Orta Asya

Bu konu başlığı altında 123 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cengiz Han'ın Orta Asya seferleri

Timuçin, babasının Tatarlar tarafından öldürülmesinden sonra zor yaşam koşulları altında ve uzun mücadeleler neticesinde 1196 tarihinde Moğol İmparatorluğu'nu kurmuş, 1206 yılında ise Cengiz Han unvanına mazhar olmuştur. Neredeyse dünya karasal yüzölçümünün 1/3'ünü yöneten Cengiz Han tarih sayfalarında unutulmaz izler bırakmış ve "Tanrı'nın Kırbacı" olarak anılmıştır. 13. yüzyılın başlarında tarih sahnesine çıkan Moğollar büyük bir İmparatorluk kurmuşlardır. Bu süre içinde karşılarına çıkan orduları yenmekle kalmamış, çevresinde kendisine başkaldırıda bulunacak hiçbir siyasi gücü bırakmamıştır. Moğolların efsanevi lideri Cengiz Han oluşturduğu yasalarla Moğol Devletini tek bir çatı altında toplamış ve "Cihan Hâkimiyeti" idealine dayanan siyasi bir bilinçle büyük bir ulus meydana getirmiştir. Cihan hâkimiyeti idealine dayanan bu siyasi bilinç Moğolların birçok şehri istila etmesine, yakıp yıkmasına ve birçok insanın ölümüne sebep olmuştur. Bu dönemde yapılan askeri seferler sonucunda İç Asya ve Orta Asya coğrafyalarındaki birçok göçebe kabile devletiyle beraber Tangut, Karahıtay (Kitan) ve Hârizmşahlar gibi bölgenin güçlü devletleri de hâkimiyet altına alınmıştır. Moğol ordusunun önemli komutanlarından olan Cebe Noyan ve Subutay Noyan efendileri Cengiz Han'dan aldıkları müsaade ile batı yönünde Kafkasya ve Güney Rusya üzerine önemli seferler yapmışlardır. Bu durdurulamayan "Savaş Makinesi"'nin büyük lideri, 1224 yılında Kuzey Çin üzerine gerçekleştirdiği sefer sırasında vefat etmiştir. Dünyanın en büyük imparatorluğunu kuran Cengiz Han, bozkır devlet geleneğinde önemli bir rol oynamıştır. Askeri başarılar ve yasalara dayalı güçlü bir imparatorluk tesis ederek ününü tüm dünyaya duyurmuştur. Bu büyük liderin maceralar, muazzam savaşlar ve üstün başarılarla dolu hayatı, tüm milletlerden tarihçilerin ve araştırmacıların her zaman ilgisini cezp etmiştir. Anahtar Kelimeler: Cengiz Han, Hârizmşahlar, Moğollar, Moğol seferleri

Cengiz HanHarezmşahlarMoğollar+4
Menşure Güney
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

XIII. yüzyıl Orta Asya Moğollarında sosyal ve kültürel yapı

Cengiz Han, üstün liderlik vasıfları sayesinde Moğolları tek bir bayrak altında toplamayı başarmıştır. Bu başarı, Moğolların, dünya tarihinde unutulmayacak bir imparatorluk kurmalarına ve özellikle Avrupa ve İslam coğrafyalarında derin bir iz bırakmalarına neden olmuştur. Dünyanın 1/3'ünü idaresi altına alan Moğolların tarihi, doğal olarak merak edilmiş, bu konuda birçok araştırma yapılmış ve günümüzde de bu araştırmalar devam etmektedir. Moğolların kendi içlerindeki savaşları bitirmeleriyle birlikte bozkırlarından çıkarak çevrelerindeki devletleri teker teker boyundurukları altına almaları XIII. yüzyıla rastlamaktadır. XIII. yüzyıl Orta Asya Moğollarının sosyal ve kültürel yapılarına bakıldığında ise homojen bir yapıdan ziyade heterojen bir yapı ortaya çıkmaktadır. Proto-Moğollardan başlayarak Türklerle yüzyıllardır birlikte yaşamaları, iki milletin birçok ortak noktasının oluşmasına zemin hazırlamış ve bunun sonucunda Türkleşmiş Moğollar ve Moğollaşmış Türkler ortaya çıkmıştır. XIII. yüzyılda Hristiyan, İslâm ve Çin kültürleriyle sürekli bir etkileşim söz konusudur. Bu etkileşim sosyal ve kültürel açıdan önemli bir değişimi de beraberinde getirmiştir. Özellikle proto-Moğollardan beri süregelen ve bunun bir yansıması olan Cengiz Yasaları'nda kendini gösteren sosyal ve kültürel yapılarındaki değişim açıkça gözlemlenmektedir. Bu değişimin en önemli sebebi ise Moğolların boyundurukları altına aldıkları halklara karşı uyguladıkları hoşgörü anlayışlarıdır. İlerleyen zaman içerisinde dörde bölünen Moğol İmparatorluğu'nda ortaya çıkan hanlıkların sosyal ve kültürel yapılarındaki değişiklikler, tebaalarındaki hâkim unsurun lehine olacak şekilde değişime uğramıştır. Bu değişim, Orta Asya'dan uzaklaştıkça daha belirgin bir hâl almıştır.

13. yüzyılCengiz HanKültür+6
Caner Balaban
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şeybani Han Divanı'nda sosyal hayat unsurları

Bu çalışmada, Şeybânî Han Divanı'nda sosyal hayat unsurları incelenmiştir. Divan, 16. yüzyıl Çağatay edebiyatının önemli eserlerinden biri olup, dönemin edebi anlayışını yansıtmanın yanı sıra Orta Asya'nın sosyal, kültürel ve siyasi yapısına dair önemli bilgiler sunmaktadır. Günümüze ulaşan tek yazma nüshası, İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi 3. Ahmed Kütüphanesi'nde bulunmaktadır ve hem sanatsal hem de tarihsel değeriyle dikkat çekmektedir. Eserde aile ve sosyal ilişkiler, aşk ve sevgi, savaş ve zafer gibi temalar işlenirken, doğa tasvirleri de önemli bir yer tutmaktadır. Şeybânî Han, şiirlerinde halkın yaşadığı ekonomik sıkıntıları, dostluk ve komşuluk ilişkilerini, savaş meydanlarında kazandığı zaferleri ve kişisel kayıplarını içten bir dille anlatmıştır. Geleneksel divan şiiri anlayışının ötesine geçerek, tarihi olayları ve toplumsal konuları şiir formunda aktarmıştır. Aynı zamanda kendisini İslam'ın savunucusu olarak görmüş, ancak katı dindarlığa karşı çıkmış ve tasavvufi düşüncelere açık bir bakış açısı sergilemiştir. Divan'daki dini unsurlar, ibadet, tevekkül ve Hz. Muhammed sevgisi etrafında şekillenmiştir. Allah'a mutlak bağlılık, O'na kulluk etmenin insanın gerçek yüceliği olduğu düşüncesi şiirlerde vurgulanmıştır. Hz. Muhammed'e duyduğu derin sevgi, onun kainatın varlık sebebi olduğu inancıyla işlenmiş, bu bağlamda Miraç Kandili, Mevlid Kandili ve Nevruz gibi kutsal günler de özel bir yer tutmuştur. Nevruz, doğanın yeniden canlanışıyla manevi arınma ve yenilenmenin simgesi olarak ele alınmış, Şeybânî Han bu günü ayrılık acısını hafifletmek ve umut tazelemek için bir fırsat olarak görmüştür.

Farsça divanOrta AsyaSosyal hayat
Mesut Alan
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çin'in yükselişinin Rusya'nın Orta Asya politikaları üzerindeki etkisi: Kazakistan örneği

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan'dan oluşan Orta Asya devletleri jeopolitik konumları ve sahip olduklarını zengin enerji kaynaklarıyla küresel güçlerin dikkatini çekmiştir. Rusya, tarihsel bağları kültürel bağları, güvenlik endişeleri gibi sebeplerle Orta Asya coğrafyasında nüfuzunu sürdürmeye çalışmaktadır. Çin'in ise yükselen ekonomisi ve artan enerji ihtiyacı yüzünden bölgeye olan ilgisi artmıştır. Bir Kuşak Bir Yol projesiyle Çin Orta Asya bölgesine enerji ve altyapı alanında yatırımlar yapmıştır. Orta Asya ve özellikle Kazakistan projenin kara bölümü için oldukça önemlidir. Bu gelişmeler doğrultusunda Rusya ve Çin arasında hem iş birliği hem de rekabet yaşanmaktadır. Bu tezde Çin'in yükselişinin, Rusya'nın Orta Asya politikalarını nasıl şekillendirdiği Kazakistan örneği üzerinden ortaya konulmaya çalışılmıştır.

KazakistanOrta AsyaOrta Asya politikası+2
Zülal Çınar Tanrıverdi
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kuşak ve Yol Girişimi'nin Türkiye-Çin ilişkilerine etkisi

2013 yılında Xi Jinping tarafından önerilen "Kuşak ve Yol Girişimi" Çin'in artan ekonomik nüfuzunun küresel siyasi manzarayı da değiştirmekte olduğu konusunda kapsamlı bir veri sunmaktadır. Bir dış politika yaklaşımı olarak ele alınan bu girişim, Çin'in uluslararası sistemdeki konumunu da değiştirmektedir. Çin'in yeni dış politikası ile birlikte artan Avrasya ve Avrupa ilişkileri Çin'in değişim ve dönüşüm sürecini ortaya koymaktadır. Türkiye Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti ilişkilerinin yönü ise ikili ilişkilerin geliştirilmesi konusunda atılacak adımlar sonucunda belirlenecektir. Bu çerçevede değerlendirilecek olursa, Kuşak ve Yol Girişimi birçok fırsat ve riski barındırırken, Türkiye ile Çin ilişkilerinin pozitif yönlü değişmesine de katkı sunacaktır. Türkiye'nin Orta Koridor Girişimi ile Kuşak ve Yol Girişimi arasındaki bağlantısallık üzerinden incelemelerde bulunulurken, uluslararası sistemde meydana gelen değişikliklerin ikili ilişkiler üzerindeki etkilerine de yer verilecektir. Bu girişim ile kara ve deniz güzergahında yapılması öngörülen yatırımların iki ülkenin kalkınmasına fırsatlar sunacağı değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra girişimin bölge ve dünya ülkeleri ile ilişkilerde birtakım riskleri de ortaya çıkartacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada Kuşak ve Yol Girişimi ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında gelişen dış politika ve gelişmesi mümkün olan dış politika senaryoları incelenmeye çalışılacaktır. Bu konu hakkında mevcut uluslararası ilişkiler literatüründe eksiklikler söz konusudur. Çalışma kapsamında girişimin iki ülke arasındaki ilişkileri geliştireceği hipotezi üzerinde durulacaktır. Nitel araştırma yöntemlerinden vaka analizi deseniyle yapılacak olan bu çalışmada veriler doküman analizi yöntemiyle elde edilecektir.

AsyaAsya Pasifik bölgesiBir Kuşak Bir Yol Projesi+6
Ece Yazıcı
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kazakistan'daki Korelilerin sosyo-kültürel yapısı

"Kazakistan'daki Korelilerin Sosyo-Kültürel Yapısı" başlığı altında hazırlanmış olan bu tezde, Kazakistan'da yaşayan Kore topluluğunun zorunlu göç tarihi ele alınarak, günümüzdeki durumu, özellikle de sosyo-kültürel yapısı irdelenmiştir. Nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılarak veri toplanan bu çalışmada, Kazakistan Korelilerinin dil, din, eğitim, ekonomik durum, etnik kimlik duygusu, sosyal hayat durumu anket ve mülakat yolu ile araştırılmıştır. Kazakistan Korelilerinin kültürü, geçmişte ve günümüzde yaşadıkları coğrafya, devlet politikaları, bölgede bulunan diğer topluluklar ve bunların kültürleri ile sıkı bir etkileşim içindedir. Bu bölgedeki Koreli nüfusun azlığı, ulusal özerklik eksikliği, yüksek kentsel yerleşim oranı gibi sebeplerden dolayı ve hızlı sosyo-ekonomik gelişmeye bağlı olarak Koreliler, yoğun olarak başta Rus kültürü olmak üzere Kazak kültürüne de adapte olmuşlardır. Özellikle dil konusuna değinecek olursak, Kazakistan Korelileri anadilleri olan Koreceyi neredeyse unutmuşlardır. Din durumunun özelliklerinden biri, diğer çoğu etnik gruplar gibi bir ana din oluşturmadan halkın çeşitli dinlere dağılım göstermesidir. Eğitim ve ekonomik durumu ise aynı coğrafyada bulunan diğer milletlerden daha yüksek ve istikrarlıdır. Dil ve din durumunun aksine günlük hayatta geleneksel ritüeller ve öz kültürel unsurların bir kısmını hâlâ korudukları gözlemlenmektedir.

AzınlıklarEtnisiteGöçler+5
Dongin Lee
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Kazakhstan's role in strengthening the Turkic Council and regional cooperation in Central Asia

This thesis examines the cooperation among the Central Asian Turkic Republics and Turkey in the socio-economic, political, cultural areas, and regional cooperation and security in Central Asia, besides the role of the Kazakhstan in the activities of the Turkic Council under the framework of New Regionalism and Liberal Institutionalism. After the dissolution of the Soviet Union, the meetings of the Presidents of the Turkic States and the Turkic Council Summits between Central Asian Turkic Republics and Turkey have become increasingly important. In this study, the main themes of the high level summits are analyzed and the role of the Turkic Council in strengthening and improving relations among the Turkic States are also discussed. The member countries of the Turkiс Council cooperate in the framework of international organizations. Kazakhstan has played a significant role in the development of initiatives of the Turkiс Council.The aim of this thesis is to determine the activities of the Turkic Council and the role of Kazakhstan in strengthening cooperation in the context of cooperation and security issues in Central Asia. In the first part of the thesis, after discussing the socio-economic and political relations in the newly emerged states in Central Asia after the dissolution of the Soviet Union, the interests of powerful actors, such as,Turkey, USA, China, Russia and the European Unionin Central Asia areexamined. The second section deals with regional co-operation and security issues in Central Asia, and Kazakhstan's policies concerning these issues and its role in strengthening the regional cooperation.In the third chapter, the activities of the Turkiс Council, its the policies and strategies regarding the development of regional cooperation are evaluated. In addition, in this thesis, important factors of the cultural, psychological and communicative closeness of the Turkish people are emphasized, which are necessary for strengthening the integration unity and determining common interests, Moreover, the current problems encountered in the integration process by the Turkic Republics are included.

Regional cooperationEconomic integrationEconomic cooperation+7
Yerkebulan Sapiyev
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Uzbek modernization and politics of ethnicity

In the present thesis discusses the problems of modernization, which had to be solved in the Central Asian's countries at the end 1980-ies to the early 1990-ies, after disintegration of Socialist World System and a subsequent transition to a market economy in the context of Uzbekistan. Uzbekistan became a powerful state with its own unique place in the world society, which developed quickly and steadily in a short period of time, from a country whose economy has been unilaterally developed and whose level of life was very low. Having overcome the crisis of the 90's, retained the potential for further modernization on the basis of its own identity. The basis for such an optimistic assessment is the knowledge that each civilization has its own unique dynamics, which is determined by internal laws. Each civilization selectively perceives elements alien to it, without violating its own individuality. The dissertation has a primarily review and qualitative analysis of the modernization processes in the country after independence.

EthnicityModernizationCentral Asia+4
Zılola Abdurakhmanova
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

'The east is a delicate matter' or soviet orientalism in films about Central Asia 1955-1970

From the day modernity was instilled with the invention of motion picture, cinema has become a crucial instrument in the construction of identity and the development of the common sense of belonging. The issue of the Soviet representation of its own Orient, namely central Asia and its inhabitants via the 'most important art' as was emphasized by Vladimir Lenin, till this day has been significantly neglected within academia as a valuable source of research. The 'movies for the masses' which were made in the Soviet vostok (east/orient) or about it, through the complexity of ideas, together make up the Soviet Orientalist films' canon. This MA thesis sheds a new light on the discussions concerning Soviet Orientalism through the discursive analysis of the four different Soviet films that were produced during 1955-1970 visualizing central Asia. Also, my MA thesis demonstrates the continuity and connection of orientalist discourse in various types of Russia statehoods by providing the overview of the relationship between the Russian and its 'oriental' neighbors. Through an analysis of the discursive technics that were implemented in these cultural productions that aimed to visualize Central Asia from a 'Soviet' Weltanschauung, I aim to analyze how these tools were utilized to reconcile the Muslim heritage of certain Soviet territories with the presence of socialism. One wonders how the Soviet anti-imperialist rhetoric visualized in the context of the civilizatory mission? How exactly was the establishment of the Soviet authority depicted in films produced for a central-Asian audience allowing it to influence perceptions in the periphery of the Soviet? As such, this thesis will make a contribution to understanding the relationship between power and representation paradoxically manifested in the cinema productions of the Soviet towards central Asia during 1955-1970.

FilmIdentityOrientalism+4
Elvıra Kulıeva
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emel Esin biyografisi ve Türkistan Seyahatnamesi

Emel Esin, Türk kültür ve sanat tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çeken bir bilim insanıdır. Ancak eserlerinin bilinmesine rağmen şahsının yeteri kadar tanınmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışma ile öncelikle, Orta Asya Türk kültür ve sanat tarihi üzerine orijinal eserler vücuda getirmiş Esin'in biyografik portresinin çizilmesi amaçlanmıştır. Diğer taraftan, Emel Esin'in eserlerinde Türk kültürü ve sanatına bakış açısı Türkistan Seyahatnamesi isimli kitabı özelinde okuyucuya sunulmaya çalışılmıştır. "Emel Esin Biyografisi ve Türkistan Seyahatnamesi" konulu tez çalışması çeşitli kaynaklardan beslenmiş, uzun mesailer neticesinde okuyucuyla buluşmuştur. Ekseriyetle kendi yazmış olduğu ve hakkında kaleme alınmış yazılı kaynaklar kullanılmıştır. Emel Esin ile hayattayken bir şekilde tanışma imkanına erişen kimseler tespit edilmiş, kendileri ile yapılan görüşmeler çalışmaya dahil edilmiştir. Görsel malzeme kullanımının, tezin somutluk kazanmasında etkili olacağı umut edilerek Esin'e ait özel fotoğrafların yanında, bizzat çizmiş olduğu resimler de paylaşılmıştır. Emel Esin Türkçülük ve İslamiyet konusunda hassasiyetleri olan bir araştırmacıdır. Duyarlılığı özel hayatında ve eserlerinde dikkat çekmektedir. Buna rağmen duygusal bir neticeden ziyade bilimsel hipotezler elde etmiştir. Sahada çalışma imkanına erişen, pek çok kaynağın orijinal nüshasını inceleyebilen Esin, Orta Asya Türk kültür ve sanatının en özel takipçisi olmuş, arkasında binlerce mühim evrak ile eser bırakmıştır. Böylesine kıymetli bir bilim insanının konu edildiği tezin diğer araştırmacılara ilham vermesi ve kaynaklık etmesi temenni edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Emel Esin, Orta Asya, kültür, sanat, Türkçülük.

BiyografiEsin, EmelKültür+6
Neslihan Yılmaz
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Törenin ekonomi politiği

Orta Asya göçerleri göçer üretim tarzı altında örgütlenirler. Hareketli üretim araçları üzerinde sürü formunda hakimiyet kurmuş olan toplumsal formasyonlarda, üretim aracının özgün doğası ve sürü formunun belirleyici etkileri göçer üretim tarzı adını verdiğimiz yapısal formasyona vücut verir. Göçer üretim tarzında sürüler üzerinde aile hakimiyeti, otlak ve su kaynakları üzerinde ise kolektif hakimiyet söz konusudur. Üretim tarzının iktisadi belirleyenleri Orta Asya göçerlerini askeri bir formda örgütlenmeye zorladığı ve iç sömürü üretim tarzının yapısal koşullarınca engellediği için göçer üretim tarzı dairesindeki toplumsal formasyonlarda sınıflaşma, ön sınıf aşamasında kesilmektedir. Sürü formu ve otlak-su kaynaklarının paylaşım sorunu göçer üretim tarzı dairesinde yaşayan toplulukları soy bağına dayanan örgütlenmeler kurmaya zorlar. Söz konusu örgütlenmeler aileleri obalara, obaları uruklara, urukları boylara ve tüm bu sayılan unsurları boylar arası iş birliği örgütlenmesi adını verdiğimiz yapısal formasyona bağlar. Göçer üretim tarzında siyasal örgütlenmenin temel katmanı olan boylar arası iş birliği düzeni hareketli ve göreli olarak özerk üretici birimler arasındaki paylaşım sorunlarını çözmek ve üretici birimleri dış sömürü, savunma ve ticaret alanlarında bir araya getirmek işlevini üstlenir. Göçer üretim tarzı dairesindeki toplumsal formasyonlarda iç sömürü ilişkileri gelişmediği, toplum savaşçılık etrafında örgütlendiği ve bu bağlamda da sınıf egemenliği tebarüz etmediği için normatif pratikler hukuk biçimini edinmezler. Göçer üretim tarzının ön-sınıf yapısı bağlamında normatif pratikler bir sınıfın egemenliğini değil göçer toplulukların ön sınıf düzeni içinde yeniden üretilmesi işlevini üstlenirler. Sanayi devrimi öncesinde doğal koşulların insan etkinliği üzerindeki yoğun belirleyiciliği altında söz konusu yeniden üretim işlevi büyük ölçüde yaşam stokunun sürü formunda yeniden üretim gereksinimi etrafında biçimlenir. Yaşam stokunun yeniden üretim gereksiniminin normatif pratikler üzerindeki belirleyici etkisi töreyi meydana getiren pratiklerin yaşam stokunun yeniden üretim gereksinimi etrafında gelişen zorunluluk ve düzenlilik ilişkiler etrafında somutlaşmaları ile neticelenmektedir. Yaşam stokunun belirleyiciliği altında gelişen normatif pratikler ön sınıf aşamasındaki göçer toplumlarında egemen bir sınıfın menfaatlerini temsil etmezler. Töreyi oluşturan pratikler bir sınıfın egemenliğinin izlerinden ziyade ön sınıflar arasındaki sınıf mücadelelerinin belirleyiciliğine tabidirler.

Devlet teorileriEkonomi politikalarıGöçebelik+7
Ozan Giray Şahin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hindistan'ın Orta Asya enerji politikası ve Afganistan'ın güvenliğine etkileri

Afganistan, Pakistan ve Hindistan, zaman zaman bu ülkeler arasındaki gergin ilişkilere rağmen uzun bir dini, kültürel ve dilsel yakınlık geçmişini paylaşmaktadır. Türkmenistan - Afganistan - Pakistan - Hindistan (TAPI) Projesi gibi projelerin, komşu ülkelerin ortak bir ekonomik çıkarlatınn etrafında bir araya gelmelerine yardımcı olacağını dair umut vardır. TAPI Projesi kapsamında Türkmenistan'dan Afganistan, Pakistan ve Hindistan'a doğalgaz taşıyacak 1.814 kilometrelik bir boru hattın tasarım, satın alma, inşaat, işletme ve bakım işleri bulunmaktadır. Doğalgaz boru hattın 214 kilometrelik bölümü Türkmenistan'ı geçiyor, Afganistan'a 774 kilometrelik bir bölüm kurulacak ve 826 kilometre'lik bölümü de Pakistandan geçecek. TAPI doğalgaz boru hattının tam olarak devreye geçmesinden sonra, 30 yıl boyunca yıllık 33 milyar metreküp doğalgaz ihraç edilmesi beklenmektedir. Hindistan ve Pakistan, her biri 14 milyar metreküp/yıl alacak, kalan 5 milyar metreküp/yıl ise Afganistan'a tedarik edilecek. TAPI Projesinde, Pakistan ve Hindistan artan enerji ihtiyaçlarını gidericek, Türkmenistan da geniş doğalgaz rezervleri için pazarı genişletirecek, Afganistan da transit ücreti tahsil ediyor. Bir doğalgaz boru hattı olan TAPI Projesi, bölgesel rakipler arasında işbirliğini geliştirme ve bölge genelinde ekonomik kalkınmanın güçlendirme potansiyeline sahip bir "barış boru hattı"dır. Ayrıca, TAPI Projesi Afganistan'daki şiddeti azaltma ve Afganistan'da ve Pakistan ile Hindistan gibi bölgesel rakiplerde, güvenlik ve bölgesel istikrarı sağlama potansiyeline de sahiptir.

AfganistanEnerjiEnerji politikaları+7
Setara Setayesh
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

China's energy policy towards Central Asia and the role of "Belt and Road" Initiative

Historically, the Central Asian region has had a strategic importance because of its geopolitical location. On the other hand, since China has the long borders with the region, it has always had strong political economic and cultural relations with neighbouring countries. Today, China has indispensable effects in the countries of Central Asia: Kazakhstan, Uzbekistan, Tajikistan, Kyrgyzstan and Turkmenistan. This thesis examines China's energy policy towards Central Asia within the framework of "Belt and Road" Initiative. The multilateral transportation, energy and military security collaborations that China tries to establish with its neighbours in the Central Asian region are important tools to increase China's economic influence in the region. China is building the Belt and Road Initiative, the largest infrastructure project in history, to improve these relations with the countries in the region. China also uses this project to improve its trade relations with the West. On the other hand resource rich Central Asia is immensely significant for China to provide its energy security. Even if the regional collaborations that China is trying to create seem to be a win-win relationship from the outside, there is an aim to be accepted as an economic and military superpower in global politics by improving the regional power of China and providing border security. In this thesis, based on the above prediction, China's regional policies will be analysed with a Realist approach.

One Belt One Road ProjectEnergyEnergy security+6
Nariman Karımlı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Orta Asya şaman ritüelleri sembol ve objelerinin seramik formlarda yorumu

Şamanların ve sanatçıların çeşitli alanlarda benzer özellikleri taşıdıkları söylenebilir. Bu çalışmada kendisini şaman olarak nitelendirmeyen pek çok sanatçının, şamanik özellikleri bünyesinde barındırıyor olabileceği tespiti incelenmiştir. Şamanizm, arkeoloji ile birlikte psikoloji, antropoloji, felsefe birçok alan literatüründen faydalanılarak araştırılmıştır. Bu çalışma Orta Asya şaman kültüründe, ritüellerde anlamlar yüklenerek simgeleştirilen nesnelerin, birer sanatsal nesne gibi düşünülebileceğini ve bunlardan yola çıkarak yorumlamalarla özgün formlara gidilebileceğini araştırmaktadır. Neo-Şamanizm'le birlikte batıl inanç olarak adlandırılan göreneklerin, bazı toplumlarda bugün hala uygulandığı gözlemlenmiştir. Tümevarım yöntemi kullanılarak, Orta Asya şaman kültürü içerisindeki ritüeller, totem inancı, objeler, ruhsal iletişim ve şaman kavramları incelenerek, bu kavramların günümüzde sanatla ve sanatçıyla olan ilişkisine, ayrıca sanat içerisinde nasıl yer edindiğine araştırılmıştır. Bu yolla, şaman ve sanatçı, faydalanılan farklı bilimlerin ve kaynakların yardımıyla karşılaştırılmış ve aralarında hangi yönlerden ortaklıklar ve bağlantılar olduğu incelenmiştir. Şaman kültüründe ritüellerin önemi, çeşitleri, yapılış amaçları, yapılış nedenleri ve sanatçının sanat objesi üretim süreciyle birlikte şaman kültüründeki ritüellerle arasındaki bağlantılar ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu araştırmalar sonucunda sanatçıların modern dünyanın şamanları olarak düşünülebileceği anlaşılmıştır. Çünkü, hem sanat hem de Şamanizm, duyguların ifade edildiği ve iyileşmenin gerçekleştiği yerde metafor alanını kullanmaktadır. Metaforik vizyonla empati akar, sınır tanımaz. Şamanizm ve sanatçı arasındaki ortak özelliklerin en önemlileri nesneleri araştırmak, yeniden yapılandırmak ve yeniden yorumlamak olduğu söylenebilir. Para, teknoloji ve güç arayışıyla geçmişin özününün unutulduğu bugünün dünyasında, şamanın ritüellerde kullandığı objelerin sanatsal nesneler olarak yorumlanması yeni bir düşünme şekli olabilir. Yapılan seramik uygulamalar, şaman kültürünün totem, ritüel ve obje bağlantıları yönünden yorumudur. Anahtar Kelimeler: Şaman, Büyü, Totem, Esrime, Sanat, Obje, Ritüel.

Dini törenObjeOrta Asya+7
Oğuz Bozdemir
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarihsel bir perspektifle Avrupa Birliği'nin Orta Asya politikası

Rusya, Çin ve İran'a komşu Orta Asya bölgesi, zengin doğalgaz ve petrol rezervleri, geniş pazarı ve jeostratejik önemi ile AB'nde Orta Asya politikalarının ön plana çıkmasına neden olmuştur. SSCB'den dağılmasından sonra bağımsızlıklarına yeni kavuşan Orta Asya devletlerinin farklı dış politika stratejileri ise AB politikalarına girmelerini kolaylaştırmıştır. Bu nedenlerle 1990'lı yılların başında iş birliği şeklinde başlayan ilişkiler yıllar içinde daha kapsamlı hale gelmiştir. Bu tez çalışmasında, konu ile ilgili kitaplar, ulusal/uluslararası kurum ve kuruluş istatistikleri, araştırmalar ve raporlar, haber kaynakları, ilgili devlet ve kurumların çevrimiçi yayınladıkları veriler kullanılmıştır. Tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde AB'nin kuruluşu, bütünleşmesi, genişlemesi ve kurumları hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde; Orta Asya bölgesinin beş ülkesi Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan tanıtılmış, AB'nin bu bölgeye olan ilgisinin nedenleri ortaya konulmuş, AB'nin bölge ülkeleriyle iş birliği alanları ile iş birliği araçlarına değinilmiş ve bölge ülkeleriyle ikili ilişkileri anlatılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, AB'nin 2007 ''Avrupa Birliği ve Orta Asya: Orta Asya ile Yeni Bir Ortaklık İçin Stratejisi'' ve 2019 ''AB ve Orta Asya: Daha Güçlü Bir Ortaklık İçin Yeni Fırsatlar'' ayrıntılı bir şekilde incelenerek stratejilerin uygulama sonuçları değerlendirilmiş, bölgede etkili olan dış aktörlerden Rusya, Çin, ABD ve Türkiye'nin bölgeyle ilişkileri değerlendirilmiştir. Tez çalışmasının temel varsayımı, AB'nin Orta Asya Stratejisi'nin bölge ülkelerinin ve kendi çıkarlarının gerçekleşmesine uygun olduğu yönündedir. Bu çıkarların sağlanmasında AB, bölgenin komşuları Rusya ve Çin ile bölgede etkin rolleri olan ABD ve Türkiye'nin bölgeye yönelik yaklaşımlarını iyi izlemesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler; AB, Orta Asya, Strateji,

Avrupa BirliğiOrta AsyaOrta Asya politikası+3
Işıl Özgül
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

Improving physical parameterization for warm bias of RegCM4.0 on arctic and sub-arctic (Mid, Mid-east and Northeast) Asia regions

In this thesis, the semi-empirical cloudiness parameterization adapted to the regional climate model of the Abdus Salam International Center for Theoretical Physics (ICTP), RegCM to improve the model's ability to simulate the temperature climatology of Central Asia region. The new semi-empirical cloudiness parameterization was tested by using ERA-interim and ERA40 reanalysis data and the global climate model ECHAM5 as the boundary condition for different periods of time. The performance of the regional climate model RegCM in simulating the climate of the region were improved. Investigation of the future temperature and precipitation climatology of Central Asia was done for periods of 2010-2040, 2040-2070 and 2070-2100 with respect to the period of 1970-2000 by using RegCM4.3.5 which was driven by two global climate models. RCP4.5 and RCP8.5 emission scenario (IPCC) output of HadGEM2 and MPI-ESM-MR global climate model were dynamically downscaled to 50 km for the domain. Results showed that strong warming in the winter and a decrease in precipitation in almost all parts of the domain will be seen for the future periods. The future mean air temperature and precipitation climatology and variability were also projected over the Mediterranean region by using A2, A1B and B1 scenario outputs of 16 global climate models. Results showed that strong warming up to 6.5 °C in the summer and lowest warming in the winter season will be observed. Decrease in precipitation will be seen in all seasons excluding the Switzerland and Caucasian region during the winter season for future period of 2070-2100 with respect to reference period of 1970-2000.

MediterraneanMediterranean climateClouds+4
Tuğba Öztürk
Boğaziçi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Soğdlar

Orta Asya'da Ceyhun ve Seyhun nehirleri arasında kalan Soğd bölgesi geniş ve bereketli olup tarihi bir konuma sahiptir. Soğdlar ticari faaliyetleri, sanat eserleri ve dilleriyle etkileşimde oldukları her millette iz bırakmışlardır. Hiçbir zaman siyasi bir birlik kuramayan, devlet olamayan Soğdlar kıvrak zekâları sayesinde uzun süre varlıklarını sürdürmüşlerdir. Soğdlar ticari hayatta son derece mahir bir topluluktur. Bu nedenle İpek Yolu ticareti güzergâhında Soğdça önem kazanmıştır. Ticari faaliyetler sebebiyle uzak diyarlar arasında gidip gelen Soğdlar pek çok kültürel malzemenin başka yerlere taşınmasında aracılık etmişlerdir. Eğlenceye, sanata düşkün, eğitime değer veren dini inançlarına bağlı bu toplum kültürel açıdan ele alındığında dönemin toplumlarına göre ileri düzeydedir. Kadına değer veren, evlilik sözleşmesi ile kadının haklarını koruma altına alan, çocukları okuma yazma konusunda eğiten bir toplumdur. Özgürlükçü bir ortama sahip olan Soğdlarda tapınaklar yan yanadır. Yüzyıllar önce, yaşamlarını savaşmak yerine öğrenmek, para kazanmak, eğlenmek için harcayan bu toplumun kültürünü incelemek önemlidir.

BudizmManiheizmOrta Asya+3
Asena Gül
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çift başlı kartal tasvirlerinin Türk İslam sanatındaki uygulamaları

"Çift Başlı Kartal Tasvirlerinin Türk İslam Sanatındaki Uygulamaları" başlıklı bu tezin amacı; Çift başlı kartal tasvirinin, eserler üzerinde ki uygulamalarını Türk İslam sanatı içerisinde değerlendirerek bilim dünyasına kazandırmaktır. İncelemeler Orta Asya ve Mezopotamya merkezli çift başlı kartal tasvirli eserlerden başlayarak değerlendirmeye tabi tutuldu. Bu kapsamda Eski çağdan itibaren günümüze kadar farklı coğrafya ve kültürlerde yer edinen çift başlı kartalın, erken dönem tasvirlerinin de Türk İslam sanatında ki örnekleri ile karşılaştırılması sağlandı. Ayrıca bilinen çift başlı kartal tasvirli eserler dışında, yeni eserler de eklenerek yorumlandı. Kartaldan gelişen çift başlı kartal tasvirlerinin sanatsal olarak uygulamalarının daha belirleyici olması açısından kartal tasvirli eserlerin örneklerine de kendi dönemleri içerisinde değinilerek çalışmaya dahil edildi. Çift başlı kartal dünyada en çok kullanılan ve bilinen tasvirlerden biri olmasına rağmen, içerdiği anlam ve mahiyeti bakımından da en az bilgi sahibi olunan tasvirlerdendir. Çift başlı kartal Eski çağ, Türk ve Türk İslam sanatları başlıkları altında nispeten incelenirken, konu ile ilgili kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır. Yapılan çalışmalarda çift başlı kartal, belirtilen dönemlerde yer alan medeniyetlerin eserleri arasında kısaca değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler çift başlı kartal tasvirinin tanımlanması bakımından yeterli olmayıp, birbirinin tekrarından ibarettir. Hazırlanan bu çalışma ile çift başlı kartal tasvirlerinin Türk İslam sanatındaki uygulamalarının belirlenmesinin yanı sıra, öncesi ve sonrası da yeniden değerlendirilerek bir bütün halinde sunulmuştur. Yerli ve yabancı kaynaklar ile arkeolojik veriler taranarak sağlanan bilgiler sonucunda, çalışma sınırları kapsamında ki bütün çift başlı kartal tasvirli eserler tespit edildi. Tespiti yapılan eserlerin adı, dönemi, bulunduğu yer, ölçüleri, malzemesi, korunduğu yer, çizimleri, resimleri ve tanımları yapıldı. Bu tanımlar üzerinden çift başlı kartal tasvirlerinin kullanıldığı eserlerdeki benzer ve farklı uygulamalar karşılaştırmalı olarak ele alındı. Yapılan çalışma ile çift başlı kartalın farklı kültür, sanat, inanç, mitoloji, gelenek ve göreneklerinde ifade ettiği anlam ile uygulamanın yayılımı arasındaki bağa da değinilerek bu alanda çalışma yapacak olan araştırmacılara ışık tutacak yeni kaynaklar sağlandı. "Çift başlı kartal tasvirlerinin Türk İslam sanatındaki uygulamaları" başlıklı çalışmada 2000'den fazla kartal, çift başlı kartal ve tanımı tam yapılmayan tasvirler incelenerek çalışmaya uygun olanları değerlendirmeye alındı. Çift başlı kartal tasvirine Eski çağ sanatında 41, Türk sanatında 14 ve İslam sanatında incelenen 5 eser örnek olarak verilmiş olup, Türk İslam sanatları kapsamında 148 eserin katalog çalışması yapılmıştır.

KartalMezopotamyaOrta Asya+3
Meral Göz
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Social and economic structure in Khazar Khanate

The Khazar State is a political power established by Turks who emigrated from Central Asia and established a strong state on the Black Sea coast. From the 7th century to the 10th century, they established a powerful and effective economic order on the geographical region they are in and they are a state which has differentiated with the religious preference chosen by the state. The social order that the Khazar state created has provided a model society that allows different beliefs to live together easily. Their tolerance and the justice system they have established have shown that different beliefs can live in a peaceful way with justice, and that such an environment will affect the continuity of the economic system positively. At the same time they have established a strong commercial network with the policies they have applied, by determining the geographical position they are in and the situation of the states in the region.

Early TranscaucasiaKhazarsCentral Asia+4
Mustafa Kangal
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rusya'nın Orta Asya'ya (Türkistan) yönelik politikalarının dönemlere göre değişimi

Orta Asya XIX. Yüzyılın ikinci yarısında Rusya tarafından fethedildi. I. Dünya Savaşı Öncesi ve sonrasında bu saha özellikle; Çarlık Rusya, Bolşevik Rusya, İngiltere ve Çin Devletleri'nin yayılma sahasına ve alanına dönmüştür. XX. Yüzyıl başında ve Bolşevik İhtilali sonrasında Bolşevik Rusya Devleti'nin (SSCB), bu hanlıkları kendi menfaatleri doğrultusunda kullanıp, hanlıklara bağımsız milli birer devlet kurma sözü vermesine rağmen iki yüzlü bir siyaset uyguladığı görülmüştür. Sömürgecilik denilince aklımıza gelen ilk şey, bir toplumun ya da devletin, başka devletler ve toplum üzerinde hakimiyet kurarak; bölgeyi açık ve gizli yollarla sömürmesidir. Sömürgecilik ve emperyalizm kavramları sıklıkla birbirinin yerine kullanılmakta olup; emperyalizm kavramıyla genellikle Avrupa Devletlerinin XIX. Yüzyılın ikinci yarısından bu yana devam eden yayılmacı devletler kastedilmektedir. Büyük devletlerin coğrafi keşif hareketleri ile başlayan maceraperestlik ve egemen olma duygularıyla dünyanın güzellik ve zenginliklerini ele geçirme istekleri emperyalist dönem sonrasında da devam etmiştir. Bu tezde Rus sömürgeciliğinin tarihi gelişimi ve Rusya'nın Orta Asya'yı sömürgeleştirme politikası üzerinde durulmuştur.

Kültürel ırkçılıkOrta AsyaOrta Asya politikası+5
Osman Kızılca
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hsüan-Tsang'ın seyahatnamesi (7. yüzyıl) metin çevirisi ve değerlendirme

Çin ile Batı Göktürkler arasında süren savaşlar sırasında, T'ang Sülalesi İmparatoru T'ai-tsung, ülke dışına çıkma yasağı koymuştur. Bu yasağa rağmen Hsüan-tsang adında bir Budist rahip Budizm'in öğretisini tam anlamıyla Budizm'in doğduğu yerde öğrenebilmek amacıyla 627'de gizlice Hindistan'a doğru yola çıkmıştır. Ancak, Hindistan'a gidebilmesi için Batı Göktürklerin denetiminde olan Türkistan'dan geçmek zorundaydı ve böylelikle Suyab'da bulunan T'ung Yabgu Kağan'dan yolculuğu için geçiş izin almıştır. Suyab'dan sonra Kırgızistan üzerinden Özbekistan'ı ve Afganistan'ı geçerek Hindistan'a ulaşmıştır. Burada bir süre Budizm ile ilgili eğitim alarak ve de gerekli kitapları yanına alarak 645'te Çin'in başkenti Ch'ang-an'a ulaşmıştır. Döndükten sonra İmparator T'ai-tsung, Hsüan-tsang'ı bağışlamıştır ve gezi hatıralarını yazması emrini vermiştir. Hsüan-tsang bu gezi hatıralarını 646'da ?Büyük T'ang Sülalesi'nin Batı Bölgeleri Seyahatnamesi? adıyla tamamlamıştır.7. yüzyıl Orta Asya Türk tarihi ve kültürü araştırmaları için önemli bir kaynak olan Hsüan-tsang'ın yazdığı bu seyahatnamenin, metin çevirisi ve değerlendirmesi üzerine bir çalışma hazırlanılmıştır.

7. yüzyılBudizmGöktürkler+4
İsmail Hakkı Ergüven
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Iranian influence and covert intentions toward Afghanistan

Iran has been a key player in the political settlement of the Middle East, Persian Gulf, and to some extent Central Asian countries. In terms of Iran-Afghanistan ties, both countries consider themselves as the origin of Persian culture. Currently, Iran and Afghanistan share common cultural, linguistic, religious values, economic interdependencies, as well as share a 900 km porous border. The purpose of this study is to examine the Iranian meddling foreign policy, particularly in Afghanistan's domestic and foreign affairs. Having a porous border, historical and multilateral ties, and Iranian regional objectives transforms Afghanistan's power settlement as a key driver for Iranian foreign policy. As a result, to safeguard Iranian security concerns, economic ambitions, and national interests in the region, the power settlement in Afghanistan crucially matters for the Iran regime. Seeking Iranian foreign policy and regional intuitions instigate Tehran to get involved in Afghanistan's internal and international affairs. Keywords: Iran, Afghanistan, Intervention, Border, Regional Objective

AfghanistanMilitary interventionCentral Asia+4
Ahmad Ramız Zıa
Antalya Bilim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orta Asya uluslararası akarsu sorununun Uluslararası Hukuk bakımından değerlendirilmesi

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde Orta Asya ülkeleri planlı ekonomik ve siyasi bir yapı içinde merkezden yönetiliyordu. Birlik içindeki ülkelerin tamamı birliğin ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılandırılmıştı. 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya Cumhuriyetleri arasında bölge kaynaklarının paylaşımı ile ilgili sorunlar yaşanmaya başladı. Bu sorunlardan en önemlisi, birlik dağıldıktan sonra uluslararası akarsu niteliği kazanan su kaynaklarının kullanımı ve paylaşımı sorunudur. Bağımsızlığını kazanan Orta Asya Cumhuriyetleri'nin suya olan ihtiyaçlarının artması, su kaynaklarının ulaşım dışı amaçlar için kullanılmaya başlanması ve faydalanabilecekleri su kaynaklarının başka ülkelerin sınırları içinde yer alması su kaynaklarının kullanımı ve paylaşımı sorununa sebep olmuştur. Bu tezde Orta Asya'daki uluslararası akarsuların ulaşım dışı amaçlar için kullanımı sorunu uluslararası hukukun kaynaklarından yararlanılarak çözülmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda öncelikli olarak birinci bölümde uluslararası akarsu kavramının uluslararası hukuktaki yeri ele alınmıştır. Daha sonra uluslararası akarsular sorununun çözümü için kaynak oluşturabilecek, uluslararası antlaşmalar, uluslararası teamüller, uluslararası akarsular ile ilgili temel ilkeler, doktrinler ve örnek mahkeme kararları incelenmiştir. Orta Asya uluslararası akarsu sorununun detaylı olarak ele alındığı ikinci bölümde; bölgedeki uluslararası akarsular hakkında bilgi verilerek, aşağı kıyıdaş- yukarı kıyıdaş ülkeler açısından su sorunu ve kıyıdaş ülkelerin soruna yaklaşımları değerlendirilmiştir. 1997 yılında Birleşmiş Milletler tarafından imzalanarak kabul edilen Uluslararası Akarsuların Ulaşım-dışı Kullanımı Hukukuna İlişkin Sözleşme, bu tezin temel kaynağı olarak ele alınıp, bu çerçevede Orta Asya uluslararası akarsu sorunu uluslararası hukuk bakımından değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası hukuk, Uluslararası akarsular, Orta Asya.

AkarsularOrta AsyaSu sorunu+2
Damla Ersoy
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'nin Kafkasya-Orta Asya dış politikasının enerji koridoru ve terminali olmasına etkileri

SSCB'nin dağılmasıyla beraber Güney Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanmıştır. Güney Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olması ve stratejik-jeopolitik önemi, bu bölgeyi küresel bir rekabetle karşı karşıya bırakmaktadır.Bu çalışmamızda, Kafkasya ve Orta Asya'nın petrol ve doğalgaz potansiyeli ele alınmış, enerji kaynaklarının çıkarılması ve taşınmasında devletlerin gizli-açık rekabetine, oynanan bu büyük oyunun bölgeye yansımalarına ve devletlerin enerji odaklı dış politikalarına değinilmiştir. Ayrıca, Kafkasya ve Orta Asya'nın petrol ve doğalgaz kaynaklarının taşınmasında yaşanan rekabette, Türkiye'nin stratejik ve jeopolitik konumu ele alınmıştır. Enerji koridoru ve terminali olmaya çalışan Türkiye'nin boru hatlarından sağlayacağı avantaj ve kazançlarla beraber ortaya çıkabilecek riskler belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: Boru Hatları, Doğalgaz, Enerji, Küresel Enerji Rekabeti, Petrol, Türkiye'nin Enerji Politikaları.

Boru hatlarıEnerjiEnerji kaynakları+7
Kadir Kürşat Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00

İlgili konular