National Struggle Period

145 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Milli Mücadele Dönemi yazarlarından Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanlarının popüler kültür içerik özellikleri bağlamında incelenmesi

Bu çalışmada Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu örneğinde Milli Mücadele Dönemi romanlarının popüler kültür içerik özellikleri bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Halide Edip Adıvar'ın Ateşten Gömlek (1923), Kalp Ağrısı (1924) ve Vurun Kahpeye (1923); Reşat Nuri Güntekin'in Ateş Gecesi (1942), Damga (1924), Gizli El (1924) ve Yeşil Gece (1928); Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Ankara (1934), Kiralık Konak (1922), Sodom ve Gomore (1928) ile Yaban (1932) adlı romanları incelenmiştir. Çalışmada, öncelikle yöntem üzerinde durulmuş ve çalışmanın nasıl yapıldığı açıklanmıştır. Çalışmanın kuramsal çerçeve ve tarihsel ardalan bölümünde ise öncelikle Marksist Ekonomi Politik Yaklaşıma değinilmiş ve bu bağlamda popüler kültür tartışması yapılmıştır. Sonrasında ise Milli Mücadele Dönemi'nin sosyo-kültürel ortamı değerlendirilmiş, yazarların yaşamı, sanat anlayışları ve değerlendirmeye alınan romanlarının konuları üzerinde durulmuştur. Çalışmada, popüler kültürün belirleyicisinin üretim anındaki siyasal ve ekonomik ilişkiler olduğu görüşü temel alınmıştır. Bu bağlamda yapılan değerlendirmede, Milli Mücadele Dönemi popüler kültür içerik özelliklerinin dönemin sosyo kültürel ve ekonomik yapısı doğrultusunda biçimlendiği ve dönemin popüler kültür içerik özelliklerinin günümüzün popüler kültür özellikleri ile benzerlik gösterdiği ve her iki dönemde de popüler kültürün işlevinin aynı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Marksist ekonomi politik, Popüler kültür, Milli mücadele dönemi

Adıvar, Halide EdipGüntekin, Reşat NuriKaraosmanoğlu, Yakup Kadri+5
Duygu Ünalan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadelede ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Denizli sağlık hizmetleri (1919-1938)

Tarihi süreç içerisinde pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan Denizli, Osmanlı Devleti teşkilat yapısı içerisinde Aydın Vilayeti'ne bağlı bir sancak durumunda varlığını sürdürürken, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte il statüsünü kazanmıştır. Yaşanan bu sürecin çeşitli yönleri ve kent tarihine olan etkisi yerel ve ulusal araştırmacılar tarafından birçok kez irdelenmiştir. Pek çok değerli tarihçi tarafından Denizli'nin sosyal, ekonomik, dini, askeri ve kültürel tarihi hakkında belirli dönemleri de içine alan birçok çalışma yapılmasına karşın, "Denizli Sağlık Tarihi/Hizmetleri" özelinde monografik bir çalışma bu güne kadar yapılmamıştır. Bu eksikliği bir ölçüde gidermek amacıyla, "Millî Mücadelede ve Cumhuriyetin İlk Yıllarında Denizli Sağlık Hizmetleri (1919-1938)" konusu tez çalışması olarak seçilmiştir. 1919-1938 dönemini kapsayan çalışmamızda; Denizli'de gerçekleştirilen sağlık hizmetleri, yaşanan bulaşıcı ve salgın vakaları, görev yapan tabip ve diğer sağlık personelleri, hastalıklarla mücadele yöntemleri, Denizli ve kazalarında hizmet veren sağlık kurum ve kuruluşları, Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nin bölgedeki faaliyetleri ile sağlık hizmetlerine doğrudan ya da dolaylı yönden etki eden faktörler arşiv belgelerinden de yararlanılarak incelenmiştir. Giriş ile birlikte dört bölüm olan çalışmamızda konunun tarihsel gelişimi, Cumhuriyet yönetiminin Osmanlı'dan devraldığı sağlık kuruluşları ile bulaşıcı hastalıklar ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Denizli, Sağlık Hizmetleri, Denizli Memleket Hastanesi, Salgın Hastalıklar, Cumhuriyet Dönemi.

Bulaşıcı hastalıklarCumhuriyet DönemiDenizli+6
Ali Tomalı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Milli mücadelede Simav ve çevresi

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Simav, Ege Bölgesi'nin diğer bölgelerle kesişme noktasındadır. 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir'in işgal edilmesiyle başlayan Yunan işgali ve mezalimi Batı Anadolu Bölgesi'nin birçok yerine yayılmış, bu yaşananlara tepki olarak da birçok yerde Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kurulmaya başlamıştır. Bu yerlerden birisi de Simav olmuştur. Simav'da 1 Kasım 1919 tarihinde Simav Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuş ve faaliyetlerine başlamıştır. Birçok yerde olduğu gibi Simav'da da Kuva-yı Milliye karşıtları ortaya çıkmış ve onlarda faaliyetlerine başlamış, Çerkez Ethem'in Simav'a gelmesinden sonra onun çalışmaları neticesinde bu karşı hareket susturulmuştur. Yunan işgaline uğrayan yerlerden birisi olan Simav farklı tarihlerde Yunan askerleri tarafından, 1 Eylül 1920, 22 Ağustos 1921 ve 12 Ekim 1921 tarihlerinde olmak üzere üç kez işgal edilmiştir. Halk işgale karşı çıkmıştır. Bu mücadelede bazıları canlarını verirken, yine birçok Simavlı da sürgüne gönderilmiştir. Büyük Millet Meclisi'nin Yunan ordusuna karşı vermiş olduğu mücadelenin son safhasını oluşturan Büyük Taarruz ile Simav da 5 Eylül 1922 tarihinde işgalden kurtarılmıştır. Aynı şekilde Büyük Taarruz ile Simav çevresindeki yerleşim yerleri olan, Emet, Gediz ve Uşak'ta da Yunan işgali son bulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kuva-yı Milliye, Yunan, Mehmet Arif Efendi, Simav, Çerkez Ethem, İbrahim Ethem, Rasih Efendi, Mehmet Nuri Efendi, Yusuf Cemil Bey.

Kuva-yı MilliyeKütahya-SimavMilli Mücadele+1
Erkan Açıkgöz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadele komutanlarının anılarında Musul sorunu

Bu araştırmada 30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra Musul'un işgal edilmesi ile başlayan ve 5 Haziran 1926'da imzalanan Ankara Antlaşması ile biten süreç ve bu süreçte Milli Mücadeleye katılmış olan komutanların görüşleri incelenmeye çalışılmıştır. Musul 11. Yüzyıldan itibaren Türk egemenliğine girmiştir. 1514 Çaldıran Seferi ile Osmanlı hâkimiyetine giren Musul, Osmanlı Devleti'nin Musul, Kerkük ve Süleymaniye sancaklarından oluşan bir vilayettir. Mondros Ateşkes Anlaşmasının ilan edilmiş olmasına rağmen, 1918'de İngilizler tarafından haksız yere işgal edilmiştir. Lozan'da İngilizler Musul'u Irak sınırları içerisine dahil ettirmeye çalışmışlar, Türkiye ise Musul'un Misak-ı Milli sınırları içerisinde olduğunu belirterek bunu reddetmiştir. Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandıktan sonra Musul'un haksız yere işgale uğraması Milli Mücadele Komutanlarını da etkilemiş, komutanlar bu konu hakkındaki düşüncelerini her fırsatta dile getirmiş, kendilerine göre sorunun sebebini ve çözüm yollarını tartışmışlardır. Ancak TBMM ile İngiltere anlaşamadıkları için Lozan Antlaşması'nın imzalanması tehlikeye girmiştir. Lozan'da antlaşmanın imzalanabilmesi için Musul sorununun Lozan Görüşmeleri dışında, ikili görüşmelerle çözümlenmesine karar verilmiştir. İkili görüşmelerden de sonuç alınamayınca, sorunun çözümü Milletler Cemiyetine havale edilmiştir. Türkiye, ne yazık ki, üyesi dahi olmadığı Milletler Cemiyeti'nin aldığı karar doğrultusunda Musul'dan vazgeçmek zorunda kalmıştır. Diğer taraftan 5 Haziran 1926 tarihinde Türkiye, Irak ve İngiltere arasında imzalanan Ankara Anlaşması ile Irak petrolleri gelirlerinin %10'unun 25 yıl süre ile Türkiye'ye ödenmesi garanti altına alınmışsa da, Türkiye 1958 sonrasında bu hakkından faydalanamamıştır. Anahtar Kelimeler: Musul Sorunu, Milli Mücadele Komutanları, Lozan Konferansı,Haliç Konferansı, Ankara Anlaşması.

AnılarAskerlerCebesoy, Ali Fuat+7
Emine Yücel
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Müdafaai Hukuk Cemiyeti ışığında Milli Mücadele Döneminde Türk halkı

Osmanlı Devleti'nin dağılma döneminin son aşamalarında siyasi, ekonomik ve toplumsal dinamiklerinin I. Dünya Savaşı'nın etkisi ile ağırlığının yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladığı ve üst üste gelen yıpratıcı muharebelerin verdiği kalıcı hasarların etkisinden kurtulmak için son döneminden itibaren Anadolu'da oluşmaya başlayan ve gün geçtikçe filizlenen Milli Mücadele hareketinin, hayata geçirilmek istenen yenilikçi düşüncelerin, Mustafa Kemal önderliğin de gerçekleştirilen oluşumun Anadolu'daki etkileri ve halkın birlikte göstermiş olduğu dayanışmayı ve bu süreç içerisinde toplumda yaşanan Milli Mücadele hareketinin etkilerini görüyoruz. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Milli Mücadele Dönemi, Mustafa Kemal Paşa, Türk Halkı, Türk Kadını, Kamuoyu, Miting, Hatıra, Dinamik

AtatürkKamuoyuMilli Mücadele+5
Merve Uslu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadele'de Türk kadını ve Çukurovalı kadınlar

Tezimizin temel amacı Milli Mücadele döneminde gerek cephe gerisinde gerekse bizzat cephede önemli görevler üstlenmiş Türk kadınlarının rolüdür. Bu amaçla Türk kadınının geçmişten günümüze kadar ki geçirdiği evreleri anlatmaya çalıştık. Tezimin ana konusu olan Milli Mücadele Dönemindeki Türk kadınlarının faaliyetleri ve Çukurova yöresi civarındaki Türk kadınlarının yapmış oldukları hizmetlerini esas alarak tezimi 4 bölüm şeklinde hazırlamaya çalıştım. Giriş bölümünde Milli Mücadele Dönemine kadar Türk kadınının tarihsel süreç içindeki rolü hakkında bilgi verilmiştir. Birinci Bölümde, Osmanlı'nın son dönemlerinden Kurtuluş Savaşı Öncesine kadar ki Türk kadınlarının faaliyetlerinden bahsedilmiştir. İkinci Bölümde, Milli Mücadele'de gerek cephe gerisinde gerekse bizzat cephede vazife alan Türk kadınlarından söz edilmiştir. Üçüncü Bölümde, Çukurova bölgesi hakkında genel bilgilendirme yapılmış ve Milli Mücadele'de Çukurova bölgesindeki kadın kahramanların çalışmaları ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

KadınlarMilli MücadeleMilli Mücadele Dönemi+3
Burak Can Uğurluay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Kemal'in dış politika anlayışı ve 19 Mayıs 1919'dan Lozana gelinen süreçte Türk dış politikası

20. Asır, sanayi inkılâplarını tamamlamış batılı devletler için, 17. yüzyıldan beri süregelen emperyalist hedeflerinin, yeni bir boyut kazandığı bir asır olarak başlamıştır. Bu asrın başında batılı devletler, kendi aralarında, uluslarının refahı adına dünyayı paylaşma yarışına girişmişlerdir. Bu yarış, doğal olarak çıkar çatışmalarına ve sonunda da I. paylaşım savaşının çıkmasına neden olmuştur.Osmanlı İmparatorluğunun hükümran olduğu, merkezi dünya olarak da ifade edilen bölge batılı devletlerin aralarındaki paylaşım savaşının ana hedefi konumunda idi. Osmanlı Devletinin de müdahil olduğu bu savaşın sonucunda, Osmanlı Devleti şartları çok ağır olan bir anlaşmaya taraf olmak zorunda bırakılmıştı.Çalışmamızda, işte bu anlaşma döneminin şartları içerisinde, Anadolu'da Milli Mücadeleyi başlatan ve 1919'dan 1923'e kadar sürecek bu mücadelede ulusal ve uluslar arası durumun oluşturduğu şartları doğru bir şekilde analiz ederek, mücadeleyi Misak-ı Milli çerçevesinde yönlendiren Mustafa Kemal'in gün be gün çalışma arkadaşları ile oluşturdukları stratejiler doğrultusunda bağımsız, egemen bir devlet kurmak için giriştikleri dış politik ilişkiler incelenmiştir.Yüksek lisans tez çalışmamın hazırlanmasında katkı ve desteğini esirgemeyen değerli hocam ve danışmanım Sayın Yrd. Doç. Dr. Necati AKSANYAR'a, bu süre içerisinde ilgi ve yardımlarını esirgemeyen bütün öğretmenlerime teşekkür ederim.Anahtar Kelimeler: Milli Mücadele, Kurtuluş Savaşı, Dış Politika, Uluslararası İlişkiler, Mustafa Kemal.

Atatürk DönemiAtatürk, Mustafa KemalLozan Antlaşması+4
Murat Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Söğüt (1839-1923)

Kuruluşa ve Kurtuluşa beşiklik yapan Söğüt'ün tarihini milattan öncesine dayandırmak mümkündür. Bilinen ilk ismi İTEA'dır. Bizans döneminde THEBASİON veya SEBASİYON diye isimlendirilmiştir. SAFSAF ve BİD kelimelerinin ?Söğüt Ağacı? anlamına gelmesi sebebiyle Müslüman Türkler bu yöreye ?SÖĞÜT? demişlerdir.13. yüzyılda Kayı Boyu Söğüt'e yerleşmiştir. Bursa'nın fethine kadar Os¬manlı Devleti'nin başkenti olmuştur. 1921-1922 yıllarında üç kez Yunan işgaline uğ¬rayan Söğüt, neredeyse tamamı yakılıp yıkılmıştır. Eskiye ait pek fazla bir şeyi kalmayan Söğüt, Cumhuriyet döneminde yeniden inşa edilmiştir. Kuruluş ve Kur¬tuluşa beşiklik eden Söğüt İlçesinde, her yıl Eylül Ayının ikinci hafta sonu yeni nesillerimize Ecdada saygı ve vefa duygusunun, vatan sevgisinin verildiği, birlik ve beraberliğimizin pekiştirildiği ?Ertuğrul Gaziyi Anma ve Söğüt Şenlikleri? düzenlenmektedir.Kurtuluş Savaşının en çetin geçtiği yerlerden birisi de Metristepe'dir. Metristepe bölgeye hakim bir yer olup, İnönü Savaşları bu bölgede yapıl¬mıştır. II. İnönü Zaferi kazanıldığında, Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa'ya çektiği telgrafta " Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makus talihini de yendiniz dediği yerdir. Kazanılan zaferlerin ve aziz şehitlerimizin adına bir anıt yaptırılmış¬tır.Anahtar Kelimeler: Söğüt, Metristepe, Cumhuriyet, Kayı

Bilecik-SöğütEkonomiMilli Mücadele Dönemi+5
Çiğdem Öteyaka
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul basınına (Vakit gazetesi) göre Lozan Barış Konferansı müzakereleri

Lozan Barış Antlaşması, 20. yüzyıl Türk tarihinin en önemli siyasi olaylarından birisidir. Bu antlaşma, Birinci Dünya Savaşı'nın devamı mahiyetindeki İstiklâl Harbi'ni nihayete erdiren ve yeni bir döneme kapı aralayan tarihî bir vesikadır. Bu tarihî vesika yeni dönemin temel yapı taşı olarak da kabul edilebilir. Bu antlaşma, aynı zamanda yeni dönemin, özgür ve bağımsız bir devlet olarak uluslararası camiada tanınmasını ve kabul edilmesini sağlamıştır.Bu çalışma, böyle önemli tarihî bir olayın öncesinde ve sonrasında, bu konu ile alakalı olarak, yaşanan gelişmeleri incelemek ve ayrıca Lozan Barış Konferansı müzakereleri sürerken dönemin gazetelerinden birisi olan Vakit gazetesinin bu sürece bakış açısını irdelemek amacıyla hazırlandı.Bu çalışmada ikinci bölüme kadar olan kısımda, Birinci Dünya Savaşı'ndan Büyük Taarruz'a kadar olan, kısaca, siyasi ve askeri gelişmelerinin yanında çalışmada ana kaynak olarak kullanılan Vakit gazetesinin tanıtımı ile Lozan Barış Konferansı'nın hazırlıkları ele alınmıştır. İkinci ve üçüncü bölümler Lozan Barış Konferansı müzakerelerinin Vakit gazetesinin bakış açısıyla değerlendirilmesini içermektedir. Dördüncü bölüm ve sonuç kısmı ise antlaşmanın imzalanması, antlaşmanın TBMM' de değerlendirilmesi ve genel bir değerlendirme şeklinde ele alınmıştır.Bu çalışmanın hazırlık aşamasında o dönemi anlatan, o döneme vurgu yapan kitap, hatırat ve makalelerin dışında ağırlıklı olarak Vakit gazetesinden yararlanıldı.Anahtar Kelimeler: Vakit Gazetesi, Lozan, Lozan Barış Konferansı, Millî Mücadele, Lozan Barış Antlaşması, Türk Delege Heyeti, TBMM.

BasınGazetelerLozan Antlaşması+7
Hacı Mehmet Kara
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Atatürk Dönemi Manisa milletvekilleri (1923-1938)

1923-1938 Atatürk Dönemi Manisa Milletvekilleri adlı tezimizde Atatürk zamanında Manisa milletvekillerinin hem Kurtuluş Savaşı zamanında hem de Kurtuluş Savaş'ında sonra inşa edilmekte olan devlette yaptıkları kahramanlıklar üzerinde durulmuştur. Milletvekillerinin hem cephede askerle birlikte olarak askerlere moral desteği vermeleri, işgallere karşı direniş cemiyetlerinin kurulmasına ön ayak olmaları, Mecliste yaptıkları faaliyetler ve çıkarılan kanunlara vermiş oldukları oylarla Anadolu hareketini destekledikleri yaptığımız çalışma ile ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Atatürk, Manisa, Milletvekili, TBMM.

Atatürk DönemiManisaMilletvekili+3
Hasan Karakuzu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çerkez Ethem'in Kurtuluş Savaşı'ndaki faaliyetleri

30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'yla Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'nın yenilgisini kabul etmiş sayılmaktadır. Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı Devleti gibi iki cihana 600 yıl boyunca hükmetmiş bir devletin sonu değil, aynı zamanda bir milleti olan Türklüğün yok edilmek istenmesinin neticesidir. Mondros Ateşkes Antlaşması'yla savunmasız bırakılan Anadolu halkı, kendilerini savunmak için yerel direniş örgütü olan Kuvâ-yi Milliye birliklerini oluşturmuşlardır. Yunanlıların 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir'i işgal etmesi, Anadolu ve bölge halkının hızlıca teşkilatlanmasına neden olmuştur. Düzensiz olarak örgütlenen teşkilatlar içerisinde önemli olanlardan biri, Çerkez Ethem öncülüğünde kurulmuş olan Kuvâ-yi Seyyâre'dir. Kuvâ-yi Seyyâre işgallere karşı müdahalelerde ve yerel isyanları bastırmada büyük rol oynamış, merkezi otoritenin güçlenmesine katkı sağlamıştır. İzmir'in işgali ile başlayan dış güçlerin Anadolu'da yayılması, Yunanlıların Ege Bölgesi'nin içlerine kadar ilerlemesiyle devam etmiştir. İşgallere karşı Batı Anadolu'da Kuvâ-yi Milliye örgütlenmesi oluşmuştur. Rauf Orbay, Kuvâ-yi Milliye örgütünün ilerlemesi ve Yunanlıların memleket topraklarından atılması için Bandırma'ya giderek, Çerkez Ethem ve ağabeyleri ile görüşerek, Milli Mücadele'ye desteklerini istemiştir. Milli Mücadele'ye katılarak, başlangıçta Yunan ilerlemesini durdurmuş ve ülkede meydana gelen iç isyanları başarıyla bastırarak Anadolu'da kurulan yeni ve düzenli Türk ordusunun teşkilatlanması için yaklaşık bir buçuk yıl gibi bir zaman kazandırmıştır. Bu sayede de Türk İstiklal Harbi'ne önemli bir katkı sağlamıştır.

Kurtuluş SavaşıKuva-yı MilliyeMilli Mücadele+3
Tuğçe Özsoy Kazdal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yemen Vazat-Luhye Mıntıka Kumandanlığı Harp Ceridesine göre I. Dünya Savaşı ve Yemen Cephesi: I. Defter, s. 181, 28 Nisan 1331 - 8 Eylül 1331

Vâizât-ı Luhye Mıntakası Kumandanı olan ve savaşın sonlarına doğru da Yemen'deki 40. Tümen Komutanlığı'na getirilen M. Galib Deniz tarafından I. Dünya Savaşı'nın henüz ilk yıllarına rastlayan 28-04-1915 ve 08-09-1915 tarihleri arasında tutturulan elimizdeki ceridelerden hareketle Yemen Cephesi'ndeki savaşın genel seyri, kıtalarımızın konuşlanışı, iaşe durumu, subay ve askerlerimizin durumu, harekât planımız, yerel halkın askerimize bakışı, komutan ve askerlerimizin bu savaşla ilgili düşünceleri ve planları gibi savaşın farklı yönlerine dikkat çekmeyi amaçladık. Bu çalışmada kaynak olarak kullanılan harp cerideleri askeri birlikler tarafından tutulan günlüklerdir. Vâizât-ı Luhye Mıntakası Kumandanlığı tarafından 28-04-1915 ve 08-09-1915 tarihleri arasında tutulan Yemen Cephesi Harp Cerideleri ile sınırlandırdığımız ve transkripsiyonu yaptığımız bu çalışmada aynı zamanda I. Dünya Savaşı'na ve Yemen Cephesi'ne ait kaynaklarla ilgili literatür taraması yapılarak da konu hakkında bilgiler ortaya konulmuştur. Transkiripsiyonunu yaptığımız 28-04-1915 ve 08-09-1915 tarihleri arasındaki Vâizât-ı Luhye Mıntakası Kumandanlığı tarafından tutulan ceridelerden ve literatür taraması yaparak incelediğimiz kaynaklardan hareketle Yemen Cephesi'nde savaşın taraflarınn bir meydan savaşına girmediği anlaşılmıştır. İtilaf devletleri safında yer alan İtalyanların ve özellikle İngilizlerin Yemen'deki aşiret reislerini türlü vaatlerle, hediyelerle kandırarak burada dâimâ bir kaos ortamı yaratmak, aşiretlere sağladığı silah ve cephane yardımı ile de vur-kaç taktiği izleyerek buradaki Osmanlı Kuvvetlerine zarar verme gayreti içerisinde olduklarını gördük. Osmanlı Devleti'nin ise ekonomi, cephane, erzak, iaşe ve personel sayısı, haberleşme araç ve gereçleri gibi her açıdan sıkıntıda olmasına rağmen Yemen Cephesi'nde bir yenilgiye uğramadığı aksine yıllardır bir üssü olan Aden'i savaş boyunca kuşatma altında tutarak İngiliz ilerleyişine meydan vermediği; Kuzeyde ise İngilizlerin desteği ile güneye inmeyi amaçlayan İdrisi'nin bütün çabasını boşa çıkardığı anlaşılmıştır.

Bilgi kaynaklarıDünya Savaşı IKurtuluş Savaşı+5
Cihangir Coşkunoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Döneminin ilk İstiklal Mahkemesine giden süreç ve İstanbul İstiklal Mahkemesi

Cumhuriyet tarihinin en tartışmalı konularından birisi olan İstiklal Mahkemeleri, ilk olarak Anadolu'da yeni bir otorite kurmaya çalışan Milli Mücadele hareketi tarafından Kurtuluş Savaşı esnasında hayata geçirilmiştir. İstanbul Hükûmeti ve İşgalci Devletler tarafından önlenmeye çalışılan Ankara merkezli yeni otorite; temellerini sarsmaya çalışan isyanları, askeri gücünü zayıflatan asker kaçağı sorununu önlemek, güven ve asayişi sağlamak için İstiklal Mahkemelerine başvurmuştur. İstiklal Mahkemeleri Kurtuluş Savaşı sürecinde Ankara Hükûmeti için önemli bir otorite kaynağı olmuştur. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Saltanatın kaldırılması ve Cumhuriyetin ilanı sürecinde, Mustafa Kemal Paşa'nın lider kadro içerisindeki bazı arkadaşlarıyla arasında anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştır. Cumhuriyetin ilanı başta Hüseyin Rauf Bey olmak üzere bazı isimlerin tepkisine yol açmış ve bu tepki zamanla İstanbul basını ve hilâfet taraftarlarının desteğiyle büyük bir muhalefet hareketine dönüşmüştür. Hilâfetin, cumhuriyetin ilanıyla birlikte sorun haline gelmesi, Ağa Han ve Emir Ali gibi dış mihrakların da bu soruna dâhil olması, İstiklal Mahkemelerini yeniden gündeme getirmiş ve İstanbul İstiklal Mahkemesi kurulmuştur. Halifeyi ve muhalefeti açıkça destekleyen İstanbul basınını yargılayan bu mahkeme Cumhuriyet döneminin ilk İstiklal Mahkemesi olması açısından önemlidir. Bu mahkeme ile muhalefet susturulmuş ve Hilâfetin kaldırılması için uygun zemin hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: İstiklal Mahkemeleri, Basın, Hilafet, Ağa Han, Emir Ali, Hüseyin Cahit, Velid Ebuzziya, Ahmet Cevdet

Cumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihiMahkemeler+3
Abdullah Aydın
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir İstiklal Mahkemeleri'nde casusluk davaları

1920-1927 yılları arasında görev yapmış ve bir döneme damgasını vurmuş olan İstiklâl Mahkemeleri, Milli Mücadele yılları ve Cumhuriyet Tarihi'nin ilk yıllarında özel yetkiler verilerek kurulmuş mahkemelerdir. İstiklâl Mahkemeleri'nin I. Dönemin de kurulan Eskişehir İstiklâl Mahkemeleri, bulunduğu konum itibariyle Türk İhtilali'nin başarıya ulaşmasında önemli bir görev üstlenmiştir. Nitekim savaş cephelerine ve İstanbul'a yakın olması nedeniyle Eskişehir ve çevresi asker kaçaklarının ve İstanbul'dan Anadolu'ya geçen casusların uğrak mekânı olmuştu. Bu çevre de kurulması planlanan bir İstiklâl Mahkemesi, Ankara hükümeti ve Büyük Millet Meclisi'nin yükünü büyük ölçüde hafifletecekti. Tüm bu hususlar doğrultusunda Büyük Millet Meclisi'nin almış olduğu karar sonucunda 20 Ekim 1920 yılında Eskişehir İstiklâl Mahkemesi kurulmuştur. Bu çalışma da Eskişehir İstiklâl Mahkemeleri ile ilgili bazı önemli bilgiler verilerek bu süreç içinde yaşanan yargılamalar hakkında temel kaynaklar kullanarak açıklayacağız.

CasuslukCumhuriyet tarihiDavalar+4
Alaattin Emre Aybak
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnönü devrinde Kazım Karabekir'in faaliyetleri

Türk askeri ve siyasi tarihinin en önemli simalarından biri olan Kâzım Karabekir, Balkan, I. Dünya ve Türk İstiklal Savaşlarında büyük hizmetlerde bulunmuş bir asker ve siyaset adamı olarak karşımıza çıkmaktadır. I. Dünya Savaşı sonrası Mustafa Kemal Atatürk'e destek vererek Kongreleri desteklemiş ve Doğu'da bir kurtuluş hareketi başlatmıştır. Özellikle Milli Mücadele sırasında Doğu'da yapmış olduğu askeri harekâtlar Türkiye Cumhuriyeti adına oldukça büyük önem arz etmektedir. Karabekir Türkiye'nin ilk askeri zaferini kazanmasının yanı sıra Batı Cephesine gönderdiği asker ve mühimmatlarla da Milli Mücadele için kilit bir isim haline gelmiştir. 1921 Eylül ayında Doğu Cephesinin kapanması ile birlikte Ankara'ya gelmiş ve milletvekili olarak çalışmalara başlamıştır. Daha sonra, Atatürk ile bazı konularda ters düşerek arkadaşları ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurmuştur. 1926'da Atatürk'e kaşı düzenlenmesi planlanan İzmir Suikastı Olayı'na adı karışınca yargılanmış ve emekli edilmiştir. Karabekir emekli edildikten sonra bir bakıma inzivaya çekilmiştir. Atatürk'ün vefatına dek sıkı bir takip altına alınmıştır ve Atatürk'ün vefatının ardından İnönü döneminde tekrar siyaset sahnesinde ki yerini almıştır. Konumuzu teşkil eden İnönü Döneminde Karabekir, yaklaşık 10 yıl boyunca TBMM'de İstanbul milletvekili olarak bulunmuştur. Yurdun çeşitli yerlerine geziler düzenlemiş ve çeşitli toplantılara katılmıştır. Karabekir 5 Temmuz 1946 ile öldüğü gün olan 26 Ocak 1948 tarihine dek TBMM Başkanlığı görevini de başarı ile yürütmüştür. Bu çalışmanın amacı Kâzım Karabekir'in 1938-1948 yılları arasında ki faaliyetleri detaylı bir şekilde ortaya koymaktır. Bu nedenle çalışmanın son bölümünde Karabekir'in İnönü Devrinde ki siyasi yaşamı, gezileri ve diğer faaliyetleri detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kâzım Karabekir, Milli Mücadele, İsmet İnönü, TBMM.

Cumhuriyet tarihiKazım Karabekir PaşaMilli Mücadele+3
Zeynel Abidin Polat
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadele ve Cumhuriyetin ilk on yılında Çorum

Osmanlı Devleti'nin ve Cumhuriyet döneminin sürgün yeri olan Çorum şehri Milli Mücadele döneminde de isyan hareketlerinin yaşandığı bir yer olmuştur.Çorum şehri devlete ve devlet yöneticilerine karşı daima saygı göstermiş ve istenilen her türlü devlet emrini yerine getiren şehir olma özelliğini her zaman korumuştur. Bundan dolayı da gerek Milli Mücadele'de gerekse Cumhuriyet döneminde kendisinden istenilen her vazifeyi ve sorumluluğu yerine getirmesini bilmiştir. Milli Mücadele yıllarında silah, mühimmat ile erzak yardım ve nakliyle önemli bir merkez olmuştur. Şehir sadece ordunun ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmeyip kendi çevresinde meydana gelen olayların genişlemesine de izin vermemiştir. Planlı ve disiplinli çalışmalar sonucunda elde edilen başarının meyvesi olan Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte gerçekleşen inkılâpları ve yenilikleri takip ederek yeni devletin ilerlemesine sosyal, kültürel ve ekonomik yönden de katkı sağlamıştır.

CumhuriyetCumhuriyet DönemiMilli Mücadele+6
Derya Kendircioğlu
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İstiklal gazetesi indekslemesi (1918-1919)

Yakın tarihimizi incelemek isteyen araştırmacılar için basın yayın hareketleri her zaman vazgeçilmez kaynaklardan biri olmuştur. Basın tarihimizi Tanzimat Dönemi'nden Milli Mücadele dönemine kadar Meşrutiyet Dönemleri de dâhil olmak üzere birçok alanda incelemek mümkündür. Bizim çalışma alanımız olarak seçtiğimiz gazete ise Mütareke Dönemi Osmanlı Devleti basınının bir parçası olan İstiklal Gazetesi olmuştur. Mütareke, yani Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıktıktan sonra galip devletlerle Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalandığı dönemi kapsamaktadır.Özellikle Mütareke Dönemi diye adlandırdığımız dönemde önemli bir basın yayın organı olan İstiklal Gazetesi bir taraftan İstanbul Hükümetleri'nin tutarlı bir siyaset izlemesini savunurken Milli Mücadele'nin de yavaş yavaş şekillendiği dönemlerde de az da olsa destek vermeye çalışmıştır. Kısıtlı da olsa da İstiklal Gazetesi'nin işgale karşı tepkisini gördüğümüz olayların en güzel örneği de İzmir'in 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunan orduları tarafından işgalinden sonra gerçekleşen Sultan Ahmet Meydanı'nda işgale tepki olarak yapılan mitinglerdir. Halide Edip Adıvar gibi birçok konuşmacının mitingde yaptığı konuşmaları da İstiklal Gazetesi satır satır gazete sayfalarına aktarmıştır. İstiklal Gazetesi'nin Aralık 1918 yılında başlayan yayın hayatının yaklaşık 240 sayısı incelendikten sonra haberler gün, sayı, sayfa numarası ve haberlerin özetiyle araştırmacıların faydalanması için çalışmamızı indeksleme usulüne göre yaptık. Haberleri Osmanlı Devleti'nin sınırları dâhilinde olanlar, Osmanlı Devleti'nin diğer ülkelerle olan ilişkileri, Osmanlı Devleti sınırları dışındaki ülkeler ve Birinci Dünya Savaşı sonrası yenik devletlere imzalatılacak antlaşmaların görüşüldüğü Paris Sulh Konferansı bölümleriyle daha kolay incelenmesini sağladık. Bu yönüyle araştırmacılara iyi bir hizmet olacak ve İstiklal Gazetesi üzerinde çalışacak herkes içinde kolaylık olacaktır.Anahtar Kelimeler: İstiklal Gazetesi, İndeks, Haberler, Makaleler

GazetelerMilli Mücadele Dönemiİndeksleme+1
Ersin Demirci
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kemalettin Sami Paşa (1884-1934)

Osmanlı Devleti'nde tarihsel süreç içerisinde devletin her kademesinde asker, diplomat, siyasetçi olmak üzere birçok devlet adamı yetişmiştir. Bunların bir kısmı, yapmış olduğu faaliyetlerle ön plana çıkarak tarihi bir şahsiyet kazanmışlardır. Faaliyetleriyle ön plana çıkan, Balkan Savaşları'nda kolunu kaybetmesiyle "Çolak Kemal" lakabıyla anılan, Birinci Dünya Harbi ve Millî Mücadele'de önemli başarılara imza atmış olan, Kemalettin Sami Paşa da Osmanlı Devleti'nde yetişmiş bir asker olarak yapmış olduğu faaliyetleriyle tarihi bir şahsiyet olma özelliğini kazanmıştır. Millî Mücadele'de göstermiş olduğu başarılarının yanı sıra Cumhuriyetin ilanı ile birlikte I. Dünya Savaşı'ndan sonra kesilen Türk-Alman ilişkilerinin yeniden tesis edilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Kemalettin Sami Paşa, Berlin Büyükelçiliği'nde Türkiye adına görüşmelerde bulunmuş ve bu görüşmeler siyasi, ekonomi, kültürel, eğitim ve sağlık gibi birçok alanı kapsamaktadır. Ayrıca Almanya'da üst düzey görevlerde bulunan bürokratlar ile yapmış olduğu görüşmelerinin yanı sıra İtalya, Rusya, İngiltere, Bulgaristan gibi ülkelerin yönetici ve elçilikleriyle görüşmelerde bulunmuş ve dünya siyasetini yakından takip etmiştir. Bu çalışmada Kemalettin Sami Paşa'nın yaşamının geçtiği dönemlerin siyasi konjonktürü de ele alınarak meydana gelen olay ve olgular Kemalettin Sami Paşa özelinde incelenerek değerlendirmeyi amaçlanmıştır. Çalışmada toplanan veriler Nitel Araştırma yöntemlerinden Doküman Analizi metodu kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada toplanan veriler bölümler halinde değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Tarihsel geçerliliği olmayan veriler ve araştırmalar dikkate alınmamış, değerlendirme aşamasında objektif olmaya özen gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Almanya, Berlin Büyükelçiliği, Kemalettin Sami Paşa, II. Meşrutiyet, Milli Mücadele

Kemalettin Sami PaşaMilli MücadeleMilli Mücadele Dönemi+3
Yasin Öztürk
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Meşruiyet ve meşruiyet temelinde TBMM'ne atfedilen mütalâa ve değerlendirmeler (1920-1923)

Meşruiyet; meşru olma, kanuna uygun bulunma demek olup, iktidar sahibinin veya prensipler sisteminin haklılığı, siyasî iktidarın halkın rızasına ve tasvibine dayandırılması durumudur. Bu temelde vatan ve namusun muhafaza edilmesi amacıyla ülkenin muhtelif yerlerinde askerî ve silahlı direniş teşkilâtları oluşturulmuş, kongreler toplanmıştır. Millet ve milliyet kavramları Türk tarihinin ve kültürünün kaçınılmaz bir gelişmesi neticesinde yavaş yavaş siyasî bir kavram şekline bürünmüştü. Bu durum, ülke sınırları dâhilinde bulunan insanları hürriyet ve istiklâl fikri etrafında birleştirmiştir. Son Osmanlı Mebuslar Meclisi'nin 16 Mart 1920 tarihindeki İstanbul'un fiilen işgali üzerine çalışamaz hâle düşmüş, Mebuslar Meclisi'nin 11 Nisan 1920 tarihinde resmen feshedilmesi ülkede meşrutiyet idaresinin kaldırılarak millet temsilcilerine dayanmayan bir keyfî idare hükûmetinin çalışmasına imkân vermiştir. Türkleri millî iradesini dile getirecek bir resmî müesseseden mahrum bırakmıştır. Bu çalışma ile meşruiyet temelinde Türk İstiklâl Savaşı'nı sevk ve idare eden TBMM'ne yöneltilen mütalâa ve değerlendirmeler incelenmiştir. TBMM, siyasî iktidarın varlık sebebinin halk için akıllıca iş gören bir anlama kavuşturulduğu, halkın rızası ve onayına dayanan, toplumsal mutabakatı yansıtan bir organ olmuş, milletin tek temsilcisi sıfatıyla kuvvetler birliği sistemini benimsemiş, yeni bir Türk Devleti'nin esaslarını belirlemiş ve İstiklâl Mücadelesi'nin sevk ve idare edeni olmuştur. Meclisin kendi üyeleri tarafından meşru hakkın elde edilmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanılması; "…Dört tarafta memleketimizi, vatanımızı muhat olan tehlikenin önünde aslanlar gibi dikilmek ve hain din düşmanlarımızın karşısında tarihimize, ecdadımıza lâyık bir evlât olduğumuzu ispat etmek… …Bizi buraya sevke saik olan sebebi yegâne istihlası vatan endişesidir…" şeklinde ifade edilmiştir.

Cumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihiMeşruiyet+5
Okan Cesur
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İngiliz ve Türk/Osmanlı belgelerinde Karadeniz Bölgesi'ndeki çetecilik faaliyetleri (1914-1922)

"İngiliz Ve Türk/Osmanlı Belgelerinde Karadeniz Bölgesi'ndeki Çetecilik Faaliyetleri (1914-1922)" isimli tez çalışmamızda bahsi geçen dönemde Karadeniz Bölgesi'nde yer alan tüm çete gruplarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Osmanlı Devleti'nin dönem kaynakları ile Mondros Ateşkesinden sonra Samsun ve Merzifon'u işgal eden İngiltere'nin, o dönemdeki mevcut gelişmeleri içeren kaynakları kullanılmıştır. İngiliz belgeleri içerisinde, Karadeniz Bölgesi'ndeki kontrol subaylarının İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiserliği'ne ve oradan da İngiltere Dışişlerine giden raporları İngilizlerin bu süreçteki faaliyetleri hakkında doyurucu bilgiler vermektedir. Ayrıca İngiltere Foreign Office kayıtlarına ilaveten Türk araştırmacılar tarafından neredeyse hiç kullanılmamış olan Admiralty (Donanma Bakanlığı) belgelerinden de istifade edilmiştir. İlaveten pek çok basılı kaynaktan yararlanılmıştır. Kullanılan bu belgelerden elde edilen bilgiler sonucunda Karadeniz Bölgesi'ndeki asayişi ihlal eden eşkıyaların ve çetelerin faaliyetleri, amaçları ve sonları tespit edilmiştir. İncelenen dönem Birinci Dünya Savaşı ile başlamaktadır. Savaş sırasında dâhilde düşmanla işbirliğinde olan çeteler türemiştir. Bunlardan Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Rumlar, Trabzon'un Rus birlikleri tarafından işgalinden sonra Rusya ile bir antlaşma yaparak Osmanlı Devleti'nin bu bölgeden çekilmesini sağlamak için söz vermişlerdir. Savaş sırasında kalabalık Rum çetelerinden başka Karadeniz Bölgesi'ndeki asayişi ihlal eden çetelere baktığımızda bunların Ermeniler, Çerkezler ve asker kaçakları gibi gruplardan oluştuğu görülmektedir. Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra özellikle Samsun ve Merzifon'u işgal eden İngilizlerin, desteğini alan Rum çeteleri, faaliyetlerini bir kat daha artırmış ve adeta bir orduya dönüşmüştür. Bölgeye gönderilen İngiliz Kontrol Subayları ise ilk etapta onların savunma eyleminde olduklarını raporlasalar da ilerleyen yıllarda siyasi fikirlerle müttefiklerin ilgisini çekebilmek için faaliyette bulunduklarına dair raporlar yazmışlardır. Bu dönemde de Rumlardan başka az sayıda olan özellikle Orta Karadeniz Bölgesi'nde faaliyet gösteren Çerkez, Laz, Gürcü ve Türk çeteler de asayişi bozan diğer gruplardır. Bu grupların siyasi bir amacı bulunmamakla birlikte mevcut ortamın karışıklığından istifade ettikleri ve devletin dahili güvenliğini bozdukları anlaşılmıştır. Bununla beraber sayıları çok azdır.

Dünya Savaşı IKaradeniz bölgesiMilli Mücadele Dönemi+1
Merve Doğan Kader
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyetin ilk yıllarında Salihli kazası (1923-1933)

"Cumhuriyetin İlk Yıllarında Salihli Kazası (1923-33)" adlı tez çalışmasında Osmanlı Devleti'nin son yılları, Milli Mücadele dönemi ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yılları ele alınmıştır. Kazanın idari, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısında meydana gelen değişim, dönüşüm yerel ve genel boyutlarıyla verilmeye çalışılmıştır. Salihli kazasının adı ve kuruluşundan başlayarak, bölgenin iklimi, bitki örtüsü, coğrafi özellikleri incelenmiştir. Bununla konunun farklı boyutlarının daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır. Ardından Osmanlı son dönemlerinde hızla gelişen ve bir kaza kimliğine kavuşan Salihli'nin içinde yer aldığı bölgenin kısa tarihçesi verilmiştir. Salihli kazasının tarihi ile ilgili yapılan tüm çalışmalar antik Sart şehri ile başladığı için aynı yol tercih edilmiştir. Salihli kazasının, Yunan işgaline karşı hangi özelliklerinden dolayı Milli Mücadele'nin merkezlerinden biri olduğu üzerinde durulmuştur. Burada yaşanan hâkimiyet mücadelesi tüm yönleriyle ele alınmıştır. Salihli'nin işgal yılları ve kurtuluşunda yaşanan acılar, dönemin hatıralarından takip edilmiştir. Yunanlıların çekilirken verdikleri zararları ve Salihli yangınının uzun yıllar silinmeyen izleri takip edilmiştir. Osmanlı döneminde Kafkasya ve Balkanlardan gelen göçmenler ile Cumhuriyet döneminde Yunanistan ile yapılan mübadele sonunda gelen göçmenlerin sorunları araştırılmıştır. Bu göçlerin Salihli'nin sosyal ve ekonomik yapısında nasıl bir değişime yol açtığı analiz edilmiştir. Salihli kazasında eğitim, kültür ve sosyal yaşamda meydana gelen değişimler, gelişmeler dönemin gazetelerinden ve hatıralarından takip edilmiştir. Salihli kazasında bayındırlık ve imar faaliyetleri, belediye hizmetleri ile ulaşımda yaşanan değişimler işlenmiştir. Kazanın iktisadı yapısında yaşanan değişimler, gelişmeler farklı kaynaklar ve istatistikler analiz edilerek verilmiştir.

Cumhuriyet DönemiDemografik yapıEkonomik yapı+6
Süleyman Ayhan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Kuvâ-yı Milliyecilikten valiliğe: İbrahim Ethem Akıncı

Çalışmada bir Kuva-yı Milliyecinin Batı Anadolu'daki faaliyetlerini ortaya çıkarmak; Demirci Akıncıları'nın etkinlik ve faaliyetlerini ortaya koymak; Türkiye Devleti'nin ilk kaymakam ve valilerinden olan İbrahim Ethem'in şahsında 1923-1950 dönemini incelemek; Kurtuluş Savaşı yıllarında ve Cumhuriyet döneminde önemli bir isim olan İbrahim Ethem Akıncı üzerine bir biyografi çalışması yapmak amaçlanmıştır. Hukukçu, idareci ve Kuva-yı Milliye önderlerinden olan İbrahim Ethem Akıncı üzerine bir biyografi çalışmasıdır. Vilayet memurluğundan başlayıp, öğretmenlik, gazete muhabirliği, nahiye müdürlüğü, avukatlık, kaymakamlık, valilik ve milletvekili aday adaylığı ile sona eren altmış bir yıllık bir hayat incelenmiştir. Çalışmada bir Kuva-yı Milliyecinin Batı Anadolu'da Demirci Akıncıları adı altındaki etkinlik ve faaliyetleri ortaya konulmuştur. İbrahim Ethem Akıncı modern bir eğitim almış ve eğitim hayatını oldukça başarılı bir biçimde tamamlamıştır. Bir dönemin kapanıp yeni bir dönemin açıldığı bir zamanda siyasal, sosyal ve kültürel etkenleri doğru ve başarılı bir biçimde yönetmiştir. Milli mücadelede vatan savunmasında sivil bir kaymakam olarak korkusuzca görev almış ve öncülük yapmıştır. Batı Anadolu bütünüyle teslim olup işgal altına girerken o, yanındakilerle teslim olmayı düşünmemiştir. Zorlu koşullar karşısında takip ettiği strateji ile mücadele ruhunu inançla sürdürmüştür. İşgal ordusu çekilirken Balıkesir ve ilçelerinin yağmalanmamasını ve yakılmamasını ustaca bir taktik ile sağlamıştır. Görev yaptığı yerlerde bir idareci olarak; halkla iç içe olmuş; sorumluluk bölgesini yakından tanımak, sorunları yerinde görmek ve yönetim ile halk arasında güçlü bir bağı kurmak için yaptığı çalışmalarla sorunların üstesinden gelmeyi bilmiş, sorunların kalıcı bir şekilde çözülmesi yolunda adımlar atmıştır. İdareciliği bir yaşam biçimi olarak görmüştür. Anahtar Sözcükler: İbrahim Ethem Akıncı, Kuva-yı Milliye, Milli Mücadele, Demirci Akıncıları, Kaymakam, Vali.

Akıncı, İbrahim EthemAkıncılarBiyografi+5
İsmail Oğuz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
10
Master'sOpen AccessEN

Bir Kuvay-i Milliyeci: Parti Pehlivan

The purpose of this study reveals Parti Pehlivan's life and his services to National Struggle in Demirci Raiders and National forces, Portable Forces. Our work consists of five main sections. At the begining of work, the invasion of Manisa and its environs, the birth of the National forces, structure and general aims of the Kuva-yı Milliye and the benefits of national structure is examined. In the first section, Parti Pehlivan's life, joining National forces and services of the suppression process of the rebellions aganist the Turkish Grand National Assembly is dealed. In the second part, Parti Pehlivan's Demirci battling, the actions of the Gediz Attack and processing closure of National forces; attitude of Parti Pehlivan in battle of Regular Army Portable Forces, and seperation of Parti Pehlivan from Çerkez Ethem is treated. In the third part, participating Parti Pehlivan in Demirci Raiders and given heroic struggle aganist the Greeks in Demirci Raiders, the activities of Greeks in Demirci Raiders Area and intelligence is studied. In forth section, internal arrengement of raiders, betrayers of raiders and raiders' family is emphasized. Great Turkish Attack, Raiders and the next life of Parti Pehlivan's victory, confiscation of his family's goods and Pehlivan's daughters of litigation aganist TRT take part. In research, ATASE and MSB archive documents and first-hand sources, memoirs, articles related to Parti Pehlivan is used. In research, foreign sources is reviewed and interviewed with Parti Pehlivan's relations too. The key point of the research consists of seperation Parti Pehlivan from Çerkez Ethem and continuing National Struggle by joining Demirci Raiders. In military resourse takes part information of Parti Pehlivan, like Simav, Demirci, Sındırgı, Bigadiç, Kula, Selendi, Salihli and Akhisar has been operating as a very large area. Pehlivan Battalion explode Greece train loaded ammo in the east of the town of Alaşehir Killik. With this activity, a very important service has been found for the Turkish army and it has gained time.Name of the Parti Pehlivan is mentioned a film 'Refugee' that made in Greece and also in Turkey in series of Küçük Ağa. Parti Pehlivan was given National medal with red stripe after victory by TBMM and he has been retired with rank of Milis Miralayı (Colonel of Militia), In history of National Struggle, Parti Pehlivan's name ramains one of epic veterans.

AkıncılarBaskak, MehmetBiography+3
Bünyamin As
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Savaş gastronomisi; Savaşa dayalı gastronomiye ilişkin teorik bir analiz ve Kurtuluş Savaşı'nda Antep Açlık Beyannamesi

Bu çalışma 'Gastronomi' olarak anılan beslenme bilimleri ve sanatlarının, savaş ve çatışma süreçlerinden nasıl etkilendiği ve bu süreçlere nasıl bir etkide bulunduğuna dair kuramsal bir analizdir. Beslenme, Gastronomi ve Savaş kuramsal biçimde işlevselci yöntem ile incelenmektedir. Beslenme ve gastronomi, Homo sapiens'in tarım devrimiyle başlayan beslenme biçimini, insan beslenmesinin temel durakları olarak ortaya koyduğu ; "Toprak, Mutfak ve Sofra" kavramlarını 'Açlık ve Kıtlık' yaratan İklim Değişimine etkilerini de içererek, değerlendirmektedir. Savaş'ın nedeni olan gıda ve gıda üretimine engel olan savaşların ilişkisinde, gastronominin açlık ve kıtlık çalışmalarına sağladığı yöntemler ve uygulanmış tekniklere ilişkin savaş ve gıda ilişkisinin örnekleri incelenmektedir. Savaş'ın kuramsal analiz örneklerine yer veren çalışma, gastronominin savaş süreçlerinde temel kullanım biçimlerine, '4 Nesil Savaş Kuramı' çerçevesi içinde yaşanmış savaşların kayıt altına alınmış gıda ve gastronomi faaliyetlerinin örneklerine kaynak, iaşe ve ganimet kavramları ile odaklanmıştır. Napolyon Savaşlarında taşınabilir gıda üretimine, Birinci Dünya Savaşı'nda Almanya'nın gıda ulaşımını engellediği ada; İngiltere'nin kuşatma altında gıda üretimi ve yönetimine, İkinci Dünya Savaşı'nda Leningrad kuşatmasında pişirilen Rus Reçetelerine, Minnesota Deneyleri ve Alman kuşatması altında aç kalan Hollanda'nın Açlık Kışına 'Savaşa Dayalı Kıtlık ve Açlık Çalışmaları' içinde gastronominin örnekleri olarak yer vermiştir. Günümüz savaşlarının ve çatışmalarının gıda ve gastronomi ile kurduğu ilişkiye, Birleşmiş Milletlerin son durum raporları ile yorum getirilmiştir. Bu bağlamda elde edilen 'Savaş Gastronomisi' kavramı ve araçları açıklanmıştır. Kurtuluş Savaşı, Antep Kuşatmasında ilan edilen Açlık Beyannamesi "Savaş Gastronomisi" çerçevesinde incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Savaş Gastronomisi, İaşe, Kaynak, Kıtlık ve Açlık Çalışmaları, Çatışma ve Gıda Güvenliği, Savaş Mutfağı, Gıda Yönetimi, Fonksiyonel Gıda, Savaşta Besin ve Beslenme, Antep Açlık Beyannamesi

BeslenmeBeslenme durumuGastronomi+4
Mine Nihan Kürekci
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects