Beden eğitimi ve spor yüksekokulları
Bu konu başlığı altında 115 tez
Spor Bilimleri öğrencilerinin duygusal öz farkındalık düzeyleri, duygu düzenleme becerileri ve yaşam doyumlarının incelenmesi
Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın temel amacı; spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin duygusal öz farkındalık becerileri, duygu düzenleme becerileri ve yaşam doyum düzeylerini incelemek ve bu üç değişken arasındaki ilişkiyi çeşitli demografik ve spora ilişkin özellikler açısından değerlendirmektir. Ayrıca katılımcıların yaşam doyumu ve duygu düzenleme düzeylerinin cinsiyet, bölüm, spor branşı, sporculuk düzeyi, spor yaşı, spora başlama yaşı, fiziksel ve ruhsal hastalık geçmişi ile ilaç kullanımı gibi değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini Trakya Üniversitesi Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Bu araştırmada, katılımcıların duygusal öz farkındalık düzeyleri, duygu düzenleme becerileri ve yaşam doyumlarını belirlemek amacıyla dört farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla Sporcu Bilgi Formu, Duygusal Öz Farkındalık Ölçeği, Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği'dir. Ölçeklerin uygulama aşaması online ortamda bireysel olarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Betimleyici istatistiklerin yanı sıra tek yönlü varyans analizi (ANOVA), bağımsız örneklem t-testi ve çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, duygusal öz farkındalık düzeyleri duygu düzenleme becerilerinin %28,3'ünü, yaşam doyumunun ise %9,2'sini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Duygu düzenleme becerileri ise yaşam doyumunun %19,5'ini açıklamaktadır. Demografik değişkenler açısından, cinsiyet, sporculuk düzeyi, spora başlama yaşı ve branş yılı gibi değişkenlerin anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Buna karşın, ruhsal hastalık ve ilaç kullanımı gibi değişkenler yaşam doyumu ve duygu düzenleme becerileri üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Sonuç: Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu, duygu düzenleme becerileri ve duygusal öz farkındalıklarının çeşitli demografik ve sportif değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Bulgular ışığında, hem yaşam doyumu hem duygu düzenleme becerileri hem de duygusal öz farkındalıkları açısından belirli değişkenlerin anlamlı farklılıklar yarattığı, bazı değişkenlerin ise etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Bu bulgular, genç yetişkinlik döneminde olan üniversite öğrencilerinin psikososyal iyi oluşlarının birçok faktörden etkilendiğini göstermektedir. Yaşam doyumu düzeylerine bakıldığında, genel ortalamanın orta düzeyin üzerinde olduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgu, öğrencilerin yaşamdan genel anlamda memnun olduklarına işaret etmektedir. Ancak bu memnuniyet düzeyinin çeşitli bireysel ve çevresel faktörlerden etkilenmekte olduğu da belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Duygu düzenleme, yaşam doyumu, duygusal öz farkındalık.
BESYO öğrencileri ile diğer fakültelerde okuyan öğrencilerin egzersiz bağımlılığının incelenmesi
Bu araştırmada Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu (BESYO) öğrencileri ile Diğer Fakültelerde (DF) öğrenim gören öğrencilerin egzersiz bağımlılığı (EB) düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki tüm üniversiteler örneklemini ise Siirt Üniversitesinde BESYO ile diğer fakültelerde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, birinci kısımda araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, ikinci kısımda Tekkurşun Demir ve ark. (2018) tarafından geliştirilen Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği (EBÖ) kullanılmıştır. Veriler SPSS 25.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Katılımcıların kişisel özelliklerini tespit etmeye yönelik tanımlayıcı istatistikler ve frekans dağılımları hesaplanmıştır. Verilerin normallik dağılımını belirlemeye yönelik yapılan Kolmogorov Smirnov testi sonucu parametrik test varsayımlarının sağlanmadığı bunun sonucunda ikili değişkenler için Mann Whitney U Testi ikiden fazla değişkenler için Kruskal Wallis H Testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların egzersiz bağımlılığı tanımlayıcı değerlerine bakıldığında hem BESYO öğrencilerinin (x̄=52,2430) hem de diğer fakülte öğrencilerinin (x̄=55,2470) bağımlı grupta olduğu görülmektedir. Beden eğitimi öğrencilerinin ( x̄=22,3347) ve diğer fakülte öğrencilerinin aşırı odaklanma ve duygu değişimi alt boyutu puanının az riskli grupta olduğu (x̄=23,3825); bireysel-sosyal ihtiyaçların ertelenmesi alt boyutunun hem BESYO öğrencilerinin (x̄=16,4343) hem de diğer fakülte öğrencilerinin (x̄=17,0000) normal grupta olduğu, tolerans gelişimi ve tutku alt boyutun da hem BESYO öğrencilerinin (x̄=13,4741) hem de diğer fakülte öğrencilerinin (x̄=14,8645) normal grupta olduğu görülmektedir. Diğer fakülte öğrencileri ile yaş değişkeni arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, BESYO öğrencilerinin EB ile yaş değişkeni arasında tolerans gelişimi ve tutku alt boyutunda (p<0.05), diğer fakülte öğrencilerinin egzersiz bağımlılığı ile cinsiyet değişkeni arasında yapılan analiz sonucu kadınlar lehine tolerans gelişimi ve tutku alt boyutunda anlamlı farklılık olduğu fakat BESYO öğrencilerinde anlamlı farklılık yoktur. EB ile ailenin gelir durumu değişkeni arasında yapılan analiz sonucu tolerans gelişimi ve tutku alt boyutu dışında ölçek genel puanı ve diğer alt boyutlarda, EB düzeyleri ile fakülte değişkeni arasında yapılan analiz sonucu bireysel-sosyal ihtiyaçların ertelenmesi alt boyutu dışında diğer tüm değişkenlerde, EB ile sınıf düzeyi değişkeni arasında yapılan analiz sonucu ölçek toplamı ve tüm alt boyutlarda, EB düzeyleri ile sporcu lisansı olup olmama değişkeni arasında yapılan analiz sonucu tüm değişkenlerde, egzersiz bağımlılığı ile haftalık spor yapma sıklığı değişkeni arasında yapılan analiz sonucu ölçek toplamı ve tüm alt boyutlarda, EB ile günlük spor yapma süresi değişkeni arasında yapılan analiz sonucu ölçek toplamı ve tüm alt boyutlarda, EB ile spor yapma amacı değişkeni arasında yapılan analiz sonucu aşırı odaklanma ve duygu değişimi ve bireysel-sosyal ihtiyaçların ertelenmesi boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Öğrenci, Bağımlılık, Egzersiz Bağımlılığı.
Bireysel ve takım sporu yapan beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin duygusal zeka ve prososyal davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma bireysel ve takım sporları ile uğraşan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında öğrenim görmekte olan üniversite öğrencilerinin duygusal zeka düzeyleri ile prososyal davranış düzeyleri arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında öğrenim görmekte olan beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü, antrenörlük bölümü ve spor yöneticiliği bölümü öğrencilerinden oluşmaktadır. Yapılmış olan araştırma 542 üniversite öğrencisinin gönüllü katılım ile gerçekleştirilmiş olup veri toplama aşamasında Schutte ve ark (1998) tarafından geliştirilen ve Tatar, Tok, Saltukoğlu (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan "Gözden Geçirilmiş Scuhutte Ölçeği", Carol ve Randall (2002) tarafından geliştirilen Kumru ve ark (2004) tarafından uyarlanan "Olumlu Sosyal Davranış Ölçeği" ve yedi sorudan oluşan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde gruplar arasında fark olup olmadığını belirlemek için TTesti analiz yöntemi, üç ve üzeri grup karşılaştırmasında ise Tek Yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularında cinsiyete göre duyguları kullanma ve iyimserlik/ruh hali alt boyutlarının anlamlı farklılaştığı tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkenine göre kamusal olumlu sosyal davranış, gizil olumlu sosyal davranış, acil olumlu sosyal davranış, duygusal olumlu sosyal davranış, itaatkar olumlu sosyal davranış ve ölçek toplamında anlamlı düzeyde farklılık tespit edilmiştir. Spor türü değişkeninde ise itaatkar olumlu sosyal davranış alt boyutunda anlamlı fark edilmiştir. Sonuç olarak, duygusal zeka özellikleri ile olumlu sosyal davranış özellikleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişkiler görülmüştür. Bu sonuç üniversite öğrencilerinin duygusal zekalarının artmasının orta düzeyde olumlu yönde olumlu sosyal davranışları etkilediğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Bireysel Spor, Takım Sporu, Duygusal Zeka, Olumlu Sosyal Davranış
Dijital hikâye anlatımı ile kapsayıcı eğitim bağlamında beden eğitimi öğretmen eğitimi: Bir eylem araştırması çalışması
Bu eylem araştırmasında, dijital hikâye anlatımının (DHA) beden eğitimi öğretmen adaylarının kapsayıcı eğitim bağlamında mesleki gelişimlerine katkısı incelenmiştir. Ayrıca, beden eğitimi öğretmen adaylarının oluşturdukları dijital hikâyelerin öğretmen eğitimcileri tarafından nasıl alımlandığını keşfedilmiştir. Bu amaçla araştırmaya 28 haftalık bir müdahale programına gönüllü 6 beden eğitimi öğretmen adayı ve onlarla çalışan 4 öğretmen eğitimcisi katılmıştır. Bu araştırmada nitel bir yaklaşım benimsenmiştir. Veriler, öğrenme topluluğundaki yarı yapılandırılmış odak grup görüşmelerinin ardından edinilen seslerin kayıtları alınarak, DH'lerin metinleri deşifre edilerek ve alandaki gözlem notları tutularak toplanmıştır. Veri setinin analizi için tematik analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları, DHA'nın dâhil edilmesiyle öğretmen adaylarının kapsayıcı eğitimin bileşenlenlerini kendi deneyimleri üzerinden anlamalarının ve okullardaki uygulamalarını daha kapsayıcı hâle getirmenin değerini, görev sorumluluklarını fark etmelerinin mümkün olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda öğretmen adaylarının kapsayıcı eğitimi, mesleklerinin özü olan hareket ile kendilerinin bağımlı ve bağımsız yaşam kalitesi olarak ortaya koydukları alanlarda sunabilecekleri katkıları anlamlandırabildikleri görülmektedir. Ayrıca DHA'nın dâhil edilmesi, öğretmen adaylarının dinlenmesini sağlayarak üniversitede aldıkları eğitimin daha kapsayıcı olmasına katkıda bulunmaktadır. DHA ile kapsayıcı eğitim olarak özetlenebilecek bu uygulamanın hem öğretmen eğitimcilerinin kendi uygulamaları üzerine yansıma yapması hem de öğretmen adaylarının sesinin duyulması açısından eylem araştırmasının odağında olan "Kendi uygulamalarımızı nasıl değiştirebiliriz?" sorusuna özgün cevapları ortaya çıkardığı söylenebilir. Diğer yandan öğretmenlerin profesyonel sermayelerine vurgu yapan Hargreaves, A., & Fullan, M. (2012), derslerdeki başarı ve kanıtın öneminin yanında standart testlerde gösterilen beceri artışının ölçülmesi hiçbir zaman öğretmenin asıl büyüsü olan çocukların neşeyle sınıfa gelmesi, onların yaşamlarının geri kalanı için edinecekleri ilgi alanları ile buluşması ve zora düştüklerinde onları ayağı kaldırması hikmet ve görkeminin önüne geçmemesi gerektiğini ifade etmektedir(Hargreaves, A., & Fullan, M. ,2012, S.10). Yazarlara göre asıl sorun olan kanıtların kullanılması değil ama sayısal veri, teknolojik araç, gereç ve dar bakışlı test odaklı hedef takıntısının getirdiği işlevsizliktir. Asıl işlevsel olan ise tüm öğrenciler için öğrenme ve başarıyı geliştirmek, onların refahlarını ve karakterlerini geliştirmek ve avantajlı olanlar ile dezavantajlı sosyal geçmişe sahip olanlar arasındaki farkı kapatmaktır (Hargreaves, A., & Fullan, M. ,2012, S.13). Öğretmenin standart eğitimden ziyade öğrencilerin bireysel farklılıklarının farkında olarak dahil edilmesinde etkili olabilmesi için öğretmen eğitimi sırasında özellikle dezavantajlı öğrencilerin dahil edilmesiyle ilgili yenilikçi yaklaşımlar ile tanışmasının, kendi çözümlerini üretmesinin önemli olduğu söylenebilir. Aynı zamanda Hargreaves, A., & Fullan, M. (2012)' öğretmenleri ve öğretimi geliştirmek için öğretmenlerin içinde bulunduğu koşulları ve parçası oldukları topluluk ve kültürlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade etmektedir (Hargreaves, A., & Fullan, M. ,2012, S.45). Bu yüzden bu araştırma kapsamında güven ortamı oluşturarak deneyimlerin anlatılması ve anlatılan deneyimlerin daha geniş çevrelerle paylaşılmasına imkan tanıyan atölye temelli Dijital Hikaye Anlatımı aday öğretmenlerin ve öğretmenlerin içinde bulundukları kültürlerin iyileştirmesine katkıda bulunmak amacıyla yenilikçi, yaratıcı ve güçlendirici bir yaklaşım olarak kullanılması planlanmaktadır. Bu sayede aday öğretmenler dezavantajlı grupların yaşam kalitelerinin iyileştirilmesi için yalnızca bireysel bilgi edinmekle kalmayacak aynı zamanda aktif yaşam yoluyla yaşam kalitesinin iyileştirilmesinde bir değişim elçisi olarak hikayelerini daha geniş çevrelerle paylaşıp kültürel dönüşüme öncülük edebileceklerdir. Bu kapsamda araştırmanın amacı, öğretmenlerin ve aday öğretmenlerin bireylerin farklılarını göz önünde bulunduracak şekilde dijital hikâyeleriyle aktif kaliteli yaşamı nasıl anlamlandırdığını incelemektir.
Eğitim fakültesi ve spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin depresyon ve motivasyon bilgi düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada spor bilimleri ve eğitim fakültesi öğrencilerinin depresyon ve motivasyon bilgi düzeyleri karşılaştırılmış ve sonuçlar ortaya konulmuştur. Araştırmanın evrenini 2016-2017 eğitim öğretim yılında Uşak Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi ve Eğitim Fakültesi öğrencileri olmak üzere toplamda 259 öğrenci tesadüfî (random) metodu ile belirlenmiştir. Yapılan anket çalışmasında elde edilen veriler SPSS 13.0 istatistik programı yardımıyla analiz edilerek değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik durumlarının belirlenmesinde frekans (f), öğrencilerin kendileriyle ilgili depresyon algılarının motivasyonlarına etkisini ölçmek için korelasyon analizi uygulanmıştır. Öğrencilerin depresyon algıları ve motivasyon durumları ile ilgili görüşlerinin demografik özelliklerine göre fark gösterip göstermediğinin belirlenmesinde t testi ve tek yönlü anova testi uygulanmıştır. Öğrencilerin depresyon algıları ile motivasyon düzeyleri arasında nasıl bir ilişki olduğunu belirlemek için Pearson Korelasyonu yapılmıştır. Öğrencilerin depresyon algıları ile ilgili sorulara verdikleri cevapların ortalamaları ort=1,49 olarak belirlenmiştir. Buna göre araştırmaya katılan öğrencilerde genel olarak depresyon belirtileri görülmemiştir. Depresyon ölçeğinin sorularına tek tek bakıldığı zaman yalnızca bir soruda düşük düzeyde depresyon algısı görülmüştür. Altıncı maddede"Bazı şeyler için cezalandırılabileceğimi hissediyorum"şeklinde sonuç ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin depresyon algıları için beden eğitimi spor öğretmenliği bölümü öğrencileri ile spor yöneticiliği ve eğitim fakültesi öğrencileri arasında anlamlı fark olduğu görülmektedir. Ortamalar arası farklara bakıldığında beden eğitimi spor öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğrencilerin depresyon algıları spor yöneticiliği ve sınıf öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğrencilere göre anlamlı bir şekilde daha düşük bulunmuştur. Öğrencilerin depresyon algıları ile motivasyon düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek için yapılan korelasyon analizleri sonucunda, öğrencilerin depresyon algıları ile genel motivasyon algıları, motivasyonun içgüdüsel süreç boyutu, araçsal boyutu, dış benlik kavramı boyutu, içsel benlik kavramı boyutu arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Sadece öğrencilerin depresyon algıları ile hedef içselleştirme boyutu arasında çok düşük düzeyde bir negatif korelasyon bulunmuştur. Buna göre öğrencilerin depresyon algıları düştükçe hedef içselleştirme boyutunda motivasyonları çok düşük düzeyde bir artış göstermektedir.
COVİD-19 pandemi sürecinde beden eğitimi ve spor yüksek okulu öğrencilerinin e-öğrenmeye yönelik tutumlarının incelenmesi (vakıf üniversitesi örneği)
Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin Covid-19 pandemi döneminde uzaktan eğitim sürecine e-öğrenmeye etki eden (cinsiyet, yaş, maddi durum, bölüm, sınıf, bilgisayara sahip olma, internet erişimine sahip olma, bilgisayar ve internet kullanma durumu, günlük ortalama kaç saat internet ve bilgisayar kullanma durumu, interneti hangi amaçla kullanma durumu, hangi yöntemle daha iyi öğrenme durumu) çeşitli değişkenlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, İstanbul Gelişim Üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda öğrenim gören gönüllülük esası ile seçilmiş 302 kadın ve 411 erkek olarak toplam 713 öğrenciden oluşturmaktadır. Araştırmamızda nicel araştırma modellerinden tarama yöntemi kullanılmıştır.Araştırmada, kişisel bilgi formu ve e-öğrenmeye yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların kişisel bilgi formu ve e-öğrenmeye yönelik tutum ölçeği elektronik ortama aktarılarak katılımcıların soruları yanıtlamaları sağlanmıştır. Araştırmamızda kullanılan ölçek, Türkiye'ye uyarlanmış e-öğrenmeye yönelik tutum ölçeğidir Kişisel bilgi sayfasından ve e-öğrenmeye yönelik tutum ölçeğinden elde edilen veriler, IBM SPSS 25.0 yazılım paket programına girilmiş ve program aracılığıyla analiz edilmiştir. Veriler normal dağılım göstermemektedir. Araştırma amacıyla oluşturulan hipotezlerin istatistiksel bir süreç olarak test edilmesinde Mann Whitney U ve Kruskal Wallis-H analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, Beden Eğitimi ve Spor yüksekokulu öğrencilerinin e-öğrenmeye yönelik tutumlarında cinsiyet, yaş, maddi durum, sınıf, bilgisayara sahip olma, internet erişimine sahip olma, bilgisayar ve internet kullanma düzeyleri, kullanım sürelerine ve öğrenme yöntemine göre arasında anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Bölüm, kulanım amaçlarına (internet, bilgisayar) arasında anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmamıştır.
COVID-19 pandemi sürecinde beden eğitimi ve spor yüksek okulu öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesi (İstanbul Gelişim Üniversitesi örneği)
Bu çalışma, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin Covid-19 pandemi sürecinde fiziksel aktivite düzeylerinin, 'cinsiyet, yaş, vücut ağırlığı, boy, sınıfları, nerede yaşadığı, aylık gelirleri, dış görünüşü, aktivite yapıp yapmama durumu' gibi çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için, 2020-2021 eğitim-öğretim yılı İstanbul Gelişim Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda, eğitimlerine devam eden 1.sınıf, 2.sınıf, 3.sınıf ve 4.sınıflarında okuyan kadın ve erkek olmak üzere toplam 434 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri için, "Uluslararası Fiziksel Aktivite Değerlendirme Anketi Uzun Formu (IPAQ), sosyo-demografik bilgiler için, "Kişisel Bilgi Formu" uygulatılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS paket programı kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda cinsiyete göre fiziksel aktivite düzeyinin erkek öğrencilerde daha fazlayken sınıf değişkenine göre incelendiğinde Yürüme, Orta şiddetli, Şiddetli ve Toplam fiziksel aktivite düzeyi 4 sınıf öğrencileri lehine fazla olduğu bulunmuştur. 1. Sınıfların okula ilk başladıklarında arkadaş ortamından etkilenerek spor yapma isteğinde bulunmaları ve formda görünme isteklerinden dolayı 2. 3. ve 4. sınıflara göre daha aktif olmak istemeleri sebebiyle daha aktif bir yaşam tarzı benimsemiş oldukları düşünülmektedir. Sonuç olarak Pandemi kısıtlamalarında öğrencilerin düzenli fiziksel aktivite yapmanın sağlığa faydalarını açıklarken, bireysel ihtiyaçları için gençlere, fiziksel aktivitelere geniş kapsamlı katılımları için fırsatlar sağlamalıdırlar. Öğrencilerin, Fiziksel Aktivite Düzeyleri aylık toplam gelir düzeyleri değişkenine göre incelendiğinde Yürüme MET-dk./hafta, Orta şiddetli MET-dk./hafta, Şiddetli MET-dk./hafta, Toplam MET-dk./hafta öğrencilerin aylık toplam gelir düzeyleri arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır.
COVİD-19 pandemisinin beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin sınav kaygı düzeyleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı Covid-19 pandemisinin Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin sınav kaygıları üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmada Covid-19 sürecinde uzaktan eğitim alan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin bu dönemde sınav kaygılarının belirlenmesi ve uygulamalı eğitimin yoğun olduğu beden eğitimi ve spor bilimlerinde, uzaktan eğitimin öğrenciler üzerinde yarattığı etkinin ve kaygı durumunun saptanması amaçlanmıştır. Araştırma, betimsel tarama modeli olarak planlanmıştır. Anket formu hazırlanarak katılımcılara sorulmuş ve nicel veri analizi yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada kolayda örneklem yöntemi kapsamında 359 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırma veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu; demografik özelliklere yönelik sorulardan, Covid-19 pandemisine yönelik sorulardan ve Sınav Kaygısı Ölçeğinden oluşmaktadır. Sınav kaygısı algısında ifadelere yönelik tanımlayıcı istatistikler incelenmiştir. Buna göre ortalama değerlerin 2,48-3,03 arasında değiştiği görülmektedir. Bu durum araştırmaya katılan öğrencilerin sınav kaygısının orta-düşük seviyede olduğunu göstermektedir.
BESYO özel yetenek sınavlarına giren öğrencilerin anksiyete düzeylerinin değerlendirilmesi
BESYO özel yetenek sınavlarına giren öğrencilerin anksiyete düzeylerinin araştırıldığı bu çalışma, İstanbul ili evreninde spor akademilerine hazırlık kursundaki 390 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Rainer Martens tarafından geliştirilen Spor Karşılaşmaları Kaygı (anksiyete) Testi (SCAT-A) (Illinois Yarışma Anketi) kullanılmıştır. Araştırmamızda verilen temel varsayımları hesaplandıktan sonra normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Bu bağlamda çarpıklık ve basıklık, bağımsız örneklemler için T-Testi ile Tek Yönlü ANOVA istatistiksel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarımıza göre tüm öğrenciler sınav öncesi orta düzeyde anksiyete yaşamaktadır. Öğrencinin cinsiyeti, gelir durumu ve yaptığı spor türünün anksiyete üzerine herhangi bir etkisi tespit edilememiştir. Ancak öğrencinin yaşı ve geçmiş yaşantısındaki yaptığı spor süresinin uzunluğu olumlu etkide bulunarak bireyin anksiyete düzeyini azaldığı görülmektedir. Literatürde çeşitli araştırmalarda elde edilen farklı sonuçlar bu alanda ileri çalışmalar yapılması gerektiğini düşündürmektedir. Ancak, BESYO özel yetenek sınavlarına girecek öğrencilerin kaygı düzeylerinin ölçülerek kaygı durumuna göre bu kişilere destek sağlanması sınav başarılarını olumlu yönde etkilemesi beklenmektedir.
Beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin sürdürülebilir çevre tutum düzeyleri: Diyarbakır Dicle Üniversitesi örneği
Tüketici ihtiyaçları ve talepleri arttıkça, çevre ve doğal kaynaklar üzerindeki etki de artmaktadır. Çevresel bozulmanın, doğal dengede değişiklikler, iklim değişikliği, kuraklık, türlerin yok olması gibi dünyamız üzerinde kalıcı etkisi olan sonuçları vardır. Bu değişiklikler, artan nüfus ve buna bağlı olarak artan tüketici talebi ile hızlanmaktadır. Türkiye'nin çevre koruma, doğal kaynak yönetimi ve sürdürülebilir kalkınma stratejileri, ülkemizin gelecekteki ekonomik kalkınmasını engellemeyecek şekilde ele alınmalı ve öncelikli alanlar çevresel öncelikler dikkate alınarak belirlenmeli ve geliştirilmelidir. Bu bağlamda yapılan bu çalışmada beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin sürdürülebilir çevre tutum düzeyleri ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemi Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nde eğitim görmekte 293 öğrenciden oluşmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre sürdürülebilir çevre tutum düzeyinin yaş, eğitim görülen bölüm, çevreye yönelik eğitim alma durumu ve not ortalamasına göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı, fakat cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir.
Aydın Süper Amatör Liginde oynayan futbolcularda saldırganlık, öfke düzeyi ve ilişkili faktörler
Amaç: Çalışmanın amacı 2021-2022 Futbol Sezonunda Aydın Süper Amatör Ligi'nde oynayan futbolcularda saldırganlık ve öfke düzeyi ile ilişkili faktörlerin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evrenini 2021-2022 Futbol Sezonunda Aydın Süper Amatör Ligi'ndeki 2 farklı grupta yer alan 18 takımda oynayan futbolcular (n=380) oluşturmuştur. Olası kayıplar göz önünde bulundurularak %37 ekleme yapılarak örneklem büyüklüğü 137 olarak belirlenmiş ve araştırma 137 kişi ile tamamlanmıştır. Ölçek uygulamaları, 2021-2022 Futbol Sezonunda Aydın Süper Amatör Ligi'nde 2 farklı grupta mücadele eden 18 takımın antrenmanlarından 45 dakika önce yapılmıştır. Medeni durum, eğitim durumu, anne-baba eğitim durumu, gelir düzeyi, profesyonel olarak futbol oynama durumu, futbol oynanan pozisyon ve saldırganlık - öfke eylemleri nedeniyle kulüp yönetim kurulu ve ASKF Amatör Futbol Disiplin Kurulu'ndan ceza alma gibi değişkenlerden elde edilecek nitel verilere göre futbolcular saldırganlık ve öfke düzeyi açısından karşılaştırılmıştır. Sporda Saldırganlık ve Öfke Ölçeği uygulamalarından elde edilen veriler SPSS 25,0 paket programında %95 güven aralığında ve 0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Bulgular: Futbolcuların saldırganlık ve öfke düzeyi ile yaş, gelir, futbola başlama yaşı, süper amatör ligde oynama yılı, takım kaptanlığı yapma, futbol oynadığı pozisyon ve sarı kart görme durumu değerlendirmesinde anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir. Futbolcuların saldırganlık ve öfke düzeyi ile medeni durumu değerlendirmesinde evli futbolcularda; anne baba eğitim durumu değerlendirmesinde üniversite hariç, eğitim kademesi arttıkça; profesyonel futbol oynamayanlarda; daha çok sayda futbol takımı oynayanlarda; 3'den fazla kırmızı kart görenlerde saldırganlık ve öfke düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Katılımcıların öfke düzeyi ile eğitim durumu değerlendirmesinde ise eğitim düzeyi ilkokul kademesinde olanlarda öfke düzeyinin daha düşük olduğu görülmüştür. Sonuç: Futbolcuların saldırganlık ve öfke ortalamaları değerlendirmesi sonucunda öfke düzeyinin, saldırganlık düzeyine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Öfke ve saldırganlık düzeyleri normale dönen sporcular böylelikle öncelikle kendilerine, daha sonra takımlarına, genel olarak ise ülke sporuna yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Aydın Süper Amatör Lig, Futbolcu, Öfke düzeyi, Saldırganlık düzeyi.
Beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin çoklu zekâ kuramına göre zekâ alanlarının incelenmesi
Bu çalışmada temel amaç, özel yetenek sınavıyla öğrenci alan Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'ndaki Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Antrenörlük Eğitimi, Spor Yöneticiliği ve Rekreasyon bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin cinsiyet, yaş, bölüm, sınıf, genel not ortalaması, yetiştiği yerleşim yeri ve yaşamında öne çıkan spor dalı değişkenlerine göre çoklu zekâ alanlarındaki farklılaşmaların incelenmesidir. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Çalışmanın evrenini 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda öğrenim gören 766 öğrenci; örneklemini ise bu evrenden basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenen 233'ü erkek, 151'i kadın olmak üzere toplam 384 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, öğrencilerin demografik yapılarını ortaya koyan 7 soruluk kişisel bilgi formu ile McClellan ve Conti (2008) tarafından geliştirilen Multiple Intelligence Survey'in (Çoklu Zekâ Ölçeği), Babacan ve Dilci (2012) tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılan "Çoklu Zekâ Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemeleri IBM SPSS 26.0 programı kullanılarak yapılmış ve anlamlılık düzeyi (p<.05) olarak kabul edilmiştir. Dağılımın normalliğini belirlemek için çarpıklık (Skewness) ve basıklık (Kurtosis) değerleri incelenmiş her bir alt boyuta ait değerlerin -1 ile +1 aralığında olduğu ve böylelikle dağılımın normal olduğu görülmüştür. Normal dağılım gösteren verilerde ikili gruplarda Independent Sample T Testi, ikiden fazla gruplarda ise ANOVA testi uygulanmıştır. İkiden fazla gruplar arasındaki anlamlı farkın tespiti için ise Post Hoc (Tukey - LSD) testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Antrenörlük Eğitimi, Spor Yöneticiliği ve Rekreasyon bölümlerinde okuyan öğrencilerin cinsiyet, yaş ve yaşamında öne çıkan spor branşı değişkenlerinde anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir.
Beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin savunma mekanizmaları ile bilinçli farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor yüksekokulunda öğrenim gören öğrencilerin savunma mekanizmaları ile bilinçli farkındalık düzeyleri arasındaki ilişki olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın örneklemini Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören 237 katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Andrews ve ark. (1993) tarafından geliştirilen Yılmaz ve ark. (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan Savunma Biçimleri Testi (SBT-40) ve Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ), Brown ve Ryan (2003) tarafından geliştirilmiş, Özyeşil ve ark. (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ) kullanılmıştır. Anketlerden toplanan veriler SPSS 22 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler normal dağılım gösterdiği için Independent t Testi ve Tek-Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Çalışmadaki değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Yapılan analizlerde savunma mekanizmalarının alt boyutlarında immatür savunmaların, nevrotik savunmalar, olgun savunmalar ve savunma mekanizmaları ölçeğinin toplam puanları arasında pozitif yönde anlamlı zayıf bir ilişki bulunmaktadır (r:0,402; p:0.000; r:0,386; p:0.000; r:0,760; p:0.000). Bilinçli farkındalık ölçeği ile immatür savunmalar arasında negatif yönde anlamlı zayıf bir ilişki bulunmamıştır (r:-0,226; p:0.000) Bilinçli farkındalık ölçeği ile olgun savunmalar arasında ise pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (r:-0,226; p:0.000). Değişkenler incelendiğinde cinsiyet ve bölüm değişkenleri arasında herhangi bir farklılaşmaya rastlanılmamıştır (p> 0,05). Gelir değişkeni incelendiğinde ise savunma mekanizmaları ölçeğinin alt boyutlarından sadece olgun savunmalar düzeyinde düşük gelir düzeyine sahip olan öğrenci grubunun lehine bir farklılık olduğu görülmüştür (F:4,342; p:0.014). Meditasyon/yoga yapan ve yapmayanlara bakıldığında sadece olgun savunma biçiminde çok düşük düzeyde bir farklılaşma görülmüştür (p:0,049). Ölçeklerin travma değişkenine göre incelenmesinde Savunma mekanizmaları ölçeğinin alt boyutlarında travma yaşayanların travma yaşamayanlara immatür savunma biçimi kullanma düzeyleri (t=2,238: p=0,026) arasında anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Son olarak psikolojik danışmanlık hizmeti alan/almayan ve spor yapan/yapmayan katılımcılar arasında bir farklılaşma olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır (p> 0,05). Araştırma sonucunda, korelasyon analizi bulguları bilinçli farkındalık ölçeğinin, savunma mekanizmaları ölçeğinin immatür ve olgun savunmalar alt boyutlarıyla arasında düşük düzeyde ilişki bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bilinçli farkındalık ölçeği ile savunma mekanizmaları ölçeğinin toplam puanına bakıldığında aralarında herhangi bir ilişki olmadığı görülmüştür. 11 Araştırmada daha güvenilir ve geçerli sonuçlar elde edebilmek adına daha fazla öğrenci ve üniversite üzerinde çalışma yapılabilir. Literatürde savunma mekanizmaları ile sporcu bilinçli farkındalığını araştıran bir çalışma mevcut değildir. Bu konunun daha detaylı incelenmesi, sporcuların farkındalıklarının artmasını sağlayarak performanslarını olumlu yönde etkilemeleri mümkün olabilir. Anahtar Kelimeler: Bilinçli Farkındalık, Savunma Mekanizmaları, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, İmmatür Savunmalar, Nevrotik Savunmalar, Olgun Savunmalar
Beden eğitimi ve spor yüksekokul öğrencilerinin, kaynaştırma öğrencilerine karşı tutum ve öz duyarlılıklarının incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi ve spor yüksekokul öğrencilerinin, kaynaştırma öğrencilerine karşı tutum ve öz duyarlılıklarını çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Materyal ve Metot: Araştırmamıza Batman Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokul (BESYO) bünyesinde eğitim gören öğrencilerden 123'ü erkek, 103'ü kadın olmak üzere toplam 226 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerden verilerin toplanması için Aksüt ve ark., tarafından geliştirilen "Kaynaştırmaya İlişkin Görüşler" ölçeği ve Neff tarafından geliştirilen, Türkçeye uyarlama geçerlilik çalışması Akın ve ark., tarafından yapılan "Öz Duyarlılık" ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin istatistiki analizi SPSS 24.0 programı kullanılarak yapılmış,veriler normal dağıldığı için parametrik testlerden Independed Sample T testi, One-Way Anova testleri, Post-hoc testi için TUKEY HSD testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan BESYO öğrencilerin kaynaştırma öğrencilerine yönelik tutumlarının sınıf düzeyi, yaş grubu, kaynaştırma eğitimi konusunda bilgiye sahip olması, kaynaştırma eğitimi dışında özel eğitimle ilgili ders alınması, kaynaştırma öğrencisiyle çalışmış olma, ailede veya çevrede özel gereksinimli birey olması, özel gereksinimli bireylerin kaynaştırma eğitimine katılımının desteklenmesi gibi kriterlere göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Fakat cinsiyet, kaynaştırma sınıflarında staj yapılması ve daha önce kaynaştırma dersi almış olma kriterlerine göre ise anlamlı farklılıklar tespit edilmemiştir (p>0.05). BESYO öğrencilerin öz duyarlılıklarının cinsiyet, sınıf düzeyi, kaynaştırma eğitimi konusunda bilgiye sahip olması, özel gereksinimli bireylerin kaynaştırma eğitimine katılımının desteklenmesi gibi kriterlere göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05).Yaş grubu, daha önce kaynaştırma dersi almış olma, kaynaştırma eğitimi dışında özel eğitimle ilgili ders alınması, kaynaştırma sınıflarında staj yapılması, kaynaştırma öğrencisiyle çalışmış olma, ailede veya çevrede özel gereksinimli birey olması kriterlerine göre ise anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Sonuç: Yapılan araştırmalar sonucunda BESYO öğrencilerin kaynaştırma öğrencilerine yönelik tutumlarının kaynaştırma öğrencileriyle yakından ilgili olmaları durumunda arttığı, yaş ve sınıf düzeyi arttıkça tutumun arttığı, kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha duyarlı olduğu, kaynaştırma konusunda eğitim alanların duyarlılıklarının daha fazla olduğu ve sınıf düzeyi arttıkça öz duyarlılıkların arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: BESYO, Öz Duyarlılık, Kaynaştırma, Tutum
Beden eğitimi ve spor öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları ve akademik öz yeterlilik düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada "Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni Adaylarının Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutumları ve Akademik Öz Yeterlilik Düzeylerinin İncelenmesi (Orta Karadeniz Bölgesi Örneği)" amaçlanmıştır. Araştırma grubu 18-35 yaş arasında olan 3. sınıflarda 248 öğrenci ve 4. sınıflarda ise 156 öğrenci olmak üzere toplam sağlıklı ve gönüllü 404 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama işlemlerinde 11 sorudan oluşan kişisel bilgi formu, akademik öz yeterliliklerini ölçmek için Ekici (2012) tarafından geliştirilen "Akademik Öz-Yeterlik (AÖY)" ölçeği ve Öğretmenlik mesleğine yönelik tutum düzeyini ölçmek için Ünver ve ark. (2008) tarafından geliştirilen "Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği (ÖYTÖ)" kullanılmıştır. Bağımsız grupların karşılaştırılmasında Independent Samples t testi, bağımsız ikiden fazla grup için ise tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA) ve Tukey HSD düzeltme testi kullanıldı. Sayısal değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Pearson Korelasyon Katsayısından yararlanıldı. İstatistiksel işlemler için bilgisayar destekli veri çözümleme programı SPSS 21.0 programı kullanıldı ve sonuçlar p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Sınıflara göre AÖY ve ÖYTÖ karşılaştırılmasında bilişsel, sosyal ve teknik boyutlarda 4. sınıfların daha yüksek puan almalarına rağmen sadece sosyal boyut düzeyinde anlamlı bir farklılık (p<0.05) bulunmuştur. Cinsiyete göre ve düzenli spor yapmalarına göre her iki düzeyde de anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yaşa göre AÖY ve ÖYTÖ karşılaştırılmasında ise bilişsel boyutta anlamlı düzeyde bir ilişkinin olduğu görülmüştür (p<0.046). İllere göre AÖY ve ÖYTÖ karşılaştırılmasında bilişsel ve sosyal boyutta anlamlı bir ilişki olmamasına rağmen, teknik boyutta (p<0,039) ve ÖYTÖ parametrelerinde (p<0.000) anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmiştir. AÖY ile ÖYTÖ arasındaki ilişkinin karşılaştırılmasında AÖY anketinin bilişsel boyutunun sosyal ve teknik boyutlar ile arasında pozitif orta düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür. ÖYTÖ ile ders başarısı arasında pozitif orta dereceli bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Sonuç olarak; son sınıf öğrencilerinin kendilerini daha yeterli gördükleri, özgüvenlerinin daha yüksek olduğu ve yaş ilerledikçe bilişsel olarak daha da geliştikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Akademik öz yeterlilik, öğretmenlik mesleğine yönelik tutum, beden eğitim ve spor öğretmenliğ
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin üniversitelerinin örgütsel imajına ilişkin algıları
Bu çalışma Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin kendi üniversitelerine dair örgütsel imaj algılarını araştırmak amacı ile yapılmıştır. Araştırma; yaş ortalaması 21,01±2,24 olup katılımcılar 150 kadın 336 erkek Spor Bilimleri Fakültesi öğrencisinin katılımı ile gerçekleşmiştir. Araştırmada kişisel bilgi formu ve "Üniversite Öğrencileri için Örgütsel İmaj Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Cerit (2006) tarafından geliştirilmiş olan "Üniversite Öğrencileri için Örgütsel İmaj Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek "Akademik Çevre", "Fiziksel ve Sosyal Çevre" ve "Toplumsal Algılama" olmak üzere toplam üç alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçek 5'i, likert tipi 20 sorudan oluşmaktadıe ve Cronbach alfa katsayısı ,9042'dir. Elde edilen veriler analiz edildiğinde; örgütsel imaj ölçeğine ve alt boyutlarına ait algıların cinsiyet, aktif spor yapma durumu, spor türü, anne baba eğitimi, millilik ve yaşa göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların bölümleri, sınıf düzeyleri ve kardeş sayıları ile örgüsel imaj puanları analiz edildiğinde; gruplar arası anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. 1 ve 2-3 kardeş olanların örgütsel imajlarının 6 kardeşli olanlara göre daha yüksek olduğu, bölüme göre akademik çevre alt boyutunda en fazla puanın spor yöneticiliği öğrencilerinin en düşük ise antrenörlük öğrencilerinin aldığı tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre; bölüm ve kardeş sayısı ile fiziksek ve sosyal çevre, toplumsal algılanma alt boyutları, örgütsel imaj genel ölçeği arasında negatif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; Hitit Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin üniversitelerine yönelik örgütsel imaj algılarının olumlu yönde olduğu söylenebilir.
Afyon Kocatepe Üniversitesi BESYO ve Eğitim Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin serbest zaman tatmin düzeyleri ve sosyal medya kullanım düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin serbest zaman tatmin düzeyleri ile sosyal medya kullanım düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini BESYO ve Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 470 öğrenci oluşturmaktadır. Elde edilen verilere göre, Katılımcıların %38,51'i boş zamanlarında spor yaptığını ifade ederken, %7,87'si enstrüman çaldığını, %4,47'si resim yaptığını ve %3,40'ı futbol oynadığını ifade etmiştir. Katılımcıların en çok tercih ettikleri sosyal medya uygulamaları %92,77 ile Whatsapp, %91,91 ile Instagram ve %88 ile Youtube olmuştur. En az tercih edilen uygulamalar ise Foursquare (%1,49) ve Vine (%1,49) olmuştur. Yapılan karşılaştırma analizleri sonuçlarına göre, cinsiyet, bölüm, fakülte, yerleşim yeri, Günlük Ortalama Boş Saat Süresi, Sosyal Medya Kullanma Durumu, Sosyal Medyayı Günlük Kullanma Süresi, Boş Zamanları Verimli Kullanma Durumu bakılından istatistiksel olarak önemli farklılıklar belirlenmiştir. Bunların aksine, yaş, sınıf, Boş Zamanlarda Zevkle Geçirebilecek Kişisel Beceri, Puanlarının Sosyal Medyayı Kullanma Süresi ve Boş Zamanların Süresini Kısıtlayan Temel Faktöre göre istatiksel olarak önemli bir farklılık saptanamamıştır. Anahtar Kelimeler: Serbest Zaman Tatmini, Sosyal Medya Bağımlılığı, BESYO, Eğitim Fakültesi
Spor örgütlerinde görev yapan personelin etik değerlere bağliliğinin kurumun örgütsel etik ıklimine ve ış performansi üzerine etkisi
Yapılan çalışmanın amacı spor örgütlerinde görev yapan personelin etik değerlere bağlılığının görev yapılan kurumun örgütsel etik iklimi ve personelin iş performansı üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bu bağlamda araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli temel alınmıştır. Araştırmanın evrenini Gençlik ve Spor Bakanlığı Taşra Teşkilatı bünyesinde çalışan personeller oluşturmaktır.
Spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin zaman perspektiflerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışma Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) öğrencilerinin zaman perspektifleri ile bazı demografik değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmanın örneklemini, 2015 yılında Türkiye'deki bazı üniversitelerde (Erzincan Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Dumlupınar Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi) eğitim öğretim gören Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencileri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Zimbardo Zaman Perspektifi Envanteri (Zimbardo ve Boyd, 1999) kullanılmıştır. Elde edilen veriler katılımcıların demografik bilgilerinin dağılımlarının belirlenmesi için frekans (f) ve yüzde (%),verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını belirlemek için Shapiro-Willk testi ve hipotezleri test etmek için Mann Whitney U, Kruskal Wallis H, ve korelasyon testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda geçmiş-olumlu dışındaki zaman perspektif boyutları ile sınıf düzeyi arasında ve Geçmiş-olumsuz dışındaki zaman perspektif boyutları ile eğitim alınan üniversiteler arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Ancak zaman perspektif boyutları ile cinsiyet, bölüm, gelir düzeyi arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin sportif başarı düzeylerinde Amatör sporcularda aynı yönde "orta", "zayıf" ve "çok zayıf" düzeyde; Profesyonel sporcularda aynı yönde "orta", "zayıf" ve "çok zayıf" düzeyde; Milli sporcularda aynı yönde "yüksek", "orta" ve "zayıf" düzeyde; Diğer sporcularda aynı yönde "orta" ve "zayıf" düzeyde zaman perspektifi alt boyutları arasında ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan Spor eğitimi alan üniversite öğrencilerinin sportif başarı düzeyleri olan Profesyonel, Amatör, Milli ve Diğer ile zaman perspektifi alt boyutları arasında aynı yönde "orta", "zayıf" ve "çok zayıf" düzeyde; ters yönde ise "çok zayıf" düzeyde bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Zaman Perspektifi, Sportif Başarı Düzeyi, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencileri, Zimbardo Zaman Perspektifi Envanteri.
Anaerobik gücün çabukluk ve çeviklik üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı anaerobik gücün çabukluk ve çeviklik üzerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmaya, yaşları ortalaması 21.29±2.73 yıl, boyları ortalaması 1.67±0.059 m, vücut ağırlıkları ortalaması 59.64±8.509 kg ve spor yaşları ortalaması 10.29±3.32 yıl olan 14 kadın Milli Tekvandocu; yaşları ortalaması 21.81±3.23 yıl, boyları ortalaması 1.82±0.088 m, vücut ağırlıkları ortalaması 73.75±14.187 kg ve spor yaşları ortalaması 11.94±3.45 yıl olan 16 erkek Milli Tekvandocu olmak üzere toplam 30 milli sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Sporcuların anaerobik güçlerini ölçmek için Wingate testi, çabukluk performanslarını ölçmek için 5 metre çabukluk testi ve çeviklik performansını değerlendirmek için ise T testi uygulandı. Kadın sporcuların çabukluk performansı ile anaerobik zirve güç (r= -0.547) ve anaerobik ortalama güç (r= -0.536) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (P<0.05). Aynı zamanda, anaerobik zirve güç ve anaerobik ortalama güç kadın sporcularda çabukluk performansını sırasıyla 30 %; 29 % açıklamakta olup, hem anaerobik zirve güçteki hem de anaerobik ortalama güçteki bir birimlik artış kadın sporcularda çabukluk performansını -0.001 oranında etkilemektedir (P<0.05). Erkek sporcularda da çabukluk performansı ile anaerobik zirve güç (r=0.503) ve anaerobik ortalama güç (r=0.506) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (P<0.05). Aynı zamanda, anaerobik zirve güç ve anaerobik ortalama güç çabukluk performansını sırasıyla 25 %; 26 % açıklamakta olup, hem anaerobik zirve güçteki hem de anaerobik ortalama güçteki bir birimlik artış çabukluk performansını sırasıyla (0.0004; 0.001) oranında etkilemektedir (P<0.05). Ayrıca, erkek sporcuların çeviklik performansı ile anaerobik zirve güç/kg (r= -0.507) ve anaerobik ortalama güç/kg (r= -0.508) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (P<0.05). Hem anaerobik zirve güç/kg hem de anaerobik ortalama güç/kg çeviklik performansını 26 % açıklamakta olup, anaerobik zirve güç/kg'daki bir birimlik artış ve anaerobik ortalama güç/kg'daki bir birimlik artış çeviklik performansını sırasıyla (-0.229; -0.344) oranında etkilemektedir (P<0.05). Sonuç olarak; kadın sporcularda, anaerobik güçteki artış çabukluk performansını arttırırken çeviklik performansında herhangi bir değişim ortaya koymamaktadır. Erkek sporcularda ise rölatif anaerobik güçteki artış çeviklik performansını olumlu yönde etkilemektedir.
Spor eğitimi veren fakülteler ve yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerin basketbola karşı tutumlarının değerlendirilmesi
Alkaç, E.Spor Eğitimi Veren Fakülteler ve Yüksekokullarda Öğrenim Gören Öğrencilerin Basketbola Karşı Tutumlarının Değerlendirilmesi. Dumlupınar Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2017. Bu çalışmanın amacı, spor eğitimi veren fakülteler ve yüksekokullarda öğrenim gören öğrencilerin, çeşitli değişkenlere göre basketbola karşı tutumlarınındeğerlendirilmesidir. Aynı zamanda üniversiteler arası karşılaştırma yaparak, bu kurumlardaki öğrencilerin basketbol tutumlarını çeşitli boyutlarıyla ortaya koymaktır.Araştırmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılında, Marmara,İçAnadolu,Akdeniz,Karadeniz ve Ege bölgelerinde Spor Eğitimi veren Fakülte ve Yüksekokullardan, Dumlupınar Üniversitesi, KocaeliÜniversitesi,AnadoluÜniversitesi,MersinÜniversitesi ve Gaziosmanpaşa Üniversitesi'ndenuygun örnekleme metodu ile seçilen ve çalışmada gönüllü olarak yer alan 502 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı araştırmacılar tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ile Erman Öncü,Bülent Gürbüz ve H.MehmetTunçkol tarafından geliştirilen, 2006 yılında geçerliği ve güvenirliği yapılan "Basketbol Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin dağılımlarıyla ilgili öncelikli olarak normallik testi olan Kolmogorow-Smirnov testi yapılmıştır ve verilerin non-parametrik yapıyı desteklediği ortaya çıkmıştır. Katılımcı öğrencilerin Basketbol Tutum Ölçeği alt boyutlarına ilişkin, üniversitelerine ve bölümlerine göre tutum düzeyleri arasında önemli bir fark olup olmadığını araştırmak için, p= 0.05 anlamlılık düzeyinde Kruskal-Wallis testi, cinsiyetlerine göre ise Mann Whitney-U testi uygulandı.Yapılan analizlerin sonucunda meydana çıkan bulgular katılımcıların, cinsiyet, spor branşı yaş ve refah düzeyi durumlarına göre basketbol tutum düzeylerinde anlamlı bir farklılık olduğu görünmezken, okudukları bölümler ve sınıflarına göre değer alt boyutunda, spor yapma durumlarına göre ise sadece eylem alt boyutunda anlamlı farklılıklar var olduğunu göstermiştir.
Beden eğitimi ve spor ve yüksekokulu öğrencilerini rekreatif faaliyetlere katılmaya motive eden faktörlerin araştırılması
Bu çalışmanın amacı; Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulları' nda öğrenim gören üniversite öğrencilerinin boş zamanlarını nasıl değerlendirdikleri, hangi rekreatif etkinliklere katıldıkları ve bu aktivitelere katılmalarını motive eden faktörleri belirleyerek çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Çalışmaya Ege Bölgesinde bulunan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında öğrenim gören 822 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Pellettier ve ark. tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlaması ve geçerlik ve güvenirlik çalışması Güngörmüş tarafından yapılan ?Serbest Zaman Motivasyon Ölçeği? kullanılmıştır. Ölçeğin Türkçe versiyonu 7 alt boyut ve 28 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin toplam iç tutarlılık katsayısı .80 olarak hesaplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi aşamasında SPSS for Windows 16 Paket program kullanılmıştır. Yüzde, frekans ve çapraz tablolama gibi tanımlayıcı istatistikî yöntemlere ek olarak anlamlı farklılıkların belirlenmesi için bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi testleri uygulanmıştır. Sonuç olarak katılımcıların rekreatif faaliyetlere katılım motivasyonlarının cinsiyet, akademik başarı düzeyi, boş zamanlarını değerlendirme biçimleri, boş zamanlarını nerede değerlendirdikleri ve öğrenim gördükleri bölümlere göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yaşa göre ise anlamlı bir farklılık bulunanmamıştır.
Beden eğitimi ve spor yüksekokulunda okuyan ciddi boş zaman katılımcılarının kişilik özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında öğrenim gören ciddi boş zaman katılımcılarının sınıflandırmasını yapmak ve bu sınıflandırmalardaki öğrencilerin kişilik özelliklerini ortaya koymaktır. Çalışmaya Türkiye'nin 7 ayrı Bölgesinde bulunan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında öğrenim gören 966 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Akyıldız tarafından geliştirilen 9 alt boyut ve 42 maddeden oluşan "Ciddi ve Kayıtsız Boş Zaman Ölçeği" ve Tatar tarafından geliştirilen 85 maddelik "5 Faktör Kişilik Envanteri-Kısa Form" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi aşamasında SPSS for Windows 21 Paket program kullanılmıştır. Yüzde, frekans ve çapraz tablolama gibi tanımlayıcı istatistikî yöntemlere ek olarak anlamlı farklılıkların belirlenmesi için bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testleri uygulanmış, sınıflandırma yapabilemek için hiyerarşik ve hiyerarşik olmayan kümeleme analizleri kullanılmıştır. Sonuç olarak katılımcıların ciddi boş zaman katılımları; cinsiyet, öğrenim gördükleri üniversitelere göre farklılık gösterirken yaşa ve öğrenim gördükleri bölümlere göre farklılıklar tespit edilmemiştir. Bununla beraber katılımcıların öğrenim gördükleri bölümler hariç cinsiyet, yaş ve üniversitelerine göre kişilik özellikleri bakımından anlamlı farklıklar tespit edilmiştir. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin ciddi boş zaman sınıflandırmaları literatür ile farklılıklar gösterirken, sınıflandırmalar arasında da kişilik özellikleri bakımından farklılıklar tespit edilmiştir.
Sportif performansta zihinsel kontrol: Wegner'in ironik süreçleri kuramı üzerine sistematik derleme
Wegner (1994) baskı altındayken performansın en istenmeyen şekilde gerçekleşebileceğini öne sürmektedir. Daniel Wegner tarafından zihinsel kontrolün ironik süreçleri kuramıyla açıklanan bu hipotez psikoloji, spor ve tıp gibi birçok alanda bilişsel görevler aracılığıyla test edilmektedir. Bu sistematik derleme tezinin amacı, motor beceri ve sportif performans çalışmalar yoluyla ironik süreçler kuramının kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını sağlamaktır. Bu derlemede, 1998 – 2021 yılları arasındaki çalışmalar Web of Knowledge, PsycINFO, MEDLINE/PubMed, ve Science Direct veri tabanlarında "zihinsel kontrolün ironik süreçleri", "Sporda ironik süreçler", "Motor performans", İronik süreçler" ve "İronik hata" anahtar kelimeleri kullanılarak tarandı. Dâhil etme ve etmeme ölçütlerine göre toplam 20 araştırma makalesi derlemeye dâhil edildi ardından yöntem ve bulgularına göre 6 alt gruba kategorize edildi. Kategoriler: a) Motor performansta ironik etkilerin tespit edilmesi, b) Sportif baskı altında motor performansın ironik etkileri, c) Motor performansta ironik etkilerin göz hareketleri ile incelenmesi, d) İronik süreçler kuramının farklı kuramlarla karşılaştırılması, e) İronik hatanın genel performans hatasından ayrıştırılması, f) Motor performansta ironik etkilerin teknolojik ölçümlerle incelenmesi. Sonuçlar, ironik süreçler kuramını motor beceri ve sportif performans ortamında test eden araştırmaların baskı ve performans ilişkisinin daha detaylı bir şekilde anlaşılmasına olanak sağladığını gösterdi. Son olarak, mevcut derlemede motor beceri ve sportif ortam kapsamında ironik hatalar için müdahaleler tartışıldı. Bu bağlamda, ironik süreçler mekanizmasının araştırılmasının baskı – performans ilişkisinin daha iyi anlaşılmasında etkili müdahaleler sağlayabilecek kuramsal bir çerçeve olabileceği düşünülmektedir.