Hepatitis B

135 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hastanemizde takip edilen kronik hepatit B hastalarında yapılan karaciğer biyopsilerinde bakılmış olan fibrozis ve histolojik aktivite indeksi sonuçlarının, kan tetkiklerinde bakılmış olan non-invaziv inflamasyon belirteçleri ile retrospektif olarak karşılaştırılması

Hepatit B virüsü bir DNA virüsüdür ve Hepadnaviridae ailesinde yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre 2019 yılında 296 milyon kişi kronik hepatit B tanılıdır ve kronik HBV enfeksiyonu 820000 insanın ölümünden sorumludur. Bu enfeksiyonda karaciğer hasarı düzeyinin tespiti için günümüzde altın standart yöntem halen karaciğer biyopsisidir. Karaciğer biyopsisi en başta invaziv bir süreç olması, öznel değerlendirme sürecine sahip olması, eğitimli personel ile hastane yatışı gerektirmesi ve mali yük barındırması sebepleriyle alternatif bir yöntem arayışını gerekli kılmaktadır. Ek olarak biyopsinin ciddi komplikasyonları da olabilmektedir. Bu nedenlerle karaciğer fibrozisi ve histolojik aktivitesi değerlendirmesi için pratik, hızlı ve görece ucuz yöntemler araştırılmaktadır. Çalışmamızda, invaziv olmayan hemogram tetkikinden elde edilen NLO, PLO ve MPV inflamasyon parametrelerinin, kronik inflamatuar bir süreç olduğu iyi bilinen kronik HBV enfeksiyonunda karaciğer biyopsisi sonuçlarını öngörmede etkinliği araştırılmıştır. Bu amaçla hastanemizde kronik hepatit B enfeksiyonu ile takip edilen ve karaciğer biyopsisi yapılan 119 hastanın verileri retrospektif olarak analiz edilmiştir. Çalışmamız sonuçlarına göre düşük ve yüksek histolojik aktivite gruplarında yaş, NLO ve MPV benzer saptanırken "yüksek HAİ" grubunda "düşük HAİ" grubuna göre viral yük daha yüksek, PLO ortalaması daha düşük bulunmuştur (sırasıyla p değerleri = 0,219; 0,125; 0,135; <0,001; 0,009). Düşük ve yüksek fibrozis gruplarında ise viral yük, NLO ve MPV benzer saptanırken, yüksek fibrozis grubunda düşük fibrozis grubuna göre yaş daha yüksek, PLO ortalaması daha düşük bulunmuştur (sırasıyla p değerleri =0,105; 0,153; 0,209; 0,015; 0,001). Sonuç olarak PLO değeri, karaciğer biyopsisinin histolojik aktivite ve daha güçlü olmak üzere fibrozis parametreleri ile ters yönlü ilişki göstermektedir ve biyopsinin bu sonuçlarını öngörmede umut vaat etmektedir.

BiyopsiFibrozHastalık şiddeti indeksi+7
Selçuk Burak Dönmez
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hepatit B virüsü ile infekte hastalardaki biyobelirteçlerin irdelenmesi

Bu çalışma PIV, Sİİ, APRİ, FİB-4 ve PCT skorlamalarının, KHB hastalarında karaciğer inflamasyonu ve fibrozisini öngörmedeki başarılarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada 01.01.2012 - 01.01.2024 tarihleri arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Polikliniği'ne başvuran, 18 yaş üstü ve en az altı aydır HBsAg pozitifliği devam eden 602 KHB ön tanılı hasta incelenmiştir. Biyopsi sonucunda SUT tedavi verilme kriterlerine uyan ve kronik hepatit ile uyumlu 175 hasta, biyopsi sonucunda SUT tedavi verilme kriterlerine uymadığı belirlenen ve kronik enfeksiyon ile uyumlu 126 hasta, ayrıca biyopsi yapılmadan kronik enfeksiyon tanısıyla takip edilen 301 hasta olmak üzere hastalar üç gruba ayrılmıştır. Gruplar arasında PIV, Sİİ, APRİ, FİB-4 ve PCT skorlamaları karşılaştırılmıştır. Biyopsi sonucunda kronik hepatit ile uyumlu olan hasta grubunda PIV skorlaması, kronik enfeksiyon (biyopsili ve biyopsisiz) grubuna göre daha düşük bulunmuştur. Ayrıca biyopsi yapılan hasta grubu düşük fibrozis ve yüksek fibrozis olarak iki gruba ayrıldığında, yüksek fibrozis grubunda PIV skorlaması daha düşük bulunmuştur. Biyopsi sonucunda kronik hepatit saptananlarda FİB-4 ve APRİ skorlarının daha yüksek, Sİİ ve PCT değerlerinin ise daha düşük olduğu görülmüştür. Güncel SUT kriterlerinde yer alan FİB-4, APRİ ve ALT değerlerini içeren geri ödeme koşulları göz önüne alındığında, kronik hepatit ile takip edilen hastaların %65,1'inin bu koşulları karşılamamasına rağmen biyopsi sonucu kronik hepatit ile uyumlu gelmiştir. Ayrıca biyopsi sonucu kronik enfeksiyon ile uyumlu olup tedavi başlanmayan gruptaki hastaların %15,9'unun SUT'a yeni eklenen bu koşullara göre tedavi alabileceği görülmüştür. Çalışmamızda, karaciğerde fibrozis ve inflamasyonun yüksek olduğu grupta, PIV, Sİİ ve PCT değerlerinin daha düşük olmasının sebebinin, platelet değerlerindeki azalma olduğu düşünülmüştür. Fibrozis 4 indeksi ve APRİ skorlamaları, karaciğerde inflamasyon ve fibrozisi öngörmede başarılı olsa da biyopsiye duyulan ihtiyacın devam ettiği unutulmamalıdır. Anahtar Kelimeler: Biyobelirteçler, karaciğer fibrozisi, kronik hepatit B, panimmün inflamasyon değeri, platelet

BiyobelirteçlerHepatit BKan trombositleri
Murat Ergün
Süleyman Demirel University
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

HBV enfeksiyonu zemininde hepatosellüler karsinom gelişen olgularda prognostik risk faktörlerinin incelenmesi

HBV Enfeksiyonu Zemininde Hepatosellüler Karsinom Gelişen Olgularda Prognostik Risk Faktörlerinin İncelenmesi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanlık Tezi. Ankara, 2023. Amaç: Hepatit b virüs (HBV) ilişkili hepatosellüler karsinom (HSK) olgularında sağkalıma etki eden faktörlerin incelenmesi amaçlandı. Yöntem: Ocak 2010 ile Ocak 2021 tarihleri arasında merkezimize başvuran ve çalışmaya katılım kriterlerini karşılayan 114 hastaya ait bilgiler olarak toplandı. Sirotik hasta ve non-sirotik hasta gruplarına ait karşılaştırıldı. Log-rank ve Cox regresyon analizi ile sağkalıma etki eden faktörler tanımlandı. Bulgular: Tek değişkenli sağkalım analizinde; vücut kitle indeksi (VKI), AFP, bilirubin düzeyleri, AST, GGT, ALP, albümin, albümin/ALP oranı, nötrofil/lenfosit oranı (NLO), en uzun tümör çapı, hipertansiyon, infiltratif tümör, asit, tedavi tipi sağkalım ile ilişkili bulundu. 64 (%56,1) hastada siroz mevcuttu, azalmış sağkalım ile ilişkili bulundu. Çok değişkenli analizde, ALP, asit, en uzun tümör çapı, AFP ve albümin sağkalımı etkileyen bağımsız faktörlerdi. Sirotik ve non-sirotik hastalar karşılaştırıldı; albümin, lökosit, nötrofil, trombosit, albümin/ALP oranı ve hipertansiyon sirotik grubunda daha yüksek izlendi. VKI, non-sirotik grubunda sağkalıma etki etmekte, sirotik grupta ise sağkalıma etkisiz bulundu. Sirotik hasta grubunda ise AST/ALT, globülin NLO, nötrofil ve lökosit sağkalıma etki etmekte, non-sirotik hasta grubunda ise sağkalıma etkisiz bulundu. Sonuç: Karaciğer fonksiyon testleri, hemogram ilişkili parametreler, tümör yüküne ilişkilin bulgular, AFP, siroz ve komplikasyonlarının literatürle uyumlu şekilde sağkalıma etki ettiği görüldü. Non sirotik hasta grubunda VKI artışı ile sağkalımda artış izlendi, hipertansiyon sıklığı sirotik olgulara göre daha yüksek bulundu. HBV ilişkili HSK gelişen olguların ⁓%30-50'sinde siroz izlenmemesi göz önüne alındığında, non-sirotik hastalarda metabolik etkenlerin sağkalıma ilişkin etkileri için ileri araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar kelimeler: Hepatit B virüs, Hepatosellüler karsinom, Sağkalım, Karaciğer sirozu

Hepatit BHepatit B virüsüKaraciğer hastalıkları+5
İbrahim Emir Tekin
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yağlı karaciğer fare modelinde hepatit B aşı immünitesinin araştırılması

Bu çalışmada, Alkol Bağımsız Yağlı Karaciğer Hastalığı (NAFLD) fare modelinde normal ve yüksek doz Hepatit B Virüsü (HBV) aşı programlarının aşı yanıtına etkisini araştırılmak amaçlandı. NAFLD oluşturmak için fareler (N=18), kolinsiz ve %45 yağ enerjisi içeren diyet (HFD/C¯) + %20 fruktoz içeren içme suyu ile, Kontrol grubu (N=18) ise %10 yağ enerjisi içeren kontrol diyeti ve arıtılmış çeşme suyu ile beslendi. 10 haftalık beslemenin ardından her iki grup 3 alt gruba (n=6) ayrıldı. Normal doz aşılama programında (ND) 0., 7. ve 21. günlerde, 4 µg HBV yüzey antijeni (HBsAg) içeren üç doz aşı uygulandı. Yüksek doz aşılama programlarında, 0. ve 7. günlerde (YD2) ve 0., 7. ve 21. günlerde (YD3) 8 µg HBsAg içeren aşı uygulandı. İn-vivo deneyler 16. haftada sonlandırılarak HBV yüzey antikoru (HBsAb) titreleri, T foliküler yardımcı (Tfh), düzenleyici T (Treg), CD27+ ve CD38+ hücre analizleri yapıldı. Karaciğer yağlanması histopatolojik skorlamayla, dalak ve timüs bezindeki immun yanıtlar ise immünfloresan boyama ile değerlendirildi. NAFLD grubunda Kontrol grubuna göre aşılama öncesi alınan kanlarda CD27+'nin düşük ve CD38+'in yüksek olduğu belirlendi. Her üç aşı programında immünizasyon sonrası HBsAb düzeyleri benzerdi. Kontrol/YD2 grubunda Tfh'ın yüksek, NAFLD/YD2 grubunda ise CD27+'nin yüksek olduğu belirlendi. NAFLD/YD3 grubunda Treg hücre düzeyleri Kontrol/YD2 grubunda ise Tfh hücre düzeyleri aşı öncesine göre yüksekti. Hem Kontrol/YD2 hem de NAFLD/YD2 grubunda CD27+CD38+ aşı öncesine göre hücre sayısının düşük olduğu belirlendi. NAFLD grubunda aşılama programından bağımsız olarak immünizasyon sonrası antikor titreleri ile Tfh ve CD27+ hücre sayıları arasında negatif, CD38+ hücre sayıları arasındaysa pozitif korelasyon belirlendi. Hem Kontrol hem de NAFLD gruplarında uygulanan farklı HBV aşı programlarının HBV aşı etkinliğinde herhangi bir farklılık yaratmadığı görüldü.

FarelerHayvan deneyleriHepatit+6
Tuğba Kütük
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik hepatit B enfeksiyonlu hastalarda umutsuzluk düzeyi ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Kronik Hepatit B enfeksiyonu hem dünyada hem de Türkiye'de yaygın olarak görülen önemli bir sağlık sorunudur. Kronik hastalıklar uzun ve düzenli tedavi gerektiren, hastayı ve yakın çevresini ekonomik, fiziksel ve ruhsal yönden zorluklarla karşılaştıran hastalıklardır. Bu çalışma, Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Polikliniği'ne başvuran hastalar ile gerçekleştirildi. Çalışma, 25.10.2022-30.06.2023 tarihleri arasını kapsamakta olup çalışmanın verileri etik kurul ve kurum izinleri takiben 05.12.2022-15.02.2023 tarihleri arasında hafta içi dönemi kapsayan zaman diliminde yüz yüze anket yoluyla toplandı. Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Polikliniği'ne başvuran 181 hastanın katılımı ile veri toplama süreci tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, Hasta Tanıtım Formu (EK-1), Beck Umutsuzluk Ölçeği (EK-2), Hepatit B Yaşam Kalitesi Ölçeği (EK-3) ile toplandı. İstatistiksel analizler SPSS (IBM SPSS Statistics 27) adlı paket program kullanılarak yapılmıştır. Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Parametrik olmayan yöntemlere uygun şekilde, iki bağımsız grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Mann-Whitney U" test (Z-tablo değeri), bağımsız üç veya daha fazla grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Kruskal-Wallis H" test (χ2-tablo değeri) yöntemi kullanılmıştır. Üç veya daha fazla grup için anlamlı fark çıkan değişkenlerin ikili karşılaştırmaları için Bonferroni düzeltmesi uygulanmıştır. Normal dağılıma sahip olmayan iki nicel değişkenin ilişkilerinin incelenmesinde "Spearman" korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Hepatit B Yaşam Kalitesi Ölçeği toplam puanları ve alt boyutları ile Beck Umutsuzluk Ölçeği toplam puanı arasında negatif yönde anlamlı sonuç elde edildi (r=-0,498; p<0,001). Bu çalışmada 30 yaş altı bireylerde HBYKÖ toplam puanınıni cinsiyete göre baktığımızda ise kadınlarda savunmasızlık alt boyutunun anlamlı derecede yüksek çıktığı görülmektedir. Çalışmanın sonucunda ise Kronik Hepatit B enfeksiyonlu bireylerin hastalık süreciyle başa çıkabilmelerinde ve hastalık ile ilgili olarak uyum temininde psikolojik problemlerinde oluşmasıyla değişik sorunlarla karşı karşıya kalabildiğini görmekteyiz.

HepatitHepatit BHepatit B virüsü+2
Tuğba Tarcan Gerçek
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Van bölgesindeki romatoid artrit hastalarında hepatit B ve hepatit C prevelansının belirlenmesi

AMAÇ:Romatoid artrit (RA) dünya nüfusunun yaklaşık %1'ini etkileyen inflamatuvar bir poliartropatidir. Hepatit B (HBV) ve Hepatit C (HCV) virüsleri ise dünyada 2 milyardan fazla enfekte insanın olduğu kronik karaciğer hastalığının önde gelen nedenlerindendir. RA tedavisinde kullanılan immun baskılayıcı ve immun düzenleyici ilaçlar hepatit virüs enfeksiyonlarının RA hastalığında insidansını arttırabilmektedirler. Çalışmamızda Van bölgesindeki RA hastalarındaki HBV ve HCV insidansını saptamanın yanında hastaların kullandığı immun baskılayıcı ve immun düzenleyici ilaçların bu insidansa olan etkilerini araştırmayı hedefledik. GEREÇ VE YÖNTEM:Bu çalışmaya 2015 ocak ile 2018 temmuz tarihleri arasında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Romatoloji Bölümlerinde RA tanısı alan, takip ve tedavisine devam edilen ardışık 403 hasta alındı. Hastaların demografik bilgileri ve laboratuvar değerleri retrospektif olarak tarandı. Hastalar kullandıkları ilaç tiplerine göre 3 gruba ayrıldı. Metotreksat, Salazopril, Hidroksiklorokin veya Leflunamid gibi hastalık modifiye edici (DMARD) grubu ilaç kullananlar grup 1, DMARD ile birlikte kortikosteroid alanlar grup 2, biyolojik ajanlarla birlikte DMARD ve/veya kortikosteroid kullananlar ise grup 3 olarak sınıflandırıldı. Gruplar arasında AST, ALT, ALP ,GGT, CRP, ESR, RF, anti-CCP, HBsag, Anti-HBs, Anti HCV düzeyleri arasındaki istatistiksel ilişki incelendi. Çalışmamızda üzerinde durulan özelliklerden sürekli değişkenler için tanımlayıcı istatistikler; ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler olarak ifade edilirken, kategorik değişkenler için sayı ve yüzde olarak ifade edilmiştir. Hesaplamalarda istatistik anlamlılık düzeyi p değeri 0,05 olarak alınmıştır. BULGULAR:Hastaların yaşları ortalama 50,943 ± 12,90; aralık (19-91) yıl idi. Hastalık süreleri ise 4,876 3 ± 3,74; aralık (1-20) yıl idi. Hastalar aldıkları tedaviye göre gruplandırıldığında ise birinci gruptaki 183 hasta (% 45) Metotreksat, Salazopril, Hidroksiklorokin veya Leflunamid gibi hastalık modifiye edici (DMARD) grubu ilaç kullanmakta iken, ikinci gruptaki 176 hasta (% 43,6) ise DMARD ile birlikte kortikosteroid almaktaydı, üçüncü grupta da 45 hasta (% 11,1) biyolojik ajanlarla birlikte DMARD ve/veya kortikosteroid kullanmaktaydı. Hastaların HBsag, Anti-HCV ve Anti- HBs pozitiflik yüzdeleri sırası ile %2,8, %0,8 ve % 28,1 olarak bulundu. Anti-HCV ve anti HBS değerleri arasında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmazken HBsag pozitiflik oranları biyolojik ajanların bulunduğu 3. grupta anlamlı olarak yüksek bulundu. (p<0.05) SONUÇ:RA hastalarında HBV ve HCV prevelansında normal popülasyona göre belirgin bir artış görülmemekle birlikte özellikle biyolojik ajan kullanımında hepatit reaktivasyon riski göz önünde bulundurulmalıdır. Tüm hastalardan tedavi öncesi viral hepatit tarama testleri istenmelidir ve aşılanma gereken hastalar hepatit aşısı planlanmalıdır. Ülkemizde RA'da HBV prevelansını değerlendiren çeşitli çalışmalar mevcut olmakla birlikte bizim çalışmamız ise Van bölgesindeki RA hastalarındaki HBV ve HCV prevelansını değerlendirmek açısından yapılmış ilk çalışmadır.

Artrit-romatoidHepatit BHepatit C+6
Azer Gökmen
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B'ye sekonder ileri evre fibrozis ve siroz hastalarında hepatoselüler karsinoma gelişimi riskinin; glipikan 3, heat shock protein-70, CD34 ve glutamin sentetaz ile değerlendirilmesi

Hepatoselüler karsinom (HSK) altıncı en sık kanserdir. Kanser ölümlerinin üçüncü en sık sebebidir (1). HSK hastalarının yarısından fazlasını kronik hepatit B (KHB) hasta-la-rı oluşturur. HSK hastalarının ana ölüm nedeni geç tanıdır. Bu nedenle erken tanı ölüm oranı başarılı nakil sonucu gibi klinik sonuçları iyileştimek için çok önemlidir (133). Bizim çalışmamızda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde takip edilen 2003 Ocak-2013 Aralık tarihleri arasında Ishak skorlama sistemine göre fibrozis skoru 4 ve üzerinde karaciğer patolojisi olan KHB tanısı almış ve HSK gelişmiş hastalar çalı-şıldı. Çalışmaya bu şartlarda 31 hasta dahil edildi. Ayrıca karaciğer patolojisi olan KHB tanısı almış, fibrozis skoru 3'den küçük, HSK gelişmemiş 10 tane kontrol hasta grubu belirlendi. Hastaların hem HSK'ya hem de KHB'ye ait olan biyopsi materyalle-ri erken HSK tanısında kullanılan glutamin sentetaz (GS), Heat Shock Protein-70 (HSP-70), CD 34 ve glipikan-3 (GLP-3) doku belirteçleri kullanılarak değerlendirildi. Değerlendirme bu konuda deneyimli tek bir patolog tarafından yapıldı. Bu belirteç-lerle boyamadaki amaç, hastalarda HSK gösterilmeden hücresel düzeyde bir bozuk-luğun olup olmadığının test edilmek istenmesidir. Non-neoplastik dokuda bir bo-yanma saptanmasının ve bu hastalarda HSK'nın gelişmesinin, tarama algoritmasını kökten değiştirebileceği düşünüldü. Biyopsiyle gösterilmiş HSK'sı olan hastalarda, GS bütün non-neoplastik dokularda zayıf boyandı. Neoplastik dokuların ise çoğunda (%87,5) GS kuvvetli boyandı. HSP-70 non-neoplastik dokuların yarısında, neoplastik dokuların ise %87,5'unda kuvvetli boyandı. CD34 ise non-neoplastik dokuların çoğunda (%87,5) zayıf, neoplastik doku-ların tamamında kuvvetli boyandı. GLP-3 hem non-neoplastik hem de neoplastik dokuların %87,5'unda kuvvetli boyandı. GLP-3 boyanma patterni hem non-neoplastik hem de neoplastik dokularda benzerdi. Sonuç olarak, KHB'ye bağlı sirozu olan hasta-larda, karaciğer biyopsisinde güçlü GLP-3 boyanması, ileride bu hastalarda HSK geli-şimini tahmin edebilir.

FibrozGlipikan 3Hepatit+7
Yusuf Öztürk
Hacettepe University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin hepatit B enfeksiyonu ile ilgili bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Amaç: Hepatit B enfeksiyonu dünya ve ülkemiz için önemli bir sağlığı sorunu olup, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi gençlerin Hepatit B ile ilgili bilgi düzeyi ve tutumlarının geliştirilmesi ile mümkün olmaktadır. Üniversite öğrencilerinin Hepatit B enfeksiyonu ile ilgili bilgi düzeylerini ve tutumlarını belirlemek amacı ile gerçekleştirilen tanımlayıcı nitelikte bir araştırmadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma Mart 2008?Haziran 2008 tarihleri arasında 626 üniversite öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama öncesi kurum izinleri ve öğrencilerden bilgilendirilmiş sözlü onam alınmıştır. Hepatit B enfeksiyonuna ilişkin tutum ve bilgi düzeyi anket formu ile sorgulanmıştır. Veriler SPSS istatistik programı ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Yaş ortalaması 20,28±1,84 (Yaş aralığı:17-33) olan çalışma grubunun bilgi düzeyleri orta düzeydedir [x±sd: 23,53±10,11 (Dağılım aralığı: 0-41)]. Hepatit B aşısı yaptıran, delici-kesici işlemler ve kas-içi/damar-içi enjeksiyonlar sırasında virüsün bulaşması konusunda dikkatli olduğunu bildiren ve hemşirelik bölümünde öğrenim gören öğrencilerin bilgi düzeyi puanları daha yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin %32,3'ü (n=202) Hepatit B hastalığından korktuğunu, %17,6'sı (n=110) Hepatit B virüsünü taşıdığını bildiği bireylerle mümkün olduğunca daha az etkileşimde bulunmaya gayret ettiğini, %27,8'i (n= 174) bulaşma yollarını bildiğini ve korunma önlemlerini (aşı vb.) aldığı için bir virüsün bulaşması konusunda endişesinin olmadığını belirtmiştir. Öğrencilerin %39,5'i (n=247) Hepatit B aşısı yaptırmıştır. Hepatit B virüsünün bulaşmasını engellemek amacıyla öğrencilerin %83,4'ü (n=522) delici kesici işlemler sırasında dikkatli olduğunu bildirmiştir. Sonuç: Üniversite öğrencilerinin Hepatit B enfeksiyonu konusundaki farkındalık düzeyi ve aşılanma oranlarının arttırılması için eğitim programlarının planlanması, danışmanlık gereksinimlerinin karşılanması için önem taşımaktadır.

BilgiHepatit BTutumlar
Nurdan Şahin
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Hepatit b ve hepatit virüsleriyle karşılaşmış olan böbrek nakilli hastaların klinik seyrinin izlenmesi

Amaç: Bu çalışmada Hepatit B ve Hepatit C virüsleriyle karşılaşmış ve böbrek nakli yapılmış hastaların böbrek fonksiyon testlerinin, karaciğer enzimlerinin ve kan değerlerinin Hepatit B ve Hepatit C virüsleriyle karşılaşmamış böbrek nakli olmuş hastalarla karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, İstanbul Bilim Üniversitesi Şişli Florence Nightingale Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında 2008-2016 yılları arasında böbrek nakli yapılmış 872 hasta dosyası retrospektif olarak taranıp hepatit B ve hepatit C virüslerinin hasta ve greft sağ kalımına etkileri incelenmiştir. Bulgular: Araştırmaya dahil edilen hastaların HBV(+) grubundakilerin %86,7'si, HCV(+) grubundakilerin tamamı ve kontrol grubundakilerin %97'si için greft tipinin canlı olduğu belirlendi. Hastalık nedenleri içinde; hipertansiyon HBV(+) hastalarda HCV(+) hastalara, kontrol grubu ise hem HBV(+)hem de HCV(+) hastalara göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Hastaların en son kotrol BUN değerine bakıldığında, HCV(+) grubu kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek bulundu. Hastaların 5.yıldaki AST değerine bakıldığında, HCV(+) grubun kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek bulundu. Hastaların taburcu oldukları an ki ürik asit değerine bakıldığında, HBV(+) grubunun ortalama HCV(+) grubundan anlamlı olarak yüksek bulundu. Sonuçlar: Bulgularımız böbrek transplantasyonu hastalarında hepatit B ve hepatit C virüs enfeksiyonun böbrek fonksiyonları üzerinde etkisi olmadığı gibi nakil sonrasında gelişebilecek komplikasyonlar üzerindede etkisi yoktur. Dolayısıyla Hepatit B ve hepatit C virüs enfeksiyonunun hasta sağ kalımına ve greft sağ kalımına etkisi olmadığı düşünülebilir.

Böbrek hastalıklarıBöbrek nakliBöbrek yetmezliği-kronik+6
Gülümser Oral Taraktaşlı
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon il merkezinde bulunan aile hekimliklerine bağlı 15-49 yaş kadınlarda hepatit b aşılanma prevalansı

Amaç: Bu çalışma ile Trabzon il merkezinde bulunan aile hekimliklerine bağlı 15-49 yaş kadınlarda hepatit aşılanma oranını belirlemek amaçlandı. Yöntem: Araştırmanın örneklemini, il merkezine bağlı 100 aile hekimliğinden basit rastgele örneklem metodu ile seçilen 18 tane aile hekimliğine bağlı 15-49 yaş grubu kadın nüfusu belirledi. Bu nüfus 17106 olarak bulundu. Ana kitleyi temsil edecek örneklem, evren sayısı bilinen gruplarda örnek seçme formülü ile hesaplandı ve 375 kişi olarak belirlendi (güç analizi yapılarak bu örneklemin yeterli olduğu ispatlamıştır). Her aile hekimliğinden alınacak örneklem sayısı, tabakalı örneklem metoduna göre bulunduktan sonra basit rastgele örneklem metoduyla tespit edildi. Veriler literatür doğrultusunda geliştirilen anket formu ile toplandı. Veriler; SPSS for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edildi ve verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanıldı. Gruplu değişkenler arasındaki ilişki ki-kare analizi ile test edildi. Bulgular: Kadınların 157'si(%41,9) 31-40 yaş aralığında, 164'ü (%43,7) lisans ve üzeri mezunu, 304'ü (%81,1) evli idi. Kadınların yaş, eğitim, ekonomik durum ve ailede sağlık personeli olması ile hepatit bilgi düzeyleri ve aşılanma oranları arasında istatiksel olarak anlamlılık tespit edildi ( p0,05). Sonuç: Hepatit bilgi düzeyinin yüksek olduğu yaş gruplarında dahi hepatit B aşılanma oranları düşük bulundu ve 15-49 yaş kadınlara yönelik rutin aşılamaya ihtiyaç olduğu kanısına varıldı.

Aile hekimliğiAşılamaAşılar+6
Fulya Batmaz
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hepatit B ve Hepatit C enfeksiyonlarının Behçet hastalığının seyri üzerindeki etkisi

Giriş: Behçet hastalığı (BH) oral ülser, genital ülser ve üveitten oluşan üç bulgunun yanında eklemlerde, deride, damarlarda ve diğer organlarda tutulum yapabilen kronik vaskülitik karakterde bir hastalıktır. Hala etyolojisi tam olarak aydınlatılamayan kronik, relapslar, ataklar ve remisyonlarla giden bir hastalıktır. BH 'da etyolojide ve klinik tutulumlarda hepatit B virüsü (HBV) ve hepatit C virüsü (HCV) enfeksiyonlarının etkisinin olabileceğini düşünerek bu çalışmayı tasarladık. Yöntem: Ekim 2017 ile Ekim 2022 tarihleri arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı / Romatoloji Bilim Dalı Multidisipliner Behçet Polikliniğine başvuran ve hepatit serolojisine yönelik test gönderilen 145 hasta retrospektif olarak analiz edilerek çalışmamıza dahil edildi. Bulgular: Çalışmamıza dahil olan hastalardan 4 tanesinde HBsAg pozitif ve kronik hepatit B enfeksiyonu mevcuttur. 24 hastada anti-HBc pozitif olup HBV ile karşılaşıldığını göstermektedir. Çalışmanın alt grup analizleri yapıldığında anti-HBc negatif grupta 121 hasta ve anti-HBc pozitif grupta 24 hasta saptanmıştır. Bu iki grubun BH klinik tutulum şekilleri karşılaştırıldığında anti-Hbc pozitif grupta genital ülser sıklığı, göz tutulumu oranı ve vasküler tutulum durumunda PTE sıklığının anti-HBc negatif gruba göre istatistiksel olarak anlamlı olmasa dahi oransal olarak daha fazla olduğu görülmektedir. Çalışmamızda çıkan sonuçlarda HBsAg pozitifliğinin 4 hasta (%2,7)ile sınırlı kalması istatistiksel anlamlılık ve güvenilirlik düzeyi düşürmekle birlikte toplumumuzdaki kronik hepatit B prevalansı ile benzer bir orana sahiptir. Bizim çalışmamızda ele alınan hastaların hepatit B serolojisini değerlendirirken diğer çalışmalardan farklı olarak bu hastaların klinik tutulumu ve Behçet için kullandığı ilaçlar da göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılmış olması çalışmamızı değerli kılan etkenlerden birisidir. Çalışmadaki 145 hastadan sadece 1 tanesinde anti-HCV pozitifliği görülmüş olup hepatit C enfeksiyonu ile Behçet hastalığı arasında bir ilişki bulunmadığını bize göstermiştir Sonuç: HCV enfeksiyonunun BH ile ilişkisi gösterilememiştir. Hepatit B enfeksiyonunun Behçet hastalığının etyopatogenezi ve klinik tutulumları arasında istatistiki olarak anlamlı ilişki bulunamamıştır. Anahtar Sözcükler: Behçet hastalığı, hepatit B, hepatit C

Behçet hastalığıEnfeksiyonlarHepatit+2
Mustafa Demir
Ankara University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci trimesterdeki gebelerde toxoplazma, sitomegalovirüs, rubella, HIV, Hepatit B/C prevelansı ve risk faktörleri

Birinci Trimesterdeki Gebelerde Toxoplazma, Sitomegolavirüs, Rubella, HIV, Hepatit B/C Prevelansı ve Risk Faktörleri Bu çalışma, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran ilk trimesterdeki gebelerde seropozitiflik oranları verisk faktörlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 1 Eylül-10 Aralık 2015 tarihleri arasında polikliniğe başvuran araştırmanınkriterlerine uyan 235 gebe oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafındangeliştirilen anket formu ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde Shapiro Wilk's, Mann-Whitney U testi, Ki kare testi, Fisher's Exact Testi ve Pearson Ki-Kare analizi kullanılmıştır. Gebelerin yaş ortalaması 28.2 ± 3.26 (18-42)'dır.Çalışmada toksoplazma IgG (%27.4) ve IgM (%0.9), rubella IgG (%92.8), sitomegolavirüs (CMV)IgG (%71.5), HBsAg (%38.3), Anti-HBs (%0.9), HCV (%0.4) seropozitiflikleri tespit edildi. AncakHIV seropozitifliği saptanmadı. Yaş ile birlikte toksoplazma IgG-IgM, rubella IgG, CMV IgG, HBs Ag, Anti-HBs ve HCV prevalansının arttığı saptandı(p<0.05).Toxo IgG seropozitifliği Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde sık görülmekteve gebelik sayısı ile doğru orantılı olarak artmaktadır(p<0.05). Sağlık çalışanları arasında Anti-Hbs seropozitifliği daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Gebelerin seroloji sonuçları ileailedeki birey sayısı, yaşadığı yer, bahçe-toprak işleri ile uğraşma, çiğ süt-kaymak, işlenmiş gıda tüketimi, ortak bardak-tabak kullanımı, manikür-pedikür öyküsü arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunurken (p<0.05); eğitim, düşük-küretaj, evlilik sayısı, operasyon öyküsü, diş tedavisi, dövme/piercing, kan transfüzyonu, IV/IM enjeksiyon, evcil hayvan besleme ve az pişmiş et tüketimi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0.05). Bu veriler antenatal takipte seropozitif taramasının önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Gebelik,Seroprevalans, Teratojenik Enfeksiyonlar

GebelikHIVHepatit B+7
Handan Oral
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İnterferon tedavisi uygulanan kronik hepatit hastalarında tiroid fonksiyon bozukluğu sıklığı

Giriş ve AmaçBu çalışmamızda, kronik hepatit B ve kronik hepatit C hastalarına uygulanmış interferon-alfa tedavisine bağlı gelişen tiroid fonksiyon bozukluklarının retrospektif olarak incelenmesini amaçladık.Gereç ve YöntemÇalışmamıza, kronik hepatit B'li 80 hasta ve kronik hepatit C'li 40 hasta alındı. Kronik hepatit B'li hastalar IFN-? + lamivudin veya adefovir dipivoksil tedavisi ve kronik hepatit C'li hastalar IFN-? + ribavirin tedavisi uygulanmış hastalardı. Çalışma öncesinde, hastaların tamamında tiroid fonksiyon testleri normaldi. Hastaların başlangıç, 3. ay, 6. ay ve 12. aydaki fT3, fT4 ve TSH değerleri incelendi.BulgularHem hepatit B'li hem de hepatit C'li hasta grubunda, cinsiyetin tiroid disfonksiyonu gelişimi için anlamlı olmadığı bulundu. Ancak her iki grupta da tiroid disfonksiyonu gelişen hastaların çoğunluğu kadındı. Hepatit B'li grupta, daha küçük yaştaki hastalarda tiroid disfonksiyonunun geliştiği görüldü. IFN-? tedavisi ile her çeşit tiroid disfonksiyonunun gelişebildiği tespit edildi. Kronik hepatit B'li hastalara göre kronik hepatit C'li hastalarda, tiroid fonksiyon bozukluğunun daha sık geliştiği bulundu.SonuçIFN-? tedavisi verilen hastalarda, tiroid fonksiyon bozukluğu gelişebileceği her zaman akılda tutulmalıdır. Kadın cinsiyet, kronik hepatit C hastalığı ve antitiroid otoantikor pozitifliği tiroid fonksiyon bozukuluğu gelişimi için en önemli risk faktörleridir. IFN-? tedavisine başlamadan önce tüm hastaların TSH ve antitiroid otoantikorlarının kontrol edilmesini ve riskli olan hastalarda daha sık olmak üzere tedavi süresince (gerekirse tedaviden sonra da) her 3 ayda bir fT3, fT4, TSH ve antitiroid otoantikorlarına bakılmasını önermekteyiz.Anahtar kelimelerKronik hepatit B, Kronik hepatit C, İnterferon- alfa, Tiroid fonksiyon bozukluğu

HepatitHepatit BHepatit C+5
Fatih Eskin
İnönü University
2009
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Romatoid artrit ve ankilozan spondilit hastalıkları ile B ve C viral hepatiti ilişkisi

Amaç: RA ve AS hastalıkları ile HBV ve HCV virüslerinin etiyopatogenez, birliktelik, ayırıcı tanı ve tedavi aşamasında ilişkilerini incelemek.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya; 101 RA, 117 AS hastası dahil edildi. RA için 113, AS için 94 olgudan oluşan iki ayrı kontrol grubu oluşturuldu. Hasta kayıtları hepatit serolojisi yönünden retrospektif olarak değerlendirildi. Tüm hastaların demografik özellikleri, hastalık süreleri, aldıkları tedavi protokolleri kayıt edildi. Hastalık aktivitesi yönünden akut faz reaktanları (ESR ve CRP) ve RF değerlerine bakıldı. Karaciğer enzimlerinden serum AST ve ALT değerlerine bakıldı. Tüm hastalar HBs Ag, HBs Ab, Anti-HCV yönünden tarandı. HBs Ag pozitif hasta kayıtlarında; HBe Ag, HBe Ab, HBc Ag, HBc Ab, HBV-DNA sonuçlarına bakıldı. Anti-HCV pozitif hasta kayıtlarında, HCV-RNA sonuçlarına bakıldı. Her parametredeki pozitiflik oranı RA, AS ve kontrol grupları ile kıyaslandı.Bulgular: RA ve AS'li hastalarda ortalama yaş sırasıyla 51.9 ± 12.6 ve 38.4 ± 11.1 yıldı. RA grubunda HBs Ag pozitifliği %1.9 (2/101) idi. HBs Ag veya HBs Ab pozitifliği yönünden; RA grubu, kontrol grubu ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. HBs Ag veya HBs Ab'nin birindeki pozitiflik HBV virüsü ile karşılaşma olarak değerlendirildi. HBs Ag veya HBs Ab'nin birindeki pozitiflik % 37.6 (38/101) idi. RA grubu, kontrol grubu ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı.RA grubunda anti-HCV pozitifliği %0.9 (1/101) idi. Anti-HCV pozitifliği yönünden; RA grubu, kontrol grubu ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı.AS hasta grubunda HBs Ag pozitifliği %6 (7/117) idi. HBs Ag veya HBs Ab pozitifliği yönünden; AS grubu, kontrol grubu ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. HBs Ag veya HBs Ab'nin birindeki pozitiflik %46.1 (54/117) idi. AS grubu, kontrol grubu ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı.AS grubunda anti-HCV pozitifliği %0.8 (1/117) idi. Anti-HCV pozitifliği yönünden; AS grubu, kontrol grubu ile kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı.Sonuç: RA ve AS hastalıkları etiyopatogenez, ayırıcı tanı, birliktelik ve de tedavi protokolünün belirlenmesi açısından HBV ve HCV virüsleri ile sıkı ilişki içindedir. Yaptığımız çalışmada bu ilişkinin aydınlatılmasını amaçladık. Bu konuda yapılacak yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.

Artrit-romatoidEtyopatogenezHepatit B+4
Tuba Tülay Koca
İnönü University
2011
40
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Rezeksiyon uygulanmış primer karaciğer kanserlerinin patolojik özellikleri

Hepatoselüler karsinom dünyada dördüncü sıklıkta görülen kanserdir. Bu çalışmada etyopatogenezdeki etkili olan faktörler (yaş, cinsiyet HBV gibi) tümörün paterni, diferansiasyonu, lenfovasküler invazyon ve prognostik parametreler arasındaki ilişki araştırılmıştır.İnönü Üniversitesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı'nda 2005-2010 yılları arasında hepatoselüler karsinom tanısı almış 82 olgu çalışmaya dahil edilmiştir. Hematoksilen eozin (HE) boyalı kesitler tümörün histopatolojik özel tipi, diferansiasyonu, paterni, anjiolenfatik invazyonu, perinöral invazyonu, kapsül invazyonu, büyük damar invazyonu, tümör dışı karaciğer dokusunda siroz varlığı, displastik nodül varlığı ile yaş, cinsiyet dağılımı ve etyoloji tekrar değerlendirildi.Olguların yaşları 11-76 arasında değişmekteydi. Olguların % 89'u erkek, %11'i kadındı. Hem erkeklerde hem de kadınlarda en sık etken kronik HBV enfeksiyonu %73,1 idi.Olguların %43,9'u iyi diferansiye, %45'i orta derecede diferansiye, %9,7'si az diferansiyeydi. Erkeklerde HSK en sık orta derece diferansiye, kadınlarda en sık iyi diferansiyeydi.Hepatoselüler karsinom özel tipleri içerisinde yer alan Fibrolameller karsinom sadece bir olguda görüldü.Prognoz hakkında fikir vermek için hepatoselüler karsinom raporlarında, en büyük tümör çapı, diferansiasyon, özel tipleri, lenfovasküler invazyon, büyük damar invazyonu, kapsül invazyonu, zemine siroz varlığı belirtilmelidir.Anahtar Kelimeler: Hepatoselüler karsinom, fibrolameller karsinom, siroz, kronik viral hepatit, HBV.

CerrahiCerrahi-sindirim sistemiHepatit+6
Zeynep Nurkabul
İnönü University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Naif kronik hepatit B hastalarında lamivudin tedavisinde 6.ayında HBV DNA sonuçlarının değerlendirilmesi

Giriş ve AmaçÇalışmamızda Lamivudin kullanan naif kronik hepatit B'li hastalarda viral supresyon oranlarını retrospektif olarak karşılaştırmayı amaçladık.Gereç ve YöntemÇalışmamıza Lamivudin kullanan 40 naif kronik hepatit B hastası dahil ettik. Hastalarda ALT, AST ve HBV DNA düzeyini araştırdık. Başlangıç, 3. ve 6. aydaki HBV DNA, ALT ve AST düzeylerini karşılaştırdık.BulgularLamivudin tedavisi alan hastaların tedavi öncesi, 3. ay ve 6. ayındaki HBV DNA düzeyleri karşılaştırıldı. Tedavinin 3. ayında hastaların hepsinde 1 log10'dan daha fazla düşüş mevcuttu. Primer cevapsız hasta saptanmadı. Tedavinin 6.ayında 28 hastada (%70) tam cevap saptandı.10 hastada (%25) parsiyel cevap, 2 hastada (%5) yetersiz cevap olduğu saptandı. Lamivudin tedavisi alan hastaların tedavi öncesi HBV DNA düzeyleri ile tedavinin 6. ay, HBV DNA düzeyleri karşılaştırıldığında HBV DNA düşüş hızları arasında istatiksel olarak anlamlı fark vardı.Lamivudin alan hastaların tedavi öncesi, 3.ay ve 6.ay AST ve ALT ortalamaları karşılaştırıldı. Başlangıç ve 6. ay AST ve ALT değerleri karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı azalma saptandı ( p<0.05 ) .Çalışmaya dahil edilen hastaların tedavi öncesi ve tedavinin 6. ayındaki HbsAg ve AntiHBsAg durumları karşılaştırıldı. Tedavi öncesi hastaların tamamında AntiHBs negatifti. Hastaların 6. ay takiplerinde 1 hastada AntiHBs serokonversiyonu geliştiği gözlendi.Lamivudin tedavisi alan hastaların tedavi öncesi ve tedavinin 6. ayındaki HBeAg durumları kaşılaştırıldı. Tedavi öncesi 4 hastada HBsAg pozitif olan hastaların 6.aydaki takiplerinde 2 hastada AntiHBsAg serokonversiyonu saptandı.SonuçÇalışmamızda tedavinin 6.ay HBV DNAsonuçları değerlendirildiğinde 10 hastada ( %25) parisyel cevap, 2 hastada (%5) yetersiz cevap saptandı. Yani çalışmaya dahil edilen hastaların %30'da istenilen düzeyde cevap elde edilemedi.Sonuç olarak kronik hepatit B tedavisinde direnç önemli bir sorun olması ve uzun dönem lamivudin kullanımı sırasında yüksek oranda direnç gelişmesi nedeniyle, direnç gelişiminin erken saptanması ve gereken değişimlerin yapılabilmesi için hastalar tedavi altında iken yakından izlenmelidir.Anahtar kelimeler: Kronik Hepatit B, Lamivudin, HBV DNA

DNAHepatitHepatit B+1
Galip Muzaffer Özdemir
İnönü University
2011
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B'li hastaların tedavisinde tenofovir'in tkinliğinin değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç Çalışmamızda Tenofovir kullanan kronik hepatit B?li hastalarda viral supresyon oranlarını retrospektif olarak karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem Çalışmamıza Tenofovir kullanan 117 kronik hepatit B hastası dahil ettik. Hastalarda ALT, AST ,HBV DNA, HBsAg, AntiHBs, HBeAg, AntiHBe düzeyini araştırdık. 1., 3., 6., 9., 12. aydaki HBV DNA, ALT , AST, HBsAg, AntiHBs, HBeAg, AntiHBe düzeylerini karşılaştırdık. Bulgular Tenofovir tedavisi alan hastaların 1. ay, 3. ay , 6. ay,9. ay ve 12. aydaki HBV DNA düzeyleri karşılaştırıldı. Tedavinin 3. ayında hastaların hepsinde 1 log10?dan daha fazla düşüş mevcuttu. Primer cevapsız hasta saptanmadı. Tedavinin 6. ayında 77 hastada (% 65,8) tam cevap , 21 hastada (% 17,9) parsiyel cevap , 19 hastada (% 16,2) yetersiz cevap olduğu saptandı. Tenefovir tedavisi alan hastaların tedavi öncesi HBV DNA düzeyleri ile tedavinin 6. ay, HBV DNA düzeyleri karşılaştırıldığında HBV DNA düşüş hızları arasında istatiksel olarak anlamlı fark vardı. Tenofovir alan hastaların 1. ay, 3.ay, 6.ay, 9. ay ve 12. ay AST ve ALT ortalamaları karşılaştırıldı. AST ve ALT değerleri karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı azalma saptandı ( p<0.05 ) . Çalışmaya dahil edilen hastaların tedavi öncesi ve tedavinin 9. ayındaki HbsAg ve AntiHBsAg durumları karşılaştırıldı. Tedavi öncesi hastaların tamamında AntiHBs negatifti. Hastaların 6. ay takiplerinde 1 hastada AntiHBs serokonversiyonu geliştiği gözlendi. Tenofovir tedavisi alan hastaların tedavinin 1. ayı ve tedavinin 12. ayındaki HBeAg durumları kaşılaştırıldı. Tedavinin 1. ayında 54 hastada AntiHBeAg pozitif olan hastaların 12. aydaki takiplerinde 62 hastada AntiHBeAg serokonversiyonu saptandı. Sonuç Sonuç olarak Kronik Hepatit B nedeni Tenofovir ile tedavi edilen hastalarda direnç yoktur. Hastaların AST, ALT, HBV DNA seviyelerinde istatiksel olark anlamlı düşüş saptanmıştır. HBsAg ve HBeAg serokonversiyonunda istetenen değerlere ulaşılamamıştır. Bunun için daha geniş serilere ihtiyaç vardır.

DNAHepatit BLamivudin+2
Seval Müzeyyen Ecin
İnönü University
2013
20
Medical SpecialtyOpen AccessTR

HBV ve HDV nedeniyle karaciğer nakli yapılan hastalarda HBV nüksü

HBV ve HDV Nedeniyle Karaciğer Nakli Yapılan Hastalarda HBV Nüksü Amaç: İnönü Üniversitesi karaciğer nakli enstitüsünde Mart 2003, Haziran 2013 tarihleri arasında, HBV ve HBV+HDV nedeniyle karaciğer nakli yapılan hastalardaki HBV ve HDV nüksünü araştırmayı amaçladık. Materyal ve Metod: İnönü Üniversitesi, Karaciğer Nakli Enstitüsü?nde Mart 2003, Haziran 2013 tarihleri arasında, HBV nedeniyle ve HBV+HDV nedeniyle karaciğer nakli olmuş ve halen yaşamakta olan 312 hastanın verileri geriye dönük olarak incelendi. Hepatoselüler kanserli olanlar (n=40), Alkolik sirozlu (n=2), Hepatit C?li (n=1), düzenli kontrole gelmeyen hastalar (n=14) dışlandığında, kalan 255 hasta çalışmaya dahil edildi. HBV nedeniyle KN yapılan 127 hasta grup 1, HBV+HDV nedeniyle karaciğer nakli yapılan 128 hasta grup 2 olarak ayrıldı. Nakil öncesi viral serolojisinde HDV Ab pozitifliği HBV+HDV olarak belirlendi. Sonuç : Çalışmaya dahil edilen 255 hastanın 127?si HBV (Grup 1); 128?si HDV(Grup 2) nedeniyle nakil yapılan hastalardı. Hastaların ortlama yaşı 47.31±10.97 yıl idi. Grup 1 için 47.67 ±11.63, Grup 2 için 46.96±10.34 idi. Ortalama takip süreleri 30.25±22.76 aydı. Grup 1 için 30.25 ±24.27, Grup 2 için 30.26 ± 21.26 aydı. Çalışmaya alınan 255 hastanın 13?ünde HBs Ag pozitif saptandı (%5,1). Grup 1?de 9 hastada HBs Ag pozitif (%7,1); Grup 2?de 4 hastada pozitif saptandı (%3,1). İki gurup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamadı (p=0.150). Tartışma : Nakil sonrası HBV nüksü halen karaciğer nakli hastalarının büyük bir problemidir. Merkezimizde uygulamakta olduğumuz proflaksi protokolü sonucunda HBV nüksü oranımız literatüre kıyaslandığında daha düşüktür. HDV koenfeksiyon varlığında, HBV nüksü istatistiksel olarak anlamlı olmasa da, nakil sonrası HBV nüksü daha az oranda görülmektedir. Ayrıca Nakil sonrası hiçbir hastamızda HDV nüksüne rastlanmadı.

Hepatit BHepatit B virüsüHepatit D+5
Adil Başkıran
İnönü University
2013
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde immünsüpresif tedavi nedenli hepatit B reaktivasyon riski olan hastalarda profilaktik tenofovir alafenamid kullanımının retrospektif incelenmesi

Hepatit B virüsü (HBV) ile enfekte olmuş bireyler immünsüpresif veya antikanser tedavileri aldıklarında HBV reaktivasyonu (HBVr) riski artmaktadır. HBV reaktivasyonu ciddi morbidite ve mortalite ile sonuçlanabilmektedir. Günümüzde kanser tedavileri, monoklonal antikor tedavisi, steroid kullanımı, biyolojik ajanlarla tedavi olan hastaların sayısı giderek artmaktadır. İmmünsüpresif tedavi öncesi hepatit taraması yapılmalı, hepatit B reaktivasyon riskine göre proflaktik antiviral tedavi başlanmalıdır. Çalışmamızda Ocak 2019-Mart 2022 tarihleri arasında immünsüpresif tedavi nedenli proflaktif tenofovir alafenamid fumarat (TAF) kullanan 211 hastanın retrospektif incelenmesi yapılmıştır. Hastaların demografik özellikleri, tedavi öncesi ve sonrası hepatit serolojisi ve laboratuvar özellikleri, altta yatan hastalıkları, immünsüpresif tedavileri, serolojik riskleri, HBV reaktivasyon risk durumları değerlendirildi. Tanı anında 26 (%12,3) hasta HBsAg pozitif olup, 185 (%87,7) hasta ise HBsAg negatif/ anti-HBc total pozitifliği vardır. Anti-CD20 monoklonal antikorları HBV reaktivasyonu için yüksek riskli immünsüpresif ajan olup, %23,70 hastanın tedavisinde kullanılmıştır. Tedavi öncesi ve sonrası değerler karşılaştırılığında HBsAg, anti-HBc total, anti-HBs serolojisinde ve labarotuvar özelliklerinde anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. HBV DNA ise tedavi sonrasında anlamlı olarak azalmıştır. Sonuç olarak; retrospektif olarak analizi yapılan 211 hastada reaktivasyon gözlenmemiştir. Bu çalışmada TAF'ın da HBVr önlemede diğer antiviraller kadar etkin olduğu gösterilmiştir. Renal fonksiyon bozukluğu olanlarda renal doz ayarı gerektirmemesi ve renal fonksiyonlar üzerine olumsuz etkisi olmaması, HBV DNA'yı baskılaması, yan etki profilinin az olması gibi sebeplerle güvenle proflaksi tedavisinde de kullanılabilir. Anahtar kelimeler: HBV, reaktivasyon, immünosüpresyon, tenofovir alafenamid fumarat.

BursaHepatit BHepatit B virüsü+4
Seray Türe Aydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sosyal pediatri polikliniği'ne başvuran hepatit B taşıyıcı annelerin bebeklerinin hepatit B serolojilerinin değerlendirilmesi

Amaç: HBs Ag pozitif annelerin bebeklerinin immünoprofilaksi başarısını, aşı yanıtlarını ve aşı yanıtsızlık durumunda olası sebepleri araştırmak, aşı yanıtsızlığı olan bebeklerin belirlenmesi ve aşı kürünün tekrarı, tedavi gereken bebeklerin tedavilerinin yapılması, annelerin takip durumlarını araştırmak, babaların aşılanma durumlarını tespit etmektir. Gereç ve Yöntem: Hasta grubunu 01.04.2020 ile 01.08.2021 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kadın Hastalıları ve Doğum Hastanesi'nde doğan HBs Ag pozitif annelerin bebekleri oluşturdu. Hepatit B yüzey antijeni pozitif sonuçlanan 39 anne bebeği çalışmaya dahil edildi. Bu bebeklerin hepsine doğumdan hemen sonra hepatit B aşısı ve ve hepatit b immunglobun (HBIG) uygulanmıştı. Hepatit B aşı kürü 0,1 ve 6. ay şeklinde uygulanmıştı. Hastaların hastane bilgi sistemindeki kayıtlarından bilgilerine ulaşılmış, excel dosyasına işlenmiştir. Bebeklerin son aşı dozundan en az bir ay sonra Hbs Ag ve Anti Hbs değerlerine bakılmıştır. Bebeklerin Anti Hbs değerlerine anne yaşı, doğum şekli ve kilosunun etkisi, annelerin takibe gitmesine eğitim ve gelir düzeyinin etkisi araştırılmıştır. Çalışmadaki veriler değerlendirilirken SPSS (Statistical Package for Social Sciences 28 version) programı kullanılmıştır. Mann Whitney U, Kruskal-Wallis, Ki kare testleri ve lojistik regresyon modeli ile istatistiksel analiz yapılmış p<0,05 düzeyi istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: HBs Ag pozitif anneden doğan 39 bebek çalışmaya dahil edilmiştir. Olguların 23' ü (%59) kız, 16'sı (%41) erkek bebekten oluşmaktadır. Üç doz aşı uygulamasından sonra anti HBs bakılan bebeklerin %95'inde koruyucu Ab düzeyi oluştuğu görülmüştür. İki bebekte anti Hbs negatif olarak saptanmıştır. Erkek cinsiyette, sezeryan doğumda, 37 hafta üzeri doğum haftası olan bebeklerde anti Hbs ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Fakat istatistiksel anlamlılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Sonuç: İlk trimesterde tüm hamilelerin hepatit B yönünden taranması, Hbs Ag pozitif sonuçlananlara ileri testlerin yapılması ve pozitif gelenlerin 26-28. haftada tetkilerinin tekrarı gerekmektedir. Antiviral tedavi kararı HBV DNA seviyesine göre alınmaktadır. HBs Ag pozitif gebelerin bebeklerine doğumu takiben hemen hepatit B aşı ve HBIG uygulanmalıdır. Aşı kürü tamamlandıktan en erken bir ay sonra HBs Ag ve Anti HBs düzeyi kontrol edilmeli ve anti-HBs titresi 10 mIU/mlL altında titresi olan bebeklere aşı kürü tekrar edilmelidir. Hepatit B enfeksiyonu aşı ile korunabilen bir hastalıktır. Bu hastalıkla mücadelenin en önemli basamaklarından biri perinatal bulaşın engellenmesidir. Anahtar Kelimeler: Hepatit B Virusu, Aşı, Perinatal Bulaş, Anti Hbs, HCC

AnnelerHepatit BHepatit B virüsü+5
Ayla Aslan Saka
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ankara bilkent şehir hastanesi sağlık çalışanlarında hepatit B virüs (HBV), hepatit c virüs (HCV), insan immun yetmezlik virüsü (HIV) seroprevalansı ve farkındalığının belirlenmesi

Amaç: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde çalışmakta olan sağlık çalışanlarının hepatit B virüsü (HBV), hepatit C virüsü (HCV) ve insan immun yetmezlik virüsü (HIV) seroprevalansını belirleyerek bu enfeksiyonların yaygınlığını ve sağlık çalışanlarının bağışıklık durumunu saptamak, hepatit B aşı gereksinimini belirlemek, bununla birlikte sağlık çalışanlarının HBV, HCV, HIV bulaş yolları ve korunmaya yönelik davranış bilgisi ve bu virüslerle enfekte hastalara karşı tutumunu değerlendirerek sağlık çalışanları için yeterli eğitim programları ve uygulama kılavuzları geliştirilmesi için kanıta dayalı öneriler sunmaktır. Gereç ve yöntem: 1 Ekim 2022 - 1 Mayıs 2023 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde çalışan hastalarla ve hasta çevresi (kan, doku ve vücut sıvıları ve bu maddelerle kirlenmiş tıbbi malzeme, ekipman veya çevresel yüzeyler) ile direkt teması olan doktor, hemşire, ebe, anestezi ve laboratuvar teknisyeni, fizyoterapist veya diş hekimlerinden oluşan 5138 sağlık çalışanının HBV, HCV ve HIV serolojik belirteçleri ve HBV'ye karşı aşılanma durumu incelenmiş; doktor ve hemşire meslek gruplarından 909 sağlık çalışanına HBV, HCV ve HIV bulaş ve korunma yolları bilgisi ve hastalara karşı tutumları hakkında yapılandırılmış bir anket uygulanmıştır. Analizlerde "IBM SPSS Statistic 22" programı kullanılmıştır. p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda sağlık çalışanlarında HBsAg prevalansı %1, anti-HCV prevalansı %0,019, anti-HIV prevalansı %0,1 olarak saptanmıştır. HBV aşılanma oranı %97,7; aşılanma sonrası antikor düzeyine bakılma oranı %89,7 olarak saptanmıştır. 12 adet bulaş ve korunma yolları bilgisi sorusunun doğru cevap ortancası 9'dur. 4 adet bulaşı önlemeye yönelik davranış bilgisi sorusunun doğru cevap ortancası 3'tür. Sağlık çalışanları arasında KDA yaralanma oranı %52 ve en sık yaralanma şekli enjektör kullanımı esnasında olarak bulunurken KDA yaralanma oranı doktorlar arasında hemşirelerden istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0,005). Bulaş ve korunma yolları bilgisi sorularına doktorlar hemşirelere göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha fazla oranda doğru cevap verirken; bulaşı önlemeye yönelik davranış bilgisi sorularına ise hemşireler anlamlı şekilde doktorlardan daha yüksek oranda doğru cevap vermiştir (p<0,005). HIV ve HBV/HCV hastalarına bakım verme esnasında daha az kaygı duyanların ve bakım verme konusunda daha istekli olanların bulaş ve korunma yolları hakkında daha fazla bilgiye sahip olduğu saptanmıştır (p<0,05). Sonuçlar: Kan yoluyla bulaşan patojenler açısından yüksek risk altında olan sağlık çalışanları arasında HBV enfeksiyonuna yönelik bulaş yolları, aşı ve profilaksi varlığı bilgi düzeyinin yüksek olması hem aşılanma oranlarına hem de HBsAg prevalansının azalmasına yansımıştır. Anti-HIV prevalansının önceki çalışmalardan yüksek bulunması son yıllarda genel toplumda artan HIV prevalansının bir yansıması olarak değerlendirilip bu konu hakkında daha fazla önleme ihtiyaç olduğunu gösterebilir. Katılımcılar arasında bulaş yolları ve korunma bilgisi sorularına verilen doğru cevap oranlarına bakıldığında güvenli enjektör kullanımı, HIV ve HCV profilaksisi hakkındaki bilgi düzeyinin daha düşük olarak saptanması eğitim faaliyetlerinin bu yönde arttırılması gerektiğini gösterirken bulaş ve korunma yolları hakkında bilgi düzeyi arttıkça kaygı oranının azalması ve bakım verme isteğinin artması farkındalığın ve eğitimin önemine vurgu yapmaktadır.

BilgiDavranışFarkındalık+6
Betül Kaplan
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B, kronik hepatit C ve Wilson hastalarında karaciğer yağlanmasının ve pankreas yağlanmasının sıklığının araştırılması

Amaç: Merkezimizde tedavi gören kronik hepatit B, kronik hepatit C ve Wilson hastalarının pankreas ve karaciğer yağlanması ile olan ilişkisini analiz edip bir merkezin deneyimi olarak sunmayı planladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Hepatoloji polikliniğinde takipli non-sirotik Wilson Hastalığı, kronik hepatit B, kronik hepatit C tanısı almış hastalar alınmıştır. Hepatoloji polikliniğinde takipli 3660 hasta retrospektif olarak taranmış olup 1622 kronik hepatit B hastası, 679 kronik hepatit C hastası, 78 Wilson hastalığı olan hasta olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaya dahil edilme kriterlerine göre bilgisayarlı tomografi görüntüleri olan 218 kronik hepatit B hastasından 48'ine, 202 kronik hepatit C hastasından 56'sına, 37 Wilson hastasının 35'ine çalışmada yer verildi. Bulgular: Hastaların ortanca yaşı 55'ti. Pankreas ortalama (tomografik olarak pankreas baş, gövde ve kuyruk bölümlerinin dansitelerinin ortalaması) değerine göre kronik hepatit C (KHC) tanısı olan hastalarda pankreas yağlanması kronik hepatit B (KHB) ve Wilson hastalığı (WH) tanılı hastalara göre anlamlı şekilde artmış saptandı (p:0,003). Hastalar pankreas ortalama, pankreas dalak farkı (pankreas ortalama değerinden dalak dansitesinin çıkarılmasıyla elde edilen dansite değeri) ve pankreas dalak oranına (pankreas ortalama dansitesi ve dalak dansitesi oranı) göre değerlendirildiğinde sırasıyla üç parametrede de karaciğer yağlanması ile aralarında anlamlı ilişki saptanmadı (p:0,389)(p:0,277)(p:0,590). Pankreas ortalama değerine göre yağlanma olan grupta yağlanma olmayanlara göre eritrosit sedimantasyon hızı (ESR) anlamlı şekilde yüksek tespit edildi (p:0,025). Pankreas ortalama değerine göre yağlanma olan grupta olmayanlara göre üre anlamlı şekilde düşük bulundu (p:0,024)(p:0,011). Pankreas dalak farkına göre bakıldığında yağlanma olan grupta olmayanlara göre globulin anlamlı olarak yüksek saptandı (p:0,043). Pankreas yağlanması için ortalama, dalak farkı ve dalak oranına göre her üç değerlendirmede de pankreas yağlanması olmayan grubun yaş ortalaması daha düşük bulunmuştur (p:0,001)(p:0,023)(p:0,001). Sonuç: Genel sonuçlara bakıldığında KHC hastalarında diğer iki hastalık grubuna göre anlamlı şekilde pankreas yağlanması olduğu saptandı (pankreas ortalama ve pankreas dalak oranına göre) ( p=0,003 p=0,039). Her üç değerlendirme metoduna göre pankreas yağlanması ile; yaş arasında anlamlı ilişki saptanmışken (p<0,05), karaciğer yağlanması ile istatistiksel anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Pankreas ortalama metoduna göre pankreas yağlanması ile VKİ arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p=0,029). Anahtar Kelimeler: Kronik hepatit C, kronik hepatit B, Wilson hastalığı, karaciğer yağlanması, pankreas yağlanması

Hepatit BHepatit CHepatolentiküler dejenerasyon+4
Mehmet Aksoy
Gaziantep University
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Knowlwdge and attitude towards hepatitis b virus infection among adults in tamale in the northern region of ghana-a descriptive study

The study aims is to investigate knowledge and attitude towards hepatitis B infection among adults in Tamale, Ghana. A descriptive study was conducted using self-administered structured questionnaire to assess participants' level of knowledge and attitude towards hepatitis B infection among adults in Tamale, Ghana. Data was collected from people who agreed to participate in the study. The study sample was 281 participants. Simple random sampling was used to recruit participants. Data was analysed using SPSS version 24 and study findings presented using text and tables. The study revealed that about half of the respondents had good knowledge on hepatitis B infection. There were even some knowledge gaps among the respondents who had good knowledge on the infection. The study also revealed that 64% of the respondents had good attitude towards hepatitis B vaccination. Those who did not vaccinate against hepatitis B indicated the cost and other reasons as the barrier for not vaccinating. Almost all the respondents indicated they will visit health facility for treatment in case they realise they are infected with hepatitis B. The study shows knowledge and attitude towards hepatitis B is not adequate. There is therefore the need to put in more measures to educate the public on hepatitis B in order to improve the public's knowledge and attitude towards hepatitis B infection.

KnowledgeLevel of knowledgeGhana+3
Abdul-ghaffar Donkor
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine 2010-2020 yılları arasında başvuran kronik hepatit B tanısı ile tedavi alan hastaların tedavi etkinliği ve yan etkileri bakımından değerlendirilmesi

Kronik hepatit B enfeksiyonu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli sağlık problemlerinden biridir. Retrospektif tez çalışmasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine 2010-2020 yılları arasında başvuran ve kronik hepatit B enfeksiyonu nedeniyle tedavi alan hastaların tedavi yanıtlarını virolojik, serolojik, biyokimyasal olarak araştırmayı amaçladık. Çalışmamıza kronik hepatit B tanısı ile takip edilen 412 hasta dahil edildi. Hastaların cinsiyet, yaş, karaciğer biyopsisinde fibrozis ve HAİ sonuçları, uygulanan antiviral tedavi türü, tedavi öncesi ve tedavinin 6. 12. ve 24. aylarındaki AST, ALT, trombosit, INR, kreatinin, üre, AFP ve HBV DNA düzeyleri, HBsAg, Anti-HBs, HBeAg, Anti-HBe durumları hastane otomasyon sistemi üzerinden kaydedildi. 412 hastanın 236'sı erkek (%57,28), 176' sının kadın (%42,72) olduğu tespit edildi ve hastaların yaş ortalaması 44,04±12,49 idi. Hastaların aldıkları tedaviler incelendiğinde; 178 (%43,2) hasta TDF, 200 (%48,54) hasta ETV, 18 (%4,37) hasta LAM, 13 (%3,16) hasta PegINF-α ve 3 (%0,73) hasta TBV tedavisi almaktaydı. Ortalama fibrozis skoru 2,68±0,93, ortalama HAİ 5,09±2,16 olarak tespit edildi. Töncesi 316 (%77,1) hastada HBeAg negatif, 94 (%22,9) hastada ise pozitif saptandı TDF ve ETV tedavileri karşılaştırıldığında; viral süpresyon, erken dönemde TDF grubunda anlamlı olarak daha fazlaydı. Ayrıca TDF tedavisi alan hastaların kreatinin değerleri 12. ve 24. aylarda ETV grubunda göre anlamlı olarak yüksek tespit edildi. Sonuç olarak hızlı viroloji yanıt istenen hastalarda TDF tedavisi en etkin tedavi olarak dikkat çekmekteyken, böbrek fonksiyonları bozuk olan hastalarda ise mümkün olduğu kadar alternatif tedavilerin tercih edilmesi gerekmektedir.

EntekavirGaziantepHemoglobin A-glikolize+6
Kübra Koçak
Gaziantep University
2023
00

Related subjects