Narcissism
131 theses under this subject heading
The associations between collective narcissism and the solidarity-based collective action intentions of the local community on behalf of Syrians: The moderating role of in-group image threat
This thesis investigates the relationship between collective narcissism (CN) and the local community's intentions to engage in solidarity-based collective action (SBCA) on behalf of Syrian refugees in Türkiye, focusing on the role of in-group image threat. The hypotheses were tested using an online survey and with an experimental setup embedded in the survey. The data was analyzed based on the responses of 319 participants (210 Female, 105 Male, Mage =22.4) who identified themselves as Turkish since the study's independent variable is Turkishness-based national collective narcissism. The results revealed that higher CN scores were associated with lower intentions for SBCA. Findings also showed that under the in-group praise condition, participants demonstrated a significantly greater willingness to engage in SBCA compared to those under the in-group criticism condition. However, although the manipulation of in-group image threat had a significant impact on SBCA intentions, it did not moderate the relationship between CN and SBCA intentions. Consistencies or differences with previous studies and potential reasons for the discrepancies were discussed. Contributions and potential limitations were also presented.
Travma sonrası stres belirti düzeyi ile alkol/madde kullanım miktarı arasındaki ilişkide narsisizmin ve kontrol odağının düzenleyici rolünün incelenmesi
Bu çalışmada kişilerin travmatik yaşam olayları sonrasında gösterdikleri travma sonrası stres belirti düzeyi ile alkol/madde kullanım miktarı arasındaki ilişkide narsisizmin ve kontrol odağının düzenleyici rolü araştırılmıştır. Araştırma örneklemi çevrim içi şekilde ve uygun örnekleme yoluyla ulaşılan 18-65 yaş aralığındaki 259 katılımcıdan oluşmaktadır. Çalışmanın amacı doğrultusunda katılımcılara Demografik Bilgi Formu'nun ardından Travma Sonrası Stres Tanı Ölçeği-5, Alkol Kullanım Bozuklukları Tanıma Testi, Madde Kullanım Bozuklukları Tanıma Testi, 5 Faktör Narsisizm Ölçeği ve Kontrol Odağı Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde değişkenlerin birbiri ile ilişkisini incelemek amacıyla korelasyon analizleri yürütülmüş ve ardından düzenleyici rollerin incelenmesi için SPSS 22.0 PROCESS programı (Hayes, 2013) model 2 kullanılarak yapılmıştır. Yürütülen analizler sonucunda travma sonrası stres belirti düzeyi ile madde kullanımı arasında pozitif bir ilişki bulunmuş, alkol kullanımı ile ise ilişki bulunamamıştır. Travma sonrası stres belirti düzeyi ile alkol kullanımı arasında kırılgan narsisizmin düzenleyici rolü olduğu ve travma sonrası stres belirti düzeyi ile madde kullanımı arasında da kontrol odağının düzenleyici rolü olduğu görülmüştür. Bulgular alanyazın bağlamında tartışılmıştır.
Görme olgusu "Portre, yüz, benlik"
Bu çalışmada, insanın var olma kaygısı sonucu kendini resmetmeye başlamasıyla ortaya çıkan portre resminin zaman içerisinde "ben" imgesi haline gelmesi incelenmiştir. Birinci bölümde, portrenin varlığını ortaya koyacak olan görme olgusunu ve görmeyi oluşturan göz ele alınmış, görmenin seyretmeye dönüşmesi ve insanın kendini nasıl kendi arzu nesnesi haline getirdiği incelenmiştir. İkinci bölümde, portrenin "ben" imgesine dönüşmesi mitolojik açıdan araştırılmış olup "Yüz Nedir?" sorusuyla tanımlanmış ve insanın kendi yüzünü görebilmesi için gerekli olan ayna olgusu incelenmiştir. Ardından portrenin kimlik oluşturma süreci ve portrelerin maske olarak kullanımı araştırılmıştır. Son bölümde ise portrenin din, felsefe, mitoloji, fotoğraf, resim, sosyal medya ve sinema sanatlarından güç alarak zaman içerisindeki oluşumu ve tarihsel süreci incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Portre, ayna, yüz, narsisizm, ben.
Ergenlerde narsisistik kişilik özelliklerinin duygu stilleri ve karar verme stillerini yordama düzeyi
Bu araştırmanın amacı, ergenlerde narsisistik kişilik özelliklerinin duygu stilleri ve karar verme stilleri açısından yordanıp yordanmadığını belirlemektir. Araştırmaya; İstanbul ve Kırklareli ilinde öğrenim gören 211'i kadın ve 137' si erkek olmak üzere toplam 348 üniversite öğrencisi katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; Duygu Stilleri Ölçeği, Melbourne Karar Verme Ölçeği, Narsistik Kişilik Envanteri ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, bölüm, yaşamlarını geçirdikleri yer, kardeş sayısı, kardeş sırası, algılanan ebeveyn tutumu) değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, ergenlerin cinsiyetleri, kardeş sıraları, yaşadığı yer değişkenleri açısından duygu stillerinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Kardeş sayıları farklı olan ergenlerin bastırma ve tolere etme duygu stillerinde bir farklılık görülmezken, ayarlama duygu stilinde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Algılanan ebeveyn tutumu açısından incelendiğinde, bastırma duygu stilinde ilgisiz ve ihmalkar, ayarlama ve tolere stillerinde ise demokratik ve ve ilgili ebeveyn tutumları en fazla puanları almıştır. Cinsiyet, kardeş sayıları, kardeş sıraları ve yaşamlarını geçirdikleri yer değişkenleri açısından ergenlerin karar verme stilleri puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılaşma bulunmamaktadır. Algılanan ebeveyn tutumu değişkeni açısından ergenlerin karar verme stillerinden "kaçıngan", "erteleyici" ve "panik" karar verme stillerinde anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır. Diğer taraftan karar vermede "öz saygı" ile " dikkatli" karar verme stillerinde ebeveyn tutumunu "ihmalkâr ve ilgisiz" olarak algılayan ergenlerin diğer tüm ebeveyn tutumuna sahip ergenlere göre anlamlı düzeyde düşük çıkmıştır. Narsistik kişilik özelliği, "bastırma" duygu stilini ve "ayarlama" duygu stilini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordamaktadır. Diğer taraftan narsistik kişilik özelliği "tolere" duygu stilini ise anlamlı düzeyde yordamadığı bulunmuştur. Narsistik kişilik özelliği, karar vermede " öz saygı" ve " panik" karar verme stilini anlamlı olarak yordamaktadır. Diğer taraftan narsistik kişilik özelliği, " dikkatli", "kaçıngan" ve "erteleyici" karar verme stillerini ise anlamlı düzeyde yordamadığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Narsisistik kişilik, Duygu stilleri, Karar verme stilleri
Benlik, intihar ve kolektif narsisizm bağlamında kitle psikolojisi
Tezin konusu; başlıktaki ifadesiyle "Benlik, İntihar ve Kolektif Narsisizm Bağlamında Kitle Psikolojisi"dir. Tez; psikolojinin en temel konularından olan benlik kavramı ile buna bağlı olarak benliğin yıkıcı biçimi olan narsisizm ve kitle psikolojisi boyutuyla kolektif narsisizm ve benliğin kökten yok oluşu ile sonuçlanan intihar olgusunu, kuramsal ve pratik tüm boyutlarıyla incelenmeyi ve bu konularda yapılan bilimsel çalışmaları araştırmayı amaçlamaktadır. Tez; benlik (benlik çeşitleri, toplumsal benlik araştırmaları), intihar (ölmek, öldürmek, intihar etmek), kolektif narsisizm (bireysel ve kolektif boyutları, toplumsal itaat ve karşı çıkma davranışı, grup ve sürü davranışları) ile bu konulardaki kuramlar, araştırmalar ile sonuç ve değerlendirme bölümlerini kapsamaktadır. Anahtar Kelimeler: Benlik, İntihar, Kolektif Narsisizm, Kitle Psikolojisi.
Türkiye örnekleminde, narsisistik özellik, öz-şefkat ve duygu düzenleme güçlüğü arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma narsisistik kişilik özelliği gösteren bireylerin bu kişilik özelliği gösterme düzeyleri arttıkça duygu düzenleme güçlüklerinde ve öz şefkatlerinde nasıl bir farklılık olacağına bakabilmek ve farklılık var ise bu farklılığın hangi yönde olacağını tespit edebilmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda gönüllülük esasına göre 49 üniversite öğrencisine ve 183 üniversite mezununa; demografik bilgi formu, narsisistik kişilik envanteri (NKE), duygu düzenleme güçlüğü ölçeği ve öz şefkat ölçeği uygulanmıştır. Ölçeklerin uygulanmasından sonra sorulara cevap bulabilmek için; frekans, yüzde, ortalama, standart sapma değerlerine bakılmıştır. Bunun yanı sıra faktör analizi, tek yönlü varyans analizi, ölçeklerin güvenilirlik analizleri, Kruskal –Wallis Testi, Mann-Whitney U testi ve Korelasyon analizleri yapılmıştır. Daha sağlıklı sonuçlar elde edebilmek için ölçeklerden elde edilen puanlar her bir değişken için (narsisizm, öz-şefkat ve duygu düzenleme güçlüğü), düşük-orta-yüksek olmak üzere üç gruba ayrılmış ve bu gruplar temel alınarak analiz yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda duygu düzenleme güçlüğünün grup puanlarıyla, öz-şefkat ve narsisizm değişkenlerinin ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilmiştir. Buna göre; duygu düzenleme güçlüğü artarken öz-şefkat azalmakta narsisizm ise artmaktadır. Narsisizmin grup puanları ile duygu düzenleme güçlüğü arasında istatistiksel olarak fark elde edilmiştir. Fakat narsisizm grupları ile öz-şefkat arasında istatistiksel olarak fark bulunamamıştır. Yani narsisizm artarken duygu düzenleme güçlüğü de artmakta fakat öz-şefkat puanlarında bir fark olmamaktadır. Öz-şefkat grup puanları ile duygu düzenleme güçlüğü ve narsisizm ölçek puanları arasında analiz yapılmış ve analiz sonucunda istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilmiştir. Buna göre; öz-şefkat artarken duygu düzenleme güçlüğü ve narsisizm azalmaktadır. Bunların yanı sıra demografik bilgilerde ise kişilerin yaşadıkları son ilişkilerinin süresi, ilişkide ki memnuniyet düzeyleri ve kişilerin partner sayıları ile duygu düzenleme güçlüğü, öz-şefkat, narsisizm puanları arasında fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Narsisizm, Duygu Düzenleme Güçlüğü, Öz Şefkat.
18-45 yaş arası bireylerin ekran kullanma alışkanlıkları ile narsisizm, öznel iyi oluş ve obsesif kompulsif bozukluk düzeylerinin incelenmesi
Ekran bağımlılığı kavramı, modern toplumun önemli bir sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Her ne kadar teknoloji insan hayatını kolaylaştırsa da beraberinde birçok problem de getirmektedir. Ekranlarla ve internetle iç içe yaşayan insanlar, artık bu kavramlar olmadan yaşayamaz hale gelmekte, hatta bağımlı olmaktadırlar. Her bağımlılıkta olduğu gibi ekran bağımlılığında da pek çok psikolojik faktör ve etkiler bulunmaktadır. Literatürde ekran bağımlılığı ile birçok psikolojik değişkenin ilişkisini inceleyen çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Obsesif kompulsif bozukluk, narsisizm ve öznel iyi oluş kavramlarıyla ilişkisinin üzerine çalışmalar da bulunmaktadır. Fakat bu çalışmalar genelde ilkokul, ortaokul veya lisedeki kişiler üzerine yapılmıştır. Çalışma, çalışan kesimden 18-45 yaş arası erken yetişkin ve yetişkinler ile yapılarak; alanyazına katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Bu nedenle çalışma zamanları ve boş zamanlarındaki ekran aktivitelerini açık bir şekilde görmek amacıyla; Ekran Bağımlılık Envanteri kullanılmıştır. Ekran bağımlılığı ile obsesif kompulsif bozukluk, narsisizm ve öznel iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiyi ölçmek için kullanılan anketler: Narsisizm Envanteri, Öznel İyi Oluş Envanteri ve Vancouver OKB Envanteri'dir. Bahsedilen ölçekler, Marmara Bölgesi'nden çalışan 350 kişiye araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programına girilerek, analiz edilmiştir. Araştırma soruları doğrultusunda Bağımsız Örneklem-t Testi, Varyans Analizi, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Ekran Bağımlılık Envanteri için Açımlayıcı Faktör Analizi kullanılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre narsisizmin alt boyutlarından Teşhir ve Otorite ile ekran bağımlılığının anlamlı ilişkisi vardır. Ekran Bağımlılığı ile Vancouver OKB ölçeğinin tüm alt boyutları arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmaktadır. Ekran bağımlılığı ile öznel iyi oluşun alt boyutlarından ''başkasına imrenme'' ve ''karamsarlık'' arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ekran bağımlılığı cinsiyete ve eğitim durumlarına göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Ekran bağımlılığı ölçüldüğünde maddi durumunu orta ve çok iyi olarak ifade eden katılımcılar arasındaki fark anlamlıdır. Maddi durumu çok iyi olanların ekran bağımlılıkları daha fazladır. Anahtar Kelimeler: Ekran Bağımlılığı, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Narsisizm, Öznel İyi Oluş
Romantik ilişkileri olan üniversite öğrencilerinin narsistik kişilik eğilimi düzeylerine göre; ilişki bağlanımı, ilişki doyumu ve benlik saygılarının incelenmesi: İstanbul ili örneği
Bu araştırmanın amacı, İstanbul ilindeki üniversite öğrencilerinin, narsistik kişilik eğilimleri ile benlik saygıları, ilişki doyumları ve ilişki bağlanımları arasındaki ilişkileri ve farklılıkları romantik ilişkiler bağlamında incelemek; bu değişkenler arasındaki, ilişkilerin ve farklılıkların farklı cinsiyetlerde değişiklik gösterip göstermediğini belirlemek; narsizmin farklı boyutlarında bu bağımsız değişkenlerin durumunu ortaya koymaktır. Araştırma, 11 Ekim- 6 Aralık 2013 tarihleri arasında İstanbul İli'nde, üç farklı üniversitede ve farklı bölümlerde okuyan, 150 öğrenciye uygulanmıştır. Katılımcılara, Demografik Bilgi Formu, Narsistik Kişilik Envanteri, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, İlişki İstikrarı Ölçeği, İlişki Değerlendirme Ölçeği olmak üzere beş farklı veri aracı uygulanmıştır. Verilerin normal dağılmasından dolayı parametrik istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler, Pearson korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi olarak α = 0.05 alınmıştır. Bağımsız değişkenlerin narsizmin farklı boyutlarındaki durumunun incelenmesinde ise T- testi ve Oneway Anova testi kullanılmıştır. Narsistik kişilik eğilimi ile hem ilişki doyumu hem de ilişki bağlanımı arasında orta düzeyde ve olumsuz yönde bir ilişki olduğu bulunmuştur. Narsizm üç boyuta ayrılmıştır: Normal narsizme sahip olanlar, sınırda olanlar ve narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanlar. Bu üç grubun bağımsız değişkenlerle olan durumuna bakıldığında, narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanlar ile normal narsizme sahip kişilerin ilişki doyumları ve ilişki bağlanımları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur. Ayrıca, narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanlarla, sınırda olanların ve normal narsizme sahip olanların ilişki bağlanımları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark vardır. İkili gruplar halinde karşılaştırıldıklarında ise; normal narsizme sahip olanlar ile sınırda olanların ilişki bağlanımları ve normal narsizme sahip olanlar ile narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanların ilişki bağlanımları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark vardır. Ancak, sınırda olanlar ve narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanların ilişki bağlanımları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark yoktur. Sonuçlar, literatür ve diğer araştırmalar ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Narsistik kişilik eğilimi, Benlik saygısı, İlişki doyumu, İlişki bağlanımı.
Narsistik kişilik özellikleri ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Bingöl Üniversitesi örneği
Araştırma, üniversite öğrencilerinde narsistik kişilik özellikleri ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin demografik özelliklere (cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, ailedeki doğum sırası ve ailenin gelir durumu) göre incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Örneklem, Bingöl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmetler ve Felsefe bölümlerinde öğrenim gören, uygun/kolayda örneklem yoluyla seçilen; 18-26 yaş arasındaki 198 kız, 197 erkek öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", narsistik kişilik özelliklerini saptamak amacıyla Raskin ve Hall'ın (1979) "Narsistik Kişilik Envanteri" ve öğrencilerin bağlanma stillerini belirlemek amacıyla Bartholomew ve Griffin'in "İlişki Ölçekleri Anketi" kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 22 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Katılımcıların demografik özelliklerinin saptanması amaçlı yüzde ve frekans analizleri; demografik veriler ile bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlı Mann Whitney U testi ve Kruskall Wallis testi; narsistik kişilik özellikleri ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlı spearman korelasyon analizi ve demografik değişkenler ile narsistik kişilik özelliklerinin bağlanma stilleri üzerindeki yordayıcı etkisini sınamak üzere Çoklu Regreson (Linear Regresyon) analizi uygulanmıştır. İstatistiksel analizler sonucunda, korkulu bağlanma stili ile narsistik kişilik özelliklerinden biri olan teşhircilik arasında negatif yönde; korkulu bağlanma ve saplantılı bağlanma stili ile hak iddia etme arasında pozitif yönde; güvenli bağlanma stili ile hak iddia etme arasında negatif yönde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Demografik değişkenlerden, cinsiyete göre korkulu bağlanma stili puanlarının; yaşa göre kayıtsız bağlanma stili puanlarının; kardeş sayısına göre kayıtsız bağlanma stili ile sömürücülük puanlarının farklılaştığı görülmektedir. Ailenin gelir durumu, cinsiyet ve hak iddia etme değişkenlerinin güvenli bağlanma stili toplam varyansının %13'ünü; ailedeki doğum sırası ve hak iddia etme değişkenlerinin saplantılı bağlanma stili toplam varyansının %5.7'sini; ailenin gelir durumu, cinsiyet, hak iddia etme ve teşhircilik değişkenlerinin korkulu bağlanma stili toplam varyansının %8.9'unu; ailedeki doğum sırası ve kardeş sayısı değişkenlerinin kayıtsız bağlanma stili toplam varyansının %4.3'ünü açıkladığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, bağlanma stilleri, narsisizm, narsistik kişilik, narsistik kişilik özellikleri
Yetişkin bireylerde narsisizm, çocukluk çağı ruhsal travmaları ve ilişki doyumu ile cinsel tutum ve davranışların incelenmesi
Cinsellik, insanlığın oldukça önemli bir parçasıdır. Bu alanda yürütülecek çalışmalar hem alanyazına katkı sağlaması hem de klinik alanda yapılacak çalışmalar için yol gösterici olması açısından önemlidir. Cinsel tutum ve davranışlarla ilgili bu çalışmanın ilk aşamasında konuyla ilişkili olabilecek değişkenler belirlenmeye çalışılmıştır. Alanyazına bakıldığında narsisizm ve erken dönem ruhsal travmalarının bireylerin yakın ilişkilerinde önemli etkilerinin olduğu görülmüştür. Ancak bu değişkenlerin cinsel tutum ve davranışlarla ilişkisi bakımından inceleyen çalışma sayısı çok kısıtlıdır. Bu nedenle öncelikli olarak çalışmanın amacına uygun ölçekler belirlenmiştir bunlar: Beş Faktör Narsisizm Ölçeği, Çocukluk Çağı Travmatik Yaşantılar Ölçeği, İlişki Doyum Ölçeği, Cinsel Risk Alma Ölçeği, Cinsel Tutum Ölçeği ve Cinsel Heyecan Arama Ölçeği'dir. Yukarıda söz edilen ölçekler, online olarak toplamda 350 kişiye uygulanmıştır. 350 kişinin 260'ı daha önce cinsel ilişkiye girdiğini bildirirken; 90 kişi henüz cinsel ilişkiye girmediğini bildirmiştir. Bu kişilere ait verilerin analizleri de ayrıca yapılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlemesi SPSS 22 paket programı aracılığı ile yapılmıştır. Araştırma sorularına uygun olacak şekilde bağımsız gruplar t testi, normal dağılmayan ölçekler için ise bu testin non-parametrik karşılığı (Mann-Whitney-U) uygulanmıştır. Son olarak tüm değişkenlerin ilişkilerinin incelendiği pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda ise narsisizmin alt boyutlarından kırılgan ve büyüklenmeci narsisizmin cinsel tutum ve davranışlarla ilişkili olduğu görülmüştür. Benzer biçimde travma alt boyutlarından cinsel istismarın da cinsel risk ve cinsel heyecan arama davranışı ile ilişkili olduğu görülmüştür. Duygusal istismarın ise yalnızca cinsel risk davranışı ile ilişkili olduğu bulunmuştur. İlişki doyumunun ise cinsel tutum ve davranışlarla negatif ve pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular son bölümde literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cinsellik, Narsisizm, Çocukluk Çağı Ruhsal Travmaları, İlişki Doyumu
Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı ile narsisizm arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı ve narsisizm düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, 18-30 yaş arasında İstanbul ilinde herhangi bir üniversitede öğrenim gören 209 erkek, 400 kadın olmak üzere toplam 609 gönüllü öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, katılımcıların sosyal medya bağımlılık düzeylerini saptamak amacıyla ' Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği- Yetişkin Formu', narsisizm düzeylerini saptamak için ' Narsisistik Kişilik Envanteri-13' kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan envanterler Google Anket ile online olarak doldurulmuştur. Verilerin analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Veriler normallik analizine bakıldığında normal dağılım göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Verileri analiz etmek için betimleciyi analiz ve non- parametrik testlerden Kruskal-Wallis Testi, Mann-Whitney U testi, Spearman Korelasyon testi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre sosyal medya bağımlılığı ile narsisizm arasında pozitif yönlü düşük düzeyde ilişki bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinde narsisizm düzeyi cinsiyete ve sosyal medya platformlarındaki takipçi/arkadaş sayısına göre farklılaşmaktadır. Narsisizm düzeyi ile yaş ve öğrenim durumları arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Sosyal medya bağımlılığı ile yaş, sosyal medya kullanım amaçları ve sosyal medyada gün içerisinde geçirilen süre arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Sosyal medya bağımlılığı cinsiyete göre farklılaşmamaktadır. Sonuç olarak teknolojinin gelişmesi ve sosyal medya kullanım sıklığı günümüz toplumunda sosyal medya bağımlılığı ile narsisizmi birlikte ele almaya olanak sağlamıştır. Narsisizm düzeyi yüksek olan bireylerin sosyal medyayı kullanmakta oldukça başarılı olduğu görülmüştür.
Self-other model of narcissistic depression: The mediating role of rejection sensitivity and self-compassion between vulnerable narcissism and depressive inclinations
Theoretical accounts support that vulnerable narcissist's efforts to avoid rejection in order to increase contingent and oscillating self-worth facing downwards in majority of times are the forerunner and maintaining representative agents of his or her depression. Vulnerable narcissism, depression, self-compassion, and rejection sensitivity have been distinctly examined and found to be associated in various research. However what is missing is a demonstration of those previously recognized associations in a structural model. The present study investigated those associations using structural equation modeling (SEM). Data from 519 participants were collected using Google Forms online software. Participants completed online versions of Demographic Form, Pathological Narcissism Inventory, Beck Depression Inventory II, Rejection Sensitivity Scale, and Self-compassion Scale. Both the measurement and the structural model provided a good to acceptable fit to the data. Results regarding to correlation analyses provided support for the significant level of associations between study variables. Results regarding to path analyses showed that 22 % of the variance in the self-compassion and 28 % of the variance in the rejection sensitivity was explained by vulnerable narcissism. Lisrel verified the indirect effect of vulnerable narcissism on depressive inclinations through partially mediator role of of self-compassion. On the other hands, depressive inclination was not found to be contingent on rejection sensitivity. Model explained % 45 of the total variance in depressive inclinations. The results have been discussed in consideration of literature. Implications for future research and for clinical practices have also been provided.
Bir grup üniversite öğrencisinde bağlanma stilleri ile narsisizm arasındaki ilişki: Reddedilme duyarlılığının aracı rolü
Bu araştırmanın temel amacı, bir grup üniversite öğrencisinde bağlanma stilleri ile narsisizm arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide reddedilme duyarlılığının aracı rolünü incelemektir. Araştırma, İstanbul'da üç farklı üniversiteden seçilen 452 üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aşamasında örneklem grubuna Kişisel Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, Narsistik Kişilik Envanteri, Kırılgan Narsisizm Ölçeği ve Red Duyarlığı Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis Testleri gruplar arası farkları belirlemek için kullanılmıştır. Spearman rho Korelasyonu ise araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirmek amacıyla kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, bağlanma stilleri ile narsistik kişilik özellikleri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Bu sebeple, reddedilme duyarlılığının bu ilişkideki aracı rolüne bakılamamıştır. Ancak araştırma sonuçları, reddedilme duyarlılığı ile kırılgan narsisizm arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, reddedilme duyarlılığı ile grandiyöz narsisizmin kendine yeterlilik boyutu arasında da pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Son olarak, araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmış, çalışmanın sınırlılıkları ve gelecek çalışmalar için öneriler belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma stilleri, grandiyöz narsisizm, kırılgan narsisizm, reddedilme duyarlılığı
Sosyal medya kullanım özelliklerinin kişilik yapılanmaları, yaşam doyumu ve depresyon açısından incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı sosyal medya kullanım özelliklerinin kişilik yapılanmaları, narsisizm, yaşam doyumu ve depresyon ile ilişkilerinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmanın örneklemi, gönüllülük usülüne göre, Surveey anket sistemi üzerinden katılım sağlamış, 281'i kadın, 147'si erkek olmak üzere toplam 428 sosyal medya kullanıcısından oluşmaktadır. Veri toplama aşamasında, Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu, Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Form (5FKE), Narsisistik Kişilik Envanteri, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizinde, frekans dağılımları oluşturulmuş, normallik dağılımlarında Shapiro-Wilk, Mann Whitney-U, Kruskal Wallis ve Spearman's rho analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Bulgularımıza göre sosyal medya kullanımı kadınlarda, erkeklerden ve 30 yaş ve altı katılımcıların 30 yaş üzerindekilerden daha yüksek oranda gözlenmiştir. En çok kullanılan sosyal medya aracının Facebook olduğu (%98,6), tüm katılımcıların çoğunluğunun en fazla günde 1-3 saatlerini (%45,1) sosyal medya araçları kullanarak geçirdikleri gözlenmiştir. Sosyal medyada en fazla günde 0-10 arası paylaşım (%93) yapılmaktadır. Arkadaş veya takipçi sayısı olarak 100-500 aralığı (%48,4), en çok katılımcının bulunduğu aralık olarak belirlenmiştir. Sosyal medya kullanımı ile yaş arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki gözlenmiştir. Depresyon ile sosyal medya kullanımı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. 5FKE'nin Sorumluluk alt boyutu ile sosyal medya arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki gözlenmiştir. Narsisizm ve yaşam doyumu ile sosyal medya kullanımı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Sonuç: Bu bulgular doğrultusunda bireylerin, depresyon düzeyleri arttıkça sosyal medya kullanımlarının arttığı gözlenmiştir. Bununla beraber, bireylerde sorumluluk, dışadönüklük ve nevrotizm/duygusal denge arttıkça sosyal medya kullanımının azalmakta olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: sosyal medya, narsisizm, kişilik, yaşam doyumu, depresyon
Alkol ve madde kullanım bozukluğu olan erkeklerde narsisizm düzeylerinin nüks ve tedavi motivasyonu ile ilişkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı alkol ve madde bağımlılığı olan erkeklerde narsisizm düzeylerinin tedavi motivasyonu ve nüks ile ilişkisini incelemektir. Yöntem: Araştırmaya Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Alkol ve Madde Tedavi Merkezi'nde alkol veya madde kullanım bozuklukları tanılarıyla yatarak tedavi gören, yaş ortalaması 38,80±12,21 olan 75 erkek hasta katılmıştır. Katılımcılara sırasıyla Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu, Sosyodemografik ve Klinik Bilgi Formu, Kendilik Psikolojisi Envanteri (KPE) ve Tedavi Motivasyonu Anketi (TMA) uygulanmıştır. Araştırma verileri SPSS for Mac 23.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışma sonucunda KPE alt boyutu olan savunmacı büyüklenmeci kendilik ile TMA kişiler arası yardım alt boyutu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca sosyal destek alan hastaların TMA içsel motivasyon, dışsal motivasyon ve toplam puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu gözlenmiştir. Çocuk sahibi olanların nüks sayılarının daha düşük olduğu; çocuk sayısı ve ilk tedaviye başvuru yaşının nüks ile negatif yönde anlamlı düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Örneklemimizde alkol/maddeye başlama yaşı ve narsisizm arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Ailede psikiyartik öyküye sahip olmayan alkol/madde kullanımına bağlı adli olay ve iş/okul kaybı yaşamış olan hastaların TMA alt boyutlarında anlamlı düzeyde yüksek puanlar aldığı bulunmuştur. Sonuç: Araştırmamız travmatik erken dönem yaşantıları ile patolojik gelişen, KPE alt boyutu olan savunmacı büyüklenmeci kendilik ile ölçülen narsisizmin alkol ve madde kullanım bozukluklarında tedavi motivasyonu için bir risk faktörü olabileceğini göstermektedir. Elde edilen bulguların, bağımlılıkta tedavi protokolleri geliştirilmesinde yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: alkol kullanım bozukluğu, madde kullanım bozuklukları, narsisizm, tedavi motivasyonu, nüks
Evlilik uyumunu yordamada narsistik kişilik özelliklerinin ve bağışlayıcılığın rolü
Bireylerin kişilik özelliklerinin evlilik uyumu ile yakından ilişkili olduğu bilinmektedir. Kişiler arası problemler ile karakterize olan narsistik kişilik özelliklerinin, evlilik uyumu üzerindeki etkisi literatürde göze çarpmaktadır. Sağlıklı bir iletişim için gerekli görülen bağışlayıcılık, evlilik uyumunu etkileyen bir diğer önemli kavramdır. Narsistik kişilik özellikleri, evlilik uyumu dışında, bağışlayıcılık ile de yakından ilişkilidir. Narsistik kişilik özellikleri, bağışlayıcılık ve evlilik uyumu değişkenlerini incelemek, bu değişkenler arası ilişkinin anlaşılmasına yardımcı olacaktır. Bu araştırmanın amacı evlilik uyumunu yordamada narsisistik kişilik özellikleri ve affediciliğinin rolünü ortaya koymaktır. Araştırmaya 345 evli birey (183 kadın, 162 erkek) katılmıştır. Katılımcılara Sosyo-demografik Veri ve Bilgi Formu, Narsistik Kişilik Envanteri (NKE-16), Evlilikte Bağışlama Ölçeği-Olay (EBÖ-O) ve Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ) ile oluşturulmuş anket bataryası online olarak sunulmuştur. Sosyo-demografik değişkenlerin değerlendirilmesi için betimleyici analizler, sosyo-demografik değişkenlerin bağımlı ve bağımsız değişken üzerindeki etkilerini incelemek için t-testi analizi, hipotezleri test etmek için ise korelasyon, basit doğrusal ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır. Sonuçlara göre, narsistik kişilik özellikleri evlilik uyumu üzerinde yordayıcı bir role sahip olmamasına karşılık; Evlilikte Bağışlama Ölçeği'nin yardımseverlik alt boyutu pozitif, uzaklaşma alt boyutu ise negatif yönde anlamlı olarak evlilik uyumunu yordamaktadır. Ayrıca narsistik kişilik özellikleri, Evlilikte Bağışlama Ölçeği misilleme alt boyutunu pozitif yönde anlamlı olarak yordamaktadır.
Nesne ilişkileri ile empati ve zihin kuramı arasındaki ilişkide narsisizmin aracı rolü
Bu araştırmanın ana amacı, bireylerde nesne ilişkileri ile empati ve zihin kuramı arasındaki ilişkileri ve bu ilişkilerde narsisizmin aracı rolünü incelemektir. Çalışma 18-45 yaş aralığında, normal popülasyondan seçilmiş 409 katılımcı ile yürütülmüştür. Veri toplama aşamasında katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Ölçeği, Patolojik Narsisizm Ölçeği, Kişilerarası Tepkisellik İndeksi ve Gözlerden Zihin Okuma Testi online form şeklinde verilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular SPSS (Statistical Package for Social Sciences) v.26.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Cinsiyetler arası farkları belirlemek için bağımsız gruplar t-testi; empati, zihin kuramı, nesne ilişkileri ve narisisizm arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi ve doğrusal regsesyon analizi; son olarak aracı etki analizi için PROCESS eklentisi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda nesne ilişkileri ile empati arasındaki ilişkide narsisizmin tam aracı rolü olduğu görülse de nesne ilişkileri ile zihin kuramı arasındaki ilişkide narsisizmin aracı bir rol üstlenmediği bulunmuştur. Bulgular, nesne ilişkileri ve empati arasındaki ilişkinin narsisizm ile sağlandığını göstermekte olup narsisizmin bu ilişki için önemini vurgular niteliktedir. Son olarak, araştırmanın bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, çalışmanın sahip dolduğu sınırlılıklarla birlikte gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Empati, Zihin kuramı, Nesne ilişkileri, Narsisizm
Çocukluk çağı travmaları ve narsisizm türleri arasındaki ilişkide kişilerarası problemlerin aracı rolü
Bu çalışmada, kişilerin çocukluk çağı travmatik yaşantıları ile narsisizm türleri arasındaki ilişkide kişilerarası sorunların rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Türkiye'deki örneklemle yürütülmüş kişilerarası ilişkiler ve narsisizm türleri arasındaki ilişkinin incelendiği az sayıda çalışma olduğu görülmüştür. Kişilerarası problemlerin ve erken dönem yaşantıların, narsisizm patolojisine olan rolünün ortaya konması adına literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çocukluk çağı travmaları ve narsisistik boyutlar kişilerarası problemler arasındaki ilişkiden yola çıkılarak, bu araştırmanın ana sorusu "Çocukluk çağı travmaları ile büyüklenmeci ve kırılgan narsisizm arasında kişilerarası problemlerin aracılık rolü var mıdır?" olarak belirlenmiştir. Çalışmanın örneklemi, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi ile ulaşılan, yaşları 22-65 arasında değişen 351 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler Google Forms aracılığıyla çevrimiçi ortamda toplanmıştır. Çevrimiçi ölçüm araçları katılımcılara kolay erişilebilir örnekleme metoduna uygun olarak sosyal medya ve e- posta gruplarına yapılan duyurular aracılığıyla ulaştırılmıştır. Çalışma katılımcıları için psikiyatrik tanı almak ve psikiyatrik ilaç kullanıyor olmak dışlama ölçütüdür. Araştırma verileri, Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Kişilerarası Sorunlar Ölçeği ve Patolojik Narsisizm Ölçeği aracılığıyla çevrim içi ortamda toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) v.25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik çoklu regresyon analiziyle incelenmiştir. Kişilerarası sorunların çocukluk çağı travmaları ve narsisizm türleri arasındaki ilişkideki aracı rolünü test etmek için PROCESS eklentisi kullanılmıştır. Bulgular kişilerarası sorunlardan Dominant/Kontrolcünün duygusal istismar ve büyüklenmeci narsisizm arasındaki ilişkide, Dominant/Kontrolcü ve Sosyal Çekinikliğin ise duygusal istismar ile Kırılgan Narsisizm arasındaki ilişkide aracı rolü olduğunu göstermiştir. Kişilere uygulanan envanterler öz bildirimine dayalı ve online olarak katılım gösterdikleri düşünüldüğünde, katılımcıların envanterdeki, maddelere yanlı olarak cevap verebileceği araştırmanın sınırlılıklarından biridir. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, çalışmanın sahip dolduğu sınırlılıklarla birlikte gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.
Beliren yetişkinlikte narsisizm, algılanan ebevenylik biçimleri ve sosyal medyanın kendini nesneleştirme üzerindeki etkisi
Bu araştırmada, beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerin kendini nesneleştirme düzeyleri üzerinde algılanan ebeveynlik biçimleri, narsisizm ve sosyal medya kullanım özelliklerinin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 18-25 yaş aralığındaki 442 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında veriler Nesneleştirilmiş Beden Bilinci Ölçeği, Young Ebeveynlik Ölçeği, Aşırı Duyarlı Narsisizm Ölçeği ve Narsistik Kişilik Envanteri (NKE-16) aracılığıyla çevrimiçi ve yüz yüze olarak toplanmıştır. Araştırma kapsamında değişkenler arasındaki ilişkinin doğası çoklu doğrusal hiyerarşik regresyon analizi ve tek yönlü varyans analizi ile incelenmiştir. Algılanan ebeveynlik biçimleri, büyüklenmeci ve kırılgan narsisizmin çoklu hiyerarşik doğrusal regresyon analizleri ile kendini nesneleştirmenin beden gözetimi, beden utancı ve kontrol inancı alt boyutları üzerindeki etkisi ayrı ayrı incelenmiş olup analiz sonuçları kendini nesneleştirme için en güçlü yordayıcının kırılgan narsisizm olduğuna işaret etmektedir (p<.001). Büyüklenmeci narsisizmin beden utancı (p=.951) ile kontrol inancı (p=.179) alt boyutlarını anlamlı düzeyde yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ek olarak algılanan ebeveynlik biçimleri beden utancı (p<.001) ve kontrol inancı (p<.05) için anlamlı bir yordayıcıyken, beden gözetimi alt boyutunu anlamlı düzeyde yordamadığı görülmüştür (p=.526). Tek yönlü varyans analizi ile sosyal medya kullanım özelliklerine göre kendini nesneleştirmenin alt boyutları incelendiğinde ise üç alt boyutun da sosyal medya üzerinden fiziksel özellikleri arkadaşlar ve ünlüler ile kıyaslama düzeyine göre anlamlı şekilde farklılaştığı bulunmuştur. Bununla birlikte sosyal medyada gün içerisinde geçirilen süre, kullanılan sosyal medya sayısı ve sosyal medyada paylaşımda bulunma sıklığının alt boyutlara göre farklılaştığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçları genel olarak algılanan ebeveynlik biçimleri, narsisizmin büyüklenmeci ve kırılgan boyutları ile sosyal medya kullanım özelliklerinin kendini nesneleştirme üzerinde etkili değişkenler olduğuna işaret etmektedir. Bununla birlikte değişkenlerin alt boyutlarına göre sonuçların farklılaştığı gözlemlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular; kültürel temeli ve çeşitli psikopatolojiler üzerindeki etkisi de göz önünde bulundurulduğunda kendini nesneleştirmenin farklı çalışmalarla da incelenmesi gereken bir konu olduğuna işaret etmektedir. Kendini nesneleştirme üzerinde etkili mekanizmaların belirlenmesi ilişkili ruh sağlığı sorunları açısından koruyucu ve önleyici çalışmalara katkı sağlayacaktır.
Üniversite öğrencilerinin siber zorbalık ve mağduriyet yaşantılarında karanlık üçlü kişilik özellikleri ve dürtüselliğin etkisi
Araştırmanın amacı, siber zorbalık yaşantılarının karanlık üçlü kişilik özellikleri (narsisizm, makyavelizm, psikopati) ve dürtüsellik düzeyi üzerindeki etkisini araştırmak ve ilgili değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını saptamaktır. Araştırma örneklemini 2019-2020 öğretim yılında Haliç Üniversitesi'nin farklı fakültelerinde eğitim gören 372 kişi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, ''Üniversite Öğrencileri için Yenilenmiş Siber Zorbalık Envanteri'', ''Kısaltılmış Karanlık Üçlü Ölçeği (SD3)'', ''Barratt Dürtüsellik Ölçeği Kısa Formu (BIS-11-KF)'' ve araştırmacı tarafından geliştirilen ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre cinsiyetler arasında siber zorbalık puanları erkek bireylerde kadın bireylere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olarak saptanırken; siber mağduriyet ile cinsiyet arasında anlamlı düzeyde bir farklılık bulunamamıştır. Araştırma sonucunda siber zorbalık yapma ile motor dürtüsellik, dikkat dürtüselliği, karanlık üçlü makyavelizm ve psikopati orta düzeyde pozitif yönlü ve anlamlı ilişkili bulunmuştur. Siber zorbalık mağduriyeti ile plan yapamama, motor dürtüsellik, dikkat dürtüselliği, karanlık üçlü makyavelizm, narsisizm ve psikopati zayıf düzeyde pozitif yönlü ve anlamlı ilişkili olduğu saptanmıştır. Buna ek olarak motor dürtüsellik, karanlık üçlü makyavelizm ve karanlık üçlü psikopati puanlarının pozitif yönlü olarak siber zorbalık davranışını anlamlı ölçüde etkilediği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: siber zorbalık, siber mağduriyet, karanlık üçlü kişilik özellikleri, dürtüsellik
Yetişkin bireylerde narsistik hayranlık ve narsistik rekabet düzeylerinin depresyon ve kaygı düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında yetişkinlerin narsistik hayranlık ve narsistik rekabet düzeyleri ile depresyon ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmaya 264 kadın(%54,2), 223 erkek(%45,8) olmak üzere 485 yetişkin dâhil olmuştur. Ölçek ve alt boyut puanlarının iki boyutlu demografik değişkenlere göre karşılaştırılmasında bağımsız iki örneklem t testi; ikiden fazla boyut içeren demografik değişkenlere göre karşılaştırılmasında ANOVA testinden yararlanılmıştır. Narsistik rekabet ve narsistik hayranlık ile depresyon ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi adına Pearson korelasyon testinden yararlanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi 0,05 ve güven aralığı %95 olarak kabul edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre kişilerin narsistik rekabet düzeyleri ile depresyon düzeyleri arasında pozitif yönlü çok kuvvetli bir ilişkinin olduğu ve kişilerin narsistik hayranlık düzeyleri ile depresyon düzeyleri arasında negatif yönlü zayıf bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca kişilerin narsistik rekabet düzeyleri ile anksiyete düzeyleri arasında pozitif yönlü çok zayıf bir ilişki olduğu, kişilerin narsistik hayranlık düzeyleri ile anksiyete düzeyleri arasında negatif yönlü çok zayıf bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Elde edilen bilgilerin depresyon ve kaygı ile mücadelede yapılan koruyucu ruh sağlığı çalışmaları ve psikoeğitim çalışmaları gibi etkinliklerde faydalı olabileceği düşünülmektedir.
10-12 yaş arası çocuklarda görülen narsisizmin empati, zorbalık ve davranış uyumsuzluğu ile ilişkisinin incelenmesi
Kökeni Yunan mitolojisine dayanan narsisizm kavramı, sudaki yansımasını ilk kez gören Tanrı Narkhissosun kendine âşık olmasıyla bilinmektedir. Narsisizm çok önemli, üstün ve eşi bulunmaz birisi olduğuna inanmasına ek olarak, empati yapamama ve zorbalık gibi özelliklerle karakterizedir. Yaşamın erken evrelerinde ortaya çıktığı bilinen bu bozukluk günümüzde oldukça yaygın bir kişilik örgütlenmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmanın oluşturulmasında yol gösterici olmuştur. Bu çalışmada, narsisistik kişilik özelliği gösteren çocukların empati, zorbalık ve davranış uyumsuzluğu açısından etkilerini incelemesi amaçlanmıştır. Araştırma Tekirdağ ili Muratlı İlçesinde öğrenim gören 10-12 yaş aralığında aralığındaki ortaokul öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin ve ailelerinin kişisel bilgilerini edinmek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulmuş olan Kişisel Bilgi Formu ve Ebeveyn Bilgi Formu geliştirilmiştir. Öğrencilerin narsisistik kişilik özelliklerini ölçmek için Çocukluk Çağı Narsisizm Ölçeği, zorbalık düzeylerini ölçmek için Çocuklar İçin Zorbalıkla İlgili Bilişler Ölçeği, empati seviyelerini ölçmek için Ka-Si Empatik Eğilim Ölçeği Çocuk Formu ve davranış uyumsuzluklarını ölçmek için DAVUY-Davranış ve Uyum Sorunları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, çocukların çocukluk çağı narsisizmi ile zorbalık arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunurken, çocukluk çağı narsisizmi ile empati arasında negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Buna göre çocukluk çağı narsisizmi arttıkça, zorbalık artmakta ve empatik eğilim düzeyi düşmektedir. Buna ek olarak, empati arttıkça davranış ve uyum sorunları azalmış olup, zorbalık arttıkça davranış ve uyum sorunlarının arttığı sonucuna ulaşılmıştır.
Okulların örgütsel narsizm düzeyi ile öğretmenlerin öz yeterlilik algıları arasındaki ilişki
Bu araştırma öğretmen görüşlerine göre okulların örgütsel narsizm düzeyi ile öğretmenlerin özyeterlilik algıları arasındaki ilişkiyi saptamayı amaçlamaktadır. Araştırma toplamda beş bölümden oluşmaktadır. Araştırmada birinci bölümde, problem durumu, problem cümlesi, alt problemler, Araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, sınırlılıklar ve tanımlar yer almaktadır. İkinci bölüm ise kuramsal çerçeve ve ilgili araştırmalardan oluşmaktadır. Üçüncü bölümde araştırmanın modeli, evren ve örneklem, ölçme aracı, verilerin toplanması ve analiz edilmesinden söz edilmiştir. Dördüncü bölümde elde edilen verilerin tablolara aktarılması sonucu oluşturulan bulgular ve yorumlar bulunmaktadır. Son kısım olan beşinci bölümde ise tartışma, sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2014 – 2015 öğretim yılında Uşak ilinde çalışan 3660 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 344 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada kolay ulaşılabilir öenekleme yoluna gidilmiştir. Araştırmada veriler "Örgütsel Narsizm Ölçeği" ve "Genel Özyeterlilik Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada ölçek boyutlarının örnekleme uygunluğunu test etmek için doğrulayıcı faktör analizi kullanılmış ve elde edilen verilerle ölçekler doğrulanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Katsayısı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; Öğretmenler okullarının örgütsel narsizm düzeyini orta düzey olarak algılamaktadırlar. Öğretmenlerin okullarının örgütsel narsizm düzeyine yönelik görüşleri cinsiyetlerine ve aynı okulda çalışma süresine göre anlamlı farklılık göstermez iken, mesleki kıdemlerine ve çalıştıkları okuldaki öğretmen sayısına göre bazı boyutlarda farklılaşmamaktır. Bunun yanında öğretmenlerin özyeterlilik algısı yüksek düzeydedir. Öğretmen özyeterlilik algıları cinsiyetlerine göre özyeterliliğin başlama boyutunda farklılaşırken, mesleki kıdem, çalıştıkları okuldaki öğretmen sayısı ve aynı okulda çalışma sürelerine göre farklılaşmamaktadır. Okulların örgütsel narsizm düzeyine yönelik öğretmen görüşleri ile öğretmenlerin özyeterlilik algıları arasında ise anlamlı pozitif ve negatif ilişkiler bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Narsizm, Örgütsel Narsizm, Özyeterlilik
The effects of admiration and gratitude expression on perceived partner responsiveness among adolescents: The roles of narcissism and depression
Most of the existing research on emotions in romantic relationships has mostly focused on the emotion experience rather than emotion expression, negative emotions rather than positive emotions, and emotions among adult romantic couples rather than adolescent romantic couples. Drawing on the social function approach to emotions, the thesis involves two goals. The first goal was to investigate the effect of positive emotion expression (gratitude and admiration) on late adolescents' close relationship outcomes (perceived partner responsiveness, relationship commitment, and relationship satisfaction. The study's second goal was to examine the moderating role of narcissism and depression in the association between emotion expression and relationship outcomes. In the current thesis, it was hypothesized that being a target of gratitude expression and admiration expression would increase close relationship outcomes. It was also argued that these effects would be more substantial among those with high narcissistic tendencies but not among those with high depressive symptoms. Two experimental studies in Turkey (Study 1; N = 127) and the USA (Study 2; N = 218) were conducted. The data were collected from heterosexual individuals between the ages of 18 and 22 and have a romantic relationship for at least one month. The results showed that gratitude expression increased relationship commitment in Studies 1-2. However, contrary to the hypothesis, as depressive symptoms increased, gratitude expression strengthened relationship satisfaction in Study 2. The theoretical and applied implications of the findings were discussed.