Cochlear diseases

61 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Koklear implant kullanan bireylerde spektral ve temporal çözünürlük becerilerinin araştırılması

Koklear implant kullanıcısı bireylerin günlük yaşamdaki iletişim becerilerini etkileyen işitsel performans, temporal ve spektral bilgiyi kodlama yeteneği ile ilişkilidir. Dil edinimi zamanına göre oluşan işitme kaybı, koklear implant kullanıcılarında konuşma algısını şekillendirirken hangi ipuçlarından daha fazla yararlandığı konusunda fikir birliği yoktur. Mevcut çalışmada, prelingual ve postlingual işitme kayıplı koklear implant kullanıcılarının spektral ve temporal çözünürlük becerileri psikofiziksel yöntemlerle değerlendirilmiş ve bu testlerin, sessizlik ve gürültü koşullarında konuşma algısı arasındaki ilişki incelenmiştir. Amaç kapsamında çalışmaya 18-55 yaş aralığında koklear implant kullanan 15 postlingual ve 15 prelingual işitme kayıplı birey ve normal işitmeye sahip, aynı yaş aralığında 30 birey dahil edilmiştir. Dahil etme kriterlerini sağlayan tüm katılımcılara sessizlik ve gürültü koşullarında Türkçe Matriks Test (TMT) uygulanmıştır. Spektral çözünürlüğün değerlendirilmesi için Spectraltemporally Modulated Ripple Test (SMRT) ve Easy Quick Spectral Modulation Detection Test (EasyQSMD) uygulanmıştır. Temporal çözünürlüğün değerlendirilmesi için boşluk tespiti paradigmalarından Random Gap Detection Test (RGDT) ve Gaps In Noise Test (GIN); temporal modülasyon eşiğini değerlendirmek için Easy Modulation Detection Threshold Test (EasyMDT) uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, araştırma grupları arasında tüm konuşma testlerinde ve spektral çözünürlük testlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmiştir (p<0,05). GIN testi, 100Hz ve 200Hz modülasyon frekansındaki MDT'ler araştırma grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gösterirken (p<0,05); RGDT ve 10 Hz modülasyon frekansındaki MDT'ler araştırma grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermemiştir (p>0,05). Prelingual işitme kayıplı grup, tüm psikofiziksel değerlendirmede her iki gruptan daha zayıf performans göstermiştir. Postlingual işitme kayıplı grupta spektral çözünürlük test bulguları, sessizlikte konuşmayı ayırt etme puanlarıyla istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon gösterirken (p<0,05) GIN sonuçları gürültüde konuşmayı ayırt etme puanları ile istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon göstermiştir (p<0,05). Prelingual işitme kayıplı grupta ise, yalnızca GIN sonuçları, sessizlikte ve gürültüde konuşmayı ayırt etme sonuçları ile istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon göstermiştir (p<0,05). Bulgular, spektral çözünürlük ile konuşma testleri arasında önceki çalışmalarda elde edilen yüksek korelasyon katsayısı göstermemiştir. Fakat koklear implant kullanıcılarında dil edinimi zamanına göre oluşan işitme kaybı nedeniyle, konuşma kodlaması sırasında farklı ipuçlarından yararlandığı kabul edilebilir. Bireysel bağımsız değişkenler incelendiğinde, koklear implant kullanım süresinin testler üzerinde etkisinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu çalışma, prelingual ve postlingual koklear implant kullanıcılarının spektral ve temporal çözünürlük değerlendirmelerini psikofiziksel olarak birçok alt test ile değerlendirmiş ve ilişkili olduğu durumları bir arada incelemiştir. Anahtar Kelimeler: Spektral çözünürlük, temporal çözünürlük, koklear implant, gürültüde konuşma algısı

KokleaKoklea hastalıklarıKoklear implantlar+4
Cansu Tosyalı Salman
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuklar için işitsel algı testi geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu çalışmada işitsel algı becerilerini değerlendirmek için oluşturulan Çocuklar için İşitsel Algı Testi (ÇİAT)'nin geçerlik ve güvenirliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda; çalışmaya 2-15 yaş arası 100 koklear implant kullanıcısı, 80 normal işiten birey dahil edilmiştir. Katılımcıların tümüne ilk oturumda odyometrik değerlendirme ve dil gelişimin değerlendirmek için Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDİL) uygulanmıştır. İkinci oturumda yaşına ve gelişim düzeyine uygun olan ÇİAT bataryasının alt testleri uygulanmıştır. ÇİAT bataryasında bulunan alt testlerin güvenirliğinin değerlendirilmesi için iç tutarlılık analizi ve test-tekrar test güvenirliği yöntemleri uygulanmıştır. Normal işiten çocuklar ve CI kullanan çocukların yaş gruplarına göre işitsel algı puanları karşılaştırılarak bilinen grup yöntemi ile yapı geçerliği ve klinik özelliklerin işitsel algı becerileri ile ilişkisi incelenerek yordama geçerliği incelenmiştir. Ayrıca CI kullanan çocukların demografik özelliklerine göre işitsel algı performansları karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda; CI kullanan çocukların kronolojik yaş gruplarına göre işitsel algı puanları karşılaştırıldığında 48 aydan önceki ikişerli yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). CI kullanım durumuna göre işitsel algı puanları karşılaştırıldığında Bilateral CI kullanıcılarının Unilateral CI kullanıcılarına göre daha yüksek skor elde etmiştir ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). CI olma yaşına göre işitsel algı puanları karşılaştırıldığında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05) ve bu fark 24-36 ve 12-18 aylar arası ve 24-36 ay ile 36+ aylar arasındaki farktan kaynaklanmaktadır. CI kullanım süresine göre işitsel algı puanları karşılaştırıldığında; tüm alt testlerde CI kullanım süresi grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark belirlenmiştir (p<0,05). Bu fark 1-11 ay ve 36+ aylar ile 1-11 ay ve 24-35 aylar arasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca çalışmada toplam işitsel algı puanını etkileyen değişkenler olarak kronolojik yaş grubu, CI kullanım süresi, CI kullanma durumu ve ifade edici dil yaşı belirlenmiştir (p<0,05). Çalışmamızda elde edilen bulgular doğrultusunda ÇİAT'ın işitme kayıplı çocuklar üzerinde uygulanabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Güvenilirlik ve geçerlilikKoklea hastalıklarıKoklear implantlar+6
Özlem İçöz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erken koklear implantasyon yaşının konuşma sesi bozukluğu şiddetine ve konuşma anlaşılırlığı düzeyine olan etkisinin incelenmesi

Konuşma seslerinin algılanması ve üretilmesi işitme sistemine bağlı olduğundan işitme kaybı olan bireylerde artikülasyon ve fonolojik becerilerin yetersiz kaldığı bilinmektedir. Buna bağlı olarak konuşma anlaşılırlığı da bozulmaktadır. Artikülasyon ve fonolojik bozukluğun özellikleri; işitme kaybı başlangıç yaşı, işitsel bozukluk türü ve derecesinden etkilenmektedir. İleri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan çocuklar, koklear implant gibi modern işitme teknolojisinden maksimum işitsel yarar sağlamaktadırlar. Bu araştırmada, prelingual işitme kayıplı çocuklarda koklear implantasyon zamanının konuşma sesi bozukluğu şiddetine ve konuşma anlaşılabilirliğine etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. İkincil olarak, normal işitme becerilerine sahip akranları ile koklear implantlı çocukların artikülasyon, fonolojik ve anlaşılabilirlik becerileri açısından karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Çalışmaya koklear implantasyon yaşı 12-18 ay, 18-24 ay ve 24-30 ay aralığında bulunan 5-7 yaş arasında toplam 45 çocuk (32 E, 13 K) ve normal işitme becerilerine sahip 5-7 yaş arasında toplam 15 çocuk (7 E, 8 K) dahil edilmiştir. Konuşma sesi becerileri değerlendirilmesi "Türkçe Sesletim ve Sesbilgisi Testi (SST)" nin üç alt testi kullanılarak konuşma anlaşılabilirliği değerlendirilmesi ise "Bağlamiçi Anlaşılabilirlik Ölçeği" kullanılarak yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, erken koklear implantasyon yaşına sahip çocukların artikülasyon-fonolojik becerileri ve konuşma anlaşılırlığı daha geç yaşta koklear implantasyon yapılan çocuklardan anlamlı derecede daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca en erken dönemde koklear implantasyon olan çocukların bile normal işitme becerilerine sahip akranları ile karşılaştırıldığında konuşma sesi becerilerinde ve konuşma anlaşılabilirliğinde anlamlı derecede düşük performans gösterdiği bulunmuştur..

ArtikülasyonHastalık şiddeti indeksiKoklea+7
Beyza Pehlivan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Koklear implant kullanıcısı işlem öncesi dönem çocuklarında öğrenme stilleri ve dil gelişimi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada koklear implant kullanan işlem öncesi dönem çocuklarında dil gelişimini değerlendirmek ve öğrenmede hangi stili kullandığını belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Çalışmamızda 5 yaş ve 6 yaş 11 ay arasında olan, koklear implant kullanan, ek engeli bulunmayan 32 çocuk katılımcı (16 erkek, 16 kız) yer almıştır. Katılımcılara "Türkçe Okul Çağı Dil Gelişimi Testi (TODİL)" ve "Çocuklar İçin Öğrenme Stilleri İndeksi (ÇİÖSİ)" uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen normatif verilere göre çalışma sonucunda koklear implantlı çocuklar dil gelişimlerinde akranlarına kıyasla daha düşük performans sergilemişlerdir. Normatif verilerde görsel ve aktif öğrenme stili tercih edilirken çalışmamızda koklear implantlı çocuklarda işitsel ve aktif öğrenme stili en çok tercih edilen öğrenme stili olarak belirlenmiştir. Öğrenme stillerinin bazı alt alanlarında TODİL ile anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Koklear implant kullanmaya başlama yaşı ve rehabilitasyona başlama yaşları ile dil gelişimi arasında ilişki gözlemlenmiştir. Sonuçlar bize koklear implantlı çocuklarda öğrenme stilini belirlemenin daha etkili bir rehabilitasyon süreci ve dil gelişimi açısından olumlu etkiler alınabileceğini göstermektedir.

Dil gelişimiKokleaKoklea hastalıkları+4
Merve Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Normal işiten ve işitme kayıplı yetişkinlerde zamansal incelikli yapı bilgisi ve lokalizasyon becerisinin araştırılması

Tek taraflı total işitme kayıplı bireyler ve tek taraflı koklear implant kullanan bireylerde, işitsel uyaranın tek taraflı iletilmesi ile beyinde asimetrik bir kodlama söz konusudur. Mevcut çalışma ile tek taraflı işitme sağlayan bireylerde akustik temporal incelikli yapı bilgisi ipucunun işlemlenmesinin bir bütünlük içinde incelenmesi amaçlanmıştır. Tek taraflı koklear implant kullanan 17 birey, tek taraflı total işitme kaybı bulunan 16 birey ve bilateral normal işitme tanılanmış 18 birey çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm katılımcılara Harmonik Entonasyon/Harmonik Olmayan Entonasyon testleri, Azimut Lokalizasyon Testi ve Gürültüde Anlama Testi uygulanmıştır. Testlerin sonuçları üç grup arasında karşılaştırılmıştır. Tüm testlerde gruplar arası üçlü karşılaştırmalarda anlamlı farklılık gözlenmiştir (p<0.001). İkili karşılaştırmalarda, tek taraflı koklear implant kullanan bireyler tüm testlerde her iki grup ile anlamlı farklılık göstermiştir (pa<0.016). Tek taraflı total işitme kaybı bulunan bireyler ile bilateral normal işiten bireyler arasında Harmonik Entonasyon/Harmonik Olmayan testleri arasında anlamlı fark gözlenmezken (pa>0.016), Azimut Lokalizasyon Testi ve Gürültüde Anlama Testi'nde anlamlı fark gözlenmiştir (pa<0.016). Tek taraflı total işitme kaybı varlığında akustik zamansal incelikli yapı işlemlenme kapasitesinin işitsel girdinin asimetrik işlemlenmesinden etkilenmemesine rağmen, lokalizasyon ve gürültüde konuşmayı anlama performanslarının normal işitenlere göre kötüleştiği sonucuna varılmıştır. Tek taraflı koklear implant kullanan bireylerin her iki gruptan daha zayıf performans göstermesi, koklear implant sistemlerindeki performans zayıflığını ortaya koymuştur. Bu çalışma bildiğimiz kadarıyla, tek taraflı total işitme kaybı bulunan bireyler ve tek taraflı koklear implant kullanıcısı bireylerin, zamansal incelikli yapı bilgisini ve ilişkili olduğu durumları bir arada inceleyerek, günlük yaşam ortamına en yakın performanslarını ortaya koyan ilk çalışmadır.

Cerrahi-kulak-burun-boğazGürültüKoklea hastalıkları+6
Özlem Topçu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Unilateral koklear implant kullanıcısı çocukların video head impulse test (VHIT) ile değerlendirilmesi

İç kulakta meydana gelen değişiklikler hem koklea hem de vestibülü etkilemektedir. Bu etkilerin koklear implant cerrahisi sonrasında da görüldüğü literatürde yer almaktadır. Bu doğrultuda çalışmamızın amacı, unilateral koklear implant kullanımının 7-18 yaş aralığındaki çocuklarda vestibülo-oküler refleks (VOR) üzerine etkisini değerlendirmektir. VOR'u değerlendirmek için VHIT kullanılmış ve tek taraflı koklear implant kullanıcıların sonuçları, aynı yaş grubundaki kontrol grubu bireylerle karşılaştırılmıştır. Çalışmaya en az bir senedir tek taraflı koklear implant kullanan 7-18 yaş arası 29 birey çalışma grubu olarak, işitme kaybı şikayeti olmayan aynı yaş aralığında 32 birey kontrol grubu olarak dahil edilmiştir. Çalışma grubuna koklear implant ses işlemcisi açık (Kİ-A), koklear implant ses işlemcisi kapalı (Kİ-K) olarak iki ayrı durumda değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan değerlendirmelerde elde edilen veriler çalışma grubunda koklear implantlı kulak ile koklear implantsız kulak arasında Kİ-A ile Kİ-K durumları arasında ve çalışma grubu ile kullanmayan kontrol grubu arasında karşılaştırılmıştır. Çalışma grubunu kendi içerisinde Kİ-A ve Kİ-K durumları karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık elde edilmemiştir (p> 0.05). Benzer olarak implantlı kulak ile implantsız kulak arasında da anlamlı farklılık elde edilmemiştir (p> 0.05) Ayrıca çalışma grubu ve kontrol grubu arasında yapılan karşılaştırmalarda anlamlı farklılık bulunmamıştır (p> 0.05). Çalışmamızdan elde edilen veriler 7-18 yaş arasındaki bireylerde koklear implant kullanımının VHIT sonuçları üzerinde anlamlı bir farklılığa yol açmadığı gösterilmiştir.

KokleaKoklea hastalıklarıKoklear implantlar+4
Ahmet Abdurrahman Aygün
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Koklear implantlı okul öncesi çocuklarda erken okur yazarlık becerilerinin araştırılması

Amaç:Okuma ve yazma becerisi okul yaşamı ve sosyal hayat için gerekli olan temel beceriler arasında yer almaktadır. Erken okur-yazarlık çocukların doğdukları andan, okula başlama sürecine kadar olan zamanda edinilmesi beklenen okuma yazmaya ilişkin ön koşul beceriler olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada, anasınıfına ve/veya özel eğitim merkezine devam eden koklear implantlı (Kİ) çocukların erken okur-yazarlık becerileri ile normal gelişim(NG) gösteren çocukların erken okur-yazarlık becerilerinin karşılaştırılması amaçlandı. Yöntem:Çalışmaya, Ege Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'na başvuran, anasınıfına ve/veya özel eğitime devam eden 5-6 yaş (60-72 ay) toplam 40 çocuk dâhil edildi. Deney grubu (20 çocuk) Ege Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Odyoloji Kliniği'nde koklear implant ameliyatı sonrası takipli çocuk hastalardan, kontrol grubu (20 çocuk) ise koklear implantlı çocuklarla yaş ve cinsiyete göre eşleştirilmiş kliniğe işitme testi için gelen test sonucunda işitmesi normal olan çocuklardan oluştu. Deney ve Kontrol grubunun erken okur-yazarlık becerilerini değerlendirmek için Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışması Kargın, Ergül ve Güldenoğlu tarafından 2015 yılında yapılan EROT(Test of Early Literacy, TEL) testi kullanıldı. EROT testi, alıcı- ifade edici dil, genel isimlendirme, işlev bilgisi, harf bilgisi, sesbilgisel farkındalık ve dinlediğini anlama alanlarından oluşmaktadır. Bulgular:Çalışmamıza 20 kız, 20 erkek, toplamda 40 çocuk dâhil edildi. Koklear implantlı grubun yaş ortalaması 66.70±5.31 ve normal gelişim gösteren çocukların yaş ortalamaları 65.45±4.24aydı. Gruplar arası EROT testi sonuçları karşılaştırıldığında: sözcük bilgisi, harf bilgisi, dinlediğini anlama alt testlerinde ve EROT genel toplam puanlarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık bulundu. Ayrıca tek taraflı ve çift taraflı koklear implant kullanımının EROT alt testlerindeki anlamlı farklılık yaratıp yaratmadığı incelendiğinde, sadece dinlediğini anlama alt testinde anlamlı farklılık saptandı. Ayrıca Kİ ameliyatı olma yaşı ile EROT alt testleri arasındaki anlamlı bir fark bulunmadı. Cinsiyet, anne eğitimdüzeyi, Kİ kullanım süresi ve işitme kaybı tanı yaşı ile EROT alt testleri arasındaki ilişki incelendiğinde: Cinsiyetin, her iki grup için EROT alt testleri ile anlamlı bir ilişki göstermediği, anne eğitim düzeyi ile Kİ'lı grubun EROT alt testlerinden sözcük bilgisi ve dinlediğini anlama becerilerinde istatistiksel olarak ilişkili olduğu bulundu. NG'li grupta ise, anne eğitim düzeyi ile sözcük bilgisi arasında anlamlı ilişki saptandı. Kİ kullanım süreleri ile harf bilgisi ve dinlediğini anlama alt testleri arasında anlamlı ilişki olduğu görülürken işitme kaybı tanı yaşı ile EROT alt testleri arasında ilişkisinin anlamlı olmadığı sonucuna ulaşıldı. Sonuç: Bu çalışmada, araştırmaya dâhil edilen Kİ'lı çocukların %75'inin erken okur-yazarlık becerilerinde desteğe ihtiyacı olduğu sonucuna ulaşıldı. Ancak, ses bilgisel farkındalık alt becerilerinde (uyak farkındalığı, sözcüğün ilk sesini eşleme, sözcüğün son sesini eşleme, cümleyi sözcüklerine ayırma ve sözcüklerin son sesini atma) Kİ'lı grup ile normal işiten yaşıtları arasında anlamlı bir fark bulunmadı. Sözcüğü hecelerine ayırma, heceleri birleştirme ve sözcüğün ilk sesini atma, harf bilgisi, dinlediğini anlama becerilerinde ise işitmesi normal çocukların Kİ'lı gruba göre daha başarılı olduğu görüldü. Ayrıca çift taraflı Kİ kullanan çocukların dinlediğini anlama becerisinde daha başarılı olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler:Erken okur-yazarlık, erken tanı, erken dönem koklear implant, bilateral implant, EROT.

Erken okuryazarlık becerileriErken teşhisKoklea+5
Destina Sezgin
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Normal işiten ve koklear implantlı bireylerin konuşmalarındaki bürünsel özelliklerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu araştırmanın amacı normal işiten ve koklear implantlı bireylerin konuşmalarındaki bürünsel özelliklerin karşılaştırılmasıdır. Bu amaçla öğrencilerin odak oluşturmada kullandıkları süre, f0, şiddet parametreleri karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Araştırmaya 8 koklear implant kullanan ve 6 normal işiten üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırma sonucunda dar odak olan sözcüklerin ortalama süresinin ve şiddetinin odak olmayan eşine göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Dar odak olan sözcüklerin f0 standart sapmasının ve f0 ranjının odak olmayan sözcüklere göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Koklear implantlı öğrencilerin, sözcük üretimlerinde f0 standart sapmanın ve f0 ranjının normal işitenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Koklear implant kullanan öğrencilerin sözcük üretim süresinin normal işitenlere kıyasla daha uzun olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları koklear implant kullanan katılımcıların dar odak üretiminde süre parametresini başlıca parametre olarak kullandıklarını göstermektedir. Bir diğer göze çarpan bulgu da koklear implantlı öğrencilerin f0 standart sapmasının ve f0 ranjının normal işitenlere göre yüksek olmasıdır. Anahtar Sözcükler: Koklear implant, bürünsel, dar odak

Akustik impedans testleriKoklea hastalıklarıKoklear implantlar+4
Duygu Büyükköse
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda ardışık koklear implant uygulamasının ilk koklear implant uygulanan kulaktaki en rahat duyma seviyesi, impedans ve elektriksel uyarımlı birleşik aksiyon potansiyeli ölçüm sonuçlarına etkisinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı, ardışık bilateral koklear implantlı çocuklarda ikinci koklear implant uygulamasının ilk koklear implantın impedans, en rahat duyma seviyesi ve elektriksel uyarımlı birleşik aksiyon potansiyeli ölçüm sonuçlarına etkisini tespit etmektir. Bu çalışma 12 kız (%40) ve 18 erkek (%60) olmak üzere toplam 30 çocuk ile yapılmıştır. Çocukların yaşları 15 ay ile 144 ay arasında değişmektedir. Çalışmaya en az 3 ay süre ile ilk koklear implant kullanım sonrası karşı kulağına koklear implant uygulanan çocuklar alınmıştır. Tüm çocukların ikinci koklear implantları açık ve kapalı iken impedans, ECAP ve M seviyeleri değerlendirilmiştir. Kİ2 cerrahi öncesi Kİ1 den alınan impedans, ECAP ve M bulgularına göre ikinci koklear implant kapalı iken birinci koklear implantın impedans, ECAP ve M seviyelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık mevcut değildir (p>0.05). İkinci koklear implant aktive edildiğinde ise birinci implantın impedans ölçümlerinde sadece 1. ayda, ECAP ve M seviyelerinde ise 1. ay, 3. ay ve 6. ayda kapalı konumdaki ölçümleri ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Ardışık koklear implant uygulamasında ikinci koklear implant kapalı olduğunda Kİ2 ameliyatı öncesindeki değerleri ile karşılaştırıldığında birinci koklear implantın impedans, ECAP ve M seviyelerinde herhangi bir değişiklik olmamaktadır. Fakat ikinci koklear implantın aktive edilmesi ile birinci koklear implantta impedans, ECAP ve M seviyelerinde değişiklikler olmaktadır. İkinci koklear implant aktive edildikten sonra hem birinci koklear implantın hem de ikinci koklear implatın impedans değerleri, ECAP, M seviyeleri ve dinamik ranjın kontrol edilmesi hastanın işitsel performansı açısından gereklidir.

Akustik impedans testleriKoklea hastalıklarıKoklear implantlar+2
İlyas Özdemir
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Koklear implantta erken fittingin uygulanabilirliğinin araştırılması ve klasik fitting yöntemi ile karşılaştırılması

Bu çalışmada ileri derecede sensörinöral işitme kaybı nedeniyle Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'nda koklear implantasyon yapılan 70 hasta değerlendirildi. Hastalar iki gruba ayrılarak, çalışma grubunda ameliyattan sonraki 1. günde ses işlemcisi aktive edildi ve fitting yapıldı. Kontrol grubuna ise klasik olarak ameliyattan 4 hafta sonra fitting yapıldı. Çalışmada erken fittingin güvenilirliği ve uygulanabilirliği araştırıldı ve kontrol grubuyla elektrofizyolojik yönden karşılaştırılması hedeflendi. Çalışmada her iki grupta ses işlemcisinin aktive edilmesinden sonraki en sık yan etkiler ağrı, kızarıklık ve ödem gibi minör yan etkiler olup istatiksel olarak anlamlı farklılık yoktu. Elektriksel empedansın karşılaştırılmasında erken fitting grubunda 1. günve 7. günölçülen değerler kontrol fitting grubunun ilk ölçümü olan 1. aydaki değere göre istatiksel olarak anlamlı derecede daha düşüktü. (p<0,005) 1. aydan sonra yapılan ölçümlerde erken fitting grubunun empedans değerleri de yükselerek kontrol grubuna yaklaştı ve istatiksel olarak anlamlı fark kalmadı. Her iki grupta da empedans değeri 1. ayda en yüksek seviyede olup 1. aydan sonra daha stabil bir seyir izlemeye başladı. MCL seviyeleri erken fitting grubunda ilk ölçümde daha düşük olup istatiksel olarak anlamlı farklılık vardı. Daha sonraki ölçümlerde MCL seviyeleri de kontrol grubuna yakın seyretti ve istatiksel olarak anlamlı fark yoktu. Bu bulgular koklear implantasyondan sonra erken fittingin güvenilir ve uygulanabilir bir modalite olduğunu ve tedavi prosedürünün maliyetini azaltabileceğini düşündürdü. Ayrıca erken fittingin uzun süreli takiplerde elektrofizyolojik testler üzerine anlamlı derecede etkisinin olmadığı gözlendi

Cerrahi-kulak-burun-boğazFittingKoklea hastalıkları+4
Ahmet Cansu
Gaziantep University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Konjenital sensörinöral işitme kaybı olan hastalarda preoperatif temporal kemik bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme bulguları

Amaç: Bu çalışmada konjenital sensörinöral işitme kaybı olan hastalarda koklear implantasyon cerrahisi öncesi temporal kemik bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme bulguları ile iç kulak malformasyonlarını saptamak ve sınıflamak ve koklear implant için kontrendikasyonları belirlemek amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Ocak 2011 ile Aralık 2013 tarihleri arasında Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalında konjenital sensörinöral işitme kaybı tespit edilen ve koklear implant planlanan 167'si erkek, 133'ü kız toplam 300 hasta dahil edildi. Tüm hastaların 4 dedektörlü bilgisayarlı tomografi ile temporal kemik ve 1,5 tesla manyetik rezonans görüntüleme ile temporal kemik ve serebral görüntüleri alındı. Bulgular: Toplam 600 kulak çalışmaya alındı ve 136'sında (% 20,3) iç kulak malformasyonu tesbit edildi. 2 kulakta (% 1,4) Michel deformitesi, 1 kulakta (% 0,7) ortak kavite deformitesi, 5 kulakta (% 3,6) incomplet partition tip-I, 6 kulakta (% 4,4) incomplet partition tip-II, 2 kulakta (% 1,4) koklear hipoplazi ve 2 kulakta (% 1,4) koklear otoskleroz izlendi. Toplam 21 kulakta (% 15,4) koklear sinir aplazisi/hipoplazisi, 42 kulakta (% 30,9) internal akustik kanal dilatasyonu, 5 kulakta (% 3,6) internal akustik kanal aplazisi ve 1 kulakta (% 0,73), internal akustik kanal hipoplazisi tespit edildi. Lateral semisirküler kanal-vestibül displazisi ile uyumlu bulgular 8 kulakta (% 5,9) izlenirken, 10 kulakta (% 7,3) posterior semisirküler kanal, 10 kulakta (% 7,3) lateral semisirküler kanal ve 8 kulakta (% 5,9) süperior semisirküler kanal aplazik/hipoplazik görünümdeydi. Ayrıca 16 kulakta (% 11,7) geniş vestibüler akuadukt izlendi. 600 kulağın toplam 21'inde (% 3,5) yüksek yerkeşimli juguler bulb varyasyonu izlenmiş olup bu olgular iç kulak anomalisi grubuna dahil edilmemiştir. Sonuç: Çalışmamızın sonucu olarak konjenital sensörinöral işitme kaybı olan ve koklear implantasyon planlanan hastalarda temporal kemik bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme bulguları iç kulak anomalilerinin saptanması ve sınıflandırılmasında, kontrendike durumların belirlenmesinde çok önemli olduğu kadar cerrahi esnasında gelişebilecek bir takım sorunların belirlenmesi ve cerrahın bu konuda operasyon öncesinde uyarılması açısından da son derece önemlidir. Bu nedenle implantasyon planlanan tüm hastaların bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntülerinin bu konuda deneyimli bir radyolog tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

KokleaKoklea hastalıklarıKoklear implantlar+5
Nermin Dağkıran
Çukurova University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İç kulak anomalisi olan koklear implant kullanıcılarında koklear implant sonuçları

Amaç: Bu çalışma, bilateral total işitme kaybı nedeniyle koklear implantasyon uygulanan iç kulak anomalili hastaların operasyon bulguları, operasyon sonrası takipleri ve işitsel performanslarını analiz etmek amacıyla yapıldı. Gereç ve yöntem: Materyal Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'nda koklear implantasyon operasyonu uygulanan, konjenital işitme kayıplı, radyolojik olarak görüntüleme yöntemlerinde iç kulak anomalisi saptanan 55 hasta değerlendirildi. Hastaların 2 si ortak kavite, 6'sı inkomplet partisyon tip I, 2'si koklear hipoplazi, 12'si inkomplet partisyon tip II, 26'sı geniş vestibüler akuadukt, 7'si semisirküler kanal aplazisi olan hastalardı. Hastaların intraoperatif bulguları, postoperatif komplikasyonları ve işitsel algı performansları değerlendirildi. Ayrıca bu kriterlere uyan, operasyon sonrası en az 12 ay eğitimine devam eden 30 hastanın işitsel performansları analiz edildi. Bu hastalar koklear anomalisi olan (grup I) ve vestibüler anomalisi olan (grup II) hastalar olarak 2 gruba ayrıldı. Anomalisi olmayan kontrol grubu (grup III) ile kıyaslandı. Performansların değerlendirilmesinde dinlemenin gelişim profili ve anlamlı işitsel deneyim skalası testleri kullanıldı. Bulgular: İç kulak anomalisi olan hastaların işitsel algı testleri kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, hastaların dinlemenin gelişim profili testinde, grup I hastalarının işitsel performanslarının, grup II ve grup III' e göre ilk ayarlama, 1.ay, 3.ay, 6.aylarda istatistiksel olarak anlamlı olmasa da (p>0.05) daha yavaş seyirli olduğu, 12. ve 18. aylarda istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha düşük olduğu (p<0.05) ve grup II ve grup III hastalarını 24. Ay içerisinde yakaladığı görüldü. Grup II ve grup III hastaların ise LIP test performanslarında anlamlı bir farklılık olmadığı gözlendi (p>0.05). Hastaların anlamlı işitsel deneyim skalası test performanslarında, her 3 grubun da performans gelişim eğrilerinin sürekli yükselen tipte olduğu görüldü. Grup II ve grup III performansının anlamlı bir farklılık göstermediği görüldü. Grup I de ise, 3.ay, 6.ay, 12.ay, 18.ayda istatistiksel olarak anlamlı olmasa da daha yavaş seyirli olduğu (p>0.05), 24.ay ve 36.ay da ise istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha düşük olduğu görüldü (p <0.05). Çalışmaya dahil edilen hastaların 3'ünde kokleostomi esnasında yüksek basınçlı perilenf sızıntısı (gusher) gözlendi. Bu hastaların hepsi inkomplet partisyon tip I anomalisi olan hastalardı. Inkomplet partisyon tip II anomalisi olan hastaların %50'sinde düşük basınçlı perilenf sızıntısı (oozing) gözlendi. Geniş vestibüler akuaduktu olan hastaların hiçbirinde gusher gözlenmezken, %39'unda oozing gözlendi. 55 hastanın 4' ünde (%7) fasiyal sinir anomalisi gözlendi. Bu hastaların 2'si ortak kavite anomalisi, 2'si IP-I anomalisi olan hastalardı. Çalışmaya dahil edilen 55 hastanın 6'sında (%11) operasyon sonrası menenjit gözlendi (ortak kavite anomalisi olan 1 hasta, inkomplet partisyon tip I anomalisi olan 2 hasta, inkomplet partisyon tip II anomalisi olan 2 hasta, semisirküler kanal aplazisi olan 1 hasta). Hastaların hiçbirinde operasyon öncesi menenjit öyküsü yoktu. Sonuç: İç kulak anomalisi olan hastalarda koklear implantasyonun işitsel sonuçları, iç kulak anomalisi olmayan koklear implantlı hastaları geç de olsa yakalayabilmektedir. Ancak iç kulak anomalisi olmayan koklear implantasyon olgularına göre fasiyal sinir anomalilerinin ve menenjit riskinin daha yüksek olduğu bilinmelidir. Bu konuda hasta yakınları iyi bilgilendirilmeli, preoperatif dönemde görüntüleme yöntemleri detaylı incelenmeli, menenjit gibi postoperatif dönemde hayati bir komplikasyonu engellemek için rinore takibi daha yakından yapılmalıdır.

KokleaKoklea hastalıklarıKoklear implantlar+6
Elvan Onan
Çukurova University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Koklear implant cerrahisinde reimplantasyon neden ve sonuçlarımız

Amaç: Bu çalışma reimplantasyon cerrahisi yapılan hastaların reimplantasyon yapılma nedenlerini, reimplantasyon cerrahisi sırasındaki cerrahi bulguları ve reimplantasyon cerrahisi sonrası işitsel performansları analiz etmek amacı ile yapıldı. Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'nda reimplantasyon cerrahisi yapılan 39 hasta çalışmaya .Reimplantasyon cerrahisi nedenlerine göre sınıflandırıldı. Reimplant cerrahisi nedenleri etkileyebilecek durumlar ve ilk koklear implant ve reimplantasyon cerrahisi arasındaki zaman ve reimplantasyon esnasındaki cerrahi bulgular ve reimplantasyon cerrahisi sonrası işitsel performanslar incelendi. Bulgular: İlk koklear implant cerrahisi bizim kliniğimizde yapılan 1051 hastanın 34 'üne (%3,1) reimplantasyon cerrahisi yapıldı. Ek olarak ilk koklear implant cerrahileri başka kliniklerde yapılan 5 hasta da çalışmaya dahil edildi. Reimplant cerrahisi kliniğimizde deneyimli hekimler tarafından yapıldı. Reimplantasyon cerrahisi için gereken ortalama zaman 4,1 (0-13) yıl idi. Kliniğimizde reimplantasyon cerrahisi yapılan 39 hastanın reimplantasyon nedenleri incelendiğinde ; 23 hastaya ''hard failure'' (%58,9), 8 hastaya ''soft failure'' (%20,5), 4 (%10,3) hastaya flep enfeksiyonu, 1 (%2,6) hastaya kolestatoma, 3 (%7,7) hastaya yanlış yerleştirme-yerinden çıkma nedeniyle koklear reimplantasyon yapılmıştır. Reimplantasyon cerrahisi yapılan 39 hastanın 10'unun reimplantasyon cerrahisinde kokleostomi ve elektrot etrafında ossifiye dokular saptanarak 4 hastanın kokleostomi loju genişletilmesine rağmen tüm elektrotlar başarı ile ilerletildi. Hastaların ilk koklear implant sonrası takiplerinde en yüksek açık uçlu iki heceli kelime testi skorlarından; ortalama fonem 37,53 ( 0-50), ortalama kelime ise 6,86 (0-10) olarak bulundu. Bu hastaların ilk koklear implant sonrası takiplerinde en yüksek Cap skorları ortalaması 5,14 (0-7) olarak bulundu. Hastaların reimplantasyon sonrası takiplerinde en yüksek açık uçlu iki heceli kelime testi skorları değerlendirildiğinde; ortalama fonem 43,76 (0-50) ,ortalama kelime 8,24 (0-10) olarak saptandı. Bu hastaların reimplantasyon sonrası takiplerinde en yüksek Cap skorları ortalaması ise 6,3 (1-7) olarak bulundu. Sonuç: Reimplantasyon cerrahisinin en sık nedeni cihaz hatası ilişkili nedenler olup bu durumun özellikle prelingual dönemdeki çocuklarda erken dönemde tespit edilmesi gerekir. Reimplantasyon cerrahisi ilk koklear implantasyon cerrahisine nazaran zorluklar içermesine rağmen deneyimli hekimlerce yapılması gereken güvenli bir cerrahidir. Reimplantasyon cerrahisi sonrası zayıf işitsel performans gösteren hastaların sıklıkla eşlik eden nöropsikiyatrik rahatsızlıkları olup bu rahatsızlıklar reimplantasyon cerrahisi sonrası sonuçları olumsuz etkilemektedir. Reimplantasyon cerrahisi sonrası hastaların işitsel performanslarında azalma gözlenmedi. Anahtar Kellimeler: Reimplantasyon cerrahisi, koklear implant cihaz hataları, işitsel performans

Cerrahi-kulak-burun-boğazKokleaKoklea hastalıkları+5
Poyraz Şahin
Çukurova University
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Koklear implant cerrahisinde reimplantasyon nedenleri

Amaç: Bu çalışma koklear implant cerrahisi sonrası reimplantasyon cerrahisi geçiren hastalarda bunun nedenlerini,hastaların sosyokültürel düzeyinin ve kullanılan cerrahi yöntemin reimplantasyon ile olan ilişkisini incelemek amacıyla yapıldı Gereç ve Yöntem:Bu çalışmaya Gaziantep Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalında koklear implant cerrahisi sonrası reimplantasyon ihtiyacı olan 62 hasta ile yine Gaziantep Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Kliniğinde koklear implant cerrahisi uygulanmış olup ama reimplantasyon ihtiyacı olmayan 62 hasta kontrol grubu olarak dahil edildi.Hasta verileri ve dosyaları retrospektif olarak incelendi.Uygulanmış cerrahis yöntemler gözden geçirildi..Hasta yakınlarına soru-cevap tarzında anket yöntemi ile sosyokültürel düzeyle ilişkili verilere ulaşıldı. Bulgular: Bu çalışmamızda Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'nda opere edilmiş 1487 hastanın verileri retrospektif olarak incelendi. Kliniğimizde 66 hastaya(%4.43) reimplantasyon cerrahisi uygulandı.Kontrol grubu ve reimplantasyon cerrahisi yapılan tüm hastaların annelerinin eğitim durumu,babalarının eğitim durumu incelendi.Ayrıca tüm hastaların gelir düzeyi ve yaşam alanı değerlendirildi.Reimplantasyon cerrahisi yapılan hastaların 58 tanesi (%93.4) Oblik açı ile yerleştirme yöntemi dediğimiz cerrahi teknikle opere edilmişti. 4 tanesi (%6.6) düz açı ile yerleştirme yöntemi dediğimiz cerrahi teknik ile opere edilmişti. Aynı marka ve model cihazlar göz önüne alındığında 994 hastaya oblik açı ile yerleştirme yöntemi dediğimiz cerrahi teknik ile operasyon yapılmış ve 58 inde (%5.8) reimplantasyon ihtiyacı olmuş.188 hastaya ise düz açıyla yerleştirme yöntemi ile operasyon yapılmış ve 4 ünde (%2.1) de reimplantasyon ihtiyacı olmuş. teknik değişikliğinden önceki reimplantasyon oranımız %5.8 iken yeni teknik ile bu oran %2.1 olarak tespit edilmiş. Sonuç:Düz açıyla yerleştirme yöntemi dediğimiz teknik ile reimplantasyon oranının önemli ölçüde azaldığı görüldü.Sosyoekonomik düzey yükseldikçe daha az oranda reimplantasyon ihtiyacı olduğu anlaşıldı. Anahtar Kelimeler: Reimplantasyon cerrahisi,düz açı ile yerleştirme yöntemi,ebeveyn eğitim durumu,yaşam alanı,gelir düzeyi

Ana-baba eğitimiCerrahi-kulak-burun-boğazKoklea hastalıkları+6
Abdulkerim Başaran
Gaziantep University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Altmış (60) yaş ve üzeri hastalarda koklear implantasyon sonrası işitsel performans analizi ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada, tek taraflı koklear implantasyon uygulanan 60 yaş ve üzeri hastalarda işitesel performansı ve yaşam kalitesini analiz etmek amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışmamız retrospektif bir çalışma olup Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'nda 2002-2020 yılları arasında tek taraflı koklear implant uygulanan 60 yaş ve üzeri toplam 34 hastayı kapsamaktadır. Hastaların demografik özellikleri (yaş, cinsiyet, eğitim durumu, ek hastalık ve eş durumu, işitme kaybı süreleri, işitme kaybı nedenleri) retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların ameliyat öncesi çekilen bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleri, ek hastalıkları ve operasyon esnasında karşılaşılabilecek zorlukları saptamak amacıyla not edildi. Hastalar, ameliyat öncesi işitme kaybı sürelerine göre 1-3 yıl, 4-6 yıl, 7 yıl ve üzeri olmak üzere üç alt gruba, gün içerisinde implant kullanım sürelerine göre 11 saat altı ve üstü olmak üzere iki alt gruba ayrıldı. Ayrıca 60-70 yaş arası ve 70 yaş üzeri olan hastalarda kendi içinde iki gruba ayrıldı. Tüm gruplarda işitsel kazançlar ve yaşam kalitesi değerlendirildi. Koklear implant sonrası işitsel kazancı test etmek için saf ses odyometri testi kullanıldı. Ayrıca koklear implant uygulanan hastalarda memnuniyeti değerlendirmek için "Yaşam Kalite Ölçeği-Kısa Form envanteri" kullanıldı. Bulgular: Bu çalışmaya 60 yaş ve üstü (ortalama 66,06), 21'i (% 61,77) kadın, 15'i (% 38,23) erkek toplamda 34 hasta dahil edildi. Yirmialtı hasta (%76,5) 60-70 yaş arasındayken 8 hasta (%23,5) 70 yaş ve üzerindeydi. Hastaların 6'sı (%17,6) implantını gün içinde 11 saatten az, 28'i ise (%82,4) 11 saatten fazla kullanıyordu. Ameliyat öncesi işitme kaybı süresi, 15 hastada (%44,1) 1-3 yıl iken, 9 hastada (%26,5) 4-6 yıl, 10 hastada (%29,4) 7 yıl ve üzeriydi. Hastaların 19'unda (%55,9) ek hastalık izlenirken, 15'inde (%44,1) ek hastalık mevcut değildi. Hastaların 7'si hiç eğitim almamışken (%20,6), 25'i (%73,5) ilkokul/ortaokul mezunu ve 2'si (%5,9) üniversite mezunuydu. İmplantını gün içerisinde 11 saatten fazla kullanan hastaların skor ortalaması anketin tüm alt ölçeklerinde 11 saatten az kullanan hastalara göre daha yüksekti ve istatistiksel anlamlı farklılık saptandı (p<0,05). İşitme kaybı süresi 1-3 yıl arası olan hastaların işitsel kazanç değeri, işitme kaybı süresi 4-6 yıl ve >7 yıl olanlardan istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti (p<0,001). Anketin "genel sağlık durumu" alt ölçeği dışındaki tüm alt ölçeklerinde skor ortalaması, implant öncesi işitme kaybı süresi azaldıkça, ters orantılı olarak arttı. Ayrıca bu alt ölçekler içinden "psikolojik ve sosyal ilişkiler" alt ölçeklerindeki artış istatistiksel olarak da anlamlı saptandı (p=0,042, p=0,035). Kadın hastalarda "çevre" alt ölçeğinde skor ortalaması erkek hastalara göre daha yüksek bulundu ve istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p=0,041). Eğitim durumuna göre karşılaştırıldığında "psikolojik" alt ölçeğinde eğitim düzeyi arttıkça skor ortalaması arttı ve istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p=0,027). Yaşa göre karşılaştırıldığında 70 yaş altı ve üstü hasta grupları arasında, "WHOQOL-BREF" anketi alt ölçeklerinin skor ortalamalarında ve işitsel kazançlarda istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Sonuç: Çalışmamızda, postlingual bilateral ileri derece sensörinöral işitme kaybı olan 60 yaş ve üzeri tüm hastalarda, koklear implantasyon sonrası, anlamlı ölçüde işitsel kazanç sağlandığı gösterildi. Hastaların koklear implantasyon öncesi işitme kaybı süresi ile işitme eşiklerindeki kazanç ters orantılıydı. Aynı zamanda Kİ gün içi kullanım süresi arttıkça hastaların yaşam kalitesinde belirgin ölçüde artış izlendi. 70 yaş üstü hastalarda da 70 yaş altı hastalara benzer şekilde işitsel kazanç ve yaşam kalitesi skorları elde edilmiştir. Cerrahi gerektiren majör bir komplikasyon görülmemiştir. Çalışmamız göstermiştir ki Kİ'da iyi ve fonksiyonel sonuçlar için yaş sınırlayıcı bir faktör değildir. Altmış yaş üstü hastalarda da, Kİ düşük komplikasyon oranları ve yüz güldürücü sonuçları ile güvenli bir cerrahidir.

KokleaKoklea hastalıklarıKoklear implantlar+7
Sümbül Bayraktar Güzeldağ
Çukurova University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Erken ve geç dönemde koklear implant uygulanan çocukların genel gelişim profili, sosyal-duygusal uyum becerileri ve alıcı dil becerilerinin incelenmesi

Pediatrik koklear implant (Kİ) uygulamasında, dil gelişimine etki eden en önemli faktörlerden birinin uygulamanın yapıldığı yaş olduğu ve Kİ uygulama yaşının hem bilişsel hem sosyal-duygusal gelişimi de etkilediği bilinmektedir. Bu nedenle geç dönem pediatrik Kİ kullanıcılarının, gelişim performanslarında gecikmeler görülebileceği düşünülmektedir. Bu amaçla çalışmamızda; Kİ kullanıcıları, implantasyon yaşına göre erken (≤24 ay) ve geç (>24 ay) dönem olarak iki gruba ayrılmıştır. Kİ uygulama yaşı ile birlikte işitme kaybı tanısının konulma zamanı, Kİ kullanım süresi ve aldıkları toplam eğitim süresi değişkenlerinin; çocukların gelişim düzeyleri, alıcı dil ve sosyal uyum becerileri üzerine etkisi incelenmiştir. Çalışmaya; Gaziantep Üniversitesi KBB Anabilim Dalı tarafından Kİ ameliyatı gerçekleştirilen ve odyolojik takibi yapılan 31 çocuk dahil edilmiş olup çocuğa ve ailesine ait bilgilerin yer aldığı Genel Bilgi Formu doldurulduktan sonra veri toplama araçları olarak Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE), Peabody Resim Kelime Testi (PRKT) ve Marmara Sosyal-Duygusal Uyum Ölçeği (MASDU) kullanılmıştır. Çalışma sonucunda iki gruptaki çocukların AGTE, PRKT ve MASDU puanları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Ayrıca çocukların AGTE, PRKT ve MASDU puanları ile işitme kaybı tanısının konulma zamanı, Kİ uygulama yaşı, Kİ kullanım süresi ve alınan eğitim süresi ile arasında korelasyon bulunmuştur. Sonuç olarak; işitme kaybı tanısının konulma zamanı, Kİ uygulama yaşı, Kİ kullanım süresi ve alınan eğitim süresi; çocuğun genel gelişim düzeyi, dil becerileri ve sosyal-duygusal uyum düzeyi üzerine anlamlı olarak etki etmektedir. Bu nedenle erken yaşlarda yapılan implant uygulamaları, çocukların gösterdikleri performanslarda daha başarılı olmalarını sağlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Dil gelişimi, Gelişim değerlendirmesi, İşitme kaybı, Koklear implant, Sosyal-duygusal uyum

Alıcı dil becerileriDil gelişimiDuygusal uyum+7
Ayten Düz
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Postlingual koklear implant hastalarının yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Koklear implant post-lingual işitme kayıplı erişkinlerde ve konjenital işitme kayıplı çocuklarda önemli tedavi seçeneklerinden biridir. Performansı son yıllardaki gelişmelerle birlikte daha da artmıştır. Koklear implantın başarısında odyolojik faktörlerle birlikte psikososyal faktörler de değerlendirilmelidir.Hastanın işitme performansı ile birlikte günlük aktiviteleri, sosyal hayatı ve kendine güveninde oluşan değişiklerde oldukça önemlidir. Hayat kalitesi;kültür ve değer sistemlerine göre bulunduğu pozisyonunu algılama şeklidir. Kişinin amaçları,ilgileri, beklentileri ve standartları bu kavramın içerisindedir.Bireylerin fiziksel durumları,bağımsızlıkları, sosyal ilişkileri ve psikolojik durumları hayat kalitesi anlayışını etkilemektedir1.Bu nedenle çalışmamızda amacımız koklear implantın işitsel katkısı ile beraber cihaz kullanım süresince hastaların öznel fikirlerinden yola çıkarak, hastaların cihazdan memnuniyetlerini, yaşam kalitesini ve psikososyal durumunu araştırmaktır.Kliniğimizde postlingual koklear implant olmuş 30 hastaya,implant kullanmaya başladıktan en az 1 ay sonra,1.ay ila 2.yıl takip süreçlerinde öncelikle demografik bilgilerin oluştuğu bir form doldurularak sonrasında jenerik bir yaşam kalitesi ölçeği olan WOQOLbref yaşam kalitesi kısaltılmış ölçeği,hastaların mevcut anksiyete ve depresyon derecelerini değerlendirmek amacıyla Beck anksiyete ve Beck depresyon ölçekleri,kullanılan koklear implant cihazından algılanan faydayı değerlendirmek için cihaz memnuniyeti envanteri olan IO-IHA uygulanmıştır.Anahtar Kelimeler: Postlingual, Koklear İmplant, Yaşam Kalitesi

KokleaKoklea hastalıklarıKoklear implantlar+3
Başak Beyazıt
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Meniere sendromlu olgularda elektrokokleografi ve VEMP bulgularının karşılaştırılması

Meniere hastalığı epizodik vertigo, dalgalı sensörial işitme kaybı, tinnitus ile karakterize ve sıklıkla kulakta dolgunluk ya da basınç hissinin eşlik ettiği, iç kulağın idiopatik bir hastalığıdır. Meniere sendromu hastaların yaşam kalitesini ciddi oranda bozmaktadır. Meniere sendromunun tanısı ve tedavisinde büyük gelişmeler olsa da kulak burun boğaz hekimleri için hala çok zor vakalardır.ECochG, Meniere sendromu teşhisinde halen tek objektif metot olarak çoğu merkezde kullanılmaktadır. ECochG'nin değerlendirmesinde en etkili metot olarak SP/AP oranları kabul edilmektedir. VEMP testi ise 1980'lerden sonra kullanıma girmeye başlamış göreceli olarak yeni bir testtir. Temel olarak sakkül ve inferior vestibüler sinir değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Meniere sendromunda ise hastalığın doğası gereği en erken dönemde etkilenen bölgelerden biri olan sakkülün fonksiyonlarını değerlendirmesi açısından Meniere sendromunun tanısında ümit verici bir yöntemdir. Bu çalışmanın amacı bu iki test metodundun karşılaştırılmasıdır.Bu çalışmada gruplar 1995 Amerikan Otolaringoloji ve Baş Boyun Cerrahisi Akademisi İşitme ve Denge Komitesi'nin yayımladığı kriterlere göre etkilendiği düşünülen 37 kulak ve etkilenmediği düşünülen 21 kulaktan oluşmaktadır. Bu çalışma sonucunda ECochG testinin sensivitesinin %72,97 ve VEMP testinin sensivitesinin ise %67,57 olduğu tespit edildi. Bu testlerin beraber kullanımında ise sensivitenin %91,89'e artış gösterdiğini gördük. Her iki testinde hastalığın evresi ve süresi ile ilişkisi olmadığını tespit ettik. Aynı zamanda bu iki teste alınan cevapların da aralarında bir korelasyon olmadığını gördük. Bunun temel nedeninin testlerin ölçüm yaptığı anatomik bölgelerin ve buna bağlı olarak etkilenmenin farklı olmasından kaynaklandığını düşünmekteyiz.

DengeKokleaKoklea hastalıkları+2
Oğuz Yılmaz
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Kulak çınlaması (tinnitus) oluşturulmuş ratların koklear çekirdeklerinde bazı iyon kanalı ekspresyonlarının incelenmesi

Kulak çınlaması, dış kaynaklı sesin yokluğunda hayali ve değişik nitelikteki seslerin işitsel olarak algılanmasıdır. Populasyonun kabaca % 10-15?ini etkiler ve bu oranın yaklaşık %20?si hayat kalitesinin olumsuz etkilenmesinden dolayı tıbbi yardıma ihtiyaç duyar. Ancak bu rahatsızlığın oluşum mekanizması henüz tam olarak bilinmemektedir. Bu çalışma, sodyum salisilatla ve aşırı gürültü oluşturulan rat kulak çınlaması modelinde bazı (CaV, HCN, NaV, KV, TRPM) iyon kanalı ekspresyonlarının incelenmesi amacıyla yapıldı. Deneyde 48 tane 4 aylık erkek Wistar Albino rat (195-330 gr) kullanıldı. Ratlar floresan immunohistokimya analizi yapılacak olanlar ve Gerçek Zamanlı PZR analizi yapılacak olanlar olmak üzere (n=24) iki gruba ayrıldı. Daha sonra bu iki grup da kendi içinde sodyum salisilatla kulak çınlaması oluşturulacak grup (SAT), aşırı gürültüyle kulak çınlaması oluşturulacak grup (NT) ve kontrol grubu olmak üzere üç alt gruba ayrıldı. Kulak çınlaması oluşturulduktan sonra, koklear çekirdek dokuları toplanarak analizler gerçekleştirildi. Deney grupları kontrol grubu değerleriyle karşılaştırıldığında HCN1, HCN2, HCN4, SCN1A, SCN2A1, SCN3A, TRPM2, TRPM7, KCNH2, KCNH7, CACNA1B mRNA?larının (p<0,05) istatistiksel olarak azaldığı bulundu. Ayrıca HCN1, HCN2, HCN4, Erg1-2-3 ve Erg3 iyon kanalları için yapılan floresan immunohistokimya analizinde deney gruplarından elde edilen düzeltilmiş toplam alan floresan yoğunlukları kontrol grubundan elde edilenlerden daha az ölçüldü. Sonuç olarak, aşırı gürültüyle ve sodyum salisilatla oluşturulan kulak çınlaması oluşturulmuş ratların koklear çekirdek dokusunda bazı iyon kanalı ekspresyonun baskılandığı gözlemlenmiştir. Ancak bu değişimin oluşum mekanizmasındaki yerinin belirlenmesi için işitme yolağındaki tüm iyon kanalı eksperyon değişimlerinin bir bütün olarak incelenmesi gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Gerçek Zamanlı PZR, immunohistokimya, iyon kanalı, kulak çınlaması, sodyum salisilat.

KokleaKoklea hastalıklarıPolimeraz zincirleme reaksiyonu+4
Yasemin Üstündağ
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Koklear implant operasyonu uygulanan çocuklarda sosyoekonomik faktörlerin dil gelişimine etkisi

Çalışmada 2013-2018 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı'nda koklear implant ameliyatı olmuş kronolojik yaşları 4;0-7;11 ay arasında değişen koklear implant uygulanmış 43 hasta yer almıştır. Çalışmaya alınan bütün katılımcıların alıcı ve ifade edici dil gelişimleri Türkçe Erken Dil Gelişimi (TEDİL) ile değerlendirilmiştir. Daha sonra çalışmaya alınan hastaların ve ailelerinin sosyoekonomik demografik özellikleri ile hastaların işitme tanısı konulma zamanı, cihazlandırma zamanı, kronolojik yaşı, cerrahi yaşı, koklear implant kullanım süresi, koklear implant ameliyatı öncesi alınan işitme eğitim durumu, implant markası, işitme cihazı kullanma durumu ve kullanma süresi, evde çocukla ikinci bir dil ile konuşulma durumu gibi öykülerini almaya ilişkin sorular içeren Genel bilgi formu doldurulmuştur. Elde edilen veriler t-testleri ve korelasyon kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda koklear implant ameliyatı uygulandığı yaş ile TEDİL alıcı dil standart puanları arasında negatif yönde anlamlı korelasyon izlendi. Anne ve babanın görmüş olduğu eğitim yıl sayısıyla TEDİL alıcı ve ifade edici dil standart puanları arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon izlendi. Aylık geliri yüksek gruptaki hastaların TEDİL alıcı dil ve ifade edici dil standart puanlarının düşük ve orta aylık geliri olan hasta grubuna göre daha yüksek olduğu ve bu farkın anlamlı olarak farklılaştığı izlendi. İşitme tanısı koyulmasıyla cihaz kullanmaya başlama zamanı arasında geçen süre ile TEDİL alıcı dil standart puanları arasında negatif yönde anlamlı korelasyon izlendi. Ameliyat öncesi alınan eğitim süresi ile TEDİL ifade edici dil standart puanları arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon izlendi. Evde çocukla ikinci bir dil ile konuşulma sıklığının TEDİL alıcı ve ifade edici dil standart puanlarına anlamlı bir etkisi olmadığı dolaysıyla resmi dili öğrenme önünde engel olmadığı tespit edilmiştir

Cerrahi-kulak-burun-boğazDil gelişimiKoklea+6
Fahreddin Yıldız
Dicle University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Koklear implant uygulanan hastaların cerrahi ve işitsel yönden retrospektif analizi

Bu çalışmada koklear implant cerrahisi uygulanan hastaların klinik özellikleri ve postoperatif dönemde karşılaşılan komplikasyonları değerlendirmeyi amaçladık. Ayrıca postoperatif dönemde işitsel performans skorlarını preoperatif dönemde eğitim alan ve almayan gruplar arasında ve operasyon yaşı 60 ayın altında ve üstünde olan gruplar arasında karşılaştırdık. Hastaların klinik ve demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, eşlik eden hastalıklar, opere edilen kulak yönü), intraoperatif ve postoperatif dönemde karşılaşılan komplikasyonları retrospektif olarak inceledik. Ayrıca hastaların operasyon yaşının, preoperatif dönemde eğitim alıp almamalarının ve uygulanan koklear implant modelinin hastaların işitsel performanslarına etkileri araştırıldı. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı'nda Kasım'10-Ocak'14 tarihleri arasında koklear implant uygulanan 80 hasta çalışmaya dahil edildi. Uygulanan cerrahi yöntem ve cihazlar incelendi. Bu hastalarından postoperatif dönemde düzenli konuşma eğitimi alan 45 hasta postoperatif işitsel performansları yönünden değerlendirildi. Bu hastalar preoperatif dönemde konuşma eğitimi alan ve almayanlar olmak üzere iki gruba ayrıldı. Postoperatif işitsel performansları 'Dinlemenin Gelişim Profili Testi' (LiP) skoru ve 'Tek-İki- Üç Heceli Kelimeleri Tanıma Testi' (MTP) skoru bakımından karşılaştırıldı. Hastalar ayrıca operasyon yaşına göre 60 aydan küçük (Grup 1) ve büyük (Grup 2) olmak üzere iki gruba kategorize edilerek yukarıda sözü edilen işitsel performans testleri bakımından karşılaştırıldı. Sonuç olarak preoperatif dönemde eğitim alanlar almayanlara göre postoperatif 1., 3., 6., 12., 18., 24. aylarda daha yüksek LiP test skorlarına sahiptiler (hepsi için p<0,05). MTP test skorları bakımından preoperatif dönemde eğitim alanlar almayanlara kıyasla bütün postoperafif takip aylarında (1., 3., 6., 12., 18., 24. ay)daha yüksek işitsel performans sergilemekteydiler (hepsi için p<0,05). Çalışmamızda koklear implant uyguladığımız hastaların hiç birinde postoperatif majör ve minör komplikasyon görülmezken, 80 hastanın 4'ünde (%6.25) intraoperatif komplikasyon olarak perilenf sızıntısı gelişti. Bir hastada ise implant elektrodları kokleaya kısmen yerleştirilebildi. Ayrıca çalışmamızda implant modelinin ve operasyon yaşının koklear implantasyon sonrası hastaların işitsel performansına istatistiksel olarak anlamlı bir etkileri olmadığı görüldü. Anahtar sözcükler: Koklear implant, komplikasyon, işitsel performans, LiP testi, MTP testi

Cerrahi tedaviKokleaKoklea hastalıkları+6
Bülent Agüloğlu
Dicle University
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Koklear implantlı çocuklarda FM sistem kullanımının dil gelişimine etkisi

Günümüzde, bilateral çok ileri derecede işitme kayıplı çocukların dil gelişimlerini sağlamada en etkili yöntem koklear implantasyon olarak kabul edilmektedir. FM sistemleri, koklear implantların ya da işitme aygıtlarının sinyal gürültü-oranını yükselterek özellikle gürültülü ortamlarda konuşmanın anlaşılırlığını artıran yardımcı işitme aygıtlarıdır. Bu araştırmada FM sisteminin koklear implantlı çocukların dil gelişimine ve çocukların günlük yaşantılarına etkisinin ortaya konması amaçlandı. Araştırma için 4- 8 yaş aralığında olan, anaokuluna ya da ilköğretime giden ve en az 1 yıl süreyle tek kulağında implant kullanan 24 çocuk örnek olarak seçildi. Örnek 2'ye bölünerek 12 bireyden oluşan araştırma ve kontrol grupları oluşturuldu. Araştırma grubu düzenli olarak FM sistem kullanırken kontrol grubu herhangi bir yardımcı işitme aygıtı kullanmadı. İki gruptaki bireylerin dil gelişimlerini değerlendirmek amacıyla araştırma başında ve 3 aylık aralıklarla PLS-4 ve TİFALDİ alıcı ve ifade edici alt testleri uygulandı. Araştırma grubundaki bireylerin ailelerine FM sistem değerlendirme anketi uygulandı. Dil gelişim alt testlerinin 3., 6. ve 9. ay sonuçlarının istatistiksel analizi yapıldı. Analiz sonuçlarına göre araştırma grubunun 9. ay TİFALDİ alıcı dil puanları kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05). İki grubun diğer aylara ve alt testlere ait puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmadı. Anket sonuçlarına göre çocukların FM sistemden en çok okulda ve dış ortamda yarar gördükleri öğrenildi.

DilDil gelişimiFrekans algılama+6
Tuğba Şener
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Başkent Üniversitesi Hastanesi yenidoğan işitme taraması sonuçları

Yenidoğanlarda işitme kaybı zamanında teşhis edilmez ve rehabilite edilmezse bireylerin psikolojik ve sosyal gelişimlerinde yetersizlikler meydana gelir. Yenidoğanlarda işitme kaybının araştırıldığı ve işitme kaybı olan çocuklarda ortalama müdahale zamanının belirlenmesinin amaçlandığı bu çalışmada Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim dalına 1.1.1996–31.12.2017 tarihleri arasında başvuran yenidoğanlarda işitme kaybı oranı ve işitme kaybı olan çocuklarda ortalama müdahale zamanı incelenmiştir. Geriye dönük olarak yapılan araştırmada toplam 64 yenidoğanda işitme kaybı tanısı konulduğu görülmüştür. Yapılan incelemede bilateral sensörinöral işitme kaybının yenidoğanlarda oranı %1,02 olarak bulunmuştur. İşitme cihazı kullanmaya başlayan 49 çocuğun 14 üne koklear implant uygulanmıştır. Ayrıca işitme cihazı kullanmadan 8 çocuğa koklear implant takıldığı saptanmıştır. Bu toplam 22 işitme kayıplı yenidoğana uygulanan koklear implantın 11'inin tek, 11'inin ise çift taraflı olduğu görülmektedir. Bu çalışmada çocuklar 6 aylık olana kadar 0,7 oranında tanı aldığı tespit edilmiştir. Çocuklara 2 yaş olana kadar % 83 oranında işitme cihazı takıldığı belirlenmiştir. 22 çocuktan, 13'üne 2 yaşına kadar koklear implant takıldığı belirlenmiştir.

Bebek-yenidoğmuşBebek-yenidoğmuş hastalıklarıBebekler+6
Fırat Eyidoğan
Başkent University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı uyaran türleriyle kaydedilen koklear mikrofoniklerin yaşa, cinsiyete ve gürültü hassasiyetine göre incelenmesi

Elektrokokleografi (ECochG), işitsel uyarılmış potansiyeller içerisinde ilk tanımlanan testlerden biri olup; akustik bir uyarana karşılık, kokleada bulunan iç ve dış saç hücrelerinden ve işitme sinirinden gelen yanıtların oluşturduğu elektriksel yanıtların kayıt tekniğidir. Bu kayıtlar Meniere hastalığı ve işitsel nöropati spektrum bozukluğu tanısında, intraoperatif monitörizasyonda kullanılmakla birlikte, koklear mikrofoniklerin varlığı özellikle işitsel nöropati spektrum bozukluğu tanısında oldukça önemlidir. Yapılan araştırmada, sağlıklı bireyler, klik ve Level Spesific Claus Elberling Chirp (LS CE-Chirp) uyaran kullanılarak ekstratimpanik elektrokokleografi ölçüm metodu ile test edildi ve elde edilen değerler yaş, cinsiyet ve gürültü hassasiyeti varlığına göre karşılaştırıldı. Çalışma Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü Eğitim ve Araştırma Laboratuvarı'nda yürütüldü. Çalışma grubuna 18 – 40 yaş arasında normal işitmeye sahip 42 gönüllü dahil edildi. Demografik bilgileri alınan katılımcıların çalışmaya uygun olup olmadıklarını belirlemek amacıyla saf ses odyometri, timpanometri ve transient otoakustik emisyon testleri uygulandı. Herhangi bir işitme problemi olmadığı saptanan bireylere klik ve LS CE-Chirp uyaranlar kullanılarak 100 dBnHL şiddet seviyesinde ECochG testi yapıldı. Elde edilen değerler verilerin dağılımına uygun olarak SPSS 23.0 programında istatistiksel olarak değerlendirildi. Normal dağılıma uygunluk gösteren veriler için bağımsız örneklem t testi, normal dağılıma uygunluk göstermeyen veriler için Mann-Whitney U testi uygulandı. Yapılan tüm analizler için P<0.05 düzeyi istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Klik ve LS CE-Chirp uyaran ile kaydedilen koklear mikrofonik amplitüdlerin erkeklerde kadınlardan daha yüksek olduğu kaydedildi (sırasıyla p=0.051 ve p=0.001). Yaş grupları değerlendirildiğinde ise hem klik hem de LS CE-Chirp uyaran ile elde edilen koklear mikrofonik (KM) amplitüdlerinde herhangi bir farklılık gözlemlenmedi. Yaş ile KM amplitüdleri arasında da herhangi bir korelasyon olmadığı görüldü. Ayrıca gürültü hassasiyeti olan bireylerde klik uyaran ile kaydedilen KM amplitüdlerinin gürültü hassasiyeti olmayanlara göre daha yüksek olduğu belirlendi (p=0.051). Elde edilen verilerin işitsel nöropati spektrum bozukluğu gibi hastalıkların tanısında kullanılan ECochG testi koklear mikrofonik amplitüdlerinin değerlendirilmesinde tanıya yardımcı olacağını düşünmekteyiz.

GürültüKokleaKoklea hastalıkları+1
Özgecan Güneşer
Başkent University · Institute of Health Sciences
2021
00

Related subjects