Islamic finance techniques
120 theses under this subject heading
İslam hukukunda zekât mallarının nemalandırılması
Zekât mallarının nemalandırılması konusu günümüzde ortaya çıkan klasik fıkıh literatüründe ve son döneme kadar ki fıkıh müktesebatında ele alınmamış güncel bir meseledir. Zekâtın nemalandırılması konusuna taalluk eden bazı metodolojik problemler bulunmaktadır. Bunların başında zekât emrinin fevre mi yoksa terâhiye mi delalet ettiği noktasındaki ihtilaf ve zekâtın ifâsında temlik şartı gelmektedir. Ayrıca nemalandırma sonucu elde edilen kârın veya menfaatin paylaşımı ve zarar durumunda tazmin sorumluluğu meseleleri de konuya dair soru işaretleri oluşturmaktadır. Zekâta taraf olan müstahik, mükellef, aracı kurumlar, devlet veya nâibi konumundaki kişi ya da kurumlar tarafından zekât malları nemalandırılabilmektedir. Konunun fıkhî analizinin yapılabilmesi için bu tarafların zekât ibadeti açısından rollerinin ne olduğu ve nemalandırma konusunda salahiyetlerinin bulunup bulunmadığı oldukça önemlidir. Bununla birlikte zekâtın nemalandırılması meselesinin caiz olduğu varsayıldığında bu faaliyetin hangi sınıflara ait fonlardan yapılacağı veya hangi yöntemler izlenerek uygulanacağı soruları da önem arz etmektedir. Konu hakkında çağımızın önde gelen ilim adamları tarafından lehte ve aleyhte pek çok görüş belirtilmiştir. Buna ilaveten İslam fıkıh akademileri ve çeşitli ülkelerin fetva kurulları tarafından mesele tartışılmış ve kararları yayınlanmıştır. Bu çalışmada öncelikle zekât mallarının nemalandırılmasına dair metodolojik problemler kapsamlı bir şekilde incelenmiş akabinde zekâta taraf kişi ya da kurumların rolleri ve nemalandırmaya dair yetkileri değerlendirilmiştir. Ayrıca mezkûr görüş ve fetvalar çerçevesinde konunun caiz olup olmadığı hususunda görüş beyan edenler ve öne sürülen delilleri incelenip değerlendirilmiştir. Buna ilaveten meselenin caiz olabilmesi için ileri sürülen şartlara, uygulamaya ve mahiyete yönelik şartlar başlıkları altında ayrıca yer verilmiştir. Çeşitli İslam ülkelerinde faaliyet gösteren zekât kurumları ve ülkemizin önde gelen hayır cemiyetleri tarafından zekât fonunun nemalandırılmasına dair uygulamalar bulunmaktadır. Bu kapsamda Cezayir, Sudan, Malezya ve Türkiye örnekleri incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Sonuç olarak konumuz teorik anlamda fıkhî temellere sahip olmakla birlikte pratikte karşılığı bulunan, hak sahiplerinin maslahatına yönelik bir uygulamadır. Zekât fonunun finansal araçlar vasıtasıyla kısa ve orta vadede artırılması, hak sahiplerine yönelik mikro finans projelerinin desteklenmesi, üretim ve hizmet projelerinin hayata geçirilerek hak sahiplerine hem istihdam sağlanması hem de ihtiyaçlarının giderilmesi, zekât mallarının nemalandırılması kapsamında değerlendirilmektedir.
İslami finans ve blok zincir sistemleri
Günümüzde hızlı bir şekilde ilerleyen teknoloji her alanda hayatın odak noktası haline gelmiştir. İslami finansın kullanıcı sayısının giderek artması ve İslami finansal araçların en çok kullanım alanı bulduğu katılım bankacılığının her geçen gün pazar payını artırmasında teknolojinin desteği büyüktür. Son dönemlerde teknolojik anlamda adını sıkça duymaya başladığımız farklı sektörlerde kullanım alanı bulan blok zincirin İslami finans alanında ne denli etkisi olacağı konusunda genel bir çerçeve çizmek için bir saha araştırması ihtiyacı doğmuştur. Çalışmada ilk olarak blok zincir teknolojisinin işleyişine değinilerek İslami finans alanında kullanım alanları, uygunluğu konularına değinilmiştir. Araştırmada, nitel araştırma tekniklerinden doğrudan görüşme yöntemi kullanılmış olup önceden literatür taramaları ve sektör temsilcileriyle yapılan görüşmeler neticesinde hazırlanan sorular Türkiye'de faaliyette bulunun 6 katılım bankasının farklı illerde bulunan şube müdürlerine yöneltilmiştir. Görüşmelerin bir kısmı ses kaydı ile bir kısmı yazılı bir şekilde olmak üzere toplam 14 görüşme kayıt altına alınmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda katılım bankalarının ürün çeşitliliğinin her geçen gün artmakta olduğu ve güncel teknolojiyi (yapay zeka, Big Data) kısmen aktif olarak kullandıkları ve daha da adapte olmak açısından çalışmalar yaptıkları söylenebilir.Blok zincir teknolojisinin, katılım bankacılığı sektöründe yönetici pozisyonunda olan kişilerin değerlendirmeleri dikkate alındığında çeşitli çekinceler olmakla birlikte kullanılabileceği, kripto para konusunda ise İslam hukukuna uygunluk noktasında gerekli prensiplere bağlı kalmak kaydıyla entegre olabileceği bazı yöneticilerce ifade edilse de sektörün konuya uzak durduğu söylenebilir. Ayrıca şuanda yasal dayanaktan yoksunluk ve devlet otoritelerince mesafeli bir konu olması nedeniyle katılım bankalarının blok zincir ve kripto para alanlarından uzak durduğu da ayrıca ifade edilebilir. Ancak gerek blok zincir teknolojisi gerekse kripto para kavramları şeffaflık ve güvenilirlik noktasında ön plana çıktıkları göz önüne alındığında katılım bankalarının, bir çok sektörün dönüşüm yaşadığı günümüzde bu kavramlarla daha da yakından ilgilenmeleri gerektiği aksi halde dönüşüme ayak uyduramayan bir noktada sonucu öngörülemeyen tehditlerle karşı karşıya kalınabileceği yapılan değerlendirmeler sonucunda söylenebilir.
Fama-French faktör modelleriyle oluşturulan portföylerin davranışsal açıdan test edilmesi: Borsa İstanbul'da hibrit bir model uygulaması
Bireylerin rasyonel olduğu ön kabulüyle piyasa etkinliğini öne süren Fama (1970) mevcut piyasaların tüm bilgileri içerdiği ve piyasa katılımcılarının anormal getiri elde edemeyeceği görüşü ile finans literatürüne farklı bir bakış açısı kazandırmıştır. Söz konusu görüş ampirik çalışmalarla da desteklenmiştir. Ancak destekleyici çalışmaların yanı sıra piyasalarda anomalilerin de var olduğunu, tüm bilgilerin piyasaya yansımasının mümkün olmadığını ve yatırımcının anormal getiri elde edebileceğini öne süren çalışmalar aynı zamanda yatırımcının rasyonel olmaktan ziyade irrasyonel tavır sergilediğini gözler önüne sermiştir. Tüm bu kavramlar Davranışsal Finans teorisi çerçevesinde değerlendirilirken yatırımcı davranışları her boyutta incelemeye alınmıştır. Bilişsel önyargılar ve hevrestikler bu incelemelerin ana temasını oluşturmakta ve bununla birlikte sosyolojik ve psikolojik olgular çalışmalara yön vermektedir. Bu olguların yanı sıra bireylerin rasyonel kararlar verme davranışı dışında, farklı bakış açılarıyla kararlar vermeyi tercih ettiği bir diğer alan da İslami Finans'tır. İslami Hukuk kuralları çerçevesinde şekillenen İslami Finans yatırımcıların finansal kararlarında dini inançlarının etkisini konu edinmektedir. Tüm bu teorik alt yapı çerçevesinde çalışmada Fama ve French (2015) tarafından ortaya konan beş faktörün hangilerinin hangi tip portföylerde etkin olduğunu ortaya koyabilmek amacıyla, elde edilen veriler, Genetik Algoritması optimizasyonuyla oluşturulan Yapay Sinir Ağları tabanlı hibrit bir modelle analiz edilmiştir. Bu çerçevede geleneksel ve İslami bakış açısıyla oluşturulan portföyleri oluşturmada olası farklılıkların da altı çizilmiştir. Bu amaçla öncelikle Borsa İstanbul Tüm Endeksi'nde yer alan 159 firmanın ve Borsa İstanbul Katılım 50 Endeksinde yer alan 29 firmanın 2014- 2021 arası dönemin çeyreklik verileriyle oluşturulan portföylerle her iki endekste de Fama ve French Beş Faktörlü Modelin geçerliliği test edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde, Fama ve French Beş Faktörlü regresyon modeliyle uygulanan Panel Veri Analizi testlerinde, geleneksel ve İslami bakış açısıyla oluşturulan portföyler üzerinde etki eden faktörlerdeki olası farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca, uygulanan Genetik Algoritması optimizasyonuyla oluşturulan Yapay Sinir Ağları tabanlı hibrit modelle yapılan değerlendirme neticesinde, benzer şekide, farklı bakış açılarıyla oluşturulan portföylerde etkin gen parametrelerinin değişkenlik göstermesi farklılaşmaya işaret etmektedir. Sonuç olarak geleneksel bakış açısıyla ve İslami bakış açısıyla oluşturulan portföylerdeki farklılaşma davranışsal açıdan incelenmiştir. Bunun yanı sıra uygulanan iki model çerçevesinde genetik algoritması optimizasyonuyla oluşturulan yapay sinir ağları tabanlı hibrit modelin sonuçlarının daha spesifik çıktılar ürettiği sonucuna varılmıştır.
İslam hukuku açısından mali kaynakların değerlendirilmesi -kâr amacı gütmeyen kuruluşlar örneği-
Müslüman toplumlarda kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ciddi anlamda gelişme kaydetmiş, görmezden gelinmesi ve inkâr edilmesi imkânsız bir gerçeklik haline gelmiştir. Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, özellikle günümüz müslüman toplumlarda, devlet yönetimlerinin yaptığı finansal, bilimsel, sağlık ve sosyal bakımlardan birçok görevleri ifa etmektedirler. Bu kurumların kaynakları zekât, vakıf ve bağış gibi farklı unsurlardan oluşmakta olup, bu kurumların çalışmalarını sürdürebilmeleri için en önemli ekonomik kaynaklar olarak kabul edilmektedir. Bu araştırmanın problemi zekât ve vakıf gibi kaynakların bu kurumlar tarafından nasıl değerlendirildiğidir. Aynı şekilde bu kurumların birçoğu gerek özel sektör kurumları (şirketler), gerekse de kamu kurumlarıyla birlikte çalışmaktadırlar. Kamu ve özel sektörde yer alan bu kurumların pek çoğu ise, alkol şirketleri, faizli işlem yapan şirketler, keyif verici madde üreten şirketler, kabareler, internetteki pornografik siteler, kumar şirketleri vb. yasadışı faaliyet yürüten ve İslamiyetin haram saydığı işler yapan kuruluşlarla iş tutmaktadırlar. İşte bu çalışmada İslam hukuku açısından bu fonları kullanmanın ve bu fonlarla kâr amacı gütmeyen kuruluşların hayır projelerini desteklemenin hükmü ortaya konulmuştur. Tezde varılan en önemli sonuçlardan biri, kâr amacı gütmeyen kurumların devlete doğrudan doğruya bağlı olmamaları, demokratik bir idare ile yönetilmeleri ve belirli bir fayda veya kâr elde etme düşüncesi olmaksızın topluma ve vatandaşa hizmet etmeye çalışmalarıdır. Ayrıca bu çalışmada kâr amacı gütmeyen müessese kurmanın, izlenen çalışma yöntemine bağlı olarak vacip, haram, mendup ve mekruh hükümlerinden birini alabileceği gösterilmiştir. Kâr amacı gütmeyen kuruluşların bazı âlimlere göre zekâtın toplanması ve dağıtımı konusunda, zekât âmilleri sınıfından sayılabileceklerine dair görüşlere yer verilmiştir. Son olarak da vakıf mallarının yatırım araçlarında değerlendirilmesine dair farklı görüşler zikredilerek tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: İslam Hukuku, Kalkınma, Değerlendirme, Mali Kaynaklar, Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlar.
Katılım bankacılığında bir finansal araç olarak sukuk işlemlerinin dünü bugünü ve muhasebe kayıt örnekleri
Gelişen ve değişen dünya, ülkelerin kaynak taleplerini fazlalaştırmış, finans sektörü sürekli değişen kişisel ihtiyaçlarla doğmuş, finansal piyasalar meydana gelmiş ve finansal piyasa araçları ortaya çıkmıştır. 1970'lerde petrol ve dolar fiyatlarındaki yükseliş Ortadoğu'daki petrol zengini ülkeleri daha da zenginleştirmiştir. Müreffeh Ortadoğu ülkelerinden gelen yatırımcılar, kaynaklarını farklı ülkelere yatırmak için finansman yöntemleri inançlarına uygun ülkeleri tercih etmektedir. Bu durumda sukuk, İslami ilkelere uygun olarak ihraç aşamalarını ortaya koyan sermaye piyasasının araçlarından biri haline gelmiştir. Çalışmada, İslami Tahviller finansman modelleri çerçevesi, katılım bankacılığında bir finansal araç olarak sukuk işlemlerinin dünü bugünü ve muhasebe kayıt örnekleri açıklanmıştır. Sukukun finansman modelinin kavramsal boyutu, ihraç aşamaları, Türkiye'deki uygulaması örneklerle açıklanmıştır.
The causal relationship between Bitcoin, Islamic Stocks, and oil prices: Evidence from the quantiles-based Granger Causality Test
The expansion of asset classes and the health, economic and geopolitical crises have made it necessary for investors to diversify their assets in international markets. This thesis aims to investigate the causal relationship between Bitcoin (BTC), Islamic Stock Markets (ISMs), and Oil. To this end, Firstly, the stationarity of the data series was checked using the Augmented Dickey-Fuller (ADF) and Philips Perron (PP) Tests for the period from August 18, 2011, to December 10, 2021. Then, after implementing the Vector Autoregressive (VAR) Model and various robustness checks to trace the existence of correlations between the variables, the Nonparametric Causality-in- Quantiles Test was utilized to determine the direction and strength of the relationship between the studied series. The results suggested that there are two-way causality-in- variance among variables. The strength of this causality especially rises in the normal market conditions but is weak in the upper quantiles except from BTC to DJI and from WTI to DJI. In terms of causality-in-mean, there is one-way causality from DJI to WTI in only a medium quantile.
İslami ülke endeksleri ve Borsa İstanbul arasındaki volatilite yayılımı
Bu çalışmada İslami Ülke Endeksleri ve Borsa İstanbul (BİST) Katılım Endeksleri arasındaki nedensellik ve endeksler arasındaki volatilite yayılımı incelenmiştir. Bu kapsamda İslami Ülke Endeksleri olarak, Bahrain all Share(BAX), Dubai genel (DFMGI), QE All Shares (QEAS), MSM 30(MSX30), Premier Market- Market Cap Weighted PR (BKP),endeksleri seçilmiştir. BİST Katılım Endeksleri olarak BİST100, BİST50, BİST30, KATILIM30, KATILIM50, KATILIM100, TÜM KATILIM100 endekslerinin 01.02.2015-11.03.2022 tarihleri arasındaki günlük getiri serileri kullanılarak endeksler arasındaki nedensellik ilişkisi Fourer Toda Yamamato testi ile incelenmiştir. Diğer taraftan endeksler arasındaki volatilite yayılımı Hafner Herwatz testi ile incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda İslami Ülke Endekslerinden Borsa İstanbul Endekslerine doğru nedensellik ilişkisinin var olduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde İslami Ülke Endekslerinden Borsa İstanbul Endekslerine doğru volatilte yayılımının varlığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda İslami Ülke Endekslerinin Borsa İstanbul Endekslerine yatırım yapmayı düşünen yatırımcılar için öncü bir gösterge olarak kullanılabileceği ön görülmektedir. Bu çalışma portföy yatırımcılarına, politika uygulayıcılarına ve kurumsal yatırımcılara önemli bilgiler sunmaktadır. Anahtar sözcükler: Volatilite, Volatilite Yayılımı, Borsa Endeksi, Toda-Yamamoto Nedensellik Testi
Bireylerin İslami finansal okuryazarlık düzeyi ile bütçeleme ve tasarruf eğilimi: Türkiye değerlendirmesi
Bu çalışmanın amacı bireylerin İslami finansal okuryazarlık düzeyini temel finans ve ekonomi, İslami finans prensipleri, katılım bankacılığı ve İslami finans ürünleri olmak üzere dört alt boyutta ölçmek ve İslami finans okuryazarlık düzeyinin bütçeleme ve tasarruf eğilimleri üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de yaşayan 530 katılımcıya anket uygulaması yapılmış ve toplanan bu veriler SPSS 24 programıyla analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda bireylerin temel finans ve ekonomi bilgisi düzeyinin yüksek, İslami finans prensipleri bilgi düzeyinin düşük, katılım bankacılığı ve İslami finans ürünleri bilgi düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ardından İslami finans okuryazarlık düzeyinin demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla dört alt boyut için ayrı ayrı analiz yapılmıştır. Buna göre bireylerin İslami finans okuryazarlık düzeyi yaş, meslek, eğitim düzeyi, aylık gelir, ailelerinde finans sektöründe çalışan birinin olup olmaması, tercih edilen banka türü değişkenlerine göre her dört alt boyutta da farklılık göstermiştir. Bununla beraber bireylerin medeni durumu katılım bankacılığı bilgi düzeyinde, banka hesap sahipliği ise temel finans ve ekonomi bilgi düzeyinde anlamlı farklılık göstermezken faizli bankayı tercih eden bireylerin İslami finans okuryazarlık düzeyi faizli bankayla çalışma nedenlerine göre hiçbir alt boyutta anlamlı şekilde farklılaşmamıştır. Çalışmada bireylerin İslami finans okuryazarlık düzeyi bütçeleme ve tasarruf eğilimine göre de değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar tasarruf yapan bireylerin İslami finans prensipleri ve ürünlerine ilişkin bilgi düzeyinin daha yüksek olduğunu, yine her ay düzenli olarak tasarruf yapanların İslami finans prensipleri konusunda yılda bir defa tasarruf yapanlara göre daha başarılı olduğunu göstermiştir. Ayrıca tasarruf yapmayan bireylere gelecekte tasarruf planı olup olmadığı da sorulmuş ve görülmüştür ki yakın gelecekte tasarruf yapmayı planlayanların temel finans ve ekonomi bilgi düzeyi tasarruf planı olmayanlardan daha yüksektir. Bireylere bütçe yapıp yapmadığı sorulduğunda ise aylık ya da haftalık bütçe yapanların temel finans ve ekonomi bilgisi ile İslami finans ürünlerine ilişkin bilgisinin bütçe yapmayanlara göre daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Son olarak bireylere son altı ay içinde ödeyemediği ya da son ödeme tarihini kaçırdığı bir borcu olup olmadığı sorulmuştur. Buna göre, son altı ay içerisinde ödeyemediği veya son ödeme tarihini geçirdiği borcu olmayanların İslami finans prensipleri bilgi düzeyi, olanlara göre daha yüksekken katılım bankacılığı bilgi düzeyinde tam tersi bir sonuç elde edilmiştir.
بطاقات الائتمان وتداعياتها على مستحقيهافي الاقتصاد الإسلامي بالعراق
Modern credit cards have become an integral part of numerous financial transactions and have a direct impact on the lives of Muslims worldwide, especially in Iraq, which is the subject of this research. Therefore, delving into the details of this topic is of great importance, along with presenting a study on these cards and their usage methods, examining the pros and cons associated with this type of financial transaction, and reviewing some of the laws and regulations implemented to regulate this practice and ensure everyone's rights while maintaining ease of use and facilitating access to goods and services without being exposed to risks such as fraud, deception, theft, and cheating. The researcher followed an inductive and analytical approach in studying and analyzing financial and service transactions in Iraq, with a focus on various types of cards used in stores, offices, and banks, and monitoring the laws and regulations applied in this field to prevent the violation of the rights of the parties involved. The researcher also took into consideration the religious justifications for each type of transaction, aiming to ensure the acquisition of lawful earnings for Muslims in Iraq and avoid prohibited activities in these transactions. The researcher arrived at several conclusions, notably that the use of credit cards is compatible with Islamic principles as long as they do not involve usurious benefits, and the amount paid for goods or services is considered a short-term debt to be repaid later. Credit cards offer advantages such as payment convenience and facilitating access to goods and services, but they also carry disadvantages such as the risks of fraud and theft. This thesis examines the daily economic transactions that arise from market activities and involve rights for all parties participating in these cards, in accordance with what is allowed by Islamic principles.
Finansal piyasa riski yönetimi ve Islami finans
The purpose of this thesis is to explore the similarities and differences between conventional financial market risk management and Islamic finance. The scope of the thesis is to identify the key principles of risk management in financial markets system. The method used in this study is a comparative analysis of the principles and practices of risk management in conventional finance and Islamic finance. The study draws on a range of sources, including academic literature, industry reports, and case studies of risk management. The main of this thesis is that there are significant differences between conventional financial market risk management and Islamic finance. The conventional approach is based on the use of derivatives and other financial instruments to manage risk, while Islamic finance relies on a system of ethical principles and risk sharing. The implications of these differences for risk management in Islamic finance are significant, as they require a different approach to risk assessment and mitigation. The findings of this study have important implications for practitioners and policymakers in the field of Islamic finance. The study highlights the need for a greater understanding of the principles of risk management in Islamic finance, and the development of new risk management tools and techniques that are compatible with these principles. Overall, the study contributes to a better understanding of the challenges and opportunities of risk management in Islamic finance and provides a foundation for future research in this area.
Katılım model portföy endeksi şirketlerinde sistematik risk ölçümü
Bu tez çalışmasının amacı, katılım model portföy endeksinde yer alan firmaların finansal risklerinin hesaplanmasıdır. Bu kapsamda araştırmanın örneklemini İslami kurallara göre faaliyet gösteren halka açık 13 şirketin dahil olduğu Katılım Endeksi firmaları oluşturmaktadır. Analizlerde ilgili firmaların 2016-2017 yılları arası günlük frekanstaki hisse senedi fiyat verileri kullanılmıştır. Analiz kapsamında öncelikle hisse senetlerine ilişkin tanımlayıcı istatistikler hesaplanmış, müteakiben katılım endeksine dahil firmaların hisse değerleri arasındaki korelasyon analiz edilmiş, son olarak regresyon analizi ile hisse senetlerinin sistematik riskleri hesaplanmıştır. Analiz sonuçları katılım endeksinin araştırmaya dahil edilen 13 hisse üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları, İslami Finans kapsamına giren varlıklara yatırım yapma eğiliminde olan yerli ve yabancı yatırımcılar için Katılım Endeksinin bir portföy çeşitlendirme aracı olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Yüksek risk alan yatırımcılar tarafından beta katsayısı yüksek olan Emlak Konut, Ege Seramik, Erbosan, Ereğli Demir Çelik ve Kütahya Porselen gibi hisselere, yüksek riskten kaçınan yatırımcılar tarafından ise piyasa riski görece daha düşük olduğu sonucuna ulaşılan Akçansa, Albaraka Türk, Çemtaş, Nuh Çimento, Pınar Et ve Un, Pınar Süt, Selçuk Ecza ve Soda Sanayii gibi hisselere yatırım yapılabilir. Sonuç olarak, araştırma İslami Finans varlıklarına ilişkin sınırlı literatürü özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından genişletmiş ve İslami Finansal varlıkların risk değerlerinin inceleyerek literatüre katkı yapmıştır.
Tarihi süreçte faiz ve faizsiz finans kavramlarının gelişimi ve faizsiz finans sisteminin uygulama pratiği
Faiz, insanlığın para kazanmaya başladığı ilk çağlardan beri gündemde olup çokça tartışılmıştır. Dini, sosyal, ekonomik ve hukuki boyutlarıyla tarihin hemen hemen her döneminde farklı uygulamalara konu olmuştur. Yasal anlamda ilk defa Hammurabi Kanunlarıyla sınırlamalara tabi tutularak, faizsiz ekonomik araç haline getirilmiştir. Bu tez, faizin ve faizsiz finans sisteminin toplumlarda yarattığı yaygın etkiyi ve gerekliliği ortaya koymak amacıyla kaleme alınmıştır. Faizsiz küresel bir ekonomi mümkün müdür sorusundan hareket edilmektedir. Buna göre çalışmanın kapsamı, iki ana araştırma konusu üzerine oturtulmaktadır. İlkini tarihi süreçte kapitalizmin ve para kazancı olarak faizin gelişimi oluşturmakta iken ikinci ana bölümü faizsiz finans uygulamaları oluşturmuştur. Bu çerçevede, faizin ve kapitalizmin gelişimi, Osmanlı ve Türkiye'deki uygulamalar, İslami bankacılığın geleneksel bankacılıktan ayrılan özellikleri, İslami finans yöntemlerinden beklenen faydalar, İslami Bankacılığın tarihi, nasıl mütevazi ölçekte başlayarak nasıl uygulanabilir ve verimli kurumlar haline geldiği açıklanmaktadır. Faizsiz enstrümanları kullanan ülkelerin bu alandaki sektör payları ve gelişimleri, karşılaştırma ve betimleyici yöntemler kullanılarak niteliksel araştırmalarla desteklenmektedir. Tez araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Literatür taramasına başlamadan önce, İslam ekonomisi altındaki faizsiz finans sektörünün yaygınlaşmasının, başta kapitalizmin gücü ve faizin yaygınlığı karşısında hiç şansı olmayacağı düşüncesi akla gelebilmektedir. Fakat çalışma sonuçlandırıldığında görülmektedir ki faizsiz sistemler, pek çok faizli ve faizsiz oluşumlarla birlikte ekonomilerde yer almış ve küresel olarak kendine büyümekte olan bir alan açmıştır. Faiz de alternatifleri karşısında vazgeçilebilir/alternatif bir araç haline gelmiştir. Bu tez, İslami Bankacılığın artık Uluslararası düzeyde iyi kurulduğunu, ülkelerin teorik ve pratik verileri, piyasa paylarının artışı üzerine sonuçlandırmış bir çalışmadır. Teorik çerçevede ilerleyen İslam ekonomisi alanı, yapılan çalışmalar ve sonraki dönemlerde sayısı artırılacak simülasyon çalışmaları ve piyasa uygulama sonuçlarıyla, ampirik (deneysel) literatür kıtlığından çıkarılmaktadır. Literatür taramalarında gelinen aşamada artık İslami finansın, teori ve modern deneyselliğin harmanlandığı çalışmalarla ele alındığı görülmektedir. İslam iktisadı ve finansı, akademik çevrelerce temel bir disiplin olarak kabul görmeye başlamıştır. Avrupa'da faizsiz bankacılık ve İslam ekonomisi alanında sayısı artırılmış pek çok akademik çalışmaya rastlanırken, Türkiye'nin, alanda uzmanlaşmış insan ihtiyacı ve özellikle son yirmi yılda literatüre katkı sağlamaya başladığı halde akademik çalışma sayısının halen yetersiz bulunduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Faiz, nitel yöntem, faizsiz finans.
Bankacılık risk yönetimi
2006 yılında Cibuti Cumhuriyeti'nde İslami bankacılık sektörünün kurulması ülkenin ekonomik dinamiklerini değiştirmiştir. Cibuti'nin ekonomisi ağırlıklı olarak hizmet sektörüne dayanmaktadır. Buna karşın finans sektörü ekonomide merkezi bir rol oynamaktadır. Konvansiyonel ve İslami bankalardan oluşan bankacılık sektörü, finans sektörüne hâkim bir yapıdadır. Ülkede dokuzu konvansiyonel ve üçü İslami olmak üzere 12 banka bulunmakta olup İslami bankacılık 2006'da başladı ve kurulduğu günden bu yana nispeten hızlı bir şekilde büyüme göstermektedir. Bugüne kadar İslami bankaların varlıklarının büyüklüğü 50 milyar Cibuti frangı'na ulaşırken İslami bankaların aktifleri %20 artış göstrmiştir. İslami bankaların varlıkları, mevduatları ve kredileri ise sırasıyla %20, %15 ve %14 artış göstrmiştir. İslami bankaların önemli başarılarına rağmen Cibuti'deki İslami finansın çeşitli zorlukları vardır. Öncelikle İslami finans coğrafi, sektörel ve ticari olarak çeşitlendirilmemiştir. Bununla birlikte İslami finansın ikinci sınırlaması, düzenleme eksikliğidir. Bu nedenle Cibuti'deki İslami bankalar tam potansiyellerini gerçekleştirememektedirler. Çünkü İslami bankaların finansmanının üçte ikisi sadece müşareke ve murabaha İslami finans hizmetleri vermektedir. İslami bankaların tam potansiyellerini gerçekleştirmeleri için İstisna, Ijara ve Salam gibi İslami finans hizmetlerini genişletmeleri ve çeşitlendirmeleri gerekiyor. Bu bilgiler ışığında Cibuti'de İslami finansın daha olgunlaşmadığını görülmektedir. Anahtar Kelimer: Bankacılık sektörü, İslami finans, Risk yönetimi, Cibuti.
İslami finans okuryazarlık düzeyinin belirlenmesi: İİBF ve İİF öğrencilerine ilişkin bir araştırma
Bu tez çalışmasında Çankırı Karatekin Üniversitesi İİBF ve İİF'de öğrenim gören öğrencilerin İslami finans okuryazarlık düzeylerinin (temel finans ve ekonomi, İslami finans prensipleri, katılım bankası ve İslami finans ürünlerine ilişkin bilgi düzeyi) belirlenmiş ve fakülteler arasındaki farklılığın tespit edilmiştir. Ayrıca bu tez çalışmasında öğrencilerin İslami finans okuryazarlık düzeylerinin bazı değişkenlere (cinsiyete, eksi bakiyeye düşme, ekonomi/finans dersi alma, İslam iktisadı ile ilgili herhangi bir etkinliğe katılma, yarı zamanlı ya da tam zamanlı çalışma, akademik ortalama, banka hesabına sahip olma durumlarına ve tercih edilen banka türüne) göre farklılık gösterip göstermediği de sınanmıştır. Çalışmada anket uygulaması ile 334 öğrenciden elde edilen veriler bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü ANOVA testi ile analiz edilmiştir. Buna göre öğrencilerin temel finans ve ekonomi düzeyinde 16,15; İslami finans prensipleri bilgi düzeyinde 7,38; katılım bankası bilgi düzeyinde 32,63 ve İslami finans ürünleri bilgi düzeyinde 19,67 puana sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca İİF öğrencileri İslami finans prensipleri bilgi düzeyinde İİBF öğrencilerinden, İİBF öğrencileri de katılım bankası bilgi düzeyinde İİF öğrencilerinden daha başarılıdır. Son olarak öğrencilerin yalnızca katılım bankası bilgi düzeyi akademik ortalama değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermektedir.
Borsa İstanbul'da İslami hisse senedi endeksi oluşturulmasına yönelik bir yaklaşım önerisi
İslami hisse senedi, İslami hisse senedi taraması neticesinde şer'i uygunluğa sahip hisse senetlerini ifade etmektedir. İslami hisse senedi taraması, sektörel tarama ve finansal oran taraması olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. İslami hisse senedi taraması esnasında kullanılacak kriterler, uluslararası derecelendirme kuruluşları ve endeks sağlayıcıların şer'i danışma kurulları tarafından belirlenmektedir. Uygulamada, farklı şer'i kurulların farklı kriterleri benimsediği görülmüştür. Söz konusu kriterler arasında en belirgin fark, finansal oran taraması esnasında kullanılan finansal oranların paydasında yer alan şirket değerinin defter değeri ve piyasa değeri mi olacağı ile ilgilidir. Bu çalışmada, ilk olarak şirket değeri olarak defter değeri ve piyasa değeri (12, 24 ve 36 aylık ortalama piyasa değeri) kullanımının oluşturduğu etki incelenmiştir. Bu kapsamda BİST Tüm endeksinde yer alan 40 sektörden 330 şirketin 2008Q1-2018Q2 dönemleri mali tablo verilerinden yararlanılmış ve İslami hisse senedi taraması gerçekleştirilmiştir. İkinci olarak, ihtiyatlılık ve liberal yaklaşımları benimsenerek iki yeni model önerilmiştir. Buna göre ihtiyatlılık gereği sektörel bazda minimum bölen değeri, liberal yaklaşımda ise sektörel bazda maksimum bölen değeri şirket değeri olarak kabul edilmiş ve iki yeni portföy oluşturulacak şekilde İslami hisse senedi taraması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda dört farklı bölen değeri ve iki yeni model önerisi doğrultusunda altı farklı portföy oluşturulmuş ve bu portföylerden İslami hisse senedi endeksleri oluşturulmuştur. Son olarak, İslami hisse senedi piyasalarının konvansiyonel hisse senedi piyasalarından ayrıştığı yönündeki ayrıştırma hipotezi test edilmiştir. Bu kapsamda konvansiyonel hisse senedi piyasalarını temsilen BİST100 endeksi kullanılmıştır. İslami hisse senedi endeksleri ile BİST100 endeski arasında MV-GARCH modeli kurulmuş ve modelden dinamik koşullu korelasyon katsayıları (DCC) elde edilmiştir. Genel olarak çalışmadan elde edilen bulgular, İslami hisse senedi tarama kriterleri arasında ciddi farklılıklar olduğu, bu farklılıkların portföylerin sektörel dağılımında ve portföyde yer alan şirket kompozisyonu üzerinde ciddi farklılıklara yol açtığı ancak söz konusu farklılıkların bütüncül bir yaklaşımla elde edilen endekslerin getiri serileri ile konvansiyonel piyasalar arasındaki ayrışma hipotezinin geçerliliği üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı yönünde olmuştur.
Türkiye'de faizsiz finans muhasebe standartlarının katılım bankacılığı yatırım enstrümanları ile ilişkisi
Günümüz dünyasında katılım bankaları ve katılım bankacılığı faizsiz finans ürünlerinin önemi yadsınamayacak bir boyuta gelmiştir. Hem Türkiye'de hem de dünyada katılım bankaları artmakta ve katılım bankalarına olan ilginin sadece Müslüman toplumlarda değil, Müslüman olmayan toplumlarda da tercih edildiği görülmektedir. Katılım bankaları, faizsiz finans anlayışına sahip işletmeler olmasından dolayı konvansiyonel bankalarda olduğu gibi faiz merkezli bankacılık sisteminden farklı bir yaklaşım sunmaktadır. Katılım bankacılığı, faizsiz finans ilkeleri ve temel yaklaşımı olan "paylaşımcılık" anlayışına dayanmaktadır. Önemi ve popülaritesi artan katılım bankaları tıpkı konvansiyonel bankalarda olduğu gibi finansal işlemlerinde dikkate aldığı Uluslararası Finansal Raporlama Standartları'dır. Bununla beraber günümüzde üzerine çalışmalar yapılan ve daha da geliştirilmeye çalışılan Faizsiz Finans Muhasebe Standartları karşımıza çıkmaktadır. Dünyada ortak muhasebe dili oluşmasını sağlayan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları çerçevesinde hazırlanan Faizsiz Finans Muhasebe Standartları katılım bankalarının finansal faaliyetlerinde bir çerçeve görevi üstlenmektedir. Bu noktada çalışmada hem Türkiye'de hem dünyada sayıları gittikçe artan katılım bankaları ele alınıp Türkiye'de faaliyet gösteren katılım bankaları incelenmiş ve Faizsiz Finans Muhasebe Standartları ile ilişkisi açıklanmıştır.
Genel olarak finansal okuryazarlık ve İslami finansal okuryazarlık: Adana ili'nde bir araştırma
Finansal açıdan bakıldığında okuryazarlık, para ve sermaye piyasaları hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapabilme, tasarruf sahibi olma ve hatta doğru yer ve zamanda yatırımlar yapabilme gibi durumlar iken ''islami finansal okuryazarlık'' kavramı da bütün bu kavramların yanısıra her şeyden önce İslami inanca sahip olma, bu inanç üzerine yaşantısını sürdürebilme ve aynı zamanda da para ve her türlü maddi iş ve işlemlerinde İslami kuralları gözetip o kurallara göre hareket etme; aynı zamanda İslami finansal kavramlara yönelik bilgi sahibi olma ve hatta bunları kullanabilme yetkinliği olarak değerlendirilebilir. İslami finans piyasaları özellikle 1980'lerin başında Türkiye'de ve daha da öncesinde dünya çapında uygulamaya konulmuş bir sistem olup, para ve sermaye piyasalarında İslami kural ve şartlara göre iş ve işlem yapmak isteyen kişi ve kurumlara altyapı sağlayan aracı kurumların barındırıldığı bir sistemdir. Gelişmeye son hızla devam eden bu sistem, özellikle İslam ülkelerince ilgi görmekte ve bu bağlamda araştırmaya değer bir konu olarak ele alınabilmektedir. Türkiye'de bir çok ilde, özellikle üniversiteler bazında yapılan birkaç çalışmada finansal ve İslami finansal okuryazarlık kavramları incelemeye alınmış ve kişilerin bilgi, tavır, tutumları finansal boyutta araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlarda genel olarak finansal okuryazarlık düzeyi ortalama seviyelerde bulunmuş, erkek öğrenci ya da katılımcıların kadınlara görece bilgi düzeylerinin yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular, özellikle belirli kitleleri hedef almak isteyen kişi ve kurumlarca bilgi/veri olarak görülüp kullanılabilecek birer kaynak teşkil etmektedir. Dünya çapında finansal okuryazarlıkla alakalı çalışmalar mevcuttur, bunların arasında önem kazanmış olan bir çalışma, OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) tarafından 12 ülkeden katılım yapan vatandaşlar üzerine uygulanmış, finansal bilgi, finansal davranış ve finansal tutumları gözlemlenmiştir. Bu çalışmada, Adana ili içerisinde yaşayan farklı yaş ve meslek gruplarından katılımcılardan oluşan bir anket üzerinden araştırma yapılmış ve bulgular incelenmiştir. Anket çalışmasının yapıldığı dönem, Mart 2019 – Mayıs 2019 arasındadır. Çalışma sonuçlarına göre, katılımcıların genel anlamda finansal bilgileri sıklıkla kullandıkları finansal ürünler olan kredi/banka kartı ve mevduat hesabı gibi finansal ürünler hakkında yüksek olmakla birlikte, kadın katılımcı sayısı daha fazla olmuştur, erkek katılımcıların bilgi düzeyi daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca ankete katılan bireyler finansal bilgi konusunda önce çevresine ve banka personellerine danışmaktadır. Çalışmada ayrıca islami finansal okuryazarlık konusu da incelenmiş olup, katılımcılarda genel olarak islami finansal okuryazarlık düzeyleri son derece düşük bulunmuştur. Katılımcıların faiz konusundaki inanca yönelik algısı, faizin haram olmadığı şeklinde tespit edilmiştir. Çalışmada cinsiyet faktörü ile ankette sorulan sorular üzerinde anlamlı farklılık oluştuğu, meslek ve yaş faktörü ile anket soruları üzerinde ise anlamlı bir farklılık oluşmadığı gözlemlenmiştir.
İslam'da faizin tarihsel süreci ve katılım bankalarının eleştiriye açık yönleri
Bankalar günümüzdeki iktisadî hayatın en temel kurumları haline gelmiştir. Mevduat bankalarının işlemlerine konu olan faizin hükmü hakkında büyük oranda ittifak sağlanmıştır. Ancak katılım bankalarının özellikle fon kullandırma yöntemleri üzerinde bazı tartışma ve tereddütler mevcuttur. Bu çalışmada katılım bankalarının fon toplama ve kullandırma yöntemlerinin İslam hukukuna uygun olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmanın giriş kısmında tezin amacı, önemi, kapsamı, metodu ve kaynakları ele alınmıştır. Bu kısımda ayrıca genel bir bakış açısı oluşturmak amacıyla, faiz ile ilgili leh ve aleyhteki görüş ve yaklaşımlar özet olarak sunulmuştur. Tezin birinci bölümünde çalışmada kullanılan kavramların çerçevesi tespit edilmiş, akabinde ribâ yasağının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla, cahiliye döneminin iktisadî uygulamaları incelenmiştir. Daha sonra ribâyı yasaklayan naslar ele alınmış ve ribâ yasağının keyfiyeti üzerinde durulmuştur. Ardından fıkhın sistematik hale getirildiği müçtehit imamlar döneminde tespit edilen ribâ hakkındaki kaideler ele alınmıştır. Bu bölümün sonunda ise günümüz katılım bankaları için önemli bir referans kaynağı olan para vakıfları ve konumuzla ilgili uygulamaları incelemeye tâbi tutulmuştur. Tezin ikinci bölümünde katılım bankalarının fon toplama ve kullandırma yöntemleri incelenmiştir. Söz konusu uygulamaların tespit edilmesi amacıyla bankaların resmi sitelerindeki sözleşmeler esas alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise katılım bankalarının söz konusu uygulamaları, İslam iktisat düşüncesinin temel kaideleri açısından bütüncül olarak ele alınmıştır. Çalışmanın sonunda ise ulaşılan sonuçların ifade edildiği bir değerlendirme bölümüne yer verilmiştir.
Türev ürünlerin kullanımının katılım bankalarının finansal performansına etkisi
Bankacılıkta türev ürünlerin kullanımı, 2019 yılında bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü kadar büyüklüğe ulaşmıştır. Bankaların hem kaynak yapılarının çeşitlendirilmesi hem de yeni gelir getirici kaynaklar oluşturmak adına özellikle finansal türev ürünlerin kullanımlarında işlem hacimleri giderek artmaktadır. Çalışmanın temelini Katılım Bankalarının bankacılık sektörü içerisindeki payının daha artırılabilmesi için türev ürünlerin kullanımının teşvik edilmesi gerekliliği yaklaşımı oluşturmaktadır. Bu çalışmamız türev ürünlerin kullanımının Katılım Bankalarının finansal performanslarına etkisinin incelenmesi üzerine yapılmaktadır. Katılım bankalarının bilançolarının aktif kalemleri içerisinde yer alan türev ürünler dikkate alınarak, Katılım Bankalarının aktif kalitesi, sermaye yeterliliği, kârlılık ve likidite gibi finansal performans ölçütlerine olan etkisi incelenerek gelecek açısından bir perspektif oluşturulmaya çalışılmıştır. Türev ürünlerin kullanımının Katılım Bankaların finansal performansına etkisi sonuç itibariyle değerlendirildiğinde, çalışmada kullanılan CAMELS performans kriterlerinden aktif kalitesi, sermaye yeterliliği, kârlılık ve likidite kriterleri açısından bakıldığında olumlu sonuçlar ortaya çıkmıştır. Türev ürünlerin kullanımının artması ile katılım bankalarının aktif kalitelerinin ve sermaye yeterliliklerinin yükseldiği görülmektedir. Türev ürünlerin likidite ve kârlılık ölçütlerine olumlu etki etmediği ortaya konulsa da türev ürünlerin kullanımı diğer hazine işlemlerini tetiklediği, özellikle dış ticaret müşterileri kazanımı noktasında pozitif katkı sağladığı görülmektedir.
Yapılandırılmış finansman modeli olarak sukuk ve proje finansmanında kullanımı
Bu çalışmanın amacı, İslami finansmanın en hızlı büyüyen alanı olan ve faizsiz finansmanın gelişimi açısından da büyük önem taşıyan sukukun yapılandırılmış, alternatif bir finansman aracı olarak kamu ve özel proje finansmanında kullanımına ilişkin ilkeler ve yapılar ile pratik işlemsel konuların incelenmesidir. Bu amaçla, konuyla ilgili literatür ve mevzuat taraması yapılmış, genelde İslami finansman, özelde ise sukuk uygulamasının gelişimi incelenmiş ve uluslararası uygulamalar çerçevesinde, Türkiye mali piyasaları açısından proje finansmanı amacıyla sukuk uygulamasının etkinliği değerlendirilmiştir. Genişleyen varlık tabanı, güçlü performansı, ağırlıklı olarak dini hassasiyete sahip yatırımcıların ötesinde tüm yatırımcılar nezdinde öneminin artması, yeni ve mevcut pazarlarda faizsiz sigortacılık sisteminin artan potansiyeli, İslami fon yönetimi endüstrisinin güçlü potansiyeli ve kapsamlı İslami finansal altyapının gelişimi gibi bazı önemli gelişmeler neticesinde, küresel finansal sistemde faizsiz finansmanın önemi giderek artmaktadır. Proje finansmanının da faizsiz finansman kavramına ve felsefesine oldukça uygun bir fon kullanım alanı olduğu gerçeği düşünüldüğünde, kalkınma hedefleri ve makro ekonomik dengeler çerçevesinde, ihtiyaç duyulan finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve alternatif finansman kaynaklarına ve ürünlerine imkân tanınması amacıyla sukuk ya da kira sertifikası ihracının büyük önem arz ettiği düşünülmektedir. Konuya ilişkin yasal altyapının tamamlanması ve belirsizliklerin de ortadan kalkmasıyla önümüzdeki dönemde uluslararası piyasalara paralel olarak Türkiye mali piyasalarında da sukukun öneminin artması beklenmektedir.Anahtar Sözcükler:1- Yapılandırılmış Finansman2- Proje Finansmanı3- Faizsiz Finansman4- Sukuk5- Kira Sertifikası
İslami bankacılık sisteminde fıkhî denetim kurulu
Bu araştırma İslam ekonomisi alanındaki, İslami faaliyetlerin düzeltilmesini ve şer'i denetimin İslami bankalardaki işlemlerin kontrolünde, dini yönden pratik uygulamalarda periyodik izlemler yapmak suretiyle rolünü etkinleştirmeyi hedeflemektedir. Bu hassas açıdan ekonomi yönünden İslami bankaların ilgisini vurgulamaktadır. İslami bankalar klasik bankalardan birçok yönden farklıdır. İslami bankaların yönetim kurulundan tam bağımsız, şeri denetim kurulu olarak bilinen bir kurul tarafından şer'i denetime tabi tutulması bu farklardandır. İşte bu mesele araştırmamın konusudur. Araştırmamın konu başlığı; ''İslami Bankacılık Faaliyetlerinde Şer'i Denetim Kurulu'dur. Bu kurul İslam dininin kaynaklarından çıkarılan dini fetvalar olarak bilinen bir takım kurallara uygun hareket eder. Bu kurulun incelemeleri yönetim kurulu ve ortakların belirlenmesi, feshi ve ücretlerini belirleyen ortaklardan oluşan genel kurula sunulur. Bazı İslami bankalarda bir takım kusurlar bulunmasına rağmen, birçok İslami bankada hataların ve işlemlerin düzeltilmesinde, faaliyetlerin geliştirilmesinde ve daha iyi performanslarda şer'i denetim heyetleri önemli rol oynamaktadırlar. Bu araştırma İslami bankalarda çalışanlara kısaca bilimsel ve pratik kazanımlar kazandırmakla beraber bu bankalarda uygulandığı üzere, şeri denetimin hedef, özellik ve anlaşılmasında tektir. Aynı zamanda bu araştırma bu heyetin sorumluluğunu nasıl yerine getireceğini, bir açıdan iç kontrol ve muhasebe kaynakları arasındaki ilişkiyi de ortaya koyarken bir başka açıdan merkez bankası ile aralarındaki ilişkiyi de açıklamaktadır.
İslami üç faktör varlık fiyatlama modeli; Katılım endeksi üzerine bir uygulama
Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modeline göre hisse senedi getirisindeki değişim; piyasanın risksiz faiz oranı üzerindeki fazla getirisi, ölçek ve DD/PD oranları tarafından açıklanmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modelinin İslami finansa uyarlanmasıdır. Çalışmada Geleneksel Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modeli sonuçlarına da ulaşılarak İslami Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modeli sonuçlarıyla karşılaştırılması da amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda KATLM 30 endeksinde yer alan 2011-2017 yılları arasındaki her yıl Aralık ayının sonunda özsermayesi pozitif olan ve kesintisiz verisine ulaşılabilen 25 adet hisse senedi baz alınmıştır. Çalışmada iki ayrı pazar portföyü BİST 100 ve KATLM 30 kullanılmıştır. İslami Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modelinin oluşturulması için faiz oranı yerine enflasyon alınmıştır. Elde edilen hisse senetlerinin aylık verileri regresyon analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modelinin İslami finansa uygulanabilir olduğu ama ilgili dönem için geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Geleneksel Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modelinde pazar portföyünün BİST100 alındığı modelde SH, BL, BM ve BH portföylerinde geçerli olduğu tespit edilmiştir.
Kastamonu ilindeki banka müşterilerinin katılım (İslami) bankacılığı hakkındaki algıları
Bu araştırmanın amacı, Kastamonu ilindeki banka müşterilerinin İslami bankacılık ve finans uygulamaları hakkındaki algılarını bir anket uygulaması ile belirlemektir. Anketin örneklem kapsamındaki 275 katılımcıya internet ortamında ulaştırılmasıyla veriler elde edilmiştir. Toplanan veriler ile katılımcıların demografik özellikleri, İslami finans ve faizsiz bankacılık ürünleri hakkındaki düşünceleri istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Veriler ile ilk önce frekans tabloları oluşturulmuştur. Ardından veriler çeşitli analiz yöntemlerine tabi tutularak önemli bulgular elde edilmiştir. Bulgulara göre; katılımcıların genel olarak İslami finans hakkındaki bilgi düzeyleri düşük seviyelerdedir. Murabaha ve Mudaraba katılımcılar tarafından en çok bilinen ürünlerdir. Katılımcıların banka seçimini etkileyen en önemli faktörler; bankanın itibarı, düşük işlem masrafları ve banka personelinin davranışlarıdır. Dini hassasiyet ise son sıralarda yer almıştır. Ayrıca müşterilerin İslami bankacılık hakkında şüpheleri bulunmaktadır.
Katılım bankalarının kurumsal müşterilerinin İslami finans ve İslami pazarlama anlayışlarının karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı; katılım bankalarının kurumsal müşterilerinin İslami finans ve İslami pazarlama anlayışları arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın evreni Düzce ilinde faaliyet gösteren inşaat şirketlerinden oluşmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve veriler yüz yüze anket tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada tam sayım yöntemine gidilmiş ve 200 kişiye anket formu verilmiştir. 200 anket formundan 189 tanesi katılımcılar tarafından doldurulmuştur. Toplanan 189 anket formundan analiz için 176 tanesi uygun bulunmuştur. Bu kapsamda veri analizinde kullanılan anket sayısı 176'dır. Elde edilen verilere frekans, faktör, korelasyon, ANOVA, t-test analizleri yapılmıştır. Veriler analiz edilirken SPSS paket programı kullanılmıştır. Faktör analizi bulgularına göre İslami finans değişkeninin 3 boyuttan oluştuğu görülmüştür. Bu boyutlar; imaj, algılanan dini hassasiyetler ve algılanan hizmet kalitesi 'dir. İslami pazarlama değişkeni ise 5 boyuttan oluştuğu görülmüştür. Bu boyutlar; İslami dağıtım kanalları, İslami ürün, İslami tutundurma faaliyetleri, İslami fiyatlandırma ve insan 'dır. Korelasyon analizi sonuçlarına göre İslami finans anlayışı ile İslami pazarlama anlayışı arasında anlamlı bir ilişki çıkmıştır. Diğer yandan algılanan hizmet kalitesi ile İslami ürün, İslami fiyatlandırma ve insan boyutları arasında pozitif ilişki olduğu görülmüştür. İslami finansın diğer bir boyutu olan algılanan dini hassasiyetler ile İslami ürün arasında pozitif bir ilişkiye rastlanılmıştır. İslami finansın son boyutu olan imaj ile İslami pazarlamanın boyutları olan İslami dağıtım kanalları, İslami ürün, İslami fiyatlandırma ve insan arasında pozitif bir ilişki olduğu ortaya çıkmış ve imaj ile İslami tutundurma faaliyetleri boyutu arasında negatif ilişki çıkmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerine göre İslami finans ve İslami pazarlama arasında anlamlı farklılıkların olup olmadığını ortaya çıkarmak için ANOVA ve t-testleri yapılmıştır. Katılımcıların yaş gruplarına, eğitim düzeylerine, medeni hallerine, gelir durumlarına, kurumdaki mevkilerine, sektördeki deneyim sürelerine ve katılım bankaları haricinde geleneksel bankaları da kullanma durumları gruplarına göre İslami finans ve İslami pazarlama anlayışları arasında anlamlı farklar ortaya çıkmıştır.