Reporting
76 theses under this subject heading
Toplam kalite yönetimi çerçevesinde kalite maliyetleri: Üretim işletmesinde bir uygulama
Günümüzde işletmeler rekabet unsurunun bir faktörü olarak kaliteyi kullanmaktadır. Kalite kavramı hem ürünlerde hem de üretim sürecinde çok önemli bir faktör olarak dikkat çekmektedir. Toplam Kalite Yönetimi (TKY) gibi yaklaşımlarda temel odak noktası kalite olmaktadır. İşletmede gerçekleşen her faaliyette olduğu gibi kaliteye ilişkin ortaya konulan çalışmalarda da maliyet önemli bir noktadadır. Bu kapsamda kalite maliyetleri TKY yaklaşımının önemli parçalarından birisi olmaktadır. TKY kapsamından ele alınan kalite maliyeti modellerinden birisi olan PAF Modeli'nde kalite maliyetleri önleme, değerleme, iç ve dış başarısızlık maliyetlerinden oluşmaktadır. Bu çalışma, Osmaniye ilinde ahşap mobilya sektöründe faaliyet gösteren bir üretim işletmesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında örnek olay çalışması yöntemi kullanılmıştır. Üretim işletmesinin 2020 yılı ilk 6 aylık dönemi ve 2021 yılı ilk 6 aylık dönemine ait kalite maliyetleri incelenmiştir. İşletmede meydana gelen kalite maliyet verileri üst yönetim ve işletme çalışanları ile yapılan görüşmeler, yapılan gözlemler ve kayıtlı belgelerin incelenmesi ile tespit edilmiştir. İşletmenin ilgili dönemlerinde tespit edilen önleme, değerlendirme ve başarısızlık maliyetleri toplam üretim maliyeti ve gerçekleşen satışlar içindeki payı analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda ABC İşletmesi'ne ait önleme ve değerlendirme maliyetlerindeki artış iç ve dış başarısızlık maliyetlerini azaltmıştır. İşletmede ortaya çıkan kalite maliyet unsurları arasında bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Maddi duran varlıklarda değerleme ve raporlama: TMS/TFRS ve Vergi Usul Kanunu'ndaki düzenlemelerin karşılaştırılması
Bu çalışmanın konusu, işletmelerin toplam varlıkları içerisinde önemli bir paya sahip olan maddi duran varlıkların değerlemesi ve raporlanmasına ilişkin Vergi Usul Kanunu (VUK) ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) düzenlemelerinin karşılaştırılmasıdır. VUK kapsamındaki değerleme yaklaşımlarının vergi kanunlarına göre şekillenmesine karşın, TMS/TFRS bu konuya daha dikkatli yaklaşmaktadır. Ölçümleme ve raporlama yapılırken gerçeğe uygun şekilde sunum ve ihtiyaca uygunluk kriterlerini göz önünde bulundurmaktadır. Çalışmanın temel amacı VUK ve TMS/TFRS açısından değerleme ölçütlerinin esaslarının ortaya konulmasıdır. Birinci bölümde, değer kavramının tanımı ve diğer disiplinlerle tarihsel süreç içerisindeki bağlamı incelenip, VUK ve TMS/TFRS'de değerleme yaklaşımları ve değerleme ölçütleri açıklanmıştır. Standartlar kapsamında ele alınan gerçeğe uygun değer üzerine açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölümde maddi duran varlıkların genel tanımı yapılmakla beraber, maddi duran varlıkların değerleme ve raporlanması VUK ve TMS/TFRS düzenlemeleri çerçevesinde incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise maddi duran varlıkların değerlemesi ve raporlanması, VUK ve TMS/TFRS uygulamaları kapsamında karşılaştırılmıştır.
Kurumsal yönetim uygulamalarının risk raporlama düzeyine etkisi: BIST 100 endeksinde yer alan finansal olmayan şirketler üzerine ampirik bir araştırma
Küresel krizler ve büyük şirket skandalları sonrasında risk raporlama oldukça önemli hale gelmiştir. Son zamanlarda yatırımcılar şirketlerin karşı karşıya olduğu riskler hakkında daha nitelikli bilgi talep etmekte ve sadece geçmiş riskler değil aynı zamanda geleceğe yönelik riskler hakkında da bilgi sahibi olmak istemektedirler. Ayrıca zorunlu veya teşvik edici birtakım düzenlemeler şirketleri daha fazla risk raporlaması yapmaya iten diğer faktörlerdir. Bu çalışmanın amacı kurumsal yönetim uygulamalarının şirketlerin risk raporlama düzeyindeki etkilerini analiz etmektir. Bu bağlamda BIST100 endeksinde yer alan ve finansal olmayan şirketlerin faaliyet raporlarındaki risk raporlama düzeyi içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada risk açıklamaları; finansal risk, faaliyet riski, teknolojik risk ve stratejik risk olmak üzere 4 alt başlığa ayrılmış ve 'parasal ve parasal olmayan', 'geleceğe yönelik ve geçmişe dönük' ve 'olumlu, olumsuz ve nötr' olması yönünden sınıflandırılmıştır. Faaliyet raporlarındaki cümleler risk birimi olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın elde ettiği genel bulgulara göre, şirketler sınırlı sayıda gelecek riski raporlamaktadır ve olumsuz ya da olumlu risklerden daha çok nötr riskleri açıklama eğilimindedirler. Buna ek olarak Türk şirketlerinin faaliyet raporlarında en fazla finansal riskleri raporladığı gözlemlenirken teknolojik riskleri diğer risk türlerine göre daha az sayıda raporladığı görülmektedir. Toplam risk açıklamalarının yaklaşık yüzde 53'ü parasal risk açıklamaları niteliği taşırken yüzde 47'si parasal olmayan risk açıklamalarından oluşmaktadır. Çalışmada yönetim kurulu büyüklüğünün, yönetim kurulundaki kadın üye yüzdesinin, bağımsız üye yüzdesinin ve şirket büyüklüğünün risk raporlaması ile anlamlı ilişkili olduğu tespit edilirken, yönetim kurulunun toplantı sıklığı ve kaldıraç düzeyi ile risk raporlama düzeyi arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Buna ek olarak enerji ve teknoloji sektörlerinde yer alan şirketlerin risk açıklama düzeylerinin imalat sektöründekilere göre daha fazla olduğu sonucu elde edilmiş, diğer sektörlerin şirketlerinin ise imalat şirketlerine göre risklerini daha az açıkladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Risk Raporlaması, Risk Açıklamaları
Havacılıkta örgütsel sessizlik: Havaaracı bakım personelinin raporlamada bulunmamalarının nedenleri üzerine bir araştırma
Yeni nesil emniyet yönetim yaklaşımları havacılık emniyet performansının sürekli artırılması esasına dayanmaktadır. Emniyet performansının sürekli artırılabilmesi ise örgütlerin yeni nesil emniyet yönetimindeki en temel araç olan Emniyet Yönetim Sistemini (EYS) kullanarak, öneylemci ve kestirimci bir yaklaşım sergilemesi ile mümkün olabilmektedir. EYS'nin başarılı bir şekilde uygulanması için zamanında, nitelikli ve zengin bir veri setine ihtiyaç duyulmaktadır. Emniyete ilişkin veri ve bilgilerin önemli bir kaynağı ise işgörenlerin yapmış olduğu gönüllü raporlamalardır. Ancak işgörenlerin, emniyetin sağlanması için çok kıymetli olan emniyetsiz olayları, sebeplerini ve risk azaltıcı önlemleri yeterince ve gönüllü olarak raporlamadıkları düşünülmektedir. Örgütlerin başarıya ulaşmalarının önündeki en büyük engel olarak görülen ve işgörenlerin örgütlerinde karşılaştıkları sorunlara ilişkin duygu, düşünce ve fikirlerini dile getirmekten kaçınmaları olarak ifade edilen örgütsel sessizlik, havacılık örgütlerinde karşımıza gönüllü raporlamadan kaçınma olarak çıkmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın temel amacı, havacılık örgütlerinde işgörenlerin hangi faktörlerden dolayı gördükleri emniyetsiz olaylar/durumlar karşısında ya da emniyeti arttırıcı önerileri dile getirme konusunda sessiz kalarak gönüllü raporlamada bulunmadıklarının nedenlerini boyutlar halinde ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışma, havacılık emniyetinin sağlanmasında kilit rol üstlenen havaaracı bakım kuruluşlarındaki işgörenler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında araştırmanın problemine ve araştırma sorularına uygun olarak bir veri toplama aracı geliştirilmiştir. 483 işgörenden elde edilen verilerin önce geçerlilik ve güvenirlilik analizleri yapılmıştır. Sonrasında açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılarak havacılıkta gönüllü raporlamamanın nedenlerine ilişkin yapı test edilmiştir. Sonuç olarak işgörenlerin, ilişkisel ve prososyal sessizlik, umursamazlık yaklaşımına dayalı sessizlik, boyun eğmeye ve kabullenmeye dayalı sessizlik ve korkuya ve korunmaya dayalı sessizlik faktörlerine bağlı olarak gönüllü raporlamada bulunmadıkları tespit edilmiştir.
İşletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisi: İMKB üzerine bir uygulama
Bu çalışmada kurumsal yönetimin sürdürülebilirlik üzerindeki etkisi incelenmeye hedeflenmiştir. Bunun için sürdürülebilirlik kavramı ve bu kavramının kurumsal yönetim ile olan ilişkisi incelenmiştir. Tezin birinci bölümünde sürdürülebilirlik kavramı hakkında tarihsel gelişimi, önemi ve boyutları hakkında literatür araştırması yapılmıştır. Sürdürülebilirlik raporlaması ile ilgili kuruluşlar incelenmiştir ve örneklemi oluşturmak için en yaygın kullanılan Küresel Raporlama Girişiminin (GRI) oluşturduğu raporlama kılavuzu hakkında bilgiler verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde kurumsal yönetim kavramı, teorileri, ilkeleri hakkında literatür araştırması yapılmıştır. Ayrıca hem Yurtdışında hem de Türkiye'de yapılan, sürdürülebilirlik ve kurumsal yönetim ilişkisini inceleyen çalışmalar derlenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde ise, Borsa İstanbul'da işlem gören ve GRI Standartlarına göre sürdürülebilirlik raporu hazırlayan 17 işletmenin 2013-2016 yılları arasındaki 68 işletme/yıl verisi, tek tek işletmelerin konsolide mali tablolarından ve sürdürülebilirlik raporlarından toplanmıştır. Türkiye'de işletmelerin sürdürülebilirlikleri ile kurumsal yönetim arasındaki ilişkinin analizinde Dengeli Panel Veri Analizi kullanılmıştır. İşletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarının sürdürülebilir raporlama (GRI Raporlama Standartlarına uygun) hazırlamalarıyla ölçüldüğü çalışmada, kurumsal yönetim uygulamaları ise; yönetim kurulunun yapısına ilişkin özellikler (büyüklüğü, bağımsız üye sayısı, toplumu etkileyen üyelerin varlığı), ceo ikiliği ve sosyal sorumluluk komitesinin varlığı ile gerçekleştirilmiştir. Ayrıca işletmelerin büyüklüğü ve karlılığı da sürdürülebilirlik uygulamalarını etkilemesi muhtemel değişkenler olması sebebiyle modelde kontrol değişkenleri olarak dahil edilmiştir. Böylece işletmelerin sürdürülebilirliklerini etkileyen ve kısıtlayan kurumsal yönetim faktörleri belirlenmiştir. Yapılan analiz sonucunda işletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarını arttıran faktörler, yönetim kurulunda yer alan toplumu etkileyen üyeler ve işletme karlılığı olarak tespit edilmiştir. İşletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarını azaltan faktörler ise yönetim kurulu büyüklüğü, yönetim kurulunda yer alan bağımsız üyeler, sosyal sorumluluk komitesinin varlığıdır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilirlik Raporlaması, Kurumsal Yönetim
Büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı (BOBİ FRS) uygulamasının işletmelerin yönetsel kararları üzerine etkisi ve bir uygulama örneği
BOBİ FRS uygulaması özetle bağımsız denetim kapsamına giren işletmelerin mali tablolarını düzenleme usul ve esaslarını içeren standartlar bütünüdür. Çalışmada mali tablolarını BOBİ FRS uygulamasına göre düzenleyen işletmelerde, BOBİ FRS uygulamasının işletme yönetsel kararları üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Artan rekabet koşulları, karlılık yüzdelerinin düşüklüğü, doğru finansal bilgilere ulaşamada maddi zorluklar sonucunda özellikle küçük yatırımlar yönelik gerçeğe uygun ve standartlara uyumlu mali verilere duyulan ihtiyaç tez konusunun önemini ortaya koymaktadır. İşletme yönetimleri, işletmelerin rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmeleri ve paydaşların menfaatlerinin korunabilmesi ancak doğru kabul edilebilir, açık anlaşılabilir, şeffaf ve hesap verilebilir bilgilerle mümkündür. İhtiyaç duyulan bilgilerde bulunması gereken özellikler BOBİ FRS uygulamasının amaçları ile örtüşmekte olup, tezin önemini ortaya koymaktadır. Tez konusunun araştırılmasında, alanında düzenlenmiş olan tez, makale, KGK düzenlemeleri v.b. çalışmalar incelenmiş olup, elde edilen kaynakçalardan hazırlanmış uygulama kısmında ise bağımsız denetime tabi bir şirketler dahil edilmiştir. Bağımsız denetim şirketi bünyesinde, BOBİ FRS kapsamında denetime tabi şirketlerin mali tabloları esas alınarak denetlenen şirketlerin yöneticileri ile tez kapsamındaki konularda yüzyüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Sorulan sorular ile BOBİ FRS uygulamasının şirket yönetim kararlarına olan etkisi araştırılmıştır. Ulaşılan bulgu ve sonuçlar tezin sonuç ve değerlendirme bölümünde ele alınmıştır. Anahtar Kelimleler: Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ/FRS), Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ/FRS) 'nin Finansal Tablolara Etkisi, İşletmelerde Karar Alma Süreci
Kurumsal sosyal sorumluluk kapsamında derecelendirilmeye tabi tutulan işletmelerin finansal göstergeleri üzerine bir araştırma
Küreselleşmeyle birlikte yaşanan değişimler, günümüzde işletmelerin ekonomik yönden olduğu kadar, aynı zamanda sosyal yönden bir misyonu bulunduğu gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Rekabet avantajı yakalamak için farklılık yaratmanın zorunlu olduğu bir çağda, işletmelerin sosyal sorumluluk bilincine sahip olmaları, farklılaştırıcı bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Kurumsal sosyal sorumluluğa dayalı yatırımların artması işletmeleri sosyal ve çevresel faaliyetlerini raporlamaya yönlendirmiştir. Dünyada çok sayıda işletme rekabet avantajı sağlayacağı ve piyasa değerlerine yansıyacağı düşüncesiyle kurumsal sosyal sorumluluk raporları yayınlamaktadır. Bu durum kurumsal sosyal sorumluluğa önem veren ve bu konudaki faaliyetlerini açıklayan, raporlarında gösteren işletmeler ile kurumsal sosyal sorumluluğa gereken önemi vermeyen ve raporlarında yeterli açıklamaya yer vermeyen işletmelerin mali oranları arasında fark olup olmayacağını gündeme getirmiştir.Çalışmamızda kurumsal sosyal sorumluluk ile finansal performans arasında ilişki olup olmadığı sorusuna ?Etik Hesap Verebilirlik Skoru? bulunan işletmeler ile bulunmayan işletmelerin mali oranları incelenerek cevap bulmak istenmiştir. Tezin literatür kısmında kurumsal sosyal sorumluluk tanımlanmış, tarihsel gelişiminden bahsedilmiş ve kurumsal sosyal sorumluluk raporlaması ve derecelendirmesi üzerinde durulmuştur. Uygulama bölümünde ise İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB)'na kayıtlı ?Etik Hesap Verebilirlik Skoru? olan ve olmayan işletmelerin bazı mali oranları SPSS programı yardımıyla istatistiksel olarak analiz edilmiş ve fark olup olmadığı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Sosyal Sorumluluk Raporlaması, Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derecelendirmesi
Kalite maliyetlerinin raporlanması
Çalışmada, toplam kalite felsefesini benimsemiş imalat endüstrisi işletmelerinde, kalite yönetimine, vereceği kararlarda gereksinim duyduğu kalite maliyet raporlarının muhasebe tarafından raporlanması sürecinin nasıl gerçekleşeceğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda birinci bölümde çalışmanın konusu, amacı, kapsamı ve muhasebeye katkısı ortaya konulmuştur. İkinci bölümde kalite, kalite kontrolü ve kalite güvencesi konusunda genel açıklamalarda bulunulmuştur. Üçüncü bölümde kalite maliyet bilgilerinin daha iyi değerlendirilebilmesi için gerekli olan ve kalite maliyet raporlarının konusunu oluşturan kalite maliyetleri konusundaki kuramsal çerçeve verilmiştir. Dördüncü bölümde kalite maliyetlerinin nasıl raporlanacağı ortaya konulmuştur. Beşinci bölümde kalite maliyetlerinin raporlanması sürecine ilişkin TUSAŞ A.Ş.'de bir uygulamanın nasıl gerçekleştiği incelenerek, uygulamanın değerlendirilmesi yapılmıştır.
Factors affecting cabin crews' safety reporting attitudes
In order to preserve flight safety, the goal of the aviation reporting system is to identify faults that occur throughout the operation process but result in minimal or no harm. In this context, cabin crew members, who are required to play a proactive role in ensuring flight safety, report the operational threats and risks they observe, making major contributions to the safety reporting system. This study intends to identify the characteristics that influence cabin crew members' safety reporting attitudes. In accordance with the study's objective, a questionnaire was administered to cabin crew members employed by an airline firm with a home base at Istanbul Airport. The study's sample includes 361 cabin crew members. Using the IBM SPSS 22 and SmartPLS 4 tools, data gathered from cabin crew members was evaluated. According to the study's findings, positive safety practices, self-efficacy, perceived benefits, and perceived costs all influenced safety reporting attitudes. Among the study's findings is that perceived benefits of reporting act as a mediator between self-efficacy and attitudes toward safety reporting. Male cabin crew members had significantly higher self-efficacy perceptions than female cabin crew members, and cabin chiefs and pursers had significantly higher worry about appraisal, reporting intention, and knowledge level perceptions than cabin clerks, according to the results of the analysis on the demographic characteristics of the participants.
Muhasebe ve raporlama standartları kapsamında muhasebe politikalarının belirleyicileri ırak bankacılık sektöründe bir uygulama
Dünya genelinde paranın hakimi ve satıcısı finansal kurumlardır. Devletlerin izin verdiği şekillerde ve sınırlar içinde paraya yön veren finansal kurumların başında ise bankalar gelmektedir. Bankalar sadece kuruldukları ülkede faaliyet yürütseler de uluslararası yatırımcıların takibi altındadırlar. Bankaların faaliyetlerinin, topladıkları mevduatın, karlarının açıklandığı finansal raporlar çok sayıda paydaşın gözetimi altındadır. Bu nedenledir ki söz konusu tabloların içerdiği bilgiler mutlak doğru ve güvenilir olmak zorundadır. Aksi taktirde paydaşlar ve yatırımcılar söz konusu bankalara yatırım konusunda çekimser kalacaktır. Ticari işletmelerin yasal zorunluluk olarak düzenledikleri finansal tabloların ülkeler arası uygulamaların faklı olması sonucu her ülkede farklı şekil ve içerikte düzenlenmesinin uluslararası yatırım yapan kişi ve kuruluşlar için karmaşık bir duruma sebep olmaması adına uluslararası muhasebe ve finansal tablo standartları oluşturulmuştur. Bu yolla tabloların şekil ve içerik yönünden tek tip olması sağlanmış inceleyen herkesin aynı sonucu elde ederek aynı yorumda bulunması sağlanır. Bankalar doğru bilgiye en çok gereksinim duyulan kuruluşlardır. Her anlamda güven sağlanması kurallara uygun düzenlenen mali tablolarla mümkündür. Bu bağlamda araştırmanın konusu Irak bankalarının uluslararası finansal raporlama standartlarının uygulanması öncesi ve sonrası raporların ifade ettiği durumların belirlenmesidir. Bu doğrultuda ilk kısımda banka kavramı, bankaya ilişkin diğer unsurlar, Irak özelinde bankalara ilişkin bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde uluslararası raporlama standartlarına ilişkin bilgilere yer verilmiştir. Son bölümde Irak bankalarında uluslararası finansal raporlama standartları uygulaması incelenerek uluslararası finansal raporlama standartları öncesi ile mali tablo verileri karşılaştırılmıştır. Konuya ilişkin sonuç bölümünde ise tespitlere yer verilmiştir.
The impact of corporate governance on quality of financial reports: An evidence from Iraq
The purpose of the study is to examine the impact of corporate governance on the quality of financial reports of Iraqi private companies. The importance of the study is to mention on the positive effects of applying corporate governance which has dimension like fairness, equity, transparency, responsibility, accountability and independence, and the aspects in enhancing the quality of the financial reports. In order to reach the current study's purpose, a sample of 109 board of directors and medium executive administration members selected from Iraqi private companies. They contribute through answering the questionnaire statements which self-administers and spread via the internet by email. The independent variable is corporate governance in this study and the quality of financial reports represents the dependent variable. The problem studies determine examining lot of questions concentrating on nature of impact and the relationship between corporate governance and the quality of financial reports. Accordingly, a conceptual outline is designed for the study and numerous hypotheses are produced. In order to declaration if the hypotheses are accept or not, are expose to statistical tests. The statistical tests study results show that the high correlations between the dependent variables and the independent variables. In addition, it is found that corporate governance plays a positive significance impact on quality of financial reports.
Maddi olmayan varlıkların raporlanması ve halka açık şirketlerde maddi olmayan varlıkların raporlanmasına yönelik bir araştırma
Maddi olmayan varlıklar ya da entelektüel sermaye, günümüz işletmeleri açısından gün geçtikçe önem kazanmaya başlamıştır. Teknolojik gelişmeler ve bu gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan maddi olmayan unsurlar, yeni bir ekonomik yapılanmanın ortaya çıkmasına neden olmuş ve böylece maddi olmayan varlıkların ya da entelektüel sermayenin önemini arttırmıştır. İşletmelerin sahip olduğu maddi olmayan varlıklarının ya da entelektüel sermayesinin varlığı işletmelerin piyasa değerinin çok üzerinde satılmasında büyük rol oynamaktadır.Bu çalışmanın birinci bölümünde, maddi olmayan varlıklar ya da entelektüel sermayenin tanımı yapılmış, özellikleri, sınıflandırılması, değerlendirilmesi ve ölçüm yöntemleri üzerinde durulmuştur.İkinci bölümde, maddi olmayan varlıklar ya da entelektüel sermayenin raporlanması ile ilgili bilgiler verilmiştir.Üçüncü ve son bölümde ise; halka açık şirketlerden 10 teknoloji şirketinin internet siteleri, bilanço ve gelir tabloları, bilanço ve gelir tablosu dipnotları, faaliyet raporları incelenerek maddi olmayan varlık ya da entelektüel sermaye unsurlarından hangilerine yer verdikleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.Çalışmanın sonucunda şirketlerin birinci olarak ilişkisel sermaye, ikinci sırada yapısal sermaye ve son olarak insan sermayesi unsurlarına yer verdikleri ortaya çıkmıştır.
Sürdürülebilirlik raporlamasında güvence denetimi ve BİST'de bir araştırma
Şirketler ekonomik, çevresel ve sosyal refaha önemli katkı sağlayan kuruluşlardır. Bu kuruluşların faaliyetlerinin çevresel, ekonomik ve sosyal faktörler üzerindeki etkilerini gösteren sürdürülebilirlik raporları, günümüzde kurumsal raporlama anlayışının önemli unsurlarından biri olmuştur. Sürdürülebilirlik raporları, işletmelerin gönüllü faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Bu raporların yayınlanması ve rapor bilgilerinin güvenilirliği hakkında bağımsız güvence ihtiyacı son yıllarda güvence denetimini gündeme getirmiştir. Bu tez çalışması, güvence denetimi bağlamında, sürdürülebilirlik raporlamasının önemini ortaya koyarak, sürdürülebilirlik raporunun bilgi kullanıcılarına fayda sağlayıp sağlamadığının ve sürdürülebilirlik raporunun güvence denetiminden geçmesinin önemli olup olmadığının belirlenmesini içermektedir. Tez çalışmasının amacı, sürdürülebilirlik raporlarının niteliksel olarak değerlendirilebilmesine olanak sağlayabilecek ve GRI'nin içerik analizlerinde kullanılabilecek etkin bir puanlama modeli önermek ve uygulamaktır. Çalışmada, GRI 2000 ve ISO 14031 standartlarına dayalı Morhardt ve diğerleri(2002) tarafından oluşturulan, sürdürülebilirlik raporlama puanlama modeli kullanılmıştır. Söz konusu model GRI-G4 raporlama kılavuzuna göre genişletilmiştir. 0 ile 3 arasında toplam 91 gösterge (9 ekonomik, 34 çevresel ve 48 sosyal performans) puanlanmış ve şirketlerin sürdürülebilirlik raporlama puanları hesaplanmıştır. Sürdürülebilirlik raporlamasının belirleyicilerini güvence denetimi bağlamında anlamak araştırmanın temellerinden biridir. Yayınlanan sürdürülebilirlik raporlarının içeriklerinin, sürdürülebilirlik teorileri, standartları, riskleri ve performansları boyutları bağlamında incelenerek, kategorileştirilmiş temalar ile bir içerik analizi yapılması amaçlanmıştır. AA1000, ISAE3000, GRI Standartları ve bazı yerel standartların sürdürülebilirlik raporları ve entegre raporlar için güvence sağlamak amacıyla kullanıldığı görülmektedir. Bu bağlamda, çalışmada 2007 ve 2020 yılları arasında yayımlanmış 54 işletmeye ait toplam 341 adet sürdürülebilirlik ve entegre faaliyet raporları gözden geçirilmiş ve 89'unun güvence denetiminden geçtiği belirlenmiştir. Nitel olarak gerçekleştirilen çalışma sonucunda, toplamda 20 işletmeye ait söz konusu 89 adet sürdürülebilirlik ve entegre faaliyet raporu incelenmiştir. Elde edilen veriler; MAXQDA 2020 nitel veri analiz programı ile içerik analizi gerçekleştirilerek; frekans tabloları, kod haritaları ve yüzdelik dilim grafikleri hazırlanmıştır.
Örgütsel sağlık ve erdemli raporlama (Whistleblowing) arasındaki ilişkinin araştırılması: Eğitim ve sağlık kuruluşları örneği
Eğitim ve sağlık kuruluşlarında meydana gelen etik dışı veya yasadışı davranışların açığa çıkarılmasında erdemli raporlama (whistleblowing) davranışı önemli bir araç olarak kabul edilmektedir. Örgütlerde bir kontrol sistemi çerçevesinde etkin rol üstlenen erdemli raporlama davranışı (whistleblowing) özellikle örgütlerin kendilerini denetlemesinde hareket noktasıdır. Örgütsel sağlık, çalışan verimliliği ve etkinliği, iş tatmini, kurumsal bağlılık ve sadakat duygusu oluşturmaya katkı sağlayan her türlü fiziksel, psikolojik ve zihinsel koşulların oluşturduğu bir bütün ve iyilik halidir. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı, örgütsel sağlık algısı ile erdemli raporlama (whistleblowing) davranışı arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma, tanımlayıcı nitelikte bir çalışma olup, nicel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya katılmayı kabul eden ve basit tesadüfi örneklem yoluyla belirlenen hastane ve okullarda görev yapan 212 eğitim çalışanı, 158 sağlık çalışanı olmak üzere toplam 370 kişi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi SPSS 22.00 paket programıyla yapılmıştır. Araştırmada güvenilirlik analizi, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis varyans analizi testi, Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, örgütsel sağlık algısı ile erdemli raporlama (whistleblowing) davranışı arasında pozitif yönlü, zayıf (r=0,143) ancak istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin mevcut olduğu görülmüştür. Ayrıca örgütsel sağlık algısı ile erdemli raporlama (whistleblowing) davranışının alt boyutları incelendiğinde kayıtsızlık boyutu haricinde bütün boyutlarda anlamlı ilişkilerin varlığı tespit edilmiştir. Yapılan araştırma ile erdemli raporlama (whistleblowing) davranışının artması ile örgütsel sağlık algısının artacağı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim Örgütü, Erdemli Raporlama, Örgütsel Sağlık, Sağlık Örgütü
Sürdürülebilir raporlamanın işletmeler açısından değerlendirilmesi ve örnek bir uygulama
Son dönemlerde işletmeler kar elde etmenin yanında rekabet avantajı elde etmek, uzun vadede değer yaratmak, riskleri anlayabilmek ve fırsatları daha iyi değerlendirmek gibi amaçlar ile sosyal, çevresel ve ekonomik performanslarını izleyerek sürdürülebilirlik raporları hazırlama ihtiyacı duymuşlardır. Buna bağlı olarak bugün dünyada işletmeler tarafından düzenli olarak hazırlanan bir rapor haline gelmeye başlamış ve hazırlanan rapor sayısında artış olduğu gözlenmiştir. Ülkemizde ve birçok ülkede gönüllülük esasına göre hazırlanan bu raporlar, çevreye duyarlı işletmelerin sürdürülebilirliği ne derecede önemsediğini göstermektedir. Bu tezin hazırlanma amacı; işletmelerde sürdürülebilirlik, kurumsal sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir raporlama kavramları, sürdürülebilirlik raporlarının önemini, ilkelerini, işletmelere sağladığı katkıları, tarihsel gelişimini, sürdürülebilirlik ile ilgili raporlama çerçevelerini incelemektir. Aynı zamanda Türkiye'de işletmelerin GRI-G4 (Küresel Raporlama Girişimi-G4) ve GRI-G3.1 (Küresel Raporlama Girişimi-G3.1) rehberine göre yayınladıkları sürdürülebilirlik raporlarının içerik endeksi değerlendirilerek performans göstergelerini analiz etmek ve raporlarını hazırlarken kılavuz niteliğinde bir uygulama yapmaktır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, sürdürülebilirlik, kurumsal sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir raporlama kavramı, sürdürülebilir raporların tarihsel gelişim süreci, kapsamı, işletmelere sağladığı katkılar ve raporlama türleri ele alınmıştır. İkinci bölümünde, sürdürülebilirlik ile ilgili standartlara ve endekslere değinilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, Türkiye'de sürdürülebilirlik raporlarını GRI-G4 Raporlama İlkelerine ve GRI-G3.1 Raporlama İlkelerine göre hazırlayan işletmelerin içerik endeksi incelenerek performans göstergeleri analiz edilmiş ve karşılaştırılmıştır. Yapılan analiz sonucunda raporları kullanan işletmelerin göstergeleri hangi düzeyde uyguladıkları ölçülmüştür. GRI-G4 (Küresel Raporlama Girişimi-G4) ve GRI-G3.1 (Küresel Raporlama Girişimi-G3.1) rehberlerinin ikisini de kullanarak rapor hazırlayan 30 işletme olmuştur. İşletmelerden bir firma iki raporda da bütün göstergelerini açıklayarak sürdürülebilirlik açıklama skorunu değiştirmemiştir. 25 işletmenin sürdürülebilirlik açıklama skorunda bir azalma olduğu, 4 işletmenin sürdürülebilirlik açıklama skorunda artış olduğu gözlenmiştir. GRI-G3.1 (Küresel Raporlama Girişimi - G3.1) Sürdürülebilirlik Raporlaması İlkelerine göre rapor hazırlayan 8 işletmenin aynı zamanda, GRI-G4 (Küresel Raporlama Girişimi - G4) Raporlama İlkelerine göre de rapor hazırladığı gözlenmiştir. Buna göre işletmeler raporlarını hazırlarken ekonomik, sosyal, çevresel performanslarının etkilerini daha az dikkate almakta ve daha az şeffaf davranmaktadır. Bazı işletmelerin ise sürdürülebilirlik raporlarına daha fazla önem verdiği ve faaliyetlerini çevresel, sosyal ve ekonomik gerekliliklerini şeffaflık ve hesap verilebilirlik anlayışı ile hazırladığı görülmüştür. Kısaca işletmelerde şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin artırılması için çevresel, sosyal ve ekonomik performansları ile ilgili açıklamalarını artırmaları gerektiği anlaşılmaktadır.
Akut cinsel istismar ve saldırı olgularında güncel teknoloji ve laboratuvar kullanımı ile raporlandırma standardizasyonu çalışması
Giriş ve amaç: Cinsel şiddet, cinsiyet ayrımı olmayan, tüm yaş gruplarında karşılaşılabilecek bir suçtur. Kız ve erkek çocukları, kadınlar, yaşlılar, bedensel-mental yetersizliği bulunanlar ve erkekler dahil herkes bu suçun mağduru olabilmektedir. Ancak dünya genelinde olgu sayılarına bakıldığında, bu şiddete en çok maruz kalanların kadınlar ve çocuklar olduğu görülmektedir. Cinsel şiddet olgularının yönetimi; kompleks, dikkat gerektiren, hassas, uzun süreli bir dönemi kapsayan ve multidisipliner bir yaklaşım gerektiren çok aşamalı bir süreçtir. Çalışmamızda cinsel şiddet iddiası ile başvuran olgular incelenerek; zamanında yapılan kaliteli bir adli tıbbi muayenenin önemini gösterebilmek, güncel teknoloji ve laboratuvar kullanımı ile raporlandırma standardizasyonunu sağlayabilmek amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışmamızda, 2017 ve 2019 yılları arasında Anabilim dalımıza cinsel saldırı/istismar iddiası ile yönlendirilen, iddiaya konu olayların ilk yedi günü içerisinde gerçekleşmiş olan 203 olgu özellikleri incelenmiştir. Bulgular: Cinsel şiddet mağduru olduğu iddiasıyla muayene ve değerlendirmeleri yapılan olgular incelendiğinde; mağdurların en yüksek oranda 15-17 yaş kategorisinde ve kız çocuğu olduğu, erkek cinsiyette yabancı uyruklu olma oranının kadın cinsiyete göre anlamlı olarak yüksek olduğu, mağdur ve fail arasında sosyal medya üzerinden tanışma öyküsü varlığının yalnızca kız çocuğu/kadın grubunda ve %20,7 oranında görüldüğü, olayların %81,3'ünde failin mağdurun tanıdığı biri olduğu, cinsel şiddete eşlik eden fiziksel şiddet oranının %31 olduğu, en sık görülen istismar tiplerinin vajinal ve anal penetrasyon olduğu, olaydan sonraki ilk 24 saat içerisinde ve vajinal penetrasyon öyküsü varlığında alınan sürüntülerin pozitif sonuçlanma oranının anlamlı yüksek olduğu, alkol-madde kullanım iddiası mevcut olan 33 olgunun 16'sının toksikolojik incelemelerinin tarafımızca yapılması sonucu %100 oranında alkol/uyutucu-uyuşturucu madde bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Cinsel şiddet olgularının yönetimi, ilk karşılaşmadan itibaren başlayan, yargılama aşaması ile hastanın tedavisinin ve rehabilitasyonunun tamamlanmasına kadar devam eden, mağdurun iyilik hali ve soruşturma kapsamında, maddi gerçekliğin ortaya konmasında önem taşıyan bir süreçtir. Cinsel şiddet olayına dahil bireylerin tıbbi ihtiyaçlarını ön planda tutarak yasal haklarını da korumayı kapsayan doğru bir olgu yönetiminin sağlanabilmesi için uluslararası kılavuz ve sözleşmelere uygun, iyi, standardize ve kaliteli bir muayene ve raporlandırma sistemi gerekmektedir.
Hemşirelerin çocuk istismarı ve ihmalini raporlama öz-yeterlilik ölçeği'nin geçerlilik ve güvenilirlik çalışması
Araştırma, Hemşirelerin Çocuk İstismarı ve İhmalini Raporlama Öz-Yeterlilik Ölçeği'nin geçerlilik ve güvenilirliğini test etmek amacıyla metadolojik olarak planlandı. Metodolojik türde yürütülen bu çalışma, 01 Şubat-01 Nisan 2019 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri'nde çalışan hemşireler üzerinde yapıldı. Evreni, hastanede çalışmakta olan hemşireler oluşturmuş; örneklem grubu seçimine gidilmeden evrenin tamamı ile çalışılmıştır (N=308). Lee-Pei,Yu ve ark. tarafından 2008 yılında geliştirilen ölçek, 44 tutum sorusundan oluşmaktadır. Geçerlilik ve güvenirlik analizinde; dil, kapsam, yapı geçerliliği, güvenilirlik analizlerinde ise; iç tutarlılık katsayısı ve testin iki yarıya bölünmesi yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 11.5 Windows sürümü ve SPSS AMOS 24 sürümünde yapılmıştır. Hemşirelerin Çocuk İstismarı ve İhmalini Raporlama Öz-Yeterlilik Ölçeği'nin çeviri geri çeviri yöntemi ile dil geçerliliği analiz edilmiş ve uzman görüşleri ile kapsam geçerliliği yapılmıştır. Kapsam geçerliliğinde Davis yöntemi kullanılarak KGO hesaplandı. Yapı geçerliliğinde AFA ile DFA yapıldı. Ölçeğin DFA sonucunda tek faktörlü bir yapıda ve faktör yüklerinin uygun aralıkta olduğu belirlenmiştir. Uyum değerlendirme ölçütlerinden RMSEA 0.074, CFI 0.908, NFI 0.927, GFI 0.906, AGFI 0.889, X2 3864.26 ve X2/SD 4.771 olarak saptanmıştır ve modelin uyumuna karar verildi Ölçeğin iç tutarlılık analizleri sonucunda madde toplam puan korelasyonlarının yeterli ve Cronbach α katsayısı her üç ölçek için sırasıyla 0.98, 0.98 ve 0.94 olduğu bulunmuştur. Testin iki yarıya bölünmesi yönteminde ölçeklerin 9 alt boyutuna ait Spearman-Brown kat sayısı 0.881 ile 0.992 arasında bulundu. Guttman Split-Half değerinin ise 0.723-0.980 arasında olduğu gözlendi. Sonuç olarak, Hemşirelerin Çocuk İstismarı ve İhmalini Raporlama Öz-Yeterlilik Ölçeği'nin orijinal ölçekle benzer bir yapıda, geçerlik ve güvenirliğinin yüksek olduğu ve hemşirelerin Çİİ'yi raporlamada yeterli bir ölçüm aracı olduğu belirlenmiştir.
İşletme stoklarının Türkiye Muhasebe Standartlarına göre raporlanması: Bist 50 şirketleri üzerinde bir uygulama
Uluslararası ticaret ve finansal raporlamada ortak bir dil oluşturmak amacıyla Uluslararası Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları, işletmelerin finansal raporlamalarını ortak dil çerçevesinde oluşturulmasını sağlayarak kullanıcılar tarafından daha kolay analiz edilmesini sağlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda oluşturulan Türkiye Muhasebe Standardı 2 Stoklar Standardı işletmelerin bulundurduğu stokların gider olarak nasıl değerlendirilebileceğini ve bu stoklara ait maliyetlerin nasıl hesaplanabileceğini açıklamakta olup stok maliyetlerini net gerçekleşebilir değere göre ne şekilde belirlenip gider olarak kaydedilebileceğini açıklamaktadır. Bu tezde, Türkiye Muhasebe Standardı 2 Stoklar Standardı kapsamında işletmelerin bulundurdukları stokların, gider olarak nasıl hesaplandığı ,stoklara ait maliyetlerin hangi yöntemler ile hesaplanabileceği ve bu hesaplamalar sonucunda nasıl muhasebeleştirildiği açıklanmıştır. Bununla birlikte standart kapsamında başlıca önemi olan net gerçekleştirilebilir değer konusu incelenmiştir. Tezin araştırma kısmında Borsa İstanbul 50 Endeksi'nde Finans Sektörü dışında bulunan işletmelerin 2016 – 2020 yıllarındaki finansal tabloları incelenmiştir. Çalışma kapsamındaki işletmelerin, TMS 2 kapsamında her yıl yapmak zorunda oldukları değerleme çalışmaları sonucunda, yapmış oldukları açıklamalar analiz edilmiştir. İşletmelerin standart gereği yapmaları gereken açıklamalar saptanarak, işletmelerin hangi açıklamaları yaptıkları incelenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, işletmelerin stoklar standardı kapsamında yapmak zorunda oldukları açıklamalara yıllar itibariyle daha fazla yer verdikleri saptanmıştır.
Denetim komitesi özelliklerinin finansal raporlama şeffaflığına etkisi: Kurumsal yönetim endeksinde yer alan şirketler üzerine bir araştırma
Kurumsal yönetim uygulamalarının yetersiz olmasının ve düşük kalitedeki finansal raporların neden olduğu muhasebe skandalları neticesinde sermaye piyasalarında şirketlerin sunmuş oldukları finansal bilgilere duyulan güven azalmıştır. Paydaşların haklarını güvence altına alabilmek ve kamu güvenini yeniden kazanabilmek adına şeffaflık düzeyi yüksek finansal raporların hazırlanması bir gereklilik olmuştur. Bu bağlamda, denetim komitesinin kurumsal yönetim anlayışı içerisinde sorumlulukların yerine getirilmesinde ve finansal raporlama sürecinin iyileştirilmesinde kilit rol oynadığı ileri sürülmektedir. Bu noktadan hareketle; bu çalışmanın amacı, denetim komitesi özellikleri ile şirket tarafından sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 2007-2021 yılları arasında Borsa İstanbul Kurumsal Yönetim Endeksi'nde işlem gören finansal olmayan kuruluşlardan elde edilen 402 firma/yıl verisi en küçük kareler yöntemi ve sabit etkiler modeli ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, denetim komitesinde kadın üyenin varlığı ve denetim komitesinin yıl içerisinde gerçekleştirdiği toplantı sıklığı ile sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü ilişkinin olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca denetim komitesinin üye sayısı ile sunulan finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer taraftan çalışmanın bulguları, denetim komitesinin tecrübesi ve uzmanlığı ile finansal raporların şeffaflık düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilemediğini göstermektedir. Araştırmanın sonuçları; politika yapıcılara, yatırımcılara ve muhasebe meslek mensuplarına denetim komitesi özelliklerinin kurumsal raporlama süreçlerinin izlenmesinde söz konusu komite etkinliği ile ne yönde ilişkili olduğu konusunda kanıtlar sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Kurumsal yönetim, denetim komitesi, finansal raporlama şeffaflığı.
Entegre raporlama: Bir sürdürülebilirlik raporunun uluslararası entegre raporlama çerçevesi içerik ögeleri açısından incelenmesi
Son yirmi yıldaki gelişmeler kuruluşların faaliyet gösterirken ortaya koydukları performanslarını ve değer yaratma hikayelerini kuruluşun finansal performansının ötesine de gidecek şekilde bir raporlama ile açıklamaları gerekliliğini doğurmuştur. Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi (IIRC) kuruluşların bu gerekliliği yerine getirebilmelerine yardımcı olmak için bir Entegre Raporlama Çerçevesi (Çerçeve) geliştirmiştir. Çerçeve'nin 'İçerik Ögeleri' bölümünde 'Kurumsal genel görünüm ve dış çevre, Kurumsal yönetim, İş modeli, Riskler ve fırsatlar, Strateji ve kaynak aktarımı, Performans, Genel görünüş, Hazırlık ve sunum temeli' başlıkları altında bir entegre rapora dahil edilmesi gereken bilgilere ilişkin açıklamalar bulunmaktadır. Bir sürdürülebilirlik raporunun Çerçeve İçerik Ögeleri gerekliliklerini ne derecede karşıladığının belirlenmesinin Türkiye'de yapılacak entegre raporlama çalışmaları için yararlı bilgiler sağlayacağı düşünülmüştür. Bu nedenle sunulan çalışmanın amacı Arçelik A.Ş. 2013 (Kuruluş) Sürdürülebilirlik Raporu'nun (Rapor) Çerçeve gerekliliklerini 'İçerik Ögeleri' açısından ne derecede karşıladığının incelenmesidir. İncelenen Rapor'da Kuruluş'un performansı ortaya koyulurken finansal olmayan bilgilerin açıklanması üzerine daha fazla yoğunlaşıldığı ve bunların çoğunun da nitel özellikte olduğu görülmektedir. Nicel temel performans belirteçleri sonuçlarına daha az yer verilmesi Rapor'un bir sürdürülebilirlik raporlaması konseptinde hazırlanması ile ilintilendirilmiştir. Bununla beraber Arçelik A.Ş. 2013 Sürdürülebilirlik Raporu'nun Kuruluş'un ne iş yaptığı ve hangi koşullarda faaliyet gösterdiği, kurumsal yönetim yapısı, iş modeli, riskler ve fırsatları nasıl değerlendirdiği, stratejileri ve kaynakları nasıl yönlendirdiği, faaliyetleri sırasında nasıl bir performans gösterdiği gibi konularda Çerçeve İçerik Ögeleri gerekliliklerini önemli ölçüde karşıladığı, bu içerik ögeleri kapsamında, bir entegre rapor kadar olmasa da, kuruluşun entegre düşüncesini ve değer yaratma sürecini büyük ölçüde yansıttığı söylenebilir.
Entegre raporlama, Türk işletmelerinin entegre raporlamaya bakışı üzerine bir araştırma
Kurumsal raporlar şeffaflık ve hesap verilebilirliğin sağlanmasında işletmeler tarafından kullanılan araçlardır. İşletmeler faaliyet sonuçlarına ilişkin finansal ve finansal olmayan bilgileri finansal raporlar, çevre sosyal ve yönetim raporları, kurumsal sosyal sorumluluk raporları, sürdürülebilirlik raporları vasıtasıyla bilgi kullanıcılarına sunmaktadır. Bu raporların her biri ayrı ayrı hazırlanıp sunulmaktadır. Ancak 2009 yılından beri, finansal ve finansal olmayan bilgilerin entegre biçimde tek bir raporda sunulması gerektiği görüşü hakim olmaya başlamıştır. Bu görüş üzerine birçok kurum ve kuruluş tarafından çalışmalar yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sonrasında, entegre raporlama kurumsal raporlamada yeni bir yaklaşım olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın amacı, entegre raporlama ve entegre raporun incelenmesi, dünya çapında entegre raporlamanın en iyi örneklerinden seçilen entegre raporların analizi, Ülkemizde entegre raporlamanın mevcut durumunun tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, kurumsal yönetim, entegre raporlama, entegre raporlama ve entegre raporu şekillendiren Çerçeveler, entegre raporun bileşenleri konularında bilgi verilmeye; entegre raporlamanın mevcut durumu ve geleceği ortaya konmaya çalışılmış; IIRC Database'den alınan entegre raporlama örnekleri üzerinde içerik analizi yapılmıştır. Ülkemizde entegre raporlamanın mevcut durumu, BİST Kurumsal Yönetim Endeksi'ndeki işletmelerin yıllık faaliyet raporları üzerinde yapılan analiz ile tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan inceleme ve analizler sonucunda, entegre raporlamanın dünya çapında hızla kabul gördüğü; Güney Afrika, Fransa, Danimarka'da entegre rapor düzenlemenin zorunlu kılındığı gözlemlenmiş; Ülkemizde BİST KY Endeksi'ndeki işletmelerin %48'inin yıllık faaliyet raporunun entegre raporlama ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Küresel sürdürülebilirlik raporlama ilkeleri çerçevesinde finansal olmayan bilgilerin raporlanması: Finansal hizmetler sektörü üzerine bir çalışma
1980'lerden sonra literatüre girmeye başlayan sürdürülebilir kalkınma kavramı kaynakların etkin ve verimli kullanımı, gelecek nesillere kaynak aktarımı olarak tanımlanmaktadır. Ekonomik değer yaratmak için var olan işletmeler topluma artı değer sundukları zaman varlıkları daha sürdürülebilir olmaktadır. Bu nedenle birçok kurum ve kuruluş sürdürülebilirlik faaliyetlerinde bulunmakta ve faaliyetlerini paydaşlarının bilgisine sürdürülebilirlik raporları aracılığıyla sunmaktadırlar. Toplum ve paydaşlar açısından büyük önem arz eden sürdürülebilirlik raporları, sürdürülebilirlik noktasında kurumların nasıl performans gösterdiklerini sunmakta ve gelecek ile ilgili plan ve projelerini barındırmaktadır. Bu çalışmada sürdürülebilirlik kavramını, kapsamını ve Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların sürdürülebilirlik uygulamalarını incelemek, bu bankaların sürdürülebilirliği hangi alanlarda gerçekleştirdiğini analiz etmek ve raporlarında hangi ölçütlere dikkat çektiklerine yer vermek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada yöntem olarak içerik analizi kullanılmıştır. İçerik analizi ile ana ve alt kategoriler belirlendikten sonra bankaların ilk yayınladıkları sürdürülebilirlik raporları ile son yayınladıkları sürdürülebilirlik raporlarında her bir ana ve alt kategorilerinin açıklanma düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olup olmadığı bağımlı iki örneklem t-testi ile araştırılmıştır. Bankaların 2011-2015 yılları arasında sürdürülebilirlik ile ilgili açıklamaların arttığı bulgusuna varılmıştır. Kültür – sanat ve spor, karbon emisyonu ve geri dönüşüm kategorilerinin açıklama düzeyleri yıllar itibariyle azalış gösterdiği bulgusuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik Raporlaması, Bankacılık Sektörü, İçerik Analizi
Raporlama kavramı ve entegre raporlamanın Türkiye'deki uygulama örnekleri üzerine bir araştırma
Entegre raporlama, kuruluşların değer yaratma sürecini bilgi kullanıcılarına aktaran bir kurumsal raporlama türüdür. Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi (IIRC) kuruluşlara entegre rapor hazırlama sürecinde rehber niteliğinde bir Entegre Raporlama Çerçevesi geliştirmiştir. Entegre raporlama henüz çok yeni uygulanmaya başladığı için Türkiye'de bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar incelendiğinde genel itibarıyla çoğunun teoriye dayandığı, dünyadaki uygulama örneklerinin incelendiği ya da kuruluşların hazırladıkları sürdürülebilirlik raporları ve yıllık raporlar üzerinden incelemeler yapıldığı görülmektedir. Türkiye'de yayımlanan entegre raporların analizinin hem entegre raporlamanın Türkiye'deki durumunu ortaya koymak açısından hem de gelecek entegre raporlama uygulamalarına yol göstermesi açısından önem arz edeceği düşünülerek bu çalışma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı, entegre raporlamanın teorik olarak incelenmesi ve Türkiye'de entegre raporlamanın mevcut durumunun tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda ilk iki bölümde entegre raporlama hakkında teorik bilgi verilmiş, üçüncü bölümde ise Türkiye'de 2016 yılına ait entegre rapor yayımlayan beş kuruluş bulunmakta olup, bu beş kuruluşun entegre raporları Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi'nin içerik öğelerine uygunluğu açısından değerlendirilmiştir. Çalışmada nitel analiz tekniklerinden birisi olan içerik analizi kullanılmıştır. Analiz sonucu kuruluşların faaliyet gösterdikleri sektöre bağlı olarak sermaye öğelerinin ve iş modelinin farklılık gösterdiği görülmüştür. İncelenen tüm entegre raporların Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi'nin İçerik Öğeleri gerekliliklerini önemli ölçüde karşıladığı fakat entegre edilerek sunulma noktasında eksiklikleri olduğu söylenebilir.
Ara dönem finansal raporlamanın tahminleyici gücü
Finansal bilgi kullanıcılarının işletmenin finansal durumu hakkında doğru, güvenilir ve zamanlı bilgi edinmeleri finansal tablolar ile sağlanmaktadır. Bilginin uygun zamanda sağlanması bir yıldan kısa süreli ara dönem finansal raporlamayı gerektirmektedir. Ara dönem raporlar sayesinde, her ara dönemde ortaya çıkan karşılaştırılabilir sonuçlar ile bir sonraki ara dönemin ve en nihayetinde de dönem sonu değerlerinin geliştirilmesi ve dolayısıyla tahmini değerlerin başarılı bir şekilde belirmesi öngörülmektedir.Çalışmada muhasebe ve finansal tablo kavramları ve gelişimleri açıklanmış, ara dönem raporların önemi ve sisteme etkilerinden bahsedilmiş sonuç olarak da belirli finansal tablo kalemleri seçilerek ara dönem verileri yardımıyla bunların dönem sonu değerlerinin tahmin edilebilme başarısı değerlendirilmeye çalışılmıştır.İMKB' de işlem gören 209 adet imalat sanayi firması üzerinde yapılan analiz sonuçlarına göre, finansal tablo kaleminin yıl sonuna en yakın olan ara dönem değeri o kalemin yıllık değerinin tahmin edilebilmesinde daha büyük başarı yüzdesine sahiptir.