Abdülhamid II
143 theses under this subject heading
II. Abdülhamid dönemindeki mesleki okulların modernleşmeye etkileri
Eğitim bireylerin ve toplumların gelişmesi için vazgeçilmez bir unsurdur. Toplumların karakterlerinin belirlenmesi ve dünyadaki gelişmelere eklemlenmesi eğitim yoluyla gerçekleşir. Osmanlı Devleti de kuruluşundan itibaren zengin bir eğitim sistemine sahip olmuştur. 18. Yüzyılda Avrupa'da yaşanan teknik ve bilimsel ilerleme ile yaşanan ekonomik dengelerdeki değişime uyum sağlamak için Osmanlı Devleti eğitimi araç olarak kullanarak yapısal modernleşmeyi gerçekleştirmek istemiştir. Batılı tarzda modernleşmek için birçok eğitim kurumu açılmıştır. Bu eğitim kurumlarından olan sivil mesleki ve teknik eğitim kurumları Avrupa'daki teknolojik ilerlemenin Osmanlı Devleti'ne transfer edilerek kullanılması için önemli görevler üstlenmiştir. II. Abdülhamid döneminde kapsamlı şekilde değerlendirilerek ülke geneline yayılan mesleki ve teknik eğitim kurumları Osmanlı'nın iktisadi ve sosyal alanda kalkınarak modernleşmesine olumlu katkılar yapmıştır. Bu çalışmada genel olarak Osmanlı Devleti'nin sanayi devrimini gerçekleştiren devletler karşısında geri kalmışlığını nasıl engellemeye çalıştığına değinilecek ve bu ülkelerin ilerleyişinin nedeni olan bilimsel ve teknolojik gelişmelere uyum sağlamak için eğitim alanında yapılan çalışmalar incelenecektir. II. Abdülhamid döneminde modernleşme anlayışı üzerinde durularak bu anlayışla açılan mesleki ve teknik okulların Osmanlı Devleti'nin modernleşmesine ve ekonomik kalkınmasına yaptığı etkiler değerlendirilecektir.
II. Abdülhamid Dönemi'nde sosyal yardım uygulamaları
Sosyal yardım uygulamaları, toplum refahının artmasında, gelir dağılımında oluşabilecek adaletsizlikleri ve yoksulluğu engellemede oldukça önemli bir yer oluşturmaktadır. Sosyal yardım, ihtiyaç sahibi kesimin zaruri ihtiyaçlarının karşılanması için devlet tarafından sağlanan nakdi ve ayni yardımları ifade etmektedir. Osmanlı coğrafyasında yaşanan değişimler ve gelişmelerin sonucunda ihtiyaç sahibi kesimin ihtiyaçlarında da değişiklikler ortaya çıkmıştır. II. Abdülhamid döneminde bu farklı ihtiyaçları karşılamak için birçok önlem alınmasıyla birlikte farklı hukuki düzenlemeler yapılmış ve bu düzenlemeleri hayata geçirmeye yönelik birçok kurum kurulmuştur. Bu çalışma, Osmanlı'da modern sosyal yardım uygulamalarıyla hatırlanan II. Abdülhamid dönemi ve bu dönemde günümüzdeki sosyal yardım uygulamalarının temelini oluşturan uygulamalar ve hala varlığını sürdüren bazı kurumların tarihini anlatmayı amaçlamaktadır. Osmanlı'da geleneksel ve modernize edilmiş uygulamaları bir çatı altında toplamayı planladığı için II. Abdülhamid Osmanlı tarihinde sosyal uygulamalar alanında önemli bir yer teşkil etmektedir.
Abdülhamid Dönemi İttihat Terakki ve Ermeni ilişkileri 1876-1909
İTC ve Ermeni ilişkilerinin temeli, onların ortak bir gelecekten çok ortak bir düşman idealinde buluştuğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Osmanlı devletinin muhafazakâr yönetim kaideleri ve çağın gereklerine uygun politikalar geliştirememesi, toplumsal katmanlar arasında hem karşıtlıklar hem de birlikte hareket etme modelleri oluşturmuştur. Dönemin genç ve aydınları arasında yükselen bu yeni yönetim anlayışının taşıyıcı unsurları, kendilerini sürekli Avrupa ile kıyaslamış ve içinde yaşadıkları düşkün devlet görüntüsünün acizlik psikolojisinden kurtulmak istemişlerdir. Paylaştıkları coğrafya da yöntem olarak ayrışan unsurların; Türk tarafı, imparatorluğu eski şaşaalı günlerine döndürebilmeyi amaçlarken Ermeni halkı için hedef, uluslaşma sürecinden paylarına düşeni almaktır. Yeni Osmanlılardan İTC'nin oluşumuna kadar. Meşrutiyetin ilanı için çalışan gençler siyasi varlıklarını da ortaya koymak istemişlerdir. İTC, Ermeni örgütleri ile ortaklık ve diyalog denemeleri dönem konjonktürü içerisinde sürekli suikasta uğramış ve durum her iki tarafı da yıpratmıştır. Zaten çok güçlü olmayan güven ortamının ayaklanmalar ve bunlara karşı alınan sert tedbirlerle bastırılması tarafları kendi bünyelerinde ek planlamalar yapmaya itmiştir. Anahtar Kelimeler: Abdülhamid, İttihat ve Terakki, Ermeniler, Hınçak, Taşnak Federasyonu
Salnâmelere göre II. Abdülhamid döneminde Yanya vilâyetinde eğitim (1876-1909)
Çalışmanın Birinci Bölümünde, yeniden yapılanma denilen Tanzimat Dönemi ve II. Abdülhamid Dönemi eğitiminin Osmanlı Devleti'ne tesiri ele alınmıştır. Bu bölüm, devletin bünyesindeki okullar, öğretmen ve öğrenciler, ders programları, ödül-ceza sistemi, diplomalar, eğitim ve öğretimin amacı, sorunları, eğitim sisteminin yapısı, devlet aydınlarının düşünceleri ve tartışmaları, eğitimi düzenleme ve iyileştirme çalışmaları vb. konu başlıkları etrafında şekillenmiştir. Çalışmanın İkinci ve Üçüncü Bölümlerinde, Yanya Vilâyetinin tarihçesi, çok uluslu yapıya sahip olan vilâyetin bünyesinde barındırdığı Rum, Bulgar ve Ulah milletleri ve mektepleri, Arnavut Milliyetçiliği hakkında bilgi verilmiştir. Son olarak Yanya Vilâyetine bağlı sancak ve kazalarda bulunan eğitim kurumları, mekteplerdeki müdürler, muallimler, muallimeler, çalışan görevliler, öğrenci sayıları hakkında elde edilen bilgiler zaman zaman karşılaştırmalı olarak yıllara göre tablolar halinde aktarılmıştır. Dördüncü Bölümde ise Yanya Vilâyetinde bulunan Maârif Meclisleri bu meclislerde görev alan memurlar, vilâyet sancaklarında bulunan maârif komisyonu başkanları ve üye sayıları ele alınmıştır. Bunun haricinde vilâyette kurulan matbaa ve kütüphaneler hakkında bilgi verilirken maârif alanında yapılan masraflara da değinilmiştir.
Yıldız Porselen Fabrikası ressamlarının dönemin sanat ortamındaki yerleri
19. yüzyıl, Osmanlı Devleti için "modernleşme" adımlarının atılmaya başlandığı ve bu doğrultuda birçok yeni kurumun açılmaya başladığı bir yüzyıl olmuştur. Padişah II. Abdülhamid Dönemi ile hız kazanan modernleşme adımları kültür ve sanat alanında da yansımasını bulmuştur. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin açıldığı, arkeolojik çalışmaların ve uluslararası sergilere katılımın arttığı bu dönemde, devletin fabrikalaşma faaliyetlerinde de büyük bir artış görülmüştür. Modernleşen sanayi teknolojilerinin uygulanmaya çalışıldığı bu fabrikalardan biri de "Yıldız Porselen Fabrikası/ Çini Fabrika-i Hümayunu" olmuştur. Üretime başladığı yıldan itibaren pek çok sanatçının çalışmalar yaptığı bu atölye, sarayın prestijini yansıtması bakımından önem kazanmıştır. Ancak bu zamana kadar, Yıldız Porselen Fabrikası resim atölyesinde çalışan ressamlar ile dönemin sanat ortamındaki yerleri arasında bir bağlantı kurulmamış, fabrika resimhanesi ve sanatçılar ayrı ayrı değerlendirilmiştir. "Yıldız Porselen Fabrikası Ressamlarının Dönemin Sanat Ortamındaki Yerleri" isimli bu yüksek lisans tezinde ise, resimhanede çalışan ressamlar ile sanat ürettikleri dönem arasındaki bağlantıyı incelemek amaçlanmıştır. Söz konusu incelemede resim atölyesine dair arşiv belgesi kayıtları ile hatıratlar, ressamların dönemlerindeki yerlerine ışık tutmaları bakımından araştırmanın odak noktasına alınmıştır. Bu doğrultuda, ressamların fabrika resim atölyesi görevleri incelenmiş, arşiv belgeleri yardımı ile resimhanenin dönemin sanat ortamını belirleyici bir rol üstlenip üstlenmediğine dair araştırmalar yapılmıştır. Resim atölyesinde çalıştığı tespit edilen ressamların, aynı dönemde sanat çevresindeki konumları tartışılmıştır.
Arap gazeteci Selim Faris'in hayatı (1826-1908), faaliyetleri ve sosyal çevresi
Bu tezin konusu, II. Abdülhamid döneminde İstanbul, Kahire ve Avrupa'da faaliyet gösteren Arap gazeteci Selim Faris'tir (1826-1908). Faris'in gazeteleri, faaliyetleri ve sosyal çevresi onun on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında aktif olan çok kimlikli bir aydın olduğunu göstermektedir. İlk olarak 1870'lerde İstanbul'da, babası Ahmet Faris'in gazetesi el-Cevâib'in yöneticiliğini üstlenmiştir. Gazetesinin kapatılmasından sonra gittiği Kahire'de (1885-87) ise muhalifliği daha çok ortaya çıkmaya başlamıştır. Daha sonra Londra'da Sultan Abdülhamid karşıtı muhalefete devam etmiştir. Hürriyet (1894-97) gazetesi Londra'daki muhalif yayınların öncüsü olmuştur. Faris ve çevresindekiler Avrupa'da örgütlenmeye başlayan ilk dönem muhalif yapılanmalardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışma Selim Faris'in entelektüel çevresi ve ilişkiler ağını da göz önüne alarak onu bütünüyle anlatmayı amaçlamıştır. Birçok çalışma Faris'in meşrutiyeti savunan ve II. Abdülhamid yönetimini eleştiren muhalif tarafının 1890'da Londra'da iken ortaya çıkmış olduğu üzerinde dursa da bu tez, onun Londra'dan evvel de Osmanlı hükümetine muhalif bazı yayın faaliyetleri ve çevrelerle ilişki içerisinde olduğunu göstermektedir.
Mehmed Esad Safvet Paşa'nın hayatı ve faaliyetleri (1815-1883)
1815-1883 yılları arasında yaşamış olan Mehmed Esad Safvet Paşa'nın biyografisi ihmal edilen araştırma konularından biridir. Tanzimat döneminde kritik görevler üstlenen Paşa'nın hayatı ve faaliyetlerini bir bütün halinde inceleyen çok az yazı kaleme alınmıştır. Bu tez bu bakımdan Safvet Paşa'nın kendisine ve ailesine ait olan evrak-ı metrukesinin izini sürerek yerli ve yabancı kaynaklarla mukayeseli bir biçimde söz konusu boşluğu doldurmayı amaçlamıştır. Tez, analitik bir yöntemle Safvet Paşa'nın yaşamını ve kamu görevlerini tarihsel bağlamda inşa etmekte ve bu konu hakkında yapılan tartışmalara dâhil olarak Paşa'nın içerisinde yaşadığı muhiti kendisini ilgilen-dirdiği kadarıyla açıklığa kavuşturmayı hedeflemektedir. 1831 yılında devlet hizmetine girip süratle yükselerek II. Abdülhamid devrinde sadrazam olan Safvet Paşa'nın hayatı ve faaliyetlerinin araştırılması Tanzimat devrine ait bazı ezberlerin bozulması ve dönem olaylarının daha iyi anlaşılabilmesi için elzemdir. Bu nedenle bu tez Safvet Paşa'nın evrak-ı metrukesini sistematik bir eleştiri süzgecinden geçirdikten sonra söz konusu faaliyetlerin çözümlenmesine odaklanmıştır.
II. Abdülhamid'in hususi mektup ve telgrafları
Bu çalışmada Sultan II. Abdülhamid'in siyasi-politik gelişmeler ışığında kendi kaleminden çıkmış mektup ve telgraflar ile diplomatik kişiliği açıklanmaya çalışılmıştır. Sultan II. Abdülhamid sancılı bir süreçte tahta geçmiş, dahilȋ ve harici meselelerle ilgili yoğun mesai sarf etmiştir. Siyasi ve politik meseleleri tek elden yönetme stratejisini hedefleyen II. Abdülhamid bu anlamda Yıldız Sarayı'nı devletin bürokratik merkezi haline getirmiş, iç ve dış meseleler ile bizzat ilgilenmeye çalışmıştır. Bu bağlamda uluslar arası ilişkilerde ince diplomasi yolunu elden bırakmadan özellikle birçok devlet liderinin özel ve hususi günlerini kutlamaktan ve böylece onlarla yakın bir ilişki kurmaktan geri kalmamıştır.
Osmanlı Belgeleri ışığında Aşiret Mektebi
Aşiret Mektebi, II. Abdülhamid döneminde öncellikle Arap aşiret çocukları için açılmış, daha sonra da Kürt ve Arnavut aşiret çocuklarının mektebe dâhil edildiği özel bir okuldur. Mektebin açılma sebebi, aşiret çocuklarının devlet bünyesinde eğitim almaları ve onların devlete bağlı birer birey olarak yetişmelerini sağlamaktı. Bunun içinde 1892 yılında İstanbul'da Aşiret Mektebi kurulmuştur. Mekteb on beş yıl boyunca devamlılığını sürdürmüştür. Mekteb başlangıçta İstanbul'da bir örnek olarak açılıp daha sonra devlet içinde bulunan diğer vilayetlerde de açılması hedeflenmiş fakat İşler planlandığı gibi gitmemiş, mektep İstanbulla sınırlı kalmıştır. Bu çalışmada, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde yapılan araştırmalar neticesinde bulunan belgelerin şu ana kadar mekteb ile ilgili öne sürülen bulguların doğruluğu ve mekteb hakkında eksik olduğu fark edilen bilgilerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Tezde çoğunlukla arşivde bulunan belgeler doğrultusunda hareket edilmeye çalışılmıştır.
II. Abdülhamit Dönemi işçi ve işçi hareketleri
Osmanlı Devleti'nde işçi sınıfının oluşumu uzun bir süre almıştır. II. Abdülhamit döneminde yeni bir sınıf olan işçiler sanayi kentlerinde ortaya çıkmış etkili bir sınıf olmuşlardı. Selanik, İstanbul gibi Osmanlı sanayi kentlerinde işçi örgütlenmeleri ortaya çıkmıştı. II. Abdülhamit, gelişen fikir akımlarının işçiler arasında yayılacağı endişesiyle işçiler üzerinde baskı oluşturmaya çalışmıştı. Bu fikir akımlarının başında anarşizm ve sosyalizm gelmekteydi. Bu düşüncelere mensup işçilerin ülkeye girmeleri, sosyalizm hareketlerine ait haber ve yabancı gazetelerin ülkeye girişleri yasaklanmıştı. II. Abdülhamit döneminde işçilerin örgütlenmeleri de yasaklanmış ve sadece yardım maksatlı yardım cemiyetleri kurulmuştu. İşçi örgütlenmelerine katılanlar ise sürgün cezasına çarptırılmıştı. Jön Türklerin, otuz üç yıl tahtta kalan II. Abdülhamit'i tahttan indirmesiyle ülkede grev patlaması yaşanmıştı. Anahtar Kelimeler: İşçi, II. Abdülhamit, Sosyalizm, Grev, İşçi Örgütlenmeleri
II.Abdülhamit Dönemi'nde öğretmen maaşları (1880-1910)
Osmanlı Devleti'nde maarif alanında yapılan köklü reformlar II. Mahmut Dönemi'ne kadar geri gitmektedir. Osmanlı Devleti'nde eğitim sisteminin temelini sıbyan mektepleri ve medreseler oluşturmaktaydı. II. Abdülhamit Dönemi'nde eğitimde reformların devam ettiği görülmektedir. Sultan II. Abdülhamit, eğitim alanında merkezi bir sistem ortaya çıkarmıştır. Eğitimin yaygınlaştırılması için ülke genelinde maarif teşkilatları kurmuştur. II. Abdülhamit, devletin kalkınmasının eğitimli gençlerle mümkün olduğunu fark etmiştir. Bu nedenle ilköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim alanlarında çok sayıda okullar açmıştır. Açılan yeni okullar öğretmene olan ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Bu ihtiyaç sonucunda, kız ve erkek öğretmen okulları açılarak eğitimin kalitesi yükseltilmeye çalışılmıştır. Öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla Dârülmuallimîn-i Rüşdi, Dâruülmuallimîn-i Sıbyan ve Dârülmuallimat gibi yeni öğretmen okulları açılmıştır. Okullarda yetiştirilen öğretmenler, memleketin çeşitli yerlerine tayin edilip, hizmet vermeye başlamışlardır. Öğretmenler, hizmetlerinin karşılığı olan maaşlarını farklı kaynaklardan almaktaydılar. Bu sebeple mekteplerde istihdam edilen öğretmenlerin maaşlarında farklılıklar olduğu görülmektedir. Bu farklılık, öğretmen maaşlarının devlet bütçesinden yada mahalli maarif komisyonlarından ödenmesinden kaynaklanmıştır. II. Abdülhamit Dönemi'nde mali imkânsızlıklardan dolayı öğretmen maaşlarının düşük olduğu, maaşların düzenli olarak verilemediği görülmektedir. Çalışmada, arşiv belgelerinden elde edilen verilere göre, öğretmenlerin ekonomik durumları ortaya koyulmaya ve maaş miktarlarındaki değişiklikler tespit edilmeye çalışılmıştır.
19. yüzyılda Osmanlı-İran ilişkileri bağlamında II Abdülhamid Nasir Al-Din ve Muzaffer Al-Din Şah fotoğraf albümleri
Fotoğrafın icadı, Endüstri inkılabı ve artan teknik gelişmeler ile bizim hayatımızda çok mühim göreve sahiptir. Devletlerin tanıtım aracı olarak bilinen fotoğraf; İnsanların hayatına, sosyal ve politika yaşam alanıına estetik katmıştır. Fotoğraflardan oluşturan fotoğraf albümler ve hediye alışverişin maksadı ile başka devletlere göndrilenler temsil stratejisinin bir parçası olarak kullanılmıştır. On dokuzuncu yüzyılda bu özelliklere sahip olan bu fotoğraf albümler Kaçar ve Osmanlı İmparatorluğunun rekabet ve işbirliği çerçevesinde bu tezde tartışılmıştır. Bu tezin temel amacı, fotoğraf albümlerin bağlamında Osmanlı-Kaçar ilişkilerinin analizini ve bu politikalardaki fotoğraf ve fotoğraf albümlerin tarihini karşılaştırmalı bir perspektiften bakmaktır. Ondokuzuncu yüzyılda bu fotoğraf albümlerin iki devletin ilişkileri bağlamında 'yeryüzündeki üç dini liderin' iktidarının imgesini' yaratmaya çalışmıştır. Tezimizin kapsamında Kaçar Devleti tarafından Osmanlı'ya gönderilen beş albüm mevcut. Bugünlerde üç albümü İstanbul üniversitenin Nadir Eserlerin kütüphanesinın arşivinde ve biri Türkiye Büyük Millet Meclisin Kütüphanesinin Milli Sarayların Arşivinde, bir diğeri ise Atatürk Kütüphanesi Nadir Koleksiyonuyer almaktadır. Dört albüm 63, 1256, 90889 ve 91356 numaralı albümler Nasıreddin Şâh zamanında ve 77932 numaralı albüm Muzaffereddin Şâh döneminde Osmanlı'lara gönderilmiştir. Nasıreddin, Muzaffereddin Şah döneminde Sultan II. Abdülhâmid Osmanlılar tarafından İran'a on sekiz fotoğraf albüm (24, 28, 45, 57, 58, 88, 101, 103, 157, 166, 169, 204, 208, 213, 214, 286, 299 ve 308 numaralı) gönderilmiştir. Bu albümler bugünlerde Tahran, Gülistan Sarayı Müzesi Albümhanesinde muhafaza edilmektedir. Osmanlı devletin tarafından görsel hediye kanıtı olarak gönderilen fotoğraf albümlerin sayısı İran Kaçar devletine göre daha fazla olduğundan dolayı Osmanlı devletinde fotoğrafların bir tarihî kaynak olarak nasıl kullanılabileceği daha özen gösterildiği kanıtıdır. Bu Fotoğraf albümler, iki ülkenin geçmiş ve modernliğin birçok farklı şekillerini temsil etmenin etkili bir yöntemi olarak hizmet etti ve bu iki devletin on dokuzuncu yüzyıl görüntüsünü yansıtmasına ve iki büyük devletin politikalarında fotoğrafçılığın hızla artmasına yardımcı oldu. Yöneticilerin bilgi edinme arzusu ve hediye alışverişi uygulanması ve devletlerin hayal gücü ve öz-temsil projeleri içinde büyük bir rolü olan bu fotoğraf albümler gerçeklikle kurduğu bağ sayesinde güçlü bir etkiye sahiplerdir. Fotoğraf toplamak, Albüm yapmak ya da yaptırmak, dünyayı biriktirmek demektir. Osmanlı ve Kaçar bu fotoğraf albümlerin sayesinde İran ve Osmanlı dünyasını bir arada biriktirip bize sunmuşlardır.
Hasan Fehmi Paşa ve hayatı (1836-1910)
Çalışmamızda Tanzimat kültürü içerisinde doğup Meşrutiyet dönemlerinde yaşamış olan Hasan Fehmi Paşa'nın hayatını el aldık. Hasan Fehmi Paşa II. Abdülhamid'in tahta çıkmasıyla aynı dönemde devlet kademelerinde görev almaya başlamıştır. Paşa, I. Meşrutiyet'in ilanıyla İstanbul mebusu olurken Meclisin ikinci devresinde Meclis-i Mebusan başkanı olmuştur. Hasan Fehmi Paşa, kişiliği, bilgisi ve görev sorumluğu gibi meziyetleri ile II. Abdülhamid'in güvenini kazanmıştır. Başta İngilizlerin işgali ile birlikte bir sorun haline gelen Mısır meselesini görüşmek üzere Londra'ya gidişi olmak üzere Aydın ve Selanik valilikleri, Adliye, Hazine-i Hassa ve Nafia nazırlıkları görevlerine getirilmiştir. Valilikleri döneminde özelliklede Aydın valiliği görevinde siyasi, eğitim ve ekonomik meselelerin yanında sosyal açıdan da yaptıkları ve sorunlara yaklaşımı o dönem şartlarına göre takdire şayandır. Nafia nazırlığı sırasında Anadolu'nun bayındırlık işleri ile ilgili önemli bir layiha hazırlayarak Anadolu'nun ulaşım sorunlarını ilk kez çözümleri ile birlikte gündeme getirilmiştir. Bir başka görevi ise Tokat'ta çıkan Ermeni olaylarının araştırılması ve suçluların cezalandırılması için kurulan mahkemede heyet başkanı olarak görev almasıdır. İtalya Kralının 25. evlilik yıldönümü törenine katılarak ikinci yurt dışı görevine çıkmış, Osmanlı Devleti'ni temsil etmiştir. Paşa, sadece II. Abdülhamid'in değil İttihat ve Terakki'nin genç liderlerinin de güvenini kazanarak II. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte Adliye Nazırı görevine getirilirken aynı zamanda Meclis-i Ayan azası olmuştur. Hasan Fehmi Paşa, Tanzimat kültürü ile yetişmiş, İstibdat Döneminde yaşamış, bürokraside önemli görevlere atanmış ve Meşrutiyet döneminde siyasi hayatın içinde yer almaya devam etmiştir. Osmanlı devlet adamları arasında önemli bir şahsiyet haline gelen Hasan Fehmi Paşa "İhtiyar Jön Türk" ismi ile de anılmıştır. Anahtar Sözcükler Hasan Fehmi Paşa, Selanik, Aydın, Mısır, Nafia
Osmanlı-Yunan Harbi (1897) literatürünün harp tarihçiliği açısından analizi
Tezimizde, II. Abdülhamit döneminde 1897 Osmanlı-Yunan Harbi üzerine yazılmış harp tarihi eserlerinden yola çıkarak dönem harp tarihçiliğinin esaslarının izleri sürülmeye çalışılmıştır. Dönem harp tarihçiliğinin esas, biçim, içerik, kapsam ve prensipleri ortaya koymadan önce harp tarihi olgusunun dönemimize gelene kadarki tarihi seyrini de ortaya koymaya çalıştık. Araştırmamızı buna iten sebep, harp tarihinin yalın ve izole bir yapısının olmayışı, tarihi gelişim ve düşüncelerden sürekli etkilenmesi idi. Ayrıca harp tarihinin askeri tarihe göre konumunu ve kapsamını belirlemeden dönem harp tarihi anlayışını netleştiremeyeceğimizden, harp tarihinin tarihi seyri içerisinde ilişki kurduğu konu, kavram ve disiplinleri belirlemeye çalıştık. Ulaştığımız bulgularla harp tarihi bilgisinin üretim süreci ve bir çıktı olarak harp tarihi bilgisinin özelliklerini tespit ettik. Sonrasında dönem harp tarihi esaslarımızın da bu epistemolojik süreçle tutarlı olduğunu, ayrıca Osmanlı askeri karar verme sürecini kendisine model olarak kabul ettiğini gördük. Bu sürecin sonucunda harp tarihinin bilgisini üretirken fenn-i harbi bir araç gibi kullandığını gözlemledik. Harp tarihi, dönem fenn-i harbini hem bir doğrulama hem de tahlil aracı olarak kullandığından dolayı son bölümümüzü eserlerimizdeki dönem savaş sanatını yansıtan fenn-i harp bilgilere ayırdık.
Bir yıkıcı liderlik örneği: Sultan II. Abdülhamid
"Liderlik kavramına alanyazında ağırlıklı olarak olumlu yani takipçilerin ve örgütün performanslarını yükselten bir çerçeveden bakılmaktadır. Bu bağlamda geliştirilen teoriler "nasıl iyi bir lider olunacağı" ve "nasıl iyi liderlik yapılacağı" sorularına cevap aramaktadır. Ancak insan her zaman tam anlamıyla rasyonel davranmaktan uzak bir varlıktır. Liderler de birer insan oldukları için bu durumdan bağımsız davranamazlar. Bu nedenle pek çok örgütte liderlerin kimi zaman, isteyerek ya da istemeyerek, yıkıcı davranışlar sergilediklerine ve takipçileri ile örgütü içinden çıkılması zor durumlara getirdikleri görülmektedir. Söz konusu bu durum, alanyazında farklı çerçevelerden ve farklı başlıklar altında incelenmektedir. Bu çalışma, alanyazında liderliğin bu karanlık tarafına ait çalışmaları taramak suretiyle bir "Yıkıcı Liderlik Modeli (YLM)" oluşturmaktadır. Söz konusu bu model, yıkıcı liderliğin sadece liderin kişilik özelliklerine değil aynı zamanda liderlik yaptığı örgütte bulunan takipçilerin ve ortamın özelliklerine de bağlı olduğunu öne sürmektedir. Yıkıcı liderlik kavramının ortaya çıkması için, liderin narsisizm, karizma, olumsuz hayat görüşleri ile birlikte güç ve iktidar odaklı olmak gibi özelliklere sahip olmasının gerektiğini söylemektedir. Ancak bunun yeterli olmadığı, yıkıcı liderliğin oluşması için, aynı zamanda yıkıcı liderliğe elverişli takipçilerin ve ortam özelliklerinin mevcut olması gerektiği görülmektedir. Oluşturulan bu model vasıtasıyla, birbirinin hem siyasi hem de örgüt bağlamında devamı olarak olarak kabul edilen Osmanlı – Türk kültürüne bir örnek oluşturmak amacıyla, Sultan II. Abdülhamid Han'ın yıkıcı liderlik davranışı analiz edilmeye çalışılmıştır. Detaylı şekilde sunulan birincil ve ikincil tarihsel kaynaklar kullanılarak fenomenolojik bir analiz yöntemi uygulanmıştır. Bu bağlamda Sultan II. Abdilhamid Han'ın kişilik özellikleri ile elverişli takipçileri ve ortamın özelliklerinin dağılımları grafikler halinde sunulmuş ve elde edilen sonuçlar tartışılmıştır.
Bedirhan Paşazadeler, iktidar ilişkileri ve milliyetçilik: 1876-1914
By focusing on the political and cultural activities of a family known as Bedirxan Pashazades during the era of Abdulhamid II (1876-1909) and Second Constitutional Period (1908-1914), this thesis problematizes whether the clashes and opposition of the Kurdish elites against the Ottoman state had a nationalist character or not. Bedirxan Pashazades are the family members of Bedirxan Beg, whose emirate of Cizre and Bohtan was eliminated with the Tanzimat implementations, and thereafter who lived in exile in the western parts of the empire. Most of the Bedirxan Pashazades approached to the Young Turks both practically and ideologically during the reign of Abdulhamid II and saw the solution of the problems of the Kurds and empire in the unity of elements and restoration of Constitution. Although they maintained such inclinations during the early years of the 1908 Revolution, after the consolidation of the power of the Committee of Union and Progress, the centralist and ever-increasing Turkist policies of it led the family members to join the opposition in different wings. Some of them while keeping their Ottomanist inclination, saw the solution in the liberal, decentralist and anti-Unionist path of the Liberal Entente. However, some others chose a pro-separatist politics. Nevertheless, the motivations behind Kurdish nationalism in the late Ottoman period cannot be reduced to the state policies. As will be discussed, most of the family members not only followed western movements of thoughts, but also observed the dynamics and demands and were influenced from practices and discourse in the Armenian, Albanian and Arab societies within the empire.On the one hand this study shows the transformations and changes in the ideology and identity of the Kurdish elites in the longue durée (1876-1914), on the other hand it elaborates how the demands of the Kurdish intellectuals, political activists and notables were heterogeneous and fragmented, and how it is difficult to define their movement/s with the terms of `Ottomanism,? `Kurdish nationalism,? and `cultural nationalism.?
Agrarian economy and primary education in the Salonican countryside in The Hamidian Period (1876-1908)
Beginning from the nineteenth century, the rulers of Ottoman Empire realized the importance of education in centralizing the administration. The Ottoman subjects would be educated in accordance with the basic principles of the ruling mentality for the development of the empire. In this manner, for the rulers, education created on the one hand a way to form the subjects and on the other, a way to control them through the knowledge given by education.In the Hamidian era, such developmental features of education came to be observed more obviously. Primary education, being the first step in the formation, was spread to create loyal and productive subjects who would espouse the principles of rulers as their own and then provide and carry on the necessary developments in the empire. However, could a central program be effective in spreading education in the countryside?In the countryside of the Ottoman Empire the conditions were much more different than the cities. In the villages the most crucial issue was to produce enough for the next years, therefore everything about agricultural production dominated people?s lives. Hence, the spread of education in the villages was determined by agrarian economy; by the financial and social conditions that it created and by the actors who benefited from these conditions. Most of the time, such conditions in the villages conflicted with the central policies. Therefore, the spread of education in the countryside is the story of the struggle between central efforts and the agrarian economy. And the understanding to the history of the education will be incomplete without a deep observation of the countryside, and an analysis of this struggle.Salonika was on the one hand a region of agricultural prosperity and diversity on the other its city center was one of the developed places in terms of education. Therefore, the region of Salonika presents a perfect example to observe different conditions than the cities and also to see the struggle between central efforts and agrarian economy in the countryside.
Müslüman Osmanlı kadınlarının gündelik hayatı: Hanımlara Mahsûs Gazete (1895-1908)
The creation of the concept of the Ottoman ?citizenship? paved the way for a fresh understanding of ?new identities? for the Ottoman subjects and the previously neglected parts of society such as women and children, gained more currency during this construction process. Although social transformations mainly started in the Tanzimat era, they really blossomed after the Tanzimat, especially in the reign of Sultan Abdülhamid II. In this era, the concept of modernity influenced by the West started to be internalized by the society, mostly by the upper and middle classes and the printing press becomes one of the prominent means to reflect on this transformation.Published for thirteen years (1895-1908) Hanımlara Mahsûs Gazete (Newspaper for Ladies), with its articles and news published on education, family, household, household management, child-rearing, hygiene, health, beauty, embroidery, leisure and fashion is a precious source reflecting the ?ideal? everyday life of an ?ideal? Ottoman woman of the upper and middle classes of the Ottoman society in the era of modernization and westernization as well as oppressive censorship policies of Sultan Abdülhamid II on the press.In this sense, the main argument of this thesis to examine the characteristics of an urban, upper and middle class ?ideal Ottoman Muslim woman or womanhood? and her ?attributed? everyday life during the reign of Sultan Abdülhamid II according to the articles in Hanımlara Mahsûs Gazete.
II. Abdülhamid Döneminde delilik
This study tried to identify the status of insane in the mind of the state during the Abdülhamid II's reign. The main issue of this study is the contradiction between the position of the insane and insanity in the Abdülhamid's era and his charitable and protector sultan image. In this regard, the meaning of insanity and the insane in the mind of the Ottoman society and the Ottoman Empire during the era of Abdülhamid II has been questioned. The Ottoman asylums, the practices in these asylums, the Ottoman psychiatrists and their studies have been analyzed. Therefore, the position of the insane and insanity in Abdülhamid II's era has been clarified. The primary sources that are the basis of this study are the official documents written by the Security and Internal Affairs in the Prime Minister Ottoman Archive, the notes of the Ottoman psychiatrists, and the papers published in Servet-i Fünun.
Disclosing the gaze: A counter-forensic reading of judicial photography in the Hamidian period
This thesis offers a critical reading of judicial photography in the Hamidian period by combining a counter-forensic approach with Lacanian psychoanalysis. Current literature often emphasizes the Hamidian albums' efforts to impose order and assert control over the photographic image while overlooking the agency of the subjects involved in the photographic act. Challenging this approach, the thesis aims to highlight the contradictions and ambiguities that disrupt the controlling gaze by foregrounding the subject's agency. To this end, it examines two state-sponsored albums: one containing photographs of those wounded in the Ottoman Bank Raid in 1896, and another documenting the attack plans carried out by the Armenian Revolutionary Federation in İzmir in 1905. Interpreting the forensic narratives constructed by these albums as symbolic acts aimed at resolving the collective trauma triggered by the Armenian Question, the thesis explores how these photographs sought to align the viewer with a fantasmatic, masterful gaze. Drawing on the Lacanian notion of the "Real gaze", it emphasizes how this fantasmatic identification fails at certain moments. Furthermore, it explores how the ambiguities of the traumatic Real gaze open up possibilities for understanding the experiences of the subjects who participated in the albums. The thesis argues that although these subjects were exposed to symbolic violence by the state, serving either as the object or the producer of photography without full consent, they nonetheless reclaimed their agency through subtle acts of resistance against the state's controlling gaze.
II. Abdülhamid döneminde Osmanlı hükümetinin müzik politikası
Kadim bir geleneğe sahip Osmanlı Devleti'nde kültürün önemli bir parçası olarak müziğe birçok dönemde olduğu gibi II. Abdülhamid döneminde de önem verilir. Dönemin müzik politikalarına bakıldığında her ne kadar Batı müziği eksenli bir anlayış hâkim olsa da Türk müziği de birçok alanda kendisine yer bulur. Düalist bir anlayışın benimsendiği II. Abdülhamid döneminde Türk müziği sarayın patronajından çıkar, içeriğinde meydana gelen değişimle beraber halk ile bütünleşip, halka hitap eden bir forma bürünür. Bu durum Türk müziği adına ileriki dönemlere ışık tutacak birtakım doneleri de içinde barındırır ve cumhuriyet dönemi müzik politikalarına temel oluşturur. Bu tez, II. Abdülhamid dönemi müziksel pratikler ve Osmanlı hükümetinin şiar edindiği müzik politikasını incelemeye; bunun yanı sıra II. Abdülhamid hakkında genel bilgileri, II. Abdülhamid dönemi Osmanlı Devleti'nin siyasî ve sosyal durumunu ortaya koymaya odaklanmaktadır. Bu tez çalışmasında, II. Abdülhamid döneminde gerçekleşen müziksel pratikler ve Osmanlı hükümetinin müzik politikası literatür çalışmasıyla tespit edilmiştir. Bu çerçevede konu ile alakalı belgeler incelenmiş, elde edilen veriler değerlendirilirken doküman analizden istifade edilmiş, son olarak da betimsel analiz yapılarak veriler özetlenmiş ve yorumlanmıştır.
II. Abdülhamid Döneminde basın hürriyeti
Hukuk tarihi ve genel kamu hukuku ilkeleri nazara alınarak hazırlanan bu çalışmada II. Abdülhamid döneminde basın hürriyeti incelenmiştir. Çalışmada, dönemin gazete, dergi ve kitaplarından ve o devirde yapılan mevzuat düzenlenmelerinden yararlanılmıştır. Ayrıca literatür taraması yapılmıştır. Kendi döneminin özellikleri göz önünde tutularak ve yer yer anakronizme düşmeden günümüz ile karşılaştırmalar yapılarak ortaya konan çalışma, konuyu hukukî bir bakış açısıyla ele almak suretiyle farklılık arz etmektedir. Gerek Avrupa'da gerek Amerika'da matbaanın ülkeye girişi ile devletlerin basına ve basın hürriyetine ilişkin müdahaleleri olmuş ve devlet aleyhine yayın yapanlara yönelik idama varan cezalar öngörülmüştür. Tanzimat sonrası, Osmanlı Hukuku açısından yerli ve iktibas edilen kanunların bir arada bulunduğu ve bu nedenle mevzuat karmaşasının yaşandığı bir dönem olmuştur. Osmanlı Devleti'nin ise basın ve basın hürriyetine yönelik oluşturduğu gelenek, izin sistemi üzerinden kurulmuştur. Basın faaliyetleri için ön görülen izin şartı, II. Abdülhamid döneminden önce süregelen ve bu dönemde de devam eden bir içtihat haline gelmiştir. II. Abdülhamid döneminde basın organlarının kurulması ve geliştirilmesi desteklenmiş, yayın faaliyetlerinin yapılmasına müsaade edilmiştir. Nitekim bu dönemde yayıncılık faaliyetlerinin artması ve çeşitlenmesi, basın hürriyeti açısından olumlu gelişmelerdir. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı uygulamada basın hürriyetine sınırlamalar getirilmiş ve gazete, dergi, kitap gibi yayınların kontrolünü ve denetimini yapan memurların düzensiz, keyfi ve maksadı aşan tutumları basın hürriyetini olumsuz etkilemiştir.
II. Abdülhamid döneminde yapılan sosyal politika uygulamaları
Toplumların oluşmasıyla birlikte ortaya çıkan ihtiyaç sahiplerine yardım etme duygusu zamanla Sosyal Hizmet kavramının doğmasına yol açmıştır. Bu araştırma da zamanla profesyonel bir hizmete dönüşen Sosyal Hizmetin Dünyada ve Türkiye de yaşanan değişim süreci belli dönüm noktaları açısından değerlendirilerek sunulmuştur. Dünyada sanayi Devrimi ve sonrasında yaşanan modernleşme süreci Osmanlı da Tanzimat Döneminde Batılılaşma adıyla hızlanmıştır. 1876 Yılında başlayan Sultan II. Abdulhamid döneminde, Batılılaşma çalışması geleneksel değerlerimiz ile Batı da ki modern kurumları kaynaştırarak ülkemize Darülaceze, Darulhayr-ı âli, Hamidiye Etfal Hastanesi gibi birçok yeni kurumun kazandırılması şeklinde yaşanmıştır. Sultan II. Abdulhamid döneminde kurulan bu kurumlar ilerleyen süreçte I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sonrası kurulan Yeni Türk Devletinin yapılanma sürecinde sosyal alanda kurulan birçok kuruma temel olan çalışmalardır. Bu araştırmada Sosyal Hizmet alanında tarihsel süreçte Dünyada yaşanan gelişmelerden bazı kesitler ile Osmanlı döneminde yaşanan gelişmeler ve Türkiye Cumhuriyeti‟ne geçiş süreci ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Hizmet, II. Abdulhamid, Darulaceze, Darulhayr-ı âli, Hamidiye Etfal Hastanesi.
The Ottoman Tribal School: Surveillance and the students` lives in the school
This thesis, on the Ottoman tribal school, investigates the surveillance and the students' lives in the school. It shows how Abdulhamid II and his officers established mechanisms in order to control the students. The work focuses on which strategies and tools were used by the sultan and his governors to supervise the sons of tribes in the Ottoman tribal school. This thesis also shows how the students' lives were in the school. It considers on the students' experiences, problems, and their reactions against the school administration through sample events. Most of the primary sources used in this work are documents of the Ottoman Archives. This thesis aimed to develop an anthropological perspective to the Ottoman tribal school.