Online learning
177 theses under this subject heading
5E modelinin yüz yüze, ters yüz ve çevrim içi öğrenme ortamlarındaki etkililiğinin incelenmesi
Araştırmada, 5E yapılandırmacı yaklaşım modeline dayalı öğretim uygulamalarının yüz yüze, ters yüz ve çevrim içi öğrenme ortamlarında işlenen fen bilimleri dersleri için geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Eleştirel düşünebilen, kişilerarası yeterlikleri gelişmiş, yüksek motivasyonlu, gelişen ve değişen dünyaya ayak uydurabilen başarılı öğrencilerin yetiştirilebilmesi için uygulamalar geliştirilmiştir. Çalışmalar 2021-2022 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde Ankara ilinin Gölbaşı ilçesinde bulunan özel okulda okuyan 7. sınıf toplam 60 öğrenciyle, 6 hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. 5E modeline dayalı derslerin, öğrencilerin beceri temelli fen bilimleri başarılarına, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarına, eleştirel düşünme eğilimlerine, kişilerarası yeterlik alanlarına olan etkileri ve bu uygulamalara yönelik görüşleri incelenmiştir. Araştırmada nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı "Karma Yöntem" ve "Yakınsayan Paralel Desen" tercih edilmiştir. Nicel yöntem boyutunda "Ön-Test Son-Test Kontrol Gruplu Yarı Deneysel Desen", nitel yöntem boyutunda ise "Durum Çalışması Deseni" çalışmanın araştırma yöntemini oluşturmaktadır. Nicel veri toplama araçları Beceri Temelli Fen Bilimleri Başarı Testi, Fen Eğitiminde Motivasyon Ölçeği, Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği ve Kişilerarası Yeterlik Ölçeği ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Nitel veri toplama araçları ise yarı yapılandırılmış görüşme formu, dokümanlar ve gözlem notlarından oluşmaktadır. Araştırma sonucunda hem nicel hem de nitel bulgulara göre fen bilimleri derslerinde yapılan uygulamaların öğrencilerin bilişsel süreç becerileri temelli fen bilimleri başarılarının, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarının, eleştirel düşünme eğilimlerinin ve kişilerarası yeterliklerinin gelişmesine katkı sağladığı belirlenmiştir. Öğrencilerin görüşlerinden elde edilen veriler, 5E modeline dayalı derslerin yüz yüze, ters yüz ve çevrim içi öğrenme ortamlarına uyarlanabildiğini ve başarılı, motivasyonu yüksek, eleştirel düşünebilme eğilimine sahip ve kişiler arası yeterlikleri gelişmiş öğrenciler yetiştirmekte etkili bir öğretim yöntemi olduğunu göstermektedir. Anahtar sözcükler: 5E yapılandırmacı yaklaşım modeli, yüz yüze öğrenme ortamı, ters yüz sınıf ortamı, çevrim içi öğrenme ortamı, bilişsel süreç becerileri temelli fen bilimleri başarısı, fen öğrenmeye yönelik motivasyon, eleştirel düşünme eğilimi, kişilerarası yeterlik alan
Emergency remote teaching: EFL instructors' technological pedagogical content knowledge and satisfaction with teaching online
The present study aimed at investigating Turkish EFL instructors' perceived level of Technological Pedagogical Content Knowledge (TPACK) and satisfaction with teaching online in an emergency remote teaching context. A total of 205 instructors of English working at universities located in Turkey participated in the study. A mixed-method approach was used for data collection in which both quantitative and qualitative methods were used. Quantitative data were collected through the Online Faculty Satisfaction Survey (OFSS) and the TPACK-EFL scale. Qualitative data were gathered through semi-structured interviews with the instructors who were determined based on voluntariness. The findings showed that the general TPACK of the participants in this study was relatively high and they evaluated their CK as the highest and their TPACK as the lowest. It was also revealed that the mean scores related to non-technological knowledge domains of TPACK were significantly higher than the mean scores related to technological domains. Instructors who participated in this study were not very satisfied with teaching online in general, which stemmed mainly from student-related factors such as low motivation, participation, and attendance levels of students in online courses, lack of face-to-face contact and interaction with students, lack of technological equipment and internet connection problems. And lastly, it was found that instructors' level of TPACK could predict their satisfaction with teaching online. The findings of the present study have several important implications for language educators' TPACK, its implementation in both online and face-to-face education, and the improvement of online education practices in Turkey.
Oral corrective feedback & repair techniques in dyadic online EFL young learner speaking lessons
Corrective feedback has been at the centre of many SLA studies due to the desire to reveal its impact in creating opportunities for learning. Many of those studies have been mostly delimited to the experimental settings to compare different types of oral corrective feedback, primarily their effectiveness for learning grammatical structures. However, very few studies examined video-mediated or natural interactions to understand oral trajectories of feedback and its impact on young learners. With this in mind, this study explored what kinds of oral corrective feedback practitioners enacted on meaning and form in an informal video-mediated young learners EFL interaction setting and how/if these actions led to learner repairs. Aligning with this purpose, this study, in the first place, analysed the frequencies of corrective feedback through coding based on Lyster & Ranta's (1997) model and repairs with respect to error distribution (syntactic, morphological, phonological, semantic). In the follow-up analysis, the researcher traced the details of correction sequences longitudinally across ten different one-to-one sessions of learners through discourse analysis. Nearly 20 hours of data coming from EFL-speaking lessons of 10 young learners inform us that teachers' preferences in online settings mainly rely on recasts with relatively fewer use of elicitations followed by explicit feedback and other CF moves. However, elicitation and sporadically used double corrective moves proportionally led to more repairs of learners than the most preferred CF, recasts. Nonetheless, some errors repaired by learners were repeated in future sessions, unveiling that the impact of correction and repair may not be long-lasting.
Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde kitlesel açık çevrim içi dil derslerinde A1 düzeyi yazma becerisine yönelik bir durum çalışması
Teknoloji ve internet sayesinde dil öğrenme süreci daha erişilebilir hale gelmiştir. İnsanlar dil öğrenme amacıyla geleneksel yöntemlere bağımlı olmadan, çevrimiçi kaynaklardan faydalanabilir, çevrimiçi dil kurslarına katılabilir ve dil becerilerini interaktif platformlarda pratik yaparak geliştirebilir. Bu yeni dönemde dil öğrenmek, insanların dünyayı keşfetme isteğini ve farklı kültürlerle etkileşimde bulunma arzusunu karşılayan bir hobi haline gelmiştir. Artık insanlar, sınırları aşarak farklı dilleri öğrenme ve kültürel çeşitliliği deneyimleme imkânına sahiptir. Teknolojinin sunduğu imkânlarla, dil öğrenmek artık daha erişilebilir, keyifli ve ilgi çekici bir deneyim haline gelmiştir. Bu çalışmada, hiçbir öğretmen ve/veya rehberin olmadığı, öğretimin sadece belli bir müfredata göre önceden hazırlanmış videolar ve etkinlikler ile olduğu Kitlesel Açık Çevrim İçi Dil Derslerinde (KAÇDD) yabancı dil olarak Türkçe öğrenen A1 düzeyindeki öğrenicilerin yazma becerilerini geliştirmek için etkinlik hazırlanması amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma olup durum çalışması biçiminde desenlenmiştir. Öğrenicilerin A1 düzeyinde yazma sürecinde yaptıkları hataların belirlenmesinde doküman incelemesi tekniğinden yararlanılmıştır. A1 düzeyinde öğrenicilerin yazma becerilerinde en sık yaptıkları hataların belirlenmesi için öğretmenlerle ve KAÇDD'de öğrenicilerin yazma becerisi ve sistemle ilgili görüşlerini tespit etmek için KAÇDD'de Türkçe öğrenen öğrenicilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada toplanan veriler NVivo 12 nitel veri analizi programına aktarılarak çözümlenmiş ve betimsel analiz ile incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre, öğrenicilerin yazma becerisinde yaptıkları hatalar dilbilgisel, sözcük seçimi, söz dizimsel ve yazım noktalama hataları olarak sınıflandırılmıştır. Öğrenicilerin KAÇDD'de yazma becerilerini geliştirebilmek için cümle kurma ve serbest yazma etkinlikleri olmasını istedikleri tespit edilmiştir. Öğreniciler, KAÇDD'de dil öğrenmeyi beden dilinin olmaması, sorularını soracak birinin olmaması açısından zor bulduklarını belirtirken devam zorunluluğunun olmaması, istenilen konuya, istenilen saatte, istenilen yerde ve kendi hızına göre çalışabilmeyi KAÇDD'de dil öğrenmenin avantajı olarak ifade etmişlerdir. Çalışmanın sonucunda, bulgular doğrultusunda Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde KAÇDD'de kullanılmak üzere A1 düzeyinde yazma becerisine yönelik etkinlikler hazırlanmış ve öneri olarak sunulmuştur.
İngilizce dil becerilerinin çevrimiçi edinimi: Hazırlık sınıfı öğrencileri ve öğretim görevlileriyle bir çalışma
Uzaktan eğitim, öğrenme-öğretme faaliyetlerinin, öğreten ve öğrencinin birbirinden uzakta oldukları bir ortamda gerçekleştirildiği bir eğitim sistemidir. Uzaktan eğitimin öğretmen ve öğrencinin farklı yerlerde olduğu ve internet tabanlı uygulamalarla yapıldığı biçimine çevrimiçi öğretim adı verilmektedir. Araştırmanın amacı yabancı dil öğretiminde İngilizce dil becerilerinin (okuma, yazma, dinleme, konuşma) çevrimiçi (uzaktan) öğretim uygulaması aracılığı ile edinimine yönelik hazırlık sınıfı öğrencilerinin ve öğretim görevlilerinin genel görüşlerini belirlemektir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada durum çalışması deseni benimsenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını 2020-2021 akademik yılında bir vakıf üniversitenin Hazırlık Eğitimi Biriminde çevrimiçi öğretim yolu ile öğrenim gören hazırlık sınıfı öğrencileri ve çevrimiçi uzaktan öğretim uygulamasında görev alan öğretim görevlileri oluşturmuştur. Araştırmanın verileri veri üçgenlemesi tercih edilerek oluşturulmuş; araştırmada veriler odak gruplarla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler, katılımcılara uygulanan yansıtma formu ve gözlem ile üç veri kaynağından elde edilmiştir. Bu çalışmanın verileri Miles-Huberman analiz veri çözümleme adımları kullanılarak analiz edilmiş ve ulaşılan bulgular yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları aşağıda özetlenmiştir: 1. Hazırlık sınıfı öğrencileri ve öğretim görevlileri İngilizce dil becerilerini çevrimiçi edinmeye yönelik her bir beceri için olumlu ve olumsuz görüşlere sahiptir. 2. Yabancı dil becerilerinin çevrimiçi edinimine yönelik öğrenci görüşleri büyük ölçüde olumsuzdur; öğretim görevlilerinin görüşleri büyük ölçüde olumludur. 3. İngilizce dil becerilerinin çevrimiçi ediniminde öğrenciler için en güçlü beceri yazma becerisi, en zayıf beceri konuşma becerisi iken öğretim görevlileri için en güçlü beceri okuma ve en zayıf beceri konuşma becerisidir.
Çevrimiçi öğrenme ortamında çerçeveleme dürtme stratejilerinin kullanılmasının üniversite öğrencilerinin başarı ve motivasyonuna etkisi
Bu çalışmanın amacı, çevrimiçi öğrenme ortamında çerçeveleme dürtme stratejilerinin kullanılmasının üniversite öğrencilerinin başarı ve motivasyonuna etkisini incelemektir. Çalışma, bir devlet üniversitesinin Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü'nde 2020/2021 öğretim yılı bahar döneminde uzaktan eğitim yoluyla yürütülen "BTE 224 Bilişimde Öğrenme ve Öğretim Yaklaşımları" dersi kapsamında, 54 lisans öğrencisi ile yürütülmüştür. Araştırma, karma araştırma yöntemlerinden yakınsak paralel desene göre desenlenmiştir. Toplamda 10 hafta süren çalışmanın ilk haftasında katılımcılar seçkisiz olarak 2 gruba ayrılmıştır; birinci grup ödülün korunması ve negatif çerçeveleme dürtme stratejisi alan, ikinci grup ise ödülün kazanılması ve pozitif çerçeveleme dürtme stratejisi alan grup olarak belirlenmiştir. Ayrıca tüm öğrenenlere öntest ile birlikte gruplararası farkın olup olmadığını inceleyebilmek için "Öz-kontrol ve Öz-yönetim Ölçeği" uygulanmıştır. İkinci, dördüncü, altıncı ve sekizinci haftalar öğrenenlere yönerge ile birlikte görevler verilmiştir. Üçüncü, beşinci, yedinci ve dokuzuncu haftalar ise öğrenenlerin tamamladıkları görevler değerlendirilip hem ödülün korunması-kazanılması hem de negatif-pozitif çerçeveleme dürtme stratejileri kullanılmıştır. Son hafta ise, sontest ve öğrencilerin motivasyon düzeylerini belirleyebilmek amacıyla "Motivasyon Ölçeği" uygulanmıştır. Nitel verileri toplamak amacıyla tüm öğrencilere "Çerçeveleme Dürtme Stratejilerini Tercih ve Değerlendirme Formu" verilmiş ve 12 öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın nicel bulguları, ödülün korunması ve negatif çerçeveleme dürtme stratejisi uygulamasının, ödülün kazanılması ve pozitif çerçeveleme dürtme stratejisi uygulamasına göre başarı ve motivasyon üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonucu destekleyici olarak, çalışmanın nitel bulguları da ödülün korunması ve negatif çerçeveleme dürtme stratejilerinin öğrencilerin derse karşı çaba, motivasyon ve başarılarını arttırması açısından ödülün kazanılması ve pozitif çerçeveleme dürtme stratejisine göre daha avantajlı olduğunu göstermiştir.
Kronik bel ağrılı hastalarda, gövde stabilizasyonu egzersizleri için geliştirilen multimedya yönergeleri ile yüz yüze yönergelerin ağrı şiddeti, disabilite ve yürüyüş üzerine etkinliğinin incelenmesi
Bu çalışmada kronik bel ağrılı hastalarda gövde stabilizasyonu egzersizlerinin yüz yüze ve multimedya yönergeleri ile öğretiminin tedavi sonuçları üzerine etkisinin karşılaştırılması amaçlandı. Bu kapsamda ilk olarak güncel motor kontrol ilkelerine dayanan bir egzersiz eğitimi ve multimedya yönergeleri hazırlandı. Oluşturulan multimedya yönergeleri, kliniklerde standart olarak kullanılan yüz yüze yönergeler ile randomize kontrollü bir çalışma ile karşılaştırıldı. Çalışmada her iki grup aynı tedavilere, aynı süre ve sıklıkta alındı. Sadece egzersiz öğretim yönergeleri farklılaştırıldı. 8 hafta tedavi uygulandı. Tedavinin ilk seansında; ağrı fizyolojisi eğitimi ve ergonomi eğitimi verildi. Her tedavi seansında hastalara, miyofasyal gevşetme teknikleri ve eklem mobilizasyonları uygulandı. Egzersizler objektif ilerleme ölçütlerine göre zorlaştırıldı. Ölçümler tedavi öncesinde, tedavi sonrasında ve tedavi bitiminden 1 ay sonra takip ölçümü olmak üzere 3 kez yapıldı. Ağrı şiddeti Görsel Analog Ölçeği, disabilite düzeyi Oswestry Disabilite Ölçeği, egzersiz uyumu Egzersiz Uyumu Derecelendirme Ölçeği ve spatiotemporal yürüyüş parametreleri ise Optogait Cihazı ile ölçüldü. Her iki grupta da ağrı şiddeti, disabilite değerlerinde zamana bağlı benzer gelişmeler görüldü (p>0.05). Her iki grubun egzersize uyumları zamana bağlı değişimlerde benzer bulundu (p>0.05). Tedavi sonrasında her iki grubun adım uzunluklarında iyileşme gözlendi (p>0.05). Çalışma sonucunda, multimedya yönergeleri, kronik bel ağrılı hastalarda ağrı şiddetini azaltmada, disabilite düzeyini iyileştirmede ve yürüşün spatiotemporal parametrelerinde yüz yüze yönergeler kadar etkili bulundu. Egzersiz uyumu her iki grupta da düşüktü. Egzersiz uyumunun geliştirilmesi için yeni yaklaşımlara gereksinim olduğu düşünülmektedir.
Displays of co-constructed content knowledge using translanguaging in EMI university classrooms
In recent years, the use of English as a medium of instruction (EMI) has been prevalent in higher education institutions in non-Anglophone contexts due to globalization and internationalization. This enables the researchers to investigate EMI universities through different research foci. Although a few researchers closely examined EMI classroom interactions in face-to-face environments, the multifaceted interactional organization of content knowledge co-construction process remains an under-researched phenomenon in the EMI settings. With this in mind, this dissertation focuses on how participants (lecturers and undergraduate students) collaboratively construct content knowledge through translanguaging across multiple phases of video-mediated classroom episodes. The dataset of the study includes 18 hours of video and screen recordings of the classroom interaction in three online and one face-to-face EMI classrooms at a state EMI university in Türkiye. Using multimodal Conversation Analysis as the research methodology, this dissertation shows how translanguaging plays a significant role in collaborative content knowledge construction processes and facilitates the participants' displays of content knowledge through various classroom interaction practices across for interconnected phases of the online classroom episodes including the lecturer talk in the whole-class video-mediated classroom, pre-task, task engagement in small groups in the breakout rooms of the videoconferencing tool, and finally sharing outputs in the main room. The findings of the dissertation provide implications for a fuller understanding of the interactional organization of EMI classroom interactions in and beyond online teaching and learning environments and mainly with reference to content knowledge co-construction process across the multiple phases of the EMI setting at hand.
A conversation analytic study on response pursuit practices in synchronous online EFL classroom interaction
There are certain aspects that shape the interaction in language classrooms, including the setting of the lesson. Consequently, interactions in synchronous online language lessons differ from those in classes held in face-to-face settings. Since it is established in previous research that interaction is a vital part of language classrooms, the need to investigate interactions that occur in online language classes becomes evident. However, studies that examine interactions in the context of online language teaching have yet to be explored. This thesis sought to uncover the response pursuit practices, used by language teachers in the synchronous online learning environment. Approximately 49 hours of recordings from English lessons that are conducted in the online setting in a middle school were gathered. Conversation analytic method is adopted in the study to inspect the interactional practices through a microanalytic lens. Data revealed that the majority of the time, students in the online teaching environment were in the habit of not responding to the teacher's questions. As a result, the teacher is required to use response pursuit practices. The findings demonstrate that the most regularly employed response pursuit techniques were use of L1, extending the wait time, scaffolding, repeating the student's name and repeating the question analyzed with reference to different question types addressed to the whole class or to the next student nominated by the teacher. The results highlight the necessity for preservice teachers to receive training on how to plan and carry out online lessons in which students can actively participate.
The effects of online learning on the academic performances of students during the COVID-19 pandemic media dependency, uses, and gratifications perspective: A comparative study in Afghanistan and Turkey
The global pandemic caused by the novel Coronavirus resulted in the closure of businesses to limit the spread through person-to-person contact. All educational institutions across the globe also closed the physical model of learning with an abrupt shift towards the online medium to sustain the educational performance of the students. However, this radical shift was equipped with a myriad of benefits as well as challenges specifically for underdeveloped countries with low socioeconomic strata and limited access to digital technologies. In this regard, this thesis is aimed to assess the effects of online learning on students' academic performance during the COVID19 pandemic with a specific focus on Afghanistan and Turkey. To compare the perspectives of the academic performance of Afghan and Turkish students, a quantitative research method has been proposed where primary data was collected from 400 participants (200 Afghan and 200 Turkish students) through a close-ended survey questionnaire which was assessed through a statistical tool, namely SPSS. This study mainly found that there is a considerable difference in attitude, perceived impact, and satisfaction with online learning during the COVID-19 pandemic among Afghan and Turkish students.
An evaluation of online practicum courses for pre-service English language teachers: Expectations, attitudes and learning
Teaching practicum should always be a priority for the purpose of equipping teachers with 21st century skills. The aim of the study is to evaluate online practicum from all stakeholders point of view. The study used both quantitative and qualitative data analysis. A total of 370 participants were included. 4th grade students enrolled in ELT departments' "School Experience" course at 2019-2020 academic year from every region of Turkey were questionnaired. EFA and CFA were conducted and Expectation and Reaction scales were developed with SPSS 24 and AMOS 19. Cronbach's alpha coefficients were calculated as .96 and .98 for the expectation and reaction scales respectively, valid and reliable in terms of psychometry. After the scales were developed, at state and private Universities' ELT departments in Ankara in 2020-2021, Pre-practicum Expectation Scale, Post-practicum Reaction scale, Self-evaluation, Peer evaluation, and End-of-term evaluation statistics for quantitative analysis and interviews with the Cooperating Teachers, School Administrators and Academicians for qualitative analysis were used to administer the experimental study. Regression, Correlation and T-test analyses measured at what levels expectations were met and what were the reactions. Phenomenology analysis was conducted over the interviews. Working groups were determined based on maximum diversity sampling method. It was concluded that online practicum failed to meet the expectations of pre-service EFL teachers. As the end-product of the study "School Experience and Teaching Practicum Guidebook" an up-to-date manual for all stakeholders and a report called "Teaching Practicum Report" which sheds light onto the current problems and necessary changes was prepared.
Öğrencilerin akademik erteleme davranışlarının öğrenme analitikleri bağlamında modellenmesi
Bu çalışmada öğrencilerin çevrimiçi öğrenme ortamındaki etkileşim izleri kullanılarak akademik erteleme davranışlarının modellenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda öğrencilerin ödev gönderim davranışları incelenerek; öğrenciler, akademik erteleme yapıp yapmadıklarına göre gruplandırılmış ve bu grupların Moodle etkileşim verileri aracılığıyla tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 2020-2021 yılı Bahar Dönemi Veri Tabanı Yönetim Sistemleri dersine kayıtlı 55 üniversite ikinci sınıf öğrencisi katılmıştır. 11 haftalık veri toplama sürecinden sonra 16 tane öznitelik belirlenmiştir. Öznitelikler erken aktivite ve geç aktivite olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Erken aktivite öznitelikleri ödevlerin ilk yüklenildiği tarih ile son gönderim tarihinden bir gün öncesini kapsarken, geç aktivite öznitelikleri ödevin son gönderim tarihini ve bu tarihten bir gün sonrasını kapsamaktadır. Birinci araştırma sorusu kapsamında öğrencilerin etkileşim verileri kullanılarak farklı sınıflama modellerinin öğrencinin akademik erteleme davranışını tahmin etme başarısı araştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre en iyi sınıflama başarısını kategorik değişkenlerle %90 doğru sınıflama oranında Lojistik Regresyon göstermiştir. İkinci araştırma sorusu kapsamında ise 16 öznitelik arasından en önemli 5 öznitelik belirlenmiş ve öğrencilerin SCORM paketlerindeki aktivite sayısı, sisteme girişlerindeki benzersiz gün sayısı, forum, quiz ve ödev bileşeni aktivite sayıları akademik erteleme davranışlarını belirlemede önemli değişkenler olarak bulunmuştur. Son olarak grupların akademik başarıları arasında farklılık olup olmadığı incelenmiş ve akademik erteleme yapmayan öğrencilerin yapan öğrencilere göre daha yüksek dönem sonu puanı elde ettiği görülmüştür. Sonuç olarak, öğrencilerin çevrimiçi ortamlarda akademik erteleme davranışlarını belirleyebilmek için alternatif bir yöntem geliştirilmiş ve bu yöntem ile birlikte öğrencilerin erteleme davranışlarının müdahalesiz bir şekilde ölçülmesi sağlanmıştır. Bu model, ileriki çalışmalar da ertelemeye ilişkin müdahale yöntemlerinin geliştirilmesinde önemli olacaktır.
Anımsatma istemlerinin öğrencilerin çevrimiçi akademik yardım arama davranışlarına etkisinin öğrenme analitikleri ile incelenmesi
Çevrimiçi öğrenmede, öz düzenleme süreçlerinin etkili kullanılabilmesi oldukça önemli görülmekte ve öğrenenlerin bu bağlamda desteğe ihtiyaç duydukları araştırma bulgularıyla desteklenmektedir. Akademik Yardım Arama (AYA), akademik başarı ile de ilişkilendirilen öz düzenlemeli öğrenme (ÖDÖ) stratejilerinden biridir ve bu stratejilerin desteklenmesinde, anımsatma istemlerinin etkili bir araç olduğunu araştırmalar ortaya koymaktadır. Ancak, mevcut araştırmalar gözden geçirildiğinde, öğrenme analitiklerine dayalı çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir. Bu araştırmanın amacı, yüksek öğrenim öğrencilerinin, çevrimiçi AYA davranışlarını teşvik etmek amacıyla kullanılan anımsatma istemlerinin etkisini, öğrenme analitiklerine dayalı olarak incelemektir. Araştırma, deneysel araştırma deseni ile yürütülmüştür. Yüksek öğrenim lisans öğrencisi otuz dokuz katılımcı deney ve kontrol gruplarına rastgele atanmıştır. Çevrimiçi öğrenmede AYA davranışları bağımlı değişken, bu davranışları teşvik etmek amacıyla kullanılan anımsatma istemleri ise bağımsız değişken olarak ele alınmıştır. Çalışma kapsamında, belirli uygulama görevleri, deney grubu için anımsatma istemi eklenerek farklılaştırılmıştır. Araştırmanın veri seti, AYA davranışlarının vekil göstergesi olarak kabul edilen dijital iz verileri ve aynı bağlamda toplanan öz bildirime dayalı verilerden oluşmaktadır. Bulgular, öğrencileri yardım aramaya davet eden, yardım arayışında olanlara, yardıma daha hızlı ve kolay erişmeleri için yönlendirmeler sunan istemlerin, AYA davranışlarını teşvik ederek, çevrimiçi yardım kaynaklarından faydalanma durumunu olumlu etkilediğini, görevi tamamlama çabasını artırdığını ve görevin başarıyla tamamlanmasında etkili olduğunu desteklemektedir. Bulgular alanyazın temelinde tartışılmış, uygulama ve araştırmaya yönelik öneriler sunulmuştur.
The challenges of secondary school english teachers in online education during COVID-19 period: The experiences of teachers in state and private schools
The COVID-19 pandemic that started in early 2020 triggered a swift and largely unprepared shift from conventional to online instruction, globally. This study investigates the impact of this transition on middle school English language teachers in Turkey, within both public and private education sectors. It assesses the challenges teachers faced, their readiness levels, the psychological difficulties they experienced, and the strategies they employed to adapt to the new teaching modality. The study utilizes a sequential explanatory method, commencing with quantitative data gathered from a 30-item questionnaire to outline participants' experiences and perceptions, followed by in-depth qualitative interviews. The study highlights the resilience of teachers in the face of unforeseen difficulties, their innovative approaches to ensuring continued education, and the need for institutional support. It provides insights that could be instrumental in improving remote teaching practices and shaping policies in the current context of the pandemic and potential future instances of similar crises.
Çevrimiçi öğretimsel tartışmalara katılım stillerine göre çevrimiçi öğrenmeye yönelik motivasyon ve akademik başarının incelenmesi
Bu çalışmada, çevrimiçi tartışmalarla desteklenmiş öğrenme ortamında çevrimiçi öğretimsel tartışmalara katılım stillerine göre, öğrencilerin akademik başarı ve çevrimiçi öğrenme motivasyonlarındaki değişim araştırılmış, çevrimiçi tartışmalarla desteklenmiş öğrenme ortamında öğrencilerin akademik başarı puanlarıyla çevrimiçi öğrenme motivasyonları arasındaki ilişki ve çevrimiçi tartışmalarla desteklenmiş öğrenme ortamına yönelik öğrenci görüşleri ele alınmıştır. Çalışma, 14 haftalık ders döneminde, lisans seviyesinde öğrenim gören 64 üniversite öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin başarı göstergesi olarak, uygulamanın yapıldığı Sınıf Yönetimi dersinin konularını içeren ön test ve son testten elde edilen puanlar arasındaki fark dikkate alınmış, öğrencilerin motivasyon puanlarını, uygulanan çevrimiçi öğrenme motivasyon ölçeği puanları belirlemiş, çevrimiçi öğretimsel tartışmalara katılım stilleri ölçeği kullanılarak öğrencilerin çevrimiçi öğretimsel tartışmalara katılım stilleri belirlenmiştir. Öğrencilerin çevrimiçi öğretimsel tartışma ortamıyla ilgili görüşlerine yarı yapılandırılmış görüşmelerle ulaşılmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin çevrimiçi öğretimsel tartışmalara katılım stillerinin akademik başarıları ve çevrimiçi öğrenme motivasyonları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu, öğrencilerin akademik başarıyla çevrimiçi öğrenme motivasyonları arasında pozitif yönde yüksek bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Öğrenciler, çevrimiçi tartışma ortamlarının öğrenmelerine ilişkin motivasyonlarını yükselttiğini, akademik bilgilerine olumlu katkılar sağladığını, tartışmaların yüz yüze eğitim ortamlarıyla da desteklenmesinin, öğrenmeleri üzerinde daha kalıcı etkiler bırakabileceğini belirtmişlerdir.
Dönüştürülmüş öğrenmenin çevrimiçi boyutunu oyunlaştırmanın öğretmen adaylarının öğrenme yaşantılarına etkisi
Merkezinde etkileşim ve bireyselleştirilmiş öğrenmenin yer aldığı dönüştürülmüş öğrenmenin temelinde yatan anlayış yeni olmamakla birlikte, öğrencilerin dersle ilgili hazırlıklarını tamamlayarak sınıfa gelmelerine dayanmaktadır. Bu nedenle yaklaşımın başarısı, çevrimiçi öğrenme ortamı üzerinden gerçekleşen hazırlık süreci ile doğrudan ilgilidir. Sınıfa öğrenme görevlerini yerine getirmeden gelen öğrencilerin hedeflenen akademik başarıyı yakalayabilmeleri oldukça zordur. Öğrenme görevlerini yerine getirmede düzenlenen öğrenme ortamlarının önemi göz ardı edilemez. İçeriğin, öğrenme görevlerinin ve ortamın öğrenci için ilgi çekici, motivasyonu yükseltici olması beklenir. Öğrenenin ilgisini çekmeyen bir içeriğe, oyunların eğlenceli kısımlarını yerleştirerek öğrenmeye olan ilgiyi artıran oyunlaştırma ise lider tablosu gibi rekabeti tetikleyen bileşenleri ile son dönemin gözde teknikleri arasında yer almaktadır. Araştırma kapsamında dönüştürülmüş öğrenmenin çevrimiçi boyutunda oyun bileşenleri kullanımının etkisi araştırılmıştır. Sınıf dışı öğrenme kaynağı olarak bir web sitesi geliştirilmiş, deney grubunun çevrimiçi öğrenme ortamında oyun bileşenlerine yer verilirken, kontrol grubunun çevrimiçi ortamında oyunlaştırma kullanılmamıştır. Sonuçlar deney grubunda yer alan katılımcıların, kontrol grubuna göre etkileşim verisi, öğrenme görevlerine katılım ve başarı puanı açısından daha yüksek skor elde ettikleri yönündedir. Anahtar sözcükler: dönüştürülmüş öğrenme, oyunlaştırma, etkileşim verisi, katılım, başarı
Çevrimiçi öğrenme ortamı(moodle) ile harmanlanmış öğretimin hemşirelik süreci öğrenimine etkisi
Hemşirelik süreci yaklaşımı kullanılarak bakımın sunulmasına yönelik çalışmalar 1955'li yıllara dayansa da günümüzde pek çok ülkede halen hemşirelik süreci konusunun öğretiminde ve bu yaklaşım ile bakımın planlanması ve uygulanmasında aşılması gereken güçlükler bulunmaktadır. Bu doğrultuda araştırma hemşirelik birinci sınıf öğrencilerine çevrimiçi öğrenme ortamı(moodle) ile harmanlanmış öğretimin hemşirelik süreci öğrenimine etkisini belirlemek amacıyla yarı deneysel, son test kontrol gruplu olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma bir üniversitenin hemşirelik bölümünde 20.09.2017 – 28.09.2018 tarihleri arasında, kontrol(n:103) ve müdahale(n:92) olmak üzere 195 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu öğrencileri hemşirelik süreci konusunun öğrenimini yalnızca sınıf içi yüz yüze öğretim yöntemiyle tamamlamıştır. Müdahale grubunda hemşirelik süreci konusunun öğretimi sınıf içi yüz yüze öğretime paralel çevrimiçi öğrenme platformu (moodle) ile harmanlanmış öğretim yöntemi ile tamamlamıştır. Araştırma kapsamında, Hemşirelik Esasları Dersinin haftalık aktarılan konuları ile eşleştirilmiş farklı vaka örnekleri hazırlanmıştır. Vaka örnekleri senaryolaştırılarak, standart hasta videoları çekilmiştir. Ayrıca hemşirelik süreci kullanılarak, hazırlanan vakaların verileri gözden geçirilip analiz edilmiş, NANDA, NIC, NOC terminolojilerine göre verilerle uyumlu hemşirelik tanıları oluşturulmuş, sonuç kriterleri yapılandırılmış, tanıya özgü hemşirelik girişimleri planlanmış ve ders videoya çekilmiştir. Araştırma kapsamında, hemşirelik süreci konusunun öğretimine ilişkin hazırlanan bu ders videoları moodle platformuna aktarılmış ve sınıf içi yüz yüze öğretim ile eşzamanlı olarak müdahale grubu öğrencilerinin erişimine açılmıştır ve dönem sonunda öğretimin etkililiği değerlendirilmiştir. Veriler, Tanıtıcı Özellikler Formu, Son Test Vaka Bakım Planı, Memnuniyet Formu ve Mobil Öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda müdahale ve kontrol grubunun sosyodemografik özellikler bakımından benzer oldukları belirlenmiştir(p>0,05). Müdahale grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin hemşirelik süreci veri toplama, tanı belirleme, girişimleri planlama aşamaları ve toplam puan ortalamaları (¯Xmüdahale=60,14; t (184,1) = -14,48, p<0,05) arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Müdahale grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerine göre vakaya özgü daha fazla sayıda veriyi belirlediği, hemşirelik tanısı oluşturduğu ve girişim planladığı saptanmıştır(p<0,05). Sonuç olarak, harmanlanmış öğrenme yaklaşımının hemşirelik süreci konusunun öğretiminde etkili olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçları doğrultusunda hemşirelik süreci konusunun öğretiminde harmanlanmış öğrenme yaklaşımının kullanımın yaygınlaştırılması ve öğrencilerin öğrenme güçlüğü yaşadığı diğer ders konularının öğretiminde de bu öğrenme yaklaşımının kullanılması önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Hemşirelik, öğrenci hemşire, hemşirelik süreci, hemşirelik bakım planı, harmanlanmış öğrenme yaklaşımı, öğrenim yönetim sistemi- moodle
Öğretmenler için bilgi işlemsel düşünmeye özelleşmiş bir çevrimiçi öğrenme ortamının tasarımı
Bu çalışmanın amacı, öğretmenler için bilgi işlemsel düşünmeye özelleşmiş bir çevrimiçi öğrenme ortamının tasarlanmasıdır. Geliştirilen ortam ile farklı alanlardan gelen öğretmenlerin bilgi işlemsel düşünmeye özelleşmiş etkinliklerle çevrimiçi öğrenim ortamında bilgi işlemsel düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik bir süreç deneyimlemelerine imkân sağlanmıştır. Araştırmada tasarım ve sınama olmak üzere iki çalışma grubuyla çalışılmıştır. Tasarım grubu, alan yazında bilgi işlemsel düşünme becerisine sahip olduğu belirtilen meslek gruplarında çalışan kişilerden (n=10), sınama grubu ise fen ve teknoloji, matematik, sosyal bilgiler ve bilgisayar bilimleri öğretmenlerinden (n=8) oluşmaktadır. Çalışmanın uygulaması 6 haftalık dönemde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamındaki ilk alt problem doğrultusunda bilgi işlemsel düşünmenin tanımı ile bu tanım doğrultusunda bilgi işlemsel düşünmenin bileşenleri verilmiştir. İkinci alt problemde, bilgi işlemsel düşünmenin öğretimi için tasarlanan çevrimiçi öğrenme ortamının özellikleri sunulmuştur. Üçüncü alt problemde, ortamın katılımcı öğretmenlerinin bilgi işlemsel düşünme becerilerindeki gelişimine bakılmıştır. Dördüncü alt problemde, öğretmenlerin geliştirilen ortama ve geçirdikleri deneyime ilişkin görüşleri incelenmiştir. Son alt problemde ise öğretmenlerin geliştirilen ortamın niteliğine ilişkin görüşleri ele alınmıştır. Tasarım tabanlı araştırma yöntemi kullanılan, çevrimiçi öğrenme etkinlikleri geliştirilen ve uygulanarak sınanan ortamın, bilgi işlemsel düşünme becerisinin geliştirilmesinde işlevsel olabileceğine dair bulgular elde edilmiştir. Ayrıca, bilgi işlemsel düşünmenin öğretimine yönelik bazı ilkeler belirlenmiştir. Bulgulara göre; bilgi işlemsel düşünme, kendiliğinden gelişen bir beceri seti değildir. Amaçlı ve belirgin etkinlikler ile geliştirilmesi gerekmektedir. Kullanıcılar için çoğu zaman zorlayıcı ve zaman alıcı bir öğretim süreci gerektirebilmektedir. Bireylerin düşünme süreçlerindeki değişim kısa sürede gerçekleşmediği için uzun süreli öğretici desteği gerekebilmektedir.
Oyunlaştırılmış işe özgü çevrimiçi öğrenme ortamının geliştirilmesi ve etkisinin değerlendirilmesi: İş sağlığı ve güvenliği örneği
Araştırmada tren teşkil işine özgü oyunlaştırılmış bir çevrimiçi iş sağlığı ve güvenliği öğrenme ortamının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bunun için tasarım tabanlı araştırma yöntemi çerçevesinde araştırmacı tarafından oluşturulan model takip edilmiştir. Model üç adımdan oluşmaktadır. Birinci adımda tren teşkil görevlilerinin çevrimiçi öğrenme hazırbulunuşlukları ve öğrenme ortamından beklentileri belirlenmiştir. Hazırbulunuşluk araştırmasına 256, beklentilerin belirlenmesi için yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelere ise 10 tren teşkil görevlisi katılmıştır. Araştırmanın tasarım ve geliştirme adımında ise ilk adımdaki bulgular dikkate alınarak 4B-ÖT modeli ve mesleki yeterlilikler çerçevesinde tren teşkili içeriği tasarlanmıştır. Öğrenme ortamının oyunlaştırılması ve tasarım eskizlerinin oluşturulması bir mockup programı yardımıyla yapılmıştır. Daha sonra tren teşkili işinin videoları uzmanların gözetiminde aksiyon kamerasıyla çekilmiştir. Videolar tren teşkili işinin adımlarına göre düzenlendikten sonra SCORM uyumlu içerik geliştirilmiştir. Araştırmanın uygulama ve değerlendirme adımında ise güvenli tren teşkili öğrenme ortamına (GTTÖO) yönelik kullanılabilirlik analizi yapılmış ve çeşitli kullanılabilirlik sorunları adreslenmiştir. GTTÖO'nun değerlendirilebilmesi için ise ön-test son-test kontrol gruplu deneysel araştırma planlanmıştır. Araştırmanın deney grubuna 78, kontrol grubuna 87 kişi katılım göstermiştir. Buna göre, GTTÖO'dan İSG eğitimi alan katılımcıların öğrenme performansları, yine araştırmacı tarafından geliştirilen video temelli öğrenme ortamına (VTÖO) göre anlamlı derecede yüksek çıkmıştır. Kurumun halihazırda kullandığı PowerPoint temelli öğrenme ortamı (PTÖO) da araştırmaya dahil edilerek üç öğrenme ortamındaki memnuniyet düzeyleri karşılaştırılmıştır. GTTÖO'dan İSG eğitimi alan katılımcıların genel memnuniyet düzeyleri, öğrenme motivasyonları ve çevrimiçi öğrenme deneyimleri PTÖO'ya göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Katılımcıların VTÖO'daki çevrimiçi öğrenme deneyimleri ise PTÖO'ya göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara ve geliştirme sürecinden edinilen tecrübeye dayanarak oyunlaştırılmış çevrimiçi öğretim tasarımı modeli önerilmiştir.
Çevrimiçi öz-düzenlemeli öğrenme süreci ve üstbilişsel yargı eğitiminin performans ve üstbilişsel yargılara etkisi
Üstbiliş, kişinin kendi öğrenme süreçlerinin ve bilgisinin farkında olması ve bunu kontrol edebilmesidir. Üstbilişsel yargı ise bireylerin bilişsel etkinliklerini izleyerek ve yansıtarak değerlendirme yapmalarını sağlayan, üstbilişsel izleme süreçlerinin sonuçlarını ölçmek için kullanılan bir araçtır. Üstbilişsel yargı ile ilgili yapılan çalışmalar, öğrencilerin çoğu zaman gerçek performanslarının farkında olmadığını ortaya koymuştur. Bu durum öğrencilerin herhangi bir konu hakkında kendilerine aşırı güven göstermelerine neden olmaktadır. Aşırı kendine güven, üstbilişsel becerileri eksik olan öğrencilerin, sahip oldukları bilgilerin nesnel olarak doğru ve eksiksiz olup olmadıklarına bakmaksızın performansları konusunda kendilerinden emin olmalarıdır. Alan yazında öz-düzenlemeli öğrenme süreçlerinin üstbilişsel beceriler üzerinde olumlu ve kalıcı etkileri olduğu bilinmektedir. Öz-düzenlemeli öğrenme kişinin kendi öğrenme sürecini ve bu sürecin sonuçlarını etkili kontrol edebilmesi anlamına gelmektedir. Bu çalışma, çevrimiçi öz-düzenlemeli öğrenme sürecinin öğrencilerin performans ve üstbilişsel yargılarına (ön-yargı ve mutlak doğruluk) olan etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, 48 üniversite öğrencisi ile Öğretim Tasarımı dersi kapsamında 16 hafta süreyle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak 35 soruluk bir başarı testi, üstbilişsel yargı testi, görüşme, öz-düzenlemeli öğrenme dokümanları, proje raporları ve akran değerlendirme formları kullanılmıştır. Çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Öğrencilerin sınav performansları ve üstbilişsel yargıları nicel yöntemler kullanarak analiz edilirken, öz-düzenlemeli öğrenme süreci hakkındaki görüşlerini analiz etmek için nitel yöntemler kullanılmıştır. Sonuçlar, çevrimiçi öz-düzenlemeli öğrenmenin performans ve üstbilişsel yargılar üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde olumlu olduğunu ortaya koymuştur. Öğrenci görüşlerine dayalı olarak çevrimiçi öz-düzenlemeli öğrenme süreçlerinin görev dağılımı yapma, plana uymak için çaba gösterme, eksiklerini görme, kontrollü ilerleme ve kendilerinden ne beklendiği konusunda fikir sahibi olmalarını sağlaması açısından faydalı olduğu söylenebilir.
Tasarım odaklı düşünmenin gelişimi için çevrimiçi proje tabanlı bir öğretimin tasarımı ve etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin tasarım odaklı düşünme becerisini geliştirmek üzere yapılandırmacı öğrenme tabanında çevrimiçi, işbirlikli, proje tabanlı bir ortam ve süreç tasarlamak ve uygulamanın etkililiğini sınamaktır. Araştırmada tasarım odaklı düşünme becerisi, senaryo yazımı ve animasyon oluşturma üzerine kurulu süreçlerle çevrimiçi ortamda geliştirilmeye çalışılmıştır. Tasarım odaklı düşünmenin doğası gereği disiplinlerarası işbirlikli çalışmaya ihtiyaç duyulduğundan çalışma; 7 tarih, 7 coğrafya ve 8 sosyal bilgiler öğretmeninden oluşan bir katılımcı grupla ve 6 takımla yürütülmüştür. Araştırmacı tarafından, öğretmenlere 2019-2020 yaz döneminde 12 gün, günlük 90 dakikadan toplam 1080 dakika çevrimiçi proje tabanlı tasarım odaklı düşünme öğretimi verilmiştir. Araştırma iç içe gömülü kompleks karma yöntemler araştırma deseni ile tasarlanmıştır. Araştırmada; nicel veriler uygulamanın başında ve sonunda toplanırken, nitel veriler ise; uygulama öncesi, esnası ve sonunda toplanmıştır. Çalışmada veri toplama araçları olarak tasarım odaklı düşünme ölçeği, materyal geliştirme kılavuzu değerlendirme ölçeği, memnuniyet formu, çalışma seyir defteri, video kayıtları, web portalı forum kayıtları ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada beş alt probleme cevap aranmıştır. Öne çıkan bulgular: Süreçte etik ihlalleri yaşanmış olmasına rağmen tasarım odaklı düşünme ölçeği etik boyutu ön test ve son test değerleri oldukça yüksek sonuçlanmış; geliştirilen takım ürünlerinin niteliği, akran ve öğretici değerlendirmeye göre bilimsellik boyutunda farklılık oluşturduğu saptanmış; süreç sonunda kendi animasyonunu üretebilme, tasarım odaklı düşünmeye dair yol haritası ve proje fikirleri, disiplinlerarası ve takım çalışması, dijital teknoloji kullanımına yönelik özgüven artışı gibi mesleki gelişime dair katkılar elde edildiği görülmüştür. Araştırmanın bulgularının, tasarım odaklı düşünme öğretimi açısından alanyazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Üniversite öğrencilerinin öğrenme nesneleri kullanımlarının öğrenme nesnesi kabul modeline göre incelenmesi
2000'li yıllardan bugüne çevrimiçi öğrenme ortamlarındaki gelişmelerle birlikte, yükseköğretim kurumları e-öğrenme ortamlarında, önemi günden güne artan öğrenme nesnelerinin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin çevrimiçi öğrenme ortamlarının öğretim materyalleri olan öğrenme nesnelerini kullanma eğilimlerine etki eden değişkenleri tespit etmek ve bu değişkenler arasındaki nedensel ilişkileri incelemektir. Çalışma grubu 427 üniversite birinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Bu çalışmada, Lau ve Woods (2008a) tarafından geliştirilen Teknoloji Kabul Modelinin (Davis, 1989) genişletilmiş versiyonu olan Öğrenme Nesnesi Kabul Modeli-ÖNKM (Learning Object Acceptance Model - LOAM) Türkçe'ye uyarlanarak araştırmada kullanılmıştır. Araştırma kapsamında Türkçe'ye uyarlanan ölçeğe ilişkin bulgular incelendiğinde, Öğrenme Nesnesi Kabul Ölçeği'nin (ÖNKÖ), 35 madde ve 7 faktörden oluştuğu bulunmuştur. ÖNKÖ; "pedagojik kalite", "teknik kalite" ve "içerik kalitesi" harici değişkenleri ile "yarar algısı", "kullanım kolaylığı algısı", "davranışsal niyet" ve "gerçek kullanım" asıl değişkenlerinden oluşmuştur. Ölçeğin genel Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı 0,93 olarak elde edilmiştir. Araştırma modeli Lisrel 8.0 kullanılarak oluşturulan yapısal eşitlik modeli (YEM) ile sınanmıştır. Araştırmanın bulguları, yarar algısının doğrudan ve kullanım kolaylığı algısının dolaylı olarak öğrenme nesnelerinin kullanım niyetinin belirleyicileri olduğunu göstermektedir. Kullanım kolaylığı algısının, öğrenme nesneleri kullanımı için doğrudan niyet üzerinde bir etkisi olmadığı görülmektedir.
Uyarlanabilir dönüt sistemi tasarımı için kullanıcı profillerinin belirlenmesi
Uyarlanabilir e-öğrenme ve e-değerlendirme sistemlerinin en önemli uyarlama bileşenlerinden biri de dönütlerdir. Bu araştırma; dönütün, öğrenen özelliklerine ve görevin niteliğine göre uyarlanmasında kullanılabilecek model ve kurallar oluşturmayı hedeflemektedir. Bu doğrultuda öğrenenlere farklı bilgi türünü gerektiren e-değerlendirme görevleri verilmiş ve öğrenenlerin bu değerlendirme görevlerini gerçekleştirirken tercih ettikleri dönüt türleri incelenmiştir. Öğrenen dönüt tercihlerinin, değerlendirme görevinin gerektirdiği bilgi türü ve öğrenen özelliklerine dayalı sınıflandırılmasına ilişkin örüntüler ortaya konulmuştur. Araştırmada ayrıca dönütler arası etkileşimler dönüt arama stratejileri bağlamında ardışık analiz yöntemleriyle incelenmiş ve buna ilişkin örüntüler oluşturulmuştur. Araştırma deseni; öğrenenlerin e-öğrenme yaşantılarına ve dönüt tercihlerine ilişkin mevcut durumu ortaya koyması yönüyle betimsel, yapılar arası ilişkileri ortaya koyması ve örüntüleri incelemesi yönüyle de ilişkisel araştırma desenlerine göre yapılandırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu lisans düzeyinde 64 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrenenlerin gerçekleştirmiş oldukları e-öğrenme yaşantılarının bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmasının sonucunda; e-değerlendirmenin, e-öğrenme yaşantısının önemli bir bileşeni olduğu ortaya konulmuştur. Öğrenen e-değerlendirme/e-dönüt etkileşimleri incelendiğinde, öncelikle doğru yanıt ve yanıt odaklı ayrıntılandırılmış dönütlerin tercih edildiği görülmüştür. Öğrenenlerin dönütten faydalanma durumlarına ilişkin araştırma bulguları incelendiğinde öz bildirime dayalı verilerden elde edilen sonuçlar ile gerçek davranışlarının birbirinden farklı olduğu belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca öğrenen özelliklerine dayalı olarak dönütün sınıflandırılmasına yönelik karar ağacı modelleri oluşturulmuştur. Modeller incelendiğinde öğrenen ön bilgi düzeyinin en önemli sınıflayıcı değişken olduğu görülmektedir. Düşük ön bilgi düzeyindeki öğrenenler özellikle doğru yanıt dönütüne yönelirken yüksek ön bilgi düzeyine sahip öğrenenler ayrıntılı dönütlere yönelmektedir. Ardışık analizler sonucunda; ön bilgi, görev değeri, öz yeterlik, bilişsel stil ve bilişsel öğrenme stratejilerine göre öğrenenlerin dönütler arası gezinim örüntülerinin farklılaştığı ortaya konulmuştur.
Anlamsal sosyal ağa dayalı e-öğrenme içeriklerinin değerlendirilmesi ve kalite değerlerinin ölçülmesi
İnternet teknolojilerinin hızla gelişmesi, internet üzerindeki veri boyutunun artmasına ve kaliteli içeriğe erişimin zorlaşmasına neden olmaktadır. Bu veri karmaşası içerisinde, istenilen bilgiyi getirmek için yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Öneri sistemleri ve anlamsal web teknolojilerinin bir arada kullanımı, özellikle sosyal ağlarda, bilgi filtreleme için kayda değer iyileşmeler sağlamıştır. Bu çalışma kapsamında, öneri sistemlerinin soğuk başlangıç, veri seyrekliği, ölçeklenebilirlik gibi kronik sorunlarını çözmek için anlamsal web teknolojileri kullanılarak melez öneri yöntemleri geliştirilmiştir. Bu yöntemler, e-öğrenme alanında kullanılarak, öğrenenler için içeriklerin kalite değerleri tahminlenmiştir. Bu tez çalışmasında öğrenen, öğrenme nesnesi ve öğrenme alanı için üç adet ontoloji tasarlanmıştır. İçerik tabanlı ve işbirlikçi filtreleme kullanılarak melez yöntemler geliştirilmiştir. Daha sonra, melez yöntemler bir araya getirilmiş ve elde edilen çıktı kümesi öğrenme patikasına göre iyileştirilmiştir. Çıktı kümesiyle, öğrenme nesnelerinin kalite değerleri elde edilmiştir. Bu çalışmada geliştirilen melez öneri yöntemi, e-öğrenme içeriklerinin öğrenenler için kalitelerinin ölçülmesinde kullanılmıştır.