Orta Asya

107 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Soğdlar

Orta Asya'da Ceyhun ve Seyhun nehirleri arasında kalan Soğd bölgesi geniş ve bereketli olup tarihi bir konuma sahiptir. Soğdlar ticari faaliyetleri, sanat eserleri ve dilleriyle etkileşimde oldukları her millette iz bırakmışlardır. Hiçbir zaman siyasi bir birlik kuramayan, devlet olamayan Soğdlar kıvrak zekâları sayesinde uzun süre varlıklarını sürdürmüşlerdir. Soğdlar ticari hayatta son derece mahir bir topluluktur. Bu nedenle İpek Yolu ticareti güzergâhında Soğdça önem kazanmıştır. Ticari faaliyetler sebebiyle uzak diyarlar arasında gidip gelen Soğdlar pek çok kültürel malzemenin başka yerlere taşınmasında aracılık etmişlerdir. Eğlenceye, sanata düşkün, eğitime değer veren dini inançlarına bağlı bu toplum kültürel açıdan ele alındığında dönemin toplumlarına göre ileri düzeydedir. Kadına değer veren, evlilik sözleşmesi ile kadının haklarını koruma altına alan, çocukları okuma yazma konusunda eğiten bir toplumdur. Özgürlükçü bir ortama sahip olan Soğdlarda tapınaklar yan yanadır. Yüzyıllar önce, yaşamlarını savaşmak yerine öğrenmek, para kazanmak, eğlenmek için harcayan bu toplumun kültürünü incelemek önemlidir.

BudizmManiheizmOrta Asya+3
Asena Gül
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çift başlı kartal tasvirlerinin Türk İslam sanatındaki uygulamaları

"Çift Başlı Kartal Tasvirlerinin Türk İslam Sanatındaki Uygulamaları" başlıklı bu tezin amacı; Çift başlı kartal tasvirinin, eserler üzerinde ki uygulamalarını Türk İslam sanatı içerisinde değerlendirerek bilim dünyasına kazandırmaktır. İncelemeler Orta Asya ve Mezopotamya merkezli çift başlı kartal tasvirli eserlerden başlayarak değerlendirmeye tabi tutuldu. Bu kapsamda Eski çağdan itibaren günümüze kadar farklı coğrafya ve kültürlerde yer edinen çift başlı kartalın, erken dönem tasvirlerinin de Türk İslam sanatında ki örnekleri ile karşılaştırılması sağlandı. Ayrıca bilinen çift başlı kartal tasvirli eserler dışında, yeni eserler de eklenerek yorumlandı. Kartaldan gelişen çift başlı kartal tasvirlerinin sanatsal olarak uygulamalarının daha belirleyici olması açısından kartal tasvirli eserlerin örneklerine de kendi dönemleri içerisinde değinilerek çalışmaya dahil edildi. Çift başlı kartal dünyada en çok kullanılan ve bilinen tasvirlerden biri olmasına rağmen, içerdiği anlam ve mahiyeti bakımından da en az bilgi sahibi olunan tasvirlerdendir. Çift başlı kartal Eski çağ, Türk ve Türk İslam sanatları başlıkları altında nispeten incelenirken, konu ile ilgili kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır. Yapılan çalışmalarda çift başlı kartal, belirtilen dönemlerde yer alan medeniyetlerin eserleri arasında kısaca değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler çift başlı kartal tasvirinin tanımlanması bakımından yeterli olmayıp, birbirinin tekrarından ibarettir. Hazırlanan bu çalışma ile çift başlı kartal tasvirlerinin Türk İslam sanatındaki uygulamalarının belirlenmesinin yanı sıra, öncesi ve sonrası da yeniden değerlendirilerek bir bütün halinde sunulmuştur. Yerli ve yabancı kaynaklar ile arkeolojik veriler taranarak sağlanan bilgiler sonucunda, çalışma sınırları kapsamında ki bütün çift başlı kartal tasvirli eserler tespit edildi. Tespiti yapılan eserlerin adı, dönemi, bulunduğu yer, ölçüleri, malzemesi, korunduğu yer, çizimleri, resimleri ve tanımları yapıldı. Bu tanımlar üzerinden çift başlı kartal tasvirlerinin kullanıldığı eserlerdeki benzer ve farklı uygulamalar karşılaştırmalı olarak ele alındı. Yapılan çalışma ile çift başlı kartalın farklı kültür, sanat, inanç, mitoloji, gelenek ve göreneklerinde ifade ettiği anlam ile uygulamanın yayılımı arasındaki bağa da değinilerek bu alanda çalışma yapacak olan araştırmacılara ışık tutacak yeni kaynaklar sağlandı. "Çift başlı kartal tasvirlerinin Türk İslam sanatındaki uygulamaları" başlıklı çalışmada 2000'den fazla kartal, çift başlı kartal ve tanımı tam yapılmayan tasvirler incelenerek çalışmaya uygun olanları değerlendirmeye alındı. Çift başlı kartal tasvirine Eski çağ sanatında 41, Türk sanatında 14 ve İslam sanatında incelenen 5 eser örnek olarak verilmiş olup, Türk İslam sanatları kapsamında 148 eserin katalog çalışması yapılmıştır.

KartalMezopotamyaOrta Asya+3
Meral Göz
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Asya uluslararası akarsu sorununun Uluslararası Hukuk bakımından değerlendirilmesi

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde Orta Asya ülkeleri planlı ekonomik ve siyasi bir yapı içinde merkezden yönetiliyordu. Birlik içindeki ülkelerin tamamı birliğin ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılandırılmıştı. 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya Cumhuriyetleri arasında bölge kaynaklarının paylaşımı ile ilgili sorunlar yaşanmaya başladı. Bu sorunlardan en önemlisi, birlik dağıldıktan sonra uluslararası akarsu niteliği kazanan su kaynaklarının kullanımı ve paylaşımı sorunudur. Bağımsızlığını kazanan Orta Asya Cumhuriyetleri'nin suya olan ihtiyaçlarının artması, su kaynaklarının ulaşım dışı amaçlar için kullanılmaya başlanması ve faydalanabilecekleri su kaynaklarının başka ülkelerin sınırları içinde yer alması su kaynaklarının kullanımı ve paylaşımı sorununa sebep olmuştur. Bu tezde Orta Asya'daki uluslararası akarsuların ulaşım dışı amaçlar için kullanımı sorunu uluslararası hukukun kaynaklarından yararlanılarak çözülmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda öncelikli olarak birinci bölümde uluslararası akarsu kavramının uluslararası hukuktaki yeri ele alınmıştır. Daha sonra uluslararası akarsular sorununun çözümü için kaynak oluşturabilecek, uluslararası antlaşmalar, uluslararası teamüller, uluslararası akarsular ile ilgili temel ilkeler, doktrinler ve örnek mahkeme kararları incelenmiştir. Orta Asya uluslararası akarsu sorununun detaylı olarak ele alındığı ikinci bölümde; bölgedeki uluslararası akarsular hakkında bilgi verilerek, aşağı kıyıdaş- yukarı kıyıdaş ülkeler açısından su sorunu ve kıyıdaş ülkelerin soruna yaklaşımları değerlendirilmiştir. 1997 yılında Birleşmiş Milletler tarafından imzalanarak kabul edilen Uluslararası Akarsuların Ulaşım-dışı Kullanımı Hukukuna İlişkin Sözleşme, bu tezin temel kaynağı olarak ele alınıp, bu çerçevede Orta Asya uluslararası akarsu sorunu uluslararası hukuk bakımından değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası hukuk, Uluslararası akarsular, Orta Asya.

AkarsularOrta AsyaSu sorunu+2
Damla Ersoy
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Kafkasya-Orta Asya dış politikasının enerji koridoru ve terminali olmasına etkileri

SSCB'nin dağılmasıyla beraber Güney Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanmıştır. Güney Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olması ve stratejik-jeopolitik önemi, bu bölgeyi küresel bir rekabetle karşı karşıya bırakmaktadır.Bu çalışmamızda, Kafkasya ve Orta Asya'nın petrol ve doğalgaz potansiyeli ele alınmış, enerji kaynaklarının çıkarılması ve taşınmasında devletlerin gizli-açık rekabetine, oynanan bu büyük oyunun bölgeye yansımalarına ve devletlerin enerji odaklı dış politikalarına değinilmiştir. Ayrıca, Kafkasya ve Orta Asya'nın petrol ve doğalgaz kaynaklarının taşınmasında yaşanan rekabette, Türkiye'nin stratejik ve jeopolitik konumu ele alınmıştır. Enerji koridoru ve terminali olmaya çalışan Türkiye'nin boru hatlarından sağlayacağı avantaj ve kazançlarla beraber ortaya çıkabilecek riskler belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: Boru Hatları, Doğalgaz, Enerji, Küresel Enerji Rekabeti, Petrol, Türkiye'nin Enerji Politikaları.

Boru hatlarıEnerjiEnerji kaynakları+7
Kadir Kürşat Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İlk İslam fetihleri ve Moğol fütühatı üzerine karşılaştırmalı bir tarih denemesi

Araplar İslamiyet öncesinde Arap yarımadasının kuzey ve güneyinde siyasi teşekküller meydana getirmiş olsalar da onların seslerini dünya çapında duyurmalarına asıl vesile olan, 622 yılında gerçekleşen Hicret ile birlikte kurulan ilk İslam Devleti'dir. Hz. Peygamberin Mekke yıllarında henüz Kur'an savaşa müsaade vermediğinden, kişiler ve gruplar arasında türlü çatışmalar yaşansa da müşrikler ile Müslümanlar arasında karşılıklı bir savaş hali söz konusu olmamıştır. Hicret ile beraber ise artık Müslümanların kendi kararlarını uygulayabildikleri bir toprakları olmuştur. İlk İslam Devleti'nin kurucusu olan son peygamber ölmeden önce, yarımadanın önemli bir kısmında İslam'ın yayıldığına şahitlik etmiştir. Kısa süre sonra ise Sasanilere son verilmiş, Bizans'ın önemli memleketleri ellerinden alınmıştır. Benzer bir siyasi ve askeri başarıyı Araplardan altı yüz sene kadar sonra, Araplara çok uzak bir sahada devletlerini kuran Moğollar da göstermiştir. Onların maceraları ilk Müslümanların deneyim ettiği şartlardan oldukça farklılık arz etmiştir. Bu bakımdan Orta Çağ'ın sonları gelirken yaşanan Moğol deneyimi, öncesinde Orta Asya'da kurulan diğer devletlerde olduğu gibi, dini motivasyon olmadan da askeri başarının sağlanabileceğinin belki de en etkili örneğini bizlere sunmuştur. Hz. Muhammed'in Moğollardaki karşılığı ise Cengiz Han'dan başkası değildir. Bu çalışmada, Orta Çağ'da tecrübe edinilen söz konusu iki genişleme hareketi mümkün olduğu kadar karşılaştırmalı bir metot ile ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Arap, Moğol, Savaş, Fetih, Din

AraplarFetihlerMoğollar+6
Büşra Taşar
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rıdvan Nafiz Edgüer'in hayatı ve Küçük Türk Tarihi adlı kitabının transkripsiyonlu metni

Türkiye de birkaç istisna dışında, Osmanlı Türkçesi ile yazılmış bir Türk Tarihi ne yazık ki yoktur. Kadim milletler arasında bizimki kadar tarihine ve mazisine yabancı başka bir millet yoktur. Milletin büyük bir kısmı Türklüğü ve Türk tarihini belli başlı dönemlerden ve coğrafyalardan ibaret zannetmektedir ve birçok Türk kökenli devleti yabancılaştırıp dışlamaktadır. Bugün Türkler çok geniş coğrafyalara dağılmış durumdadır. Bunlardan bir kısmı medeni bir kısmı göçebelikten yeni vazgeçmiş durumdadır. Başlı başına yaşayan ve başka bir devletin emri altında olmayan Türkler yalnızca Osmanlı Türkleridir. Türklerin ilk vatanları Orta Asya'da dağlar arasında göçebeliğe elverişli geniş çöllerdir. İklim ve zorlu coğrafya şartları nedeniyle Türkler göçebe hayata mecbur kalmışlardır. Göçebe Türkler, etraflarında gördükleri şeylere taparlardı. Doğada kutsal saydıkları pek çok şey bulunmaktaydı. Türklerin çocukları dâhi çok iyi süvari ve savaşçıydılar. Türklerde atın özel bir yeri bulunmaktaydı. Türkleri birleştiren, meydana getiren Oğuz Han'dır. Türkler tarihleri boyunca Çinliler, İranlılar, Ruslar gibi büyük milletlerle mücadele etmişlerdir. Türk mitolojisinde destanlar dikkat çekicidir. En ünlü destanlarından bir tanesi de Ergenekon Destanıdır. Türkler tarih boyunca İskitler, Hunlar, Tukyular, Harezmler, Uygurlar, Bulgarlar, Gazneliler, Moğollar, Selçuklular, Timurlular, Osmanlılar gibi pek çok hükümet vücuda getirmişlerdir. Cengiz Han, Timurlenk, Bilge Kağan ve Kültekin, Hülagü, Alp Arslan gibi de pek çok yiğit han ve hakanları vardır.

BiyografiCengiz HanEdgüer, Rıdvan Nafiz+5
Ömer Eriş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Asya Cumhuriyetlerinde su güvenliği ve hidropolitik yaklaşımlar: Kırgızistan örneği

Orta Asya ülkelerindeki doğal kaynakların planlanmasının Sovyetler zamanında merkezi bir anlayışla yapılmış olması ülkelerin bağımsızlıklarından sonra bir takım konularda anlaşmazlıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunların en önemlisi de su paylaşımı sorunudur. Bölgenin iki ana nehri olarak sayılan Seyhun ile Ceyhun'un petrol ve doğal gaz temininde dışa bağımlı memba ülkeleri Kırgızistan ile Tacikistan'dan çıkmaktadır. Özbekistan, Türkmenistan ve Kazakistan ise gaz ve petrol kaynaklarına zengin, mansap ülkeleri olarak sayılmakta ve suyu ekonomilerine büyük gelir getiren tarım alanlarını sulama için kullanmaktadırlar. Memba ülkelerin HES'leri çalıştırmak için suyu enerji kaynağı olarak görmesi, mansap ülkelerinin ise sulama için suya ihtiyaç duyması ve giderek suyun siyasallaşması bölgedeki sınır aşan su kaynaklarına ulusal çıkarların korunması açısından yaklaşması sonucunu doğurmuştur. Böylece su sorunu bölgede güvenliği tehdit eden unsur haline gelmiştir. Bölge ülkelerinin kendi aralarında yapılan anlaşmalara çoğu zaman uymamaları, uluslararası anlaşmalara taraf olmamaları, su konusunda bir ülkenin aldığı karara diğerlerinin çok sert eleştirerek tepki vermesi, bölgede istikrarı görmeyi zorlaştırmaktadır. Orta Asya sorunlarını içeren çok sayıda tezler mevcuttur, fakat bölgenin su güvenliği konusunu ele alan ve çalışmalar hemen hemen yoktur. Bu çalışmanın amacı da bölge ülkeler arasında su sorununun ülkeler arasında çatışmaya neden olabileceğini araştırmaktır. Anahtar Kelimeler: Orta Asya, Aral Havzası, su sorunları, Kırgızistan,

AsyaGüvenlikGüvenlik politikaları+7
Upagul Rakhmanova
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bozkır kavimlerinde sosyal, dini, askeri, iktisadi, bilimsel ve düşünsel hayat

Orta Asya coğrafyasında yaşayan bozkır kavimlerinin kendilerine has olarak meydana getirdiği bozkır kültürüne dair yazılı ve arkeolojik birçok kaynaktan bilgi edinebilmektedir. Bozkır kavimlerinden kasıt başlangıçtan Uygur dönemi sonuna kadar olan Orta Asya menşeli Türk kavimleridir. Bozkır coğrafyasında kendilerine has üstün Türk kültürünün gelişimini sağlayan ve tarihî süreçte dağıldıkları farklı coğrafyalarda bu kültürü zenginleştirerek yaşatan Bozkır kavimleri, dünya medeniyetinde kalıcı izler bırakmayı başarmıştır. Yaşadıkları coğrafyalarda birçok devlet kurup siyasî anlamda önderlik eden Bozkır kavimlerinin çevre kültürlerle etkileşimi sonucu zenginleştirdiği bu kültürel atmosferde bilimsel katkıları da hem Türk tarihi açıdan hem de dünya tarihi açısından oldukça dikkat çekicidir. Bu çalışmada Bozkır kavimlerinin sosyal, iktisadi, bilim ve düşünce hayatı araştırılmıştır. Çalışmada bozkır kavimlerinin çok güçlü bir kültür ve tarihi geçmişe sahip oldukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bozkır, Orta Asya,

Askeri hayatBilimBilimsel düşünce+7
Ferdi Akyün
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik büyüme ve göçmen dövizleri: Orta Asya ülkeleri analizleri

Bu çalışmada temel amacı, yabancı yardım ve doğrudan yabancı yatırım gibi diğer dış sermaye kaynaklarıyla karşılaştırıldığında, Sovyet sonrası devletler arasında işçi dövizlerinin ekonomik büyüme ve yoksulluğun azaltılması üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Bu yazıda, seçilmiş beş eski Sovyet sonrası cumhuriyette ekonomik büyüme ve yoksulluk tahminleri üzerine bir panel veri seti kullanılmıştır. Çalışma beş Orta Asya ülkesini kapsamaktadır: Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan. Orta Aya ülkelerinin 2000 ve 2018 dönemindeki panel verileri kullanılarak, işçi dövizlerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini analiz edilmektedir. Bağımlı ve bağımsız değişkenler kullanılarak sabit ve tesadüfi etkilere yer verilmiştir.

DövizEkonomik büyümeGöçmenler+5
Gulshirin Davydova
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tek Parti Döneminde, Orta Asya ve Sümer-Hitit araştırmaları

Ulus devletlerin kuruluşları esnasında tarih ve arkeolojiye özel bir önem verdikleri ve meşruluklarını geçmiş uygarlıklara dayandırmaya çalıştıkları görülmektedir. Türkiye Cumhuriyet'in kuruluş aşamasında tarih, arkeoloji, antropoloji ve dilbilim gibi disiplinler yeni Türk devletinin meşruluğunun sağlanmasında önem kazanmıştır. Gene bu disiplinlerden Türk ulusunun bilincinin yeniden şekillendirilmesinde yoğun şekilde yararlanılmıştır. Türkiye'de bilhassa Tek Parti Dönemi'nde Orta Asya prehistoryası, Sümer ve Hitit medeniyetleri üzerine yapılan araştırmalarda da bu temel hedeflerin gözetildiği görülmektedir. Bu çalışmamızda bilim ve siyasetin iç içe geçtiği Tek Partili yıllarda Türkiye'de Sümer-Hitit ve onlara kaynaklık ettiği düşünülen prehistorik Orta Asya Medeniyet'inin nasıl algılandığı ve kitlelere nasıl tanıtıldığı üzerinde durulmuştur.

Bilimsel araştırmalarHititlerOrta Asya+4
Ulaş Töre Sivrioğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Asya ülkelerinde terör tehdidi: "El-Kaide" terör örgütünün bölgesel oluşumu ve tehdit boyutu

Bu tez, Orta Asya ülkelerindeki terör tehdidi üzerine odaklanmaktadır, özellikle de El-Kaide terör örgütünün bölgesel oluşumu ve tehdit boyutunu ele almaktadır. Orta Asya, coğrafi konumu nedeniyle jeopolitik açıdan önemli bir bölgedir ve terörizm bu ülkeler için ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturmaktadır. El-Kaide, 1980'lerin sonlarında kurulan ve 1990'larda küresel bir terör tehdidi haline gelen bir terör örgütüdür. Bu tezde, El-Kaide'nin Orta Asya'daki bölgesel oluşumu incelenmektedir. Orta Asya ülkeleri, özellikle Tacikistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Kazakistan gibi ülkeler, El-Kaide'nin bölgedeki faaliyetleri ve örgütlenmesi açısından önemli bir rol oynamaktadır. Bu tez ayrıca El-Kaide'nin Orta Asya ülkelerine yönelik tehdit boyutunu ele almaktadır. El-Kaide, bölgedeki istikrarsızlık, yoksulluk, aşırılık yanlısı ideolojiler ve diğer faktörlerden faydalanarak Orta Asya ülkelerinde etkinlik göstermektedir. Bu terör örgütü, bölgede radikalizasyonu teşvik etmekte, militanları eğitmekte ve terör saldırıları düzenlemektedir. Tezde, El-Kaide'nin Orta Asya ülkelerindeki varlığı ve tehdit boyutunun analizine dayalı olarak, bu tehdidin nasıl ele alınabileceği ve önleyici önlemlerin nasıl alınabileceği üzerinde de durulmaktadır. Bölgesel işbirliği, istihbarat paylaşımı, güvenlik güçlerinin kapasitesinin artırılması ve sosyal ekonomik kalkınmanın teşvik edilmesi gibi önlemler önerilmektedir. Bu tez, Orta Asya ülkelerindeki terör tehdidi konusunda bir farkındalık oluşturmayı ve politika yapıcıları, akademisyenleri ve ilgili tarafları bu alanda daha fazla çalışmaya teşvik etmeyi amaçlamaktadır. El-Kaide'nin bölgesel oluşumu ve tehdit boyutunun anlaşılması, Orta Asya'nın güvenlik durumunun iyileştirilmesine ve terörizmle mücadelede daha etkili stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunabilir.

El KaideGüvenlik politikalarıOrta Asya+7
Baıan Asanova
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Türk dış politikasında entegrasyon sürecinde Orta Asya ve Özbekistan

SSCB?nin dağılmasıyla birlikte Orta Asya devletleri bağımsızlıklarını kazanmış, sahip oldukları jeopolitik önem ve ekonomik kaynaklar bağlamında çeşitli aktörlerin odak noktası olmuş ve ?Yeni Büyük Oyun? olarak tabir edilen hâkimiyet mücadelesinin sahnelendiği alanlardan biri haline gelmiştir. Bugün bölge ülkelerinden birisi olarak Özbekistan, Orta Asya ve daha genelde Avrasya jeopolitiğinde merkezi durumda bulunan, önemli bir ülkedir. Gerek jeopolitik konumu, gerek bölgenin sahip olduğu enerji kaynakları gerekse de Türk-İslam medeniyetinin merkezi olması ve bünyesinde barındırdığı nüfus yapısıyla bölgesel ve küresel politikalar açısından önem arz eder konumdadır. Dolayısıyla Orta Asya bağlamında verilen liderlik mücadelesinde Özbekistan?ın kilit bir ülke olduğunu görmekteyiz.Bugün özellikle ekonomik ve ticari ilişkiler açısından ön plana çıkarılması gereken bu coğrafya, Türk Dış Politikası bağlamında ihmal edilmemesi gereken bir alandır ve şüphesiz Türkiye?nin bölgesel gücü ve rolü açısından son derece önemlidir. Dolayısıyla çalışmamız, özellikle ekonomik açıdan bölgesel bir işbirliğinin gerekliliği noktasında bir katkı yapabilme amacındadır. Kapsam olarak Türkiye ve beş Orta Asya devleti incelenmiş ve zaman aralığı olarak ise Soğuk Savaş sonrası dönem dikkate alınmıştır. Metodolojik açıdan özellikle ekonomik ve ticari işbirliklerini ön plana çıkaran neoliberal kurumsalcı yaklaşımın benimsenerek işbirliğini sağlama noktasında bir çözüm sunulabileceği savunulmuştur. Nitekim vardığımız sonuç, bugün Türkiye-Orta Asya Türk Cumhuriyetleri arasında kurulması istenen bölgesel bir entegrasyonun mümkün görünmediği ancak ekonomik ve ticari bağları kuvvetlendirmek suretiyle özellikle ikili ilişkileri sağlamlaştıracak şekilde adımlar atılmasının gerekliliğidir.269Tabi bunu yaparken de Türk Dış Politikası?nda sağlam ve kararlı adımların doğru bir zamanda atılması gerekliliğine ek olarak milli bir şuur içerisinde hareket edilmesi gerekliliği de vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: 1. Entegrasyon2. Orta Asya 3. Özbekistan4. Türk Dış Politikası5. Ekonomik İşbirliği Örgütü (ECO)

BütünleşmeOrta AsyaOrta Asya politikası+7
Fahriye Keskin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İpek Yolu'ndaki kültürel mirasın dünya turizmine katkıları: Kazakistan örneği

Bu çalışmada, Ulu İpek Yolu'nun Atlas Okyanus'undan Çin'e Avrupa ve Asya'yı geçen, sadece ortaçağ döneminde ki eski bir ticaret aracı olmadığı, Batı ve Doğu kültürleri arasında iletişim köprüsü olduğu belirlenmiş olup, günümüz dünyasında da ekonomik, kültürel ve siyasi açıdan büyük önem arzettiği tespit edilmiştir. Bu ticaret yolunun barış eksenli olarak turizm açısından değerlendirilip değerlendirilemeyeceği incelenmiştir. Rotanın uzun kısmı Kazakistan ve Orta Asya'dan geçmiştir. Çalışmamızda, Ulu İpek Yolu'nun dünya uygarlığına ve kültürüne katkısı, onun içinde Türk-İslam medeniyetinin dünya medeniyetine ve insanlığa kazandırdığı çok zengin somut ve somut olmayan kültürel miraslar ele alınmıştır. Orta Asya'da Ulu İpek Yolu'nun Orta Çağ'da altın dönemlerini yaşamış olduğu tespit edilmiş; Kaşgarlı Mahmud, Biruni, İbn-i Sina, Farabi, Ali Kuşçu gibi aydınların da, Ulu İpek Yolu'nun Orta Asya'da kurduğu medeniyetin düşünce ve bilim meyveleri olduğu gözlemlenmiştir. Çin, Fars, Hindu, İslam medeniyetlerinin kavşağında yer alan Orta Asya'lı aydınlar, bütün bu kaynaklardan beslenerek eserlerini vermişlerdir. Avrasya'nın kıtalararası karayolu ticaret yollarının oluşup gelişmesi, büyük antik devletlerin kültürel mirasların meydana çıkarılması, mevcut ülkeler arasında güvenli barış çabaları gerektiren uzun vadeli siyasi, diplomatik ve ticari ilişkilerin kurulması günümüz Ulu İpek Yolu'nun temel meseleleriyle ilgilidir. Ulu İpek Yolu'nda yayılan medeniyet unsurları sadece ticaret ve yol sistemleriyle ilgili değildir. Kervanlar, kervansaraylar, pazarlar, çarşılar ve bu çerçevede gelişen şehirler Ulu İpek Yolu'nun sembolleri durumundadır. Bu kültürel değerlerin uluslararası turizme kazandırılması büyük önem arz etmektedir. Çalışmamızda; İpek Yolunun mevcut durumu, Ulu İpek Yolu uzmanlarının ve halkın görüşleriyle tespit ederek, Kazakistan turizmine yeni bir bakış açısı kazandırılabileceği düşünülmektedir.

KazakistanKültürel mirasOrta Asya+5
Karlygash Sartayeva
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ulu Evliya Şeyh Hudâydâd-ı Velî adlı eserin aktarımı ve muhteva incelemesi

Tasavvuf, İslâm Âleminde geniş kitlelere yayılan, Orta ve Yakın Doğu Asya medeniyetitarihinde derin izler bırakan felsefî ve dinî bir akımdır. Yaratıcı, insan ve bütün mahlukat arasındaki ilâhi hakikatlerin ve münasebetlerin keşfedilmesini sağlamıştır. 15. Yy. Orta Asya'da Hoca Ahmet Yesevî 'den sonra Yesevîlik ekolünde derin izler bırakan Hudâydâd-ı Velî, İslâm Dininin insanperver mahiyetini idrak ederek tüm hayatını, İslâm Dini'nin esasalarını muhafaza etmeye, gönüldaşlarını bu esaslar üzerine yetiştirmeye azmetmiş, aynı zamanda uzun yıllar İslâm Dini'ne ve tüm insanlığa hizmet etmiştir. Daha çok küçük yaşlarda olmasına rağmen medreselerde ilim tahsili sırasında arkadaşları ve müridleri arasında marifet sırlarını kolayca keşif eder onların mahiyetini de kalben hissederdi. Bu bilgilerin gölgesinde "Ulu Evliya Şeyh Hudâydâd-ı Velî" eseri hem Yesevîlik geleneğinin ilk kaynaklarından sayılması ve Yesevî ekolüne mensup mutasavvıflara dair önemli bilgiler vermesi hem de Klasik Çağatay Edebiyatı dönemine ışık tutması açısından önemli bir eserdir. Bu çalışmamızda "Ulu Evliya Şeyh Hudâydâd-ı Velî" eserinin kiril harfli metninden latin harflerine aktarımı ve eserin muhteva açısından incelemesi yapılmıştır.

15. yüzyılDilbilgisiDilbilim+7
Zekai Mercan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of Turkish soft power politics in Central Asia during Ak Party era (2002-2023)

When the history of international relations is examined, states have perceived the use of hard force, which includes military elements and the use of force, as almost the only instrument to achieve a certain purpose. Today, where technology, information and globalization are developing rapidly, the perception of power in the international system has also changed. The importance of soft power, which takes its source from a country's culture, political values and foreign policy, has increased especially after the Cold War. Soft power refers to a nation's ability to influence others through attraction, persuasion, and non-coercive means. Türkiye, with its rich historical and cultural heritage, geographic location, and contemporary achievements, has established itself as a significant player in the realm of soft power. This study, which was prepared to understand the role of soft power and soft power tools using in Turkish foreign policy and the use, place and importance of soft power in Central Asia, aims to reveal Türkiye's potential, fields of activity and practices in this field. In this context, this thesis aims to address the following questions: How has the AK Party's tenure influenced Türkiye's soft power initiatives and effectiveness in Central Asia? How do the activities of state-supported institutions reflect Türkiye's increased emphasis on soft power in Central Asia during the AK Party era? This thesis covers the period from 2002 to 2023. As a method, qualitative and descriptive study of the Turkish Soft Power Politics towards the newly independent Central Asian Republics were used. For this purpose, newspapers and internet-based news sources, especially books and articles written in this field, were also consulted. As the hypothesis of the study, Türkiye's use of soft power in Central Asia is more effective between 2002-2023. The result is that after the Central Asian Republics gained their independence in 1991, soft power came to the fore in Türkiye's regional policies. Türkiye has followed soft power strategies in Central Asia, especially in the fields of education, culture, social economy, religion and foreign policy. Türkiye's soft power influence is a result of its rich history, cultural heritage, economic growth, and various diplomatic efforts. By leveraging its cultural assets, cuisine, economic strength, and humanitarian initiatives, Türkiye effectively engages with the global community, building connections and enhancing its global standing. In an increasingly interconnected world, Turkish soft power serves as a means of fostering understanding, building relationships, and contributing positively to global dynamics.

Adalet ve Kalkınma PartyPublic diplomacyCentral Asia+5
Aslı Yanık
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Implementation of the Russian smart power in Central Asia

Three decades later after collapsing of the Soviet Union, its successor Russia still remains a strong influencing political power in Central Asia. It is a matter of fact that some of these countries wield crucial mineral wealth and the others have a huge electricity production potential that attracts attention of other political players. Its strategic transit routes as well as its location near Afghanistan draw the interests of big geopolitical powers, namely US, European Union, India and China. Factually one cannot ignore the close religious, cultural, and language ties of these ethnically Turkic people of Kazakhstan, Kyrgyzstan, Uzbekistan, Turkmenistan with Türkiye and Persian ties of Tajikistan with Iran which make both Türkiye and Iran highly interested in the states of Central Asia. However, none of the aforementioned countries have an as strong an influence as Russia does in that region. This article discusses about how Russia implements its smart power worldwide in general and in the Central Asian states in particular.

Smart powerCentral AsiaCentral Asia policy+5
Doston Asoev
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Türklerde astronomi

Eski Türkler atlı göçebe yaşam tarzını ve Gök Tanrı inanışını benimsemiş ana yurtları Orta Asya olan kavimler birliğiydi. Bu yaşam tarzı Orta Asya'nın coğrafi koşulları, komşu devletlerin baskıları vb. sebepler neticesinde şekillenmiştir. Bu koşulların getirdiği sonuçlar Türklerin karakteristik özelliklerini oluşturmuştu. Yılın belirli dönemini bir bölgede kalan diğer dönemini de başka bir bölgede geçiren yaylak-kışlak arasını gidip gelen Eski Türkler bu yolda birçok şey tecrübe etmişti. Onlar hayvanlarını ve halklarını korumak için sert iklim koşulları olan Orta Asya'da gök ile iletişim halindeydiler. Gök onlar için her şeydi. Bunu bir din haline getirip dinin adını da Gök Tanrı Dini koymuşlardı. Semavi dinler içerisinde belki de en kuvvetli gök inanışları Eski Türklerde mevcuttu. Onlar gökten ne gelirse gelsin bunu kabul ediyor her zaman dualar edip törenler düzenliyordu. Eski Türkler sürekli göğü gözlemliyor her bir unsuru inceleyip mitler oluşturarak nesilden nesile aktarıyordu. Gök algısı, dönemin şartlarına ve kendi yaşam stillerine oranla düşünüldüğünde muazzam bir güçteydi. Bu çalışmada Göksel inanışların var oluşunun Eski Türk Astronomisi adı altında ele alınabileceği ve onların sosyal yaşam tarzları içinde gökyüzünün ne derece önemi olduğu ve nasıl etkiler bıraktığı incelenmiştir.

AstronomiEski TürklerOrta Asya+2
Fulya Yiğittürk
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çin'in Orta Asya politikası ve Rusya: İşbirliği ve rekabet ikileminde

Jeo-ekonomik ve jeopolitik çekiciliği nedeniyle Orta Asya, büyük uluslararası aktörlerin çıkarlarının kesiştiği ve entegrasyon girişimlerinin konuşlandırıldığı bir bölge haline gelmiştir. Bölge üzerindeki en büyük etki, Orta Asya ülkelerinin geçmişte aynı devletin parçası olduğu Rusya ve giderek daha fazla ekonomik ve siyasi güç kazanan Çin tarafından uygulanmaktadır. Avrasya'nın merkezinde bulunan ve ortak bir sınırı paylaşan Orta Asya cumhuriyetleri, kuşkusuz her iki gücün de önemli ulusal çıkarları bölgesini oluşturmaktadır. Mevcut durumda bir yandan Rusya ile Çin arasındaki Orta Asya'da nüfuz alanları için rekabet eğilimi, diğer yandan da bölgedeki iki devletin etkileşiminde ortak çıkarlar ve başarılar görülmektedir. Bu gelişmelere dayanarak, tezde Orta Asya bölgesindeki Rusya-Çin etkileşiminin doğası ve ayrıca bölgedeki Rusya ve Çin politikasının en önemli eğilimleri ve özellikleri değerlendirilmektedir.

Orta AsyaOrta Asya politikasıRekabet+4
Perizat Rysbek Kyzy
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Asya'da güvenlik sorunları ve dış müdahalelerin rolü

XX yüzyılın 90. yıllarında Avrasya kıtasında siyasi, ekonomik ve ideolojik değişiklikler yer aldı. SSCB ve dünya sosyalist sisteminin çöküşü eski Sovyet cumhuriyetlerinde önemli siyasi, ekonomik reformların başlamasına neden oldu. Orta Asya ülkelerinde öncelikle toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı sağlama, siyasi istikrara ulaşma, demokrasinin gelişmesi sorunlarıyla bağlı olan tamamen farklı görevleri içeren yeni jeopolitik durum ortaya çıkmıştı. Uluslararası toplumun yeni devletleri resmi tanıması onlar için büyük destek oldu. Ancak Sovyet sonrası Orta Asya ülkeleri kısa ve sınırlı süre içinde çözülmesi gereken pek çok sorunla karşılaştı. Bunlardan en önemlisi ulusal ve bölgesel güvenliği sağlamaktı. Bu sorunların arasında uyuşturucu kaçaklığı, sınır sorunları ve aşırılık ilk sıralardadır. Siyasi rejim, ekonomik sistem ve yönetim ilkelerinin köklü değişmesi şartları altında yeni devletlerin oluşumu çatışmalara yol açtı. Bunlar etnik çatışmalar, toprak talepleri, su ve arazi kullanımındaki anlaşmazlıklardı. Mevcut durum bu alanda politika geliştirmede tamamen yeni yaklaşımların aranmasını gerektiriyordu. Çalışmanın başlıca amacı Orta Asya bölgesel güvenlik sistemini oluşturmanın temel eğilimlerini analız etmektir. Çalışmada Orta Asya'daki bölgesel güvenliği etkileyen faktörler incelenmiştir. Konu incelenirken küresel ve bölgesel güçlerin bölge politikaları ve bu politikaların Orta Asya ülkelerinin bölgede izlediği dış politikaya yansımaları ele alınmıştır. Ayrıca bölgede faaliyette bulunan Şanghay İşbirliği Örgütü ve Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütünün bölge güvenliğini sağlamadaki rolü üzerinde durulmuş ve bu yapılanmalardaki lider konumdaki aktörlerin güvenlik sorunlarına olan yaklaşımları ortaya konmaya çalışılmıştır.Anahtar kelimeler: Avrasya, Orta Asya, SSCB, bölgesel güvenlik, ŞİÖ, Kolektif Güvenliği Anlaşması Örgütü.

AfganistanAskeri müdahaleAvrasya+7
Rabiga Gapparova
Gazi University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya federasyonu'nun ?yakın çevre? politikası ve Orta Asya güvenliği üzerindeki etkileri

Çalışmada post-Sovyet dönemde Rusya Federasyonu'nun Orta Asya devletlerine yönelik olarak izlediği ?yakın çevre? politikası öncelikle teorik ve tarihsel arka plan çerçevesinde ele alınmıştır. Bununla birlikte ?Yeni Büyük Oyun? kapsamında bölgenin uluslararası politikadaki yeri ve önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Akabinde ise, Rus tarihinde yakın çevre uygulamaları anahatlarıyla ele alınmış ve ağırlıklı olarak Soğuk Savaş sonrası dönem irdelenmiştir. Bu bağlamda tezin odak noktasını RF'nın Yetsin ve Putin döneminde ?yakın çevre? politikaları oluşturmuştur. Orta Asya bölgesi ve buradaki ülkelere ilişkin olarak RF hükümetinin izlediği politikalara değinilirken, söz konusu politikaların oluşumuna etki eden faktörler ile RF ve bölge ülkeleri arasındaki işbirliğine yansıyan temel eğilimler de dikkatle incelenmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda Orta Asya'da ?Yeni Büyük Oyun? kapsamında ABD, Çin gibi küresel aktörlerin ve İran, Türkiye gibi bölgesel aktörlerin RF'nın ?yakın çevre? politikasına etkileri irdelenmiştir.Çalışmanın kapsamı boyunca, ilk bölümde RF'nın bölgesel dış politika analizinde güncel jeopolitik paradigmalar, teoriler ile metodolojik temellerine kavramsal açıklama verilmiştir. Genel olarak Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra ortaya çıkan jeopolitik kuramlar hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, Rusya'nın post-Sovyet Orta Asya devletleriyle ilişkilerinin tarihsel arka planı ve gelişimi üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte, Soğuk Savaş sonrası RF'nın ulusal güvenlik sorunları ve yakın çevre politikası anlatılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda RF'nın yakın çevre politikasının şekillenmesinde Primakov Doktrini'nin yeri ve önemi ele alınmış ve bununla birlikte, Rusya'nın yakın çevre politikasının gelişiminde Putin faktörü ve yeni ulusal güvenlik doktrini incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, güncel jeopolitik ve jeoekonomik uluslararası ilişkiler yapısında RF'nın yakın çevre politikası ve Orta Asya güvenliği analiz edilerek, tüm boyutlarıyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca, RF'nın yakın çevre politikasını etkileyen jeoekonomik faktörler, yakın çevre politikasının aktifleşmesinde bölgesel entegrasyon girişimleri ve Orta Asya güvenliği üzerinde durulmuştur.Anahtar Sözcükler:1. Yakın Çevre2. Orta Asya3. Yeni Büyük Oyun4. Güvenlik5. Rusya Federasyonu

AvrasyacılıkGüvenlikJeopolitik+5
Kanat Ydyrys
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

SSCB sonrası Orta Asya'da sınıraşan sular meselesi ve bölgesel güvenliğe etkileri

Su, Yirmi Birinci yüzyıl gündeminin temel konularından biridir. Günümüzde en az enerji kadar önem taşıyan su kaynakları; hızlı nüfus artışı, kentleşme, sanayileşme, tarımsal kullanım ve benzeri nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan önemli ekolojik tehditlerle karşı karşıyadır. Dünyanın bir çok yerinde yerel, bölgesel ve uluslararası su gerginlikleri yaşanmaktadır. Uluslararası hukuk, su kaynaklarının hakça paylaşımı ve akılcı kullanımı konusunda henüz bağlayıcı bir hukuk normu geliştirmemiştir. Su kaynaklarının yönetimine ilişkin belirsizlikler ve sorunlar, suyun yakın ve uzak gelecekte bölgesel-küresel çatışmalara zemin oluşturma riskini gittikçe arttırmakta ve sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesini de zorlaştırmaktadır.Orta Asya Cumhuriyetleri de bu konuda sorunlar yaşamaktadırlar. Bu ülkelerin su kaynaklarını ortak bir anlayışla ve etkin biçimde kullanma yollarını aramaları bölgenin geleceği açısından önemlidir.Bu tez çalışmasında, özellikle SSCB'den sonra meydana gelen yeni devletlerin politik ilişkileri ve jeopolitik ekseninde Orta Asya'da su sorunun dünü, bugünü ve yarınına ilişkin sorunlar ve çözüm önerileri ele alınmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler:Orta Asya,Sınıraşan akarsular,Amu Derya,Siri Derya,Aral Gölü Havzası

Orta AsyaOrta Asya ülkeleriUluslararası güvenlik+3
Sharifa Jabbarova
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Dilleri Öğretimi Ortak Çerçeve Metni doğrultusunda Orta Asya'daki Türk soylulara A1 seviyesinde Türkiye Türkçesi öğretim programı örneği

Hızla gelişen iletişim teknolojisi, toplumları birbirine yakınlaştırmaktadır. Giderek küçülen dünyada bilgi ve kültürler arası etkileşim sonucunda iletişim olgusu ortaya çıkmaktadır. Bu olgu, dili öğrenip anlamlı kullanmakla gerçekleşir. Türkiye Türkçesi Öğretim Programı bu olgunun gerçekleşmesini hızlandırır ve gerçekleşmesinin temelini oluşturur.Türkiye'de TÖMER'lerde Türkiye Türkçesi öğrenenler, Afrika'dan, Balkanlar'dan, Orta Doğu'dan, Orta Asya ve Avrupa ülkelerinden gelmektedirler. Fakat bu değişik ülkelerden gelen öğrenciler aynı sınıfta ders görmekte, aynı kitapları kullanmakta ve onlara aynı yöntem, teknik ve programlar uygulanmaktadır. En temel problem de bu farklı ülkelerden gelenlere aynı Türkçe öğretim programının uygulanmasıdır. Oysa yabancı öğrencilerle ana dilleri bir Türk lehçesi olan öğrenciler, aynı sınıfta öğrenim görürken birtakım olumsuzluklarla karşılaşmaktadırlar. Bu durum, Türk soylu öğrencilerin Türkiye Türkçesi öğrenmelerini yavaşlatmaktadır. Dili, kültürü tamamen yabancı olan öğrenciler ise Türkiye Türkçesini öğrenirken farklı sorunlarla karşılaşmaktadırlar.Orta Asya'da yaşayan soydaşlara Türkiye Türkçesi öğretiminde daha kolay ve hızlı başarı elde etmek için soydaşların yaşam şartlarını, kültürünü, geleneklerini, dillerindeki önemli benzerlik ve farklılıklarını göz önüne alarak Avrupa Dilleri Öğretimi Ortak Çerçeve Metni Doğrultusunda Orta Asya'daki Türk Soylulara A1 seviyesinde Türkiye Türkçesi Öğretim Programı Örneğini hazırlamaya çalıştık.Anahtar Sözcükler: Türkiye Türkçesi Öğretimi, Türk soylular, ADÖOÇM, A1 Seviyesinde Türkiye Türkçesi Programı.

Avrupa Diller İçin Ortak Başvuru ÇerçevesiDil öğretimiOrta Asya+9
Yasmına Muradova
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bozkır kavimlerinde din (Göktürk dönemi sonuna kadar)

Orta Asya gibi muazzam bir coğrafyada yaşayan Türk toplulukları zamanla çeşitli dinlerin etkisi altında kalmışlardır. Türklerin etkilendikleri dinler zaman ve mekâna göre birbirinden değişiklikler arz etmiştir. Türklerin ticari, siyasi yakınlaşmaları dini hayatın farklılık göstermesinin temel nedenidir. Türkler Şamanizm'i kabul etmekle beraber bu Türklerde bir din değil, sihri bir metottur. Türklerin diğer inanç biçimlerini totemizm, toyunizm oluşturmuştur. Bunun yanı sıra Türkler dinlerin etkisi altında fazla kalmamışlardır. Esasen Türk Dini tek Tanrı inancına dayalı olan Gök Tanrı Dini'dir. Gök Tanrı Dini'nin esasını tek bir Tanrı anlayışı oluşturur. Türkler Tanrı'yı gökte kabul ettiklerinden ona bu ismi vermişlerdir. Türklerin inanç ekseninde Gök Tanrı'nın yanında çeşitli kutsallar yer almaktadır. Gizli tabiat güçlerini tam anlamıyla anlamlandıramayan Türkler bunlara inanmaktan geri durmamışlardır. Tabiat kuvvetlerine olan inancın yanında atalara saygı da yer almıştır. Çünkü Türkler ölmüş atalarının ruhlarının kendilerine yardımcı olacağına inanmaktadırlar. Bundan dolayı da yılın belirli zamanlarında atalarına sunulan bu kurbanlar dini hayatın vazgeçilmez bir bütünüdür. Yılın belirli zamanlarında Gök Tanrı'ya verilen kurbanlar vardır. Eski Türkler bazı dağ, tepe vb. yerleri kutsal kabul etmişlerdir. Güneş, ay, yıldırım, yıldız, şimşek Tanrılar kabul edilmiştir. Türklerde var olan öldükten sonra dirilme anlayışı onların mezar yapılarının farklı olmasına neden olmuştur. Çünkü Türkler ölüleriyle beraber kullandıkları atlarını, eşyalarını ve hatta kadınlarını da beraberinde gömmüşlerdir. Bunun nedeni ise öldükten sonraki diriliş anlayışıdır. Türklerde ölümden sonra yuğ aşı törenleri yapılmaktadır. Türklerde ölen kimseler için yas tutulduğunu görmekteyiz. Hatta bu yaslara diğer devletlerden de elçilerin katıldığını bilmekteyiz. Türklerde vatan toprağı kutsaldır. Buna bağlı olarak kültler oluşmuştur. Tarih sahnesine çıkan ilk Türkler, yani Hunlar (M.Ö. III. Asır), Şarki Asya sahasında, Çin'in şimaline doğru, Gobi çölü etrafında görünüyorlar. Milattan sonraki bin yılın ikinci yarısında Asya ve kısmen Avrupa tarihinde de mühim roller oynayan Türk kavimleri, Türkler ve Uygurlar, Orta Asya büyük dağlık bölgelerinde Baykal gölünün cenub garbinde oturuyorlardı. Türklerin anayurdunun Altay civarında olduğu başka belgeler yanında Çin kaynaklarının ilmi eserlerde çok geçen kaydı ile de ispat edilmiştir.Bu kayda göre Türk kavimlerine adını veren ve M.S. VI asırda meydana çıkan ?Türk? (=Göktürk) kavminin anayurdu Altay'dı.Eski Türklerde din, tüm kâinatın hâkimi ve yaratıcısı olan yüce bir varlığa inanma etrafında şekillenmiştir. Türkler bu yüce varlığı hem gök hem de Tanrı anlamı içeren ?Tengri? kelimesi ile ifade etmişlerdir. Tengri, eski Türk inancında, tek yaratıcı olarak din sisteminin merkezinde yer almaktadır. O, aynı zamanda semavi bir mahiyete sahip olduğundan, eski Türk vesikalarında çoğu kez ?Kök Tengri? adı ile zikredilmektedir. Bundan yola çıkarak eski Türk inancına ?Kök Tengri Dini? adı verilmiştir. Eski Türkler bunun yanı sıra Budizm, Maniehizm, Yahudilik, Hristiyanlık gibi dinleri de kabul etmişlerdir. Bazı araştırmacılar Türklerin mensup oldukları dinleri arasında Şamanizm'i de zikretmişlerdir.

Bozkır kültürüBozkırlarDin+7
Ayten Akcan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu-batı kültürel etkileşiminde Orta Asya'dan göçler (M.S. VI. yüzyıla kadar)

Türklerin anayurdu Orta Asya'dır. Türkler çeşitli sebeplerle Orta Asya'dan göç etmek zorundaydılar. Türklerin temel geçim yolu hayvancılıktı. Bu yüzden Türkler, hayvanlarına geniş otlaklar bulmak için verimli topraklara göç ettiler. Türklerin göçü yeni ülke elde etmek için değildi. Bundan dolayı konar-göçer Türkler göçün temel unsurlarını benimsemişlerdir.Sumerlilerin tarihi geçmişleri ve etnik kökenleri Türkler ile aynıdır. Bu tez kültür, dil vb. olarak onaylanabilir. Türk kavmi olan Sumerliler Orta Asya'dan Mezopotamya'ya göç etti. Dolayısıyla Sumerliler konar-göçer Türk kavimlerine bir örnektir.Diğer konar-göçer kavimlerden biri M. Ö. XII-VIII. yy arasında yaşayan Kimmerlerdir. Kimmerler ve İskitlerin de anayurdu Orta Asya'dır. Kimmerler anayurttan batıya göç ettiler. İskitler onları takip etti. Her ikisi de göç bölgelerinin kültürel hayatında önemli etki yapmıştır.Hunlar bu çağın diğer konar-göçer kavmidir. Asya Hunları çeşitli sebeplerle batıya göç etti. Bundan sonra Avrupa Hunları Asya Hunlarının torunları tarafından kuruldu. Tarihte Avrupa Hunları tüm dünyayı etkileyen önemli bir olayın yaşanmasına neden oldu. O, M.S. 375'teki Kavimler Göçü olarak bilinmektedir. İmparator Balamir'in komutasındaki Hunlar, anayurtlarından çeşitli sebeplerle batıya göç ettiler.Çeşitli kavimler yurtlarını terk etmek zorunda kaldılar. Bazı kavimler Gotlar, Vandallar, Franklar, Gepidler gibi batıya doğru göç etti ve onlar bugünkü Avrupa topraklarına yayıldılar. Bu göç kısa bir zamanda olmadı. Bu olay yıllarca devam etti. Kavimler Göçü sadece batıya göçen kavimleri etkilemedi aynı zamanda batıdaki kavimleri de etkiledi. Roma İmparatorluğu Kavimler Göçü'nden etkilenen kavimlerden biriydi. Roma İmparatorluğu 395'te göçlerin etkisiyle doğu ve batıya ayrıldı. Kavimler Göçü 476'da sona erdi.Tarihin her döneminde bir göç hadisesi görmek mümkündür. Göç hadisesi, Göktürkler, Uygurlar, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde görülmüştür.Anahtar Sözcükler1. Göç2. Türkler3. Kimmerler4. İskitler5. Hunlar

GöçlerKültürel etkiOrta Asya+1
Mehmet Mandaloğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Related subjects