İlköğretim öğrencileri
Bu konu başlığı altında 928 tez
Özel eğitim-öğretim kurumlarında ders aracı olarak blog kullanımının öğrencinin motivasyonuna etkisi
Bilişim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaşması eğitim ve öğretim süreçleriyle de bütünleştirilmesini kaçınılmaz bir hale getirmektedir. Bu bilişim teknolojilerinden olan bloglar da etkileşimli içerikleri ve eğitime sağladıkları faydalar açısından potansiyel öğrenme ortamları olarak görülmektedir.Etkili bir öğrenme ve öğretme aracı olabilen blogların teknik bilgi gerekmeksizin oluşturulabilmeleri ve yapılan yorumlara anında cevap özelliğiyle sağladığı sosyal etkileşim imkanı eğitimde ders aracı olarak kullanımını gün geçtikçe arttırıcı bir etki yaratmaktadır.Bu çalışma, ders aracı olarak blog kullanımının öğrencinin motivasyonuna etkisinin belirlenmesi amacıyla ortaya konulmuştur. Bu amaç doğrultusunda da özel bir eğitim-öğretim kurumundaki ilköğretim ikinci kademe öğrencilerine blog kullanımının motivasyonlarına etkisini ölçücü bir anket uygulanmıştır.Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türk eğitim sisteminin yapısı ve bu yapı içinde özel eğitim?öğretim kurumlarının yeri üzerinde durulurken ikinci bölümde, sosyal medya kavramı ile araçlarına değinilmiş yanı sıra sosyal medya araçlarının eğitimde kullanımı ile ilgili bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde, blog kavramı, eğitimde blog kullanımı ile eğitimde blog kullanımının sağladığı avantajlardan söz edilmiş ve bu konuda yapılmış olan araştırmalardan da blog kullanımının faydalarını açıklamak üzere yararlanılmıştır. Dördüncü bölümde ise, motivasyon kavramı, önemi ve motivasyon kuramları ile eğitimde motivasyonun öneminden bahsedilmiş ek olarak blog kullanımı ile motivasyonun ilişkisini açıklayan araştırmalara yer verilmiştir. Son bölümde de, özel bir eğitim-öğretim kurumundaki öğrencilere uygulanan anket sonucu elde edilen verilerin yorumlanması amaçlanmıştır.
İkinci sınıf öğrencilerinin görsel okuryazarlığı üzerine bir araştırma
Türkiye'de görsel okuryazarlık eğitimi incelendiğinde verilen eğitimin öğretmen kılavuz kitaplarında yer alan etkinliklerle sınırlı kaldığı ve görsellerin incelenmesinden öteye gitmediği görülmektedir. Son yıllarda önemi oldukça artan görsel okuryazarlık eğitiminin ülkemizde diğer ülkelere nazaran daha az kanıksandığı düşünülmektedir. Bu araştırmada Türkçe 1-5. Sınıflar Programında yer alan ilkokul 2. sınıf görsel okuma ve görsel sunu kazanımlarıyla ilgili etkinlikler hazırlanarak, öğrencilerin görsel okuryazarlığını geliştirmek ve sonuçlarını bilimsel ölçütlere göre açıklamak amaç edinilmiştir. Bu amaç doğrultusunda 2. sınıflarda geçerli olan görsel okuma ve görsel sunu kazanımlarına yönelik çoktan seçmeli test ve 16 adet etkinlik hazırlanarak eylem araştırması yaklaşımı doğrultusunda uygulanmıştır. Tez kapsamında hazırlanan tüm etkinlikler; öğretim programı, içerik, öğrenci düzeyi, dil ve anlatım bakımından araştırmacı ve uzmanlarca incelenerek son şekli verilmiştir. Çalışma dört bölüm, kaynakça ve eklerden oluşmaktadır. Bunlardan ilki kavramsal çerçevedir. Kavramsal çerçevede okuma ve okuryazarlık, görsel, görsel algı ve görsel okuryazarlığın ne olduğu incelenmiş; görsel okuryazarlığın Türkiye'de ve diğer ülkelerdeki tarihi gelişimine bakılmış; görsel okuryazarlığın medya okuryazarlığıyla ilişkisi ele alınmıştır. İkinci bölümde, araştırmanın amacı, önemi, problem cümlesi, çalışma grubu, veri toplama araçları ve verilerin analizi açıklanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması deseninde yürütülmüştür. Ancak araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden de faydalanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu öğrencilerini, İstanbul Küçükçekmece'de bulunan Sefaköy 100. Yıl İlkokulunun 2-C sınıfında öğrenim gören 10 kız ve 10 erkek öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmadaki veri toplama araçları ise; katılımlı gözlem, araştırmacı günlüğü, öğrenci günlükleri, öğrenci ürün dosyaları, video kayıtları ve doküman analizi olarak ifade edilebilir. Üçüncü bölümde, görsel okuma ve görsel sunu etkinliklerinden elde edilen bulgular ortaya koyulmuş; öğrencilerin çalışma kâğıtlarından alınan örneklerle bulgular betimlenmiş; bazı veriler içerik analizine tabi tutularak kodlanmış ve kategorilendirilmiş; ön test ve son test sonuçları ise karşılaştırılarak öğrencilerin gelişme düzeylerine bakılmış ve sonuçlar yorumlanmıştır. Dördüncü bölüm sonuç ve öneriler bölümüdür. Bu bölümde öğrencilerin görsel okuryazarlığına dair tespit edilen bulgular uygulanan etkinliklerin ve eylem araştırmasının işlevselliği ve geri bildirimi yönünden açıklanarak bu doğrultuda öneriler getirilmiştir.
İlkokulda öğrencisi bulunan velilerin öğretmenlerden beklentileri
Bu araştırmanın amacı; ilkokullarda öğrencisi bulunan ailelerin görüşlerinden yararlanarak okul-aile, öğretmen-veli arasındaki işbirliğini güçlendirmek, velilerin sınıf öğretmenlerinden ne tür beklentileri olduğunu belirleyerek karşılaşılan aksaklıkların belirlenip daha etkili bir eğitim için çözüm önerileri geliştirebilmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemiyle 2013-2014 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Üsküdar, Kadıköy ve Ümraniye ilçelerindeki 12 okuldan 30 katılımcıya araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu sorulmuş ve elde edilen veriler nitel veri çözümleme tekniği kullanılarak, içerik analizi yapılarak, bulgular tanımlanarak yorumlanmıştır. Araştırmaya katılan 30 katılımcının 15'i kadın, 15'i erkek veliden oluşmaktadır. Katılıcımların yaş ve meslekleri çeşitlilik arz etmektedir. Araştırmada elverişli örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik durum örneklemesi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi neticesinde ulaşılan sonuçlar aşağıdaki gibi özetlenebilir; Veliler öğretmenlerinin; öğrencilerle iyi bir iletişimlerinin olması, öğrencileri kendi çocukları gibi görmeleri, anlayışlı, hoşgörülü ve sabırlı olmaları özelliklerini taşıması gerektiğini düşünmektedirler. Öğretmenler mesleki açıdan kendilerini geliştirmeli ve yenilikleri takip edebilmelidirler. Sınıf öğretmenleri öğrencilere her alanda uygun bir rol model olabilmelidirler. Veliler öğrencinin okuldaki başarı ve davranış durumlarının kendileriyle paylaşılması gerektiği inancında olup, eğitim öğretim faaliyetlerinin içinde olmak istemektedirler. Veliler ayrıca çocuğun akademik başarısı için kendilerine gerekli rehberlik çalışmalarının yapılmasını beklemektedirler. Veliler öğretmenle belirli bir zamana bağlı olmaksızın gerektiğinde görüşme yapabilmeyi istemektedirler. Öğretmen veli iletişiminin empati kurarak, güler yüzlü, saygılı, anlayışlı olması gerektiği inancındadırlar. Ayrıca hem belirli aralıklarla hem de zamana bağlı olmaksızın gerektiğinde öğretmenleriyle sağlıklı bir iletişime geçebilmeyi beklemektedirler. Aileler çocuklarının akademik başarısından çok güzel davranışlı olmasını önemsemektedirler. Öğretmenin öğrencileri milli manevi değerler konusunda yetiştirmesini ve onlara örnek olmasını beklemektedirler. Veliler çocuklarının başarılarını geliştirmesi, davranışlarını güzelleştirmesi açısından sosyal kültürel faaliyetlere katılmalarını önemli buldukları görülmektedir. Veliler öğretmenlerin kendilerini ve çocuklarını eğitim konusunda motive etmelerini beklemektedirler. Bu amaçla öğretmenden; veli ziyareti yapmasını, veli toplantılarında ve birebir görüşmelerde gerekli rehberlik ve teşvik çalışmalarını yapmasını, eğitim konulu kitaplar tavsiye etmesini, hem kendilerinin hem de öğrencilerin okuma alışkanlığı kazanmasına katkı sağlamasını bekledikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Veli, Veli Beklentisi, Öğretmen, Öğrenci, İlkokul
7 - 11 yaş arası özel eğitim gören zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtileri ve sosyal kaygı düzeyi açısından karşılaştırılması
Engelli ailelerinin özellikle annelerin yaşadıkları ruhsal sorunların anlaşılması onlara ve çocuklarına daha iyi hizmet verebilmek için gereklidir. Engelli insanlar hayatlarını tek başlarına idare edemedikleri için aile fertlerinin desteğine özellikle annelerinin destek ve korumalarına ihtiyaç duyabilmektedir. Bu durum annelerin normal bir çocuğa sahip olmakla üstlenmeleri gereken sorumluluktan daha fazla sorumluluk üstlenmeleri anlamına gelmektedir. Engelli bir çocuğa sahip olmanın getirdiği duygusal, fiziksel, ekonomik, sosyal yük annenin normal şartlarda yaşayabileceği stresi daha da yoğun yaşamasına sebep olmaktadır. Hatta pek çok engelli annesi ruhsal ve fiziksel rahatsızlıklara maruz kalmaktadır. Ancak engelli annelerinin stres ya da ruhsal rahatsızlıklar yaşamasının tek nedeni engelli bir çocuğu sahip olmak değildir. Araştırmalar engelli bir çocuğa sahip olmanın dışında stres ve ruhsal sorunları etkileyebilecek pek çok faktör olduğunu bildirmektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak bu araştırmanın amacı 7-11 yaş arası özel eğitim gören zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtileri ve sosyal kaygı düzeyi açısından karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini İstanbul Bağcılar'daki özel eğitim merkezlerinde eğitim alan 108 zihinsel engelli çocuk annesi oluşturmuştur. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Stres Belirtileri Ölçeği ve Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği uygulanmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmayı esas alarak karşılaştırma türü ilişkisel tarama ve korelasyon türü ilişkisel tarama yöntemi uygulanmıştır. Sonuç çıkarıcı istatistiklerden tek yönlü anova, T-testi ve Regresyon Analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, zihinsel engelli çocuk annelerinin stres ve sosyal fobiye maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan zihinsel engelli öğrenci annelerinin stres belirtilerinin sosyal fobi düzeyinden etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modeli istatistiksel olarak anlamlıdır (F=13,063; p=0,000<0,05). Elde edilen bulgulara göre zihinsel engelli çocuk annelerinin stres ile sosyal fobi puanları arasında .33 düzeyinde pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=.33; p= 0,000<0,05). Buna göre stres puanı arttıkça sosyal fobi puanı da artmakta, sosyal fobi puanı arttıkça stres puanı da artmaktadır. Bu bulgular ışığında gerek eğitim kurumlarında gerekse sağlık kurumlarında zihinsel engelli çocuk anneleri ile ilgili değerlendirmeler yapılırken annelerin stres yaşamalarının dışında başka ruhsal rahatsızlıklar da yaşayabileceği dikkate alınmalıdır. Gerek bu araştırma gerekse literatürdeki pek çok araştırma zihinsel engelli çocuk annelerinin yaşadığı stresin sadece çocuklarının yaşadıkları engelden dolayı değil başka pek çok sebepten dolayı yaşanabileceğini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Zihinsel engelli çocuklar, stres, sosyal fobi, anneler
İlköğretim I. kademe 4.ve 5. sınıf öğrencilerinin saldırganlık düzeyleri ile anne baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ilköğretim 4. ve 5.sınıf öğrencilerinin saldırganlık düzeyi ve anne-baba tutumu arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu genel amaç çerçevesinde ayrıca öğrencilerin saldırganlık düzeyleri, ?cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, algılanan başarı düzeyi, anne eğitim düzeyi ve yaşı, baba eğitim düzeyi ve yaşı, algılanan ekonomik durum, göç yılları, anne ve babanın dövüyor olması ve sınıf seviyesi? gibi değişkenler açısından incelenmiştir.Araştırma Bakırköy ilçesindeki üç farklı sosyoekonomik bölgede yer alan üç ilköğretim okulunun 4. ve 5. sınıflarında eğitim gören 136'sı kız ve 126'sı erkek olmak üzere toplam 262 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada, öğrencilerin saldırganlık düzeyini belirlemek amacıyla Şahin (2004) tarafından geliştirilen ?Saldırganlık Ölçeği?, Anne baba tutumunu belirlemek için S.Polat (1986) tarafından geliştirilen ?Ana Baba Tutum Ölçeği? kullanılmıştır. Öğrencilerin kişisel niteliklerine ilişkin bilgiler araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? ile elde edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 15,0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada tek yönlü varyans analizi (ANOVA)'nın parametrik olmayan karşılığı Kruskal-Wallis H Testi, Mann Whitney U Testi, Pearson's Ki-Kare Testi ve Spearman Korelasyon Testi kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemeler için önemlilik düzeyi .05 olarak alınmıştır.Araştırma bulguları, babanın tutumunun, annenin dövmesinin, cinsiyetin, yaşın, algılanan başarı düzeyinin, okulun ve sınıf düzeyinin saldırganlık düzeyiyle ilişkili olduğunu, babanın dövmesi, annenin tutumu, kardeş sayısı, annenin eğitim düzeyi, annenin yaşı, babanın eğitim durumu, babanın yaşı, algılanan ekonomik durum, göç durumu ile saldırganlık düzeyi arasında ilişkiolmadığını ortaya çıkarmıştır.Anahtar Kelimeler: Anne Baba Tutumu, Saldırganlık, ilköğretim öğrencileri.
İlköğretim dördüncü ve beşinci sınıf öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn kabul - red düzeyleri ile empatik eğilim düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu arastırmada; ilkögretim dördüncü ve besinci sınıfa devam edenögrencilerin algıladıkları ebeveyn kabul-red düzeyleri ile empatik egilim düzeyleriarasındaki iliski ögrencilerin cinsiyet, devam ettikleri okul, sınıf, kardes sayıları,akademik basarıları, anne babanın ögrenim durumları, gelir düzeyleridegiskenlerine göre incelenmistir.Arastırma grubunu 2011-2012 egitim-ögretim yılında, stanbul li AvrupaYakası Küçükçekmece lçesindeki; Mustafa Kemal Pasa lkögretim Okulu veSultan Murat lkögretim Okuluna devam eden, her okuldan dördüncü ve besincisınıfların her birinden 250 kız, 243 erkek olmak üzere toplam 493 ögrenciolusturmaktadır.Arastırmada Kisisel Bilgi Formu, KA-S Empatik Egilim Ölçegi (Kaya,Siyez, 2010) ve Çocuk/ Ergen Kabul- Red Ölçegi Kısa Form (Rohner, 2005)kullanılmıstır.
Şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan ikinci kademe öğrencilerinin saldırganlık eğilimlerinin ve benlik saygı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan çocukların saldırganlık eğilimleri ve benlik saygı düzeylerinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini İstanbul'daki Özel Bahçelievler İhlas Koleji'ne 2013-2014 eğitim ve öğretim yılında devam etmekte olan 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencisi 273 çocuk oluşturmaktadır. Geçersiz olan ölçeklerin elenmesiyle araştırma 265 kişi üzerinden yapılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, katılımcıların bazı kişisel özelliklerini (kardeş sayısı, anne ve babanın beraber olup olmama durumu, aylık gelirleri, herhangi bir oyun konsoluna sahip olup olmadıkları) belirleyebilmek için araştırmacı tarafından hazırlanan ''Kişisel Bilgi Formu'', saldırganlık düzeyini belirlemek amacıyla ''Buss Perry Agresyon Ölçeği'' ve öz-kavramına ilişkin bilgilere ulaşmak için de'' Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği'' kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen veriler SPSS22 istatistik programında değerlendirilmiştir. İki gruplu değişkenlerde Bağımsız Örneklem T testi, Mann Whitney U testi ikiden fazla gruplu değişkenlerde Kruskal Wallis testi, Anova testi uygulanmıştır.Araştırma sonucunda şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan çocukların diğer oyun türleriyle oynayan çocuklara göre saldırganlık eğilimlerinin fazla olduğu görülmüştür. Bunun yanında şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan çocukların diğer çocuklara oranla benlik saygılarının daha düşük olduğu saptanmıştır.
Spor yapan ve yapmayan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerin atılganlık düzeylerinin karşılaştırılması
Araştırmada spor yapan ve yapmayan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinde atılganlık düzeyinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul Kurtdereli Mehmet Ortaokulu'na 2018-2019 eğitim öğretim yılında devam eden öğrencilerde spor yapan 134 ve spor yapmayan 134 olmak üzere toplam 268 katılımcıya anket uygulanmıştır. Uygulanan anket formunda Sosyodemografik Bilgi Formu ile birlikte Rathus Atılganlık Envanteri yer almaktadır. Araştırma verilerinin analizinde betimleyici istatististikler, ki-kare, t-test ve ANOVA kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığı ve %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre spor yapan ve yapmayan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin atılganlık düzeyleri arasında anlamlı fark yoktur (p>0,05). Spor yapan ve yapmayan gruplar arasında yaş, sınıf ve baba mesleği yönünden anlamlı farklar bulunmuştur (p<0,05). Atılganlık düzeyi spor yapan 5. Sınıf öğrencilerinde en düşük iken, annesi üniversite mezunu olanlarda en yüksektir (p<0,05). Spor yapmayan öğrencilerde ise atılganlık 1 kardeşi bulunanlarda en yüksektir (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Spor, atılganlık, ilköğretim ikinci kademe öğrencileri
6-12 yaş grubu korunma ihtiyacı olan çocuklarda (KİOÇ) piyano eğitiminin sosyal gelişimlerine etkileri
Bu araştırmada 6-12 yaş arasındaki koruma altındaki çocuklarda, piyano eğitiminin sosyal düzeyleri üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda 6-12 yaş arasında koruma altında olan toplam 12 çocuk ile birlikte çalışılmıştır. Araştırmada sosyal beceri düzeyini ölçmek için „Matson Sosyal Beceri ölçeği‟ ve „Atılganlık Ölçeği‟ ve sosyal beceri ile ilişki değişkenler olarak duygusal ve davranışsal sorunları incelemek için „Güçler ve Güçlükler Anketi‟ uygulanmıştır. Çalışmaya alınan 12 katılımcının 6‟sı deney 6‟sı kontrol grubuna atanmıştır. Hem deney hem de kontrol grubuna ön test puanlarının belirlenmesi amacı ile deneysel süreçten önce ölçekler uygulanmıştır. Deney grubuna atanan katılımcılara 12 hafta boyunca haftada 1 defa olmak üzere piyano eğitimi verilmiştir. Eğitimler koruma altındaki çocukların yaşadıkları çocuk evinin müzik sınıfında verilmiştir. Eğitim planı araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Kontrol grubuna bu süre boyunca herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney sürecinin bitmesi ile hem deney hem de kontrol grubuna son test puanlarını almak amacı ile ölçekler tekrar uygulanmıştır. Ön test ve son test değerleri arasındaki farkı incelemek için IBM SPSS 21 programı kullanılmıştır. Kontrol ve deney gruplarına ilişkin ön test ve son test puanları arasındaki farklar Mann Whitney-U testi ve Wilcoxon işaretli sıralar testi ile incelenmiştir. Buna ek olarak deney grubunun ön test ve son test değerleri arasındaki farkı incelemek için ortalama ve standart sapma değerleri incelenmiştir. Araştırma sonuçları deney grubunun „sosyal beceri‟ puanlarında, „atılganlık‟ puanlarında istatistiksel anlamlı bir artış olduğunu; „dikkat eksikliği ve hiperaktivite‟, „akran sorunları‟, „duygusal sorunlar‟ ve güçler ve güçlükler anketi toplam puan‟ın da istatistiksel olarak anlamlı bir azalma olduğunu göstermiştir. (p<.05) Araştırma sonuçları, müzik eğitiminin sosyal beceri düzeyini arttırdığını ve duygusal ve davranışsal sorunları azalttığını göstermiştir. Sonuçların ilgili literatür ile uyumlu olduğu görülmektedir. Araştırma sonuçları müzikal ve sanatsal çalışmaların dezavantajlı çocuklarda iyi oluşu arttırarak duygusal ve davranışsal sorunlarını azaltabileceğini göstermektedir. Uzun vadeli sonuçların değerlendirilebilmesi için ilgili konu ile daha fazla araştırma yapılmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Müzik Eğitimi, Sosyal Beceri, Atılganlık, Duygusal sorunlar
Orta çocukluk dönemi çocukların bağlanma stilleri ile bilgisayar oyun bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada 3, 4, 5 ve 6. sınıf öğrencilerinin bilgisayar oyun bağımlılığı ile çocukların bağlanma stilleri arasındaki ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla 2020-2021 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Kadıköy ilçesinde bulunan Özel Atacan Eğitim Kurumları'nda öğrenim gören 150 öğrenciyeölçekler uygulanmıştır. Araştırmada Sosyodemografik Veri Formu, Kerns Güvenli Bağlanma Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar II Envanteri ve Çocuklar için Bilgisayar Oyun Bağımlılığı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veriler bilgisayar ortamına aktarılarak IBM SPSS 25.0 yardımıyla çözümlenmiştir. Orta çocukluk dönemi çocukların bağlanma stilleri ile bilgisayar oyun bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesinde Pearsonkorelasyon testi ile araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda, çocukların bağlanma stilleri ile bilgisayar oyun bağımlılığı arasında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Bulgulara göre, çocuklar için bilgisayar oyun bağımlılığı ölçeğinin dört alt boyutu olan bilgisayarda oyun oynamaktan vazgeçememe ve engellendiğinde rahatsız olma, bilgisayar oyununu hayalinde yaşatma ve gerçek hayatıyla ilişkilendirme, bilgisayar oyunu oynamaktan dolayı görevlerini aksatma, bilgisayar oyunu oynamayı başka etkinliklere tercih etme kerns bağlanma ölçeği ile negatif yönlü ve orta derece bir korelasyon ilişkisi içinde olduğu yani güvenli bağlanmada azalma olduğu ortaya çıkmıştır. Diğer yandan kaygı ve kaçınma alt boyutlarıyla da pozitif yönlü bir ilişki olduğu, kaçınma düzeylerinde artış olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: bilgisayar oyun bağımlılığı, bağlanma stilleri, orta çocukluk dönemi, güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma, kaçıngan bağlanma.
İlköğretim birinci, beşinci ve sekizinci sınıf kız ve erkek öğrencilerinde spinal mouse ile omurga duruşu taraması çalışması
Okul ortamı, fiziksel ve sosyal çevresi ile sağlığı doğrudan etkilemektedir. Okul, sağlık ile ilgili olumlu tutum ve davranışların geliştirilmesine ya da sağlık hizmetlerinin topluca sunulmasına elverişli bir ortam olması nedeniyle, sağlık hizmetleri için önemli bir kurumdur. 1, 2. Koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında okullarda pek çok tarama programı yürütülmektedir. Bunlardan en önemlisi omurga sağlığı taramasıdır. Çocukların okula başlamasıyla gündeme gelen hareketsiz yaşam, uzun oturma süreleri, bilgisayar kullanımının artması, ağır ve yanlış çanta taşıma alışkanlıkları, gelişim çağının getirdiği duruş bozuklukları ve bu yaşa özgü gelişebilen kifoz, lordoz, skolyoz, kanat skapula gibi omurgayı ilgilendiren şekil bozukluklarını gündeme getirmektedir. Aynı zamanda bel ağrısının neredeyse bu çağlarda başladığı ve yaşla birlikte prevalansının arttığı bildirilmek- tedir. Okul omurga sağlığı taramaları, postür bozukluklarını erken dönemde saptama ve saptanan kifoz, lordoz ve skolyoz gibi bozuklukları önlemek veya azaltabilmek amacıyla yapılmaktadır. Ülkemizde ilkokul çocuklarında çeşitli sağlık taramaları yapılmakta, ama omurga sağlığı taraması ve buna bağlı olarak görülen postüral değişiklikleri belirten çalışmalar az sayıda bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ilkokul çocuklarında çanta taşıma şekli, bilgisayar kullanım sıklığı, postür bozukluklarını belirlemektir. Geçerliliği ve güvenirliği test edilmiş olan Spinal Mouse cihazı ile zararlı ışınlara gerek duyulmadan çocukların omurga eğriliklerinin tespit edilmesi ve bu eğriliklerin hangi yaş grubunda daha çok görüldüğü bu çalışmanın genel bir özetidir.
İlköğretimde demokrasi ve vatandaşlık eğitimi
Bu araştırmanın amacı: İlköğretim okullarında görev yapan Sınıf Öğretmenleri ve Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin vatandaşlık konularına ilişkin bilgi, bu konulara atfettikleri önem ve sergiledikleri davranış düzeylerini tespit etmek ve bilme, önemseme ve davranışa dönüştürme arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Demokrasi ve vatandaşlık eğitimi her geçen gün önemini gittikçe artırmaktadır. 2005 yılında hayata geçirilen ilköğretim okulları öğretim programı ile hem yaklaşımı ve hedefleri hem de öngördüğü öğretim yöntem ve öğrenci nitelikleri itibarıyla Türkiye'deki vatandaşlık anlayışı ve vatandaşlık eğitimini önemi daha da artmıştır. Bu öneminden dolayı bu tezde öğretmenlerin evrensel vatandaşlık temaları esasında yeterlilikleri araştırılmıştır.Bu araştırma deseni, veri toplama araçları ve analiz tekniklerin itibarıyla nicel bir araştırmadır. Araştırmanın uygulaması 2008?2009 öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Uşak ilinde 4. ve 5. sınıflara vatandaşlık eğitimi veren 240 Sınıf öğretmeni ve 79 Sosyal Bilgiler öğretmeni olmak üzere toplam 319 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen 5'li Likert tipi Vatandaşlık Yeterlilik Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğim toplam güvenirlik katsayısı 0.81 Crombach Alpha dır.Toplanan veriler SPSS paket programı kullanılarak yüzde, frekans, t testi, korelasyon ve regresyon analizlerine tabi tutulmuştur. Elde edilen bazı sonuçlar aşağıdaki gibi özetlenebilir; Öğretmenlerin vatandaşlık bilgi ve davranış düzeylerine bakıldığında genellikle yüksek seviyede oldukları görülmektedir. En çok bilgi ve davranışa sahip oldukları kategori ise `Demokrasi: Saygı ve Eşitlik' tir. Öğretmenlerin vatandaşlık konularıyla ilgili bilgi düzeyleri arttıkça, vatandaşlık konularını önemseme düzeyleri de artmaktadır. Öğretmenlerin sergiledikleri vatandaşlık davranışlarını etkileyen faktörler arasında o konuyla ilgili bilgi seviyesi en önemli unsur olarak karşımıza çıkmaktadır Ayrıca hiyerarşik olmayan stepwise regresyon analizinden çıkan sonuçlara göre öğretmenlerin vatandaşlık konularına atfettikleri önem, öğretmenlerin o konuyu bilmeleri ve uygun davranışları sergilemelerinden sonra gerçekleşmektedir.Anahtar Kelimler: Vatandaşlık, Vatandaşlık Eğitimi, Demokrasi, İnsan Hakları
İlköğretim öğrencilerinin matematik dersi problem çözme başarılarının bazı demografik değişkenler ve okuduğunu anlama becerisi açısından incelenmesi
Bu çalışmada ilköğretim 5. Sınıf öğrencilerinin matematik dersi problem çözme başarısının okuduğunu anlama becerisi açısından ve her iki becerinin sosyal değişkenler açısından incelenmesi gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2009 ? 2010 eğitim öğretim yılı 2. Döneminde Kütahya İli Simav İlçesi'ndeki 12 ilköğretim okulunda yapılmıştır. Toplam 370 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Araştırma içerik bakımından altı ana bölümden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler Pearson korelasyon analizi, bağımlı-bağımsız t testi, tek yönlü Anova testi uygulanarak değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre problem çözme başarısı ile okuduğunu anlama becerisi arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki vardır. Problem çözme başarı düzeyi ve okuduğunu anlama becerisi, sosyekonomik gelir düzeyi, baba eğitim durumu, internet bağlantısı imkânı, kardeş sayısı, özel bir kurs alma, ikâmet edilen yerleşim birimi gibi değişkenlerden etkilenmektedir. Bu değişkenlerin düzeyleri arttıkça başarı ve beceri düzeyinin arttığı saptanmıştır. Anne eğitim düzeyi ve özel ders alma gibi değişkenlerin okuduğunu anlama becerisi başarı düzeyine etkisinin olmadığı saptanmıştır. Kız öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerinin erkeklerinkinden daha iyi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca internete bağlanma imkânının hem problem çözme başarısına hem de okuduğunu anlama becerisine olumlu katkı yaptığı sonucuna varılmıştır.
Dünya, güneş ve ay konusunun ilköğretim 5. sınıf öğrencilerine bilimsel tartışma odaklı yöntem ile öğretilmesinin öğrencilerin başarılarına, tutumlarına ve tartışmaya katılma istekleri üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, bilimsel tartışma odaklı fen öğretiminin ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin akademik başarıları, fene karşı tutumları ve tartışmaya katılma istekleri üzerine etkisini araştırmaktır. Bu amaçla, ilköğretim 5.sınıftaki ?Dünya, Güneş ve Ay? ünitesi seçilmiştir. Ayrıca, öğrencilerin başarıları, fene karşı tutumları ve tartışmaya katılma istekleri üzerine cinsiyetin etkisinin uygulanan yönteme göre değişiminin de tespiti amaçlanmıştır.Ön test-son test kontrol gruplu tasarımın uygulandığı bu deneysel çalışma 2009-2010 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Uşak-Ulubey Kuvayi Milliye İlköğretim Okulu ve Hüseyin Remzi Devecioğlu İlköğretim Okulu 5. sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Çalışmaya 26 deney grubu 25 kontrol grubu olmak üzere 51 öğrenci katılmış ve uygulama haftada 4 saat olmak üzere 6 hafta sürmüştür.Uygulamadan önce gruplar arasındaki seviyeyi tespit etmek için ön bilgi testi uygulanmıştır. Bilimsel tartışma etkinliklerinin hazırlanmasında ilköğretim beşinci sınıf fen kazanımları esas alınmıştır.İlk iki hafta öğrencilerin ön bilgi düzeyleri ölçülüp değerlendirildikten sonra belirlenen deney grubuna bilimsel tartışma eğitimi verilmiş ve ön test uygulamaları yapılmıştır. 4 hafta süreyle bilimsel tartışma odaklı fen eğitimine göre hazırlanmış öğrenme materyalleri ile uygulama yapılmış ve son testler uygulanmıştır.Çalışma sonucunda elde edilen veriler SPSS ( Statistical Package for Social Science) bilgisayar programı kullanılarak değerlendirilmiş ve t-testi kullanılmıştır.Bilimsel tartışma odaklı fen öğretimi ile geleneksel yöntemin uygulandığı sınıflardaki öğrencilerin akademik başarılarında anlamlı farklılık gözlenmiştir. Bilimsel tartışma odaklı fen öğretimi ile geleneksel yöntemin uygulandığı sınıflar arasında, öğrencilerin fene yönelik tutumlarında, anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Bilimsel tartışma odaklı fen öğretiminin uygulandığı sınıfta uygulama öncesi ve sonrasında öğrencilerin tartışmaya katılma isteklerinde anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir.Öğrencilerin akademik başarıları, tutumları ve tartışmaya katılma istekleri cinsiyete göre incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı farkın olmadığı tespit edilmiştir.Bu çalışmanın bulguları ışığında 5. sınıf öğrencilerinin Dünya, Güneş ve Ay ünitesindeki kavramları anlamalarında, bilimsel tartışma odaklı fen öğretiminin daha etkili olacağı sonucuna varılabilir.
Yatılı ilköğretim bölge okulu 1. kademe öğrencilerine verilen öz-bakım becerileri eğitiminin öğrencilerin öz-bakım becerilerine etkisi
Bu çalışma, Yatılı İlköğretim Bölge Okullarında eğitim-öğretim gören 1. kademe öğrencilerinin öz bakım becerilerini geliştirmek amacıyla hazırlanan eğitim programının, öğrencilerin öz bakım becerilerine etkisini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırma 2009-2010 eğitim- öğretim yılında Uşak ilinde bulunan bir yatılı ilköğretim bölge okulunda yapılmıştır. Bu okuldaki 4. Sınıf öğrencileri çalıma grubu olarak belirlenmiştir. Araştırma, bir deney ve bir kontrol grubunda bulunan 32 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, öntest-sontest kontrol gruplu model ile nitel veri birleşiminden oluşan ?karma yöntem? işe koşulmuştur.Öğrencilerin öz bakım becerilerini geliştirmeye yönelik hazırlanan etkinlikler deney grubuna 8 hafta boyunca uygulanmış ve bu deney grubunda gözlenen davranış değişikliklerinin devamlılığı, bir eğitim öğretim yılı boyunca devam etmiştir. Bu süreçte kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney ve kontrol gruplarına, araştırmacı tarafından geliştirilen ?İlköğretim Öğrencileri İçin Öz Bakım Becerileri Ölçeği? öntest-sontest olarak uygulanmıştır. Davranışların devamlılığını kontrol amacıyla da izleme testi uygulanmıştır. Uygulama öncesi ve sonrasında grupların öğretmenleriyle bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca deney grubu öğrencilerinin kazandıkları davranışların, okul dışında devamlılığını kontrol etmek amacıyla da velilere gözlem formu gönderilmiştir.Araştırmada, ölçekten elde edilen nicel veriler üzerinde istatistikî analiz ve görüşmeler ile gözlem formu yoluyla elde edilen nitel veriler üzerinde de betimsel analiz yapılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda;-Öz bakım Becerileri Eğitim Programının uygulandığı deney grubu öğrencilerinin öz bakım becerilerinin kontrol grubuna göre daha fazla gelişim gösterdiği,-Eğitim programı sonunda deney grubu öğrencilerinin kazandıkları davranışları devam ettirdikleri ve okul dışında da uyguladıkları, sonucuna ulaşılmıştır.
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatımlarındaki aktif kelime serveti üzerine bir araştırma: Uşak/Eşme örneği
Bu çalışmada, Uşak ili Eşme ilçesinin merkezinde bulunan beş ilköğretim okulunun ( Sıtkı Çetin İlköğretim Okulu, Şehit Alibey İlköğretim Okulu, Galip Çetin İlköğretim Okulu, Ali Baykal İlköğretim Okulu ve Üç Eylül İlköğretim Okulu ) 8. sınıflarında okuyan 90 öğrencinin yazılı anlatımlarındaki aktif kelime serveti incelenmiştir.Çalışmada Uşak ilinin Eşme ilçesinin merkezinde bulunan 8. sınıflardan random (rastgele) yöntemiyle seçilen 90 öğrenciye üç farklı yazı türünde ( Anı, serbest konu, otobiyografi ) toplam 270 adet yazı yazdırılmıştır. Yazılı verilerde geçen kelimeler, öğrencilerin sosyo-ekonomik seviyelerine, cinsiyetlerine ve yazı türlerine göre incelenmiştir.Çalışmamızda, 270 adet yazılı anlatım kâğıdında toplam 35055 kelime tespit edilmiştir. Bu kelimelerden 2924'ünün çeşit kelime, 32131 kelimenin ise bu kelimelerin tekrarı olduğu belirlenmiştir. Kız öğrenciler ile erkek öğrenciler toplam kelime ve çeşit kelime kullanımları bakımından karşılaştırıldığında; kız öğrenciler erkek öğrencilere göre daha başarılı olmuştur. Üç farklı yazı türünde ( Anı, serbest konu, otobiyografi ) toplam kelime ve çeşit kelime sayısının en fazla olduğu yazı türünün serbest konulu yazı olduğu görülmüştür.Anahtar kelimeler: Kelime, Kelime Serveti, Yazılı Anlatım, Türkçe Eğitimi
İlköğretim birinci kademe öğrenci velilerinin okuldan beklentilerinin karşılanma düzeylerinin incelenmesi
Okul kavramını incelediğimizde okulun devletin kamusal amaçlarını gerçekleştiren, yerine konabilecek başka bir sistemin olmadığı önemli bir kurum olduğunu görürüz. Bu durum okulu tüm toplumlarda eğitim ve öğretim açısından vazgeçilmez yapmaktadır. Okulun politikası lokal yapıdan uzak olduğu için velilerin çocuklarının okul içi eğitimine katılımı bir yerde engellenmiştir. Bu engeli aşmanın en işlevsel yolu okulun aile ile daha fazla iletişime geçip ailenin okuldan neler beklediğini belirlenmesidir. Bu bağlamda okul, aile beklentilerini bilerek hareket edeceğinden velilerle daha fazla iletime geçecek, çocuk için ortak yapabilecekleri mantıksal kararlar alabileceklerdir. Bu çalışmada, ilköğretim birinci kademe öğrenci velilerinin okuldan ne çeşit beklentileri olduğu, ve bu beklentilerin ne kadarının karşılık bulduğunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda öğrenci velilerinin okulun fiziksel özelliklerinden, öğretmenden, okul idaresinden beklentileri ve bu beklentilerin ne derece karşılandığını içeren ölçek geliştirme çalışmaları yapılmıştır. Ölçek geliştirme sürecinde kaynak taraması yapılarak uzman görüşleri sonucu taslak form oluşturulmuştur. Ölçeğin son halini vermede tekrar bir uzman görüşü alınması planlanmıştır. Pilot uygulama ile geçerlik-güvenilirlik çalışmaları yapılarak ölçek son şeklini almıştır. Elde edilen veriler, ilköğretim birinci kademe öğrenci velileri ile okul arasında nasıl bir iletişim olduğu, velinin okuldan neler bekleyip beklentilerin karşılanma düzeylerini ortaya koyacağından, bundan sonraki dönemlerde okul-veli iletişimini güçlendirmek için alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Anahtar Sözcükler : İlköğretim okulu, veli, okul beklentisi.
İlköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin matematik korkusu
Bu araştırmanın amacı; ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin matematik korkularının nedenlerini, öğrencilere anket uygulayarak ve literatürden toplanan bilgiler ışığında ortaya koyup, bu öğrencilerin cinsiyetleri, okullarının yerleşim yeri, matematik öğretiminde okul dışında herhangi bir yardım alıp almadıkları gibi değişkenlerin matematik korkusunda etkisinin olup olmadığını belirlemektir.Araştırma için; Uşak ili Eşme ilçesindeki ilköğretim okullarının 5. sınıflarında okuyan öğrencilerden rastgele 250 tanesi bilgi toplama grubu olarak alınmıştır.İlköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin matematik korkusunu ve sebeplerini belirlemek amacı ile araştırmacı tarafından 30 sorulu bir anket hazırlanmıştır. Hazırlanan bu anket, Uşak ili Eşme ilçesindeki Üç Eylül İlköğretim Okulu'nun beşinci sınıfında okuyan 18 öğrenciye uygulanmıştır.SPSS 19 paket programına girilen veriler temel bileşenler analizi sonucunda elde edilen boyutlara ayrılarak ortalamalar alınmış ve bu ortalamalar kullanılarak bağımsız örneklem grubu T-Testi yapılmıştır.Elde edilen sonuçlar doğrultusunda öğretmen, veli ve öğrencilere matematik korkusuyla ilgili bilinç kazandırmak ve bu korkuyla baş edebilmeleri için öneriler geliştirilmiştir.
Sosyal bilgiler dersinde bilgisayar destekli öğretim uygulamalarının öğrencilerin erişi ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, İlköğretim 6. Sınıf Sosyal Bilgiler dersinin bilgisayar destekli öğretim yöntemi ile işlenmesinin öğrenci başarısı ve tutumunu etkileyip etkilemediğinin ortaya konulmasıdır.Bu çalışma ön test?son test kontrol gruplu yarı deneysel bir araştırma desenine sahiptir. Çalışma grubunu, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı 2. yarıyılında İzmir ili Bornova ilçesi ?Kars Halil Atila İlköğretim Okulu'nda öğrenim gören 6-A ve 6-B sınıflarının 70 öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın toplam uygulama süresi altı haftadır.Uygulama süreci, deneklerin kontrol ve deney gruplarına ayrılmasıyla başlamıştır. Bu araştırmanın veri toplama araçlarını Sosyal Bilgiler Erişi Testi, Sosyal Bilgiler Tutum Ölçeği ve Teknoloji Tutum Ölçeği oluşturmuştur. Sosyal Bilgiler Erişi Testinin güvenirlik katsayısı ,84 Crombach Alpha, Sosyal Bilgiler Tutum Ölçeğinin güvenirlik katsayısı ,89 Crombach Alpha ve Teknoloji Tutum ölçeğinin güvenirlik katsayısı ,97 Crombach Alpha bulunmuştur. Elde edilen veriler SPSS 19.00 programında blockwise regresyon analizine tabii tutulmuştur.Sosyal Bilgiler dersindeki erişi son test başarı puanı bağımlı değişken, teknoloji tutum ön test, sosyal bilgiler tutum ön test, sosyal bilgiler erişi ön test ilk bloğu, sosyal bilgiler tutum son test, teknoloji tutum son test ikinci bloğu ve grup aidiyeti (deney ve kontrol) son bloğu oluşturacak şekilde yapılan regresyon analizi sonucuna göre:Modele dâhil edilen değişkenler gözlenen varyansın %35'ini açıklamıştır. Elde edilen bulgulara göre öğrencileri sosyal bilgiler dersi son test başarıları üzerinde teknolojiye ve derse karşı olan tutumlarının etkili olmadığı görülmüştür. Ancak öğrencilerin yarı deneysel desende uygulamaya esas olan konular hakkındaki ön bilgileri ile sosyal bilgiler dersinin teknoloji desteğiyle işlenmesi öğrencilerin bu dersteki akademik başarı düzeylerini anlamlı bir şekilde etkilemektedir.Dersi teknoloji desteğiyle alan öğrencilerin akademik başarı düzeyleri, dersi teknoloji desteği olmadan alan öğrencilerin akademik başarı düzeylerine göre anlamlı bir şekilde daha yüksektir.Yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonucunda elde edilen bulgulara göre sosyal bilgiler dersinin teknoloji destekli işlenmesi derse karşı tutumu anlamlı derecede etkilememektedir.
İlköğretim öğrenci velilerinin okul yöneticilerinden beklentileri
Eğitim öğretim içerisinde birçok özellikleri barındıran bir sistemdir. Bu sistem içerisinde okul, yöneticiler, öğretmenler, öğrenciler ve veliler gibi birçok alt unsurlar bulunmaktadır. Bu unsurlar sürekli olarak birbirlerini etkilemekte ve aralarında bir beklenti oluşmaktadır.Eğitim öğretimde okul yöneticileri öğrenciler ve öğretmenler kadar etkili ve önemli diğer bir unsur da velilerdir. Bulunduğumuz yüzyıldaki eğitimde velilerin okul üzerindeki etkileri artmış bulunmaktadır. Veliler öğrenci başarısı, güvenlik, rehberlik, sosyal ve kültürel faaliyetler, okulun temizlik, sağlık ve fiziki şartları ile okul aile birliği faaliyetleri ile ilgili konularda okul ile ilişki içerisindedir. Velilerin okula geldiklerinde bu konuları görüşeceği ilk kişiler okul yöneticileridir (Müdür, müdür başyardımcısı, Müdür yardımcıları). Bundan dolayı öğrenci velilerinin okul yöneticilerinden bir takım beklentileri oluşabilmektedir.İlköğretim Öğrenci velilerinin Okul Yöneticilerinden Beklentileri başlıklı bu çalışmada yedi ana konu üzerinde anket soruları oluşturularak Uşak merkez ilköğretim okullarındaki öğrenci velilerine uygulanmıştır.Velilerin eğitim öğretim, güvenlik, rehberlik, sosyal ve kültürel faaliyetler, okulun temizlik sağlık ve fiziki şartları, okul aile birliği konularında okul yöneticilerinden beklentilerini içeren toplam 72 adet soru yöneltilerek anket çalışması yapılmıştır.Araştırmada eğitim seviyesi yüksek öğrenci velilerinin ve 30-40 yaş gurubu öğrenci velilerinin daha yüksek beklenti içerisinde oldukları gözlenmiştir. Ayrıca günümüz eğitiminde önemli kavramlar olan güvenlik, rehberlik konularında da velilere sorular yöneltilmiş ve grupların verdiği cevaplar araştırmada veri olarak kullanılmıştır.Yüksek gelirli öğrenci velilerinin alt gelirli öğrenci velilerine oranla okul yöneticilerinden daha fazla beklenti içerisinde oldukları gözlenmiştir. Öğrenci velilerinin okul yöneticileri ile görüşme sıklığının her gün görüşen veliler açısından daha olumlu olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Okul Yöneticisi, veli, eğitim öğretim, güvenlik, rehberlik, sosyal ve kültürel faaliyetler, okulun temizlik, sağlık ve fiziki şartları, okul aile birliği.
İlköğretim 4. ve 5. sınıf fen ve teknoloji dersi öğretim programının öğrencilerin bilimsel süreç ve eleştirel düşünme becerilerine etkisi
Bu çalışma 2004 Fen ve Teknoloji Öğretim Programı'nın ilköğretim dördüncüve beşinci sınıf öğrencilerinin bilimsel süreç ve eleştirel düşünme becerilerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2010/2011 eğitim-öğretim yılında Kütahya ili Altıntaş ilçesinde öğrenim gören 319 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada bilimsel süreç becerilerini ölçmek için Bilimsel Süreç Değerlendirme Testi, eleştirel düşünme becerilerini ölçmek için ise Cornell Eleştirel Düşünme Testi Düzey X kullanılmıştır. Testler, öğrencilere öğretim yılının başında ve sonunda (öntest-sontest) olmak üzere iki kez uygulanmış ve öğrencilerin becerilerinde anlamlı bir fark oluşup oluşmadığı araştırılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 17.0 istatistik programında bağımsız ve eşleştirilmiş örneklem t testi, pearson korelasyon teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre genel olarak öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinde anlamlı bir fark oluşurken, bilimsel süreç becerilerinde gelişim gözlenmemiştir. Alt beceriler ayrı ayrı ele alındığında ise bilimsel süreç becerilerinden dördüncü sınıflarda çıkarım yapma ve model oluşturma, beşincisınıflarda yalnızca çıkarım yapma becerisinde anlamlı bir fark oluştuğu gözlenmiştir. Eleştirel düşünme becerilerinde dördüncü ve beşinci sınıfların tümevarım, iiitümdengelim ve varsayım becerilerinde anlamlı fark gözlenirken; gözlem ve güvenirlik becerilerinde anlamlı bir fark gözlenmemiştir. İlköğretim beşinci sınıf bilimsel süreç becerileri sontesti haricinde tüm testlerde kız öğrencilerin puan ortalaması erkek öğrencilerin puan ortalamalarından daha yüksektir. Ayrıca araştırma verilerine göre öğrencilerin bilimsel süreç becerileri ile eleştirel düşünme becerileri arasında pozitif yönde ve orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Fen ve teknoloji programı, bilimsel süreç becerileri, eleştirel düşünme becerileri
Resimlendirmelerin fen derslerinde okuma anlamaya etkisi
Bu araştırmada İlköğretim 5. sınıf fen ve teknoloji öğretiminde resimlendirmelerin okuma anlamaya etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Uşak ilindeki ilköğretim okullarında öğrenim gören 5. sınıf öğrencileri oluşturmuştur.Araştırmada Atatürk, Hasan Hilmi, Kadri Bedriye Uysal İlköğretim Okullarında öğrenim gören 5. sınıf öğrencilerinden okuma anlama test puan ortalamaları birbirine denk olan altı sınıf çalışma grubu olarak seçilmiştir. Araştırma tasarımı araştırmacı tarafından, çizimi bir grafiker tarafından yapılan illustrasyonun, birlikte yer aldığı metin ve aynı metinin illustrasyonsuz şekli kullanılmıştır. Bu metinler hakkında sorulan sorular aracılığıyla veriler toplanmıştır.Deney modeli kullanılıp her gruba eşit süreler verilerek değerlendirme yapılmıştır. 1. Fen metinlerinde kullanılan resimlendirmelerin, okuma anlama düzeyi düşük ve yüksek düzey olan öğrencilerde okuduğunu anlamada etkili olduğu, okuma anlama düzeyi orta düzey olan öğrencilerde fen metinlerinde kullanılan resimlendirmeleri okuduğunu anlamada etkili olmadığı görülmüştür. 2. Fen metinlerinde kullanılan resimlendirmelerin, okuma anlama düzeyi düşük ve yüksek düzey olan öğrencilerde, hem resimlendirme hem de metinde yer alan bilgilerin anlaşılmasında etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okuma anlama düzeyi orta düzey olan öğrencilerde ise fen metinlerinde kullanılan resimlendirmeler, hem resimlendirme hem de metinde yer alan bilgilerin anlaşılmasında etkili olmadığı görülmüştür. 3. Okuma anlama düzeyi düşük, orta ve yüksek düzey olan öğrencilerde, fen metinlerinde kullanılan resimlendirmelerin, sadece metinde yer alan bilgilerin anlaşılmasında etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 4. Resimlendirme ve metinde yer alan bilgilerin ölçülmesine yönelik sorularda, okuma anlama düzeyi düşük, orta ve yüksek düzey olan her bir öğrenci grubunun büyük çoğunluğu resimlendirmelerin faydalı olduğu görüşündedir. Anahtar Kelimeler: Resimlendirme, okuduğunu anlama, fen öğretimi
Bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin kelime kazanımına katkısı
Bu araştırma, bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin kelime kazanımlarına katkısını tespit etmeyi amaçlamıştır. Araştırmada nitel destekli nicel bir model kullanılmıştır. "Öntest-sontest kontrol gruplu deneysel" desen kullanıldığı için nicel olan bu çalışma, görüşme tekniğinin de kullanıldığı nitel bir yöntemle desteklenmiştir. Araştırmada üç farklı veri toplama aracından yararlanılmıştır. Bu araçlar: Öntest ve sontest-kalıcılık testi verilerini toplamak amacıyla araştırmacı ve iki alan uzmanı tarafından geliştirilen, öğrencilerin hedef kelimeleri cümle içinde kullanmalarını gerektiren üçlü likert form ve ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin bağlam temelli kelime öğretimi yöntemi hakkındaki düşüncelerini tespit etmeyi amaçlayan ve açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formudur. Araştırmada iki farklı çalışma grubu ile çalışılmıştır: Birinci çalışma grubunu 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında Aydın ili Germencik/Ortaklar Mehmet Hüseyin Öncel İlkokulu'nda dördüncü sınıfta öğrenim gören ve uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 25 deney grubu ve 25 kontrol grubu olmak üzere toplam 50 öğrenci oluşturmaktadır. İkinci çalışma grubunu ise bağlam temelli kelime öğretimi yöntemi ile ilgili görüşme yapılan deney grubundan 25 öğrenci oluşturmaktadır. Deney ve kontrol grupları oluşturulduktan sonra tüm gruplara öntestler uygulanmıştır. Öntestler uygulandıktan dört hafta sonra, hedef kelimeler kontrol grubuna kelimenin anlamını sözlükten bulup yazdırarak verilirken, deney grubuna ise hedef kelimeler "Bağlam temelli kelime öğretimi yöntemi" ile verilmiştir. Uygulama, farklı gün ve farklı zaman dilimlerinde toplam 10 ders saatinde yapılmıştır. Kelime öğretimi uygulamaları bittikten dört hafta sonra, aynı gruplara aynı ölçme araçları ile sontestler uygulanarak, öntest ve sontestlerden elde edilen veriler karşılaştırılarak bağımlı örneklemler t-testi ile analiz edilmiştir. Öğrenilen kelimelerin kalıcılığını ölçmek amacıyla, sontestin uygulanmasından sonra aradan geçen dört haftanın ardından, deney grubu öğrencilerine daha önce sontest olarak uygulanan veri toplama aracı tekrar uygulanmıştır. Kalıcılık testi verileri pearson momentler çarpımı korelasyonu ile analiz edilmiştir.Son olarak, deney grubu öğrencilerine bağlam temelli kelime öğretimi yöntemi ile ilgili düşüncelerini öğrenmek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Görüşme formundan elde edilen veriler tematik kodlama tekniği ile yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin kelimenin anlamını sözlükten bulup anlamını yazarak yapılan kelime öğretiminden daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin öğrencilerin kelime kazanımlarına ve kelimelerin kalıcılığına katkısının olduğu, öğrencilerin bu yöntemi eğlenceli, zevkli, farklı bularak bu yöntemden hoşlandıkları ve bu yöntemle kelime öğrenmeye devam etmek istedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç, ileride hazırlanacak olan Türkçe öğretim programlarında "Söz Varlığını Geliştirme" başlığındaki kazanımları düzenlemeye yardımcı olarak basılacak olan Türkçe ders kitaplarında ve tasarlanacak çeşitli öğretim materyallerinde, bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin yer almasını sağlayacaktır. Ayrıca bu alanın uygulayıcısı olan öğretmenlere kelime öğretimi çalışmalarında bağlamdan yararlanılması konusunda fikir sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Kelime Öğretimi, Kelime Hazinesi, Bağlam Temelli Kelime Öğretimi.
İlköğretim öğrencilerin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri ve sosyal bilgiler dersi akademik başarıları
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim öğrencilerinin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri ile sosyal bilgiler dersinden elde ettikleri akademik başarı puanları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi tarama modellerinden tekil tarama kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Afyonkarahisar ili merkezindeki ortaokullarında öğrenim görmekte olan ilköğretim öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemini Afyonkarahisar ilindeki 5 ayrı ortaokulda 2016-2017 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 7. sınıf öğrencisi 156 kız, 149 erkek toplam 305 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin problem çözmeye dayalı yansıtıcı düşünme becerileri, sosyal bilgiler dersindeki akademik başarıları ile bazı değişkenlere göre incelenmiştir. Değişkenler; cinsiyet, kardeş sayısı, yetişme yeri, kitap okuma alışkanlığı, anne-baba mesleği, ailenin sosyo-ekonomik durumu ve anne-baba eğitim durumudur. Veri toplama aracı olarak, Kızılkaya ve Aşkar (2009) tarafından geliştirilen "Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Ölçeği" kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasındaki verilerin incelenmesinde t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasındaki verilerin analizinde ise tek yönlü (one way) Anova testi kullanılmıştır. Öğrencilerin cinsiyet, kitap okuma alışkanlığı ve karne notlarına göre anlamlı fark bulunurken diğer değişkenlerde anlamlı bir fark bulunamamıştır.