Okul öncesi eğitim

901 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İki darbe arası dönemde Türk eğitim tarihi (1960-1980)

Cumhuriyetin ilanından sonra 3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Eğitim Öğretimin Birleştirilmesi Kanunu) üzerine inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim sistemi birçok yeniliği de beraberinde getirmiştir. Bu yeni eğitim sistemi 1924 yılından 1960 yılına kadar geçen sürede birçok yasa ve yönetmeliklerle geliştirilmeye ve benimsetilmeye çalışılmıştır. 1960-1980 yılları arasında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ekonomik, siyasi, sosyal ve eğitim alanlarında bazı değişiklikler yaşanmıştır. Bu çalışmayla 1960-1980 yılları arasında, adeta siyasi çekişmelerin ve hesaplaşmaların alanı haline getirilen eğitim kurumlarının, bu durumlar karşısında gerilemesinin nedenleri ve sonuçlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Bununla birlikte, eğitimcilerin, kurum ve kuruluşlarıyla siyaset-ekonomi çalkantısı esnasında yaşanan git-gellerdeki tavır ve davranışlarının açıklanması hedeflenmiştir. Siyasetten en çok etkilenen kesim ve yükseköğretim bazında siyaseti en çok etkileyen eğitim kurumları ile eğitim elemanları bu çalışmanın ana unsurlarını teşkil etmektedirler. 27 Mayıs 1960 askeri darbesi, 12 Mart 1971 muhtırası ve 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin ardında oluşturulan anayasa ve kanunlarla eğitime yeniden getirilen düzenlemelerin içerikleri bu araştırmanın odak noktasını teşkil etmektedir. Askeri darbelerle kesintiye uğrayan demokratik sistem karşısında eğitim kurumlarının nasıl etkilendiği, öğretim elemanlarının uğradıkları kovuşturma, sürgün ve tasfiye hareketlerinin neden, niçin, kime ve ne şekilde yapıldığı gibi sorulara cevaplar aranmıştır. Türk eğitim sistemine köklü değişiklikler getiren, 1961 yılında kabul edilen "İlköğretim ve Eğitim Kanunu" ve 1973 yılında kabul edilen "Milli Eğitim Temel Kanunu" ile yapılan düzenlemeler ve elde edilen sonuçlar bu çalışmanın merkezine oturtulmuştur. Bu tarihten önceki düzenlemelerde olduğu gibi 1961 ve 1973 yıllarındaki eğitim hamlelerinde de baştan sona siyasi kaygılar ve politik sürtüşmelerin izlerini görmek mümkündür. Durum böyle olunca da bütün kurum ve kuruluşlarıyla eğitimin sanki bir yaz-boz tahtasıymış gibi kullanılmasından kaynaklanan bir gerilemenin olduğu söylenebilir. Araştırılan yirmi yıllık dönem içerisinde; okul öncesi eğitimin gelişimi, ilköğretimdeki yapısal reformlar ve müfredat programları, ortaöğretimdeki politik sürtüşmeler, nitelik sorunu ve çözüm arayışları ile ideolojik çalkantılarla siyasetin ve askeri vesayetin boy hedefi haline gelmiş yükseköğretimin tarihsel gelişimi ayrıntılı bir şekilde belgelerle araştırılıp incelenmiştir. Yaklaşık altmış temel kaynaktan araştırma ve inceleme yapılarak elde edilen bu çalışma neticesinde, 1960-1980 yılları arasındaki eğitimin politik hesaplaşmalar uğruna heba edildiği, farklı yapı ve söylemlerle aynı durumun hala devam ettiği sonucuna varılmıştır.

Askeri müdahaleEğitim tarihiOkul öncesi eğitim+5
Turan Kılın
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin empatik düşünme becerilerine yönelik etkinlik uygulamalarına ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın amacı empatik düşünme becerilerine dayalı etkinlik uygulamalarına yönelik okul öncesi öğretmen görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, çalışmanın araştırma grubunu, Tunceli merkez ve ilçelerine bağlı devlet okulları ile bir özel okulda çalışan 60 okul öncesi öğretmene uygulanan Empatik beceri ölçeği B Formu'ndan aldıkları puanlar içerisinden orantısız tabakalama yöntemi ile seçilen farklı empatik beceri düzeyine sahip 9 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu doğrultusunda yapılan görüşmelerin tamamı katılımcıların izni ile kayıt altına alınmıştır. Görüşme formu sonucunda ortaya çıkan veriler betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Öğretmenlerin hepsi empatik düşünme becerisinin çocuk, program ve öğretmen açısından önemli olduğunu düşünmektedirler. Empatik düşünme beceri düzeyinin, olumlu bir sınıf iklimi ve verimli bir etkinlik süreci için önemli bir kriter olduğu da belirtilmiştir. Öğretmenler, empatik düşünmeye dayalı drama, Türkçe, oyun, sanat, fen, okuma yazmaya hazırlık, matematik, müzik, hareket etkinliklerine yer vermişlerdir. Bu etkinlikler arasında en çok drama sonra Türkçe ve oyun etkinliklerini kullanmışlardır. Bu etkinliklerde empatik düşünme en çok büyük grup etkinliğinin verimliliğini arttırdığı ve öğretmenlerin en çok büyük grup etkinliği planlandığı belirtilmiştir. Etkinlik sürecinin verimli olmasını etkileyen etmenlerin; eğitimin verimliliğini, çocuğunun yaşı, aile katılımı, kullanılan materyaller, cinsiyet dağılımı, öğretmenin ve çocuğun motivasyonu olduğu ifade edilmiştir. Yardımlaşma, dayanışma, sevgi, iş birliği, kendini ve karşısındaki anlama gibi duygu ve davranışların çocukların bütün gelişim alanlarına, özellikle sosyal duygusal gelişimine ve eğitim sürecine katkısının büyük olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin empatik beceri düzeylerine göre programa hâkimiyet durumları, kullandıkları etkinlik çeşitleri ve yöntem teknikleri değişiklik göstermiştir. Düşük empatik beceri düzeyine sahip öğretmenlerin daha az etkinlik çeşidi kullandıkları, programa hâkim olmadıkları, spontan bir süreç izledikleri saptanmıştır.

EmpatiEmpatik beceriOkul öncesi eğitim+3
Yeliz Polat
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini etkileyen temel faktörler

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi dönemde eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerini etkileyen temel faktörleri belirlemektir. Araştırma nitel bir çalışma olup örnek olay deseninde gerçekleştirilmiştir. 6 öğretmen, 30 öğrenci ve 30 veli ile çalışılarak veriler toplanmıştır. Bu süreçte araştırmacı tarafından geliştirilen görüşme formu, gözlem formu ve anketlerden faydalanılmıştır. Görüşmelerden ve anketlerden elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenirken, gözlem formlarından elde edilen veriler gözlem değerlendirme rubriği ile çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenler, yapılandırılmamış ve öğrenci merkezli etkinliklerin, soru sormanın, özgür düşünme ortamları oluşturmanın düşünme becerilerini desteklediği görüşündedir. Öğretmenler, mevcut okul öncesi eğitim programını, düşünme becerileri eğitimi yönünden oldukça yetersiz bulmaktadır. Sınıf gözlem formlarından elde edilen bulgulara göre öğretmenler öğrencilerin soru sorma davranışlarını desteklemekte oldukça yetersizdir. Öğrencilerin nitelikli sorular sorma ve cevaplar verme davranışları düşüktür. Öğretmen tutumları ve öğrenci davranışları arasında pozitif yönde bir ilişki vardır. Bireysel gözlem formlarından elde edilen bulgulara göre öğrenciler en çok çeşitli çözüm yolları ve nitelikli fikirler üretmekte, farklı ve alışılmışın dışında ürünler koymakta, kavram ve düşünceler üzerine düşünebilmekte zorlanmaktadır. Velilerle yapılan anketlerden elde edilen bulgulara göre eğitim düzeyi yüksek olan veliler çocukları ile daha çok okul dışı etkinliklerde bulunmakta ve soru sormanın önemi üzerinde daha çok durmaktadır. Velilerin yaş ve gelir düzeyi, çocuklarıyla yaptıkları okul dışı etkinlikler ile öğrencilerin düşünme becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Ailelerin soru sorma davranışları ile öğrencilerin eleştirel ve yaratıcı düşünmeye yönelik davranış düzeyleri arasında pozitif yönde bir ilişki vardır. Elde edilen bulgulara göre öğretmenler ve veliler, eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerinin önemli olduğunu düşünmekle birlikte yeterli bilgiye sahip değillerdir.

Beceri eğitimiEleştirel düşünceOkul öncesi dönem+2
Berna Tuncer
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlk yıllar eğitim programının (Primary years programme) okul öncesi eğitime devam eden çocukların bilimsel süreç becerilerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, İlk Yıllar eğitim programının (Primary Years Programme) okul öncesine devam eden çocuklardaki Bilimsel Süreç Becerilerine (BSB) etkisini incelemektir. Yarı deneysel araştırma desenindeki bu çalışmada İstanbul ilinde bulunan iki özel okulun ana sınıfına giden çocuklar örneklem olarak ele alınmıştır. 60-72 aylık 18 çocukla yürütülen bu çalışmada, Özkan (2015) tarafından geliştirilmiş Okul Öncesi Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmaya başlamadan önce Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ve veli onayları alınan çocuklara ölçek uygulanmıştır. Yapılan bu araştırmada, bilimsel süreç becerilerinin bir İlk Yıllar Programının uygulandığı okula devam eden ve etmeyen çocuklar arasındaki farka bakılmıştır. Program uygulanmadan önce deney ve kontrol grubuna ön test yapılmıştır. Daha sonra deney grubundaki çocuklara 12 hafta boyunca İlk Yıllar Eğitim Programı sorgulama üniteleri uygulanmıştır. Kontrol grubu çocuklarına ise sadece MEB kazanımınlarını içeren eğitim müfredatı uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubu ön test puanları arasında herhangi bir fark olmadan İlk Yıllar Eğitim Programının uygulamasına başlandığı görülmüştür. Ancak 12 hafta sonunda yapılan son testte ise iki grup arasındaki bilimsel süreç becerilerinde anlamlı bir fark oluştuğu saptanmıştır. Bilimsel Süreç Becerilerine ilişkin alt boyutların tek tek incelenmesi sonucunda, iki grup arasında anlamlı farklar çıkmamasına rağmen deney grubuna ait izleme testiyle son test arasında anlamlı bir fark çıktığı görülmüştür.

Bilimsel süreçEğitim programlarıOkul öncesi eğitim+3
Fatma Nur Karataş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okulöncesi dönem çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarının incelenmesi

Bilim ve teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler bilim okuryazarlığını bir zorunluluk haline getirmiştir. Bu zorunluluğa paralel olarak, okulöncesi eğitimden başlayarak yükseköğretime kadar olan tüm eğitim programlarının temel hedefleri arasında bilim okuryazarı bireyler yetiştirmek yer almaktadır. Bilim okuryazarlığı sadece okul yıllarında değil tüm yaşam boyunca gelişip derinleşmekle birlikte, erken yaşlarda bilime karşı tutumların ve değerlerin bir insanın yetişkin olarak bilim okuryazarlığının gelişimini şekillendireceği ileri sürülmektedir. Bilimin doğası hakkında yeterli düzeyde anlayışa sahip olmak bilim okuryazarlığının en temel bileşenlerindendir. Okulöncesi dönemin bireylerin ve toplumun geleceğini şekillendirmedeki rolü göz önünde bulundurulduğunda, bu dönemde çocuklara bilimin doğasına ilişkin eğitim ortamlarının sunulması bilim okuryazarı bir toplum için ilk adımdır. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı bilimin doğasına ilişkin özelliklerin vurgulandığı bir eğitim sürecine katılan okulöncesi dönem çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarının gelişimini incelemektir. Çalışma temel nitel bir araştırmadır. Araştırmanın katılımcılarını amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenen Türkiye'nin Orta Batısı'nda bulunan bir şehirdeki devlet ilkokulu bünyesinde bulunan anasınıflarından öğlenci gruba devam eden 8 çocuk oluşturmaktadır. Çocukların bilimin doğasına ilişkin anlayışlarını belirlemek için bilimin doğasının doğrudan yansıtıcı yaklaşım ile vurgulandığı uygulama öncesi ve sonrasında Young Children's Views of Science (Lederman ve Lederman, 2009) görüşme protokolü ışığında çocuklarla ön ve son görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizi yorumlayıcı bir yaklaşımla gerçekleştirilmiş ve katılımcıların bilim doğasına ilişkin özelliklere yükledikleri anlamlara odaklanılmıştır. Araştırma sonucunda genel olarak uygulama öncesinde çocukların bilimin doğasına ilişkin yetersiz anlayışa sahip olduğu, uygulama sonucunda çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarında gelişmeler olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda okulöncesi dönem çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarının geliştirilebilir olduğu söylenebilir.

Bilimin doğasıDoğrudan yansıtıcı yaklaşımErken çocuk eğitimi+3
Ümran Alan
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Okulöncesi eğitim öğretmenlerinin çocukları tanıma ve değerlendirme amaçlı yapılan çalışmalara ilişkin görüşleri

Okulöncesi eğitimde değerlendirme önemli bir rol oynar. Değerlendirme süreci aileler ve çocukları için önemli bir olaydır. Bu sürecin sonucu çocuğun gelişimsel seyrini önemli ölçüde değiştirebilmektedir bu nedenle doğru ve gerekli müdahaleler yapılmalıdır. Uygun öğrenme ortamları sağlamak ve eğitim planlarının hazırlamak için çocukları değerlendirmeden elde edilen bilgiler önemli katkıda bulunabilir. Bu nedenle çocukları değerlendirme eğitim programlarının ayrılmaz bir parçasını oluşturmalıdır. Eskişehir il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anaokulları ve ilkokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapmakta olan okulöncesi eğitim öğretmenlerinin çocukları tanıma ve değerlendirme amaçlı yapılan çalışmalara ilişkin görüşlerini almayı amaçlayan bu araştırma, tarama modelinde olup nitel yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu Eskişehir ilinde 2012 –-2013 Eğitim – Öğretim yılında M.E. B'na bağlı resmi anaokulları ve ilkokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapmakta olan kimi ölçütlere göre belirlenmiş ve araştırmaya katılmaya gönüllü okulöncesi öğretmenleri oluşturmuştur. Öğretmenlerin belirlenmesinde; Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anaokulları ve ilkokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapmakta olan okulöncesi öğretmeni olma temel ölçütü olmuştur. Bunun yanında maksimum çeşitliliği elde etmek için kadrolu olarak görev yapmak, dört yıllık lisans mezunu olmak, adaylığının kalkmış olması ve araştırmaya katılmaya gönüllü olmak da kullanılan ölçütler arasında yer almıştır. Çalışma 8 anaokulunda görev yapan 21 okulöncesi öğretmeni ve 12 ilkokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapan 13 okulöncesi öğretmeni olmak üzere toplam 34 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanması nitel veri toplama tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşmelerle gerçekleştirilmiştir. Görüşme formu geliştirmek için, araştırmanın amacına yönelik sorular ana başlıklar halinde oluşturulmuş geçerlik güvenirlik çalışmaları yapılarak forma son şekli verilmiştir. Katılımcılara, araştırma sırasında hazırlanan görüşme soruları sorulmuş ve yanıtları ses kaydı olarak alınmıştır. Araştırma verilerinin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmış, bulgular niceliksel olarak sunulmuştur. Alınan yanıtların dökümü yapılarak ve bir görüşme kodlama anahtarı oluşturulmuştur. Daha sonra iki uzman birbirinden bağımsız bir biçimde görüşmeleri ilgili görüşme kodlama anahtarına kodlamışlardır. Kodlamalar karşılaştırılarak gerekli düzenlemeler yapılmış ve güvenirliği sağlanmıştır. Çalışmanın sonuçları araştırma soruları temel alınarak açıklanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okul öncesi eğitim kurumu öğretmenlerinin çocukları tanıma ve değerlendirme sürecini gerekli gördükleri, genellikle gözlem, görüşme tekniklerini uyguladıkları, diğer teknikleri daha seyrek uyguladıkları görülmüştür. Öğretmenlerin çocukları tanıma ve değerlendirme sürecinden elde ettikleri verileri gelişim raporu yazmada, ailelere bilgi verirken müdahale için ve etkinliklerini planlarken kullandığı ancak bir kısmının da hiç kullanmadığı görülmüştür. Öğretmenlerin en çok sınıflardaki çocuk sayısının fazla olması, tanıma değerlendirme sürecine zaman ayırabilmede ve ailelerle işbirliği yapmada güçlük yaşadığı görülmüştür. Öğretmenlerin büyük bir bölümü tanıma ve değerlendirmeyle ilgili formların şekil, sayı ve kullanım şekli açısından düzenlenmesinin yararlı olabileceğini belirtmişlerdir. Nitekim araştırma sürecinde yenilenen Milli Eğitim Bakanlığı 2013 Okulöncesi Eğitim Programı'ndaki değişiklikler de öğretmenlerin bu beklentilerini karşılar niteliktedir. Programdan çocukları tanıma ve değerlendirme ile ilgili formların bir kısmı çıkarılmış ve bu yönde bir değişikliğe gidilmiştir. Öğretmenlerin çocukları tanıma ve değerlendirme tekniklerini uygulamaya ilişkin beklentileri incelendiğinde; çocukları tanıma teknikleriyle ilgili daha fazla yayın, seminere gereksinim duydukları, öğrenci sayısının azaltılmasını, formların düzenlenmesini ve azaltılmasını, okullardaki rehberlik hizmetlerinin artırılmasını, ailelerin de bu konuda eğitilmesini istedikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Çocukları Tanıma ve Değerlendirme, Öğretmen görüşleri, Okulöncesi Eğitim.

DeğerlendirmeEğitsel değerlendirmeKişilik değerlendirme+5
Gülin Yılmaz Topuz
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okulöncesi eğitim kurumlarında uygulanan sanat etkinliklerine ilişkin öğretmen görüşleri

Okulöncesi öğretmenlerinin sanat etkinliklerine ilişkin görüşlerini ve sanat etkinliği uygulamalarını etkileyen etmenleri belirlemeyi amaçlayan bu araştırma, tarama modelinde olup nitel yöntemler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Eskişehir ili Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinde 2014-2015 eğitim öğretim yılında İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı ilkokul ve ortaokul bünyesindeki anasınıfları ve bağımsız anaokullarında görev yapmakta olan amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen 12 okulöncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu, görüşme formundaki soruların sırasından ve içeriğinden yola çıkılarak hazırlanmış yapılandırılmış gözlem formu kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde araştırmaya katılan öğretmenlerle görüşme yapılmış ve her öğretmenin sanat etkinliği uygulamalarında iki kere gözlem yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre araştırmaya katılan öğretmenlerin çoğunun sanat etkinliklerini motor gelişime yönelik etkinlikler olarak gördüğü, uygulamalarında da motor becerileri geliştirmeye yönelik sanat etkinliklerine ağırlık verdikleri belirlenmiştir. Aileler, meslektaşlar gibi çevresel etmenlerin olumsuz eleştirilerinden kaygılandıkları için sanat etkinliklerinde ürünlerin görsel yönden iyi görünmesini tercih ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Kesme yapıştırma tekniğinin kullanıldığı çalışmalara çoğunlukla yer verdikleri belirlenmiştir. Yapılan görüşme ve gözlemlerde öğretmenlerin sanat etkinliklerini planlama, uygulama, değerlendirme sürecine yönelik görüşleri ile bu süreçlere yönelik yaptıkları uygulamalarında farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sanat etkinliklerini planlama, uygulama, değerlendirme süreçlerini nitelikli yönden geliştirmedikleri görülmüştür. Sınıf içinde yapılan sanat etkinliklerinde sergi kaygısı ile çocukların yaratıcılıklarını destekleyecek unsurları göz önünde bulundurmadıkları bulunmuştur. Öğretmenlerin lisans eğitiminde aldıkları sanat eğitimi ya da kişisel sanat ilgilerinin sanat etkinliği uygulamalarına yansıdığı belirlenmiştir.

EğitimOkul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenler+2
Duygu Erkut
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde konuşma sesi bozukluğu terapilerinde bilgisayar destekli artikülasyon terapisi uygulamasının etkililiğinin incelenmesi

Bilişim teknolojisinde sağlanan ilerlemeler, dil ve konuşma terapilerinde kullanılan materyallere yeni bir boyut kazandırmaktadır. Bilgisayar destekli artikülasyon terapisi uygulamaları hem terapistler için bir materyal kütüphanesi oluşturmakta hem de kullanılan ilginç grafikler ve renkli ara yüzlerle çocuğun ilgisini canlı tutmaktadır. Bu çalışmanın amacı konuşma sesi bozukluğu olan çocukların artikülasyon terapilerinde kullanılabilecek, Türkçe Artikülasyon Terapisi Uygulaması (TARTU) geliştirmek ve bu uygulamanın etkililiğini basılı materyal ile karşılaştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, tek denekli araştırma modellerinden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Çalışma 5;1 ve 5;11 yaşlarında konuşma sesi bozukluğuna sahip iki çocuk ile yürütülmüştür. Türkçe Artikülasyon Terapisi Uygulaması'nın etkililiği, üç hedef ses için hazırlanan yoklama listelerindeki doğru üretim başarıları üzerinden belirlenmiştir. Bu sesler /k/, /ʃ/ ve /l/ sesleridir. Katılımcılara davranışçı yaklaşımla, haftada üç gün olmak üzere toplamda 12 seans terapi yapılmıştır. Terapi seansları 30'ar dakikalık iki oturumdan oluşmaktadır. Bu oturumlarda, her bir katılımcı ile /k/ ve /ʃ/ seslerinden birisi Türkçe Artikülasyon Terapisi Uygulaması (TARTU) ile diğeri ise basılı materyal kullanılarak çalışılmış, kontrol davranışı olarak kullanılan /l/ sesi için hiçbir müdahalede bulunulmamıştır. Müdahalede bulunulan seslerin terapi başarısı, her bir hedef sesi için terapi oturumlarında çalışılmayan sözcüklerle hazırlanan yoklama listeleri üzerinden belirlenmiştir. Katılımcılar hedef seslerden birisinin yoklama listelerinde, üç seans tutarlı olarak, %90 başarı ölçütünü karşıladığında terapi sonlandırılmıştır. Çalışmanın sonucunda, katılımcılardan birinde Türkçe Artikülasyon Terapisi Uygulaması (TARTU) ile çalışılan hedef ses, diğerinde ise basılı materyal ile karşılayan hedef ses daha önce ölçüt karşılamıştır. Her iki katılımcıda da hiçbir terapi girişiminde bulunulmayan /l/ sesinin yoklama oturumlarındaki doğru üretim yüzdesinde bir değişiklik görülmemiştir.

ArtikülasyonBilgisayar destekli eğitimKonuşma bozuklukları+4
Rana Dural
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıfında özel gereksinimli öğrencisi olan okul öncesi öğretmenlerinin doğal öğretim sürecine ilişkin bakış açılarının incelenmesi

Özel gereksinimli öğrencilerin gereksinimleri doğrultusunda düzenlemelerin yapıldığı ve akranlarıyla bir arada olabilecekleri ortamlarda eğitim almaları en doğal haklarıdır. Kaynaştırma uygulamaları sırasında tüm çocukların gereksinimlerini karşılayabilecek öğretim programlarının kullanılması önerilenler arasındadır. Önerilen yaklaşımlardan biri Doğal Öğretim Süreci (DÖS)'dir. DÖS, özel gereksinimli veya risk grubunda yer alan küçük çocukların beceriler kazanmasına ve kazanılan becerileri pekiştirmesine olanaklar sunan, öğretimin çocuğun günlük doğal yaşantısı içinde (okul ortamı için rutin, etkinlik ve geçişler, ev ortamı ve diğer doğal ortamlar) sunulduğu öğretimsel bir süreçtir. Bu araştırmada, sınıfında özel gereksinimli öğrencisi olan okul öncesi öğretmenlerinin DÖS'e ilişkin bakış açılarını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma verileri nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma kapsamında Eskişehir il merkezinde bulunan üç anasınıfı ve üç anaokulunda görev yapmakta olan 15 okul öncesi öğretmeni ile görüşme yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler tümevarım yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, okul öncesi öğretmenlerinin DÖS'ün temel özellikleri arasında yer alan çocuğun liderliğini ve ilgisini izlemeye yönelik bir bakış açısına sahip olduklarını göstermektedir. Yapılan görüşmeler sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin özel gereksinimli öğrencilerine yönelik öğretimsel amaç belirlemede ve Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı hazırlamakta güçlükler yaşadıkları bulgusuna ulaşılmıştır. Diğer yandan, okul öncesi öğretmenlerinin aileler ve uzmanlarla işbirliği yapma konusunda yetersizliklerinin olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular okul öncesi öğretmenlerinin DÖS'de kullanılan strateji ve teknikleri, çevresel düzenlemeleri, ipuçlarını kısmen kullandıkları; ancak, kullanılan strateji ve tekniklerin sistematik bir şekilde kullanılmadığını ve öğretmenlerin bu konular hakkında eğitim gereksinimlerinin olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğal Öğretim Süreci, Özel Gereksinimli Öğrenci, Okul Öncesi Eğitim, Kaynaştırma Eğitimi

Kaynaştırma eğitimiOkul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenler+5
D. Merve Tuna
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemdeki kekemeliği olan ve olmayan çocukların akran ilişkilerinin karşılaştırılması: Eskişehir örneklemi

Bu araştırmada, okul öncesi dönemde kekemeliği olan ve olmayan çocukların akran ilişkilerinin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, 5-6 yaş aralığındaki kekemeliği olan (n=45) ve olmayan (n=45) toplam 90 çocuk ve bu çocukların sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Çocuk Bilgi Formu", "Çocuk Davranış Ölçeği" ve "Akranların Şiddetine Maruz Kalma Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 paket programı kullanılarak Mann Whitney-U Testi ve Ki Kare (Chi Square) Testi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; kekemeliği olan ve olmayan grupların akran ilişkilerinin "Asosyal Davranış Gösterme", "Akranlarınca Dışlanma", "Korkulu-Kaygılı Davranış Gösterme", "Çekingen Davranış Gösterme" ve "Aşırı Hareketlilik" alt boyutları bakımından anlamlı düzeyde farklılaştığı saptanmıştır. Kekemeliği olan gruptaki çocuklar tüm bu alt boyutlardan kekemeliği olmayan gruptaki çocuklardan daha yüksek puanlar almışlardır. Bunun yanında, kekemeliği olan ve olmayan gruplar arasında akran ilişkilerinin "Başkalarına Karşı Yardımı Amaçlayan Sosyal Davranış Gösterme" ve "Saldırgan Davranış Gösterme" alt boyutları bakımından anlamlı düzeyde bir farklılık saptanmamıştır. Kekemeliği olan grup ile kekemeliği olmayan grubun "Akran Şiddetine Maruz Kalma" puanları bakımından anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Kekemeliği olan grubun "Akran Şiddetine Maruz Kalma" puanlarının kekemeliği olmayan gruptan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Kekemeliği olan grup ile kekemeliği olmayan grup arasında "Okula Uyum Sorunu Yaşama" değişkeni bakımından anlamlı düzeyde bir fark olduğu saptanmıştır. Okula uyum sorunu yaşayan çocukların kekemeliği olan grupta kekemeliği olmayan gruba göre sayıca daha fazla olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Kekemelik, Akran İlişkileri, Akran Şiddetine Maruz Kalma

AkranAkran ilişkileriAkran zorbalığı+5
Şükriye Kayhan Aktürk
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişki

Araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma karma yöntem desenlerinden, açımlayıcı sıralı karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anasınıflarında eğitim gören çocuklar, çocukların öğretmenleri ve aileleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini belirlerken, olasılığa dayalı örnekleme yaklaşımlarından sistematik örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında örneklem grubunu, 380 çocuk, çocukların aileleri ve öğretmenleri oluştururken, nitel kısmının katılımcılarını ise okula uyum problemi yaşadığı belirlenen 9 çocuk,9 aile ve 9 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği", "Ebeveyn Tutum Ölçeği", "Yarı-Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu" ve "Yarı-Yapılandırılmış Ebeveyn Görüşme Formu" kullanılmıştır. Öncelikle öğretmenlerden sınıflarındaki her bir çocuk için Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeğini, ailelerden de Ebeveyn Tutum Ölçeğini doldurmaları istenmiştir. Daha sonra Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği puanlarına göre en düşük puana sahip 9 çocuk belirlenmiş ve bu çocukların aile ve öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde, annelerin çalışma durumları ve çocukların cinsiyeti ile çocuk yetiştirme tutumları arasında bir fark olup olmadığına bağımsız örneklemler için t testi ile bakılmıştır. Ayrıca, annelerin çalışma durumları ile çocukların cinsiyeti ve okula uyumları arasında bir fark olup olmadığını bulmak için t testi yapılmıştır. Anne ve babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde (dağılmış aile vb.) yaşayan çocukların okula uyumları arasındaki farka bakmak için Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin çözümlenmesinde betimlemenin daha ön planda tutulduğu betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çalışmaya katılan ebeveynlerin demokratik ve aşırı koruyucu tutum puan ortalamalarının yüksek, otoriter ve izin verici ebeveyn tutum puanlarının ise düşük olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda araştırmaya katılan çocukların okula uyum puanlarına göre 24 (%6,31)'ünün okula uyum problemi yaşadığı, 356 (%93,69)'sının ise okula uyum sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki farka bakıldığında annelerin çalışma durumları ile aşırı koruyucu ebeveyn tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu ve çalışmayan annelerin, çalışan annelere göre daha koruyucu bir ebeveyn tutumu sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Ayrıca, çocukların cinsiyeti ile ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anne babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde yaşayan çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmamasına rağmen, testin anlamlılık değeri ve sıra ortalamasına bakıldığında anne babasıyla birlikte yaşayan çocukların farklı yerlerde yaşayan çocuklara göre okula daha uyumlu oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, öğretmenlerin okula uyumu tanımlarken daha çok uyumlu çocukların özelliklerinden söz ettikleri görülmüştür. Ayrıca, çocukların okula uyumlarını sağlamak için bir takım çalışmalar yaptıklarını ve bu süreçte ailevi bazı problemlerle karşılaştıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler çocukların okula uyumunu kolaylaştırmak için okulun ilk günlerinde genellikle basit etkinlikler yaptıklarını, çocuklarla sohbet ettiklerini ve okula uyum çalışmaları yaptıklarını belirtmişlerdir. Bununla birlikte kendisiyle görüşme yapılan öğretmenlerden bir bölümü sınıfında okulu sevmeme, okula gelmek istememe davranışını gösteren çocuklar olduğunu ailevi sorunlar, anneye aşırı bağımlı olma ve okula devamsızlık yapma gibi nedenlerden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin çocuklarla okulda veya evde yaşadıkları hakkında sohbet ettiklerini, okuldan şikâyet eden çocukları olmadığını ancak okul saatleri içerisinde "eve gitmeye ne kadar zaman kaldı?" gibi sorular soran ya da herhangi bir neden belirterek etkinliği bırakmak veya sınıftan çıkmak isteyen çocuklar olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin tamamı çocukların okul ya da çalışanlarla ilgili herhangi bir sorun yaşamadıklarını belirtirken bazı çocukların sınıfta arkadaşları ile sorunlar yaşadıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler ebeveynlerle çoğunlukla çocukları okula bırakırken ve daha az oranda veli toplantıları aracılığı ile iletişim kurduklarını bununla birlikte genellikle her gün görüştüklerini belirtmişlerdir. Ebeveynlerle yapılan görüşmeler sonucunda, ebeveynler çocukların kendileri tarafından okul saatleri içerisinde bırakılıp-alındığını belirtmişlerdir. Bununla birlikte, ebeveynlerin bir bölümü çocuklarının evde oyuna dalma, uyku problemi (sabahları uyanamama), gitmemek için bahaneler üretme gibi nedenlerden okula gitmek istemediklerini dile getirmişlerdir. Çocukların yıl içerisinde okul değişikliği yapmadıklarını belirten ebeveynler çocukları ile eve geldikten sonra sohbet etmeye çalıştıklarını ancak çocukların okulda yaptıkları hakkında çok fazla konuşmak istemediklerini dile getirmişlerdir. Ebeveynlerin tümü çocuklarının okulu, öğretmenini ve arkadaşlarını sevdiğini okul ve çalışanlar ile ilgili herhangi bir sorun yaşamadığını belirtmişlerdir. Ancak ebeveynlerin küçük bir bölümü çocuklarının arkadaşları ile sorun yaşadığını belirtmişlerdir. Ebeveynlerden bir bölümü öğretmenlerle her gün, bir bölümü ise işi oldukça veya çocukla ilgili bir şey olduğunda ya da veli toplantılarında görüştüklerini söylemişlerdir. Ebeveynlerin tümü öğretmenlerin kendileri ile olan iletişiminden memnun olduklarını belirtmişlerdir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda ailelere, eğitimcilere, araştırmacılara ve eğitim politikacılarına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, Erken çocukluk eğitimi, Ebeveyn tutumu, Okula uyum, Karma yöntem.

Ana-baba tutumuErken çocuk eğitimiKarma yöntemler+6
Vakkas Yalçın
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin çocukların duygu düzenleme becerilerini destekleyici uygulamalarına ilişkin görüşleri

Bu araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin, çocukların duygu düzenleme becerilerini destekleyici uygulamalarına ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Çalışma nitel bir araştırma olup, yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla öğretmenlerin uygulamalarına ilişkin görüşleri alınmıştır. Katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yönteminden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Maksimum çeşitlilik doğrultusunda belirlenen 28 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmelerle elde edilen verilerin analizinde Nvivo 11 nitel veri analizi paket programından yararlanılmıştır. Araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin duygu düzenleme kavramını çoğunlukla duyguların kontrol altına alınması ve duyguların ifade edilmesi olarak tanımladıkları belirlenmiştir. Duygu düzenleme becerilerinin kazandırılmasında okul öncesi dönemin kritik olduğunu ve aile, öğretmen ile medyanın bu becerilerin gelişiminde etkisi olduğunu vurgulamışlardır. Öğretmenlerin çoğu, çocukların duygu düzenleme becerilerinin yaş ile bağlantılı olarak gelişim gösteren belirli aşamalar halinde gerçekleştiğini dile getirmişlerdir. Öğretmenler, çocukların, başkalarının duygularını anlama becerilerini kazanma konusunda benmerkezci yapılarından dolayı zorluk yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerin çoğu, çocuklarda öfke ve mutluluk duygusu ile daha sık karşılaştıklarını ve özellikle öfke duygusu ile baş etmenin çocuk ve öğretmen açısından zor olduğunu dile getirmişlerdir. Okul öncesi öğretmenleri yaptıkları uygulamalar sonucunda çocukların olumsuz duygu tepkilerinde azalma olduğunu, kendilerini ve duygularını daha doğru bir dil kullanarak ifade ettiklerini belirtmişlerdir. Öğretmenlerin çoğu, çocukların kendi ve başkalarının duygularını anlayabilme, duygularını ifade edebilme ve duygularıyla baş edebilme becerilerinin gelişebilmeleri için drama, sohbet, soru-cevap, empati kurdurma, sakinleştirme, mola uygulamaları ve resim çalışmalarından yararlandıklarını dile getirmişlerdir. Materyal olarak çoğunlukla duygu kartları ve kuklalardan yararlandıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin tamamı çocukların duygu düzenleme becerilerini geliştirmeye yönelik uygulamaların sürdürülebilir olması ve yaşanan güçlüklerin aşılabilmesi için ebeveynlerden destek aldıklarını belirtmişlerdir. Okul öncesi öğretmenleri, rehberlik servisinin ailelerle birlikte çalışmasını, lisans eğitimine duygu düzenleme ile ilgili bir ders eklenmesini, duygu düzenleme eğitimine yönelik olarak okullarda proje yapılmasını, uygulamaya yönelik olarak öğretmenlere hizmet içi eğitim verilmesini, duygu düzenleme eğitimi uygulama kitapçığının oluşturulmasını, okul öncesi eğitim programında duygu düzenleme uygulamalarına yönelik olarak kazanım ve göstergelerin zenginleştirilmesini, okullardaki fiziki donanımın geliştirilmesini ve sınıf mevcutlarının düşürülmesini önermişlerdir. Sonuç olarak, öğretmenlerin çoğunun duygu düzenleme kavramını sınırlı bir şekilde algıladıkları ve buna bağlı olarak uygulama konusunda da eksiklikler hissettikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Dönem, Okul Öncesi Eğitim Programı, Duygu, Duygu Düzenleme, Duygu Düzenleme Becerilerinin Gelişimi.

Duygu düzenlemeEğitim programlarıOkul öncesi dönem+6
Gülhan Yılmaz Bursa
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan okul öncesi öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine yönelik rol algılarının belirlenmesi

İnsanlar arasında bireysel farklılıklar vardır ve her insan sahip olduğu bireysel özelliğine uygun eğitim alma hakkına sahiptir. Özel gereksinimli bireylerin de sahip oldukları gereksinim türüne ve düzeyine uygun eğitim alma hakları bulunmaktadır. Özel eğitim faaliyetleri içerisinde yürütülen uygulamaların başında kaynaştırma uygulamaları gelmektedir. Eğitim sistemi içerisinde önemli bir yere sahip olan kaynaştırma uygulamalarının amacına ulaşması ve başarılı sonuçlar elde edilmesinde öğretmenlerin büyük bir rolü bulunmaktadır. Literatürde kaynaştırma eğitimine ilişkin öğretmen görüş ve tutumlarının ele alındığı araştırmalar olmakla birlikte öğretmenlerin rol algılarının ele alındığı araştırmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Bu araştırmada sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan okul öncesi öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine yönelik rol algılarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında Eskişehir ilinde okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan ve sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan 19 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Bu çalışma nitel araştırma olarak desenlenmiş olup, verilerin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin rol algılarının belirlenmesinde araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi ile katılımcıların kaynaştırma eğitimine ilişkin rol algılarına yönelik temalar oluşturulmuştur. Öğretmenlerin rol algıları bu temalar çerçevesinde tartışılmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmenler BEP hazırlama ve uygulama, özel gereksinimli öğrencinin sosyal gelişimini destekleme, özel gereksinimli öğrenci ile ilgili sınıftaki diğer çocukları ve ailelerini bilgilendirme ve özel gereksinimli bireyin ailesine bilgi aktarımında bulunma görevlerini kendi sorumlulukları olarak görmektedir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi öğretmenleri, Kaynaştırma, Bütünleştirme, Rol algısı

Faydalılık algısıKaynaştırma eğitimiOkul öncesi eğitim+7
Mehmet Seçkin Gezer
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kaynaştırma uygulamaları yürütülen okul öncesi sınıflarda işitme yetersizliği olan ve normal işiten öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinin incelenmesi

Araştırmanın amacı okul öncesi dönemde kaynaştırma uygulamalarında eğitim alan işitme yetersizliği olan ve normal işiten öğrencilerin hem öğretmenleri hem de ebeveynleri tarafından değerlendirilen sosyal beceri düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları, Ankara, Adana, Samsun, İzmir, Uşak, Trabzon, İzmit ve Eskişehir illerindeki kaynaştırma uygulamalarında eğitim alan 55 işitme yetersizliği olan ve 99 normal işiten öğrencinin öğretmenleri ve ebeveynleri olmak üzere 308 kişidir. Araştırmada işitme yetersizliği olan ve normal işiten öğrencilerin sosyal beceri düzeylerini belirlemek amacıyla Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (OSBED) Öğretmen ve Anne- Baba Formları kullanılmıştır. Amaç doğrultusunda araştırma nicel araştırma yaklaşımı ile yürütülmüş, araştırma soruları doğrultusunda nedensel karşılaştırmalı ve bağıntısal araştırma modeli benimsenmiştir. Verilerin analizinde istatistiksel yazılım programı olan IBM SPSS 22.0 kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda işitme yetersizliği olan ve normal işiten öğrencilerin sosyal beceri puanları üzerinde işitme durumunun etkili olduğu, öğretmen ve ebeveynlerin puanlamalarının da bu duruma göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. İşitme yetersizliği olan öğrencilerin sosyal beceri puanları cinsiyet, anne ve babanın eğitim düzeyi ve öğretmenin branşına göre farklılaşmaktadır. Ayrıca işitme yetersizliği olan öğrencilerin takvim yaşı, tanı yaşı ve ilk cihaz takma yaşı sosyal beceri puanları arasında ilişki olduğu, takvim yaşı ve cihaz kullanmaya başlama yaşı değişkenlerinin bu puanları açıklamaya farklı derecelerde anlamlı katkısı olduğu bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda kaynaştırma uygulamalarında eğitim alan işitme yetersizliği olan çocukların sosyal becerilerinin gelişimlerini destekleyecek uyarlamaların yapılması gerektiği belirtilmiştir. Son olarak ileri araştırmalara yönelik olarak işitme yetersizliği olan çocukların sosyal becerilerinin nasıl desteklenebileceğine ilişkin ev ve kurum merkezli uygulamalara dayalı araştırmaların gerçekleştirilmesi gerektiği önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi dönem, Kaynaştırma, İşitme yetersizliği olan öğrenciler, İşitme engeli, İşitme kaybı, Sosyal beceri.

BeceriKaynaştırma eğitimiOkul öncesi eğitim+6
Zülfiye Göl
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemdeki işitme kayıplı bir çocuğun gelişen okuryazarlık yaşantılarının incelenmesi

Araştırmanın amacı, okul öncesi dönemdeki işitme kayıplı bir çocuğun evinde ve yakın çevresinde gerçekleşen erken okuma yazma yaşantılarını ve gelişen okuryazarlığını incelemektir. Durum çalışması olarak desenlenen araştırmanın katılımcıları; takvim yaşı 5 yaş 1 aylık olan işitme kayıplı bir erkek çocuk ve ailesidir. Araştırmanın verileri; katılımcı gözlemler, yarı yapılandırılmış ve yapılandırılmamış görüşmeler, ürünler, belgeler ve araştırma günlüğü yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler, araştırma süreci içinde ve sonunda gerektiğinde betimsel, gerektiğinde tümevarımsal olarak analiz edilmiştir. Ayrıca işitme kayıplı çocuğun gelişen okuryazarlık becerileri, Gelişen Okuryazarlık Kontrol Beceri Listesi yardımıyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulguları, işitme kayıplı çocuğun günlük rutinleri içinde ev ortamında ve yakın çevresinde akademik ve işlevsel okuryazarlık yaşantılarının olduğunu göstermiştir. Bu yaşantılarda çevresindeki yetişkinlerin işitme kayıplı çocuğa model olduğu ve etkileşimli olarak gerçekleşen yaşantılarda işitme kayıplı çocuğun sözlü ve yazılı dil becerilerini gelişen okuryazarlık ilkeleriyle uyumlu olarak desteklediği görülmüştür. Ayrıca, çocuğun bazı okuma yazma yaşantılarının ailenin okuma yazma geçmişinden etkilendiği bulgusu elde edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, erken dönemde nitelikli okuma yazma yaşantıları olan işitme kayıplı çocuğun, işiten yaşıtlarına benzer okuryazar davranışları gösterdiği söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Gelişen okuryazarlık, İşitme kayıplı çocuklar, Erken okuma yazma, Aile okuryazarlığı.

Erken okuryazarlık becerileriOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+7
Hilal Atlar
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsız anaokulu öğretmenlerinin dış mekan oyun alanlarına ve uygulamalarına ilişkin görüşleri

Araştırmanın amacı öğretmen görüşlerine dayalı olarak Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız resmi anaokullarında yer alan dış mekân oyun alanlarının okul öncesi öğretmenleri tarafından kullanımı, kullanımı etkileyen etmenler ve kullanımın artmasını sağlayabilecek önerileri incelemektir. Araştırmada karma desenlerden açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Açımlayıcı sıralı desen, araştırmacının nicel bir aşamayı yöneterek başladığı ve ikinci aşamayla özel sonuçlar aramaya başladığı bir karma yöntem desenidir. Bu amaçla çalışma iki aşamadan oluşmuştur. Birinci aşamada 2016- 2017 Eğitim-Öğretim yılı bahar dönemi içerisinde Eskişehir ili Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerine bağlı toplam 19 merkez bağımsız resmi anaokulundan 18 tanesinde görev yapmakta olan toplam 135 okul öncesi öğretmeninden "Okul Öncesi Dönem Dış Mekân Oyun Alanları ve Kullanımı Öğretmen Formu" kullanılarak nicel veriler toplanmıştır. Bağımsız resmi anaokullarından bir tanesinin dış mekân oyun alanı bulunmadığından araştırmaya dâhil edilememiştir. Birinci aşama verileri olan Likert tipi anketten elde dilen verileri çözümlemek için " betimsel istatistik" teknikleri (frekans, yüzde, ortalama, tablolar) kullanılmıştır. Anketten elde edilen veriler araştırmanın ikinci aşamasının örneklemini oluşturmada maksimum çeşitliliği sağlamak için de kullanılmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılan ve maksimum çeşitliliği sağlayan 9 öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşme sorularıyla görüşmeler yapılmıştır. Görüşme kayıtlarının dökümü yapılarak, dökümler üzerinden tümevarım analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin dış mekân alanların önemine inansalar da uygulamada yetersiz kaldıkları görülmüştür. Öğretmenlerin dış mekân alanların kullanımında yetersiz kalmaları ise öğretmenlerin kendisi (bilgi ve beceri, inanç ve tutum, lisans eğitimi) ve dış etkenler (hava koşulları, ebeveyn baskısı, dış mekân alanının sahip olduğu fiziksel donanımı ve güvenliği, mahalle faktörü, okul yönetimi ve kaynaştırma öğrencisi) gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır. Dış mekân kullanımına dair yeterli bilgi, beceri ve olumlu inanç tutuma sahip öğretmenler dış mekân kullanımına daha çok yer verirken yetersiz bilgi, beceri ve olumsuz inanç, tutuma sahip öğretmenler ise daha az yer vermişlerdir. Anahtar Sözcükler: Dış mekân, Dış mekânda oyun, Oyun, Okul öncesi, Öğretmen

AnaokullarıDış mekanDış mekan düzenlemesi+6
Meltem Yıldırım
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarında sorumlu davranma düzeyi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişki

İnsan çevresinden etkilenen sosyal bir varlıktır. Bir çocuğun ilk sosyal çevresi ise doğduğu andan itibaren onunla etkileşim kuran ailesidir. Sorumluluk da çocuk tarafından ilk olarak ailede öğrenilir. Erken çocukluk dönemi, kişilik ve bireysel kimlik ediniminde elzem bir zaman dilimidir. Bu dönemde ebeveynlerin çocuğa sergilediği tavır ve tutumlar, ilerde çocuğun bürüneceği kişiliğe etki etmektedir. Ebeveynlerin tavır ve tutumları çocuk için sorumluluk alabilmeyi destekleyebileceği gibi sorumluluk almaya engel de teşkil edebilmektedir. Sorumluluk edinimi ailede başlar ve zamanla kişinin kendi deneyimleriyle desteklenir. Bu çalışmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarında sorumlu davranma düzeyi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2024- 2025 eğitim öğretim yılında Bingöl il merkezinde bulunan resmi anaokulu ve anasınıflarında okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık çocukların öğretmen ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmada uygun örnekleme yöntemi kullanılmış olup araştırmaya katılım sağlayan veliler ulaşılabilir örneklemi oluşturmuştur. Örneklem; 297 kız, 311 erkek olmak üzere toplam 608 çocuğun ebeveyn ve öğretmenlerinden oluşmaktadır. Verilerin toplanması için Ebeveyn Tutum Ölçeği, Sorumluluk Düzeyleri Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul öncesi dönem çocuklarının sorumlu davranma düzeyleri ile demokratik ebeveyn tutumu arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna karşılık otoriter, izin verici ve aşırı koruyucu ebeveyn tutumları ile çocukların sorumlu davranma düzeyleri arasında negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca ebeveyn tutumları; çocuğa, ebeveyne ve aileye dair çeşitli demografik verilere göre incelenmiştir. Sonuçlar alanyazındaki diğer araştırmaları referans alarak tartışılmış ve gerekli önerilere yer verilmiştir.

Aile tutumuAna-baba tutumuDemokratik tutum+7
Emine Katıksız
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuğunu okul öncesi eğitim kurumuna gönderen (6 yaş) annelerin okul öncesi eğitime ilişkin görüşlerinin bazı demografik özelliklere göre incelenmesi: Malatya ili örneği

Bu araştırmanın amacı, çocuğunu okul öncesi eğitim kurumuna gönderen annelerin okul öncesi eğitim hakkındaki görüşlerini bazı değişkenlere göre incelemek; bu görüşlerin annelerin öğrenim durumlarına ve yaşlarına göre farklılaşmasını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini; çocuklarını bağımsız anaokullarına ve ilköğretim okulları bünyesinde bulunan anasınıflarına gönderen, uygun örnekleme yöntemiyle seçilen anneler oluşturmaktadır.Annelerin okul öncesi eğitimi hakkındaki görüşlerine ait veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ?Annelerin Okul Öncesi Eğitim Hakkındaki Görüşleri? adlı ölçme aracı ile toplanmıştır. Anket uygulanırken ilk olarak okul müdürleriyle görüşülmüş, ardından öğretmenlere ölçme araçları dağıtılarak velilere ulaştırmaları sağlanmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 15.0 paketi kullanılmış, yüzde ve frekans dağılımlarının yanı sıra, khi kare analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; annelerin çalışmıyor olsalar da çocuklarını okul öncesi eğitim kurumuna gönderecekleri, çocuğun ilkokula başlamadan önce okul öncesi eğitim kurumuna gitmeleri gerektiğini düşündükleri, okul öncesi eğitimin çocuğun gelişim alanlarını olumlu yönde katkı sağladığını belirtikleri tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, anne görüşleri, çocuğun gelişim alanları

AnnelerDemografik özelliklerOkul öncesi eğitim+1
Şahin Göğebakan
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Anaokullarında örgüt iklimi ile öğretmenlerin sınıf yönetimi becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Malatya ili örneği

Bu araştırma, resmi bağımsız anaokullarında çalışan okulöncesi öğretmenlerinin okullarının örgüt iklimine ilişkin algıları ile sınıf yönetimi becerileri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Malatya il merkezinde bulunan 15 bağımsız anaokulundan 102 öğretmenle çalışılmıştır. Öğretmenlerin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla ?Kişisel Bilgi Formu?, öğretmenlerin örgüt iklimi algılarını belirlemek amacıyla ?Örgütsel İklimi Betimleme Anketi? ve öğretmenlerin sınıf yönetimi algılarını belirlemek amacıyla ?Sınıf Yönetimi Beceri Düzeyi Ölçeği? kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 17.0 programı kullanılmış, frekans, yüzde, Cluster analizi, Pearson korelasyon katsayısı ve Regresyon analizi tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, öğretmen algılarına göre çalışılan 15 okuldan 5 okulun iklim tipi ?Açık?, 2 okulun iklim tipi ?İlgili?, 3 okulun iklim tipi ?İlgisiz? ve 5 okulun iklim tipi ?Kapalı? olarak belirlenmiştir. Örgüt ikliminin alt boyutları ile öğretmenlerin cinsiyeti, yaşı, öğrenim düzeyi, öğretmenlikte çalışma süresi, bulunduğu okulda çalışma süresi ve günlük çalışma süresi arasında anlamlı bir fark bulunmazken, çalışılan yaş grubu ile örgüt ikliminin ?Mesleki Dayanışma? alt boyutu arasında, çalışılan yaş grubu ve çalışılan çocuk sayısı ile örgüt ikliminin ?Samimi? alt boyutu arasında pozitif yönde, çocuk sayısı ile örgüt ikliminin ?Destekleme? alt boyutu arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur.Araştırmaya katılan öğretmenlerin algılarına göre büyük bir çoğunluğunun yeterli düzeyde sınıf yönetimi becerilerine sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin demografik özellikleri ile öğretmenler tarafından algılanan sınıf yönetimi becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Öğretmenlerin algılarına göre örgüt ikliminin ?Yakından Kontrol?, ?Engelleme? ve ?İlgisiz?alt boyutları ile algılanan sınıf yönetimi becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, örgüt ikliminin ?Destekleme?, ?Mesleki Dayanışma? ve ?Samimi? alt boyutları ile algılanan sınıf yönetimi becerileri arasında anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Öğretmenler tarafından alğılanan örgüt ikliminin, öğretmenler tarafından algılanan sınıf yönetimi becerilerine etkisine ilişkin yapılan Regresyon analizi sonucunda istatstiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılamamıştır.

AnaokullarıMalatyaOkul öncesi eğitim+8
İmray Nur
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi din eğitiminde kavram öğretimi

Bu tez; okul öncesi dönemde çocukların kavramları nasıl algıladıklarını ortaya koymayı ve okul öncesi din eğitiminde kavram öğretim sürecini betimlemeyi hedefleyen nitel bir araştırmadır. Araştırmanın giriş bölümünde; araştırmanın konusu, amacı, önemi ve yöntemine değinilmiştir. Birinci bölümde ise okul öncesi dönemde çocukların bedensel, zihinsel, kişilik ve ahlaki gelişimleri irdelenmiştir. Ayrıca okul öncesi eğitim, okul öncesi din eğitimi ve 4-6 yaş Kur'an kurslarının amacı, önemi, ilkeleri ve özellikleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde kavram kelimesinin tanımı, özellikleri ve çeşitleri incelenmiştir. Bu bağlamda okul öncesi din eğitiminde sıkça karşılaşılan soyut dini kavramların çocuklar tarafından nasıl tasavvur edildikleri anlatılmıştır. Çocukların kavramları nasıl öğrendikleri, kavram öğrenme ve öğretme kuramları, kavram öğretim sürecinin planlanması, içeriğin organize edilmesi ve kavram öğretme sürecinin değerlendirilmesi başlıkları üzerinde durulmuştur. Ayrıca okul öncesi Kur'an kurslarında Dini Bilgiler dersinde bulunan "Saygı", "Allah'ı Seviyorum" ve "Sorumluluk" adlı ünitelerin çocuklara nasıl öğretilebileceğini göstermek amacıyla örnek ders işlenişi ve örnek etkinlikler planlanmıştır. Araştırmanın sonuç bölümünde ise; okul öncesi dönemdeki çocukların kavramları daha kolay anlamalarını ve kullanabilmelerini sağlayacağı düşünülen tavsiyelerde bulunulmuştur. Anahtar Kavramlar: Okul Öncesi Eğitim, Din Eğitimi, Kavram Öğretimi, Dini Kavramlar, Soyut Kavramlar

Din eğitimiEğitimEğitim yöntemleri+6
Mecnun Karadağ
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori yaklaşımının uygulanabilirliği ve veli görüşleri (Çorum örneği)

Bu araştırma okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori eğitim yaklaşımının uygulanabilirliği probleminden hareketle okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori yaklaşımının kuramsal çerçevesini ve Montessori materyallerinin okul öncesi din ve değerler eğitimine uyarlanmasını ele almıştır. Çalışmamız Çorum ili Hz. İbrahim Camii 4-6 Yaş Kur'an Kursu Din ve Değerler Eğitimi Montessori Sınıfında gerçekleştirilen uygulama etkinliklerinin sonucunda çocukların kazanımlarına ilişkin veli gözlemlerine dayalı, yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile elde edilen verilerle Montessori yaklaşımı ile üretilen din ve değerler alanına ait materyallerin 4-6 Yaş Kur'an Kurslarında din ve değerler eğitiminde ne derece etkin olduğu ve Montessori modelinin 4-6 yaş Kur'an Kurslarında din ve değerler eğitiminde uygulanabilirliğinin tespitini amaçlamıştır. Araştırmamızın çalışma grubu Çorum ili Hz. İbrahim Camii 4-6 Yaş Kur'an Kursu Din ve Değerler Eğitimi Montessori Sınıfında eğitim gören öğrencilerin velilerinden oluşmaktadır. İlgili kursta 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde eğitim gören 90 öğrenciden oluşan Montessori sınıfında eğitim almış 35 öğrencinin velisi ile mülakat yöntemi kullanarak araştırma yapılmıştır. Her bir katılımcıya K1 (Kadın Katılımcı Bir), K2 (Kadın Katılımcı İki)… (E1 (Erkek Katılımcı Bir) E2 (Erkek Katılımcı İki)… şeklinde kodlar verilmiştir. Bu kodlarla amaçlanan katılımcı görüşlerinin araştırma metnine aktarılması sağlanmasıdır. Katılımcılarla görüşmeler sözlü iletişim şeklinde yapılmıştır. Bu teknik ile hedeflenen amaç için sistematik bilgi toplanılmış aynı zamanda görüşmeci tarafından ihtiyaç duyulduğu anda ek sorularla istenilen bilgilerin eksiksiz toplanması sağlanmıştır.

DeğerlerDeğerler eğitimiDin+7
Seda Seçkiner
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anaokullarında çocukların mahremiyet gereksinimine yönelik oyun mekânlarının tasarımı üzerine bir inceleme

Fiziksel çevrede mahremiyet gereksinime yönelik kullanım olanakların sağlanması, günümüzde eğitim ortamlarının tasarımında önem verilmesi gereken kriterlerden biri olarak ifade edilmektedir. Çeşitli araştırmalarda, mahremiyet gereksinime yönelik çalışmalar ışığında farklı mekânların tasarımında, belirtilen eksikliğin söz konusu olduğu belirtilmekte ve bu yönde çözümlerin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir. Ancak bu yöndeki uygulamaların genel olarak ihmal edilmesi de eleştirilmektedir. Çocukların mahremiyet ihtiyaçlarını karşıladığı sessiz oyun aktivitelerini gerçekleştirdikleri kişisel mekânların varlığı benliklerinin oluşmasını destekleyerek özgüvenlerini artırmakta ve gelişimleri üzerinde pozitif yönde etkili olmaktadır. Bu bağlamda çalışmada anaokullarında mahremiyet gereksinimlerine yönelik sessiz oyun mekânlarının tasarım alternatiflerini tanımlayabilmek ve anaokulu mekânlarının kullanıcısı olan çocukların bu alternatiflere ilişkin düşüncelerini öğrenebilmek amaçlanmaktadır. Böylece çocukların gereksinimlerine cevap veren, mahremiyet olanağı sağlayan sessiz oyun mekânlarının tasarımına katkı sağlayan bir değerlendirme sunabilmek hedeflenmektedir. Çalışmada çocukların sessiz oyun aktivitelerini gerçekleştirdikleri kişisel alanları mekânı tanımlayan unsurlar ile ilişkilendirilerek iç ve dış olmak üzere iki ayrı grup şeklinde kategorize edilmektedir. Tezin alan çalışması çocukların bireysel gereksinimlerine verdiği önemle bilinen Montessori yaklaşımın uygulandığı Bursa'da yer alan Özel Tuna Çakır Uluslararası Montessori Anaokulu öğrencilerinin katılımı ile gerçekleştirilmektedir. Çalışmada grup ve bireysel görüşmeler yapılarak, çocukların görüşme formunda belirtilen tasarımlara yönelik görüşleri incelenmektedir. Çocukların kendi gereksinimleriyle bağlantılı olarak tasarımları değerlendirebildikleri ve tercihlerini ifade edebildikleri görülmektedir. Bu kapsamda katılımcı bir yaklaşımın benimsendiği araştırmanın, okulöncesi eğitim mekânlarında, çocukların mahremiyet gereksinimine yönelik oyun alanlarının tasarım süreçlerine katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Böylece okulöncesi eğitim mekânlarında bulunması önem taşıyan sessiz oyun mekânlarının çocuk gereksinimleri dikkate alınarak geliştirilmesi açısından tasarımcılara ışık tutan bir kaynak sunulacağına inanılmaktadır.

MahremiyetOkul öncesi eğitimOyun alanları
Nalan Sevinçli
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

60 - 72 ay okul öncesi öğrencilerinin bilimsel süreç becerilerinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı okulöncesine devam eden 6 yaş çocukların bilimsel süreç becerileri düzeylerini belirlemek ve farklı değişkenler açısından bilimsel süreç beceri düzeylerini karşılaştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2013-2014 eğitim-öğretim bahar yarıyılında Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bağımsız anaokulları ve ilkokullar bünyesindeki anasınıflarında öğrenim görmekte olan 15 okuldan 174'ü kız, 168'i erkek toplam 342 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 22 sorudan oluşan, KR-20 güvenirlik katsayısı 0,79 olarak hesaplanan bilimsel süreç becerileri testi kullanılmıştır. Bilimsel süreç becerileri testi temel süreç becerilerinden gözlem, tahmin, sınıflama, iletişim kurma, ölçme, sonuç çıkarma alt boyutlarından oluşmaktadır. Elde edilen veriler istatistik olarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda; öğrencilerin özel ve devlette eğitim almalarına, anne-baba eğitim, çocukların daha önce okul öncesi eğitim alma ve öğretmenlerinin açık öğretim ya da örgün öğretim yapan üniversiteden mezun olma durumlarına bağlı bilimsel süreç becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki görülmüştür. Ancak cinsiyet ve anne meslek durumlarına bağlı bilimsel süreç becerileri arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Sonuç olarak, özel okulda eğitim alan öğrencilerin devlet okulunda eğitim alanlara, daha önce okulöncesi eğitim alan öğrencilerinde eğitim almayan öğrencilere göre ve öğretmeni örgün öğretimden mezun olan öğrencilerin öğretmeni açık öğretimden mezun olan öğrencilere göre bilimsel süreç becerileri anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bilimsel süreç becerileri, farklı değişkenler, okulöncesi öğrencileri.

AnasınıflarıBilimsel süreçOkul öncesi eğitim+1
Betül Kunt
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Reggio Emilia Yaklaşımı temelli uygulamalar yapan okul öncesi öğretmenlerinin deneyimleri: Bir olgubilim çalışması

Bu araştırmanın amacı, Reggio Emilia yaklaşımı temelli uygulamalar yapan okul öncesi öğretmenlerinin, Reggio Emilia öğretmeni olma sürecini ve yaklaşımı uygulama deneyimlerini nasıl anlamlandırdıklarını keşfetmektir. Araştırmada, nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş ve araştırma olgubilim deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, yarı-yapılandırılmış görüşme soruları yoluyla elde edilmiştir. Araştırma, amaçlı örnekleme stratejisiyle belirlenen İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde Reggio Emilia yaklaşımı temelli uygulamalar yapan gönüllü 20 okul öncesi öğretmeninin katılımıyla gerçekleşmiştir. Araştırma verileri tematik analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmada katılımcıların Reggio Emilia öğretmeni olma sürecinde 5 aşamadan oluşan bir değişim süreci yaşadıkları görülmüştür. Bu aşamalar şu şekildedir: 1. Reggio Emilia yaklaşımını ilk kez duyma, 2. Duyuşsal tepki, 3. Özümseme, 4. Karşılaştırma yapma, 5. Yerleşme. Katılımcılar Reggio Emilia öğretmeni olmayı, doğanın ve doğal materyallerin içinde, öğretmenin merak avcısı, organizatör, araştırmacı ve öğrenci gibi çeşitli rollere bürünerek çocukların bilgilerini yapılandırmalarına yardımcı olan, zevkli, eğlenceli, yoğun bir süreç ve bitmeyen bir yolculuk olarak anlamlandırmaktadırlar. Araştırmada ulaşılan bir diğer sonuca göre ise katılımcılar, uygulama süreçlerinde Reggio Emilia yaklaşımını, her çocuğun ayrı bir birey olduğunu, özgür, meraklı, yaratıcı, zeki, yeterli ve sosyal olarak kabul edildiği, öğretmenin çocukların öğrenmelerini gerçekleştirebilmeleri için çeşitli rollere girdiği, ailelerin, öğretmenlerin ve çocukların ilişki ve işbirliği içinde çalışarak, çevrenin de bir öğreten olarak kullanıldığı, projeler yoluyla çocukların yaparak yaşayarak öğrenmeler yaşadıkları, yaşanan tüm süreçlerin öğretmen tarafından dokümantasyonunun yapıldığı, çocukların çalışmaktan keyif aldıkları, çocukların özgüvenini, çevre bilincini, yaratıcılığını, problem çözme ve sorgulama becerilerini geliştiren faydalı bir yaklaşım olarak anlamlandırmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim yaklaşımları, olgubilim, Reggio Emilia yaklaşımı

Okul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenlerReggio Emilia Yaklaşımı
Tuğba Aydemir Özalp
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2016
00

Related subjects