Matematik öğretimi
870 theses under this subject heading
Senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin akademik başarı ve motivasyon düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı "uzamsal ilişkiler, uzunluk ve çevre ölçme" alt öğrenme alanlarının öğretiminde oluşturulan senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımının ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik başarı ve matematik dersine yönelik motivasyon düzeylerine etkisini belirlemektir. Araştırma nicel araştırma metodolojisi çerçevesinde ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme alma metodu kullanılarak, 25'i deney, 25'i ise kontrol grubu olmak üzere üçüncü sınıf düzeyinde öğrenim gören 50 öğrenci dâhil edilmiştir. Beş haftalık süre boyunca "uzamsal ilişkiler, uzunluk ölçme ve çevre ölçme" konularına ilişkin kazanımları içerir uygulama süreci deney grubunda senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımı kullanılarak, kontrol grubunda ise odağında senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımı olmadan mevcut programla yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak araştırma kapsamında geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılan Öksüz ve Sabancı (2022) tarafından yapılan "Uzamsal İlişkiler, Uzunluk ve Çevre Ölçme Başarı Testi" ve Ersoy ve Öksüz (2015) tarafından geliştirilen "İlkokul Matematik Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama araçları deney ve kontrol gruplarına uygulama öncesinde ve sonrasında uygulanmış, elde edilen veriler istatistiksel analize tabi tutulmuştur. Grupların matematik başarıları arasındaki farkın istatistiksel anlamlılığını belirlemek amacıyla yapılan tekrarlı ölçümler için tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) sonucunda, ön test puanlarına göre düzeltilmiş son test puan ortalamaları arasında (XDeney=27,33; (XKontrol=15,46) istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur [F(1,47)= 59,729; p=.000; d=0,8]. Grupların matematik dersine yönelik motivasyon düzeyleri arasındaki farkın istatistiksel anlamlılığını belirlemek amacıyla yapılan tekrarlı ölçümler için tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) sonucunda, ön test puanlarına göre düzeltilmiş son test puan ortalamaları arasında (XDeney=91,19; (XKontrol=53,65) istatistiksel olarak yine deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur [F(1,47)= 34,859; p= .000; d=0,8]. Her bir farkın etki büyüklüğü yüksek düzeydedir. Bulgular senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımının matematik dersine yönelik eğitim süreçlerinde kullanılmasının öğrencilerin matematik dersine yönelik başarılarını ve motivasyonlarını arttırdığını ortaya koymuştur. Anahtar Sözcükler: Senaryo tabanlı öğrenme, Matematik, Başarı, Motivasyon
Ortaöğretim kurumlarına geçiş sınavının ortaokul matematik dersi bilişsel-duyuşsal kazanım ve uygulamaları ile uyumunun incelenmesi
Bu çalışmada, ortaöğretim kurumlarına ilişkin merkezi sınavın ortaokul matematik dersi kazanımları ve uygulamaları arasındaki uyumun öğretmen görüşlerine göre incelenmesi amaçlanmaktadır. Alt amaçlardan birinde ise programın duyuşsal hedeflerine ulaşma konusunda öğretmen, öğrenci ve velilerin görüşleri alınmıştır. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığının hedeflerini açıkladıkları belgeler ile öğretim programının kazanımları ve merkezi sınavların uyumu incelenmiştir. Araştırma betimsel tarama yöntemiyle yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Muğla ili resmi ortaokullarında görev yapan 86 ilköğretim matematik öğretmeni ve bu eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 470 8.sınıf öğrencisi ve velileri (470 yetişkin) oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan 3 anket formu ile elde edilmiştir. Ayrıca doküman analizi ile veriler toplanmıştır. Anket formları ile elde edilen nicel verilerin frekans, yüzde gibi istatistiksel analizleri yapılırken, diğer nitel veriler betimsel analiz yaklaşımıyla analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğretmenler genel olarak LGS sorularını kazanımlar ve uygulamaları ile uyumlu buldukları yönünde görüş belirtmektedir. Programın kazanımları ve sınav soruları, Bakanlığın genel hedefleri ile uyumlu bulunmuş, gerekli öneriler sunulmuştur. Duyuşsal hedeflere ulaşma konusunda ise öğretmenler genelde yeterli olmadığı yönünde belirtirken, öğrenci ve veliler daha olumlu düşündüklerini belirtmektedir. Son olarak, bu sonuçlar tartışılıp, bazı öneriler sunulmuştur.
7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerilerini incelemek ve aralarındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Ayrıca 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerileri cinsiyet, anne-baba eğitim durumu ve matematik başarısı değişkenleri açısından incelenmiştir. Araştırma, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Muğla ilinin Menteşe, Dalaman ve Fethiye ilçelerinde ortaokul 7. sınıfta öğrenim gören 269 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin, matematiksel üstbiliş farkındalık düzeylerini belirlemek için Kaplan ve Duran (2016) tarafından geliştirilmiş olan, "Matematiksel Üstbiliş Farkındalığı Ölçeği", problem çözmeye yönelik tutumlarını belirlemek için Çanakçı (2008) tarafından ortaokul öğrencileri için geliştirilen "Matematik Problemi Çözme Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin problem çözme beceri düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan problem çözme beceri testi, problem çözme beceri testinin puanlandırılmasında ise Gündüz Sefer (2006) tarafından problem çözme becerisini ölçmek için geliştirilen "Dereceli Puanlama Anahtarı" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 istatistik paket programıyla değerlendirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmış, verilerin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbilişsel farkındalıklarının yüksek, problem çözmeye yönelik tutumlarının olumlu, problem çözme berilerinin ise orta düzeyin üstünde olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda sadece matematik başarısı değişkeninin öğrencilerin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerilerinde anlamlı fark oluşturduğu görülmüştür. Ayrıca problem çözmeye yönelik tutumun ve problem çözme becerisinin matematiksel üstbiliş farkındalığının anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Beceri temelli soruların kullanımına ilişkin ilköğretim 8. sınıf matematik öğretmenlerinin görüşleri
Bu çalışmada beceri temelli soruların kullanımına ilişkin ilköğretim sekizinci sınıf matematik öğretmenlerinin görüşlerini incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda matematik öğretmenlerinin beceri temelli soruların kullanılmasına yönelik olarak, eğitim programlarının kazanımları, içerik materyalleri, öğrenme-öğretme süreci ve ölçme değerlendirmede kullanımına ilişkin görüşleri alınmıştır. Öğretmenlere görüşme formu elektronik ortamda iletilmiş ve görüşme formunu bu elektronik ortamda doldurmaları istenmiştir. Elde dilen verilerin analizinde nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda öğretmenlerin beceri temelli soruları matematik dersi öğretim programı kazanımları ile uyumlu buldukları görülmüştür. Öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun da LGS (2020)'de yer alan Beceri Temelli Soruların matematik dersi öğretim programı kazanımları ile uyumlu buldukları görülmüştür. Öğretmenlerin içerik materyallerinin Beceri temelli sorular ile uyumluluğuna ilişkin görüşleri incelendiğinde ise, öğretmenlerin ders kitabı ve EBA'da yer alan ders içeriklerinin Beceri Temelli Sorular ile uyumlu bulmadıkları görülmüştür. Ders kitapları ve EBA'da yeteri kadar beceri temelli soru bulunmadığı, ders kitapları ve EBA'da daha çok alt düzey düşünme becerilerine yönelik soruların bulunduğu ve Beceri Temelli Sorular için yetersiz bulduğu görülmüş bu nedenle öğretmenlerin büyük bir kısmının derslerinde başka basılı/dijital kaynaklara ihtiyaç duyup kullandıkları görülmüştür. Öğretmenlerin görüşleri incelendiğinde kendi düzenledikleri etkinliklerde de beceri temelli sorulara yer verdiği bu sayede üst düzey düşünme becerileri kazandırmaya çalıştıkları görülmüştür. Ancak öğretmenlerin ölçme değerlendirme etkinliklerinde (yazılı, sözlü, performans, proje vb.) beceri temelli sorulara yer vermediği daha çok alt düzey düşünme becerilerine ve kazanımları ölçmeye yönelik sorular kullandıkları görülmüştür. Öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda beceri temelli sorularla en çok karşılaştıkları kaynağın yardımcı/diğer kaynaklar olduğu görülürken en az karşılaşılan kaynağın ise ders kitapları olduğu görülmüştür. Ayrıca ders kitaplarındaki yeteri kadar beceri temelli soru olmadığı ve bu yüzden öğretmenlerin beceri temelli soruların ders kitaplarında dengeli bir dağılıma sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler LGS (2020)'de yer alan beceri temelli soruların 8. sınıf matematik dersi öğretim programındaki konulara dağılımını dengeli bulmuşlardır.
İlkokul matematik dersinde yüksek bilişsel talebin sağlanmasında matematiksel iletişimin rolü: Örnek olay çalışması
İlkokul matematik öğretim programlarında, matematiğin anlamlı bir biçimde öğrenilmesi ve üst düzey becerilerin kazanılması konuları sıklıkla vurgulanmaktadır. Ancak, matematik derslerinde uygulanan öğrenme görevleri, öğrencilere sunduğu öğrenme olanakları bakımından farklılık gösterebilmektedir. Bu doğrultuda gündeme gelen bilişsel talep kavramı, bir öğrenme görevinin öğrenciye sunduğu düşünme, akıl yürütme, problem çözme vb. olanakları tanımlamak için kullanılmaktadır. Bilişsel talep kavramı bağlamında, uygulamaya da dikkat çekilmiş, bir öğrenme görevinin bilişsel talep düzeyinin, öğretmenin görevi öğrencilere sunmasından, öğrencilerin görevi tamamlayana dek geçen süreçte değişebildiği belirtilmiştir. Bu değişimde rol oynayan öğrenme desteği sunma, öğrenciyi açıklama yapma, savunma, sorgulama ve yorum yapma yönünde cesaretlendirme vb. faktörlerin sınıf içi iletişim ile doğrudan ilişkili olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle, öğretmenin görevi öğrencilere hangi detayları vererek sunduğu, öğrencilere uygulama süresince nasıl bir öğrenme desteği sağladığı, öğrencilerin fikirlerini tartışmalarına ne kadar olanak verdiği, öğrenme görevinin bilişsel talep düzeyinin sürdürülmesinde önem taşımaktadır. Bilişsel talep ve matematiksel iletişim arasındaki bu ilişkiden yola çıkarak çalışmada, sınıf öğretmenlerine bilişsel talep ve matematiksel iletişim ile ilgili profesyonel gelişim eğitimi aracılığıyla farkındalık kazandırılarak, matematiksel görevlerin sınıf ortamındaki uygulama sürecinin incelenmesi amaçlanmıştır. İstanbul'da bir özel okulda görev yapan iki dördüncü sınıf öğretmeni ve 37 öğrencinin katıldığı araştırmanın desenini nitel araştırma yöntemlerinden araçsal örnek olay oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında öğretmenlere bilişsel talep ve matematiksel iletişim kavramlarıyla ilgili bir profesyonel gelişim eğitimi verilmiş ve matematik dersi kesirler ünitesi bağlamında, her iki şubede, ikisi ön gözlem olmak üzere sekizer ders saati sınıf gözlemi gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerle birebir ön ve son görüşmeler, öğrencilerle odak grup görüşmeleri ve ders gözlemleri aracılığıyla toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin matematiksel görevlerin seçimi ve öğrencilere amacına uygun bir biçimde ulaştırılması bakımından, belli bir farkındalık kazanmalarına rağmen, yeterli düzeyde olmadığına işaret etmiştir. Aynı zamanda, matematiksel görevlerin amacına uygun bir biçimde uygulanmasında bilişsel talep ve matematiksel iletişim ortamının birlikte düşünülmesi gereken kavramlar olduğu ortaya çıkmıştır.
İlkokul matematik öğretiminde öğrencilerin duyuşsal farkındalıklarını artırmada matematiksel oyunların kullanımı
Bu araştırmada, matematiksel oyunların kullanımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin matematik dersine karşı olan tutumlarına ve metaforik algılarına etkisi araştırılmıştır. Araştırmada karma desen kullanılmıştır. Bu doğrultuda, araştırmanın birinci aşamasında nitel yöntemler kullanılmıştır. Sınıf öğretmenleri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak matematiksel oyunlar hakkındaki görüşleri alınmıştır. İkinci aşamada matematiksel oyun kullanımının öğrencilerin matematik dersine karşı olan tutumlarına ve metaforik algılarına etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda deneysel çalışma gerçekleştirilmiş, Baykul (1990) tarafından geliştirilen matematik dersi tutum ölçeği ve metaforik algı formu ön test-son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın bu aşamasında desen karma desen olarak belirlenmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde anlamlı bir farklılık olup olmadığının incelenmesi için istatistik yapılmış, Shapiro-Wilk testi, Wilcoxon testi ve Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Üçüncü aşamada öğrencilerin matematiksel oyunlar kullanılarak gerçekleştirilen matematik dersi hakkındaki görüşleri ikinci, dördüncü ve son hafta olmak üzere alınmıştır. Öğrencilerin görüşleri yüz yüze yapılmış yapılandırılmamış görüşmelerle alınmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, sınıf öğretmenleri matematiksel oyunlarla ilgili genel bilgi sahibidirler ve derslerde kullanımını gerekli ve faydalı görmektedir. Gerçekleştirilen uygulama sonunda, deney grubundaki öğrencilerin matematik tutum puan ortalamalarının arttığı, ancak bu artışın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Kontrol grubundaki öğrencilerin de aynı şekilde tutum puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğrencilerin oluşturduğu metaforik algı formlarındaki görseller incelendiğinde deney gruplarında bulunan öğrencilerin ön test son test karşılaştırılması yapıldığı zaman, tutumlarında son test lehine olumlu yönde farklılık olduğu görülmüştür. Yine öğrencilerden alınan görüşler doğrultusunda, gerçekleştirilen uygulamaların öğrencilerin matematik dersine karşı olan bakış açılarını olumlu yönde değiştirdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İlkokul 4. sınıf, Matematik Eğitimi, Matematiksel Oyunlar, Tutum, Metaforik Algı.
Şemaya dayalı öğretim stratejisinin zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin matematikte sözel problem çözme becerilerine etkililiği
Bu çalışmada şemaya dayalı öğretim stratejisinin zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin matematikte sözel problemleri çözme becerilerini kazanmaları ve sürdürmeleri üzerindeki etkililiği araştırılmıştır. Araştırmada sözel problem tiplerinden değişim türü problemler kullanılmıştır. Araştırmada ayrıca, strateji kullanımının farklı kişilere ne düzeyde genellendiği ve şemaya dayalı öğretim stratejisinin sözel problem çözmede kullanımına yönelik öğretmen görüşleri belirlenmiştir. Araştırma Sivas ilinde hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan üç öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada tek denekli araştırma modellerinden denekler arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırma; başlama düzeyi, öğretim, günlük yoklama, toplu yoklama, izleme ve genelleme oturumlarından oluşmaktadır. Araştırmada hem gözlemciler arası güvenirlik hem de uygulama güvenirliği verileri toplanmıştır. Araştırmada şemaya dayalı öğretim stratejisin sözel problem çözmedeki etkililiği grafiksel analiz yoluyla değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları; şemaya dayalı öğretim stratejisinin bütün öğrencilerin matematikte sözel problemi çözme performanslarını artırdığını, bu artışın öğretimin sona ermesinden beş, on ve on beş gün sonra da sürdüğünü göstermiştir. Ayrıca zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin matematik problemi çözmede şemaya dayalı öğretim stratejisi kullanımını farklı kişilere genelleyebildikleri belirlenmiştir. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlar ise, matematik problemi çözmede şemaya dayalı öğretim stratejisinin kullanımına yönelik öğretmen görüşlerinin olumlu yönde olduğunu gösterir niteliktedir.
Öğrencilerin çok çözümlü problemlerde kullandıkları stratejilerinin belirlenmesi ve matematiksel yaratıcılıklarının değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı öğrencilerin çok çözümlü problemlerde kullandıkları çözüm stratejilerinin belirlenmesi ve öğrencilerdeki matematiksel yaratıcılığın çok çözümlü problemler aracılığıyla değerlendirilmesidir. Araştırmada verilerin toplanması, çözümlenmesi ve yorumlanmasında nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Araştırmanın uygulaması, 2013-2014 öğretim yılında, bir devlet üniversitesinin İlköğretim Matematik Öğretmenliği 1. sınıfına devam eden 76 öğrenci üzerinde iki aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada öğrencilere çok çözümlü 4 problem verilmiş, her bir probleme otuz dakika süre verilerek öğrencilerden bulabildikleri kadar çok çözüm yoluyla problemleri çözmeleri istenmiştir. İkinci aşama ise birinci aşamada çok çözüm yolu bulamayan öğrenciler üzerinde gerçekleştirilen klinik görüşmeleri kapsamaktadır. Bu görüşmeler ile öğrencilerin düşüncelerine dayalı olarak çok çözüm yolu bulamama nedenlerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çok çözümlü problemler aracılığıyla öğrencilerin matematiksel yaratıcılıklarının değerlendirilmesinde Leikin (2009)' in, esneklik, akıcılık ve orijinallik ölçütlerinin kullanıldığı analiz yöntemi benimsenmiştir.
İlköğretim birinci kademede matematikte öğrenme güçlüklerinin taranması amacıyla matematik başarı test bataryasının geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı ilkokul birinci kademede öğrenim gören matematik alanında öğrenme güçlüğü gösteren öğrencilerin taranması için geçerli ve güvenilir bir başarı testi geliştirmektir. Geliştirilen Matematik Başarı Testi için Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hazırlanan ilkokul matematik müfredatı incelenmiştir. Matematik Başarı Testi için seçilen kazanımlar müfredatta yer alan dört öğrenme alanını olan sayılar, geometri, ölçme ve veri alanlarını kapsamaktadır. Testte yer alacak kritik kazanımların belirlenmesi için uzman görüşü alınmıştır. Uzman görüşleri ışığında test formunu oluşturan 117 madde yazılmıştır. Testin uygulaması Eskişehir Tepebaşı ilçesindeki dört genel ilköğretim okulunda öğrenim gören 787 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda elde edilen bulguların analizi sürecinde iç tutarlık analizi, faklı test sonuçlarıyla korelasyon ve hipotez testi analizleri yapılmıştır. Testin ölçüt bağımlı geçerliğini belirlemek içinse Temel Kabiliyetler 7-11 (TKT 7-11) testiyle korelasyonu incelenmiştir. Testlerin güvenirlik değerleri KR-20 güvenirlik katsayısıyla belirlenmiştir. Test maddelerine son halini vermek için maddelere ait madde güçlük ve ayırıcılık indeksleri hesaplanmıştır. Bulgular, geliştirilen başarı testlerinin 1-4 sınıf düzeylerinde TKT 7-11 testiyle korelasyon katsayıları .76, .79, .71, .71 olarak belirlenmiştir. Testin KR-20 güvenirlik katsayıları 1-4. sınıf testleri için sırasıyla .76, .79, .85, .83 olarak belirlenmiştir. Test maddelerinin hesaplanan ortalama güçlük değerleri 1-4. sınıf testleri için sırasıyla 0.75, 0.76, 0.75, 0.60 olarak bulunmuştur. Matematik Başarı Testi son formunda 1-4. sınıflar düzeyinde sırasıyla 24, 25, 33, 35 madde yer almaktadır. Sonuç olarak araştırma bulguları 1-4. sınıf düzeyinde geliştirilen Matematik Başarı Testinin güvenirlik ve geçerlik özelliklerine sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Öğrenme Güçlüğü, Matematik Eğitimi, Test Geliştirme, Başarı Testi
7. sınıf öğrencilerinin bir dinamik geometri ortamında kullandıkları sürükleme ve ölçme araçlarının enstrümantal oluşumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin tablet aracılığıyla dinamik geometri ortamında kullandıkları sürükleme ve ölçme araçlarının enstrümantal oluşum süreçlerinin enstrümantal yaklaşım çerçevesinde incelenerek öğrenciler tarafından oluşturulan enstrümanlı eylem şemalarının belirlenmesidir. Bu doğrultuda araştırmanın modeli öğretim deneyi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın uygulaması 2014-2015 eğitim öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki orta sosyo-ekonomik düzeydeki bir ortaokulda amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiş dokuz tane 7.sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Tabletlerin içerisine yüklenen TI_Nspire CAS yazılımının içerisinde mevcut bulunan Cabri Geometri uygulamasında gerçekleştirilmek üzere ortaokul 7.sınıf geometri öğrenme alanı kazanımları temelinde dinamik geometri ortamında sürükleme ve ölçme araçlarının kullanımına yönelik sekiz etkinlik tasarlanmıştır. Araştırmanın verileri, uygulama öncesi ve sonrası öğrencilerle yapılan bireysel görüşmeler, etkinlik uygulamalarının video kayıtları, araştırmacı gözlem notları aracılığıyla toplanmıştır. Veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin etkinliklerde ortaya koydukları şemaların birbirinden farklılaştığı ve her bir öğrencinin farklı enstrümantal oluşum süreçleri izledikleri gözlenmiştir. Bununla birlikte ortaya konulan enstrümanlı eylem şemalarına göre öğrencilerin davranışları için dört farklı tipolojinin ortaya çıktığı saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Enstrümantal yaklaşım, Sürükleme, Ölçme, Dinamik geometri yazılımı, 7.Sınıf öğrencileri.
Ortaokul öğrencilerinin matematik okuryazarlıklarının niceliksel muhakemelerinin güçlendirilerek desteklenmesinin incelenmesi
Bu araştırmada niceliksel muhakeme öğretimi yaklaşımı (NMÖY) temelinde desenlenen öğrenme ortamında sekizinci sınıf öğrencilerinin problem çözme sürecindeki niceliksel muhakeme becerilerinin, düşünme yollarının ve matematik okuryazarlık performanslarının incelenmesi amaçlanmıştır. NMÖY kullanımına odaklanılan 6-aylık öğretim deneyine 19 ortaokul öğrencisi katılmıştır. Bu araştırmanın bulguları NMÖY'nin sekizinci sınıfta olan katılımcı öğrencilerinin niceliksel muhakemelerini güçlendirdiğini göstermiştir. Ayrıca, bu öğrenme ortamında sekizinci sınıf öğrencilerinin niceliksel muhakemelerinin güçlenmesi dolaylı olarak bu öğrencilerin matematik okuryazarlıklarını desteklemiştir. Bu araştırmanın kayda değer sonucu öğretimsel müdaheleye (NMÖY) dayalı olarak katılımcı öğrencilerin düşünme yollarının arzu edilmeyenden arzu edilene doğru değişim göstermesidir. Buna ek olarak NMÖY, problem çözme davranışlarında arzu edilen değişime neden olmuştur. Çünkü bu öğrenme ortamında kural koyucu davranış ve çözüm odaklı problem çözme davranışlarından niceliksel muhakeme odaklı davranışa doğru göze çarpan bir meyil/hareket görülmüştür. Bu sonuçlar niceliksel muhakeme öğretimi yaklaşımının doğası gereği ortaokul öğrencilerini gerçek yaşam bağlamlarındaki matematik okuryazarlığı problemlerini yorumlamaya, açıklamaya, analiz etmeye ve çözmeye ittiğini önermektedir. Anahtar Sözcükler: DNR çerçevesi, Düşünme yolları, Matematik okuryazarlığı,Niceliksel muhakeme, Ortaokul.
Zihin yetersizliği olan öğrencilere temel çarpma işleminin öğretiminde iki öğretim uygulamasının etkililik ve verimlilik yönünden karşılaştırılması
Matematik becerileri, zihin yetersizliği olan öğrencilerin gerek akademik, gerekse günlük yaşamlarında bağımsız şekilde yaşayabilmelerinin ön koşul becerilerinden biridir. Normal gelişim gösteren öğrencilerin de matematik becerilerinde zorlandığı düşünüldüğünde; zihin yetersizliği olan öğrencilere matematik becerilerini öğretirken, öğretmenlerin öğretimi uyarlamaları ve çok duyulu öğretim yöntemlerini kullanmaları çok önemlidir. Somuttan Soyuta Öğretim Yöntemi ve Nokta Belirleme Tekniği, öğrenciye somut - yarı somut - soyut aşamalarını kullanarak aşamalı bir şekilde dört işlem becerilerini öğretmeyi hedefleyen bilimsel dayanaklı, çok duyulu modeller arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı zihin yetersizliği olan öğrencilere temel çarpma işlemini öğretmede Somuttan Soyuta Öğretim Yöntemi ve Nokta Belirleme Tekniği kullanımının etkililik ve verimlilik yönünden farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Çalışmaya 12-13 yaşlarında, hafif düzeyde zihin yetersizliği olan dört öğrenci katılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri Somuttan Soyuta Öğretim Yöntemi ve Nokta Belirleme Tekniğidir. Bağımlı değişkenleri ise mantık analizi ve deneysel analizi yapılmış, birbirinden bağımsız, birbirine benzer ve eş zorlukta hazırlanmış temel çarpma işlemlerinden oluşan iki öğretim setidir. Çalışmada tek denekli araştırma modellerinden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Çalışmanın etkililik verileri grafiksel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, her iki öğretim yöntemi de dört katılımcıya temel çarpma işleminin öğretiminde etkili olduğu bulunmuştur. Her iki yönteminin etkililik düzeyi karşılaştırıldığında ise dört katılımcı için önemli bir fark bulunamamıştır. Araştırmada ayrıca dört katılımcının da temel çarpma işlemini genelleyebildikleri ve korudukları görülmüştür. İki öğretim yönteminin gerçekleşen öğretim oturumu ve aralıklı yoklama oturumu sayısı bakımından verimlilikleri karşılaştırıldığında; iki katılımcıda verimlilik yönünden önemli bir fark bulunamamış, iki katılımcıda ise Nokta Belirleme Tekniği daha verimli bulunmuştur. Öğretim oturumlarının toplam süresi, öğretim oturumlarının ortalama süresi ve aralıklı yoklama oturumlarında gösterilen toplam yanlış sayısı bakımından ise Nokta Belirleme Tekniği dört katılımcı için de daha verimli bulunmuştur. Çalışmada ayrıca katılımcıların temel çarpma işlemini farklı ortama, farklı materyallere ve farklı temel çarpma işlemlerine genelleyebildikleri ve yedi hafta sonra temel çarpma işlemi becerisini korudukları gözlenmiştir. Çalışmada elde edilen sosyal geçerlik bulgularına göre ise katılımcılar, ebeveynler ve öğretmenler çalışma hakkında olumlu görüşler bildirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Özel Eğitim, Zihin Yetersizliği, Matematik Öğretimi, Temel çarpma İşlemi, Somuttan Soyuta Öğretim Yöntemi, Nokta Belirleme Tekniği
Sekizinci sınıf öğrencilerinin kavramsal anlama ve cebirsel muhakeme yapıları
Cebir, matematik dersi öğretim programlarında geniş yer tutan matematiğin en önemli ancak en çok zorlanılan konu alanlarından birisidir. Cebirde yaşanılan zorluğu en aza indirebilmek, ileride cebir çalışmalarının daha çok şekillenmesini sağlayabilmek ve cebirsel düşünmenin gelişimini hızlandırabilmek için cebirin erken yaşlardan itibaren kazandırılması önemlidir. Bu bağlamda öğrencilerde temel cebirsel kavramların oluşumu ve cebirsel düşüncenin gelişimi, ilköğretim çağında verilen sağlam bir kavram ve cebir eğitimiyle doğrudan ilişkilidir. Bu araştırmayla cebir öğrenme alanında yer alan doğrusal denklemler alt öğrenme alanından doğrusal ilişki ve eğim kavramlarına ilişkin sekizinci sınıf öğrencilerinin kavramsal anlama ve cebirsel muhakeme yapılarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Verilerin toplanması aşamasında hazırlanan açık uçlu cebir testinden ve klinik görüşmelerden yararlanılmıştır. Çalışmaya Eskişehir ilindeki iki ilköğretim okulundan seçilen toplam 103 sekizinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Öğrencilere açık uçlu cebir testi uygulanmış ve öğrencilerin verdiği yanıtlar güvenilir olması adına iki uzman tarafından bağımsız olarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonrasında beş orta ve beş yüksek başarı düzeyine sahip toplam 10 öğrenci ile klinik görüşmeler yapılmıştır. Gerçekleştirilen klinik görüşmeler öğretmenlerden, öğrenci velilerinden ve öğrencilerden alınan izinler ile video kamera aracılığıyla kayda alınmıştır. Araştırmada verilerin çözümü ve yorumlanmasında ise nitel araştırma yöntemlerinden biri olan karma yöntem tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin çoğunun doğrusal ilişki, doğrunun grafiği ve eğimi hakkında zorluk yaşadıkları ve kavram yanılgılarına sahip oldukları, kavramları daha çok işlemsel boyutta algıladıkları ve benimsedikleri kavramların çoğunun ise ezber bilgi olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bunun yanında öğrencilerin genel olarak eğim, doğrusallık ve doğrusal ilişki kavramlarına ilişkin yeterli argüman geliştiremedikleri, ortaya attıkları argümanları da yeterince destekleyemedikleri bunlara bağlı olarak da sağlıklı bir cebirsel muhakeme yapamadıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Cebir, cebirsel muhakeme, doğrusal ilişki, eğim, sekizinci sınıf,kavramsal anlama.
6. sınıf öğrencilerinin matematik yeteneğindeki cinsiyet farklılıkları: ÜYEP örneği
Bu araştırmada genel matematik yeteneğindeki ve matematik yeteneğinin alt becerilerindeki cinsiyet farklılıkları incelenmiştir. Araştırma, Anadolu Üniversitesi bünyesinde yer alan Üstün Yetenekliler Eğitim Programları (ÜYEP)'na 2009-2013 yılları arasında başvuru yapan 1393 6.sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların 683'ü kız, 710'u ise erkektir. Araştırmada matematik yeteneğini ölçmek için, matematik alanında üstün yetenekli öğrencileri tanılamak amacıyla geliştirilmiş olan Matematiksel Yetenek Testi (MYT) kullanılmıştır. Sayı dizileri, sayısal analoji, figüratif rotasyon, figüratif diziler, figüratif analoji, koşullu mantık, lineer mantık, sayılar-ölçme, cebir, geometri ve istatistik-olasılık olmak üzere 11 alt testten oluşan MYT, bu alt testlere ilişkin becerilerin yanı sıra genel matematik yeteneğini de ölçmektedir. Araştırmada matematik yeteneğindeki cinsiyet farklılıkları üç kategoriye göre incelenmiştir: genel matematik yeteneği, matematik yeteneğinin alt becerileri ve genel matematik yeteneğindeki üst ve alt %10'luk dilimler. Genel matematik yeteneğindeki cinsiyet farklılıklarını kıyaslamak için iki faktörlü ANOVA, alt becerilerdeki cinsiyet farklılıklarını kıyaslamak için ise tek faktörlü MANOVA yapılmıştır. Üst ve alt %10'luk dilimlerdeki cinsiyet farklılıkları da genel matematik yeteneğine ve matematik yeteneğinin alt becerilerine göre incelenmiştir. Bu dilimlerde yer alan öğrencilerin genel matematik yeteneğindeki cinsiyet farklılıklarını kıyaslamak için bağımsız örneklem t-testi, alt becerilerindeki cinsiyet farklılıklarını incelemek için ise tek faktörlü MANOVA gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizi sonucu, genel matematik yeteneğinde erkeklerin lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Alt becerilerdeki cinsiyet farklılıklarının incelenmesi sonucu sayı dizisi, sayısal analoji, lineer mantık, koşullu mantık, cebir, sayılar-ölçme ve figüratif rotasyon alt alanlarında erkeklerin lehine anlamlı farklılık bulunurken; geometri, istatistik ve olasılık, figüratif diziler ve figüratif analoji alt alanlarında erkeklerin ve kızların benzer yetenek düzeyine sahip oldukları bulunmuştur. Üst ve alt % 10'luk dilimlerde yer alan öğrencilerin genel matematik yeteneklerinin ve matematik yeteneğinin alt becerilerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Ancak üst ve alt %10'luk dilimlerde kızların ve erkeklerin bulunma oranları incelendiğinde; erkeklerin üst %10'luk dilimde kızlara göre ve kızların alt %10'luk dilimde erkeklere göre anlamlı olarak daha fazla olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular, erkeklerin genel matematik yeteneğinde ve matematik yeteneğinin pek çok alt becerisinde kızlara göre daha yetenekli olduklarını göstermektedir. Anahtar Sözcükler: cinsiyet farklılıkları, matematik yeteneği, Matematiksel Yetenek Testi, 6.snıf öğrencileri, ÜYEP, üstün yetenek
Permütasyon ve olasılık konusunun öğretiminde bilgi değişme tekniğinin kullanılmasının akademik başarıya ve hatırda tutma düzeyine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, işbirliğine dayalı öğrenme yönteminde kullanılan tekniklerden Bilgi Değişme Tekniğinin Permütasyon ve Olasılık konusunun öğretiminde öğretmen merkezli öğretim yöntemlerine göre öğrencinin akademik başarısı ve öğrenmenin kalıcılığı üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. Araştırma 2014-2015 öğretim yılının ikinci yarıyılında Afyon İli Çobanlar İlçesinde bulunan Kocaöz Ortaokulunda yapılmıştır. Araştırma bir deney (18) ve bir kontrol (18) grubunda bulunan toplam 36 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma 5 hafta sürmüştür. Deney grubuna işbirliğine dayalı öğrenme tekniklerinden Bilgi Değişme Tekniği uygulanırken kontrol grubuna ortaokul matematik programına uygun öğretmen anlatımının yapıldığı öğretmen merkezli öğretim yöntemi uygulanmıştır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneme modelinde tasarlanmıştır. Her iki gruba da öğretimden önce başarı testi öntest, öğretimden sonra da sontest ve çalışmanın bitiminden üç hafta sonra hatırlama testi olarak yeniden uygulanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde, SPSS 16.0 (Statistical Package for the Social Sciences) bilgisayar programından yararlanılmıştır. Deney ve kontrol grubunda öğrencilerin başarı düzeylerinin ve öğrenmenin kalıcılığının karşılaştırılmasında t testi (Tek Örneklem t testi) ve 3x2 karma desenli Anova analizi uygulanmıştır. Ayrıca analizlerde anlamlılık düzeyi p <.05 olarak alınmıştır. Çalışma sonucunda deney ve kontrol grupların sontestleri ve kalıcılık testleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Buna göre Permütasyon ve Olasılık konusunun öğretiminde Bilgi Değişme Tekniğinin kullanılmasının en az öğretmen merkezli öğretim yöntemi kadar etkili olduğu söylenebilir. Ayrıca öğretim uygulaması sonunda deney gurubundaki öğrencilere Bilgi Değişme Tekniği Değerlendirme Anketi uygulanmıştır. Buna göre deney grubundaki öğrencilerin büyük çoğunluğunun uygulanan Bilgi Değişme Tekniği ile ilgili görüşlerinin olumlu olduğu saptanmıştır. Ancak bazı öğrencilerden alınan görüşlere ve yapılan gözlemlere göre düşük seviye gruplarındaki öğrencilerin tüm görevleri tam olarak yerine getirmeye istekli davranmaması, bazı öğrencilerin birlikte çalışmak istemedikleri arkadaşları ile eşleşmesi, sınıf içinde öğretmen merkezli sınıf ortamlarına göre daha fazla gürültü oluşması, sürekli grup ve eş değişiminin sınıf içinde karmaşaya yaratması gibi bazı olumsuz durumların ortaya çıktığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İşbirlikli Öğrenme, Bilgi Değişme Tekniği, Permütasyon ve Olasılık Öğretimi
Mesleki eğitim öğrencilerinin teknoloji destekli ortamda uzamsal yeteneklerinin gelşiminin incelenmesi
Bu çalışmada bir mesleki eğitim merkezine devam eden öğrencilerin uzamsal yeteneğinin "Açınımlar, Döndürme ve Görünüşler" alt bileşenleri kapsamında gelişimleri teknoloji destekli bir öğretim ortamında incelenmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde bir mesleki eğitim merkezine devam eden 30 öğrencinin uzamsal görselleştirme yetenekleri belirtilen bileşenler kapsamında değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme ile öğrencilerin ne tür zorluklar yaşadıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu aşamada Purdue Uzamsal Görselleştirme Testi ve yazılı değerlendirme soruları kullanılmıştır. Ardından klinik görüşmeler gerçekleştirilmiştir. İkinci bölümde ise bu 30 katılımcı arasından öğretim deneyi kapsamında oluşturulan sınıf için sekiz katılımcı belirlenmiştir. Çalışma kapsamında Cabri 3D geometri yazılımı temelli yürütülen eğitimlerde katılımcıların bireysel olarak takip edilmesinin mümkün olması açısından sekiz kişilik sınıfın dördüne odaklanılmıştır. Çalışmanın son kısmında bu sekiz öğrenciye ön değerlendirmede sorulan sorular küçük değişiklikler yapılarak tekrar sorulmuş ve kendileri ile klinik görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ardından bu sekiz öğrenciye Purdue Uzamsal Görselleştirme Testi son test olarak tekrar uygulanmıştır. Çalışma bulguları, katılımcıların uzamsal görselleştirmede çeşitli zorluklar yaşadıklarını göstermiştir. Özellikle, bulgular öğrencilerin verilen 3B cisimlerin 2B açınımlarını ve belirtilen bir yönden görünüşlerini çizmede çeşitli hatalar yaptıklarını göstermiştir. Ayrıca bulgular öğrencilerin verilen bir cismin belirli bir yönde ve açıda döndürülmesi sonucunda elde edilen yeni görüntüyü zihinlerinde canlandırmakta zorlandıklarını göstermiştir. Bulgular teknoloji ortamında verilen eğitimin öğrencilerin bu zorlukları büyük oranda gidermede yardımcı olduğuna işaret etmektedir. Özellikle, Cabri 3D programının dinamik özellikleri -3B cisimlerin gerek 2B açınımlarını gerekse farklı yönlerden görünümlerini almaya imkân vermesi- öğrencilerin yaptıkları hataları görmelerine ve bunları düzeltmelerine yardımcı olmuştur. Anahtar Sözcükler: uzamsal beceri, uzamsal görselleştirme becerisi, Cabri 3D geometri yazılımı, matematik eğitimi, mesleki eğitim
İlköğretim matematik öğretmen adaylarının doğrusal ilişkileri modelleme süreçlerinin ve bilişsel yeterliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ilköğretim matematik öğretmen adaylarının doğrusal ilişkileri modelleme süreçlerini ve bu süreçlerde gösterdikleri bilişsel modelleme yeterliklerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması 2014-2015 öğretim yılı bahar döneminde bir devlet üniversitesinde eğitim gören dört öğretmen adayı ile on dört hafta süren bir ders kapsamında dokuz modelleme etkinliği çerçevesinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri gözlem, görüşme ve doküman incelemesi kapsamında toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Doğrusal ilişkiler; tam doğrusal, parçalı doğrusal ve doğrusala yakın olmak üzere üç farklı türde ele alınmıştır. Etkinlikler, belirsizlik durumları giderek artan üç farklı yapıda hazırlanmıştır. Modelleme yeterlikleri anlama, düzenleme, tahmin ve doğrulama süreç adımları çerçevesinde analiz edilmiştir. Bulgular modelleme süreçlerinde gösterilen yeterliklerin problem tür ve yapılarına göre değişebildiğini göstermiştir. Bulgular, problemdeki belirsizlik düzeyinin artması ile birlikte bireylerin problem durumundaki aranan ilişkileri kurabilmesi için daha fazla bilişsel yeterlik göstermesi gerektiğine işaret etmektedir. Ayrıca, bazı alt yeterliklerin anahtar rolü oynadığı ve bu anahtar yeterliklerin kullanılması halinde diğer bazı alt yeterliklerin kullanılmasına gerek duyulmadığı belirlenmiştir. Öte yandan, anahtar alt yeterliklerin gösteriminde yaşanan sorunların modelleme sürecinin tamamlanmasına ve model oluşturmaya önemli ölçüde engel olduğu görülmüştür. Bulgular ayrıca uygun ortam ve planlı modelleme etkinlikleri sağlandığında öğretmen adaylarının modelleme yeterliklerinin gelişebileceğini göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Matematiksel modelleme süreci, Bilişsel yeterlikler, Matematiksel modelleme yeterlikleri, Doğrusal ilişkiler, Öğretmen adayları.
Ortaokul öğrencilerinin zihnin geometrik alışkanlıklarının kazanımına yönelik dinamik geometri yazılımındaki öğrenme süreçleri
Bu araştırmanın genel amacı 7. sınıf öğrencilerinin dinamik geometri yazılımında (DGY'de) zihnin geometrik alışkanlıkları (ZGA) kapsamındaki akıl yürütme süreçlerinin gelişimini araştırmaktır. Nitel türdeki bu çalışmada öğretim deneyi modeli kullanılmıştır. Araştırma Eskişehir ilinde sosyo-ekonomik durumu orta-düşük seviyedeki bölgede yer alan bir devlet ortaokulundaki 21 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu öğrenciler arasından, altı öğrenci araştırmanın odak katılımcıları olarak seçilmiştir. Öğretim deneyinin ilk haftalarında katılımcıların DGY araçlarını tanımalarını sağlayan orkestrasyon tiplerine ağırlık verilmiştir. Sürecin sonraki bölümlerinde ise katılımcıların ZGA süreçlerini destekleyen matematiksel tartışmalar yapmalarını ve işbirlikli çalışmalarını sağlayan yeni orkestrasyon tipleri kullanılmıştır. Öğretim deneyi sürecinde katılımcıların DGY'de çalışırken, bir göreve uygun araç seçme, seçilen aracın prosedürünü uygulama ve geometrik temsil biçimlerini anlamaya ilişkin enstrümantal zorluklarla karşılaştıkları görülmüştür. Öğretim sürecinin sonraki bölümlerinde bu zorluklara ilişkin önlemler geliştiririlirken, odak katılımcıların ZGA temelli problemlerin çözümünde DGY'ye yönelik farklı kullanım şemaları inşa ettikleri ve DGY araçları yardımıyla "ilişkilendirme", "genelleme", "değişmezleri araştırma" ve "keşif ve yansıtma" süreçlerinde ilerleme kaydettikleri ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Ortaokul matematik öğrenimi, Zihnin geometrik alışkanlıkları, Dinamik geometri yazılımı, Enstrümantal oluşum, Enstrümantal orkestrasyon.
1-4. sınıf düzeylerine yönelik üç boyutta geometrik düşünme testinin geliştirilmesi, uygulanması ve sonuçlarının değerlendirilmesi
Bu araştırmada, ilkokul 1-4. sınıf öğrencilerinin üç boyutta geometrik düşünmelerini belirlemeye yönelik Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testi gelişmek ve bu test aracığıyla öğrencilerin üç boyutta geometrik düşünmelerinin sınıf düzeyine göre nasıl değiştiğini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada geliştirilen Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testi, bir kâğıt-kalem testidir. Bu test, üç boyutta geometrik düşünmenin bileşenlerinin belirlenmesi ve her bir bileşeni ölçmeye yönelik soruların hazırlanması sonucunda geliştirilmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı bu nicel araştırmanın çalışma grubunu, ilkokul öğrencileri oluşturmaktadır. Toplamda 520 ilkokul öğrenciye uygulanan Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinden alınan puanlar, sınıf düzeylerine göre karşılaştırılmış ve üç boyutta geometrik düşünmenin bileşenleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, geliştirilen Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinin, geçerli, güvenilir ve kullanışlı olduğunu göstermektedir. Araştırmada, diğer yandan, sınıf düzeyi arttıkça öğrencilerin Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinden aldıkları puanların anlamlı bir şekilde arttığı görülmüştür. Araştırmada ayrıca, üç boyutta geometrik düşünmenin bileşenleri arasında, pozitif ve orta düzeyde ilişkiler bulunmuştur. Araştırma sonuçları, geliştirilen Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testinin, ilkokul öğrencilerinin üç boyutta geometrik düşünmelerini belirlemek için etkili bir araç olduğunu göstermektedir. İlkokul öğrencilerinin testten aldıkları puanların değişimi, sınıf düzeyinin, üç boyutta geometrik düşünme üzerinde etkili bir değişken olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Geometrik düşünme, Üç boyutta geometrik düşünme, Üç Boyutta Geometrik Düşünme Testi (3BGT), İlkokul 1-4. Sınıf
Ortaokul matematik öğretmenlerinin tahmini öğrenme yollarına dayalı öğretimlerindeki pedagojik yollarının desteklenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul matematik öğretmenlerinin tahmini öğrenme yollarına uygun olarak tasarlanmış öğretim sürecinde kullanabilecekleri pedagojik yollarda gelişim göstermelerini sağlamaktır. Katılımcı eylem araştırması olarak gerçekleştirilen bu araştırmada iki ortaokul matematik öğretmeni ve araştırmacı işbirliği içinde çalışarak öğretmenlerin gerçekleştirdikleri uygulamalar geliştirilmeye yani pedagojik yollarda gelişim göstermeleri sağlanmaya çalışılmıştır. Araştırma 10 haftada gerçekleştirilmiş, altıncı sınıf cebir öğrenme alanına yönelik tahmini öğrenme yolları planlanarak öğretmenler tarafından uygulaması gerçekleştirilmiş ve öğretmenlerin öğretimlerinde kullandıkları pedagojik yollarına odaklanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerle yapılmış ön görüşmeler, öğretim videoları, mesleki gelişim oturumlarının videoları ve araştırmacının alan notları veri kaynakları olarak kullanılmıştır. Bu araştırmada uygulanan mesleki gelişim etkinlikleriyle öğretmenlerin öğretimlerinde kullandıkları bilgi ve becerilerinde büyük bir değişim ve gelişim gösterdikleri görülmüştür. Bu değişim ve gelişim öğrenci düşüncesinin kullanımı, sınıf içi tartışmalara dayalı pedagojik yollar, temsillerin kullanımı ve matematik öğretim bilgisi bağlamında gerçekleşmiştir. Öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin sağlanmasına yönelik gerçekleştirilen bu çalışmadan elde edilen sonuçlara ve gelecekte yapılabilecek benzer çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Tahmini öğrenme yolları, Ortaokul matematik öğretmenleri,Cebir, Pedagojik yol.
Zihin yetersizliği olan çocuklarda kendiliğinden sayıya odaklanmanın artırılmasında pekiştirme sürecinin etkililiği
Çocuklarda çeşitli görevler kullanılarak ölçümlenen kendiliğinden sayıya odaklanma erken matematiksel becerilerle yakından ilişkilidir ve ileriki yıllarda gözlenen matematik becerilerinin kestirimcisidir. Bu araştırmanın amacı zihin yetersizliği olan çocuklarda kendiliğinden sayıya odaklanmanın artırılmasında ayrımlı pekiştirmenin etkililiğini incelemektir. Ayrıca araştırmada artırılan kendiliğinden sayıya odaklanmanın kalıcılığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları zihin yetersizliğine sahip üç çocuktur. Katılımcıların KSO'larını artırmada yapılandırılmış oyunlar ve ayrımlı pekiştirmenin kullanıldığı öğretim oturumları düzenlenmiştir. Tek denekli araştırma desenlerinden katılımcılar arası gecikmiş çoklu başlama modeli kullanılarak gerçekleştirilen araştırmada katılımcıların taklit görevlerindeki ve model görevlerindeki kendiliğinden sayıya odaklanmalarına ilişkin veri toplamak üzere başlama düzeyi, yoklama ve izleme oturumları düzenlenmiştir. Etkililik verilerinin grafiksel analizi yapılmıştır. Etkililik bulguları pekiştirme uygulamasıyla zihin yetersizliği olan çocuklarda kendiliğinden sayıya odaklanmanın artırılabildiğini ortaya koymuştur. Ayrıca katılımcıların kendiliğinden sayıya odaklanmalarındaki artışın uygulama bittikten 10 gün sonra da gözlendiği belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Zihin yetersizliği, Kendiliğinden sayıya odaklanma, PekiĢtirme
Matematik öğretmenlerinin uzaktan eğitim sürecindeki dijital okuryazarlıkları ve öğretmen kimlikleri: Bir anlatı araştırması
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Covid-19 Pandemisi içerisinde eğitim-öğretim faaliyetlerini uzaktan yürüten matematik öğretmenlerinin, pandemi öncesinde, pandemi sürecinde ve pandemi sonrasında dijital öğretim teknolojilerinin kullanımına ilişkin, değişim gösteren öğretmen kimliklerini ve dijital okuryazarlıklarını nasıl yansıttıklarını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerin anlatıları iki döneme göre (pandemi öncesi ve pandemi süreci-pandemi sonrası dönem) incelenmiştir. Yöntem: Çalışmada öğretmenlerin kimlikleri ve dijital okuryazarlıkları kendi anlatılarıyla incelendiğinden nitel araştırma yöntemlerinden anlatı araştırması kullanılmıştır. Çalışma grubu araştırma amacı çerçevesinde MEB'e bağlı farklı okullarda görev yapan, biri kadın diğeri erkek olmak üzere iki öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmaya ilişkin ayrıntılı ve derinlemesine veri toplamayı sağlamak için yarı yapılandırılmış görüşme soruları hazırlanmıştır. Verilerin analizinde, öğretmenlerin kimliklerinin çözümlenmesinde anlatı analizi ve söylem analizi, dijital okuryazarlıkların analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada, öğretmen kimliklerinde değişim kaynakları tespit edilmiştir. Değişimler incelenirken pozitif dönüşüm süreci, negatif dönüşüm süreci ve pürüzsüz geçiş olmak üzere üç tema saptanmıştır. Söylem analizi içerisinde ise beş adet yorumlayıcı repertuar belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin, belirlenen çerçeve kapsamında, dijital okuryazarlık temalarına ilişkin anlatıları tespit edilmiş ve bunların dijital okuryazarlığın hangi boyutunu yansıttığı belirlenmiştir. Sonuç ve Öneriler: Sonuç olarak, öğretmen kimliklerinde değişim kaynaklarının geçmiş üniversite yaşamlarının, öğrenci faktörünün, işini tam yapmak-daha iyisini yapmak-alanda söz sahibi olmak gibi isteklerin, veli faktörünün, öğretmenlerin ailelerinin, meslektaşların ve özellikle pandemi süreci için kritik öneme sahip olan teknoloji kullanımı olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte her iki öğretmenin de özellikle uzaktan öğretim sürecinde öğrencilerle göz teması kuramadıklarından etkili iletişim kurmakta zorlandıkları tespit edilmiştir. Dolayısıyla, uzaktan eğitim sürecinde daha etkili ve işlevsel iletişimi geliştirilebilecek eylem araştırmalarının yürütülmesi önerilmektedir. Böylece pozitif dönüşüm süreçleri desteklenebilir.
Öğretmen adaylarının dinamik geometri yazılımı kullanarak geometrik yer problemlerini çözüm süreçlerinin ve bu süreçlere ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının dinamik bir geometri yazılımı kullanarak geometrik yer problemlerini çözme süreçlerini incelemektir. Çalışma nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'deki orta büyüklükte bir Üniversite'nin, İlköğretim Matematik Öğretmenliği Programı'nda öğrenim gören ve ?Alan Seçmeli (AS) - Geometri Öğretimi? dersini alan, 36 son sınıf öğretmen adayı oluşturmuştur.10 haftalık çalışma sürecinde öğretmen adaylarına dinamik bir yazılım olan Cabri yazılımı öğretilerek geometrik yer problemlerinin çözümü gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ilk beş haftasında Cabri yazılımı tanıtılmış ve yazılımın kullanımı ile ilgili çeşitli etkinlikler yapılmıştır. Ayrıca geometrik yer konusundan bahsedilmiş ve bazı geometrik yer problemleri yazılım kullanılarak çözülmüştür. Araştırmanın 6.-9. haftaları arasında ise, öğretmen adayları kâğıt-kalem ve yazılımı kullanarak toplamda 6 geometrik yer problemini çözmüşlerdir. Araştırmacı bu süreçte rehber konumunda olup problemlerin çözümü esnasında adayları gözlemlemiştir. Ayrıca, 2 ve 10. haftalarda 6 öğretmen adayıyla görüşmeler yapılmıştır.Araştırmanın verileri, ?Araştırmacı Günlüğü Notları?, ?Cevap Kâğıtları?, ?Katılımcı Raporları?, ?Ekran Görüntüleri? ve ?Yarı yapılandırılmış Görüşmeler? olmak üzere farklı veri toplama araçlarıyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz teknikleri birlikte kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının problemleri kâğıt üzerinde çözerken çeşitli hatalar yaptıkları belirlenmiştir. Yazılımla çözüm aşamasına gelindiğinde öğretmen adaylarının yazılımın gerektirdiği matematiksel bilgiyi kullanmakta sıkıntılar yaşadıkları ancak uygulamanın sonlarına doğru bu sıkıntıları aşmaya başladıkları görülmüştür. Bu iki süreç kıyaslandığında ise, adaylar yazılımla çözüm esnasında kâğıt kalemden farklı olarak hipotez kurma, kurdukları hipotezleri test etme, genelleme yapma fırsatı bulmuşlardır. Bunun yanı sıra, yapılan uygulamayla öğretmen adaylarının bu tür problemleri kâğıt-kalem kullanarak çözüm süreçlerinde matematiksel bilgiyi kullanma, bağımlı-bağımsız noktayı belirleme, zihinde canlandırma ve doğru tahminlerde bulunma gibi noktalarda katkı sağladığı tespit edilmiştir. Öğretmen adayları avantajlarını ve dezavantajlarını göz önünde tutarak Cabri gibi DGY'lerin geometrik yer konusu ve ilköğretim geometri öğretiminde kullanımı konusunda olumlu görüş belirtmişlerdir.Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Yeni ortaöğretim matematik programı kapsamında, ortaöğretim matematik öğretmenlerinin çoklu zekâ kuramı uygulamalarına ilişkin görüşleri
Bu çalışma, yeni ortaöğretim matematik programı kapsamında, ortaöğretim matematik öğretmenlerinin çoklu zekâ kuramı uygulamalarına ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmak ve uygulamadaki aksaklıkları tespit ederek buna uygun çözüm önerileri sunmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tarama metodu kullanılmış, araştırmanın kuramsal boyutunda konuya ilişkin literatürden yararlanılmıştır.Bu araştırmanın örneklemini 2011?2012 eğitim öğretim yılında Malatya ili merkez ilçesi belediye sınırları dâhilindeki ortaöğretim okullarında görev yapan 47'si bayan, 136'sı erkek olmak üzere 183 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplamak amacı ile 3 seçenekli bir anket kullanılmıştır. Ankette 3'ü kişisel bilgilere, 25'i ise Çoklu Zekâ Kuramı uygulamalarına ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemeye yönelik olmak üzere toplam 28 madde bulunmaktadır.Verilerin istatistiksel analizi için bilgisayar paket programı kullanılmış, araştırmaya katılan öğretmenlerin kişisel bilgileri ile ilgili tanımlayıcı istatistiksel analizler için frekans ve yüzde alma teknikleri uygulanmış, sonuçlar tablo halinde verilmiş ve yorumlanmıştır. Öğretmen görüşlerinin cinsiyet, mesleki kıdem ve mezun olunan kurum değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı ki kare (chi-square) testi kullanılarak incelenmiş, sonuçlar tablolar halinde verilmiş ve yorumlanmıştır.Araştırma; öğretmenlerin ortaöğretimde uygulamaya konulan çoklu zekâ kuramına dayalı yeni matematik programına karşı olumlu tutuma sahip olduklarını ortaya koymakla birlikte, öğretim süreci içerisinde bazı problemlerle karşılaştıklarını da göstermektedir. Bununla birlikte öğretmenler, okulun fiziki imkânlarının çoklu zekâ kuramına dayalı etkinliklerin kullanımına uygun hale getirilmesi ve hizmet içi eğitim alınması gibi düzenlemelerle, matematik öğretiminin çok daha verimli hale geleceğini düşünmektedir. Çalışmanın ?sonuç ve öneriler? bölümünde bu veriler ışığında birtakım öneriler sunulmuştur.