Psychological needs

110 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Namık Kemal Üniversitesi öğrencilerinde serbest zaman motivasyonunun ve temel psikolojik ihtiyaçların çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma üniversite öğrencilerinin serbest zaman motivasyonları ve temel psikolojik ihtiyaçlarını cinsiyet ve serbest zaman türüne göre farklılığını belirleyip; temel psikolojik ihtiyaçların serbest zaman motivasyonunu ne düzeyde öngördüğünü ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, bu çalışmada Serbest Zaman Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (SZTPİÖ)'nin geçerlik ve güvenirliği de test edilmiştir. Çalışmaya lisans düzeyinde eğitim gören 18-30 yaş aralığında 157 kadın (Xyaş=20.27±1,34 yıl), 180 erkek (Xyaş= 21.01±1.49 yıl) toplam 337 üniversite öğrencisi (Xyaş= 20.66±1.47 yıl) gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada katılımcılara "Serbest Zaman Motivasyon Ölçeği (SZMÖ)" ve "Serbest Zaman Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (SZTPİÖ)" kişisel bilgi formu ile birlikte yüzyüze uygulanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik analizi (ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde), açımlayıcı faktör analizi, güvenirlik analizi, çok yönlü varyans analizi (MANOVA) ve Standart Çoklu Regresyon Analizi istatistik analiz yöntemleri kullanılmıştır. Egzersizde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği'nden serbest zamanlarda temel psikolojik ihtiyaçlar ölçeği olarak uyarlanan SZTPİÖ' nin geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu tespit edilmiştir. Buna ek olarak, araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde katılımcıların serbest zaman motivasyonlarının dışsal düzenleme alt ölçeğinde cinsiyete göre farklılık bulunurken; katılımcıların serbest zaman temel psikolojik ihtiyaçlarının alt boyutları arasında cinsiyete göre fark bulunmamıştır. Serbest zaman türlerine göre katılımcıların serbest zaman motivasyonlarında farklılık bulunmazken; serbest zaman özerklik ve yeterlik ihtiyaçlarında serbest zaman türlerine göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Ayrıca bulgular özerklik, yeterlik ve ilişkili olma temel psikolojik ihtiyaçlarının serbest zaman motivasyonunun alt boyutlarını anlamlı birer yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Bulgulardan elde edilen sonuçlara göre erkeklerin kadınlara nazaran serbest zaman etkinliklerine daha dışsal sebeplerle katıldığı; serbest zamanlarında kitap okuyanların, spor yapan ve müzik dinleyen öğrencilerden daha az özerklik ihtiyacını giderdiği; spor yapanların ise kitap okuyan öğrencilere göre bu etkinlikte daha fazla yeterlik ihtiyacını giderdiği bulunmuştur. Katılımcıların serbest zaman etkinliklerine bilmek, uyaranı hissetmek, özdeşim ve dışsal nedenlerle katıldıkları zaman özerklik ihtiyacının arttığı; motivasyonsuzluk yönünde bir katılım sergilediklerinde ise özerklik ihtiyacının azaldığı; bilmek ve başarmak gibi nedenlerle katıldıkları zaman yeterlik ihtiyacının arttığı; özdeşim, belirlemek ve dışsal nedenlerle katıldıkları zaman ilişkili olma ihtiyacı arttığı; motivasyonsuzluk yönünde bir katılım sergilediklerinde ise ilişkili olma ihtiyacının azaldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Serbest zaman motivasyonu, özerklik, yeterlik, ilişkili olma, üniversite öğrencileri

MotivasyonPsikolojiPsikolojik ihtiyaçlar+6
Güvenç Güneş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde temel psikolojik ihtiyaçlar irrasyonel inanışları ile mükemmeliyetçilik ve sınav kaygısı arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı ergenlerde üç temel psikolojik ihtiyaç olan özerklik, yeterlilik, ilişkili olma ihtiyaçları hakkındaki irrasyonel inanışların mükemmeliyetçilik ve sınav kaygısı arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın evrenini kolaydan örneklem yöntemiyle seçilmiş İstanbul'da yaşayan, 13-18 yaş arası 206 katılımcı oluşturmaktadır. Ergenlerin sınav kaygısına ilişkin veriler "Westside Sınav Kaygısı Ölçeği", mükemmeliyetçiliğe ilişkin veriler "Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği", ergenlerin öz belirlenim kuramındaki temek psikolojik ihtiyaçlarına ilişkin irrasyonel inanışlarını ölçmek için "Akılcı Duygucu Öz Belirlenim Ölçeği" ve demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre sınav kaygısı ile özerklik, ilişkili olma ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Hatalardan endişe duyma, davranışlardan kuşku duyma, ebeveynsel eleştiri ile sınav kaygısı, özerklik ihtiyacı irrasyonel inanışları, ilişkili olma ihtiyacı irrasyonel inanışları ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ebeveynsel beklentiler ile özerklik ihtiyacı irrasyonel inanışları ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Buna göre ebeveynsel beklenti puanı arttıkça özerklik ve yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları puanları da artmaktadır. Kişisel standartlar ile yeterlilik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Tertip/düzen ile özerklik ihtiyacı irrasyonel inanışları arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Buna göre tertip/düzen puanı arttıkça özerklik ihtiyacı irrasyonel inanış puanları azalmaktadır. Temel psikolojik ihtiyaçlara ilişkin irrasyonel inanışların mükemmeliyetçiliğe etkisine bakıldığında yeterlilik ihtiyacı ile ilgili irrasyonel inanışların mükemmeliyetçiliğin tertip/düzen alt faktörü dışında diğer beş faktörünü etkilediği bulgusu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sınav Kaygısı, Mükemmeliyetçilik, Özerklik İhtiyaçları İrrasyonel İnanışları, İlişkili Olma İhtiyaçları İrrasyonel İnanışları, Yeterlilik İhtiyaçları İrrasyonel İnanışları

Akılcı olmayan inançlarErgenlerMükemmeliyetçilik+3
Elif Demirci
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Temel psikolojik ihtiyaçlar irrasyonel (Akılcı olmayan) inanışlarının, duygu durum ve amaçlarla ilişkisi

Araştırmamızda ortaokul seviyesindeki ergenlerin Temel psikolojik ihtiyaçlar irrasyonel inanışlarının, duygu durumları ve amaçlarla ve bazı demografik değişkenlerle olan ilişkisi incelenmiştir. Araştırmamızın örneklemini, İstanbul'un Çatalca ilçesinde eğitim ve öğretim görmekte olan 188 kız, 160 erkek öğrenciden oluşan toplam 348 orta okul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma için İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünden ve öğrencilerin velilerinden izin alınmıştır. Öğrencilere üç farklı ölçek uygulanmıştır. Bunlar: Akılcı Duygucu Öz Belirlenim Ölçeği (ADÖB), Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği (PANAS) ve Hayatın Anlamı ve Amacı Ölçeği'dir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 22.0 programında analiz edilmiştir. İki bağımsız grup arasındaki sürekli niceliksel verilerin analizinde T-testi, Mann Whitney U testi, kullanılmıştır. İkiden fazla bağımsız grup arasındaki sürekli niceliksel verilerin analizinde tek yönlü anova, kruskall wallis testleri kullanılmıştır. Test seçimleri değişkenlerin normal dağılıma uygun olup olmamasına göre bakılarak karar verilmiştir. Sürekli değişkenlerin analizinde ise spearman korelasyon ve çoklu lineer regresyon analizi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Temel Psikolojik ihtiyaçlar, İrrasyonel İnanışlar, Pozitif ve Negatif Duygu, Amaçlar, Ergenlik, Özerklik, İlişkili Olma, Yeterlilik.

Akılcı olmayan inançlarDemografik değişkenlerDuygudurum+4
Mustafa Demirbaş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlik stilleri ile sosyal fobi arasındaki ilişkinin temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyine göre incelenmesi

Öz-belirleme kuramına göre, özerklik, yeterlilik, ilişkili olmadan oluşan temel psikolojik ihtiyaçların karşılanması insanları psikolojik sağlığa ve iyi oluşa götürmektedir. İnsanların bu temel ihtiyaçları deneyimleyebilmesi için çevresel destek gerekmektedir. Ailede, özellikle ebeveynlik stilleri, ihtiyaçların deneyimlenmesini etkileyen faktörlerden bir tanesidir. Bu araştırmanın amacı, ebeveynlik stilleri ile sosyal fobi arasındaki ilişkinin katılımcıların temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyine göre incelemektir. Araştırmanın örneklemi 270 (151 kız, 119 erkek) 14-18 yaşları arasındaki lise öğrencilerinden oluşmaktadır. Öğrencilerin sosyal fobi düzeyini belirlemek amacıyla ''Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği'', anne ve babalarının tutumlarını belirlemek amacıyla ''Leuven Algılanan Ana Babalık Ölçeği'', temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyini belirlemek amacıyla ''Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği'' kullanılmıştır. Analiz sonuçları ebeveynlik stilleri ile sosyal fobi arasındaki ilişkinin ergenlerin temel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanma düzeyinin aracılık rolü babalar için istatistiksel olarak anlamlı bulunurken, anneler için anlamlı bulunmamıştır. Babanın sosyal fobi üzerindeki dolaylı etkisinde temel psikolojik ihtiyaçların aracılık ettiği bulunmuştur. Anahtar Kelimeler; Ebeveynlik Stilleri, Sosyal Fobi, Sosyal Anksiyete Bozukluğu, Temel Psikolojik İhtiyaçlar

EbeveynlerLise öğrencileriPsikolojik ihtiyaçlar+2
Sabriye Ece Hürcan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İş yaşamında temel psikolojik ihtiyaçların duygulanım, anksiyete ve depresyon ile ilişkisi

İş yaşamı, insanlar üzerinde duygusal etkileri olabilen ve belirli psikolojik sorunların oluşumuna yol açabilen bir ortamdır. İş yaşamına dair yürütülmüş geçmiş çalışmalar aracılığıyla, anksiyete ve depresyonun, iş ortamında oluşabilecek önemli sorunlardan olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda, bir kişilik boyutu olarak tanımlanan pozitif ve negatif duygulanımın iş doyumu ve stres gibi değişkenler ile ilişkili olduğu, alanyazındaki güncel çalışmalar tarafından bulgulanmıştır. Bundan hareketle, bu araştırma, çalışan ve çalışmış bireylerde; motivasyon ve duygusal iyi oluşu farklı bir temele dayandıran Öz Belirlenim Kuramı'na dayalı Temel Psikolojik İhtiyaçların tatmin düzeyi ile duygudurum, anksiyete ve depresyon arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma örneklemini, geçmişte bir işte çalışmış veya şu anda çalışıyor olan, 18-67 yaş aralığındaki 246 katılımcı oluşturmaktadır. Tüm katılımcılar, demografik form, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (TPİÖ), Kısa Semptom Envanteri (KSE), ve İş Ortamında Duygusal İyi Oluş Ölçeği'ni (İDİÖ; Job-related Affective Well-being Scale) doldurmuşlardır. Yapılan analizler sonucunda yetkinlik, özerklik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının depresyon, anksiyete ve duygulanım ile anlamlı düzeyde ve güçlü birer ilişki içinde bulundukları görülmüştür. Bunun yanında temel psikolojik ihtiyaçların duygulanımı önemli ölçüde yordadığı bulgulanmıştır. Negatif duygulanımdaki varyansın %11'ini yetkinlik, %8'ini özerklik ve %9'unu ilişkili olma ihtiyacı açıklarken, pozitif duygulanımdaki varyansın %25'ini yetkinlik, %13'ünü özerklik ve %16'sını ilişkili olma ihtiyacı açıklamaktadır. Bulgular alanyazındaki çalışmalar ile kıyaslanarak tartışılmış ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.

AnksiyeteDepresyonDuygulanım+5
Ezgi Timuroğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Temel psikolojik ihtiyaç irrasyonel inanışlarının çocuklarda depresyon ve anne baba desteği ile ilişkisi

Bu araştırmada temel psikolojik ihtiyaç irrasyonel inanışlarının çocuklarda depresyon ve anne baba desteğinin ilişkisi incelenmiştir. Örneklem Aydın ilinin Köşk ilçesinde yaşayan 9-14 yaş arası 107 kız, 85 erkekten oluşmaktadır. Araştırma çocuk ve erken dönem ergenlik çağı çocuklarındaki depresyon, temel psikolojik ihtiyaçlar ve temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmamasına yönelik bu dönemdeki çocuğun geliştirdiği irrasyonel inanışlarla ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Temel psikolojik ihtiyaç irrasyonel inanışlarının çocuklarda depresyon ve anne baba desteği ile ilgili yapılan araştırmaların ülkemizde eksik olması nedeniyle literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın verileri SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın değişkenleri arasında korelasyon analizi, regresyon analizi, F testi, t test, normallik analizi uygulanmıştır. Anne baba toplam temel psikolojik ihtiyaçları ile çocuklarda depresyon arasında zayıf, negatif yönde anlamlı bir ilişki, ADÖB toplam ile çocuklarda depresyon arasında zayıf, pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Anne ve babadan temel psikolojik ihtiyaçların ve bu ihtiyaçlara yönelik irrasyonel inanışlarının bireylerde oluşabilecek depresyon gibi ruhsal problemler ilişkisinin incelenmesi ruh sağlığı ile ilgili bu alanda çalışanlara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. İzin almakta yaşanan sınırlılıklardan dolayı sonraki yapılacak araştırmalarda örneklem genişletilebilir. Anahtar Kelimeler: Öz Belirlenim Kuramı, Temel Psikolojik İhtiyaçlar, İrrasyonel İnanışlar, Depresyon.

Aile desteğiAkılcı olmayan inançlarAnne baba destek programı+4
Fatma Türkmen
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Integrating clinical psychology to motivation in work life: Development and validation of rational emotive self determination scale for workers

This study is a scale development study for the use of clinical psychology in business life. The scale established on assumptions of Rational Emotive Behavior Theory (REBT) and Self Determination Theory (SDT). The scale measures irrational beliefs on three basic psychological needs (autonomy, competence, relatedness) of individuals. The idea of the combination explains human cognition in a different perspective: irrational beliefs and basic psychological needs has been evaluated in same track in order to collect data about how people unhealthy thinking styles on the psychological needs interfere their work motivation. The scale can be used in work places to measure irrational beliefs of their autonomy, competence and relatedness needs. Basic psychological needs are important concepts on human motivation, especially in work environment. What are the cognitive factors prevent workers being motivated toward their tasks and jobs? The measure partly answers the question. Outcomes of development of Rational Emotive Self Determination Scale for Workers (RESD-W) study provided promising results. The psychometric properties of the 16-item RESD-W were examined through 7 phases with assesing the factor structure of the RESD-A with explonatory factor analysis and confirmatory factor analysis, the reliability of the scale, test retest analysis, and construct validity. 607 participants were recruited from city of Istanbul and Ankara for this research. Analyses confirmed that theoretical expectations and yielded positive outcomes. According to outcomes RESD-W is a reliable and valid scale. The results were discussed with regard to practice, arguing that an examination of work life motivational and well-being problems through the integrated lens theoretical principles of REBT and SDT may provide an integrative perspective.

Clinical psychologyMotivationPsychological needs+5
Murat Artıran
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yatalak hastalara bakım veren kişilerin depresyon, yaşam projeleri, temel psikolojik İhtiyaçlar düzeyinin bakım yüklerine göre incelenmesi

Bakım verme eylemi kişiler için zorlu bir süreç olabilmekte ve kişilerin olumlu ruh sağlığını etkileyebilmektedir. Bu süreç içerisinde kişiler psikolojik ve fiziksel olarak etkilenebilmektedir. Yapılan çalışmalar göz önüne alındığında duygudurum bozukluklarına yönelik çalışmalar mevcut iken, kişilerin özerklik, yeterlilik ve ilişkili olmadan oluşan temel psikolojik ihtiyaçlarının, ontolojik iyi oluşlarının ve depresyon düzeylerinin olumlu ruh sağlığı ile olan ilişkileri göz önüne alınarak yapılan bu araştırmanın amacı, yatalak hastalara bakım veren kişilerin bakım yüklerinin depresyon düzeyleri, yaşam projeleri ve temel psikolojik ihtiyaçları üzerinde etkili olup, olmayacağının araştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemi 303(201 kadın, 102 erkek) kişi olmak suretiyle 16-78 yaş aralığında bakım veren kişilerden oluşmaktadır. Bakım veren kişilerin, bakım verme yüklerinin belirlenmesi için " Bakım Veren Yükü Envanteri", depresyon düzeylerini belirlemek amacıyla, "Beck Depresyon Envanteri", ontolojik iyi oluş düzeylerini ölçmek için "Ontolojik İyi Oluş Envanteri" ve son olarak temel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanma düzeyini ölçümlemek için "Temel Psikolojik İhtiyaçlar Envanteri" uygulanmıştır. Analiz sonuçları, bakım veren yükünün depresyon ve ontolojik iyi oluş üzerindeki etkisinin temel psikolojik ihtiyaçlar tarafından aracılık edildiğine dair bulgulara işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler ; Bakım Veren Yükü, Temel Psikolojik İhtiyaçlar, Ontolojik İyi oluş, Depresyon, Olumlu Ruh Sağlığı

BakıcılıkBakım verenlerDepresyon+4
Yağmur Duman
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin depresyon ve anksiyete belirtilerinin temel psikolojik ihtiyaçlarına dair irrasyonel inanışları bağlamında incelenmesi

Bu araştırmada ergenlerin depresyon ve anksiyete belirtilerinin temel psikolojik ihtiyaçlarına dair irrasyonel inançları ve bazı demografik özellikleri ile ilişkisi olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, İstanbul'da eğitim görmekte olan 143 kız ve 150 erkek olmak üzere toplam 293 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden ve Araştırma Amaçlı Çalışma İçin Çocuk Rıza Formu ile öğrenci velilerinden izin alındıktan sonra, Akılcı Duygucu Öz Belirlenim Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Demografik Form ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu katılımcılara dağıtılarak doldurmaları sağlanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiş, iki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında T-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek Yönlü (One Way) Anova Testi kullanılmıştır. Anova Testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı Post-hoc analizi olarak Scheffe Testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında Pearson Korelasyon ve Regresyon Analizi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, depresyon ve özerklik irrasyonel inançları arasında zayıf, pozitif yönde anlamlı bir ilişki, depresyon ve ilişkisellik irrasyonel inançları arasında zayıf, pozitif yönde anlamlı bir ilişki, depresyon ve yetkinlik irrasyonel inançları arasında zayıf, pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin özerklik irrasyonel inançları düzeyinin, depresyon belirtileri düzeyini arttırdığı, ilişkisellik irrasyonel inançları düzeyinin depresyon belirtileri düzeyini etkilemediği, yetkinlik irrasyonel inançları düzeyinin depresyon belirtileri düzeyini arttırdığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin özerklik irrasyonel inançları düzeyinin, anksiyete belirtileri düzeyini arttırdığı, ilişkisellik irrasyonel inançları düzeyinin anksiyete belirtileri düzeyini etkilememediği, yetkinlik irrasyonel inançları düzeyinin anksiyete belirtileri düzeyini arttırdığı görülmüştür. Kızların ilişkisellik irrasyonel inançları puanlarının, erkeklerinkinden yüksek olduğu, yetkinlik ve özerklik irrasyonel inançları puan ortalamalarına bakıldığında ise cinsiyete göre anlamlı bir farklılık olmadığı, kızların anksiyete ve depresyon belirtileri puanlarının erkeklerinkinden yüksek olduğu görülmüştür. Öğrencilerin aylık ortalama gelir durumlarının anksiyete ve depresyon belirtileri puanlarına anlamlı bir etkide bulunmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular diğer çalışmalar ve ilgili literatür ışığında tartışılarak çeşitli öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Temel Psikolojik İhtiyaçlar, İrrasyonel İnançlar, Depresyon, Anksiyete, Ergenlik.

Akılcı olmayan inançlarAnksiyeteAnksiyete+5
Ayşe Gül
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Klinik olan ve olmayan örneklemde temel psikolojik ihtiyaçlar ile irrasyonel inanışlar ve depresyon değişkenlerinin ilşkiselliğinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, klinik olan ve olmayan örneklemde temel psikolojik ihtiyaçlar ile irrasyonel inanışlar ve depresyon değişkenlerinin ilişkiselliğini araştırmaktır. Araştırma verileri kolaydan örneklem yöntemiyle seçilen 100 klinik örneklem, 100 klinik olmayan örneklem olmak üzere 200 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmaya katılan bireylere Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Form, Genel Tutum ve İnanışlar Ölçeği Kısa Formu, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri uygulanmıştır. Verilerin analizinde, IBM SPSS 22 programı aracılığıyla, bağımsız örneklem t testi, varyans analizi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, temel psikolojik ihtiyaçlar, depresyon ve irrasyonel inanışların birbirleriyle anlamlı bir ilişki içinde oldukları bulgulanmıştır. İrrasyonel inanışlar, depresyonla pozitif, temel psikolojik ihtiyaçlarla negatif yönlü bir ilişki; depresyon ve temel psikolojik ihtiyaçlar ise, negatif yönlü bir korelasyon ilişkisi göstermektedir. Klinik olan ve olmayan örnekleme göre, depresyon puan ortalamaları farklılık gösterirken, irrasyonel inanışlar ve temel psikolojik ihtiyaçlar puan ortalamasında anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Buna göre, klinik örneklemde depresyon puan ortalaması daha yüksek bulunmuştur. İrrasyonel inanışlar, depresyon ve temel psikolojik ihtiyaçların ilişkiselliğine ilişkin yeterli çalışmanın olmaması noktasında, literatürdeki eksikliğin giderilmesi önerilmektedir.

Akılcı olmayan inançlarBilişsel davranış terapileriDepresyon+2
Fatma Bahar Yağcı
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyinin ilişki doyum ve yaşam doyum düzeyine katkısının incelenmesi

Toplumu oluşturan kişilerin sosyal hayat içinde gelişimi ve bütünleşmelerini doğru bir şekilde gerçekleştirebilmeleri için temel psikolojik ihtiyaçların belirlenmesi, bu ihtiyaçların doyurulması ve bütün bunlar olurken sosyal çevrenin bu eğilimleri ve davranışları desteklemesi gerektiği bilinmektedir. Araştırmanın amacı temel psikolojik ihtiyaçların partner tarafından karşılanma düzeyinin yaşam doyumu ve ilişki doyumuna katkısını belirlemektir. Araştırmaya en az bir senedir ilişki içerisinde olan 204 çift katılmıştır. Partnerlerden birine partnerinin temel psikolojik ihtiyaçlarını karşılama düzeyinin belirlenmesi amacıyla ''Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği'', diğer partnere de yaşam doyumunu belirlemek amacıyla ''Duygusal İyi Oluş Ölçeği'', ilişki doyumunu belirlemek amacıyla ''İlişki Değerlendirme Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmaya katılanların ilişki doyumlarına ve yaşam doyumlarına, eşlerinin temel psikolojik ihtiyaçlarını karşılama düzeyinin katkısını belirlemek amacıyla yapılan analiz sonuçları istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Temel psikolojik ihtiyaçlardan özerklik ihtiyacının karşılanma düzeyi arttıkça ilişki doyumunun arttığı bulunmuştur (p<0,05).

Doyum düzeyiPsikolojik ihtiyaçlarYaşam doyumu
Eda Yarkın
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Temel psikolojik ihtiyaçların çalışanların duygusal durum ve mutlak gerçek ihtiyacı ile ilişkisinin incelenmesi

İhtiyaçlar, açlık gibi içsel bir durum ya da yiyecek gibi dışsal bir uyarıcı tarafından harekete geçirilebilmektedir. İhtiyaçlar kendi gücü ve yoğunluğuna göre değişiklik gösterebilmektedir. Bu çalışmada temel psikolojik ihtiyaçların iş yaşamındaki duygusal durum ve mutlak gerçeği bulma ihtiyacı ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul'da yaşayan 18-29 yaş arası bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise İstanbul'da yaşayan 200 kişiden meydana gelmektedir. Araştırmada kişisel bilgi formu, temel psikolojik ihtiyaçlar ölçeği, mutlak gerçek ihtiyacı ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre temel psikolojik ihtiyaçlar ve iş yaşamında negatif duygular arasında zayıf ve negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Temel psikolojik ihtiyaçlar artıkça, iş yaşamındaki negatif duygular azalmaktadır. İleriki araştırmalarda değişkenler arasındaki ilişkinin daha büyük bir örneklemde ve klinik örneklemde tekrar edilmesine ihtiyaç vardır.

DuygudurumMutlak gerçek ihtiyacıPsikolojik ihtiyaçlar+4
Ecmel Cansu Yaldır
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anne baba tutumlarının depresyon, temel psikolojik ihtiyaçlar ve yaşam pozisyonları üzerindeki etkisi

Anne baba tutumları, bireyin hayatında yaşamın ilk yıllarından başlayarak sonraki yılla-rında da büyük bir önem taşımaktadır. Yapılan çalışmalar göz önüne alındığında anne baba tutumlarının duygu durum, kaygı üzerindeki etkilerine dair çalışmalar mevcut iken, anne baba tutumlarının temel psikolojik ihtiyaçlar, yaşam pozisyonları ve depresyon üzerindeki etkisini inceleyen bir çalışmanının olmaması sebebi ile bu değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 276 kadın ve 187 erkek olmak üzere 18-25 yaş arası kişiler oluşmaktadır. Katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek üzere demografik bilgi formu, depresyon düzeyi ile ilgili bilgi almak için Beck Depresyon Envanteri, algılanan an-ne baba tutumu ile ilgili bilgi almak için Leuven Algılanan Anne Babalık Ölçeği- Ergen Formu, temel psikolojik ihtiyaçlarının düzeyi ile ilgili bilgi almak için Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği,yaşam pozisyonlarına yönelik bilgi almak için ise Yaşam Pozisyonları Öl-çeği sırasıyla katılımcılara uygulanmıştır. Analiz sonuçları, anne baba tutumlarının depresyon üzerindeki etkisinde temel psikolo-jik ihtiyaçların ve yaşam pozisyonlarının aracılık etkisinin, anne baba tutumlarının yaşam pozisyonları üzerindeki etkisinde temel psikolojik ihtiyaçların aracılık etkisinin ve son ola-rak temel psikolojik ihtiyaçların depresyon üzerindeki etkisinde ise yaşam pozisyonlarının aracılık etkisini ortaya koymaktadır.

Ana-baba tutumuDepresyonPsikolojik ihtiyaçlar+1
Şule Sabır
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eşlerde ilişki doyumunun belirleyicileri olarak yaşam pozisyonları ve temel psikolojik ihtiyaçlar

Bu araştırmanın temel amacı, yaşam pozisyonlarının ve temel psikolojik ihtiyaçların eşlerde ilişki doyumunun belirleyicileri olup olmadığını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda hem kadının hem erkeğin yaşam pozisyonları ve temel psikolojik ihtiyaçlar ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da yaşayan toplamda 400 kişiden oluşan 200 kadın ve 200 erkeğin oluşturduğu evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırmada İlişki Doyumu Ölçeği, Yaşam Pozisyonları Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği, ayrıca hazırlanmış olunan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Çalışmada verilerin analizi için 'Hiyerarşik Regresyon Analizi' tekniği uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda, temel psikolojik ihtiyaçların, alt boyutları (özerklik, yeterlilik, ilişki) kadınlara göre incelendiğinde, kadınların 'yeterlik ve ilişki' düzeyi yükseldikçe erkeklerin ilişki doyumunun anlamlı ve yüksek olduğu bulunmuştur. Erkeklere göre incelendiğinde 'özerklik' ve 'ilişki' boyutunun anlamlı olduğu ve kadınların ilişki doyumunun yüksek olduğu görülmektedir. Kadınların ilişki doyumunda yaşam pozisyonları belirleyiciyken, erkeklerin ilişki doyumunda yaşam pozisyonlarının belirleyici olmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: İlişki Doyumu, Yaşam Pozisyonları, Temel Psikolojik İhtiyaçlar.

EvlilikEvlilik doyumuEvlilik ilişkisi+5
Merve Karamehmetoğlu Çemberci
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Üst-düzey kişilik boyutları ile karşıt olma karşı gelme bozukluğu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçlara ilişkin akılcı olmayan inanışların aracılık rolü

Bu çalışmanın temel amacı, üst düzey kişilik boyutları ile karşıt olma karşı gelme bozukluğu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçlara ilişkin akılcı olmayan inanışların aracılık rolünü incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu KOKGB tanısı almış, yaşları 8-17 arasında değişen toplam 150 erkek katılımcı oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Beş Faktörlü Kişilik Ölçeği, Akılcı Duygucu Öz Belirleme Ölçeği, Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu Derecelendirme Ölçeği ve çalışmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında önerilen modelin test edilmesinde Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre üst düzey kişilik boyutları ile karşıt gelme karşı olma bozukluğu arasındaki ilişkide özerklik ihtiyacı akılcı olmayan inanışlarının aracılık etkisinin olduğu; ilişkili olma ihtiyacı akılcı olmayan inanışları ve yeterlilik ihtiyacı akılcı olmayan inanışlarının ise bu ilişkide aracılık etkilerinin olmadığı belirlenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar literatürden elde edilen bilgiler doğrultusunda tartışılmış ve gelecek çalışmalarla ilgili önerilerde bulunulmuştur.

Akılcı olmayan inançlarKarşıt olma karşı gelme bozukluğuKişilik+6
Elif Bektaş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde otantiklik, temel psikolojik ihtiyaçlar ve youtube kullanımının internet bağımlılığı ile ilişkisi

Bu araştırmanın temel amacı, ergenlerde youtube kullanımı, otantiklik ve temel pskolojik ihtiyaçlar ile internet bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Aynı zamanda Youtuber olmanın ergenlerde son zamanlarda neden bu kadar popüler olduğunu anlamaktır. Araştırmadaki katılımcılar İstanbul'da Beylikdüzü Kavram Temel Lisesi'nde okuyan 230 lise öğrencisi oluşmaktadır. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Youtube Ölçeği, Otantiklik Ölçeği ve Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği kullanılan veri toplama araçlarıdır. Araştırmanın sonucunda elde edilen veriler SPSS-22 programı ile analiz edilmiştir. Gruplararası farkları belirlemek amacıyla Bağımsız Örneklem t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirmek amacıyla pearson korelasyonu kullanılmıştır. Değişkenlerin birbirini yordama gücünü elde etmek amacıyla Standart Çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre internet bağımlılığı yaygınlığı % 36.9 olarak bulunmuştur. Internet bağımlılığının cinsiyete, yaşa ve sınıf düzeyine göre anlamlı yönde farklılık göstermediği bulgusuna ulaşılırken internet günlük kullanım süresine göre anlamlı yönde farklılık gösterdiği bulgusuna ulaşılmıştır. Internet bağımlılığı ile otantiklik değişkeninin alt boyutlarında kendine yabancılaşma arasında pozitif yönde anlamlı düzeyde ilişki ve internet bağımlığı ile otantik yaşama arasında negatif yönde anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Araştırmanın bulguları literatür penceresinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler : İnternet Bağımlılığı, Youtube Kullanımı, Otantiklik, Temel Psikolojik İhtiyaçlar

BağımlılıkErgenlerOtantiklik+6
Esin Erol
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

The mediatory role of ontological well-being in association of rational emotive self-determination with mental health of adolescents

Irrational beliefs (IBs) and satisfaction of basic psychological needs (BPNs) have been shown to be universal and important predictors of mental health. The association of IBs with both ill-being and well-being has been well documented. Similarly, the degree of satisfaction of BPNs has been shown to be highly correlated with both ill-being and well-being indicators. In this regard, Rational Emotive Self-Determination (RESD) defined IBs within the context of BPNs which provides an integrated approach for understanding mental health. Although the associations of IBs and BPNs with mental health have been demonstrated in numerous studies, there is still a need to investigate the underlying mechanisms responsible for these relations. In the present study, RESD was used to evaluate IBs within the context of BPNs and ontological well-being (OWB, or personal life projects) were proposed as a potential mediator in association of RESD with ill-being on the one hand and well-being on the other. Data were collected from 429 adolescents (243 females, 186 males) with the mean age of 16 and analyzed by using structural equation modeling. Participants were completed Rational Emotive Self-determination Scale for Adolescents, Ontological Well-being Scale, Psychological Well-being Scale and Depression, Anxiety and Stress 21 scale. Both the analysis of the measurement model and structural model showed an acceptable fit. Results indicated that the association of RESD with well-being was partially mediated by OWB and similarly the association between RESD and ill-being was partially mediated by OWB. These findings revealed that the IBs about satisfaction of BPNs contributed the well-being and ill-being of adolescents directly and also through personal life projects (OWB).

Irrational beliefsAdolescentsPsychological needs+4
Hilal Akçay Usun
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz tedavisi olan hastaların hastalık algılarının ve psikolojik gereksinimlerinin yardım arama tutumlarına etkisi

Kesitsel Kesitsel, tanımlayıcı tasarımda ilişki arayıcı olan bu çalışma hemodiyaliz tedavisi alan hastaların hastalık algısı ve temel psikolojik gereksinimlerinin yardım arama tutumlarına etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı. Bu araştırmanın evrenini; bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi diyaliz ünitesi ve bir özel diyaliz merkezinde programlı hemodiyaliz tedavisi olan toplam 304 hemodiyaliz hastası, örneklemini de 258 hemodiyaliz hastası oluşturdu. Çalışmanın verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Hastalık Algısı Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği ve Yardım Arama Tutumu Ölçeği kullanıldı. Çalışmanın verileri; tanımlayıcı istatistiksel analizler (ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum), normal dağılım testleri, cronbachalpha, t testi, One-wayAnova testi, Pearson Korelasyon testi, faktör analizleri, çoklu regresyon analizleri kullanıldı. Fark ve ilişkilerde istatistiksel anlamlılık p<0.05 olarak kabul edildi. Çalışmadaki hastaların ortalama 58,07±14,61 yaşlarında, çoğunun; erkek (%58,5), evli (%69), çocuk sahibi (%77,1) ve ilköğretimden mezun (%45), çalışmadığı (%85,3), orta düzeyde geliri olduğu (%57,7), eş ve çocuklarıyla birlikte yaşadığı (%72,1) belirlendi. Tedavi süresinin ortalama 6,93±6,11 yıl olduğu, kronik hastalığının olduğu (%66,7) ve daha önce hastalığı için psikolojik destek almadığı (%87,6) saptandı. Yardım Arama Tutumunun Toplam puanı ile Temel Psikolojik İhtiyaçlardan Özerklik ve Yeterlilik İhtiyacı puanları arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler saptandı (p<0.05).Yardım Arama Tutumu Toplam puanı ile Hastalığın Nedenlerinden Kaza ve Şans puanları, Bağışıklık puanları ve Hastalığın Nedenleri Toplam puanları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler saptandı (p<0.05).Yardım Arama Tutumları toplam puanlarının varyansını Hastalığın Tipi-B toplam puanının 0.920 birim ve Hastalığın Nedenleri Algısı toplam puanın da 0.257 birim artışa neden olduğu, Hastalığın Tipi-A toplam puanın ise 0.779 birim düşüşe neden olduğu saptandı (p<0,05).Hemodiyaliz hastalarının Yardım Arama Tutumu Toplam puanlarının yakın çevreden yardım isteyebileceği tanıdığının olma durumuna ve kronik hastalığın olma durumuna göre farklılıklar gösterdiği, yakın çevresinden yardım isteyebileceği tanıdığı olan ve konik hastalığı olan hastaların puanlarının daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Hastalık Algısı, Psikolojik İhtiyaç, Yardım Arama

DiyalizHastalık algısıPsikolojik ihtiyaçlar+2
Pınar Kunduracı
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkisi olan genç yetişkin bireylerde temel psikolojik ihtiyaçların doyumu ile cinsel doyumun ilişki doyumu üzerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, romantik ilişkisi olan genç yetişkin bireylerin, cinsel yaşamlarından aldıkları doyum ve temel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmasından aldıkları doyumun, ilişkiden aldıkları doyuma etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma metodolojiktir. İlişkisel tarama modeli kullanılarak değişkenler arası ilişkiye bakılmıştır. Araştırmanın değişkenleri tekli lineer regresyon ve korelasyon analizi kullanılarak incelenmiştir. Örnekleme Temmuz 2024 ve Aralık 2024 arasında ulaşılmıştır. Veri toplama araçları olarak, Kişisel Bilgi Formu, İlişki Doyumu Ölçeği (İDÖ), Golombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği (GRCDÖ) ve Romantik İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçların Doyumu Ölçeği (RİTPİDÖ) kullanılmıştır. Araştırmaya gönüllülük esasına dayalı, yazılı olarak bilgilendirici onam formu alınan 406 katılımcı dahil edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, romantik ilişkisi olan genç yetişkin bireylerin, cinsel doyum ve romantik ilişkide temel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik alınan doyumun, ilişki doyumuna anlamlı düzeyde etki ettiği görülmektedir. Değişkenler arası ilişkinin negatif ve pozitif yönde olduğu saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar literatürdeki önceki bulgularla büyük ölçüde tutarlıdır. Ancak ilişkisel boyutta incelenen hipotezlerin desteklenmemesi sosyal kabul hatası, stres, Türk kültürü, cinsel iletişim eksikliği, cinsel bilgi eksikliği, monoton cinsel yaşam ve bireylerin yaş gruplarındaki farklılıklarla açıklanabilir. Bulgular, alan yazın taranarak ve kuramsal çerçeve ele alınarak tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlişki Doyumu, Cinsel Doyum, Romantik İlişki, Temel Psikolojik İhtiyaçların Doyumu, Genç Yetişkin

Duygusal ilişkiGenç yetişkinlerPsikolojik ihtiyaçlar+3
Zehra Tülücü
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerde teknoloji kullanımının öz-belirleme kuramı temelinde incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ergenlerin bilişim teknolojileri kullanma ve temel psikolojik ihtiyaç düzeylerinin cinsiyete, internet kullanım sürelerine, internet kullanım amaçlarına ve sosyal medya kullanım sürelerine göre fark gösterip göstermediğinin belirlenmesi ve ergenlerin temel psikolojik ihtiyaçlarının teknoloji kullanımını yordayıp yordamadığının incelenmesidir. Bu amaçlar doğrultusunda, Bilişim Teknolojileri Kullanım Ölçeği geliştirilmiştir. Çalışma grubunu, uygun örnekleme yöntemiyle belirlenen çeşitli türdeki liselerde öğrenim gören 508 ergen oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Bilişim Teknolojileri Kullanım Ölçeği (BTKÖ) ve İhtiyaç Doyumu Ölçeği (İDÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS 18 ve LISREL 8.0 programları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; İDÖ-Yeterlik, BTKÖ-Dijital Oyun Oynama ve BTKÖ-Teknolojik Aygıtların ve Uygulamalarının Kullanımı faktörlerinden alınan ortalama puanlarında cinsiyete göre anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. BTKÖ Dijital Oyun Oynama, BTKÖ Teknolojik Aygıtların ve Uygulamalarının Kullanımı faktörlerinden ve BTKÖ toplamından alınan ortalama puanlarda ergenlerin günlük internet kullanım sürelerine göre anlamlı düzeyde fark olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin interneti kullanım amaçları (derslerle ilgili araştırmalar yapmak, oyun oynamak, sosyal ağları kullanmak, iletişim kurmak, bilgi alışverişi, video izlemek, eğlenmek/vakit geçirmek) ile temel psikolojik ihtiyaçlar ve bilişim teknolojileri kullanımı arasındaki ilişkiler; ergenlerin kullandıkları sosyal ağlar (Facebook, Twitter, İnstagram, Youtube, Snapchat) ile temel psikolojik ihtiyaçlar ve bilişim teknolojileri kullanımı arasındaki ilişki belirlenmiştir. BTKÖ'nün; yaş ve temel psikolojik ihtiyaçlar tarafından yordandığı bulunmuştur. Araştırma bulguları, ilgili alanyazın ışığında tartışılıp yorumlanarak önerilerde bulunulmuştur.

Bilişim teknolojisiErgenlerPsikolojik ihtiyaçlar+3
İlker Kaba
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya bağımlılığının yordayıcıları olarak temel psikolojik ihtiyaçlar ve utangaçlık

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık düzeylerini cinsiyet, anne baba eğitim düzeyi, günlük sosyal medya kullanım süresi, temel psikolojik ihtiyaçlar ve utangaçlık değişkenlerine göre incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu, Ankara ve İzmir'de yer alan üniversitelerde eğitimini sürdürmekte olan 532 (393 kadın, 139 erkek) öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği-Yetişkin Formu, İhtiyaç Doyumu Ölçeği ve Utangaçlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda öğrencilerin sosyal medya bağımlılık düzeylerinin cinsiyet ve günlük sosyal medya kullanım süresine göre farklılık gösterirken anne baba eğitim düzeyine göre farklılık göstermediği saptanmıştır. Kadın öğrencilerin erkek öğrencilere oranla; günlük 5 saat ve üzeri süreyi sosyal medyada geçiren öğrencilerin diğer öğrencilere oranla sosyal medya bağımlılık düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca sosyal medya bağımlılığını, özerklik ihtiyacı olumsuz yönde anlamlı biçimde yordarken, temel psikolojik ihtiyaçların diğer alt boyutları olan yeterlik ihtiyacının ve ilişki ihtiyacının anlamlı biçimde yordamadığı belirlenmiştir. Öte yandan utangaçlığın sosyal medya bağımlılığını olumlu yönde anlamlı biçimde yordadığı tespit edilmiştir. Son olarak gerçekleştirilen regresyon analizi sonucunda üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık puanlarının %13.9'unun temel psikolojik ihtiyaçların alt boyutu olan özerklik ihtiyacı ve utangaçlık değişkenleri ile açıklandığı saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın ışığında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

BağımlılıkPsikolojik ihtiyaçlarSosyal medya+2
Seçil Erdem
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya bağımlılık düzeyi ile temel psikolojik ihtiyaçlar arasındaki ilişkinin incelenmesi: Üniversite öğrencileri üzerinde bir araştırma

İnternet kullanım istatistiklerine göre; dünya genelindeki internet kullanıcılarının sayısı her geçen gün hızla artmaktadır. Çoğunluğunu Y ve Z kuşağı olarak tanımlanan genç nüfusun oluşturduğu internet kullanıcılarının, yarısından fazlası aynı zamanda bir sosyal medya hesabı da kullanmaktadır. Kişilerin sosyal medya kullanımları, sağlıklı veya bağımlılık derecesinde olabilmektedir. Sosyal medya uygulamalarının kullanımında son on yılda meydana gelen hızlı artış, bu uygulamaların bağımlılığa yol açmasına yönelik endişeleri de beraberinde getirmiştir. Literatürde, sorunlu internet kullanımlarından biri olarak kabul edilen sosyal medya bağımlığı; "Sosyal medyaya karşı aşırı düşkün olmak, sosyal medyayı kullanmak için güçlü bir istek duymak veya kontrol edilemeyen güçlü bir motivasyonla sosyal medyada oturum açmak ve kişinin bu aktiviteye harcadığı zamanın onun diğer sosyal faaliyetlerini, çalışma hayatını, kişilerarası ilişkilerini bozması" olarak tanımlanmaktadır. Kişinin sosyal medyayı sağlıklı ya da bağımlılık derecesinde kullanıp kullanmadığı konusundaki konumu, onun sosyal medya kullanımıyla karşılamaya çalıştığı ihtiyaçlara ve sosyal medyanın bu ihtiyaçlarını nasıl karşıladığına göre değişmektedir. Bu nedenle, insanları sosyal medyaya aşırı düşkün olmaya iten güdü ve psikolojik doyumun ne olduğu konusu araştırmacıların dikkatini çekmiştir.Bu araştırmada, internet kullanım oranının yüksek olduğu yaş grubunda yer alan üniversite öğrencilerinin, sosyal medya bağımlılık düzeyi ile temel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanma düzeyi arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma verilerinin toplanması için üniversitede lisans eğitimi gören 178'i kız ve 330'u erkek olmak üzere toplam 508 öğrenci örneklem olarak seçilmiştir. Araştırma örnekleminden, nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği ile birincil veriler toplanmıştır. "Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği-Yetişkin Formu", "Üniversite Öğrencileri Temel İhtiyaçlar Ölçeği'' ve "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilen veriler SPSS 22.0 programıyla analiz edilmiştir.Araştırmada sosyal medya bağımlılığı; sanal tolerans ve sanal iletişim alt boyutları ile birlikte ele alınmıştır. Araştırma sonucuna göre, üniversite öğrencilerinin %17,9'unun sosyal medya bağımlısı olduğu bulunmuştur. Tüm katılımcıların sosyal medya bağımlılığının derecesi ise orta düzeyde (2.84) bulunmuştur. Sosyal medya bağımlılığının sanal iletişim alt boyutu, sanal tolerans alt boyutuna kıyasla daha yüksek ortalamaya sahip değişken olmuştur. Üniversite öğrencileri, sosyal medyaya giriş için çoğunlukla taşınabilir cihazları kullanmaktadır. Öğrencilerin sosyal medyayı günlük kullanım sürelerine bakıldığında; %48'inin günde 1-3 saat aralığında, %36'sının günde 4-6 saat aralığında ve %8,7'sinin günde 7 saat ve üstünde sosyal medya kullandıkları görülmektedir. Sosyal medya kullanımları büyük çoğunlukla akşam ve gece saatlerindedir. COVID-19 sürecinde öğrencilerin %83'ünün sosyal medya kullanım sürelerinde önemli artış yaşanmış ve bu durum bağımlılık düzeylerinde de artışa neden olmuştur. Sosyal medya bağımlılığı; cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, eğitim alınan sınıf düzeyi, sosyal medyanın gün içindeki kullanım zamanı, günlük kullanım süresi, ne kadar zamandır kullanıldığı ve COVİD-19 sürecine göre farklılaşmaktadır. Üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılık oranlarıyla ilgili elde edilen bu veriler, onların yardım müdahalesine ihtiyaç duyduklarına işaret etmektedir.Araştırmanın bağımsız değişkeni olan temel psikolojik ihtiyaçlar; sevgi-ait olma, eğlence, güç ve özgürlük olmak üzere dört boyutta ele alınmıştır. Üniversite öğrencileri, genel olarak psikolojik ihtiyaçlarının yeterince karşılandığını düşünmektedir. En yüksek oranda karşılanan psikolojik ihtiyaç; sevgi-ait olma ihtiyacı iken en düşük oranda karşılanan psikolojik ihtiyaç güç ve özgürlük ihtiyacı olmuştur. Temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi; ailenin aylık toplam geliri, öğrencilerin aylık harcanabilir geliri (harçlık vb.), yaş, kardeş sayısı, kardeşler arasındaki yaş sırası, eğitim alınan sınıf, sosyal medyanın gün içindeki kullanım zamanı ve günlük kullanım süresine göre farklılaşmaktadır. Araştırmanın ana konusu olan sosyal medya bağımlılığı ile temel psikolojik ihtiyaçların karşılanma düzeyi arasındaki ilişkiye bakıldığında, bu iki değişken arasında negatif yönlü ve düşük dereceli bir ilişki olduğu görülmektedir. Bazı temel psikolojik ihtiyaçların yeterince karşılanması sosyal medya bağımlılığını azaltırken, yeterince karşılanmaması ise artırmaktadır.

BağımlılıkDavranışsal bağımlılıkProblem davranış+7
İlhan Bozkurt
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sporcularda bağlanma, ilişki kurma ve sporda psikolojik ihtiyaçların incelenmesi

Bu çalışmada, sporcularda bağlanma stilleri, ilişki kurma ve sporda psikolojik ihtiyaçlar ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma kapsamında, herhangi bir spor dalıyla ilgilenen ve düzenli olarak antrenmanlarını sürdüren 279 erişkin birey araştırmaya dahil edilmiştir. Katılımcılara sosyo-demografik bilgi formu, İlişki Ölçekleri Anketi, Kern's Bağlanma Ölçeği ve Sporda Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (SPİÖ) uygulanmıştır. Araştırmada verilerin toplanmasının ardından SPSS 25.0 yazılımına girişleri yapılarak, karşılaştırma ve korelasyon analizleri için bağımsız örneklem t-testi ve Pearson Korelasyonu uygulanmıştır. Sporda psikolojik ihtiyaçlar alt boyutlarının bağlanma stilleri tarafından yordayıcılığının incelenmesi için hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, bekar katılımcılarda bağımsızlık tatmini ve güvenli bağlanma puanları evlilere kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Eğitim düzeyine göre, katılımcıların yeterlilik ve bağımsızlık engellenmesi alt boyutlarının lise mezunlarında anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca, bağlanma stillerinin sporda psikolojik ihtiyaçlar alt boyutlarıyla ilişkisinin incelenmesine yönelik bulgular incelendiğinde, güvenli bağlanmanın bağımsızlık ve yeterlilik tatmini ile pozitif yönlü ve anlamlı ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca, güvenli bağlanma, bağımsızlık ve yeterlilik engellenmesi ile negatif yönlü ve anlamlı ilişkili bulunmuştur. Korkulu, kayıtsız ve saplantılı bağlanma boyutları ile bağımsızlık ve yeterlilik engellenmesi pozitif yönlü ve anlamlı ilişkili bulunmuştur. Güvenli bağlanma tatmin alt boyutlarını pozitif yönlü yordarken; güvensiz bağlanma stilleri (korkulu, saplantılı ve kayıtsız) engellenme alt boyutlarını pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular, sporda bireylerin motivasyonel süreçlerinin devamlılığında erken dönem yaşantılarıyla şekillenen bağlanma stillerinin rolünü anlamak açısından önemlidir ve gelecekte yapılacak araştırmalarla desteklenebileceği düşünülmektedir.

BağlanmaBağlanma stilleriPsikolojik ihtiyaçlar+6
Ronahi Çelik
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde yaşam doyumu, kişilik ve temel psikolojik ihtiyaçlar

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin kişilik özellikleri ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçların doyumunun aracı rolünü incelemektir. Ayrıca üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu düzeyi cinsiyet, gelir düzeyi, akademik başarı düzeyi, romantik ilişki durumu, yakın olarak nitelendirilen arkadaş sayısı, algılanan dini inanç düzeyi, sağlık durumu bakımından incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Sakarya Üniversitesi'nde öğrenimine devam eden 17-25 yaş arası 499 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Yaşam Doyumu Ölçeği, Beş Büyük Kişilik Faktör Envanteri, İhtiyaç Doyumu Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Üniversite öğrencilerinin kişilik özellikleri ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçların doyumunun aracı rolü yapısal eşitlik modeli ile sınanmıştır. Üniversite öğrencilerin cinsiyet, romantik ilişki durumu, yakın olarak nitelendirilen arkadaş sayısı, sağlık durumuna göre yaşam doyumlarının anlamlı fark gösterip göstermediği bağımsız örneklemler için t testi ile analiz edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin gelir düzeyi, akademik başarı düzeyi, algılanan dini inanç düzeyine göre yaşam doyumlarının anlamlı fark gösterip göstermediği tek yönlü varyans analizi ile incelenmiştir. Verilerin istatiksel çözümlenmelerinde SPSS 20.0 ve Amos 21.0 programlarından yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre dışadönüklük ve nevrotizm kişilik özellikleri ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçların doyumunun kısmi aracı rolü tespit edilmiştir. Özdenetim ve uyumluluk kişilik özellikleri ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçların doyumunun tam aracı rolü tespit edilmiştir. Ayrıca üniversite öğrencilerinin cinsiyet, gelir düzeyi, akademik başarı düzeyi, romantik ilişki durumu, yakın olarak nitelendirilen arkadaş sayısı, algılanan dini inanç düzeyine göre yaşam doyumlarının anlamlı fark gösterdiği saptanmıştır.

Beş faktör kişilik modeliKişilikKişilik özellikleri+4
Eda Biçener
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00

Related subjects