Secondary education schools
519 theses under this subject heading
Türkiye'de azınlık ve devlet liselerinde çokkültürlü eğitim anlayışının araştırılması: Çoklu durum çalışması
Günümüzde ulusal programlara bakıldığında, gittikçe daha fazla evrensel değerler içerdiği görülmektedir. Bu çerçevede, çokkültürlülük, çoğulculuk, farklılık (çeşitlilik) gibi konular, eğitim kurumlarını ve programlarını daha demokratik hale getirmek için önemli rol oynayabilir. Dünyada çokkültürlü eğitime ilişkin yüzlerce tez ve makale yayımlanmıştır. Son 10 yılda Türkiye'de akademisyenlerin, öğretmenlerin ve öğrencilerin çokkültürlü eğitime ilişkin görüşlerini ve tutumlarını inceleyen araştırmaların arttığı görülmektedir. Araştırmanın amacı: İstanbul'da bulunan azınlık ve devlet liselerindeki farklı katılımcıların (okul müdürleri, okul müdür yardımcıları, öğretmenler ve öğrenciler) çokkültürlü eğitime ilişkin bakış açılarını derinlemesine incelemektir. Araştırmanın yöntemi: Bu araştırmada, nitel çoklu durum çalışması yürütülmüştür. Amaca yönelik örneklem ile çokkültürlü eğitim ve azınlık eğitimi alanlarında, zengin ve farklı bağlamlara sahip olan okullar seçilerek maksimum çeşitlilik örneklemi kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında, "yöntemsel çeşitleme, veri kaynağı (katılımcı) çeşitlemesi ve araştırmacı çeşitlemesi" olmak üzere farklı çeşitleme türleri kullanılmıştır. Bire bir görüşmeler, katılımcı gözlemler, doküman analizi ve alan notları kullanılarak "yöntemsel çeşitleme"ye; farklı katılımcılardan (okul müdürleri, okul müdür yardımcıları, öğretmenler ve öğrenciler) veri elde edilerek "veri kaynağı (katılımcı) çeşitlemesi"ne; birden fazla araştırmacının katılmasıyla "araştırmacı çeşitlemesi"ne gidilmiştir. Araştırmacı tarafından geliştirilen ve üç uzman görüşü alınan yarı-yapılandırılmış görüşme formu ile 44 katılımcıyla görüşme yapılmıştır. Araştırma, 2014-2015 akademik yılında gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi: Görüşmeler, yazıya dökülmüştür ve toplanan tüm verilere içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın süreç ve işlemleri detaylı olarak yazılmıştır. Temaların ortaya çıkarılmasında, üç araştırmacı tüm verileri incelemiş ve kod defteri oluşturularak ortak temalara ve alt-temalara karar verilmiştir. Araştırmanın bulguları: Elde edilen temalar, "Eğitimde Fırsat Eşitliği ve Herkes İçin Eğitim, Metaforik Tanımlar, Kültürel Farkındalık / Farkındalık Bilinci Kazandırma (Alt-Temalar: Kültürleşme, Kendini Geliştirme, Dünya Vatandaşlığı), Eşitlik (Alt-Temalar: Birlikte Yaşama ve Çoğulculuk, Hoşgörü), Çokkültürlü Eğitim / Program/ı Eksikliği, Anadili Eğitimi ve Eğitim Öğretim Birliği / Tevhidi Tedrisat, Çokkültürlü Eğitimin Dezavantajları, Katkılar Yaklaşımı ve Etnik İlaveler Yaklaşımı, Önyargılar, Farklı Kültürlerden İnsanlarla Etkileşimdeki Sorunlar, Çokkültürlü Eğitim Programı Eksikliği ve Ders Kitaplarının Yazılması"dır. Araştırmanın Sonuçları ve Öneriler: Öğretmenlerin çokkültürlü eğitim alanında eğitim alması gerektiği görülmektedir. Katılımcıların ifade ettiği gibi, öğretmenler konu alanlarında ya da disiplinlerinde çeşitli kavramlar, prensipler, genellemeler ve teoriler göstermek için çok çeşitli kültürlerden ve gruplardan örnekler kullanmalıdırlar. Öğretmenler kültürel değerlere uyumlu öğretim yapmalıdırlar. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı ve farklı sosyo-kültürel gruplardan gelen öğrencilerin akademik başarılarının sağlanması için öğretimde farklı yöntem ve teknikler kullanılmalıdır. Okul kültürü, öğrencilerin eğitimde fırsat eşitliği ve güçlendirme yaşamaları için tasarlanmalıdır. Anahtar Sözcükler: Çokkültürlü Eğitim, Nitel Araştırma, Nitel Çoklu Durum Çalışması, Eğitim Programları ve Öğretim.
Sosyal sermaye ve akademik başarı arasındaki ilişkinin sosyolojik bir analizi: Şanlıurfa'da bir alan araştırması
Bu çalışma, Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı farklı lise türlerinde (fen,Anadolu, düz, meslek) öğrenim gören öğrencilerin akademik başarı(sızlık)larını sosyal sermaye, kültürel sermaye ve eğitimde uygulanan politikalardan kaynaklanan yapısal faktörlere odaklanıp sosyolojik olarak analiz etmeyi hedeflemiştir. Araştırmada, bu karmaşık ilişkileri çözümlemek amacıyla, hem nicel hem de nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Bu kapsamda Şanlıurfa'nın farklı lise türlerinde okuyan 410 öğrenciye anket uygulanmış; öğretmen, idareci, öğrenci, veli ve farklı sendika temsilcilerinden toplam 49 kişi ile derinlemesine mülakat yapılmıştır. Çalışmada, ailenin sahip olduğu sosyal ve kültürel sermayenin bazı unsurları ile akademik başarı arasında güçlü bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Bu unsurlar; ailenin çocuğun eğitim sürecine katılımı, beklentisi, tutumu, sahip olduğu sosyal ağlar, bireyin doğduğu yer, konuştuğu dil, edindiği habitus, yaşadığı çevre ve eğitime yönelik motivasyonudur. Bununla birlikte, dezavantajlı bazı bireyler dini cemaatler ve STK gibi sosyal ağlara dahil olarak yaşadığı akademik başarısızlığı sınırlı da olsa telafi edebilmektedir. Ancak, sosyal sermaye ile eşleşen ve Şanlıurfa'da sosyal ağlar üzerinden kazanılan yüksek oranda var olan güven ve yakın sosyal ilişkiler vb. unsurlar ile akademik başarı arasında ciddi bir ilişki bulanamamıştır. Bununla birlikte, okulun sahip olduğu sosyal sermaye akademik başarıya pozitif yönde, yapısal faktörlerden doğan birçok sorun da negatif yönde etki etmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal sermaye, kültürel sermaye, yapısal faktörler, akademik başarı, Şanlıurfa
Ergenlerde internet ve problemli internet kullanım davranışının incelenmesi
Araştırmada, ergenlerin genel internet kullanım davranışlarının, internet ortamında oyun oynama davranışlarının betimlenmesi ve bu davranışlar bakımından problemli internet kullanım düzeylerinin önemli bir farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, araştırmada genel internet kullanım süresi, internette oyun oynama süresi, problemli internet kullanım düzeyi ile genel erteleme ve akademik erteleme arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Son olarak ise ergenlerin internet hakkındaki görüşlerinin nitel olarak betimlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu toplam 1088 lise öğrencisinden oluşmuştur. Araştırmanın verilerini toplamak için "Problemli İnternet Kullanım Ölçeği-Ergen", "Genel Erteleme Ölçeği", "Akademik Erteleme Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Anketi"nden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ergenlerin günlük internet kullanım süresi 30 dakika ile 15 saat arasında, ortalaması saat olarak 3.42'dir. Ergenlerin internet kullanım süresi arttıkça problemli internet kullanım düzeyleri de artmaktadır. Ergenler en çok cep telefonu ile internet kullanmaktadır. Ayrıca cep telefonu ile kullanan ergenler, taşınabilir bilgisayar ile kullananlara göre daha yüksek problemli internet kullanım düzeyine sahiptirler. Ergenler interneti en çok eğlenmek-vakit geçirmek için kullanmaktadır. Ayrıca eğlenmek-vakit geçirmek ile iletişim kurmak amaçlı internet kullanan ergenlerin problemli internet kullanım düzeylerinin bilgi elde etmek amaçlı internet kullananlara göre daha yüksek problemli internet kullanım düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. İkiden fazla kişiyle oynanan oyunları oynayanların problemli internet kullanım düzeyleri tek ve iki kişiyle oynanan oyunları tercih edenlere göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırmada internette günlük ortalama oyun oynama süresi ile genel erteleme düzeyi arasında, problemli internet kullanımı ile genel erteleme düzeyi arasında ve günlük ortalama internette oyun oynama süresi ile akademik erteleme düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. Problemli internet kullanımı ile akademik erteleme düzeyi arasında ise pozitif yönde - anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, ergenlerin interneti en çok bilgi elde etme aracı olarak gördüğü belirlenmiştir. Ergenler internetin en çok olumlu yönünün bilgi elde etmeyi sağlaması olduğunu ve en çok olumsuz yönünün ise boşa zaman kaybettirmesi olduğunu ifade etmişlerdir.
Ortaöğretimde okul terkinin bireysel ve kurumsal nedenleri: Şanlıurfa ili örneği
Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin okul terkine ilişkin temel gerekçelerini, öğrenci görüşlerine dayalı olarak bu gerekçeleri nasıl meşrulaştırdıklarını, bu gerekçeleri üreten bireysel ve örgütsel faktörleri ortaya çıkarmak ve bunlara ilişkin çözüm önerileri geliştirmektir. Araştırmanın evrenini 2014-2016 eğitim-öğretim yılı Şanlıurfa ili ve merkez ilçelerinde okulu terk etmiş öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada, nicel ve nitel araştırma yönteminin birlikte kullanıldığı karma bir model benimsenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre bireysel faktörler içerisinde öğrencinin geçmiş yaşantıları ve bazı demografik değişkenlerin; kurumsal faktörler içerisinde aile yapısının, finansal ve insan kaynaklarının, öğrencinin terk ettiği okulun bileşimi ve akranların okul terkinde etkili olduğu söylenebilir. Okul terk sorununun çözümünde uyumlu politikalar geliştirmek için politik düzeyde farklı bakanlıklarca bütüncül politikaların üretilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda müfredat dışı etkinliklerin bakanlıkların yerel temsilcileriyle koordine edilmesi, okul aile işbirliğinin Eğitimde Şartlı Nakit Kayıt Transferi Programına odaklanılarak geliştirilmesi, ortaöğretimde müfredat yapısının yeniden düzenlenmesi ve okul terki konusunun okul geliştirme programlarında önemli bir konuma ulaştırılması uygulamay dönük önerilerden bazıları olarak verilebilir.
İlköğretim II. kademe demokrasi eğitimi konuları üzerine Türk ve Alman eğitim sistemlerinde öğretmen görüşlerinin karşılaştırılması: Osnabrück-Muş örneği
Bu araştırmamızın amacı, Almanya'daki ve Türkiye'deki demokrasi eğitimi ile ilgili dersleri veren ortaokul öğretmenlerinin İlköğretim II. Kademe demokrasi eğitimi konuları üzerine görüşlerini karşılaştırmaktır. Bu nedenle Survey (Tarama) Modeli, Nitel Görüşme Tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, Almanya'nın Osnabrück kentindeki 11 ortaokul öğretmeni ile Türkiye'nin Muş kentinde bulunan 11 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplamak amacıyla nitel görüşme (mülakat) gerçekleştirilmiştir. Görüşmede toplam 6 soru her iki ülkedeki öğretmenlere aynı şekilde sorulmuştur. Görüşmede kayıt cihazı kullanılmış, kayıtlar daha sonra metin haline dönüştürülmüştür. Elde edilen verilerin analizi için betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Alman öğretmenlerin cevapları, A1-A11, Türk öğretmenlerin cevapları, T1 - T11 gibi kodlarla belirlenmiştir.Çalışmamızın sonunda, öğretmenlerin demokrasi algılarında ve demokrasi eğitimi ile ilgili uygulamalarında farklılıklar olduğu gözlenmiştir. Almanya'da demokrasi eğitimi ile ilgili uygulamaların daha fazla olduğu ve öğrencilerin okul ve ders ile ilgili işlere katılımının sağlanmaya çalışıldığı belirlenmiştir. Alman öğretmenler, sınıf meclisleri uygulamasını gerçekleştirmekte ve Öğretim materyali seçimini düzenlemektedirler. Almanya'daki okullarda, demokrasi eğitimi için yeterli alan sağlanmaktadır. Buna karşın, Türkiye'de, demokrasi eğitimi için, okullarda yeterli alan olmadığı belirtilmiştir. Türkiye'deki öğrencilerin katılım bilincinin yeterli derecede kazandırılmadığı, demokrasi eğitimi verilirken yeterli derecede uygulamaların yapılmadığı derslerin genellikle teorik olarak işlendiği ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, eğitim, demokrasi eğitimi
Yeni ortaöğretim matematik programı kapsamında, ortaöğretim matematik öğretmenlerinin çoklu zekâ kuramı uygulamalarına ilişkin görüşleri
Bu çalışma, yeni ortaöğretim matematik programı kapsamında, ortaöğretim matematik öğretmenlerinin çoklu zekâ kuramı uygulamalarına ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmak ve uygulamadaki aksaklıkları tespit ederek buna uygun çözüm önerileri sunmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tarama metodu kullanılmış, araştırmanın kuramsal boyutunda konuya ilişkin literatürden yararlanılmıştır.Bu araştırmanın örneklemini 2011?2012 eğitim öğretim yılında Malatya ili merkez ilçesi belediye sınırları dâhilindeki ortaöğretim okullarında görev yapan 47'si bayan, 136'sı erkek olmak üzere 183 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplamak amacı ile 3 seçenekli bir anket kullanılmıştır. Ankette 3'ü kişisel bilgilere, 25'i ise Çoklu Zekâ Kuramı uygulamalarına ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemeye yönelik olmak üzere toplam 28 madde bulunmaktadır.Verilerin istatistiksel analizi için bilgisayar paket programı kullanılmış, araştırmaya katılan öğretmenlerin kişisel bilgileri ile ilgili tanımlayıcı istatistiksel analizler için frekans ve yüzde alma teknikleri uygulanmış, sonuçlar tablo halinde verilmiş ve yorumlanmıştır. Öğretmen görüşlerinin cinsiyet, mesleki kıdem ve mezun olunan kurum değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı ki kare (chi-square) testi kullanılarak incelenmiş, sonuçlar tablolar halinde verilmiş ve yorumlanmıştır.Araştırma; öğretmenlerin ortaöğretimde uygulamaya konulan çoklu zekâ kuramına dayalı yeni matematik programına karşı olumlu tutuma sahip olduklarını ortaya koymakla birlikte, öğretim süreci içerisinde bazı problemlerle karşılaştıklarını da göstermektedir. Bununla birlikte öğretmenler, okulun fiziki imkânlarının çoklu zekâ kuramına dayalı etkinliklerin kullanımına uygun hale getirilmesi ve hizmet içi eğitim alınması gibi düzenlemelerle, matematik öğretiminin çok daha verimli hale geleceğini düşünmektedir. Çalışmanın ?sonuç ve öneriler? bölümünde bu veriler ışığında birtakım öneriler sunulmuştur.
Okul müdürlerinin liderlik stillerinin öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve iş tatminlerine etkisi
İnsanın ekonomi, siyaset, eğitim gibi yaşamının her alanında liderlik söz konusudur ve lideri olmayan bir toplumsal yapı ve organizasyon bulunmamaktadır. Eğitimin en aktif örgütü olan okul yöneticilerinin liderlik stilleri, tüm paydaşlarla birlikte en çok etkileşimde bulundukları öğretmenlerin örgüte bağlılıklarını ve iş tatmin düzeylerini olumlu ya da olumsuz yönde değiştirmektedir. Bu araştırmanın amacı okul müdürlerinin liderlik stillerinin öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve iş tatminlerine olan etkilerini betimsel tarama modeliyle tespit etmektir. Araştırma, Çorum merkezi sınavlı veya sınavsız ortaöğretim düzeyi okul müdürleri ile bu okullarda görev yapan 1206 öğretmen üzerinde yürütülmüştür. Google form aracılığı ile çoklu faktör liderlik ölçeği, örgütsel bağlılık ölçeği ve iş tatmini ölçeği uygulanmıştır. Toplanan veriler Python programlama dili ile analiz edilmiş, öğretmenlerin demografik özelliklerinin oransal dağılım değerlerinin grafiksel gösterimi yapılmıştır. Hipotezlere ilişkin normallik sınamalarında veri sayısı 353 olduğu için Kolmogorov-Simirnov test sonucundan yararlanılmıştır. Demografik değişkenlere göre hangi gruplar arasında anlamlı farklılıklar olduğunu belirlemek üzere Mann Whitney-U testi uygulanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi ile liderlik stillerinin hem örgütsel bağlılık hem de iş tatmini üzerinde genel ölçekte anlamlı ve pozitif etkilere sahip olduğu tespit edilmiştir. Ancak alt boyutlar kapsamında serbest bırakıcı liderlik ve sürdürümcü liderlik tipleri ile iş tatmini ve örgütsel bağlılık arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır, birinci bölümde yönetim, yönetim yaklaşımları, örgüt, örgütsel bağlılık, iş tatmini kavramlarının, ikinci bölümde liderlik yaklaşımları ve liderlik stillerinin kuramsal çerçevesi çizilmiştir. Üçüncü bölümde ise hipotezler, verilerin analizleri ve bulgular incelenmiştir.
Beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel farkındalık ve örgütsel güven düzeylerinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, ilk ve orta öğretim okullarında görev yapan beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güven ve örgütsel farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkileri belirlemek amaçlanmıştır. Örgütsel güven ile örgütsel farkındalık değişkenlerine ilişkin öğretmen algılarının; cinsiyet, yas, öğrenim durumu, kıdem, bu kurumda çalışma süresi ve yüksek lisans yapma değişkenlerine göre değişip değişmediği saptanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Mamak ilçesi Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilk ve orta öğretim okulları ve bu okullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Mamak ilçesinde görev yapan 190 beden eğitimi öğretmeninden 158'i oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Okullarda Örgütsel Güven Ölçeği", ve "Okullarda Örgütsel Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20.0 programında çözümlenmiştir. İlk ve orta öğretim beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güven algıları ve okullarda örgütsel farkındalık düzeylerinin belirlenmesinde her iki ölçeğin alt boyutlarından alınan puanların aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri incelenmiştir. Verilerin normallik dağılımını belirlemek için Kolmogorov Smirnov testi yapılmış ve verilerin normal dağıldığı belirlenmiştir. Demografik değişkenlerle örgütsel güven ve örgütsel farkındalık arasındaki ilişkiler belirlenirken ilişkisiz örneklemler t-test, tek yönlü varyans analizi (Anova), Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan analiz sonuçları p<.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar şöyledir; Beden eğitimi öğretmenlerinin algıları örgütsel güven ve tüm alt boyutlar ile okullarda örgütsel farkındalık ve alt boyutlarında oldukça katılıyorum düzeyinde bulunmuştur. Cinsiyet değişkenine göre beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güvene ilişkin algıları yeniliğe açıklık ve iletişim ortamı boyutlarında istatistiksel anlamda manidar fark gösterirken yas ve kıdem değişkenlerine göre beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güvene ilişkin algıları yöneticiye güven boyutunda istatistiksel anlamda manidar fark göstermiştir. Beden eğitimi öğretmenlerinin örgütsel güvene ilişkin algıları öğrenim durumu, kurumdaki çalışma süresi ve kurumdaki yönetici ile çalışma süresi değişkenlerine göre istatistiksel anlamda manidar fark göstermemiştir. Lisansüstü eğitim yapma değişkenine göre beden eğitimi öğretmenlerinin algıları örgütsel güvenin tüm alt boyutlarında istatistiksel anlamda manidar bulunmuştur. Öğretmen farkındalığı, yönetici farkındalığı ve okullarda örgütsel farkındalık ile örgütsel güven algıları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda yöneticiye güven ve yeniliğe açıklık boyutlarının, öğretmen farkındalığını anlamlı düzeyde yükselttiğini ve yeniliğe açıklık boyutunun, okullarda örgütsel farkındalığı anlamlı düzeyde yükselttiği sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaöğretimde muhasebe eğitiminin MEGEP ile yeniden yapılandırılması sonrası öğrenci ve işveren memnuniyetinin incelenmesi
İş dünyasının sürekli değişim gösteren ve sürekli gelişen mesleklerinden birisi de muhasebecilik mesleğidir. Muhasebe mesleğinde başarılı olunması okullarda iyi bir teorik eğitim verilmesinin yanında verilen eğitimle paralellik gösteren bir beceri eğitim ile ilgilidir. Beceri eğitimde gerçekleştirilen uygulamaların başarılı olması okullarda verilen bilgilerin güncel ve uygulanabilir olmasıyla ilgilidir.Muhasebe eğitiminin güncel olmasını sağlamak için Ortaöğretim düzeyinde yeniden yapılandırılma çalışmaları başlamış ve ?Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi (MEGEP)? uygulamaya konulmuştur.MEGEP'in uygulanmaya başlanması sonrasında ilk beceri eğitime giden öğrencilere ve bu öğrencilere beceri eğitim yaptıran işverenlere MEGEP'in değerlendirilmesine yönelik bir anket uygulanmıştır.İşverenler MEGEP sonrasında öğrenci niteliklerinde artış olduğunu düşünmektedir. İş dünyasında bu proje ile ihtiyaç duyulan nitelikli eleman ihtiyacının karşılanacağı beklentisi oluşmuştur.MEGEP projesi ile okullarda öğrencilerin teknoloji ve diğer araç gereç ihtiyaçları karşılanmış, modüler sistemle de öğrencilerin güncel bilgi ihtiyaçları karşılanmaya çalışılmıştır. Sosyal ortaklarla yapılan çalışmalar sonucunda öğrencilerin meslek seçiminde ve beceri eğitim faaliyetlerinde daha fazla memnun olmaları sağlanmıştır. Bu proje ile öğretmenlerin eğitim öğretimdeki temel rolü olan yönlendirme rolü ön plana çıkartılmıştır.Anahtar Kelimeler: Muhasebe Eğitimi, Mesleki Eğitim, MEGEP.
Genel liselerde motivasyon sorunları ve çözüm yolları
Çocuklarda okul döneminde okula karşı motivasyon sorunu çözümünde ailelere büyük görev düşmektedir. Bu durumda ailenin kullandığı iletişim becerilerinin önemi artmaktadır. Güven duygusunun yaşandığı aile ilişkisinde ebeveynler kabul duygularını ve beklentilerini daha rahatlıkla iletecek, sorun çözümünde daha kolaylıkla rol alabileceklerdir.İç motivasyonu yüksek olmayan çocuğun ailesi de öncelikle çocuğunun akademik yeteneklerini dikkate alarak, bekleyeceği başarı çıtasını belirlemeli ve bunu açıkça iletmelidir. Aile akademik beklentilerini oluştururken, hedefleri küçük ve ulaşılabilir basamaklar halinde belirlemesi çok önemlidir. Bulunduğu başarı düzeyinin çok üstünde belirlenen hedef, öğrenciyi ?nasıl olsa başaramam? düşüncesi ile harekete geçmekten alıkoyacaktır. Amaç, motivasyonu düşük bireyde ilk adım olarak yapabileceği bir hedef belirlemektir. Küçük adımlarla, belki planlanandan biraz daha uzun sürede son hedefe ulaşıldığında başarı yalnızca akademik anlamda değil, özgüven gelişimi anlamında da sağlanmış olacaktır.Motivasyon sorunu yaşayan öğrencinin çalışma ortamının düzenlenmesi de önemlidir. Birlikte alınacak kararlarla çalışma ve dinlenme saatleri düzenlenmeli, TV, bilgisayar gibi aktivitelere ayrılacak zamanlar detaylı planlanmalıdır. Alınan kararlarda çocuk ve anne-babanın birlikte bulunması, kararlara uyulmadığında da karşılaşılacak yaptırımın birlikte kararlaştırılması çok önemlidir. İç motivasyonu düşük öğrencinin yaşamında dışarıdaki sınırlara ve bunların kontrolüne daha çok ihtiyaç duyduğu unutulmamalıdır.Anahtar Kelimeler: İletişim, Motivasyon, Genel Liseler, Eğitim.
Tarih öğretmenlerinin kullanmayı tercih ettikleri öğretim yöntem ve teknikleri ile bunlara ilişkin karşılaştıkları güçlükler (Kütahya ili örneği)
Bu araştırma; Kütahya ilindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan tarih öğretmenlerinin kullandıkları yöntemler, karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerilerinin tespiti için hazırlanmıştır. Bu bağlamda Kütahya ilinde görev yapan bazı tarih öğretmenleriyle görüşme yapılıp, verdikleri bilgiler neticesinde anket maddeleri hazırlanarak en çok kullandıkları yöntemler, karşılaşılan güçlükler ve çözüm önerileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.Konu ile ilgili verileri toplamak için üç bölümden oluşan bir anket hazırlanmıştır. Tarih öğretmenlerinin kişisel ve mesleki bilgilerini tespit etmek için kişisel bilgilerden sonra birinci bölümde, öğretim yöntem ve teknikleriyle ilgili 12 anket maddesi bulunmaktadır. İkinci bölümde, karşılaşılan güçlüklerle ilgili 10 anket maddesi bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise, çözüm önerileri ile ilgili 8 anket maddesi yer almaktadır. Son olarak öğretmenlerimizin kişisel düşüncelerine yer verilmiştir.2009-2010 eğitim-öğretim yılında uygulanan otuz maddeden oluşan anket 27'si kadın ve 89'u erkek öğretmenlerden oluşan toplam 116 tarih öğretmenine uygulanmıştır. Anketin Cronbach Alpha katsayısı 0.74'dir. Uygulamadan elde edilen verilerin analizinde t-testi, Kruskal Wallis testi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, Kütahya ilinde görev yapmakta olan tarih öğretmenlerinin en çok kullandıkları öğretim yöntem ve teknikleri belirlenmiş olup, bu yöntem ve teknikleri kullanırken karşılaştıkları güçlükler tespit edilmiştir. Bunun neticesinde sorunların çözümü için önerilerde bulunulmuştur. Yapılan araştırmaya göre, öğretmenlerin kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklerine ilişkin olarak en çok birden fazla öğretim yöntemini, en az beyin fırtınası yöntemini kullandıkları belirlenmiştir. Ders kitaplarının dil ve anlatım yönünden anlaşılmasının güç olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenin konuya uygun bir öğretim yöntemi seçerek dersi işlemesi derse ilgiyi artıracağı gibi öğretimde kalıcılığı sağlaması bakımından da önemlidir.Anahtar Kelimeler: Tarih, Tarih öğretimi, Kütahya, Yöntem ve Teknikler, Öğretmen, Anket, Harita, Empati.
Coğrafya öğretmenlerinin uyguladıkları ders dışı etkinliklerin öğretim üzerine etkisi (İstanbul ili örneği)
Bilim, teknoloji ve iletişimin hızla gelişmesiyle birlikte coğrafya öğretiminde yaklaşımlar da değişmektedir. Coğrafi olayların nedenini araştırmayı kendine konu edinen coğrafya bilimi, okullarda kalıp bilgiler veren, olayların nedeni üzerinde durmayan bir ders olarak verilmesi bu bilimin değerinin yitirilmeye yüz tutmasına neden olmaktadır. Öğrencilerin, coğrafi düşünme becerilerine sahip olmaları ve dolayısıyla da olayların ?neden ve niçin sorularının yanıtlarını? anlayabilmeleri önemlidir. Eğitim sistemimizin ve toplumun bir ihtiyacı olarak bilgi üreten ve düşünen bireylerin yetiştirilmesi gereklidir.Bu çalışma, anket uygulanan okullardaki coğrafya öğretmenlerinin ders dışı etkinliklerin yararlarının öğrencilere ne düzeyde kazandırdıklarını ortaya koymak ve öğrencilerin farkındalıklarını ölçmek amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın evrenini İstanbul İli'nde bulunan resmi, genel liselerde görev yapan 148 öğretmen oluşturmuştur. Bu evren içerisinden tesadüfi olarak seçilen yedi okuldaki ortaöğretim öğrencilerinden 150 öğrenciye anket uygulanmıştır.Verilerin çözümlenmesi öncelikle yüzde, frekans ve aritmetik ortalama dağılımları kullanılarak analiz edilmiştir. Ders dışı etkinliklerin uygulanmasına yönelik öğretmen ve öğrenci görüşleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla bağımsız gruplar t testi yapılmıştır. Daha sonra anketten elde edilen ve görüşme sırasında elde edilen verilerle desteklenerek ?bulgular ve yorum? bölümüne yazılmıştır.Araştırma sonucunda, ders dışı etkinliklerin uygulanması konusunda öğretmen ve öğrenci görüşleri arasında anlamlı farklılık olduğu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Coğrafi Düşünme, Coğrafya Öğretimi, Coğrafya ve Uygulaması, Orta Öğretim, Düşünme Becerileri, Coğrafi Etkinlikler, Coğrafya Öğretmeni.
Onuncu sınıf öğrencilerinin yaratıcı problem çözme becerisini etkileyen öğrenci ve öğretmen özellikleri
Ülkemizde zaman içerisinde bir çok kez eğitim öğretim sistemi değişmiş olmasına karşın öğrencilerin yaratıcılık becerileri henüz istenilen düzeye çıkamamıştır. Bir öğretmenin dersine girdiği öğrenciler üzerinde önemli ölçüde etkiye sahip olduğu bilinmektedir. Bu araştırmada, öğretmenlerin matematik öğrenme süreçlerine ve matematik öğretiminin özelliklerine ilişkin görüşlerinin öğrencilerin yaratıcılık becerilerini nasıl etkilediğini ortaya koymak amacıyla Ernest'in öğretmen modellerinin lise öğrencilerinin yaratıcılık becerileri üzerine etkisi incelenmiştir. Bu araştırma, öğrencilerle ilgili toplanan verilerin arasındaki ilişkinin irdelenmesi kısmı itibariyle nicel olup, öğretmenlerden toplanan verilerin içerik analizi ile yorumlanması itibariyle niteldir. Araştırma bu yapısından dolayı açıklayıcı karma desendir. Araştırmanın katılımcıları toplam 341 10.sınıf lise öğrencisi ve bu öğrencilerin bir önceki yıldan itibaren matematik derslerine giren 9 matematik öğretmenidir. Araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşaması nicel verilerin sıralı lojistik regresyon analizi ile sonuçlarının ortaya konduğu nicel kısım, ikinci aşaması ise öğrenci görüşmelerinin tümevarımsal içerik analizine tabii tutulduğu ve öğretmen öğrenci eşleştirmesi yapılarak model-yaratıcılık becerisi ilişkisinin ortaya konduğu nitel kısımdır. Öğretmenlerin dersleri sekizer saat gözlenmiştir ve bu gözlemler sonucunda Ernest(1989)'in öğretmenlerin matematik öğretiminin özelliklerine ilişkin görüşleri doğrultusunda öğretmenlerin modelleri belirlenmiştir. Öğrencilere ait veriler birinci düzey, öğretmenlere ait veriler ikinci düzey olarak oluşturulmuş ve cinsiyetin kadın olması erkek olmaya göre tam puan elde etmede negatif yönlü bir değişken olarak tespit edilmiştir. Öğrenci görüşmelerinde ise öğrencilerin güleryüzlü, iletişim becerileri yüksek öğretmenlerle konuşmalarına fırsat verildiği tartışma ortamlarının yaratıldığı, kendi denemeleri için fırsat verildiği ortamlarda günlük hayat örneklerinin yer aldığı öğretim yönteminin tercih edilmesi ile yaratıcılık becerilerinin arttığı sonucuna varılmıştır. Öğretmen modellerinde ise kolaylaştırıcı(facilitator) ve açıklayıcı(explainer) öğretmen modeli öğrencilerin yaratıcılık becerilerini belli bir ölçüde etkilediği ortaya çıkmıştır. Eğitim öğretim yönteminden çok öğretmenlerinin sınıf içerisinde öğrencilerin kendilerini geliştirmelerine yardımcı olacak ortamlar sunabilen ve tartışma ortamları oluşturarak öğrencilerin kendi fikirlerini açıkça ortaya koyma ve savunma yapabilmeleri için fırsatlar veren, ezberden çok anlamaya yönelik davranışlarla dersi destekleyen, öğrencilerin özgürce deneme yapmalarına fırsatlar veren öğretmenlerin güleryüzlü ve espirili olması öğrencilerin yaratıcılık becerilerini geliştirmiştir. Ayrıca araştırma kapsamına dâhil edilen sınıflardan matematik başarısı çok yüksek olan sınıfların değil, matematik başarısı yüksek ve orta düzeyde olup, hareketli ve sınıf yönetiminde zorluk çekilen sınıfların yaratıcılık becerilerinin yüksek çıkmış olması araştırmanın beklenmeyen sonuçlarındandır. Öğrencilerin yaratıcılık becerilerini geliştirici yeni etkili öğretmen modelinin güzleryüzlü, esprili, iletişim becerileri yüksek, öğrencilere tartışma ortamları yaratabilen ve öğrencilerin deneme girişimlerini destekler nitelikte olması gerektiği tespit edilmiştir.
Ortaöğretim kurumlarında spor yapan ve yapmayan öğrencilerin saldırganlık tutumlarının araştırılması (Samsun ili örneği).
Bu çalışmanın amacı ortaöğretim kurumlarında spor yapan ve yapmayan öğrencilerin yaş, cinsiyet ve spor yapma türüne göre saldırganlık tutumlarını araştırmaktır. Araştırmaya Samsun'un merkez ilçelerinden toplam 28 okul ve 1868 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ile İpek İlter (Kiper) tarafından geliştirilen Saldırganlık Envanteri kullanıldı. Verilerin dağılımlarıyla ilgili öncelikli olarak normallik testi (Kolmogorow-Smirnov D test) yapıldı. Çalışmaya katılan sporcuların dağılımları ve yüzdeleri tanımlayıcı istatistik (Descriptive Statistics) ile belirlendi. Spor türüne göre sporcuların saldırganlık durumlarının karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız örneklem T Testi (Independent Sample T Test) uygulandı. Spor yapma durumu (Spor yapan-Spor yapmayan) ve Yaşa göre (5 grup), Spor yapma durumu (Spor yapan-Spor yapmayan) ve Cinsiyete göre sporcuların saldırganlık durumlarının karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde Çift Yönlü Varyans Analizi (Two Way Anova) uygulandı. Anlamlı bulunan gruplar arası farklılıklar için ise ikinci seviye testi olan Tukey HSD kullanıldı. Verilerin bilgisayar ortamına girilmesi ve grafiklerin çizilmesinde Windows için Microsoft Excel 2010, verilerin analizinde Windows için SPSS 20.0 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda spor yapma durumu, yaş ve cinsiyete göre öğrencilerin saldırganlık puanları arasında anlamlı farklar bulunmuş, spor yapma durumu ve yaş, spor yapma durumu ve cinsiyet, spor yapma türüne göre saldırganlık puanları arasında anlamlı farklar bulunamamıştır. Sonuç olarak; spor yapanların yapmayanlardan daha saldırgan ve atılgan oldukları, erkeklerin kızlardan daha saldırgan oldukları, kızların erkeklerden daha atılgan oldukları, spor yapma durumu ve yaşa göre, spor yapma durumu ve cinsiyete göre, spor yapma türüne göre saldırganlık puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, Ortaöğretim öğrencileri, Spor.
Sınıf içi öğretmen öğrenci iletişiminin öğrenci başarısı üzerine etkileri ve bir uygulama
ÖZET Günümüzde hızlı bir değişim yaşanmaktadır. İşletmeler açısından, rekabetçi ortamda verimliliği arttırma önem kazanmıştır. Bu kapsamda yöneticilerin ve iş görenlerin etkili iletişim becerileri kazanmaları gündeme gelmiştir. Toplumsal değişim bütün organizasyonlarda olduğu gibi okulları da etkilemiş, okullar da misyonunu ve vizyonunu sorgulamaya başlamıştır. Okulun en önemli çıktılarından biri olan öğrencinin başarısını arttırıcı yollar aranmaktadır. Eğitimde kaliteyi belirleyici unsurlardan biri de okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrenciler arasındaki iyi ilişkilerdir. Bu ilişkiyi etkileyen en önemli unsur ise iletişimdir. Bu çalışmada öğrenci- öğretmen iletişimi ile öğrenci başarısı arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bu ilişkiyi ölçmek için öğretmen-öğrenci iletişim ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri Eskişehir İlindeki beş Anadolu Lisesi'nde okuyan yüz öğrenciden elde edilmiştir. Veriler üzerinde korelasyon, sıklık dağılımı analizleri yapılmıştır. Öğretmen - öğrenci iletişimi ile öğrenci başarısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Stres kaynaklarının iş doyumuna etkileri: Kütahya ilk ve ortaöğretim okullarında uygulama
ÖZET Bu araştırmanın amacı; İlk ve orta dereceli okullarda görev yapan öğretmenlerin iş doyumları üzerinde etkili olan stres kaynaklarının belirlenmesi ve söz konusu öğretmenlerin iş doyumları ile belirlenen stres kaynaklan arasındaki ilişkilerin analiz edilmesidir. Araştırma örneklemini 2002-2003 Eğitim-Öğretim yılında Kütahya il merkezinde bulunan okullarda görev yapan öğretmenler arasından küme örnekleme yöntemiyle seçilmiş 89 okul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından hazırlanan ve deneklerle yüz yüze görüşülerek uygulanmış olan anket formlarından elde edilmiştir. Anket 100 okul öğretmenine dağıtılmış, dağıtılan anketlerden 89 adedi cevaplanmıştır. Anketlerin geri dönüşüm oranı %89 olmuştur. Anket sorularına verilen yanıtlar, yanıtların içeriğine göre önce anlamlı gruplar haline getirilmiş daha sonra da tablolara dönüştürülerek her madde için verilen yanıt sayısı ve yüzdelikler hesaplanmıştır. Araştırmada değişkenler arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla Ki-Kare Analiz Tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; yaş, medeni durum, görev süresi gibi kişisel faktörler ile; iş yükünün fazlalığı, görevin gerektirdiği sorumluluk duygusuna sahip olma, programı yetiştirmede yaşanan zaman baskısı, kurumda yaşanan araç-gereç eksikliği, yapılan işin monotonluğu, mesleki yönden yeterlilik, idarecinin mesleki yönden rehberlik edememesi, fiziki çalışma ortamının yeterliliği ve idareciyle yaşanan mesleki ilişkiler gibi kurumsal faktörler ile iş doyumu arasında bir ilişkinin olduğu sonucuna varılmıştır. Cinsiyet, kurumda yaşanan rol belirsizliği, mesleğin sağladığı maddi kazanç, mesleğin toplumsal statüsü, mesai arkadaşları ile yaşanan mesleki ve bireysel ilişkiler, görev yapılan kuruma ulaşmada yaşanan sorunlar ile iş doyumu arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
1998, 2010-2011, 2013 ve 2018 yıllarında güncellenen ortaöğretim programlarının geometri içeriği bağlamında karşılaştırılması
Bu çalışmada 1998, 2010-2011, 2013 ve 2018 yıllarında güncellenmiş olan ortaöğretim programları geometri içerikleri bağlamında incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Doküman olarak 1998 yılında güncellenen lise geometri ve analitik geometri dersi öğretim programları, 2010-2011 yıllarında güncellenen ortaöğretim geometri ve analitik geometri dersi öğretim programları, 2013 ve 2018 yılında güncellenen ortaöğretim matematik dersi öğretim programları incelenmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Programların içerikleri alt öğrenme alanı, konu ve kazanım bazında incelenmiş ve elde edilen bulgular tablolar halinde sunularak karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre incelenen öğretim programlarında dikkat çekici farklılıklar olduğu görülmüştür. 1998 ve 2010-2011 yıllarında güncellenen ortaöğretim programlarında ayrı birer ders olarak ele alınan matematik ve geometri içerikleri, 2013 ve 2018 yıllarında güncellenen ortaöğretim programlarında ise geometri içeriği, matematik dersi içerisinde bir alt öğrenme alanı olacak şekilde verilmiştir. Ayrıca 1998 yılından 2018 yılına kadar geçen süreç göz önüne alındığında öğretim programının süreç içerisinde gerek konu ve kazanım bakımından gerekse içeriğin ele alındığı yaklaşım bakımından sadeleşme ve içeriğin günlük hayatla ilişkilendirilebilecek konuları içerecek şekilde ciddi bir değişim geçirdiği görülmüştür. Günümüzde bilgi akışının hızı ve bilginin çok çabuk tüketildiği göz önüne alınırsa bu durum öğretim programlarının daha sık aralıklarla gözden geçirilmesi ihtiyacını doğurmaktadır. Bu durumda geçmiş deneyimleri göz önünde bulundurmanın faydalı olacağı fikri ile yakın bir zaman aralığında, ikiden fazla öğretim programını içerik bakımından karşılaştıran bu araştırmanın da faydalı olacağı düşünülmektedir.
Ortaöğretim kurumlarında örgütsel erdemliliğin incelenmesine yönelik karma bir araştırma
Bu araştırmanın amacı; ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin örgütsel erdemliliğe ilişkin algılarını belirlemek, bu doğrultuda öğretmenlerin görüşlerine göre örgütsel erdemlilikle ilgili yapılan ve yapılmasını istedikleri unsurları tespit etmektir. Bu çalışmada nicel ve nitel araştırmaların bir arada ele alındığı karma yöntem kullanılmıştır. Nicel olarak toplanan verilerin analiz sonuçlarına göre nitel görüşme soruları hazırlanarak analiz edildikten sonra, sonuçların bütüncül bir çerçevede ele alınıp değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili, Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunda seçkisiz küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili, Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerindeki ortaöğretimlerde görev yapan katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Örgütsel erdemlilik ölçeğinden elde edilen veriler sonucunda öğretmenlerin örgütsel erdemlilik algılarının yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada okullarda örgütsel erdemliliğe ilişkin yapılan uygulamalar; toplantı ve görüşmeler, olumlu ve seviyeli iletişim, idarenin teşvik edici tutumudur. Öğretmenlerin yapılmasını istedikleri uygulamalar ise; gezi ve etkinlikler, ödüllendirme ve teşvik edilmek, birbirine örnek olmaktır. Çalışma sonucunda; öğretmenlerin örgütsel erdemlilikle ilgili görüşlerinde okul yönetiminin etkili olduğu belirlenmiştir. Okul yönetimi ve çalışanlar arasında iletişimin güçlendirmesi, yapılan etkinliklerin, ödüllendirme ve teşviklerin artırılması, okul yönetiminin adil olmayı önemsemesi ve çalışanlarına örnek olması okullardaki örgütsel erdemliliğin artması sağlayacaktır. Diğer okul kademelerinde de örgütsel erdemlilik ile ilgili çalışmalar yapılabilir.
Fatih Projesine ilişkin öğrenci, öğretmen ve veli görüşleri
Bu araştırmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Fırsatları Artırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi" kısaca FATİH Projesi olarak adlandırılan çalışmanın uygulandığı kurumlardan birindeki etkililiğini ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Nitel yöntemlerden ise en çok kullanılanları olan görüşme ve gözlem tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak ise araştırmacı ve danışmanının birlikte geliştirdiği yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlem formu kullanılmıştır. Görüşme formu her bir paydaş grubu için ayrı ayrı ve grubun özelliğine uygun sorulardan oluşacak şekilde üç farklı form olarak düzenlenmiştir. Görüşme formları için ayrıca uzman görüşü alınmıştır. Bu sayede FATİH Projesi'nin uygulayıcıları olan paydaşlardan en detaylı bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Gözlem formunda ise FATİH Projesindeki öğretim teknolojilerinin kullanılma sıklığına yer verilmiştir. Araştırmada, durum çalışması tekniği kullanıldığı için örneklem seçilmemiş, bunun yerine bir çalışma grubu oluşturulmasına karar verilmiştir. Bu amaçla 2012-2013 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Avrupa yakasındaki FATİH Proje'si kapsamında projenin başından bu yana projede yer alan bir lisede görev yapan 3 idareci, 7 öğretmen ve okulun 10 öğrencisi olmak üzere toplam 20 kişi çalışma grubu olarak seçilmiştir. Görüşmeler araştırmacı tarafından çalışmanın yapıldığı okulda birebir olarak yapılmıştır. Gözlemler ise araştırmanın yapıldığı okulda ve öğrencilerin kaldığı yurtta yine araştırmacı tarafından yapılmıştır. Çalışmada her bir paydaş grubu ile yapılan görüşmeler ayrı ayrı ele alınıp incelenmiş olup gözlem formları ile birlikte irdelenmiştir. Sonuç ve öneriler kısmı ise tüm paydaşların ve araştırmacının ortak görüşünü ifade edecek şekilde düzenlenip çalışmanın sonunda ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: FATİH Projesi, Öğretim Teknolojisi, Durum Çalışması
Ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin demokratik tutumları
Bu araştırma, ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin demokratik tutumlarım belirlemek amacıyla yapılmış tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2002-2003 eğitim-öğretim yılında Adana ili Yüreğir ve Seyhan merkez ilçelerindeki ortaöğretim kurumlan oluşturmuştur. Bu evren içerisinden tesadüfi küme örnekleme yöntemi ile seçilen 1 1 orta öğretim kurumunda görev yapan 207 branş öğretmeni araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Bu araştırma için gerekli veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ölçeğin uygulanması ile elde edilmiştir. Ölçek iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm kişisel bilgiler, ikinci bölüm 19 maddeden oluşan demokratik tutum cümlelerinden oluşmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir: 19 maddelik tutum ölçeğinin Katılım, Bilimsellik, Eşitlik, Devletin Bireye Karşı Sorumlukları, Ayrımcılık ve Adalet alt ölçeklerine ilişkin olarak aldıkları tutum puanlarına göre ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin; katılımcı, bilimsel düşüncelere sahip, eşitlikçi, hoşgörülü (ırk, dil, din, toplumsal sınıf Vb. aynım gözetmeyen), adalete ve devletin bireye karşı sorumluluklarını yerine getirmesine önem veren tutumlara sahip oldukları söylenebilir. Çalıştıkları lise türüne, mezun oldukları kurum düzeyine, hizmet içi eğitim programlarına katılıp katılmamalarına, kıdem ve medeni durumlarına göre ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin Katlimi, Bilimsellik, Eşitlik, Devletin Bireyen Karşı Sorumlulukları, Ayrımcılık, Adalet ak ölçeklerine ilişkin olarak tutumları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin branşlarına göre Katılım, Eşitlik, Devletin Bireye Karşı Sorumlulukları, Ayrımcılık, Adalet alt ölçeklerinden aldıkları tutum puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Bilimsellik alt ölçeğinden aldıkları tutum puanlan arasındaki fark Resim-Müzik-Beden Eğitimi öğretmenleri lehine anlamlı bulunmuştur. Ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin yaşlarına göre Katılım, Bilimsellik, Devletin Bireye Karşı Sorumlulukları, Ayrımcılık, Adalet alt ölçeklerinden aldıkları tutum puanlan arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Eşitlik alt faktöründen aldıkları tutum puanlan arasındaki fark ise (p<.05 anlamlılık düzeyi) 21-25 yaş grubu lehine anlamlı bulunmuştur. Öğretmenlerin cinsiyetine göre Katılım, Bilimsellik, Eşitlik, Devletin Bireye Karşı Sorumlulukları, Adalet alt ölçeklerinden aldıkları tutum puanlan arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır. Ayrancılık alt faktöründen alman tutum puanlan arasındaki fark bayan öğretmenler lehine anlamlı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Demokratik tutum, Ortaöğretim
Bilim tarihi dersi veren öğretmenlerin bilimin doğasına ilişkin görüşlerinin incelenmesi ve alanlarına göre karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı bilim tarihi dersi veren öğretmenlerin bilimin doğası inanışlarını ve görüşlerinı incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Çankırı ili merkezinde ve ilçelerinde bulunan okullarda ortaöğretim kademesindeki görev yapan 160 öğretmen oluşturmaktadır. Öğretmenlerin 100'ü doğa bilimleri (biyoloji, fizik, kimya) 60'ı ise sosyal bilimler (tarih) alanında gelmektedir. Elde edilen veriler öğretmenlerin bilim doğasına ilişkin inanışları genel düzeylerinin orta seviyede olduğunu ve cinsiyet, eğitim düzeyi, lisans eğitiminde bilim tarihi dersi alma durumu ve diğer derslerden yardım alma durumu gibi faktörlerin öğretmenlerin inanışları üzerinde belirgin bir fark yaratmadığını göstermiştir. Fakat öğretmenlerin bilimin doğası inanışları eğitim ve öğretim alanlarına göre farklılaşmaktadır. Ayrıca, doğa bilimleri ve sosyal bilimler alanlarından gelen öğretmenler arasında bilimin doğasına ilişkin birçok konuda görüş farklılıkları olduğunu tespit edilmiştir. İlk grup genellikle daha gerçekçi bir bakış açısına, ikincisi ise daha kabul edilebilir bir perspektife sahiptir. Çalışmadan elde edilen veriler dikkate alınarak araştırmacılar ve uygulayıcılar için farklı öneriler sunulmuştur. Bu öneriler, öğretmenlerin bilim doğası ile ilgili inançlarını ve görüşlerini iyileştirmeyi ve öğrencilere daha etkili eğitim sunmak için stratejiler geliştirmeyi amaçlamaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı ortaöğretim kurumlarında iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları: Çankırı örneği
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kanunu sadece işyerleri ile ilgili değil, okullara yönelik kararları da içerir. Okullarda müdür, işveren görevindedir.İSG konusunda işverenlere büyük sorumluluk düşmektedir. Çalışma, Çankırı il merkezine bağlı Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) kurumlarında İSG çalışmalarını incelemek için yapıldı. Tanımlayıcı tipte olan çalışmada konu ile ilgili anket soruları hazırlandı. Ankette sosyodemografik özellikler ve İSG'ye yönelik sorular soruldu. Çalışmada 180 eğitim kurumunda görev yapan 159 okul idarecisi örnekleme alındı. Verilerin analizinde SPSS 25 sürümü, tanımlayıcı istatistik, normallik testleri kullanıldı. Okul idarecilerinin çoğunluğu okullarında İSG kurulu,İSG temsilcisi, risk değerlendirme ekibi, acil çıkış için uyarı levhaları, alarm ikaz sistemi, yangın ve havalandırma sistemi,laboratuvarda güvenlik uyarıları,ergonomik masa sandalye, ıslak zemin uyarı levhaları, kişisel koruyucu donanımları, merdivenlerde kaydırmaz bant, korkuluk,merdivenler arasında emniyet ağı,paratoner, ilk yardım dolabı, sabitlenmiş dolaplar olduğu,acil çıkış kapısı, periyodik kontroller, risk değerlendirme kontrolü, acil durum eylem planı,yangın tüpü bakım ve dolumu yapıldığını, acil çıkış kapısının kilitli olmadığını;kazan dairesi güvenliği sağlandığını, elektrik sigorta kutularının kilitli olduğunu, güvenlik görevlisinin olmadığını,İSG ve ilk yardım eğitimi verildiğini; idarecilerin yarıya yakını pencerelerde çocuk kilidi olmadığını; tamamına yakın genel olarak düzenli temizlik yapıldığını, tuvaletlerin günlük temizlendiğini belirtmiştir.İdarecilerin mesleki çalışma yılı ile okullarında İSG kurulu olması, İSG risk değerlendirme ekibi olması, İSG risk değerlendirmesi yapılması durumu, İSG çalışan temsilcisi olması sıklığı arasında fark olduğu(p<0,05)ANOVA testi ile belirlendi.Çalışmada okul idarecilerinin çoğunun okullarında İSG çalışmalarının yüksek düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışma Çankırı iliyle sınırlıdır;geniş kapsamlı çalışma yapılması önerilmektedir.
Ortaokul öğrencilerinde okula aidiyet duygusunun arkadaşlara bağlılık düzeyinin ve empatik sınıf atmosferi algısının incelenmesi
Bu çalışma, ortaokul öğrencilerinde okula aidiyet duygusunun arkadaşlara bağlılık düzeyinin ve empatik sınıf atmosferi algısının incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bu üç değişken arasındaki istatistiksel ilişkiler de ele alınmıştır. Araştırmanın evreni 2011?2012 Öğretim Yılında Adana ili merkez ilçelerindeki ortaokullara devam eden altıncı, yedinci ve sekizinci sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Evrendeki ilköğretim okullarından alt, orta ve üst sosyoekonomik düzeyden olacak şekilde yansız küme örnekleme yoluyla üç okul belirlenmiştir. Araştırmaya, alt sosyo-ekonomik düzeydeki okuldan 207, orta sosyo-ekonomik düzeydeki okuldan 205 ve üst sosyo-ekonomik düzeydeki okuldan da 190 olmak üzere toplam 602 öğrenci katılmıştır. Bu araştırmada veriler üç farklı ölçme aracı kullanılarak toplanmıştır. Bunlar, Okula Aidiyet Duygusu Ölçeği (OADÖ) (Goodenow, 1993a), Empatik Sınıf Atmosferi Tutum Ölçeği (ESATÖ) (Özbay ve Şahin, 2000) ve ?Arkadaş Bağlılığı Ölçeği? (ABÖ) (Hortaçsu, Oral ve Yasak-Gültekin, 1991)?dir. Verilerin analizinde SPSS 11.5 paket programı kullanılarak betimsel istatistikler incelenmiştir. Ayrıca bağımsız gruplar t testi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Bulguların anlamlı olup olmadığının değerlendirilmesinde .05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Analizler yapılmadan önce örneklemin ?doğrusallık? ve ?normallik? sayıltılarını karşıladığı belirlenmiştir. OADÖ?den elde edilen bulgulara göre Adana ili merkez ilçelerindeki ortaokulları öğrencilerin okula aidiyet duygusu ortalamaları toplam ve alt boyutlar bazında ortalamanın üzerindedir. Araştırma sonuçları üst sosyo-ekonomik düzeye sahip okullardaki öğrencilerin, alt ve orta sosyo-ekonomik düzeye sahip okullardaki öğrencilere göre kendilerini okullarına daha fazla ait hissettiklerini göstermiştir. Araştırmada, ortaokul öğrencilerinin okula aidiyet duyguları, arkadaşlara bağlılıkları ve empatik sınıf atmosferi algıları arasında anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca arkadaş bağlığı ile empatik sınıf atmosferi algısının öğrencilerin okula aidiyet duygularının anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir. Yordayıcı değişkenlerin okula aidiyet duygusu üzerindeki göreli önem sırası, arkadaş bağlılığı ve empatik sınıf atmosferi şeklindedir.
Yönetici, öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre ortaöğretimdeki sosyal etkinliklerin işlevselliğinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı; ortaöğretimdeki eğitsel kulüp çalışmalarının işlevselliğini yönetici, kulüp danışmanı ve öğrenci görüşleri doğrultusunda incelemektir. Bu genel amaç doğrultusunda katılımcıların eğitsel kulüplerin gerekliliğine olan inancına, öğrencilere sağladığı faydalara, kulüplerin uygulama sürecinde yaşanan problemlere ve daha etkin hale getirilmesi için yapılması gerekenlere ilişkin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırmanın yöntemi, nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem araştırmasıdır. Araştırmanın nicel boyutunu; Adana ili merkez ilçelerinde 2012 – 2013 yılında okul türü farklı ortaöğretim kurumlarında (Fen Lisesi, Anadolu Lisesi, İmam-Hatip Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi ve Genel Lisesi) öğrenim gören 469 öğrenci oluşturmuştur. Ankete verilen cevapların ve demografik değişkenlerin yüzde ve frekansları çıkarılmıştır. Ayrıca demografik değişkenlerle anket maddelerine verilen cevapların çaprazlaması yapılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS for Windows versiyon 15.0 yardımıyla istatistiksel teknikler kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Katılımcıların görüşlerini derinlemesine ve çok boyutlu olarak incelemek amacıyla veri toplama sürecinde görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşme; Adana ili merkez ilçelerindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan 14 öğretmen ve bu kurumlarda görev yapan 6 yönetici ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan yarı–yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, verilerin analizinde ise içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Öğrencilerin %31'nin üyesi oldukları eğitsel kulüplerin herhangi bir faaliyetinde yer almadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin çoğunluğu kulüplerin gerekli ve kendilerine birçok yararı olduğuna katılmaktadır. Buna karşın olumsuz görüş bildiren öğrencilerin sayısının da azımsanmayacak düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçları okul türü değişkenine göre değerlendirildiğinde anket maddelerine verilen cevapların farklılaştığı görülmüştür. Anadolu Lisesi öğrencilerinin eğitsel kulüp çalışmalarının gerekliliğine ve sağladığı faydalara olan inancı diğer liselere (Genel Lise, Meslek ve İmam – Hatip Lisesi) göre daha yüksek düzeydedir. Buna karşın Fen Lisesi öğrencilerinin eğitsel kulüplerin gerekliliği ve kendilerine sağladığı faydalara olan inancı en düşük düzeydedir. Eğitsel kulüplerin daha işlevsel hale getirilmesine yönelik çalışmaların yapılması ve kulüp uygulamalarının önündeki engellerin kaldırılması gerektiğine öğrencilerin büyük çoğunluğu katılmaktadır. Ayrıca araştırma sonuçları cinsiyet değişkenine göre değerlendirildiğinde anket maddelerine verilen cevapların birbirine yakın değerlerde olduğu görülmektedir. Araştırmanın nitel verilerinin sonucunda öğretmen ve yöneticiler, MEB İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinin evrak iş yükünü ön plana çıkardığını ve açıklayıcı nitelikte genelge ve yönergelere ihtiyaç duyulduğunu ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin nezdinde yeterince ilgi gösterilmediği ve öneminin anlaşılmasına rağmen uygulamaların çeşitli sorunlardan dolayı verimli yürütülemediği görülmüştür. Okulların fiziki donanımının kulüp faaliyetlerini gerçekleştirecek düzeyde olmaması, öğretmenlere maddi yönden bir getiri sağlamaması, okul ders yüklerinin fazla olması ve çalışmaların okul yönetimi ve öğrencilerce benimsenmemesi öğretmenlerin kulüp çalışmalarına karşı isteksiz olmasına yol açmaktadır. Öğrenci velilerinin akademik başarıya daha çok önem vermesi, eğitsel kulüplerin ikinci planda kalmasına neden olmaktadır. Bu durum öğrencilerin kulüplere olan ilgisini azaltmaktadır. Yöneticilerin tamamı eğitsel kulüp dosyasının öğretmenlerce düzensiz ve özensiz hazırlandığını, dosyaların özgün nitelikte etkinlik raporları içermediğini ve dosyadaki evrakların kağıt üzerinde kulüp yönetmeliğine uygun şekilde doldurulduğunu ifade etmiştir. Buna ek olarak okul yöneticileri öğretmenler tarafından internetten etkinlik örneklerinin indirildiğini sadece tarih ve isimlerin değiştirilip imzaya sunulduğunu belirtmişlerdir. Yöneticilerin öğretmenlerin ezberci çalışmalarından ve kulüplere olan ilgisizliklerinden yakındıkları görülmüştür. Sonuç olarak araştırmada; öğrenci, öğretmen ve yöneticiler eğitsel kulüplerin kişisel gelişime, sosyalleşmeye önemli katkılar sunduğunu düşünmelerine rağmen çeşitli nedenlerden dolayı bu faaliyetlerin amaçlarına ulaşamadığını belirtmişlerdir. Uygulamaların amacına ulaşamamasındaki en önemli faktör etkinliklerin öğrenci ve öğretmen bazında zorlamalara dayanmasına bağlı olarak çalışmalara katılımdaki isteksizliktir. Kulüp faaliyetlerinin amacına ulaşabilmesi için yönetici, öğretmen ve öğrencilerin gönüllülük esasına dayanarak çalışmalara katılımının sağlanması gerekmektedir. Ayrıca akademik başarıya odaklı ve öğrenci başarısının sadece sınavlarda alınan puanlarla değerlendirildiği bir eğitim öğretim ortamında sosyal ve sportif yöndeki başarılar ikinci planda kalmaktadır. Öncelikle öğrencileri sınav yarışından alıkoyan, sosyal ve sportif olarak gelişimlerine olanak sağlayan bireyler yetiştirmeyi amaçlayan bir eğitim programının uygulanması sosyal ve bedensel yönden gelişmiş nesillerin yetişmesine olanak sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Eğitsel kulüp, sosyal kulüp, ders dışı etkinlik, eğitici kol çalışmaları