durum için EMG aktifleşme, maksimum genlik ve eklem açılarındaki değişimin hesaplanıp karşılaştırılabileceği bir metodoloji hazırlanmıştır. Dört katılımcı için de RF ve VL kaslarının bantlı koşulda EMG maksimum genlikleri azalmıştır. VM-VL kasları arasında aktifleşme zamanı bütün katılımcılar için bantlı ve bantsız koşullarda farklılıklar göstermektedir. Patellofemoral ağrı sendromlu hastalar üzerinde yapılacak çalışmalar, bantın ağrı üzerine etkisini daha net ortaya koyacaktır. Anahtar Kelimeler: Patellar tendon bandı, ön diz ağrısı

AnatomiAğrıDiz+5
Burkay Utku
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz osteoartritinde nöropatik ağrı değerlendirmesi: Yaşam kalitesi ve fonksiyonel durum ile ilişkisi

Giriş: Diz osteartritinde (OA'sında) ağrı en önemli yakınmadır. Bu ağrı genellikle nosiseptif bir ağrı olarak sınıflandırılır. Ancak, radyolojik bulgular ile hasta yakınması arasındaki zayıf ilişki, ağrı kaynağının multifaktöriyel olduğunu göstermektedir. OA'da intraartiküler somatosensoriyel yapılarda plastisite geliştiği ve nöropatik ağrı bulgularının meydana gelebileceği gösterilmiştir. Çalışmanın amacı; semptomatik primer diz OA'sı olan hastalarda nöropatik ağrı komponentinin varlığını araştırmak ve nöropatik ağrı ile fonksiyononel durum ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Hacettepe Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı polikliniğine diz ağrısı ile başvuran 40 yaş üstü, ACR (American College of Rheumatology) kriterlerine göre primer diz OA tanısı olan 87 hasta dahil edildi. Hastaların yaşı, cinsiyeti, boy ve kilo değerleri sorgulanarak kaydedildi. Nöropatik ağrı tarama anketi olarak DN4 ve PainDETECT skalaları kullanıldı. Ağrı ve fonksiyonel durum VAS (Visual Analog Scala) ve WOMAC (Western Ontario and McMaster Universities Arthritis Index) ile, yaşam kalitesi de SF-12 (Short Form 12) ile değerlendirildi. Bulgular: Seksen yedi hastanın 72'si (%82.75) kadın 15'i (%17.25) erkekti. Ortalama yaş ve VKİ (Vücut Kitle İndeksi) değerleri 64.04±9.37 ve 30.64±5.18 olarak bulundu. DN4'e göre hastaların % 39,08'inde nöropatik ağrı komponenti mevcuttu. Nöropatik ağrısı olan grup (n=34) ile nöropatik ağrısı olmayan grup (n=53) arasında cinsiyet, yaş, VKİ, VAS, radyolojik evre açısından anlamlı fark saptanmadı (p>0.05). Nöropatik ağrısı olan grubun WOMAC-ağrı, WOMAC-fonksiyon, WOMAC-tutukluk ve WOMAC-toplam skor ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek ve SF-12 mental skor ortalaması istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşük saptandı (p<0.05). PainDETECT'e göre nöropatik ağrı komponenti %21.90 hastada pozitif, %19.50 hastada belirsiz ve % 59.60 hastada negatifti. Gruplar arasında cinsiyet, yaş, VKİ, VAS, radyolojik evre ve SF-12 skorları açısından anlamlı fark saptanmazken (p>0.05); WOMAC-ağrı, WOMAC-fonksiyon ve WOMAC-toplam skor ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (p<0.05). Sonuç: Semptomatik primer diz OA'da nöropatik ağrı komponentinin görülme sıklığı DN4 ve PainDETECT'e göre sırasıyla %39,08 ve %40.40 olarak bulundu. Nöropatik ağrı bileşeni olan hastaların, dejeneratif değişikliklerden bağımsız diz ağrısı şiddeti daha yüksek, fonksiyonel durumları daha düşüktür. Primer diz OA tedavisinde nöropatik ağrının mevcut olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Diz, osteoartrit, nöropatik ağrı, fonsiyonel durum, yaşam kalitesi

AğrıDiz eklemiFonksiyonel yetkinlik+4
Savaş Özdemir
Hacettepe University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Klinik ve radyolojik olarak diz osteoartriti tanısı almış olan hastalarda serum COMP ve MMP-3 düzeylerinin hastalık evresi ve günlük yaşam aktiviteleri ile ilişkisi

Giriş: Osteoartrit en sık görülen eklem hastalığı olup, en fazla diz eklemini tutmaktadır. İnsidansı giderek artmakta ve özellikle yaşamın ikinci yarısında önemli ölçüde morbiditeye yol açarak yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Günümüzde osteoartritte düşük dereceli kronik inflamasyonla seyreden multifaktöriyel bir sürecin rol oynadığı kabul edilmektedir. Çalışmanın amacı; klinik ve radyolojik olarak diz osteoartriti tanısı almış hastalarda serum COMP (Kıkırdak Oligomerik Matriks Proteini) ve MMP-3 (Matriks Metalloproteinaz-3) düzeyleri ile, hastalık evresi ve günlük yaşam aktiviteleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı polikliniğine başvuran, ACR (Amerikan Romatoloji Derneği) kriterlerine göre primer diz osteoartriti tanısı alan 85 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların yaş, cinsiyet, kilo, boy, eğitim durumları, meslekleri, ek hastalıkları ve kullandıkları ilaçlar kaydedildi. Ayrıntılı fizik muayene yapılarak diz osteoartriti değerlendirildi. Ayrıca serum COMP ve MMP-3 ölçümleri için hastalardan kan örneği alındı. Ağrının şiddeti ve günlük yaşam aktivitelerindeki fonksiyonel durumları VAS (Görsel Analog Skala), WOMAC (Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi), Lequesne ve KOOS-PS (Diz yaralanması ve osteoartrit sonuç skoru-fiziksel fonksiyon kısa form) ölçekleri ile değerlendirildi. Bulgular: Hastaların 75'i (%88.2) kadın, 10'u (%11.8) erkekti. 85 hasta, Kellgren-Lewrence radyolojik evreleme sistemi (K-L) ne göre 3 gruba ayrıldı. K-L evre-I hastalar grup 1' e, K-L evre-II ve III olan hastalar grup 2' ye, K-L evre-IV olan hastalar ise; grup 3' e alındı. Yaş ortalaması grup 1' de 57.17±9.37, grup 2' de 64.73±9.48 ve grup 3' te 68.17±10.27 yıl olarak bulundu. Çalışmamızda hastaların serumda ölçülen COMP ve MMP-3 düzeyleri her üç grupta benzer saptandı. Kanda bakılan bu biyobelirteçler ile fonksiyonel test skorları karşılaştırıldığında, serum COMP düzeyi ile VAS skoru arasında orta derecede korelasyon, WOMAC ile orta derece negatif korelasyon, KOOS-PS ile düşük-orta derecede negatif korelasyon görüldü. Serum MMP-3 düzeyi ile VAS, WOMAC, KOOS-PS skorları arasında korelasyon görülmezken, Lequesne skoru ile düşük düzeyde korelasyon saptandı. Sonuç: Serum COMP ve MMP-3 ölçümlerinde farklı evrelerdeki diz OA' sı grupları arasında anlamlı fark görülmemiş olup, serumda ölçülen bu biyobelirteçler ile ilgili OA tanısı ve bu belirteçlerin prognostik değeri adına daha büyük örneklem gruplarında ileri çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.

DizDiz eklemiGünlük yaşam aktiviteleri+6
Vildan Yıldız
Hacettepe University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Total diz artroplastisinde sabit insert ve hareketli insert dizaynlarının uzun dönem sonuçlarının değerlendirilmesi

Total diz artroplastisi (TDA), diz osteoartritinde yüksek başarı gösteren bir prosedür olarak tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan oranda uygulanmaktadır. Diz artroplastisi uygulanan bireylerin ortalama yaşlarındaki düşüşle birlikte, protezin uzun süre sağkalımı ve cerrahinin klinik sonuçları hakkındaki hasta beklentileri son zamanlarda artmıştır. Çalışmamızda uzun dönem takip süresi sonunda, Posterior stabilize total diz protezi sisteminin sağkalım oranını, klinik ve radyolojik sonuçlarını değerlendirmeyi planladık. Haziran 2002-Ocak 2010 tarihleri arasında Anabilim Dalımızda Nexgen LPS-Flex (posterior stabilized- Posterior stabilize) diz sistemi ile total diz artoplastisi uygulanan ve en az 10 senelik takip süresi olan 248 hastanın 328 dizi incelenmiştir. Ortalama takip süresi 13.2± 2.1 yıl olan hastaların %16.9'u erkek iken ortalama yaş 67.2yıl (25-81) idi. 69 dizde hareketli insert tercih edilirken 259 dizde ise sabit insert tercih edilmişti. Amerikan Diz Cemiyeti'nin değerlendirme sistemi ve Unutulmuş Eklem Skoru'nun Türkçe Adaptasyonu kullanılarak ameliyat öncesi ve son takip dönemindeki klinik ve fonksiyonel değerlendirmeler yapıldı. Amerikan Diz Cemiyeti'nin Diz ve Fonksiyon Skorları yanı sıra, eklem hareket açıklığı ve tibiofemoral dizilim açısından en son takipte ameliyat öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı bir gelişme vardı (p<0.05). Sabit ve hareketli insert grupları arasında diğer klinik parametreler açısından anlamlı fark olmasa da son takip döneminde uygulanmış olan Unutulmuş Eklem Skoru açısından anlamlı fark vardı (p:0.026). 17 hastada revizyon cerrahisi gerekti ve tüm hastalarda ele alındığında son takip döneminde implant sağkalım oranı %94.8 idi. Sonuç: NexGen LPS-Flex diz sistemi ortalama 13.2 yılda % 94.8 implant sağkalım oranı ile tatmin edici klinik ve radyolojik sonuçlar göstermektedir. Uzun takip süresi sonunda sabit ve hareketli insert grubu kıyaslandığında Unutulmuş eklem skoru açısından sabit insert grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır.

ArtroplastiDizDiz eklemi+2
Sancar Bakırcıoğlu
Hacettepe University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

PRP uygulanmış diz osteoartritli hastalarda fizyoterapinin ağrı, fiziksel fonksiyon ve yaşam kalitesine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; PRP enjeksiyonu yapılmış olan diz osteoartritli (OA) kadın hastalara uygulanan fizyoterapinin ağrı, fiziksel fonksiyon ve yaşam kalitesine etkisini incelemekti. Diz OA'i nedeniyle PRP enjeksiyonu yapılmış yaşları 46-65 yıl arasında değişen 28 kadın hasta, tabakalı randomizasyon yöntemiyle PRP+fizyoterapi grubu ( n=14 ortalama yaş: 55,00 ± 4,81 yıl) ve PRP (kontrol) grubu ( n=14 ortalama yaş: 55,35 ± 6,19 yıl) olmak üzere 2 gruba ayrıldı. PRP+fizyoterapi grubundaki hastalara, haftada 2 gün olacak şekilde 6 hafta boyunca diz çevresi gergin yapılara manuel gevşetme uygulamaları, patellar mobilizasyon ve fizyoterapist eşliğinde bireysel egzersiz programı uygulandı. Kontrol grubundaki hastalara ilave bir tedavi verilmedi. Tüm hastalar başlangıçta (PRP enjeksiyonundan 3 gün sonra) ve 6. hafta sonunda değerlendirildi. Aktivite, dinlenme ve uyku sırasındaki ağrı şiddeti Görsel Analog Skala (VAS) ile; fiziksel fonksiyon Western Ontario ve McMaster Universities Osteoartritis Index (WOMAC) ile; fonksiyonel performans süreli kalk yürü (SKY) testi, merdiven çıkma ve inme testleri ile; kuadriseps femoris ve hamstring kas kuvvetleri izokinetik kas kuvvetleri 90°/sn ve120°/sn hızlarda Biodeks System 3® (Biodex Corp, Shirley, NY) ile ve sağlıkla ilişkili yaşam kaliteleri SF-36 kısa form ile değerlendirildi. Hastaların fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Formunun kısa versiyonu (IPAQ-SF) kullanılarak sorgulandı. Çalışmanın sonucunda PRP + Fizyoterapi grubunda 6 haftanın sonunda incelenen tüm parameterlerde anlamlı gelişmeler bulunurken, kontrol grubunda SKY testi ve yaşam kalitesinin enerji/yorgunluk ile sağlık değişimi parametrelerinde gelişme olduğu tespit edildi (p<0.05). Gruplar arası karşılaştırmada aktivitedeki ağrı şiddeti, kas kuvvetleri, fiziksel fonksiyon puanları, basamak inme ve çıkma testleri süreleri, yaşam kalitesi toplam puanı ve fiziksel aktivite düzeylerinde PRP + fizyoterapi grubu lehine anlamlı fark olduğu bulundu (p<0,05). Bu çalışma ile diz OA'lı hastalarda PRP enjeksiyonu sonrası fizyoterapinin ağrı, kas kuvveti, fiziksel fonksiyon, fonksiyonel performans, yaşam kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyi üzerine olumlu etkileri gösterildi. Tedavinin başarısını arttırmak için PRP enjeksiyonu yapılan diz OA'lı hastaların fizyoterapiste yönlendirilmesi ve yapılandırılmış bireysel egzersiz programına dahil edilmesi büyük önem taşımaktadır.

AğrıDiz eklemiEgzersiz+6
Sibel Bozgeyik
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu geçiren rekreasyonel sporcularda izokinetik diz kas kuvvetinin yaşam kalitesi, spora dönüş ve günlük yaşam aktiviteleri ile ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, hamstring tendon otogrefti ile ön çapraz bağ cerrahisi (ÖÇB-R) geçirmiş, cerrahi sonrası en az 1. yılını dolduran rekreasyonel sporcularda izokinetik diz kas kuvvetini aynı yaştaki sağlıklı kişilerle karşılaştırmak ve ÖÇB-R geçiren bireylerin izokinetik kas kuvveti ile yaşam kalitesi, spora dönüş ve günlük yaşam aktiviteleri puanları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya ÖÇB-R grubu olarak; ÖÇB-R sonrası en az 1. yılı dolmuş olan, 18-40 yaşları arasında 23 erkek birey ve kontrol grubu olarak aynı yaştaki 23 sağlıklı erkek birey dahil edildi. Bireylerin kas kuvveti ISOMED 2000 izokinetik dinamometre ile, yaşam kalitesi Ön Çapraz Bağ Yaşam Kalitesi Ölçeği (ACL-QOL) ile, spora dönüşü Ön Çapraz Bağ Yaralanması Sonrası Spora Dönüş Ölçeği (ACL-RSI) ile, günlük yaşam aktiviteleri ise Unutulan Eklem Skoru Anketi (UES-12) ile değerlendirildi. ÖÇB-R grubunda hamstring kas kuvveti ve enduransı 60°/s ve 180°/s açısal hızlarında kontrol grubuna göre daha düşüktü (p=0,035; p=0,029); gruplar arasında 60°/s açısal hızda, quadriceps femoris kas kuvveti açısından fark yoktu (p=0,173); 180°/s açısal hızda ise, ÖÇB-R grubunda quadriceps femoris kas enduransı kontrol grubuna göre daha düşüktü (p=0,036). ÖÇB-R geçiren bireylerin ACL-QOL, ACL-RSI ve UES-12 ölçeklerinden aldıkları puanlar literatürdeki örneklerinden daha düşüktü. ÖÇB-R grubunda 60°/s ve 180°/s açısal hızlarda, quadriceps femoris ve hamstring kas kuvveti ile spora dönüş (ACL-RSI) puanları arasında (r=-0,269, p=0,215; r=-0,277, p=0,201; r=-0,231, p=0,288; r=-0.271, p=0,211); yaşam kalitesi (ACL-QOL) puanları arasında (r=-0,034, p=0,879; r=-0,235, p=0,280; r=-0,024, p=0,914; r=-0,259, p=0,233) ve günlük yaşam aktiviteleri (UES-12) puanları arasında (r=-0,333, p=0,121; r=-0,244, p=0,263; r=-0,083, p=0,706; r=-0,179, p=0,414) ilişki bulunmadı. Sonuç olarak, ÖÇB-R sonrası bireylerin uzun dönem sonuçları düşünüldüğünde; rehabilitasyon sürecinde, yalnızca kas kuvvetini geliştirmek yeterli değildir, bunun yanı sıra bireyleri spora dönüşe psikolojik olarak hazır olmaları için teşvik etmek, yaşam kalitelerini arttırmak ve eklem farkındalığını en aza indirerek günlük yaşama adaptasyona katkıda bulunmak gereklidir.

DizDiz eklemiGünlük yaşam+7
İrem Akıncı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alt ekstremite fonksiyonel performans testlerini etkileyen faktörlerin araştırılması

Bu çalışmanın amacı, klinikte alt ekstemite fonksiyonel performansını değerlendirmek için sıklıkla kullanılan modifiye yıldız denge testi (MYDT), ağırlık aktarmalı hamle testi (AAHT) ve basamak inme testlerini (BİT) etkileyen faktörlerin araştırılmasıydı. Çalışmaya 30 erkek, 21 kadın olmak üzere 51 sağlıklı birey dahil edildi (Yaş: 22,74±1,93 yıl; Beden Kütle İndeksi: 22,52±2,29 kg / m2). MYDT'i etkileyen faktörler olarak ayakkabı kullanımı, ellerin pozisyonu, alt ekstremite uzunluğu, ayak bileği dorsifleksiyon eklem hareket açıklığı (DFNEH); AAHT'yi etkileyen faktörler olarak bireylerin Gastroknemius ve Soleus esnekliği, alt bacak uzunluğu ve tibial inklinasyon açısı; BİT'i etkileyen faktörler olarak ayak bileği dorsifleksiyon eklem hareket açıklığı, Kuadriseps kas kuvveti, Kuadriseps kas dayanıklılığı ve dinamik valgus açısı belirlendi ve değerlendirildi. İstatistiksel analizde doğrusal regresyon analizi ve tekrarlayan ölçümlerde varyans analizi kullanıldı. MYDT için ayakkabı kullanımı, ellerin pozisyonu ve alt ekstremite uzunluğunun anlamlı etkisi bulundu (p<0,001), DFNEH MYDT'de yalnızca anterior yönde uzanma ile ilişkili bulundu (p<0,05). AAHT sonuçları ile Gastroknemius esnekliği (r= 0,56; p<0,001), Soleus esnekliği (r=0,44; p=0,001) ve tibial inklinasyon açısı (r= 0,50; p<0,001) arasında ilişki bulundu ancak alt bacak uzunluğu ilişkisi görülmedi (p>0,05). BİT ile DFNEH, Kuadriseps kas dayanıklılığı ve dinamik valgus açısı arasında ilişkili bulunmadı (p>0,05) ancak Kuadriseps kas kuvveti ile ilişki bulundu (r= 0,51; p<0,05). MYDT'de, ayakkabı kullanımının, ellerin pozisyonunun ve alt ekstremite uzunluğunun sonuçları etkilemesinden dolayı bu test için standart bir uygulama gerekmektedir. AAHT'de mezura ile ölçüme alternatif olarak tibial inklinasyon açısı ölçümü kullanılabilir. Basamak inme performansını değerlendirirken Kuadriceps kas kuvvetinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

DengeDizDiz eklemi+5
Bensu Söğüt
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ön diz ağrısı olan adölesan voleybol oyuncularında gluteal kas aktivasyon programının sıçrama performansı üzerine akut etkisi

Bu çalışmanın amacı, ön diz ağrısı (ÖDA) olan adölesan voleybol oyuncularında gluteal kas aktivasyon programının sıçrama performansına etkisini araştırmaktı. Çalışmaya, ÖDA bulunan, 14-18 yaş arası 20 kadın voleybol oyuncusu dahil edildi. Dikey sıçrama yüksekliği "Optojump" (Microgate, İtalya) ile, kalça ekstansiyon, abdüksiyon ve eksternal rotasyon güç üretim oranı ve tepe güce ulaşma süresi el dinamometresi (Lafayette Instruments) ile değerlendirildi. Gluteal kas aktivasyon programı EMG çalışmalarına göre midye egzersizi, yana adım alma, unilateral köprü kurma, diz ekstansiyonda kalça ekstansiyonu ve diz fleksiyonda kalça ekstansiyonu olmak üzere gluteus maksimus ve medius kaslarını yüksek oranda aktive edip tensor fasya lata kasını düşük oranda aktive eden egzersizlerden oluşturuldu. İlk ölçümler alındıktan bir hafta sonra gluteal aktivasyon programı uygulandı ve programın hemen ardından ikinci ölçümler alındı. Çalışma sonucunda, gluteal kas aktivasyon programı öncesi ve sonrasında dikey sıçrama yüksekliklerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Kalça ekstansiyon, abdüksiyon ve eksternal rotasyonunda güç üretim oranı ve tepe güce ulaşma süresinde de anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). ÖDA olan adölesan voleybol oyuncularında düşük yoğunlukta gluteal kas aktivasyon programı sıçrama performansı üzerinde etki göstermemiştir. Kas aktivasyon programlarının sıçrama performansı üzerine etkilerini uzun süreli takiple ve daha geniş örneklem büyüklüğünde inceleyen çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Ön diz ağrısı, adölesan, voleybol, kas kuvveti, sıçrama

DizDiz eklemiErgenler+5
Mustafa Onur Seyrek
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Total diz protezi uygulanan hastalarda öğrenim gereksinimlerinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilk kez total diz protezi ameliyatı olan hastaların, öğrenim gereksinimlerinin belirlenmesidir. Tanımlayıcı türde olan bu araştırma, 01 Eylül 2018 – 28 Şubat 2019 tarihleri arasında Manisa'nın Turgutlu ilçesinde yer alan Turgutlu Devlet Hastanesi ortopedi kliniğinde yürütüldü. Araştırma örneklemini, ilk kez total diz protezi ameliyatı olan 104 hasta oluşturdu. Veriler Sosyodemografik Veri Toplama Formu ve Hasta Öğrenim Gereksinimleri Ölçeği (HÖGÖ) kullanılarak toplandı. Verilerin istatistik analizlerinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler kullanıldı. Araştırmaya katılan hastaların %87.5'inin kadın, %53.8'inin 65 yaşın üstünde, %87.5'inin evli, %56.7'sinin ilkokul mezunu, %72.1'inin çalışmadığı, %66.3'ünün kronik hastalığının olduğu ve sürekli ilaç kullandığı ve daha önce hastaneye yatanların %44.2'sinin cerrahi nedenlerle yattığı saptanmıştır. Araştırmaya katılan hastaların %92.3'ü taburculuk eğitimi aldığı, taburculuk eğitimi alan hastaların ise %40.4'ünün taburculuk eğitimini fizyoterapistten aldığı belirlenmiştir. Araştırma kapsamına alınan 104 hastanın öğrenim gereksinimleri toplam puan ortalaması 191.18±25.19, önem düzeyi 3.59 olarak bulundu. HÖGÖ toplam ve alt ölçekler incelendiğinde; hastalar için en önemli öğrenim gereksiniminin cilt bakımı alanında çok önemli düzeyde (ortalama=20.75±2.57, önem düzeyi=4.15), en az önemli öğrenim gereksiniminin ise duruma ilişkin duygular (ortalama=16.17±4.50, önem düzeyi=3.23) düşük düzeyde olduğu görüldü. HÖGÖ' den aldıkları puanları ile yaş grupları karşılaştırıldığında 66 yaş ve üstü olan grubundaki hastaların öğrenim gereksinimleri puan ortalamaları, 65 yaş ve altındaki gruba göre daha yüksek bulunmuş, alt gruplardan duruma ilişkin duygular ve toplam puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Hastanede yatış süresine göre HÖGÖ toplam ve ölçek alt boyut puan ortalamaları karşılaştırıldığında yaşam aktiviteleri puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Araştırmaya katılan hastaların en önemli öğrenim gereksiniminin ameliyat yarasının bakımını nasıl yapması gerektiği olarak belirlendi. Bu araştırmanın sonucunda, total diz protezi ameliyatı geçiren hastaların taburculuk öncesi öğrenim gereksinimlerinin önemli düzeyde olduğu, taburculuk öncesi bilgilendirmenin öğrenim gereksinimlerini azalttığı saptanmıştır. Hastaların bireysel özelliklerine ve öğrenim gereksinimlerine uygun planlı taburculuk eğitiminin yapılması önerilebilir. Anahtar Sözcükler: total diz protezi; öğrenim gereksinimleri; taburculuk; hemşirelik

DizDiz eklemiDiz protezi+4
Esra Bozkurt Karabacak
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00

Related subjects