Ölçme-değerlendirme

1,257 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Otel işletmelerinde çalışan motivasyonunun sağlanmasında ABCD modelinin kullanılması

Otel yöneticilerinin en temel görevlerinden biri, çalışanlarının motivasyonlarını sağlamaktır. Ancak gerçekleştirilen birçok araştırma, otel işletmelerinde düşük çalışan motivasyonu sorunun örgütsel bir patoloji haline geldiğini göstermektedir. Bu sorun çalışanların tüketim, müşterilerin ise üretim süreçlerinden soyutlanamamasından dolayı sadece çalışan performansı açısından değil; aynı zamanda otelin satış, müşteri tatmini, maliyetleri ve finansal performansı açısından da büyük sorunlara yol açmaktadır. Araştırmada bu soruna çözüm önerileri sunmak adına farklı disiplinlerden elde edilen güncel bilgilerin yer aldığı ve farklı motivasyon teorilerini bir araya getiren yeni bir dürtü temelli motivasyon modeli olan ABCD modeli denenmiştir. Antalya ve İstanbul bölgelerinden toplanan 805 geçerli anketten elde edilen veriler üzerinde gerçekleştirilen AFA ve DFA sonuçları ABCD modelinin otel işletmelerinde çalışan motivasyonu olgusunu açıklamada oldukça iyi performans sergilediğini göstermiştir. Otel işletmelerinin kazanma dürtüsü boyutunda ücret ve maaşlar, terfi olanakları, ödüllendirme sıklığı, çalışanların onurlandırılması ve sosyal yardımların sağlanması; öğrenme dürtüsü boyutunda işletme dışı eğitimleri alabilmeleri, yöneticilerin çalışanların öğrenmelerine ve kendilerini geliştirmelerine yardımcı olmaları, performans değerlendirme kriterlerinin çalışanlara aktarılması ve çalışanlara işletmenin genel durumlarına ilişkin doğru ve zamanlı bilgi sağlanması; koruma dürtüsü boyutundaysa çalışanlar arasında ayrımcılık yapılmaması ve hakkaniyetin sağlanması konularında yetersiz kaldıkları görülmüştür. Bu konular üzerinde daha fazla yoğunlaşarak çalışanların iş motivasyonlarının anlamlı düzeyde arttırabilecekleri tespit edilmiştir. Bağlanma dürtüsü boyutunda ise aşırılıkların gözlendiği ve çalışanların klikler oluşturarak örgüt amaçlarından çok kliklerinin amaçları doğrultusunda hareket ettikleri gözlenmiştir. Bu nedenle, bağlanma dürtüsü tatmini için harcanacak çaba, kaynak ve zamanın kazanma ve koruma dürtüleri için harcanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Otel İşletmeleri, Çalışan Motivasyonu, ABCD Modeli, Türkiye

ABCD ModeliMotivasyonOteller+3
Onur Çakır
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Okulöncesi eğitim öğretmenlerinin çocukları tanıma ve değerlendirme amaçlı yapılan çalışmalara ilişkin görüşleri

Okulöncesi eğitimde değerlendirme önemli bir rol oynar. Değerlendirme süreci aileler ve çocukları için önemli bir olaydır. Bu sürecin sonucu çocuğun gelişimsel seyrini önemli ölçüde değiştirebilmektedir bu nedenle doğru ve gerekli müdahaleler yapılmalıdır. Uygun öğrenme ortamları sağlamak ve eğitim planlarının hazırlamak için çocukları değerlendirmeden elde edilen bilgiler önemli katkıda bulunabilir. Bu nedenle çocukları değerlendirme eğitim programlarının ayrılmaz bir parçasını oluşturmalıdır. Eskişehir il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anaokulları ve ilkokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapmakta olan okulöncesi eğitim öğretmenlerinin çocukları tanıma ve değerlendirme amaçlı yapılan çalışmalara ilişkin görüşlerini almayı amaçlayan bu araştırma, tarama modelinde olup nitel yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu Eskişehir ilinde 2012 –-2013 Eğitim – Öğretim yılında M.E. B'na bağlı resmi anaokulları ve ilkokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapmakta olan kimi ölçütlere göre belirlenmiş ve araştırmaya katılmaya gönüllü okulöncesi öğretmenleri oluşturmuştur. Öğretmenlerin belirlenmesinde; Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anaokulları ve ilkokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapmakta olan okulöncesi öğretmeni olma temel ölçütü olmuştur. Bunun yanında maksimum çeşitliliği elde etmek için kadrolu olarak görev yapmak, dört yıllık lisans mezunu olmak, adaylığının kalkmış olması ve araştırmaya katılmaya gönüllü olmak da kullanılan ölçütler arasında yer almıştır. Çalışma 8 anaokulunda görev yapan 21 okulöncesi öğretmeni ve 12 ilkokul bünyesindeki anasınıflarında görev yapan 13 okulöncesi öğretmeni olmak üzere toplam 34 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanması nitel veri toplama tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşmelerle gerçekleştirilmiştir. Görüşme formu geliştirmek için, araştırmanın amacına yönelik sorular ana başlıklar halinde oluşturulmuş geçerlik güvenirlik çalışmaları yapılarak forma son şekli verilmiştir. Katılımcılara, araştırma sırasında hazırlanan görüşme soruları sorulmuş ve yanıtları ses kaydı olarak alınmıştır. Araştırma verilerinin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmış, bulgular niceliksel olarak sunulmuştur. Alınan yanıtların dökümü yapılarak ve bir görüşme kodlama anahtarı oluşturulmuştur. Daha sonra iki uzman birbirinden bağımsız bir biçimde görüşmeleri ilgili görüşme kodlama anahtarına kodlamışlardır. Kodlamalar karşılaştırılarak gerekli düzenlemeler yapılmış ve güvenirliği sağlanmıştır. Çalışmanın sonuçları araştırma soruları temel alınarak açıklanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okul öncesi eğitim kurumu öğretmenlerinin çocukları tanıma ve değerlendirme sürecini gerekli gördükleri, genellikle gözlem, görüşme tekniklerini uyguladıkları, diğer teknikleri daha seyrek uyguladıkları görülmüştür. Öğretmenlerin çocukları tanıma ve değerlendirme sürecinden elde ettikleri verileri gelişim raporu yazmada, ailelere bilgi verirken müdahale için ve etkinliklerini planlarken kullandığı ancak bir kısmının da hiç kullanmadığı görülmüştür. Öğretmenlerin en çok sınıflardaki çocuk sayısının fazla olması, tanıma değerlendirme sürecine zaman ayırabilmede ve ailelerle işbirliği yapmada güçlük yaşadığı görülmüştür. Öğretmenlerin büyük bir bölümü tanıma ve değerlendirmeyle ilgili formların şekil, sayı ve kullanım şekli açısından düzenlenmesinin yararlı olabileceğini belirtmişlerdir. Nitekim araştırma sürecinde yenilenen Milli Eğitim Bakanlığı 2013 Okulöncesi Eğitim Programı'ndaki değişiklikler de öğretmenlerin bu beklentilerini karşılar niteliktedir. Programdan çocukları tanıma ve değerlendirme ile ilgili formların bir kısmı çıkarılmış ve bu yönde bir değişikliğe gidilmiştir. Öğretmenlerin çocukları tanıma ve değerlendirme tekniklerini uygulamaya ilişkin beklentileri incelendiğinde; çocukları tanıma teknikleriyle ilgili daha fazla yayın, seminere gereksinim duydukları, öğrenci sayısının azaltılmasını, formların düzenlenmesini ve azaltılmasını, okullardaki rehberlik hizmetlerinin artırılmasını, ailelerin de bu konuda eğitilmesini istedikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Çocukları Tanıma ve Değerlendirme, Öğretmen görüşleri, Okulöncesi Eğitim.

DeğerlendirmeEğitsel değerlendirmeKişilik değerlendirme+5
Gülin Yılmaz Topuz
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalığı

Yaşamın her alanında sıklıkla kullanılan bilgi iletişim teknolojileri sayesinde, geçmişte basılı materyallerle çalışan öğretmenler, günümüzde bilgiyi dijital ortamlarda üretmekte ve yine dijital ortamlarda saklamaktadır. Eğitim öğretim faaliyetlerinde teknolojiyi sıkça kullanan öğretmenlerin sahip oldukları dijital verilerin güvenliği son derece önemlidir. Veri güvenliğinin öneminden yola çıkan bu araştırmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarını belirlemeye yönelik bir ölçek geliştirmek ve ilgili ölçeği kullanarak var olan durumu ortaya koymaktır. Ölçek geliştirme sürecinde alanyazın taraması ve kritik paydaşlarla yapılan odak grup görüşmeleri sonucunda 93 maddeden oluşan madde havuzu ortaya konmuştur. 12 alan uzmanının görüşü alındıktan sonra taslak ölçek formunun ön deneme uygulaması ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde birer okuldan 79 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda katılımcılar tarafından anlaşılamayan maddeler çıkarılmıştır. Ölçeğin yapı geçerliği için 529 öğretmenden toplanan veriler ile açımlayıcı faktör analizi (AFA) yapılmıştır. AFA'dan önce 56 maddeden oluşan taslak ölçek, analiz sonrasında öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalığını belirlemeye yönelik tek faktörlü 32 maddelik yapıya kavuşmuştur. Beşli Likert tipindeki ölçeğin Cronbach Alfa (α) iç tutarlık katsayısı .945'tir ve toplam açıklanan varyans % 36.053 olarak hesaplanmıştır. AFA sonucunda ortaya konan faktör yapısını doğrulamak için 335 farklı katılımcı ile doğrulayıcı faktör analizi (DFA) gerçekleştirilmiştir. Modifikasyon indeksleri yardımı ile ideal değerlere ulaşan tek faktörlü yapı, dijital veri güvenliği farkındalık ölçeğinin (DVGFÖ) geçerli ve güvenilir olduğunu, ileride yapılacak araştırmalarda kullanılabileceğini göstermiştir. Balıkesir ilindeki öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarını belirlemek için 29 farklı okulda görevli 1446 öğretmenden DVGFÖ kullanılarak veri toplanmıştır. Bulgular, öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarının 4.16 ortalama ile oldukça yüksek olduğunu göstermiştir. Öğretmenler; parola oluştururken harf, sayı ve özel karakter kullanmanın önemi, e-posta ile gelen kimlik bilgilerini doğrulama mesajlarına (parola, kredi kartı vb.) itibar edilmemesi ve parola hatırlatmak için kullanılan güvenlik sorularına başkalarının tahmin edemeyeceği yanıtlar verilmesi konularında daha yüksek farkındalığa sahiptir. Güvenlik duvarı yazılımları, İnternet sitelerinde kullanılan güvenlik sertifikaları ve verilerin çeşitli uygulamalar (Dropbox, Google Drive vb.) kullanılarak İnternet ortamında saklanabileceği konularındaki farkındalıkları ise daha düşüktür. Bu araştırmada, bazı demografik değişkenlere ilişkin tanımlayıcı istatistiklerin yanında bu değişkenler ile dijital veri güvenliği farkındalığı arasındaki ilişkiler de incelenmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Buna göre; cinsiyet, günlük bilgisayar kullanım süresi, günlük İnternet kullanım süresi, kişisel bilgisayar, tablet bilgisayar ve akıllı telefon sahibi olma durumlarına göre öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarının değiştiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, MEB tarafından hayata geçirilen projelerde dijital veri güvenliğinin yeterince yer bulmaması ve öğretmenlerin eğitim öğretim etkinliklerinde bilişim teknolojilerini kullanırken dijital veri kaybı yaşamamaları için yapılması gerekenler vurgulanmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçların; öğretmenlerde dijital veri güvenliği farkındalığı oluşturulmasına katkı sağlayacağı, MEB'in gerçekleştireceği hizmet içi eğitim faaliyetlerinin planlanmasında içerik belirleme çalışmalarına yön vereceği ve ileriki araştırmalara ışık tutacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Öğretmen, Dijital Veri, Veri Güvenliği, Veri Güvenliği Farkındalığı, Ölçek GeliĢtirme, Açımlayıcı Faktör Analizi, Doğrulayıcı Faktör Analizi

Bilgi güvenliğiBilgi teknolojisiBilişsel farkındalık+7
Eray Yılmaz
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin akademik motivasyon profillerinin psikolojik ihtiyaç doyumu, akademik erteleme ve yaşam doyumu ile ilişkisi

Akademik motivasyon, öğrencilerin eğitim sürecinde sergiledikleri davranışların önemli belirleyicilerden biridir. Bu önemli kavrama ilişkin kapsamlı açıklama getiren kuramlardan birisi Öz-belirleme kuramıdır. Öz-belirleme kuramında yedi farklı akademik motivasyon türü tanımlanmıştır. Öğrenciler bu motivasyon türlerine aynı anda farklı düzeylerde sahip olabilmekte ve bu motivasyonel özelliklerine dayalı olarak çeşitli profilleri sergileyebilmektedirler. Bu araştırmada Öz-Belirleme Kuramına dayalı olarak geliştirilen Akademik Motivasyon Ölçeğinde yer alan akademik motivasyon türleri temel alınmış olup, bu türlere dayalı olarak üniversite öğrencilerinin sergiledikleri motivasyon profillerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca bu profillerin öğrencilerin cinsiyetleri, algıladıkları başarıları, psikolojik ihtiyaç doyumları, akademik erteleme ve yaşam doyumları ile ilişkisinin ortaya konması da hedeflenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Anadolu Üniversitesine devam eden 1700 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri "Akademik Motivasyon Ölçeği", "İhtiyaç Doyumu Ölçeği", "Tuckman Erteleme Eğilimi Ölçeği", "Yaşam Doyumu Ölçeği" ve "Bilgi Anketi" ile toplanmıştır. Veri analizinde akademik motivasyon profillerini belirlemek için hiyerarşik ve hiyerarşik olmayan kümeleme analiz yöntemleri ve motivasyon profilleri ile diğer değişkenlerin ilişkisini ortaya koymak için ise ki kare istatistiği, tek yönlü varyans analizi ve tek yönlü kovaryans analizi kullanılmıştır. Araştırmanın kümeleme analizi bulguları öğrencilerin üç farklı akademik motivasyon profili sergilediklerini göstermiştir. Bu profillerden ilki yüksek düzeyde içsel ve dışsal motivasyon düzeylerine, düşük düzeyde motivasyonsuzluk düzeyi sahip öğrencilerden oluşan "yüksek düzey motivasyonlu profil"dir. İkinci profil ise orta düzeyde içsel ve dışsal motivasyon ve ortalamanın altında motivasyonsuzluk düzeyine sahip öğrencilerden oluşan "orta düzeyde motivasyonlu profil"dir. Son profil ise düşük düzeyde içsel ve dışsal motivasyonsuzluk puanları ile yüksek düzeyde motivasyonsuzluk puanına sahip öğrencilerden oluşan "düşük düzeyde motivasyonlu profil"dir. Bulgular yüksek düzeyde motivasyonlu profilde yer alan öğrencilerin psikolojik ihtiyaç doyum düzeylerinin diğer profilde yer alan öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek, akademik erteleme düzeylerinin ise anlamlı düzeyde düşük olduğunu göstermiştir. Ayrıca orta düzeyde motivasyonlu profilde yer alan öğrencilerin de psikolojik ihtiyaç doyum düzeylerinin düşük düzeyde motivasyonlu profilde yer alan öğrencilere göre önemli düzeyde yüksek, akademik erteleme düzeylerinin ise düşük olduğunu ortaya koymuştur. En düşük psikolojik ihtiyaç doyum düzeyine ve en yüksek akademik erteleme düzeyine ise düşük düzeyde motivasyonlu profilde yer alan öğrencilerin sahip olduğu belirlenmiştir. Benzer biçimde öğrencilerin psikolojik ihtiyaç doyum düzeyleri kontrol edildiğinde yüksek düzeyde motivasyonlu profilde yer alan öğrencilerin yaşam doyum düzeylerinin diğer profilde yer alan öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca orta düzeyde motivasyonlu profilde yer alan öğrencilerin de yaşam doyum düzeylerinin düşük düzeyde motivasyonlu profilde yer alanlara göre önemli düzeyde yüksek olduğunu göstermiştir. En düşük yaşam doyumu düzeyine ise düşük düzeyde motivasyonlu profilde yer alan öğrencilerin sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak öğrencilerin üç farklı motivasyon profili sergilediği, bu profillerin motivasyonel açıdan benzer eğilimler gösterip, sadece niceliksel açıdan farklılaştığı görülmektedir. Araştırmanın bulguları yüksek düzeyde motivasyonlu profilde yer alan öğrenciler diğer profillerde yer alan öğrencilere göre daha az akademik erteleme davranışı sergilediği, yaşamlarından daha çok doyum elde ettiği ve psikolojik ihtiyaçlarının ise daha yüksek düzeyde doyuma ulaştığına işaret etmektedir. Anahtar Sözcükler: Akademik motivasyon, akademik erteleme, motivasyon profili,Öz-belirleme Kuramı, psikolojik ihtiyaç doyumu, yaşam doyumu

Akademik başarıAkademik ertelemeEğitim psikolojisi+7
Meryem Demir Güdül
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin bilinçli tüketicilik durumlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin bilinçli tüketicilik durumlarını incelemektir. Araştırma, nitel ve nicel veri toplama yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntem yaklaşımıyla desenlenmiştir. Araştırmada, karma yöntem desenlerinden kısmen karma sıralı baskın desen kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Eskişehir ili Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerinden 15 ilkokulun 4. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 478 öğrenciden Bilinçli Tüketicilik Düzeyi Ölçeği aracılığıyla nicel, 15 öğrenci ve 3 sınıf öğretmeninden yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla nitel veriler elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri çözümlenirken, gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarının yorumlanmasında anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın nitel verileri tematik analiz tekniği yoluyla çözümlenmiş ve araştırma soruları temel alınarak elde edilen bulgular tanımlanmış ve yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara dayalı olarak şu sonuçlara ulaşılmıştır: İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin "her zaman" biçiminde ifade edilen üst düzey bilinçli tüketiciliğe sahip oldukları anlaşılmıştır. İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin bilinçli tüketicilik düzeylerinin okulun bulunduğu sosyoekonomik çevreye, annenin ve babanın eğitim düzeyine, ailenin aylık gelir düzeyine, annenin ve babanın mesleki durumuna ve harçlıklarını biriktirme durumuna göre anlamlı bir biçimde farklılaştığı; cinsiyete ve elde ettiği harçlığın miktarına göre anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin bilinçli tüketiciliği, para harcama, tasarruf yapma ve dolaylı biçimde bilinçli tüketiciliğe yönelik sergilenen olumlu davranışlarla ilişkilendirdikleri görülmüştür. Öğrencilerin bilinçli tüketicinin sergilemesi gereken davranışları, alışveriş öncesi davranışlar, alışveriş anı davranışlar, tasarrufa yönelik davranışlar, haklarını korumaya yönelik davranışlar ve tüketici bilincinin göstergesi olan davranışlar bağlamında değerlendirdikleri belirlenmiştir. Öğrenciler tüketici olarak sahip oldukları hakları tanzim edilme, şikâyette bulunma ve mal ve hizmetlerin serbestçe seçilmesi hakkı olarak ifade etmişlerdir. Sosyoekonomik çevrenin öğrencilerin bilinçli tüketicilik düzeyleri üzerinde etkili bir değişken olduğu; orta ve üst sosyoekonomik çevredeki ilkokullarda öğrenim gören öğrencilerin alt sosyoekonomik çevredeki ilkokulda öğrenim gören öğrencilere göre bilinçli tüketicilik, bilinçli tüketici davranışları ve hakları konusunda daha kapsamlı bilgi sahibi oldukları belirlenmiştir. Öğretmenlerin tüketici eğitimi bakımından ilkokul dördüncü sınıf öğretim programlarını, ders kitaplarını ve teknolojik içeriği yetersiz gördükleri; tüketici eğitiminin disiplinler arası bir yaklaşımla ya da ayrı bir ders olarak verilmesi, öğrencilere somut yaşantılar sağlanması, aile eğitimine ve okul-aile işbirliğine önem verilmesi gerektiğini ifade ettikleri belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: İlkokul, bilinçli tüketim, tüketici sosyalleşmesi, karma yöntem

Bilinçli tüketimEkonomik sosyalleşmeKarma yöntemler+6
Can Uyanık
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yaratıcı zıt düşünme tekniğinin 7. sınıf öğrencilerinin yaratıcılığı üzerinedeki etkisine ilişkin bir çalışma

Bu araştırmada Yaratıcı Zıt Düşünme (YAZID) tekniğinin 7. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersinde yaratıcılıkları üzerindeki etkisi incelenmiştir. YAZID tekniği Janusyan Düşünme Kuramı temel alınarak geliştirilmiş bir düşünme tekniğidir. Teknik beş aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar yapılandırma, ayrıştırma, zıtlaştırma, birleştirme ve detaylandırmadır. YAZID tekniğinin etkisi, ön test son test kontrol gruplu yarı-deneysel desen kullanılarak incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Eskişehir merkezde bir ortaokuldan 7. sınıf düzeyinde 70 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın uygulama sürecinde deney gruplarında bulunan öğrencilere 10 hafta boyunca haftada bir saat Türkçe derslerinde YAZID tekniği ile öğretim yapılmıştır. Araştırma, 10 hafta uygulama süreci ve 2 hafta ön test ve son testlerin uygulanması olmak üzere 12 hafta boyunca sürmüştür. Veri toplama aracı olarak Paradoksal Metafor Testi ve Kavram Testi kullanılmıştır. Analizler, Paradoksal Metafor Testi ve Kavram Testi verileri kullanılarak ANCOVA ile yapılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular YAZID tekniğinin öğrencilerin yaratıcı düşünmeleri üzerinde yüksek düzeyde etkisinin olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Yaratıcı düşünme eğitimi, Janusyan düşüme kuramı, YAZID

Ortaokul öğrencileriOrtaöğretim öğrencileriYaratıcı düşünce+5
Derya Uygun
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişimsel yetersizliği olan çocukların ebeveynlerinin sosyal destek ve öz yeterlik düzeyleri ile yaşam doyum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; erken çocukluk döneminde bulunan (0-6 yaş) ve gelişimsel yetersizliği olan çocukların ebeveynlerinin algıladıkları sosyal destek düzeyleri, öz yeterlik düzeyleri ile yaşam doyumları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve bu ilişkinin yordayıcı olabilecek değişkenlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Eskişehir ve Zonguldak illerinde yaşayan ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile bir üniversite bünyesindeki araştırma ve uygulama merkezine devam etmekte olan erken çocukluk döneminde bulunan gelişimsel yetersizlik tanısı olan çocukların 225 ebeveyni oluşturmaktadır. Katılımcıların 139'unun kadınlar, 86'sını ise erkekler oluşturmaktadır. Araştırmada gelişimsel yetersizliği olan çocuklara ve ebeveynlerine ait kişisel bilgileri elde etmek üzere, araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek düzeyi "Yenilenmiş Ana Baba Sosyal Destek Ölçeği/YASDÖ" kullanılarak ölçülmüştür. Ebeveynlerin öz yeterlikleriyle ilgili algılarını belirlemek üzere; "Ebeveyn Öz Yeterlik Ölçeği Türkçe Versiyonu/EÖYÖ-TV" kullanılmıştır. Son olarak ebeveynlerin yaşam doyum düzeyleri "Yaşam Doyum Ölçeği/YDÖ" kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek ve bu destekten memnuniyet düzeyleri ile gelir düzeyleri arasında düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca, ebeveynlerin öz yeterlik algılarının çocuklarının tanı türlerine farklılaştığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, ebeveyn öz yeterliği ve sosyal destek değişkenleri ile ebeveynlerin yaşam doyumu puanları arasında yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İki değişkenin birlikte yaşam doyumundaki toplam varyansın önemli bir bölümünü açıkladığı belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, her iki değişkenin de yaşam doyumu üzerinde önemli (anlamlı) birer yordayıcı olduğu ortaya çıkmıştır. Bulgular tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Gelişimsel yetersizlik, gelişimsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynler, sosyal destek, öz yeterlik, ebeveyn öz yeterliği, yaşam doyumu.

Aile içi ilişkilerBüyüme bozukluklarıEbeveynler+6
Melih Çattık
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanımları ile akılcı olmayan inançları ve yetersizlik duygusu arasındaki ilişkiler

Bu araştırmada ilk olarak üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeylerinin nasıl bir dağılım gösterdiğini incelemek amaçlanmıştır. İkinci olarak üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeylerinin internet kullanım amacına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Üçüncü olarak ise cinsiyet, yetersizlik duygusu ve akılcı olmayan inançlar değişkenlerinin problemli internet kullanımını yordama gücünü ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Anadolu Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde örgün öğrenim gören 1229 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Ceyhan, Ceyhan ve Gürcan (2009) tarafından geliştirilen 'Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği, Yurtal (1999) tarafından uyarlanan 'Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği' ve Akdoğan (2012) tarafından geliştirilen 'Yetersizlik Duygusu Ölçeği' ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi ve Doğrusal Hiyerarşik Regresyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Bu araştırmada katılımcıların problemli internet kullanımının düşük düzeyde olduğu bulunmuştur. Ayrıca interneti sosyal medya ve oyun oynamak amacıyla kullanan katılımcıların problemli internet kullanım düzeyinin interneti akademik faaliyetler için kullananlara göre daha yüksek olduğu ortaya koyulmuştur.Yapılan regresyon analizinde ise yetersizlik duygusunun cesaretin kırılması ve kendi değerini yadsıma boyutlarının problemli internet kullanımı yordayan en güçlü değişkenler oldukları belirlenmiştir. Bunu akılcı olmayan inançların onaylanma isteği, suçlama eğilimi ve mükemmeliyetçilik boyutları ile erkek olmak izlemektedir. Öte yandan bu araştırmada yetersizlik duygusunun yararsız üstünlük çabası boyutu ile akılcı olmayan inançların yüksek beklentiler, aşırı kaygı ve duygusal sorumsuzluk boyutlarının problemli internet kullanımını yordamadığı ortaya koyulmuştur.

Akılcı olmayan inançlarBilgisayar kullanımıEğitim psikolojisi+7
Merve Aydın
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu - Sak Zeka Ölçeği'nin (ASİSİ) sosyal geçerlik ve güvenirlik çalışması

Bu çalışmada Anadolu Sak Zekâ Ölçeğinin (ASİS) geçerlik ve güvenirlik düzeyleri araştırılmıştır. Güvenirlik türlerinden kodlayıcılar arası güvenirlik, iç tutarlılık güvenirliği ve tekrar test güvenilirliğine bakılmıştır. Geçerlik türlerinden ise sosyal geçerlik türü ile sınırlandırılmıştır. Araştırmada sosyal geçerlik çalışması için 40 maddeden oluşan ASİS Uygulayıcı Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Güvenirlik çalışmaları için; 2015-2016 ve 2016-2017 eğitim öğretim yılında Eskişehir ilinde 3 okuldan 312 öğrenci ile çalışılmıştır. Elde edilen verilerden 55'i ile tekrar test güvenirlik çalışması, 257 veri ile iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır. Sosyal geçerlik çalışması için Mili Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından ASİS'in norm çalışmasında ve formatör eğitimlerinde görevlendirilen 37 öğretmen ile çalışılmıştır. Sosyal geçerlik düzeyinin araştırılması için uygulayıcıların tamamına ulaşılarak evren ile çalışılmıştır. Tekrar test ve kodlayıcılar arası güvenirlik düzeyi Pearson Korelasyon analizi, iç tutarlılık güvenirlik düzeyi ise Cronbach Alpha katsayısı ile belirlenmiştir. Sosyal geçerlik düzeyini belirlemek için ise tek örneklem t testi yapılmıştır. Verilerin analizi sonucunda ASİS'in tekrar test güvenirliği, kodlayıcılar arası güvenirliği ve iç tutarlılık katsayısı endeks puanlarında mükemmel ve iyi düzeyde olduğu görülmüştür. Sosyal geçerlik düzeyi çalışmasında ise ölçeğin genel ortalaması 5,26 olarak belirlenmiştir. Bu değer ASİS'in sosyal geçerlik düzeyinin uygulayıcılar açısından oldukça yüksek olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Anadolu Sak Zekâ Ölçeği, ASİS, Sosyal geçerlik, Güvenirlik

GeçerlikGüvenilirlikSosyal gerçeklik+6
Ömer Faruk Tamul
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu-Sak Zeka Ölçeği'nin (ASİS) özel eğitim grupları arasındaki ayırtedicilik geçerlik çalışması

Bu araştırmada Türkiye'nin ilk yerli zekâ ölçeği olan Anadolu-Sak Zekâ Ölçeği'nin (ASİS) özel eğitim grupları arasındaki ayırtedicilik geçerlilik çalışması yapılmıştır. ASİS çocukların genel zekâ, sözel zekâ, görsel zekâ, bellek kapasitesi hakkında değerlendirme yapan bir zekâ ölçeğidir. ASİS güncel zekâ kuramlarından Cattell-Horn-Caroll zekâ modeli temel alınarak geliştirilmiş, 4-12 yaş aralığındaki çocuklar için uygulanabilmektedir. ASİS değerlendirmeleri hem eğitim ortamlarında hem de klinik ortamlarda müdahale amaçlı kullanılabilmektedir. Araştırmada tanı almış özel yetenekli, zihinsel gelişim yetersizliği, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), özgül öğrenme güçlüğü (ÖÖG), otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklara ASİS uygulanarak veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler norm grubun ortalamaları ile karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonunda özel yeteneklilerin ASİS genel zekâ düzeyi 137.90, zihinsel gelişim yetersizliği olanların 47.18, DEHB olanların 81.86, ÖÖG olanların 86.76, OSB olanların 63.09 şeklindedir. Çalışma sonucunda katılımcıların ASİS'in toplam test ve alt test puan ortalamalarının daha önceden aldıkları tanıya uygun olduğu görülmüştür. Bu durum ASİS'in ayırtediciliğinin yüksek olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Anadolu Sak Zekâ Ölçeği, ASİS, Ayırtedicilik, Özel eğitim

GeçerlikGüvenilirlikÖlçekler+5
Hatice Kübra Sözel
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi öğrencilerinin girişimcilik niyetleri ve çevresel tutumlarını ölçmeye yönelik bir araştırma

Doğaya saygılı davranmak, tüm insanların ve dolayısıyla insanların oluşturduğu her türlü yapılanmanın küresel vatandaşlık görevidir. Ancak bugün, doğal çevrenin geldiği nokta bu görevin pek de başarıyla gerçekleştirilemediğini gözler önüne sermektedir. Bu tabloda, üretim ve sunum faaliyetlerini gerçekleştiren girişimcilerin payı da oldukça büyüktür. Bu nedenle girişimcilerin çevreye karşı olumlu tutuma sahip olmaları ve çevre koruma ile ilgili düzenlemeleri gerekçeleriyle içselleştirip faaliyetlerine yansıtmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda, bu araştırmada 1056 girişimci adayının girişimcilik niyetleri ile çevresel tutumları irdelenerek planladıkları girişimlerde bulunmadan önce potansiyel girişimcilerde çevresel farkındalık ve hassasiyet oluşturarak çevreye duyarlı girişimciler yaratılmasına nasıl katkı sağlanacağı ele alınmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Toplanan veriler, araştırma sorularına göre SPSS v23.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda öğrencilerin girişimcilik niyeti puanlarının yüksek, ancak çevresel tutum puanlarının düşük olduğu görülmüştür. Bu açığın eğitimle ve e-öğrenme olanaklarıyla nasıl kapatılacağına ilişkin bir rapor hazırlanarak kurum yöneticilerine aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşletme Fakültesi Öğrencileri, Girişimcilik Niyeti, Çevresel Tutum, Doğal Çevre.

Anadolu ÜniversitesiDoğal çevreElektronik öğrenme+6
R .güleç Sabuncu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

A scale of Turkish preparatory school university students' demotivational factors towards learning English

The present study aims to develop and validate a survey instrument to measure university preparatory school students' demotivation levels as well as investigating the sources of demotivation. In accordance with measuring students' demotivational level, the items of this survey are developed based on a review of literature on student motivation/demotivation and the content analysis of compositions written by students learning English at a preparatory school. 32 items are included in the survey titled 'A Scale of Turkish Preparatory School University Students' Demotivational Factors Towards Learning English', which was administered to 206 university preparatory school students in Eskişehir, Turkey. The data were submitted to the internal consistency analysis to determine reliability of the instrument and confirmatory factor analysis to validate the scale. The results showed the construct of preparatory school students' demotivation is multi-dimensional with four factors including personal reasons, past experiences, features of preparatory school program and the form of instruction. After the validation procedures, the data were collected online from 1105 students in various preparatory school programs in Turkey. The findings yielded that proficiency level had a significant effect on students' demotivational levels, and also a significant relationship was found between university type and demotivation deriving from past experiences and features of preparatory school program. As a result, by considering the overall findings of the current study, it might be suggested that awareness of demotivating factors and sources of demotivation need to be raised for the language learners as well as their teachers and program developers. Keywords: Motivation, Demotivation, Sources of demotivation, Demotivating factors,Scale validation.

Language learning methodsPreparatory classesMotivation+5
Özge Aygün
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Rehberlik ve araştırma merkezi personelinin öğrenme güçlüğü olan bireylerin değerlendirilme süreçlerine ilişkin görüşleri

Bu çalışmanın amacı, öğrenme güçlüğü olan bireylerin fark edilme ve eğitsel tanılama süreçlerine ilişkin rehberlik ve araştırma merkezi (RAM) personellerinin görüş ve önerilerinin belirlenmesidir. Araştırma, öğrenme güçlüğü olan bireylerin fark edilme ve tanılama süreçleri ve bu süreçlere yönelik var olan durumun ayrıntılı olarak incelenmesi amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında Eskişehir ilinde bulunan Odunpazarı İbrahim Kurşungöz RAM ve Tepebaşı RAM'da toplam 12 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre öğrenme güçlüğü şüphesiyle RAM'a başvurular gün geçtikte artmaktadır. Sayıdaki artışla birlikte öğrenme güçlüğü olan bireylerin tanılanması sürecinde aksaklıklar yaşandığı görülmektedir. Yaşanan bu aksaklıklar genel olarak tıbbi tanılar ile eğitsel tanılar arasında tutarsızlıkların olması, fark edilme sürecinde ailelerin ve sınıf öğretmenlerinin farkındalığının az olması, RAM personelinin eğitim gereksinimi, değerlendirme formlarının yetersiz ve öğrenme güçlüğü olan bireyleri ayırt ediciliğinin düşük olması, kullanılan materyallerin standart olmaması, değerlendirme ortamlarının uygun olmaması, MEB'in öğrenme güçlüğü konusunda hizmet içi eğitimlerinin yetersiz olması ve paydaşlar arasındaki iletişimin az olması noktalarında yoğunlaşmıştır. Bu bağlamda sürecin daha sağlıklı hale getirilmesi için öneriler ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Rehberlik ve Araştırma Merkezleri (RAM), Öğrenme güçlüğü,Öğrenme güçlüğü olan bireylerin tanılanması, Fark edilme süreçleri.

DeğerlendirmeEğitsel değerlendirmeRehberlik+6
Zülal Çakmak
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Travma yaşamış üniversite öğrencilerinin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide stresle başa çıkmanın aracılık rolü

Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. İlki travma yaşamış üniversite öğrencilerinin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide problem, sosyal destek ve kaçınma odaklı başa çıkmanın aracılık rolünü test etmektir. İkinci amacı ise travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma ile başa çıkma yollarını ve travma sonrası büyümeyi yaşamlarının hangi alanlarında deneyimlediklerini ortaya koymaktır. Karma modelde desenlenen bu araştırmada açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel verileri Travma Sonrası Büyüme Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla travma sonrası büyüme düzeyi yüksek öğrencilerden toplanmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda 763, nitel boyutunda ise 12 öğrenciden veri toplanmıştır. Çalışmanın nicel verileri IBM SPSS ve AMOS Graphics programları aracılığıyla ve yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Ayrıca dolaylı etkinin anlamlılığını test etmek için bootstrapping işlemi kullanılmıştır. Nitel veriler ise NVIVO 11 programı aracılığıyla içerik analiziyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide problem ve kaçınma odaklı başa çıkmanın kısmi aracılık ettiği sonucu elde edilmiştir. Sosyal destek odaklı başa çıkmanın ise benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkiye aracılık etmediği gözlenmiştir. Bootstrapping işlemi sonrasında ise dolaylı etkilerin anlamlı olduğu sonucu gözlenmiştir. Araştırmanın nitel bulgularına göre travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma ile başa çıkmada kullandıkları yollar problem, sosyal destek, kaçınma odaklı ve dine sığınarak başa çıkma olarak ortaya çıkmıştır. Travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma sonrası büyüme yaşadıkları alanlar inanç sistemi, insan ilişkileri ve kendilik algısında değişim olarak ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Travma sonrası büyüme, Stresle başa çıkma yolları, Benlik saygısı, Karma Yöntem, Yapısal Eşitlik, Bootsrapping, Üniversite Öğrencileri

Başa çıkmaBenlik saygısıBüyüme+7
Fatma Dilek Tel
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Bı̇lı̇msel üretkenlı̇k testı̇nı̇n 3, 4 ve 5. sınıf öğrencı̇lerı̇ne uygun formunun gelı̇ştı̇rı̇lmesı̇ ve ön psı̇kometrı̇k özellı̇klerı̇nı̇n ı̇ncelenmesı̇

Yaratıcılık çalışmalarını olumsuz yönde etkileyen faktörlerin başında yaratıcılık ölçme araçlarının sınırlılıkları gelmektedir. Yaratıcılık ölçme araçlarındaki sınırlılıkların başında alana özgü modern yaratıcılık tanımları ile uyumlu ölçme araçlarının sayısının çok az olması ve bu ölçme araçlarının psikometrik özelliklerinin yetersiz olması gelmektedir. Bilimsel yaratıcılık bağlamında düşünüldüğünde ilkokul öğrencilerine yönelik çok az sayıda bilimsel yaratıcılık testi bulunmaktadır. Var olan çok az sayıdaki bu testlerinin ise psikometrik özelliklerinin yeterli düzeyde olmadığı görülmektedir. Bu bağlamda, mevcut çalışmanın amacı, bilimsel yaratıcılığı açıklamak için geliştirilmiş olan Bilimsel Yaratıcılığın İkili Arama Modeli (Sciencetific Discovery as Dual Search-SDDS) temelinde 3, 4 ve 5. sınıf öğrencilerine yönelik bir bilimsel yaratıcılık testi geliştirmektedir. SDDS'ye göre geliştirilen Bilimsel Üretkenlik Testi 3, 4 ve 5. Sınıflara Uygun Formu (BÜT 3-5), hipotez geliştirme ve deney tasarlama bileşenlerinden oluşmaktadır. Testte fizik, kimya ve biyoloji alanlarında 4 açık uçlu madde yer almaktadır. BÜT 3-5'in geliştirilme sürecinde, 10 uzman öğretmenin katıldığı 10 oturumda, kuramsal alt yapıya uygun çok sayıda madde geliştirilmiştir. Madde havuzundan uzman görüşü, ön deneme uygulaması ve pilot uygulama ile seçilen maddelerden bir uygulama formu oluşturulmuştur. Uygulama formu 647 öğrenciye (166 beşinci sınıf; 251 üçüncü sınıf; 220 dördüncü sınıf) uygulanmış ve bulgular ışığında madde seçimi yapılarak testin son hali elde edilmiştir. Araştırmanın bulguları ile BÜT 3-5'in iki bileşenli yapısı deneysel olarak kanıtlanmış, ayırt edicilik geçerliği ve uyum geçerliği değerleri yeterli düzeyde bulunmuştur. Testin iç tutarlık ve puanlayıcılar arası güvenirliğinin ise yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın bulgularına göre BÜT 3-5 geçerliği ve güvenirliği deneysel olarak kanıtlanmış bir bilimsel yaratıcılık testidir. BÜT 3-5 özel yeteneklilere yönelik programların etkilerinin değerlendirilmesinde, bu tür programlara öğrenci seçimlerinde ve bilimsel yaratıcılığın gelişimsel olarak incelenmesinde kullanılabilir. Anahtar Sözcükler: Bilimsel yaratıcılık, Yaratıcılık, Bilimsel süreç becerileri, Hipotez geliştirme, Deney tasarlama.

Bilimsel beceriBilimsel verimlilikHipotez+7
Muhammet Bahadır Ayas
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin mesleki etik davranışlar hakkındaki görüşlerinin incelenmesi: Adıyaman ili örneği

Bu araştırmanın amacı, Okul Öncesi Öğretmenlerin Mesleki Etik Davranışlar Hakkındaki Görüşleri'ni değerlendirmektir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, Adıyaman il merkezinde bulunan resmi okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu araştırmanın örneklemini, Adıyaman il merkezinde yer alan resmi anasınıfı ve anaokullarında 2011- 2012 eğitim- öğretim yılında görev yapan 194 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sakin (2007) tarafından geliştirilmiş olan Okul Öncesi Öğretmeninin Etik Davranışları Ölçeği (OÖEDÖ) kullanılmıştır. Ölçek 63 sorudan ve yedi alt boyuttan oluşmaktadır. OÖEDÖ 6'lı likert ölçeği şeklinde hazırlanmış ve Sakin (2007) tarafından geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Okul Öncesi Öğretmenin Etik Davranışlar Ölçeği (OÖEDÖ)'nin iç tutarlık katsayıları, Cronbach alfa (r= .893) güvenirlik değerlerine ulaşılmıştır. Ölçekte belirtilen okul öncesi öğretmenlerin etik kurallara uygun davranışları ne sıklıkta benimsediklerini belirlemeye yönelik düzenlenen 6'lı likert ölçeğinin yanıtları: `Hiç Katılmıyorum', `Çoğunlukla Katılmıyorum', `Biraz Katılmıyorum', `Biraz Katılıyorum', `Çoğunlukla Katılıyorum', `Tamamen Katılıyorum' şeklindedir. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 15.0 paket programı kullanılmış; frekans (f), yüzde (%) ve verilerin homojen dağılıp dağılmadıklarına göre, t-test, Varyans Analizi (ANOVA), Kruskall Wallis H gibi anlamlılık testlerinden yararlanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, değişkenler arasında anlamlı anlamsız ilişkiler bulunmuştur. Okul Öncesi Öğretmenlerin Mesleki Etik Davranışlarına İlişkin Görüşleri arasında, yaş, medeni durum, mezun olunan kurum, çalışılan okul türü, sahip olunan çocuk sayısı, babalarının öğrenim durumu, ekonomik durumlarına göre genelde farklılaşma olmadığı; toplam hizmet süresi, annelerinin öğrenim durumu ve kardeş sayılarına göre ise farklılaşma olduğu görülmüştür.Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

AdıyamanAhlaki davranışEtik+4
Filiz Aydemir
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Piyano eğitiminde rubrik ile geleneksel ölçme-değerlendirme yöntemlerinin karşılaştırılması: İnönü Üniversitesi örneği

Bu araştırmanın amacı, piyano performanslarının ölçülmesinde komisyonun ortak kararı ile verilen puanlarla, rubrik puanlarının karşılaştırılmasıdır.Yarıyıl sonu sınavlarında piyano performansını ölçmek amacıyla oluşturulan komisyonlarda fakülte bazında 4'er öğretim elemanı yer almış ve her fakülteden rastlantısal olarak seçilen 16 öğrencinin performans düzeyleri komisyonun ortak kararı ile belirlenmiştir. Komisyon puanlaması ile eşzamanlı olarak, öğretim elemanları öğrenci performanslarını, araştırma kapsamında hazırlanan rubrik ile ölçmüş; elde edilen veriler araştırmanın amaçları doğrultusunda SPSS paket programı ve konu alanı uzmanının yardımıyla analiz edilmiştir.İki ayrı fakültede, farklı gruplara ait performansların birbirinden bağımsız puanlayıcılar tarafından ölçülmesi sonucu elde edilen rubrik puanları ile komisyon puanlarının aritmetik ortalamaları ve standart sapmaları alınmış; gruplar-arası farklılaşmanın çok düşük miktarda olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca komisyon puanları ile rubrik puanlarının birbirine çok yakın oldukları ve komisyon puanlarının çok az miktarda rubrik puanlarından yüksek olduğu görülmüştür.Rubriğin güvenirliğinin belirlenmesinde puanlayıcılar arası ikili korelasyonlar incelenmiş ve en düşük ilişki düzeyinin 0.70'in üzerinde olduğu görülmüş; bu bulguya dayanarak rubriğin güvenilir ölçüm yaptığı sonucuna varılmıştır.Son olarak, rubriğin geçerliği hakkında bir yargıya varabilmek için uzmanlardan alınan olumlu görüşlere ilave olarak, ölçüte dayalı geçerlik incelenmiş; geçerli bir ölçüt olarak kabul edilen komisyon puanları ile rubrik puanları arasındaki ilişki ?Pearson Momentler Çarpımı Katsayısı? yardımıyla hesaplanmış ve rubriğin uyum geçerliğinin 0.915 gibi yüksek düzeyde bir geçerliğe işaret ettiği görülmüştür.Yarıyıl sonu sınav performanslarının ardından, öğrencilere rubrik aracılığıyla geribildirim verilmiş; sonrasında öğrencilerin rubriğe ilişkin çeşitli görüşleri toplanmıştır. Öğrencilerin rubrikle performansın daha nesnel ölçüldüğü, rubrikteki boyutlarla düzey açıklamalarının anlaşılır olduğu ve rubrik aracılığıyla verilen geribildirimin etkililiği ile ilgili olumlu görüşleri alınmıştır.

Dereceli puanlama anahtarıMüzikMüzik eğitimi+5
Tufan Minez
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim programlarında yer alan "çevre duyarlılığı" ve "bilişim teknolojilerine" ilişkin kazanımların gerçekleşme düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim programlarında yer alan hem "çevre duyarlılığı" hem de "bilişim teknolojileri"ne yönelik kazanımların gerçekleşme düzeylerini tespit etmektir. Ayrıca araştırmada çeşitli değişkenler açısından öğrencilerin çevre duyarlılık düzeylerini ve bilişim teknolojilerine yönelik tutum ve bilişim teknolojileri okuryazarlık düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Öğrencilerin çevre duyarlılığını ölçmek amacıyla "çevre duyarlılığı ölçeği", bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarını ölçmek amacıyla "bilişim teknolojilerine yönelik tutum ölçeği" ve bilişim teknolojilerine yönelik okuryazarlıklarını belirlemek amacıyla da "bilişim teknolojileri okuryazarlığına yönelik başarı testi" geliştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, öğrencilerin çevre duyarsızlıklarının düşük, çevre duyarlılıklarının da nispeten yüksek düzeyde olduğu söylenebilir. Öğrencilerin bilişim teknolojilerine yönelik ilgisizlik ve kaygıları düşük ve olumsuz iken, bağımlılık ve ilgileri orta düzeyde ve olumludur. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerin bilişim teknolojileri okuryazarlıkları orta düzeydedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarında ilgisizlik, bağımlılık, kaygı ve ilgi değişkenleri birlikte, öğrencilerin çevre duyarsızlık ve çevre duyarlılık puanlarıyla orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerin bilişim teknolojileri okuryazarlık puanlarıyla çevre duyarsızlık puanları düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin bilişim teknolojilerine yönelik tutumlarında ilgisizlik, bağımlılık, kaygı ve ilgi değişkenleri birlikte, öğrencilerin bilişim teknolojilerine yönelik okuryazarlık puanlarıyla orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir. Anahtar Sözcükler: İlköğretim (1-8. Sınıflar) Programları, Çevre Duyarlılığı, Bilişim Teknolojileri, Çevre Duyarlılığı Ölçeği, Bilişim Teknolojilerine Yönelik Tutum Ölçeği, Bilişim Teknolojileri Okuryazarlığına Yönelik Başarı Testi

Bilgi teknolojisiDers programlarıTeknoloji okuryazarlığı+6
Dilek Aydoğan
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Lise gençliğinde dini sosyalleşme; Batman il merkezi örneği

Bu çalışma, günümüzün değişen sosyo-kültürel ortamında sosyalleşen ergenlik çağındaki bireylerin dindarlık yöneliminin ve dini sosyalleşme kanallarının etkisinin araştırıldığı bir saha araştırmasıdır. Sosyalleşme sürecinde gençlerin dini inanç, tutum ve davranışları üzerinde yaş, eğitim, ekonomik durum gibi demografik özelliklerin yanı sıra aile, eğitim, toplumsal çevre ve kitle iletişim araçları gibi sosyal faktörlerin de önemli etkisi bulunmaktadır. Bu çalışmada, gençlerin dini toplumsallaşması üzerinde önemli rol oynayan demografik ve sosyal faktörlerin etki düzeyi araştırılmıştır. Buradan hareketle 8 hipotez geliştirilmiş ve saha araştırması sonucu ulaşılan bulgulardan hareketle hipotezler test edilmiştir. Araştırmanın evreni, Batman il merkezinde eğitim gören lise gençlerinden oluşmaktadır. Şubat-Mart 2019 tarihleri arasında, basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 731 deneğe Kişisel Bilgi Anketi, Dini Toplumsallaşma Faktörleri Anketi ve Dini Yönelim Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen bulgulardan hareketle örneklem grubunun hem demografik değişkenlere göre farklılaşma olup olmadığı incelenmiş hem de sosyalleşme kanallarının dini tutum ve davranışlar üzerinde etki düzeyi analiz edilerek hipotezler test edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 22.0 Windows paket programı kullanılarak istatistiksel analizi, t-testi (Independent- Samples T Tests), Varyans Analizi (Analysis of Variance, ONE-WAY-ANOVA), Tukey HSD (Post Hoc Comparision) testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, örneklem grubunun okul türü, sosyo-kültürel tabaka gibi demografik özellerine göre dini yönelimlerinde farklılaşma olduğu saptanırken yaşın herhangi bir farklılaşmaya yol açmadığı saptanmıştır. Ayrıca, bireylerin dini tutum ve davranışları üzerinde dini sosyalleşme faktörlerinin önemli etkilerinin olduğu tespit edilmiştir.

BatmanDinDin sosyolojisi+4
Ebru Eler Çay
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Din görevlilerinde meslekî doyum: İzmit örneği

Ülkemizde din hizmetlerini kamusal çerçevede Diyanet İşleri Başkanlığı yürütmektedir. Bu kurum, merkez teşkilatı, taşra teşkilatı, yurtdışı teşkilatı ve medya kanalları vasıtasıyla toplumumuzun ihtiyaç ve gereksinimlerini karşılamaya çalışmaktadır. Genel anlamıyla Diyanet İşleri Başkanlığı'nın temel iki görevi bulunmaktadır. Biri toplumu inanç, ibadet ve ahlak gibi konularda aydınlatmak, ikincisi de din hizmetlerinin ifası yoluyla ibadethaneleri yönetmektir. Başkanlığın faaliyet alanı ve faaliyet yelpazesi oldukça geniş kapsamlı olup, her geçen gün daha da artmaktadır. Bir yandan, başta Kur'an Kursları vasıtasıyla yaygın din eğitimi faaliyetleri yürütülmeye çalışılırken, diğer yandan, cami içi ve dışı din hizmetleri gerçekleştirilmektedir. Bunun yanı sıra, ailede din eğitimi faaliyetlerini desteklemek amacıyla, yetişkin bayanlara yönelik olarak devam ettirilen kurs ve seminerler ile il ve ilçe müftülükleri bünyesinde ailelerin dini konulardaki ihtiyaçlarına cevap vermek üzere Aile ve Dini Rehberlik Büroları da faaliyet göstermektedir. Bu araştırma; ortaya konulacak bilgi ve bulgularla din görevlilerinin meslekî doyumlarını ölçmek, meslekî doyumlarını engelleyen ya da destekleyen etkenleri belirlemek ve topluma daha verimli hale gelmelerine katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan anket ve Mesleki Doyum Ölçeği 2018 yılında Kocaeli ili İzmit ilçesinde vazife yapan din görevlilerinden 124 İmam-Hatip, 23 Müezzin-Kayyım ve 123 Kur' an Kursu Öğreticisine uygulanmıştır. Anket sonuçları, SPSS 18.0 istatistiksel programında analiz edilerek, verilerin değerlendirilmesinde çeşitli teknikler kullanılmıştır. Bunlar, Frekans Analizi, Varyans Analizi (Analysis of Variance, ONE-WAY-ANOVA), t-testi (Independent-Samples T Tests), Post Hoc Multiple Comparisons (Tukey HSD) testleridir. Araştırmada din görevlilerinin mesleki doyumunu etkileyen faktörlere ilişkin elde edilen bulgular çalışmanın uygulama bölümünde tablo ve grafiklerle sunulmuş, sonuç bölümünde genel bir değerlendirme yapılmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kavramlar: Meslek, Doyum, Diyanet İşleri Başkanlığı, İzmit

Din görevlileriDin hizmetleriDiyanet İşleri Başkanlığı+3
İbrahim Akça
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İmam hatip lisesi öğrencilerinin benlik saygısı düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğü' ne bağlı İmam Hatip Liseleri'nde eğitim görmekte olan 12. Sınıf öğrencilerinin benlik saygısı düzeyleri bazı değişkenler açısından analiz edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğü' ne bağlı İmam Hatip Liseleri' nde eğitim görmekte olan 12. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemini ise 434 (dört yüz otuz dört) 12. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Öğrencilerin benlik saygısı düzeylerini belirlemek amacıyla Rosenberg (1965) tarafından oluşturulmuş ve Çuhadaroğlu (1986) tarafından Türkçeye aktarılmış olan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların değişkenlerinin tespit edilmesi için ayrıca öğrencilerden kişisel bilgi formu doldurmaları talep edilmiştir. Bu bilgi formu öğrencilerin cinsiyet, kardeş sayısı, anne eğitimi, anne iş durumu, anne mesleği, baba eğitimi, baba iş durumu, baba mesleği, ailenin ekonomik durumu, bireylerin fiziki özellikleri, not ortalamaları, sağlık sorunu durumları, ebeveynlerin birliktelik durumu, anne ve baba tutumlarıyla katılımcıların yaşamlarını çoğunlukla geçirdikleri yer değişkenlerini belirlemeyi hedeflemiştir. Kişisel bilgi formundaki değişkenler genellikle kategorik verilerden oluşmaktadır. Araştırma verileri SPSS 26 versiyonu kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın analizlerinden önce elde edilen verilerin dağılımının normal olup olmadığına bakılmıştır. Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) ile elde edilen verilerin normal dağılıma sahip olup olmadığını test etmek için veri normalliğini analiz etme amacıyla faydalanılan üç analiz sırasıyla Skewness-Kurtosis, Kolmogrov-Simirnov ve Histogram grafiği analizleridir. Veri dağılımının non-parametrik olarak saptanması sebebiyle değişkenler ile öğrencilerin benlik saygısı düzeyi arasında ilişkinin olup olmadığını ölçmek amacıyla Mann-Whitney-U ve Kruskal-Wallis Testi uygulanmıştır. Elde edilen bulguların ışığında uygulamalara ve araştırmaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur

Benlik saygısıErgenlerKruskal-Wallis testi+3
Emel Çimen
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Orta okul öğrencilerinin insani değerleri ile okul tükenmişlikleri arasındaki ilişki ve bir araştırma

Bu araştırma ortaokul öğrencilerinin insani değerleri ile okul tükenmişlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Çalışma evreni 2014–2015 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Üsküdar İlçesinde bulunan ortaokul öğrencileridir. Örneklemimiz 500 kişiden oluşmaktadır.Araştırmada, ortaokul öğrencilerinin insani değerlerin sorumluluk, dostluk, arkadaşlık. barışçı olma, saygı, dürüstlük alt boyutlarında okul tükenmişliği ile ilgili ilişkisel boyutu üzerinde durulmuştur. Araştırma sonucuna göre katılımcıların demografik özelliklerine bakıldığında; babaların en fazla lise düzeyinde en az doktora düzeyinde eğitim aldıkları, annelerin en fazla ilkokul en az doktora düzeyinde eğitim aldıkları sonucuna varılmıştır.Katılımcıların babalarının mesleki durumu olarak en fazla işçi en az işsiz oldukları, annelerin ise büyük çoğunluğunun ev hanımı çok az bir bölümünün ise memur olduğu sonucuna varılmıştır. Aylık gelir durumlarının ise 2000 TL'nin üstünde olduğu tespit edilmiştir. İnsani değerler boyutunda cinsiyet, anne, baba eğitim, anne, baba meslek durumu ve aylık gelir bakımından bir farklılık görülmezken, sınıf düzeyinde insani değerlerin 6. Sınıfta en yüksek, 7. Sınıfta en düşük olduğu gözlenmiştir. Okul tükenmişliği boyutunda bakıldığında erkeklerin öğrencilerin tükenmişliklerinin kız öğrencilerden daha düşük olduğu, sınıf sayısı yükseldikçe okul tükenmişliğinin düştüğü gözlenmiştir. Babaların eğitim durumunda anlamlı bir fark gözlenmezken annelerin eğitim durumlarında yüksek lisans mezunlarının okul tükenmişlikleri düzeyinin düşük, doktora öğrencilerinin okul tükenmişlik düzeyinin yüksek olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İnsani Değerler, Okul Tükenmişliği, Ortaokul Öğrencileri

DeğerlerDeğerler eğitimiOkul hayatı+6
Elif Özbakır
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde bilgi yönetimi sürecinde bir dinamik olarak örgütsel zeka etkinliğinin belirlenmesi ve aralarındaki ilişki üzerine bir araştırma

Her bireyin bir zekası olduğu gibi her örgütün de bir zekası vardır. Bu zeka örgütsel zeka (OI) olarak adlandırılmaktadır. OI çoklu zeka kuramı ve duygusal zeka kuramından esinlenmiş ve çok boyutludur. Bu araştırmanın amacı OI ile birlikte boyutları ve bilgi yönetimi (KM) ile süreçleri arasında bir ilişki olduğunu kanıtlamak ve OI farkındalığını arttırmaktır. Ayrıca demografik faktörlerin OI ile birlikte boyutları ve/veya KM ile birlikte süreçleri üzerine etkisi olup olmadığı sorgulanmıştır. Araştırmada KM performansı ve OI düzeyinin ölçülmesi için iki ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekler Çetinkaya tarafından geliştirilmiş Bilgi yönetimi performansı ölçeği ve Ekici vd. tarafından geliştirilmiş OI düzeyi ölçeğidir. Verilerin analiz edilmesinde SPSS 15.0 programı ve model oluşturulmasında AMOS 24.0 programı kullanılmıştır. Öncelikle, ölçeklerin geçerlilik ve güvelilirlik testleri başarılı bir şekilde yapılmıştır. Ardından, boyutlarının belirlenmesi için faktör analizi yapılmıştır. İstatistiksel bilgileri görmek için frekans dağılımı, normallik dağılımı ve çapraz tablolar gibi tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. OI ve boyutları ile KM ve süreçleri arasında bulunan ilişkileri ortaya çıkartmak için regresyon ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Demografik faktörlerin OI ve boyutları ile KM ve süreçlerini etkileme durumları ile T-testi ve Anova analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda OI ile KM arasında bir ilişki olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Zeka, Bilgi Yönetimi

Bilgi yönetim sistemiBilgi yönetimiEtkinlik+4
Selçuk Göktaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

MSUGT, BOBİ FRS ve TMS/TFRS'nin ölçme/değerleme ve raporlama esaslarına göre analizi

İşletmelerin farklı ülkelerde faaliyet göstermesi, muhasebe uygulamalarının da bulunduğu ülke mevzuatlarına göre hazırlanması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Farklı mevzuatlara göre hazırlanan muhasebe sistemleri ve finansal tablolar, finansal tablo kullanıcılarının, işletmelerin finansal performanslarını karşılaştırılmasını güçleştirmektedir. Bu durum yayımlanan uluslararası finansal raporlama standartları ile bütün dünyada ülke uygulamalarında yeknesaklığı sağlanması, Kobiler için de özel bazı çalışmaların yapılması ihtiyacını ortaya çıkartmıştır. Kobiler için, ihtiyaçlarına uygun, tam setin genel yapısından ayrılmadan onlara özgün daha yalın bir standart yayımlanması ihtiyacı gündeme gelmiştir. Bu doğrultuda KGK tarafından 2014 yılında yerel finansal raporlama standardı çıkarılması için çalışmalara başlamış, yapılan bu çalışmalar 2017 yılında sonuçlanmıştır. 29 Temmuz 2017 tarihli 30138 sayılı resmi gazetede Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS), AB 34 numaralı direktifiyle uyumlu bir şekilde hazırlanarak 01.01.2018 tarihinden itibaren uygulamaya konulmuştur. Bu çalışmanın amacı, Muhasebede yer alan ölçme/değerleme ve raporlama uygulamalarının Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (MSUGT), Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) açısından karşılaştırmalı olarak inceleyip uygulamada oluşabilecek benzerliklerin ve farklılıkların varlığını ortaya koymaktır.

Finansal raporlama standartlarıMuhasebe Sistemi Uygulama Genel TebliğiMuhasebe standartları+5
Eren Pektaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects