Multiple sclerosis

199 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Relapsing-remitting multipl sklerozda clusterin genetik polimorfizmleri ve dolaşımdaki mikroRNA'ların plazma clusterin seviyesi ve bilişsel performans üzerine etkilerinin incelenmesi

Multipl Skleroz (MS), merkezi sinir sisteminin demiyelinizan, otoimmün ve nörodejeneratif kronik bir hastalığıdır. Etiyolojisinde genetik ve çevresel faktörlerin kompleks etkileşimlerinin rol oynadığı MS'in en yaygın klinik formu RRMS'tir. MS'te, progresyonun bir göstergesi olan bilişsel bozukluğun prevelansı %40-70 arasındadır. Clusterin, hücresel yaşam ve ölüm yolaklarında aktif rol oynamaktadır. Bu proteini kodlayan CLU geninde bulunan tek nükleotit polimorfizmleri (SNP) birçok hastalıkla ilişkili bulunmuş olup clusterinin dolaşımdaki seviyelerinin bilişsel performansla ilişkili olduğuna dair bulgular literatürde mevcuttur. Gen ifadesinin düzenlenmesinde rol alan mikroRNA'lar (miRNA) birçok hastalığın teşhisi ve seyri ile ilişkilendirilmiş olup biyobelirteç keşif çalışmalarının önemli odaklarındandır. Bu tez çalışması kapsamında RRMS riski ile CLU rs11136000 C/T, rs3087554 T/C, rs2279590 C/T ve rs1532278 C/T SNP'lerinin ilişkilerinin incelenmesi ve plazma clusterin konsantrasyonu ile CLU ekspresyon seviyesine etki ettiği bilinen miR-21-5p ve miR-195-5p'nin plazma rölatif ekspresyon seviyelerinin hastalık riski ve bilişsel bozukluk ile ilişkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda iki çalışma grubu oluşturulmuştur. Grup-1, 310 RRMS hastası ve 310 kontrol bireyden oluşurken Grup-2, 30 naif RRMS hastası, 30 tedavi alan RRMS hastası ve 30 kontrol bireyden oluşmaktadır. Grup-1'deki RRMS hastalarının genotiplemeleri PCR-RFLP ve RT-PCR ile gerçekleştirilmiştir. Grup-2'deki katılımcıların bilişsel değerlendirilmeleri BICAMS bataryası ile gerçekleştirilmiştir. Grup-2 katılımcılarının plazma miR-21-5p ve miR-195-5p ekspresyon seviyeleri qRT-PCR ile; plazma clusterin konsantrasyonu ise ELISA ile belirlenmiştir. Tüm örnekler Ankara Şehir Hastanesi Nöroloji Polikliniği'nden alınmıştır. Bu tez çalışmasında rs3087554 T/C SNP'sinin C alelinin hem RRMS riski hem RRMS progresyonu ile ilişkili olduğu görülmüştür. RRMS ile ilişkileri incelenen miR-21-5p ve miR-195-5p'nin plazma rölatif ekspresyon seviyelerinin RRMS teşhisi için biyobelirteç olabilecekleri görülmüştür. Ayrıca, miR-21-5p'nin potansiyel bir terapötik biyobelirteç olabileceğine dair bulgulara ulaşılmıştır. Buna ilave olarak, hem miR-21-5p'nin hem de miR-195-5p'nin MS'te kullanılan enjektabl immünomodülatör tedavilerin terapötik hedefi olabileceği düşünülmektedir. Bu tez çalışmasıyla birlikte clusterinin MS'teki rolü genotip, fenotip ve bilişsel seviyede değerlendirilmiştir. CLU rs11136000 C/T, rs3087554 T/C, rs2279590 C/T ve rs1532278 C/T SNP'leri ile RRMS riski arasındaki ilişki ilk defa bu tezde çalışılmıştır. Ayrıca, bu çalışmada ilk defa RRMS hastalarının plazma clusterin seviyesi, plazma miR-21-5p ve miR-195-5p rölatif ekspresyon seviyesi ile bilişsel performansları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. RRMS'in teşhisi ve prognozunun takibi için plazmadaki potansiyel biyobelirteç adaylarını ortaya koyan bu çalışmanın geliştirilecek biyosensörlere, tedavi ajanlarına ve tanı kitlerine yol göstereceği öngörülmektedir. Multidisipliner bir yaklaşımın ürünü olan bu tez, bahsi geçen yönleriyle Biyomedikal Mühendisliği alanına katkı sağlayan bir çalışma niteliğindedir.

ClusterinMultipl skleroz
Osman Oğuzhan Kılıç
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nötrofillerde endoplazmik retikulum stresinin ve apoptoz yolaklarının yineleyen düzelen multipl sklerozda dimetil fumarat tedavisinin etkinliğinin değerlendirilmesinde biyobelirteç olarak kullanımının boylamsal araştırması

Multipl skleroz (MS), merkezi sinir sistemini (MSS) etkileyen, otoimmün, nörodejeneratif ve nöroenflamatuar bir hastalık olup genellikle 20-40 yaş arası genç yetişkinlerde travma harici engelliliğin bir sebebi olarak görülür. Dimetil fumarat (DMF), MS'nin en sık görülen yineleyen-düzelen formunda (RRMS) birinci basamak tedavi olarak kullanılan immünmodülatör bir ilaçtır. MS'nin kesin bir tedavisi olmamakla birlikte hastalık seyrini değiştiren tedaviler, bireyler arası farklılıklar ve semptomların heterojen doğası nedeniyle her zaman etkili olmayabilir. Bu durumda, hastalık progresyonunu erken dönemde yansıtabilecek biyobelirteçlere ihtiyaç vardır. Nötrofiller, bağışıklık sisteminde fagositoz yapabilen, enflamatuar molekülleri düzenleyen ve antijen sunarak MS'nin otoimmün doğasına katkıda bulunabilen en yaygın lökositlerdir. Nörodejeneratif hastalıklarda görülen endoplazmik retikulum (ER) stresi, artan protein yükünün tolere edilememesi sonucunda hücrede homeostaz kaybına ve apoptoza neden olur. MS'de nötrofiller tarafından düzenlenen enflamatuar molekülllerde ve ayrıca MSS'de görülen lezyonlarda ER stres belirteçlerinde artış bildirilmiştir. Bu tez çalışmasında, RRMS hastalarının nötrofillerinde ER stresi ve apoptoz belirteci genlerin ve proteinlerin rölatif ifade seviyeleri (REL) tedavi yanıtı kapsamında incelenmiştir. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Nöroloji Polikliniğine başvuran RRMS hastalarının DMF tedavisi öncesi (0A) ve tedavinin 3.ayı (3A) ile 6.ayında (6A) oluşturulan gruplarda bu genlerin REL değerleri, gerçek zamanlı PCR sonuçlarından hesaplanmıştır. Analizler, 6A grubunda 0A grubuna kıyasla BCL2 ve CASP3 genlerinin REL değerlerinde anlamlı artış göstermiştir. Ayrıca, bu genlere ait protein düzeylerindeki değişimler de incelenmiştir. 0A, 3A ve 6A grupları arasında yapılan analizlerde, genişletilmiş engellilik durum ölçeği (EDSS) puanında anlamlı bir azalma, T2 lezyon sayılarında ise 3A ve 6A gruplarında 0A grubuna kıyasla düşüş saptanmıştır. BCL2 geninin REL değerindeki değişim ile EDSS puanı ve T2 lezyon sayısı değişimi arasında negatif bir ilişki bulunurken; Bcl2 ve Kaspaz-3 proteinlerin REL değerlerindeki değişimlerle T2 lezyon sayısında görülen değişim arasında pozitif, EDSS puanında görülen değişim arasında negatif bir ilişki belirlenmiştir. Bu çalışma, BCL2 ve CASP3 genlerinin REL değerleri ile BCL2 geni, Kaspaz-3 ve Bcl2 proteinlerinin klinik parametrelerle gösterdiği anlamlı ilişkinin önemine ve apoptoz belirteçlerinin tedavi yanıtını yansıtan potansiyel biyobelirteçler olarak değerlendirilmesine işaret etmektedir. Ayrıca, bu tez çalışması RRMS'li hastaların nötrofillerinde ER stres ve apoptoz belirteci genlerin DMF tedavi yanıtı kapsamında incelendiği ilk çalışma olup, MS'de tedavi etkinliğinin erken dönemde belirlenmesinde biyobelirteç, tanı kiti ve biyosensör geliştirme stratejileri açısından Biyomedikal Mühendisliği alanına katkı sağlamaktadır.

Dimetil fumaratEndoplazmik retikulum stresiMultipl skleroz
Buse Aydın
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında düşme sıklığı ve düşme risk faktörlerinin değerlendirilmesi

Multipl Skleroz (MS) hastalarının yarıdan fazlası ortalama 6 aylık zamanda düşerler. Düşmeler yaralanma, düşme korkusu ve aktivite kısıtlamaya neden olur. Bu çalışmada MS hastalarında düşme sıklığının ve düşmelerle ilişkili fizyolojik ve nöropsikolojik risk faktörlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 18-50 yaş arası desteksiz yürüyebilen 50 Relapsing- Remitting MS (RRMS) tanılı hasta ve 30 sağlıklı gönüllüden oluşan katılımcıların düşme sıklığı retrospektif olarak sorgulandı ve 6 ay prospektif izlendi. Hastaların fiziksel faktörlerini değerlendirmede Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği, 25 adım yürüme testi, MS yürüme ölçeği- 12 yapıldı. Katılımcıların Korebalance bilgisayarlı postürografi cihazında statik ve dinamik denge testi performansları ölçüldü. Nöropsikolojik faktörlerini değerlendirmede Beck Depresyon ölçeği, bilişsel işlev değerlendirmesinde Montreal Bilişsel Değerlendirme ve düşme korkusunu saptamada Uluslararası Düşme Etkinlik Skalası (UDES) uygulandı. Toplamda 24 hastada 48 düşme (%48), 6 aylık prospektif izlemde 17 hastada 32 düşme (%34) saptandı. Kontrol grubu ile RRMS hastalarında düşme varlığı, fizyolojik ve nöropsikolojik bulgular karşılaştırıldığında düşme sıklığı benzerdi, hastaların UDES ve statik denge skorları daha yüksekti (p<0,05). Düşen ve düşmeyen hastalar karşılaştırıldığında düşmeler MSWS ve UDES skoru yüksek olanlarda daha sıktı (p<0,05). Tüm katılımcılarda düşmeler UDES skoru yüksek olanlarda daha sıktı. Sonuç olarak RRMS olgularında yürüme ölçeğinde ve düşme korkusu ölçeğinde yüksek puan alanların düşme riskinin daha yüksek olduğu saptandı. Uygulaması da kolay olan bu testlerin düşmeleri öngörme ve hasta takibinde klinik pratikte kullanılması yararlıdır.

Düşme kazalarıDüşme kazalarıKorku+4
Nurşen Kurtuluş
Tekirdağ Namık Kemal University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

MS'li bireylerde tedaviye uyumu etkileyen faktörler

MS hastalarında parenteral tedaviyi de içeren uzun süreli tedavi uygulanmakta, hastalarda çeşitli nedenler ile tedavi uyumunda sorun yaşamaktadır. Bu çalışma MS hastalarının tedavi uyumunu etkileyen faktörleri saptamak ve tedavi uyumlarını arttırmaya yönelik öneriler geliştirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Araştırma verileri Nisan-Ekim 2018 tarihlerinde, Tekirdağ ve Edirne illerindeki üniversite hastanelerinin nöroloji polikliniğinde MS tanısı ile takip edilen 211 hasta ile yüz yüze görüşülerek elde edilmiştir. Araştırmada "Hasta Tanılama Formu", "Morisky Tedaviye Uyum Ölçeği", "Beck Depresyon Ölçeği", "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" ve "Hastalık Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada yer alan hastaların yaş ortalaması 40,03±10,82 olup, hastaların %70,1'i kadındır. Hastaların Morisky Tedaviye Uyum Ölçeği'nden aldıkları puan ortalama 0,78±0,90 olarak hesaplanmış ve hastaların %48'inin tedaviye uyumunun iyi düzeyde olduğu saptanmıştır. MS hastalarında Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nden ortalama 64,79±16,53 puan alınmış olup, sosyal destek algısı daha iyi olanlarda tedavi uyumu da daha yüksek bulunmuştur (p<0,01). Hastaların %35,5'inde depresif semptomatoloji saptanmıştır. En düşük Beck Depresyon Ölçeği puanı, tedaviye uyum düzeyi yüksek olanlardan elde edilmiştir (p<0,01). MS hastalarında hastalık algısının tedavi uyumuna etkisi gösterilememiştir (p>0,05). Tedavi uyumları kötü olan hastaların tedavi uyumu iyi olan hastalara oranla poliklinik kontrollerini daha fazla aksattığı (p<0,01) ve MS nedeniyle daha fazla hastanede yattığı saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak MS hastalarının yarısında tedavi uyumu yetersizdir. Tedavi sürecinde hasta ailesi ile daha fazla işbirliği sağlanması, poliklinik kontrollerinin aksatılmaması için hatırlatma gibi önlemler alınması, hastaların depresif semptomatoloji yönünden taranması tedavi uyumunun artmasında etkili olabilir. Anahtar Kelimeler: Multipl Skleroz, Tedavi Uyumu, Sosyal Destek, Depresyon, Hastalık Algısı

AlgıDepresyonHastalık+3
Derya Girgin
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında hastalık öz yönetimi ve öz yönetimi etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Multipl Skleroz, merkezi sinir sisteminde demiyelinizasyon ve aksonal hasarla giden, kronik, inflamatuar, otoimmün, nörodejeneratif hastalıktır. Motor, duyusal, görsel, bilişsel, genitoüriner, nöropsikiyatrik semptomatolojiye sahiptir. Bilişsel fonksiyonlarda koruyucu rolü, beyindeki global ve fokal atrofilere olumlu etkileri gösterilen kognitif rezerv, patolojinin etkileriyle başa çıkabilmede alternatif beyin ağları veya kognitif stratejiler kullanabilme yeteneğidir. Kronik hastalık süreçlerindeki stratejilerden öz yönetim; semptomlar, tedavi, fiziksel ve psikososyal sonuçlara uyumlanarak bunların yönetilebilmesini kapsamaktadır. Çalışmamızda multipl skleroz hastalarında hastalık öz yönetimi ile dizabilite, kognisyon, kognitif rezerv, yorgunluk, yaşam kalitesi arasındaki ilişkileri değerlendirmeyi amaçladık. Demiyelinizan hastalıklar polikliniğimizde multiple skleroz tanısı ile takipli, dâhil edilme kriterlerini karşılayan, 79 gönüllü hastada yüz yüze görüşme yöntemi ile yapılan kesitsel tipteki çalışmamızda; Sosyodemografik ve Klinik Veri Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Bilişsel Rezerv İndeksi Anketi, Modifiye Yorgunluk Etki Ölçeği, Multipl Skleroz Öz Yönetim Ölçeği, EuroQol Genel Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Kısa Tekrarlanabilir Batarya uygulandı. Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS), Zamanlı 25 Adım Yürüme Testi, Dokuz delikli PEG testi puanlamaları yapıldı. Olgularımızın %92,4'ünde normal kognisyon saptanırken, kognitif bozukluk görülen %7,6'sının tanı yaşları anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır. Kısa Tekrarlanabilir Batarya kapsamındaki diğer testlerle öz yönetim arasında anlamlı ilişki saptanmamasına karşın SDMT puanları ile pozitif yönlü anlamlı ilişki izlendi. Multipl Skleroz Öz Yönetim Ölçeği'nden aldıkları puanlar ile EDSS puanları, Modifiye Yorgunluk Etki Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği ve hastalık süreleri arasında negatif yönlü; öz yönetim ve EuroQol skorları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki görüldü. Multipl skleroz hastalarında öz yönetime dair kanıta dayalı yöntemlerin geliştirilmesine yönelik kognitif, fiziksel, psikososyal, demografik parametrelerin ele alındığı, çok merkezli çalışmaların yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Multiple skleroz, hastalık öz yönetimi, kognisyon, kognitif rezerv, yaşam kalitesi

BilişBilişsel işlevlerMultipl skleroz+3
Simge Karadeniz
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Nintedanib içeren hedeflendirilmiş hibrit nanopartikül formülasyonlarının tasarlanması ve multipl skleroz tedavisindeki etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu tez çalışması kapsamında, klinikte antifibrotik ve antiinflamatuar etkisi nedeniyle kullanılmakta olan Nintedanib (ND) ilacının in vivo deneysel otoimmün ensefalomiyelit (DOE) modeli oluşturulan farelerdeki antifibrotik etkisi, multipl skleroz (MS) tedavisinde yaygın olarak kullanılan metil prednizolon ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Bu amaçla, kan-beyin engeli (KBE)'yi çok düşük miktarda geçtiği bilinen ND'nin bu engeli aşmak için sıklıkla tercih edilen taşıyıcı sistemlerden biri olan polimerik iç çekirdek lipit dış kabuk yapısına sahip hibrit nanopartikül (HNP) ilaç taşıyıcı sistemine yüklenmiştir. Ayrıca, tasarlanan HNP'lerin MS'ye bağlı olarak omurilikte biriktiği belirlenen tip I kolajene seçici olarak hedeflenmesi için tip I kolajene özgül bir peptitle (TKKTLRT peptiti) konjugasyonu gerçekleştirilmiştir. Peptit konjugasyonunun teyit edilmesinin ardından hazırlanan HNP formülasyonlarının karakterizasyon çalışmaları (partikül büyüklüğü, zeta potansiyeli, morfoloji, ilaç yükleme, ilaç salım özellikleri) yapılmıştır. Hazırlanan formülasyonların L929 hücreleri üzerindeki sitotoksisitesi değerlendirilmiştir. DOE modeli geliştirilmiş farelerde yapılan klinik skorlama ile peptitle konjuge edilmiş, ND yüklü HNP'nin etkin olduğu bulunmuştur. Ayrıca, miyelin bazik protein ve tip I kolajende gerçekleşen değişimler gözlemlenmiştir. Hayvanlardan elde edilen beyin ve omurilik dokularında yürütülen metabolomik çalışmalarla MS ile ilişkili maddelerin miktarlarında değişimler saptanmıştır. HNP'ye peptit konjuge edilmesinin hastalık bölgesine daha fazla ilaç taşınması sağlandığı gösterilmiştir.

Farmasötik nanoteknolojiKontrollü ilaç salımıMultipl skleroz+1
Nihat Kurt
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ataksik multipl skleroz hastalarında spinal stabilizasyon eğitimi ile birlikte farklı bölgelere uygulanan lokal vibrasyonun postüral kontrol üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma, ataksik Multipl Skleroz hastalarında spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak gastrosoleus kas kompleksine ve servikal-lumbal paraspinal kaslara uygulanan lokal vibrasyonun (LV) postüral kontrol üzerindeki etkilerini karşılaştırmalı olarak incelemek amacıyla tek kör, randomize kontrollü olarak planlandı. Çalışmaya dâhil edilen 36 hasta randomize olarak Gastrosoleus LV, Paraspinal LV ve Egzersiz Grubu olmak üzere üç gruba dağıtıldı. Her grup 8 hafta boyunca, haftada 3 gün tedaviye alındı ve bir tedavi seansı 60 dk sürdü. Egzersiz grubuna spinal stabilizasyon eğitimi verildi. Gastrosoleus LV grubuna, spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak sağ ve sol gastrosoleus kas kompleksine 5'er dk LV uygulandı. Paraspinal LV grubuna ise spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak servikal ve lumbal paraspinal kaslara 5'er dk LV uygulandı. LV, her iki gruba da 80 Hz frekans ve 1 mm amplitüdde uygulandı. Gövde kontrolü, ataksi şiddeti, performansa dayalı denge, kor endurans, stabilite limitleri-postüral salınımlar ve yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri değerlendirildi. Her gruptan ikişer kişi farklı nedenlerle çalışma dışı bırakıldı ve çalışmayı 30 hasta tamamladı. Gruplardaki hastaların vücut kitle indeksi, hastalık durasyonu, son atak tarihi ve klinik tipleri benzerdi (p>0,05). Paraspinal LV grubunun yaş ortalamaları ve EDSS skorları Egzersiz grubuna göre düşüktü (p<0,05). Çalışmanın sonucunda tüm gruplarda gövde kontrolü, ataksi şiddeti, performansa dayalı denge ve kor endurans parametrelerinin geliştiği görüldü (p<0,05). Grupların, stabilite limitlerini farklı yönlerden geliştirdiği görüldü. Gastrosoleus LV grubunun kompozit reaksiyon zamanı, hareket hızı, son nokta ekskürsiyonu ve maksimum ekskürsiyon parametrelerini; Paraspinal LV grubunun kompozit son nokta ekskürsiyonu ve maksimum ekskürsiyon parametrelerini; Egzersiz grubunun ise kompozit hareket hızı, yön kontrolü, son nokta ekskürsiyonu ve maksimum ekskürsiyon parametrelerini geliştirdiği bulundu (p<0,05). LV gruplarının yürüyüş değişkenliğini, Egzersiz grubunun ise yürüyüş hızı ve duruş fazını geliştirmede etkili olduğu görüldü (p<0,05). Çalışmamızın sonuçları, spinal stabilizasyon eğitiminin ve spinal stabilizasyon eğitimine ek olarak uygulanan LV'nin postüral kontrol üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Detaylı incelemelerde gastrosoleus kas kompleksine uygulanan LV'nin daha çok dinamik denge ve yürüyüş parametrelerinde etkili olduğu, paraspinal kaslara uygulanan LV'nin ise daha çok statik denge, koordinasyon ve endurans parametrelerinde etkili olduğu bulunmuştur.

AtaksiEgzersiz tedavisiMultipl skleroz+2
Güngör Beyza Özvar Şenöz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Multipl sklerozun progresif sürecinin dişi wistar sıçanlarda deneysel otoimmün ensefalomiyelit modeli ile incelenmesi ve pentoksifilinin etkileri

Multipl skleroz (MS), santral sinir sisteminin primer demiyelinizan kronik bir hastalığı olup nörodejeneratif, inflamatuar ve otoimmün bileşenler barındırmaktadır. Deneysel otoimmün ensefalomiyelit (DOE) ise yaygın olarak kullanılan bir MS hayvan modelidir. MS'in progresif süreci, kortikal demiyelinizasyon ve nöropsikiyatrik semptomlar (NPS) ile ilişkilidir. Lipopolisakkarit (LPS), Toll-benzeri reseptör 4 (TLR4) agonisti olup kan beyin bariyeri (KBB) geçirgenliğini artırabilen bakteriyel bir endotoksindir. Pentoksifilin ise özgül olmayan fosfodiesteraz inhibisyon aktivitesi yanısıra TLR4 antagonizması yapabilmektedir. Bu çalışmada, Wistar albino dişi sıçanlarda miyelin oligodendrosit glikoprotein (MOG) ile immünizasyon sonrası LPS enjeksiyonu ile KBB geçirgenliğinin artırılıp, kortikal demiyelinizasyon ve NPS'ler ile karakterize kronik progresif MS modeli oluşturulması ve pentoksifilinin tedavideki yerinin ortaya konması amaçlandı. Sıçanların immünizasyonu, 100 µL hacimde 20 µg MOG antijeni ve eşit hacimli CFA (Freund'un tam adjuvanı) ile oluşturulan emülsiyonun kuyruk köküne subkütan enjeksiyonuyla yapıldı. KBB geçirgenliği evans mavisi protokolü ile, NPS'ler davranış testleri ile, demiyelinizasyon ve mikroglial aktivasyon immünohistokimyasal incelemeler ile, periferik sinir tutulumu in vivo elektrofizyolojide bileşik aksiyon potansiyeli (CAP) kayıtları ile değerlendirildi. 4 mg/kg LPS'nin KBB geçirgenliğini artırdığı gösterildi. MOG ile immünize sıçanlara üçüncü haftada LPS enjeksiyonu yapılmasıyla 70. güne kadar devam eden kronik progresif MS modeli elde edildi. Oluşturulan modelde depresyon-benzeri ve anksiyete-benzeri duygudurum, kognitif disfonksiyon, motor disfonksiyon ve mekanik allodini saptandı. Subpial korteks ve hipokampüste şiddetli olmak üzere yaygın gri cevher demiyelinizasyonu ve eşlik eden mikroglial aktivasyon belirlendi. Serum TNF-α seviyesinin yükseldiği ve periferik sinir elektrofizyolojisinde kronik süreçte refrakter periyodun uzadığı bulundu. Pentoksifilinin 2 haftalık 100 mg/kg günlük intraperitoneal dozunun allodini, depresyon-benzeri ve anksiyete-benzeri duygudurum tedavilerinde etkin olduğu belirlendi. Bu tez çalışması, bilinen DOE modeline üçüncü haftada LPS enjeksiyonunun eklenmesi sonucunda kortikal demiyelinizasyon ve NPS'ler ile seyreden kronik progresif MS modeli oluşturulabildiğini ve pentoksifilinin modelin NPS'lerinden özellikle depresyon, anksiyete ve ağrı üzerine tedavi edici etkisi olduğunu göstermiştir.

ElektrofizyolojiMultipl skleroz
Barışcan Çimen
Hacettepe University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında yorgunluğun motor imgeleme yeteneği üzerine etkisi

Bu çalışma Multipl skleroz (MS) hastalığı bulunan bireylerde yorgunluğun motor imgeleme yeteneği üzerine etkisini incelemek ve motor imgelemenin öğrenme etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS) skoru 0- 4,5 olan, 18-54 yaş arasında olan, 81 MS hastası dahil edildi. Hastalar Yorgunluk Şiddet Ölçeği (YŞÖ)'ne göre 4 puan ve üzerinde alanlar yorgun olan (Grup1) ve 4 altında alanlar yorgun olmayan (Grup 2) olarak 2'ye ayrıldı. Motor imgeleme yeteneğinin canlılık bileşenini değerlendirmek için Kinestetik ve Görsel İmgeleme Anketi; zamansal uyum bileşenini değerlendirmek için mental kronometre testleri kullanıldı. Mental kronometre testi olarak üst ekstremite becerisi içeren Kutu Blok Test, alt ekstremite becerisi içeren Zamanlı Kalk Yürü Testi kullanıldı. Grup 1' de öğrenme etkisini incelemek için mental kronometre testleri 30 dakika arayla 3 kez olacak şekilde uygulandı. Mental imgelemenin canlılık bileşeni açısından gruplar karşılaştırıldığında, Kinestetik Görsel İmgeleme Anketinin kinestetik imgeleme skoru Grup 1' de daha düşük bulundu (p=0,011). Zamansal uyum bileşeni için sonuçlar incelendiğinde, Kutu Blok mental kronometre testinde daha fazla etkilenen tarafta ve daha az etkilenen tarafta; Zamanlı Kalk Yürü mental kronometre testinde Grup 1'in daha düşük performans gösterdiği bulundu (sırasıyla; p= 0,007, p= 0,023, p=0,006). Grup 1'de mental kronometre testleri açısından öğrenme etkisine bakıldığında, Kutu Blok mental kronometre testinde sağ tarafta II. ve III. ölçümler arasında fark olmadığı (p=0,451), sol tarafta II. ve III. ölçümler arasında fark olmadığı (p=0,712) ve ikinci testten sonra hastaların testi öğrendiği görüldü. Zamanlı Kalk Yürü mental kronometre değerlendirmesinde ise ölçümler arası anlamlı farklılık bulunamadı (p=0,549). Çalışmamızın sonucunda iki grup arasında motor imgelemenin kinestetik ve zamansal uyum bileşeni açısından fark bulunmasını, kinestetik ve zamansal uyum bileşenin nöral yükünün daha fazla olmasına bağlamaktayız. Öğrenme etkisi sonuçlarına göre, Kutu Blok mental kronometre testinde hem sağ el hem de sol elde ölçümler arası motor imgeleme performansında iyileşme olduğu bu nedenle öğrenme etkisi olduğu görüldü. Zamanlı Kalk Yürü mental kronometre testinde ise her üç ölçümün performansları benzer olduğu için öğrenme etkisi görülmedi.

Multipl sklerozYorgunluk
Gizem Şekercan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Multiple Skleroz hastalarında tıbbi beslenme tedavisi ve sinbiyotik desteğinin hastalık göstergelerine ve yaşam kalitesine etkilerinin değerlendirilmesi

Bu çalışma, multiple skleroz (MS) hastalarına uygulanan tıbbi beslenme tedavisi ile tıbbi beslenme tedavisine ek olarak verilen sinbiyotik desteğinin bireylerin beslenme durumları, yaşam kalitesi ve hastalığın klinik seyri üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Nöroloji Bölümü MS Polikliniğine başvuran ve çalışma kriterlerini sağlayan 19-64 yaş aralığında, 92 gönüllü MS'li kadın birey arasından, 12 haftalık müdahale çalışmasını tamamlayan 18 müdahale ve 20 kontrol olmak üzere toplam 38 hasta ile tek kör randomize klinik çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. İlk 6 hafta tüm katılımcılara Akdeniz Diyeti ilkelerine uygun şekilde planlanmış tıbbi beslenme tedavisi eğitimi verilmiş, 6. haftadan sonra katılımcılar randomizasyon tablosuna göre iki gruba ayrılmış; takip eden 6 hafta süresince tıbbi beslenme tedavisine ek olarak kontrol grubuna plasebo, çalışma grubuna ise sinbiyotik destek sabah ve akşam yemekten sonra olmak üzere günde iki kez verilmiştir. Çalışmanın 1., 6. ve 12. haftasında katılımcıların üç günlük besin tüketim kayıtları ve bu kayıtlardan elde edilen Sağlıklı Yeme İndeksi (HEI-2015) puanları, 24-saatlik fiziksel aktivite kayıtları, antropometri ve el kavrama gücü ölçümleri, biyokimyasal göstergeleri, Beck Depresyon Envanteri, Akdeniz Diyeti Uyum Ölçeği, Multiple Skleroz Yaşam Kalitesi Ölçeği-54, Genişletilmiş Özürlülük Durumu Ölçeği (EDSS) puanları değerlendirilmiştir. Çalışmanın 1. haftasında katılımcıların diyetle posa, B6 vitamini, potasyum ve demir alımları gereksinmenin altında bulunmuşken, 6. ve 12. haftalarda her iki grupta da posa ve B6 vitamini alımlarındaki yetersizliğin giderildiği gözlenmiştir. Tıbbi beslenme tedavisi ile her iki grupta da 6. ve 12. haftada diyetle enerji, karbonhidrat, yağ, doymuş ve tekli doymamış yağ asidi ve kolesterol alımları ile enerjinin yağdan ve karbonhidrattan karşılanan yüzdeleri 1. haftaya göre azalmış; enerjinin proteinden karşılanan yüzdesi, posa, çözünür ve çözünmez posa alımları ise artmıştır (her biri için p≤0,05). Her iki grupta da tıbbi beslenme tedavisini takiben Akdeniz Diyeti Uyum Ölçeği ve HEI-2015 puanları artış göstermiş (her biri için p≤0,05), ancak çalışma süresince gözlenen değişimlerde gruplar arasında istatistiksel olarak fark bulunmamıştır (p>0,05). Antropometrik ölçümlerden vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, bel, kalça ve üst kol çevreleri, triseps deri kıvrım kalınlığı ve el kavrama gücü her iki grupta da çalışma süresince azalmış (her biri için p≤0,05) olup, sadece triseps deri kıvrım kalınlığı ve üst orta kol çevresindeki değişimler gruplar arasında istatistiksel olarak farklı bulunmuştur (her biri için p≤0,05). Biyokimyasal göstergelerden, çalışma grubunda serum açlık insülin (p=0,026) ve serum LDL kolesterol (p=0,032) düzeyleri çalışma süresince azalmış, serum albümin (p=0,001) ve serum hematokrit (p=0,048) düzeyleri artmıştır; kontrol grubunda ise çalışma süresince serum trigliserit düzeyi (p=0,035) istatistiksel olarak anlamlı azalma göstermiştir. Katılımcıların EDSS puanları her iki grupta da 6. ve 12. haftalarda anlamlı azalma göstermiş (p≤0,05) olup, gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,022). Bileşik mental sağlık puanı çalışma grubunda 1. ve 12. haftalar arasında (p=0,015); kontrol grubunda ise çalışma süresince istatistiksel olarak önemli artış göstermiştir (p=0,002). Bileşik fiziksel sağlık puanı ise çalışma grubunda 12. haftada 1. ve 6. haftaya göre artarken (p=0,001), kontrol grubunda önemli bir değişim göstermemiştir (p=0,074). Beck Depresyon Envanteri puanı, çalışma grubunda çalışma süresince azalmış (p=0,008) ancak kontrol grubunda istatistiksel olarak önemli bir değişim göstermemiştir (p=0,111). Sonuç olarak, bu çalışmada tıbbi beslenme tedavisinin MS'li bireylerin beslenme durumları, yaşam kaliteleri ve hastalık semptomlarını iyileştirebileceği; tıbbi beslenme tedavisine ek olarak verilen sinbiyotik desteğin hastalığın bazı göstergelerinde olumlu etkiler oluşturabileceği gösterilmiştir. Bununla birlikte, prebiyotik ve probiyotiklerin MS tedavilerinde rutin olarak yer alabilmesi için öncelikle etkinlikleri suş bazında tanımlanmış probiyotikler ve en iyi sinerjik etkiyi gösteren prebiyotiklere yönelik büyük örneklemli ve uzun izlem süreçleri içeren yeni çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Beslenme durumuBeslenme tedavisiMultipl skleroz+3
Hülya Oğur
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Multipl Skleroz hastalarında öz yönetim modülünün geliştirilmesi ve değerlendirilmesi

Uygun tedavi ve semptom yönetimi, Multipl Skleroz (MS) hastalarının yaşam kalitesini artırabilmekte, özürlülüğün etkisini sınırlayabilmekte ve hastanın sosyal yaşamının devamlılığını sağlayabilmektedir. Uluslararası raporlar, öz yönetim uygulamalarının, MS ile ilişkili semptomların azaltılmasında etkili olabilecek bir yaklaşım olduğunu ve hastaların MS'nin etkilerini yönetmelerine yardımcı olabileceğini bildirmiştir. Bu çalışmanın amacı, hastaların öz yönetimini, Öz Yönetim Modülü aracılığıyla geliştirmek ve bu modülün etkisini kısa ve uzun dönemde değerlendirmektir. Ek olarak, Öz Yönetim Modülü'nün, hastaların tedavi sürecine katılım durumlarındaki değişime, bakım memnuniyetlerine ve uyunçlarına da etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu prospektif, randomize kontrollü çalışma, Ocak 2020 - Kasım 2021 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Nöroloji Anabilim Dalı'nda yürütülmüştür. Bu bağlamda MS hastalarının öz yönetim yeteneklerine katkı sağlaması amacı ile klinik eczacı-hekim ortak çalışması ile bir 'Öz Yönetim Modülü' geliştirilmiştir. Çalışma grubuna uygulanan Öz Yönetim Modülü, klinik eczacının hastayı ilaç ve hastalık konularında bilgilendirmesini, ilaç uyuncu sağlamaya engel olan bariyerlerin tespitini ve hastaların semptom takibi yapmaları için teşvik edilmesini içermektedir. Modül sonrası çalışma grubundaki hastalarda MS Öz Yönetim Ölçeği puanlarındaki artışın (ilk görüşme ortalama puanı: 90,2; son görüşme ortalama puanı: 99,8), kontrol grubundaki hastalardan (ilk görüşme ortalama puanı: 90,8; son görüşme ortalama puanı: 91,9) daha fazla olduğu tespit edilmiştir (p<0,001). Geliştirilen Öz Yönetim Modülü'nün, ayrıca ilaç uyuncunu, bakım algısını ve hastanın tedaviye katılımını artırdığı gösterilmiştir. Yaş (B=-0,11), eğitim durumu (B=-2,83), ilaç uyuncu (B=25,29), kronik hastalık algısı (B=0,47) ve hasta katılım kategorisinin (karamsar grup için B=-9,48) öz yönetimi önemli şekilde etkilediği saptanmıştır. Hasta öz yönetimini geliştirmenin hasta ile sağlık çalışanları arasındaki ilişkiyi güçlendireceği ve hastalık yönetimindeki ortak karar verme sürecinde hastanın daha aktif rol almasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

EczacılıkMultipl sklerozTedavi+1
Cansu Göncüoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl sklerozlu bireyler için İletişim ve Dil Değerlendirme Ölçeği'nin (Communication and Language Assessment Questionnaire for Persons with Multiple Sclerosis-CLAMS) Türkçe versiyonunun geçerlik ve güvenirliğinin araştırılması

Multipl skleroz merkezi sinir sisteminin kronik, nöroinflamatuar bir hastalığıdır. Multipl sklerozda iletişim ve dil bozuklukları görülebilmektedir. Bu bozukluklar bireylerin günlük yaşama katılımlarını ve yaşam kalitelerini olumsuz etkilemektedir. Bireylerin değerlendirilirken patient-reported outcome measure (PROM) – hasta beyanına dayalı çıktı ölçümlerinin kullanımı önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı Communication and Language Assessment Questionnaire for Persons with Multiple Sclerosis – CLAMS'ın Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirliğinin araştırılarak dilimize kazandırılmasıdır. Çalışmaya 18 yaş ve üzerindeki 216 MS tanılı, 216 sağlıklı birey dahil edilmiştir. Ölçeğin uyarlama sürecinde Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) ölçme araçlarının uyarlanmasına yönelik önerdiği prosedür takip edilmiştir. Ölçeğin uyarlanmasından sonra katılımcılardan veriler toplanmıştır. Katılımcılardan klinik ve demografik bilgiler alınmıştır, CLAMS'ın Türkçe formu ve Montreal Bilişsel Değerlendirme Aracının Türkçe formu uygulanmıştır. Veri toplama aşaması tamamlandıktan sonra ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Ölçeğin geçerliği için kapsam ve yapı geçerliği, güvenirliği için iç tutarlılık (Cronbach Alfa katsayısı) ve test-tekrar test uygulaması ile ölçeğin zamana karşı tutarlılığına yönelik analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde CLAMS'ın Türkçe versiyonunun geçerli ve güvenilir olduğu görülmüştür. Ölçeğin MS tanılı bireylerin iletişim ve dil bozukluklarına yönelik klinik uygulamalarda ve araştırma amaçlı bilimsel çalışmalarda kullanılabileceği düşünülmektedir.

Dil bozukluklarıDil ve konuşma terapisiGüvenilirlik ve geçerlilik+6
Özge Şahvelioğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında kognitif yorgunluğun denge üzerine akut etkisinin incelenmesi

Multipl Skleroz (MS) hastalarında kognitif yorgunluğun denge üzerine akut etkisini incelemek amacıyla yapılan bu çalışmaya; Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS) skoru 0-4 olan, kognitif bozukluğu olmayan, 20-50 yaş arasında 50 MS hastası dahil edildi. Hastalar randomize olarak kontrol ve çalışma grubu olacak şekilde ikiye ayrıldı. Çalışma grubuna 30-45 dakika boyunca kognitif yorgunluğa neden olacak kognitif aktiviteler yaptırılırken, kontrol grubu 30 dakika boyunca dinlendirildi. Her iki gruba da klinik denge değerlendirmeleri, statik postürografi değerlendirmeleri ve kognitif yorgunluk değerlendirmesi uygulamalardan hemen önce ve hemen sonra olmak üzere iki kere uygulandı. Kognitif yorgunluk, Görsel Analog Skala (VAS) ile değerlendirildi. Klinik denge değerlendirmeleri için Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ve Tek Bacak Üstünde Durma Testi (TBÜDT) kullanıldı. Statik postürografi değerlendirmeleri için ise Modifiye Duyusal İntegrasyon ve Dengenin Klinik Değerlendirilmesi m(CTSIB), Stabilite Sınırları Testi (LOS), Tandem Yürüme (TW), Düz Yürüme (WA), Ritmik Ağırlık Aktarma (RWS) ve Tek Taraflı Duruş (US) kullanıldı. Çalışma grubuna Sözel Akıcılık Testi, MS için Kısa Uluslararası Bilişsel Değerlendirme(BICAMS) ve Paced İşitsel Seri Toplama Testi (PASAT)'ni içeren kognitif aktiviteler uygulandı. Çalışmanın sonunda iki grup karşılaştırıldığında çalışma grubu VAS'a göre kognitif yorgun bulundu (p<0,001). Statik postürografik denge testlerinden m(CTSIB)'de çalışma grubunun ölçümleri sonucunda sert zemin gözler açık, yumuşak zemin gözler açık ve kompozit skorda postüral salınımın arttığı bulundu (p<0,001, p<0,005, p<0,001). İki grup karşılaştırıldığında ise sert zemin gözler açık, sert zemin gözler kapalı, yumuşak zemin gözler açık ve kompozit skorda farklılık bulundu (p<0,001, p<0,007, p<0,005, p<0,001). LOS'da çalışma grubunun değerlendirmelerinde hareket hızı (MVL) ve son nokta ekskürsiyonda (EPE) artış bulundu (p<0,001, p<0,009). Kontrol grubunun reaksiyon süresi (RT) azalırken, son nokta ekskürsiyonda (EPE) ve maksimum ekskürsiyonda (MXE) artış gözlemlendi (p<0,019, p<0,010, p<0,005). İki grup karşılaştırıldığında ise sadece MXE'de fark gözlendi (p<0,009). TW değerlendirmelerinde hem çalışma grubunda hem de kontrol grubunda sadece hızda artış bulunurken, iki grup karşılaştırıldığında bu artış istatistiksel olarak anlamlı değildi (p<0,002, p<0,001, p>0,60). WA'da çalışma grubunun adım uzunluğunun arttığı bulundu (p<0,005). Gruplar karşılaştırıldığında sadece adım uzunluğu farklı bulundu (p<0,026). RWS'de kontrol grubunda sadece ön/arka doğrultusundaki on-axis hızında artış bulundu (p<0,012). Gruplar karşılaştırıldığında ise anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). US'de ise kontrol grubunun sağ bacak gözler kapalı pozisyonda fark bulunurken, iki grup karşılaştırıldığında anlamlı bir fark bulunmadı (p≤0,05, p>0,05). Klinik denge değerlendirilmesi için kullanılan FUT'un grup içi değerlendirmesinde çalışma grubunun uzanma mesafesinin azaldığı bulunurken, kontrol grubunun uzanma mesafesi değişmedi (p<0,001, p>0,438). Gruplar karşılaştırıldığında ise fark anlamlıydı (p<0,001). TBÜDT'de çalışma grubunda gözler açık sol bacakta, gözler açık sağ bacakta ve gözler kapalı sol bacakta duruş süresinin azalması anlamlı bulundu (p<0,002, p<0,004, p<0,007). Kontrol grubunda, gözler açık sol bacakta, gözler açık sağ bacakta ve gözler kapalı sağ bacakta duruş süresinin artışı istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001, p<0,001, p<0,02). Gruplar karşılaştırıldığında, gözler açık sol bacakta, gözler açık sağ bacakta, gözler kapalı sol bacakta ve gözler kapalı sağ bacakta duruş süreleri farkı anlamlı bulundu (p<0,001, p<0,001, p<0,004, p<0,001). MS hastalarında kognitif yorgunluğun denge üzerine akut etkisinin ilk defa incelendiği bu çalışma bulguları doğrultusunda, kognitif yorgunluğun kognitif bozukluğu olmayan hastalarda dahi görülebileceği ve dengeyi olumsuz etkilediği gösterildi. Anahtar Kelimeler: Multipl skleroz, kognitif yorgunluk, statik denge, dinamik denge

BilişBiliş bozukluklarıBilişsel işlevler+3
Kübra Turan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erken dönem multipl skleroz hastalarında yürüyüşü başlatmanın incelenmesi

Amaç: Katılımın en büyük bileşeni olan yürüyüşün, Multipl Skleroz ( MS) hastalarında erken dönemden itibaren etkilendiği ve ambulasyonun ilerleyen evrelerde devamının sağlanması için kapsamlı değerlendirilmesi gerektiği bilinmektedir . Bunun için yürüyüşün kararlığa ulaştığı fazdaki kinetik ve kinematik analizlerin yanı sıra yürüyüşü başlatma fazının da göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Yürüyüşü başlatmanın incelenmesinin, birçok açıdan yürüyüşe dair öngörü oluşturabilmesi ve klinik anlamda belirti vermeyen hastaları ayırt etmede etkili olabilmesi nedeniyle çok boyutlu yürüyüş değerlendirmesinde yer alması gerekmektedir. Yürüyüşü başlatma becerisinin değerlendirilmesinde, antisipatuar fazdaki basınç merkezi değişikliklerinin ve kas aktivasyonlarının incelenmesinin yanısıra, kararlı lokomasyona geçiş için gerekli olan ilk üç adımın zaman mesafe karakteristiklerinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmadaki amacımız; fonksiyonel kaybı olmayan ve minimal fonksiyonel kaybı olan erken dönem MS hastalarının sağlıklılara göre farkını ortaya koymak ve engellilik oluşmadan hastaların yürüyüş açısından prognozuna dair bir görüş oluşturmaktır. Yöntem:Çalışmaya dahil edilen MS hastalar ve sağlıklı gönüllülerden hastaneye başvurularının ardından tabakalı rastgele örnekleme ile örnekleme yapılacak ve her grupta %10 kayıp kabul edilerek 11 gönüllü değerlendirmeye alınacaktır. Değerlendirmeye alınan gönüllülere Mini Mental Test, IPAQ, 10 Metre Yürüyüş Testi ve MS hastalarına EDSS yapılacaktır. Uygun gönüllülerde yürüyüşü başlatmaya ait antisipatuar postüral ayarlamalar için EMG kaydı alınacak, spasyotemporal parametreler için GAİTRite kaydı alınacak ve basınç merkezlerine ait değişikliklerin ölçümü için BERTEC denge değerlendirme sistemi kullanılacak ve veriler kaydedilecektir. Sonuç: Bu çalışmadan elde edilecek erken dönem MS hastalarının yürüyüşü başlatmaya ait parametrelerinin sağlıklıklar ile ve kendi aralarındaki farklara ait sonuçlar literatürde paylaşılacaktır. Tartışma: Çalışma sonucu elde edilen sonuçlar literatürdeki benzer çalışmalarla tartışılarak ortaya konulacaktır.

DuruşFonksiyonel yetkinlikMultipl skleroz+2
Mustafacan Salamci
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında kognitif yorgunluğun mental imgeleme üzerine etkisinin araştırılması

Amaç: Mental imgeleme, kişinin gerçekte herhangi bir hareket açığa çıkarmaksızın belirlenen hareketi zihinde canlandırıp prova ettiği bir süreçtir. Literatürde sağlıklı bireylerde ve inme, multipl skleroz (MS), Parkinson hastalığı ve Alzheimer hastalığı gibi birçok hastalıkta mental imgelemenin farklı fonksiyonlar üzerine etkileri incelenmiştir. Bu çalışmalar mental imgelemenin birçok faktörden etkilendiğini göstermiştir. Multipl skleroz (MS) demiyelinizan bir hastalık olup demyelizasyonun yerleşiminin çeşitlilik göstermesi sebebiyle denge kayıplarından duyusal bozukluklara, kas güçsüzlüğünden depresyona kadar geniş bir yelpazede bulgular ortaya çıkabilmektedir. Kognitif yorgunluk bu semptomlardan biridir. MS hastaların tamamında kognitif bozukluk saptanmamasına rağmen %50'den fazlasında kognitif yorgunluğun görüldüğü rapor edilmiştir. Literatürde kognitif yorgunluğu olan MS hastaları için mental imgeleme çalışmaları önerilmektedir. Bununla birlikte kognitif yorgunluğun mental imgeleme üzerine etkisini gösteren bir çalışma bulunmamaktadır. MS hastalarında yorgunluk ile motor fonksiyon arasındaki ilişkiyi gösteren birçok yayın bulunmaktadır. Özellikle alt ekstremite kuvveri ile yorgunluk arasındaki ilişkiyi inceleyen çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Kognitif yorgunluk ile ekstremiteler arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaların ise son derece kısıtlı olduğu görülmektedir. Yozbatıran ve ark. tarafından yapılan ve MS hastalarında üst ekstremite fonksiyonu ile yorgunluk arasındaki korelayonu inceleyen çalışma konuyla ilgili literatürde yer alan tek araştırmadır. Bilgimiz dahilinde kognitif yorgunluğun alt ve üst ekstremite fonksiyonlarını ne kadar etkilediğie dair bir çalışma ise bulunmamaktadır. Literatürdeki bu eksikliklerden yola çıkarak palanladığımız çalışmamızın amacı; MS hastalarında oluşan kognitif yorgunluğun, mental imajinasyonu nasıl etkilediğini incelemek ve üst ve alt ekstremite motor fonksiyonları üzerine etkisini belirlemektir. Yöntem: Çalışmaya EDSS skoru 0 ile 4 arasında olan MS hastaları dahil edilecektir. Dahil olma kriterlerini sağlayan bireyler dosya numarasının tek veya çift olası baz alınarak randomize edilerek çalışma ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılacaktır. Her iki gruptaki bireylerin fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeğiyle, depresyon ve anksiyete düzeyleri Beck Depresyon Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği ile, konitif yorgunluk seviyeleri görsel analog skalası ile mental imgelemeleri ise kinestetik ve görsel imgeleme anketi, haraket imgeleme anketi, motor imgeleme yeteneği testi, zamana bağlı motor görüntüleri testi, 9 delikli çivi testi, 10 metre yürüme testi, iz sürme testi ile değerlendirilecektir. Bir hafta sonra testler her iki grup için tekrar edilecektir. Ancak çalışma grubundaki bireylere değerlendirme öncesinde kognitif yorgunluğu artırmak amacıyla nöropsikiyatrik testlerin cevaplanmasına dayalı bir protokol uygulanacaktır. Sonuç: Bu çalışmada elde edilecek MS hastalarında kognitif yorgunluğun mental imgeleme üzerindeki etkisine ait sonuçlar literatürde paylaşılacaktır. Tartışma: Çalışma sonucu elde edilen sonuçlar literatürdeki benzer çalışmalarla tartışılarak ortaya konulacaktır.

BilişBiliş bozukluklarıMultipl skleroz+3
Fardad Farzınmoghaddam
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında vertikalite algısının incelenmesi ve mental rotasyon yeteneği ile ilişkisinin araştırılması

Multipl Skleroz (MS) hastalarında vertikalite algısının incelenmesi ve mental rotasyon yeteneği ile ilişkisinin araştırılmasının amaçlandığı bu çalışmaya, 18-54 yaş arası, nörolog tarafından kesin MS tanısı almış 57 MS'li hasta, yaş ve cinsiyet bakımından benzer 40 sağlıklı birey katıldı. Vertikalite algısı, subjektif vizüel vertikale (SVV) bakılarak kova testi ile değerlendirildi. Bu değerlendirmede mutlak değer SVV saat yönü, SVV saat yönünün tersi ve yön ayırt etmeksizin SVV ortalaması derece cinsinden belirlendi. Mental rotasyon yeteneği ise Recognise Hand App™, Recognise Foot App™, Recognise Neck App™ ve Motor İmgeleme Yeteneği Testi ile değerlendirildi. El, ayak ve boyna ait Recognise mobil uygulamalarının değişkenleri; reaksiyon süreleri (sn) ve doğru yanıt yüzdeleri (%) ile belirtilirken Motor İmgeleme Yeteneği Testi'nin skoru puan cinsinden belirtildi. Tüm katılımcıların kognitif düzeyleri; bilgi işlem hızı, sözel bellek ve görsel-uzaysal bellek için ayrı değerlendirme parametrelerinden oluşan MS için Kısa Uluslararası Bilişsel Değerlendirme Bataryası (BICAMS) ile değerlendirilirken baş, boyun ve üst torakal bölgeye ait postür değerlendirmesi ölçümleri; Kinovea yazılımı ile hesaplandı. MS hastalarında %26,3'ü anormal SVV saat yönü ortalaması, %66,7'si anormal SVV saat yönü tersinin ortalaması, %49,1'i ise yön ayırt etmeksizin anormal SVV ortalamasına sahipti. MS hastalarında SVV saat yönü tersinin ortalaması (p=0,002) ve yön ayırt etmeksizin SVV ortalamasında (p=0,037) sağlıklı bireylere göre daha büyük sapma derecelerine sahipti. MS hastaları sağ el reaksiyon süresi (p=0,042), sağ el doğru yanıt yüzdesi (p<0,001), sağ ayak doğru yanıt yüzdesi (p=0,035) ve Motor İmgeleme Yeteneği Testinde (p<0,001) daha düşük performansa sahipti. MS hastalarında yön ayırt etmeksizin SVV ortalama sapma derecesi ile sağ el doğru yanıt %'si (rho=-0,318 ve p=0,016), sol el doğru yanıt %'si (rho=-0,381 ve p=0,003), sağ ayak doğru yanıt %'si (rho=-0,370 ve p=0,005) ve sol ayak doğru yanıt %'si (rho=-0,350 ve p=0,008) arasında negatif yönde, düşük-orta düzeyde bir ilişki bulundu. Sağlıklı bireylerde ise SVV değişkenleri ile mental rotasyon yeteneği değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamadı (p>0,05). MS hastaları, BICAMS Bataryasının her parametresi ile SVV değişkenleri arasında düşük ve orta derecede değişen bir korelasyona sahipti (p<0,05). Postür değişkenleri ile SVV değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadı (p>0,05). MS hastalarının sağlıklı bireylere göre SVV ve mental rotasyon yeteneğinde performanslarının düşük olduğu ve her iki parametre arasında bir ilişkinin olduğu sonucuna varıldı. MS hastalarında değerlendirme ve rehabilitasyon protokolleri planlanırken bu iki parametrenin birbiriyle olan ilişkisi dikkate alınmalıdır.

AlgıDikeyMental rotasyon+2
Merve Ünal
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz ve diğer nörolojik hastalıklarda beyin omurilik sıvısının analizi

Beyin omurilik sıvısı analizi, beyin, spinal kord ve meninkslerin enflamatuar, enfeksiyöz veya enfeksiyöz olmayan durumlarının değerlendirilmesi için değerli bir tanı aracıdır. Oligoklonal bant pozitifliği ve intratekal immünoglobülin G sentezi Multipl skleroz tanısında en önemli bulgulardır. Santral sinir sisteminin nörolojik, enfeksiyöz veya enflamatuar hastalıklarında, beyin omurilik sıvısında kantitatif ve kalitatif anormal immünoglobülin G bulguları saptanabilmektedir. Bu çalışmada, laboratuvar oligoklonal bant paternlerini ilgili immünoglobülin G sonuçlarıyla birlikte değerlendirmeyi, beraberinde Reibergram analizini ve beyin omurilik sıvısı indekslerini sunmayı ve bu sonuçları klinik tanı yoluyla elde edilen verilerle karşılaştırmayı ve yapılan analizlerin hastalıkların ayırıcı tanısının sağlanmasına olan etkisini göstermeyi amaçladık. Bu amaçla çalışmaya Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği'ne başvuran ve çalışmaya dahil olma kriterlerini karşılayan 2273 hasta dahil edildi. Anahtar kelimeler: Multipl skleroz, oligoklonal bant, immünoglobülin G, beyin omurilik sıvısı

Multipl sklerozNörolojik hastalıklarOligoklonal bant+3
Burcu Gökçe Çokal
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz ve Parkinson hastalarında neopterin düzeyi ve kinürenin yolağını inflamasyon ve nörodejenerasyon üzerine etkisi

Santral sinir sisteminin iki kronik nörolojik hastalığı olan multıpl skleroz ve Parkinson hastalığının patogenezinde inflamasyon ve nörodejenerasyon yer almaktadır. Pteridin ve kinürenin yolağının inflamasyon ve nörodejenerasyondaki rolünü değerlendirmek amacıyla yaptığımız bu çalışmada Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi nöroloji kliniğine başvuran hastalar arasından, çalışmaya dahil olma kriterlerini karşılayanlardan onam alınarak üç grup oluşturulmuştur. 37 multıple skleroz, 29 Parkinson hastası ve 21 kontrolden oluşan üç grup çalışılmıştır. Multıple skleroz grubu kendi içinde primer progresif, sekonder progresif, relapsing remitting ve naif multıple skleroz hastaları olarak alt gruplara ayrılmıştır. Parkinson grubu ise idiopatik olanlar, GBA mutasyonu ve PARKN mutasyonu olanlar şeklinde alt gruplara ayrılmıştır. İdrarda neopterin, yüksek basınçlı sıvı kromatografi tekniğiyle, serum örneklerinde neopterin, triptofan, kinürenin, kinolinik asit ve kinürenik asit düzeyleri ise enzim aracılıklı immünosorban assay yöntemi ile değerlendirilmiştir. Bakılan metabolitlerde grublar arasında anlamı bir fark bulunmamıştır. Multıple skleroz hastalığında hastalık özürlülük oranı ile serum kinürenin/triptofan oranı arasında anlamlı korelasyon olduğu bu oranın idrar neopterin düzeyi ile doğru orantılı olduğu görülmüştür. Multıpl skleroz grubunda hastalık özürlülük oranı ile kinolinik asit düzeyi arasında da negatif yönde ilişki bulunmuştur. Parkinson hastalığı riskini etkileyen parametreler arasında kinürenin/triptofan ve neopterin düzeyi anlamlı bulunmuştur. Parkinson grubunda hoehn yahr evresi ile triptofan arasında negatif ilişki olduğu gösterilirken idrar neopterin düzeyi ile yaş arasında negatif, serum kinürenik asit ve kinolinik asit düzeyi arasında pozitif yönde korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Her iki hastalıkta ortak olarak kinürenin/triptofan oranı anlamlı olarak ilişkili çıkmıştır.

KinüreninMultipl sklerozNeopterine+5
İrfan Yavaş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Multiple skleroz hastalarının serum d vitamini ve kalsiyum düzeylerinin sağlıklı bireylerle karşılaştırılması ve beslenme durumlarının değerlendirilmesi

Multiple Skleroz (MS), Merkezi Sinir Sistemi (MSS)'nin kronik ve inflamatuar bir hastalığıdır. Bu çalışmanın amacı, MS'li ve sağlıklı bireyleri, serum kalsiyum (Ca) ve D vitamini düzeyi, beslenme durumu ve bazı biyokimyasal parametreler açısından karşılaştırmaktır. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi MS Polikliniği'ne başvuran 19-65 yaş arası MS'li 196 birey ve sağlıklı 196 birey olmak üzere toplam 392 birey araştırma kapsamına alınmıştır. Tüm bireylerin genel özellikleri, sağlık durumu, beslenme alışkanlıkları, besin tüketimleri, besin tüketim sıklıkları ve fiziksel aktivite durumları anket formu ile belirlenmiştir. Bireylerin serum Ca, D vitamini ve diğer biyokimyasal değerleri analiz edilmiştir. MS'li bireylerin serum Ca (kadın ve erkekler için sırasıyla, 9,24±0,9 mg/dL, 9,29±0,49 mg/dL) ve D vitamini (sırasıyla; 8,55±5,48 ng/mL ve 9,85±4,35 ng/mL) değerleri sağlıklı bireylerden anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. MS'li kadın ve erkeklerde günlük enerji (MS'li kadın ve erkekler için sırasıyla; 1616,65±613,43 kkal ve 1890,67±741,15 kkal), karbonhidrat (CHO) (sırasıyla; 188,10±85,03 g ve 212,93±99,36 g), yağ (sırasıyla; 71,13±30,41 g ve 81,18±38,53 g) ve protein (sırasıyla; 52,94±22,29 g ve 74,07±38,18 g) alımının sağlıklı kadın ve erkeklerdekinden (enerji, CHO, yağ ve protein için sırasıyla; 2024,46±577,12 kkal ve 2550,17±649,61 kkal, 62,76±21,63 g ve 86,84±28,01 g, 90,80±31,61 g ve 113,32±34,30 g, 62,76±21,63 g ve 86,84±28,01 g) anlamlı derecede daha düşük olduğu tespit edilmiştir. MS'li bireylerin düzenli fiziksel aktivite yapma oranı sağlıklı bireylerden daha düşüktür (p<0,001). Toplam enerji harcaması MS'li bireylerde 1870,0±182,8 kkal ve sağlıklı bireylerde 1941,6±190,5 kkal'dir. Bu araştırmada, MS'li bireylerin biyokimyasal parametrelerinin (alkalen fosfataz (ALP) (kadın ve erkekler için sırasıyla; 73,67±36,98 U/L ve 77,77±23,71 U/L), C-reaktif protein (CRP) (sırasıyla; 0,31±0,50 mg/L ve 0,41±0,70 mg/L)), antropometrik ölçümlerinin (sırasıyla; vücut ağırlığı 67,89±13,44 kg ve 77,93±12,75 kg, bel çevresi 91,11±15,66 cm ve 95,62±12,10 cm, kalça çevresi 106,04±10,47 cm ve 104,31±8,65 cm), fiziksel aktivite düzeylerinin ve beslenme durumlarının sağlıklı bireylerden farklı olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, beslenme durumunun takibi ve iyileştirilmesi MS'li bireylerin tedavi sürecine dahil edilmelidir.

BeslenmeBeslenme durumuFiziksel aktivite+5
Gülşen Delikanlı Akbay
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tedavi gören multipl skleroz tanılı hastalarda bilişsel işlevlerin değerlendirilmesi

Amaç: Multipl Skleroz (MS) merkezi sinir sisteminin inflamatuar bir hastalığıdır. Bilişsel yıkım ve depresyon MS'de en sık görülen psikiyatrik tablolardır. Bilişsel yıkım MS'li hastaların %40-65'ini etkiler ve sıklıkla bellek, dikkat ve bilgi işleme süreçlerinde gözlenir. Dalfampiridin MS tanılı hastalardanda yürüme bozukluklarının semptomatik tedavisinde kullanılmak üzere onay almış farmakolojik bir ajandır. Bu farmakolojik ajanın aynı işleyiş ile bilişsel yıkım tedavisinde kullanılması mümkündür. Bu çalışmanın amacı, dalfampiridin tedavisinin bilişsel fonksiyonlar üzerine etkisini incelemektir. Yöntem: İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Polikliniği'nde takip edilen ve çalışma kriterlerine uyan MS tanılı ve dalfampiridin başlanması planlanan 12 hasta çalışmaya dahil edildi. Tedavi öncesinde (ön test) ve 10. haftanın sonunda (son test) olmak üzere toplam iki kez belirli nöropsikolojik testler uygulanmıştır. Bilişsel işlevlerin değerlendirmesi için Multipl Skleroz Fonksiyonel Kompozit (MSFC), Çizgi Yönünü Belirleme Testi (ÇYBT), Sözel Akıcılık Testi (WLG), Öktem-Sözel Bellek Süreçleri Testi, Stroop Test (ST) ve Sembol Sayı Modaliteleri Testi (SDMT) kullanıldı. Depresyon CES-Depresyon Ölçeği (CES-D) ve Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HADÖ) ile ölçüldü. Hastaların tedavi öncesi puanları tedavi sonrası puanları ile karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya katılan 12 hastadan 7'si kadın, 5'i erkekti ve yaş ortalaması 42,75±10,58 idi. Dalfampiridin tedavisi alan hastaların 10 hafta sonra SDMT (p=0,005), PASAT 3" (p=0,009), PASAT 2'' (p=0,033), ÇYBT (p=0,01), WLG (p=0,003), 9 HPT Dominant El Sağ (p=0,005), T25FW (p=0,007) ve Stoop alt testlerinden Renk Söyleme (p=0,002) ve Enterferans (p=0,005) testlerinde anlamlı gelişme gözlenmiştir. Dalfampiridin tedavisinin MS tanılı hastaların yaşadıkları bilişsel bozuklukta olumlu etkilere sahip olabileceği düşünülmüştür. Bu tedavinin MS tanılı hastalar üzerindeki etkisini araştırmak için daha uzun takipli ve daha büyük hasta örneklemlerinde yapılacak çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Multipl skleroz, bilişsel işlevler, dalfampiridin, depresyon, nöropsikolojik değerlendirme.

Bilişsel işlevDepresyonHastalar+4
Merve Umay Candaş Demir
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarına evde bakım veren aile bireylerinin bakım yükü ve yaşam kaliteleri arasındaki ilişki

Kronik hastalıklar fizyolojik olarak geri dönüşümsüz değişikliklere yol açan, yaşamın uzun bir dönemini kapsayan sürekli tıbbi bakım gerektiren hastalıklardır. Bireyin hayatına beklenmedik bir anda giren hastalık olgusu, kendisinden beklenen kişisel, sosyal rol ve fonksiyonlarını yerine getirmesini engellemekte ve neticede birtakım psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Hastalığın kronik halde seyri ise hasta ve yakınları için bu sorunları uzun dönemli ve karmaşık bir hale getirip yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Hasta yaşamının tüm süreçlerinde yaşam kalitesinde olumsuzluklara ve güçlüklere yol açan, hem hastanın hem de bakım vericinin yaşam kalitesinde önemli ölçüde düşüşe neden olan tıp literatüründe yer alan hastalıklardan biri de Multipl Skleroz (MS) hastalığıdır. Dolayısıyla bu çalışma araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel tipte olup multıpl skleroz hastalarına evde bakım veren aile bireylerinin bakım yükleri ve yaşam kaliteleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, bir üniversite hastanesinin nöroloji kliniğine kayıtlı 158 hasta yakını birey oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında, Bakım Vereni Tanıtıcı Bilgi Formu (Ek-1), Bakım Verme Yükü Ölçeği (Burden İnterview) (Ek-2), Bakım Vericilerin Yaşam Kalitesi Ölçeği–(Ek-3) nin kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi Statistical Package For Social Science (SPSS) programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışmamızda, bakım vericilerin Bakım Verme Yükü Ölçeği puan ortalaması 57.89 ± 15.33 olarak tespit edilmiştir. Bakım vericilerin eğitim durumuna, çocuk sahibi olma durumuna, hastaya olan yakınlık derecesine, hasta ile aynı evde yaşama durumuna, toplam bakım verme süresine, tedavi sürecinde sağlığının etkilenme durumuna, sorumlulukları etkileme durumuna, evlilik ilişkilerinde sorun yaşama durumuna göre, aile ilişkisinde sorun yaşama durumuna göre bakım verme yükü ölçeği puan ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Çalışmamızda Bakım Vericilerin Yaşam Kalitesi Ölçeği'nden elde edilen bulgulara göre yaşam kalitesi ölçeği puan ortalamasına bakıldığında, puan ortalamasının en yüksek olduğu madde yük alt boyutunda olmuştur (26.00 ± 9.75). Ayrıca Bakım Verme Yükü Ölçeği ile Bakım Vericinin Yaşam Kalitesi ölçeği arasında negatif yönde orta güzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir.

AileBakım verenlerBakım verme yükü+4
Kemal Atan
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multıple skleroz hastalarında fiziksel aktivite düzeyinin ağrı, yorgunluk ve yaşam kalitesine etkisi

Multipl Sklerozlu (MS) hastalarda hastalığın süresi ve meydana getirdiği fonksiyonel kısıtlılıklar artıkça, fiziksel aktivite düzeyinde azalma ve hareketsiz yaşam tarzının yerleştiği, aynı yaş grubundaki sağlıklı bireylere göre daha az aktif oldukları bilinmektedir. Bu çalışma farklı fiziksel aktivite düzeyine sahip MS hastalarında ağrı, yorgunluk şiddeti, yaşam kalitesini saptamak ve fiziksel aktivite düzeyinin ağrı, yorgunluk şiddeti ve yaşam kalitesine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Ocak-Şubat 2020 tarihleri arasında Türkiye Multipl Skleroz Derneği'nde yapılmıştır. Çalışmamıza, MS tanısı kesinleşmiş, en az bir aydır atak geçirmemiş olan, Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS) puanı 1-5 arasında olup, Türkçe konuşup, anlayabilen gönüllü 50 olgu katılmıştır. Araştırmaya katılacak bireylere Gönüllü Bilgilendirme ve Onam Formu imzalandıktan sonra; katılımcıların demografik bilgileri ve anketlere verdiği yanıtlar kayıt edilmiştir. Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ile fiziksel aktivite düzeyi, Yorgunluk Şiddet Ölçeği ile yorgunluk şiddeti, Multipl Skleroz'a Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (MuSiQoL) ile yaşam kaliteleri değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan 50 hastanın (%72'si kadın) yaş ortalaması 35,2 yıldı. Katılımcıların %36'sının fiziksel olarak aktif olmadığı, %42'sinin fiziksel aktivite düzeyinin düşük olduğu, %22'sinin fiziksel aktivite düzeyinin sağlığı korumak için yeterli olduğu saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, yürüme düzeyi, orta düzeyde fiziksel aktivite ve toplam fiziksel aktivite düzeyi ile yorgunluk şiddeti negatif yönde anlamlı ilişkili bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca yürüme düzeyi ve toplam fiziksel aktivite ile ağrı düzeyinin negatif yönde anlamlı ilişkili olduğu saptanmıştır (p<0,05). Ağrı düzeyi ile yorgunluk, yaşam kalitesi fiziki durum, semptomlar ve psikolojik durum pozitif yönde anlamlı ilişkili bulunmuştur (p<0,01). Araştırmadan elde edilen bulgulara göre MS tanı ve tedavi sürecinde fiziksel aktivitenin ağrı, yorgunluk ve yaşam kalitesi gibi bileşenler açısından önemli bir değişken olduğu, MS hastalığı ve hastalığın getirdiği semptomları kontrol altına almak amacıyla MS hastalarının bu konuda bilinçlendirilmesi ve bireye özgü planlanmış fiziksel aktivite programlarını uygulamaya yönlendirilmesinin önemli olduğu görüşündeyiz. Bu alanda geniş hasta sayılı, uzun dönem takip çalışmalarının gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Multiple Skleroz, Ağrı, Fiziksel Aktivite, Yaşam Kalitesi

AğrıFiziksel aktiviteMultipl skleroz+2
Deniz Sultan Akın
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Primer ve sekonder progresif multipl skleroz hastalarında üst ekstremite ve alt ekstremite fonksiyonlarının karşılaştırılması

Multipl skleroz, santral sinir sisteminin demiyelinizasyon, aksonal dejenerasyon, inflamasyon, astrogliozis ile karakterize, ön planda beyaz cevherin tutulduğu, korteksi, derin gri cevheri de etkileyebilen kronik nörodejeneratif bir hastalığıdır. Hastalığın üç alt tipi bulunmaktadır. Relapsing remitting multipl skleroz (RRMS) %85 oranla en sık görülen alt tipidir, RRMS hastalarında özürlülüğün ilerlemesiyle ortaya çıkan sekonder progresif multipl skleroz (SPMS) ve en baştan itibaren progresif seyir gösteren primer progresif multipl sklerozdur (PPMS). Çalışmada PPMS ve SPMS hastalarında üst ve alt ekstremite fonksiyonları karşılaştırıldı. Çalışmaya EDSS (Expanded Disability Status Scale) skoru 4.0-8.5 arasında 27'si PPMS, 38'i SPMS olan toplam 65 progresif MS hastası dahil edildi. Kadın/erkek oranı 1,6/1 bulunmuştur. Çalışmada EDSS skoru birbirine yakın olan hastalarda PPMS'de üst ekstremite ince motor becerisinin ve yürüme becerisinin SPMS'e göre istatistiksel olmasa da göreceli olarak daha iyi olduğu bulunmuştur.

Alt ekstremiteEkstremitelerMerkez sinir sistemi+5
Nuray Atilla
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Multipl sklerozun periferik sinirler üzerine etkisinin araştırılması

Multipl skleroz enflamasyon, demiyelinizasyon ve akson hasarı ile karakterize otoimmün bir santral sinir sistemi hastalığıdır. Multipl Skleroz'un farklı kliniklerle seyreden relapsing remitting, sekonder ilerleyici ve primer progresif olmak üzere üç alt tipi vardır. Bu çalışmada multipl skleroz hastalarında periferik sinir tutulumu ve ilişkili faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamıza katılan hastaların 35'i (%70,0) Relapsing Remitting Multipl Skleroz ve 15'i (%30,0) Sekonder Progresif Multipl Skleroz hastasıydı. Hastaların semptomlarının başlangıç yaş ortalaması 30.44±1.06 yıl, Genişletilmiş Multipl Skleroz Özürlülük Skalası (EDDS) puan ortalaması 2.97±2.58 puan ve çalışmaya katılan hastaların 12'sinin (%24,0) polinörapatisi mevcuttu. Kontrol grubunda 3 kişide (%6,0) polinöropati tespit edildi. Çalışmamızda erkek hastalarda periferik sinir tutulumunun kadın hastalara göre daha yüksek olduğu belirlendi. Hastalık gelişme süresi ile Genişletilmiş Multipl Skleroz Özürlülük Skala puanı arasında pozitif yönlü çok güçlü bir korelasyon olduğu tespit edildi. Çalışmada multipl skleroz hastalarının literatürle uyumlu olarak daha çok kadınlarda görüldüğü, hastalık süresi arttıkça EDDS puanlarında artış olduğu ve erkeklerde polinöropati sıklığının kadınlara göre yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada kontrol grubunda polinöropati sıklığının beklenenin üzerinde olduğu tespit edilmiştir.

Multipl sklerozPeriferik sinirlerPolinöropatiler
Gökhan Gökpınar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2019
00

Related subjects