Morphological properties

55 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Eskişehir ilindeki bazı crocus L. türleri üzerinde anatomik, morfolojik ve kimyasal araştırmalar

Bu çalışmada, Eskişehir il sınırları dahilinde yayılış gösteren 2'si endemik olan 3 Crocus L. türünün; (C. ancyrensis Herbert (Maw), C. antalyensis Mathew ve C. chyrsanthus (Herbert)) anatomik, morfolojik ve kimyasal özellikleri incelenmiştir. Morfolojik çalışmalarda; 3 Crocus türünün; korm, tunika tipi, yaprak kını sayısı, brakte, brakteol yapıları, tepal ölçüleri, perigon tüpü ve stilus gibi karakterleri incelenerek morfolojik çizimleri yapılmıştır. Anatomik çalışmalarda; kök, gövde ve yapraklardan alınan enine kesitler incelenmiş ve çizimleri yapılmıştır. Kimyasal çalışmalarda ise; yumru, stilus ve tepallerden mikrodistilasyon yoluyla uçucu bileşikler elde edilmiş ve Gaz Kromatografisi (GK) ve Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi (GK/KS) ile uçucu bileşiklerin kimyasal analizi gerçekleştirilmiştir.

AnatomiBitki morfolojisiBitkiler+5
Melike Sayarer
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı yabani ayçiçeği türlerinin (Helianthus spp.) in vitro ve in vivo koşullarda türler arası melez performanslarının araştırılması

Bu çalışma Bursa koşullarında yabani ayçiçeği genotipleri (Helianthus spp.) ve CMS hatlarıyla yapılan tür içi ve türler arası melezleme programı sonucu gelişen olgunlaşmamış embriyoların embriyo oluşturma performanslarının in vitro ve in vivo koşullarda araştırılması amacıyla 2019 yılında Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü, doku kültürü laboratuvarı, sera ve arazi koşullarında yürütülmüştür. Çalışmada kullanılan bitki materyali USDA-Amerika'dan temin edilen 4 adet yabani ayçiçeği genotipi ve Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nden 4 adet CMS hattan oluşmuştur. Araştırmada tür içi ve türler arası melezlemelerden elde edilen embriyolara 10-12 gün sonra embriyo kültürü uygulanmıştır. Melez bitkiler üzerinde yapılan morfolojik ölçümlerde (bitki boyu, tabla çapı, yaprak sayısı, yaprak eni, yaprak boyu, petiol uzunluğu, sap kalınlığı) önemli farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir. Arazi koşullarında F1 elde etmek amacıyla 4 adet CMS hat ile 4 adet yabani ayçiçeği genotipi kullanılmış ve toplamda 16 adet farklı kombinasyonda melezlemeler yapılmıştır. Tür içi ve türler arası melezlemeler sonucu 2517-A x H annuus (9), 2517-A x H argophylus (35), 6388-A x H argophylus (35), 9661-A x H annuus (17), 9661-A x H annuus (9) melez kombinasyonlarından tohum elde edilememiştir.

AyçiçeğiEmbriyo kültür teknikleriHelianthus annuus+2
Zehra Ölmez
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fetüslerde nervus facialis'in glandula parotidea'dan çıkan dallarının incelenmesi

N. facialis glandula parotidea'yı (GP) terk ettikten sonra mimik kaslarını innerve eder. Hasarında fasial paralizi görülen bu dalların dağılım paternleri değişkendir. Bu çalışmada, fetüslerde n. facialis'in GP'den ayrıldıktan sonraki dallarının morfolojik ve morfometrik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 15 fetüse ait (10 kız, 5 erkek) 30 taraf disseke edildi. N. facialis'in GP'den çıkan dalları açığa çıkarılarak incelendi ve elde edilen verilerin istatistiksel analizi yapıldı. N. facialis'in GP'den çıktıktan sonraki dal sayısı ve dalların lokalizasyonu farklı hatlar referans alınarak belirlendi. R. frontotemporalis (RFT) ve r. marginalis mandibularis (RMM) için belirlenen hatlar üzerinde tehlikeli bölgeler belirlendi. RFT'nin A hattının uzunluğunun %11 ilâ %49'u, B hattının uzunluğunun %16 ilâ %63'ü arasında hattı çaprazladığı saptandı. R. zygomaticus'un en sık B ve C hatları arasında olduğu r. buccalis'in en sık ductus parotideus'un aşağısında (%51.1) olduğu belirlendi. RMM'nin GP'den çıktıktan sonra dal sayısı temel alınarak yapılan sınıflandırma sonucunda 11 tip saptandı. En sık görülen paternin tip 1a (%40.7) olduğu belirlendi. RMM'nin a. facialis'i ve v. facialis'i çaprazlama yeri, mandibula alt kenarı uzunluğunun sırasıyla %24 ilâ %52'sinde ve %17 ilâ %49'unda olduğu belirlendi. R. cervicalis'in (RC) GP'den çıkış noktası en sık E hattının aşağısında (%91.1) saptanmıştır. RC'nin platysma'ya girdiği nokta en sık X hattının önünde (%92.5) saptandı. Bu çalışma n. facialis'in GP'den çıkan dallarının dallanma paterni ve referans noktalara göre nicel veriler sağlamaktadır. Sinir dallarının lokalizasyonunun belirlenmesi yüzde ve boyunda uygulanacak cerrahi uygulamalarda dikkate alınmalıdır. Bu çalışmanın fetüslerde n. facialis ile ilgili literatüre katkı sağlayacağı, çocukluk döneminde bu bölgeye uygulanan cerrahilerde yol göstereceği düşünülmektedir.

AnatomiFetüsMorfolojik özellikler+2
Berfin Tuğba Dikici
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesinde yaygın bazı sofralık ve yağlık zeytin çeşitlerinin fenolojik, pomolojik ve morfolojik özelliklerinin belirlenmesi

ÖZ ÇUKUROVA BÖLGESİNDE YAYGIN BAZI SOFRALIK VE YAĞLIK ZEYTİN ÇEŞİTLERİNİN MORFOLOJİK, FENOLOJİK VE POMOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ. MEHMET ULAŞ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof.Dr. Ömer GEZEREL Yıl: 2001, Sayfa 94 Jüri : Prof.Dr. Ömer GEZEREL : Prof. Dr. Ali KÜDEN :Yard. Doç. Dr. Celil TOPLU Zeytin yetiştiriciliği için oldukça yüksek bir potansiyele sahip olan Çukurova bölgesinde yetiştirilen çeşitlerin büyük bir kısmını lokal çeşitler oluşturmaktadır. Çukurova bölgesi Türkiye zeytin yetiştiriciliği için çok önemli yere sahiptir. Çukurova bölgesinde yetiştiriciliği yapılan lokal ve bazı standart çeşitlerin ağaç, meyve, çiçeklenme, yaprak ve çekirdek özellilerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Elde edilen veriler değerlendirilip çizelgelerle sunulmuştur. Çalışmada, Çukurova bölgesi içerisinde, aynı ismi taşıyan farklı çeşitlerin veya aynı çeşidin farklı yörelerde farklı isimlerle çağırılan çeşitler olduğu belirlenmiştir. Örneğin: Küncülü (Kilis Yağlık), Yerli (Erkence) çeşitlerinin faildi çeşitler olmadığı saptanmıştır. Adana Topağı, San Ulak, Edremit Yağlık ve Gemlik çeşitleri Çukurova ekolojik koşullarında diğer çeşitlere göre daha üstün performans göstermişlerdir. Anahtar Kelimeler : Zeytin, Çeşit, Tanımlama, Pomoloji, Çukurova

Fenolojik özelliklerMorfolojik özelliklerPomoloji+2
Mehmet Ulaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesi doğal vejetasyonunda bulunan bazı tek yıllık yonca türlerinin (Medicago scutellata, Medicago orbicularis, Medicago polymorpha) sitolojik, morfolojik ve biyolojik özellikleri üzerine bir araştırma

78 5. ÖZET Bu araştırma, Çukurova Bölgesi doğal vejetasyonlarında yaygın olarak bulunan üç tekyıllık yonca türünün (Medi cago scutel lata, Medicago orbicularis ve Medi cago polymorpha) sitolojik, mor-folojik ve biyolojik özelliklerinin saptanması amacıyla sürdürülmüştür. Araştırmada, incelenen türlerin somatik kromozom sayıları, kromozom mor-foloji leri, yaprak, sap, kök, çiçek tozu ve tohum özellikleri incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular aşağıda özetlenmiştir. 1. Canakvari yonca (Medicago scutel lata) ' da kromozom sayısı 2n=30, Diskvari yonca (Medicago orbicularis) ' da kromozom sayısı 2n=16 ve Pıtraklı yonca (Medicago polymorpha) ' da ise 2n=14 olarak bulunmuştur. Bu türlerde kromozom boylarının sırasıyla PL. scutel lata' da 1.635 u ile 3.082 m, tU. orbicularis' de 1.434 « ile 2.140 ju ve M. polymorpha' da ise 1.763 u ile 3.095 u arasında olduğu tesbit edilmiştir. Ayrıca, bu türlerde kromozomların ortalama kol indekslerinin ise sırasıyla, M^. scutel lata' da 0.662 ile 0.8B2, M;, orbicularis' de 0.775 ile 0.828 ve M. polymorpha' da ise 0.586 ile 0.836 arasında olduğu tesbit edilmiştir. 2. incelenen türlerde çenek yaprağı uzunluk ortalaması 7.735-19.585 mm, genişlik ortalaması 3.478-9.425 mm, uzunluk/genişlik oranları 1.91-3.38 olarak bulunmuştur. ilk tekli yaprağın uzunluk ortalaması 5.475-11.865 mm, gen işlik ortalaması 7.295-10.475 mm vb uzunluk/genişlik oranları 0.735-1.128 arasında bulunmaktadır, üçüncü yaprakta bir yan yaprakcıgın uzunluk ortalamsı 6.338-10.423 mm, genişlik ortalaması 7.135-7.883 ve uzunluk/genişlik oranları 0.892- 1.323 arasındadır, üçlü yapraklarda orta yaprakcıgın uzunluk ortalaması 12.073-26.097 mm, genişlik ortalaması 11.936- 20.456 mm, uzunluk/genişlik oranları 0.989-1.359 arasında oldukları anlaşılmıştır.79 3. Türlerimizde çiçek uzunluğu ortalama 4.407-7.638 mm, bayrak genişliği 3.178-4.569 mm arasında değişmektedir. Salkımlardaki çiçek sayıları ise 1-4 arasında değişmiş ve çiçek renkleri sarı rengin tonları olarak tanımlanmıştır. 4. Çeşitlerimizin çiçek tozlarında uzunluk ortalaması 38.623-42.518 mikron, genişlik ortalaması 34.888-39.942 mikron arasında bulunmuştur. Çiçek tozu şekillerinin de ig- silindir ve küreseldir. 5. Denemeye aldığımız tekyıllık yoncaların meyve yüksekliği ortalama 4.832-9.349 mm, meyve çapı 9.722-16.161 mm, meyve diken uzunluğu 2.319" dur. Aynı türlerin meyvelerinde kıvrım sayıları 3-10 arasında, meyve kıvrım yönü saat aksi yönünde ve meyve şeklinin küresel veya silindirik olarak bulunmuştur. Meyvelerin, |1 orbicularis ve M. polymorpha türlerinde tüysüz, diğerinde ise tüylü olduğu anlaşı lmıştır. 6. Çalışma materyalimizin tohum uzunluğu ortalama 2.738- 4.942 mm, tohum genişi 1 iğinin ise bütün türlerde tohum renginden acık birer benek halinde bulunduğu görülmüştür. Tohum renklerinin sarı-kahverengi nin tonları olduğu anlaşı lmıştır. 7. Deneme türlerimizin 1000 dane ağırlıklarının 3.345- 15.978 gr arasında değiştiği saptanmıştır. 8. Türlerimizin sap uzunluğu ortalamsı 20.390-40.255 cm, sap kalınlığı ortalaması ise 1.620-3.095 mm arasında yer almaktadır. Türlerdeki dal sayısının 1-12 arasında değiştiği görülmüştür. Sap kesitlerinin ise bütün türlerde kareye yakın köşeli ve içlerinin özlü olduğu, sap tüylülügü yönünden farklılıklara rastlandığı, M_;_ orbicularis ve ÇU. polymorpha türlerinin yatık habituslu olduğu saptanmıştır.80 9. üzerinde çalıştığımız tekyıllık yoncaların vejetayon devreleri sonunda kök uzunlukları ortalamasının 20.910-25.885 cm, kök yayılma genişliği ortalamasının da 2.238-2.988 cm arasnda değiştiği anlaşılmıştır. 10. İncelenen türlerde çiçek tozu canlılığının çimlendirme denemelerinde % 2-18 arasnda, sıvı vazelende ise % 71.0-72. 4 aras'ında değiştiği bulunmuştur. 11. Çalıştığımız türlerin tohumlarında çimlenme oranı sırasıyla % 1-13, % 43-56 ve % 5-28 arasında değişmiştir.

Biyolojik özelliklerMorfolojik özelliklerSitolojik özellikler+3
Yaşar Karadağ
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı yabani gernik genotiplerinin morfolojik ve fizyolojik özelliklerinin saptanması

Bu çalışma, 70 adet yabani gernik (T. turgidum ssp. dicoccoides), 5 adet makarnalık (T. turgidum ssp. durum) ve 5 adet ekmeklik buğdayda (T. aestivum ssp. aestivum) bazı morfolojik ve fizyolojik özellikleri saptamak amacıyla 2005?2006 yetiştirme yılında yürütülmüştür. Araştırmada, bitki boyu (cm), başakta başakcık sayısı (adet), başakta dane sayısı (adet), bitki verimi (g), biyolojik verim (g), hasat indeksi (%), büyüme habitusu, coleoptil rengi, yaprak genişliği, kulakçık rengi, başaklanma tarihi (gün), bin tane ağırlığı (g) ve doğal koşullar altında oluşan sarı pas (Puccinia striiformis) ve kahverengi pas (Puccinia recondita) gibi hastalıklar incelenmiştir.Çalışma sonucunda, yabani gernik genotiplerinin incelenen bazı morfolojik ve fizyolojik özellikler bakımından tetraploid ve hekzaploid kültür buğdaylarından daha fazla genetik varyasyon gösterdikleri saptanmıştır.

Ekmeklik buğdayFizyolojik özelliklerMakarnalık buğday+2
Musa Mutlu Yalçın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek oranda kurşun (II) oksit (PbO) kullanımının akü üzerine etkileri

Bu çalışmada, kurşun asit akülerde üretilen kurşun oksit ile hazırlanan pozitif plaka üzerinde yer alan hamurun akü üzerindeki performans etkileri, morfolojik (SEM) ve yüzey alanı (BET) etkileri incelenmiştir. Kurşun oksit oranları, %25Pb-%75PbO karışımı (A numunesi) ,%30 Pb-%70 PbO(B numunesi) karışımı olarak hazırlanmıştır. Hamur karma prosesinde hamur hazırlanarak, pozitif ızgaralar üzerine sıvanmış, plakalar kürleme sürecinden geçirilmiştir. Kürleme işlemi sonrasında plakalara SEM ve BET analizleri yapılmıştır. SEM görüntülerinde plaka morfolojik yapıları incelenmiş olup, BET analizinde de yüzey alanları karşılaştırılmıştır. 3BS yapılar 4BS yapılara göre şarj kabul oranı daha fazla olduğundan 4BS yapılı akülerde verilen akım reaksiyonda dönüşüme etki etmeden reaksiyon sıcaklığını arttırdığı görülmüştür. Yapılan BET analizlerinde A oranlı plakanın BET analizi 1,388 m2/g gelirken B oranlı BET anlalizinin 0,9260 m2/g geldiği görülmüştür. Bu durumda A oranlı numunelerin yüzey alanın B ye göre daha fazla oluştuğu görülmüştür. Hazırlanan aküler, laboratuvarda eşit şartlarda tam şarj haline getirilmiştir. Elektriksel test laboratuvarında TS EN 50342-1 standardı dikkate alınarak, kapasite, yol verme, çevrim ve şarj kabul testleri yapıldı. Çıkan sonuçlara göre değerlendirmeler yapıldığında A numunesinin B numunesine göre ilk şarj verimliliğinde %12 daha etkin olduğu görüldü. Bu durum şarj kabul testlerinde %67 ve çevrim testlerinde %6,5 A numunesinin daha verimli olduğu tespit edildi. Oksit üretiminde üretilen ürünün %Pb oranı arttıkça ilk şarj verimi, şarj kabulü ve çevrim ömrü düşmektedir

Kurşun oksitMorfolojik özelliklerPerformans ölçümleri+1
Emrah Pıçakçı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden selekte edilmiş bazı incir genotiplerinin Adana koşullarında kalite özellikleri ile partenokarpiye eğilimleririnin belirlenmesi

Bu çalışmada, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinden selekte edilen bazı incir genotiplerinin, pomolojik ve morfolojik özellikleri ile birlikte meyve doğuş tarihleri saptanmış, Blastophaga psenes'in meyveye giriş tarihleri incelenmiştir.Gelişme dönemi boyunca, haftalık meyve örnekleri alınmış ve bunlar derin dondurucuda (-20oC) saklanmıştır. Daha sonra bu örnekler stereo mikroskopta incelenerek çiçeklerin yıl içindeki gelişimleri gözlenmiştir.Yapılan analizlerde, ortalama meyve ağırlığının 21,17-69,25 g, meyve eni 31,91-50,88 cm, meyve boyunun 32,98-53,44 cm, kabuk kalınlığının 0,88-1,73 cm, suda çözünebilir kuru madde miktarının % 16,0-28,0 arasında olduğu tespit edilmiştir.Bu çalışmada 01-İN-48, 01-İN-51, 01-İN-52, 01-İN-53, 01-İN-54, 01-İN-55, 01-İN-56, 01-İN-57, 01-İN-58, 31-İN-01, 31-İN-05, 31-İN-06, 31-İN-07, 31-İN-11, 31-İN-12, 31-İN-13, 31-İN-16, 31-İN-17, 31-İN-19, 31-İN-24, 31-İM-02, 31-İM-10, 31-İM-15 genotipleri ile Küçük Kuyruklu Sarı, Yerli Beyaz Suruç, Siyah Güzlük Bozova Merkez, Kuyruklu Yeşil, Mut, Sultanı Halfeti, Yerli Beyaz Akçakale, Alakuşu çeşitlerinin partenokarpik meyve oluşturdukları belirlenmiştir.

FenolojiMorfolojik özelliklerPomolojik özellikler+2
Selen Yaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı yerli ve yabancı Trabzon hurması çeşit ve tiplerinin morfolojik karakterizasyonu

Çukurova Üniversitesi Bahçe Bitkileri Bölümünde 2010-2011 yılları arasında yürütülen bu araştırmada Trabzon hurmasında 67 tür ve çeşitin morfolojik karakterizasyonu yapılmıştır. Çalışmada ağaçlarının gelişme durumu, büyüme şekli, dal yapıları ile yaprak, meyve ve tohum özellikleri incelenmiştir.İncelenen Trabzon hurması çeşit ve tiplerinde 2 ayrı sınıflama yapılmış olup her sınıflamada 4 grup olarak değerlendirilmiştir. Birinci sınıflandırmada kararlı, kararsız, buruk ve buruk olmayan; ikinci sınıflandırmada buruk-kararlı, buruk-kararsız, buruk olmayan-kararlı ve buruk olmayan-kararsız çeşit ve tipler yer almıştır. Gruplar içinde bulunan genotiplerle dendrogramlar oluşturularak genotipler arasında morfolojik olarak yakınlık dereceleri ortaya konmuştur. Kararlı çeşit ve tiplerin oluşturduğu grup, buruk çeşit ve tiplerin oluşturduğu grup ile kararlı-buruk çeşit ve tiplerin oluşturduğu toplam üç grupta da Diospyros lotus (ABD) ile Yeşil hurma tipleri en fazla faklılık gösterirken, Çekirdeksiz tipi ve Persimmon Seedless çeşidi grup içerisinde birbirlerine en fazla yakınlık gösteren çeşit ve tipler olarak bulunmuştur. Kararsız çeşit ve tiplerin oluşturduğu grup ile buruk olmayan-kararsız çeşit ve tiplerin oluşturduğu bu iki grupta, Shogatsu çeşidi kendi bulunduğu grup içinde en fazla farklılık gösterirken, Mercatelli ve Brazzale çeşitleri kendi gruplarında birbirine en yakın çeşitler olarak saptanmıştır.

Morfolojik özelliklerTrabzon hurması
Aylin Satmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'ân-ı Kerîm'deki bazı kelime yapılarının kullanımındaki morfolojik farklılıklar ve manaya etkisi

Kur'ân-ı Kerîm'in nüzûlü birçok ilimin doğmasına sebep olmuştur. Bunlardan bazıları tefsîr, kırâat, lügat, nahiv ve sarf gibi ilimlerdir. Kur'ân etrafında çeşitlenen ilimlerin hepsi bir amaca hizmet etmektedir. Bu amaç ise Kur'ân'ın bizlere aktarmak istediği mesajların açık bir şekilde anlaşılabilmesidir. Bu yüzden âlimler, Kur'ân'ın her âyetini titizlikle te'vîl ve tefsîr etmişlerdir. Kur'ân âyetlerindeki kelimelerin delâlet ettiği manaları her yönden tahlil ederek fıkhî ve itikâdî birçok hüküm çıkarmışlardır. Bu kelimelerin delâlet ettiği anlamı tespit hususunda sarf ilminin de payı çoktur. Çünkü her kelimenin yapısına ait bir anlamı vardır. Ancak cümle içerisinde bir anlam kazanan kelimeler her zaman salt olarak lügat anlamını ifade etmeyebilir. Bulunduğu kelime yapısı veya cümle siyâkına göre anlamı değişebilir. Bu yüzden Kur'ân'daki bazı kelimelerin yapılarındaki farklılıklar veya siyâka göre anlamın değişmesi ihtilaflara sebep olmuştur. Bu ihtilaflar ise bazen âyetin anlamında değişikliğe bazen de mezhepler arasındaki fıkhî ve itikâdî görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Bu çalışmanın yapılmasındaki temel amaç tefsîr, kırâat, lügat, nahiv ve sarf ilmi kaynaklarına bakılarak bazı âyetlerin kelime yapılarındaki farklılıkları sarf ilmi açısından değerlendirmek ve manaya olan etkisini tespit etmektir.

BiçimbilimKelime yapısıKelimeler+5
Sinan Arslan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yozgat ilinde yetiştirilen karadut (Morus nigra L.) genotiplerinin fenolojik, morfolojik ve pomolojik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Yozgat ilinden selekte edilen 11 karadut (Morus nigra) genotipinin fenolojik, morfolojik ve pomolojik özelliklerini belirlemek amacıyla 2023 yılında yürütülmüştür. Yapılan fenolojik gözlemler sonucunda tomurcuk kabarma zamanı 17 Nisan- 10 Mayıs, çiçeklenme zamanı 24 Nisan-17 Mayıs ve hasat tarihi 16 Haziran-14 Temmuz olarak kaydedilmiştir. Yaprak özellikleri üzerinde yapılan ölçümlerde; yaprak eni 6,06-13,18 cm, yaprak boyu 9,38-17,38 cm, yaprak sap uzunluğu 2,10-4,66 cm ve yaprak sapı kalınlığı 1,23-2,72 cm olarak belirlenmiştir. Ayrıca yaprak klorofil içeriği (SPAD) 31,08-42,48 ve antosiyanin içeriği (ACI) 4,92-11,37 arasında değişmiştir. Meyve üzerinde gerçekleştirilen pomolojik analizler sonucunda; meyve ağırlığı 2,62-4,09 g, meyve eni 13,16-17,00 mm, meyve boyu 18,35-25,00 mm, meyve sap uzunluğu 3,32-9,50 mm ve meyve sap kalınlığı 0,66-1,68 mm olarak ölçülmüştür. Meyve renk ölçümlerinde ise L değeri 15,49-21,99, a değeri 1,61-17,85 ve b değeri 1,29-7,42 arasında bulunmuştur. Meyvelerin SÇKM değeri %10,05-22,00, pH değeri 3,65-5,87, titre edilebilir asit miktarı %0,77-2,9, C vitamini içeriği 13,99-24,00 mg.100g-1, toplam fenolik madde miktarı 417,27-972,54 mgGAE.100g-1 ve antioksidan içeriği 129,71-178,37µgAAE.ml-1 arasında değiştiği görülmüştür. Değiştirilmiş tartılı derecelendirme sonucunda genotipler 370-870 arasında puanlar almıştır. Ümit var seçilen genotiplerin korunması, çoğaltılarak üreticilere sunulması ve yapılacak gelecekteki çalışmalara rehberlik etmesi açısından önemli olduğu belirlenmiştir. Seleksiyon çalışmasında en yüksek puanı alan 66MSB03, 66ÇKR04 ve 66MSB01 genotipleri üreticilere tavsiye edilmiştir.

KaradutMorfolojik özelliklerPomolojik özellikler
Şerife Aydoğmuş
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa ve çevresinin cyclamen türleri üzerine morfolojik, anatomik, palinolojik ve ekolojik bir çalışma

Bu çalışmada, Primulaceae (Çuha çiçeğigiller) familyası içinde yer alan Cyclamen (yersomunu) cinsinin Manisa ve çevresinde yayılış gösteren Cyclamen hederofolium Aiton ve C. persicum Mill. türleri morfolojik, anatomik, palinolojik ve ekolojik yönden incelenmiştir. Morfolojik olarak yapılan çalışma ile arazide yapılan gözlemler ve stereo mikroskoptaki detaylı incelemeler ile tür betimleri genişletilmiştir. Anatomik incelemede, türlere ait gövde ve yaprak enine kesitleri alınarak ışık mikroskobunda incelenmiştir. Türlere ait polenler ışık mikroskobu ve taramalı elekron mikroskobu ile incelenerek palinolojik özellikleri belirlenmiştir. Ekolojik inceleme kapsamında türlerin yetişme alanından alınan toprak örneklerinin analizleri yapılarak, element istekleri belirlenmiştir. Türlerin genel morfolojik karekterler bakımından kolaylıkla ayırt edildiği görülmüştür. Mikromorfolojik incelemeler ile, tohum şekillerinin C. hederifolium türünün dikdörtgensi-yamuk, C. persicum türünün ise, elips şeklinde olduğu tespit edilmiştir. Palinolojik incelemelerle, C. hederifolium ve C. persicum türlerinin polen şekillerinin her iki türde de, sferoidal şekilden oblat şekle kadar, izopolar olduğu, ornemantasyonlarının psilat, skabrat, apertür durumlarının ise trikolpat olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle incelediğimiz türlerin ayrılmasında polen yapılarının kullanılamayacağı sonucuna varılmıştır. Anatomik incelemeler sonunda, C. hederifolium ve C. persicum türlerinin ölçüm değerleri dışında bir farklarının bulunmadığı tespit edilmiştir. Ekolojik bakımdan C. hederifolium ve C. persicum türlerinin ph değerleri hafif alkali, tuzsuz, killi tın, C. hederifolium türünün orta ve çok kireçli, organik madde açısından fakir, orta, yüksek C.persicum türünün ise az kireçli, organik madde bakımından yüksek toprakları tercih ettiği tespit edilmiştir. Çalışmanın sonunda, her iki türün birbirinden kolaylıkla ayırt edilebildiği ve yetişme alanlarının genellikle benzer olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Cyclamen, persicum, hederifolium, Morfoloji, Anatomi, Palinoloji, Ekoloji 2019, 48 sayfa

Anatomik özelliklerEkolojiMorfoloji+4
Yeliz Uçkun
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sulama suyu düzeylerinde birinci ürün sorgum bitkisinin kimi fizyolojik ve morfolojik özelliklerinin değişimi

Bu deneme, Çukurova koşullarında, 2018 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Araştırma ve Uygulama alanında, tesadüf blokları deneme deseninde, 3 yinelemeli olarak yürütülmüştür. Çalışmada farklı sulama suyu düzeylerinde birinci ürün sorgum bitkisinin kimi fizyolojik ve morfolojik özelliklerinin değişimi araştırılmıştır. Araştırmada, bitki gelişim dönemleri boyunca 4 farklı sulama suyu düzeyleri %100 sulama (I1), %75 sulama (I2), %50 sulama (I3) ve %25 sulama (I4) ile susuz (I0) uygulamaları oluşturulmuştur. Çalışmada, deneme konularına sırasıyla 414 mm (I1), 324 mm (I2), 233 mm (I3) ve 142 mm (I4) sulama suları uygulanmıştır. Konulara göre elde edilen kuru madde verimi 6020 kg da-1 ile 3380 kg da-1 arasında değişmiş olup, tam sulanan konuda en yüksek kuru madde verimi elde edilmiştir. Yaprak alan indeksi değerleri 8.4 ile 6.1 arasında değişmiş olup, tam sulama konusundan en yüksek yaprak alan indeksi değeri elde edilmiştir. Sulama suyu kullanım randımanları (IWUE) 14.5 kg/da mm ile 29.5 kg/da mm arasında saptanmıştır. Su kullanım randımanları (WUE) ise 9.9 kg/da mm ile 11 kg/da mm arasında gerçekleşmiştir. Sorgum bitkisinde yapılan fizyolojik ölçümlerde en yüksek değerler I1 konusundan elde edilmiştir. Buna göre I1 konusundan ölçülen en yüksek net fotosentez değerinin yaklaşık 53 µmolm-2s-1, transpirasyon değerinin yaklaşık 6.2 mmolm-2s-1 ve stoma iletkenliği değerinin ise yaklaşık 738 mmolm-2s-1 dolaylarında olduğu saptanmıştır.

FotosentezMorfolojik özelliklerSorgum+3
Ayşe Esra Durusoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı populasyonlara ait Argania spinosa (L.) skeels meyvelerinin pomolojik ve biyokimyasal özellikleri

Bu çalışmada, Fas'ta doğal olarak yetişen 13 farklı popülasyona ait Argania spinosa türlerine ait meyve-tohum ve bademlerinin morfolojik ve biyokimyasal özelliklerine lokasyonlar arasındaki farklılıkların belirlenmesi amaçlanmıştır. Fas bölgesinden getirilen Admine, Aına Smama, Aıt Baha, Anzı, Aoujdad Azıar, Aoulouz, Argana, Argen, Taznakht, Lakhsass, Şıdı Ifnı, Tamanar Şud Tamrı ve Tasgou Drar lokalitelerine ait meyvelerden homojen gruplandırma yapılarak 40'ar adet meyve üzerinden meyve, tohum ve badem de kalınlık, ağırlık, uzunluk ve genişlik değerleri ve ölçülen morfolojik değerler üzerinden sıkıştırma indeksi, şekil indeksi, irilik, iç randırman, çift iç oranı ve meyve rengi olmak üzere 18 farklı morfolojik karakterizasyon incelenmiştir. Argan tohumu içerisinden çıkarılan badem üzerinden yapılan protein, prolin, Malondialdehit (MDA), Hidrojen Peroksit Tayini (H2O2), Süperoksit dismutaz (SOD), Peroksidaz (POD), Glikoz, Sukroz, Fruktoz, Fenol ve Flavonaid bileşiklerine ait analizler yapılarak aynı popülasyona ait türler biyokimyasal içerikleri yönünden değerlendirilmiştir. Badem içeriklerine ait XRF cihazı yardımıyla elemental analizleri yapılarak başlıca makro ve mikro besin elementleri değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri Spss analiz programı ile yapılmıştır. Popülasyonlar bazındaki vasyasyonu tespit etmek için ANOVA testi, istatistiki anlamda farklılık tespit edilen değişkenler için de ikinci aşamada Duncan çoklu testi uygulanmıştır. Çalışma sonuçlarına göre; meyve/tohum/bademlerin morfolojik özellikleri, biyokimyasal ve elementel içerikleri bakımından populasyonlar arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Populasyonlar coğrafi konumuna göre iç ve kıyı kesim özelliklerine göre kıyaslama yapılabilmektedir. Renk durumları bakımından çöl ikliminden uzaklaşılması meyve rengi itibari ile koyulaşmaya neden olduğu sonucuna varılmıştır.

Argania spinosaBiyokimyasal analizMorfolojik özellikler+1
Gülbahar Abdaloğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Lenkaran-Astara (Azerbaycan) bölgesi sülük türlerinin morfolojik ve moleküler identifikasyonu

Sülükler Annelida içinde yer alan bir sınıf olup tanımlanmış yaklaşık 700 den fazla türü bulunmaktadır. Sülüklerin büyük çoğunluğu tatlı sularda yaşamakla beraber, %15'i denizlere az bir kısmı ise karasal hayata uyum sağlamıştır. Bu araştırma, Azerbaycan Cumhuriyeti Lankaran-Astara bölgesinde yaşayan Hirudinea faunasının morfolojik ve moleküler özelliklerini belirlemek amacıyla 2019-2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Lankaran-Astara bölgesinde bulunan Astara, Celilabad, Masallı, Lankaran, Lerik, Yardımlı olmak üzere 6 ili kapsayacak şekilde toplam 62 sulak alan incelenmiş ve 33 alanda sülük bulunduğu tespit edildi. Belirtilen sulak alanlardan toplanan sülükler %70 alkol içerisinde özel sülük taşıma kaplarıyla, Fırat Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi Balık Hastalıkları laboratuvarına taşındı. Sülük türlerinin belirlenmesi için öncelikle morfolojik tanımlama için mikroskopta diseksiyon işlemiyle sınıflandırma yapıldı. Daha sonra sınıflandırılmış örneklerin COX1 mtDNA gen bölgesinin dizileme çalışması yürütüldü. Çalışma sonucunda, toplam 3 aileye ait Erpobdellidae (Dina lineata, Trocheta n.sp.), Glossiphoniidae (Helobdella stagnalis, Hemiclepsis marginata, Placobdella costata) ve Hirudinidae (Hirudo orientalis) 6 sülük türü teşhis edildi. Bu sülüklere ait toplam 15 mtDNA dizileri ile GenBanktan elde edilen 14 kıyaslama dizinin oluşturduğu toplam 28 DNA dizisi kullanılarak Maksimum Likelihood (ML), Maksimum Parsimony (MP) ve Neighbour-Joining (MJ) yöntemleri kullanılarak filogenetik ağaçlar elde edildi. Bu farklı yöntemlerle elde edilmiş olan filogenetik ağaçlar kıyaslanarak Azerbaycan sülüklerinin kesin teşhis ve tanısına ulaşıldı. Morfolojik olarak bölgede Placobdella costata ve Hemiclepsis marginata türleri de belirlenmiş olmasına rağmen DNA analizlerinde COX1 gen bölgesi için diziler elde edilemedi. Çalışmada Trocheta n. sp.'nin mtDNA COX1 gen bölgesi, bu genusun diğer türlerinden yaklaşık %8-14 fark göstermesi nedeniyle yeni tür olduğu belirlendi. Azerbaycan sülük türlerine ait DNA dizileri GenBank veri tabanına yüklenerek kayıt numaraları alındı. Bu çalışmada elde edilen 15 adet mtDNA dizileri kullanılarak Azerbaycan ölçeğinde sülük türlerine ait haplotip durumu ve ağı hazırlandı. Bu analizler neticesinde H. orientalis, Trocheta n. sp. veH. stagnalis türlerinin tek bir haplotip çatısı altında toplandığı belirlendi. Ancak Erpobdella ailesine ait D. lineata türünün 5 farklı haplotip altında gruplanmış olduğu bulundu.

AzerbaycanMorfolojik özelliklerSülük
Shabnam Farzalı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yazınsal metinlerin farklı dil ve kültürlere aktarılması üzerine bir inceleme ?çocuk yazını çevirisi?

Bu çalışmada, dilin kültürel işlevini temel alarak yazınsal metinlerin önemli bir alanı olan çocuk yazını ürünlerinin çevirisini ele aldık. Bunun için son yılların önemli çocuk yazını yazarlarından biri olan Cornelia Funke'nin Almanca ?Tintenherz? adlı yapıtını, yapıtın İngilizce ve Türkçe çevirilerini inceledik. İncelemelerimizi yaparken diller arası etimolojik ve morfolojik ayrımları ve yakınlıklarını göz önünde bulundurduk.Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çeviri olgusundan, çeviri kuramlarından, çeviri ürünleri olan yazınsal metinlerden, yazınsal metinlerin farklı bir türü olan çocuk yazını ürünlerinden, çocuk yazını ürünleri genel ilkelerinden ve bunların farklı kültürlere aktarılması sürecinde göz önünde bulundurulması gereken noktalardan söz ettik.İkinci bölümde ele aldığımız yapıtın özetine, kaynak dil yazarının biyografisine, yapıtlarında kullandığı dil ve anlatım özelliklerine, bunun yanı sıra erek dil çevirmenlerinin kimliklerine yer verdik.Üçüncü bölümde kaynak ve erek dil yapıtlarını önce tipografik bakımdan karşılaştırarak değerlendirdik. Sonra Türkçe'de anlaşılırlığı bakımından sorun olan metin birimleri tespit ettik, her üç dilde seçtiğimiz dilbirimleri sekiz düzlemde ayrıntılı olarak inceledik ve ortaya çıkan sorunlar için somut çözüm önerileri sunduk.Metin birimleri inceledikten sonra çevirmeni en çok zorlayan düzlemin dil oyunları, deyimler ve örtük iletiler olduğunu, bunun dışındaki anlam bulanıklıklarının, söz diziminden, kültüremlerden, eşdizim ve sözcükte anlam düzeylerinden kaynaklandığını gördük ve bunu sayısal verilerle kanıtladık. Bunun yanı sıra Almanca'nın morfolojik ve kültürel anlamda İngilizce'ye yakınlığının, bu dillerin birbirine çevirisinde sorunları azalttığını; Almanca'nın, yapısıyla ve kültürüyle oldukça farklı bir dizgede olan Türkçe'ye aktarımında ise söz konusu farklılığın önemli bir rol oynadığını saptadık.Anahtar Sözcükler: Yazınsal Metinler, Çeviri, Çocuk Yazını Çevirisi, Diller Arası Etimolojik ve Morfolojik Ayrımlar

BiçimbilimEdebi metinlerKültürel farklılık+5
Derya Oğuz
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Pertek (Tunceli) yöresindeki bazı tıbbi ve aromatik bitkilerin morfolojik ve kimyasal (uçucu yağları) yönünden incelenmesi

Bu çalışmada, Pertek (Tunceli) ilçesinde doğal olarak yetişen Apiaceace familyasına (Malabaila dasyantha ve Lisaea strigosa) ve Lamiaceae familyasına ait 4 tür (Salvia candidissima subsp. candidissima ve Salvia aethiopis) morfolojik ve kimyasal yönden incelenmiştir. Bu türlerin morfolojik ve morfometrik özellikleri belirlenmiş ve uçucu yağları analiz edilmiştir. Bu bitki türlerinin uçucu yağları, toprak üstü kısımlarının damıtma yöntemiyle uçucu yağ bileşenleri özel olarak saptanmıştır. Bu bitki örneklerinin toprak üstü kısımlarının ve Malabaila dasyantha bitkisinin toprak üstü kısımları ve meyvesinin uçucu yağları clevenger apareyi kullanarak su distilasyonuna tabi tutulmuş ve uçucu yağları elde edilmiştir. İncelenen türlerin uçucu yağlarının kalitatif ve kantitatif kompozisyonu GC ve GC-MS (Gaz kromatografisi- Kütle spekrometrisi) sistemi kullanılarak belirlenmiştir. Bu türlerin morfolojik özellikleri belirlenerek literatür bilgileri ve diğer çalışma sonuçları ile kıyaslanmıştır. Uçucu yağ kimyasal sonuçları da literatür ile karşılaştırılıp, sonuçlar doğal ürünler ve kemotaksonomik yönden tartışılmıştır.

Morfolojik özelliklerTıbbi bitkilerUçucu yağlar
Kadir Danış
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye Dioctriinae (Diptera, Asilidae) türlerinin ultrastrüktürel yönden değerlendirilmesi

Bu çalışmada Dioctria cinsine ait 16 takson (D. abdominalis, D. arcana, D. atricapilla, D. cornuta, D. engeli, D. flavipennis, D. hermonensis, D. linearis, D. meyeri, D. sudetica, D. valida, Dioctria sp.1, Dioctria sp.2, Dioctria sp.3, Dioctria sp.4 ve Dioctria sp.5) ve Molobratia cinsine ait 1 taksonun (M. teutonus) vücut ve yumurta morfolojileri taramalı elektron mikroskobu ile genital morfolojileri ışık mikroskobu ile çalışılmıştır. Çalışılan Dioctria taksonlarına ait yumurtaların hepsi ovoid şekilli ve kahverengi renklidir. Yumurta morfolojisi türleri birbirinden ayırmaktadır. Bazı türlerin yumurtalarının yüzeyi çeşitli büyüklüklerde taç ya da fincan şeklinde oval halkalar ile kaplı iken diğerlerinde polygonal koryonik desen veya bu desenlerin bulunmadığı delikli yüzey yapısı görülmektedir. Çalışılan türlerin ağız sakalı, alın ve ağız tümseği, anten segmentlerinin uzunlukları, yüzün tozlanması, hortumun şekli, pleuraların tozlanması, arka bacağın basitarsus segmenti ve tibianın apikalinin kalınlaşmasında bariz farklılıklar bulunmaktadır.

BöceklerMorfolojik özelliklerZooloji+1
Fatma Bayrakdar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

İstanbul ve çevresinde bazı kesme çiçek türlerinde görülen fusarium türlerinin tesbiti, dağılışları, morfolojik özellikleri ve patojeniteleri üzerinde bir araştırma

XIII ÖZ Bu çalışmanın amacı, yoğun kesme çiçek üretimi ya pılan İstanbul ve çevresinde önemli bazı kesme çiçek türle rinde görülen Pusarium türlerini tesbit etmek, bölgelere göre dağılışlarını, morfolojik özelliklerini ve patojen ol ma durumlarını belirlemektir. Yapılan araştırmalar sonucunda, tesbit edilen Pusa rium türleri içinde karanfilde P. oxysporum, P. equiseti, P. acuminatum, P. culmorum; glayölde F, oxy sporum, F_. equi- setiı lalede F. oxysporum, P. equiseti ve P. acuminatum frezya ve sümbülde P. oxysporum patojen bulunmuşlardır.

FusariumKesme çiçeklerMorfolojik özellikler+1
Nuray Özmen Özer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1990
00
DoctorateOpen AccessTR

Süt dişleri kök kanallarında Er, Cr: YSGG lazer uygulamasının ısı, sitotoksisite ve kanal dezenfeksiyonu üzerine etkisinin değişik parametreler kullanılarak incelenmesi

Bu in vitro çalışmanın amacı, endodontide kullanılan çeşitli irrigasyon solüsyonları ile Er,Cr:YSGG lazerin dezenfeksiyon etkinliklerinin karşılaştırılması, Er,Cr:YSGG lazerin sitotoksik etkisinin, kök kanal duvarlarında meydana getirdiği sıcaklık artışının ve morfolojik değişimlerin incelenmesiydi. Antibakteriyel etkinliğin değerlendirilmesi için çekilmiş 120 adet diş iki gruba ayrılarak E. faecalis ve C. albicans ekildi. Kullanılan üç farklı dezenfeksiyon yöntemine (grup 1; %2.5 NaOCl, grup 2; %2 CHX glukonat, grup 3; Er,Cr:YSGG lazer) göre alt gruplara ayrıldı. Sitotoksisite çalışması için bir adet üçüncü azı dişinden periodontal ligament üretilerek dört farklı lazer güç seviyesinin (0,75 W, 1,5 W, 3 W, 4 W) etkinliği değerlendirildi. Sıcaklık artışı 32 adet diş üzerinde su spreyli ve su spreysiz incelendi. Ayrıca 10 adet diş üzerinde morfolojik değişimler SEM kullanılarak analiz edildi. %2.5'lik NaOCl her iki mikroorganizma üzerinde en etkili ajan idi. Oysa C. albicans'a karşı üç deney grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir farklılık bulunamadı (p>0.01). Er,Cr:YSGG lazerin etkinliği E. faealis ile karşılaştırıldığında C. albicans üzerinde daha anlamlı bulundu (p=0.000). Hücre kültür vasatlı ortamda değerlendirilen farklı güç seviyeleri arasında herhangi bir farklılık bulunmazken (p>0.05), hücre kültür vasatsız ortamda 1.5, 3 ve 4 W'lık güç seviyeleri birbirinden farklı olmaksızın (p>0.05) ciddi sitotoksisiteye sebep oldu (p<0.05). Sıcaklık artışı su spreyi kullanımına bakılmaksızın lazer temas noktasında en yüksek bulundu (p>0.05). SEM analizinde su spreyi kullanımında daha düzenli ve daha temiz kanal duvarları elde edilirken su spreyi kullanılmayan dişlerde düzensiz, karbonize yüzey yapısı ve çatlak oluşumu gözlendi. Sonuç olarak bu çalışmanın kısıtlamaları dahilinde, Er,Cr:YSGG lazerin NaOCl'e alternatif değil yardımcı olarak kullanılabileceği söylenebilir ve bu lazerin daha etkin ve güvenli kullanımını sağlayacak parametrelerin belirlenmesi için daha çok in vitro ve hayvan çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.

DezenfeksiyonKlorheksidinKök kanal tedavisi+7
Mehmet Tanriver
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı pilosella hill (compositae) türlerinin morfolojik ve anatomik yönden incelenmesi

ÖZET Bu çalışmada 4 Pilosella (Compositae) türü morfolojik ve anatomik yönden incelenmiştir. İncelenen örnekler Trabzon ve Gümüşhane illerinden 1999 yılında bitkilerin vejetasyon döneminde toplanmıştır. Toplanan bitkiler herbaryum ve fiksasyon materyalleri şeklinde saklanmıştır. Morfolojik incelemeler ve türlerin teşhisi herbaryum materyallerinden yapılmıştır. Anatomik incelemeler için 4 Pilosella (P. officinarum, P. bauhini, P. hypeuryum, P. densiflora) türünün kök ve gövdesinden enine kesit, yapraktan ise hem enine hem de yüzeysel kesitler alınmıştır. Kesitler boyandıktan sonra daimi preparat haline getirilmiştir. İncelenen türlerin morfolojik ve anatomik şekilleri mikroskoplardan orijinal olarak çizilmiştir. Bu çalışmada incelenen türlerin mukayeseli anatomileri ilk defa yapılmıştır. İncelenen türlerin anatomilerin tipik dikotiledon otsu bitkilerin anatomik yapılarına benzediği görülmüştür. Bununla beraber türler arasında anatomik bakımdan bazı farklılıklar tespit edilmiştir. P. bauhinVde diğer türlerden farklı olarak kökte epidrermis iki sıradan oluşmakta ve yaprakta üç iletim demeti yer almaktadır. P. hypeuryum'ûa. ise diğer türlerden farklı olarak gövdenin öz kısmının sklerankima hücrelerinden oluştuğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Pilosella, Sistematik, Anatomi TEC fteSUCÖĞRETİM KÜRÜU MKÛMANTASVON.MERMOİ

Anatomik özelliklerMorfolojik özelliklerPapatyagiller
Ünsal Umdu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Karadeniz bölgesinde kurulan Toros sediri (Cedrus libani A. Rich. ) orijin denemelerinin ilk sonuçları

ÖZET Bu çalışma, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yapılması muhtemel ağaçlandırma çalışmalarında kullanılabilecek uygun Toros Sediri tohum kaynaklarını belirlemek amacıyla 20 orijine (tohum meşceresi) ait fidanlar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fidanlığında yetiştirilen 3+0 yaşlı fidanlar, Giresun, Trabzon ve Artvin yörelerinde belirlenen deneme alanlarına aktarılmış ve bu deneme alanlarından elde edilen ilk üç yıllık veriler kullanılmıştır. Çalışmada sırasıyla şu konular araştırılmıştır: (1) orijin ve deneme alanları itibari ile vejetasyon dönemlerine ait yaşama yüzdeleri, fidan boylan ve kök boğazı çaplan; (2) orijinlerin, dikim öncesi ve üçüncü vejetasyon dönemi sonunda, ibre, gövde ve köklerindeki bitki besin maddesi içerikleri; (3) araştırılan özellikler bakımından orijin ve deneme alanlarının karşılaştırılması ve gruplandırılması; (4) morfolojik özellikler bakımından orijin ve deneme alanları arasındaki mesafe değerlerinin hesaplanması; (5) araştırılan özellikler arasındaki karşılıklı ilişkilerin belirlenmesi; (6) populasyonlar arası genetik çeşitlilik; (7) bitki besin maddeleri için tekrarlanma derecesinin hesaplanması. Çalışma sonucunda yaşama yüzdesi, fidan boyu ve kök boğazı çapı bakımından orijinler ve deneme alanları arasında anlamlı {P^).05) farklar olduğu; yaşama yüzdesi, fidan boyu ve kök boğazı çapı için genotip x çevre (GxÇ) etkileşiminin, bitki besin maddesine ait etkileşimden daha önemli olduğu, özellikle fidan boyu ile kök boğazı çapı arasında orta düzeyde fenotipik (rO.308-0.768) ve genotipik (r=0.442-0.898) ilişkiler bulunduğu, deneme alanları içerisinde morfolojik özellikler bakımından populasyonlar arası genetik çeşitlilik değerinin 0.439 (FB3 için, T2 deneme alanı) - 0.961 (KBÇ3 için, Gı deneme alam) arasında değiştiği, tekrarlanma derecesinde kriter olarak özellikle K (0.487) ve P (0.471) elementlerinin kullanılması gerektiği ortaya çıkmıştır. Çalışmanın ilk 3 yıllık fidan boyu ve kök boğazı çapı sonuçlarına göre, yöredeki muhtemel ağaçlandırma çalışmaları için Isparta-Belceğizî (FB3=41.2 cm, KBÇ3=9.9 mm), Konya-Ermenek2 (FB3=41.0 cm, KBÇ3=9.3 mm) ve Antalya-Y.Alakır (FB3=38.6 cm, KBÇ3=9.1 mm) orijinlerinden fidan yetiştirilmesi ve ağaçlandırmalarda % 5-10 oranında kullanılması durumunda, bu türle yörede yapılacak muhtemel ağaçlandırma çalışmalarında başarının artacağı tahmin edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Toros sediri, Orijin, Morfolojik özellik, Bitki besin maddesi, Fenotipik/Genotipik korelasyon, Genetik çeşitlilik, Tekrarlanma. V

Bitki besin maddeleriDoğu Karadeniz bölgesiGenetik varyasyon+2
Nebi Bilir
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya susam koleksiyonunun Agro-Morfolojik ve kalite özellikleri bakımından karakterizasyonu ve genetik çeşitliliğin belirlenmesi

Bu çalışma dünya susam koleksiyonunu temsilen 345 susam genotipinin tarımsal performansını, verim ve verim komponentleri arasındaki ilişkiyi, bölgeye uygun çekirdek koleksiyon oluşturulmasını ve yağ oranlarını belirlemek amacıyla 2008-2009 yıllarında Antalya'da yürütülmüştür. Araştırma tesadüf blokları deneme desenine göre iki tekerrürlü olarak düzenlenmiştir. Sap tüylüğü, sap şekli, sap yassılaşması, dallanma durumu, yaprak tüylülüğü, yaprak pozisyonu, yaprak koltuğunda çiçek sayısı, kapsülde karpel sayısı, kapsül tüylülüğü, kapsül çatlatma durumu, çiçek rengi, tohum rengi olmak üzere 12 kalitatif ve ilk çiçeklenme gün sayısı, % 50 çiçeklenme gün sayısı, ilk kapsül yüksekliği, bitki boyu, bitkide dal sayısı, bitkide kapsül sayısı, kapsülde dane sayısı, 1000 dane ağırlığı, tohum verimi olmak üzere 9 kantitatif özellik genotipleri karakterize etmede kullanılmıştır. Daha iyi tohum verimi, erken çiçeklenme, daha fazla dal ve kapsül sayısı, sarı ve kahverengi tohum rengi, mor sap ve kapsül rengi, tüylülük, kapalı kapsül ve determinant büyüme gibi spesifik özelliklere sahip genotipler belirlenmiş ve susam ıslahındaki potansiyelleri değerlendirilmiştir. Verim ve verim komponentleri arasındaki ilişkiler basit korelasyon katsayıları ile belirlenmiş, doğrudan ve dolaylı etkiler path analizi ile açıklanmıştır. Bu analizler neticesinde bitki boyunun en yüksek direkt etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca dal sayısı ve kapsül sayısı özelliklerinin de bitki boyu ile birlikte verim üzerinde önemli dolaylı etkilerinin olduğu saptanmıştır. Yapılan çoklu karşılaştırma analizleri ise koleksiyonun geniş bir varyasyona sahip olduğunu ve özellikle ilk ve % 50 çiçeklenme gün sayısı, ilk kapsül yüksekliği, bitki boyu ve dal sayısı karakterlerinden etkilendiğini göstermiştir. Ayrıca çekirdek koleksiyon oluşturularak, DNA tabanlı çalışmalar ile yağ asitleri kompozisyonları gibi maliyetli araştırmalarda daha az genotiple çalışma imkânı sağlanmıştır. Kalitatif ve kantitatif karakterler kullanılarak yapılan analizlerle oluşturulmuş olan çekirdek koleksiyonun bütün koleksiyonu optimal olarak temsil ettiği belirlenmiştir.

Genetik varyasyonKalite özellikleriKarakterizasyon+4
Engin Yol
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Polyphagotarsonemus latus (banks) (acarı:tarsonemidae)'un biyolojisi üzerine araştırmalar

6. ÖZET Bu çalışmada polifag bir zararlı olan Polyphagotarsonemus lotus (Banks)' un bazı morfolojik özellikleri incelenmiş ve ayrıca biyolojisi farklı sıcaklıklar (18 °C, 26 °C ve 32 °C), farklı oransal nem değerleri (%52, %72 ve %92 oransal nem), farklı ışık yoğunlukları (360,1350 ve2400 Lüx), farklı gün uzunluklarında (16, 12 ve 9 saat aydınlık ) incelenmiş, bazı bitkilerde meydana getirdiği zarar belirtileri de 26 °C sıcaklık 1200 Lüx ışık yoğunluğu, 8 saat gün uzunluğu ve %70 oransal nem değerlerine sahip iklim odalarında belirlenmiştir. P. lotus' un yumurta, nimf, kuyesens ve ergin olarak dört farklı biyolojik dönemi ayırt edilmiştir. Yumurtanın 0.08 eninde ve 0. 12 mm boyunda ve üzerinde beyaz renkli küçük kabarcıklar bulunan bir yapıda olduğu belirlenmiştir. Nimflerin yumurtadan çıktıktan sonra fazla aktif olmadıkları ve şekil olarak ergine benzedikleri tesbit edilmiştir. Nimf döneminin sonlarına doğru bireylerin hareketlerinin yavaşladığı ve bir müddet sonra ince bir kılıf içinde durgun döneme (kuyesens ) girdikleri gözlenmiştir. Kuyesens döneme giren erkek ve dişi bireylerin daha önceden ergin olan erkekler tarafından taşındığı belirlenmiştir. Ergin bireylerin büyüklüğü beslendikleri bitkiye ve ergin yaşma bağlı olmakla birlikte dişinin 0.09 mm eninde ve 0.18 mm boyunda ve erkeğin 0.06 mm eninde ve 0.14 mm boyunda olduğu belirlenmiştir. Ergin dişinin rengi başta kirli san daha sonra ise kehribar renginde olmuştur. Bu çalışmalar sonucunda,yukanda belirtilen sıcaklıklarda toplam gelişme süreleri, sırasıyla 175.20, 92.66 ve 113.70 saat; ömür uzunlukları sırasıyla 218.64, 180.00 ve 208.80 saat ve yumurtlama güçleri sırasıyla 27.41, 27.64 ve 29.54 adet yumurta arasında; belirtilen oransal nemlerde toplam gelişme süreleri sırasıyla 96.03, 92.79 ve 71.28 saat; ömür uzunlukları sırasıyla 296.40, 219.12 ve 176.64 saat ve yumurtlama gücü sırasıyla 23.50, 27.64 ve 29.00 adet yumurta arasında, belirtilen ışık yoğunluklarmda toplam gelişme süreleri sırasıyla 106.70, 101.40 ve 95.41 saat; ömür uzunlukları sırasıyla 315.60, 295.20 ve 296.64 saat ve yumurtlama gücü sırasıyla 29.59, 32.18 ve 27.94 adet yumurta arasında; belirtilen gün uzunluklarında toplam gelişme süreleri sırasıyla, 73.32, 87.15 ve 92.66 saat; ömür uzunlukları sırasıyla 241.68, 271.68 ve 296.88 saat ve yumurtlama güçleri sırasıyla 32.98, 28.35 ve 27.64 adet yumurta olarak bulunmuştur. Bu veriler ışığında, P. lotus' un toplam gelişme süresi ve ömür uzunluğu için denenen farklı sıcaklıklar içinde 26 °C sıcaklık, farklı oransal nemler içinde %92 oransal nem, farklı gün uzunlukları içinde 9 saat gün uzunluğu optimum olmuş ve denenen farklı ışık yoğunluklannımn toplam gelişme süresi ve ömür uzunluğu üzerinde önemli 51derecede farklı etkileri gözlenmemesine rağmen düşük ışık yoğunluklarının populasyon artışını diğerlerine göre biraz daha hızlandırdığı belirlenmiştir. P.kaus' la bulaşık olan farklı bitkilerde ki zarar belirtileri bitki türlerine göre farklılık göstermesine rağmen genel olarak çiçek dökülmeleri, yaprak ve sürgünlerde deformasyon ve renk değişikliği şeklinde ortaya çıkmıştır. 52

Bitki korumaMorfolojik özelliklerPolyphagotarsonemus latus
Seyla Dağlı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00

Related subjects