Nursing care

396 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İnmeli hastalara bakım veren hasta yakınlarının bakıma hazır oluşluk ve stres durumlarının değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Bu araştırmanın amacı, inmeli hastalara bakım veren hasta yakınlarının bakıma hazır oluşluk ve stres durumlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel tanımlayıcı tipte olan bu araştırma, nöroloji kliniğinde inme tanısı almış 118 hastanın primer bakım verici olan hasta yakınları ile yürütüldü. Veriler 'Bakıma Hazır Oluşluk Ölçeği', 'Bakım Verenin Stres Ölçeği' ve 'Hasta Yakını Tanıtım Formu' kullanılarak toplandı. Çalışmada elde edilen veriler, tanımlayıcı istatiksel yöntemler (ortalama, standart sapma, frekans, yüzde, maksimum, minimum) ve Student t testi, Oneway Anova testi, Kruskall Wallis testi ve korelasyon analizi kullanılarak değerlendirildi. p< 0,05 değeri istatiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Bakım vericilerin yaş ortalamasının 52.00±14,00 yıl, %70,3'ünün kadın, %80,5'inin evli, %66,9'unun ilköğretim mezunu olduğu saptandı. Bakım vericilerin cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çocuk sayısı, çalışma durumu, gelir düzeyi, kronik hastalığa sahip olma durumu, hastaya yakınlık derecesi gibi özelliklerinin bakım vermeye hazır oluşluk ve stres durumlarını etkilemediği saptandı. Köyde yaşayanların bakım vermeye hazır oluşluk düzeylerinin düşük, stres düzeylerinin ise yüksek olduğu bulundu. Sonuç: Bakım vericilerin stres düzeyi arttıkça bakım vermeye hazır oluşluk düzeylerinin azaldığı saptandı. İnme geçiren hastaların yakınlarının bakıma hazır oluşluk ve stres durumlarının hemşireler tarafından değerlendirilmesi ve gerekli girişimlerin uygulanması önerilmektedir.

Bakım verenlerHasta bakımıHemşirelik bakımı+2
Emine Pektaş
Trakya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kanser nedeniyle kolorektal cerrahi girişim geçirmiş hastalarda ameliyat sonrası iyileşme ile hastaların iyilik hali arasındaki ilişkinin incelenmesi

Giriş ve Amaç: Bu araştırma kanser nedeniyle kolorektal cerrahi girişim geçirmiş hastalarda ameliyat sonrası iyileşme ile hastaların iyilik hali arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikteki bu çalışma kanser nedeniyle kolorektal cerrahi girişim geçirmiş 110 hasta ile yürütüldü. Çalışmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Ameliyat Sonrası İyileşme İndeksi ve Bütüncül İyilik Hali Ölçeği ile toplandı. Veriler SPSS 22.0 programında, tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız örneklem t-testi, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis ve Spearman Korelasyon analizi ile değerlendirildi. p<0,05 olan değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Hastaların ameliyat sonrası iyileşmede yaşadıkları güçlüklerin orta düzeyde olduğu, en fazla güçlüğün fiziksel semptomlarda, en az güçlüğün ise psikolojik semptomlarda yaşandığı saptandı. Ameliyat sonrası süreçte, hastaların bütüncül iyilik hallerinde üzüntü veren duygu ve bağlı olmama boyutlarının en fazla etkilendiği; hastaların yaş, cinsiyet, çalışma durumu, sigara kullanma durumu, daha önce cerrahi girişim geçirmiş olmaları, ameliyat türü, ameliyat sonrası gün sayısı ve stoma türü ile ameliyat sonrası iyileşme durumu arasında ilişki olduğu belirlendi. Kolorektal cerrahi girişim geçiren hastaların ameliyat sonrası iyileşme durumları ile bütüncül iyilik halleri arasında pozitif bir ilişki vardı. Sonuç: Kolorektal cerrahi girişim geçiren hastaların ameliyat sonrası iyileşme durumları ile bütüncül iyilik halleri arasında paralel bir ilişki vardır. Ameliyat sonrası iyileşmeye yönelik yaşanan güçlükler arttıkça, hastaların bütüncül iyilik halleri de bozulmaktadır. Kanser nedeniyle kolorektal cerrahi girişim geçirmiş bireylerin tedavi ve bakım sürecinde ameliyat sonrası hasta sonuçlarının yanı sıra iyilik hallerini de iyileştirecek hemşirelik girişimlerinin uygulanması, hastaların fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan desteklenmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Ameliyat sonrası bakım, ameliyat sonrası iyileşme, hemşirelik bakımı, iyilik hali, kolorektal kanser.

Hemşirelik bakımıKolorektal cerrahi
Burcu İzmir
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin yaşlı bireye ilişkin tutumlarının bakım davranışlarına etkisi

Bu çalışma, hemşirelerin yaşlı bireylere ilişkin tutumlarının, bakım davranışlarına olan etkisinin değerlendirilmesi amacı ile tanımlayıcı tipte planlanmıştır. Çalışma, Mayıs 2018-Kasım 2018 tarihleri arasında Tekirdağ ilinde bulunan üniversite ve devlet hastanesinde çalışan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 400 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler " Sosyodemografik Özellikleri ve Yaşlı Bakımına İlişkin Görüşleri İçeren Anket Formu", "Yaşlı Ayrımcılığı Tutum Ölçeği" (YATÖ), ve "Bakım Davranışları Ölçeği-24" (BDÖ-24) kullanılarak, yüz yüze görüşme yöntemi elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, ortalama, Mann Whitney U , Kruskal Wallis-H ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Çalışmamıza katılan hemşirelerin yaş ortalaması 33,36±7,53 olup, %86,2'si kadın, %65,5'i evli, %94,7'si çekirdek aile tipinde ve %41'i lise mezunudur. Katılımcı hemşirelerin %59,7'si yaşlı ile aynı evde yaşamış, %80,5'i çalışma yaşamında yaşlı bireye bakım vermiştir. Katılımcıların %84,5'i personel sayısındaki yetersizliğin yaşlı bakımı etkilediğini ve %72,7'si eğitimlerde yaşlı bakımına ilişkin konuların yeterli olmadığını ifade etmişlerdir. YATÖ toplam puan ortalaması 75,56±10,61, BDÖ-24 toplam puan ortalaması 4,96±0,57 olarak bulunmuştur. Her iki ölçek ve alt boyut puanları cinsiyet ve aile tipinden etkilenmemiştir (p>0,05). Hemşirelerin yaşlı ile aynı evde yaşama, şuan çalıştıkları klinikte yaşlı bireye bakım verme ve hemşirelik eğitimi yada hizmet içi eğitimlerde yaşlı bakımına ilişkin eğitim alma durumu ile, YATÖ ve BDÖ-24 toplam ve alt boyut puanları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). YATÖ ve BDÖ-24 toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve aynı yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda; yaşlıya olan olumlu tutumun bakım davranışlarını da olumlu olarak etkileyeceği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, yaşlılık, yaşlı ayrımcılığı, hemşirelik bakımı

GeriatriHemşire-hasta ilişkileriHemşirelik+6
Müge Baştürk
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinde etik iklim algısı ve bakım kalitesi ilişkisi

Yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) bakım kalitesini etkileyeceği düşünülen tüm faktörlerin bakım kalitesi iyileştirme çalışmaları kapsamında ele alınması gerekmektedir.Bu çalışma YBÜ'de hemşirelerin etik iklim algılarının bakım kalitesine yansımasının ortaya konması amacıyla planlanmış tanımlayıcı türde bir çalışmadır. Araştırma Sakarya'da bulunan devlet hastanelerinin yoğun bakım ünitelerinde çalışan 197 yoğun bakım hemşiresi ile gönüllülük esasına dayalı olarak yürütülmüştür. Veriler sosyodemografik bilgi formu, Hastane Etik İklim Ölçeği (HEİÖ), Karşılanamayan Hemşirelik Bakımı Ölçeği (KHBÖ) aracılığıyla toplanmıştır. Çalışmada yer alan hemşirelerin yaş ortalaması 29.53±5.52 olup, %71.1'i kadındır. HEİÖ toplam puan ortalaması 3.60±0.61 olup, en yüksek ortalama puan 'Hasta Faktörü' (4.04±0.62), en düşük ortalama puan 'Hastane Faktörü' (3.06±0.90) alt boyutlarında elde edilmiştir. HEİÖ'ye göre hemşirelerin yaklaşık yarısı (%48.7) genellikle birimlerinde güvenli hasta bakımı verildiğini düşünmekte; yarıya yakını (%45.2) hastaneleri tarafından hiç desteklenmedikleri ya da nadiren desteklendikleri ve saygı duyulduklarını ifade etmektedir. YBÜ'de etik iklim algısının hemşirelerin çalışma yılına, haftalık çalışma saatine, çalışma şekline, bakım verilen hasta sayısına göre değiştiği saptanmıştır (p<0,05). Araştırmanın yürütüldüğü YBÜ'de en fazla karşılanmayan bakım gereksinimi hasta mobilizasyonu, en az ihmal edilen uygulama ise el yıkama olmuştur. Çalışan hemşirelerin %35.0'i hastaların mobilizasyonunu hiçbir zaman sağlayamadığını belirtirken, %76.6'sı ise el yıkamanın nadiren ihmal edildiğini ifade etmiştir. Hemşireler hasta bakım gereksinimlerinin karşılanamamasının nedeni olarak ilk sırada hasta durumundaki ani değişimler (%76.1), takiben personel sayısının yetersizliğini (%75.1) göstermiştir. Bakım kalitesi ve etik iklim birbiri ile zayıf da olsa ilişkili olup; KHB gereksinimleri boyutu ile HEİÖ "Hasta Faktörü" (p<0,05), ve "Meslektaş Faktörü" (p<0,01) alt boyutları arasında pozitif; "Hekim Faktörü" boyutu arasında negatif ilişki saptanmıştır (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Yoğun bakım ünitesi, hemşire, bakım kalitesi, etik iklim algısı

EtikEtik kültürHasta bakımı+7
Filiz Kılınç
Tekirdağ Namık Kemal University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kamu hastanesinde çalışan sağlık personellerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi durumları ve tutumlarının incelenmesi

Bu çalışma sağlık personellerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi durumları ve tutumlarının incelenmesi amacıyla planlandı. Mart 2021- Mayıs 2021 tarihleri arasında İstanbul'da bir kamu hastanesinde çalışan ve araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 145 sağlık personeliyle yürütüldü. Araştırma öncesi gerekli izinler alındı. Veri toplama aracı olarak, Kişisel bilgi formu, Basınç Ülserini Önlemede Bilgi Değerlendirme Ölçeği (BÜÖBDÖ) ve Basınç Ülserini Önlemeye Yönelik Tutum Ölçeği (BÜÖYTÖ) kullanıldı. İstatiksel analiz için NCSS (Number Cruncher Statistical System) programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatiksel metodlar, Shapiro-Wilk testi, Student-t testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi, Pearson ve Spearman korelasyon analizi kullanıldı ve p<0,05 istatiktiksel olarak anlamlı kabul edildi. Katılımcıların yaş ortalaması 34,4±7,78 yıl olup, %82,1' i kadın ve %73,1'i lisans mezunu idi. %75,2'sinin daha önce basınç ülseri açılan hastaya bakım verdiği belirlendi. BÜÖBDÖ toplam puan ortalamasına göre katılımcıların basınç ülserini önlemeye yönelik bilgi düzeyinin yetersiz olduğu, eğitim durumu ve çalışılan görev gibi durumların BÜÖBDÖ toplam puanını anlamlı olarak etkilediği belirlendi. BÜÖYTÖ toplam puan ortalamasına göre katılımcıların basınç ülserini önlemeye yönelik tutumlarının olumlu olduğu, katılımcıların cinsiyet, çalışılan görev, risk değerlendirme, basınç ülseri açılan hastaya bakım verme ve okul eğitimi dışında alınan eğitim gibi durumların BÜÖYTÖ toplam puanını anlamlı olarak etkilediği saptandı. Katılımcıların BÜÖBDÖ ile BÜÖYTÖ toplamından aldıkları puanlar arasında pozitif yönlü çok zayıf ilişki bulundu. Sonuç olarak araştırma bulguları, sağlık personellerinin basınç ülserini önlemeye ilişkin tutumlarının olumlu, bilgi düzeylerinin ise yetersiz olduğunu ortaya koydu. Anahtar Kelimeler: Basınç ülseri, sağlık çalışanı, tutum, bilgi, hemşirelik bakımı

Basınç ülserleriBilgi düzeyiHastaneler+6
Burak Çağrı Ağçay
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın doğum servisinde yatan hastaların hemşirelik bakımından memnuniyet durumlarının belirlenmesi

Bu çalışma Kadın Doğum Servisinde yatan hastaların hemşirelik bakımından memnuniyet durumlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel türde bir araştırmadır. Araştırma, Gaziantep ilinde bulunan SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum Servisinde yatan hastalar üzerinde yapılmıştır. Araştırmanın verileri Kasım 2020-Mart 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Çalışmanın evrenini ilgili hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisinde yatan hastalar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini verilerin toplandığı tarihlerde ilgili serviste yatan ve araştırmaya katılmayı kabul eden hastalar oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan ölçeği Türkçe' ye uyarlayan kişiden ölçek kullanım izni alınmıştır. Araştırmanın yapılması için ilgili etik kuruldan onay ve araştırmanın yapılacağı kurumdan izin alınmıştır. Araştırmanın verileri "Hasta Bilgi Formu" ve "Newcastle Hemşirelik Bakım Memnuniyet Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik değerleri, aritmetik ortalama, standart sapma, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Çalışma kapsamındaki hastaların memnuniyet durumlarının yüksek bulunduğu ve olumlu olduğu belirlenmiştir. Hastaların yaşının, eğitim düzeyinin, evlilik süresinin, gelir düzeyinin, yaşamının çoğunu geçirdiği yerin, çocuk sayısının, hastanede kalış süresinin, bu serviste daha önce yatma durumunun hemşirelik bakımından memnuniyetlerini etkilediği tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.

Genital hastalıklar-kadınHasta bakımıHasta memnuniyeti+3
Betül Aslan
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ameliyat öncesi cilt hazırlığı ve antibiyotik kullanımının ameliyat sonrası yara yeri enfeksiyon oluşumuna etkisi

Bu araştırmada ameliyat öncesi antiseptik solüsyonunun kullanımı, tüy temizleme şeklinin nerede, ne zaman yapıldığını ve profilaktik antibiyotik seçimini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırma Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Merkezinin ameliyathanesinden ve kalp damar cerrahisi servislerinden belirli zaman diliminde veriler toplandı. Hastaların bilgilendirilmesi ve ameliyat sonrası 3. Gün değerlendirilmesi kalp damar cerrahisi servisinde yapıldı. Hastaların tüy temizliği kontrolü ve ameliyat esnasında uygulanan yapışkan örtü, antibiyotik kullanımı ameliyathanede değerlendirildi. Evreni belli gruplarda örneklem seçimine göre örneklemi 60 kişi bulundu. Hastanın yapılacak çalışmaya verdiği onayı gösteren Gönüllü Onam Formu (EK-1), yapılan çalışmayla ilgili soruların bulunduğu Tanıtıcı Bilgi Formu (EK2), Ameliyathanede Bakılacak Değerler Formu (EK-3) ve Ameliyat Yeri Enfeksiyon Değerlendirme Formu (EK-4) ile veriler toplandı. Elde edilen veriler; sayı yüzde, ortalama ile gösterildi ve ki kare testi ve t testi ile istatistiksel anlamlılıklarına bakıldı. Araştırmada açık kalp cerrahisinden 3 gün sonra cerrahi alan enfekiyonu (CAE) %10 düzeyinde tespit edildi. Araştırmada sonuçlar obezite, diabetes mellitus, cerrahi süresi ve kardiyopulmoner bypass, konjestif kalp yetmezliğinin, daha önce kalp ameliyatı geçirmiş olmak, komorbid (bir veya daha fazla bozukluk) koşulların varlığı, kapanma anında kötü hemostaz, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) hastalığının varlığı, sigara kullanmı ve ameliyat öncesi hastanede kalış süresi ile hastalarda ameliyat sonrası cerrahi alan enfeksiyonları varlığı istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05). Hastaların göğsündeki ve safen ven alınacak olan bacağındaki tüy temizliğinde yazılı bir prosedürün olmayışı, clipper, jilet, tüy dökücü krem gibi çeşitli aletlerin kullanılıyor olması, bu aletlerin kullanım gününe yönelik klavuzların olmaması CAE riskini istatistiksel olarak artırmadığı bulundu. Hastaların ameliyat öncesi cilt hazırlığında povidon iyodin kullanılması ve bazı hastalarda drape kullanımının devam etmesi CAE riskini istatiksel olarak etkilemediği tespit edildi (p>0.05). Hastaların kan glikozu regülasyonun yapılıyor olması nedeniyle CAE riski istatiksel olarak artmadı (p>0.05). Hastalara verilen antibiyotik tedavileri ve fizyolojik izlem prosedürleri ilgili literatüre uygun olarak planlanmış olması CAE riskini azaltmış olabilir. Açık kalp ameliyatı öncesi hastalara vii MRSA taramasının yapılmayışı, diş eti iltihabı ve diş çürükleri gibi kontrollerin yaptırtılmamış olması CAE riskini artırmış olabilir. Hastaların ameliyattan önceki günlerde hastaneye yatırılmış olması hastan enfeksiyonu adına CAE oluşumunu etkilemiş olabilir. Hastaların normotermik olması, sıvı volüm değerlerinin ve yaşam bulgularının normal sınırlarda olması, oksijenlenmede problemi olmayan hastaların olması yara yerinde CAE riskini azaltmış olabilir; ancak hastalarda albümin düzeyinin farklı olması CAE'nın varlığını istatistiksel olarak etkilemiştir (p<0.05). Daha büyük örneklemde CAE'nı etkileyecek tüm parametrelerin tekrar araştırılması önerildi. Anahtar Kelimeler: Açık Kalp Cerrahisi; Cerrahi Alan Enfeksiyonları; Hemşirelik.

AntibiyotiklerCerrahi-kardiyovaskülerHemşirelik+6
Fatma Özyıldırım
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabetli hastaların ve diyabetik hastalara bakım veren hemşirelerin hastalığa karşı tutumları

Çalışma Tip 2 diyabetli hastaların ve bu hastalara bakım veren hemşirelerin diyabete karşı tutumlarını değerlendirmek amacıyla, Aralık 2021 ile Mart 2022 tarihleri arasında bir kamu hastanesinin dahiliye ve endokrinoloji polikliniği ve servislerinde, tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Örneklem sayısının belirlenmesi için güç analizi yapıldı ve 105 hasta ve 105 hemşire olmak üzere toplam 210 gönüllü çalışmaya dahil edildi. Araştırma öncesi gerekli izinler alındı. Çalışmanın verileri; hasta ve hemşireler için oluşturulan Soru Formu ve Diyabet Tutum Ölçeği ile toplandı. Ölçek maddeleri 1'den 5'e kadar değişen likert tipi puanlama ile puanlandırıldı. Puan >3 ise pozitif tutumu, puan ≤3 ise negatif tutumu ifade etmektedir. Elde edilen veriler t testi, tek yönlü ANOVA, Kruskal Wallis, Ki kare, Mann Whitney U testi, Pearson Spearman sıra korelasyon katsayıları ile değerlendirildi. Araştırmaya katılan hastaların %56,2'sının erkek, yaş ortalamalarının 55,40±9,52 ve diyabet süresi ortalamalarının 10,27±6,68 yıl olduğu, %31,4'ünün okuryazar olmadığı, %34,3'ünün oral antidiyabetik ilaç kullandığı belirlendi. Kadınların Diyabet Tutum Ölçeği toplam puanlarının, erkeklerden anlamlı düzeyde yüksek ve hastaların tutumlarının negatif yönde olduğu tespit edildi. Diyabet tutum ölçeği alt gruplarından en yüksek tutumun diyabetin ciddiyeti alt grubu, en düşük tutumun özel eğitim gereksinimi alt grubu olduğu saptandı. Araştırmaya katılan hemşirelerin ise %81'inin kadın olduğu, %87,6'sının Lisans/Lisansüstü eğitim aldığı, %23,8'inin gündüz, %76,2'sinin vardiyalı çalıştığı ve diyabet tutumlarının negatif yönde olduğu tespit edildi. Diyabet tutum ölçeği alt gruplarından en yüksek tutumun hastanın yaşamına diyabetin etkisi alt grubu, en düşük tutumun ise özel eğitim gereksinimi alt grubu olduğu belirlendi. Bu sonuçlar doğrultusunda, hastaların ve hemşirelerin negatif tutumlarının iyileştirilmesi, pozitif tutumlarının desteklenmesi ile başarılı diyabet yönetimine katkı sağlanacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Hasta; Hemşire; Tutum; Tip 2 diyabet.

Bakım verenlerBakım verme yüküDiabetes mellitus+4
Fatma Dinç
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Evde bakım alan, enteral tüple beslenen hastaların bakım verenlerinde bakım yükü ve yaşam kalitesi

Amaç: Günümüzde yaşlı nüfusun artışı ve teknolojinin hızla gelişmesi sonucunda enteral tüple beslenme, hastaların kendi ev ortamlarında aileleriyle birlikte yaşamını sürdürmesine imkân sağlayan bir yöntem haline gelmiştir. Bu yöntem yaşlı, kronik hastalığı olan, bakıma gereksinim duyan kişilerde beslenmenin sürdürülebilmesi açısından hayati öneme sahip olsa da hem hasta hem de bakım verenler için beraberinde birçok fiziksel, psikolojik ve sosyal problem getirebilmektedir. Bu problemler bakım verenlerin bakım yükünde artış ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabilmektedir. Çalışmamızın amacı Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri (ESH) birimine kayıtlı, evde enteral tüple beslenen hastaların ve bakım verenlerin özelliklerini, beslenmeye ilişkin yaşadıkları sorunları, bakım verenlerin bakım yükü ve yaşam kalitelerini değerlendirmektir. Gereç Yöntem: Araştırma kesitsel, analitik, anket tabanlı tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 23.03.2022-23.05.2022 tarihlerinde Evde Sağlık Hizmetlerine kayıtlı 152 enteral tüp yoluyla beslenen hastanın bakım verenleri oluşturmuştur. Araştırma kabul ölçütlerine uygun ve araştırmaya katılmayı kabul eden 140 hastanın bakım verenleri araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Katılımcılara sosyodemografik verileri içeren anket formu, Zarit Bakım Yükü Ölçeği (ZBYÖ) ve Kısa Form-36 (Short Form-36, SF-36) ölçeği uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır. p<0.05 istatistikçe anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 140 bakım verenin %75,6'sı (n=106) 35-64 yaş grubunda idi. Bakım verenlerin %74,3'ü (n=104) kadındı. Bakım verenlerin %54,3'ü (n=76) hastanın çocuğu idi. Bakım verenlerin %57,9 (n=81)'u hastaya 0-4 yıldır bakım vermekte idi. Hastaların %82,1'i (n=115) perkütan endoskopik gastrostomi (PEG), %17,9'u (n=25) nazogastrik tüp (NGT) yöntemi ile beslenmekteydi. Bakım verenlerin ZBY ölçek ortalama puanı 49,00±12,36 idi. Bakım verenlerin ZBYÖ grupları incelendiğinde %20,7'sinin (n=29) orta dereceli bakım verme yükü olduğu, %61,4'ünün (n=86) ileri dereceli bakım verme yükü olduğu, %17,1'inin (n=24) aşırı derecede bakım verme yükü olduğu belirlenmiştir. Bakım verenlerin ZBYÖ toplam puanları ile sosyal güvence arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (Z=-2,109 p=0.035). Sosyal güvencesi olmayanların bakım yükü daha fazla bulunmuştur. Katılımcıların ZBYÖ toplam puanları ile hastaların diabetes mellitus tanısı olması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (Z=-2,523 p=0.012). Bakım verenlerin SF-36 ölçeği tüm alt boyutlarında puan ortalaması düşük saptanmıştır. ZBYÖ toplam puanları ile tüm SF-36 ölçeği alt boyut puanları arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Enteral tüple beslenen hastalara bakım verenlerin bakım yükü fazla, yaşam kalitesi kötüydü. Evde sağlık hizmetleri profesyonelleri tarafından enteral tüple beslenen hastalara bakım verenlerin sağlık ve bakım alanındaki bilgi gereksinimleri göz ardı edilmemeli ve yapılan ev ziyaretlerinde hastanın tedavi ihtiyacı yanında bakım verenlerin eğitimlerine de zaman ayırılmalıdır.

Bakım verenlerBakım verme yüküBeslenme+5
Cansu Petek İnan
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Palyatif bakım servisinde tedavi gören geriatrik hastalarda polifarmasinin; ''Türkiye yaşlıda uygunsuz ilaç kullanım kriterleri'' ile değerlendirilmesi

Amaç: Dünya nüfusu yaşlanmaktadır. Yaşlanmayla beraber kronik hastalıklar ve kanser oranında artış görülmektedir. Yaşam sonu bakımı için de palyatif bakım ihtiyacı doğmaktadır. Palyatif bakım tedavisi alan yaşlı bireyler multiple komorbiteye ve beraberinde çoklu ilaç kullanımına sahiptir. Farmakokinetik ve farmakodinamik süreçler yaşa bağlı değişiklik göstermektedir. Yaşlı bireyler ilaç yan etkilerine karşı daha hassastır. Bazı ilaç yan etkileri, yeni bir klinik durum olarak algılanıp reçete kaskadına neden olabilmektedir. Bunun sonucunda ciddi sağlık problemleri görülebilmektedir. Birçok ilaç yan etkisinin altında uygunsuz ilaç kullanımı yer almaktadır. Bu çalışmada Samsun'daki kamu hastanelerinde palyatif bakım servislerinde tedavi gören geriatrik bireylerin kullandığı ilaçları ''Türkiye Yaşlıda Uygunsuz İlaç Kullanım Kriterleri (TIME)'' ile incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Kesitsel ve analitik türdeki çalışmamızın evrenini 1 Nisan-15 Ekim 2022 tarihleri arasında Samsun ili merkez ve ilçelerindeki palyatif bakım servislerinde yatarak tedavi görmüş hastalar oluşturmaktadır. Çalışmaya 65 yaş ve üstü, en az bir ilaç kullanan hastalar dahil edilmiştir. Hastaların sosyodemografik özellikleri, primer tanıları, komorbiditeleri, kullandığı ilaçlar ve laboratuvar değerleri kaydedilmiştir. Hastaların MNA-SF, Katz GYA ve Charlson komorbite indeksi skorları hesaplanmıştır. 5 ve üzeri ilaç kullanmak polifarmasi olarak kabul edilmiştir. Hastaların kullandığı ilaçlar TIME kriterleri ile analiz edilmiştir. Çalışmada veri analizi için SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Bulgular: Yaş ortalaması 78,00±9,08 yıldır. Hastaların %54,0'ü kadındır. Hasta başına 5,28±2,72 ilaç kullanımı vardır. En sık görülen kronik hastalık %52,6 oranında hipertansiyondur. Hastaların %59,2'sinde polifarmasi, %10,8'inde hiperpolifarması mevcuttur. Polifarmasi ile üst kol çevresi (p=0,010), baldır çevresi (p=0,003) baş dönmesine bağlı düşme (p=0,022) ve medeni durum (p=0,017) ile aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Hastaların %56,3'ünde en az bir uygunsuz ilaç kullanımı mevcuttur. TIME to START kriterlerine göre %18,3 ve TIME to STOP kriterlerine göre %48,4 potansiyel uygunsuz ilaç (PUİ) kullanımı vardır. TIME to START kriterlerinden en sık ihmal edilenler; aşılar, gastrointestinel sistem ve supleman bölümüdür. TIME to STOP kriterlerinden en sık ihmal edilenler; kas iskelet sistemi kriterleri ve analjezik ilaçlar, kardiyovasküler sistem kriterleridir. PUİ kullanımı ile PLT (p=0,040), kreatin (p=0,010) ve GFR (p=0,034) değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki vardır. Ayrıca çalışmamızda polifarmasi olan grupta daha yüksek oranda TIME to STOP kriterlerince uygunsuz ilaç kullanımı mevcuttur (p<0,001). Sonuç: Çalışmaya katılan hastaların yarısından fazlasında polifarmasi ve en az bir uygunsuz ilaç kullanımı vardır. Yaşlanmayla beraber ilaç yan etkilerine hassas hale gelen yaşlı bireylerde polifarmasi sorgulanmalıdır. Polifarmasi uygunsuz ilaç kullanımı için uyarıcı bir işaret olabilir. Yaşlı bireylerde uygunsuz ilaç kullanımı belirlemek için; ülkemiz şartlarına uygun TIME kriterleri iyi bir tarama aracı olarak klinik pratikte daha sık kullanılabilir. Bu açıdan elde ettiğimiz sonuçlarla çalışmamızın, diğer çalışmalara yol gösterici olabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar Sözcükler: palyatif, yaşlı, polifarmasi, uygunsuz ilaç, TIME kriterleri

GeriatriHasta bakımıHemşirelik bakımı+4
Özlem Kırcı
Samsun Üniversity
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Gastrostomi bakımında kanıta dayalı hemşirelik bakım paketinin geliştirilmesi ve hemşirelerin uyumunun değerlendirilmesi

Bu araştırma gastrostomi bakımında kanıta dayalı hemşirelik bakım paketinin geliştirilmesi ve hemşirelerin uyumunun değerlendirilmesi amacıyla karma desen araştırma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesinde Aralık 2021-Haziran 2022 tarihleri arasında 10 hemşire ile, altı hastada toplam 75 uygulama ile yürütülmüştür. Araştırma verileri "Hemşire Tanıtıcı Bilgi Formu", "Gastrostomi Bakımı Soru Formu", "Kanıta Dayalı Hemşireliğe Yönelik Tutum Ölçeği", "Gastrostomi Bakım Paketi Formu", "Gastrostomi Bakım Paketi Uyum Değerlendirme Kontrol Formu" ve "Gastrostomi Bakım Paketi Kullanımına Yönelik Yarı-Yapılandırılmış Görüşme Formu" ile toplanmıştır. Nicel verilerin değerlendirilmesinde Wilcoxon test ve Friedman test kullanılmıştır. Gastrostomi Bakım Paketine uyumun değerlendirilmesinde en az %95 uyum şartı aranmıştır. Nitel verilerin analizinde kalitatif içerik analizi uygulanmıştır. Araştırmada Gastrostomi Bakım Paketi, Sağlık Hizmetlerinde Kalite İyileştirme Enstitüsü önerileri doğrultusunda geliştirilmiştir. Geliştirilen bakım paketi "peristomal alan bakımı", "tüple besleme" ve "tüpten ilaç uygulama" olmak üzere 3 parametre ve 14 elementi içermektedir. Bakım paketinin geliştirilme sürecinden sonra hemşirelere gastrostomi bakım paketi eğitimleri verilmiş, eğitim öncesi ve sonrasında veri toplama formları uygulanmıştır. Gastrostomi Bakım Paketi hemşireler tarafından altı ay süre ile kullanılmıştır. Altıncı ayın sonunda hemşireler ile gastrostomi bakım paketi kullanımına yönelik nitel görüşme gerçekleştirilmiş, "Gastrostomi Bakımı Soru Formu" ve "Kanıta Dayalı Hemşireliğe Yönelik Tutum Ölçeği" tekrar uygulanmıştır. Araştırmada hemşirelerin "peristomal alan bakımı" parametresine uyum oranı %100, "tüple besleme" ve "tüpten ilaç uygulama" parametrelerine uyum oranı %98,66 bulunmuştur. Hemşirelerin gastrostomi bakımı bilgi puanlarında ön test, son test ve 6.ayda istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Kanıta Dayalı Hemşireliğe Yönelik Tutum Ölçeğinin eğitim öncesi ve 6. ay puanlarında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Araştırmanın nitel aşamasında "Gastrostomi Bakım Paketini Kullanmanın Hemşirelik Bakımına Yansıması" ve "Gastrostomi Bakım Paketinin Benimsenmesi" olmak üzere 2 tema ve 6 alt tema ortaya çıkmıştır. Hemşireler gastrostomi bakım paketini kullanmanın profesyonelliği sağladığını, uygulamalarını görünür kıldığını, ekip içerisinde anlaşılırlığı artırdığını, öğretici olduğunu ve bakım paketinin kullanımından sonra bakım paketine karşı düşündükleri iş yükünü artıracağı düşüncesinin aksi yönde değiştiğini ifade etmiştir. Araştırma sonucunda Gastrostomi Bakım Paketinin tüm parametrelerine uyum oranı %95'in üzerinde olup, tüm parametrelere hemşirelerin uyumlu olduğu saptanmıştır. Gastrostomi bakımının standardize edilmesi ve bakımda kalitenin artırılması için kanıta dayalı hemşirelik bakım paketinin gastrostomi ile beslenen tüm hastaların bakımında kullanılması önerilmektedir.

HemşirelikHemşirelik bakımı
Rana Elçin Sezer
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğrenci hemşirelerin bakım planı hazırlama becerisine yönelik bir karar destek sisteminin geliştirilmesi : N-Care

Bu çalışma, öğrenci hemşirelerin bakım planı hazırlama becerisine yönelik bir karar destek sisteminin geliştirilmesi (N-Care) amacıyla gelişimsel araştırma tasarımı kullanılarak (analiz, tasarım, geliştirme, uygulama ve değerlendirme basamaklarına dayalı) yürütülmüştür. Bu kapsamda araştırmanın analiz basamağının kullanıcı görüşlerinin alınması aşamasının çalışma grubunu; ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıfta öğrenim gören 27 hemşirelik öğrencisi ve 8 öğretim elemanı oluşturmuştur. Uygulama basamağında yürütülen pilot uygulama aşamasının çalışma grubunu, üçüncü ve dördüncü sınıfta öğrenim gören 10 hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur. Uygulama basamağında yürütülen paralel desende son test kontrol gruplu aşamanın çalışma grubunu ise, 41 hemşirelik ikinci sınıf öğrencisi (kontrol grubu=21, müdahale grubu=20) oluşturmuştur. Değerlendirme aşaması ise müdahale grubunda yer alan 20 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmanın analiz aşamasının verileri, Tanıtıcı Özellikler Formu (öğretim elemanı/öğrenci) ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Soruları (öğretim elemanı/öğrenci) kullanılarak toplanmıştır. Uygulama ve Değerlendirme basamaklarında verilerin toplanmasında; Sistem Kullanılabilirlik Ölçeği, Tanıtıcı Özellikler Formu (öğrenci), Hemşirelik Bakım Planı Değerlendirme Vakası (son test) ve N-Care sisteminin kullanımını değerlendirme formu (Müdahale Grubu için) kullanılmıştır. Araştırmanın çeşitli aşamalarından elde edilen nitel verilerin analizinde tematik analiz yöntemi, nicel verilerin analizinde ise tanımlayıcı istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular üç temel başlık altında verilmiştir: Sistemin Yapı ve İşleyişine Yönelik Bulgular, Sistemin Geçerlemesine Yönelik Bulgular, İyileştirmeye Yönelik Bulgular. Sistemin Yapı ve İşleyişine yönelik bulgularda, literatürden ve öğretim elemanları/öğrencilerle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda, sistemin taşıması gereken özelliklere karar verilmiş ve yazılım geliştirilmiştir. Geçerlemeye yönelik bulgularda, öncelikle yapılan pilot uygulama sonucunda sistemin kullanışlılığının oldukça iyi düzeyde (%87,75) olduğu saptanmıştır. Sistemin bakım planı hazırlamadaki etkinliğinin değerlendirilmesinden elde edilen verilerin analizi sonucunda ise, müdahale grubunun planlama aşamasından elde ettikleri puanların (Z=-3,041, p=0,002, r=0,475) ve toplam puanların (Z=-2,284, p=0,022, r=0,357) kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek olduğu saptanmıştır. İyileştirmeye yönelik bulgularda ise, daha hızlı ve kolay veri kaydetme açısından sistemde yer alan bazı sekmelerinin gözden geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Çalışmada N-Care sistemi geliştirilmiş ve sistemin hemşirelik öğrencilerinin bakım planı hazırlama becerilerini iyileştirme potansiyeli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda N-Care sisteminin etkililiğinin belirlenmesine yönelik daha büyük gruplarla çalışma planlanması önerilmektedir.

HemşirelikHemşirelik bakımıHemşirelik eğitimi
Meltem Özduyan Kılıç
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kanser hastalarında karşılanamayan bakım gereksinimlerinin hastaların bakım memnuniyetine ve hemşirelere duydukları güvene etkisi

Bu çalışma, kanser hastalarında karşılanamayan bakım gereksinimlerinin bakım memnuniyetlerine ve hemşirelere duydukları güvene etkisini incelemek amacıyla tanımlayıcı ilişkisel türde gerçekleştirilmiştir. Araştırma, bir üniversiteye bağlı Onkoloji Hastanesi'nin Medikal Onkoloji servislerinde 26 Aralık 2022-30 Ağustos 2023 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, en az 18 yaşında olan, evre 1-4 arasında kanser tanısı alan, en az üç gün hastanede yatarak bakım alan, Türkçe anlayıp konuşabilen ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 228 kanser hastası oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; Hasta Bilgileri Formu, Karşılanamayan Bakım Anketi-Hasta, Newcastle Hemşirelik Bakım Memnuniyet Ölçeği ve Hemşirelere Güven Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde sayı, yüzde, min-max değerleri, ortalama, standart sapma, bağımsız t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmış; değişkenler arasındaki ilişki için Pearson korelasyon kullanılmış, kanser hastalarında karşılanamayan bakım gereksinimlerinin hastaların bakım memnuniyeti ve güven algılarına etkisi ise çoklu doğrusal regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Hastaların, Karşılanamayan Bakım Anketi-Hasta iletişim alt boyutu puan ortalaması 1.68±0.70 (1-5), temel bakım alt boyutu puan ortalaması 3.85±1.19 (1-5); Newcastle Hemşirelik Bakım Memnuniyet Ölçeği puan ortalaması 91.90±4.95 (73.00-95.00) ve Hemşirelere Güven Ölçeği puan ortalaması 28.15±2.20 (19.00-30.00)'dir. Karşılanamayan Bakım Anketi-Hasta'nın iletişim alt boyutu ile Newcastle Hemşirelik Bakım Memnuniyet Ölçeği (r=-0.245, p<0.05) ve Hemşirelere Güven Ölçeği arasında (r=-0.208, p<0.05) istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü ve zayıf bir ilişki bulunurken Karşılanamayan Bakım Anketi-Hasta'nın temel bakım alt boyutu ile Newcastle Hemşirelik Bakım Memnuniyet Ölçeği (r=-0.040, p>0.05) ve Hemşirelere Güven Ölçeği arasında (r=-0.088, p>0.05) anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Karşılanamayan Bakım Anketi-Hasta'nın iletişim ve temel bakım alt boyutları ile Newcastle Hemşirelik Bakım Memnuniyet Ölçeği ve Hemşirelere Güven Ölçeği kullanılarak, karşılanamayan bakım gereksinimlerinin bakım memnuniyetine (F=7.200, p<0.05) ve hemşirelere güvene (F=5.339, p<0.05) etkisini incelemek için kurulan modellerin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Bağımsız değişkenlere ait anlamlılık düzeyleri incelendiğinde, karşılanamayan iletişimin hem bakım memnuniyeti üzerinde (t=-3.743, p<0.05) hem de hemşirelere güven üzerinde (t=-2.974, p<0.05) istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi olduğu belirlenirken, karşılanamayan temel bakımın ne bakım memnuniyeti üzerinde (t=0.212, p>0.05) ne de hemşirelere güven üzerinde (t=-0.671, p>0.05) istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Karşılanamayan iletişimdeki bir birimlik artış, bakım memnuniyetinde 1.748 birimlik azalışa neden olurken (B=-1.748), hemşirelere güvende 0.622 birimlik azalışa neden olmaktadır (B=-0.622). Karşılanamayan bakım gereksinimleri, bakım memnuniyeti üzerindeki değişimin %6'sını açıklarken (R2=0.060), hemşirelere güven üzerindeki değişimin %4.5'ini açıklamaktadır (R2=0.045). Çalışmamızda, kanser hastalarının Karşılanamayan Bakım Anketi-Hasta'nın iletişim alt boyutu puan ortalaması düşük düzeyde çıkmış olmasına rağmen karşılanamayan iletişimin, hem hastaların hemşirelik bakımından duydukları memnuniyet hem de hemşirelere duydukları güven üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde bir etkiye sahip olduğu belirlendiği için hemşirelere, kanser hastalarının iletişim gereksinimlerini karşılayacak biçimde bakım sunması ve yönetici hemşireler ile kuruma, hasta-hemşire arasındaki iletişimi artıracak düzenlemeler yapmaları önerilmiştir.

Hemşirelik bakımı
Necip Hanci
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin insan onuruna ilişkin anlayış ve algıları

Hemşirelik mesleğinin temelini insan onuru kavramı oluşturmaktadır. Ancak, onur kavramı soyut, çok boyutlu, görünürlüğü ve ölçülebilirliği neredeyse olanaksız bir kavram olduğundan, hemşirelik uygulamalarında hasta onurunun korunmasına yönelik hemşirelik rol ve işlevlerini somut olarak ortaya koyabilmek oldukça güçtür. Bu durum, onur kavramının hemşirelik eğitim programlarında etkili bir şekilde ele alınmasını da güçleştirmekte, yalnızca teorik bilgi olarak tartışılmasına yol açmakta; insan ve hasta onurunun korunması hemşireliğin duyuşsal ve etik yönünün elzem bir öğesi olmasına karşın, bu anlayış ve yaklaşımın uygulamaya aktarılmasını güçleştirmektedir. Bu tanımlayıcı nitelikteki araştırmayla somut veriler neticesinde hemşirelik öğrencilerinin insan onuruna ilişkin algılarını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın etik kurul onayı ve idari izinler alındıktan sonra, Ankara'da Devlet ve Vakıf Üniversitelerinin Hemşirelik Lisans Programlarına kayıtlı öğrenciler ile yüz yüze anket aracılığıyla gerçekleştirilmesi, elde edilecek verilerin ise tanımlayıcı istatistiksel yöntemler ile analiz edilmesi planlanmıştır.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik bakımı+4
Ulviye Aydan Nacak
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişiselleştirilmiş hasta katılım planı'nın tip 2 diyabetli hastalarda diyabet yönetimine etkisinin incelenmesi

Bu randomize kontrollü çalışmada, Kişiselleştirilmiş Hasta Katılım Planı'nın (KHKP) tip 2 diyabetli bireylerde, diyabet yönetiminde tedaviye uyum, öz etkililik ve hasta katılımına etkisi incelenmiştir. İlk olarak KHKP'nin dil ve kapsam geçerliğini içeren Türkçe adaptasyonu ve ön uygulaması yapılmıştır. Ardından KHKP'nin diyabet yönetimine etkisi 26 Ocak - 29 Kasım 2021 tarihleri arasında, Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Endokrin Polikliniği'nde 51 katılımcı ile ön test-son test düzende paralel gruplu randomize kontrollü olarak incelenmiştir. Veriler Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği, Tip 2 Diabetes Mellitus Tedavisinde Hasta Uyum Ölçeği, Tip 2 Diyabet Hastalarında Diyabet Yönetimine İlişkin Öz Etkililik Ölçeği ve Hasta Katılımı Ölçeği ile toplanmıştır. Dahil edilme ölçütlerini karşılayan katılımcılar, random atama ile müdahale (n: 24) ve kontrol (n: 27) gruplarına atanmıştır. KHKP, dört hafta aralıklarla iki yüz yüze görüşme oturumunu, ilk görüşmeden iki hafta sonra gerçekleştirilen bir telefon görüşmesini ve katılımcıların yüz yüze görüşmeler arasındaki dört hafta boyunca kendi kendilerine uyguladığı ev tabanlı yazılı egzersizleri içermektedir. Müdahale grubuyla yapılan birinci yüz yüze görüşmede katılımcıların diyabet öyküsü alınmış, hasta katılımı kavramı açıklanarak bireye özgü bakım hedefleri belirlenmiş ve ev tabanlı alıştırmalar tanıtılmıştır. İkinci yüz yüze görüşmede bireylerin dört haftalık süreçteki yeni deneyimleri ile ev tabanlı alıştırmalar tartışılmış, kaydedilen gelişmelere ilişkin olumlu geribildirimler verilerek bakım hedefleri gözden geçirilmiş ve bireyler katılım planını sürdürmeye teşvik edilmiştir. İlk görüşmeden iki hafta sonra gerçekleştirilen on dakikalık telefon görüşmesinde ise, katılımcıların ev tabanlı alıştırmaları uygulama sürecindeki ilerlemeleri/yaşadıkları güçlüklere ilişkin geribildirimler alınmış ve motivasyonları desteklenmiştir. Ön test-son-testler müdahale grubuna birinci yüz yüze görüşmeden önce ve ikinci yüz yüze görüşmeden sonra uygulanmıştır. Kontrol grubundaki katılımcılara poliklinikte uygulanan rutin kontrollerin dışında herhangi girişim uygulanmamış olup, birinci ve dördüncü haftalarda ön test-son-test uygulanmıştır. Araştırma sonucunda müdahale grubundaki katılımcıların tedaviye uyum, öz etkililik ve hasta katılımı düzeyleri anlamlı ölçüde artmıştır. Bu sonuçlara göre, Kişiselleştirilmiş Hasta Katılım Planı'nın diyabet öz yönetim eğitimine ek bir yöntem olarak kullanılması ve polikliniklerde hasta takibine entegre edilmesi önerilmektedir.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Hasta bakımı+6
Dilara Cengiz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dudak/damak yarığı tanısı almış bebeklerin ebeveynlerinin belirsizlik algısı ile hastalığın aileye etkisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırma dudak/damak yarığı tanısı almış bebeklerin ebeveynlerinin belirsizlik algıları ile hastalığın aileye etkisi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla metodolojik ve ilişkisel tanımlayıcı olarak iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini bir üniversite hastanesinin plastik cerrahi polikliniklerine başvuran 0-3 ay arası bebeklerin ebeveynleri oluşturmuştur. Birinci aşamada 240 ebeveyn ile Ebeveyn Belirsizlik Algısı Ölçeği-Tanı'nın (EBAÖ-T) Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış ve Doğrulayıcı Faktör Analizi sonucunda ölçeğin çalışmadaki örneklem için geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. (Cronbach Alpha 0,85). İkinci aşamada ise Ebeveyn ve Bebek Tanıtıcı Bilgiler Formu, EBAÖ-T ve Aile Etki Ölçeği kullanılarak yeni bir örneklem grubu ile (n=200) ebeveynlerin belirsizlik algıları ve hastalığın aileye etkisi arasındaki ilişki incelenmiştir. Verilerin analizlerinde Student-t Testi, ANOVA, Bonferroni Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Ki-kare kullanılmıştır. Belirsizlik algısı için ölçek puan ortalaması 85,59 ±12,46 ile yüksek düzeyde bulunmuştur. Bebeklerinin tanısı doğumdan önce konamayan, yapılan bilgilendirmeden memnun kalmayan ve gelir düzeyi düşük ebeveynlerin belirsizlik algıları daha yüksek bulunmuştur. Ebeveynlerin hastane hizmetlerinden duydukları memnuniyet azaldıkça belirsizlik algı düzeyleri artmıştır. Hastalığın ebeveynler üzerine etkisi 52,22±7,70 puan ortalaması ile orta yüksek düzeyde bulunmuştur. Ebeveynlerin Aile Etki Ölçeği alt boyut puan ortalamalarında en yüksek puan 30,07±3,84 ile kişisel zorlanma boyutunda bulunmuştur. EBAÖ-T ile Aile Etki Ölçeği toplam puanı (r=0,225) ve maddi yük (r=0,197), ailesel ve sosyal etki (r=0,180), kişisel zorlanma (r=0,166) ve başa çıkma (r=0,219) alt boyutları arasında pozitif anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Ebeveynlerin hastane yönetimlerinden beklentisi en fazla 'yetkin sağlık personelleri' olmuştur (%27,1). Araştırma sonucunda, belirsizliğin ve hastalıkların aileleri nasıl etkilediklerini gösteren ve bakım çıktılarını ölçen ileri çalışmalar yapılması ve dudak/damak yarıklı bebeklerin bakım yönetiminde hemşirelik bakımının kalitesini artıracak yönetimsel düzenlemeler yapılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.

AlgıAna-babaBebek bakımı+6
Burcu Acımış
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kardiyotorasik cerrahi geçiren yetişkin hastaların postoperatif ağrı değerlendirmesinde Renk Çemberi Ağrı Ölçeğinin geçerlilik çalışması

Bu araştırma, "Renk Çemberi Ağrı Ölçeğinin" kardiyotorasik cerrahi geçiren yetişkin hastaların postoperatif ağrı değerlendirilmesinde geçerliliğinin test edilmesi amacıyla metodolojik araştırma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma Kasım 2021 – Nisan 2022 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, kardiyotorasik cerrahi geçiren 152 hasta oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında; "Hasta Tanıtıcı Bilgi Formu", "Renk Çemberi Ağrı Ölçeği", "Wong Baker Ağrı Ölçeği" ve "Görsel Ağrı Skalası" kullanılmıştır". Ölçeğin Türk toplumuna uyarlanması aşamasında, alan uzmanlarının görüşleri alınarak, Türk toplumunda ağrı yoğunluğunu yansıtan turuncu ve kahverengi renkleri ölçeğe dahil edilmiştir. Ölçeğin geçerliliğinin test edilmesinde kapsam ve ölçüt geçerliliği yöntemleri kullanılmıştır. Kapsam geçerliliği için tüm maddelerin kapsam geçerlilik indeksi hesaplanmış ve değerler kabul edilebilir bulunmuştur. Araştırmada, ölçüt geçerliliğinin test edilmesinde ve uyumun değerlendirilmesinde "Wong-Baker Ağrı Ölçeği" ve "Görsel Ağrı Skalası" kullanılmıştır. Ölçekler arasında pozitif yönlü kuvvetli ilişki ve mükemmel uyum bulunmuştur. Renk Çemberi Ağrı Ölçeği, Türk toplumunda kardiyotorasik cerrahi geçiren yetişkin hastalarda postoperatif ağrı değerlendirmesinde geçerli bir ölçüm aracı olarak kabul edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ağrı değerlendirmesi, ağrı ölçeği, kardiyotorasik cerrahi, postoperatif ağrı, geçerlilik, hemşirelik bakımı

AğrıAğrı ölçümüAğrı şiddeti+5
Sabri Okan Demiryürek
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kafa içi basınç artışına sendromuna yönelik hemşirelik bakım paketinin geliştirilmesi ve pilot uygulama

Kafa İçi Basınç Artışı Sendromuna Yönelik Hemşirelik Bakım Paketinin Geliştirilmesi ve Pilot Uygulaması. Bu araştırma, kafa içi basınç artışı sendromuna yönelik hemşirelik bakım paketinin geliştirilmesi ve bakım paketinin pilot uygulamasının gerçekleştirilmesi amacıyla eylem araştırması olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma bakım paketinin geliştirilmesi ve pilot uygulaması olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Bakım paketi, Sağlık Hizmetlerinde Kalite İyileştirme Enstitüsünün önerileri doğrultusunda geliştirilmiştir. Kapsamlı bir literatür taraması ve analiziyle taslak bakım paketi oluşturulmuştur. Taslak bakım paketinin oluşturulmasında 19 makaleden elde edilen kanıtlardan yararlanılmıştır. Taslak bakım paketine ilişkin Delfi yöntemiyle uzman görüşleri alınmıştır. Kanıtlar ve uzman görüşleri doğrultusunda 5 parametreden oluşan bakım paketi oluşturulmuştur. Araştırmanın pilot uygulaması, Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi Yoğun Bakım Ünitesinde Ocak-Nisan 2022 tarihleri arasında 16 hemşire ile yürütülmüştür. Araştırma verilerinin toplanmasında, "Hemşire tanıtıcı bilgi formu", "KİBAS hemşirelik bakım paketi kontrol listesi", "KİBAS hemşirelik bakım paketi uyum değerlendirme formu", "Hemşirelerin KİBAS hemşirelik bakım paketi kullanımına yönelik düşüncelerini değerlendiren soru formu" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre çalışmaya katılan hemşirelerin %75'i kadın cinsiyette olup, yaş ortalaması 25,18±1,55, beyin ve sinir cerrahi yoğun bakım ünitesinde çalışma süresi 1,71±0,65 yıldır. Bakım paketi kullanılarak bakım verilen hastaların yaş ortalaması 50,90±18,3, %51,4'ü kadın ve yoğun bakım ünitesinde kalış süresi 3,09±4,17 gün olarak bulunmuştur. Araştırmada, hemşirelerin bakım paketine uyum oranı %100 olarak bulunmuştur. Hemşireler, kafa içi basınç artışı sendromuna yönelik geliştirilen hemşirelik bakım paketinin kanıta dayalı, bütüncül ve sistematik bakım sağladığını ifade etmiştir. Ayrıca, hemşireler, bakım paketinin bakım uygulamalarında standardizasyon sağladığını belirtmiştir. Kafa içi basınç artışı sendromuna yönelik geliştirilen hemşirelik bakım paketinin, kafa içi basınç artışı sendromu gelişen ya da gelişme riski olan hastaların bakımında kullanımı önerilir.

Bakım paketiCerrahi hemşirelikHasta bakımı+6
Melek Sarı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Transisyonel bakım modeli: Açık kalp cerrahisi geçiren yaşlı hastalarda fonksiyonel bağımsızlık düzeyi ve yaşam kalitesi üzerine etkileri

Çalışma açık kalp cerrahisi geçiren yaşlı hastalarda Transisyonel Bakım Modeli doğrultusunda verilen hemşirelik bakımının; hastaların fonksiyonel bağımsızlık düzeyleri, yaşam kalitesi ile hastaneye tekrarlı başvuru ve yatış oranları üzerine etkilerini değerlendirmek amacıyla randomize, kontrollü müdahale çalışması olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma, Sağlık Bakanlığı- Abant İzzet Baysal Üniversitesi İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fakülte Ünitesi Kalp-Damar Cerrahisi Kliniği'ne açık kalp ameliyatı olmak için yatan 60 ve üzeri yaş grubundaki hastalar ile Kasım 2017- Aralık 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışma örneklemini bilgisayar destekli randomizasyonla seçilmiş 32 müdahale ve 32 kontrol olmak üzere toplam 64 hasta oluşturmuştur. Müdahale grubunda yer alan hastalara, kliniğe yatışlarından taburculuk sonrası dokuz haftaya kadar Transisyonel Bakım Modeli temel alınarak bakım verilmiştir. Model kapsamında müdahale grubunda yer alan hastaların aldığı hizmetler, multidisipliner iş birliği ile bakımını, taburculuk sonrası dört ev ziyaretini ve hasta/yakınının gereksinimleri doğrultusunda verilen telefonla danışmanlık hizmetlerini içermiştir. Kontrol grubunda yer alan hastalar standart bakım hizmetlerini almışlardır. Verilerin toplanmasında tanıtıcı bilgiler formları, Otonomi Değerlendirme Ölçeği, SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği, Taburculuk Sonrası Hastaların Hastaneye Tekrarlı Başvuru İzlem Formu kullanılmıştır. Araştırma verileri, hastanın kliniğe kabulünün ilk günü ile hastanın hastaneden taburculuğundan sonra 9. hafta ve 6. aylarında toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız Örneklem t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Ki-Kare kullanılmıştır. Çalışmada müdahale grubunda yer alan hastaların taburculuk sonrası 9. hafta izlemlerindeki Otonomi Değerlendirme Ölçeği puan ortalamalarının ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği alt boyutları puan ortalamalarının kontrol grubunda yer alan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Ayrıca kontrol grubunda yer alan hastaların taburculuk sonrası izlem sürecinde (6 ay) hastaneye tekrarlı başvuru ve yatış oranlarının müdahale grubunda yer alan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Çalışmada Transisyonel Bakım Modeli kapsamında sunulan bakım hizmeti uygulamalarının hastaların fonsiyonel bağımsızlık düzeylerini ve yaşam kalitesi düzeylerini arttırdığı; hastaların taburculuk sonrası hastaneye başvuru ve tekrarlı yatış oranlarını azaltmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, Transisyonel Bakım Modeli'nin cerrahi işlem geçirecek olan yaşlı hasta grubunun hemşirelik bakım uygulamalarında kullanılması önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Transisyonel Bakım Modeli, kalp cerrahisi, hemşirelik bakımı, otonomi, yaşam kalitesi, yaşlı birey.

Cerrahi-kardiyovaskülerFonksiyonel analizFonksiyonel özellikler+6
Simge Çoşkun
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya ile mukayeseli olarak Türkiye'de hemşirelerin görev alanı

Bu çalışmada Almanya ile mukayeseli olarak Türkiye'de hemşirelerin görev alanı ayrımının belirlenmesi esas alınmıştır. Bununla birlikte Almanya'nın sağlık sistemindeki bu ayrımın Türkiye'yle karşılaştırılarak uygulanabilir olup olmadığı, uygulanabilir olduğu durumlarda hemşirelerin görev ve sorumluluklarının nasıl olacağı tartışılmıştır. Bununla birlikte çalışmanın birinci bölümünde problemin tespiti, çalışmanın amacı, metodolojisi ve ünitelerin planı ortaya konulacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Türkiye'de hemşirelerin görev alanlarına, Türkiye'deki hemşirelik mevzuatına, Türkiye ve Almanya'nın karşılaştırılmalı sağlık istatistiklerine, Almanya'nın diğer ülkelere kıyasla neden çalışmaya dâhil edildiğine ve Almanya'nın "Bakım Mesleği Hakkında Kanun" taslağına göre hemşirelerin görev alanı ayrımına yer verilecektir. Yine bu bölümde hemşirelerin görev ve yetkilerine değinilecek olup Türkiye'de kanun ve yönetmeliklerin eksikliklerine de yer verilecektir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Görev Alanı, Yetki, Almanya

AlmanyaGörev alanıHemşireler+3
Kübra Karadeniz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin mesleki bağlılıkları ile bireyselleştirilmiş bakım algıları arasındaki ilişki

Bireyselleştirilmiş bakım; Hasta bakım uygulamalarının hızlı ve yoğun bir şekilde verilmesini gerektiren cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin dar sınırlar içerisinde standardize edilmiş bakım uygulamalarının dışında hasta bireylerin ihtiyaçları, değerleri, düşünceleri, tercihleri ve deneyimleri doğrultusunda planlanan ve uygulanan bireyselleştirilmiş bakımı uygulamaları gerekir. Hemşirelerin hastalara bireyselleştirilmiş bakım vermelerini etkileyen durumlardan biri de mesleki bağlılık düzeyleridir. Araştırmanın Amacı: Bu araştırma, cerrahi birimlerde görev yapan hemşirelerin mesleki bağlılık düzeyleri ile bireyselleştirilmiş bakım algıları arasındaki ilişkinin ortaya konması amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte anket araştırmasıdır. Çalışma verileri, Aralık 2021 – Ocak 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma evrenini tüm Türkiye'deki cerrahi birim hemşireleri oluştururken, araştırma örneklemi ilgili tarihler arasında ulaşılabilen 138 cerrahi hemşireleri ile sınırlandırılmıştır. Araştırmanın verilerini; Sosyodemografik veri formu, 4 Boyutlu Mesleki Bağlılık Ölçeği (MBÖ), Bireyselleştirilmiş Bakım Algısı(BBS) A-Hemşire Versiyonu oluşturmaktadır. Bulgular: Hemşirelerin mesleki bağlılık genel ve duygusal bağlılık puan ortalamalarının yüksek oluşunun bireyselleştirilmiş bakım algısı genel puan ortalamalarını arttırdığı görülmektedir (p=0,04). Hemşirelerin mesleki bağlılık alt boyutlarından biri olan alternatiflerin sınırlılığı puan ortalamalarındaki artışın, hemşirelerin bireyselleştirilmiş bakım algısı alt boyutlarından kişisel yaşam durumu alt boyut puanlarında azalmaya neden olmaktadır. Sonuç: Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin mesleki bağlılık düzeyleri bireyselleştirilmiş bakım algıları ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle hemşirelerin mesleki bağlılıklarını arttırmak hem çalışan memnuniyetini hem bakım kalitesini arttıracaktır.

BağlılıkHemşirelerHemşirelik+5
Gülşah Engin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Palyatif bakım hastalarında bası ülserlerinin klinik analizi

Amaç: Bası ülseri oluşumunda önlenebilir faktörleri saptayarak, bu konuda doktor, hemşire, yardımcı sağlık elemanlarının, hastaların ve hasta yakınlarının bilgilerini, tutum, davranışlarını arttırmak hedeflenmiştir. Yöntem: Kesitsel ve retrospektif olarak planlanmış olan bu araştırma, 01 ocak 2019 ile 30 nisan 2022 tarihleri aralığında Şanlıurfa Harran Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Palyatif Bakım Kliniği'nde yatarak tedavi görmüş hastalar incelenerek yapılmıştır. Bası ülseri bulunan 59'u (%49,2) kadın, 61'i (%50,8) erkek toplam 120 kişi çalışmaya dahil edildi. İstatistiksel analizler için SPSS 22,0 programı kullanıldı, uygun istatistiksel analizler kullanılarak ve anlamlılık düzeyi olarak p< 0.05 değeri kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya 59'u (%49,2) kadın, 61'i (%50,8) erkek olmak üzere toplam 120 hasta dahil edilmiştir. Erkeklerde bası yarası evresi, kadınlara göre istatistiksel olarak önemli düzeyde yüksektir (p=0,005). Travma ilişkili hastalığa sahip hastaların bası yarası evresi, nörolojik hastalık ve diğer hastalığa sahip hastalara göre istatistiksel olarak önemli düzeyde yüksek saptanmıştır (p=0,001). Cinsiyet ve ana hastalık ile bası yarası evrelendirmesi arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunmuştur (sırasıyla p=0,039; p=0,010). Evre 1,2 bası ülserleri kadınlarda daha sık görülüyorken, evre 3,4 erkeklerde daha fazla görülmüştür. Evre 3,4 bası ülserleri travma ilişkili hastalıklarda daha fazla görülmüştür. Yaş ile bası yarası evresi arasında negatif yönde orta düzeyde bir ilişki saptanmıştır (r=-0,354; p<0,001). Hastaların yaşları ile bası yarası evrelendirmeleri arasında istatistiksel olarak önemli bir fark saptanmıştır (p=0,001). Evre 1 bası yarası olan hastaların yaşları, Evre 3 ve Evre 4'e göre önemli düzeyde yüksektir. BUN, kreatinin, ürik asit ve total bilirubin ile bası yarası evresi arasında negatif yönde orta kuvvette; sodyum, fosfor ve magnezyum ile bası yarası evresi arasında negatif yönde zayıf kuvvette ilişki saptanmıştır. GFH ile bası yarası evresi arasında pozitif yönde orta kuvvette ilişki bulunmuştur (r=0,434; p<0,001). BUN, kreatinin, ürik asit, total bilirubin, magnezyum ve GFH değerleri açısından evreler arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunmuştur (p<0,05). Eozinofil ile bası yarası evresi arasında pozitif yönde, zayıf düzeyde korelasyon saptanmıştır (r=0,267; p=0,049). MPV ile bası yarası evresi arasında negatif yönde, zayıf düzeyde korelasyon bulunmuştur (r=-0,235; p=0,010). Eozinofil, MPV ve platelet açısından gruplar arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunmuştur (p<0,005). Diğer parametreler açısından anlamlı bir ilişki tespit edilemedi. Sonuç: Sonuç olarak, palyatif bakım hastalarının servise kabulünde bası ülserlerinin oluşturabileceği risklerin değerlendirilmesi, gerekli beslenme desteğinin sağlanması ve bakım verenlerin bu konuda eğitilmesi kritik öneme sahiptir. Birinci basamak hekimleri, hastaların yaşlandıkça artan bakım gereksinimlerinin karşılanmasında belki de en önemli rolü oynayan hekim grubudur. Anahtar kelimeler: Bası Ülseri, Palyatif Bakım

Basınç ülserleriHasta bakımıHemşirelik bakımı+1
Kıymet Ket
Harran University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dahiliye kliniklerinde COVİD-19 tanısı ile yatan hastaların ve hemşirelerin bireyselleştirilmiş bakım algısı

Bu araştırma dahiliye kliniklerinde COVİD-19 tanısı ile yatan hastaların ve hemşirelerin bireyselleştirilmiş bakım algısını değerlendirmek amacıyla yapıldı. İstanbul İli Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi pandemi dahiliye kliniklerinde tanımlayıcı ve kesitsel türde yapılan araştırma, 269 hasta ve 35 hemşire ile 10 Haziran 2021- 10 Haziran 2022 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmanın verileri Hasta Bilgi Formu, Bireyselleştirilmiş Bakım Skalası-B-Hasta, Hemşire Bilgi Formu, Bireyselleştirilmiş Bakım Skalası-B-Hemşire kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın verileri istatistiksel analiz için SPSS 22.0 for Windows programı kullanıldı. İstatistiksel alfa anlamlılık seviyesi p<0,05 olarak kabul edildi. Araştırmada hastaların Bireyselleştirilmiş Bakım Skalası-Hasta ölçeği toplam puan ortalamaları 3,79±0,82 iken, hemşirelerin Bireyselleştirilmiş Bakım Skalası-Hemşire ölçeği toplam puan ortalamaları 3,87±1,05 saptandı. Hemşirelerin verdikleri bakımdan memnuniyet derecelerinin ortalaması 6,5±1,7 (aralık 4-10) iken hastaların aldıkları hemşirelik bakımından memnuniyet derecelerinin ortalaması 7,2±2,3 (aralık 1-10) olarak belirlendi. Hastaların ve hemşirelerin bireyselleştirilmiş bakım skalası puan ortalamaları ve alt puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı.

COVID 19Hasta bakımıHemşireler+5
Seçil Bulut
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin mizah tarzları ile algıladığı bakım davranışları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Hemşirelik bakımının insanların iyileşmesine, iyi kalmasına hatta ölüm sürecini bile olabilecek en iyi konfor düzeyi içinde geçirmesine yardımcı olduğu kabul edilmektedir. Hasta bakımında sıklıkla başvurulan iyileştirici bakım yöntemlerinden biri de mizah kullanımı olarak belirtilmektedir. Bu çalışma, İstanbul'da bulunan bir Vakıf Üniversitesi'nde, eğitime devam eden ikinci üçüncü ve dördüncü sınıf, 124 hemşirelik öğrencisiyle, Aralık 2019 ile Aralık 2020 tarihleri arasında, hemşirelik öğrencilerinin mizah tarzları ile algıladığı bakım davranışları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı tasarımda ilişki arayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma için Kişisel Bilgi Formu, Mizah Tarzları Ölçeği ve Bakım Değerlendirme Ölçeği e-anket şeklinde hazırlanmış ve öğrencilere online olarak ulaşılmıştır. Öğrencilerin araştırmaya katıldıklarına dair onamları alınmış ve e-anket öğrencilerle paylaşılarak veriler bilgilerin gizliliği esasına uygun olarak toplanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket program kullanılarak yapılmıştır. Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Çalışmada öğrencilerin olumlu mizah puan ortalamalarının (Katılımcı Mizah 44,95±7,26; Kendini Geliştirici Mizah 36,50±9,85) olumsuz mizah puan ortalamalarına (Saldırgan Mizah 17,22±7,22; Kendini Yıkıcı Mizah 26,86±9,99) göre yüksek bulunduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin BDÖ toplam puan ortalaması 6,38±0,51 şeklinde belirlenmiş olup öğrencilerin sahip olduğu bakım davranışlarındaki algının iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Mizah tarzları ve bakım davranışları incelendiğinde olumlu mizah tarzına sahip kişilerin Bakım Değerlendirme Ölçeği alt boyutlarıyla anlamlı ilişkide olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak; bu durum, olumlu mizah tarzına sahip kişilerde kullanılan mizahın, bakım davranışları algılarına olumlu yönde etki ettiğini göstermektedir. Mizah geliştirilebilir bir beceri olmakla beraber, olumsuz mizah tarzına sahip öğrencilerin de eğitim süreçleri içerisinde mizah tarzlarının belirlenerek, bu konuda farkındalığının arttırılması ve uygun sosyal aktivitelere yönlendirilmesi olumlu mizah becerilerini kazandırmak için önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Mizah, hemşirelik bakımı, hemşirelik, bakım algısı, mizah tarzları

Hasta bakımıHemşirelerHemşirelik+5
Burcu Oflaz
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00

Related subjects