Risk analysis
130 theses under this subject heading
Doğal gaz sektöründe iş sağlığı ve güvenliği risk analizi: Çorum ili örneği
Doğal gaz yer kabuğunun içindeki fosil kaynaklı petrol türevi bir çeşit yanıcı gaz karışımıdır. Günümüzde önemli bir enerji kaynağı olarak sıklıkla evlerde ve endüstride kullanılmaktadır. Doğal gaz kullanımı belli kanun ve yönetmelikler çerçevesince düzenlenmiştir. Doğal gaz iletimi, dağıtımı işiyle ilgili işletmeler ve çalışanlara yönelik hizmet yerlerinde oluşabilecek riskler için önlemler alınmıştır. Bu tez araştırmasındaki amaç, doğal gaz hizmetlerinin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili risk analizinin gerçekleştirilmesidir. Bu amaca ulaşmak için Çorum Gaz A.Ş.'ne iletilen 2019-2022 yıllarındaki ihbarların risk analizi yapılmış ve ihbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arsındaki ilişki test edilmiştir. Risk analizinde Fine-Kinney risk analiz metodu kullanılmıştır. İhbar çeşitleri ve ihbar önem derecesi ilişkisi için SPSS istatistik programı ile basit uyum analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre risk derecesi ortaya çıkarılmış ve gerekli düzenleyici/önleyici tavsiyelerde bulunulmuştur. Risk analizi sonucunda elde edilen risk skorlarına göre çok yüksek, yüksek ve önemli riskler çıktığı görülmüştür. Düzenleyici/önleyici tavsiyeler sonucunda 2019 yılında ortalama risk skorunda %64,4'lük bir azalma, 2020 yılında ortalama risk skorunda %64,9'luk bir azalma, 2021 yılında ortalama risk skorunda %71,2'lik bir azalma olduğu tespit edilmiştir. İhbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arasındaki ilişki doğal gaz kullanım yoğunluğuna göre sonbahar-kış ve ilkbahar yaz dönemleri şeklinde incelenmiş, ihbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arasındaki ilişkinin mevsime göre değişiklik göstermediği tespit edilmiştir.
Çeltik üretiminde kullanılan geleneksel ve modern yöntemlerin risk değerlendirme yöntemi ile değerlendirilmesi
Yaklaşık 5000 yıldır temel besin maddelerinden biri olan çeltiğin nüfus artış hızıda dikkate alındığında önemini artıracağı düşünülmektedir. Çeltik üretimi geleneksel yöntemlerle insan gücüne dayanan çalışılması zor bir sektördür. Artan nüfus ve çalışma zorlukları göz önüne alındığında birim alanda verimi artıracak ve insan emeğini azaltacak teknolojik gelişmeleri çeltik üretiminde kullanmak önemli hale gelmiştir. Bu araştırmada, çalışma bölgemiz olan Kargı ve Osmancık ilçelerinde çeltik üretiminde modern yöntemleri kullanan üreticiler olduğu kadar hala geleneksel yöntemlerle üretim yapan üreticilerin olduğu da gözlemlenmiştir. Bu yöntemler arasında üretim kalitesi, verimlilik gibi konularda farklılık olabileceği gibi sektördeki çiftçilerin yaşayabileceği meslek hastalığı ve iş kazaları konularında da farklılıklar olabileceği düşünülmüş ve bu farklıklar risk değerlendirme yöntemi yardımıyla tespit edilip çiftçilere hangi yöntemin İş Sağlığı ve Güvenliği açısından daha iyi bir çalışma ortamı sağladığı belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma yapılırken çiftçilerin üretim aşamaları yerinde gözlemlenmiştir. Konuyla alakalı farklı tarım alanlarında yapılan İş Sağlığı ve Güvenliği konularındaki ve çeltik üretim süreciyle alakalı konularda yapılmış çalışmalar incelenmiştir. Bu konularda yapılan literatür çalışmalarına araştırma içerinde yer verilmiştir. Yapılan çalışma gerek bölgesel olarak çeltiğin önemi ve çiftçilere sağlayabileceği yararlar gerekse özgün bir çalışma olması açısından önemlidir.
Belirlilik, belirsizlik ve risk durumlarında sermaye bütçelemesi: Türk bankacılık sektörü üzerine bir uygulama
İşletmeler genellikle çeşitli kaynaklardan sağladıkları fonları çeşitli yatırım araçlarında değerlendirmekte ve işletme değerini maksimize edecek yatırım bileşimlerini bulma konusunda çalışmalar yapmaktadırlar. Sermaye bütçelemesi de uzun süreli varlık yatırımlarını ifade ettiğinden dolayı yatırımlar içerisinde en fazla öneme sahip, geri dönülebilirliği düşük ve likiditesi az olan yatırımlardır. Bu sebeple işletme açısından riski en fazla olan yatırımlardır. Belirli bir üretim gücünün elde edilebilmesi için yapılan yatırımlar içerisinde sabit varlıklara yaptıkları yatırımların kapsamı bu araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Günümüzde yaşanan ekonomik krizler, konjonktürel durum ya da mevsimsel etkiler işletmelerin yatırım kararları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Ekonominin genel trend etrafındaki bu hareketliliği işletmeleri belirsizlik ve risk ortamını tanımlama ve buna uygun politikalar geliştirmeye zorlamaktadır.Bu tezde İMKB'ye kote olmuş bankaların sabit varlık yatırımlarının hangi seviyede olduğu ve likidite durumları ile karlılıkları arasında bir ilişki olup olmadığını belirlilik, belirsizlik ve risk koşulları altında belirlenmeye yönelik bir denemede bulunulmaktadır. Bu amaca ulaşmada ilgili veriler, banka bilançoları ve gelir tablolarından yararlanılarak oran analizi ve risk analizi yöntemleri ile elde edilmiştir.Tez üç bölümden oluşmaktadır. Tezin ilk bölümünde sermaye bütçesi teknik yönden ele alınmış, ikinci bölümünde ise araştırmanın uygulama bölümüne ışık tutacak belirlilik, belirsizlik ve risk kavramları ele alınmıştır. Son bölümde ise İMKB'deki bankacılık sektörüne ilişkin likite, karlılık, sermaye oranları hesaplanmış ve risk analizleri yapılmıştır. Sonuç ve öneriler kısmında ise sermaye bütçelemesi analizinin bankacılık sektörü için hayati öneme sahip olduğu, finansal şirketlerin karlılık oranlarının büyümeleri üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu, sermayenin aktiflere oranını yüksek olan işletmelerin bu dönemde daha çok karlılık gösterdiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Sermaye Bütçelemesi, Risk Analiz Yöntemleri, Belirlilik, Belirsizlik, Risk, Sermaye Yapısı, Sermaye Maliyeti, Net Bugünkü Değer Yöntemi.
Modelling breach parameters of embankment dams
Dams provide many benefits to the environment in which they are established and to the living creatures at there. These benefits can generally be grouped under the following headings; irrigation, drinking-utility water supply, industrial water supply, energy production. However, besides its advantages, of course there are also disadvantages. The most dangerous of these in terms of life and economy is the collapse of dams. It is very important to predict these failure parameters in order to predict these failures and to minimize the resulting damage. In this study, parameters such as breach width, peak discharge and collapse time were investigated. For this purpose, data of constructed dams obtained from different sources found in literature was used. Using the GMDH modeling system, both dimensional and non-dimensional models were created for each failure parameter. In addition, the data for all models are divided into test and training data. As a result of these studies, R2 and RMSE values were compared statistically and graphically with existing studies in the literature. Both dimensional and non-dimensional results modeled with GMDH gave far better results than the existing methods that used for comparison. Key Words: Dam Breach Parameters, Dam Failure, Risk Analysis, Dam Safety, GMDH Modelling
Taşınmaz geliştirmede değer kestirim analizleri ve İstanbul konut alanı örneğinde bir uygulama
Taşınmaz değerleme; bir taşınmazın, taşınmaz geliştirme projesinin ya da bir taşınmaza bağlı hak ve faydaların belli bir tarihteki olası değerinin, bağımsız, tarafsız ve objektif ölçütler çerçevesinde belirlenmesidir. Taşınmaz değerlemenin ilgi alanlarından biri de taşınmaz geliştirme projeleridir. Bu tezde, taşınmaz geliştirme proje çeşitlerinden biri olan konut geliştirme projeleri üzerinde uygulanabilecek bir risk analiz sistemi ve proje riskini oluşturan en önemli değişkenlerden biri olan birim satış değerinin bilgi yönetimi çerçevesinde belirlenmesine yönelik doğrusal çoklu regresyon modeli geliştirilmiştir.Risk analiz sistemine yönelik olarak, taşınmaz ve konut geliştirme sektörü incelenmiş, Türkiye'de şirketlerin konut geliştirme projeleri kapsamında gerçekleştirmiş olduğu yatırıma yönelik analizler araştırılmıştır. Konut geliştirme pazarında ulusal ve uluslararası durum incelemesi yapıldıktan sonra risk analizinin teorik yapısı oluşturulmuştur.Gayrimenkul yatırım ortaklıklarından elde edilen konut geliştirme proje verileri üzerinde risk analizi çalışmaları yapılmış ve bu analizler sonucunda konut geliştirme yatırımlarında en çok risk oluşturan değişkenler belirlenmiş, konut geliştirme projeleri gerçekleştiren şirketler için riski azaltan bir risk yönetim sisteminin oluşumu araştırılmıştır.Önemli değişkenlerden birisi olduğu görülen birim satış değerinin belirlenmesine yönelik olarak taşınmaz değerleme veri tabanı oluşturulmuş, ulusal bazda bu veritabanının küme değerlemesi ve otomatik değerleme sistemlerine altlık olması amaçlanmıştır. Sermaye Piyasası Kurulu'nca lisans verilmiş değerleme şirketlerinin hazırlamış olduğu değerleme raporlarındaki konut türü taşınmazlara ilişkin veriler, oluşturulan veri tabanına aktarılmıştır. Daha sonra bu veriler düzenlenerek çoklu doğrusal regresyon analizi uygulanarak istatistiki bir değerleme modeli oluşturulmuştur.Anahtar Kelimeler: taşınmaz geliştirme, gayrimenkul yatırım ortaklığı, konut geliştirme, risk analizi, risk yönetimi, değerleme, konut değerleme, çoklu regresyon analizi.
Uluslararası sermaye varlıkları fiyatlama modeli kapsamında ülke betası ve Türkiye'de ülke betasını etkileyen faktörler
Küreselleşmeyle birlikte artan sermaye hareketleri, ülke finansal sistemlerini birbirlerine oldukça yaklaştırmıştır. Bu durum ülke ekonomilerinin entegrasyonuna neden olurken, finansal yatırımcılar açısından da bir çok yatırım fırsatı yaratmaktadır. Yatırımcıların yatırım olanakları artmış, artık kendi ülkelerindeki sermaye varlıklarıyla sınırlı kalmadan dünya piyasalarına yatırım yapma imkânı ortaya çıkmıştır. Uluslararası yatırımcılar ve araştırmacılar için bir ülkeye ya da bir ülkenin piyasa endeksine yatırım yapılacağı zaman bu piyasanın dünya piyasasından neden farklı getirilere sahip olduğu ve/veya olacağı önemli bir konudur. Bu farklılık ülkenin dünya sermaye piyasalarına olan duyarlılığından yani ülke riski olarak kabul edilen ülke betasından kaynaklanmaktadır. Çalışmanın temel amacı Türkiye'nin ülke riskini etkileyen makroekonomik değişkenlerdeki beklenmeyen değişimlerin etkisini 1998Q1-2013Q3 periyodu için tespit etmektir. Yerel ve küresel değişkenlerin Türkiye'nin ülke riskine etkisi ülke betası modeliyle sınanmıştır. Ülke Betası Modeli Harvey ve Zhou (1993), Erb vd. (1996), Bekaert vd. (1996), Gangami vd.(2000) tarafından geliştirilen, temeli Uluslararası Sermaye Varlıkları Fiyatlama Modeline dayanan bir modeldir. Çalışma sonucunda ülke riskinin göreceli olarak hem yerel hem de küresel faktörlerden etkilendiği tespit edilmiştir. Yerel faktörlerden Türkiye'nin yerel enflasyondaki, Gayri Safi Yurtiçi Hasıladaki ve Türk Lirası cinsinden mevduata ödenen faizlerdeki beklenmeyen değişimlerden, küresel bazda ise ABD'nin hazine bonosu getirisindeki, ABD'nin enflasyonundaki, ABD'de Euro Dolar mevduat faiz oranı ile hazine bonosu getirisinin farkındaki ve petrol fiyatlarındaki beklenmeyen bir değişimden etkilendiği tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Portföy yönetimi, ülke riski, ülke betası modeli, makroekonomik değişken
Metal şekillendirme ve kaynak sektörlerinde risk analizi yöntemlerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada, metal şekillendirme ve kaynak sektörlerinde kullanılan risk analizi yöntemleri karşılaştırılacaktır. Öncelikle iş sağlığı ve güvenliği kanununda tanımlanan, kullanılacak materyal ve metotlar tanıtılacaktır. Ardından iş güvenliği ve risk analizi kavramları detaylı bir biçimde incelenecektir. İş kazaları, güvenli ve tehlikeli durumlar ile risk analizi gerektiren koşulların etraflıca tartışılmasının ardından işin hukuki boyutuna değinilerek İSG ile ilgili yasal düzenlemeler aktarılacaktır. Çalışmada kullanılacak olan dört temel risk analizi yöntemi tanıtılarak bu yöntemler doğrultusunda bir karşılaştırma yapılacaktır. Son olarak çalışmanın bulguları incelenecek ve önceki çalışmaların bulgularıyla tutarlı olup olmadığı tartışılacaktır. Oluşturulan kavramsal çerçevenin ardından, söz konusu karşılaştırmada kullanılacak başlıca risk analizi yöntemleri olan L tipi matris analizi, Fine-Kinney Yöntemi, Hata Türleri ve Etki Analizi (FMEA) ve son olarak da Tehlike ve İşletebilme Analizi (HAZOP) yöntemleri, metal ve kaynak sektörünün başlıca faaliyet alanları olan eritme ve arıtma işlemi, kaynak ve kesme, talaşlı imalat, endüstriyel yağlar ve metal işleme sıvıları, zımparalama ve parlatma, dökümcülük, dövme ve presleme, metallerin yüzeyleri ve metali yeniden kazanma işlemleri özelinde değerlendirilecektir.
Taş ocağı işletmesinde risk analizi ve düzeltici önleyici faaliyetler
Bu tez çalışmasında; inşaatlarda kullanmak üzere taş ve benzeri minerallerin açık ocak madenciliği yöntemiyle çıkarıldığı açık tipteki madenlerin; volkanik kayalar, kaolin, mıcır, granit, kireç taşı, mermer, kum taşı gibi taşların çıkarılması için kullanılan yöntemler ve işletmedeki riskler ele alınmıştır. Bu risklerin önlenmesi ve ortadan kaldırılması için gerekli önleyici ve düzenleyici faaliyetler belirlenmiştir. Bu tez çalışmasında; İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili genel kavramlar, iş kazaları, meslek hastalıkları, ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlara ait yasal mevzuatlar ve son olarak Taş Ocağı işleme tesisindeki İş Sağlığı ve Güvenliği açısından genel risk analizi ve buna karşın bu risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik önlemlerin nasıl alınacağına dair önlem ve öneriler geniş olarak ele alınmıştır.
Türk bankacılık sisteminde kurumsal kredi derecelendirme süreçlerinde KOBİ'lerin kredibilitesinin değerlendirilmesi
Ülkemizde finansal sistem içerisinde bankacılık sektörü önemli bir yere sahip olmakla birlikte içinde bulundurduğu mekanizmalar ve disipline sistemler ile birçok unsuru barındırarak ekonomik yaşamsal alanların gelişmesi ve büyümesine büyük katkı sağlamış ve finansal alanların dışında kalan kimi değerleri finansal alanın içine dahil ederek sektörel alanlarını genişletmiştir. Bankaların tarihsel süreçlerin getirdiği tecrübe ve teknoloji ile gelişmesi ve büyümesi gerçekleşmiş, ülkelerin ekonomilerine kattıkları değerler ile adeta ekonomilerin odağı haline dönüşmüşlerdir. Bankalar fon fazlası olan birimlerden temin edilen kaynakları fon talep edenlere aktarılmasında önemli bir görev üstlenerek temel faaliyetleri olan kredilendirme işlevini icra ederler. Bu işlem karlı olduğu kadar çeşitli riskleri de içinde barındırdığından ayrı bir disipliner yaklaşım gerektirmektedir. Teknolojik gelişmeler, bankaların sermayelerine olumlu katkıları olduğu kadar tam tersi durumların yaşanmasına da neden olmuş ve ekonomik sistemlerin uluslararası bir boyut kazanması ile sistemin temel işlevi olan kredilendirme faaliyetlerinin analizleri gitgide ayrı bir fonksiyonel faaliyet alanı oluşturmuştur. Çalışma, ülkemizde ekonomik sistemlerin önemli bir parçası olan KOBİ'lerin kredi çalışmalarında kredi süreçlerinin nasıl işlediği, kredi karar mekanizmalarında görev yapan personeller için genel uygulamada kredi sürecinin safhaları ve hangi unsurların önem arz ettiği konular belirlenerek Türk Bankacılık Sisteminde kredi operasyonel ve kredi ağırlıklı işlevlerin incelenmesi, bilanço, gelir tablosu ve nakit akım tablosu verileri kullanılarak firma hakkında genel bilgilere ulaşılması sonucu muhasebe konulu aktarma ve arındırma işlemleri ile firmanın gerçek durumunu ortaya çıkarıp oran analizleri ile nicel ve nitel değerler konsolide edilerek firmanın bugünkü ve gelecekteki kredibilite değerliliğinin tespiti ile risk oluşturan faktörlerin firma yaşam sürelerini ne denli etkileyeceği belirlenecektir. Kredinin daha ziyade teknik boyutuna ilişkin mali analiz veya diğer analizler dışında mali olmayan kriterlerin de aslında mali veriler kadar önemli olduğu kurumsal kredilerin ilgilendiği diğer konular arasındadır. Çalışma üç bölümden oluşmakta olup birinci bölüm içeriğinde bankacılık sektörü, Türk bankacılık sistemi ve Türkiye'de faaliyet ve sermaye türlerine göre bankalardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde KOBİ'lerin Türkiye Ekonomisindeki yeri, bankalarla olan ilişkileri, kredi limit tahsis süreçleri, finansman ihtiyaçları, kredi limitlerinin belirlenmesi ve bilançolarında yapılan aktarma ve arındırma işlemleri ile firmalardan derecelendirme notu alınması, operasyonel faaliyetleri ile kredi süreç döngüsünün tamamlanmasından bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise ilgili süreçlere değinilerek imalat sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın kredi talebinin değerlendirilmesi süreçleri incelenmiş ve konuyla ilgili literatür çalışması yapılmıştır. Ülkemizde faaliyet gösteren 8 adet kamu ve özel bankanın 15 uzman görüşüyle hazırlanan veri setleri finansal analize ek olarak durum analizi ile uygulamalı olarak ele alınmış, T.C Merkez Bankası Sektör Bilançoları ve literatür bilgisi esas alınarak tespit edilen kriterler derecelendirildikten sonra ayrıca yorumlanmıştır. Türk bankacılık sistemi'nin önemle üzerinde durduğu ana kriterler belirlenmiş olup daha önce ilgili literatüre ait çalışmalarda ele alınmayan ham ve düzeltilmiş verilerin firma kredi notuna etkisi hesaplanarak Türk Bankacılık Sistemi Genel Uygulamaları dahilinde nihai puana göre firma kredi teminat durumu tespit edilmiştir. Çalışma, literatüre katkı sağlamakla birlikte sektörde faaliyet gösteren KOBİ'lere kredilendirme süreçlerinde yardımcı olacağı düşünülmektedir.
Fram yöntemi ile agrega ocağının iş sağlığı ve güvenliği risk analizi
Ülkemizde ekonomik olarak katma değerin en fazla üretildiği sektörlerin başında inşaat sektörü gelmektedir. Son yıllarda inşaat sektörü yoğun gelişim göstermiştir. Bu nedenle İnşaat sektörüne hammadde sağlama konusunda, agrega ocakları da paralel bir gelişim sergilemektedir. İstihdam sağlama kapasitesi yüksek olan inşaat sektörü ile paralel gelişim gösteren agrega ocaklarında da istihdam ihtiyacı giderek artmaktadır. İstihdamın artması ile birlikte iş güvenliği konusunda yeteri kadar eğitim almamış ve iş güvenliğini benimsememiş personele ve güvenlik önlemi almayan işletmelere bağlı olarak bu sektörde iş kazaları ve meslek hastalıkları da artış göstermektedir. İş kazalarının yarattığı can kayıpları, ekonomik kayıplar, iş günü ve itibar kayıplarının engellenmesi için çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili görüşlerinin alınması ve iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına katılımlarının sağlanması, uzman personel bulundurulması, çalışanların iş yerindeki tehlikeler konusunda bilgilendirilmesi, eğitilmesinin yanı sıra yeni risk değerlendirme yaklaşımları ile iş yerlerinde risk değerlendirme çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Risk analizleri ile birlikte tehlikelerin tespiti ve bunlara karşı önleme politikalarının geliştirilmesi de yapılması gerekenler arasında yer almaktadır. Bu çalışmada olasılık, şiddet ve sıklık değişkenlerini baz alan ve nicel değerler ile yürütülen geleneksel risk analiz yöntemlerinden farklı olarak, herhangi bir işletmede, sistemi mercek altına alan nitelik bakımından işlevleri değerlendiren ve insan yargısının genişlemesine olanak sağlayan, hata veya kaza nedenlerinin geniş yelpazede üretilmesini sağlayan İşlevsel Rezonans Analiz Yöntemi (FRAM) uygulaması kullanılarak farklı bir bakış açısı ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu bakış açısının iş sağlığı ve güvenliği performansı ile işletmenin performansına etkileri değerlendirilerek açık maden ocaklarında yaşanacak kayıpların önüne geçilmesi, sistem bileşenlerinde meydana gelecek değişimlerin sistem fonksiyonlarını nasıl etkileyeceği, can kayıplarının, maliyet, çevresel etki ve kazaların azaltılması için iyileştirilmesi gereken odak noktalarının tespiti ve bu alanlarda yapılması gerekenlere katkı sunulması amaçlanmış olup agrega ocaklarında zemin etüdü, ulaşım, ocağın bulunduğu yerin iklim koşulları ve ani hava değişimleri, çalışan personelin yetkinliği ve iş güvenliği bilincinin olması, hazırlanan şevlerin uygunluğu, patlatma yapılırken zamanlama gibi kazaya neden olabilecek dikkat edilmesi gereken hususların tespiti yapılmıştır.
Tehlikeli madde taşımacılığında risk analizi yapılarak coğrafi bilgi sistemi ile güzergah belirlenmesi
Dünyadaki ekonomik büyüme ve teknolojik gelişmelere paralel olarak tüm sanayi sektöründeki gelişmeler neticesinde gerekli olan ticari ürünlerin hammaddesi olan tehlikeli maddelerin kullanılması son yıllarda artış göstermiştir. Tehlikeli madde taşımacılığı 1970'li yıllardan günümüze kadar üzerinde sürekli çalışılan bir konu olmuştur. Özellikle tehlikeli madde taşımacılığı esnasında karşılaşılabilecek tüm riskleri en küçükleme konusu hem kamu kurumlarının hem de firmaların dikkatini çekmiştir. Çalışmada ulusal ve uluslarası mühimmat ve patlayıcı taşımacılığı yapan bir kamu kurumunda tüm riskleri (nüfus yoğunluğu, kaza olasılığı, trafik yoğunluğu, terör/sabotaj) dikkate alarak coğrafi bilgi sistemi ArcMap 10.2.2 programı vasıtasıyla riskleri en küçükleyen en uygun güzergâhları bulmak amaçlanmıştır. Çalışmada kullanılan bölge için elde edilen tüm veriler CBS'ye girişi yapılmış ve şebeke tasarlanmış müteakiben nüfus yoğunluğu, zaman, mesafe, trafik yoğunluğu ve terör verilerine göre en uygun güzergâhlar tespit edilmiştir. Ayrıca uzman personel görüşleri alınarak oluşturulan risk kriterleri belirlenen üç senaryoya göre AHP kullanılarak analiz edilmiştir. AHP tekniği ile belirlenen risk kriterlerinin ağırlık dereceleri hesaplanmış ve Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden olan VİKOR ve MOORA ile tüm yol dilimlerine ait girilen değerler analiz edilmiştir. Elde edilen değerler neticesinde karar verme aracı olan coğrafi bilgi sistemi ile risklerin minimize edildiği en uygun güzergâhlar bulunmuştur. Son olarak tehlikeli madde taşımacılığında oluşabilecek anlık durumlara karşı dinamik olarak en uygun güzergâhlar elde edilmiştir.
Erkek tarım işçilerinin kolorektal kanser hakkındaki bilgi düzeyleri, sağlık inanç düzeyleri ve kanser riskinin belirlenmesi
Amaç: Bu araştırma; Erkek tarım işçilerinin kolorektal kanser hakkındaki bilgi düzeyleri, sağlık inanç düzeyleri ve kanser riskinin belirlenmesini amaçlayan kesitsel tipte bir çalışmadır. Araştırma Kasım 2019-Mart 2021 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Kasım 2020-Ocak 2021 tarihleri arasında Aydın ili Efeler ilçesi Işıklı mahallesinde yaşayan 205 erkek tarım işçisinden yüz yüze toplanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmada veri toplama materyali olarak Sosyodemografik Özellikler Formu, Kolorektal Kanserden Korunmaya Yönelik Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (KKKYSİMÖ), Kolorektal Kanser Bilgi Düzeyi ile ilgili 10 soruluk Yapılandırılmış Form ve Kolon Kanseri için Harvard Kanser Risk İndeksi kullanılmıştır. Araştırma öncesi Aydın Valiliği'nden kurum izni, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan etik izin ve araştırmada kullanılan ölçeklerin ilgili yazarlarından izinler alınmıştır. Araştırmaya katılan erkek tarım işçilerinden yazılı onam alınmıştır. Araştırmada elde edilen veriler S.P.S.S. (Statistical Package for Social Sciences) 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde tanımlayıcı istatistiksel hesaplama yöntemler olarak yüzde sayı, standart sapma, ortalama kullanılmıştır. Araştırmadaki değişkenlerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek için Kurtosis (Basıklık) ve Skewness (Çarpıklık) değerleri incelenmiştir. İki bağımsız grup arasındaki niceliksel sürekli verileri karşılaştırmak için t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verileri karşılaştırmak için Tek yönlü Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek için tamamlayıcı post-hoc analizi (Scheffe testi) uygulanmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Gruplu değişkenlerin karşılaştırılmasında chi square kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmanın bağımlı değişkenleri erkek tarım işçilerinin KKKYSİMÖ puan ortalamaları, Kolorektal Kanser Bilgi Düzeyi puan ortalamaları ve Harvard Kanser Risk Düzeyleridir. Bağımsız değişkenler ise erkek tarım işçilerinin sosyodemografik özellikleridir. Erkek tarım işçilerinin %38'i 40-50 yaş, %84,4'ü evli, %20'si lise ve üzeri eğitim durumuna sahip, %55,6'sı pestisit kullanmakta, %35,6'sı pestisit kullanırken koruyucu özel önlem almamakta ve %58'i gelecekte bağırsak kanseri taramalarına katılmayı düşünmemektedir. Erkek tarım işçilerinin yüzde 63,9'u KRK için Harvard Kanser Risk İndeksine göre riskli grupta yer almaktadır. Erkek tarım işçilerinin güven yarar sağlık motivasyonu puanı 51,620±4,856 (Min=35; Maks=55) ve duyarlılık puanı 10,581±4,838 (Min=6; Maks=30); KRK bilgi düzeyi puanı ise 8,815±1,190 (Min=4; Maks=10) olarak saptanmıştır. Erkek tarım işçilerinin yüzde 56,1'i KRK taraması için nereye başvuracağını ve yüzde 82'si KRK taramasında hangi testlerin yapıldığını bilmediğini ifade etmiştir. Erkek tarım işçilerinin yüzde 21,5'i bağırsak kanseri taramaları ile ilgili herhangi bir sağlık çalışanı tarafından bilgilendirilmediğini belirtmiştir. Erkek tarım işçilerinin gelecekte KRK taramasına katılma düşüncesi ile güven yarar sağlık motivasyonu alt boyut puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Altı ay içinde ve bir yıl içinde bağırsak kanseri taramasına katılmayı düşünenlerin güven yarar sağlık motivasyonu puanları gelecekte taramaya katılmayı düşünmeyenlerin güven yarar sağlık motivasyonu puanlarından yüksek çıkmıştır (p<005). Sonuç: Tarımsal ürünlerin kalitesini ve verimini arttırmak için pestisitleri sık kullanan ve bundan dolayı KRK risk grubunda yer alan erkek tarım işçilerinin KRK sağlık inançları, bilgi ve risk düzeylerini gösteren araştırma sonuçlarının literatürde yer alması yarar sağlayacaktır. Riskli gruplar için KRK'dan koruyucu eğitim programları hazırlanmalı ve bu eğitim programlarının etkililiği değerlendirilmelidir. Ayrıca KRK tarama testlerinin risk grubundaki bireylere uygulanması yaygın hale getirilmelidir.
Gemi makine iç denetlerinde Paris Mou kriterleriylerisk analizi
İkinci dünya savaşı sonrasında artan dünya deniz ticaretiyle beraber özellikle büyük çevre kirliliklerine yol açan deniz kazaları görülmektedir. İlk büyük kazalardan sonra 1948 yılında kurulan Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) gemilerin seyir, liman, manevra, yük, gemi adamlarının can emniyeti ve yaşam standartları gibi tüm operasyonları belirlemektedir. IMO tüm dünyada bu operasyonların belirlenen standartlara uygunluğunu kontrol altında tutmak için geniş bir denet sistemi kurmuştur. Gemiler, bu denetler sonucunda performans sınıflarına ayrılmakla birlikte sonuçları ağır para ve zaman kayıplarına varan cezalarla karşılaşabilmektedir. Bu çalışmada şirketlerde görülen iç denet sistemlerini etkileyen parametrelerle birlikte, ceza ve aksaklıkların sebepleri ile önem dereceleri belirlenmiştir. Dünyanın ileri gelen denet kurumlarından biri olan Paris Mou denet sonuçlarında görülen ilk 20 aksaklık referans kabul edilerek analizler ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Böylece bir iç denet sonucunda olası Paris Mou denetlemesi için dikkat edilmesi gereken işlere yaklaşımda bulunulmuştur. Çalışma sonucunda şirketlerin kendi iç yönetim kurallarını oluşturan Emniyetli Yönetim Sistemleri (EYS), Uluslararası Emniyetli Yönetim Kodu (ISM) kurallarının bilinmesi ve uygulanmasının önemli olduğu görülmüştür. Her işte önce can güvenliğinin öne çıktığı belirlenmiştir. Tüm gemi personelinin ekip ruhuyla iletişim kurarak, planlı kontrol ve bakımlarla can güvenliğini sağlayabileceği ve gemi performansını yüksek tutabileceği sonucuna varılmıştır. Emniyetli Yönetim Sistemleri kuralları belirlenirken ve iç denet formları hazırlanırken şirkette tüm çalışanların katılımının sağlanması ve çalışmalarda Analitik Hiyerarşik Yöntem (AHP) gibi yöntemlerin kullanılması, iç denet sonuçlarında belirlenen aksaklıkların yığılma noktalarının belirlenmesi, tüm iç aksaklıkların yüksek aidiyet duygusuyla çözümlenebilmesi için fikir paylaşımlarının kabul edilmiş yöntemlerle toplanarak değerlendirilmesi, güzel çalışmaların ödüllendirilmesi önerilmiştir.
Hastanelerde iş güvenliği ve risk analizi çalışması
İş sağlığı ve güvenliği, işletme çalışanlarının dışarıdan gelecek tehlikeleri önleyebilmek amacıyla uyguladığı sistemdir. Kişilerin hayatlarına ve fiziki bütünlüklerini koruma ilkesini temel alan iş sağlığı ve güvenliği, gelişmiş ülkelerde olduğu kadar gelişmekte olan ülkeler açısından da kritik öneme sahiptir. Teknolojik gelişmeler, küreselleşme gibi faktörler değerlendirildiğinde sektör fark etmeksizin her işletmenin gelişim ve değişim içinde olduğu görülmektedir. Bu sebeple işletmelerin karşılaşacakları risklerin de artış göstermesi olağandır. İşletmeleri başarıya ulaştıracak önemli adımlardan biri risk belirlemesi, bu risklerin azaltılması ve yönetilmesidir. Bu sebeple işletmeler açısından risk analizi ve risk yönetiminin etkin biçimde yapılması gerekmektedir. Risk analizi iş kolu farkı yapılmadan her işletme için önem taşımaktadır. Bu bağlamda çalışmada hastanelerde iş güvenliği ve yönetimi ile risk analizleri üzerinde durulacaktır.
Bilişim sektöründe risk analizi, risklerin değerlendirilmesi ve iş sağlığı ve güvenliği ile entegrasyonu
Bu çalışmada kamu kurumlarının ve özel sektör işletmelerinin bilişim bölümlerinde çalışan bireylerin iş sağlığı ve güvenliği konusundaki bilinç düzeyleri ile iş sağlığı ve güvenliği açısından taşıdıkları risklerin (fiziksel, ergonomik ve psiko-sosyal vb…) yasal zemin ile entegre olup olmadığı hususunu değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda Adana ilinde yerleşik, bünyesinde bilişim bölümü bulunduran kamu kurumları ve özel sektör işletmelerinde çalışan 430 bireye yüz yüze anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonuçları SPSS paket programında analiz edilmiştir. Çalışmamızda anketlerin analizine yönelik tanımlayıcı istatistiklerden yüzde frekans yöntemi kullanılmış ve veriler Kolmogorow-Smirnov normal dağılış testine tabi tutulmuştur. Ayrıca gerekli karşılaştırmalar Mann Whitney U, Wilcoxin ve Kruskal Wallis testleri ile yapılmıştır. Çalışmamızda personelin fiziksel ve ergonomik riskler konusunda daha bilgili ve yeterli olduğu fakat psiko-sosyal riskler açısından bilinç eksikliği olduğu ortaya çıkmıştır. Anket sonuçlarından faydalanılarak risk faktörlerinin analizi ve genel yönetim süreci içerisinde bilişim sektörü çalışanının iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili risklerin birlikte değerlendirilmesinin gerekli olduğu önerilmiştir.
Türkiye'de kurulan serbest yatırım fonlarının risk temelli performans değerlendirmesi
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de bulunan serbest yatırım fonlarının performans değerlendirmesini gerçekleştirmektir. Çalışmada, Türk finans piyasası için oldukça yeni bir kavram olan serbest yatırım fonları incelenmiş ve 2008 yılından itibaren Türkiye'de de faaliyet göstermeye başlamış fonların performans analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 36 aylık (Şubat 2014-2017) verisine sahip olunan 22 fon oluşturmuştur. Borsa İstanbul verilerinin de piyasa göstergesi olarak kullanıldığı çalışmada fonların getirisi, aldıkları risk, riske göre düzeltilmiş getirileri ve aşağı yönlü sapmaları farklı formül ve tekniklerle ölçülmüş ve bulunan sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Ayrıca, fonların etkinliğinin ölçümü için Veri Zarflama Analizi gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre, analize konu olan fonların %91'inin pozitif aylık ortalama geometrik getiriye sahip olduğu tespit edilmiş; ancak fonların sadece sekizi Borsa İstanbul'dan daha yüksek ortalama geometrik getiri sağlamıştır. Banker-Chaenes-Cooper (BCC) modeli ve Charnes-Cooper-Rhoedes (CCR) modeli olarak iki farklı şekilde gerçekleştirilen Veri Zarflama Analizi sonucunda da diğer yöntemlerle benzer sonuçlar bulunmuş; ilk modele göre fonların %55'i, ikinci modele göre ise %41'i etkin bulunmuştur.
Kurumsal risk analizinde iç denetimin önemi
Krizlerin kurumsal risk analizleri yapılarak fırsata çevrilmesi önemli duruma gelmiştir. Risk yönetiminin en önemli unsuru iç kontrol veya denetimdir. Bu tez risk yönetiminin amacı ve iç denetimin rolü konusunda, uygulamalardaki yanlışlık ve eksikliklerin giderilmesi için yazılmıştır. Kurumsal Risk Yönetimi ve İç Denetimin kavramı, aşamaları, faydaları, süreçleri ve bunlar arasındaki temel farklar ortaya koyularak, Türkiye'de kurumsal yapıda faaliyet gösteren bir firma üzerinde vaka çalışması yapılmıştır. Firmada tespit edilen 10 iş birimine günlük faaliyetleri, iş akışları ve görev tanımları gözlemlenerek toplam 145 soru yönlendirilmiş ve cevap alınmıştır. Risk skoru tablosu firmanın faaliyette bulunduğu sektör, standartlar ve yöneticilerden sağlanan veriler ışığında oluşturulmuştur. Kurumsal Risk Yönetimi ile tespit edilen risk, oluşmasından sonra ortaya koyulmaktayken, iç denetim durumu sürekli kontrol etmekte ve risk doğmadan veya fazla zarar vermeden önlenmesini sağlamaktadır. İç denetim kurumsal yönetimin ve Kurumsal Risk Yönetimi'nin ayrılmaz bir fonksiyonu olarak organizasyon şemasında yer almalıdır. İç denetim ya da Kurumsal Risk Yönetimi ayrımına gidilmemelidir.
Seçilmiş bir dokuma işletmesinde çalışanlar açısından fiziksel risk etmenlerinin ölçümü ve değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Adana ilinde seçilmiş bir dokuma işletmesinde çalışanlar açısından fiziksel risk etmenlerinin ölçümü yapılmış ve sonuçları değerlendirilmiştir. İş görenlerin güncel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak iş güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgili gürültü, termal konfor, titreşim, toz gibi ölçümler yapılmış, standartlar göre yapılan bu ölçümler değerlendirilerek uygunsuz bulunan sonuçlar için işletmeye önerilerde bulunulmuştur.
Bir endüstriyel sanayide vardiyalı çalışmalarda iş sağlığı ve güvenliğinin incelenmesi
Bu çalışmada, bir endüstriyel sanayide vardiyalı çalışmalarda iş sağlığı ve güvenliği (İSG) incelendi. Bu amaçla, işçilerin vardiyalı olarak çalıştığı entegre endüstriyel bir kampüs olan Sunar Grup bünyesindeki "Sunar Mısır Entegre Tesisleri San. ve Tic. AŞ." ve "Elita Gıda San. ve Tic. AŞ." de gündüz ve gece vardiyalarında olası İSG riskleri belirlenmeye çalışıldı. Bunun için Fine-Kinney metodu kullanıldı. Bu metot yardımıyla, gündüz ve gece vardiyalarında çalışma alanlarının risk değerlendirmesi hesaplandı. Ayrıca, kepek deposu ve ham yağ ünitesi için toz ve gürültü ölçümleri yapıldı ve değerlendirildi. Gündüz ve gece vardiyalarında çalışanlar arasında bazı algı farklıkları ve bunun işçiler üzerinde olumsuz fiziksel ve ruhsal etkileri değerlendirildi. Sonuç olarak, çalışanların servise biniş noktaları ile kepek deposu ve ham yağ ünitesinde maruz kaldıkları toz miktarı ve gürültü şiddetinin oluşturduğu algı, gündüz vardiyasında çalışanlar üzerinde olumsuz iken gece vardiyasında çalışanlar üzerinde olumlu olduğu görüldü. Gece çalışanların kişisel koruyucu önlem aldığı ve gündüz çalışanların yeterli önlem almadığı belirlendi. Gündüz çalışanların koruyucu donanımlarını kullanmaları için sık sık eğitim verilmesi, kepek ve ham yağ ünitelerinde gerekli önlemler alınarak toz ve gürültü kaynaklarının iyileştirilmesi önerildi.
İş sağlığı ve güvenliğinde risk analizi: Karayolları yapım çalışmalarından bir uygulama
Ulaşım anlamında dünya genelinde havayolu, denizyolu, demiryolu ve karayolu olmak üzere yaygın olarak dört tip yol tercih edilmektedir. Ulaştırma türlerine göre dünya genelinde ve ülkemizde en fazla tercih edilen yöntem karayoludur. Bu anlamda karayolları ulaşım anlamında oldukça önemli bir rol üstlenmektedir. Ülkemizde özellikle son yıllarda yapılan çalışmalarla yeni karayolları oluşturulmakta ya da mevcut yollar ihtiyaç doğrultusunda yenilenerek geliştirilmektedir. Bu çalışmada Karayolları 8. Bölge Müdürlüğü sorumluluk alanı içerisinde yer alan illerden birinde karayolu yapım işi yüklenicisi olan bir şirketin mevcut koşulları göz önünde bulundurularak insan ve çevre sağlığına risk teşkil edebilecek tehlikeleri belirlenip L Tipi (5x5) Matris yöntemi kullanılarak risk değerlendirmesi yapılmıştır.
Kontrol listesi (check-list) ve fine-kinney risk değerlendirme yöntemleri kullanılarak bir eğitim kurumu risk analizi uygulaması ve karşılaştırılması
İş sağlığı ve Güvenliği (İSG) kavramları, çalışma hayatının her alanında bizi meslek hastalıkları, kaza veya tehlikelerden korumaya yönelik tedbirleri almaya iten önlemlerin kümeleridir. Bu önlemlerin en başında risk analizleri gelmektedir. Risk analizi yapılırken metodun doğru seçilmesi ve uygulanması önemlidir. Bu çalışma, Kontrol Listesi (Nitel) ve Fine-Kinney (Nicel) olan iki risk analiz yönteminin, güncel mevzuatlar çerçevesinde, bir devlet üniversitesinin merkez kampüsünde bulunan akademik bir biriminde uygulanmasını ve sonuçların karşılaştırılmasını, iki yöntem arasındaki temel fark ve benzerlikler hakkında bilgi verilmesini, hangi metodun daha verimli olduğunu konu almaktadır. Çalışmanın saha ayağı olan risk analizi uygulamasında, risk değerlendirilmesi yapılacak alanlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışanlar ile görüşülmüş ve fikir alışverişi yapılmıştır. Önceden yaşanan iş kazaları veya meslek hastalıkları konusunda bilgiler alınmış, alınan önlemler tekrardan gözden geçirilmiştir. Toplanan bu veriler ışığında, Risk Değerlendirme Yönetmeliği, 6331 sayılı İSG kanunu ve bu kanuna bağlı diğer yönetmelik, tebliğ vb. kaynaklardan da yararlanılıp, iki farklı risk analizi metodu uygulanarak risk değerlendirmeleri yapılmıştır. Fine-Kinney metodu ile yapılan risk analizinde, çalışma alanında 9 farklı bölümde 99 adet risk tespit edilmiş olup, bunlardan 6 tanesinin "Tolerans Gösterilemez Risk", 7 tanesinin ise "Esaslı Risk" olduğu tespit edilmiştir. Düzenleyici önleyici faaliyet (DÖF) sonrasında ise bu risklerin ortadan kaldırılabileceği ortaya konmuştur. Ayrıca kontrol listesi metoduna göre yapılan risk değerlendirmesinde ise yine 7 bölüm için 101 adet soru sorulmuş olup, bunlardan 77 tanesi "Hayır" olarak cevaplandırılmıştır. 94 tehlike için DÖF belirlenmiş ve alınacak tedbirlerle bu risklerin azaltılabileceği görülmüştür. Fine-Kinney metodu kullanılarak yapılan risk analizi uygulaması sonucunda, tedbir alınmasının gerekli olduğu risk değerlerinin, DÖF sonucunda olası ve önemsiz risklere dönüştüğü gözlemlenmiştir. Aynı şekilde Kontrol Listesi metodu için, standart ve genel kontrol soruları ile saha alanında bulunan mevcut risklere yönelik olarak sorular hazırlanmış olup, aynı şekilde DÖF uygulanmış, risklerin önlenebileceği görülmüştür.
İş sağlığı ve güvenliğinde risk analizi: Metallerin makinede işlenmesi sektöründen bir uygulama
Metal imalat endüstrisi ülkemizde önemli bir sektör konumundadır. Bu sektörde iş kazası ve meslek hastalıkları sıklıkla görülmektedir. Dolayısıyla güvenli bir çalışma ortamı sağlanması için tehlikelerin tanımlanması, risk değerlendirmelerinin yapılması ve önleyici tedbirlerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla Elazığ ilindeki bir metal fabrikasında gerçekleştirdiğimiz çalışmada, risk seviyeleri Fine – Kinney metodu kullanılarak belirlenmiştir. Çalışmalarımız sonucunda mevcut durumlar göz önünde bulundurularak 16 adet tolerans gösterilemez risk, 24 adet esaslı risk, 25 adet önemli risk, 12 adet olası risk ve 40 adet önemsiz risk olmak üzere toplam 117 adet risk seviyesi tespit edilmiştir. Belirlenen risk seviyelerinin değerlendirilen tehlikelere göre dağılımı ve risk seviyelerinin ortalama değerleri tablolar halinde verilmiştir. Tespit edilen riskleri tamamen ortadan kaldırmak ya da etkilerini en aza indirebilmek için, önerilen düzeltici – önleyici işlemler uygulanmış ve risklerin alabileceği yeni seviyeleri yüzdelik dilimlerle gösterilmiştir. Sonuç olarak elde ettiğimiz verilere göre, metal sektöründe olası riskler için alınması gereken tedbirler uygulanarak, iş kazası ve meslek hastalıklarının önüne geçilmesi mümkün olabilecektir.
Seçilmiş ayakkabı imalathanelerininiş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
Bu tez çalıĢması ile Adana ilinde faaliyet gösteren 3 orta ölçekli iĢletmede saha çalıĢmaları yürütülmüĢ, ĠSG açısından değerlendirilmiĢtir. ÇalıĢmada ayakkabı imalathanelerindeki çalıĢanlara anket çalıĢması yapılmıĢtır. Bu anket çalıĢmasında iĢçilere demografik özellikleri ve iĢyeri öyküsünden oluĢan sorular ile ĠSG uygulamaları hakkında sorular sorulmuĢtur. Elde edilen sonuçlar ile imalathanelerin durumu değerlendirilmiĢtir. Bu bağlamda çalıĢanların iĢ sağlığı ve güvenliği tedbirlerine farkındalıkları kazandırılmaya çalıĢılmıĢ, ayakkabıcılık sektörü çalıĢanlarının profilleri saptanmıĢ, alınması gereken önlemler ve çözüm önerilerinin uygulanmasındaki engellerin ortadan kaldırılması amaçlanmıĢtır. ÇalıĢmanın bir diğer kısmında seçilmiĢ bir ayakkabı iĢletmesinde ĠSG riskleri tespit edilmiĢ, Fine-Kinney metodu kullanılarak risk analizi gerçekleĢtirilmiĢ ve risk sınıfları belirlenmiĢtir. Risk analizi sonuçları değerlendirilerek riskleri önemsiz riskler haline getirmek için önerilerde bulunulmuĢtur. Anahtar Kelimeler: Ayakkabı, iĢ sağlığı ve güvenliği, risk analizi, ĠSG
Bir tekstil fabrikasında fine – kinney risk analizi metodu ile risk değerlendirmesinin yapılması
İş sağlığı ve güvenliğinin kavramsal anlamı, işyerlerinde tehlikelerin yok edilmesi, risklerin öngörülerek değerlendirilmesi, risklerin tamamen ortadan kaldırılması ya da zararların en az seviyeye indirebilmesi için yapılacak çalışmaları içermektedir. Bu çalışmada iş sağlığı ve güvenliğinin ne kadar önemli olduğu ve risk değerlendirmesinin amacı ele alınmıştır. Gerçekleştirilen risk değerlendirmesi tekstil sektöründe yer alan bir iş yerinde gerçekleşmiştir. İlk olarak işletmedeki olası tehlikeler belirlenerek Fine – Kinney Metodu ile risk değerlendirmesi yapılmıştır.