Matematiksel beceri

Bu konu başlığı altında 113 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Otizm spektrum bozukluğu olan bireylere Matematik becerilerinin öğretimi: Tek-denekli araştırmalarda betimsel ve meta analiz

Matematik becerileri günlük yaşamda sıklıkla karşılaşılan ve diğer akademik becerilerin ediniminde önemli rol oynayan bir beceri öğretim alanıdır. Otizm spektrum bozukluğu olan bireyler matematik becerilerini edinmede zorlanmakta ve başarısızlıklar sergileyebilmektedirler. Alanyazın incelendiğinde, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin matematik becerilerini geliştirmeye yönelik az sayıda çalışma yürütüldüğü görülmektedir. Bu çalışmalarda kullanılan öğretim uygulamalarının bilimsel dayanaklı uygulamalar olup olmadıklarına yönelik bir değerlendirme gereksinimi söz konusudur. Bu çalışmada tek-denekli araştırma metodolojileriyle tasarlanmış olan otizm spektrum bozukluğu olan bireylere matematik becerilerinin öğretimini hedefleyen çalışmaların Horner ve meslektaşlarının 2005 yılında geliştirdikleri "Tek-denekli Araştırmalar Niteliksel Ölçüleri" açısından değerlendirilmesi ve kapsamlı bir betimsel analizinin yapılması hedeflenmiştir. Ayrıca, meta analiz yoluyla bu uygulamaların bilimsel dayanaklı uygulamalar olup olmadıkları değerlendirilmiştir. Konuyla ilgili çalışmalara ulaşmak amacıyla (Ocak) 1980 – (Ocak) 2017 yılları arasında yayımlanmış çalışmalara ulaşabilmek için elektronik ortamda alanyazın taraması yürütülerek 49 çalışmaya ulaşılmıştır. Araştırmalar dahil etme ve dışlama ölçütleri açısından değerlendirilerek 26 çalışma analizlere dahil edilmiştir. Bu çalışmalar, sırasıyla, (a) Horner ve meslektaşlarının 2005 yılında geliştirdikleri "Tek-denekli Araştırmalar Niteliksel Ölçüleri" açısından incelenerek "kabul edilebilirlik" ölçütlerini karşılayan çalışmalar belirlenmiş, (b) 26 çalışma çeşitli değişkenler (örn., demografik değişkenler, yöntem özellikleri ve sonuçlarına ilişkin değişkenler) açısından değerlendirilerek kapsamlı bir betimsel analiz yapılmış, (c) "kabul edilebilirlik" ölçütünü karşılayan çalışmalar için örtüşmeyen veri yüzdesi ve Tau-U hesaplama teknikleri ile etki büyüklükleri hesaplanmış ve (d) elde edilen bulgular ışığında matematik becerilerinin öğretiminde kullanılan uygulamaların bilimsel dayanaklı olup olmadıklarına ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Bulgular, 10 çalışmanın "kabul edilebilirlik" ölçütünü karşıladığını göstermektedir. Bu çalışmaların etki büyüklükleri incelendiğinde görsel sunum temelli ve strateji temelli uygulamaların OSB olan bireylere çeşitli matematik becerilerinin öğretiminde umut vaat eden uygulamalar olduğu görülmüştür. Bulgular alanyazın dikkate alınarak tartışılmış ve uygulamacılara ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Otizm spektrum bozukluğu, Matematik, Tek-denekli araştırma,Meta-analiz, Bilimsel dayanaklı uygulamalar

MatematikMatematik başarısıMatematik eğitimi+7
Orhan Aydın
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6. sınıf öğrencilerinin matematik yeteneğindeki cinsiyet farklılıkları: ÜYEP örneği

Bu araştırmada genel matematik yeteneğindeki ve matematik yeteneğinin alt becerilerindeki cinsiyet farklılıkları incelenmiştir. Araştırma, Anadolu Üniversitesi bünyesinde yer alan Üstün Yetenekliler Eğitim Programları (ÜYEP)'na 2009-2013 yılları arasında başvuru yapan 1393 6.sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların 683'ü kız, 710'u ise erkektir. Araştırmada matematik yeteneğini ölçmek için, matematik alanında üstün yetenekli öğrencileri tanılamak amacıyla geliştirilmiş olan Matematiksel Yetenek Testi (MYT) kullanılmıştır. Sayı dizileri, sayısal analoji, figüratif rotasyon, figüratif diziler, figüratif analoji, koşullu mantık, lineer mantık, sayılar-ölçme, cebir, geometri ve istatistik-olasılık olmak üzere 11 alt testten oluşan MYT, bu alt testlere ilişkin becerilerin yanı sıra genel matematik yeteneğini de ölçmektedir. Araştırmada matematik yeteneğindeki cinsiyet farklılıkları üç kategoriye göre incelenmiştir: genel matematik yeteneği, matematik yeteneğinin alt becerileri ve genel matematik yeteneğindeki üst ve alt %10'luk dilimler. Genel matematik yeteneğindeki cinsiyet farklılıklarını kıyaslamak için iki faktörlü ANOVA, alt becerilerdeki cinsiyet farklılıklarını kıyaslamak için ise tek faktörlü MANOVA yapılmıştır. Üst ve alt %10'luk dilimlerdeki cinsiyet farklılıkları da genel matematik yeteneğine ve matematik yeteneğinin alt becerilerine göre incelenmiştir. Bu dilimlerde yer alan öğrencilerin genel matematik yeteneğindeki cinsiyet farklılıklarını kıyaslamak için bağımsız örneklem t-testi, alt becerilerindeki cinsiyet farklılıklarını incelemek için ise tek faktörlü MANOVA gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizi sonucu, genel matematik yeteneğinde erkeklerin lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Alt becerilerdeki cinsiyet farklılıklarının incelenmesi sonucu sayı dizisi, sayısal analoji, lineer mantık, koşullu mantık, cebir, sayılar-ölçme ve figüratif rotasyon alt alanlarında erkeklerin lehine anlamlı farklılık bulunurken; geometri, istatistik ve olasılık, figüratif diziler ve figüratif analoji alt alanlarında erkeklerin ve kızların benzer yetenek düzeyine sahip oldukları bulunmuştur. Üst ve alt % 10'luk dilimlerde yer alan öğrencilerin genel matematik yeteneklerinin ve matematik yeteneğinin alt becerilerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Ancak üst ve alt %10'luk dilimlerde kızların ve erkeklerin bulunma oranları incelendiğinde; erkeklerin üst %10'luk dilimde kızlara göre ve kızların alt %10'luk dilimde erkeklere göre anlamlı olarak daha fazla olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular, erkeklerin genel matematik yeteneğinde ve matematik yeteneğinin pek çok alt becerisinde kızlara göre daha yetenekli olduklarını göstermektedir. Anahtar Sözcükler: cinsiyet farklılıkları, matematik yeteneği, Matematiksel Yetenek Testi, 6.snıf öğrencileri, ÜYEP, üstün yetenek

Cinsiyet farklarıMatematikMatematik dersi+7
Ülkü Ayvaz
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2014
00
DoktoraAçık ErişimTR

Matematiğin popülerleştirilmesine yönelik tasarlanan etkinliklerin 7. sınıf öğrencilerinin matematik süreç becerileri ve tutumları açısından değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı ortaokul sınıf ortamında uygulanmak üzere tasarlanan popülerleştirme etkinliklerinin popülerleştirmeye katkısını matematiksel süreç becerileri ve matematik tutumu açısından incelemektir. Bu doğrultuda araştırmanın modeli durum çalışması olarak belirlenmiştir. Araştırmanın uygulaması, 2014-2015 öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki orta sosyo-ekonomik düzeydeki bir ortaokulun 7. sınıf Seçmeli Matematik Uygulamaları dersini alan 24 öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Didaktik Durumlar Teorisinin [DDT] prensipleri temelinde 6 popülerleştirme etkinliği tasarlanmıştır. Etkinlikler haftada 2 ders saatinde ve 3 ay boyunca uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, uygulama öncesi ve sonrası öğrencilerle yapılan bireysel görüşmeler, derslerin video kayıtları, araştırmacı gözlem formları ve gözlem notlarıyla, öğrenci resim ve hikayeleri aracılığıyla toplanmıştır. Veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Video kayıtlarının içerik analizinde DDT'nin belirlediği temel matematiksel süreçler esas alınmıştır. Görüşmeler ve diğer verilerin analizinde ise tümevarımsal yaklaşımla kodlar ve kategoriler oluşturulmuştur. Popülerleştirme etkinliklerinin matematiksel süreç becerilerine etkisini incelemek için 4 öğrencinin tüm etkinlikleri ve görüşleri esas alınmıştır. Popülerleştirme etkinliklerinin matematik tutumuna etkisini incelemek içinse tüm öğrencilerin etkinlikler öncesi ve sonrası görüşmeleri, gözlem notları ve öğrenci resimleri esas alınmıştır. Araştırmanın sonucunda DDT prensipleri esas alınarak hazırlanan popülerleştirme etkinlikleriyle öğrencilerde matematiksel süreç becerilerine yönelik olumlu deneyimler yaşatılabildiği ve matematiğe yönelik olumlu tutum gelişiminin sağlanabildiği görülmüştür. Matematik tutumu açısından ise, uygulamaya katılan tüm öğrencilerin matematik vizyonlarında, matematiğe yönelik duygularında ve matematik başarı algılarında olumlu gelişmeler gözlemlenmiştir.

MatematikMatematik eğitimiMatematiksel beceri+4
Fatma Nur Çoban
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Matematik okuryazarlığının problem çözmede sistematik çeşitleme ile desteklenmesinin öğretim deneyi yoluyla incelenmesi

Bu araştırmada çeşitlemelerle problem çözme etkinliklerini içeren bir öğrenme ortamında sekizinci sınıf öğrencilerinin "problem çözme" ve "muhakeme ve argüman" yeterliliklerinin desteklenmesi yoluyla "matematik okuryazarlığı" becerilerinin ve problem çözme sürecindeki düşünme yollarının incelenmesi ve desteklenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden öğretim deneyi yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcılarının çalışma öncesindeki bilgi ve yeterliliklerini saptamak amacıyla 237 öğrenciye açık uçlu bir veri toplama aracı uygulanmıştır. Açık uçlu veri toplama aracıyla toplanan verilerin nitel betimsel analizi sonucunda muhakeme ve argüman yeterlilikleri açısından farklı düzeylerde oldukları düşünülen yedi öğrenciyle öğretim deneyi yürütülmüştür. Araştırma sonuçları öğrencilerin üst düzey muhakeme becerilerini yansıtmakta zorlandığını ve kendi muhakemelerine güvenmediklerini ortaya koymuştur. Bununla birlikte öğrencilerin problem çözmedeki düşünme yollarının en az istendik olandan daha istendik olana doğru gelişim ve değişim gösterdiği ve matematik okuryazarlığı performanslarının geliştiği görülmüştür. Araştırma sonucunda en zayıf öğrencinin dahi ikinci düzeydeki matematik okuryazarlığı maddelerini yanıtlayabildiği görülmüştür. Entelektüel ihtiyaç, matematiksel bilgiler, matematiğe ilişkin inançlar ve tutum gibi faktörlerin öğrencilerin düşünme yollarını ve matematik okuryazarlığı performanslarını etkilediği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Sistematik çeşitleme, DNR çerçevesi, Düşünme yolları, Matematik okuryazarlığı, PISA.

DeneylerMatematikMatematik eğitimi+7
Fatma Kızıltoprak
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zihin yetersizliği olan çocuklarda kendiliğinden sayıya odaklanmanın artırılmasında pekiştirme sürecinin etkililiği

Çocuklarda çeşitli görevler kullanılarak ölçümlenen kendiliğinden sayıya odaklanma erken matematiksel becerilerle yakından ilişkilidir ve ileriki yıllarda gözlenen matematik becerilerinin kestirimcisidir. Bu araştırmanın amacı zihin yetersizliği olan çocuklarda kendiliğinden sayıya odaklanmanın artırılmasında ayrımlı pekiştirmenin etkililiğini incelemektir. Ayrıca araştırmada artırılan kendiliğinden sayıya odaklanmanın kalıcılığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları zihin yetersizliğine sahip üç çocuktur. Katılımcıların KSO'larını artırmada yapılandırılmış oyunlar ve ayrımlı pekiştirmenin kullanıldığı öğretim oturumları düzenlenmiştir. Tek denekli araştırma desenlerinden katılımcılar arası gecikmiş çoklu başlama modeli kullanılarak gerçekleştirilen araştırmada katılımcıların taklit görevlerindeki ve model görevlerindeki kendiliğinden sayıya odaklanmalarına ilişkin veri toplamak üzere başlama düzeyi, yoklama ve izleme oturumları düzenlenmiştir. Etkililik verilerinin grafiksel analizi yapılmıştır. Etkililik bulguları pekiştirme uygulamasıyla zihin yetersizliği olan çocuklarda kendiliğinden sayıya odaklanmanın artırılabildiğini ortaya koymuştur. Ayrıca katılımcıların kendiliğinden sayıya odaklanmalarındaki artışın uygulama bittikten 10 gün sonra da gözlendiği belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Zihin yetersizliği, Kendiliğinden sayıya odaklanma, PekiĢtirme

MatematikMatematik eğitimiMatematik öğretimi+7
Muhammet Yasin Yassıkaya
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının meslek lisesi öğrencilerinin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına ve başarısına etkisi

Bu araştırmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, Ortaöğretim 10. sınıf "Katı Cisimlerin Yüzey Alanları ve Hacimleri" konusunda, öğrencilerin matematik kaygısına, matematik özyeterlik algısına, akademik başarısına ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığına etkisi ve GME destekli öğretime ilişkin öğrenci görüşleri incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Aydın ili Koçarlı ilçesindeki Mustafa Keziban Küçükoğlu Ç.P.A.L'de öğrenim gören 25'i deney ve 24'ü kontrol grubu olmak üzere 49 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen 28 soruluk başarı testi, matematik kaygılarını belirlemek amacıyla Matematik Kaygısı Ölçeği, matematik özyeterlik algılarını belirlemek amacıyla Matematik Özyeterlik Algısı Ölçeği ve deney grubu öğrencilerinin GME yaklaşımına ilişkin görüşlerini belirleyebilmek için görüşme formu uygulanmıştır. Dersler kontrol grubunda mevcut öğretim programına dayalı öğretim ile deney grubunda ise Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretim ile yürütülmüştür. Araştırmanın nitel verileri, deney grubu öğrencileri ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS 20.0 paket programı ile, nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmada, Gerçekçi Matematik Eğitimi destekli öğretimin, mevcut öğretim programına dayalı öğretime göre öğrenci akademik başarısında daha etkili olduğu ve kalıcılığı olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney ve kontrol grubu öğrencilerinin matematik kaygısı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenirken, matematiğe yönelik özyeterlik algısı puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Öğrencilerin GME yaklaşımına yönelik görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME), Matematik Özyeterlik Algısı, Matematik Kaygısı, Başarı, Kalıcılık.

Gerçekçi matematik eğitimiMatematikMatematik başarısı+6
Gül Demir
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

8th grade students of success of mathhematics and test and mathemati̇cs anxi̇ety, mathemati̇cs self efficacy of investigation

The fundamental aim of this research is to determine the variables which predict math success of eighth grade students in secondary school. Besides, it is also aimed to examine math success, test and math anxiety and math self efficacyin terms of the variables which are gender, school's TEOG math success level, educatıonal status of mother and father, financial status of the family, perception of math achievement, attending to private teaching centres / study centre and taking private lessons in math. The research was conducted with the participation of 314 students in total that comprise 156 male (49,7%) and 158 (50,3%) female students from İzmir province. Personal information form, Math Anxiety Scale for Secondary School Students, Westside Test Anxiety Scale and Math Self EfficacyScale. Test were used as data gathering tools. Due to normal distribution of thedata, t-test and one-way analysis of variance was applied. Furthermore, Pearson correlation coefficients were calculated and regression analysis were conducted. As a result of the research, medium-level and positively significant correlations were determined between math success and math self efficacy. Medium-level andnegatively significant correlation were determined between math success and testanxiety. Moreover, it was revealed that 34% of variance in mathematics successwas explained respectively by math self efficacy, math and test anxiety. Medium-level and positively significant correlations were determined between TEOG math success and math self efficacy. Medium-level and negatively significant correlation were determined between TEOG math success and test anxiety.Moreover, it was revealed that 31% of variance in mathematics success was explained respectively by math self efficacy, math and test anxiety. KEY WORDS: Test and Maths Anxiety, Maths Self Efficacy, Math Success,TEOG Math Success

AnxietyMathematicsMathematics achievement+6
Hatice Nurgül Delioğlu
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmeni adaylarının üstbiliş farkındalıkları ile matematik kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada sınıf öğretmeni adayların üstbiliş farkındalıkları ile matematik kaygı düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca sınıf öğretmeni adayların üstbiliş farkındalıkları ve matematik kaygı düzeyleri üzerinde cinsiyetin, öğrenim görülen üniversitenin, sınıfların, mezun olunan lise türünün ve mezun olunan alanın etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2013-2014 eğitim öğretim yılı itibariyle Dumlupınar Üniversitesi, Uşak Üniversitesi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Kilis 7 Aralık Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi Eğitim Fakülteleri Sınıf Öğretmenliği ABD'da öğrenim görmekte olan sırasıyla 171,164, 82, 101 ve 98 3. ve 4. sınıf lisans öğrencisi olmak üzere toplam 616 sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla ilk kez 1997'de Cartwright-Hatton ve Wells'in geliştirdiği orijinal adı Meta-Cognitions Questionnaire (MCQ) olan, 2004'te Wells ve Cartwright-Hatton tarafından 30 maddelik kısa form haline getirilen, Türkçe uyarlaması Tosun ve Irak (2008) tarafından yapılan Üstbiliş Ölçeği-30 (ÜBÖ-30) ile Üldaş (2005) tarafından geliştirilen Öğretmen ve Öğretmen Adaylarına Yönelik Matematik Kaygı Ölçeği (MKÖ-Ö) kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" uygulanarak da çalışma grubuna ait farklı demografik veriler elde edilmiştir. Elde edilen sayısal verilerin kendi aralarında ilişkilerinin incelenmesinde Pearson-Moment Çarpım Korelasyon analizi ve Regresyon analizi, sayısal verilerin farklı demografik değişkenlere göre farklılaşmalarının incelenmesinde ise Mann Whitney U- testi, Kruskal-Wallis H testi ve t-testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, sınıf öğretmeni adaylarının üstbiliş farkındalık düzeyleri ile matematik kaygı düzeyleri arasında anlamlı ilişki olduğu, olumsuz üstbiliş düzeyi arttıkça matematik kaygısınında arttığı yani olumsuz üstbiliş ile matematik kaygısı arasında pozitif yönde ilişkinin olduğu gözlemlenmiştir. Olumsuz üstbiliş düzeyi cinsiyete göre değişmekte, kadınların olumsuz üstbiliş düzeyleri erkeklerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Öte yandan sınıf öğretmeni adaylarının üstbiliş farkındalıkları öğrenim gördükleri üniversite, sınıf, mezun olunan alan ve mezun olunan lise türü değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca çalışma grubunun matematik kaygı düzeyleri cinsiyet, sınıf ve mezun olunan lise türü değişkenlerine göre farklılaşmadığı, öğrenim görülen üniversite ve mezun olunan alan türüne göre anlamlı farklılık gösterdiği gözlemlenmiştir. Araştırma bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Kaygı, matematik kaygısı, üstbiliş

Aday öğretmenlerBilişüstü beceriBilişüstü farkındalık+7
Mevlüt Kacar
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni nesil matematik sorularına ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin yaklaşımlarının incelenmesi

Değişen sınav sistemi 2018 yılında Liselere Giriş Sınavı'nı (LGS) ve bu sınavın kapsamında yer alan beceri temelli soruları karşımıza çıkarmıştır. Her ne kadar bu soru türü beceri temelli sorular olarak nitelendirilse de kamuoyunda ağırlıklı olarak "yeni nesil matematik soruları" şeklinde ifade edildiği görülmektedir. Bu nedenle bu çalışmada beceri temelli sorular kamuoyundaki yaygın kullanım şekli olan "yeni nesil matematik soruları" adıyla kullanılacaktır. Bu araştırmanın amacı yeni nesil matematik sorularına ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin yaklaşımlarının incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmacı ve bir alan uzmanı tarafından altı adet açık uçlu sorunun yer aldığı veri toplama aracı uzman görüşü alınarak oluşturulmuştur. Araştırmanın katılımcı grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında Gaziantep il merkezi, ilçeleri ve köylerinde MEB'e bağlı ortaokullarda görev yapan 208 ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcılar kolay erişilebilirlik ve gönüllük esasına dayalı olarak belirlenmiştir. Veri toplama aracı zümre whatsapp gruplarına Google form aracılığıyla gönderilerek katılımcıların veri toplama aracını cevaplamaları istenmiştir. Araştırma nitel betimsel olarak desenlenmiş ve araştırmadan elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak kod ve kategoriler oluşturulmuştur. Oluşturulan kod ve kategoriler tablolar halinde sunulmuş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin bir kısmının soruların dış görünüşüne odaklanarak soruları yapısal olarak kavramsallaştırdıkları, soruların içeriğine odaklanan katılımcıların ise soruları ağırlıklı olarak; beceri temelli ve kavramsal ve işlemsel öğrenmeyi sağlayan sorular olarak kavramsallaştırdıkları görülmüştür. Bununla beraber katılımcıların bir kısmı soruların zorluğuna odaklanarak soruları zor soru olarak nitelendirmiştir. Diğer taraftan yeni nesil matematik sorularının öğrencilerin becerilerini geliştirdiği ve öğrencilere becerileri kazandırdığı ağırlıklı olarak vurgulanmıştır. Ayrıca yeni nesil matematik sorularının etkili matematik öğretimine olanak sağladığı sonucuna da araştırma kapsamında ulaşılmıştır. Bununla beraber öğretmenlerin müfredatı yetiştirme kaygısı, zaman problemi, öğrenci seviyesi ve eğitim olanaklarının yetersiz olması nedenleriyle yeni nesil matematik sorularına derslerinde yeterince yer veremedikleri görülmüştür. Diğer taraftan öğretmenlerin merkezi sınavın baskısı altında kalarak yeni nesil matematik sorularını öğretim sürecinde LGS'ye öğrencileri hazırlamak amacıyla kullandıkları ortaya çıkan bir diğer sonuçtur. Son olarak yeni nesil matematik sorularının öğretmenler tarafından ayırt edici nitelikte sorular olarak ele alındığı ve soruların beceri sahibi ve akademik başarısı yüksek öğrencileri ayırt etmede oldukça etkili olduğunun katılımcı ifadelerine yansıdığı görülmüştür.

Branş öğretmenleriMatematik eğitimiMatematik öğretimi+5
Hakan Uzun
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anaokuluna devam eden 3-6 yaş grubu çoçuklarının temel geometrik şekilleri tanımalarının ve şekilleri ayırt etmede kullandıkları kriterlerin incelenmesi

Bu çalışma, 3-6 yaş grubu çocukların temel geometrik şekilleri tanımalarını ve şekilleri bir birinden ayırt ederken kullandıkları kriterleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana ili merkezinde bulunan bir kurum anaokulundaki 3-6 yaş grubundan 100 çocuk oluşturmuştur. Veriler çocuklarla yapılan bireysel görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Çalışma sırasında her çocuğa ikişer gün arayla, sırasıyla üçgen, dikdörtgen, kare ve daire tanıma testleri verilmiş ve çocuklardan testlerde bulunan şekilleri sınıflandırmaları istenmiştir. Her test bitiminde çocuklara yaptıkları sınıflandırmaların nedenleri sorulmuştur. Çocukların testlerdeki başarı puanlarına göre yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunup bulunmadığım anlamak amacıyla varyans analizi yapılmıştır. Sonrasında da her bir şekil için tanıma oranına göre yaş grupları arasında anlamlı bir farklılığın bulunup bulunmadığım belirlemek için ki kare analizi uygulanmıştır.IV Araştırma sonucunda anaokuluna devam eden 3-6 yaş grubu çocukların üçgen, dikdörtgen, kare ve daireyi güvenilir bir biçimde tanıyıp ayırt edemedikleri; şekillerin tipik örneklerini tanımada oldukça başarılı olmalarına karşın, tipik örneklerin basıklık, çarpıklık, konum ve boyutu ya da kenar özellikleri değiştirildiğinde şekilleri tanımada zorluk yaşadıkları saptanmıştır. Ayrıca araştırma sonucunda çocukların şekilleri sınıflandırırken çoğunlukla şekillerin belirleyici olmayan özellikleri üzerine odaklandıkları, şeklin belirleyici özelliklerine çok fazla dikkat etmedikleri belirlenmiştir. Buna karşın çocukların yaşla birlikte belirleyici özelliklere daha fazla dikkat ettikleri saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Matematik Eğitimi, Geometrik Şekilleri Tanıma.

AnaokullarıGeometriGeometrik motifler+6
Durmuş Aslan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşbirlikli öğrenme yönteminin öğrencinin matematik başarısı ve matematiğe ilişkin tutumu üzerindeki etkililiği: Bir meta-analiz çalışması

Bu çalışmada 1988-2010 yılları arasında, işbirlikli öğrenme yönteminin matematik başarısı ve matematiğe ilişkin tutum üzerine etkililiğini geleneksel yöntemle karşılaştıran deneysel çalışmalar derlenerek meta-analiz yöntemiyle birleştirilmiştir. Meta-analize toplam 26 (n= 36) çalışma dâhil edilmiştir. İşbirlikli öğrenme yönteminin akademik başarı üzerindeki genel etki büyüklüğü d++ = 0.59 ( 95 % GA: 0.38 ile 0.80) , matematiğe ilişkin tutum üzerine etki büyüklüğü d++ = 0.16 ise olarak bulunmuştur. Başarı açısından elde edilen etki büyüklüğü orta ölçekte, pozitif ve anlamlı iken tutum açısından elde edilen etki büyüklüğü ise küçük ölçekte, pozitif ve anlamlıdır. Sonuç olarak işbirlikli öğrenme yöntemi geleneksel yönteme göre hem başarı hem de tutum açısından daha başarılı bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: İşbirlikli Öğrenme Yöntemi, Matematik Başarısı, Meta-Analiz, Etki Büyüklüğü, Tutum

BaşarıMatematikMatematik başarısı+8
Gülfer Özdemirli
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitimde aile katılımı etkinliklerinin uygulanmasında karşılaşılan sorunlar ve aile katılımı etkinliklerinin dil-matematik becerilerinin geliştirilmesine etkisi

Bu araştırma, öğretmenlerin ve ebeveynlerin okul-aile iletişimini nasıl sürdürdüklerini, aile katılımı etkinliklerini nasıl değerlendirdiklerini, aile katılımına ilişkin karşılaştıkları sorunları nasıl algıladıklarını ve aile katılımı etkinliklerinin çocukların dil ve matematik becerilerinin gelişimini nasıl etkilediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma nitel ve nicel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem deseninde bir çalışmadır. Araştırmanın nicel verileri, 2010-2011 eğitim öğretim yılında, Adana ili merkez Çukurova ilçesinde orta sosyoekonomik düzeye sahip karma yaş uygulamasının yapıldığı bir bağımsız anaokulunun iki sınıfındaki altı yaş (60-72 ay) grubu 22 çocuk ve ebeveynlerinden toplanmıştır. Kontrol ve deney grubundaki çocuklar belirlenirken sınıflardaki 60-72 ay arası çocuk sayısı ve TEMA-3 öntest puanlarının denkliği ölçüt alınmıştır. Nitel veriler, deney ve kontrol grubu öğretmenleri ile bu iki sınıftaki tüm çocukların ebeveynlerinden gönüllü ve koşulları uygun olan 28 ebeveynden toplanmıştır. Uygulama toplam 10 hafta sürmüştür. Deney grubunda dil ve matematik becerilerine yönelik ev etkinlikleri gönderilmiştir, kontrol grubunda ise mevcut program uygulanmıştır. Deney grubunda araştırmacı tarafından dil ve matematik becerilerine yönelik ev etkinlikleri gönderilmiş, hem deney hem de kontrol grubunda öğretmenlerin aile katılımı uygulamalarına müdahalede bulunulmamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak hikaye kitabı, Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3), kontrol listeleri, yarı yapılandırılmış görüşme formları, gözlem ve doküman incelemesi kullanılmıştır. Hikaye kitabı ve TEMA-3 deney ve kontrol grubu çocuklarına öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Araştırmada nicel veriler üzerinde Wilcoxon Sıralı İşaretler Testi ve Mann Whitney U Testi analizleri yapılmış, analizlerde anlamlılık düzeyi p<.05 olarak alınmıştır. Nitel veriler üzerinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada, deney ve kontrol grubu öğretmenlerinin aile katılımının önemi, aile katılımının planlanması, uygulanması ve arttırılması, aile katılımı engelleri, aile katılımı açısından okul-aile iletişiminde kendilerine düşen sorumluluklar ile ebeveynlerle aile katılımı açısından yaşadıkları sorunlar hakkında yeterli bilgi ve farkındalığa sahip olmadıkları görülmüştür. Hem deney ve kontrol grubu öğretmenlerinin hem de ebeveynlerin aile katılımı etkinliklerini çocuğun eğitim etkinliklerine katılım olarak değerlendirdikleri belirlenmiştir. Ebeveynlerin aile katılımı açısından bazı engellerinin olduğu, okulla iletişim kurmaya ve çocuklarının eğitimlerine katılmaya istekli oldukları ancak nasıl katılımda bulunabilecekleri hakkında bilgilerinin olmadığı, okul ve öğretmen tarafından yeterince desteklenmedikleri ve okul yönetimi ve öğretmenlerle aile katılımı açısından iletişim sorunları yaşadıkları saptanmıştır. Araştırmada dil becerilerine yönelik aile katılım etkinliklerinin uygulandığı deney grubu ile etkinliklerin uygulanmadığı kontrol grubunun cümle başına düşen yargı sayısı, sözcük sayısı ve sözcük türleri sayısı öntest-sontest fark (erişi) puanları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Matematik becerilerine yönelik aile katılım etkinliklerinin uygulandığı deney grubu ile etkinliklerin uygulanmadığı kontrol grubunun TEMA-3 öntest-sontest fark puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: okul öncesinde aile katılımı, dil becerileri, matematik becerileri

Aile katılımıDil becerileriMatematiksel beceri+2
Raziye Günay Bilaloğlu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin düşünme stilleri ile sahip oldukları matematiksel güç düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Matematiksel güç; matematiksel ilişkileri, mantıksal nedenlemeyi ve matematiksel teknikleri etkili olarak kullanma becerisidir.Düşük matematiksel güce sahip olan öğrencilerin öğrenme ortamı ve kullanılan öğretim yöntemi geliştirilerek sahip oldukları düşünme stilleri yüksek matematiksel güce sahip olmada kullanılan düşünme stilleri ile değiştirilerek daha kolay matematiksel güce ulaşmaları sağlanabilir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı öğrencilerin sahip oldukları matematiksel güç düzeyleri ile düşünme stilleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada Gaziantep ilinde olan ve rastgele seçilen 4 ortaokulda öğrenim gören toplam 288 yedinci sınıf öğrencisi örneklem grubuna alınmıştır. Veriler Sternberg'in düşünme stili kuramı olan zihinsel özyönetim kuramının matematik derslerine uyumlu faktörleri olan işgörüler ve düzeyler hakkında düzenlenmiş envanteri uygulanarak öğrencilerin düşünme stilleri incelenmiş, ardından öğrencilerin matematiksel güçleri, açık uçlu problemlerden ve çoktan seçmeli sorulardan oluşan "matematiksel güç" ölçeği kullanılarak belirlenmiştir. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplararası karşılaştırmalarında Tek yönlü (One way) ANOVA testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Tukey Post Hoc testi kullanılmıştır. Matematiksel güç genel not düzeyi yüksek olan ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin yasa yapıcı düşünme stili puanları (4,399 ± 0,423), matematiksel güç genel not düzeyi düşük olan ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin yasa yapıcı düşünme stili puanlarından (3,911 ± 0,708) yüksek bulunmuştur. Matematiksel güç genel not düzeyi yüksek olan ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin yargılayıcı düşünme stili puanları (4,063 ± 0,523), matematiksel güç genel not düzeyi düşük olan ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin yargılayıcı düşünme stili puanlarından (3,550 ± 0,710) yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin yürütmeci, bütünsel ve ayrıntısal düşünme stili puanlarının ortalamaları matematiksel güç genel not düzeyi değişkenine göre anlamlı bulunmamıştır(p>.05). Araştırmada öğrencilerin matematiksel güç düzeyleri açısından düşünme stillerinde istatistiksel açıdan farklılaşmaların olduğu belirlenmiştir. Yasa yapıcı ve yargılayıcı düşünme stilini tercih eden öğrencilerin matematiksel güç düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Orta düzeyde matematik gücüne sahip olan öğrencilerin ise yürütmeci düşünme stilini daha fazla tercih ettikleri sonucuna ulaşılmıştır.Araştırma bulguları doğrultusunda öğrencileri matematiksel yönden güçlü yapan düşünme stillerinin detaylı olarak ele alınması önerilebilir. Anahtar Kelimeler:Matematiksel güç, düĢünme stilleri, matematik öğretim, ortaokul matematiği

DüşünmeDüşünme stilleriMatematik+5
Ayten Siyer
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilim sanat merkezi öğrencilerinin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri, matematik dersine yönelik tutumları ve matematik başarılarının incelenmesi

Bu araştırma Bilim ve Sanat Merkezlerinde eğitim gören öğrencilerin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri, matematik başarıları ve matematik dersi tutumlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, 7 farklı ildeki Bilim ve Sanat Merkezlerinde eğitim gören toplam 140 ortaokul 7. sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ölçme aracı olarak "Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Ölçeği", "Matematik Tutum Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik, bağımsız gruplar t testi, One Way Anova testi, Pearson Momentler Korelasyon kullanılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlar aşağıdaki gibi özetlenebilir: 1. Bilim ve Sanat Merkezlerinde eğitim gören 7. Sınıf öğrencilerinin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri örgün eğitim aldıkları okul türü, cinsiyet, ekonomik durum, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu göre farklılık göstermemektedir. 2. Bilim ve Sanat Merkezlerinde eğitim gören 7. Sınıf öğrencilerinin matematik tutumları örgün eğitim aldıkları okul türü, cinsiyet, ekonomik durum, anne eğitim durumu, baba eğitim durumuna göre farklılık göstermemektedir. 3. Bilim ve Sanat Merkezlerinde eğitim gören 7. Sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik tutumları ile problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme genel ortalamaları arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişki olduğu, buna göre matematik dersine yönelik tutum arttıkça problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme genel olarak arttığı ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Üstün yetenekli öğrenciler, yansıtıcı düşünme becerisi, matematik tutum, matematik başarısı.

BaşarıBilim ve sanat merkezleriMatematik+6
Kemal Güneş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik öğretmenlerinin matematiksel süreç becerilerine ilişkin bilgi düzeyleri

Bu araştırmanın amacı matematik öğretmenlerinin, öğretim programındaki matematiksel süreç becerilerini ne ölçüde bildiklerini ortaya koymaktır. Çalışma grubu Güneydoğu Anadolu bölgesindeki bir ilde görev yapmakta olan 103 ilköğretim matematik öğretmeninden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak öğretmenlerin matematiksel süreç becerilerine ilişkin bilgilerini açığa çıkaran bir anket kullanılmıştır. Veri analizinde ise içerik analizi kullanılmış, öğretmen cevaplarından yola çıkılarak oluşturulan kodlar belirlenen kategoriler altında toplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre öğretmenlerin beceriler konusunda az çok bilgi sahibi olduğu ancak matematiksel süreç becerileri özelinde bilgi eksikliği dikkat çekmektedir. Dolayısıyla öğretmenlerin beceriler ile ilgili farkındalık ve bilgilerinin geliştirilmesine dönük çalışmalara ihtiyaç olduğu açıktır.

Bilgi düzeyiBranş öğretmenleriMatematik dersi+6
Sülbiye Polat
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretimi: Sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalık ile problem kurma becerisi geliştirmeye yönelik bir eylem araştırması

Araştırmanın amacı, ortaokul yedinci sınıf düzeyinde sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretiminin, öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine yönelik farkındalıkları ile problem kurma becerilerinin gelişimine etkisini incelemek, uygulama sürecinde karşılaşılan sorunları belirlemek, belirlenen sorunlara çözüm yolları üretmek, üretilen çözümleri uygulayarak değerlendirmektir. Bu amaca yönelik, bu çalışma eylem araştırması olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcıların seçiminde ölçüt olarak orta-sosyoekonomik bölgede yer alan bir devlet okulunda yedinci sınıf düzeyinde matematik uygulamaları dersini alıyor olmaları, belirlenen problem durumuna yönelik sınıfta sorun yaşanıyor olması göz önünde bulundurulmuştur. Bu doğrultuda araştırmanın katılımcılarını, Adana ili Yüreğir ilçesinde, orta sosyoekonomik bir bölgede yer alan bir devlet okulunda 2014-2015 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde matematik uygulamaları dersini alan 17 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada, on haftalık bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel verileri, araştırmacılar tarafından geliştirilen Sosyal Adalet ve Eşitlik Değerlerine İlişkin Farkındalık Düzeyi Belirleme Formu ve Problem Kurma Beceri Testi ile toplanmıştır ve bu iki ölçme aracı uygulama öncesi ve sonrası olarak iki kez uygulanmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise, hem uygulama öncesinde hem de sonrasında yapılan sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerisine yönelik görüşlerini belirlemeye ilişkin yarı-yapılandırılmış görüşmeler, uygulama sürecine yönelik ders video kayıtları, her derse yönelik öğrenci öz-değerlendirmeleri, her döngü sonunda belirli öğrencilerin uygulama sürecine yönelik görüşlerini belirlemeye yönelik yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizi kapsamında, nicel verilere yönelik, bağımlı örneklemler için t-testi kullanılırken, nitel verilere yönelik içerik analizi yaklaşımı doğrultusunda tümevarımsal analiz, tümdengelimsel analiz ile betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları kapsamında, nitel verilere yönelik çeşitleme, uzman incelemesi, uzun süreli etkileşim, ayrıntılı betimleme ve raporlaştırma, temsil edilebilirliği kontrol etme ve örneklem seçimi, araştırmacı etkilerini kontrol etme, kayıtların teknik kalitesi ve transkriptlerin niteliği durumları göz önünde bulundurulurken, nicel verilere yönelik Kendall'ın Uyum Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen mevcut durum değerlendirmesi bulgularına göre, öğrencilerin uygulama öncesinde sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerilerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, öğrencilerin uygulama öncesinde sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıklarının ve problem kurma becerilerinin yeterli olmayıp, geliştirilmesi gerektiği düşüncesiyle eylem araştırması yapılmasına karar verilmiştir. Eylem araştırması sürecinde daha çok, problem kurmada zorlanma ve dil-anlatım eksiklikleri, dışarıdan gelenlerin dersi bölmeleri, temel dört işlem becerilerinde ve büyük sayılarla işlem yapmada zorlanma, işlenen konuya yönelik önbilgi eksikliği, problem çözmede zorlanmaya yönelik sorunların olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin Sosyal Adalet ve Eşitlik Değerlerine İlişkin Farkındalık Düzeyi Belirleme Formu'na yönelik öntest ve sontest puanları karşılaştırılmasında, sontest puanları lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu durum, nitel bulgularla da desteklenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine yönelik farkındalık düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin Problem Kurma Beceri Testi'ne yönelik öntest ve sontest puanları karşılaştırılmasında, sontest puanları lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin problem kurma beceri düzeylerinin anlamlı bir şekilde arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumun, nitel bulgularla da desteklendiği belirlenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin problem kurma beceri düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda, sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretiminin, öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerilerini arttırmada etkili olduğu belirlenmiştir. Öğretimin değerlendirilmesine yönelik bulgular doğrultusunda ise, sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretimine yönelik öğrencilerin görüşlerinin genel anlamda olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

EşitlikFarkındalıkMatematik+6
Buket Turhan Türkkan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin matematiksel gerekçelendirme becerileri düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin gerekçelendirme becerilerinin düzeylerini belirlemektir. Ayrıca öğrencilerin gerekçelendirme düzeylerinin cinsiyete, okula ve başarı testindeki çoktan seçmeli sorulardan elde edilen puana göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koyarak araştırmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 4 farklı ortaokuldan seçilen; 126'sı kız, 128'i erkek olmak üzere toplam 254 öğrenci oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak 14 sorudan oluşan bir form kullanılmıştır. Formdaki açık uçlu sorular nitel olarak, çoktan seçmeli sorular ise nicel olarak analiz edilmiştir. Nitel analizlerde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Betimsel analizlerde Cai' ın (2003) analiz çerçevesi kullanılmıştır. Cevaplar tam ve ikna edici gerekçelendirme, eksik gerekçelendirme, yanlış gerekçelendirme ve hiçbir gerekçelendirme yok şeklinde kodlanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre gerekçelendirme istenen sorularda öğrencilerin çözümlerinin büyük çoğunluğunun yanlış gerekçelendirme kodunda olduğu görülmüştür. Ayrıca tam ve ikna edici gerekçelendirme şeklinde kodlanan çözüm ise çok azdır. Cinsiyete göre öğrenci çözümlerinin gerekçelendirme düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yani kız öğrencilere ait ortalama puanla (X = 4,39; S = 1,45), erkek öğrencilere ait ortalama puan (X = 4,13; S = 1,76) arasında önemli bir fark yoktur. Benzer şekilde okullara göre de istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır. Ancak Geometri Bilgi Testi başarı puanı ile gerekçelendirme puanı arasındaki ilişki incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r = ,173; t254 = 2,79; p<0,05). Sonuç olarak katılımcıların tam ve ikna edici gerekçelendirme becerilerinin düşük olduğu, istatistik sonuçlarına göre başarı düzeyi yüksek olan öğrencilerinin gerekçelendirme becerisinin yüksek olduğu görülmektedir. Bunun sonucu olarak öğrencilerin sorulara yönelik vermiş oldukları cevapların düzeyleri gerekçelendirme becerileri için "öğrenciler bilgiyle akıl yürütebilir, sonuç çıkarabilir, genelleme yapabilir." şeklinde yorumlanabilir. Anahtar Kelimeler: Geometri, Matematiksel Gerekçelendirme, Öğrenci başarısı.

Akademik başarıGeometriGerekçelendirme+5
Begüm Özmusul
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Summability of spliced sequences

This thesis consists of five chapters. The first chapter has been devoted to the introduction. In chapter two, the basic concepts have been recalled and some results concerning these concepts have also been considered. In chapter three, the concepts of finite and infinite spliced sequences have been examined. In chapter four, an extension of the concept of spliced sequences has been examined. In the final chapter, A-distributional convergence of spliced sequences has been examined.

Mathematical skillMathematical space
Kemal Fidan
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güneş saatinin kullanımı sürecinde ortaya çıkan matematiksel bağlamların matematik programı açısından incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı güneş saatlerinin matematiksel bağlamlarının matematik programı açısından öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Bu çalışmada 2020-2021 eğitim- öğretim yılında Kırşehir ilindeki matematik öğretmenlerinin güneş saatlerinin kullanım süreçlerinde ortaya çıkan matematiksel bağlamları hakkında görüşleri incelenmiştir. Görüşme yöntemi ile yapılan bu çalışmada veriler 10 matematik öğretmeni ile görüşme yapılarak görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırma sonununda veriler "Güneş Saatleri-Ölçme ilişkisi", "Güneş saatleri-Geometri ilişkisi", "Geometri-Oran orantı ilişkisi" , "Güneş saatleriDisiplinlerarası ilişkisi", Güneş saatleri ile ilgili matematik öğretmenlerinin görüşleri" 5 tema da toplanmıştır. Araştırma sonucunda matematik öğretmenlerinin bir kısmının güneş saatlerinin ders içerisinde kullanılması, matematik müfredatındaki konular ile ilişkilendirmede yararlı olacağı, öğretim programında yer alan zaman ölçme, geometri, oran orantı konuları ile ilişkilendirerek kullanmanın yararlı olacağını belirtmişlerdir. Güneş saatlerinin diğer disiplinlerle ilişkilendirerek öğretim sürecinde kullanmanın öğretimde oldukça faydalı olacağını da belirtmişlerdir.

Güneş saatiMatematikMatematik eğitimi+4
Kadir Savranoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel gelişim bilgileri, matematiğe yönelik kaygıları ve inançları ile çocukların erken matematik yetenekleri arasındaki ilişki

Bu araştırma, okul öncesi öğretmenlerinin matematiksel gelişim bilgileri, matematiğe yönelik kaygıları ve inançları ile çocukların matematik yetenekleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubu 2016-2017 eğitim öğretim yılında Hatay ili merkez ilçelerindeki orta sosyo-ekonomik düzeydeki okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan beş yaş grubu 30 okul öncesi öğretmeni ve 300 okul öncesi dönem çocuğundan meydana gelmiştir. Örneklem seçiminde öncelikle orta sosyo-ekonomik çevrede yer alan okul öncesi eğitim kurumlarında görevli beş yaş grubu okul öncesi öğretmenleri belirlenmiştir. Belirlenen 60 öğretmen arasından basit tesadüfi örnekleme ile otuz öğretmen seçilmiştir. Seçilen 30 öğretmenden 4'ü çeşitli sebeplerle çalışmaya devam edememişlerdir. Basit tesadüfi örnekleme yöntemi sırasında örnekleme giremeyen 30 öğretmen arasından tekrar basit tesadüfi örnekleme ile eksilen dört öğretmenin yerine ekleme yapılmıştır. Örneklemde yer alan her öğretmenin sınıfından 10 çocuk basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilerek örnekleme eklenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Öğretmen ve Çocuk Genel Bilgi Formları, Matematiksel Gelişim Bilgisi Ölçeği (The Knowledge of Mathematical Development Survey), Matematik Kaygı Ölçeği (Math Anxiety Scale- Revised), İnanç Ölçeği (Beliefs Survey) ile Erken Matematik Yeteneği Testi-3 [The Test of Early Mathematics Ability-Third Edition (TEMA-3)] kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerine ait veriler 2016-2017 eğitim öğretim yılında kasım, aralık aylarında toplanırken, çocuklara ait veriler ise 2016-2017 eğitim öğretim yılının nisan ve mayıs aylarında araştırmacı tarafından okulun sessiz bir odasında çocuklarla yapılan bireysel görüşmelerle elde edilmiştir. Veriler öncelikle betimsel istatistikler ve normallik testi ile analiz edilmiştir. Öğretmenlerin Matematiksel Gelişim Bilgisi Anketi, Matematik Kaygı, Matematik İnanç Ölçeği'nden aldıkları puanlar ile çocukların Erken Matematik Yeteneği Testi-3'ten elde ettikleri puanlar arasındaki ilişkiyi analiz edebilmek için Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Öğretmenlerin matematik gelişim bilgisi, matematik kaygı ve inançlarının çocukların erken matematik yeteneklerini ne ölçüde yordadığını belirlemek için regresyon analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin Gelişim Bilgisi Anketi puanları ile çocukların Erken Matematik Yeteneği Testi-3'ten aldıkları puanlar arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunurken, öğretmenlerin Matematik Kaygı Ölçeği puanları ile çocukların Erken Matematik Yeteneği Testi-3'ten aldıkları puanlar arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Ayrıca öğretmenlerin Matematik İnanç Ölçeği puanları ile çocukların Erken Matematik Yeteneği Testi-3'ten aldıkları puanlar arasında da pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Ek olarak, öğretmenlerin matematik kaygıları çocukların erken matematik yeteneklerini anlamlı bir şekilde yordamazken; öğretmenlerin matematiksel gelişim bilgileri ve matematik inançlarının çocukların erken matematik yeteneklerini anlamlı bir şekilde yordadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, matematiksel gelişim bilgisi, matematik kaygısı, matematik inancı, erken matematik yeteneği

Erken okuryazarlık becerileriKaygıMatematik başarısı+6
Nihal Gündoğan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmeni adaylarının matematik ile ilişkili çoklu temsil becerilerinin incelenmesi

Bu çalışmayla sınıf öğretmeni adaylarının matematik ile ilişkili çoklu temsil becerilerinde görülen hata ve eksikliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel yöntem araştırmalarından durum çalışması olarak planlanmıştır. Çalışma grubunu İç Anadolu Bölgesinde bir üniversitede öğrenim gören dört sınıf düzeyinde çalışmaya gönüllü katılım sağlayan 163 sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Veriler literatürden faydalanılarak oluşturulan 5 ana soru altında toplam 13 sorudan oluşan veri toplama aracıyla alınmıştır. Araştırmanın nitel kapsamında verilen yanıtlar dikkatlice incelenip, literatürden yararlanılarak kod kitapçığı oluşturulmuştur. Çoklu temsil becerileri incelendiğinde kategoriler olumlu ve olumsuz olarak sınıflandırılmış, olumsuz sınıflandırma kapsamında temsillerde yapılan hata ve eksikliklerin; dikkatsizlik, okuma anlama, alan bilgisi eksikliği kaynaklı olduğu görülmüştür. Olumlu sınıflandırma kapsamında ise istenmediği halde soruda istenen temsil türüne ek ikinci bir temsil türü kullanıldığı; bu durumun çözümü kolaylaştırıldığı aynı zamanda çözüme anlaşılırlık ve açıklık kazandırıldığı tespit edilmiştir. Yanıtlar incelendiğinde sözel ve görsel temsil sorularının yanıtlanma oranının diğer temsil türlerine göre düşük olduğu, sözel temsil sorularının yanıtlanmaktan kaçınıldığı, görsel temsil sorularının ise yanlış yanıtlanma oranının yüksek olduğu görülmüştür. Manipülatif temsilde görülen hata ve eksikliklerin gerçek hayata transferle dolayısıyla gerçek hayat temsiliyle ilişkili olduğu düşünülmüştür. Sınıf öğretmeni adaylarının simgesel temsil becerilerinde diğer temsil becerilerine göre daha yetkin oldukları söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Çoklu temsil, matematik, sınıf öğretmeni adayları, temsil becerisi.

Matematiksel beceriMatematiksel temsilSınıf eğitimi+2
İrem Akçay Arıcan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Somut ve sanal manipülatif destekli matematik eğitim programının 48-72 ay grubu çocukların erken aritmetik becerilerine etkisi

Araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde somut ve sanal manipülatif destekli matematik eğitim programının 48-72 ay çocukların erken aritmetik becerisine etkisini incelemektir. Araştırmanın katılımcılarını 2019-2020 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili merkez Şahinbey ilçesinde düşük sosyo-ekonomik bir çevrede yer alan ilkokulun üç anasınıfındaki 60 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma problemlerine yanıt aramak amacıyla, nicel araştırma tasarımlarından öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Model çerçevesinde araştırmanın amacına uygun olarak iki deney ve bir kontrol grubu oluşturulmuştur. Uygulama 14 Ekim 2019-22 Şubat 2020 arası 15 haftayı kapsamaktadır. Her üç gruba da bu süreçte haftalık takip edecekleri aynı beceri ve kazanım çizelgesi verilmiştir. Deney-1 grubu; somut ve sanal manipülatif destekli eğitimle, Deney-2 grubu somut manipülatif destekli eğitimle, Kontrol grubu ise herhangi bir manipülatif kullanmadan süreci tamamlamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kaçıra (2019) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Güncellenmiş Erken Aritmetik Testi (GEAT) kullanılmıştır. Verilerin analizinde normallik testi, bağımlı örneklem t-testi, tek yönlü ve iki faktörlü ANOVA testi ile post-hoc testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; çocukların GEAT öntestinden aldıkları puanların analizleri sonucunda gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı ve puan ortalamaları açısından denk oldukları anlaşılmıştır. Uygulamalar sonrası yapılan sontest puanlarına göre deney grupları ile kontrol grubu arasında deney grupları lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Deney grupları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir. Her çalışma grubu kendi içinde değerlendirildiğinde her üç grubun da öntest sontest puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Grup değişkeni ve GEAT öntest-sontest puanlarının birlikte değerlendirildiği iki faktörlü ANOVA testi sonuçlarına göre yalnızca deney-1 grubu ve kontrol grubu arasında anlamlı fark tespit edilmiştir. Deney-1 ve deney-2 grubu ile deney-2 ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Çocukların en yüksek başarı sağladığı erken aritmetik becerisi "karşılaştırma" olurken, en düşük başarı "tahmin" becerisinde görülmüştür. Sonuç olarak, somut ve sanal manipülatif destekli matematik eğitim programının 48-72 ay grubu çocukların erken aritmetik becerilerinin artmasında olumlu etkisi olduğu anlaşılmıştır. Somut ve sanal manipülatiflerin birlikte kullanılması çocukların bu beceride daha yüksek başarı yakalamasını sağlamıştır.

AritmetikErken çocuk eğitimiMatematik eğitimi+5
Muhammed Yusuf Gök
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Okul öncesi çocukların matematik gelişimlerinin ev ve okul matematik çevresi bağlamında incelenmesi

Erken matematik becerileri, çocukların daha sonraki okul hayatındaki matematik başarılarını önemli ölçüde etkilemektedir. Çocukların örgün eğitime başladığında sahip oldukları matematik becerileri birbirinden farklıdır ve bu farklılık çocuğun ilkokul ve ortaokulda matematik başarısını yordamaktadır. Çalışmalar bu farklılığın kaynağı olarak çocuğun bireysel özelliklerinin dışında; ebeveynleriyle evde yaptıkları etkinlikler, ebeveyn-çocuk etkileşimi ve okuldaki etkileşimleri gibi çocuğun erken dönemdeki deneyimlerine işaret etmektedir. Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuklarının kullandıkları matematik dilinin ve matematik yeteneğinin; annelerin kullandıkları matematik dili, annelerin evde matematik etkinliklerine katılımı, ev matematik çevresi ve öğretmenlerin kullandıkları matematik dili tarafından ne oranda yordandığını belirlemektir. Bu araştırmanın örneklemini, 2017-2018 öğretim yılında Adana il merkezinde yer alan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anaokullarına devam eden 49-60 ay aralığındaki (M = 56.35 ay) 40 çocuk, onların anneleri (40 anne) ve öğretmenleri (16 öğretmen) oluşturmaktadır. Araştırmada ilk olarak yaşlarına uygun gelişim gösterip göstermediklerine karar vermek için çocuklara Gazi Erken Çocukluk Değerlendirme Aracı uygulanmış, normal gelişim gösteren çocuklar araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada verileri toplama amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Ev Matematik Çevresi Değerlendirme Aracı, Anne Babaların Matematik Etkinliklerine Katılımı Ölçeği ve Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3) kullanılmıştır. Ölçme araçları, araştırmacı tarafından katılımcılara yüz yüze görüşmeler yoluyla uygulanmıştır. Ayrıca çocukların, annelerin ve öğretmenlerin konuşmalarında kullandıkları matematik dilini tespit edebilmek amacıyla dil örnekleri alınmıştır. Dil örnekleri, katılımcılara takılan ses kayıt cihazı ve yaka mikrofonu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın pilot çalışması 2017 yılının Mayıs ve Haziran aylarında, veri toplama süreci ise Ekim 2017- Haziran 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çocuklar, anneler ve öğretmenlerden elde edilen dil örnekleri, çalışma kapsamında oluşturulan kodlama şeması kullanılarak analiz edilmiştir. Ardından, her katılımcının her bir kategoride kullandığı matematik sözcüklerinin sayısı hesaplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, Korelasyon ve Regresyon analizleri kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan Korelasyon, Regresyon ve Hiyerarşik Regresyon analizi sonucunda, annelerin kullandıkları matematik dilinin, her bir kategoride çocukların kullandıkları matematik dili ile istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca öğretmenlerin konuşmalarında zaman kavramına yer vermesi ile çocukların konuşmalarında zaman kavramına yer vermesi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, öğretmenlerin konuşmalarında sınıflandırma kavramına yer vermesi ile çocukların konuşmalarında sınıflandırma kavramına yer vermesi arasında istatistiksel olarak anlamlı ancak negatif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca çocukların kullandıkları matematik dilinin yordayıcılarını tespit etmek amacıyla yapılan istatistiksel analizler sonucunda; annelerin kullandıkları matematik dili, annelerin evde matematik etkinliklerine katılımı, çocukların ev matematik çevresi ve öğretmenlerin kullandıkları matematik dili değişkenleri arasından yalnızca annelerin kullandıkları matematik dilinin, çocukların kullandıkları matematik dilini anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Çocukların yaşları kontrol edildiğinde annelerin matematik etkinliklerine katılımının, annelerin kullandıkları matematik dili ile birlikte çocukların matematik yeteneğini anlamlı şekilde yordadığı ve varyansın %39'unu açıkladığı belirlenmiştir. Değişkenlerin hiyerarşik regresyon modeline katkısı ayrı ayrı incelendiğinde, çocukların matematik yeteneğini yordamada annelerin matematik etkinliklerine katılımının, annelerin matematik dili kullanmasından daha önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerMatematik başarısı+6
İrem Gürgah Oğul
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemdeki çocukların erken akademik ve sosyal becerileri ile okul iklimi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-72 ay aralığındaki çocukların erken akademik ve sosyal becerileri ile okul iklimi arasındaki ilişkinin incelenmesi ve okul iklimini oluşturan faktörlerin (yetişkin tutumu ve ilişkileri, yönetimsel atmosfer, akran ilişkileri, öğretmen tutumu, fiziksel çevre ile öğretimsel planlama ve uygulama) çocukların bu becerilerini yordamadaki ağırlıklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Adana ili merkez ilçelerinde yer alan altı anaokulundan 120 çocuk oluşturmaktadır. Örneklemin belirlenmesi amacıyla, mevcut araştırma kapsamında geliştirilen Okul Öncesi Okul İklimi Değerlendirme Aracı (OKDA) kullanılmıştır. Adana ili merkez ilçelerinde yer alan anaokullarından ulaşım güçlüğü yaşanmayan 36 okuldaki 250 öğretmen ve 41 idareciye OKDA uygulanmıştır. Elde edilen veriler okul bazında değerlendirilmiş ve her okul için bir okul iklimi puanı hesaplanmıştır. Bu puanlar büyükten küçüğe sıralanmış ve çalışma okul iklimi puanları en yüksek ve en düşük olan üçer okul olmak üzere toplamda altı okulda gerçekleştirilmiştir. Bahsi geçen okullardaki 60-72 ay aralığındaki çocukların devam ettiği sınıflardan, aileleri tarafından bu çalışmaya katılmalarına izin verilmiş ve normal gelişim gösterdikleri öğretmenleri tarafından beyan edilmiş eşit sayıda çocuk belirlenmiştir. Her okuldan 20'şer olmak üzere toplamda 120 çocuğa, erken matematik becerilerinin (EMB) belirlenmesi amacıyla TEMA 3 Erken Matematik Yeteneği Testi, ve erken okuryazarlık becerilerinin (EOB) belirlenmesi amacıyla da Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı yüz yüze görüşmelerle uygulanmıştır. Öte yandan çocukların sosyal becerilerinin (SB) değerlendirilmesi amacıyla, Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği öğretmenler tarafından her çocuk için ayrı ayrı cevaplanmıştır. Verilerin analizinde çocukların erken matematik, okuryazarlık ve sosyal becerilerinin okul iklimi düzeyi açısından anlamlı bir farklılık yaratıp yaratmadığını belirlemek için çok değişkenli varyans analizi (MANOVA); okul ikliminin boyutları olan yetişkin tutumu ve ilişkileri, yönetimsel atmosfer, akran ilişkileri, öğretmen tutumu, fiziksel çevre ve öğretimin planlanması ve uygulanmasının çocukların erken akademik becerileri (erken matematik ve erken okuryazarlık becerileri) ve sosyal becerilerini yordamadaki göreli ağırlıklarının belirlenmesi amacıyla da çok değişkenli regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, çocukların erken akademik ve sosyal becerilerinin çocukların devam ettikleri anaokullarının okul iklimi düzeyi arasında anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Okul iklimini oluşturan faktörlerden akran ilişkileri ve öğretmen tutumunun çocukların EMB puanlarını açıklamadaki en önemli okul iklimi boyutları oldukları bulunmuştur. EOB ve SB puanlarını açıklamadaki en önemli okul iklimi değişkenlerinin ise yönetimsel atmosfer ve yetişkin tutumu ve ilişkileri olduğu saptanmıştır. Öte yandan, fiziksel çevre değişkeninin ise hem EMB, hem EOB hem de SB puanları ile en az ilişkili okul iklimi boyutu olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, yalnızca sınıf içindeki değil, sınıf dışındaki okul iklimi değişkenlerinin de çocukların erken akademik ve sosyal becerileri ile ilişkili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Anahtar kelimeler: Okul iklimi, okul öncesi

Akademik beceriErken okuryazarlık becerileriErken çocuk eğitimi+5
Seval Ördek İnceoğlu
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00

İlgili konular