Preschool education
1,089 theses under this subject heading
Dini ve ahlaki gelişim açısından Diyanet 4-6 yaş Kur'ân kursları Osmaniye il merkezi örneği
Çocukların gelişiminde ilk altı yıl kritik bir dönemdir. Araştırmalar, 3-6 yaş aralığında çocukların fiziksel, bilişsel, dil, sosyal, duygusal ve ahlâkî gelişimlerinin büyük bölümünü tamamladığını göstermektedir. Bu dönemde aile, çevre ve öğretmenler çocuk için rol model niteliğindedir. Çocuğun enerjisini oyuna yönlendirmesi, öğrenme sürecini destekleyen en etkili yoldur. Ayrıca soyut kavramların somut örneklerle öğretilmesi, öğrenmenin kalıcılığını artırır. Dolayısıyla, okul öncesi eğitim kurumları yalnızca bilişsel ve sosyal becerilerin değil, aynı zamanda dinî ve ahlâkî değerlerin kazandırılması açısından da önemli bir öğrenme ortamı sunmaktadır. 2012 yılında yapılan yasal düzenlemeyle çocukların Kur'ân öğrenmelerinin önündeki engeller kaldırılmış, 2013 itibarıyla Diyanet İşleri Başkanlığı 4-6 yaş Kur'ân kurslarını hayata geçirmiştir. Bu kursların temel amacı, çocuklara oyun ve etkinlik temelli bir yaklaşımla dinî kavram, değer ve davranışları tanıtmak ve farkındalık oluşturmaktır. Programda değerler eğitimi ağırlıklı olmakla birlikte, çocukların yaş gelişimlerine uygun materyaller ve yöntemler kullanılmaktadır. Araştırmanın yapıldığı Osmaniye ili, farklı bölgelerden aldığı göçlerle kültürel bir mozaik oluşturmakta; İl Müftülüğü tarafından 4-6 yaş Kur'ân kurslarının şehrin çeşitli bölgelerinde erişilebilir kılınması sağlanmaktadır. Bu bağlamda araştırma, söz konusu kursların çocukların dinî ve ahlaki gelişimlerine katkısını, öğretici ve veli görüşleri doğrultusunda değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Okul öncesi eğitim çağındaki çocukların değer düzeylerine ilişkin anne-baba ve öğretmen görüşleri
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLARIN DEĞER DÜZEYLERİNE İLİŞKİN ANNE-BABA VE ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ Bireylerin değer yargıları çocukluk çağında ebeveynlerinden ve çevrelerinden aldıkları değerlerle oluşmaktadır. Gelişim çağında olan çocukların değer yargılarını bilhassa etkileyen unsurlar aile ve okul çevresidir. Burada da ebeveynlerin ve öğretmenlerin sahip oldukları değer yargıları önem arz etmektedir. Söz konusu değerlerin çocuğa yansıma durumu da sergilemiş oldukları tutumlarla ilgilidir. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocukların sahip oldukları değerlere ilişkin değerlendirmelerini ve ebeveynlerin çocuklara yönelik tutumlarını belirlemeye yönelik bu araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Batman il merkezinde bulunan okul öncesi eğitim kurumlarında öğrenim gören 3-6 yaş grubu çocukların ebeveynleri ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklemini ise, elverişli örnekleme yöntemiyle seçilen 17 okul öncesi eğitim kurumunda çocuğu olan 317 ebeveyn ve çocukların bulundukları sınıfların öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Neslitürk ve Çeliköz (2015) tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Değerler XI Ölçeği Aile Formu", "Okul Öncesi Değerler Ölçeği Öğretmen Formu" ve Karabulut-Demir (2007) tarafından geliştirilen "Ebeveyn Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada verilerin normal dağılımının tespitinden sonra hem demografik hem de ölçeklere ilişkin maddelerin frekans, aritmetik ortalama ve standart sapma analizlerine yer verilmiştir. Ayrıca araştırmada yer alan değişkenler arasında bir bağ olup olmadığının tespiti amacıyla karşılaştırma analizleri (bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Kruskal-Wallis H testi) yapılmıştır. Bunun dışında da değişkenler arasındaki etkiyi belirlemek amacıyla Çoklu Regresyon Analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre; aileler, çocukların en çok dostluk-arkadaşlık değerine sahip olduklarını ifade ederken, en az ise sorumluluk değerine sahip olduklarını ifade etmektedirler. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocukların sahip oldukları değerlere ilişkin görüşleri, çocukların cinsiyet ve yaş değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Öğretmenler, çocukların en çok dostluk-arkadaşlık değerine sahip olduklarını ifade ederken, en az ise dürüstlük değerine sahip olduklarını ifade etmektedirler. Öğretmenlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocukların sahip oldukları değerlere ilişkin görüşleri, çocukların cinsiyet ve yaş değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Ebeveynler, okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik demokratik tutumlarının en yüksek düzeyde olduğunu ifade ederken, izin verici tutumlarının ise en düşük düzeyde olduğunu ifade etmektedirler. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik tutumlarının cinsiyet, aylık gelir durumu ve çocuk sayısı değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Ebeveynlerin okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik tutumlarının, çocukların sahip olduğu değerlere ilişkin değerlendirmelerini ne şekilde yordadığını ortaya koymaya yönelik olarak yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda; demokratik, otoriter ve izin verici değişkenleri birlikte, çocukların sahip olduğu değerlere ilişkin aile değerlendirmelerini yordadığını ortaya çıkarmıştır.
Karikatüre dayalı uygulamaların okul öncesi dönemdeki çocukların duygusal zekâ ve iletişim becerilerine etkisi
Bu tezin amacı, karikatüre dayalı uygulamaların okul öncesi çocuklarının duygusal zekâ ve iletişim becerilerine olan etkisini belirlemek amacıyla yapılan ve baskın-daha az baskın karma yöntem deseni ile amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanıldığı bir araşırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Bitlis'in Tatvan ilçesine bağlı iki anaokulu ve bu anaokullarında öğrenim gören 5 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Çalışma grubunda yer alan deney grubu, araştırmacının eğitim-öğretim sürecini yürüttüğü Tatvan Sahil Anaokulu'nda bulunan 5 yaş ve 20 kişiden oluşan bir grup, kontrol grubu olarak Tatvan Cumhuriyet Anaokulu'nda bulunan 5 yaş ve 20 kişiden oluşan bir grup seçilmiştir. Araştırmada karikatüre dayalı uygulamalar yapılırken, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu, duygusal zekâ ve iletişim becerisini belirlemek amacıyla gözlem formu ve doküman analizi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde Mann Whitney U-Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır. Ayrıca deneysel uygulamanın etki büyüklüğünü tespit etmek için Cohen d değerine bakılmıştır. Nitel verilerin analizinde yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler için ise betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin güvenilirliği için elde edilen veriler sayısallaştırılmış, frekans ve yüzde hesaplanmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde yapılan uygulamaların sonuçlarına göre, deney grubunu oluşturan çocukların ön test-son test duygusal zekâ ve iletişim becerilerine yönelik puanları arasında son test lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Kontrol grubunda mevcut programa göre yapılan etkinliklerin çocukların ön test-son test duygusal zekâ ve iletişim becerilerine yönelik puanları arasında son test lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Karikatüre dayalı uygulamalara tabi tutulan deney grubunun ve karikatüre dayalı uygulamalara tabi tutulmayan kontrol grubunun son test puanlarından elde edilen sonuçlara göre, karikatüre dayalı uygulamaların deney grubundaki çocukların duygusal zekâ ve iletişim becerilerini geliştirmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, Karikatür, Duygusal zekâ, İletişim becerileri
Okul yöneticilerinin paternalist (babacan) liderlik davranışları ile öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişki (Batman ili örneği)
Bu araştırma, okul yöneticilerinin paternalist (babacan) liderlik davranışları ile okul öncesi öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişkiyi incelenmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Batman ilinde bulunan 81 okulda görev yapan toplam 575 okul öncesi öğretmenden oluşmaktadır. Araştırma evreninde çok fazla öğretmen sayısının olmaması nedeniyle örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırmada ''Babacan Liderlik Davranışları Ölçeği'' ve ''İş Doyumu Ölçeği'' kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde frekans ve yüzde, standart sapma, aritmetik ortalama, bağımsız örneklem t-testi, Anova testi, LSD testi, korelasyon ve regresyon analiz teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenler, okul yöneticilerinin paternalist (babacan) liderlik davranışlarını orta düzeyde algıladıkları; paternalist (babacan) liderliğin alt boyutları olan "aile havası" ve "hayırseverlik" boyutlarına ilişkin algılarının yüksek, "müdahalecilik" ve "yetersiz görme" boyutlarına ilişkin algılarının ise "düşük", otorite alt boyutu ile ilgili algının ise "orta düzeyde" olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin genel olarak iş doyumuna ilişkin algılarının "iyi düzeyde" olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin paternalist (babacan) liderliğe ve iş doyumuna ilişkin algılarının araştırmada kullanılan bağımsız değişkenlerin bazılarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Paternalist (babacan) liderliğin alt boyutlarından aile havası oluşturma ve hayırseverlik ile öğretmenlerin iş doyumu arasında pozitif yönde ve orta düzeyde; otorite ve müdahelecilik alt boyutu ile öğretmenlerin iş doyumu arasında negatif yönde ve düşük düzeyde; yetersiz görme ile öğretmenlerin iş doyumu arasında negatif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda ise, genel olarak paternalist (babacan) liderliğin "hayırseverlik ve "yetersiz görme" alt boyutlarının öğretmenlerin iş doyumu üzerinde anlamlı birer yordayıcı oldukları tespit edilmiştir.
Okul yöneticilerinin hizmetkâr liderlik davranışları ile okul öncesi öğretmenlerin performans düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin hizmetkâr liderlik davranışları ile öğretmenlerin performans düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmuştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Siirt il ve ilçe merkezlerinde bulunan 228 okulda görev yapmakta olan 451 okulöncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın evreni ulaşılabilir olduğundan örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırmada "Okul Müdürlerinin Hizmetkâr Liderlik Davranışları Ölçeği" ve "Öğretmen Performansı Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada veriler, SPSS 22 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.Verilerin analizinde betimsel istatistik, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA),korelasyon ve regresyon analiz teknikleri kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, öğretmenlerin genel olarak hem okul yöneticilerinin hizmetkârliderlik davranışlarına ilişkin algıları hem de öğretmen performansına ilişkin algılarının iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Okul yöneticilerininhizmetkârliderlik davranışlarına ve öğretmen performansına ilişkin araştırmada kullanılan bağımsız değişkenlerin bazılarında öğretmen algılarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Genel olarakokul yöneticilerinin hizmetkâr liderlik davranışları ile öğretmenlerin performans düzeyleri arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda iseokul yöneticilerinin hizmetkârliderlik davranışlarıöğretmenlerin performans düzeylerini anlamlı bir şekilde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.Genel olarak okul yöneticilerinin hizmetkârliderlik davranışları öğretmen performansına ait varyansın %18'ni açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi eğitimin zorunlu olmasına ilişkin öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitimin zorunlu olmasına ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitliliğe göre belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Siirt il merkezinde okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 15 okul öncesi öğretmeni ve ilkokullarda görev yapan 15 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilmiş "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" yoluyla elde edilmiştir. Görüşme formu ile birlikte demografik bilgilerin edinilmesi için "Kişisel Bilgi Formu" oluşturulmuştur. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde "İçerik Analizi" yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; okul öncesi öğretmenleri ve sınıf öğretmenlerini, okul öncesi eğitiminin zorunlu olması ile birlikte çocukların bilişsel, duygusal-sosyal, psiko-motor gelişim alanlarının ve öz bakım becerilerinde pozitif yönde gelişim göstereceği ve ilkokul hazırbulunuşluğu açısından faydalı olacağı görüşüne sahip oldukları belirlenmiştir. Buna karşın öğretmenler okul öncesi eğitimin zorunlu olması ile birlikte ülkenin mevcut altyapı yeterliliği ve fiziksel koşullar açısından eksiklikler yaşayacağını düşünmektedir. Araştırmanın sonuçlarından yola çıkarak okul öncesi eğitiminin zorunlu olması durumunda ülkede sorunların ve eksikliklerin olduğu konusunda okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin hemfikir olduğu tespit edilmiş olup elde edilen sonuçlar doğrultusunda araştırmacı ve uygulayıcılara öneriler geliştirilmiştir.
Okul öncesi öğretmenlerinin çevre eğitimi yeterliliklerine ilişkin bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin çevre eğitimi yeterliliklerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda okul öncesi öğretmenlerinin çevre eğitimi yeterliliklerine yönelik görüşlerinin neler olduğu, çevre eğitimi konusundaki yeterlik düzeyleri ve çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmada betimsel araştırma modeline başvurulmuş hem nitel hem nicel verilerin birlikte kullanıldığı eş zamanlı karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda tarama yöntemi, nitel boyutunda ise olgu bilim yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada, 2021-2022 öğretim yılında Diyarbakır ilinde MEB'e bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenlerinden, nicel veri toplamak amacıyla 250, nitel verileri toplamak amacıyla ise 30 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmada nicel veri toplanma aracı olarak "Çevre Eğitimi Öz-Yeterlik Ölçeği" kullanılmış olup, örnekleme olarak basit seçkisiz ve uygun örnekleme yöntemine başvurulmuştur. Nitel veri toplama aracı olarak ise araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, kolay ulaşılabilir durum örneklemesine başvurulmuştur. Farklılık analizlerinde iki bağımsız grubun karşılaştırılmasında t testi, üç ve daha fazla bağımsız grubun karşılaştırılmasında ANOVA testi kullanılmıştır. ANOVA testinde farklılık bulunduğunda farklılığa neden olan grupların belirlenmesinde Post-Hoc Scheffe testinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutundaki verilerin analizi için içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin çevre eğitimi öz-yeterlik algılarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Görev yaptığı okulun sosyoekonomik düzeyi yüksek olan katılımcıların ortalamasının, orta ve düşük olanlara göre daha yüksek olduğu, cinsiyet, yaş, mezuniyet düzeyi, çevre eğitimi ile ilgili eğitim almış olma, herhangi bir sivil toplum kuruluşuna üye olma, görev yaptıkları okulun mesken durumu değişkenlerinde ise katılımcıların ortalamalarında anlamlı bir farklılık olmadığı görüşmüştür. Araştırmanın nitel boyutunda, okul öncesi öğretmenlerinin, öğrencilerine çevre bilinci kazandırma konusunda kendilerini yetersiz bulduklarını, fakat çevre eğitimi konusunda yeterli bulduklarını ifade ettikleri tespit edilmiştir. Verilen cevaplar ayrıntılı olarak incelendiğinde, okul öncesi öğretmenleri bu çelişkili durumun sebebini "okulda verilen çevre eğitiminin aile ve toplum tarafından yeteri kadar desteklenmemesi" olarak ifade etmişlerdir.
Ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarını incelemektir. Araştırmada, nicel ve nitel araştırma desenlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma desenlerinden eş zamanlı desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim- öğretim yılında Van ili sınırları içinde Millî Eğitim Bakanlığı (MEB)'e bağlı anaokullarında ve anasınıflarında okul öncesi eğitime devam eden çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın nicel boyutunda 618 katılımcıya, nitel boyutunda ise 70 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen "Çocuk Haklarına İlişkin Ebeveyn Algı Ölçeği (ÇHİEAÖ)" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmada SPSS bilgisayar paket programı kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi için normallik testine başvurulmuş ve verilerin normal bir dağılım sergilemediği görüldüğünden non-parametrik testlerden Mann- Whitney U Testi ve Kruskal- Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde ise içerik analizine başvurulmuştur. Araştırmanın sonucunda; ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarında yaş ve bilgi sahibi olma değişkenlerinin anlamlı farklılık gösterdiği ancak cinsiyet, öğrenim durumu, meslek ve sosyoekonomik düzeyi değişkenlerinde anlamlı farklılığın olmadığı ve nitel sonuçların nicel sonuçları destekler nitelikte olduğu tespit edilmiştir.
2013 okul öncesi eğitim programının Eisner'in eğitsel eleştiri modeline göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı 2013 okul öncesi eğitim programını Eisner'in eğitsel eleştiri modeli ile değerlendirerek programın mevcut durumunun etkililiğini tespit etmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup durum çalışması deseninden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Siirt ve Batman illerinde farklı okul türlerinde görev yapmakta olan 30 okul öncesi öğretmeni ile Türkiye'deki farklı devlet üniversitelerinde görev yapan ve okul öncesi eğitim alanında uzman olan 10 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklemine göre seçilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlem formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel ve içerik analiz yöntemi kullanılarak eğitsel eleştiri modelinin "betimleme", "yorumlama", "değerlendirme" ve "temalaştırma" alt boyutları dikkate alınarak bulgular sunulmuştur. Araştırma sonucunda okul öncesi eğitim programı, öğretmen ve akademisyenler tarafından eleştiriler gelse de genel olarak yeterli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcı gözlem sonucunda öğretmenlerin programı uygulama konusunda problemler yaşadıkları tespit edilmiştir. Akademisyenlerin program ile ilgili teorik çerçeveye hâkim olduğu ancak programın uygulanmasına yönelik görüş farklılıklarının olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda öneriler geliştirilmiştir.
Okul öncesi öğretmenlerinin ölçme değerlendirme araç kullanım sıklığı ve yeterliliklerine ilişkin karma bir araştırma
Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin ölçme değerlendirme araç kullanım sıklığının ve yeterliliklerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Karma araştırma yöntemlerinden eşzamanlı üçgenleme modelinin kullanıldığı araştırmanın nicel boyutu kısmında ilişkisel tarama modeli, nitel boyutu kısmında ise olgubilim modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutundaki katılımcıları Siirt ilinde görev yapan basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen gönüllü 124 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Nitel boyutundaki katılımcıları ise Siirt ilinde görev yapan maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile belirlenen gönüllü 15 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunun verileri araştırmacının geliştirmiş olduğu yapılandırılmış anket formu yoluyla oluşturulmuştur. Nitel boyutunun verileri ise, araştırmacının geliştirmiş olduğu yarı yapılandırılmış görüşme formu yoluyla oluşturulmuştur. Verilerin analizinde nicel boyutta betimsel analizler ve korelasyon analizi, nitel boyutta ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu kapsamında; okul öncesi öğretmenlerinin en çok yeterli oldukları ölçme değerlendirme aracının gelişim raporu olduğu, en sık kullandıkları ölçme değerlendirme aracının ise aylık plan olduğu belirtilmiştir. Ayrıca okul öncesi öğretmenlerinin ölçme değerlendirme araçlarında yeterlilik düzeyleri ile kullanım sıklıkları arasındaki farkın en çok standart testler aracında görüldüğü ve aralarında istatistiksel olarak orta düzeyde bir ilişkinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Programda yer alan ölçme değerlendirme araçları dışında öğretmenlerin kendilerinin oluşturdukları araçlar da tespit edilmiştir. Nitel boyutu kapsamında ise okul öncesi öğretmenlerin ölçme değerlendirmeyi genellikle öğrencilerin gelişim düzeylerini takip etme amacıyla kullandıkları, bu süreçte geleneksel araçlardan da çağdaş araçlardan da yararlandıkları, uygulamada zaman yetersizliği ve evrak doldurma yükü gibi birtakım problemlerle karşılaştıkları, süreç boyunca ailelerden çocukları tanımaya yönelik bilgiler edindikleri ve ölçme değerlendirme sonuçlarını ailelerle veli daveti, telefon görüşmesi, portfolyo, veli toplantısı gibi farklı yöntemler kullanarak paylaştıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ölçme değerlendirme araçları ile ilgili kaynak çeşitliliğinin arttırılması, ölçme değerlendirme araçlarına yönelik gerekli denetimlerin yapılması, uygulama boyutunda etkili olan nedenler tespit edilerek araştırılması, okul öncesi eğitim programının ölçme değerlendirme araçları kapsamında güncellenmesi, okul-aile iş birliğinin sağlanması ve aile katılım çalışmalarının arttırılması gibi önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Eğitim Programı, Ölçme Değerlendirme, Ölçme Değerlendirme Araçları
Sessiz kitapların çocukların erken okuryazarlık ve anlatı becerileri ile dil edinimleri üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, sessiz kitapların okul öncesi eğitime devam eden 58-70 aylık çocukların erken okuryazarlık, anlatı becerileri ile dil edinimleri üzerindeki etkisinin ne olduğunu ve okul öncesi öğretmenlerinin bu konudaki görüşlerini ortaya koymaktır. Bu çalışma karma yöntem, öntest sontest deney ve kontrol gruplu yarı deneysel desen şeklinde tasarlanmıştır. Deneysel uygulama öncesinde ve sonrasında aynı veri toplama araçları deney ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Van ili merkezindeki bir bağımsız anaokuluna devam eden 58 (29 deney, 29 kontrol grubu) çocuk ve deney grubundaki çocukların dört öğretmeni oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak Öğretmen Görüşme Formu, LITMUS (Türkçe Cümle Tekrarı Testi), "Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı (EOBDA)" ve "Öykü Anlatma Değerlendirme Formu (ÖADF)" kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde Bağımsız Gruplar t-testi, Bağımlı Gruplar t-testi, bağımlı gruplarda tek yönlü varyans analizi ANOVA, Bonferroni testi, Friedman, Mann Whitney-U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, eğitim ortamının sessiz kitaplar kullanılarak desteklendiği deney grubunun EOBDA, ÖADF ve LİTMUS Testi sontest sonuçları, herhangi bir müdahalenin bulunmadığı kontrol grubuna göre deney grubunun lehine anlamlı derecede farklılık göstermektedir. Benzer şekilde deney grubu EOBDA, ÖADF ve LİTMUS Testi öntest sonuçları ile sontest sonuçları arasında da sontest lehine anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Bulgular, sessiz kitapların eğitim ortamında kullanımının çocukların erken okuryazarlık ve anlatı becerileri ile dil gelişimine katkı sağladığını ortaya koymaktadır. Deney grubundaki çocukların öğretmenlerinin uygulama sonrasındaki görüşleri de söz konusu bulguyu desteklemektedir.
Okul öncesi dönemde oyun uygulamalarında öğretmen-çocuk etkileşiminin incelenmesi
Öğretmen-çocuk etkileşimleri gelişim ve öğrenme üzerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada alanyazında öğretmen-çocuk etkileşimlerinin en çok gözlemlenebileceği zamanlar olduğu belirtilen serbest oyun zamanı ve oyun tabanlı öğrenme süreçlerindeki öğretmen çocuk etkileşimleri derinlemesine incelenmiştir. Araştırma nitel araştırma yöntemi ile yürütülmüş bir çoklu durum çalışmasıdır. Araştırmanın veri toplama aracı yarı yapılandırılmış gözlem tekniğidir. Araştırmanın çalışma grubunu Aydın ilindeki farklı kurum türlerindeki üç okul öncesi öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıfındaki 60-72 ay aralığındaki 48 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın analizleri Flanders'ın Etkileşim Analizi Kategorileri (FIAC) ile gerçekleştirilmiştir. FIAC analizleri sonucunda öğretmenlerin çocuklarla olan etkileşimlerinde en çok sunar, sorular sorar ve yönetir kategorilerini kullandıkları; çocukların bu etkileşimlere genellikle cevap vererek katıldıkları, öğretmenlerin çocuklara göre daha çok etkileşim hamlelerinde bulundukları bulguları elde edilmiştir. Bu bulgular alanyazında var olan çalışmalar ile birlikte tartışılmıştır. Bulgularla paralel olarak okul öncesi öğretmenlerine, okul öncesi eğitim araştırmacılarına ve öğretmen eğitimi ile ilgili kurumlara önerilerde bulunulmuştur.
Türk eğitim sisteminde Cumhuriyet'in ilk yüzyılında (1923-2023) uygulanan okul öncesi eğitim programlarının analizi
Bu çalışmada Cumhuriyet tarihi süresince uygulanan altı okul öncesi eğitim programı Posner'ın (2004) program analizi boyutlarına uygun olarak analiz edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden "doküman analizi" deseninden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen nitel veriler betimsel analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın birincil veri kaynağı Türkiye'de 1923-2023 tarih aralığında uygulanan okul öncesi eğitim programlarıdır. İkincil veri kaynakları ise okul öncesi eğitim programlarına yönelik hazırlanan raporlar, tezler ve araştırma makalelerinden oluşmaktadır. Araştırmanın amacı, 1952 yılında hazırlanan ilk anaokulu yönetmeliği programından 2013 yılından itibaren uygulanan son okul öncesi eğitim programına kadar geçen sürede, programların vizyon ve misyonlarını, içerik dönüşümünü bütüncül bir bakış açısı ile ortaya koymaktır. Araştırmadan elde edilen bulgularda; programların güncellenmesinde belirli bir periyodun takip edilmediği görülmüştür. 2002 yılından itibaren program öğelerinin değişme sıklığının azaldığı görülmüştür. 2002 yılından itibaren okul öncesi eğitim programlarında vizyon ile ilgili maddeler değiştirilmemiştir. Okul öncesi eğitim programlarında amaç/hedef ve çocuklar için öğrenme merkezlerine yönelik ifadelerde süreklilik sağlanamamıştır. 2006 yılından itibaren programlarda sarmal program yaklaşımı benimsenmiştir. Okul öncesi eğitim programlarında değerlendirmeye yönelik bilgiler 1994 programından itibaren sunulmaktadır. Elde edilen veriler yoluyla, okul öncesi program geliştirme çalışmalarının geçmişi ayrıntılı bir akış içerisinde gösterilmiştir ve gelecekte hazırlanacak program geliştirme çalışmalarına verimliliği arttırmaya yönelik öneriler sunulmuştur.
Okul öncesi İngilizce öğretmenlerinin hizmet içi eğitimi: İhtiyaçlar ve program önerisi
Bu çalışmada okul öncesi eğitim kademesinde görev alan İngilizce öğretmenlerinin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını belirlemek ve okul öncesi kademesinde çalışan İngilizce öğretmenlerine yönelik bir hizmet içi eğitim programı geliştirmek amaçlanmıştır. Okul öncesi kurumlarında görev yapan İngilizce öğretmenlerinin karşılaştıkları temel sorunlar ve hizmet içi eğitim ihtiyaçları araştırılmıştır. Çalışmada İngilizce öğretmenlerinin, okul öncesi öğretmenlerinin ve okul yöneticilerinin görüşlerine yer verilmiştir. İngilizce öğretmenlerinin okul öncesi eğitimde hizmet içi eğitim ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik geliştirilen hizmet içi eğitim programına ilişkin öğretmenlere kazandırılması gereken özellikler, düzenlenmesi gereken eğitim durumları ve kazandırılacak özelliklerin nasıl sınanacağına ilişkin öneriler sunulmuştur. Çalışmada katılımcıların, okul öncesi birimlerde görev yapan İngilizce öğretmenlerinin hizmet içi eğitim ihtiyaçları olgusuna yönelik görüşlerinin ve deneyimlerinin araştırılması sebebiyle nitel yöntem desenlerinden fenomenoloji kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları ve gözlem formu kullanılmıştır. Çalışma 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ankara'da okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan yedi İngilizce öğretmeni, altı okul öncesi öğretmeni ve üç okul yöneticisi ile sınırlı olup örneklem amaçlı örnekleme ile seçilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmeler ve yedi hafta boyunca gerçekleştirilen gözlemler sonucu elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan İngilizce öğretmenlerinin en çok sınıf yönetimi, küçük çocuklara İngilizce öğretimi, öğrenciyi tanıma ve paydaşlarla iletişim konularında güçlük yaşadıkları tespit edilmiştir. Veri analizleri sonucunda okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan İngilizce öğretmenlerinin en yüksek frekansa sahip hizmet içi eğitim ihtiyacının sınıf yönetimi konusunda olduğu bulunmuştur. Bu ihtiyaca yönelik "Okul Öncesi İngilizce Öğretmenleri İçin Etkili Sınıf Yönetimi" isimli bir hizmet içi eğitim programı geliştirilmiştir.
A longitudinal conversation analytic study on L2 construction learning in a kindergarten classroom
This study documents the intricate relationship between classroom interaction and L2 learning by bringing empirical evidence for L2 construction learning in a kindergarten EFL classroom. The longitudinal video-recorded data were collected from a face-masked kindergarten classroom during the Covid-19 pandemic and examined using Multimodal Conversation Analysis. The analysis showed the emergence of two L2 constructions as the immediate learning objects and the retrospective and prospective examination of the data allowed for the documentation of their gradual sedimentation into two different learners' L2 repertoires. For the better understanding of the learners' and the teacher's roles in shaping the learning processes, the analysis was organized as (i) teacher initiated L2 construction learning (i.e., little bit) and (ii) learner initiated L2 construction learning (i.e., me too). With the examination of the cases of little bit, interactional routines, embodied explanations, translanguaging, choral repetition, understanding checks, repairing dispreferred responses, and designedly incomplete utterances were found as the teacher practices deployed strategically for the introduction and circulation of the construction to facilitate L2 construction learning. The analysis of the construction me too indicated the learners' collaborative accomplishment of resolving an interactional trouble as the point of emergence, and the focal learner's peer-prompted and finally unprompted use of the construction in situ. Accordingly, learner initiated L2 construction learning was enacted as an outcome of the prominent role of peers, thus their learner initiatives, in creating learning opportunities. The findings bring new insights into L2 learning in kindergarten classrooms and provide rich pedagogical implications to kindergarten language teachers.
Erken çocukluk eğitimcilerine yönelik hazırlanan ön yargısız eğitim programının öğretmenler ve çocuklar üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin Ön Yargısız Eğitime yönelik bilgilerini incelemek, Ön Yargısız Eğitim Programı'nın öğretmenlere olan etkilerini incelemek, Ön Yargısız Eğitim Programı'nın çocuklara etkilerini incelemektir. Araştırma karma araştırma desenlerinden iç içe karma desen özelliği göstermektedir. Katılımcılar uygun örnekleme yöntemi kullanılarak araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada öncelikle okul öncesi öğretmenlerinin Ön Yargısız Eğitime yönelik bilgi ve ihtiyaçları incelenmiştir. İhtiyaç analizine 54 okul öncesi öğretmeni katılım sağlamıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında uygulanan programın öğretmenler ve çocuklara olan etkisi incelenmiştir. İhtiyaç analizinde, katılımcılar görev yaptıkları yerler ile kendi kültürleri arasındaki benzerliklerin olumlu etkilerinin daha çok olduğunu, farklılıkların hem olumlu hem de olumsuz etkileri olduğunu belirtmişlerdir. Deney grubu öğretmenlerinin program uygulandıktan sonra Ön Yargısız Eğitime yönelik tutumlarının ve Öz farkındalıklarının arttığı; izleme testinde de bu tutumun ve farkındalığın korunduğu bulunmuştur. Deney grubunda yer alan çocuklar cinsiyet, aile ve sosyal yapı, engel ve kültürel geçmiş alt boyutları ile toplam puanları ön ve son testlerde farklılaşmakta; son testlerde daha yüksek tutum sergilemektedirler. Benzer şekilde, izleme testinde de toplam puan ile cinsiyet ve aile ve sosyal yapı alt boyutları son testlerine göre yükselmiş olup; engel ve kültürel geçmiş alt boyutlarında farklılık bulunmamaktadır. Kontrol grubunda yer alan çocukların program öncesi ve sonrası farklılıklara saygı tutumlarında cinsiyet ve aile ve sosyal yapı alt boyutlarında ve toplam puanda anlamlı farklılık bulunmamıştır. Engel ve kültürel geçmiş alt boyutlarında ise anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu bulgulara göre, Ön Yargısız Eğitim Programının öğretmenler ve çocuklar için etkili olduğu saptanmıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisinin ve çevrimiçi öğretmen yeterliklerinin incelenmesi
Bu çalışma, okul öncesi öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi (TPAB) ve çevrimiçi eğitim yeterliklerini değerlendirmeyi hedeflemektedir. Özellikle, geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmeyi ve TPAB öz-yeterlikleri ile çevrimiçi eğitim öz-yeterlikleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Eğitimde teknolojiyi etkili bir şekilde kullanma ihtiyacının önemi dikkate alındığında, okul öncesi öğretmenleri için özel olarak tasarlanmış bir TPAB ölçeğinin geliştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu ölçek, okul öncesi döneme özgü durumları, kavramları, alanları ve gelişim bilgisini kapsayan, aynı zamanda okul öncesi öğretmenlerinin sahip olması gereken becerileri içermektedir. Okul öncesi öğretmenleri için özel olarak tasarlanmış TPAB ölçeğinin geliştirilmesi, onların özel gereksinimlerine yönelik bir değerlendirme aracına olan ihtiyacı karşılamaktadır. Ölçeğin geçerliliği ve güvenilirliği sağlanmış olup, yol analizi okul öncesi öğretmenlerinin TPAB ve çevrimiçi öğretim öz-yeterlik puanları arasındaki ilişkiyi doğrulamaktadır. Ayrıca, çalışma öğretmenlerin çevrimiçi eğitim sürecinde kendi yeterlik seviyelerini nasıl değerlendirdiğini ve TPAB'ın bu yeterliklerle ne ölçüde uyumlu olduğunu araştırmaktadır. Yol analizi aracılığıyla, okul öncesi öğretmenlerinin TPAB öz-yeterlikleri ile çevrimiçi eğitim öz-yeterlikleri arasındaki anlamlı ilişki incelenmiştir. Ek olarak, çalışmada yaş, eğitim düzeyi, çalışma süresi, çalışılan okul türü ve hizmet içi eğitim gibi demografik değişkenler de araştırılarak, öğretmenlerin teknolojiyi etkili bir şekilde kullanma öz-yeterliklerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Bu çalışma, okul öncesi öğretmenlerinin TPAB ve çevrimiçi eğitim yeterliklerini daha iyi anlamaya katkıda bulunarak, öğretmen eğitimi ve profesyonel gelişim alanına ışık tutmaktadır.
Eğitsel veri okuryazarlığı yeterlik algısı ölçeği: Bir ölçek geliştirme çalışması
Gelişimin hızının yüksek olduğu erken çocukluk döneminde çocuklarla ilgili verilecek kararlar, uygulanacak etkinlikler veya alınacak önlemler onların çocukluk ve ileriki dönemlerini daha sağlıklı bir şekilde geçirmelerini sağlayacaktır. Veriye dayalı karar verme, öğretmenlerin, çocukların güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini belirlemek için değerlendirme verilerini inceledikleri ve elde ettikleri sonuçları uygulamalarında kullandıkları süreci ifade eder. Veriye dayalı karar vermenin bir parçası olan veri okuryazarlığı ise, verileri kullanarak soruları formüle aktarma ve bu soruları cevaplama becerisini içerir. Bu bağlamda, eğitsel veri okuryazarlığı, sınıfta veya okulda öğrenme ve öğretimi sürekli olarak geliştirmek amacıyla farklı türdeki verileri doğru bir şekilde elde etme, analiz etme ve bunlara yanıt verme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin eğitsel veri okuryazarlığına yönelik bir yeterlik algısı ölçeği geliştirmek amaçlanmıştır. Bu amaçla eğitsel veri okuryazarlığı için gerekli kaynaklar, yapılar, süreçler incelenmiş̧ ve eğitsel veri okuryazarlığını etkileyen etmenler ile geliştirmeye yönelik çıkarımlar araştırılmıştır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya 2022-2023 eğitim öğretim yılında Türkiye'de 81 ildeki MEB'e bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan 579 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırma, rastgele atama yöntemi ile çevrimiçi bir link üzerinden uygulanmıştır. Araştırmanın veri analizi, SPSS veri analizi programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde ilk olarak, açıklayıcı faktör analizi ve güvenirlik analizleri için IBM SPPS 22.0, doğrulayıcı faktör analizi için ise IBM AMOS 24.0 paket programları kullanılmıştır. "Eğitsel Veri Okuryazarlığı Yeterlik Algısı Ölçeği", okul öncesi öğretmenlerinin eğitsel veri okuryazarlığı yeterlik algılarını belirlemeye yönelik sorular yer almıştır. Çalışmanın sonucunda geliştirilen Eğitsel Veri Okuryazarlığı Yeterlik Algısı Ölçeğinin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu görülmüştür.
Okul öncesi öğretmenlerinin bilgi-işlemsel düşünme becerilerinin desteklenmesi: Tasarım temelli hizmet içi eğitimin etkisi
Bu araştırmanın amacı, tasarım temelli öğrenme yaklaşımı ile hazırlanan hizmet içi eğitim programının, okul öncesi öğretmenlerinin kodlama ve bilgi-işlemsel düşünme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu, 20 deney ve 20 kontrol grubu olmak üzere 40 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışmanın verileri, eğitim programının uygulanmasının öncesi ve sonrasında nicel ve nitel olarak toplanmıştır. Bu nedenle araştırma karma araştırma yöntemi desenlerinden biri olan müdahale deseni olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, ön test son test kontrol gruplu yarı-deneysel desen kullanılmıştır. Nitel boyutu durum çalışması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında deney grubu öğretmenlerine 21 oturumdan oluşan 3 modül hizmet içi eğitim programı beş günlük bir eğitimle uygulanmıştır. Bu kapsamda nicel veriler, "Kodlama ve Bilgi-İşlemsel Düşünme Hakkında Öğretmen İnanışları Ölçeği", "Bilgisayarca Düşünme Ölçeği" ve "Hesaplamalı Düşünmenin Öğretimine İlişkin Öz yeterlik Algısı Ölçeği" ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde, tekrarlı ölçümler için çok faktörlü varyans analizi (MANOVA) ve bağımlı örneklemler için t testi kullanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemi kapsamında çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda tasarım temelli hizmet içi eğitim programının okul öncesi öğretmenlerinin kodlama ve bilgi-işlemsel düşünme becerileri üzerinde olumlu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca araştırmanın nicel bulguları nitel bulguları tarafından desteklenmektedir.
36-72 aylık çocukların ev matematik ortamlarının incelenmesi
Çocukların ileri yaşlardaki matematik başarısını etkileyen bazı unsurlar bulunmaktadır. Matematik becerilerine etki eden bu unsurlardan biri evin matematik ortamıdır. Bu kapsamda "36-72 aylık çocukların ev matematik ortamı nasıldır?" ve "ebeveynlerin çocuklarının matematik becerilerine yönelik algıları nelerdir?" sorularına cevap aranmıştır. Araştırma kapsamında, Niklas vd.(2016) tarafından geliştirilen "Evin Aritmetik Ortamı Tarama Aracı (EAOTA)" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Matematiğe Yönelik Yeterlik Algıları Ölçeği (MYYAÖ)"nden elde edilen puanların güvenirlik ve yapı geçerlilikleri, 375 ebeveynden oluşan örneklem grubunda incelenmiş, elde edilen puanların geçerli ve güvenilir sonuçlar verdikleri görülmüştür. Ebeveynlerin, çocuklarına evde çoğunlukla "inşa oyuncakları ve bloklar, matematik temelli oyuncaklar, matematik temelli ev aktiviteleri," vb. materyaller sağlarken; "telefon/tablet uygulamaları, matematik kavramlarının yer aldığı televizyon programları, origami temelli oyun/oyuncaklar" vb. materyalleri daha az sağladığı görülmüştür. Ebeveynlere göre çocuklar evde çoğunlukla "nesneleri sayma/düzenleme/sınıflama, şekilleri tanıma/eşleştirme yapma, nesneleri sıraya koyma, "Orada kaç nesne var?" gibi sorular sorma vb." etkinlikler yaparken, en az "hesap makinesi ile oynama, harita kullanma, takvim kullanma" vb. etkinlikler yapmaktadırlar. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre çocukların yaşının ve kendine ait bir odasının olmasının hem EAOTA hem de MYYAÖ toplam puanlarındaki varyansın anlamlı bir açıklayıcısı olduğu sonucuna ulaşılırken, daha önce anaokulu/anasınıfına gitmiş olmanın sadece MYYAÖ'nün, sosyo-ekonomik düzeyin (SED) ise sadece EAOTA toplam puanlarındaki varyansın anlamlı bir açıklayıcı olduğu görülmüştür. Evin matematik ortamının değişkenleri olduğu varsayılan; "evin aritmetik ortamı, matematik yeterlik algıları, matematik temelli araçlar ve matematik temelli etkinlikler" ile kurulan modeller için yapılan yol analizinde kurulan her iki modelin kabul edilebilir uyum iyiliği indekslerine sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin matematik pedagojik alan bilgileri ile çocukların çalışma belleği arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin matematik pedagojik alan bilgileri ile okul öncesi dönem çocuklarının çalışma belleği becerileri arasındaki ilişkinin, öğretmenlerin çalışma belleği farkındalıklarının ve söyleme dayalı uygulamalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Nitel veri toplama yöntemi olarak görüşme; nicel veri toplama aracı olarak .71 Cronbach Alfa değerli "Okul Öncesi Matematiğinde Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği (OMPAB) ile Cronbach Alfa değeri .975 olan "Çalışma Belleği Derecelendirme Ölçeği" (ÇBDÖ) öğretmenlere ve çocuklara yönelik olmak üzere iki farklı ölçek kullanılmış olup öğretmenlerin matematik pedagojik alan bilgilerine yönelik verilere OMPAB ile çocukların çalışma belleğine ilişkin verilere ÇBDÖ ile ulaşılmıştır. 119 okul öncesi öğretmen ve 357 çocukla yürütülen çalışmada öğretmenlerin OMPAB'dan aldıkları puanlarının yaş ve mesleki deneyime göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermediği bulgusuna ulaşılmış olup lisans mezunu öğretmelerin pedagojik alan bilgi puanlarının lisansüstü eğitim düzeyine sahip öğretmenlere göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada öğretmenlerin pedagojik alan bilgileri arttıkça çocukların daha güçlü çalışma belleği özelliği gösterdiği sonucuna varılmıştır. Çocukların ÇBDÖ'den aldıkları puanlar karşılaştırıldığında kızlara kıyasla erkeklerin daha güçlü çalışma belleği özelliği gösterdikleri sonucuna ulaşılmış olup okul öncesi eğitim alma değişkeni yönünden 1 yıldan daha az okul öncesi eğitim alan çocuklara oranla 1 yıl ve üzeri süreyle okul öncesi eğitim alan çocukların lehine anlamlı farklılık göstermiştir.
Açık uçlu materyaller ile çocukların oyun davranışlarında ve yürütücü işlev becerilerinde ortaya çıkan değişimin incelenmesi
Araştırmanın amacı, açık uçlu materyaller aracılığıyla çocukların oyun davranışları ve yürütücü işlev becerilerinde ortaya çıkan değişimi incelemektir. Çalışma, eylem araştırması deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı, öğretmen-araştırmacı rolündedir. Ankara ili Etimesgut ilçesinde bir anasınıfındaki 60-77 ay arası 24 çocuk, çocukların ebeveynleri, öğretmen araştırmacı ve İnandırıcılık Komitesi üyeleri çalışmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Araştırma, durum saptama, uygulama süreci olarak iki evrede yürütülmüştür. Çocukların yürütücü işlev becerileri hakkında Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (OÖDÖ), Baş-Ayak Parmakları-Dizler-Omuzlar Görevleri (BADO), Çocuk Davranışları Değerlendirme Ölçeği (ÇDDÖ), Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlevler Envanteriyle (ÇDYİE); oyun davranışları hakkında ise Yürütücü İşlev Becerileri Odaklı Oyun Davranışları (YİBOD) Kontrol Listesi ve Oyun Gözlem Formu (OGF) aracılığıyla veri toplanmıştır. Nitel verilerin analizinde tümevarımsal içerik analizi kullanılmıştır. Nicel verilerden kontrol listelerinin değerlendirmelerinde frekans ve ortalama değerleri hesaplanmıştır. Durum tespiti aşaması ve eylem döngülerinin tamamlanmasının ardından uygulanan ölçekler ön test- son test olarak değerlendirilmiştir. Normal dağılım koşulu sağlandığından grup içi karşılaştırmalarda "t testi" kullanılmış, elde edilen her anlamlı değer için etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Müdahale sonrası çocukların yürütücü işlev becerilerinden işleyen bellek, bilişsel esneklik, dikkat, engelleyici kontrol, organizasyon ve planlama becerilerinde ve önemli düzeyde gelişim gözlenmiştir. Uygulanan eylem döngüleri sonrasında sergilenen oyun davranışları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde ise gözlenen değişimin olgunlaşmış oyun davranışlarına işaret ettiği tespit edilmiştir.
Okul öncesi öğretmenlerinin COVID-19 pandemi sürecinde mesleki yabancılaşma ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki
Araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin COVID-19 pandemi döneminde mesleğe yabancılaşma ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma yöntemi açıklayıcı sıralı karma yöntem olarak planlanmıştır. Araştırmanın nicel verileri gönüllü örneklem ile seçilen, en az 3 yıldır alanda aktif olarak çalışan 284 okul öncesi öğretmeninden toplanmıştır. Nitel veriler için nicel örneklem içerisinden tabakalı tesadüfi örnekleme yoluyla ve oranlı olarak seçilmiş 82 öğretmen ile görüşmelere başlanmış ve görüşme süreci veri doyumuna ulaşıldığı noktada, 15 okul öncesi öğretmeniyle tamamlanmıştır. Nicel veriler Demografik Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Envanteri-Eğitimci Formu ve Okul Öncesi Öğretmenleri Mesleğe Yabancılaşma Ölçeği kullanılarak Google Forms aracılığıyla çevrimiçi olarak toplanmıştır. Nitel veriler Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılarak Zoom aracılığıyla çevrimiçi ancak birebir toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26.0 ve MAXQDA programları aracılığı ile analiz edilmiştir. Pearson, Spearman, Kruskal Wallis, Mann Whitney U ve içerik analizi yöntemleri değerlendirme için kullanılmıştır. Araştırma sonuçları öğretmenlerin düşük düzey duyarsızlaşma yaşarken orta düzey duygusal tükenme ve kişisel başarıda azalma ile yüzleştiğini; anlamsızlık, yalıtılmışlık, güçsüzlük boyutlarında düşük düzey yabancılaşma yaşadıklarını; mesleğe yabancılaşma ve tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğunu; tükenmişlik ve yabancılaşma düzeylerinin yaşa ve medeni hale göre farklılaşmadığını; çocuk sahibi olmayan öğretmenlerin daha fazla tükenmişlik ve yabancılaşma yaşadıklarını; 3-8 yıllık mesleki deneyime sahip öğretmenlerin daha fazla deneyime sahip öğretmenlere göre daha çok tükenmişlik ve yabancılaşma deneyimlediklerini; özel kurumda çalışan öğretmenlerin resmi kurumda çalışan öğretmenlere göre daha fazla yabancılaşma yaşadıklarını göstermiştir.
Oyun temelli empati programının çocukların empati, arkadaşlık ve duyguları yönetme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı Oyun Temelli Empati Programı'nın (OTEP) beş yaş çocuklarının empati becerilerine, arkadaşlık ilişkilerine ve duyguları yönetme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma karma yöntem deneysel desende tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu benzeşik örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Çalışma grubu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ankara İli Etimesgut İlçesinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız anaokulunun beş yaş gruplarında eğitim gören 69 çocuktan (34 deney, 35 kontrol grubu) ve bu çocukların aileleri ile öğretmenlerinden oluşmaktadır. Deney grubunda yer alan çocuklara yedi hafta süresince araştırmacı tarafından OTEP uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan çocuklar ise öğretmenleriyle birlikte günlük eğitim rutinlerine devam etmişlerdir. Araştırmacı tarafından geliştirilen OTEP, bütünleştirilmiş on dört etkinlik ve altı aile katılımı etkinliğinden oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları "4-5 Yaş Empati Becerileri Ölçeği", "Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (OSBED) Ana-baba ve Öğretmen Formu Arkadaşlık İlişkileri ve Duyguları Yönetme Becerileri alt ölçekleri", "Öğretmenler için Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formları" ve "Aileler için Açık Uçlu Anket Formundan" oluşmaktadır. Elde edilen nicel veriler Bağımlı ve Bağımsız Gruplar t Testi, ANOVA ve ANCOVA testleri ile nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Oyun Temelli Empati Programının çocukların empati becerileri, arkadaşlık ilişkileri ve duyguları yönetme becerileri üzerinde istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı etkiye ve kalıcılığa sahip olduğu; deney grubu öğretmenlerinin ve ailelerinin de bu sonucu destekler görüşte olduğu tespit edilmiştir.