Mathematical skill
133 theses under this subject heading
Ortaokul matematik öğretmenlerinin sınav soruları ile beceri temelli matematik sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'ne göre analizi
Milli Eğitim Bakanlığı(MEB), yayımladığı 2023 Eğitim Vizyonu belgesiyle Türk eğitim sisteminin geleceğini hangi temeller üzerine inşa edeceğini açıklamıştır. Bu belgede geçen sınav sorularının uygulama, analiz, sentez boyutlarında ve 21. yüzyıl becerileri olarak yaygınlaşan "eleştirel düşünce, karmaşık problem çözme ve yaratıcılık" gibi becerilerin kullanılmasıyla çözülebilecek düzeyde olması amaçlanmaktadır. Bu araştırmanın amacı; ortaokul matematik öğretmenlerinin sınav soruları ile MEB tarafından yayımlanan beceri temelli matematik sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi (YBT)'ne göre hangi bilgi birikimi ve bilişsel süreç boyutlarında yer aldığını belirlemektir. Bu araştırmada nitel yöntemlerden doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda MEB tarafından yayımlanan 5., 6. ve 7. Sınıf beceri temelli testlerdeki matematik soruları ile ortaokul matematik öğretmenlerinin sınav soruları iki kodlayıcı tarafından YBT'ye göre analizi yapılarak sınıflandırılmıştır. Araştırma sonucunda MEB'in beceri temelli matematik soruları YBT'de bilgi boyutu bazında daha üst bilişsel seviyeleri ölçerken, matematik öğretmenlerinin soruları ise olgusal ve kavramsal seviyedeki daha düşük bilişsel seviyeyi ölçtüğü bulgusuna varılmıştır. Bilişsel süreç boyutuna göre araştırmanın sonucuna baktığımızda ise MEB'in beceri temelli matematik sorularının %90'ı ağırlıklı olarak anlama, uygulama ve çözümleme seviyesinde olup %10'u ise değerlendirme ve yaratma seviyesindedir. MEB'de hatırlama basamağında hiç soru yer almamıştır. Ortaokul matematik öğretmenlerinin hazırladıkları sorularda ise, soruların %99,9'u hatırlama, anlama ve uygulama basamağında olup sadece bir soru çözümleme basamağındadır. Bu sonuçlardan hareketle MEB'in beceri temelli matematik soruları, öğrencilerin daha üst becerilerini ölçen soru seviyesinde yer alırken ortaokul öğretmenlerinin soruları, öğrencileri bir üst sınıfa üstbilişsel becerilerle taşımayıp beceri temelli soruları da barındıran LGS 'ye yeterli ölçüde hazırlamamaktadır. Öğretmen sınav soruları ile MEB'in beceri temelli matematik soruları YBT'nin bilgi birikimi ve bilişsel süreç boyutu açısından dengeli ve uyumlu hale getirilirse, daha üst düzey becerileri ölçen uluslararası sınavlarda (PISA ve TIMSS gibi) ülke olarak daha başarılı sonuçlar elde edilmesi beklenilebilir. Anahtar Kelimeler: Beceri temelli matematik soruları, matematik eğitimi, sınav soruları, Yenilenmiş Bloom Taksonomisi
8. sınıf matematik ders kitabı sorularının matematiksel süreç becerilerine göre incelenmesi
Bu araştırma 2018-2019 eğitim-öğretim yılından itibaren 5 (beş) yıl süre ile ders kitabı olarak okutulacak olan 8. sınıf matematik ders kitabında yer alan açık uçlu, çoktan seçmeli ve etkinlik maddelerinin matematiksel süreç becerilerini temsil etme dağılımları incelenmiştir. Söz konusu matematiksel süreç becerileri, NCTM (2000) tarafından belirlenen ve MEB (2013)'in Matematik Dersi Öğretim Programı'nda önemi vurgulanan ve öğrencilere kazandırılması hedeflenen muhakeme ve ispat, iletişim, ilişkilendirme ve temsillerdir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi modeli ile yürütülmüştür. Araştırmanın dokümanı olan ders kitabındaki tüm ünitelerde yer alan "etkinlik", "öğrendiklerimizi uygulayalım" ve "ünite değerlendirme" testlerindeki maddeler Hunsader ve ark. (2014) tarafından geliştirilen ve araştırmacı tarafından revize edilmiş olan Matematiksel Süreçleri Değerlendirme ve Kodlama Çerçevesi (MSDKÇ) formuna göre analiz edilerek bulgulara ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular ders kitabında yer alan maddelerin matematiksel süreç becerilerini temsil etme dağılımlarının çeşitlilik gösterdiği görülmüştür. Matematiksel iletişim becerisinin diğer becerilere oranla daha fazla temsil edildiği söylenebilir. İletişim becerisinin temsil düzeyi etkinliklerde %96, açık uçlu sorularda %68, çoktan seçmeli sorularda ise %62 olarak tespit edilmiştir. Özellikle açık uçlu ve çoktan seçmeli sorularda muhakeme ve ispat becerisinin temsil düzeyinin çok düşük olduğu görülmüştür. Araştırma bulgularına dayalı olarak, matematik ders kitaplarının hazırlanmasında matematiksel süreç becerilerinin de bir kriter olarak ele alınması gerektiği düşünülmelidir.
Sekizinci sınıf öğrencilerinin matematik alanında gelişmiş ülkelerle ortak olan hedeflere ulaşma düzeyi
Bu araştırmanın amacı, matematik alanında gelişmiş ülkeler ve Türkiye'nin ortaokul matematik dersi öğretim programlarında ortak olan hedeflerine Türkiye'deki sekizinci sınıf öğrencilerinin ulaşma düzeyini belirlemektir. Betimsel araştırma yöntemi kullanılan bu araştırmanın örneklemini Ankara ili merkez ilçelerinde 1. hizmet bölgesi ve 1. hizmet alanında bulunan ortaokullardaki 538 sekizinci sınıf öğrencisi ve 15 matematik öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada ülkelerin ortaokul matematik dersi öğretim programlarında kazandırmak istedikleri özellikler doküman analizi yoluyla belirlenmiş ve ortak olan hedeflerine Türkiye'deki sekizinci sınıf öğrencilerinin ulaşma düzeyi matematik başarı testi ile saptanmıştır. Öğrencilerin bu ortak hedeflere ulaşma düzeylerini etkileyen faktörlere ilişkin de öğretmen görüşleri alınmıştır. Araştırmanın nicel verileri betimsel istatistikler, nitel verileri ise betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda karşılaştırılan öğretim programlarının hedefler bakımından büyük çoğunlukla benzer olduğu ancak kazandırılmak istenen sınıf düzeyleri bakımından farklılık gösterdiği gözlenmiştir. Ülkelerin ortak hedeflerine Türkiye'deki sekizinci sınıf öğrencilerinin ulaşma düzeyi %63 olarak belirlenmiş ve %75'in altında kalındığı için istenen düzeye ulaşılamadığı sonucuna varılmıştır. Öğretmen görüşleri ise öğrencilerin ortak hedeflere istenen düzeyde ulaşılamamasını destekler nitelikte bilgiler ortaya koymuştur.
Resimli öykü kitabı okuma uygulamalarının 48-60 aylık çocukların erken okuryazarlık ve matematik becerilerine etkisi
Okul öncesi dönem, insan yaşamında gerçekleşen pek çok davranış ve becerinin temellerinin atıldığı eşsiz deneyimlerle dolu kritik bir dönemdir. Erken dönem akademik başarının temelinde erken okuryazarlık ve erken matematik becerileri yer almaktadır. Erken çocukluk döneminde çocukların matematik becerilerini edinmelerinde etkili olabilecek farklı niteliklere sahip birçok çocuk edebiyatı eseri bulunmaktadır. Bu araştırmanın amacı, resimli öykü kitabı okuma uygulamalarının 48-60 aylık çocukların erken okuryazarlık ve matematik becerilerine etkisini incelemektir. Bu amaç ile karma yöntemin kullanıldığı bu araştırmada deneysel tasarım ve gözlem bir arada kullanılmıştır. Deneysel aşamada ön test son test kontrol gruplu desen tercih edilmiş, deney grubu çocukları ile sekiz hafta boyunca 30 kitap okuma uygulaması gerçekleştirilmiştir. Kitap okuma uygulamalarının ardından oturumlardan elde edilen gözlemler araştırmacı tarafından araştırmacı günlüklerine kaydedilmiştir. Araştırma, Çanakkale İli Kepez Beldesi'nde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız anaokulundaki 48-60 aylık çocuklar ile yürütülmüştür. Araştırmada, "Resimli Öykü Kitaplarını Değerlendirme Ölçeği", "Resimli Öykü Kitaplarında Matematik Kavram ve Becerilerini Belirlemeye Yönelik Kriter Formu", "Demografik Bilgi Formu", "Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı (EOBDA)" ve "Erken Matematik Testi (EMAT)" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde deneysel aşamada SPSS Paket Programı kullanılmış, gözlem kayıtları ise betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre erken okuryazarlık ve matematik becerilerinin geliştirilmesinde resimli öykü kitaplarının kullanılmasının faydalı olduğu görülmüştür. Buna ek olarak bu iki akademik becerinin birbiriyle ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre uygulayıcı ve eğitimcilere önerilerde bulunulmuştur.
Matematik öğretiminde Montessori temelli öğrenme yaklaşımının matematik yeteneğine ve yaratıcı düşünmeye etkisi
Bu araştırma, Matematik dersinde Montessori temelli öğretim modelinin çocukların matematik yeteneğine ve yaratıcı düşünmelerine etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma nicel verilerin nitel veri ile desteklendiği karma araştırma modeli olan açımlayıcı sıralı desene göre yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 öğretim yılında Rize ili Fındıklı ilçesine bağlı bir ilkokulda öğrenim gören 43 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Aslan'ın (2001) Türkçeye uyarlayıp geçerlilik ve güvenirlik çalışmalarını yaptığı "Torrance Yaratıcı Düşünce Testi", Erdoğan'ın (2006) Türkçe'ye çevirip geçerlik ve güvenirliğini hesapladığı "Erken Matematik Yeteneği Testi (TEMA-3)" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Öğrenci yarı yapılandırılmış görüşme formu" ile elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde Mann Whitney U Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, Spearman korelasyon analizi için IBM-SPSS 23 ve içerik analizi için Nvivo 11 programları kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda Montessori temelli matematik öğretim modelinin, öğrencilerin matematik yetenekleri ve yaratıcı düşünme becerilerine anlamlı pozitif etkisi olduğu bulunmuştur. Montessori temelli matematik öğretim programı sonrası matematik yetenekleri ve yaratıcı düşünme becerileri arasında ilişki olduğu görülmüştür. Öğrenciler, Montessori temelli uygulamanın özgür hareket ortamına, bireysel tercihe olanak tanımasına, iş birliğini ve bireysel çalışmayı desteklemesine yönelik olumlu görüşler paylaşmıştır. Anahtar sözcükler: Matematik, İlkokul, Montessori, Yaratıcı Düşünme Becerisi, Matematik yeteneği.
Öykülerle desteklenmiş matematik eğitim programının 48-60 aylık çocukların matematik becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, anaokuluna devam eden 48-60 ay arasındaki çocuklar için öykülerle desteklenmiş matematik eğitim programı geliştirmek ve bu programın çocukların erken matematik becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020- 2021 eğitim- öğretim yılında Uşak ili Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunda okul öncesi eğitime devam eden 48-60 ay arasındaki çocuklar oluşturmaktadır. Deney ve kontrol gruplu çalışılan araştırmada deney grubu 18 çocuk, kontrol grubu 15 çocuk olmak üzere toplamda 33 çocuk ile çalışma yürütülmüştür. Bu araştırmada ön test-son test, kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Erken Matematik Yeteneği Testi3 (TEMA-3) kullanılmıştır. Ginsburg ve Baroody tarafından geliştirilen testin Türkiye'deki 48-60 aylık çocuklar için uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışması Şeker (2013) tarafından yapılmıştır. Veri toplama sürecinde deney ve kontrol grubu öğrencilerine öykülerle desteklenmiş matematik eğitim programı uygulanmadan önce Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3) ön test olarak uygulanmıştır. Ön testler bittikten sonra deney grubu ile haftada üç (3) gün olmak üzere 8 hafta boyunca "Öykülerle Desteklenmiş Matematik Eğitim Programı" uygulanmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacı tarafından deney grubunda bulunan çocuklara "Öykülerle Desteklenmiş Matematik Eğitim Programı" uygulanmış; kontrol grubunda bulunan çocuklara ise 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı'nda belirtilen günlük eğitim akışı devam ettirilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 22 programı ile analiz edilmiştir. Ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını görmek adına bağımsız gruplar T-Testi, deney ve kontrol grubunun kendi aralarında ön test- son test puanları arasındaki anlamlı bir farkın olup olmadığını görmek adına bağımlı gruplar T-Testi kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen bulgulardan hareketle ön test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken; son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Öykülerle desteklenmiş matematik eğitim programının çocukların matematik becerilerini geliştirmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Erken Çocukluk Dönemi, Erken Matematik Yeteneği, Matematik Eğitimi
Üst düzey düşünme becerilerini ölçen maddelerin öğrenci puanları ve puanlayıcı güvenirliği açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 8.sınıf öğrencilerinin Bloom taksonomisine göre üst düzey düşünme becerilerini ölçen 5., 6., 7. ve 8. sınıf matematik dersi kazanımlarına göre belirlenen açık uçlu ve çoktan seçmeli maddelere verdiği cevapların dört puanlayıcı tarafından puanlama anahtarlarına göre puanlaması sonucunda puanlayıcılar arası güvenirliğin incelenmesidir. Bu amaçla 2006 ve 2012 yıllarında uygulanan PISA soruları kullanılmıştır. Seçilen PISA sorularının Bloom taksonomi düzeyleri ve 5., 6., 7. ve 8. sınıf matematik dersi kazanımlarına uygunluğu araştırmacı tarafından belirlenmiştir ve uygunluk için uzman görüşü alınmıştır. Uzman görüşleri alındıktan sonra 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Ankara'nın Polatlı ilçesindeki 8.sınıf ortaokul öğrencilerine aynı soru köküne sahip açık uçlu ve çoktan seçmeli sorular belirli zaman aralıklarıyla uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanmış analitik puanlama anahtarı ve bütünsel puanlama anahtarı, puanlayıcılara puanlama sırasında kullanmaları için verilmiştir. Puanlayıcıların puanlama anahtarları kullanarak puanlaması sonucunda elde edilen puanların Klasik Test Kuramı ve Genellenebilirlik Kuramı'na göre güvenirlik kestirimleri yapılmıştır. Öğrencilerin cevaplandırdıkları maddeler gönüllü olan dört matematik öğretmeni tarafından analitik ve bütünsel puanlama anahtarlarına göre puanlanmıştır. Verilerin analizinde, Klasik Test Kuramı'na göre güvenirlik belirlenirken, Pearson korelasyon, Cronbach Alfa (α) katsayıları SPSS 25 ile hesaplanmıştır. Genellenebilirlik Kuramına göre G katsayısı ve toplam varyans açıklama yüzdesi Edu-G 6.1 programı ile hesaplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin açık uçlu ve çoktan seçmeli maddelere verdikleri cevaplar arasındaki korelasyon düşük düzeyde bulunmuştur. Klasik Test Kuramı ve Genellenebilirlik Kuramına göre, açık uçlu maddelerin analitik puanlama anahtarına göre puanlanması sonucu elde edilen puanlar ile bütünsel puanlama anahtarına göre puanlanması sonucu elde edilen puanlar arasındaki tutarlılık yüksek düzeyde çıkmıştır.
Yedinci ve sekizinci sınıf öğrencilerinin tam sayılarla toplama ve çıkarma işlemlerinde problem kurma becerileri
Bu çalışmada 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin tam sayılarla toplama ve çıkarma işlemlerinde problem kurma becerilerinin ve tam sayılarla toplama ve çıkarma işlemleri ile ilgili kurdukları problemlerde kullandıkları bağlamların belirlenmesi amaçlanmıştır. Betimsel araştırma niteliğinde olan çalışmada elde edilen veriler tarama modeli ile ele alınmıştır. Çalışma 2019-2020 eğitim öğretim yılında Rize ilinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarından elverişli örneklem ile belirlenen yedinci ve sekizinci sınıf öğrencileriyle yapılmıştır. Araştırmacı tarafından tam sayılarla toplama ve çıkarma işlemi ile ilgili yarı yapılandırılmış problem kurma testi geliştirilmiş ve bu test öğrencilere uygulanmıştır. Öğrencilerin problem kurma becerisi ve kullandıkları bağlamlar betimsel istatistik yöntemleri (frekans ve yüzde değerleri) ile analiz edilmiş ve alt problemi yanıtlamak amacıyla bir istatistik programı ile Bağımlı Örneklem t-testi yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin tam sayılarla verilen işleme uygun problem kurma becerilerinin düşük olduğu görülmüştür. Öğrencilerin tam sayılarda problem kurarken işlem ile sayının işaretini ayırt edememe, doğal sayı ve işlemlerin anlamını kullanma ve tam sayının işaretini anlamlandıramama gibi zorluklara sahip olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin çıkarma işlemine kıyasla toplama işlemine yönelik problem kurmada daha başarılı oldukları ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin tam sayıları ifade ederken en çok kullandıkları bağlamların sırasıyla para, dikey hareket, sıcaklık, yatay hareket ve skor/puan olduğu görülmüştür.
6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin matematik okuryazarlığı problemlerinin çözüm süreçlerinde matematiksel iletişim yeterliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin matematik okuryazarlığı problemlerinin çözüm süreçlerinde matematiksel iletişim yeterliğinin incelenmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunu Giresun ilinde bir devlet ortaokulunun 6, 7 ve 8. sınıflarına devam eden öğrencilerden, uygun ve ölçüt örnekleme yöntemleri bir arada kullanılarak seçilen 6 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Matematik Okuryazarlığı Problemleri ile Yarı Yapılandırılmış Görüşmeler kullanılmıştır. Araştırmada yer alan öğrencilerin matematiksel iletişim yeterliğinin değerlendirilebilmesi amacıyla ise PISA araştırmalarında kullanılan göstergelerden yararlanılarak araştırmacılar tarafından oluşturulan İletişim Yeterliği Dereceli Puanlama Anahtarı (İYDPA) kullanılmış ve öğrenci performansları yeterli, kısmen yeterli ve yetersiz olarak kodlanmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin okuryazarlık problemlerinin çözüm süreçlerinde matematiksel iletişim yeterliğini kullanma durumlarına yönelik genel performans düzeylerinin 'kısmen yeterli' olduğu görülmüştür. Öğrenciler en yüksek performansı Düzey 0'da en düşük performansı ise Düzey 1 ve Düzey 3'te yer alan problemlerde göstermişlerdir. Matematik okuryazarlığı problemlerinin çözüm süreçleri göz önüne alındığında ise öğrencilerin yüksek performans düzeylerinin i) formüle etme, ii) matematiği kullanma ve iii) yorumlama biçiminde sıralandığı görülmüştür. Öğrenciler en yüksek performansı formüle etme, en düşük performansı ise yorumlama basamağında göstermişlerdir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara bağlı olarak matematik öğrenme ortamlarına ve konu ile ilgili olarak yürütülecek farklı bilimsel çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Matematik Okuryazarlığı, Matematiksel İletişim Yeterliği, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri
7 ve 8. sınıf öğrencilerinin algoritmik düşünme süreçlerinde yaşadıkları zorlukların matematiksel süreç becerileri ekseninde incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin algoritmik düşünme süreçlerinde yaşadıkları zorlukların matematiksel süreç becerileri ekseninde incelenmesidir. Araştırma iki aşamada yürütülmüş olup, ilk aşamada öğrencilerin algoritmik düşünme becerilerini ölçmeye yönelik bir test geliştirilmiş, ikinci aşamada ise araştırma problemlerine yanıt bulmak amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunu bir devlet okulunun 7 ve 8. sınıflarında öğrenim gören sekiz öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubunda yer alan öğrencilerin tespitinde, uygun ve ölçüt örnekleme yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Algoritmik Düşünme Beceri Testi, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve öğrencilerin yazılı yanıtlarından oluşan dokümanlar kullanılmıştır. Öğrencilerin matematiksel süreç becerilerinin değerlendirilebilmesi amacıyla araştırmacılar tarafından muhakeme, ilişkilendirme ve iletişim becerilerine yönelik oluşturulan göstergeler kullanılmış ve öğrenci performansları yeterli, kısmen yeterli ve yetersiz olarak kodlanmıştır. Çalışma sonucunda, öğrencilerin algoritmik düşünme düzeylerinin genel olarak kısmen yeterli düzeyde olduğu, bununla birlikte sekizinci sınıf öğrencilerinin yedinci sınıflara nazaran algoritmik düşünme süreçlerinde daha iyi performans gösterdikleri sonucu elde edilmiştir. Algoritmik düşünme süreçlerinde öğrencilerin muhakeme, ilişkilendirme ve iletişim becerilerini kullanım düzeylerinin genel olarak yetersiz düzeyde olduğu, iletişim süreçlerinde gösterdikleri performansların ise diğer becerilere nazaran daha iyi olduğu görülmüştür. Öğrenciler muhakeme süreçlerinde en çok verilen problem durumunu tüm bileşenleri göz önüne alarak analiz edebilmede, ilişkilendirme süreçlerinde algoritmalar(yönergeler) ve problemin çözümüne yönelik olarak istenen durum arasında ilişki kurmada, iletişim süreçlerinde ise soruda yazılı veya görsel olarak sunulan algoritmaları anlamlandırma ve düşüncelerini ve matematiksel fikirlerini sözel ve yazılı olarak ifade etmede güçlük çekmişlerdir. Elde edilen tüm veriler birlikte yorumlandığında öğrencilerin genel olarak problem durumlarında verilen algoritmaları çözüm süreci ile ilişkilendiremedikleri ve problemin çözümü için kullanacakları yolu belirlemede güçlük çektikleri gözlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bu sonuçlara bağlı olarak matematik öğrenme ortamlarına ve konuyla ilgili yürütülecek farklı bilimsel çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Matematiksel becerilere ilişkin birliktelik kurallarının çıkarılması
Matematik konularının öğretiminde matematik biliminin yığılmalı yapısı göz ardı edilmemesi gereken en önemli durumlardan biridir. Bir matematik konusunun öğretiminde gerekli olan ön öğrenmeler öncelikle belirlenmeli, sonrasında ön öğrenmelerdeki eksiklikler eğer varsa giderilmeli ve yeni konunun öğretimi, gerekli ilişkilendirmeler eşliğinde gerçekleştirilmelidir. Bu araştırmanın amacı, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi sınavına ait matematik alt testinde yer alan soruların MATH Taksonomi' ye göre sınıflandırmasının yapılarak bu sorulara ve ait oldukları becerilere yönelik birliktelik analizlerinin yapılmasıdır. Çalışmada kullanılan veriler, 2016- 2017 eğitim öğretim yılında TEOG'a katılarak birinci dönem matematik alt testini cevaplayan 10000 öğrencinin, yine aynı yıla ait ikinci dönem matematik alt testini cevaplayan 10154 öğrenci verisinden oluşmaktadır. Çalışma, öğrencilerin cevap örüntülerini içeren veri setinin veri madenciliği yöntemlerinden birliktelik kurallarına göre analizi ile devam etmiştir. Bu aşamada RapidMiner programından yararlanılmış olup FP-Growth algoritması kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çalışmaya matematik alt testlerinde en fazla MATH taksonominin A grubunun son kategorisi olan "Rutin İşlemlerin Kullanımı" ndaki becerileri ölçecek maddelerin yer aldığı kaydedilmiştir. Ayrıca en fazla doğru cevaplanan maddeler ağırlıklı olarak A grubunda; en az doğru cevaplanan maddeler ise C grubunda yer almaktadır. Alt testlerdeki maddelerin, matematik öğretim programındaki öğrenme alanlarında, birinci dönem "Sayılar ve İşlemler"; ikinci dönem ise "Geometri ve Ölçme" de yığıldığı tespit edilmiştir. Matematiksel becerilere ilişkin MATH taksonomide herhangi bir düzeyde beceriye sahip öğrencilerin alt kategorilerdeki becerileri yüksek oranda yerine getirebildiği saptanmıştır. Kaydedilen diğer birliktelik ise matematik öğretim programında sonra verilen öğrenme alanlarındaki kazanımlara sahip öğrencilerin, önce verilen öğrenme alanlarındaki kazanımlara yüksek oranda sahip olduğudur. Ancak bu sonuç "Basit Olayların Olma Olasılığı" için geçerli değildir. Anahtar sözcükler: TEOG, matematiksel beceriler, veri madenciliği, birliktelik kuralları, FP-Growth algoritması, RapidMiner
TIMSS 2015 Türkiye örnekleminde erken matematik aktivitesi modelinin bölgelere ve cinsiyete göre incelenmesi
Araştırmanın amacı, TIMSS 2015 araştırmasında bulunan ve 4. sınıf öğrencilerinin velilerine uygulanan ev anketi kullanılarak oluşturulan erken matematik aktiviteleri modelinin cinsiyete ve bölgelere göre ölçme değişmezliğinin incelenmesidir. Ölçme değişmezliği gruplar arasında ölçek ve madde düzeyinde incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini TIMSS 2015 araştırmasına katılan 6456 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan veriler kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23.0, Lisrel 8.0 ve Latent Gold 5.1 yazılımlarından faydalanılmıştır. Araştırma kapsamında, ilk erken matematik aktiviteleri ile ilgili maddelere açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi ile ilgili model oluşturulmuştur. Bir sonraki aşamada ise öncelikle örtük sınıf analizi ile uygun sınıf sayısı belirlenmiştir. Bu aşamanın devamında erken matematik aktiviteleri modelinde çoklu-grup örtük sınıf analizi yöntemi ile bölgelere ve cinsiyete göre ölçme değişmezliği incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre, bilgi kriterlerinden BIC ve CAIC'a göre üç örtük sınıflı modelin en uygun model olduğuna karar verilmiştir. Bölgelere ve cinsiyete göre ölçme değişmezliği incelendiğinde iki ayrı analizde de BIC ve CAIC değerlerine göre en uygun model olarak üç örtük sınıflı homojen model seçilmiştir. Madde düzeyinde yapılan incelemelerde ise homojen model karşılaştırılmalı model olarak alındığında, maddelerdeki tüm bilgi kriterleri değerlerinde homojen modelin daha uygun olduğu gözlenmiştir. Homojen modelin kabulünden sonra, erken matematik aktiviteleri modelinin bölgelere ve cinsiyete göre ölçek ve madde düzeyinde değişmez olduğu sonucuna varılmıştır.
Okul Öncesi Matematik Programı"nın çocukların matematik becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; öğretmen eğitimi verilerek uygulanan "Okul Öncesi Matematik (Pre-K Mathematics) Programı"nı Türkçeye uyarlamak ve uygulamak; aynı zamanda programın 48-66 aylık çocukların matematik becerilerine ve ebeveynlerin matematik etkinliklerine katılımlarına etkisini incelemektir. Araştırma, "İç İçe Karma Desen"de yürütülmüş; nicel boyutunda ön test-son test-izleme testi kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel boyutunda ise durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma grubunu, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında, Ankara ili Etimesgut ilçesinde iki anaokuluna devam eden 58 çocuk, 56 ebeveyn ve 6 öğretmen oluşturmaktadır. Program 11 hafta süresince ve haftada 3 gün olarak uygulanmıştır. Uygulama sonrasında deney grubundaki öğretmenlerle ve gönüllü 18 ebeveynle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler bağımsız örneklemler t testi, tekrarlı ölçümler için tek faktörlü ve iki faktörlü ANOVA, örtük büyüme modeli; nitel veriler ise içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda; deney grubundaki çocukların, kontrol grubundaki çocuklara göre matematik becerilerinin toplam ve alt boyutlarının puanlarında anlamlı şekilde farklılık olduğu; deney grubundaki ebeveynlerin, kontrol grubundaki ebeveynlere göre matematik etkinliklerine katılımının toplam ve alt boyutlarının puanlarında anlamlı şekilde farklılık olmadığı bulunmuştur. Bununla birlikte; deney grubundaki ebeveynlerin matematik etkinliklerine katılımı ön test ile son test puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olduğu bulunmuştur. Toplam matematik becerisi ve toplam matematik etkinliklerine katılım puanları üzerinden yapılan ANOVA sonuçlarının, aynı zamanda örtük büyüme modeli ile de desteklendiği bulunmuştur. Nitel bulguların, nicel bulguları desteklediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar, programın çocukların matematik becerilerini ve ebeveynlerin matematik etkinliklerine katılımını geliştirmede etkili olduğunu ve bu etkinin kalıcı olduğunu göstermektedir.
Sekizinci sınıf öğrencilerinin cebir öğrenme alanında matematiksel dili kullanma becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sekizinci sınıf öğrencilerinin cebir öğrenme alanında matematiksel dili kullanma becerilerini incelemektir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması olarak yapılandırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara ili Keçiören ilçesinde bulunan bir devlet okulunda öğrenim gören 30 ortaokul 8.sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veriler klinik görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak cebir öğrenme alanında matematiksel dilin belirlenen dallarına yönelik olacağı düşünülen soruların olduğu 23 soruluk bir test kullanılmıştır. Cebirde matematiksel dilin belirlenen dallarına yönelik hazırlanan veri toplama aracı, bu alanda yapılan testlerden yardım alınarak, alan taraması yapılarak ve araştırmacının kendisinin de hazırladığı sorulardan oluşmaktadır. Verilerin analizi için nitel analiz yöntemlerinden içerik analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler incelendiğine öğrencilerin cebir öğrenme alanında matematiksel dil kullanımlarının yeterli düzeyde olmadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin en kolay yaptığı sorular sözel olarak ifade edilen bir durumu yazılı formal dile çevirmek ile ilgili olurken en zorlandıkları sorular ise tablo ve grafik kullanmayı gerektiren sorular olmuştur. Matematik derslerinde matematiksel dili kullanmaya yönelik yapılacak etkinliklerin öğrencilerin dil becerilerinin gelişmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Beyin (zihin) haritalarının matematik konularına uygulamalarının matematiksel ifadelerin hatırlanmasına katkısının araştırılması
Sayılar, semboller ve harflerden oluşan matematiksel ifadelerin hatırlanması belirli ilişkiler, görseller ve hikayeler şeklinde düzenlenmiş olan bilgilere kıyasla daha zor olmaktadır. Yapılan bu çalışmada soyut ve karmaşık ifadeler şeklindeki trigonometri öğrenme alanına ait olan eşitlik ve formüllerin "Beyin / Zihin Haritaları" tekniği ile görsel şekillere dönüştürülmesinin trigonometrik eşitlik ve formüllerin hatırlanmasına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini Ankara ilinin Çankaya ilçesinde bulunan ve eğitim - öğretim faaliyetlerini Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak sürdüren özel bir okulun 11. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri 2017 – 2018 Eğitim Öğretim yılında, seçkisiz sayılar listesi ile yansız atama yöntemi ve katılımcıların eşitlenmesi yoluyla eşleştirilerek, gönüllü katılımcılardan oluşturulan 20 kişilik kontrol ve deney grubundan toplanmıştır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından konu ile ilgili literatürde bulunan çalışmalar incelenerek ve Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu'nun 2017 – 2018 Eğitim – Öğretim yılı için yayınladığı matematik programı hedef -kazanımlarını ölçen 14 adet açık uçlu soru maddesi ile ön test – son test yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Yapılan analizlerde kontrol ve deney gruplarının öntest – sontest puanları arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür. Ayrıca kontrol - deney gruplarının sontestleri incelendiğinde deney grubu lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Yapılan bir diğer analizde ise görsel bilgilerin cebirsel ifadelere göre daha fazla ve doğru hatırlandığı görülmüştür. Yapılan çalışma Beyin / Zihin Haritası yönteminin trigonometrik eşitlik ve formüllerin hatırlanmasına önemli katkılar yaptığı ve soyut, karmaşık ifadelerdense görsel bilgilerin daha kolay hatırlandığını göstermiştir. Bu nedenle Beyin / Zihin Haritaları yönteminin matematik öğretmenleri tarafından ders içi materyal olarak kullanılması tavsiye edilmektedir. Ayrıca öğrenciler için konuların kavranması ve tekrar edilmesi için etkili bir yöntem olacağı görülmüştür.
Koklear implantlı okul öncesi dönem çocuklarda erken matematiksel akıl yürütme becerilerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmada, koklear implant (Kİ)'lı ve normal işiten (Nİ) okul öncesi dönem çocuklarının matematiksel akıl yürütme becerilerinin karşılaştırılması ve Kİ kullanımının, matematiksel akıl yürütme becerilerine olan etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma, İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Anabilim Dalı'nda gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, okul öncesi dönemdeki (60-72 ay), yaş ve cinsiyete göre eşleştirilmiş, anasınıfına ve özel eğitim merkezine devam eden 22 Kİ'lı çocuk ve anasınıfına devam eden 22 Nİ çocuk katılmıştır. Araştırmaya katılan çocuklara, Ayşegül Ergül tarafından 2014 yılında geliştirilen, "Erken Matematiksel Akıl Yürütme Becerileri Değerlendirme Aracı (MAYBDA)" uygulanmıştır. Çeşitli resimler ve materyallerden oluşan değerlendirme aracında, toplam 40 soru yer almaktadır. Değerlendirme aracının uygulanması çocuklarla bireysel görüşme şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştıma bulguları, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H, spearman's rho testleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; MAYBDA'ndan alınan puanlara göre, Kİ'lı çocukların tüm alanlarda, Nİ yaşıtlarının gerisinde kaldığı belirlenmiştir. Ayrıca Kİ yaşı, işitme kaybı tanı yaşı, özel eğitime başlama yaşı, Kİ süresi, özel eğitime devam etme süresi ve anne-baba eğitim düzeyinin, çocukların değerlendirme aracından aldıkları puanlara etkisi incelenmiştir. Buna göre puanların, işitme kaynı tanı yaşına göre farklılaşmadığı, Kİ yaşına ve özel eğitime başlama yaşına göre yalnızca, MAYBDA'nda yer alan, "alan" sorularında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Yine baba eğitim düzeyine göre Kİ'lı ve Nİ çocukların puanlarında anlamlı bir farklılık bulunmazken, anne eğitim düzeyine göre Kİ'lı grupta, eğitim düzeyi lise ve üstü olan annelerin çocuklarının, anneleri ilköğretim düzeyinde olan çocukların puanlarından daha yüksek olduğu ve aradaki farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Nİ grupta annelerin eğitim düzeyine göre farklılık bulunmamıştır. Kİ kullanım süresi ve özel eğitim süresi ile değerlendirme aracındaki puanlar arasında pozitif korelasyon bulunmuştur.
Okul öncesi dönem çocuklarının erken matematik becerileri kazanımında harekete dayalı etkinliklerin etkisi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde çocukların matematik becerilerini kazanmalarında Harekete Dayalı Matematik Eğitim Programının etkisini incelemektir. Harekete Dayalı Matematik Eğitim Programı sayı-sayma, geometri ve ölçme becerilerine ilişkin etkinliklerden oluşmaktadır. Çalışmada karma yöntem benimsenmektedir. Karma yöntemin kullanıldığı araştırmanın nicel boyutunda ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel araştırma modeli, nitel boyutunda ise gözlem ve video-ses kayıtları kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, Mersin ili Tarsus ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı resmi anaokuluna devam eden çocuklar oluşturmaktadır. Bu sınıflardan biri deney grubunu, diğeri kontrol grubunu oluşturmuş olup deney grubuna 20 çocuk, kontrol grubuna 20 çocuk olmak üzere toplam 40 çocuk ölçüt örnekleme yoluyla çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada deney grubuna matematik becerilerinin kazandırılması için, önceden hazırlanan "Harekete Dayalı Matematik Etkinlik Programı" uygulanırken, kontrol grubuna günlük eğitim akışı içerisindeki etkinlikler uygulanmıştır. Deney grubuna harekete dayalı matematik etkinlikleri uygulanırken araştırmacı tarafından ayrıca gözlem eşliğinde görüntü ve ses kayıtları alınmıştır. Deney grubunda uygulanmış olan eğitim etkinlikleri 12 hafta boyunca haftada iki gün bir etkinlik süresi olacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerini toplamak için Aydoğan, Akkaya ve Özyürek (2020) tarafından geliştirilen "Erken Matematik Testi" deney ve kontrol gruplarına ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Son test uygulandıktan iki hafta sonra kalıcılık testleri uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen nicel veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel veriler ise betimsel olarak sunulmuştur. Araştırma sonucunda deney ve kontrol gruplarının ön test puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık elde edilmemişken son test puanlarında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Buna göre Harekete Dayalı Matematik Eğitim Programının erken matematik becerileri kazanımında etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Okul öncesi, fiziksel aktivite etkinlikleri, hareket etkinlikleri, harekete dayalı matematik etkinlikleri, matematik becerileri
The effect of mathematics online review sessions through a webcast system on fifth-grade students' mathematics achievement
The present study investigated the effect of mathematics review webcasts on students' mathematics performance depending on the type of webcast access and use (no access, access but not use, access with moderate use, and access with extensive use) controlling for differences in the mathematics background. Moreover, (a) the relationship between students' webcast use and their mathematics attitudes, (b) students' perceptions of webcasts for their learning, and (c) students' habits for using webcast system were examined. A purposive sample of 110 fifth-grade students was recruited from two middle schools which were using interactive white boards (IWB) in mathematics classes. This quasi-experimental research design employed seven instruments. Results indicated the following four major findings. First, planned comparisons ANCOVA results showed that there is a statistically significant difference between no access and access groups on their mathematics performance (p < .005). Next, there was a statistically significant positive correlation between webcast use and mathematics attitude, (r (56) = .326, p = .014). Third, students with webcast access reported that they found mathematics webcast system beneficial, engaging, and easy to use and they generally used mathematics webcasts for review, exam preparation, studying homework, and making up missing lessons. Last, students generally used watched more webcasts after mathematics classes, before mathematics exams and after motivational tools.
Erken çocukluk eğitiminin çocukların matematik becerilerinin gelişimi üzerindeki etkisi: Boylamsal bir meta-analizi ve inceleme
Eğitim araştırmacıları tarafından yapılan çalışmalar neticesinde, erken çocukluk eğitimi ve bakımının çocukların bilişsel gelişimlerini destekleyici faydalı etkileri olduğu üzerine güçlü bir fikir birliği oluşmuştur. Bu nedenle, tüm çocukların erken eğitime ulaşması fikri gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde genel kabul görmeye başlamış bir amaçtır. Fakat erken eğitimin olumlu etkilerinin kalıcı olup olmadığı konusunda aynı fikir birliğinden söz etmek güçtür. Bu çalışmanın temel amacı, erken çocukluk eğitiminin çocukların matematik becerileri üzerindeki etkilerinin kısa ve orta vadede kalıcı olup olmadığının incelenmesidir. Erken eğitimin çocukların matematik becerileri üzerinde devam eden etkilerine ilişkin birbiriyle çelişen bulgular, meta analiz yöntemi kullanılarak bir araya getirilmiştir. Üç temel araştırma sorusu doğrultusunda toplamda 20 çalışmadan 48.656 çocuğun verileri ile elde edilen etki büyüklükleri ile beş farklı meta analiz gerçekleştirilmiştir. Erken çocukluk eğitimi ve bakımı (EÇEB) deneyimine sahip olmanın çocukların altıncı sınıf matematik sonuçları üzerinde devam eden etkisinin oldukça sınırlı (d=0,18) olduğu görülmüştür. Hem inceleme bölümünün bulguları hem de bu sınırlı meta analitik etki, EÇEB deneyimi etkilerinin sönme eğiliminde olduğuna işaret etmektedir. Ana sınıfına öncesinde EÇEB deneyimi ile başlamanın ana sınıfı matematik becerileri üzerinde olgunlaşma ve öğretmen etkilerinin ötesinde pozitif bir etkisinin olduğu (d=0,4) ancak daha uzun süre EÇEB'e devam etmenin sağladığı bu avantajın ilkokul birinci sınıfta hızla azaldığı (d=0,13) ortaya çıkmıştır. Gerçekleştirilen son iki meta analizden elde edilen etki büyüklükleri, erken eğitime devam eden çocukların ana sınıfı matematik becerileri ile ilkokul birinci (r=0,68) ve ikinci sınıf (r=0,63) matematik başarılarının yüksek düzeyde ilişkili olduğunu göstermiştir. Okul öncesi dönemden ilkokula geçiş sürecinde bireysel başarı farklılıklarının kalıcılığına dikkat çeken bu meta analitik etki büyüklükleri göz önünde bulundurularak değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda ilk üç analizde görülen sönme olgusunun olası nedenleri tartışılmıştır ve elde edilen bulgular bir nedensel çerçeve kullanılarak açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Erken Çocukluk Eğitimi ve Bakımı, Matematik Becerileri, Meta Analiz
Okul öncesinde erken matematik becerileri açısından risk grubundaki çocukların birinci sınıf matematik performanslarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okul öncesinde erken matematik becerileri açısından risk grubundaki çocukların birinci sınıf matematik performanslarının incelenmesidir. Boylamsal tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Uşak il merkezinde ilkokul bünyesindeki anasınıflarında eğitim gören 270 çocuk oluşturmaktadır. Çalışmada veriler Matematiksel Düşünme Becerileri Değerlendirme Aracı ve İlkokul Öğrencileri İçin Matematik Dersi Sayılar Öğrenme Alanı Başarı Testi kullanılarak toplanmıştır. Çocukların İlkokul Öğrencileri İçin Matematik Dersi Sayılar Öğrenme Alanı Başarı Testinden elde ettikleri puanların erken matematik becerileri açısından risk grubunda yer alıp almamalarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla Mann Whitney-U Testi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde İlkokul Öğrencileri İçin Matematik Dersi Sayılar Öğrenme Alanı Başarı Testinden elde edilen puanların risk grubunda yer almayan çocukların lehine anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Çocukların erken matematik becerileri ile birinci sınıf sonundaki matematik performansları arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla Spearman Brown sıra farkları korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Sonuçlar incelendiğinde çocukların Matematiksel Düşünme Becerileri Değerlendirme Aracı'nın sayılar ve işlemler alt testlerinden elde ettikleri puanlar ile birinci sınıf sonundaki matematik performansı arasında pozitif yönde anlamlı ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Son olarak çocukların erken matematik becerilerinin birinci sınıf sonundaki matematik performansını yordayıp yordamadığı hiyerarşik regresyon analizi ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar erken matematik becerilerinin birinci sınıftaki matematik performansının güçlü bir yordayıcısı olduğunu göstermektedir. Analizler sonucunda elde edilen bulgular alanyazın temelinde tartışılmış ve erken matematik becerilerinin birinci sınıf matematik başarısını yordadığı ve ileride yaşanabilecek matematik güçlüğünün en önemli göstergelerinden biri olduğu belirtilmiştir.
Matematik temalı hikaye okuma müdahalelerinin 4-6 yaş çocukların dil ve erken matematik becerilerine etkilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, farklı teknikler ile okunan matematik temalı hikaye kitaplarının 4-6 yaş arası çocukların dil ve erken matematik becerilerine etkilerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu Denizli ilinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bağımsız bir anaokuluna devam eden dört farklı sınıftan 4-6 yaş arası 88 çocuk ve 22 ebeveyn oluşturmaktadır. Dört sınıftan random olarak bir sınıf deney 1 grubu (DDO Öğretmen-22 çocuk), bir sınıf deney 2 grubu (DDO Ebeveyn-22 çocuk), bir sınıf deney 3 grubu (GO Öğretmen-22 çocuk) ve bir sınıf kontrol grubu (22 çocuk) olarak belirlenmiştir. Araştırma, nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem araştırmalarından iç içe desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda eşleştirilmiş ön test-son test kontrol gruplu desen, nitel boyutunda ise temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, birinci deney grubunda bulunan öğretmen ve ikinci deney grubunda bulunan ebeveynlere çevrimiçi olarak üç oturum diyaloğa dayalı okuma eğitimi verilmiştir. Birinci deney grubunda öğretmen, ikinci deney grubunda ise ebeveynler 8 hafta boyunca haftada 3 kez matematik temalı hikaye kitaplarını diyaloğa dayalı okuma tekniği ile üçüncü deney grubunda bulunan öğretmen ise geleneksel okuma tekniği ile okumuştur. Deney grupları ve kontrol grubunda yer alan çocukların tamamına uygulamaya başlamadan önce Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL-3), Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3) uygulanmış, çocuklardan doğal dil örnekleri alınarak ortalama sözce uzunlukları (OSU) ve matematik kavramlarını kullanım sıklıkları Matematik Kavramları Kullanımı Sıklık Kayıt Formu (MKK) aracılığıyla belirlenmiştir. Sekiz haftalık uygulamanın bitiminde, aynı testler tekrar uygulanmış ve çocuklardan doğal dil örnekleri alınmıştır. Nicel veriler TEMA-3 ve OSU değerleri için ANOVA testleri ve ilişkili örneklem t-testi, MKK için t-testi ile TEDİL-3 verileri için Kruskal Wallis, Mann Whitney U testleri ve Wilcoxon işaretli sıralar testi ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, diyaloğa dayalı okuma yapılan gruplarda yer alan çocukların alıcı dil, ifade edici dil ve toplam dil gelişimi puanlarında istatistiksel olarak anlamlı artış olduğu belirlenmiştir. Ayrıca hem diyaloğa dayalı okuma yapılan (DDO Öğretmen-DDO Ebeveyn) hem de geleneksel okuma yapılan (GO Öğretmen) gruplarda yer alan çocukların erken matematik becerileri puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir artış olduğu belirlenmiştir. Geleneksel okuma yapılan ve kontrol grubunda yer alan çocukların ise ifade edici dil puanları ve ortalama sözce uzunluklarında artış olduğu saptanmıştır. Nitel veriler, diyaloğa dayalı okuma grubunda yer alan öğretmen ve ebeveynlerin, programın çocukların dil ve erken matematik becerilerinin desteklenmesi bağlamında farkındalık yarattığı, ebeveyn-çocuk etkileşimini artırdığına ilişkin olumlu görüşlere sahip olduklarını göstermektedir. Çocukların ise diyaloğa dayalı okuma sürecine severek katıldıkları, diyaloğa dayalı okumayı eğlenceli ve öğretici buldukları saptanmıştır. Bu sonuçlar, diyaloğa dayalı okuma tekniğinin çocukların dil becerilerini artırmada etkili olduğunu ve matematik temalı hikaye kitapları okumanın çocukların erken matematik becerilerini desteklediğini göstermektedir.
Investigating preservice teachers' content knowledge on multiplication and division
The aim of the current study was to investigate preservice teachers' content knowledge on multiplication and division. The study was conducted in five universities in Turkey, during the Spring semester of 2021-2022 academic year. A total of 111 senior university students from middle school mathematics, middle school science, secondary school mathematics, chemistry, and physics education programs participated in the study. The instrument including fifteen items developed by the researcher was used as a data collection source. Before the items on the instrument were developed, three indicators of understanding of multiplication and division multiplicatively were determined in light of the literature. Data were analyzed descriptively to examine preservice teachers' performances on each item. Results regarding understanding of a quantity revealed that preservice teachers experienced difficulties in specifying the quantities and determining the referents of the quantities, especially of the intensive quantities in multiplication and division problems. Also, results related figural representation indicated that preservice teachers were not able to multiplicatively explain the pictorial figures they drew in equal groups problem situations especially. Similarly, results regarding understanding of multiplicative problem situations showed that although preservice teachers were able to construct multiplication or division problems, they were not able to provide multiplicative explanations requiring for related problems. Results also suggested that preservice teachers were not successful at explaining multiplicative relationship between the quantities in the problems. It was also concluded that they were inclined to make explanations in a procedural way.
Matematik becerilerinde yetersizlik görülen ilkokul öğrencilerinin rehberlik ve araştırma merkezindeki eğitsel tanılama süreçlerinin incelenmesi
Bu araştırmada, rehberlik ve araştırma merkezi personelinin, sınıflarında kaynaştırma öğrencisi bulunan ilkokul sınıf öğretmenlerinin ve matematik becerilerinde yetersizlik yaşadığı için kaynaştırma eğitimi alan öğrencilerin velilerinin, RAM'daki eğitsel değerlendirme ve tanılama süreçlerine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini RAM'da çalışan 7 personel, matematik becerilerini kazanmada yetersizlik yaşadığı için RAM'a öğrenci yönlendiren 7 sınıf öğretmeni ve çocukları ilkokul çağında olan ve matematiksel becerileri kazanmada yetersizlik yaşaması sebebiyle RAM'dan hizmet alan 7 veli oluşturmaktadır. Veri toplama tekniği olarak "yarı yapılandırılmış görüşme tekniği" kullanılmıştır. Yapılan görüşmelerde, örneklemdeki kişilere; ilk belirleme aşamasından başlayarak, gönderme öncesi süreç, gönderme, ayrıntılı değerlendirme, özel eğitim hizmetleri için uygunluğuna karar verme, yerleştirme, BEP hazırlama, uygulama ile değerlendirme-izleme gibi aşamalardan oluşan sorular yöneltilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, RAM personelinin, eğitsel değerlendirme ve tanılama sürecinde, RAM'lardaki iş yoğunluğu, personel yetersizliği ve fiziksel şartların yetersiz olması gibi sebeplerle sorunlar yaşadığı görülmüştür. Sınıf öğretmenleri ile yapılan görüşmelerde, öğrencilerin en çok soyut kavramları öğrenmede zorluk yaşadıkları, öğretmenlerin bu öğrencilerle ilgili özel çalışmalar yaptıkları ve özel materyaller kullandıkları görülmüştür. Velilerin, yöneltilen sorulara verdikleri cevaplarda, çocuklarının matematik becerilerini kazanmada yetersizlik yaşadığı söylendiğinde üzülme, endişe ve korku gibi tepkiler verdiği ifade edilmiştir. Ayrıca veliler bu süreçte kendilerine sınıf öğretmenlerinin ve rehberlik öğretmenlerinin yardımcı olduğunu, RAM'ın çalışmalarından ise genel olarak memnun olduklarını belirtmişlerdir. Yine bu çalışmada, RAM personelinin, sınıf öğretmenlerinin ve velilerin özel eğitim ile ilgili bazı çalışmalar yaptıkları görülmüştür. Bu çalışmaların niteliklerin arttırılması ve tüm bu paydaşların iş birliği içinde çalışmalarının sağlanması için RAM'lara ve okul idarelerine eğitim faaliyetleri düzenlemeleri, Bakanlığa ise yasal düzenlemeler yapması önerilmiştir.
İlköğretim 6. ve 7. sınıf öğrencilerine yönelik matematik yetenek testi'nin kapsam geçerliği
Matematik Yetenek Testi (MYT), matematikte üstün yetenekli ilköğretim 6. ve 7. sınıf öğrencileri tanılamak amacıyla geliştirilmekte olan bir testtir. Testin geliştirilme sürecinde madde özellikleri, güvenirlik ve ölçüt geçerliği üzerine yoğunlaşılmıştır. Bu çalışma ile de testin kapsam geçerliği incelenmiştir. Çalışmada uzman görüşleriyle elde edilen veriler ile testin kapsam geçerliği açısından güçlü ve zayıf yönleri ortaya konmaya çalışılmış ve testin yeterliği üzerine yorumlar yapılmıştır.Araştırmaya uygun örnekleme yoluyla seçilmiş olan ve üniversitelerin eğitim fakültelerinde matematik eğitimi ve matematik bilimi üzerine çalışan akademisyenler ve matematik öğretmenleri katılmıştır. Veri toplama aracı olarak kullanılan beşli likert-tipi ölçeğin güvenirliği .72 bulunmuştur. Elde edilen veriler frekans ve yüzde dağılım olarak incelenmiş ve bu verilere dayalı olarak kapsam geçerlik oranlarına göre yorumlanmıştır.Çalışma sonucunda elde edilen verileri kapsam geçerlilik indeksine göre yorumladığımızda testin geneli iyi yapılandırılmış ve kapsam geçerliği açısından yeterli olduğu görülmüştür. Ancak bazı alt testler kapsam geçerliği açısından değerlendirildiğinde yeterlikleri orta yeterlilikte ve beklenen değerin altında çıkmıştır.