Hepatitis B

123 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Rezeksiyon uygulanmış primer karaciğer kanserlerinin patolojik özellikleri

Hepatoselüler karsinom dünyada dördüncü sıklıkta görülen kanserdir. Bu çalışmada etyopatogenezdeki etkili olan faktörler (yaş, cinsiyet HBV gibi) tümörün paterni, diferansiasyonu, lenfovasküler invazyon ve prognostik parametreler arasındaki ilişki araştırılmıştır.İnönü Üniversitesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı'nda 2005-2010 yılları arasında hepatoselüler karsinom tanısı almış 82 olgu çalışmaya dahil edilmiştir. Hematoksilen eozin (HE) boyalı kesitler tümörün histopatolojik özel tipi, diferansiasyonu, paterni, anjiolenfatik invazyonu, perinöral invazyonu, kapsül invazyonu, büyük damar invazyonu, tümör dışı karaciğer dokusunda siroz varlığı, displastik nodül varlığı ile yaş, cinsiyet dağılımı ve etyoloji tekrar değerlendirildi.Olguların yaşları 11-76 arasında değişmekteydi. Olguların % 89'u erkek, %11'i kadındı. Hem erkeklerde hem de kadınlarda en sık etken kronik HBV enfeksiyonu %73,1 idi.Olguların %43,9'u iyi diferansiye, %45'i orta derecede diferansiye, %9,7'si az diferansiyeydi. Erkeklerde HSK en sık orta derece diferansiye, kadınlarda en sık iyi diferansiyeydi.Hepatoselüler karsinom özel tipleri içerisinde yer alan Fibrolameller karsinom sadece bir olguda görüldü.Prognoz hakkında fikir vermek için hepatoselüler karsinom raporlarında, en büyük tümör çapı, diferansiasyon, özel tipleri, lenfovasküler invazyon, büyük damar invazyonu, kapsül invazyonu, zemine siroz varlığı belirtilmelidir.Anahtar Kelimeler: Hepatoselüler karsinom, fibrolameller karsinom, siroz, kronik viral hepatit, HBV.

CerrahiCerrahi-sindirim sistemiHepatit+6
Zeynep Nurkabul
İnönü University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Naif kronik hepatit B hastalarında lamivudin tedavisinde 6.ayında HBV DNA sonuçlarının değerlendirilmesi

Giriş ve AmaçÇalışmamızda Lamivudin kullanan naif kronik hepatit B'li hastalarda viral supresyon oranlarını retrospektif olarak karşılaştırmayı amaçladık.Gereç ve YöntemÇalışmamıza Lamivudin kullanan 40 naif kronik hepatit B hastası dahil ettik. Hastalarda ALT, AST ve HBV DNA düzeyini araştırdık. Başlangıç, 3. ve 6. aydaki HBV DNA, ALT ve AST düzeylerini karşılaştırdık.BulgularLamivudin tedavisi alan hastaların tedavi öncesi, 3. ay ve 6. ayındaki HBV DNA düzeyleri karşılaştırıldı. Tedavinin 3. ayında hastaların hepsinde 1 log10'dan daha fazla düşüş mevcuttu. Primer cevapsız hasta saptanmadı. Tedavinin 6.ayında 28 hastada (%70) tam cevap saptandı.10 hastada (%25) parsiyel cevap, 2 hastada (%5) yetersiz cevap olduğu saptandı. Lamivudin tedavisi alan hastaların tedavi öncesi HBV DNA düzeyleri ile tedavinin 6. ay, HBV DNA düzeyleri karşılaştırıldığında HBV DNA düşüş hızları arasında istatiksel olarak anlamlı fark vardı.Lamivudin alan hastaların tedavi öncesi, 3.ay ve 6.ay AST ve ALT ortalamaları karşılaştırıldı. Başlangıç ve 6. ay AST ve ALT değerleri karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı azalma saptandı ( p<0.05 ) .Çalışmaya dahil edilen hastaların tedavi öncesi ve tedavinin 6. ayındaki HbsAg ve AntiHBsAg durumları karşılaştırıldı. Tedavi öncesi hastaların tamamında AntiHBs negatifti. Hastaların 6. ay takiplerinde 1 hastada AntiHBs serokonversiyonu geliştiği gözlendi.Lamivudin tedavisi alan hastaların tedavi öncesi ve tedavinin 6. ayındaki HBeAg durumları kaşılaştırıldı. Tedavi öncesi 4 hastada HBsAg pozitif olan hastaların 6.aydaki takiplerinde 2 hastada AntiHBsAg serokonversiyonu saptandı.SonuçÇalışmamızda tedavinin 6.ay HBV DNAsonuçları değerlendirildiğinde 10 hastada ( %25) parisyel cevap, 2 hastada (%5) yetersiz cevap saptandı. Yani çalışmaya dahil edilen hastaların %30'da istenilen düzeyde cevap elde edilemedi.Sonuç olarak kronik hepatit B tedavisinde direnç önemli bir sorun olması ve uzun dönem lamivudin kullanımı sırasında yüksek oranda direnç gelişmesi nedeniyle, direnç gelişiminin erken saptanması ve gereken değişimlerin yapılabilmesi için hastalar tedavi altında iken yakından izlenmelidir.Anahtar kelimeler: Kronik Hepatit B, Lamivudin, HBV DNA

DNAHepatitHepatit B+1
Galip Muzaffer Özdemir
İnönü University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B'li hastaların tedavisinde tenofovir'in tkinliğinin değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç Çalışmamızda Tenofovir kullanan kronik hepatit B?li hastalarda viral supresyon oranlarını retrospektif olarak karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem Çalışmamıza Tenofovir kullanan 117 kronik hepatit B hastası dahil ettik. Hastalarda ALT, AST ,HBV DNA, HBsAg, AntiHBs, HBeAg, AntiHBe düzeyini araştırdık. 1., 3., 6., 9., 12. aydaki HBV DNA, ALT , AST, HBsAg, AntiHBs, HBeAg, AntiHBe düzeylerini karşılaştırdık. Bulgular Tenofovir tedavisi alan hastaların 1. ay, 3. ay , 6. ay,9. ay ve 12. aydaki HBV DNA düzeyleri karşılaştırıldı. Tedavinin 3. ayında hastaların hepsinde 1 log10?dan daha fazla düşüş mevcuttu. Primer cevapsız hasta saptanmadı. Tedavinin 6. ayında 77 hastada (% 65,8) tam cevap , 21 hastada (% 17,9) parsiyel cevap , 19 hastada (% 16,2) yetersiz cevap olduğu saptandı. Tenefovir tedavisi alan hastaların tedavi öncesi HBV DNA düzeyleri ile tedavinin 6. ay, HBV DNA düzeyleri karşılaştırıldığında HBV DNA düşüş hızları arasında istatiksel olarak anlamlı fark vardı. Tenofovir alan hastaların 1. ay, 3.ay, 6.ay, 9. ay ve 12. ay AST ve ALT ortalamaları karşılaştırıldı. AST ve ALT değerleri karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı azalma saptandı ( p<0.05 ) . Çalışmaya dahil edilen hastaların tedavi öncesi ve tedavinin 9. ayındaki HbsAg ve AntiHBsAg durumları karşılaştırıldı. Tedavi öncesi hastaların tamamında AntiHBs negatifti. Hastaların 6. ay takiplerinde 1 hastada AntiHBs serokonversiyonu geliştiği gözlendi. Tenofovir tedavisi alan hastaların tedavinin 1. ayı ve tedavinin 12. ayındaki HBeAg durumları kaşılaştırıldı. Tedavinin 1. ayında 54 hastada AntiHBeAg pozitif olan hastaların 12. aydaki takiplerinde 62 hastada AntiHBeAg serokonversiyonu saptandı. Sonuç Sonuç olarak Kronik Hepatit B nedeni Tenofovir ile tedavi edilen hastalarda direnç yoktur. Hastaların AST, ALT, HBV DNA seviyelerinde istatiksel olark anlamlı düşüş saptanmıştır. HBsAg ve HBeAg serokonversiyonunda istetenen değerlere ulaşılamamıştır. Bunun için daha geniş serilere ihtiyaç vardır.

DNAHepatit BLamivudin+2
Seval Müzeyyen Ecin
İnönü University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

HBV ve HDV nedeniyle karaciğer nakli yapılan hastalarda HBV nüksü

HBV ve HDV Nedeniyle Karaciğer Nakli Yapılan Hastalarda HBV Nüksü Amaç: İnönü Üniversitesi karaciğer nakli enstitüsünde Mart 2003, Haziran 2013 tarihleri arasında, HBV ve HBV+HDV nedeniyle karaciğer nakli yapılan hastalardaki HBV ve HDV nüksünü araştırmayı amaçladık. Materyal ve Metod: İnönü Üniversitesi, Karaciğer Nakli Enstitüsü?nde Mart 2003, Haziran 2013 tarihleri arasında, HBV nedeniyle ve HBV+HDV nedeniyle karaciğer nakli olmuş ve halen yaşamakta olan 312 hastanın verileri geriye dönük olarak incelendi. Hepatoselüler kanserli olanlar (n=40), Alkolik sirozlu (n=2), Hepatit C?li (n=1), düzenli kontrole gelmeyen hastalar (n=14) dışlandığında, kalan 255 hasta çalışmaya dahil edildi. HBV nedeniyle KN yapılan 127 hasta grup 1, HBV+HDV nedeniyle karaciğer nakli yapılan 128 hasta grup 2 olarak ayrıldı. Nakil öncesi viral serolojisinde HDV Ab pozitifliği HBV+HDV olarak belirlendi. Sonuç : Çalışmaya dahil edilen 255 hastanın 127?si HBV (Grup 1); 128?si HDV(Grup 2) nedeniyle nakil yapılan hastalardı. Hastaların ortlama yaşı 47.31±10.97 yıl idi. Grup 1 için 47.67 ±11.63, Grup 2 için 46.96±10.34 idi. Ortalama takip süreleri 30.25±22.76 aydı. Grup 1 için 30.25 ±24.27, Grup 2 için 30.26 ± 21.26 aydı. Çalışmaya alınan 255 hastanın 13?ünde HBs Ag pozitif saptandı (%5,1). Grup 1?de 9 hastada HBs Ag pozitif (%7,1); Grup 2?de 4 hastada pozitif saptandı (%3,1). İki gurup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamadı (p=0.150). Tartışma : Nakil sonrası HBV nüksü halen karaciğer nakli hastalarının büyük bir problemidir. Merkezimizde uygulamakta olduğumuz proflaksi protokolü sonucunda HBV nüksü oranımız literatüre kıyaslandığında daha düşüktür. HDV koenfeksiyon varlığında, HBV nüksü istatistiksel olarak anlamlı olmasa da, nakil sonrası HBV nüksü daha az oranda görülmektedir. Ayrıca Nakil sonrası hiçbir hastamızda HDV nüksüne rastlanmadı.

Hepatit BHepatit B virüsüHepatit D+5
Adil Başkıran
İnönü University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde immünsüpresif tedavi nedenli hepatit B reaktivasyon riski olan hastalarda profilaktik tenofovir alafenamid kullanımının retrospektif incelenmesi

Hepatit B virüsü (HBV) ile enfekte olmuş bireyler immünsüpresif veya antikanser tedavileri aldıklarında HBV reaktivasyonu (HBVr) riski artmaktadır. HBV reaktivasyonu ciddi morbidite ve mortalite ile sonuçlanabilmektedir. Günümüzde kanser tedavileri, monoklonal antikor tedavisi, steroid kullanımı, biyolojik ajanlarla tedavi olan hastaların sayısı giderek artmaktadır. İmmünsüpresif tedavi öncesi hepatit taraması yapılmalı, hepatit B reaktivasyon riskine göre proflaktik antiviral tedavi başlanmalıdır. Çalışmamızda Ocak 2019-Mart 2022 tarihleri arasında immünsüpresif tedavi nedenli proflaktif tenofovir alafenamid fumarat (TAF) kullanan 211 hastanın retrospektif incelenmesi yapılmıştır. Hastaların demografik özellikleri, tedavi öncesi ve sonrası hepatit serolojisi ve laboratuvar özellikleri, altta yatan hastalıkları, immünsüpresif tedavileri, serolojik riskleri, HBV reaktivasyon risk durumları değerlendirildi. Tanı anında 26 (%12,3) hasta HBsAg pozitif olup, 185 (%87,7) hasta ise HBsAg negatif/ anti-HBc total pozitifliği vardır. Anti-CD20 monoklonal antikorları HBV reaktivasyonu için yüksek riskli immünsüpresif ajan olup, %23,70 hastanın tedavisinde kullanılmıştır. Tedavi öncesi ve sonrası değerler karşılaştırılığında HBsAg, anti-HBc total, anti-HBs serolojisinde ve labarotuvar özelliklerinde anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. HBV DNA ise tedavi sonrasında anlamlı olarak azalmıştır. Sonuç olarak; retrospektif olarak analizi yapılan 211 hastada reaktivasyon gözlenmemiştir. Bu çalışmada TAF'ın da HBVr önlemede diğer antiviraller kadar etkin olduğu gösterilmiştir. Renal fonksiyon bozukluğu olanlarda renal doz ayarı gerektirmemesi ve renal fonksiyonlar üzerine olumsuz etkisi olmaması, HBV DNA'yı baskılaması, yan etki profilinin az olması gibi sebeplerle güvenle proflaksi tedavisinde de kullanılabilir. Anahtar kelimeler: HBV, reaktivasyon, immünosüpresyon, tenofovir alafenamid fumarat.

BursaHepatit BHepatit B virüsü+4
Seray Türe Aydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B, kronik hepatit C ve Wilson hastalarında karaciğer yağlanmasının ve pankreas yağlanmasının sıklığının araştırılması

Amaç: Merkezimizde tedavi gören kronik hepatit B, kronik hepatit C ve Wilson hastalarının pankreas ve karaciğer yağlanması ile olan ilişkisini analiz edip bir merkezin deneyimi olarak sunmayı planladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Hepatoloji polikliniğinde takipli non-sirotik Wilson Hastalığı, kronik hepatit B, kronik hepatit C tanısı almış hastalar alınmıştır. Hepatoloji polikliniğinde takipli 3660 hasta retrospektif olarak taranmış olup 1622 kronik hepatit B hastası, 679 kronik hepatit C hastası, 78 Wilson hastalığı olan hasta olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaya dahil edilme kriterlerine göre bilgisayarlı tomografi görüntüleri olan 218 kronik hepatit B hastasından 48'ine, 202 kronik hepatit C hastasından 56'sına, 37 Wilson hastasının 35'ine çalışmada yer verildi. Bulgular: Hastaların ortanca yaşı 55'ti. Pankreas ortalama (tomografik olarak pankreas baş, gövde ve kuyruk bölümlerinin dansitelerinin ortalaması) değerine göre kronik hepatit C (KHC) tanısı olan hastalarda pankreas yağlanması kronik hepatit B (KHB) ve Wilson hastalığı (WH) tanılı hastalara göre anlamlı şekilde artmış saptandı (p:0,003). Hastalar pankreas ortalama, pankreas dalak farkı (pankreas ortalama değerinden dalak dansitesinin çıkarılmasıyla elde edilen dansite değeri) ve pankreas dalak oranına (pankreas ortalama dansitesi ve dalak dansitesi oranı) göre değerlendirildiğinde sırasıyla üç parametrede de karaciğer yağlanması ile aralarında anlamlı ilişki saptanmadı (p:0,389)(p:0,277)(p:0,590). Pankreas ortalama değerine göre yağlanma olan grupta yağlanma olmayanlara göre eritrosit sedimantasyon hızı (ESR) anlamlı şekilde yüksek tespit edildi (p:0,025). Pankreas ortalama değerine göre yağlanma olan grupta olmayanlara göre üre anlamlı şekilde düşük bulundu (p:0,024)(p:0,011). Pankreas dalak farkına göre bakıldığında yağlanma olan grupta olmayanlara göre globulin anlamlı olarak yüksek saptandı (p:0,043). Pankreas yağlanması için ortalama, dalak farkı ve dalak oranına göre her üç değerlendirmede de pankreas yağlanması olmayan grubun yaş ortalaması daha düşük bulunmuştur (p:0,001)(p:0,023)(p:0,001). Sonuç: Genel sonuçlara bakıldığında KHC hastalarında diğer iki hastalık grubuna göre anlamlı şekilde pankreas yağlanması olduğu saptandı (pankreas ortalama ve pankreas dalak oranına göre) ( p=0,003 p=0,039). Her üç değerlendirme metoduna göre pankreas yağlanması ile; yaş arasında anlamlı ilişki saptanmışken (p<0,05), karaciğer yağlanması ile istatistiksel anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Pankreas ortalama metoduna göre pankreas yağlanması ile VKİ arasında anlamlı ilişki saptanmıştır (p=0,029). Anahtar Kelimeler: Kronik hepatit C, kronik hepatit B, Wilson hastalığı, karaciğer yağlanması, pankreas yağlanması

Hepatit BHepatit CHepatolentiküler dejenerasyon+4
Mehmet Aksoy
Gaziantep University
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Knowlwdge and attitude towards hepatitis b virus infection among adults in tamale in the northern region of ghana-a descriptive study

The study aims is to investigate knowledge and attitude towards hepatitis B infection among adults in Tamale, Ghana. A descriptive study was conducted using self-administered structured questionnaire to assess participants' level of knowledge and attitude towards hepatitis B infection among adults in Tamale, Ghana. Data was collected from people who agreed to participate in the study. The study sample was 281 participants. Simple random sampling was used to recruit participants. Data was analysed using SPSS version 24 and study findings presented using text and tables. The study revealed that about half of the respondents had good knowledge on hepatitis B infection. There were even some knowledge gaps among the respondents who had good knowledge on the infection. The study also revealed that 64% of the respondents had good attitude towards hepatitis B vaccination. Those who did not vaccinate against hepatitis B indicated the cost and other reasons as the barrier for not vaccinating. Almost all the respondents indicated they will visit health facility for treatment in case they realise they are infected with hepatitis B. The study shows knowledge and attitude towards hepatitis B is not adequate. There is therefore the need to put in more measures to educate the public on hepatitis B in order to improve the public's knowledge and attitude towards hepatitis B infection.

KnowledgeLevel of knowledgeGhana+3
Abdul-ghaffar Donkor
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine 2010-2020 yılları arasında başvuran kronik hepatit B tanısı ile tedavi alan hastaların tedavi etkinliği ve yan etkileri bakımından değerlendirilmesi

Kronik hepatit B enfeksiyonu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli sağlık problemlerinden biridir. Retrospektif tez çalışmasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine 2010-2020 yılları arasında başvuran ve kronik hepatit B enfeksiyonu nedeniyle tedavi alan hastaların tedavi yanıtlarını virolojik, serolojik, biyokimyasal olarak araştırmayı amaçladık. Çalışmamıza kronik hepatit B tanısı ile takip edilen 412 hasta dahil edildi. Hastaların cinsiyet, yaş, karaciğer biyopsisinde fibrozis ve HAİ sonuçları, uygulanan antiviral tedavi türü, tedavi öncesi ve tedavinin 6. 12. ve 24. aylarındaki AST, ALT, trombosit, INR, kreatinin, üre, AFP ve HBV DNA düzeyleri, HBsAg, Anti-HBs, HBeAg, Anti-HBe durumları hastane otomasyon sistemi üzerinden kaydedildi. 412 hastanın 236'sı erkek (%57,28), 176' sının kadın (%42,72) olduğu tespit edildi ve hastaların yaş ortalaması 44,04±12,49 idi. Hastaların aldıkları tedaviler incelendiğinde; 178 (%43,2) hasta TDF, 200 (%48,54) hasta ETV, 18 (%4,37) hasta LAM, 13 (%3,16) hasta PegINF-α ve 3 (%0,73) hasta TBV tedavisi almaktaydı. Ortalama fibrozis skoru 2,68±0,93, ortalama HAİ 5,09±2,16 olarak tespit edildi. Töncesi 316 (%77,1) hastada HBeAg negatif, 94 (%22,9) hastada ise pozitif saptandı TDF ve ETV tedavileri karşılaştırıldığında; viral süpresyon, erken dönemde TDF grubunda anlamlı olarak daha fazlaydı. Ayrıca TDF tedavisi alan hastaların kreatinin değerleri 12. ve 24. aylarda ETV grubunda göre anlamlı olarak yüksek tespit edildi. Sonuç olarak hızlı viroloji yanıt istenen hastalarda TDF tedavisi en etkin tedavi olarak dikkat çekmekteyken, böbrek fonksiyonları bozuk olan hastalarda ise mümkün olduğu kadar alternatif tedavilerin tercih edilmesi gerekmektedir.

EntekavirGaziantepHemoglobin A-glikolize+6
Kübra Koçak
Gaziantep University
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Study of some biochemical parameters in patients with hepatitis B in al-anbar governorate/iraq

The Hepadnaviridae family includes the hepatitis B virus, a partially double-stranded virus. Anyone may get infected with acute HBV, whether or not they're sick. Symptoms of a significant HBV infection include muscle pains, tiredness, and a lack of energy. The present work focuses on the impact of hepatitis B on liver function tests and a number of biochemical indicators. The results showed a huge discrepancy between the mean Age in (year) and VITB12 scores. However, the statistical significance of the discrepancies between GGT and ALP's approaches is low. Men and women in group A had significantly different mean values for the aforementioned biomarkers than did men and women in group B, who served as controls (P 0.05). According to the Pearson correlation analysis test for connection between VITB12 and other chemical tests, there seems to be a significant association between the R-value and VITB12. (VITB12) exhibited a substantial link with (GGT), however (ALP), GPT, GOT, TG, Tc, and FBS had no correlation with (VITB12). Research shows that viral hepatitis is more prevalent among the elderly and those who are weak in vitamin B12. The GPT and GOT both have substantial statistical differences from the other two groups.

Biochemical propertiesEnzymesHepadnaviridae+7
Qaher Mosleh Jaber Al-hardanee
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Serological and molecular detection of hepatitis B among blood donors in thi-qar province

The current study was conducted in Thi-Qar Governorate. The following tests were carried out (ELISA technology and Real-Time PCR (RT- qPCR)). This study was conducted on 11,670 donors. Using the ELISA technique, the seropositive results of the hepatitis B virus showed 118 samples with a percentage of 1.01% of the total. They were distributed among 88 samples from males and 24 samples from females, their average age 20-65, where a special form was prepared to collect the information required in the study. The positive samples that appeared in the ELISA technique were re-tested using the RT-PCR technique, where the results showed 100 positive samples, 87.7 % and 18 negative samples, 15.3%. The infection rate in urban areas reached 51 cases, with a percentage of 51.61%, while the percentage of infection among people living in rural areas was 49, at a rate of 49.39%. Also, the injuries were distributed among the age groups, with the least infection reaching a percentage of 5%. For groups older than 60 years, while groups less than 30 recorded a percentage of 15%, while age groups 31-45 recorded the highest percentage of 47%, and the age group 46-60 recorded a percentage of infection of 33% with a significant presence, The injuries were also distributed according to blood types, the highest infection was for blood type + 0 at a percentage 28.81 % and the lowest for blood type + AB at a percentage of 1.71 %, with a significant presence.

DNAEnzyme-linked immunosorbent assayReverse transcription polimerase chain reaction+1
Jasım Hashım Hameedı Alzaıdı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between pro and anti-inflammatory cytokines levels and hepatitis B diagnosis by PCR method in Al-Najaf city/Iraq

Hepatitis B virus (HBV) is a hepatotropic, non-cytopathic DNA virus that causes acute and chronic hepatitis, which is associated with a high risk of developing cirrhosis and hepatocellular carcinoma. L-6 is one of the major inflammatory cytokines, IL-10 is recognized as a key cytokine regulating the immune response to HBV infection. The aim of study, the effects of cytokines with risk for hepatitis B virus (HBV). In this study was conducted on 58 people who were with different ages and gender. All patients were infected with Hepatitis B in the Al-Sadder Teaching Hospital in An-Najaf Al Ashraf province, in the period from Dismember 2021 to March 2022. All study population patients who infected with hepatitis B depending on clinical basis and who diagnosis by RT-PCR (Genexpert system) were positive result, the number of them was 22 men and 25 women. It also included 11 healthy people who were not infected, the number of men was 5 and women were 6.The mean ages of suspected patients was 52.91 years (SD ± 11.045) for males, and 49.56 years (SD ± 10.4) for females. The mean of the IL 6 level was (61.56) mg/dL to male, while (85.97) mg/dL to female and very low level in control. While the mean of the IL 10 level was (55.67) mg/dL to male, while (53.46) mg/dL to female and very low level in control. Keywords: Hepatitis B, PCR, Cytokines, Chronic hepatitis

Hepatitis BChronic diseasePolymerase chain reaction+1
Mohammed Rıyadh Abdulmahdı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hepatit B ve aşı konusunda üniversite öğrencilerinin bilgi, tutum ve davranışının araştırılması

Amaç: Randomizasyonla belirlenen 1850 üniversite öğrencisinin hepatit B için bilgi, tutum ve davranışının araştırılması temel amaç olarak planlanmıştır.İkincil amaç ise belirlenen bu üniversite öğrencilerinin HBs Ag ve Anti HBs yönünden taranması, aşısız sağlıklı bireylerin aşılanması, taşıyıcı ve hasta bireylerin ise takip ve tedavi için kliniklere yönlendirilmesidir.Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 2008-2010 yılları arasında, randomizasyonla belirlenen 1850 Çukurova Üniversitesi öğrencisinden 1428 kişi üzerinde yapıldı. Öğrencilerin sosyodemografik özellikleri, medikal özgeçmişleri, hepatit B ve aşı konusunda bilgi, tutum ve davranış düzeylerini araştırmak için 15 sorudan oluşan anket uygulandı.Anket yapılan öğrencilerden HBs Ag ve Anti HBs düzeyini ölçmek için 5cc kan alındı. Aşısız sağlıklı bireyler aşılandı. Hasta bireyler ise tedavi için kliniklere yönlendirildi.Bulgular: Anket uygulanan 1428 öğrencinin 1395'inden HBsAg ve AntiHBs düzeylerine bakmak için 5cc kan alındı. 193 (% 13,8) üniversite öğrencisinde Anti HBs (+)'liği,17 (% 1,2) üniversite öğrencisinde HBsAg (+)'liği, bir öğrencide ise hem HBsAg (+)' liği hem de anti HBs (+)'liği saptandı. Genel olarak üniversite öğrencilerinin hepatit B ve aşı konusunda bilgi düzeyinin yetersiz olduğu, aşılanma oranının ise çok düşük oranda olduğu saptanmıştır.Sonuç: Türkiye'deki gerçek prevalansı belirlemek ve ilerideki çalışmalarla karşılaştırma yapabilmek için iyi planlanmış, çok merkezli ve büyük çaplı çalışmalar yapılmalıdır. Hepatit B ve diğer kan yolu ile bulaşan hastalıklar konusunda tüm toplumun bilgi düzeyini arttırmaya yönelik çalışmalar yapılmalı, ulusal aşılama programı kapsamı dışında kalmış olan adolesanların ve risk gruplarının da aşılanması sağlanmalıdır. Bunun yanında hekimler ve sağlık çalışanları, yüksek risk altındaki üniversite öğrencilerine hepatit B ve aşı uygulanması ve kamu eğitimi verilmesi konusunda sorumluluk almalıdır.Anahtar Kelimeler: bilgi, davranış, hepatit B, hepatit B aşısı, tutum

BilgiDavranışHepatit B+3
Tunga Barçın
Çukurova University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B'li hastalar ile hepatit B'ye karşı spontan bağışıklık kazanan kişiler arasında programlanmış hücre ölüm geni polimorfizimlerinin sıklıklarının ve etkilerinin gösterilmesi

Giriş ve Amaç: Hepatit B'nin kronikleşmesinde Programlanmış Hücre Ölüm Geninde (PD-1) bulunan G7146A ve T7209C tek nükleotid polimorfizimlerin viral klirense etkisini araştırmayı amaçladık.Gereç ve yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine başvuran kronik hepatit B tanısı olan 220 hasta ve kontrol grubu olarak 165 spontan HBsAg klirensli birey çalışmaya alındı. Alınan kan örnekleri PCR-RFLP yöntemi ile çalışıldı.Bulgular: Kronik hepatit B'li hasta ve spontan HBsAg klirensli kontrol grubunda PD-1 +7146 G ? A ve +7209 C?T polimorfizimlerin allel frekansı ve genotipler yönünden karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (P>0,05). Ayrıca Protrombin zamanı (PTZ), international normalized ratio (İNR), trombosit ve total kolesterol, trigliserid, LDL, yönünden karşılaştırılan iki grub arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanırken (p:0,001), HDL, ALT, AST, GGT, bilirubin, albumin, glukoz, üre, kreatin, lökosit, hemoglobin, hematokrit, ferritin değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (P>0,05).Sonuç: Türk popülasyonunda PD-1 geni +7146 G ? A ve +7209 C?T polimorfizmlerinin hepatit B'nin klirensinde ilişkili olmadığını ileri sürebiliriz, fakat çalışma grubundaki bireylerin sayısının yetersiz olması anlamsız bir ilişkiye neden olmuş olabilir. Bu ilişkinin daha doğru değerlendirilebilmesi için daha fazla sayıda hasta ve kontrol grubu ile çalışma yapılması gerekmektedir. Ayrıca PTZ, İNR, trombosit ve lipid parametrelerinin (HDL hariç) kronik hepatitli hastalarda karaciğerin sentez fonksiyonundaki bozuklukla ilişkili olabileceği düşünülebilir.Anahtar sözcükler: Kronik Hepatit B, PD-1 polimorfizm, Spontan HBsAg klirensi

GenlerHepatit BHepatit B yüzey antijenleri+2
Yakup Ülger
Çukurova University
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik HBV ve HCV hastalarının metabolik sendrom ile ilişkisi

Hepatit B ve hepatit C, tüm dünyada yaygın görülen önemli bir kronik karaciğer hastalığı sebebidir. Kronik karaciğer hastalığına yol açtığı gibi, son yıllarda kronik hepatit ve karaciğer yağlanması birlikteliği gündeme gelmiştir. Bu durum, virüsün hepatit yapmanın yanı sıra metabolik değişikliklere de neden olduğunu düşündürmüştür. Literatürün, karaciğer yağlanmasını Metabolik Sendrom (MS)'un hepatik tezahürü olarak göstermesi, HBV ve HCV ile MS ilişkisini dikkat çekici kılmıştır. Bu çalışmada, kronik hepatit B ve hepatit C'nin MS ve komponentleri ile ilişkisini araştırmayı planladık. Çalışmaya 62 kronik hepatit C (erkek/kadın: 22/40) ve 358 kronik hepatit B hastası (erkek/kadın: 219/139) dâhil edildi. Hastaların demografik bilgileri alındı ve sonra serolojik ve biyokimyasal testler yapıldı. Uluslararası Diyabet Federasyonu kriterlerine göre MS tanısı araştırıldı. Hastalarda insülin direnci (IR), Homeostasis model assesment (HOMA) indeksi kullanılarak belirlendi. Tüm hastaların yaş ortalaması 43,43±13,42, VKİ ortalaması 27,69±4,96 olarak saptandı (p<0.05). Çalışmamızda, 62 HCV'li hastanın 24'üne (%38,7), 358 HBV'li hastanın 97'sine (%27,1) MS tanısı konuldu. İki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,086). HCV'li hastaların 11'inde (%17,7), HBV'li hastaların ise 32'sinde (%8,9) diyabet olup iki grup arasında fark saptanmadı (p= 0,059). Hastaların 207'sinde (%49,3) IR saptandı. Hepatit C'lilerin 31'inde (%50) IR varken, hepatit B'lilerin ise 176'sında (%49,2) IR tespit edildi. İki grup karşılaştırıldığında fark saptanmadı (p=0,987). Ayrıca, MS tanısı olan HCV ve HBV hastaları arasında da diyabet ve IR açısından fark yoktu (p=0,857). Hasta popülasyonumuzda %38,3 oranında karaciğer yağlanması olduğunu gördük. HCV'lilerde 24 (%38,7) kişide yağlanma varken, HBV'lilerde ise 137 (%38,3) kişide yağlanma vardı, iki grup arasında fark saptanmadı (p=0,939). MS tanısı alan HCV ve HBV hastaları arasında da yağlanma açısından anlamlı fark yoktu (p=0,933). Sonuç olarak, kronik HBV enfeksiyonunun da tıpkı HCV enfeksiyonu gibi karaciğer yağlanmasında rol oynayan ve MS açısından risk teşkil eden bir enfeksiyon olduğu söylenebilir. Dolayısıyla HBV'nin, MS ve karaciğer yağlanmasının getirdiği bütün risklere tıpkı HCV gibi sahip olduğu öne sürülebilir. Bununla birlikte, bu konuda yapılacak daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

HepatitHepatit BHepatit B virüsü+6
Seda Ünsal
Gaziantep University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Karaciğer sirozunda özofagus varislerinin non invaziv yöntemlerle değerlendirilmesi

Karaciğer sirozu, hepatosellüler yetersizlik ve portal hipertansiyon bulgularıyla seyreden ölümcül bir hastalıktır. Özofagus varisleri siroz hastalarında portal hipertansiyonun ciddi bir sonucudur. Özofagus varislerini değerlendirmede endoskopi en sık kullanılan yöntemdir. Bu çalışmada kronik hepatit B veya hepatit C' ye bağlı karaciğer sirozu olan hastalarda özofagus varislerinin varlığı ve derecesinin öngörülmesinde non invaziv parametler değerlendirildi. Çalışmaya 2009-2015 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı'nda takip edilen etyolojide hepatit B ve hepatit C virüsü olan 324 karaciğer sirozlu hasta alındı. Hastaların demografik, klinik, laboratuar, radyolojik (dalak boyutu, portal ven çapı, portal ven akımı) ve endoskopik bulguları retrospektif olarak dosya taraması ile elde edildi. Trombosit sayısı, milimetre cinsinden dalak boyutuna bölünerek trombosit sayısı/dalak boyutu oranı elde edildi. Laboratuar ve radyolojik verilerin varis ile ilişkisi değerlendirildi. Çalışmaya alınan 324 hastanın 178 (%54.9)'i erkek, 146 (%45.1)'sı kadın olup yaş ortalaması 57.4±11.2 (27-87) idi.164'ü kronik hepatit B, 160'ı ise kronik hepatit C'ye bağlı siroz idi. Hastaların 69 (%21.3)'unda özofagus varisi saptanmazken, 255 (%78.7) hastada özofagus varisi mevcuttu. 255 hastanın 97 (%29.9)'sinde grade 1, 129 (%39.8)'unda grade 2, 29 (%9.0)'unda ise grade 3 özofagus varisi görüldü. Child-Pugh sınıflamasına göre 170 hasta (%52.5) sınıf A'da, 94 hasta (%29.0) sınıf B'de, 60 hasta (%18.5) sınıf C'de yer almaktaydı. Özofagus varisi olan ve olmayan gruplar arasında dalak boyutu, portal ven çapı, trombosit sayısı, trombosit sayısı/dalak boyutu oranı arasında anlamlı fark bulundu (p=0001). Varis varlığını predikte eden trombosit sayısı/dalak boyutu oranı cut off değeri ≤846 (sensitivite %90, spesifite %91) olarak saptandı. Trombosit sayısı/dalak boyutu oranı 846 ve altındaki değerler için varis varlığını göstermedeki pozitif prediktif değeri %97.4 olup negatif prediktif değeri %71.5 bulundu. Sirozlu hastalarda özofageal varis varlığını predikte eden değerler içerisinde özellikle trombosit sayısı/dalak boyutu oranının sensitivite ve spesifitesinin yüksek olduğu saptandı. Varis varlığı açısından bu oranının 846 ve altında olması önemlidir. Siroz hastalarında varis varlığını tahmin etmede kullanılabilecek non invaziv bir belirteç olabilir.

HepatitHepatit BHepatit C+5
Fikri Şirin
Gaziantep University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B tanılı hastaların tedavi sonrası karaciğer histopatolojik bulgularındaki değişikliklerin değerlendirilmesi

Kronik hepatit B virüs enfeksiyonu karaciğerle ilişkili mortalitenin başlıca sebeplerindendir. Bu çalışmada, en az üç yıl boyunca lamivudin, entekavir veya tenofovir oral antiviral tedavilerini alan kronik hepatit B hastalarına kontrol karaciğer biyopsisi yaptık ve oral antivirallerin etkinliğini değerlendirdik. Çalışmaya 2015 Mart – 2016 Mart tarihleri arasında en az üç yıldır lamivudin (100 mg/gün), entekavir (0.5 mg/gün) veya tenofovir disoproksil (245 mg/gün) tedavisi almakta olan HBeAg negatif veya pozitif 79 hasta dahil edildi. Hastaların 23' ü lamivudin, 21' i entekavir, 35' i ise tenofovir kullanmaktaydı. Hastaların tamamına kontrol karaciğer biyopsisi yapıldı. Hastaların biyokimyasal, serolojik, virolojik ve histopatolojik verileri kaydedildi ve oral antiviral tedavinin üç yıl ve üzeri kullanımı sonrasında elde edilen verilerle karşılaştırıldı. 3, 4 veya 5 yıl boyunca oral antivirallerden birini alan hasta gruplarının tamamında ALT normalizasyonu sırasıyla % 60, % 73.3 ve % 72.2 idi. 3, 4 veya 5 yıl boyunca oral antivirallerden birini alan hasta gruplarının tamamında virolojik yanıt (HBV DNA < 20 IU/ml) sırasıyla % 60, % 60 ve % 83.3 saptandı. HBeAg pozitif hastalarda tedavi öncesi ve kontrol ölçümler arasında her üç oral antiviral alan hastalar arasında düzelme oldu, fakat anlamlı değişim saptanmadı. Lamivudin, entekavir ve tenofovir alan gruplarda histolojik aktivite indeks skorunda gerileme saptandı (sırasıyla p=0.011, p=0.002 ve p=0,001). Lamivudin ve tenofovir alan gruplarda fibrozis skorunda anlamlı bir iyileşme görülürken (sırasıyla p=0.033, p=0.001), entekavir alan grupta fibrozis skorunda anlamlı bir iyileşme görülmedi (p=0.090). Oral antiviral tedavi öncesinde interferonu hem kullanan ve hem de kullanmayan hasta grupları arasında kontrol HAİ ve fibrozis skoru açısından anlamlı düzelme görüldü. Sonuç olarak çalışmamızda uzun dönem oral antiviral tedavi alan hastalarda biyokimyasal, virolojik, serolojik ve histopatolojik (histolojik aktivite indeksi ve fibrozis) düzelmeler görülmüştür. Histopatolojik düzelme için oral antivirallerin uzun süreli kullanımı ile HBV DNA' nın sürekli süpresyonu gerekmektedir.

Antiviral ajanlarBiyopsiFibroz+5
Ahmet Şahin
Gaziantep University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hepatit B virus ilaç direnci mutasyonlarının pyrosequencing metodu ile tespiti

Kronik hepatit B virus (HBV) enfeksiyonun uzun süreli tedavisi sırasında nükleoz(t)id analoglarına karşı ilaç direnci mutasyonlarının gelişmesi tedavi başarısızlığına yol açan önemli bir sorundur. Bu çalışmanın amacı kronik hepatit B enfeksiyonu olan hastalarda HBV ilaç direnci gen mutasyonlarının pyrosequencing metodu ile araştırılmasıdır. Kasım 2013 ve Mayıs 2014 tarihleri arasında kronik hepatit B enfeksiyonu olan 89'u tedavi almayan (naif) ve 48'i tedavi alan toplam 137 hastaya ait serum örnekleri lamivudin (LAM), adefovir (ADV), telbivudin (TEL), entecavir (ETV) ve tenofovir (TDF) ile ilişkili ilaç direnç mutasyonlarının tespiti için real-time PCR testi sonrası pyrosequencing metodu (PyroStar HBV Drug Resistance Test, Altona Diagnostics, Germany) ile analiz edilmiştir. Tedavi almayan 89 hastada TDF'e duyarlılığı azaltan rtA194T mutasyonu 1(%1.1) vakada bulunmuştur. Tedavi edilen 48 hastada LAM ve TEL'e ilaç direnci ve ETV'e karşı da çapraz dirence sebep olan rtM204I mutasyonu 1 (%2.1) vakada tespit edilmiştir. Kompensatuvar mutasyon olan rtL180M 2 (%4.2) hastada gözlenmiştir. ETV direncini gösteren rtT184S mutasyonu ile birlikte rtM204V'in varlığı 1 (%2.1) hastada tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ilaç direnci mutasyonlarının insidansı tedavi alan hasta grubunda %8.3 ve tedavi almayan grupta %1.1 olarak bulunmuştur. Kronik hepatit B enfeksiyonu olan hastalarda tedavi öncesi ve sırasında pyrosequencing metodu ile ilaç direnci mutasyonlarının erken tanısı uygun antiviral ilaç seçimine katkıda bulunacaktır. Anahtar Sözcükler: Hepatit B virus ilaç direnci, pyrosequencing metodu, lamivudin, adefovir, telbivudin, entecavir, tenofovir.

EntekavirGenomHepatit B+7
Mehmet Çimentepe
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Liken planuslu hastalarda Diabetes mellitus, Hepatit B, Hepatit C sıklığının retrospektif olarak araştırılması

Amaç: Liken planus, deri ve deri eklerini etkileyebilen inflamatuar bir dermatozdur. Liken planus tanısıyla takip edilen hastalarda diabetes mellitus, hepatit C, hepatit Bgibi hastalıkların rutin olarak araştırılmasının gerekli olup olmadığı ile ilgili yorum yapılması amaçlandı. Gereç ve yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Kliniği'nde 2008-2013 yılları arasında histopatolojik ve klinik olarak LP tanısı konulan ve bu tanı ile izlenen hastalara ait bilgisayar kayıtları retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Hastaların 86'si (%64) kadın, 48'i (%36) erkek idi; kadın erkek oranı yaklaşık 1.8 olarak bulundu.Çalışmamızdaki LP' li hastaların anti-HCV pozitiflik oranı %1.5; HbsAg pozitiflik oranı %4.5; DM oranı %17.9 olarak bulundu. Sonuç: Çalışmamızda liken planus ile diabetes mellitus, hepatit B ve hepatit C arasında anlamlı ilişki bulunamadı. Çalışma sonuçlarındaki farklılıklar nedeniyle ülkemizde ve dünyada benzer çalışmalara ihtiyaç vardır.

Deri hastalıklarıDermatolojiDiabetes mellitus+4
Deniz Erkan
Çukurova University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B tanılı çocuk hastaların tanı, tedavi, takip ve prognozlarının retrospektif araştırılması

Amaç: Kronik hepatit B, çocuklarda asemptomatik taşıyıcılıktan siroza kadar ilerleyebilen, ergenlik çağında hepatoselüler karsinom ile karşımıza çıkabilen geniş spektrumlu kronik bir hastalıktır. Tedavisiz hastalar spontan serokonversiyona uğrayabilir. İnterferon merkezli tedavilerin çocukluk çağında sınırlı etkisi mevcuttur. Bu çalışmanın amacı Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğinde Kronik Hepatit B tanısı ile izlenen hastaları değerlendirmek ve iki tedavi şeklinin etkinliğini araştırmaktır. Gereç ve yöntem: Bu retrospektif çalışmada Balcalı Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğimizde Ocak 2008 tarihi ile Aralık 2013 tarihleri arasında Kronik Hepatit B tanısıyla takip edilen 227 çocuk hasta incelendi. Hastaların demografik ve klinik özellikleri, biyokimyasal, serolojik ve virolojik özellikleri değerlendirildi. 227 hastadan 70 (%30,8)'i spontan serokonversiyon geliştirdi. Spontan serokonversiyon geliştirmeyen diğer 157 hastanın 49 (%31.2)' u monoterapi ve kombine terapi olarak iki farklı tedavi modeli ile tedavi edildi. Monoterapi grubu (grup 1); interferon alfa tedavisi verilen (5 MU/m2 doz, haftada 3 kez, subkütan enjeksiyon ile 6 ay) 25 hastadan oluştu, kombine terapi (grup 2) ise 12 ay lamivudin tedavisi (4mg/kg hergün, oral, maksimum 100 mg) ve interferon (5 MU/m2 doz, haftada 3 kez, subkütan enjeksiyon ile 6 ay) verilen 24 hastadan oluşmuştur. Tüm Testler Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Merkez Laboratuarlarında çalışıldı. İstatistiksel analiz bioistatistik anabilim dalında İBM SPSS version 20 ile değerlendirildi. P <0.05 değerleri anlamlı kabul edildi. Sonuçlar: 227 Kronik Hepatit B tanılı çocuk hasta retrospektif incelendi. 70 hasta (%30,8) tanı anında veya izlem süresinde spontan serokonversiyon geliştirdi. 157 hastada spontan serokonversiyon gelişmedi ve 49 hasta iki farklı tedavi yöntemi ile tedavi edildi. Hastaların %56'sına tanı aile taraması sırasında konuldu. Hastaların aile bireylerinden en az birisinde hepatit B enfeksiyonu pozitifliği oranı %85,9; annede bu oran %60,4 olarak bulundu. Vertikal geçiş %54,6 iken hastaların % 74 ü asemptomatik idi. Spontan serokonversiyon geliştiren hastalar spontan serokonversiyon geliştirmeyen hastalar ile karşılaştırıldı. Spontan serokonversiyon geliştiren hastaların ortalanca yaşı (192 ay) ve ortanca tanı yaşı (132 ay) spontan serokonversiyon geliştirmeyen hastalara oranla istatistiksel olarak daha yüksek bulundu (156 ve 109 ay) (p<0,05). Spontan serokonversiyon oranı erkeklerde istatistiksel daha düşük idi(p<0,05). Spontan serokonversiyon oranı, düşük viral yükü olanlarda, tanı esnasında düşük ALT değerleri olanlarda ve anti HAV IgG pozitif olanlarda daha yüksek bulundu (p<0,05). Spontan serokonversiyon geliştirmeyen grupta yüksek ailesel ve vertikal bulaş oranı saptandı. Tartışma:Bu çalışmanın sonuçlarina göre Kronik Hepatit B tanısı konulan hastalar tedavi kriterlerini karşılamıyor ise, spontan serokonversiyon gelişimi açısından ortalama 10 yıl izlenmelidir. Hepatit A seronegatif hastalarda Hepatit A aşılaması spontan serokonversiyonu başlatabilir. Bu konuda daha fazla detaylı çalışma gereklidir. Bu çalışmada interferon monoterapisi ile interferon ve lamivudin kombine tedavisi alan grupların tedaviye cevap ve serokonversiyon oranlarının karşılaştırılmasında istatistiksel anlamlı fark bulunmadı. Bu iki tedavi çeşidinin potansiyel faydalarını ortaya koymak için geniş çaplı hasta grupları ile çalışmalara ihtiyaç vardır.

Hepatit BHepatit B virüsüPrognoz+5
Ergin Cucu
Çukurova University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit b hastalarında oral antiviraller ve pegile interferon tedavi sonuçlarının karşılaştırılması

iv III. ÖZET KRONİK HEPATİT B HASTALARINDA ORAL ANTİVİRALLER VE PEGİLE İNTERFERON TEDAVİ SONUÇLARININ KARŞILAŞTIRILMASI Dr. Esra ERDOĞAN Uzmanlık tezi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Ayhan BALKAN Ağustos 2017, 79 Sayfa Giriş ve Amaç: Kronik Hepatit B (KHB), dünyada 350-400 milyon kişiyi enfekte eden önemli bir halk sağlığı sorunudur. Tedavi konusunda uğraşılara rağmen, HBsAg kaybı ve kür konusunda başarılı sonuçlara ulaşılamamıştır. Biz bu çalışmada Sağlık Uygulama Tebliğine (SUT) göre, KHB hastalarında verilen pegile-interferon alfa (pegIFN-α) ve oral antiviral tedavilerinin etkinliğini ve direnç oranlarını araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya retrospektif olarak Ocak 2012- Aralık 2015 tarihleri arasında polikliniklerimize başvuran ve tedavi almış KHB'li 270 hasta alındı. Hastalara pegile-interferon alfa (pegIFN-α) ve oral antiviral tedavileri verildi. Hastaların 3 yıllık virolojik, biyokimyasal ve serolojik yanıtları incelendi ve KHB enfeksiyonunda kullanılan antiviral ilaçların etkinlikleri karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya aldığımız 270 hastanın 178'i (%65.9) erkek, 92'si (%34.1) kadındı. Yaş ortalamaları 42.6 ± 12.1'di. 99 hasta tenofovir, 65 hasta entekavir, 54 hasta lamivudin, 32 hasta telbivudin ve 20 hasta pegIFN-α aldı. HBeAg pozitif KHB hastalarında 1. yılın sonunda virolojik yanıt oranları, grubund PegIFN-α a %12.5, lamivudin grubunda %27.3, telbivudin grubunda %50, entekavir grubunda %54.5 ve tenofovir grubunda %55 bulundu. HBeAg negatif KHB hastalarında 1. yılın sonunda virolojik yanıt oranları, pegIFN-α grubunda %58.3, lamivudin grubunda %69.8, telbivudin grubunda %78.6, entekavir grubunda %87.5 ve tenofovir grubunda %79.7 bulundu. HBeAg pozitif KHB hastalarında 1. yılın sonunda HBeAg serokonversiyon oranları, pegIFN-α grubunda %15, lamivudin grubunda %13, telbivudin grubunda %9.4 entekavir grubunda %32.3 ve tenofovir grubunda %13.3 bulundu. 3. yılın sonunda oral antiviral ilaç direnci değerlendirildiğinde, lamivudin grubunda %63, telbivudin grubunda %15.6, entekavir grubunda %23.1 ve tenofovir grubunda %12.1 bulundu. 3. yılın sonunda HBsAg negatifliği değerlendirildiğinde, lamivudin grubunda %1.9, telbivudin grubunda %3.1 ve tenofovir grubunda %4 bulundu pegIFN-α. ve entekavir kullanan hastalarda HBsAg kaybı görülmedi. Sonuç: Virolojik yanıt ve direnç gelişimi açısından değerlendirildiğinde, KHB'de en etkin tedavi, Tenofovir ve Entekavir tedavisidir. Virolojik yanıt oranı en düşük ilaç olan PegIFN-α ve lamivudinin başlangıçta virolojik yanıt oranları iyi iken, zamanla direnç oranları artmaktadır. Tüm tedaviler değerlendirildiğinde, HBsAg kaybı ve kür oranları yetersizdir.

Antiviral ajanlarHemoglobin A-glikolizeHepatit B+5
Esra Erdoğan
Gaziantep University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kuaför ve berberlerin iş doyumu ile AIDS ve hepatit–B bilgilerinin değerlendirilmesi

Toplumsal yaşam içinde birçok insan herkese ortak hizmet üreten kuaför ve berber salonlarından hizmet almaktadır. Çalışmada Gaziantep ilinde bulunan kuaför ve berberlerde çalışanların sağlıksorularının iş doyumuna ve bulaşıcı hastalıklarla ilgili bilgi ve uygulamaların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma tanımlayıcı-kesitseldir. Araştırma evrenini Gaziantep ilindeki toplam 1200 kuaför ve berber çalışanı oluşturmuştur. Küme örnekleme yöntemiyle çalışmaya katılmayı kabul eden 628 kişi örneklemi oluşturmuştur. İşyeri sahiplerinden ve çalışanlardan sözlü onamları alınarak gözlem altında anket formu doldurulmuştur. İstatistiksel analizlerde x² testi kullanılmıştır. Çalışanların %73,2'si mesleki eğitim aldıkları belirtmişlerdir(p<0,002). %45,0'ı manikür/pedikür yaptığını, %67,4'ü her işlemden önce ve sonra ellerini yıkadığını %30,1'i eldiven; %13,5'i önlük kullandığını belirtmiştir(p<0,015). Kuaförlerin%49,0'u berberlerin %51,0'iHepatit B(p<0,037); kuaförlerin %48,4'ü berberlerin %51,6'sının AIDS'le ilgilibilgileriyeterlidir(p<0,002). Çalışanların Hepatit B ve AIDS bilgi düzeyleri %67,6 ve %63,2'dır. %55,1'inin Hepatit B aşısı eksik/aşısızdır. Çalışanların çalışma yılı artıkça meslek hastalığı artmaktadır(p<0,000). Usta olarak5 yıldan fazla çalışanlar manikür/pedikür kaplarının dezenfeksiyonunu önemsemektedir(p<0,000). İş doyumu ort: 134,00±21,19(min:81/max:202) olduğu saptanmıştır. Çalışanların hijyen ve bulaşıcı hastalıklar bilgisinde eksiklikler bulunmaktadır. Çıraklık eğitim merkezlerinde hijyen eğitimi ve işyeri denetimi mekanizmaları önemsenmeli, Hepatit B aşısının yapılması zorunlu olmadır. İş doyumu orta düzeyde olan kişilerin Hepatit B ve AIDS ile ilgili eğitimleri yetersizdir. Çalışanlara iş doyumu performans eğitimleri verilmelidir.

AIDSBerberlerBilgi+7
Müjde Kerkez
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B tedavisinde kullanılan tenofovir disoproksil fumarat, tenofovir alafenamid ve entekavirin renal fonksiyonlar üzerine etkisi

Giriş ve Amaç: Kronik Hepatit B dünyada 250 milyondan fazla insanı enfekte etmiş ve halen hepatosellüler karsinomun etiyolojisi arasında en yaygın nedenlerden biridir. Günümüzde tedavide, tenofovir disoproksil fumarat, tenofovir alafenamid ve entekavir kullanılsa da bu ilaçların renal toksisiteleri açısından net bir görüş bildirilmemektedir. Çalışmamızda bu ajanların renal toksisite durumları araştırıldı. Materyal ve Metot: Çalışmamız Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Kliniği Polikliniği'ne 01.01.2017-31.12.2022 tarihleri arasında başvuran kronik hepatit B'li hastalar ile retrospektif ve tek merkezli olarak yapıldı. Olguların demografik ve laboratuvar verileri karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 189 hastanın %58,7'si erkek, %41,3'ü kadın ve yaş ortalaması 55,06±12,61 yıldı. Üre düzeylerinin tedavi öncesi dönem ile karşılaştırıldığında tedavinin 2. yılında ETV ve TDF tedavisi alan olgularda anlamlı olarak arttığı; TAF tedavisi alan olgularda ise anlamlı farklılık göstermediği görüldü. Olguların kreatinin ve GFR düzeylerinin hem ETV hem TAF hem de TDF tedavisi alan olgularda tedavi öncesi dönemle karşılaştırıldığında tedavinin 2. Yılında da anlamlı farklılık göstermediği tespit edildi. Çalışmamız hem ETV hem TAF hem de TDF tedavisinin 1. ayında HBVDNA'da anlamlı bir düşüşün olduğu görülürken; tedavinin 2. yılında bakılan viral yanıt düzeyleri incelendiğinde ise hem ETV hem TAF hem de TDF olgularında iyi bir düzeyde olmadığı (HBVDNA >120 kopya/mL) görüldü. Sonuçlarımızda, fosfat, INR ve total bilirubin düzeyi açısından hem ETV hem TAF hem de TDF tedavisi alan hastalarda anlamlı fark tespit edilmedi. Tartışma ve Sonuç: Çalışmamızda olguların üre düzeylerinin tedavinin 2. yılında ETV ve TDF tedavisi alan olgularda arttığı; TAF tedavisinde ise değişkenlik göstermediği görüldü. Diğer böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri tedaviye göre değişmedi. Alınan tedavilerin viral yanıtı açısıdan tedavi öncesine göre azaldığı gösterse de tedavinin 2. yılındaki HBVDNA kopya sayısı iyi düzeyde değildi. Sonuçlarımızın genellenebilmesi için daha fazla hasta sayısına ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.

Böbrek fonksiyon testleriEntekavirHepatit+6
Elif Miran
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğanda Hepatit-B aşısı sırasında uygulanan nazik insan dokunuşu, kanguru bakımı ve emzirmenin ağrı düzeyi, ağlama süresi ve fizyolojik parametrelere etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Bu çalışmanın Nazik İnsan Dokunuşu (Gentle Human Touch-GHT), Kanguru Bakımı (Ten Tene Temas) ve Emzirme yöntemlerinin yenidoğanlarda uygulanan Hepatit-B aşısı öncesinde, sırasında ve sonrasında ağrı, ağlama süresi ve fizyolojik parametreler üzerindeki etkilerini incelemeyi ve bu yöntemlerin etkinliğini karşılaştırmayı amaçlanmaktadır. Bu çalışmada etik kurul, kurum izni ve ebeveyn onamı alınmıştır. Çalışma Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde randomize kontrollü deneysel bir tasarımla yürütülmüştür. Nazik İnsan Dokunuşu (n=40), Kanguru Bakımı (n=40) ve Emzirme grubu (n=40) olmak üzere üç gruba ayrılmıştır ve gruplara alınan bebekler gestasyon yaşı ve doğum kilosu değişkenleri benzer şekilde seçilmiştir (p >0,05). Gestasyon yaşı 38-42 hafta, doğum kilosu 2000 gram ve üzeri olan 120 sağlıklı yenidoğan dâhil edilmiştir. Veriler anne ve bebeklere ilişkin tanıtıcı bilgi formu, NIPS, kalp tepe atımı, oksijen satürasyonu ve ağlama süresi zamanı ölçülerek toplanmıştır. Hepatit-B aşısı uygulaması sırasında yenidoğanlara Nazik İnsan Dokunuşu ve Emzirme toplanda 5 dakika s ile süre uygulanmıştır. Aşı uygulaması öncesinde, sırasında ve sonrasında NIPS ağrı skoru, ağlama süresi ve fizyolojik değişimler ölçülmüş, gruplar arasındaki farklar Shapiro-Wilk normallik testi, Kruskal-Wallis testi, Tek Yönlü ANOVA, Tukey HSD testi ve Ki-kare testi gibi istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Müdahale sırasında ve sonrasında NIPS skorları, ağlama süresi ve kalp tepe atımı açısından gruplar arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). Nazik İnsan Dokunuşu uygulanan yenidoğanlarda müdahale sırasında NIPS skoru en düşük (5,55 ± 0,90), ağlama süresi en kısa (0,09 ± 0,02), kalp tepe atımı en stabil (150,48 ± 13,51) ve oksijen satürasyonu en yüksek (96,73 ± 1,21) olarak ölçülmüştür. Kanguru Bakımı grubunda ise müdahale sırasında NIPS skoru 6,35 ± 0,73, ağlama süresi 0,14 ± 0,03 , kalp tepe atımı 159,23 ± 13,81 ve oksijen satürasyonu 95,55 ± 1,43 olarak bulunmuştur. Emzirme grubunda müdahale sırasında NIPS skoru en yüksek (6,83 ± 0,44), ağlama süresi en uzun (0,19 ± 0,03), kalp tepe atımı en yüksek (168,33 ± 14,18 ) ve oksijen satürasyonu en düşük (95,45 ± 1,13) olarak bulunmuştur. Bulgular, Nazik İnsan Dokunuşu uygulanmasının yenidoğanlarda aşı kaynaklı ağrıyı azaltmada en etkili farmakolojik olmayan müdahale olarak belirlenmiştir. Bu nedenle, sağlık çalışanları ve hemşirelerin farmakolojik olmayan ağrı yönetimi stratejilerini klinik uygulamalara entegre etmeleri önerilmektedir.

EmzirmeHepatit BKanguru bakımı+1
Derya Yıldırım
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hepatosellüler karsinomalarda HBV ve aflatoksin metabolitleri ile aflatoksin maruziyetinin patogeneze katkısının gen düzeyinde araştırılması

Hepatosellüler karsinoma (HSK), dünyada erkeklerde beşinci, kadınlarda ise yedinci sırada görülen yaygın malignitelerden birisi olup primer karaciğer kanser olgularının %70-90'ını oluşturur. Kronik Hepatit B Virüsü (HBV) enfeksiyon prevalansı ve yüksek aflatoksin maruziyeti, HSK'nın önemli risk faktörlerini oluşturmaktadır.Diğer taraftan özellikle gıda menşeili aflatoksin ve metabolitlerinin karaciğerde neoplastik değişikliklere yol açtığı veya ko-faktör olarak katkı sağladığı uzun süreden beri speküle edilmektedir. Çalışmamızda, özellikle iklim ve beslenme tipi sebebi ile gıda menşeili Aflatoksin maruziyetine açık olan bölgemizde HSK gelişimi üzerinde Aflatoksin B1 (AFB1)'in ve kronik HBV'li hastalarda HBx geninin rolleri değerlendirilecektir. HBV ve Aflatoksinin hepatotoksisitede önemli olduğu düşünülen P53 gen bölgesindeki mutasyonlar üzerinde sinerjistik ilişkisi sorgulanacak ve moleküler mekanizmaları araştırılacaktır. Bu amaçla kronik HBV taşıyıcısı HSK'li hastaların parafine gömülü karaciğer biyopsi örneklerinden deparafinizasyon sonrasında AFB1 seviyesi ve Hbx onkoproteinini kodlayan gen bölgesinin varlığı araştırılacaktır. HBV ve AFB1'in HSK riski üzerindeki sinerjistik etkisi, tümör supresör p53 geninin kodon 249'da hotspot mutasyon sıklığı DNA dizi analizi veya B planı olarak RFLP yöntemi kullanılarak tespit edilecektir. Çalışmamız sonucunda bölgemizdeki HSK hastalarında Aflatoksine maruziyet durumu ile HSK gelişiminde bir risk faktörü olarak Aflatoksin B1'in önemi belirlenecek ve kronik HBV enfeksiyonlu HSK hastalarının tedavisinde göz önünde bulundurulacak önemli bir veri sağlanacaktır. Çalışmamız sonucunda çalışmaya dahil edilen HSK+HBV'li hasta grubunda yer alan bireylerin ortalama idrar AFM1 konsantrasyon seviyeleri, kontrol grubunda yer alan bireylerin ortalama konsantrasyon seviyeleri ile kıyaslandığında, hasta idrarlarında 0.130absorbans/2600pg/ml, kontrol grubunda ise 0,179 absorbans/1600 pg/mL değerleri ile hasta grubundaki AFM1 konsantrasyonunun daha yüksek olarak bulunmuş, kontrol grubu bireylerden 3 (%14.2)'ünün, hasta grubunda ise 4 (%11.4)'ünün idrar AFM1 tespit seviyesi altında kalmıştır. R249S mutasyon varlığının belirlendiği DNA örneklerinde HSK'lı hastalara ait örneklerin 6/35 (%17.1)'sında ve 5'inde (%14.3), kontrol grubu bireyleri arasında ise her iki yöntem ile yalnızca 2'sinde (%9.6) tümör supresör geni p53'de ilgili kodonda AGG>AGT mutasyon varlığı tespit edilmiştir. DNA dizi analizi yöntemi ile p53 geninde R249S mutasyonu tespit edilen 5'i HSK'lı 6 bireyin tamamında da PCR-RFLP ile mutasyon tespit edildiği görüldü.Hasta grubunda AFM1 konsantrasyonu en düşük 1340pg/ml ve en yüksek 5015pg/ml,DNA dizi analizi yöntemi ile mutasyon belirlenen 5bireyin ortalama AFM1 miktarı ise 3139 pg/ml olarak belirlendi.

AflatoksinlerGenlerGenler-P53+6
Illa Lawalı Na Awache
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00

Related subjects