Narcotics

98 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılarının damgalanma sonrası bağımlılık döngüsü

Madde bağımlılığı giderek artan bir toplumsal sorun haline gelmiştir. Çalışmada ele alınan konu madde bağımlılarının damgalanma süreçleridir. Damgalanma, toplumda normal dışında olan ya da suç teşkil eden davranışlarda bulunan bireyler üzerinde gerçekleşir. Birey damgalanarak toplum tarafından da cezalandırılmış olur. Bu anlamda madde bağımlısı bireylerin toplum tarafından damgalanıp damgalanmadığı ve eğer damgalanmış iseler bu durumun bağımlılık süreçlerine etkisinin olup olmadığını ortaya koymak bu çalışmanın temel amacını oluşturmuştur. Araştırma evrenini Ankara'da tedavi olmuş ve olan madde bağımlıları oluşturmuştur. Kartopu örneklem seçimi yöntemiyle Ankara'da bulunan HİGED ve UBAM isimli tedavi merkezlerinde tedavi olmuş 20 madde bağımlısı bireyle gönüllülüklerine dayalı görüşmeler yapılmıştır. Nitel verilerin değerlendirilmesi için MAXODA11 nitel analiz programı ile tema analizi yapılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre madde bağımlısı bireyler damgalanmış kişilerdir. Bu damgalanma sonucunda ise bağımlılık süreçleri olumsuz etkilenerek bağımlılık döngüsünden kurtulmalarının güçleştiği görülmüştür. Anahtar Sözcükler Madde bağımlılığı, Damgalanma, Haricîler

BağımlılıkDamgalamaMadde bağımlılığı+3
Merve Arılık
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

On iki basamaklı toplantılara katılan madde bağımlılarında çocukluk ve ergenlik çağı travma yaşantılarının iyileşme sürecindeki stresle baş etme düzeyleri üzerine etkisi

Bu çalışmada "Adsız Alkolikler" ve "Adsız Narkotik" toplantılarına katılan alkol ve alkol dışı madde kullanım öyküsü olan bireylerdeki, çocukluk ve ergenlik çağı travma çocukluk çağı travmalarının iyileşme sürecinde stresle başa çıkma düzeyi üzerine bağımlılık şiddetinin aracı etkisi olup olmadığını saptamaktır. Bu çerçevede çocukluk çağı travmalarının bağımlılık şiddeti üzerinde etkisine ve stresle başa çıkma düzeyi üzerinde etkisine bakıldı. Bu çalışmayla hedeflenen madde bağımlılığı alanı ile ilgilenenlere, bağımlılığın iyileşme sürecindeki stres olgusunun geçmişe dönük çocukluk ve ergenlik çağı travma yaşantılarıyla ilişkilendirildiği bilimsel verilerle desteklenmiş kuramsal bir çerçeve sunmaktır. Bu amaçlar doğrultusunda çalışmada veri toplama araçları olarak "Bağımlılık Profil İndeksi", "Çocukluk Çağı Travmalar Ölçeği" ve "Stresle Başa Çıkma Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmaya toplam 81 kişi dahil edilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde çocukluk ve ergenlik çağı travma yaşantılarının iyileşme sürecinde stresle başa çıkma düzeyi üzerine bağımlılık şiddetinin alınan puanlar çerçevesinde beklenenden daha az aracı etkiye sahip olduğu saptanmıştır.

AlkoliklerBağımlılıkMadde bağımlılığı+6
Evrim Akbaş
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Eroı̇n kullanım bozukluğu olan bı̇reylerı̇n otomatı̇k düşüncelerı̇, üst bı̇lı̇şsel model ve stresle başa çıkma tarzının değerlendı̇rı̇lmesı̇

Amaç: Bu çalışma, Eroin Kullanım Bozukluğu'nun otomatik düşünce stilleri, üst biliş ve baş etme stratejilerine etkisini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Yöntem: Çalışma örneklemi, 18-65 yaş arası, özel ve devlet hastanelerinin bağımlılık tedavi merkezlerinde ayaktan ya da yatarak tedavi sürecinde olan Eroin Kullanım Bozukluğu tanısı almış 43 katılımcı ve herhangi bir Madde Kullanım Bozukluğu tanısı olmayan 43 kontrol grubu katılımcısı olmak üzere toplam 86 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılara Onam Formu ve Sosyodemografik Bilgi Formu dışında; ÜstBiliş Ölçeği-30, Stresle Başa çıkma Tarzları Ölçeği ve Otomatik Düşünceler Ölçeği verilmiştir. İkili karşılaştırmalarda bağımsız t-test analizi yapılmıştır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Araştırma verilerinin sonuçlarına göre; deney grubu ve kontrol grubu karşılaştırıldığında, stresle başa çıkma ve üst biliş açısından iki grup arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Olumsuz otomatik düşünce sıklığının Eroin Kullanım Bozukluğu olan grupta daha yüksek olduğu görülmüştür. Eroin Kullanım Bozukluğu tanısı almış grupta yer alan kişilerin kendi arasında yapılan karşılaştırmaların sonuçlarına göre; grup terapi ve bireysel terapi desteği almış olmanın Eroin Kullanım Bozukluğuyla başa çıkma açısından, işlevsel başa çıkma stratejilerinin kullanımını arttırdığı ve bu kişilerde olumsuz otomatik düşünce sıklığını azalttığı bulunmuştur. Eroin Kullanım Bozukluğu olan grupta üst bilişin, eğitim ve yaş değişkeninden etkilendiği saptanmıştır. Yapılan korelasyon analizleri sonucunda, eroine başlama yaşı ve stresle başa çıkma alt boyutları arasında anlamlı pozitif bir ilişki bulunmuştur. Eğitim süresinin, stresle başa çıkma ve üst biliş ile arasında anlamlı bir ilişki vardır. Sonuç: Eroin Kullanım Bozukluğu olan bireylerin olumsuz düşünmeye daha yatkın olduğu bulunmuştur. Eroine kullanımına başlama yaşı ve eğitim süresinin, işlevsel başa çıkma tarzları geliştirmek ve farkındalık açısından etkili olduğunu gösteren sonuçlar hipotezi desteklemiştir. Madde Kullanım Bozukluğu tanısı olan bireylerin psikoterapi desteği ile bilişsel süreçleri ve stresle başa çıkma kapasitelerinin geliştiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Eroin, Stresle başa çıkma, Üst biliş, Otomatik düşünce

Başa çıkmaEroinEroin bağımlılığı+4
Birgül Gülen
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde madde kullanım bozukluğunun madde bağımlılığından korunmada ergenlerde öz-yeterlilik ölçeği ve anne-baba tutum ölçeği ile değerlendirilmesi

Giriş ve amaç: Madde kullanım bozukluğunun gelişiminde ailelerin tutumu ve öz-yeterlik kavramları oldukça büyük bir önem teşkil etmektedir. Tez çalışmasında ergenlerde madde kullanım bozukluğunun madde bağımlılığından korunmada öz-yeterlik ve anne baba tutum ölçeği çerçevesinde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma kapsamında online anket yöntemi kullanılmış olup, rastgele seçilen 150 ergene ailelerinden izinler alınarak ulaşılmış ve anketler gönderilmiştir. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Madde Bağımlılığından Korunma Öz-yeterlik Ölçeği ve Anne-Baba Tutum Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analizler IBM SPSS statistics 20.0 programında yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi 0,05 alınmıştır. Sonuç: Ailesi ile zaman geçirmeyen katılımcıların uyuşturucu/uyarıcı maddelerden uzak durma ve baskı altında iken uyuşturucu/uyarıcı maddelerden uzak durma ölçek puanları ailesi ile zaman geçiren katılımcılardan daha yüksek olduğu, ailesi ile zaman geçiren katılımcıların algıladıkları demokratik anne-baba tutum düzeyleri ise ailesi ile zaman geçirmeyen katılımcılardan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ailesi ile aktivitelerde bulunmayan katılımcıların madde bağımlılığından korunma öz-yeterlik, uyuşturucu/uyarıcı maddelerden uzak durma, baskı altında iken uyuşturucu/uyarıcı maddelerden uzak durma, uyuşturucu/uyarıcı maddeler konusunda yardım arama, uyuşturucu/uyarıcı maddeler konusunda arkadaşına yardımcı olma ölçek puanları ailesi ile aktivitelerde bulunan katılımcılardan daha yüksektir.

Ana-baba tutumuBağımlılıkErgenler+6
Filiz Altundağ
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uyuşturucu bağımlılığının toplum güvenliğiyle ilişkisi: Iraklı çocuklar örneği

Uyuşturucu madde kullanımı her geçen gün giderek yaygınlaşan ve küçük yaş gruplarını tehdit eden kamusal bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle ABD'nin Irak işgalinden sonra bölgede uyuşturucu ticaretinin daha kolay ve ulaşılabilir olması küçük yaş gruplarını ciddi tehlikeye sokmaktadır. Bu nedenle özellikle küçük yaş gruplarında uyuşturucu madde kullanımına yönelik gereken önlemlerin hem kamusal hem de toplumsal boyutta ne kadar önemli olduğu gözler önüne serilmektedir. Bu çalışmanın amacı Iraklı çocukların uyuşturucu madde kullanımı ve kamu güvenliğine olası tehditlerinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Bağdat'ta yaşayan 17 çocukla birebir görüşmemeler yapılarak nitel araştırma yöntemi kullanılmış, konu hakkındaki fikirleri alınmış, damgalama ve anomi kavramları bağlamında içerik analizi yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak derinlemesine mülakat ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda uyuşturucu madde kullanan bireylerin toplum tarafından olumsuz bir bakış açısı ile algılandıkları tespit edilmiştir. Aynı zamanda uyuşturucu kullanımının kamu güvenliğini tehlikeye soktuğu ve Irak hükümetinin uyuşturucu ile mücadele konusunda gereken politikaları uygulayamadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında önerilerde bulunulmuştur. Araştırma kapsamında birebir görüşmeler yapılarak nitel araştırma yöntemi kullanılmış, damgalama ve anomi kavramları bağlamında içerik analizi yapılmıştır.

BağımlılıkGüvenlikIrak+5
Murtadha Mohammed Naser Al-hashımı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

18-30 Yaş arası bireylerde geçmişe dönük aile öngörülemezliği ile madde kullanma eğilimi arasındaki ilişki

Çalışmanın amacı, 18-30 yaş arası bireylerde geçmişe dönük aile öngörülemezliği düzeyi ile madde kullanma eğilimi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bireyin yetiştiği ortamda maruz kaldığı öngörülemezlik ile madde kullanma eğilimi arasında anlamlı bir ilişki olabileceği düşünülmektedir. Bu araştırmada Geçmişe Dönük Aile Öngörülemezliği Ölçeği (GDAÖÖ) ve Madde Kullanma Eğilimi Ölçeği (MKEÖ) kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma örneklemini 18-30 yaş arası bireyler oluşturmaktadır. Ölçme araçları çevrimiçi süreçlerle 18-30 yaş arası bireylere uygulanmıştır. Hazırlanan ölçek sorularını 300'ü (%57,7) kadın ve 220'si (%42,3) erkek olmak üzere 520 birey yanıtlamıştır. Yapılan araştırmada kullanılan ölçekler aracılığıyla elde edilen verilerin analizi SPSS programı kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen bulgular dikkate alındığında geçmişe dönük aile öngörülemezliği ile madde kullanma eğilimi arasında anlamlı pozitif bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu iki değişkenin aralarındaki ilişkinin incelenmesinin sonucunda elde edilen bulguların gelecekte yapılacak çalışmalar için faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile, Aile Öngörülemezliği, Madde Kullanma Eğilimi, Madde Bağımlılığı.

AileAile içi ilişkilerAile öngörülmezliği+4
Zeynep Asena Atlı
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Madde kullanımı olan geç ergenlerde akran zorbalığı ve bilişsel çarpıtmaların incelenmesi

Ergenlik dönemi, bireylerin akran etkisi altında kaldığı dönemdir. Bu dönemde pek çok ergen birey, arkadaş grubundan dışlanmamak için yanlış davranışlar gösterebilmektedir. Bu davranışların en bilinenleri; hırsızlık, sigara-alkol tüketimi ve madde kullanımıdır. Bu araştırmanın temel amacı, madde kullanımı olan geç ergenlerin madde kullanım düzeyi, akran zorbalığı ve bilişsel çarpıtmalar düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma 2020-2021 tarihleri arasında Elazığ, Muş ve Gaziantep illerinde bulunan AMATEM servis ve polikliniklerinde gerçekleştirmiştir. Araştırmanın evreni madde kullanımı olan geç ergen bireylerdir. Araştırmanın örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak 18-25 yaş arasındaki geç ergenlerden seçilen 400 katılımcı oluşturmaktadır. Bu kapsamda araştırma sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Bağımlılık Profil İndeksi Ölçeği (BAPİ), Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği (AZBÖ) ve Bilişsel Çarpıtma Ölçeği (BÇÖ) ile veri toplanmıştır. Araştırma sonunda, madde kullanımı olan geç ergenlerde bağımlılık profili indeksinin akran zorbalığına ait zorba ve kurban puanları ile anlamlı ilişkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, bağımlılık profili indeksine ait toplam puan ile bilişsel çarpıtmalar arasındaki ilişki değerlendirildiğinde, bilişsel çarpıtmalara ait toplam puan ile olumsuz benlik algısı, kendini suçlama, çaresizlik, umutsuzluk ve yaşan tehlikesi boyutlarının bağımlılık profili indeksi ile pozitif yönlü ilişkisi bulunmuştur. Bu araştırmaya ait bağımlı değişkenler; bağımlılık profili indeksi, akran zorbalığı ve bilişsel çarpıtmalardır. Daha sonraki araştırmalarda, bu değişkenlere ek olarak yeni değişkenlerin ilişkisi incelenebilir.

Akran zorbalığıBilişsel çarpıtmaErgenler+6
Yusuf Subaşı
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Feminist sosyal çalışma perspektifiyle çocuğun uyuşturucu madde bağımlılığında hakim annelik ideolojisine karşı annelik pratiği anlatıları

Bu araştırmanın amacı çocuğun uyuşturucu madde bağımlılığında annelerin, "annelik pratiklerinin", nasıl şekillendiğinin ve anlatıya dönüştürüldüğünün keşfedilmesidir. Amaç, çocuğun madde bağımlılığı meselesinde çocuklarının madde bağımlılıklarıyla mücadelede en önde konumlanan annelerin anlatılarının, annelik ideolojisi ve feminist sosyal çalışma bağlamında ele alınması gereken önemli bir mesele olduğu iddiası temelinde oluşmuştur. Feminist metodoloji ile tasarlanan araştırmada amaçlı örnekleme yöntemiyle ile annelere ulaşılmıştır. Bu kapsamda çocuklarının uyuşturucu madde bağımlılığı dolayısıyla İstanbul'daki kendine yardım destek grubuna katılan ve Ankara'da aile eğitimi alan annelerle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak anlatı araştırmasının hayat hikayesi yaklaşımı çerçevesinde annelerin anlatılarının dönüşümü keşfedilmeye çalışılmıştır. Annelerle yapılan derinlemesine görüşmeler MAXQDA 12 Analytics Pro yazılımı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda çocuğun madde bağımlılığının annelerin, hakim annelik ideolojisine uygun şekillenen annelik inşalarını yıkıma uğrattığı ve konduramama, direnç, sessizleşme, gizle(n)me, suçla(n)ma, izolasyon, kendini yok sayma, adanma gibi baskılayıcı deneyimlere yol açtığı ortaya çıkmıştır. Ancak annelerin çocuğu bağımlılıktan kurtarma mücadelesindeki etkileşimleriyle birlikte annelik pratiklerinde ve anlatılarında kısmi olarak sorgulama, dönüşüm ve karşıtlıklar gerçekleştiği öne çıkmıştır. Annelerin başvurduğu kurum ve kuruluşlarda annelik pratikleri ve anlatıları üzerine odaklanılmamasının ise çıkmazlar içeren bu süreci uzattığı sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin yaşadıkları bu sorunlara temelden bir bakışla simetrik cinsiyet organizasyonunun sağlanması için toplumda anneliğin ve babalığın inşası konusunda eğitim çalışmaları, çocuğun madde bağımlılığı sorunu özelinde annelik anlatılarına yönelik destek modeli ve sosyal hizmet eğitiminde annelik algısının oluşması için müfredatta değişiklikler gibi farklı alanlarda ve düzeylerde öneriler getirilmiştir.

AnnelerAnnelikBağımlılık+6
Hande Albayrak
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İngiltere'deki birinci ve ikinci kuşak göçmenlerin psikolojik dayanıklılık ve madde kullanım özelliklerinin karşılaştırılması

Bu araştırmada örneklemimizi oluşturan birinci kuşak göçmenler, Türkiye'den göç etmiş ve Londra'da yaşamakta olan grubu temsil etmektedir. İkinci kuşak göçmenler ise Türkiyeli aileleri olmakla birlikte, İngiltere'de doğmuş büyümüş, on sekiz yaşından büyük ve Londra şehrinde yaşayan bireylerden oluşmaktadır. Göç ve göçün psikososyal etkileri üzerine yapılan pek çok araştırmada dikkati çeken en önemli konulardan biri olan göçmenin yeni çevreye uyum sağlamasının güçlü dinamiklerinden biri de psikolojik dayanıklılık olarak kavramsallaştırılmış olan kişilik özelliğidir. Çalışma, göçmenler konusunda dikkati çeken bir diğer konu olan sigara, alkol ve madde kullanımını da içerecek biçimde ele alınmıştır. Göç etmenin kuşaklar üzerindeki etkisini değerlendirmek amacı ile birinci kuşak ve ikinci kuşak göçmenlerin, sosyodemografik özellikleri ve psikolojik dayanıklılık düzeyine göre sigara, alkol ve madde kullanım özellikleri karşılaştırılmıştır. Bu araştırma kesitsel tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Araştırmada katılımcılara uygulanmak üzere, bilgilendirilmiş onam formu, demografik anket formu; alkol, sigara ve madde kullanımı anket formu ve "Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" (YPDÖ) kullanılmıştır. Çalışmaya katılanların sosyodemografik bilgileri incelendiğinde; birinci kuşak göçmen grubu 21 (%32,8)erkek, 43 (% 67,2) kadın katılımcıdan oluşurken; ikinci kuşak göçmen grubu 24 (%45,3) erkek, 29 (%54,7) kadın katılımcıdan oluşmaktadır. Yaş ortalamalarına bakıldığında ise birinci kuşak göçmenlerin yaş ortalaması 34,91±6,45;ikinci kuşak göçmenlerin ise 21,2±3,65 olarak saptanmıştır. Verilerin analizinde ki kare, bağımsız örneklemler t-testi, regresyon ve kovaryans analizi uygulanmıştır. Çalışma bulgularında iki göçmen grubu arasında sigara, alkol ve madde kullanımı bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır. Psikolojik dayanıklılık genel toplam puanları bakımından karşılaştırıldığında da iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır.

GöçlerGöçmenlerMadde kullanım bozuklukları+5
Zehra Bekişoğlu
Ege University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı nedeniyle birden fazla kez yasal yaptırımla karşılaşmış yetişkin erkek bireylerin sosyal sorun çözme becerilerinin çeşitli değişkenlerle incelenmesi

Bu çalışmada uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı nedeniyle birden fazla kez kolluk kuvvetlerine yakalanıp yasal yaptırımlara maruz kalmış kişilerle bire-bir görüşme yöntemi şeklinde katılımcıların beyanı esas alınarak, yaşamları boyunca karşılaştıkları ve karşılaşmakta oldukları sosyal sorunlara (aile, eğitim, sağlık, iş) yaklaşım şekillerinin, sosyal sorunlarını çözme becerilerinin, bu kişilerin sosyal sorun çözme becerilerinin, mizaç (karakter) yapıları, dürtüsellikleri ve heyecan arama davranışına yatkınları ile ilişkisinin araştırılması planlanmıştır. Aynı zamanda sosyal sorun çözme becerileri ile madde kullanım ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Alanda yapılan mesleki çalışmalar ışığında, madde kullanımı nedeniyle birden fazla kez yasal yaptırımlar yaşamış kişilerin, profil özelliklerinin sadece 1 kez yasal sorun yaşamış kişilerden belirgin düzeyde farklılıklar gösterdiği gözlenmiştir. Bu farkılılıkların başlıcasının bu kişilerin sosyal hayatlarında karşılaştıkları sorunların karmaşık hale gelmesi, sorunla baş etmeden kaçınma ya da güçlük çekme, buna bağlı sorun çözme becerilerindeki eksiklikler, sorunları tanımlayamama ve müdahale edememe, madde kullanımına daha fazla yönelim ve daha sık madde kullanımı olarak değerlendirilmiştir. Yapılan tüm bu gözlemler, bu araştırmayı yapmamıza ışık tutmuştur. Çalışmada, Olgu grubunun yanında 2 kontrol grubu da vardır. Birinci kontrol grubu, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı nedeniyle sadece 1 kez kolluk kuvvetlerine yakalanıp, yasal yaptırıma maruz kalmış kişilerden, ikinci kontrol grubu ise, herhangi bir bağımlılık ve buna bağlı yasal yaptırım ve başka herhangi bir suç öyküsü olmayan sağlıklı bireylerden oluşturulması planlanmıştır. Bu şekilde, olgu grubu ile kontrol grupları arasındaki farklılıkların ve/veya benzerliklerin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmaya denetimli serbestlik müdürlüklerinde, uyuşturucu / uyarıcı madde kullanımı nedeniyle denetimli serbestlik cezası alan 100 yükümlü ve randomizasyon yöntemi ile belirlenen 50 sağlıklı erkek yetişkin birey gönüllü olarak katılım göstermiştir. Çalışmada, D'Zurilla ve Nezu tarafından geliştirilmiş, Duyan ve Gelbal tarafından Türkçe'ye uyarlanmış olan Sosyal Sorun Çözme Envanteri (Social Problem Solving Inventory – SPSI), Akiskal tarafından geliştirilen ve Vahip ve arkadaşları tarafından Türkçe'ye uyarlanan TEMPS-A Mizaç Değerlendirme Anketi, Lynam ve Whiteside tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Yargıç ve arkadaşları tarafından yapılan UPPS Dürtüselli Ölçeği, Zuckerman IV tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Beyaz ve Çok tarafından yapılan Zuckerman Heyecan Arama ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde post-hoc (çoklu karşılaştırma) testi, ki-kare testi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda ise, madde kullanımı nedeniyle birden fazla kez yasal yaptırımla karşılaşmış bireylerin, kontrol gruplarına göre madde kullanım sıklıkları ve miktarları, madde kullanımı dışında başka nedenlerden dolayı suç öyküsü açılarından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Yine olgu grubu ile kontrol grupları arasında sosyal sorun çözme becerileri, dürtüsellikleri, mizaç-karakter özellikleri ve heyecan arama davranışı eğilimleri açısından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağımlılık, Denetimli Serbestlik, Sosyal Sorun Çözme, Dürtüsellik, Mizaç, Heyecan arama

BağımlılıkDenetimli serbestlik sistemiDürtüsel davranış+6
Ömer Kaygusuz
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Genç nüfusta kullanımı yaygın olan amfetamin türevlerinin (ekstazi) idrarda GC/MS ile tayini

Giriş: Sentetik olarak üretilen yeni psikoaktif maddelerin yasadışı kullanımı son yıllarda önemli bir halk sağlığı sorunu ile birlikte artan küresel bir sorun haline gelmiştir. Amfetaminler sentetik psikoaktif ilaçlar grubundadır. Son yıllarda amfetaminlerin tüketimi kolay ulaşılması ve düşük maliyetli olması nedeniyle önemli ölçüde artmıştır. Biyolojik örneklerdeki amfetaminlerin saptanmasında genellikle yöntemlerin çoğunluğu Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometrisi (GC-MS) ' e dayanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, idrarda amfetamin miktarının tayini için güvenilir ve hızlı olan GC-MS kullanılarak yöntem geliştirmektir. Basit bir yöntem olan rahatça uygulanabilen, ucuz ve güvenilir sıvı sıvı ekstraksiyon (LLE) kullanılarak örnek temizlenmiştir ve valide edilmiş yöntem gerçek idrar örneklerinde uygulanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma Bağımlılık Toksikolojisi ve İlaç Bilimleri Enstitü' sünde Bağımlılık Toksikolojisi Laboratuvarında geliştirilmiştir ve temiz idrar örnekleri gönüllü enstitü çalışanlarından elde edilmiştir. Gerçek idrar örnekleri ise adli ve toksikolojik olgularından elde edilmiştir. İdrar örnekleri LLE prosedürüne göre işlenmiştir. Standart çözeltiden alınan bir örnek (100 μg / L), 2.0 mL idrara ilave edilmiştir. 1 mL KOH çözeltisi eklenerek bazik hidroliz yapılmıştır. Idrar örneği bu amaçla özel olarak hazırlanan asitli maddeler içeren kartuşlara (Toxitüp-A) aktarılır ve örnek 5 dakika boyunca çalkalanır. 4100 rpm' de 5 dakika süren santrifüjlemeden sonra, organik faz temiz bir tüpe aktarılır ve 40° C'de azot akımı altında kuruyana kadar buharlaştırılır. Örneklere etil asetat eklenir ve GC / MS analizi öncesinde Pentafloropropionik anhidrit (PFPA) ile türevlendirilir. Bulgular: Yöntemin seçicilik, doğrusallık, LOQ, LOD, kesinlik ve geri kazanım parametreleri valide edilmiştir. Uygulanan kromatografik yöntemde, 5.59 dakikalık bir alıkonma zamanı içinde AMP elüsyonü gerçekleştirilmiştir ve kabul edilebilir simetrik pikler sağlanmıştır. Kantitasyon; döteryumlu analoğun entegre alanda referans ile özel kromatogramlar altında kalan alanın entegre edilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Yöntemin seçiciliği; alıkonma zamanı, öncü iyonlar ve ürün iyonları (91, 118, 190) 'in kombinasyonu ile sağlanmıştır. LOD ve LOQ değerleri sırasıyla 5.6 ve 18.8, olarak bulunmuştur. Doğrusallık için R2> 0.9996 iken 1000 μg / L'ye test edilmiştir. Sonuç: LLE sonrası GC-MS ile idrarda amfetamin tayini için hızlı ve hassas bir yöntem valide edilmiştir. Ayrıca yöntem başarılı bir şekilde amfetamin kullanıcılarından alınan gerçek örneklere uygulanmıştır.

AmfetaminBağımlılıkGençler+5
Kader Sönmez
Ege University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yasadışı madde tarama ve idrar bütünlüğü testlerine hile katma yöntemlerinin etkisinin incelenmesi

Yasadışı madde analizi yapan laboratuvarlara başvuran olguların, madde kullanımını gizlemek ya da negatif sonuç elde edebilmek için çeşitli hilesel girişimlere başvurdukları bilinmektedir. Örneğe müdahale; örneği seyreltme, örneği değiştirme veya hile amacıyla madde katma şeklinde olabilmektedir. Çalışmamızda 2015 yılında laboratuvarımıza başvuran 5709 olgunun yasadışı madde tarama sonuçları değerlendirilmiştir. Kreatinin değeri <20 mg/dl olan olguların madde/kreatinin değerleri normalize edilerek tekrar değerlendirilmiştir. Örnek değiştirmeye teşebbüs eden kişilerin izledikleri yollar ve tutanakları incelenmiştir. Hile katma yöntemlerinin incelenmesi amacıyla ise 11-nor-9-karboksi-Δ9-tetrahidrokannabinol (Δ9-THC-COOH), amfetamin (AMP) ve 3,4-metilendioksi-metamfetamin (MDMA) pozitif olan yasal sınırlara yakın bir idrar havuzu hazırlanmıştır. Havuzdan alınan idrar örneğine evsel hile katma ajanlarından çamaşır suyu, sirke, lavabo açıcı ve göz damlası değişen miktarlarda eklenmiş ve örneklerin fiziksel özellikleri incelenip, idrar bütünlüğünü testleri uygulanmış, iki farklı ticari marka kart test ve immunoassay tekniği ile analizler yapılmıştır. Olguların (n=5709) %2,15'inin (n=123) <20 mg/dl kreatinin değerine sahip olduğu ve bu olgular içerisinde 11 olgunun örneği seyreltmiş olduğu belirlenmiştir. Örnek toplama aşamasında yapılan gözetimlerde olguların (n=5709) %0.17'sinin (n=10) sahte idrar verme girişiminde bulunduğu tespit edilmiştir. %10 (v/v) çamaşır suyu katılan örneklerde immunoassay sonuçları incelendiğinde Δ9-THC-COOH yanlış negatif sonuç verdiği, MDMA'nın eklenen sirke hacmi artıkça negatif sonuç verdiği gözlenmiştir. Eklenen lavabo açıcı, cihazda analiz testlerinin çalışmasını engellerken, göz damlası immunosassay sistemlerinde hiçbir değişikliğe yol açmadığı saptanmıştır. Yasadışı madde analizi yapan laboratuvarlarda, emniyet&gözetim zincirine uygun olarak yapılan, pre analitik, analitik ve post analitik aşamaların birlikte yapılmasının önemi ve gerekliliği ortaya konmuştur. Kreatinin değerinin toplumlara göre farklılık göstermesi nedeniyle her toplumun laboratuvarların bulundukları bölgeye ait kreatinin değeri hesaplanarak normalizasyon yapılması gerekmektedir.

Adli tıpHileNarkotik bağımlılığı+5
Melike Güngör
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Metamfetamin ve MDMA (EKSTAZİ)'nın idrar ve saçta kromatografik yöntemlerle tayini

Günümüzde amfetamin türevi stimülantların (metamfetamin, MDMA vb.) kolay ulaşılması ve düşük maliyetli olması nedeniyle gençler ve yetişkinler arasında kullanımı ve kullanıma bağlı ortaya çıkan ekonomik, sosyal ve sağlık sorunları gittikçe artmaktadır. Bu nedenle bu maddelerin biyolojik örneklerde doğru, hızlı, güvenilir yöntemlerle yapılan toksikolojik analizleri büyük önem kazanmıştır. Bu çalışmada amfetamin tipi stimülantlardan metamfamin ve MDMA'nın GC-MS ile idrarda ve LC-MS/MS ile saçta tayini için yöntem geliştirilmiştir. Bu maddelerin toksikolojik analizlerde sık kullanılan biyolojik materyallerden olan idrarda GC-MS ile tayini için sıvı-sıvı ekstraksiyon (Toxi Tube A) yöntemi kullanılmış ve yöntem optimize edilmiştir. Optimum değerler 2 ml idrar hacmi, 60 °C hidroliz sıcaklığı ve 30 dk. hidroliz süresi, 70 °C türevlendirme sıcaklığı ve 30 dk. türevlendirme süresinde elde edilmiştir. Optimize edilen yöntem seçimlilik, geri kazanım (metamfetamin=% 87,7- % 113,1; MDMA=% 88,2- % 99,7), gün-içi ve günler arası tekrarlanabilirlik (100 µg/L derişimde 5 gün, 3 paralel, metamfetamin= % RSD 5,8; MDMA=% RSD 3,1), linearite ( metamfetamin 25- 1000 µg/L, MDMA 50-2000 µg/L arasında lineer), LOD (metamfetamin=5,6 µg/L, MDMA=8,33 µg/L), LOQ (metamfetamin=18,5 µg/L, MDMA=27,8 µg/L), stabilite (4 saat stabil) ve matriks etkisi parametreleri incelenerek valide edilmiştir. Çalışmada 10 mg saç örneği kullanılarak katı-faz ekstraksiyon yöntemiyle LC-MS/MS'de metamfetamin ve MDMA'nın tayini için yöntem geliştirilmiştir. Yöntem seçimlilik, geri kazanım (metamfetamin=% 71,8, MDMA=% 75,0), LOD (metamfetamin=1,3 pg/mg, MDMA= 40,9 pg/mg), LOQ (metamfetamin=4,0 pg/mg, MDMA=123,8 pg/mg), linearite (her ikisi de 25-2000 pg/mg arasında doğrusal) ve matriks etkisi parametreleri incelenerek valide edilmiştir. Çalışma ile geliştirilen yöntemler birçok gönüllü madde kullanıcısından alınan idrar ve saç örneklerine başarı ile uygulanmıştır.

Adli tıpKromatografiKromatografi-gaz+7
Rukiye Döğer
Ege University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kokain ve metabolitlerinin insan idrarında analizi

Ülkemizde postmortem ve/veya yaşayan canlının biyolojik materyalinde kötüye kullanılabilen maddelerin saptanabilmesine yönelik uygun adli toksikolojik yöntemlerin geliştirilmesi hem tıbbi hem de hukuki açıdan oldukça önemlidir. Çalışmamızda gaz kromatografisi/kütle spektrometresi(GC/MS) kullanılarak kokain ile birlikte onun metabolitleri olan kokaetilen ve benzoilekgoninin insan idrarında analizini gerçekleştirebilmek için kromatografik analiz öncesinde yer alan ekstraksiyon ve türevlendirme basamaklarına yönelik üç farklı metot (Metot A, B ve C) geliştirilmiştir. Metot A'da kromatografik analiz öncesinde türevlendirme uygulanmadan; kokain, kokaetilen ve benzoilekgoninin insan idrarından izole edilebilmesi için hızlı, basit bir sıvı-sıvı ekstraksiyon(LLE) tekniği uygulanmıştır. Uygulanan ekstraksiyon tekniğinde örnekler, petrol eteri ile ekstrakte edilmiştir. Tek aşamalı bir ön hazırlık basamağı sonrası GC/MS ile analiz edilen örneklerde kokain ve kokaetilen saptanabilirken; benzoilekgonin saptanamamıştır. Metot B'de ise Metot A ile aynı olan LLE tekniği örneklere uygulanmış ve ardından örnekler farklı türevlendirme ajanlarıyla (BSTFA+ %1TMCS: N-O-Bis(trimetilsilil)trifloroasetamid+ %1trimetilklorsilan veya PFPA: Pentafloropropiyonik anhidrit) farklı türevlendirme mekanizmaları(sililleme veya açilleme) üzerinden ayrı ayrı türevlendirilmiştir. Ancak GC/MS ile analiz edilen örneklerde benzoilekgonin saptanamamıştır. Metot C'de örnekler, karma modlu katı faz ekstraksiyon(SPE) kartuşu ile ekstrakte edildikten sonra BSTFA:TMCS(99:1) ile türevlendirilmiştir. Örnekler, GC/MS ile analiz edildiğinde benzoilekgonin saptanabilmiştir. LLE ile non-polar ve bazik maddeler olan kokain ve kokaetilen idrardan kolayca izole edilebilirken; polar ve amfoterik madde olan benzoilekgonin izole edilememiştir. Karma modlu SPE kartuş ile farklı polaritede davranış gösteren analitlerin idrardan eş zamanlı ve tek seferde ekstraksiyonunun mümkün olması sebebiyle SPE'nin LLE'ye göre daha avantajlı olduğu düşünülmüştür. Polar yapısı nedeniyle benzoilekgoninin GC/MS analizi öncesinde türevlendirilmesi gerekmektedir. Benzoilekgoninin türevlendirilmesinde BSTFA:TMCS(99:1)'nın, tek başına PFPA'ya kıyasla, daha uygun bir ajan olduğu görülmüştür.

Adli tıpKokainKromatografi-gaz+7
Duygu Özkaya
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Para olgusunun benzeşen aktörü: Afyonun sosyal tarihi

Sosyal hayat, sürekli devinim sağlayan, zaman ve mekâna bağlı olarak farklılıklar gösteren bir bütündür. Birey, yapı ve çevre gibi koşulları dikkate almadan yapılacak bir değerlendirme, sosyal hayatı anlamak ve açıklamak noktasında yeterli olmaz. Geçmiş değiştirilemez olsa da geçmişe dair bilgiler güncellenebilir. Bu güncelleme tarihe sosyal boyutu esas alarak bakmakla mümkündür. Klasik tarih anlayışı sosyal hayatın gerçeklerini anlamak ve açıklamak için yeterli olmayabilir. Bu sebeple, tarih disiplinine yeni bir bakış açısı getirmek üzere ortaya çıkmış olan sosyal tarih metodundan yararlanmak gerekir. Tarihi, savaşlar, devletler ve önemli kişiler üzerinden anlamanın yeterli olmayacağını iddia eden bu metot sosyoloji bilimine derin katkılar sunmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde belli bir zaman ve mekâna bağlı kalmayan, kronolojiye boğulmamış bu tarih anlayışı, bu çalışmanın çıkış yollarından biri olmuştur. Bir nesne üzerinden sosyal tarih okuması yapmak anlamına gelen bu çalışma, afyon bitkisinin sosyal, siyasal ve kültürel alanda ne gibi etkiler doğurduğunu keşfetmeyi amaçlamaktadır. Toplumsal hayat içerisinde derin bir yeri olan afyon, klasik tarih yazını içerisinde yeterince açıklanamayan, gözden kaçan pek çok hususun anlaşılmasına imkân tanımıştır. Afyon, Osmanlı'dan bugüne siyasal ve sosyal hayatımızdaki klasik tarih anlayışının eksik bıraktığı pek çok hususun anlaşılmasına yarayan veriler sunar. Bu çalışma, bir sosyal tarih anlatısı niteliğinde olup haşhaş bitkisi ve afyon üzerinden bir sosyal hayat fotoğrafı çekmeyi ve bu sayede sosyal tarih anlatısı içerisinde bir elde ettiği verilerle sosyolojik yazına katkı sunmaya çalışacaktır

AfyonBağımlılıkEroin+5
Murat Karakoyunlu
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara ili Polatlı ilçesindeki ailelerin sosyoekonomik düzeyleri ve aile içi ilişkiler temelinde 13-18 yaş gençlerde madde bağımlılığı

Ailelerin Sosyoekonomik Düzeyleri Ve Aile İçi İlişkiler Temelinde 13-18 Yaş Gençlerde Madde Bağımlılığı Madde kullanımı ve bağımlılığı, ekonomik, kültürel sınıf ayırt etmeksizin geçmişten günümüze toplumları etkileyen ve çözüm bekleyen sosyolojik bir temel sağlık sorunudur. Madde bağımlılığı; kişide fizyolojik problemler oluşturmakla kalmamakta, ayrıca hem ailevi hem de toplumsal boyutta psikolojik, adli ve ekonomik etkileri olmaktadır. Dünyada ve ülkemizde madde kullanım sıklığındaki artışa paralel olarak madde kullanma başlangıç yaşı da giderek düşmekte ve 13-18 yaş grubu madde kullanım bozukluğu açısından önemli bir risk grubunu oluşturmaktadır. Bu dönemde (13-18 yaş); içinde bulunulan ortam, çevresel etkenler, aile ve arkadaş özellikleri ile gencin vakit geçirdiği sosyal mekânlar madde kullanımını belirleyebilecek etkenler arasında yer almaktadır. Çalışma; globalleşen dünyada etkileşimin ve iletişimin çok yoğun ve kolay olduğu bir dönemde, tarihte uygarlığın merkezi ve geçiş noktasında bulunan ve Anadolu'nun özelliklerini yansıtan Polatlı ilçesinde yapılmıştır. 527 öğrenciden toplamda 114 tanesinde bağımlılık tespit edildi. 70 tanesinde tütün, 41'inde alkol, 25 tanesinde uçucu madde ve diğerleri, 33 kişinin hangi maddeyi kullandıklarını belirtmedikleri tespit edilmiştir. Çalışmanın literatür taraması tamamlandıktan sonra tez konusuna uygun sorular hazırlanarak saha çalışmasına dayalı tanımlayıcı nitelikte bir anket hazırlanmıştır. Anket istatistik paket programı (IBM SPSS) kullanılarak sonuçlar analiz edilmiştir. Analiz sonuçları bulgular bölümünde açıklanmıştır. Analiz sonuçlarının literatür araştırması ışığı altında yapılan değerlendirilmesi ise sonuç kısmında yapılmıştır. Ülkemizde TUBİM tarafından yapılan 2014 yılına ait araştırmada uyuşturucuya başlama yaşının 10'lu yaşlara indiği görülse de esas ağırlık 14-15 yaş grubunda yoğunlaşmaktadır. Ülkemizde yapılan çalışmalarda; gelir seviyesi düşük, sorunlara çözüm aramayan, ilgisiz ailelerde yetişen bireylerin madde kullanmaya başlama eğilim oranının diğer gençlerden daha yüksek olduğu bildirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Madde, madde kullanımı, başlama yaşı, aile içi ilişkiler , Polatlı

AileAile içi ilişkilerAnkara-Polatlı+6
Hüseyin Arslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bir üniversitenin son sınıf öğrencilerinin çocukluk çağı travmalarının madde kullanımları ile ilişkisi

Çocukluk çağı travmaları bireyin psikopatolojik gelişimini etkileyen, ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklar açısından risk kabul edilen, sadece birey ve aile boyutunda değil toplum üzerinde de olumsuz etkiler bırakan sosyal bir sorundur. Çocukluk çağı travmalarının yol açtığı olumsuzluklardan en yaygın olanı alkol ve madde kullanım bozukluğudur. Gelişim ve değişimi yoğun olarak yaşayan ergenlerin üniversite yıllarında alkol ve madde kullanma durumlarının artış göstermesi göze alındığında bu çalışma üniversite son sınıf öğrencilerinin çocukluk çağı travmalarının madde kullanımı ile ilişkisini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim döneminde Aydın Adnan Menderes Üniversitesi'nin merkez kampüsünde yer alan bazı fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarında öğrenim gören 7030 son sınıf üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem büyüklüğü Dünya Sağlık Örgütü'nün popülasyon araştırmaları için kullandığı Statcalc programından yararlanılarak hesaplanmıştır. Buna göre ulaşılması hedeflenen öğrenci sayısı 238 olarak belirlenmiş olup, olası veri kayıpları göz önünde bulundurularak %40 yedek öğrenci eklenmiş ve 333 öğrenci üzerinde çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), Bağımlılık Profil İndeksi Risk Tarama Alkol ve Madde Ölçeği (BAPİRT Alkol- Madde), Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi (FNBT) kullanılarak toplanmıştır. Öğrencilerin sosyodemografik verilerinin ve ebeveyn özelliklerinin çocukluk çağı travmaları ölçeği ile karşılaştırılması sonucunda kardeşi olan (bir, iki, üç yada daha fazla) öğrencilerin olmayanlara kıyasla daha fazla ihmal ve istismara maruz kaldığı saptanmıştır. Anne babası boşanan ya da ayrı yaşayan öğrencilerin, anne babası beraber yaşayan, ikisi ya da ikisinden biri sağ olanlara göre daha fazla ihmal ve istismara maruz kaldığı saptanmıştır. Öğrenci beyanına göre anne ve babası baskıcı ve ilgisiz davranan öğrencilerin, baskıcı ve ilgisiz davranmayanlara göre daha fazla ihmal ve istismara maruz kaldığı saptanmıştır. Anne ve babası demokratik davranmayan öğrencilerin, demokratik davrananlara göre daha fazla ihmal ve istismara maruz kaldığı saptanmıştır. Anne ve babası aşırı korumacı olmayan öğrencilerin, aşırı korumacı olanlara göre daha fazla ihmal ve istismara maruz kaldığı saptanmıştır. Üniversite son sınıf öğrencilerinin çocukluk çağı travmalarının alkol ve sigara kullanımları ile pozitif yönde çok zayıf düzeyde ilişkili olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin sigara ile alkol kullanımları arasında da pozitif yönde çok zayıf düzeyde ilişki saptanmıştır. Bu sonuçlar ışığında ihmal ve istismarın başka değişkenler ile de ilişkisinin araştırılabilmesi için yeni çalışmalar planlanması, istismarın tanınmasına ve alkol/maddenin zararlarına yönelik farkındalığı arttırabilmek için öğrenciye, aileye, okul yetkililerine yönelik eğitimlerin düzenlenmesi ve risk oluşturan öğrencilere yönelik psikiyatri hemşiresinin iş birliği içinde girişimlerde bulunması önerilebilir.

ErgenlerMadde kullanım bozukluklarıNarkotik bağımlılığı+3
İlkay Arabacıoğlu
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlılarda keyif verici bir madde: Esrarın hikâyesi

Esrar, modern manada merkezi sinir sistemi ve beyin üzerindeki etkisiyle kişiyi kendi sınırları dışına çıkmış olma zannına sokan uyuşturucu maddelerden biridir. Fakat ne insanın sınırlarını aşma arzusu ne de bunun için başvurduğu bu madde modern toplumla yaşıttır. Bu günümüz toplumlarının geçmişi -belkide doğanın bilgisine erişilmeye başlandığı ilk zamanlara kadar uzanan- en eski sorunlarından biridir. Bu açıdan mevcut dünya yalnız tercihleri değil, pek de gönüllüsü olmadığı bu gibi şeylerin de varisi, esrarsa onun neredeyse tüm geçmişinin en yakın şahididir. Osmanlılar da ardılı bizlere ister istemez böylesi bir miras bırakmışlardır. Anadolu'da gelişmeye başladıkları henüz ilk zamanlarda heterodoks guruplar aracılığıyla bununla tanışmış ve bu tanışıklığı nedeni olduğu tüm sorunlarla beraber elde olmaksızın son günlerine kadar korumuşlardır. Bu meyanda belirgin bir "esrar altkültürü"nün taşıyıcısı olarak bundan başta keyif ve vecd ile kimi hastalıkların tedavisi için istifade etmişlerdir. Tıbbi kullanım bir takım ilkel ilaçların imali, esrime ile keyif ise gayr-ı sünni tarikat mensupları ile avamın beklentisini kapsar. Ne var ki uyuşturucu, daha doğrusu o günün tanımıyla keyif verici olarak istimali ecza maksatlı kullanımından çok daha yaygındır. Özellikle de heretik dervişler arasında böyledir ki nitekim bunu Anadolu coğrafyasına getirip de halk arasında yayanlar da onlardır. Ekseriyetle halk da bunu yine keyif için içmiş; öyle ki bu işe mahsus mekânlar dahi yaratmıştır. Nihayetinde ekilip biçilmesinden ülke içi veya ülkelerarası ticaretine, hakkında kaleme alınan ilmi ve edebi eserlerden jargon ve argosuna değin daha pek çok yönüyle beraber tüm bunlar Osmanlı, hatta günümüz toplumunda hala varlığını koruyan küçük ölçekli, fakat gerek nüfuz ettiği farklı kesimler ve gerekse bunların elbirliğiyle inşa ettiği biçim açısından çok yönlü ve belirgin bir esrar altkültürünü meydana getirmiştir. Bu çalışma, Osmanlılardaki söz konusu bu altkültürün tüm yönleriyle tarihi serüvenin ortaya koymayı amaçlar. Anahtar Kelimeler: Osmanlılar, Esrar, Osmanlılarda Esrar, Haşiş, Uyuşturucu.

EsrarNarkotiklerOsmanlı Devleti+1
Onur Gezer
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Narkotik niteliği taşıyan kenevir bitkisinin coğrafi özellikleri ve Çorum'daki türlerinin araştırılması

Adli Bilimlerde narkotik madde denilince ilk akla gelenler eroin, kokain ve esrardır. Esrarın hammaddesi THC miktarının yüksek olduğu kenevir bitkisinin çiçekleri ve en uç yapraklarıdır. Kenevirin esrar ile birlikte anılması kenevir teriminin geçtiği her yerde olumsuz bir tavırla karşılaşmamızın tek sebebidir. Ancak son yıllarda meydana gelen teknolojik gelişmelerle tohumlarda yapılan melezlemeler sonucu artık pek çok kenevir esrar hammaddesi olmaya uygun değildir. Yaptığımız araştırmalar, HÜBTUAM GC-MS sonuçları ve Fen Edebiyat fakültesi laboratuarından elde ettiğimiz FT-IR sonuçlarından da yola çıkarak ülkemizde ekilen kenevir tohumlarının esrar hammaddesi olarak kullanıma uygun olmadığını ortaya koyduk. Geçmişten günümüze kenevir bitkisini değerlendirdiğimizde; tekstil, ilaç, otomotiv, kozmetik, biyoyakıt, biyopolimer ve biyobozunur ürünler, erozyon örtüsü, yapı malzemesi, toprağın temizlenmesi gıda sanayi gibi birçok alanda kullanıldığını görüyoruz. Mısırdaki mumya örtülerinden, Türklerde çuval, sicim vb. yapımına, günümüzde ise biyoyakıttan, insan sağlığına ve doğaya zarar vermeyen kıyafet, temizlik ürünleri ve yiyeceklere varana kadar pek çok alanda kullanılmaktadır. Kenevir adeta yaşamın bitkiye dönüşmüş halidir. Her iklimde yetişebilir, kendisi büyürken çevresini de hem temizler hem de ekonomik anlamda büyütür. Tarım ilacına fazla gereksinim duymaz. Hızlı büyür, büyürken çevresindeki oksijen miktarını arttırır. Günümüzde 50.000 çeşit endüstri ürününde ve 250'den fazla ilacın yapımında doğrudan ya da dolaylı olarak kullanılabilmektedir. Ülkemizde kısa bir süre yanlış bilgilendirmelerle bu üründen uzak kalmış olsak da artık hem ülkemiz hem bölgemiz hem de şehrimiz için kenevir ile yeniden tanışmanın ve kaynaşmanın zamanı geldi. Yapılan bilimsel çalışmalar ışığında kenevir artık korkulan değil, korunan bitki olacaktır. Anahtar Kavramlar: Kenevir, THC, Esrar, CBD, Narkotik, Endüstri Bilim Kodu:20101

EndüstriEsrarKannabidiol+2
Gülhan Eşkil
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu güvenliği açısından kentsel suçlar: Kütahya madde bağımlılığı örneği

Uyuşturucu maddelerin varlığı ve etkileri insanlar tarafından binlerce yıldır bilinmekte ve uyuşturucu maddeler toplumdan topluma çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Ancak, günümüzde uyuşturucu madde sorunu birçok nedene bağlı olarak insanlık için şimdiye kadar hiç olmadığı derecede büyük bir problem haline dönüşmüştür. Bu durum üzerinde dünyanın ekonomik, sosyal ve teknolojik imkânlarında ve yapısında meydana gelen değişikliklerin etkili olduğu söylenebilir. Uyuşturucu maddelerin çeşitliliği ile piyasada ucuz ve kolay bir şekilde bulunabilirliğini artırmasının yanında, kimyasallarla sentezlenerek elde edilen yeni maddelerin varlığı da, bağımlılığın şiddetini ve kişi üzerinde yaratmış olduğu fiziksel ve psikolojik tahribatın etkilerini kontrolsüz bir şekilde yükseltmektedir. Endüstri devrimi ile birlikte kentleşme hızlı bir artış göstererek sosyolojik bir boyut da kazanmıştır. Bu durum heterojen yapıya bürünen kentlerde suç oluşumu ve güvenlik ihtiyacına dair birçok yeni önlemin alınmasını zorunlu kılmıştır. Uyuşturucu madde suçlarının ve madde bağımlılığının yaşamış olduğumuz son yüzyıl içerisinde insanlık için büyük bir tehdit olduğu bilinci ile uluslararası camiada birçok anlaşma ve işbirliği akdi imzalanmıştır. Bağımlılıkla mücadele edebilmek adına siyasal, hukuki, sosyolojik, psikolojik, kriminolojik, biyolojik ve coğrafi alanlarda yapılan çalışmalar ve araştırmalarla, bağımlılığın nedenleri ve sonuçları hakkında görüşler analiz edilerek en verimli politik hamleler belirlenmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmalarda genel kanılar içeren küresel çıkarımların ışığında, bölgesel eylem ve stratejik planların çıkarılması gerekmektedir. Her bölgenin kendine has özellikleri göz önünde bulundurularak ortaya koyulacak politik hamleler, zaman, emek ve ekonomik zayiatı engelleyerek başarıyı mümkün kılacaktır. Anahtar Kelimeler: Bağımlık, Uyuşturucu Maddeler, Kentsel Suçlar, Kamu Düzeni

GüvenlikKamu güvenliğiKentler+7
Emre Han Bal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal bir sorun olan uyuşturucu bağımlılığı ile mücadele çalışmaları: Kütahya Belediyesi "Umer" örneği

Daha Madde bağımlılığı toplumları etkileyen çok yönlü, karmaşık ve önemli bir konudur. İnsanlık tarihinde binlerce yıldır var olan uyuşturucu maddeler toplumlar tarafından çeşitli amaçlarla kullanılmış. Günümüzde ise uyuşturucu, uyarıcı ve halüsinasyon etkilere sahip olan maddeler toplum yapısını sosyal, ekonomik, psikolojik, kültürel, sağlık ve hukuki anlamda etkilemektedir. Madde bağımlısı bireyin toplumsal olumsuzluklara sebebiyet verdiği gibi sosyolojik sebeplerden kaynaklanan sorunlarda bağımlılığa neden olmaktadır. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de birçok uyuşturucu bağımlılığına ve bağlantılı suçlara tanıklık etmesi dolayısıyla madde bağımlılığı olgusundan pay alan ülkeler arasında bulunmaktadır. Ülkemizde de uyuşturucu bağımlılığının artması sonucu kurumlar önleme ve mücadeleye yönelik çalışmalar gerçekleştirmeye başlamıştır. Önleme ve mücadele çalışmaları yapan kurumların en başında halkla iç içe olan ve kolayca halka ulaşabilecek ve sorunlara ilk elden müdahale edebilen yerel yönetimler gelmektedir. Bu çalışma Kütahya'da 2019 yılında Kütahya Belediyesinin sosyal belediyecilik kapsamında hayata geçirilen önleme projesi olan UMER (Uyuşturucu ile Mücadele Merkezi) uyuşturucu bağımlılığına karşı önleme çalışmaları ele alınmaktadır. Yapılan alan araştırmasında UMER'in uyuşturucu bağımlılığını karşı önleme ve mücadele aşamasında bağımlılık riski taşıyan kişilere yönelik eğitim ve bilinçlendirme, farkındalık çalışmaları, danışmanlık ve yönlendirme hizmetleri kapsamında ne tür çalışmalar yaptığı, amaçları ve hedefleri açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın verileri Kütahya Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren UMER (Uyuşturucu ile Mücadele Merkezi) çalışmalarının incelenmesi ile elde edilmiştir. onra doldurulacaktır.

BağımlılıkBelediyelerKütahya+7
Sevgi Özer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Uyuşturucu suçları üzerine sosyolojik bir araştırma: Bingöl örneği

Bu doktora tezinde, Bingöl M Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda uyuşturucu suçu/suçlarından hükümlü ve tutuklular sosyolojik açıdan ele alınmış ve bu hükümlü ve tutukluların suç işlemelerinde etkili olan toplumsallaşma faktörleri araştırılmıştır. Bu kapsamda bireylerin uyuşturucu suçu/suçları işlemesinde etkili olduğu düşünülen aile, arkadaş çevresi, sosyo-ekonomik durum, mesleki durum, dindarlık ve kitle iletişim araçları gibi değişkenlerin etkisi irdelenmiştir. Bununla birlikte uyuşturucu suçlularının cezaevine girdikten sonra işledikleri suçlardan dolayı dışlanma durumları, uyuşturucu kullananların tedavi olup olmadıkları ya da tedavi olma istekleri, pişmanlık durumları, ziyaret edilme durumları, çocukları için gelecek planları incelenmiştir. Ayrıca, uyuşturucu suçlularının cezaevinden tahliye olduktan sonra bir korku yaşayıp yaşamadıkları, bir korku ve endişe duymaları halinde neler yapacakları, kişilerin cezalarını tamamladıktan sonra aileleri ile ilgili herhangi bir planlarının olup olmadığı da araştırılmıştır. Bu araştırma Bingöl M Tipi Kapalı ve Açık Cezaevi İnfaz Kurumu'nda uyuşturucu suçlarından yatmakta olan 219 katılımcıya yüz yüze uygulanan anket ve 30 katılımcıyla derinlemesine yapılan görüşme verileriyle de desteklenen bir alan araştırmasına dayanmaktadır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde SPSS 22.00 programı aracılığı ile basit frekans analizi ve çapraz tablolar yapılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, Bingöl Cezaevi'nde uyuşturucu suçu/suçlarından bulunan hükümlü ve tutukluların çok büyük kısmının erkek olduğu, genç ve orta yaş aralığında yer aldıkları, eğitim düzeylerinin en çok lise ve dengi okul olduğu, yarısından fazlasının bekâr olduğu, düzenli bir işte çalışmadıkları, gelir seviyelerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların verilen cezaları çok caydırıcı buldukları, büyük çoğunluğunun pişman olduğu, uyuşturucu kullanıcılarının çoğunun tedavi olmak istedikleri ve devletin kendilerini bu suçları işlemekten alıkoymak için istihdam alanları yaratması talebinde bulundukları, geleceklerinden korku ve endişe duydukları belirlenmiştir. Bununla birlikte uyuşturucu suçu/suçlarının işlenmesinde en büyük faktörün arkadaş çevresi olduğu, katılımcıların gelir seviyelerinin artmasıyla da suç işleme oranlarının düştüğü, uyuşturucu suçu işleyen katılımcıların en çok sahip olduğu mesleğin esnaflık olduğu ve katılımcıların dindarlık seviyesinin azalmasıyla birlikte suç işleme oranlarının da azaldığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca araştırmanın nitel sonuçları nicel analizlerden elde edilen sonuçları destekler niteliktedir.

BingölCeza infaz kurumlarıHükümlüler+4
İlhan Bingöl
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sentetik kannabinoidlerin gaz kromatografisi-kütle spektrometresi cihazı (GC-MS) ile tayin edilmesi

Kannabis (esrar), hint keneviri bitkisinden elde edilen uyuşturucu (psikoaktif) maddelerin en eski türlerindendir. Söz konusu madde metabolizmada CB1 ve CB2 adıyla anılnan kannabinoid reseptörlerini etkilemektedir. İncelememize konu olan sentetik kannabinoid tipi uyuşturucular ise kimyasal yapı olarak kannabisten farklı olarak gözükmesine rağmen onlar gibi CB1 ve CB2 reseptörlerine etki eden ve yeni nesil diye adlandırılan uyuşturucu maddelerdendir. Bu tür uyuşturucu sektöründe ilk tespit edilen etken madde JWH-018 isimli sentetik kannabinoid halk arasında "Bonzai" olarak adlandırılmaktadır. Hint kenevirinin etken maddesi ise "delta-9-tetrahidrokannabinol (Δ9-THC)"' dür. Yeni nesil uyuşturucular, kimyasal olarak bu etkene benzemektedir. Sigara gibi kullanıldığında THC'nin tesirine benzeyen sentetik kannabinoidler, ilk olarak 2004 yılının başlarında Avrupa'da internet üzerinden satışa sunulmuştur. Delta-9-tetrahidrokannabinol'den daha güçlü ve uzun süren etki gösteren bu uyuşturucular büyük sağlık problemleri oluşturmaktadır. Tüm dünyada artarak devamlılığını sürdüren bu etkenlerin ülkemizde de kullanımı tüm sosyal kesim arasında gittikçe artmaktadır. Bu sebeple 2010 yılından bu yana ülkemizde bu maddelerin bazıları "Erken Uyarı Sistemi" ne göre yasaklanan maddeler arasına alınmıştır. Ancak sentetiklerin kimyasal yapıları hızlı ve sürekli olarak değişmekte olduğundan kontrol altına alınması ve tespit edilmesi hususunda da zorluklar yaşanmaktadır. Bu sebeple sentetik kannabinoidlerin yaygın olarak kötüye kullanımı, tanımlanması ve yasaklanması hususunda daha yoğun çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmanın temel amacı, Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometresi cihazı kullanılarak sentetik kannabinoid olarak adlandırılan bu uyuşturucu maddelerin tanımlanmasının sağlanmasıdır. Çalışmaların sonucunda, seçilen en uygun analiz metodu ile birçok etken maddenin kısa sürede tespiti sağlanmıştır.

Adli bilimlerBonzaiNarkotikler+1
Hatice Seçil Selimoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı uyuşturucu madde ve türevlerinin analitik ve kemometrik yöntemlerle tayini

Kantitatif tayinlerde, üst üste çakışan spektrumların ya da kromatogram piklerinin bulunması durumunda çok değişkenli kalibrasyon teknikleri ile karışım içindeki bileşenlerin miktarı tahmin edilebilmektedir. Tez çalışması kapsamında çok değişkenli kalibrasyon tekniklerinden PCR ve PLS yöntemlerine göre amfetamin, metamfetamin, MDMA, kokain ve eroin içeren beş farklı derişim seviyesindeki standart çözeltiler hazırlanmıştır. Hazırlanan kalibrasyon ve validasyon setlerinde bulunan 25 adet çözeltinin GC-FID ile analizi yapıldıktan sonra, kromatogram verileri alınmıştır. PLS ve PCR algoritmalarında karışım içinde bulunan maddelerin kantitatif tayini için optimum bileşen sayısı değeri hesaplandı. Elde edilen kromatografik veriler, ön işlem teknikleri ile analize hazırlandıktan sonra PLS ve PCR analizleri ile her bir çözeltide bulunan uyuşturucu miktarları bulunmuştur. Her bir uyuşturucu için ortalama kare kök hata değerleri hesaplanmıştır. Tahmini konsantrasyonlar için % hata değerlerine bakıldığında kalibrasyon seti için PLS hata değerleri PCR hata değerlerinden daha düşük bulunmuştur. Daha sonra gerçek numunelerde bulunan uyuşturucu madde miktarları kemometrik yöntemle analiz edilmiştir. Bulunan sonuçlar kromatografik sonuçlarla uyumlu bulunmuştur. Birden fazla etken madde içermekte olan numunelerin analizi gerçekleştirilirken analitik sorunların çözümü sırasında doğru, kesin, güvenilir ve hızlı sonuçlar alınan kemometrik yöntemlerden faydalanılmalıdır.

AmfetaminEroinGaz kromatografisi+4
Furkan Akgül
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00

Related subjects