Light

75 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

17. yüzyıldan günümüze resim sanatında limon imgesi

Natürmort türünde hemen hemen her resimde yer alan limon imgesi, kendisine yeni anlamlar yüklenen bir anlatım aracı olarak varlığını sürdürmektedir. 17. yüzyıldan günümüze kadar geçen süreçte ressamların resimlerinde limonu nasıl ve hangi amaçla resmettikleri çeşitlilik göstermiştir. Ressamlar kendilerine ait üsluplarıyla, limonu eserlerinde kullanmışlardır. 17. yüzyıldan önce limon objesine pek fazla rastlanılmasa da, 17. Yüzyıldan sonra natürmort türünde karşımıza sıklıkla çıkmaktadır. Günümüzde de limon objesi sanatçılara esin ve ışık kaynağı olmaktadır. Limonun dokusu, içerisindeki asimetrik dilimler, kabuğu ve rengi ile ressamların her zaman ilgisini çekmektedir ve çekmeye de devam etmektedir. 17. yüzyıldan günümüze imge olarak limonun yerini ve önemini ortaya konulmuş ve bu çerçevede yapılan kişisel limon imgelerinin yorumları paylaşılmıştır. Tez çalışmasında giriş bölümünün ardından alt bölümler olan, problem, varsayım cümlesi, tezin amacı, evren ve örneklem, yöntem ve teknik, verilerin toplanması oluşturmaktadır. Birinci bölümde natürmortun tanımı üzerinde durularak, natürmortun tarihini açıklanmıştır. Dönemin önemli sanatçıları hakkında bilgiler verilip, eserlerinden örnekler bulunmaktadır. Sanatçıları natürmort yapmaya teşvik eden nedenler üzerinde durulmuştur. Resim sanatı tarihinde natürmortlar seyirciye, dönemin ekonomik, sosyolojik, dini konularıyla o dönem hakkında bilgi verirler. İkinci bölümde 17. ve 18. yüzyıl resim sanatında limon imgesine ait bilgiler ve 17. 18. yüzyılda resim sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserleri bulunmaktadır. Üçüncü bölümde 19. ve 20. yüzyıl resim sanatında limon imgesine ait bilgiler ve 19. 20. yüzyılda resim sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserlerine yer verilmektedir. Türk resminde natürmort ve limon imgesi de dördüncü bölümde yer almaktadır. Bu bölümde hem Türk ressamların eserleri incelenmiş hem de sanatçılara ait kısa bilgiler bulunmaktadır. Dördüncü bölümde günümüz sanatında limon çalışan ressamlara ilişkin bilgiler ve eserlerine yer verilmektedir. Tezin son bölümünde çalışmaya ilişkin sonuç ve değerlendirmeler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Natürmort, Limon, İmge, Işık-gölge

17. yüzyılGölgeIşık+6
Gülay Ergindir
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı ışık kaynakları ile aktive edilen beyazlatma ajanının klinik etkinliğinin değerlendirilmesi

Uslu, A. Farklı Işık Kaynakları ile Aktive Edilen Beyazlatma Ajanının Klinik Etkinliğinin Değerlendirilmesi. Hacettepe Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı, Uzmanlık Tezi, Ankara, 2019. Bu randomize klinik çalışmanın amacı, %35 hidrojen peroksit içeren beyazlatma ajanını Diyot lazer veya LED ışık kaynağı ile aktive ederek oluşan renk değişimini, diş hassasiyetini, diş yüzeyinde oluşan sıcaklık değişimini ve dişeti irritasyonunu bölünmüş çene modelinde 9 aylık takipte incelemektir. Çalışmaya çürüksüz ve restorasyon bulunmayan anterior dişlere sahip 35 katılımcı dahil edilmiştir. Bölünmüş çene modelinde %35 lik HP içeren (Whiteness HP, FGM) beyazlatma ajanı kullanılarak, sağ/sol alt-üst çene arklarının bir tarafı Diyot lazer (Epic X, Biolase) ile diğer tarafı ise LED (Radii Plus, SDI) ışık kaynağı ile aktive edilmiştir. Tüm beyazlatma işlemi süresinde kanin dişlerin bukkal yüzeyinden sıcaklık ölçer (DT-3891G K tipi/ J tipi Termometre datalogger, CEM Instruments) cihazı ile meydana gelen sıcaklık değişimi kaydedilmiştir. Diş hassasiyeti VAS (Görsel Analog Skala) ile beyazlatma işlemi öncesinde, sırasında, sonrasında, 48 saat, 1 hafta, 1, 6 ve 9 ay zaman dilimlerinde değerlendirilmiştir. Renk değişimi için subjektif (Vita Klasik Renk Skalası ve Vita 3D Master Beyazlatma Skalası) ve objektif (Vita Easy Shade spektrofotometre) renk değerlendirme yöntemleri kullanılmıştır. Beyazlatma işlemi öncesinde, sonrasında, 48 saat, 1 hafta, 1, 6 ve 9 ay zaman dilimlerinde renk ve dişeti irritasyonu değerlendirmeleri yapılmıştır. Renk değişimi ΔE ve ΔSGU verileri kullanılarak tekrarlı ölçümlerde varyans analizi, çoklu karşılaştırmalarda ise Bonferroni testi ile; sıcaklık değişimi bağımlı gruplarda t-testi ile; diş hassasiyeti Friedman testi kullanılarak istatistiksel analiz yapılmıştır. Her bir zaman diliminde iki ışık kaynağı (Diyot lazer/LED) karşılaştırılırken Wilcoxon testi kullanılmıştır (p<0,05). Subjektif renk değerlendirilmesinde ΔSGU değerleri açısından, Diyot lazer ve LED ışık kaynakları arasında fark görülmemiştir (p>0,05). Objektif renk değerlendirilmesinde, 6 aylık kontroller haricinde tüm kontrollerde ortalama ΔE değerleri açısından Diyot lazer ve LED ışık kaynakları arasında fark görülmemiştir (p>0,05). Altı aylık spektrofotometrik değerlendirmede Diyot lazer ile istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek ΔE değerleri elde edilmiştir (p<0,05). Diyot lazer ile diş yüzeyinde oluşan sıcaklık farkı ve maksimum sıcaklık değerleri istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0,05). Ortalama sıcaklıklar karşılaştırıldığında LED ışık kaynağı ile istatistiksel olarak anlamlı daha yüksek değerler görülmüştür (p<0,05). Değerlendirilen zaman dilimlerinin hiç birinde diş hassasiyeti ve dişeti irritasyonu açısından fark bulunmamıştır (p>0,05). Bu in vivo çalışmanın sınırlamaları dahilinde, Diyot lazer ve LED ışık kaynakları arasında renk değişimi, diş hassasiyeti ve dişeti irritasyonu açısından fark görülmemiştir (p>0,05). Diyot lazer ile diş yüzeyinde oluşan sıcaklık farkı ve maksimum sıcaklık değerleri daha yüksek gözlenirken, ortalama sıcaklık LED ışık kaynağı ile daha yüksek bulunmuştur (p<0,05)

Dental materyallerDiyod lazerDiş beyazlatma+4
Aybüke Uslu
Hacettepe University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Op-art'ın grafik tasarım üzerindeki etkisi

Işığın etkisi, yıllar yılı insanların merak noktası olmuştur. Oluşumu ile igili bir çok bilimsel araştırmalar yapılmıştır. 17.yy'da, ışık ve renk arasındaki ilişkinin Sir İsaac Newton'un prizma deneyi ile birlikte bulduğu renk tayfı yıllar boyu bilim dünyasında kabul görmüştür. Op-Art'ın temel görsel öğelerden biri olan ışık ve rengin, birbirleri arasında geçiş oluşturarak ortaya çıkardığı Optik İllüzyonlar görsel yanılgıları oluşturmuştur. Negatif ve pozitif etkiye sahip olan ve gözün daha baskın olduğu durumlara esas konuya hakim olamayışı, Op-Art sanat akımının 1960'lardaki başlangıcını hedeflemektedir. Bununla birlikte grafik tasarım üzerideki genel etkisi kullanım alanlarını çoğaltmış ve teknolojinin hızla gelişmesi sonucu birçok yerde kullanılmaya başlamasını sağlamıştır. Kitap kapaklarında, dergilerde, üç boyutlu dijital çalışmalarda (mimari, kabartma, halı dokuma) modern mimarlıkta, logolarda bilgisayar ortamında çizilmiş ürün reklamlarında yani kullanımı geniş alanlara yayılmış bir etkisi vardır.

Grafik tasarımıGrafiklerIşık+4
Aslı Temizel
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Işık ve hareket: Op art

Op Art; algısal yanılsama üzerine kurulu bir sanat anlayışıdır. Op Art bilinçli olarak oluşturulan düzenlemelerle ışık, renk, form ve kompozisyonlar yardımıyla yanılsama yaratarak, eğitim, kültür, cinsiyet ve yaş farkı gözetmeksizin tüm izleyicileri benzer şekilde etkiler. Op Art; kurallara, bilimsel verilere ve matematiksel değerlere bağlı yapısı nedeniyle diğer görsel sanat dallarından farklıdır.Bu tez çalışmasında sırasıyla; fiziksel olarak ışık, renk, renk kuramları, göz anatomisi ve fizyolojisi, görsel algı ve görsel algı yanılsamaları incelenmiştir. Daha sonra plastik sanatlarda resimde ışık ve hareket konusu dönemsel farklılıklara örneklerle ele alınmıştır. Bu bölümlerin ardından Op Art'ın oluşumu, kompozisyon özellikleri anlatılmış ve Op Art sanatçılarından örnekler verilmiştir. Op Art'ın çağdaş insan yaşamına entegre olan sanat görüşü olmasına değinilerek insan beyninde psikolojik olarak ortaya koyduğu etkileme gücü tartışılmıştır. Op Art görüşünü ortaya koyan ve tarz olarak benimseyen öncü kişi ve sanat grupları hakkında bilgiler verilmiştir.20.yüzyılda ortaya çıkan ve kısa bir dönem süren Op Art, gözün yanıltılabileceğine dair ortaya koyduğu çalışmalarla dikkat çekicidir. Op Art temelli komposizyon ve renk yapıları günümüzde özellikle dikkatin çekilmesinin gerekli olduğu her alanda kullanılmaktadır. Op Art'ın sistematik ve kurallara bağlı yapısının, 20.yüzyılın ikinci yarısından sonra hızla gelişen bilgisayar destekli grafik tasarım yazılım programlarının yapılanmasında etkin olduğu düşünülebilir. Op Art'ın temel değerleri grafik sanatlar ve grafik tasarımı alanında uygulanabilir.

20. yüzyılGrafik sanatlarGörsel algılama+6
Sibel Avcı Tuğal
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Georgia O'Keeffe'nın sanatında renk, ışık ve imge

Çiçekleri ele aldığı resimleriyle ünlü Georgia Totto O'Keeffe Amerikan motiflerinde soyutlamaya giderek Amerikan Modern sanatının gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır. 20. yüzyıl başlarında Avrupa avangardını Amerika'ya getiren fotoğrafçı Alfred Stieglitz O'Keeffe'yi New York sanat dünyasına tanıttı.O'Keeffe'nin sanatı çiçekleri, kayaları, deniz kabuklarını, kemikleri, hayvan iskeletlerini ve manzarayı etkili soyut imgeleri haline dönüştürdüğü soyutlama ve temsilin sentezidir. Canlı paleti, close up tekniğini temel alarak yaptığı ölü doğalar, ve imgeleri Amerikan sanatının ikonografisi haline gelmekle kalmamış, onun uluslararası imzası haline de gelmiştir.Sanat kariyerinin ilk başlarında özgür ruhlu O'Keeffe `erkek sanatçı' kavramı ile mücadele vermek zorunda kalmıştır. Bazen zamana direnen, bazen anlık çiçek imgeleri ciddi tartışmalara sebep olmuş, Freudyen yaklaşımlardan kaçmayı başaramamıştır.

Amerikan resmiAmerikan sanatıIşık+7
Feyza Özalp
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz sanatında renk ve ışığın dramatik etkileşimi

Bu metin, renk ve ışığın sanat tarihi boyunca kullanılma biçimlerini dramatik açıdan incelemektedir. Renk ve ışığın, fiziki ve metafiziksel varlıkları üzerinden açıklamaların paralelinde kültürel, coğrafi ve inançsal bağlamlarda kullanımlarını, çeşitli disiplinlerde hangi açılardan ele alındığını spesifik örnekler üzerinden açıklama amacındadır. Sanat, var olduğu coğrafya ve kültüre göre değişkenlik göstermiş, ortaya çıktığı günden bu güne çeşitli evrelerden geçmiştir. Çağların genel yapılarına, teknolojik, sosyolojik, psikolojik ve toplumları etkileyen daha pek çok faktörü göz önünde bulundurarak bakıldığında sanatın da bu bağlamda değiştiği gözlemlenmektedir. Çağları tanımlarken kullandığımız karanlık ya da aydınlık kavramları, eserlere de nüfuz etmiş böylelikle dönemini yansıtmıştır. Renk, sanat yapıtlarında hala sembolik olarak kullanılmakla birlikte, değişen teknoloji ve üretilen yeni malzemelerle fiziki açıdan farklılık göstermektedir. Işık, daha önceleri çeşitli boyama teknikleri ya da tuşe ve form üzerinden betimlenirken, bugünün sanatında yapay kaynaklarla doğrudan anlatıma dahil edilmekte ve sembolik açıdan kullanılmaya devam edilmektedir.

EtkileşimIşıkIşık yoluyla resmetme+3
Dilara Koloğlu
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Müze sergileme vitrinleri ve mağaza vitrinlerinin aydınlatma tekniği kuralları açısından karşılaştırılması

Sergileme vitrinlerinde görsel konfor, nesnelerin doğru algılanabilmesini sağlayan önemli bir unsurdur. Bu doğrultuda günümüzde vitrin aydınlatması, giderek önem kazanan bir konu haline gelmiştir. Bu çalışma kapsamında, müze ve mağaza sergileme vitrinlerindeki aydınlatma ilkeleri karşılaştırılarak sergi nesnelerinin ışığa duyarlılıklarına göre elde edilmesi gereken maksimum aydınlık düzeyleri, ışıklılık sorunları ve doğru görme koşullarının sağlanabilmesi için alınacak önemleler araştırılmıştır. Ayrıca sergileme hacmi içersindeki aydınlatma sistemleri ve nesnelerin algılanmasına etkisi üzerinde durulmuştur. Araştırma kapsamında aydınlatma kavramı, doğal ve yapay aydınlatma konuları ele alınıp, aydınlatmanın mekân kavramı ile ilişkisi üzerinde durulmuştur. Sergileme mekânlarında aydınlatma tasarımı, aydınlatmanın işleyişine ve kişilerin görsel algısı üzerindeki etkisi ayrıca ele alınmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında aydınlatma, aydınlatma tekniği ve ışık kaynakları başlığı altında, doğal (günışığı) ve yapay aydınlatma sistemleri ve ışıklıklar incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde müze ve mağaza vitrinleri incelenmiş, aydınlatma düzenleri değerlendirilmiştir. Bu kapsamda sergileme düzeni sabit tutularak araştırmanın koşulları sınırlandırılmıştır. Çalışmanın son aşamasında aydınlatmanın, tasarımla bir bütün olarak düşünülmesi ve bütün süreçlerde bu ilkeyle hareket edilmesi gerektiğinden yola çıkılarak, müze sergileme vitrinleri ile mağaza vitrinleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konulmuş olup sergileme düzeni ile aydınlatma düzeninin birlikte tasarlanmasının önemi vurgulanmıştır

AydınlatmaAydınlatma teknikleriIşık+6
Buram Akgün
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Lüks restoranlarda aydınlatma tekniği kurallarının uygulanması ve örnek restoran incelemeleri

Kişinin yeme – içme ihtiyaçlarını karşıladığı mekânlardan biri restoranlardır. Kullanıcı memnuniyetini sağlamak için o mekânın algıyı etkileyen faktörlerine dikkat edilmelidir, bu doğrultuda müşteriye aktarılmak istenen restoran kimliği görsel ve işitsel algıyla sağlanır. Mekân ambiyansının görsel ve işitsel olarak tasarımcı tarafından rahatsızlık uyandırmayan özelliklerle oluşturulması, müşterinin restoranda uzun süre geçirebilmesi o mekânı tercih etmesinde büyük role sahiptir. İç mekânda tasarlanan detayları algılayabilmemiz için aydınlatma tekniği kurallarına uyarak oluşturulan aydınlatma düzeniyle neredeyse algılama hatasına hiç olanak bırakmayabiliriz. Mekân algısıyla birlikte müşterinin sosyal etkileşimini, yemek yeme eylemini minimum sorunla sağlamak lüks restoranların temel amacıdır. Lüks restoranların diğer yeme-içme işletmelerinden yemek ve mekân özelliklerine göre daha zengin bir mutfak ve mekânın fiziksel niteliklerinin müşteriyi tatmin etmelidir. Mekânın fiziksel işlevinin doğru aktarılabilmesi için yapay aydınlatmalar kullanılarak sağlanır. Bu çalışma, teknik kuralları göz önüne alarak altı ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde aydınlatma ve mekân ilişkisinin çalışmadaki amacın belirlenmesini içermektedir. İkinci bölümde aydınlatmanın genel kavramı ve aydınlatmanın amacına değinilmektedir. Üçüncü bölüm, mekânın doğru aydınlatılabilmesi için aydınlatma tekniği genel kurallarını ele alarak, aydınlık kavramının nitelik, nicelik konularına göre yüzey özellikleri değişen nesnelerde nelere dikkat edilmesi gerektiğini içerir. Dördüncü bölümde ise ışık kaynaklarının özelliklerini ve iç mekânda nasıl kullanılacağı ele alınmaktadır. Beşinci bölümde, restoranlarda uygulanması gereken aydınlatma tekniği kurallarının seçilen lüks restoranlara göre incelemesi yer almaktadır. Altıncı bölümde, genel değerlendirme sonucunda edilen bilgilerden yola çıkarak restoranlarda aydınlatma tekniğinde uyulması gereken kurallara bir katkı amaçlamaktadır.

AydınlatmaAydınlatma teknikleriIşık+4
Begüm Harazi
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gün ışığı almayan kapalı mekanlarda gün ışığı etkisi yaratan uygulamaların kullanıcı algısına etkisi üzerine bir çalışma

Gün ışığı almayan mekanlardaki artış ile gün içinde zamanlarının bir kısmını bu alanlarda geçiren veya bu mekanlarda yaşayan insanlar üzerinde gün ışığından uzak kalmanın fizyolojik ve psikolojik olumsuz etkileri gözlemlenmektedir. Bu tez, gün ışığı almayan mekanlarda yaşayan insanlar üzerinde oluşan olumsuz etkilere engel olmak amacıyla önerilebilecek aydınlatma sistemleri için araştırma yapmak amacını taşımaktadır. Tezin birinci bölümünde; tezin konusu, amacı, kapsamı ve yöntemi ele alınarak, diğer bölümlere genel bir çerçeve çizilmiştir. Geçmişten günümüze insanların ihtiyaçlarındaki değişiklik sebebiyle değişen mekan yapısı ve algısı, mekanın sadece duyularla algılanan somut bir kavram olmadığını göstermektedir, mekan aynı zamanda duyusal girdinin yorumlanarak ortaya çıkan algısal imaj ile algılanan bir kavramdır. Bu algısal imaj oluşumunda, hem duyusal girdiler hem de kişisel ve toplumsal bilgi ve deneyimler etkilidir. Tezin ikinci bölümünde; mekansal algı ve mekanı oluşturan öğelerin algısal boyutta ışık ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Mekan algısında, görsel algı ön planda yer alır ve mekanın görsel değerlerini mekanın nicel özellikleri oluşturur. Yani mekanı oluşturan 'biçim, malzeme ve renk' öğelerini mekanın nicel özelliklerinin oluşturduğu söylenebilir. Mekanı oluşturan bu öğelerin ışık ile etkileşimi, bu öğelerin algısal olarak değer bulmasına, kimi zaman da algısal olarak değişimine sebep olabilir. Bu algısal değişimleri sağlamak için görsel algı yöntemlerinden algı sabitlikleri ve algı yanılsamaları kullanılır. Bu iki görsel algı yöntemine bağlı olarak, ışığın mekan içinde yarattığı algısal değişimler, ışığın mekanın nicel değerleri ile ilişkisi bağlamında ele alınmıştır. Ayrıca ışığın mekan ile ilişkisi kullanıcı bağlamında ele alındığında, görsel konfor kavramı ve bileşenleri incelenerek görsel algı üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Işık, mekanın oluşumunda önemli bir rol üstlenmektedir. Bu bağlamda üçüncü bölümde yapay ışık ve doğal ışık kavramları ele alınarak, doğal ışığın görsel algı ve insan sağlığı üzerindeki psikolojik ve fizyolojik etkileri ortaya konmuştur. Gün ışığının en temel özelliği mevsimden mevsime, günden güne hatta gün içinde sürekli değişiklik gösteren bir yapıda olmasıdır. Bu sebeple mekan içinde gözlemlenen görsel etkisi de sürekli değişiklik gösterir ve görsel konforda olumsuzluk oluşturabilir. Bu noktada görsel konforun sağlanması için gün ışığının mekan içine kontrollü alınması gerekmektedir. Bunun yanısıra doğal ışığın mekan içinde anlamlandırma gücü çok yüksektir ve mekana farklı anlam yüklemek için simgesel öğe olarak kullanılabilir. Doğal ışığın varlığı, insanların sirkadyan ritmindeki döngüyü sağlayarak uyku, açlık, vücut sıcaklığı ve hormon üretimi gibi fizyolojik değişiklikleri düzenler. Aynı zamanda gün ışığın azlığına veya yokluğuna bağlı olarak gözlenen psikolojik rahatsızlıkların depresyona sebep olduğu görülmüştür. Bunun yanısıra, güneşin D vitamini eksikliğinin sebep olduğu zayıf kemik gelişimi ve yaşlılardaki kemik kırılganlığı risklerini azalttığı bilinmektedir bu sebeple herkese güneş ışığının kansere sebep olan tehlikeli ışınlarından korunarak gün ışığı ile temas halinde olmaları önerilir. Gün ışığının mekan içinde yarattığı etkiler ve mekan içine nasıl alındığı bilinmeden, gün ışığı etkisi yaratan sistemlerin etkileri hakkında bir değerlendirme yapılabilmesi mümkün olmadığı için doğal ışığın yatay ve düşey açıklıklardan mekana taşınma yöntemleri üçüncü bölümde ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise doğal ışığın mekana taşınma yöntemlerinin uygulandığı örnek projeler, mimari detaylar mekansal algı bağlamında incelenmiş ve yapay ışık ile mekana gün ışığı alınıyormuş etkisi oluşturulan mimari proje ve ürün tasarımı örnekleri incelenerek mekansal algı üzerindeki etkileri ortaya konmuştur. Tezin beşinci bölümünde, gün ışığı almayan kapalı mekanlarda kullanıcı algısının belirlenmesi amacıyla anket yöntemi kullanılarak deneysel bir çalışma düzenlemiştir. Birinde gün ışığı etkisi yaratan bir sistemin, diğerinde tavana gömme aydınlatma aygıtlarının olduğu iki farklı odadaki aydınlatma düzeni görsel konfor açısından ve katılımcılar üzerindeki algısal etkileri açısından karşılaştırılmış ve yapılan analizlere istinaden değerlendirilmiştir. Son bölümde ise yapılan anket çalışmasının sonuçları ele alınarak değerlendirme yapılmış ve bu tez çalışmasının daha sonra yapılacak çalışmalara hangi noktalarda ışık tutabileceği üzerinde durulmuştur.

AydınlatmaDoğal aydınlatmaIşık+3
Damla Bayhan
İstanbul Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Işık geçiren seramik bünye kompozisyonlarının geliştirilmesi ve uygulanması

Dünyada ve ülkemizde porselen çamuruna ilgi çok fazladır. Zor bir yapısı olan porselen disiplinli bir çalışma gerektirir. Porselenin kullanım alanları çok geniş olup, yüksek sıcaklıkta pişirilmeleri dayanıklılığı ve zarif duruşuyla ilgi uyandırır. Transparan görünümüne sahip olması ise bu ilgiyi daha da arttırmaktadır. Bu çalışmada özel hammaddeler ve çamurlar kullanılmadan halihazırda karo, seramik sağlık gereçleri fabrikalılarında kullanılan hammaddelerle döküm özelliğine sahip seramik kompozisyonlarının ışık geçirgenliğine olan etkisi incelenmiştir. Oluşturulan reçeteler 4'lü sistem ile çalışılmış, 1220-1240oC pişirilerek ışık geçirgenliği (transparanlık) ve döküm özellikleri incelenerek, ışık geçirgenliği, bünye yapısı, yüzey parlaklığı ve deformasyonları incelenmiştir. Bu çalışmanın devamı olarak farklı döküm kalınlıklarının transparanlığa etkisi de incelenmiştir. Çalışma sonucunda piyasada kolaylıkla ulaşılabilecek hammaddeler ile ışık geçirgenliğine sahip seramik bünyeler geliştirilmiş ve uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Porselen, ışık geçirgenliği, seramik bünye

IşıkIşık geçirgenliğiKompozisyon+4
Gizem Pınar Erdoğan Yıldırım
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gölgenin sanatsal çalışmalar üzerinden araştırılması

Sanat çalışma raporunun birinci bölümünde gölge kavramı, sözlük anlamları ve kavram ile ilgili temel öğeler, çalışmanın sorun edindiği alan üzerinden açıklanmaya çalışılmış, gölgenin sanat alanındaki yeri ve sanat nesnesiyle olan ilişkisi üzerinde durulmuş, konunun tarihsel gelişimi ve değişimi incelenmiştir. Bu bölümde sanat nesnesi başlığı altında, gölgenin nesne olarak var olma süreci ele alınmıştır. İkinci bölümde, çalışmalarında farklı açılardan ışık, gölge ilişkisini ele alan sanatçılar tartışılmıştır. Üçüncü bölümde, kişisel uygulamalar ile gölgenin içinde olan kavramlar tartışılarak açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Işık, gölge, sanat yapıtı, bilgi, gerçeklik, nesne, algı, imge, dil

AlgıBilgiDil+7
Buse Çalpan
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Mimarlık-seramik ilişkisi özelinde oluşturulan modüler seramik güneş kırıcılar

"Mimarlık-Seramik İlişkisi Özelinde Oluşturulan Modüler Seramik Güneş Kırıcılar" başlıklı sanat eseri raporunda; öncelikle gölge kavramı üzerinde durulmuştur. Gölgenin sanat tarihi içerisindeki gelişimi, farklı dönem ve sanat disiplinleri açısından irdelenmiş, günümüz çağdaş sanatında farklı alanlardaki gölgenin kullanımına dair örnekler incelenmiştir. Ardından mimaride gün ışığı kullanımının yapı tasarımı için öneminden ve ışık-gölge ilişkisinin mekan algısındaki belirleyici rolünden bahsedilmiştir. Güneş rotasının ve açı değişikliklerinin gün ışığını dolayısı ile yapıları nasıl etkilediği, yaygın gök ışığı ve direkt gelen güneş ışığının doğru kontrolle tasarıma dahil edilmesi koşulunda konfora katkısı anlatılmıştır. Güneş kırıcı tasarımı yapılırken faydalanılan hesaplama yöntemleri açıklanmıştır. Yapı kabuğunda kullanılan gölge elemanları örneklendirilmiş ve güneş kırıcılar sınıflandırılmıştır. Yapılan sınıflandırmadan sonra mimarlık alanında dünyada uygulaması bitirilmiş nitelikli güneş kırıcı örnekler incelenmiştir. Bu örnekler; hareket ve malzeme çeşitliliği açısından irdelenmiş seramik güneş kırıcıları araştırılmıştır. İkinci bölümde bu çalışma kapsamında tasarlanan ve modüler birimlerden oluşturulan özgün seramik güneş kırıcı uygulama önerileri yer almaktadır. Tasarımların fikir aşamasındaki çıkış noktaları, aktarılmak istenen duygu ve düşünceler, kavramsal alt yapısı ve birimlerim üretim aşamaları bu bölümde açıklanmıştır. Önceki bölüm ve gerçekleştirilen uygulamalar sonucunda elde edilen tüm verilerin değerlendirilmesi ve seramik güneş kırıcılarının ekonomik, sanatsal açılardan genel değerlendirmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gölge, Işık-Gölge, Seramik, Güneş Kırıcı, Mimarlık ve Seramik

GölgeGüneş kırıcılarIşık+2
Saadet Pınar İçemer
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Resimde öznel gerçekliğin ışık gölge ile ifadesinin iç mekân resimleri üzerinden incelenmesi

Bu eser metni, fiziksel mekânda deneyimlenen ışık-gölgenin oluşturduğu farklı atmosferlerin resim sanatına nasıl yansıdığı sorusundan hareket eder. Çalışmanın ilk bölümünde mekân kavramı, insan bedeninin bulunduğu yer ve konumla ilişkilendirilen anlayışın yanı sıra, teknolojik gelişmelerle birlikte konumdan bağımsızlaştığı ve bu doğrultuda öznenin mekân algısının değiştiği bir anlayış üzerinden karşılaştırılmalı olarak açıklanarak tanımlanır. Mekânın ne olduğu ve sınırlarının nasıl belirlendiği, onu oluşturan unsurlar ve mekân-insan ilişkisi üzerinden incelenir. Çalışmanın ikinci bölümünde ev kavramı, mimari yapı-mekân-insan ilişkisi üzerinden ele alınır ve ev mekânı üzerinden tanımlanır. Evin yapısı hem geçişlilik hem de sınır işlevi taşıyan kapı, pencere gibi öğeleri üzerinden iç-dış mekân ayrımı çerçevesinde sorgulanır. Resim sanatında ev içi konularının ele alındığı enteriyör tür resmi, öznel ve nesnel yaklaşımla kullanılan ışık-gölge ve mekânda iç-dış geçişliliği karşıtlıkları üzerinden incelenerek açıklanır. Çalışmanın üçüncü bölümünde, mekânın görsel olarak algılanmasındaki en önemli faktör olan ışığın doğası ve mekânla olan ilişkisi, tarih boyunca yapılan bilimsel çalışmalar üzerinden açıklanır. 15.yy.dan 19.yy. başına kadar üretilen resimler üzerinden, nesnel ve öznel sanat anlayışının resim kurgusundaki etkileri, resimde kullanılan ışık-gölgenin resimlerin plastik anlatımına ve içeriğine olan etkisi bakımından ve metin boyunca irdelenen mekân, ışık-gölge, iç-dış gibi kavramlar açısından ev meselesine odaklanılarak sanat eserleri üzerinden incelenir. "Eserler" bölümünde, sanat tarihine ve kültür tarihine genel bakışla yazılan önceki bölümlerde irdelenen verilerin ışığında, yazarın resimlerinde kurguladığı mekânlar, iç-dış mekân ilişkisi bağlamında incelenen ev kavramı ve öznel yansımaları barındıran ışık-gölge kullanımının resmin içeriğine ve plastiğine etkisi üzerinden açıklanır. Anahtar Kelimeler: Resim, Mekân, İç Mekân, Ev, Işık-Gölge.

EvlerGölgeIşık+4
Nazlı Buse Kökcü
Mimar Sinan Fine Arts University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cami iç mekan tasarımı üzerine bir inceleme: Karacaahmet Şakirin Camisi

Ülkemizde günümüz cami mimarisi ile ilgili özgün bir tipolojinin oluşturulamaması üzerine, cami tasarımı hakkında farklı öznelerin algılama, değerlendirme ve taleplerindeki ayrımları araştırmak için bir vaka çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada, tasarımcılar ile kullanıcılar arasındaki yorum farklılıklarının eleştirel bir bakış açısıyla çözümlenmesi ile cami iç mimarisinin niteliğinin arttırılması bağlamında, cami tasarım süreçlerinde yer alacak mimarlar ve iç mimarlara yeni sorgu eksenleri açılması amaçlanmıştır. Şakirin Camisi kullanıcılarına ve tasarımcılara yapılan tasarımcı anketi olmak üzere iki ayrı katılımcı gruba anket çalışması yapılmıştır. Her iki anket çalışması da, cami iç mekânının nitelikleri, renk ve ışık, biçim, doku-malzeme, mimari eleman, ölçek-oran üst başlıkları altında incelenmiştir.

CamilerDini yapılarIşık+5
Aycan Kızılkaya
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Işık konusu ile ilgili yapılan çalışmaların sistematik literatür incelemesi

Eğitim sistemlerinin temel amacı, bireylere bilgiyi sadece aktarmak değil, aynı zamanda bilgiye nasıl ulaşacaklarını öğretmek ve öğrenme sürecini desteklemektir. Fen öğretimi ise, düşünce sanatı olarak adlandırılan bir süreci hedefler. Işık konusu/ünitesi fen eğitiminde önemli bir yer tutmaktadır. Işık konusu, fiziksel dünya üzerinde birçok konuda önemli bir role sahiptir ve fen bilimleri öğretiminde de önemli bir yere sahiptir. Türkiye'de ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde Fen Bilimleri dersleri kapsamında ışık ünitesi yer almaktadır. Bu çalışma nitel yöntemle kurgulanmıştır. Araştırma modeli sistematik literatür taramasıdır. Araştırmada 2012-2022 yılları arasında Türkiye'de yayımlanmış lisansüstü tezler, 2012-2022 yılları arasında TRdizin, Education Resources Information Center (ERIC) ve Social Sciences Citation Index (SSCI) veri tabanları taranarak konu hakkında yayımlanmış makaleler çalışma mataryeli olarak seçilmiştir. Araştırma kapsamına giren çalışmaların literatür taraması için iki form hazırlanmıştır. Bu formlardan birincisi lisansüstü tezlerin, ikincisi ise makalelerin incelenmesi amacıyla kullanılmıştır. Araştırma örneklemini oluşturan 47 lisansüstü çalışma ve 51 yerli ve yabancı makale, belirlenen dâhil etme ve hariç tutma kriterlerine göre seçilmiştir. Araştırmada, yüksek lisans tezlerinin sayısı genellikle doktora tezlerinden daha fazla, 2019 yılı, toplam tez sayısının en yüksek olduğu yıl olmassı, yüksek lisans tezlerinin sayfa sayısı, doktora tezlerinden daha fazla olduğu, tek yazarlı makaleler, bireysel çalışmaların da mevcut olduğunu gösteren önemli bir grup oluşturduğu, bilimsel araştırmaların geniş bir yelpazede yer aldığını ve çeşitli araştırma desenlerini ve modellerini kullandığını gösterdiği ulaşılan sonuçlar arasındadır.

Fen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimiFen bilgisi öğretimi+2
Elif Acar
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Açık-koyu bağlamında mekan ve figür üzerine bir dizi resim önerisi

Bu çalışmada, gece ve gündüz arasındaki karşıtlığın ortadan kalkmasına sebep olan yaşanmışlıkların, ışıltılı gecelerin ve parlak neonların altında, sabaha kadar akıp giden trafikte gizilliğin tamamen kalkması, ışığa yüklenen anlamlar ve bunların algılanması ile ilgili yapılan resimler ortaya konulmak istenmiştir. Oluşturulan bu resimler, tez içeriğine de büyük katkı sağlamıştır. Bu bağlamda yapılan resimler de, geceyi ışıklı modern kent yaşamına tezat bir nitelikte sunmak ve gizemi aynı mekân içinde soluyan, yorgun ve ürkek bedenlerle tamamlamak için öznel aktarımlara başvurulmuştur. Bu aktarımlarda, resimlerdeki ve yazılardaki ortak duyguları ön plana çıkarmaktadır. Çünkü ışık, yaşam enerjisi gibidir, ta ki gölgeler gelip onu sürükleyene kadar. Salt gölgelerle gizem kazanmaz ışık, çoğu zaman da tek başına gizilliğini ortaya koyar. Günümüzde, gece ve karanlık geçmişte de olduğu gibi gizemli, dramatik bir atmosfer oluşturmaktan gittikçe uzaklaşmaktadır. Buda gecenin, insan yaşamındaki korkuyu da beraberinde getiren ve insana ürperti veren o gizilliğini, ortadan kaldırmış oluyor. Ama yinede yalnız, içedönük, loş karanlıkların bireylerde bıraktığı tek başına yaşama hissi, izleyicide dokunaklı ve iç burkan gerçekliklerin varlığına sebep olmaktadır. Kalabalık yaşanan gece hayatı, barlar, kulüpler ya da gecenin hissedildiği her yerde; yalnızlığa itilen, kalabalık içinde olmasının yanında tek başına bile fark edilmeyen hayatların ve o hayatları bir kimlik gibi üzerinde taşıyan insanların, yalnızlık karşısında yaşadıkları, yalnız kaldıkları sahneler resmedilmiştir. Bununla birlikte, resimler de meydana gelen açık-koyu ilişkisi ele alındığında, geceyi gece gibi hissettirmek için mekânlar ve o mekânların içini dolduran savurgan ve çoğu zaman da yalnız bedenler resmedilmiştir. Karanlığı ortadan ikiye ayıran ışık, kendi gölgesinde kaybolmaya yüz tutmuştur. Bu da figürlerin, yalnızlığını daha çok ortaya koyar. Bu bağlamda şekillenen resimler korkudan uzaklaşır. Bu resimler de, var edilen gerçeklikle ve o gerçekliği içinde barındıran bireylerle ve yaşamlarla şekillenir.

DramatikFigürGece+6
Derya Gül
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
20
Master'sOpen AccessTR

Renk, ışık ve dokunun çağdaş cam sanatında anlatım biçimlerine yansıması

Bu çalışma; Camın plastik ifade olanaklarına ilişkin renk, ışık ve dokunun çağdaş cam sanatındaki kullanımları ve 1950 sonrası Çağdaş Cam Sanatı Tarihi konusunda Türkçe dilindeki kaynak yetersizliğinin giderilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Beş bölümden oluşan araştırmanın giriş bölümünde araştırmanın amacı, kapsamı ve yöntemi anlatılmış, ikinci bölümünde renk, ışık ve doku ayrı ayrı ele alınmış ve her birinin görsel iletişim aracı olarak tanımları ve biçime yükledikleri anlamsal çözümlemeler ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde cam malzemenin sanatsal bağlamda çağdaşlaşma süreci Avrupa ve Uzak kıtalar olmak üzere iki başlık altında incelenmiştir. Dördüncü bölümde renk, ışık ve dokunun cam malzeme ile olan ilişkileri, teknik açıdan camda renk, doku üretme olanakları ve anlatım ilişkilerine yansımaları araştırılmıştır. Son bölümde ise araştırmacının tez konusu bağlamında gerçekleştirdiği kişisel uygulamalara yer verilmiştir. Renk, ışık ve dokunun çağdaş cam sanatındaki kullanımlarının ele alındığı bu araştırmada, her bir ögenin biçime yüklediği anlamların cam malzemesiyle olan ilişkisi göz önüne alındığı örnekler ve kişisel uygulamalarıyla bu kapsamda yapılan diğer araştırma ve uygulamalar önemli katkılar sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Cam, renk, ışık, doku, çağdaş sanat, cam sanatı

Cam sanatıDoku sentezlemeGüncel sanat+4
Fatma Çiftçi
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2017
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resimsel bir ifade aracı olarak ışık boyama

18. yüzyılla birlikte ışığa duyarlı kimyasalların gelişmesi ve 19. yüzyılın ilk yarısında ilkel örneklerine rastlanmaya başlanan fotoğraf makinesiyle ışık "yakalanabilir" olmuştur. Bu gelişme ışık algısının değişmesinde rol oynamış ve ışığı yakalayabilecek teknolojiler sayesinde ışıkla form vermek/oluşturmak sanatın konularından biri olma şansı elde etmiştir. Fotoğraf ve sinema teknolojisi alışılmamış yollarla buna olanak sağlarken hem bu yeni malzemeden yararlanmak hem de form üzerinde boya resimde olduğu kadar kontrol sağlamak isteyen sanatçılar, ışığı boya, fotoğraf filmini tuval gibi kullanmaya çalışmıştır. Pek çok farklı isimle anılmaya başlayan ışık boyama için döneminde Picasso ve Matisse gibi sanatçılarla medya tanınırlığı sağlanmaya çalışılsa da ışık boyama sanatçılarının, görünmez bir boyayı görünmez bir tuvale sürmeye benzettiği tekniğin yaygınlaşmasında Picasso'nun ışığı(!) dahi yeterli olmamıştır. Dijital fotoğraf çağı ise pek çok hafızada fotoğraf makinesiyle yapılan ışıklı numara olarak kaldığı söylenebilecek ışık boyamayı yeni bir döneme taşımıştır. Film çağından (analog çağdan) sonra dijital çağ, ışık boyamanın görünmez kaldığı süreyi kısaltan, bir "kurtarıcı" olmuştur. Neredeyse bir buçuk asır öncesiyle karşılaştırıldığında, 21. yüzyılda görülen, elektrikli ışık kaynaklarının zenginliği ise disiplin mi, teknik mi olduğuna karar verilememiş bu "alanı"; ışığı, zamanı ve hareketi forma dönüştüren, tanımlanmamış ve pek tanınmamış bir yığın haline getirmiştir. Araştırma bu yığını olabildiğince açıklamaya ve çoğu zaman devrin hilecisi Photoshop'la karıştırılan ışık boyamaları çözümlemeye çalışmıştır. Işık boyamanın resimsel bir ifade biçimi olarak kullanılabileceği, ağırlıklı olarak form oluşturmakta sunduğu olanaklar perspektifinden incelenmiş, ışık boyamanın biçimsel etkileri ve uygulama yöntemleri bu kapsamda değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Bu değerlendirme ve incelemeler doğrultusunda ışık boyamanın bir resim yapma yöntemi olabileceği savunulmuştur.

Batı resim sanatıBoyama teknikleriFigüratif resim+7
Onan Onur Reisoğlu
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2017
00
Master'sOpen AccessTR

PDLC film tabanlı ışık filtreleme kontrol sistemi tasarımı

Doğal ve yapay ışık kaynaklarına maruz kalmanın canlı ve cansız varlıklar üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. Diğer taraftan iklimlendirme, yalıtım, tedavi gibi amaçlarla ışığın sınırlandırılması gereken durumlar da sözkonusudur. Bu nedenle ışığın ihtiyaca göre kontrollü bir şekilde kullanılması bakımından iletimi, yalıtımı ve filtreleme işlemleri oldukça önemlidir. Polimer Dağılımlı Sıvı Kristal (Polymer Dispersed Liquid Crystal- PDLC) filmler sahip oldukları hızlı anahtarlanabilme, geçirgenliğinin kolaylıkla ayarlanabilmesi gibi çeşitli avantajlarından dolayı özellikle ışık yalıtımı ve perdeleme uygulamalarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, PDLC film tabanlı ışık filtrelemesine yönelik bir kontrol sistemi tasarımı yapılmış ve performansı incelenmiştir. Geliştirilen sistemin donanımı kontrol birimi, ölçüm birimi, güç birimi, kullanıcı arabirimi ve PDLC film düzeneğinden oluşmaktadır. Mikrodenetleyici kartın kullanıldığı kontrol biriminde görünür (VIS), kızılötesi (IR) ve morötesi (UV) ışık filtreleme ayarlarına bağlı olarak sistem için gerekli olan veri toplama ve kontrol işlemleri yürütülmektedir. Güç biriminde PDLC film için gerekli olan besleme, tasarlanan mikrodenetleyici tabanlı ayarlanabilir DC-AC evirici ile sağlanmaktadır. Ölçüm birimi ile VIS, IR ve UV ışık seviyesi ölçülerek kontrol için gerekli geribildirimler elde edilmektedir. Kullanıcı arabirimi olarak OLED ekran ve butonlar kullanılmıştır. Çalışmada 15 cm x 20 cm ebatlarında PDLC film kullanılarak bir düzenek oluşturulmuştur. Geliştirilen sistemin işleyişine yönelik gömülü sistem yazılımı ise Arduino C dilinde kodlanmıştır. Tasarlanan sistemin performansının incelenmesine yönelik deneysel çalışmalar kapsamında, kontrol sistemi ile PDLC film çeşitli enerji formlardında sürülerek ışık filtreleme etkisi incelenmiştir. Sonuç olarak; sistemde PDLC film gücünün otomatik olarak kontrol edilip ışık geçirgenliğinin değiştirilebilmesi suretiyle, uygulanan 0-30 Vrms arası farklı AC gerilim değerleri için görünür ışık geçirgenliği (VLT) oranının %5,1 ile %73,5 arasında, kızılötesi ışık geçirgenliği (IRT) oranının %9,6 ile %82,4 arasında ve morötesi ışık geçirgenliği (UVT) oranının %0 ile %0,2 arasında ayarlanabilmesi sağlanmıştır. Bu sayede PDLC film ile ayarlanan ışık geçirgenliğine bağlı olarak filtreleme işleminin belli oranda yapılabildiği görülmüştür.

FiltrelemeIşıkOptik
Soner Muhammed Turan
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Rembrandt'ın portrelerinde ışık gölge

Günümüzde resim sanatının vazgeçilmez bir ögesi olarak görülen ışık kavramı, Barok üsluptan ön plana alınmıştır. 17. Yüzyılda kendini gösteren Barok üslup sanatçılarının başlıca uğraşı yapaylıkla savaşmak olmuştur. Barok üslubun en önemli isimlerinden sayabileceğimiz Rembrandt Van Rijn (1606-1669) genellikle portre ressamı olarak bilinse de bunun haricindeki çalışmaları da dikkate değerdir. Diğer Barok üslup ressamları gibi canlılığa önem verdiği için çok canlı ve çok koyu renkleri bir arada kullanmaktan kaçınmamıştır. Sanatının ana unsurları desen, açık-koyu zıtlığı ve renktir. Rembrandt'ın resim tarihindeki önemi, özellikle ışığı ve gölgeyi kullanım şeklinde yatar. Onun sanat anlayışında ışık kavramı, resmin asıl ögesidir. Rembrandt, önceki üslupları reddederek aydınlık ve karanlık zıtlığın etkisinden faydalanarak ışığın görsel etkisini tuvaline yansıtmayı amaçlamıştır. Rembrandt'ın resimlerinde kullandığı aydınlık ve karanlık zıtlığının yarattığı canlılığın etkisi bugüne kadar gelmiş ve sanat tarihinde "Rembrandt Aydınlatması" gibi kavramları doğurmuş ve Rembrandt'ın yarattığı ışık canlılığı, görsel sanatların her alanını etkilemiştir. Rembrandt'ın özellikle portre çalışmaları, ışık gölgenin özenle ve canlılıkla uygulandığı eserlerdir. Bu çalışmada Rembrandt'ın portre resimleri detaylı bir şekilde incelenmiş ve ışık gölgenin resimlerindeki önemi üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Barok üslup, resim, Rembrandt, portre, Işık-Gölge

BarokGölgeIşık+4
Murat Sönmez
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Soyut resimlerdede renk etkilerinin incelenmesi

Soyut resim, sanatçının sanatında dış dünyanın kendisine dayattığı kuralları ve maddeselliği aşma, kendi iç dünyasına ulaşıp duygu ve düşüncelerini özgürce haykırabilme arayışının sonucu olarak ortaya çıkmış bir sanat akımıdır. Sanatçı, soyut resimde kendisini ifade etmek için birçok resim ögesine başvurmuştur. Başvurduğu ögeler arasında en önemlilerinden biri olan ve çoğu zaman da formun kısıtlamalarından kurtararak kullandığı renk ögesi olmuştur. Düşünce biçimlerinin değişmesi ve özgürleşmesi ile sanat, alışılagelmiş kuralların dışına çıkarak, duygu ve düşünceleri de bünyesine dahil etmiştir. Böylelikle "Soyut Resim" akımının ilk adımları atılmış, sanatçı biçimden kurtulmuş ve renklerin özgür, duygu yüklü dünyasına kendisini bırakmıştır. Renklerin kendisini etkilediği şekilde izleyicisini de etkilemesi arayışına giren sanatçı, rengi zaman zaman biçimden bağımsız, zaman zaman ise biçim ile anlamını pekiştirerek kullanmıştır. Bu çalışmada soyut resimlerde renk kullanımı üzerinde durulmuş, soyut resmin önde gelen yabancı ve yerli sanatçılarının bazı eserleri incelenerek anlatımda renk öğesinden nasıl yararlandıkları ve ne tür etkiler oluşturdukları ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sanat, Soyut Resim, Renk, Işık.

IşıkRenklerResim sanatı+2
Yılmaz Ünal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital illustrasyonda ışık, renk ve anlam ilişkisi

Aktarılmak istenen bilgi, mesaj ya da konunun görsel sanatlarla iletilmesine illüstrasyon denir. Taş plaklara ve mağara duvarlarına yapılarak başlayan illüstrasyon tarihi, M.Ö. 1300 yıllarında kağıtla buluştuktan sonra farklı çeşitlerde ve farklı teknikler kullanılarak varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Bilgisayarların üretilmesi ve gelişmesiyle birlikte dijital illüstrasyon tekniği, yeni bir illüstrasyon çeşidi olarak ortaya çıkmıştır. Dijital illüstrasyon sağladığı kolaylıklar ve kısa yollar ile üretimin hızını arttırarak baskı hızı ve görsel yenilikler sağladığı için, günümüzde yaygınlaşarak bir hayli önem kazanmıştır. Görsel sanatlarda sanatçıların yaratıcılığı, yeteneği ve teknik detaylar çok önemlidir. Bununla birlikte renkler ve ışığın kullanımının da kişilerin algısı üzerinde etkili olduğunu gösteren çok fazla yayınlanmış çalışma mevcuttur. Işık ve renk kavramı nesneleri algılamamızı, derinliği hissedebilmemizi, hayatı en güzel haliyle görebilmemizi sağlayan bir araç olarak nitelendirilmektedir. Renklerin insan duyguları üzerinde kişisel ve genellenebilir olarak sınıflandırılan bazı etkileri olduğu ifade edilmektedir. Resim sanatı, grafik tasarım, sinematografi gibi alanlarda renk ve ışığın, farklı kullanım çeşitliliğinin insanların algısını farklı etkilediğine dair birçok örnek çalışma yapılmıştır. Işık ve rengin illüstrasyonda insan psikolojisindeki bazı genel anlamlarına göre kullanılması, mesajın daha iyi iletilmesine yardımcı olmuştur. Bu yöntem insan psikolojisine ve insanın algılama biçimine göre kullanılarak verilecek olan mesajın anlatım gücünü arttırmaktadır. Diğer sanat dallarında örneğin; sinematografide 'Color Correction' uygulamaları sıklıkla ışık ve renklendirme işlemlerinde kullanılırken dijital illüstrasyon alanında ışığın ve rengin (Genel Filtreleme, Color Correction, Genel Işıklar ve Suni Kontur Işıkları) kullanımına dair yapılan çalışma sayısı sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı görsel sanatlar alanında ışık ve rengin kullanımının, anlam üzerine olan etkilerini belirlemek, bu verilerin gelecekte yapılacak dijital illüstrasyon alanında ışık, renk ve anlam ilişkisini tartışabilmek, çözüm üretebilmek ve alana katkı sağlamaktır.

AnlamDijital illüstrasyonIşık+4
Hakan Başer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Titreşim ve ışık uygulamasının seviyelenme safhasındaki ortodontik tedavi hızı üzerine etkisi

Bu çalışmada çapraşık mandibular kesici dişlerin seviyelenmesi sırasında titreşim ve fotobiyomodulasyon yöntemlerinin seviyelenme sürelerine etkisini konvansiyonel tedavilerle karşılaştırarak değerlendirmek amaçlanmıştır. Günümüzde kullanılan invaziv veya sistemik olarak hastaları etkileyebilen yöntemlere alternatif olabilecek, konservatif ve hasta tarafından kolaylıkla kabul edilebilir, tedavi süresince istenilen süre boyunca etkisi devam ettirilebilen bir yöntem geliştirilmeye çalışılmıştır. Çalışmamıza Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı'na başvurmuş toplam 36 hasta (yaş ort: 20 yıl 11 ay, E/K=14/24) dahil edilmiştir. Hastalar dört gruba bölünmüştür. 8 hastadan oluşan birinci grup kontrol grubudur. 10 hastadan oluşan ikinci gruba titreşim, 9 hastadan oluşan üçüncü gruba ışık ve 9 hastadan oluşan son gruba titreşim ve ışığın birlikte yer aldığı aygıtlar (HOT) günde 20 dakika süre ile kullandırılmıştır. Braketleme seansı (T0), 30. gün (T1) ve 60. gün (T2) ağız içi ölçüleri alınarak alçı modelleri elde edilmiştir. Modeller üzerinde hastaların diş hareket miktarları çapraşıklık değişimleri ölçülerek karşılaştırılmıştır. Bulgular SPSS 23.0 (Statistical Packages of Social Sciences) programı ile istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Yapılan ölçümler sonucunda kontrol grubunda 60 günde diş hareket miktarı ortalama 1,97±0,17 mm iken, titreşim grubunda 2,38±0,52 mm, ışık grubunda 3,28±0,62 mm, HOT grubunda 4,05±0,39 mm bulunmuştur. Işık grubu ve HOT grubunda kontrol grubuna göre anlamlı bir diş hareket hızı artışı gözlenmiştir (p<0,05). Elde edilen sonuçlara göre fotobiyomodulasyon uygulamasının ve titreşim ile fotobiyomodulasyonun birlikte uygulanmasının diş hareketinin hızlandırılmasında etkili yöntemler olduğu görülmüştür.

Diş hareketleriIşıkOrtodonti+3
Sedef Sera Hepdarcan Sırman
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Detection of the effects of circadian rhythm disruption due to chronic constant light on oocyte aging through MTOR signaling pathway

PER2 is one of the core circadian rhythm components and its expression has been demonstrated in ovarian cells. It has been also demonstrated that light exposure at night may cause attenuation in PER2 mRNA and protein levels. Circadian rhythm disruptions are thought to be associated with reproductive diseases. In female reproductive system, mTOR signaling pathway is thought to function in folliculogenesis and oocyte maturation in ovary. Also, it is associated with ovarian and oocyte aging. In a recent study, it has been demonstrated that there might be a relationship between PER2 and mTOR. We hypothesized that circadian rhythm disruption by constant light may alter PER2 protein levels in mouse ovary, and through possible relationship between PER2 and mTOR, circadian rhythm disruption by light may affect the ovarian morphology and function and may cause ovarian and oocyte aging. We aimed to show the effect of constant light on ovary and oocyte morphology. 6-8-week-old female Balb-c mice were used. We housed 12:12h L:L group in constant light and 12:12h L:D group in standard lightening conditions for one week. We performed food intake, body weight change analysis, open field test and vaginal smear. We evaluated ovarian morphology and follicle counting analysis of ovaries by hematoxylin&eosin staining and PAS staining. By immunofluorescence and immunohistochemistry, we evaluated oocyte aging markers. We also performed western blot for PER2, mTOR, p-mTOR and Caspase-3 protein levels. We demonstrated that circadian rhythm disruption caused alteration in their food intake and emotional behaviors and it caused decrease in primordial follicle numbers and increase in atretic follicles. It caused increase in oxidative stress and decrease in ZP3 expression in oocytes. We showed decreased protein levels of PER2, mTOR and p-mTOR. We demonstrated that circadian rhythm disruption by light may cause ovarian and oocyte aging-like consequences. Thus, circadian rhythm-based therapies may be useful for treatment of ovarian or oocyte-aging, at least to relieve their symptoms.

LightMammalian target of rapamycinOocytes+2
Gizem Bora Ocak
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00

Related subjects