Child abuse

177 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ Süleymanpaşa Aile Sağlığı Merkezlerinde sağlık çalışanlarının, çocuk istismarı ve ihmalinin belirti ve risklerini tanılama düzeyi ve etkileyen faktörler

Bu araştırma, Tekirdağ Süleymanpaşa İlçesinde Aile hekimliği biriminde görev yapan sağlık çalışanlarının çocuk ihmal ve istismarına yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Tekirdağ Süleymanpaşa aile hekimliklerinde çalışan 116 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Araştırmada tüm sağlık çalışanlarına ulaşılması hedeflenmiştir. Ancak 22 sağlık çalışanı araştırmaya katılmak istemediklerini ifade etmişlerdir. Bu nedenle araştırma 94 sağlık çalışanı ile tamamlanmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni olarak "Tanıtıcı Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak ise "Çocuk istismarı ve ihmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek Formu" kullanılmıştır. Araştırmada bulgularının değerlendirilmesinde yüzdelik dağılımlar, ortalama, ortanca, standart sapma kullanılmıştır. Sağlık çalışanlarının ölçek puanlarının normal dağılımının analizi için Shapiro-Wilk testi uygulanmıştır. Yapılan analiz sonucu veriler normal dağıldığı için parametrik testler kullanılmıştır. Buna göre bağımsız örneklemler için t- testi, Oneway Anova ve Pearson Korelasyon analizleri kullanılmıştır. Anlamlılık seviyesi olarak 0.05 kullanılmış olup, iki yönlü ve %95 Güven aralığında değerlendirilmiştir. Bu araştırmada, Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Riskleri Tanımlama Ölçeği'ne ait genel puan ortalamasının 3.86±0.30 olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçları bu doğrultuda incelendiğinde katılımcıların çocuk ihmal ve istismarı konusunda ortalama bilgi düzeyine sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu sonuçlar "Çocuk İhmal ve İstismarının Çocuktaki Fiziksel Belirtileri" alt boyutunda yüksek bilgi düzeyine sahip oldukları ve diğer alt boyutlar hakkında katılımcıların daha fazla bilgi edinmeleri gerektiği şeklinde yorumlanmıştır. Araştırma sonunda sağlık çalışanlarının çocuk ihmal ve istismarına yönelik bilgi düzeylerine yönelik gerekli görüş ve öneriler sunulmuştur.

Aile hekimliğiAile sağlığı merkeziCinsel istismar+6
Muaz Tepe
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pediatri hemşirelerine verilen çocuk istismarı eğitiminin bilgi düzeylerine ve çocuk istismarını raporlamaya yönelik tutumlarına etkisi

Bu çalışma tek merkezli İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışmakta olan pediatri hemşirelerin çocuk istismarı ile ilgili bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve raporlamaya ilişkin tutumlarını ölçmek amacıyla yarı deneysel çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya toplam 60 hemşire katılım sağlamıştır. Çalışma verileri eğitim öncesi, eğitimden hemen sonra ve eğitimden 1 ay sonra olmak üzere 3 aşamada toplanmıştır. Bilgi düzeyini ölçmek için literatür taranarak çoktan seçmeli sorular hazırlanmış raporlama tutumunu ölçmek için Sağlık Çalışanlarının Çocuk İstismarını Raporlamaya Karşı Tutumlarını Belirleme Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 24.0 istatistik programında değerlendirildi. Ölçeğin cronbach alfa katsayısı hesaplandı. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. İstatistiksel analizde hemşirelerin çocuk istismar çeşitlerini tanımlayabilme durumu ilk değerlendirmede %18,3, ikinci değerlendirmede %68,3, üçüncü değerlendirmede %75,0 olduğu saptandı. Çocuğa yönelik istismar durumunu tanımada ve bildirimini yapmada kendisini yeterli görme durumu ilk değerlendirmede %15,0, ikinci değerlendirmede %35,0 ve üçüncü değerlendirmede %40'ının evet yanıtını verdiği saptandı. ÇİM'i bilme durumu değerlendirildiğinde ilk değerlendirmede %50, ikinci değerlendirmede %95, üçüncü değerlendirmede %96,7'si ÇİM'i bildiğini ifade etti. Çocuk istismarının bildirimi pediatri hemşirelerinin görev yetki ve sorumluluğu dahilinde olmasını bilme durumu değerlendirildiğinde ilk değerlendirmede %86,7, ikinci değerlendirmede %100, üçüncü değerlendirmede %100 olarak hesaplandı. Sağlık Çalışanlarının Çocuk İstismarını Raporlamaya Karşı Tutumlarını Belirleme Ölçeğinin eğitim öncesinde, eğitimden hemen sonra ve eğitimden bir ay sonraki toplam puan ortalamalarını karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlılık olduğu bulundu. (p=0.01). Araştırmanın sonucuna göre, verilen eğitimin bilgi düzeylerinde artış sağladığı, hemşirelerin eğitim sonrası raporlama konusunda kendilerini yeterli hissettikleri, yasal yükümlülükleri hakkında bilgi düzeylerinin arttığı ve raporlamaya karşı tutumlarının değiştiği gözlendi. Bu araştırma ile de görüldüğü gibi hizmet içi eğitimlerinin planlanması, uygulanması ve lisans eğitim programlarına çocuk istismarı konusu eklenerek hemşireler/ hemşire adaylarının bilgi düzeyleri arttırılmalı, raporlamanın hemşirenin yasal yükümlülüğü olduğunu öğretilmeli ve raporlama süreci hakkında bilgi sahibi olmaları sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Çocuk istismarı; pediatri hemşiresi; raporlama.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+6
Selenay Büşra Berk
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocukluk istismar ve ihmalinde psikolojik sağlamlığa yönelik çocukluk dönemi destekleyici ve koruyucu faktörleri

Çocukluk istismarı ve ihmali sonrası psikolojik sağlamlıkla ilişkili çocukluk dönemi destekleyici ve koruyucu faktörlerinin incelendiği bu araştırma kesitsel, retrospektif ve öz bildirime dayalıdır. Üniversitede öğrenim gören 913 genç yetişkinden elde edilen veriler çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada Psikolojik Sağlamlık Kuramının Telafi Edici ve Koruyucu Faktör modelleri sınanmıştır. Bu amaçla öncelikle Çocukluk Dönemi Koruyucu Yaşantılar Ölçeği geliştirilmiştir. Veriler, Çocukluk Dönemi Koruyucu Yaşantılar Ölçeği, Çocukluk Çağı Olumlu Yaşantılar Ölçeği, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri ve Sosyo-Demografik Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Geliştirilen ölçeğin geçerliği ve güvenirliği; kapsam geçerliği, görünüş geçerliği, yapı geçerliği ve ölçüt bağıntılı geçerlik, Cronbach alfa, Mcdonald omega ve Tabakalı alfa güvenirlik katsayıları aracılığıyla incelenmiştir. Araştırmanın hipotezleri hiyerarşik regresyon ve düzenleyici etki analizleriyle sınanmıştır. Bulgulara göre, Çocukluk Dönemi Koruyucu Yaşantılar Ölçeği geçerli ve güvenilirdir. Çocukluk istismarı ve ihmali genç yetişkinlikteki psikolojik sağlamlığı ve psikopatolojik belirtileri yordamaktadır. Çocukluk döneminde algılanan sosyal destek ve kendini düzenleme çocukluk istismarı ve ihmali düzeyinden bağımsız şekilde psikolojik sağlamlık ve psikopatolojik belirtileri yordarken mahalle birliği yordamamaktadır. Algılanan sosyal desteğin psikolojik sağlamlık ile çocukluk istismarı ve ihmali arasındaki düzenleyici rolü çocukluk istismarı ve ihmali düşük veya orta düzeydeyken anlamlı; yüksek düzeydeyken anlamsızdır. Kendini düzenleme ve kümülatif çocukluk dönemi koruyucu yaşantıları psikolojik sağlamlık ile çocukluk istismarı ve ihmali arasındaki ilişkiyi düzenlemektedir. Algılanan sosyal destek, kendini düzenleme ve mahalle birliğinin psikopatolojik belirtiler ile çocukluk istismarı ve ihmali arasındaki düzenleyici rolü anlamlı değildir ancak bu ilişkide kümülatif çocukluk dönemi koruyucu yaşantılarının düzenleyici rolü anlamlıdır. Araştırmacılara, uygulamacılara ve politika yapıcılara önerilerde bulunulmuştur.

Genç yetişkinlerPsikolojik sağlamlıkPsikolojik travma+6
Öznur Bayar
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn psikolojik kontrolünün ve çocukluk örseleyici yaşantılarının boyun eğici davranışlarla ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn kontrolünün ve çocukluk örseleyici yaşantılarının boyun eğici davranışlarla ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi 18-30 yaş aralığında Türkiye'de eğitimine devam eden 274 kadın (% 69.7), 119 erkek (% 30.3) olmak üzere toplamda 393 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada "Demografik Bilgi Formu", "Boyun Eğici Davranışlar Ölçeği", "Psikolojik Kontrol Ölçeği" ve "Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu'ndan faydalanılmıştır. İkili gruplar arasındaki karşılaştırmalarda; Mann-Whitney U testi, üç veya daha fazla gruplar arasındaki karşılaştırmalarda Kruskall Wallis Testi ve değişkenler arasındaki ilişkide Spearman Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Algılanan ebeveyn psikolojik kontrolü ve çocukluk örselenme yaşantılarının, üniversite öğrencilerinde boyun eğici davranışı yordamada anlamlı etkileri olup olmadığını belirlemek için Regresyon Aracılık Modeli kullanılmıştır. Analiz sonucunda çocukluk örselenme yaşantılarının anne-baba eğitim durumu, algılanan ekonomik düzey, ortalama aylık gelir ve yerleşim birimine göre farklılaşırken ebeveyn psikolojik kontrolünün algılanan ekonomik düzeye göre farklılaştığı buna ek olarak boyun eğici davranışlar ile hem anne (r= .404, p= .000) hem de babadan (r= .371, p= .000) algılanan psikolojik kontrol, çocukluk örselenme yaşantılarının (r=. 337, p= .000) arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişki olduğu, çocukluk örselenme yaşantılarının boyun eğici davranışlar ile ilişkisinde ebeveyn psikolojik kontrolünün kısmi aracı rolünün ( β anne= .169; β baba= .209) anlamlı olduğu görülmüştür.

AileAlgılanan ebeveynlik biçimleriAna-baba kontrolü+5
Büşra Yılmaz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İstismar-ihmal geçmişi ve romantik ilişkide bağlanma: Bilişsel duygu düzenleme ve erken dönem uyumsuz şemaların rolü

Bireyin çocukluk çağı travmaları ile yetişkinlik döneminde sergilediği bağlanma tarzı arasındaki ilişkide erken dönem uyumsuz şemalar ile duygu düzenleme becerilerinin etkisinin değerlendirildiği bu çalışmada sıralı açıklayıcı karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, nicel veriler için 304 üniversite öğrencisi ile nitel veriler için çocukluk çağında istismar deneyimi olan 10 kişi oluşturmuştur. "Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği", "Young Şema Ölçeği Kısa Form – 3", "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği", "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri" ve demografik bilgi formu ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak veri toplanmıştır. Analiz sonucunda, çocukluk çağı travmalarının kaygılı bağlanma üzerinde pozitif yordama etkisinin olduğu, ancak kaçınmacı bağlanma üzerinde anlamlı düzeyde bir yordama etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Çocukluk çağı travmalarının uyumlu duygu düzenlemeyi negatif yönde, uyumsuz duygu düzenlemeyi ise pozitif yönde yordadığı gözlenmiştir. Çocukluk çağı travmaları ile kaygılı bağlanma arasındaki ilişkide uyumlu ve uyumsuz duygu düzenlemenin kısmi aracılık etkisinin olduğu bulunmuştur. Çocukluk çağı travmalarının, kopukluk ve reddedilme şema alanını ve zedelenmiş özerklik şema alanını pozitif yönde yordadığı, ancak zedelenmiş sınırlar, diğeri yönelimlilik ve aşırı tetikte olma şema alanı üzerinde anlamlı düzeyde yordama etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Çocukluk çağı travmaları ile kaygılı bağlanma arasındaki ilişkide kopukluk ve reddedilme şema alanın tam aracılık etkisinin olduğu; ayrıca çocukluk çağı travmaları ile kaygılı bağlanma arasındaki ilişkide zedelenmiş özerklik şema alanının tam aracılık etkisinin olduğu ortaya konmuştur. Çalışmanın nitel verileri nicel verilerden elde edilen sonuçları desteklemektedir. Araştırma kapsamında ulaşılan bulgular, alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır. Son olarak çalışmanın sınırlılıklarından bahsedilmiş; araştırmacılara, uygulayıcılara ve politika yapıcılara öneriler sunulmuştur.

BağlanmaBilişsel duygu düzenlemeDuygu düzenleme+6
Başak Kubin Mete
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal istismarı önleme ve müdahale programı geliştirme ve etkisinin test edilmesi

Bu araştırmanın amacı, ebeveynler için geliştirilen "Akılcı Duygusal Davranışçı Yaklaşımdan Esinlenerek Hazırlanan Duygusal İstismarı Önleme ve Müdahale Etmeye Yönelik Aile Rehberliği Programı" eğitiminin, duygusal istismarı azaltıp azaltmadığını incelemektir. Bu araştırma, ön test- son testin uygulandığı kontrol gruplu deneysel bir araştırmadır. Araştırmaya, 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında, Ankara ili Keçiören İlçesinde, bir devlet ortaokulunda, çocukları 7. ve 8. sınıflarda öğrenimlerine devam eden 18 anne katılmıştır. Deneysel çalışma haftada bir gün 90 dk.'lık görüşmeler şeklinde, altı hafta devam etmiştir. Uygulamalar öğrencilerin devam ettikleri ortaokulda, ders dışı saatlerde yapılmıştır. Deneysel çalışma ve test uygulamaları, araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Ön testler, ilk oturumdan bir hafta önce, son testler son oturumdan 10 gün sonra uygulanmıştır. Annelere, çocuklarını ne derece duygusal bakımdan istismar ettiklerini belirlemek için ön ve son test olarak, Çocuk İstismarı Potansiyeli Envanteri (Öner ve Sucuoğlu, 1994) uygulanmıştır. Bu uygulamalardan ayrı olarak, çocukların ebeveynlerinden algıladıkları duygusal istismar seviyesini ölçmek üzere, katılımcıların çocuklarına Yetişkin Genç İlişkileri Ölçeği (Alantar, 1989) ön ve son test olarak uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde örneklemdeki kişi sayısının az olması nedeniyle, bağımsız gruplar için Mann-Whitney U Testi; tekrarlı ölçümler için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Analiz sonuçları duygusal istismar eğitiminin, ebeveynlerin duygusal istismar davranışları ile çocukların ebeveynlerinden algıladıkları duygusal istismarı azalttığını göstermiştir.

Aile rehberliğiDuygusal istismarEğitim programları+5
Ayşenur Gürsel
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Children rights and abuse of children in the world of politics

The concept 'child' has been perceived differently and has changed over the years. While a child was seen as a slave in and prior to the 18th century, it has become a more proper concept today and the Convention on the Rights of the Child in particular, has led to a more swift adoption of it by states. Child abuse has become more critical and while violence and its methods against children were unknown and ignored in the past, it is more exposed and spread by institutions created nowadays. Child abuse is defined by the World Health Organization as 'intentional or unintentional behaviors of an adult, society or a country that adversely affect the health and physical development of a child'. In this study, children's rights, the history of the convention, child abuse and its types have been examined. These countries have been examined according to the rate and types of abuse applied in them by looking at the causes and consequences of abuses. Protective and preventive policies, institutions and service models for the protection of children against all forms of violence in our country and around the world have been investigated. This study focuses on the basic reasons and solutions to child abuse in Turkey. Lack of education and poverty are the main reasons of child abuse in the country. To solve the issue of child abuse, the level of education should be increased and poverty should be eliminated. Education and programs aimed at protection and rehabilitation of children has been investigated at the end of this study and the results have been examined by looking at the objectives and activities of those programs. In this case, data provided by institutions such as UNICEF and UNESCO for the protection of child abuse has been used.

PoliticsUnited Nation Educational Scientific and Cultural OrganizationInternational Labour Organization+4
Merve Kösem
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İstismar mağduru çocuğun korunmasında bir uygulama: Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM)

Çocuğun gelişiminde olumsuz etki yaratabilecek her türlü kasti ya da bilinçsiz tutum ve davranış istismar kavramı çerçevesinde ele alınabilir. İstismar türleri incelendiğinde cinsel istismar olgularında gerek çocuk ve gerekse aile açısından büyük travmalar ve belkide kapanmayacak derin izler bırakabildiği için acil müdahale gerektiren durumlardır. Tüm istismar türleri ve doğuracağı ağır travmatik durum gözönüne alındığında çocuklarımızın ikincil örselenmelerin ortadan kaldırılmasını sağlamak, çocuğa ve ailesine adli, tıbbi ve psikolojik destek vermek "Çocuk İzlem Merkezi" (ÇİM) çalışmamızın ana konusunu oluşturmaktadır. Araştırmamızın amacı, istsimar mağduru çocukların hukuk ve tıbbi (sağlık, sosyal, psikolojik) düzlemde örselenmeden Çocuk İzlem Merkezleri'nde alanında uzman kişilerce ve tek çatı altında gerekli işlemler yapıldıktan sonra hayata kazandırılması için neler yapılabileceği amaçlanmıştır. ÇİM' nde sağlıklı bir çalışma yürütülmesi için, mağdur ve yakınlarının yaşadıkları çirkin olay sonrası sığınabilecekleri bir kurum olduğunun, farkındalık kampanyaları başlatarak anlatılmalıdır. Kurumlar arasında koordinasyon ve işbirliği sağlanması, disiplinlerarası paylaşımlar, çocuğun haklarını ve yüksek çıkarlarını ön planda tutacak, sivil toplum kuruluşlarının hassasiyetinden ve tecrübelerinden de faydalanarak vakaların mağdur çocuk yararına sonuçlanmasında önemli bir katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Çocuk İstismarı, Çocuk Cinsel İstismarı, Çocuk İzlem Merkezleri.

Çocuk istismarıÇocuk istismarı-cinselÇocuk İzleme Merkezi
Canan Topdemir
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

22-30 yaş arası genç yetişkinlerde çocukluk çağı istismarının madde kullanımına etkisi

Çocuk istismarı geniş perspektifte değerlendirilmesi gereken çok disiplinli bir konudur. Çeşitli toplumlarda ve kültürlerde farklı şekillerde algılanmaktadır. Bu kavram toplumda insana verilen değer ile yakından ilişkilidir. Çocuk istismarı, belli zaman kesitinde, bir yetişkin tarafından çocuğun uygunsuz davranışa maruz bırakılmasıdır. Bunlar, çocuğun ruhsal ve bedensel bütünlüğüne zarar veren davranışlardır. Çocuk istismarı; fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik istismarın yanı sıra çocuğun ihmalini de kapsar. Alkol ve madde bağımlılığı da çocuk istismarı ve kötü muamelenin önemli bir etmenidir. Yapılan birçok araştırmada, çocuk istismarının madde kullanımı ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İstismar, çocuk istismarı, madde bağımlılığı, madde kullanımı

GençlerMadde bağımlılığıNarkotik bağımlılığı+1
Gülden İrevül
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsel istismar mağduru çocuğa meslek elemanı yaklaşımı: Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma hastanesi örneği

Çocuğun büyüme ve gelişmesini olumsuz yönde etkileyen her türlü davranış olarak tanımlanabilen çocuk istismarına, insanlık tarihi boyunca her kültürde rastlanmaktadır. Fiziksel istismar, cinsel istismar, duygusal istismar ve ihmal şeklinde görülür. Sık görülen ve önemli bir sağlık sorunu olmasına karşın, tanısında ve ilgili uzmanlık dallarıyla işbirliğinde çoğu kez yetersizliklerle karşılaşılmaktadır. Kanıtların eksikliği, yanlış bilgiler, kültürel ve geleneksel değerler istismarın göz ardı edilmesine yol açabilmektedir. Travma ancak çok ciddi boyutlarda olduğunda çocuk istismarı düşünülmektedir. İstismar göstergesi olan hafif bulgular atlandığında veya bildirimi yapılmadığında, yaşamsal önem taşıyan olumsuz sonuçlarla karşılaşılabilmektedir. Cinsel istismar bireylerde sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da birçok soruna neden olmaktadır. Sağlık kuruluşlarında çalışan sosyal hizmet uzmanı, psikolog, çocuk gelişimcisi gibi meslek elemanlarının cinsel istismar olgusunun tanımını yapamadığı bu sebeple sosyal hizmet modellerini uygulayamadığı gözlemlenmiştir. Bu çalışmanın amacı topluma rehberlik, savunuculuk ve danışmanlık yapma görevi bulunan meslek elemanlarının sağlık kuruluşlarına başvuran cinsel istismar mağduru bireylere yaklaşımlarını, rol ve fonksiyonlarını ele almaktır.

Cinsel davranışCinsel tacizTedavi+3
Özgür Sağlam
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumlarındaki öğretmenlerin çocukluk çağı travmatik yaşantı düzeyi ile çocuk istismarına yönelik farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

İstismar olgusu, çocukluk çağında yaşanan en ciddi travma biçimidir. Okul ise çocukların ev dışındaki zamanın geçirildiği mekânlardandır. Dolayısıyla öğretmenler, çocukların davranışlarındaki değişikliklerin farkına varma avantajlarına sahiptir. Zira çocuklarla sürekli bir iletişim içindedirler. Bu nedenle öğretmenler, çocuk istismarı olgusunu tanımlayabilecek bir konuma sahiptirler. Bazı araştırmalarda öğretmenlerin çoğunun, standart çocuk bildirim süreçlerinin farkında olmadıkları görülür. Bununla birlikte, ahlaki yönden bildirim zorunluluğu olduğu inancındadırlar. Bu araştırma ile, ortaöğretim kurumlarındaki öğretmenlerin çocukluk çağı travmatik yaşantı düzeyi ile çocuk istismarına yönelik farkındalıkları ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Travma, Çocukluk Çağı Travmaları, Çocuk İstismarı, Öğretmenler

Lise öğretmenleriÇocuk istismarıÇocukluk çağı travmaları+1
Arzu Açar
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmaları ile öznel iyi oluş arasındaki ilişkide kişisel biriciklik algısının aracı rolü: Bir yapısal eşitlik modellemesi çalışması

Bakıma ve korunmaya ihtiyaç duyulan çocukluk çağında fiziksel, cinsel ve/veya duygusal olarak ihmale ya da istismara maruz kalan kişilerin sayısının dünya genelinde yüksek olduğu; bahsedilen travmatik yaşantıların yetişkinlikte birçok ruhsal ve bilişsel soruna sebebiyet verdiği alanyazınındaki birçok çalışmayla ortaya konulmuştur. Çocukluk döneminde yaşanan travmatik olayların yetişkinlikteki etkileri çeşitli yaklaşımlar ile incelenmekte olup pozitif psikoloji literatürü, travmaların mutluluk ve iyi oluş hali ile ilişkisini incelemeye odaklanmıştır. Bahsedilen ilişkiye dair yapılan araştırmalar, zihinde bir proje olarak şekillenen yaşamın, geçmiş, şimdi ve gelecek olarak tahayyül edildiğini; duygusal ve bilişsel bir değerlendirmesinin yapıldığını belirtip travmatik yaşantıların yaşam projesinin bütünlüğünü bozduğunu ifade etmektedir. Sözü edilen duygusal ve bilişsel değerlendirme sonucunda bireyler, yaşamdan aldıkları doyum ve iyi oluş halleri hakkında bir kanıya ulaşırlar. Çocukluk çağında yaşanan travmalar ile öznel iyi oluş gösterenleri olan ontolojik iyi oluş ve yaşam doyumu yapıları arasındaki ilişkiler araştırılmış fakat bu ilişkiye aracılık eden değişkenlerin neler olabileceği tam olarak belirlenememiştir. Travmatik deneyimlerden sonra bireylerin negatif değişimler (örn. Travma sonrası değersizleşme) yaşadıkları fikrinden yola çıkarak bu değişimlerden birinin kişilerin biriciklik algıları ile ilgili olabileceği; travma ve öznel oluş ilişkisinde kişisel biriciklik algısının aracılık edeceği şeklinde bir hipotez oluşturulmuştur. Literatür desteğiyle oluşturulan hipotezi test etmek amacıyla 149 kadın, 93 erkek toplam 242 katılımcıya Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Kişisel Biriciklik Algısı Ölçeği, Ontolojik İyi Oluş Ölçeği ve Yaşam Doyumu ölçeğinden oluşan bir batarya uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen yapısal modelde, çocukluk çağı travmalarının, biriciklik algısı üzerinden ontolojik iyi oluşa yaptığı etkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çocukluk çağı travmasının, hem biriciklik algısı hem de ontolojik iyi oluş üzerinden yaşam doyumuna yaptığı etki ve biriciklik algısının, ontolojik iyi oluş üzerinden yaşam doyumuna yaptığı etkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir.

BiriciklikYapısal Eşitlik ModeliÇocuk istismarı+2
Abdullah Kahraman
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Orta ve lise düzeyi öğretmenlerinin olumsuz çocukluk çağı deneyimleri ile öğrencilere yönelik şiddet davranışları arasında duygu düzenleme becerilerinin aracılık etkisi

Bu çalışmada orta ve lise düzeyi öğretmenlerinin olumsuz çocukluk çağı deneyimleri ile öğrencilere yönelik şiddet davranışları arasında duygu düzenleme becerilerinin aracılık etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla İstanbul ilinde bir özel okulda görev yapan her branştan öğretmenler, müdür ve müdür yardımcıları olmak üzere toplam 129 kişiden veri toplanmıştır. Araştırmada demografik soru formu, Çocukluk Çağı Travmaları ölçeği (CTQ),Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği(DDGÖ) ve öğretmen istismar davranışları soru formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin çocukluk çağı travmaları ölçeğinden aldıkları puanlar ile öğretmenlerin öğrencilere yönelik toplam istismar davranışı puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Çocukluk çağı travmasının istismar davranışı üzerine etkisinde duygu düzenleme güçlüğünün tam aracılık etkisi olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulguların ayrıntıları ele alınmış ve yorumu yapılmıştır. Bu doğrultuda ilerideki uygulama ve araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Çocukluk çağı travması, duygu düzenleme, istismar, şiddet

Duygu düzenlemeLise öğretmenleriOrtaokul öğretmenleri+6
Dilek Özbek
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında danışmanlık tedbiri uygulanan adölesanların depresyon düzeyleriyle anne-baba tutumları ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Aile, adölesanın toplumsallaşma sürecine hazırlanması, fiziksel, sosyal, psikolojik ve ekonomik yönden desteklenmesi ve gelişiminin önündeki her türlü engelin kaldırılmasından sorumlu ilk kurumdur. Anne ve baba bu sorumlukları yerine getiremediğinde, adölesanın ihmal ve istismara açık hale gelmesine ve danışmanlık tedbirinin uygulanmasına zemin hazırlamaktadır. İhmal ve istismar mağduru adölesanlar da; yoğun değersizlik duygusu, öfke patlamaları, saldırgan davranışlar, yoğun başarısızlık, evden kaçma, kötü arkadaşlıklar edinme ve madde bağımlılığı gibi sıkıntılarla birlikte depresyonun gelişimi de farklı düzeylerde ortaya çıkmaktadır. Adölesanın yetiştirildiği ailede, anne-baba tutumları ve anne figürüyle bağlanma stili, ihmal ve istismarın yanında depresyon ile baş etmeyi de etkilemektedir. Araştırmanın evrenini İstanbul il sınırları içindeki devlet okulları oluşturmaktadır. Örneklem grubunu Üsküdar İlçesinde ki devlet okulları oluşturmaktadır. Araştırmada danışmanlık tedbiri uygulanan 100 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmada, adölesanların depresyon düzeyleriyle algıladıkları anne-baba tutumları ve bağlanma stilleri arasında önemli ilişkiler elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: Adölesan, ihmal ve istismar, danışmanlık tedbiri, depresyon, anne-baba tutumları, bağlanma stilleri.

Ana-baba tutumuBağlanmaBağlanma stilleri+7
Özgen Güneş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travma yaşantıları ve algılanan sosyal desteğin kronik ağrı ile ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma çocukluk çağı travmaları ve algılanan sosyal destek ile kronik ağrı arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Aile sağlık merkezine başvuran 52 kronik ağrılı birey (klinik ağrı grubu), klinik dışından en az 6 aydır ağrısı olduğunu bildiren 52 birey (klinik dışı ağrı grubu) ve 52 kişiden oluşan sağlıklı kontrol grubu araştırmaya dahil edilmiştir. Hipotezleri test etmek için Çocukluk Çağı Travma Ölçeği (ÇÇTÖ), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBSDÖ) ve Bedensel Duyumları Abartma Ölçeği (BDAÖ) tüm gruplara uygulanmıştır. Ek olarak, ağrı deneyimini ölçmek için ağrılı gruplara Vizüel Analog Skalası (VAS) ve McGill-Kisa Form'un Afekt alt boyutu (McGill-Affect) uygulanmıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler IBM SPSS 20. programı kullanılarak analiz edilmiştir. Grupları karşılaştırmak için Ki Kare ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi ölçmek için ise Pearson/Spearman korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır. Algılanan sosyal desteğin düzenleyici rolü PROCESS macro, model-1 (Andrew F. Hayes) regresyon analizi ile test edilmiştir. Bulgular: Sonuçlara göre klinik dışı ağrı grubunda çocukluk çağında duygusal istismar ve en az bir tipte travma bildirme oranının sağlıklı kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bunun dışındaki travma alt boyutlarının (fiziksel istismar, duygusal istismar, cinsel istismar, fiziksel ihmal) yaygınlığı bakımından gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ek olarak, her iki ağrı grubunda da aileden algılanan sosyal destek düzeyi sağlıklı kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Bununla birlikte çocukluk çağı travmaları şiddetinin bedensel duyumları abartma düzeyi, ağrının afektif ve duyusal şiddetiyle pozitif yönde, ağrının başlangıç yaşı ile negatif yönde ilişkili olduğu bulgulanmıştır. Son olarak, aileden algılanan sosyal destek düzeyinin çocukluk çağı travmaları toplam puanı ile bedensel duyumları abartma ilişkisinde düzenleyici (moderatör) rolü olduğu görülmüştür. Sonuç: Sonuçların ağrı ve travma literatürüne büyük ölçüde uyumlu olduğu söylenebilir. Bulgular ağrı tipi fark etmeksizin ilişkisel düzlemdeki travmalar ve algılanan sosyal desteğin kronik ağrı ile ilişkisinin altını çizmekte ve ağrı yaşantısındaki psikososyal unsurların önemine vurgu yapmaktadır. Gelecek araştırmaların travmatik yaşantılar ile ağrı ilişkisinin doğasını incelemeye yönelmeleri önerilmektedir.

Algılanan sosyal destekAlgılanan sosyal destekBedensel duyumları abartma+5
Büşra Ertekin
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının somatizasyon ile ilişkisinde aleksitiminin aracı rolü

Amaç: Bu araştırma çocukluk çağı travmalarının somatizasyon ile ilişkisinde aleksitiminin aracı rolünün olup olmadığını incelemek için gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Araştırmaya İstanbul ve Bursa illerinde yaşayan 20-49 yaş grubundaki 361 birey katılmıştır. Araştırmada katılımcıların sosyodemografik bilgilerine ulaşmak için "Kişisel Bilgi Formu'', çocukluk dönemindeki travmatik yaşantıları ölçmek için "Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ)'', aleksitimiyi ölçmek için "Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20)'', somatik belirti düzeylerini ölçmek için "Belirti Tarama Ölçeği (SCL-90-R)'' uygulanmıştır. Sonuçlar SPSS programı ile analiz edilmiş ve veriler bağımsız t-test, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve mediatör analizleriyle elde edilmiştir. Bulgular: Çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki bulunmuştur. Aynı şekilde çocukluk çağı travmaları ile aleksitimi arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki tespit edilmiştir. Somatizasyon ile aleksitimi arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişkinin olduğu sonucuna varılmıştır. Çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasındaki ilişkide aleksitiminin kısmi aracılık rolü olduğu saptanmış ve hipotezimiz desteklenmiştir. Çocukluk çağı travmaları ile sosyodemografik değişkenler arasındaki ilişkiye bakıldığında; katılımcıların gelir seviyesinin, anne/baba evlilik durumunun ve babanın eğitim durumunun çocukluk çağı travmaları ile anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur. Anne babası boşanmış veya ayrı olanlarda, düşük gelir seviyesine sahip olanlarda ayrıca babasının eğitim seviyesi düşük olan katılımcılarda çocukluk çağı travma düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Buna karşılık cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, anne/baba kaybı, annenin eğitim durumu, çocuklukta büyünülen yer ve yetişkinlik yaşamının büyük çoğunluğunun geçtiği yer ile çocukluk çağı travmaları arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı saptanmıştır. Somatizasyon ile sosyodemografik değişkenlere bakıldığında ise somatizasyon ile cinsiyet ve babanın eğitim seviyesi arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Kadınların ve babasının eğitim seviyesi düşük olan katılımcıların diğerlerine göre somatizasyon değerlerinin daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Bakılmış olan diğer sosyodemografik değişkenler ile somatizasyon arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür. Aleksitimi ile sosyodemografik değişkenlere bakıldığında aleksitiminin sadece yaş ile anlamlı bir ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Artan yaş ile birlikte aleksitimi seviyesinin düşüş gösterdiği görülmüştür. Sonuç: Çocukluk çağı travmaları arttıkça somatizasyon düzeyinin arttığı görülmüştür. Aynı zamanda çocukluk çağı travmaları arttıkça aleksitimi düzeyleri de artmaktadır. Özetle, çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasındaki ilişkide aleksitiminin kısmi aracı rol oynadığı belirlenmiştir.

AleksitimiBedenselleştirmeTravma+3
Nesibe Baylan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının akılcı olmayan inançlar ve psikopatolojik belirtiler ile ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada yetişkin bireylerin çocukluk çağı travmaları, akılcı olmayan inanç düzeyleri ve psikopatolojik belirti düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Online anket yöntemi ile 276'sı kadın, 130'u erkek olmak üzere toplamda 406 katılımcıya ulaşılmış olup katılımcılarının yaş ortalaması 27,34±7,49 (18-59)'dur. Örneklemin çoğunluğu kadın (%68), eğitim seviyesi (%77) ve aylık gelir seviyesi (%60), yüksek, anne eğitim (%51) ve baba eğitim (%51) seviyesi düşük, çocuklukta ebeveynleri ayrılmayan ya da boşanmayan (%83), çocuklukta esas bakımı annesi ve diğer aile üyeleri tarafından üstlenilen (%51) bireylerden oluşmaktadır. Çalışmada Sosyodemografik ve Aileye Ait Bilgiler Formu, Çocukluk Çağı Travma Ölçeği (ÇÇTÖ), Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği (AOİÖ) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) kullanılmıştır. Bulgular: Örneklemimizde ÇÇTÖ toplam puanın yanı sıra duygusal ihmal, fiziksel ihmal, duygusal istismar, cinsel istismar ve fiziksel istismar alt boyut puanları ile KSE toplam puanı ve obsesif-kompulsif belirti, somatizasyon, kişilerarası duyarlılık, depresyon, anksiyete, fobik anksiyete, paranoid düşünce ve psikotisizm alt boyut puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Diğer yandan katılımcılarımızda AOİÖ toplam puanı ile KSE toplam puanı ve alt boyutlardan obsesif-kompulsif belirtiler, somatizasyon, kişilerarası duyarlılık, depresyon, anksiyete, fobik anksiyete, paranoid düşünce ve psikotizm alt boyut puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler gözlenmiştir. Örneklemimizde ÇÇTÖ toplam puanı, alt boyutlardan duygusal ihmal, fiziksel ihmal, duygusal istismar, cinsel istismar ve fiziksel istismar alt boyut puanları ile AOİÖ toplam puanı arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Sonuç: Elde edilen bulgular yetişkin bireylerin, çocukluk çağı travma, akılcı olmayan inanç ve psikopatolojik belirti düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğunu göstermektedir. Bu durum çocuklukta yaşanan travmaların erişkin hayattaki akılcı olmayan inanç ve psikopatolojik belirti düzeyi açısından önemli bir risk faktörü olabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travmaları, Akılcı Olmayan İnançlar, Psikopatolojik Belirtiler, Bilişsel Çarpıtmalar, Çocukluk Çağı İhmal ve İstismar.

Akılcı olmayan inançlarBilişsel çarpıtmaPsikolojik belirtiler+6
Özgenur Kaya
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkide duygusal özerkliğin ve öz şefkatin aracı rolü

Bu çalışmada 14-18 yaş arası ergenlerde algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkide duygusal özerkliğin ve öz şefkatin aracı rolleri araştırılmıştır. Ayrıca sosyodemografik değişkenlerden cinsiyet, yaş, sınıf, algılanan aylık gelir, kardeş varlığı, kardeş sayısı, psikolojik/psikiyatrik tedavi durumu, anne-babanın medeni durumu, anne-babanın yaşı ve anne-babanın eğitim düzeyinin ergenlerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları üzerindeki rolü incelenmiştir. Çalışma, kartopu ve uygun örnekleme yöntemleri kullanılarak 14-18 yaşları arasında 217 ergen ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın veri toplama araçları sırasıyla; araştırmacılar tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu, Duygusal Özerklik Ölçeği (DÖÖ), Psikolojik İstismar Ölçeği (PİÖ), Adolesan Yaşam Biçimi Ölçeği (AYBÖ) ve Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu (ÖŞÖ-K) şeklindedir. Çalışmada temel hipotezleri test etmek için aracı değişken analizi ve sosyodemografik değişkenlerin değerlendirilmesi için bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda algılanan psikolojik istismar, duygusal özerklik, öz şefkat ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasında anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüştür. Duygusal özerkliğin ve öz şefkatin ergenlerde algılanan psikolojik istismar ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkiye tam aracılık ettiği tespit edilmiştir. Diğer yandan, ergenlerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının tüm sosyodemografik değişkenler arasında yalnızca babaların yaşına göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Ergenlerin babalarının yaşı artıkça sağlıklı yaşam biçimi davranışları düzeylerinin azaldığı görülmüştür.Psikolojik istismarın birey üzerindeki olumsuz etkileri bilinmektedir. Yapılan çalışmanın bulguları olumsuz etkileri olan psikolojik istismar için duygusal özerkliğin ve öz şefkatin koruyucu rollerini göstererek bu koruyucu faktörler bireylerin olumlu sağlık davranışlarına yönelmesini sağlamaktadır. Mevcut bulgular literatür ışığında tartışılarak araştırmanın sınırlılıklarına ve gelecek araştırmalar için önerilere değinilmiştir.

Duygusal özerklikErgenlerPsikolojik istismar+4
Cansu Canbaz
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmaları ve narsisizm türleri arasındaki ilişkide kişilerarası problemlerin aracı rolü

Bu çalışmada, kişilerin çocukluk çağı travmatik yaşantıları ile narsisizm türleri arasındaki ilişkide kişilerarası sorunların rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Türkiye'deki örneklemle yürütülmüş kişilerarası ilişkiler ve narsisizm türleri arasındaki ilişkinin incelendiği az sayıda çalışma olduğu görülmüştür. Kişilerarası problemlerin ve erken dönem yaşantıların, narsisizm patolojisine olan rolünün ortaya konması adına literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çocukluk çağı travmaları ve narsisistik boyutlar kişilerarası problemler arasındaki ilişkiden yola çıkılarak, bu araştırmanın ana sorusu "Çocukluk çağı travmaları ile büyüklenmeci ve kırılgan narsisizm arasında kişilerarası problemlerin aracılık rolü var mıdır?" olarak belirlenmiştir. Çalışmanın örneklemi, kolay ulaşılabilir durum örneklemesi ile ulaşılan, yaşları 22-65 arasında değişen 351 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler Google Forms aracılığıyla çevrimiçi ortamda toplanmıştır. Çevrimiçi ölçüm araçları katılımcılara kolay erişilebilir örnekleme metoduna uygun olarak sosyal medya ve e- posta gruplarına yapılan duyurular aracılığıyla ulaştırılmıştır. Çalışma katılımcıları için psikiyatrik tanı almak ve psikiyatrik ilaç kullanıyor olmak dışlama ölçütüdür. Araştırma verileri, Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Kişilerarası Sorunlar Ölçeği ve Patolojik Narsisizm Ölçeği aracılığıyla çevrim içi ortamda toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) v.25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik çoklu regresyon analiziyle incelenmiştir. Kişilerarası sorunların çocukluk çağı travmaları ve narsisizm türleri arasındaki ilişkideki aracı rolünü test etmek için PROCESS eklentisi kullanılmıştır. Bulgular kişilerarası sorunlardan Dominant/Kontrolcünün duygusal istismar ve büyüklenmeci narsisizm arasındaki ilişkide, Dominant/Kontrolcü ve Sosyal Çekinikliğin ise duygusal istismar ile Kırılgan Narsisizm arasındaki ilişkide aracı rolü olduğunu göstermiştir. Kişilere uygulanan envanterler öz bildirimine dayalı ve online olarak katılım gösterdikleri düşünüldüğünde, katılımcıların envanterdeki, maddelere yanlı olarak cevap verebileceği araştırmanın sınırlılıklarından biridir. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, çalışmanın sahip dolduğu sınırlılıklarla birlikte gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Duygusal istismarKişiler arası problemlerNarsisizm+4
Selen Bostancı
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kamu üniversitesi hastanesinde tip 2 diyabetli/obez hastalarda yeme örüntüsü ve ruhsal travma öykülerinin kontrol grubuyla karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmanın amacı, tip 2 diyabetli/obez bireylerde yeme örüntüleri ile ruhsal travma öykülerinin kontrol grubu ile karşılaştırılması yapılarak, tip 2 diyabetli/obez bireylerde bu hastalıkların meydana gelmesinde yaşanan ruhsal travmanın ve yeme örüntüsünün etkisini değerlendirmektir. Metot: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı Obezite Polikliniği'ne başvuran tip 2 diyabetli/obez olan, 18 yaş ve üstü 74 kişiye ve tip 2 diyabetli/obez olmayan, 18 yaş üstü 55 kişiye Ağustos-Eylül 2018 tarihinde anket uygulanmıştır. Veriler 19 soruluk Genel Bilgiler, Fiziksel Aktivite, Travma ve Ruhsal Geçmiş Öyküsü, Beslenme Alışkanlıkları anket formu ve 28 soruluk Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği'nin yüz yüze uygulanması ile elde edilmiştir. Bulgular: Erkek katılımcıların B.K.İ değeri ile cinsel istismar, toplam çocukluk çağı travma puanı, duygusal istismar, fiziksel ihmal arasında ve fiziksel ihmal ile bel çevresi değeri arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Kadın katılımcıların B.K.İ değeri ile travma sayısı, cinsel istismar arasında ve bel çevresi ile travma sayısı, cinsel istismar, toplam çocukluk çağı travma puanı arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Kadın ve erkeklerin birlikte değerlendirilmesi sonucu B.K.İ değeri ile travma sayısı, cinsel istismar, toplam çocukluk çağı travma puanı arasında ve bel çevresi ile travma sayısı, toplam çocukluk çağı travma puanı, cinsel istismar, fiziksel ihmal arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Kadın ve erkekler birlikte değerlendirildiğinde bel çevresi değerleri ile travma sayısı, cinsel istismar, toplam çocukluk çağı travma puanı ve HbA1c arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Ayrıca, vaka ve kontrol grubundaki bireylerin ortalama fiziksel aktivite süreleri haftalık önerilerin üzerinde görünmektedir. Sonuç: Ruhsal travma ile diyabet/obezite arasında bir ilişkinin var olması ile tip 2 diyabetli/obez bireylerde kan şekeri, total kolesterol, HDL-C ve trigliserit düzeylerinin normal aralık içinde kalmasını sağlamak önemlidir. Bu nedenle, beslenme konusunda desteğin yanında psikolojik olarak da destek sağlanması gerektiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Obezite, tip 2 diyabet, travma, ihmal, istismar

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme incelemeleri+7
İrem Dürçek
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilerarası ilişkilerdeki manipülasyonun çocukluk çağı travmaları, kendilik nesnesi ihtiyaçları ve karanlık üçlü kişilik özellikleri bağlamında incelenmesi

Bu çalışmada yetişkinlerin sosyal ilişkilerinde manipülasyona başvurma düzeylerinin çocukluk çağı travmaları, kendilik nesnesi ihtiyaçları ve karanlık üçlü kişilik özellikleri çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çocukluk çağı travmaları, kendilik nesnesi ihtiyaçları ve karanlık üçlü kişilik özelliklerinin birlikte manipülasyon üzerindeki yordayıcı etkisi incelenmiştir. Ayrıca kişilerin manipülasyona başvurma düzeyleri üzerinde yaş, eğitim durumu, gelir düzeyi, ebeveynlerden algılanan çocuk yetiştirme tutumu, anne-baba eğitim düzeyine göre farklılık olup olmadığı değerlendirilmiştir. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın örneklemi, uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen 18-65 yaş aralığındaki 480 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada Sosyodemografik Bilgi Formu, İnsan İlişkilerinde Manipülasyon Ölçeği, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ-33), Kendilik Nesnesi İhtiyaçları Envanteri, Kısaltılmış Karanlık Üçlü Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler tek yönlü varyans analizi, bağımsız gruplar t-testi, Pearson momentler çarpımı korelasyonu ve çoklu regresyon analizi ile incelenmiştir. Analizler neticesinde ulaşılan sonuçlar tablolar halinde sunulup değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre manipülasyon ile çocukluk çağı travmaları, karanlık üçlü kişilik özellikleri, idealizasyon/ikizlik ihtiyacından kaçınma ve aynalanma/idealizasyon/ikizlik ihtiyacına yaklaşma ihtiyaçları arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu; karanlık üçlü kişilik özelliklerinden subklinik psikopati, makyavelizm ve subklinik narsisizm; çocukluk çağı travmaları; aynalanma/ idealizasyon/ikizliğe yaklaşma ve idealizasyon/ikizlikten kaçınma ihtiyaçlarının birlikte manipülasyon davranışının %47'sini yordadığı ve yetişkinlerin ikili ilişkilerinde manipülasyonu kullanma düzeylerinin bazı demografik değişkenlere göre farklılaştığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travmaları, Karanlık Üçlü Kişilik Özellikleri, Kendilik Nesnesi İhtiyaçları, Manipülasyon.

Karanlık kişilik özellikleriKaranlık üçlüKendilik+6
Burcu Tekiner
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Van ilinde çalışan sağlık çalışanlarının çocuk istismarına yönelik bilgi, tutum ve davranışları

Bu araştırmanın amacı sağlık çalışanlarının çocuk istismarı ve ihmali hakkında bilgi, tutum ve davranışlarının incelenmesidir. Çalışma grubunu Van İli Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi ve Van il merkezindeki ASM'lerde çalışan doktor, hemşire, ebe ve ATT'lerden oluşan 251 gönüllü katılımcı oluşturmuştur. Araştırma kesitsel tanımlayıcı tipte bir anket çalışmasıdır. Çalışmamıza katılan sağlık çalışanlarının sosyodemografik özelliklerine ve çocuk istismarı ve ihmaline ait bilgi, tutum ve davranışlarına ilişkin verileri elde etmek amacıyla Sosyodemografik Bilgi Formu ile Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek (ÇİİBRTYÖ) kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi ve Duncan testinden faydalanılmıştır. Katılımcıların %52.5'i (n=132) doktor, %35.8'i (n= 90) hemşire, %7.9'u (n=20) ebe ve %3.1'i (n=8) ATT'dir. Araştırmaya dahil edilenlerin %52.9'u (n=133) kadın, %47.1'i (n=118) erkektir. Çalışmaya katılan sağlık çalışanları %41 (n=103) ile en çok 26-30 yaş aralığındadır. En az bir çocuğu olanlar toplam katılımcı sayısının %43.8'ini (n=110) oluşturmaktadır. Çocuk istismarıyla karşılaşan katılımcı oranı %53'tür (n=133) ve %57 (n=76) ile en çok fiziksel istismarla ardından %47 (n=63) ile cinsel istismarla, %45 (n=60) ile ihmalle, %27 (n=36) ile duygusal istismarla ve %14 (n=19) ile ekonomik istismarla karşılaşmışlardır. Araştırmamıza dahil edilen sağlık çalışanları istismar vakalarında kendilerini en çok zorlayan durum olarak %48.6 ile (n=90) ebeveynlerin tepkisini göstermişlerdir. Diğer zorlayan durumlar %32 ile (n=60) anamnez alma, %23 ile (n=43) fizik muayene, %20 ile (n=37) adli mercilere bildirme şeklinde sıralanmıştır. Katılımcılar çocuk istismarı vakalarında bildirim yapılacak yerler olarak en çok polis ve Çocuk İzlem Merkezi'ni seçmişlerdir. Çalışmamıza katılan sağlık çalışanları bildirim yapmadıkları takdirde bildirim yapmama sebebi olarak istismara uğrayan çocuğun bu süreçten zarar görebileceği endişesini %42 ile (n=63) ilk sıraya koymuşlardır. Diğer bildirim yapmama sebepleri %23 ile (n=34) tanı koymada kendine güvenmemesi, %23 ile (n=34) bildirim yapma prosedürünü tam bilmemesi, %12 ile (n=19) sosyal olarak başına gelebileceklerden kendini korumak istemesi olarak bulunmuştur. Çocuğun herhangi bir konudaki davranışını düzeltmek, yanlışını göstermek için çocuğa yüksek sesle konuşma, bağırma, hafif tokat atma vb. uygulamaların istismara gireceğini düşünenlerin ÇİİBRTYÖ'den aldıkları puanlar daha yüksek çıkmıştır ve istismar olmadığını düşünenlere göre istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Cinsel istismara uğradığını bildiği bir hastası sonraki süreçte herhangi bir nedenle muayeneye geldiğinde ona karşı daha özenli, kibar olurum diyenlerin İÇÜFB, İİÇDB ve İÇÜB alt ölçeklerinde ortalama puanları daha düşüktür ve diğer hastalarıma nasıl muamele ediyorsam onlara da öyle ederim diyenlerle aralarındaki fark karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Sonuç olarak çalışmamızdaki sağlık çalışanlarının çocuk istismarı ve ihmali konusunda bilgilerinin yetersiz ve bildirim oranlarının bir takım nedenlerden dolayı tam olmadığı belirlenmiştir. Özellikle fiziksel ve cinsel istismar gibi bariz bulguları olmayan duygusal ve ekonomik istismar ile ihmalin de belirlenerek gerekli koruyucu tedbirlerin alınması gerektiği üzerinde de durulmalıdır. Birinci basamakta hizmet veren aile hekimliği uzmanları, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları topluma en kolay ve direkt ulaşabilen sağlık çalışanları olduğu için istismardan korunma, tanı, tedavi ve bildirim konularında daha yetkin olmaları, daha dikkatli bir şekilde bu konunun üzerinde durmaları gerekmektedir. Bunun sağlanabilmesi için mezuniyet öncesi ve sonrası eğitimlerle birinci basamak sağlık çalışanlarının çocuk istismarı ve ihmaline yönelik farkındalık ve bilgi düzeylerinin arttırılması, bildirimde bulunmama sebeplerinin çözümüne yönelik adımların atılması ayrıca toplumun bu konuda duyarlılığını arttırmak için öncelikle birinci basamakta halka yönelik eğitimlerin yapılması gerekmektedir.

Bilgi düzeyiDavranışSağlık personeli+6
Alaaddin Sarıyar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk döneminde çocuk YouTube içerik üreticilerinin yayınladığı videoların çocuğun duygusal istismarı açısından incelenmesi

Sosyal medya uygulamalarının gelişmesi, kullanımının yaygınlaşması ve çocukların da bu platformlarda denetimsiz ve aktif olarak yer almaya başlamaları ile çocuk istismarı yeni bir boyut kazanmış ve sosyal medyanın çocuklara yönelik etkileri, incelenmesi gereken önemli bir alan olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada erken çocukluk dönemindeki YouTube içerik üreticilerinin yayınladıkları videolarda, anne babaları tarafından duygusal istismara maruz kalma durumları, duygusal istismar türleri ve sıklığı araştırılmıştır. Çalışma kapsamında YouTube videoları incelendiğinden, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmış, bu yöntemi uygularken Çok Yönlü Okuryazarlık ve Eleştirel Okuryazarlık kuramları ön plana alınmıştır. Çalışmada videolar amaçlı örneklemle, YouTube'da içerik üreten ve en yüksek takipçiye sahip 10 çocuk içerik üreticisi olarak seçilmiştir. Her kanala ait son 6 yılda yayınlanmış, içeriğinde anne veya babası bulunan, en çok izlenme sayısına sahip 10 video olmak üzere toplam 100 video, duygusal istismar ve alt boyutları kapsamında incelenmiştir. Veri analizinin ilk basamağında belirlenen video içerikleri duygusal istismarın alt boyutları baz alınarak oluşturulan kodlara göre "Dedoose" programı ile analiz edilmiştir. Her video için birçok farklı yönden analize olanak sağlayan Çok Yönlü Etkileşim Analizi yöntemi kullanılarak mikro analiz yapılmıştır. Bu yöntem sadece video içerisindeki sözlere değil bunun yanı sıra görsellere, ekrandaki hareketlere, kullanılan ses efektlerine, video içerisindeki kişilerin jest ve mimiklerine ve ses tonlarına da odaklanmayı (Norris, 2013) sağlayarak, videolara çok boyutlu bakılmasına imkân vermiştir. Videoların analizi sürecinde "Duygusal İstismar Bilgi Tespit Formu" (Ek. 2) oluşturulmuş, her bir YouTube kanalı için analiz edilen her videoda rastlanılan bulgular kaydedilmiştir. Çalışma sonucunda incelenen 10 YouTube kanalının 5'inde duygusal istismar bulgusuna rastlanmış, videolarda çocukların anne veya babaları tarafından duygusal istismara uğrama sıklığı %17 olarak belirlenmiştir. Çocukların bu videolarda daha çok anneleri tarafından duygusal istismara uğradığı, en çok uygulanan duygusal istismar davranışlarının ise azarlama, aşağılama, duygusal tepki göstermeme ve ihmal olduğu görülmüştür. Reddetme, aşırı koruma, izole etme, ayrım, suça yöneltme ve lakap takma alt boyutlarına rastlanmamıştır.

Duygusal istismarErken çocuk eğitimiOkul öncesi dönem+6
Sevilay Çubuk
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yetişkinlerde çocukluk çağı istismar ve ihmalinin, sosyal biliş ve yakın partner şiddeti ile ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, çocukluk çağı istismar ve ihmali olduğunu bildiren bireylerin, yakın partner şiddeti ile ilişkisinde, Zihin Kuramı'nın aracı rolü olup olmadığını incelemektir. Araştırmamız, çocukluk çağı travmalarına bağlı geliştiği varsayılan, Zihin Kuramı fonksiyonlarının değerlendirilmesini amaçladığından, katılımcılarda bilişsel fonksiyonları etkileyecek psikiyatrik tanı ve organik durum olanlar çalışmaya alınmamıştır. Araştırmanın evreni, çocukluk çağı travmaları öyküsü olan kadın ve erkek, en az 6 ay bir partnerle ilişkisi olan , dışlama kriterlerine uygun psikiyatrik ve organik tanı almamış katılımcı ile çocukluk çağı travma öyküsü bildirmeyen aynı dışlama kirterlerine uyan katılımıclar olarak belirlenmiştir. Bu araştırmanın örneklemi, Özel İstanbul Bakırköy Psikiyatri Tedavi ve Araştırma Merkezine başvuran 18-60 yaş arası kadın, erkek danışan ve danışan yakınları olmak üzere 237 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılara 13.06.2022-13.06.2023 tarhileri arasında 1 sene boyunca gönüllülük esasına bağlı olarak ulaşılmıştır. Çalışmaya 252 kişi katılmış olmasına rağmen, 12 kişinin ölçekleri tamamlayamaması, 1 vakanın antiepileptik ilaç kullanımı, 1 kişinin aralıklı psikoaktif madde kullanımı, 1 kişinin de gıda takviyesi aldığı tespit edilmiş ve bağımlılık ve bilişsel fonksiyonları üzerinde test performansını olumsuz yönde etkilediği tespitiyle çalışmadan çıkartılmış, nihai olarak 237 kişi çalışmaya alınmıştır. 164 (%69) kişi kadın, 73 (%31) kişi erkektir. Erkeklerin yaş ortalaması 38,7, kadınların 35,5'tir. Çalışmamızda evli olmayanların (%60,3), lise ve altı mezuniyeti olanların (%52,3) ve gelir durumunu «iyi» olduğunu bildirenlerin oranı 126 (%53,2) olarak belirlenmiştir. Katılımcılara çalışmanıın yürütücüsü tarafından yüzyüze görüşme yöntemi ile sırasıyla Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CCTO), Psikolojik istismar Ölçeği (PIO), Romantik İlişki Değerlendirme Ölçeği (RİDO), Hacettepe-Bilgisayar Temelli Zihin Kuramı Bataryası (Hacettepe-BTZK Bataryası), Gözlerden Zihin Okuma Testi, Beck Depresyon Envanteri ve Beck Anksiyete Ölçeği yüzyüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği'nin, alt boyutları olan Fiziksel İhmal ve Duygusal ihmal dışında tüm alt boyutlarının (Duygusal Taciz, Fiziksel İsitmsar, Duygusal İstismar, Cinsel İstismar) yakın partner şiddeti ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu bulunmuştur. Bunun yanında çocukluk çağında maruz kalınan duygusal istismarı ve alt parametrelerini de değerlendirdiğimiz Psikolojik İstismar Ölçeği (PIO) 'nin ölçek puanı ve tüm alt parametreleri tek başına da yakın partner şiddeti mağduriyeti ile ilişkili olduğu görülmüştür. Bu sonuç her iki cinsiyet için de geçerlidir. Çocukluk çağı travmaları BTZK'nın hem bilişsel hem de duygusal alt boyutları ile anlamlı bir şekilde ilişkilidir. Cinsiyet açısından değerlendirildiğinde ise, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği puanının, kadınlarda BTZK'nın alt boyutlarından sadece duygusal alt boyutları ile ilişkisi mevcutken, erkeklerde hem bilişsel hem duygusal hem de ironik algılama puanları ile ilişkisi mevcuttur. Çocuklukta yaşanan psikolojik istissmarı değerlendiren PIO'nin BTZK'ının bilişsel ve duygusal fonksiyonları ile ilişkisi mevcut değildir.BTZK'nin İroni Duygusal Anlam Bulma alt boyutunun PIO-Suça Yöneltme alt boyutu ile anlamlı ancak düşük düzeyde bir ilişkisi vardır. Cinsiyet açısından değerlendirildiğinde kadınlarda, PIO ve alt boyutlarından sadece Suça Yöneltme puanı ile BTZK'nın İroni Anlam Bulma alt boyutu ile ilişkili değilken, erkeklerde BTZK'nın bilişsel alt boyutu ile ilişkisi saptanmıştır. Gözlerden Zihin Okuma, tüm katılımcılarda, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği sadece CCTO'nun Fiziksel İhmal alt boyutu ile ilişkili iken, PIO'nin ölçek puanı ve alt boyutları ile ilişkisi mevcut değildir. Yine Gözlerden Zihin Okuma testi puanının cinsiyetlere göre değerlendirildiğinde, kadınlarda Çocukluk Çağı İstismarı Ölçeğinin puanları ve PIO puanları ile ilişkisi mevcut değildir. Erkekler ise, Gözlerden Zihin Okuma Testi'nin puanının CCTO'nun alt boyutu Duygusal İhmal dışında, Duygusal İstismar, Fiziksel İstismar, Fiziksel İhmal, Cinsel İstismar puanları ile arasında anlamlı bir ilişki mevcuttur. Erkek katılımcılarda, Gözlerden Zihin Okuma Testi'nin puanları ile PIO alt boyutu, DuygusalTepki Vermeyi Reddetme dışında, diğer alt boyutları Yıldırma/Aşağılama, Suça Yöneltme, Reddetme/İzolasyon alt ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki mevcuttur. Bu çalışmanın sonuçları, bireylerin yetişkinlikte yakın partner şiddeti mağduriyeti, çocukluk çağı travmaları ve psikolojik istismar ile ilişkisini vurgulamaktadır. Bireylerin yaşadığı çocukuluk çağı travmalarının ve psikolojik istismarın , yetişkinlikte yaşadığı yakın partner şiddetini her iki cinsiyet için de yordadığını söyleyebiliriz. Çocukluk çağı travmaları puanlarının BTZK'nin hem bilişsel hem de duygusal alt boyutları ile anlamlı ilişkisi mevcut olmasına karşılık PIO ölçeği puanları BTZK' ının bilişsel ve duygusal alt boyutları ile ilişkili değildir. Cinsiyete göre değerlendirildiğinde, CCTO'nun kadınlarda duygusal alt boyutları ile ilişkisi varken, erkeklerde hem birlişsel hem de duygusal alt boyutları ile ilişkisi vardır. PIO tek başına, cinsiyet açısından değerlendirildiğinde erkeklerin bilişsel fonksiyonları ile ilişkili bulunmuştur. Çoklu travmalar hem tüm katılımcılarda hem de erkeklerde ZK fonksiyonlarında daha yaygın bilişsel ve duygusal fonksiyonlarla negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Katılımcıların , GZO görevlerindeki performansları cinsiyetlere göre değerlendirildiğinde, kadınların CCTO travmaları ve PIO puanları ile ilişkili olmadığı, erkeklerde ise, CCTO'nun Duygusal İhmal dışında tüm alt boyutları ve PIO ölçeğinin bir çok alt boyutları ile ilişkilidir. Ayrıca, çocukluk çağı istismar ve ihmalinin, yakın partner şiddetine olan etkisinde ZK'ının aracı rolü olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak, çalışmamızda çocukluk çağı travmalarının, yakın partner şiddeti mağduriyeti ve ZK fonksiyonlarında anlamlı bir ilişkisi vardır ve bireylerin sağlıklı sosyal ilişkiler kurmasında uzun dönemde olumsuz etkilerinin olduğunu söyleyebiliriz.

Neurobilişsel işlevlerPsikolojik istismarSosyal biliş+2
Zeynep Funda Engin Akcan
İstanbul University-Cerrahpaşa · Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü
2024
00

Related subjects