Tercih
Bu konu başlığı altında 116 tez
Aidiyet duygusu açısından konut mekan ve donatı tercihlerinde mesleğe bağlı değişkenler
İnsanın kimliğini dilediği gibi yansıtabildiği, gerek tek başına gerek aile ve arkadaşlarıyla dilediğince vakit geçirebildiği, anılar biriktirdiğin en mahrem, en özel mekan konuttur. İnsan hayatında bu denli önemli bir mekan olan evin kullanıcı ihtiyaç ve isteklerine cevap verebilmesi sağlıklı ve mutlu bir yaşamın vazgeçilmez şartıdır. İçinde geçirilen zamanla birlikte insan evi ile duygusal bir bağ kurarak mekansal aidiyet duygusu geliştirir. Bu çalışmada öncelikle mekansal aidiyet duygusu yaratmada rolü olan konut memnuniyeti, konut kalitesi, kendileme kavramları üzerinde durulacak daha sonra mekansal aidiyet duygusu incelenecektir. Tezin alan çalışması kısmında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde çalışmakta olan akademik personele kendi konut mekanlarında, yaşam alanlarında yapmış oldukları mekan ve donatı tercihleriyle ilgili sorular bululan anket çalışması uygulanarak bu tercihlerde meslek gruplarına bağlı değişkenlikler olup olmadığı araştırılmıştır. Bu çalışmanın, meslek ve alınan eğitimin donatı tercihleri üzerinde etkili olup olmadığı, meslek gruplarının arasında ki tercih farklılıkları ve özellikle tasarım eğitimi almış kullanıcıların tercihleriyle diğer meslek grupları arasında belirgin bir fark olup olmadığını anlamak konusunda önemli bir katkı sağlaması beklenmektedir.
Çelişik duygulu cinsiyetçiliğin kadın ve erkek yönetici tercihine ilişkin tutumlara etkisi: Bir alan çalışması
Bu çalışmanın amacı çalışanların çelişik duygulu cinsiyetçi tutumlarının beraber çalışmak istedikleri yönetici tercihlerini nasıl etkilediğinin ve örgüt kültürünün bu ilişkiyi nasıl etkilediğinin incelenmesidir. Araştırmaya merkezi Ankara'da faaliyet göstermekte olan bir holdingin 20 şirketinden 245 beyaz yaka çalışan katılmıştır. Katılımcılar çelişik duygulu cinsiyetçilik, örgütlerde algıladıkları cinsiyet eşitliği ve hemcinsleri ve karşıcinsleri olan yöneticilere yönelik tutumları ile ilgili anketlere cevap vermiştir. Örgüt kültürünün eşitlikçi algılanmasının erkek katılımcılar için kadın yönetici tercihini pozitif yönde etkilediği bulunmuştur. Düşmani cinsiyetçiliğin hem kadın hem erkek katılımcılar için yönetici tercihini yordamadığı saptanmıştır. Cinsiyetçilik ve yönetici tercihi ilişkisinde örgüt kültürünün düzenleyici bir rolü bu çalışmada bulunamamıştır. Kadın ve erkek katılımcılar arasında yönetici tercihi bakımından bir fark olmadığı bulunmuştur. Hem kadın hem erkek katılımcılar kendi cinsiyetlerinden yöneticilerle çalışmayı tercih etme eğilimindedir. Bulgular, araştırmada yer alan kısıtlar ve gelecek araştırmalar için öneriler tartışılmış ve kurumlar ile insan kaynakları yöneticilerine çeşitli önerilerden bahsedilmiştir. Anahtar sözcükler: Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik, Örgüt Kültürü, Yönetici Tercihi, Hemcinsçilik, Yönetimde Kadın.
Sağlık sektöründe kişisel markalaşma: Tercih edilen doktorun markalaşmasının hastane tercihine etkisi
İlk insanın oluşumundan günümüze kadar geçen süre içerisinde sağlık ve marka kavramları, birbirleriyle fazla ilişkili olmasa da kendi içlerinde oldukça büyük öneme sahip ve etkinliğini kaybetmeyen kavramlar halini almıştır. Bununla birlikte son yüzyıl içerisinde teknolojinin gelişmesi, devletlerin sosyal devlet çerçevesinde sağlık harcamalarını arttırmaları, sağlık eğitimine verilen önemin fark edilmesi ve bunu geliştiren uygulamaların hayata konması, reklamcılık, marka ve kişisel markalaşma faaliyetlerinin artışıyla birlikte hastane sahipleri ve doktorların bu faaliyetleri kullanarak daha optimal tüketicilere yönelmesi sağlıkta kişisel markalaşma kavramını ortaya çıkarmıştır. Ülkemizde 2003 tarihinde hayata geçirilen "Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP)" çerçevesinde özel hastanelerin sayılarında yaşanan artış, ayrıca kamu hastanelerinde kalite gelişimi için yapılan çalışmalar, markalaşma ve kişisel markalama kavramlarıyla kombine edildiği zaman 13 yıl içerisinde önemli gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Buna rağmen ülkemizde nüfus artış hızına paralel doktor sayısında yeteri kadar artış sağlanamamıştır. Hastalıklarda yaşanan artış, kamu hastanelerinde oluşan kalabalık neticesinde vatandaşların daha hızlı ve efektif hizmet alma istekleri, doktorların son dönemde gerek televizyonlardan gerekse internet yoluyla mesleki deneyimlerini göstermeleri, ülkemiz doktorlarının teknolojik gelişmeleri daha hızlı takip etmeleri ve neticesinde başarılı işlemler uygulamaları ile alanlarında dünyaca ünlü olmaları sebebiyle sağlıkta kişisel markalaşma kavramı önemini her geçen gün artırmakta ve yapılan yeni çalışmalarda bu kavramın ışığında ilerlemektedir.
Customer preferences on mortgage finance in Turkey: A study with conjoint analysis
The importance of an efficient housing finance system for every country cannot be neglected as it has its significance for meeting the demands of both the housing needs of the individuals and also the reinforcement in developing the finance, construction and the sectors related to these markets. The major reasons for being the unavailability of sources are macroeconomical and political stability in these countries, there has been a significant development in the housing finance sector of Turkey. One of the major developments is the mortgage system development along with the new Mortgage Law approved by the Parliament. The purpose of this thesis is to analyze the mortgage system in Turkey and also to highlight the factors that influence the choices and preferences of the consumers while they decide to take mortgage housing finance. The research provides an in-depth analysis of the preferences of the consumers with regards to the mortgage system in Turkey. The data was collected through primary source where the respondents were asked to provide their response based on 16 cards that contain a combination of available options in the mortgage markets for the consumer to choose from. The respondents were asked to rank each card according to their preferences. The cards were formed using the Microsoft Engineering tool on the excel software. The data collected was then used to perform conjoint analysis that provided an in depth information about the preferences of the consumers. The mortgage market in Turkey is getting developed day by day as more and more people in Turkey are willing to own their own residency along with the increase in the number of refugees. This has resulted in the development of the housing finance system especially the mortgage system in Turkey. Therefore, this research has significant importance to provide the players of the housing finance market of Turkey to know what are the preferences of the consumers are willing to take loans for owing their residency in the Turkey.
Hanefi mezhep içi tercih usûlü çerçevesinde Mültekâ'l-Ebhur'daki tercih ifadelerinin değerlendirilmesi (Büyû' ve icâre örneği)
Mezheplerin teşekkül süreçlerini tamamlamaları ile birlikte mezhep birikiminin değerlendirilip, mezhep içerisinde tercihe şayan görüşün seçilmesi işlemi fukahânın sıklıkla başvurduğu bir hüküm aktarma yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Zaman içerisinde belli bir sistematiğe oturtulan bu yöntem esnasında kullanılan lafız ve kalıplar aynı süreçte terimleşmiş ve "alâmâtü'l-fetvâ/sıyağu't-tercih" adı altında mezhep terminolojisi içerisindeki yerini almıştır. Osmanlı âlimlerinin önde gelen isimlerinden biri olan İbrâhîm el-Halebî de (v. 956/1549) Mültekâ'l-ebhur isimli eserinde mezhepte tercih edilen hükmü öne çıkarırken muhtelif tercih lafızları kullanma yolunu seçmiştir. Mezkûr eserdeki râcih görüşlerin Hanefi mezhep içi tercih usûlüne uygunluğu bağlamında incelendiği bu çalışma, giriş, iki bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın öneminden, amacından, kapsamından ve kaynaklarından bahsedilmektedir. Birinci bölümde, çalışmanın ana konusuyla direkt bağlantısı bulunan Hanefilerde mezhep içi tercih usûlü ile ilgili genel bir çerçeve sunulmaya çalışılmaktadır. Bu itibarla evvela mezhep içi tercihin tanımı ve kısımlarından bahsedilip daha sonra sarih tercih lafızları, iltizami tercih metotları ve sarih tercih lafızları arasındaki hiyerarşiye değinilmektedir. İkinci bölümde öncelikle Halebî'nin hayatı ve eserleri ile birlikte bilhassa çalışmanın konusu olan Mültekâ hakkındaki bilgilere yer verilmektedir. Daha sonra Mültekâ'nın büyû' ve icâre kitabında yer alan sarih tercih lafızları mezhep içi tercih usulü bağlamında değerlendirilmektedir. Ayrıca Halebî'nin Mültekâ'yı telifi esnasında yararlandığı eserlerin kendi aralarındaki tercih farklılıklarına ve bu eserlerde yer alan müftâ bih kalıpların müellif tarafından ne şekilde kullanıldığı hususuna temas edilmeye çalışılmaktadır. Sonuç kısmında ise çalışmamız neticesinde elde edilen veriler sıralanarak tercih lafızlarına dair bilgilerin tablo halinde sunumu yapılmaktadır.
Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin matematik öğretmenliğini tercih etme isteği nedenleri
Bu çalışmanın amacı üniversite sınavına hazırlanan ve matematik öğretmenliği bölümünü seçmeyi düşünen öğrencilerin seçimlerinde etkilendiği faktörleri belirlemektir. Bu doğrultuda çalışma nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşme tekniğine uygun olarak düzenlenmiştir. Bu görüşmeler çerçevesinde uygun bir ortamda öğrencilerin konuyla ilgili algıları ve dikkat çekmek istedikleri durumlar tartışma konusudur. Bu araştırma 2018-2019 Eğitim - Öğretim yılında Van ilinin İpekyolu ilçesindeki özel bir eğitim kursunda matematik düzeyinde sınava hazırlanan 20 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar yaş, cinsiyet, sosyoekonomik, kültürel, çevresel, bilimsel, medyatik, web tabanlı vs. özellikleri dikkate alınarak amaçlı örnekleme ile seçilmiştir. Katılımcıların her birine araştırma hakkında önceden bilgilendirme yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin bu meslek tercihi ile ilgili görüşleri ele alınmıştır. Bu doğrultuda öğrencilerin kararlarında etkili olan faktörlerden bazıları şunlardır: • Ailesinde ve yakın çevresinde bu mesleği seçenler • Ailesinin eğitim düzeyi • Eğitime katkıda bulunabileceğini düşünmesi • Sosyal yönünün güçlü olması • Öğretmenine olan sevgisi • Kutsal bir meslek olduğu düşüncesi • Kişinin web tabanlı incelemelerde bu mesleğe olan ilgisi • İş garantisi
Mobilya tercihinde etkili olan faktörler: Bursa ilinde bir uygulama
Bu çalışmada değişen tüketim olgusu genel çerçevesi ile ele alınmış ve mobilya sektöründe satın alma davranışını etkileyen faktörler anket çalışması ile değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, ilk kez Türkiye'deki mobilya satın alma davranışlarını etkileyen bir dizi faktör nicel olarak araştırılmış olup, kadın ve erkeklerin satın alma sürecinde belirleyici buldukları faktörler kıyaslanmıştır. Bu sayede Türkiye'deki tüketicilerin genel olarak tüketim harcamalarındaki satın alma tercihlerine etki eden unsurlar hakkında da literatür'e önemli katkılar sunulmuştur. Bütün bu değerlendirmeler önceden belirlenen model ve hipotezlerin test edilmesiyle birlikte nicel olarak yürütüldü. Pilot bölge olarak yoğun mobilya üretiminin olduğu Bursa ili seçilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular düşük ve orta statülü tüketicilerin çoğunlukla kaliteli ve uzun garanti süreli mobilyaları tercih ettiğini, yüksek statülü tüketicilerin ise yüksek fiyatlı mobilyaları tercih ettiğini göstermiştir. Bununla birlikte, çalışma, satışa sunulan mobilyaların kalitesinin tüketicilerde ilgili markaya bağlılığını arttırdığını göstermiştir. Son olarak, tüketicilerin büyük bir çoğunluğu mobilya satın alırken, yalnızca mobilyaların garanti süresi ve kalitesi değil aynı zamanda satış sonrası hizmetler gibi güven unsurlarına dikkat ettiği kaydedildi. Üreticiler tarafından oluşturulacak güven merkezli mobilya satış stratejilerinin satış başarılarını arttıracağını düşünmekteyiz.
Öğrencilerin algılarına göre üniversite tercihinde sosyal medyanın yeri
Bu çalışmanın amacı internet ve sosyal medya kullanımının üniversite tercihleri ile ilişkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın kuramsal bölümünde; internet ve sosyal medya ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. İnternetin tarihçesine ve sosyal medyanın gelişim süreçlerine değinilmiş ve sonrasında sosyal medya araçlarının neler olduğu aktarılmıştır. Analiz bölümünde ise; sosyal medyanın üniversite tercihlerine olan etkisini belirlemek amacıyla araştırmacılar tarafından hazırlanmış olan Sosyal Medya Kullanım Ölçeği, üniversite öğrencileri tarafından cevaplandırılmıştır. Yükseköğretim öğrencilerinin internet ve sosyal medya kullanım alışkanlıklarının nasıl olduğu, sosyal medya kullanım düzeyleri ile sosyo-demografik değişkenler arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2014 – 2015 öğretim yılında Uşak Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 576 birinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Basit tesadüfi örnekleme yoluyla 300 öğrenci örneklem olarak alınmıştır. Dağıtılan 300 ölçekten 273'ü geri dönmüş, araştırmacı tarafından incelemeler sonucunda 251 anket kullanılabilir olarak belirlenmiştir ve araştırmaya dahil edilmiştir.251 lisans öğrencisinin verdiği cevaplar sonucunda ortaya çıkan veriler SPSS 17.0 paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Bulguların analizinde frekans ve yüzde dağılımları kullanılmış, ayrıca gruplar arası farkı belirlemede bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Öğrencilerin üniversite tercih sürecinde internet ve sosyal medya araçlarından etkilendikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Tercih yönetimi ve profilleme ile sosyal ağlarda anlamsal yakınlık bulunması
Günümüzde internet ve sosyal ağlar, bir iletişim ve bilgi alma aracı olarak giderek daha fazla hayatımızda yer almaktadır. Sosyal ağlar içerisinde üretilen verinin hacmi, ciddi boyutlara ulaşmış ve devamlı artmaktadır. Bu kadar büyük miktarda verinin saklanması, yönetilmesi ve daha akıllı kararlar için kullanılması, insanların gündelik hayatını kolaylaştıracak etkiler yapmaktadır. Bu etkilerin doğruluğu, internet ve sosyal ağları kullanan kişilerin kişisel tercihlerinin ifade edilmesi ile mümkündür. Kişisel tercihler, kişilerin sosyal ağlar içerisindeki etkileşimlerinin kayıt altına alınması ile yakalanmakta ve daha sonrasında kişiler için özel hizmetlerin oluşturulması için kullanılmaktadır. Anlamsal Web, verinin ortak bir gösterim ile ifade edilmesi ve bu sayede bilgisayarlar tarafından da yorumlanabilmesini amaçlamaktadır. Anlamsal Web uygulamaları, verinin gösterimini ontolojiler içerisinde gerçekleştirmektedir. Kişisel tercihlerin de ontolojiler içerisinde ifade edilmesi ve yönetilmesi, farklı sosyal ağlar içerisinde saklanan kişisel verinin, akıllı kararlar alınabilmesi amacıyla kullanılabilmesini sağlamaktadır. İnsanlar her zaman kendilerine benzer kişiler ile bir arada bulunmayı isterler. Farklılıkların bulunduğu bir ortam içerisinde bulunmak, kişinin bu farklılıklara adapte olması için çaba göstermesini gerektirir. Kişiler arasındaki benzerlik, bu farklılıkların ortaya konma ve saklanmasıdır. Benzerlik kavramı bir çok farklı alanda, kişilere daha iyi hizmet verebilmek amacıyla kullanılmaktadır. Benzer kişilerin bulunması ve bu kişilere daha doğru önerilerde bulunulması, bu kişiler için daha kişiselleştirilmiş hizmetler verilmesini sağlar. Ancak, kişilerin benzerliğinin elde edilmesi, bu kişilerin davranışlarının modellenmesi ve ifade edilmesi ile mümkündür. Benzerlik bu ifadelerin karşılaştırılması ve birbirine benzer olan davranışların yakalanması ile sağlanmaktadır. Bu tez kapsamında kişilerin sosyal ağlar içerisindeki davranışları tercihler içerisinde modellenerek, kişiler arasındaki anlamsal benzerliğin bulunması için bir yöntem önerilmektedir. Bu yöntemin sosyal ağlar içerisinde uygulanabilmesi amacıyla, kişisel tercihlerin ontolojiler içerisindeki varlıklar ile eşleştirilmesini sağlayan ontoloji tabanlı bir varlık anlamsallaştırma yöntemi tanımlanmıştır. Bu yöntemin başarısı, literatürdeki benzer çalışmalar ile karşılaştırılmış ve yöntemin en iyi sonucu verdiği görülmüştür. Anlamsallaştırma sonucunda kişisel tercihlerin ontolojiler içerisindeki varlıklar olarak ifade edildiği ve profiller içerisinde saklandığı, bütünleşik bir ontoloji veri kümesi oluşturulmuştur. Sosyal anlamsal benzerlik yöntemi, bu veri kümesi üzerinde seçilen farklı örneklemler için uygulanmıştır. Yöntemin başarısı, anlamsallaştırma içermeyen verinin kullanılması ile elde edilen basit benzerlik ve yarı yapısal veri kullanılarak elde edilen sayfa benzerliği ile sınanmıştır.
Gebelerin doğum korkusu ve travmatik doğum algıları ile doğum tercihlerinin incelenmesi
Bu araştırma gebelerin doğum korkusu, travmatik doğum algısı düzeyleri ile doğum şekli tercihlerinin belirlenmesi ve bu unsurların birbiriyle ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı özellikte olan bu araştırmaya gebeliğinin 28-40. haftasında, sağlıklı olan, 18-35 yaş aralığında olan, daha önce sezaryen doğum yapmayan primipar ve multipar 312 gebe katılmıştır. Şubat-Haziran 2023 tarihleri arasında Mersin Üniversitesi Hastanesi Obstetri polikliniğinde yapılan bu araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği A Versiyonu ve Travmatik Doğum Algısı Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Student's t testi, One Way ANOVA testi ve çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey testi ile Pearson korelasyon katsayısı kullanılmıştır. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Gebelerin Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği A Versiyonundan aldıkları puan ortalamalarının 61.37±32.67, minimum puanın 9, maksimum puanın ise 154 olduğu saptanmıştır. Gebelerin yaş, gelir durumu, doğum şekli tercihi ve gebelik sayıları ile Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği A Versiyonundan aldıkları puan ortalamaları arasında istatiksel anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Gebelerin Travmatik Doğum Algısı Ölçeğinden aldıkları puan ortalamalarının 56.74±29.06, minumum puanın 2, maksimum puanın ise 130 olduğu olduğu saptanmıştır. Gebelerin yaş, öğrenim durumu, gravida durumu, yaşayan çocuk sayısı, doğuma hazırlık eğitimi alma durumu ve doğum şekli tercihleri ile Travmatik Doğum Algısı Ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında istatiksel anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Gebelerin Wijma Doğum Beklentisi/Deneyimi Ölçeği A Versiyonu ile Travmatik Doğum Algısı Ölçeğinden aldıkları puanlar arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=0.771, p<0.001). Araştırma sonucunda gebelerin doğum korkusu ve travmatik doğum algısı düzeylerinin orta düzeyde olduğu, gebelerin travmatik doğum algısı düzeyleri arttıkça doğum korkularının arttığı belirlenmiştir. Yaşı küçük olan, gelir durumu düşük olan, sezaryen doğum tercih eden ve gebelik sayısı az olan gebelerin doğum korkularının yüksek olduğu bulunmuştur. Yaşı küçük olan, ortaokul mezunu olan, ilk kez gebe kalan, doğuma hazırlık eğitimi almayan, sezaryen doğum tercih eden ve yaşayan çocuk sayısı az olan gebelerin travmatik doğum algısı düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Kadın sağlığı hemşirelerinin doğum öncesi gebelerin doğum korkusu ve travmatik doğum algısı düzeylerini değerlendirmek amacıyla daha geniş ve farklı örneklem gruplarıyla çalışmalar yapılması, doğum öncesi bakımda ve doğum öncesi eğitimlerde daha aktif rol alması önerilmektedir.
Yüzme branşında aktif olan sporcuların yüzme branşını tercih etme sebepleri ve geleceğe dair beklentileri: Antalya ili örneği
Bu araştırmanın amacı yüzme branşında aktif olan sporcularının yüzmeye başlama sebepleri ve branştan beklentilerinin incelemektir. Veriler toplanırken kullanılan anket "Yüzme Sporunu Seçme Nedenleri‟, "Yüzme Sporu ile Profesyonel Olarak Uğraşma Nedenleri‟ ve "Yüzme Sporundan Beklentiler‟ olmak üzere 3 bölüm 20 sorudan oluşmaktadır. Veriler Antalya ili Gençlik Hizmetleri İl Müdürlüğü bünyesine antrenman yapan yüzücülerden 2023 yılı bahar döneminde toplanmıştır. Örneklem büyüklüğü "anket araştırmalarında soru sayısının en az 5 katı, 10 katı ya da 20 katı kadar örneklem elde edilmelidir" şeklinde en çok kabul gören yaklaşıma göre tespit edilmiş yüzme branşı ile uğraşan 133'ü kadın, 180'i erkek olmak üzere toplam 313 sporcuya ulaşılmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistiklerin normallik testi yapılmış, verilerin normal dağıldığının anlaşılması üzerine, bağımsız iki grup ortalamalarını karşılaştırmak için t-testi, ikiden fazla grupların analizinde ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve sürekli değişkenler arasındaki ilişki düzeylerini belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak; Araştırma verilerinden yüzme braşını daha çok eğitimli ve gelir düzeyi yüksek ailelerin tercih ettiği (p<.05), branşı tercih etmede, aktif olmada ve yüzmede beklenti içine girmede cinsiyetin anlamlı fark yaratmadığı (p>,05), yaş faktörünün branşı tercih etmede ve branşla uğraşma düzeylerinde etkili olduğu (p<.01) ama beklenti düzeylerini de çok etkilemediği p>.01), branşta kalınan sürenin ise tüm alt boyutlar ile düşükte olsa bir iliklisinin olduğu (p<.01), devlet okulunda eğitim alan sporcuların branşa yönelimlerini daha fazla olduğu ve bu öğrencilerin daha çok özel kulüpleri tercih ettiği anlaşılmaktadır (p<.05). Araştırma konusunun daha detaylı incelenmesi amacıyla farklı şehirlerde, farklı branşlarla, farklı bağımsız değişkenler eklenerek tekrarlanması ve bu konuların daha iyi anlaşılması ve sporculara aktarımının sağlanması için antrenör ve beden eğitimi öğretmenlerinin için hizmet içi eğitimlerle desteklenmesi önerilebilir.
Ankara'nın farklı gelişmişlik düzeyine sahip üç ilçesinde yaşayan bireylerin sağlık hizmeti tercihleri ve bunlara etki eden faktörlerin değerlendirilmesi
GİRİŞ: Sağlık, insanlığın "sağlıklı olma" arayışı ile birlikte tanımlanmaya ve geliştirilmeye çalışılan bir olgu olmuş ve hizmet sunulan bir alana dönüşmüştür. Sağlık alanında dünyadaki algı ve dönüşümlerle, hasta odaklı hizmet anlayışı, dolayısıyla da hastaların tercihleri ve memnuniyeti önem kazanmıştır. Bu araştırmada bireylerin sağlık hizmetleri tercihleri ve bunlara etkili eden faktörlerin incelenmesi amaçlandı. YÖNTEM: Bu kesitsel araştırma 01.04.2018-01.06.2018 tarihleri arasında, Ankara'nın farklı gelişmişlik seviyesine sahip üç ilçesinde, her ilçeden 3'er aile hekimliği birimi olmak üzere toplam 9 aile hekimliği biriminde yürütülmüştür. Belirtilen tarihler arasında, söz konusu aile hekimlerine başvuranlardan rasgele seçilenler ve gönüllü olanlar çalışmaya dahil edildi. Katılımcılara literatürden faydalanarak oluşturulan 32 soruluk anket formu uygulandı. İstatistiksel analizler ve hesaplamalar için IBM SPSS Statistics 21.0 programı kullanıldı. BULGULAR: Çalışmaya toplamda 532 kişi katıldı. Çalışmada yer alan bireylerin yaş ortalaması 40,31±15,13yıl, minimum yaş 18, maksimum yaş 88 olarak saptandı. Katılımcıların %41,7'si (n=222) çok yüksek insani gelişmişlik endeksine sahip ilçede (Çankaya), %35,3'ü (n=188) orta insani gelişmişlik endeksine sahip olan ilçede (Mamak), %23'ü (n=122) ise yüksek insani gelişmişlik endeksine sahip ilçede (Polatlı)ikamet etmekteydi. Kişilerin %50,9 'u (n=271) kadın, % 49,1'i (n=261) erkekti. Katılımcıların %35,5'inin kronik bir hastalığı mevcuttu,%38,5'i sürekli kullandığı en az bir ilaç vardı. Sağlık problemi durumunda bireylerin %52,4'si ASM'leri, %23,3'ü devlet hastanelerini, %9,3'ü eğitim ve araştırma hastanelerini, %4,9'ü üniversite hastanelerini, %8,5 özel hastaneleri, %0,8 özel muayenehaneleri, %0,6'sı eczaneleri tercih ediyordu. Çalışmamızda sağlık hizmetleri tercih nedenlerine bakıldığında, ilk sıraları "sosyal güvence", "ulaşım kolaylığı", "güvenilirlik", "aynı doktora muayene olmak" aldı. SONUÇ: Bu araştırmada katılımcıların sağlık hizmeti tercihlerinin birinci basamak ağırlıklı olduğu görülmekle beraber genel olarak sağlık sistemi içinde birinci basamağın öncelikli olarak tercih edilme oranının beklenen ve istenen değerden düşük olduğu görülmektedir. Çalışmamızda ilk tercih edilecek kurumun yaş, cinsiyetten ve eğitim durumundan etkilenmediği, gelir seviyesi arttıkça özel sağlık hizmetlerinden yararlanmanın arttığı görüldü. Bu konuda daha kapsamlı ve nedenlerin irdelenmesine yönelik kalitatif çalışmalara ağırlık verilmesi gerekmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Sağlık hizmetleri tercihleri, İnsani Gelişme Endeksi, Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri
Hatay ili Antakya ilçesi kentsel alanda kırmızı et tüketim tercihlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada Hatay ili Antakya ilçesinde yaşayan hane halklarının kırmızı et ve et ürünleri satın alınan yer, satın alma şekli, satın alınan yerin özellikleri ve tüketimine etki eden genel faktörler ile gelir düzeyleri, eğitim, yaş ve aile birey sayısına göre kırmızı et tüketimindeki değişimler incelenmiştir. Bu çalışmada kullanılan veriler 2020 yılında 300 tüketici ile yapılan anket ile toplanmıştır. Ankete katılanların 103'ü kadın 197'si ise erkektir. Tüketicilerin aylık 4.39 kg kırmızı et tükettikleri hesaplanmıştır. Tüketicilerin kırmızı et alışverişini haftada bir gün yapmayı tercih ettikleri belirlenmiştir. Kırmızı et satın alınan yerlerin belirlenmesinde güvenilir olması ve hijyen kriterleri önemli bulunmuştur. Kırmızı eti satın alırken kıyma olarak almayı, evde veya restoranda kırmızı eti ızgarada tüketmeyi tercih etmişlerdir. Hayvan hastalıkları riski tüketimde değişime neden olacak en önemli faktör olarak görülmüştür. Yayın organlarının kırmızı et tüketim alışkanlıklarına önemli bir etkisinin olmadığı gözlenmiştir. Kırmızı ette lezzet kalitesi artırılmasına yönelik çalışmaların yapılması, hayvan hastalıklarına karşı tedbirlerin artırılması ve fiyatın alım gücü düzeyinde olmasının, kırmızı et tüketimini artırabileceği saptanmıştır.
Okulöncesi öğrenime devam eden çocukların tercih ettikleri ilgi köşeleri ve tercih etme nedenleri
Okulöncesi dönemi kapsayan 0?6 yas, çocukların hızlı gelisim gösterdikleri kritik bir dönemdir. Bu dönemde edinilen deneyimlerin, çocugun daha sonraki yasamında etkili olması, onun egitimine olabildigince erken baslanmasını gerekli kılmaktadır. Bu yönüyle, ailede verilen okulöncesi egitimin yanında, kurumlarda verilen okulöncesi egitim de büyük önem tasımaktadır. Okulöncesi egitim kurumlarında, çocuklarda istenilen davranısların kazandırılması için hazırlanmıs okulöncesi egitim programları uygulanmaktadır. Bu programlarda, çocukların tüm gelisim alanlarını destekleyen çesitli etkinliklere yer verilmektedir. Bu etkinliklerden biri de serbest zaman etkinlikleri içinde yer alan; çocukların ilgi ve istekleri dogrultusunda oyunlar oynadıkları ilgi köselerinde oyun etkinlikleridir. Okulöncesi egitim ortamlarının zengin uyarıcılı fiziksel ortamını olusturan ilgi köseleri, çocukların gelisimleri, yeni ve özgün ürünler olusturmaları ve yaratıcılıga yönelmelerinde önemli islevler görmektedir. lgi köselerinin bu islevleri yerine getirebilmesi ise, çocukların ilgi ve isteklerini karsılayacak nitellikte olmasına baglıdır. Bu arastırmada, okulöncesi ögrenime devam eden çocukların tercih ettikleri ilgi köseleri ve tercih etme nedenleri hakkında ögretmen görüslerinin belirlenmesi amaçlanmıstır. Tarama modelinde gerçeklestirilen arastırma; 2005?2006 ögretim yılında Eskisehir il merkezinde Milli Egitim Müdürlügüne baglı 113 ilkögretim ve 8 bagımsız anaokulunda görev yapan 215 okulöncesi ögretmeni üzerinde gerçeklestirilmistir. Arastırmada veri toplama aracı olarak, ögretmenlerin, okulöncesi ögrenime devam eden çocukların tercih ettikleri ilgi köseleri ve tercih etme nedenlerine iliskin görüslerini almak amacıyla 3 bölüm ve 15 sorudan olusan bir anket formu kullanılmıstır. Ankette, 10 kapalı uçlu sorunun yanında 5 tane de açık uçlu soruya yer verilmistir. Arastırma verilerinin çözümlenmesinde kapalı uçlu sorulardan elde edilen nicel veriler için sayı, ve yüzde, açık uçlu sorulardan olusan nitel verilerin çözümlenmesinde ise betimsel analiz teknigi kullanılmıstır. Arastırmada elde edilen bulgular, ögretmenlerin sınıflarında ilgi köselerini genellikle bulundurdukları, çocukların ilgi köselerini tercihlerinde malzeme sayısının yeterli ve ilgi çekici olmasının, sık sık degisiklik yapılmasının etkili oldugunu göstermektedir. Tüm çocukların ilgi köselerinde oynamaktan hoslandıkları ancak, kız ve erkek ögrencilerin tercihlerinde anlamlı bir farklılık bulundugu görülmüstür. Ögretmen görüsleri dogrultusunda, ögrencilerin ilgi köselerini tercih etme nedenlerinin basında ögrencilerin kendi tercihleri, ögretmen yönlendirmesi ve malzeme sayısının yeterli olmasının geldigi görülmüstür. Bunun yanında ögretmenlerin, ilgi köselerinin düzenlenmesinde ve oyun etkinliklerinin gerçeklestirilmesinde fiziki sartların yetersiz olması basta olmak üzere, çocuk sayısının çok olması ve malzeme sayısının yetersiz olması sorunlarıyla ara sıra da olsa karsılastıkları görülmüstür.
Çocuklarını imam-hatip ortaokuluna gönderen veliler üzerine betimsel bir araştırma Çorum örneği
Bu araştırmada çocuklarını İmam-Hatip Ortaokuluna gönderen veliler üzerine betimsel bir inceleme yapmak amaçlanmıştır. Günümüz şartlarında bünyesinde 700 binin üzerinde öğrenci barındıran İmam-Hatip Ortaokullarını velilerin tercih etme nedenleri, bu okullardan eklentileri, ailelerin sosyal profili belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmamız nitel bir araştırmadır. Araştırmamızın evreni Çorum ili Merkez ilçesinde dört ayrı mahallede bulunan dört İmam-Hatip Ortaokulunda öğrenim gören 40 öğrencinin velilerinden oluşmaktadır. Araştırmamıza katılan velilerimiz 20 anne ve 20 babadan oluşmaktadır. Araştırma yöntemi olarak yarı yapılandırılmış mülakat(görüşme) tekniği seçilmiştir. Yapılan mülakatlar esnasında velilerimizin kendilerini rahat ifade edebilmeleri için kimlik bilgilerinin alınmayacağı belirtilmiştir. Yapılan mülakatlar sonucunda edinilen veriler başlıklarına göre incelenmiş ve ihtiyaç görülen yerlerde alıntılar yapılarak kullanılmıştır. Araştırmamız beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, araştırmamızın problemi, amacı, önemi, sınırlılıkları ve alanla ilgili yapılmış çalışmalardan oluşmaktadır. İkinci bölüm, yöntem, örneklem, veri toplama teknikleri, verilerin analizi başlıklarından oluşmaktadır. Üçüncü bölüm de araştırmamızın daha iyi anlaşılması için imam-hatip Okullarının tarihsel gelişimi ve günümüze kadar olan öğrenci haraketliliği ele alınmıştır. Dördüncü bölümde araştırma sonucunda elde edilen bulgular ortaya konmuş ve bu bulgular yorumlanmıştır. Beşinci bölümde ise araştırmamızın sonucuna yer verilmiş ve öneriler getirilmiştir. Araştırmamızın sonucunda elde etmiş olduğumuz bulgulara dayanılarak, ebeveynlerin öğrencilerini İmam-Hatip Ortaokuluna, Kur'an-ı Kerim'i öğrenmelerini, ibadetlerine dikkat eden terbiyeli ahlaklı bireyler olmalarını, iyi bir din eğitimi almalarını istedikleri için ve aynı zamanda akademik olarak da başarılı bireyler olmalarını istedikleri için gönderdikleri soncuna varılmıştır. Anahtar Kavramalar: Din, Din Eğitimi, İmam-Hatip Okulları, Tercih.
İbn Nüceym'in el-Bahrü'r-Râik adlı eserindeki tercihlerinin değerlendirilmesi
Tebliğ sürecinden itibaren İslam'ın insanlar arasında hızlı bir şekilde yayılması, farklı birçok örf ve adetle karşılaşmasına; bu bağlamda çeşitli uygulama ve problemlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Fıkıh âlimleri bu problemleri çözüme kavuşturabilmek için ictihad etmişler ama birbirlerinden farklı sonuçlara varabilmişlerdir. Bu bağlamda mezhepler arasında ve mezhep içinde birçok farklı görüş ortaya çıkmıştır. Bu durum sonraki dönemde, ulemanın farklı içtihatlar arasında tercih yapmasını gerektirmiştir. İbn Nüceym ve onun el-Bahrü'r-râik adlı eseri hem Hanefî mezhebinde hem de İslam Hukuku alanında önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada müellifin mezkûr eserindeki tercihleri konu edinilmiştir. Çalışmadaki amaç; İbn Nüceym'in tercihlerini tespit ve tahlil edip, mezhep içi tercih mantığını nasıl uygulandığını göstermek, mezhep içi fıkhi tefekkürün uygulanış biçimini İbn Nüceym örneğinde ortaya koyarak literatürde katkı sağlamaktır. Bu bağlamda araştırma, müellifin son çalışması olan el-Bahrü'r-râik ile sınırlandırılmıştır. İlgili sınırlandırmaya rağmen, tezin amacına katkı sağlayacağı düşünülen yerlerde müellifin diğer eserlerine de başvurulmuştur. Belgesel Kaynak Tarama yöntemi kullanılarak tercihler belirlenmiş ve ardından bu tercihler arasından temsil gücü yüksek olan örnekler tespit edilerek değerlendirilmiştir. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı kapsam ve sınırlılıkları gibi ön bilgiler verilmiştir. İlk bölümde İbn Nüceym'in hayatı, eserleri, ilmi yönü, şahsiyeti ve yaşadığı dönem betimsel olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde tercih kavramı üzerinde durulmuştur. Bu konuda literatürde yer alan görüşler değerlendirildikten sonra, İbn Nüceym'in tercih kavramı hakkındaki düşünceleri eserlerine başvurularak ortaya konmaya çalışılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise eserde tespit edilen tercihler arasından temsil gücü yüksek olanlar, mezkûr eserin konu tasnifine göre ele alınarak değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise genel bir değerlendirme yapılarak elde edilen bulgular sunulmuştur.
Üniversite personelinin konut tercihi ve talebi: Kütahya Dumlupınar Üniversitesi örneği
Bireylerin tercihlerine yönelik farklı davranış kalıplarını gerçekçi olarak saptayabilmek oldukça zordur. Kişilerin tercihlerinin farklılık göstermesi, tek bir davranış kalıbıyla tercihlerin belirlenmesini olanaksız kılmaktadır. Rasyonel olarak bireylerin farklı koşullarda farklı seçenekler arasından kendilerine en yüksek faydayı sağlayacak alternatifi seçmeleri beklenir. Bu aşamada kişisel tutum ve farklılıkları, psikolojik faktörleri de modele yansıtabilmek gelişmiş tercih yapısı modellerinin uygulanmasını gerektirir. Nitel tercih modelleri; bireylerin iki alternatif arasında seçim yapması durumunda ikili tercih modelleri olarak, ikiden fazla alternatif arasından tercih yapması durumunda da çoklu tercih modelleri olarak isimlendirilirler. Nitel tercih modelleri bireylerin ve seçeneklerin dikkate alınması, seçim durumlarının farklılaşmasına göre, oldukça çeşitlendirilebilen modellerden oluşmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle bireylerin seçim durumlarını etkileyen, gözlenebilen ve gözlenemeyen faktörlerin de modellere katılabildiği, gelişmiş nitel tercih modelleri biçiminde karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, multinominal (çok terimli) lojistik regresyon modeli kullanılmıştır.
Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin değer tercihleriyle mesleki yönelimleri arasındaki ilişki: Bakırköy ilçesi örneği
Bu araştırmada üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin değer tercihleriyle mesleki yönelimleri arasındaki ilişkinin ortaya konması amaçlanmıştır. Ayrıca öğrencilerin cinsiyet, yaş, okul türü, anne ? babanın eğitim düzeyi ve mesleği, en çok severek çalıştığı ders, kitap okuma alışkanlığı, ders çalışma alışkanlığı, yurt dışına çıkıp-çıkmadığı, kardeş sayısı, üniversite sınavı için kaç yıldır dershaneye gittiği, ailenin gelir düzeyi, dershane seçiminde değer tercihlerinin etkisi değişkenlerine göre öğrencilerin değer tercihlerinin farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmeye çalışılmıştır.
Ülke imajının turizm tüketici tercihleri üzerindeki etkisi: Türkiye örneği
Ülke imajı, kişilerin ülke hakkındaki izlenim, duygu, düşünce ve çağrışımlarının bütünüdür. Bir ülkenin yabancı tüketiciler tarafından tercih edilmesi için birincil olarak o ülkenin diğer ülkelere kıyasla kaliteli bir imaja sahip olması gerekmektedir. Ne yazık ki günümüz Türkiye'si için genel bir önyargı söz konusudur. Bu önyargıyılar; siyasi ve ekonomik istikrarsızlar, tanıtım yetersizliği, doğal afetler, terörist faaliyetler olarak sıralanabilir. Brezilya, İtalya ve İspanya örneğinde ülke imajı yoluyla markalaşmışlar, dünya turizm cazibe merkezleri haline dönüşmüştür. Türkiye'nin ise bir imaj sorunu yaşaması sebebiyle marka değeri daha düşüktür. Bu sebeple Türk mal ve hizmetleri, Türk Turizmi yurt dışında hak ettiği fiyatı bulamamaktadır. Bu araştırmanın amacı ülke imajının turizm tüketicilerinin tercihlerini etkileyip etkilemediğini, etkiliyorsa ne oranda etkilediğini tespit ederken, güçlü bir Türkiye imajının yaratılması aşamasında eksikliklerin tespiti, kısa ve uzun vadede en etkin tanıtım araçlarının bulunmasını sağlamaktır. Bu kapsamda bir anket çalışması yapılmış, Türkiye'yi ziyaret etmiş ve henüz etmemiş olan deneklerden elde edilen veriler ile ziyaret etme isteğini etkileyen faktörlerin etki derecelerini ölçmek için Korelasyon ve Ki-Kare, farklılıkların tespitini yapmak için ise Anova testi uygulanmıştırAnahtar Kelimeler: ülke imajı, turizm tüketici tercihleri, yabancı tüketici davranışları, turistik satın alma
Kurumsal müşterilerin sigorta şirketi seçimini etkileyen faktörler üzerine bir uygulama
Kurumsal müşteriler tüm satın alma kararlarında olduğu gibi sigorta şirketi seçimi kararlarını da çeşitli faktörlere bağlı olarak verirler. Bu faktörlerin bilinmesi ve şirket seçimindeki etkisinin ortaya konması hem gelişme potansiyeli olan sigorta sektörü hem de ülke ekonomisi için önem arz etmektedir.Bu çalışmada kurumsal müşterilerin sigorta şirketi seçimini etkileyen faktörlerin belirlenmesi ile bir taraftan sigorta hizmeti almak isteyen kurumsal müşteriler için rehber olacak bilgiler sunulurken diğer taraftan sigorta şirketlerine kurumsal müşterilerin şirket seçiminde üzerinde durdukları noktalar hakkında bilgi sağlanmıştır.Kurumsal müşterilerin şirket seçiminde üzerinde durdukları faktörleri belirlemek amacıyla nitel araştırma yapılmış ve yapılan içerik analizi ile kurumsal müşterilerin sigorta şirketi seçimine etki eden faktörler; güvenilirlik, fiyat, şirketlerin ödeme yapma davranışları, şirketin bilinirliği, sigorta şirketinin finansal gücü, şirket temsilcisinin; tanıdık olması, kolay ulaşılması, poliçe detaylarını bilmesi, imajı ve statüsü olarak belirlenmiştir.
Şâfiîlerde mezhep içi tercih ve usûlü
Şâfiî mezhebinde mezhep içi tercih işleyişini konu edinen bu çalışma giriş, sonuç ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın konusu, amacı, kaynakları ve yöntemi ele alınmıştır. Bunun yanı sıra çalışmayla ilgili olan gerek Türkçe gerekse Arapça literatür hakkında detaylı bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Mezhep içi tercihin mahiyetini ortaya koymayı hedefleyen birinci bölümde öncelikle mezhep içi tercihin tanımı, çeşitleri, başlangıcı ve sürekliliği incelenmiştir. Daha sonra ise tercihin unsurları, konusu, amacı ile tercih sebepleri ve diğer fıkhî istidlâl yöntemleriyle olan ilişkisi irdelenmiştir. İkinci bölümde mezhep içi tercihin gerekliliği ve râcih görüşün bağlayıcılığı meselesi müçtehit müftî, mukallid müftî ve müsteftî açısından ayrı ayrı incelenerek konunun daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır. Üçüncü bölümde mezhep içi tercih usûlünün mahiyeti; konusu, gayesi ve muhatabı çerçevesinde ele alınmıştır. Özellikle bu usûlün konusu içerisinde yer alan şahıs ve eser merkezli tercih ilkeleri ayrı bir öneme sahiptir. Zira şahıs merkezli tercihte başta İmam Şâfiî'nin farklı kavilleri ile mezhebe mensup diğer müçtehitlerin farklı görüşleri arasında uygulanacak tercih kriterleri önem arz etmektedir. Eser merkezli tercih ilkelerinde de aynı durum söz konusudur. Çalışmanın sonuç kısmında ise ulaşılan tespitler ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Şâfiî Mezhebi, Tercih, Mezhep İçi Tercih, Mezhep İçi Tercih Usûlü
İmam hatip liselerini tercih eden öğrenci ve velilerin beklentileri ve bu beklentilerin karşılanma düzeyi (İstanbul/Pendik örneği)
İmam Hatip Liselerini Tercih Eden Öğrenci ve Velilerin Beklentileri ve Bu Beklentilerin Karşılanma Düzeyi (İstanbul/Pendik Örneği) Hz. Peygamber döneminde mescidin din eğitiminin merkezi olması vasfı daha sonraki dönemde İslam coğrafyasının genişlemesi, farklı kültürlerle temas, yaşanan siyasi ve sosyal olaylardan sonra genel olarak medreselere geçmiştir. Asırlarca eğitim faaliyetlerinin sürdürüldüğü merkezler olan medreselerin Batıda değişen ve hızla ilerleyen gelişmelere ayak uyduramamaları, XIX. yüzyılda yanı başlarında Batı tarzı yeni eğitim müesseselerin açılmasına sebep olmuştur. Fen ve teknik ilimlerinin okutulduğu bu yeni okullarla beraber bir asra yakın varlıklarını devam ettiren medreseler, cumhuriyetin ilanıyla beraber ilga edilmiştir. Ancak 1920'li yılların hemen başında toplumun din eğitimi ihtiyacını giderme maksadıyla İmam Hatipler açılmıştır. Kurulduğu günden itibaren kısır ideolojik ve siyasi tartışmaların merkezine oturtulan bu okullar zaman zaman bazı olumsuzluklar yaşasalar da sayılarını arttırarak günümüze kadar varlıklarını devam ettirmişlerdir. Toplum tarafından benimsenen ve din eğitimi açısından bir ihtiyaç olarak görülen bu kurumları sığ tartışmalardan kurtarmak, eğitim-öğretim açısından geliştirmek, çağın ihtiyaçlarına cevap verebilecek müesseseler haline getirmek için gayret sarf etmek gerekmektedir. Biz bu çalışmamızda, İmam Hatip Liselerinin her yönüyle gelişmesi ve muhatapları olan öğrenci ve velilerin beklentilerine, ihtiyaçlarına cevap verebilmesi, eğitim kalitesinin arttırılması, bu okulları tercih eden öğrenci ve velilerinin beklentilerinin tespit edilmesi ve bu beklentilerin hangi düzeyde karşılanıp muhatapların ne ölçüde memnun edildiklerinin belirlenmesi maksadıyla betimsel tarama yöntemini kullanarak konuyu ele almaya çalıştık. Çalışmada, okulun genel yapısı, idare ve öğretmenlerin öğrencilere yaklaşımları, öğrenme ortamları ve okulun fiziki yapısıyla ilgili 48 maddede beklentileri, 23 madde ile de bu beklentilerin karşılanma düzeylerini tespitine yönelik likert tipli anket uygulaması yapılmıştır. Öğrenci ve velilerin görüşleri SPSS programında çeşitli değişkenlerle ele alınarak tablolarla betimlenmiştir. Okulların genel yapısı, idare ve öğretmenlerin yaklaşımları, öğrenme ortamı ve okulun fiziki yapısı ile ilgili iyileştirmeler yapılmasına ilişkin yüksek düzeyde beklentide olan öğrenciler, bu beklentilerin karşılanma düzeyi açısından orta düzeyde bir memnuniyet algısına sahiptirler. Buna karşın velilerin beklentilerinin karşılanma düzeyi yüksek çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Beklenti, Eğitim, İmam Hatip Lisesi, Öğrenci, Veli, Memnuniyet Düzeyi
Lise öğrencilerinin turizm eğitimini tercih nedenlerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Turizm endüstrisinde her geçen yıl artan turist sayıları, turizmi ülkeler eko-nomisinde vazgeçilmez bir yere getirmiştir. Bu vazgeçilmezliğin en önemli nedenleri arasında, turizmin ülkelere döviz girdisi sağlaması ve istihdama olan katkısıdır. Tu-rizm endüstrisinde faaliyet gösteren birçok işletmenin bulunması, turizm endüstrisin-de rekabetinde zorlu şartlarda gerçekleşmesine neden olmaktadır. Böyle zorlu şartlar-da gerçekleşen rekabet ortamında, kaliteyi yakalamanın en önemli unsuru, insan fak-törüdür. Tezin amacı; konaklama ve seyahat hizmetleri, yiyecek içecek hizmetleri öğ-rencilerinin turizm eğitimini tercih nedenlerinin belirlenerek turizm eğitim-öğretiminde kalitenin sürdürülebilirliğinin sağlanmasıdır. 30 sorudan oluşan ankette sorular 5'li likert tipine göre hazırlanmıştır. Turizmin sosyal olanakları, gelir düzeyi, öğrenci yete-nekleri ve çalışma koşullarına yönelik öğrenci görüşlerini ve katılımcı demografik özelliklerini belirlemeye yönelik hazırlanan soruların yorumlanması yapılmıştır. Hazır-lanan anket, 2021-2022 eğitim öğretim yılı içerisinde Nevşehir, Şanlıurfa ve Kahra-manmaraş illerinde lise düzeyinde konaklama ve seyahat hizmetleri ve yiyecek içecek hizmetleri eğitimi alan toplam 500 öğrenci üzerinde uygulanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Katılımcıların yüzde 71,2'si erkekler; 28,8'ini ise bayanlar oluşturmuştur. Katılımcıların 48,8'i herhangi bir turizm deneyimi bulunma-maktadır. Bu duruma Kovik-19 pandemisinin etkili olduğu söylenebilir. Katılımcıların %65,2'si üniversite eğitimlerini turizm alanında devam ettirmek istemektedir.
Uluslararası ilişkiler disiplininde rasyonel tercih yaklaşımı: Kuram, yöntem, uygulama
Uluslararası ilişkiler konularına her geçen gün artan ilgi, halen çok yeni bir akademik disiplin olan ve büyük ölçüde interdisipliner bir karaktere sahip Uluslararası İlişkiler disiplininde yapılan çalışmaların yöntemsel boyutunun da ön plana çıkmasına sebep olmaktadır. Çünkü yeni doğan bir disiplin için yapılması gereken en önemli iki şeyden birisi disiplinin çalışma alanlarının belirlenmesi iken, diğeri de bu alanların nasıl çalışılacağının belirlenmesidir. Yirminci yüzyılın ortalarından bu yana ekonomi bilimi başta olmak üzere politika ve uluslararası ilişkiler konularında da etkili olan rasyonel tercih yaklaşımı, Uluslararası İlişkiler disiplinine yöntemsel anlamda önemli bir perspektif kazandırmıştır. Özellikle Soğuk Savaş sırasında dış politika analizi ve strateji konularında önemli analizlerin yapılmasına imkan veren bu yaklaşım, pozitivist varsayımların ciddi eleştirilerle karşılaştığı günümüz dünyasında halen önemini korumaktadır. Fakat Türkiye'de siyaset bilimciler tarafından neredeyse hiç çalışılmayan, literatürde yer bulmayan bu yaklaşımı Türkçe okumak ve anlamak için kaynak sayısı çok sınırlıdır. Bu durum Türkçe literatür için önemli bir eksikliktir. Bu sebeple bu çalışmanın amacı Uluslararası İlişkiler disiplininde yönteme ilişkin tartışmaları analiz etmek, uluslararası ilişkilerde rasyonel tercih uygulamalarının niteliğini ortaya koymak ve yaklaşımın Uluslararası İlişkiler disiplinindeki yeri ve analiz gücünü tartışmaya çalışmaktır. Çalışmanın ortaya attığı tez, özellikle Türkçe literatürde neredeyse hiç yer bulmayan Uluslararası İlişkiler disiplininde rasyonel tercih yaklaşımı ve modellerinin disiplin için önem taşıdığı ve çok farklı kuramsal ve alansal çalışmaların analizinde etkili olduğudur. 1950'lerden bu yana uluslararası literatürde yayınlanmakta olan ve her geçen gün çoğalan çalışmalar bunun en önemli göstergesidir. Bu çalışmaların Türkçe literatürde de yer bulması ve yaklaşımın Türkiye'deki Uluslararası İlişkiler disiplini üyeleri tarafından tanınması; disiplinin ve disiplindeki öğrencilerin gelişimi açısından önem taşımaktadır.