Science
614 theses under this subject heading
Sosyal bilgiler dersinde argümantasyon temelli öğretimin öğrencilerin bilimsel değerlere ve yenilikçi düşünme eğilimlerine etkisi
Araştırma, ilköğretim 7.sınıf sosyal bilgiler dersi "Bilim, Teknoloji ve Toplum" öğrenme alanı dahilinde uygulanan Argümantasyon Temelli Öğretim yönteminin, öğrencilerin bilimsel ve yenilikçi düşünme eğilimleri üzerindeki etkisinin var olup olmadığını ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Aydın'ın Efeler ilçesindeki bir devlet okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel ve nicel araştırma tekniklerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma deseninin açımlayıcı sıralı örnekleme yöntemiyle yürütülmüştür. Araştırma, araştırma ve referans gruplarında bulunan toplam 62 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Argümantasyon temelli öğretim yöntemin uygulanmasında, ünitenin konularıyla alakalı ders planları, etkinlikler ve dersin işlenişi tartışmacı bir ortam yaratabilmeye yönelik hazırlanmıştır. Referans grubuna ise, mevcut program kullanılarak dersler işlenilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda, bilimsel eğilim ölçeği ve yenilikçi düşünme eğilimi ölçeği ilk-ölçüm ve son-ölçüm olarak hem araştırma grubuna hem de referans grubuna uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise, araştırma grubu öğrencilerine uygulamayla ilgili yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizine göre, araştırma grubunun bilimsel eğilim ölçeğinden aldıkları ilk-ölçüm ve son-ölçüm puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Referans grubunda da ilk-ölçüm ve son-ölçümlerde anlamlı bir farklılığın olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, araştırma grubu ve referans grupları arasında bilimsel eğilim ölçeğinde son ölçümlerde araştırma grubuna yönelik anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Yenilikçi düşünme ölçeği üzerinde ise, araştırma grubunun ilk-ölçüm ve son-ölçüm sonuçları arasında anlamlı bir farklılığın olduğu gözlemlenmiştir. Referans grubunda ise, yenilikçi düşünme eğiliminde ilk-ölçüm ve son-ölçümleri arasında herhangi bir anlamlı farklılık gözlemlenmemiştir. Her iki grubun yenilikçi düşünme ölçeği üzerinde ise, araştırma grubunun referans grubuna göre son-ölçümlerde anlamlı bir farklılık gösterdiği ortaya konulmuştur. Yapılan görüşmelerde ise, öğrencilerin Argümantasyon Temelli Öğretim hakkında görüşleri genellikle pozitif yönde olmuştur. Araştırmanın bulguları ışığında, uygulamanın ortaokul öğrencilerinin bilimsel ve yenilikçi düşünme eğilimleri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir.
Meşîhat Arşivi'ne göre Osmanlı'nın son döneminde Maraşlı ilmiye sınıfı
Bu çalışma Türkiye'nin güzide şehirlerinden olan ve aynı zamanda tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Kahramanmaraş'ın Osmanlı Devleti'nin son döneminde (1824-1889) yetiştirdiği ilim adamları ve ilmiye sınıfının diğer mensuplarını tarihin tozlu sayfalarından çıkararak gün yüzüne kavuşturmak amacıyla oluşturulmuştur. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın kapsamını; 1824-1889 yılları arasında Osmanlı Devleti hâkimiyetindeki Maraş Sancağı ve kazalarında doğmuş olan ve müderris, naib, kâtip, müftü, muhzır veya ilmiye sınıfının başka alanlarında yer almış olan memurlar, onların biyografileri ve Osmanlı Devleti'nin bu memurlar vesilesiyle tarih bilimine katkıları oluşturmaktadır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Osmanlı idari taksimatında son dönemde uzun yıllar Halep Vilayetine bağlanan Maraş Sancağının kısa tarihi, idari ve demografik yapısı tablolarla desteklenerek işlenmiştir. Yine bu bölümde Maraş adının menşei ve Maraş'ın Osmanlı yönetimine girmeden önceki genel tarihi ele alınmıştır. Bunun yanı sıra Osmanlı Devleti'nde sosyal müessese kurumu açıklanarak Maraşlı ilmiye sınıfı mensuplarının da yetişmesinde doğrudan etkisi olan cami ve medrese kurumları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Osmanlı Devleti'nin en önemli kurumlarından olan ilmiye teşkilatının oluşumu, dayandığı usuller, mekanizması ve işleyişi hakkında genel bilgiler verilmiştir. Osmanlı eğitim sisteminin yapı taşı olan medreselerin yetiştirdiği Osmanlı ulemâsı ve ilmiye sınıfı mensuplarının yetişme usullerine değinilmiştir. 1824-1889 yılları arasında yaşamış ve Maraş'ta doğmuş olan 28 tane Osmanlı ilmiye sınıfı mensubunun Meşîhat Arşivi'ndeki dosyalarının Osmanlıcasından yola çıkılarak günümüz Türkçesine çevrilmiş, sadeleştirilmiş ve biyografi haline getirilmiştir. Maraşlı bu ilmiye sınıfı mensupları Osmanlı devlet kurumlarında müderris, kâtip, naib, müftü, kadı, naib vekili veya ilmiye sisteminin çeşitli alanlarında görev alan medrese çıkışlı kimselerdir. İncelenen ilmiye sınıfı mensuplarıyla ilgili olarak; Osmanlıca ve Türkçe'nin yanı sıra çoğunun Arapça okuma yazma bildikleri, hatta içlerinde bazılarının Farsça ve Fransızca gibi dönemin dillerini kullandıkları anlaşılmıştır. Böylece Osmanlı toplumunun önde gelen ve topluma yol gösteren bir rol oynadıkları görülmüştür.
Fen bilimlerinde akademik başarının, internet kullanımının, bağımlılığının ve sanal ortam yalnızlık düzey ilişkilerinin belirlenmesi
Çağımız koşulları gereği internet vazgeçilemez bir hal almış ve hemen hemen herkesin bir dokunuşta ulaşabileceği düzeye gelmiştir. Fakat bu bir dokunuşta erişim kolaylığı da avantajlarının yanında dezavantajları da beraberinde getirmiştir. İşte bu dezavantajlardan biri de internet bağımlılığıdır. Sanal dünya olan bu bağımlılık en çok genç yaştaki insanları etkilemektedir. Dolayısıyla gençlerin internet kullanımına dikkat etmek gerekmektedir. Gençlerin interneti kontrolsüzce kullanması sonucunda kendi aralarında sosyal izolasyon kültürü oluşmuştur. Bu kültürün dijital yerlileri iletişim ihtiyaçlarını da internet üzerinden gidermeye başlamışlardır. Yoğun internet kullanımı ve sanal ağlardan iletişim kurma gayesi bir araya gelince çağımız gençlerini yani dijital yerlilerimiz gerçek hayattan kopmuştur. Bu sanal dünya gençler için bir kaçış kapısı gibi gözükse de tıpkı gerçek dünya da olduğu gibi burada da yalnızlık çekmektedirler. Sanal dünyadaki bu yalnızlığın çaresini yine internette arayan bireyler giderek internet bağımlısı olmaktadırlar. İnternet bağımlısı bireyler için internet bir can simidi gibi görünse de durum hiç de öyle sanıldığı gibi değildir. Artan bağımlılıkla beraber düşen akademik başarı gibi pek çok olumsuz durum gençlerin önüne geçmektedir. Ne var ki günümüz de internete erişmek o kadar kolay hale gelmiştir ki öğrenciler okullarda bile rahatlıkla internete erişim sağlayabilmektedir. Duruma bu açıdan bakıldığında internet karşısında güvende kalmak önem taşımaktadır. Yenilenen eğitim müfredatı ile birlikte her bir kazanımı kapsayacak şekilde bazı yeterlilik alanları eklenmiştir. Yenilenen fen bilimleri dersi öğretim programına da yeterlilik alanları eklenmiştir. Bunlardan biri de dijital yetkinliktir. Bu yeterlilik alanında öğrencilerin iletişim ve bilgi teknolojilerini doğru, amacına uygun ve üretken bir şekilde kullanmaları hedeflenmektedir. Öğretim programındaki dijital yetkinlik tüm fen bilimleri kazanımları için geçerli olan bir yetenek gibi görülmektedir. Öğretim programında yer alan dijital yetkinlik tıpkı bilgi ve medya okuryazarlığına benzemektedir. Yirmi birinci yüzyıl becerilerinden biri olan bu yetenek, öğrencilerden internet, sanal ağlar, iletişim kanalları gibi araçlarda bilinçli, eleştirel ve üretken bireyler olmasını beklemektedir. İnternet bağımlılığı, sanal ortam yalnızlığı gibi durumlar yetkinlik alanları ve beceriler için birer tehlike olarak gençleri beklemektedir. Bu çalışmanın hedef grubunu 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı bu kademedeki öğrencilerin internet bağımlılığını, sanal ortam yalnızlık düzeylerini, fen bilimleri dersiakademik başarılarını ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek ve fen bilimleri dersindeki internet kullanımını saptamaktır Ayrıca öğrencilerin akademik başarıları fen bilimleri karne notu belirlenmiştir. Araştırmadaki veriler İzmir'in Bornova ilçesindeki devlet okullarından İnternet Bağımlılık Ölçeği, Sanal Ortam Yalnızlığı ve fen bilgisi dersinde internet kullanım amacı bilgi formu ile toplanmıştır. Bu çalışmanın örneklemi 386 öğrenci olup tarama araştırması niteliğinde nicel bir çalışmadır. Çalışmada yüksek düzeyde internet bağımlısı olarak belirlenen öğrenci sayısı 62'dir. Araştırma sonucunda öğrencilerin akademik başarısının yüksek olduğu ve nispeten sanal yalnızlık çektiği görülmüştür. Fen bilimleri dersinde internet en çok bilgiye ulaşmak, araştırma yapmak için kullanılmaktadır. Sonuç olarak internetin kolayca erişilebilir olması sorunları da beraberinde getirmiştir. İnterneti amacına uygun kullananların dışında sorun teşkil edecek şekilde kullananlarda mevcuttur. Bundan dolayı güvenli ve amacına uygun internet kullanımı için gençleri internetin olumsuz etkileriyle baş başa bırakmamak gerekmektedir. Aksi halde öğrencilere kazandırılmak istenilen dijital yetkinlik konusunda başarısızlık kaçınılmazdır.
EBA platformundaki fen bilimleri ders materyallerinin eğitsel yazılım değerlendirme ölçütlerine göre değerlendirilmesi
Araştırmanın amacı, Eğitim Bilişim Ağı'nda bulunan fen bilimleri ders materyallerinin fen bilimleri öğretmenleri tarafından eğitsel yazılım ölçütlerine göre değerlendirilmesidir. Bu amaçla fen bilimleri öğretmenlerinin EBA platformundaki fen bilimleri ders materyallerine yönelik düşünceleri de çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir.Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim-öğretim yılı 1. döneminde Rize ilinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokul kurumlarında görev yapan 123 fen bilimleri öğretmenleri oluşturmaktadır. Evrenin örneklemi basit rastgele örneklem yöntemlerinden basit seçkisiz örneklem ile belirlenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden, betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Ateş (2011) tarafından geliştirilen güvenirliği 0.81 olarak test edilen "Eğitsel Yazılım Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların demografik değişkenlerinin belirlenebilmesi amacıyla araştırmacılar tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmıştır. 50 maddeden oluşan Eğitsel Yazılım Değerlendirme Ölçeği, eğitsel özellikler (11 madde), görsel tasarım özellikleri (5 madde), çoklu ortam özellikleri (7 madde), içerik (7 madde), yardım (5 madde), kurulum ve kullanım özellikleri (15 madde) olmak üzere altı kategoriden oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS programına aktarılarak analiz edilmiştir. Fen bilimleri öğretmenlerinin görüşlerine göre EBA fen bilimleri ders materyallerinin eğitsel yazılım ölçütlerine göre iyi düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın, Eğitim Bilişim Ağı'nın içerik, çoklu ortam, eğitsel ve görsel özellikler ile kullanılabilirlik gibi özelikler bakımından geliştirme ve iyileştirme çalışmalarında bulunan uzmanlara yol göstereceği noktasında önemli olduğu düşünülmektedir. Araştırma sonuçlarının EBA'da bulunan materyallerin daha nitelikli ve etkin hâle getirilmesine imkân tanıması açısından alan yazına önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Öğretmenler tarafından EBA'nın nesnel bir değerlendirmeden geçirilerek ihtiyaca uygun düzenlemelerin yapılması sayesinde öğrencilerin platformdan sağlayacağı yararın artacağı öngörülmektedir.
Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeyleri ve bu düzeylerinin cinsiyet, mesleki kıdem, mezun olunan fakülte/yüksekokul/enstitü, mezun olunan bölüm, eğitim düzeyi, çalışılan okul türü, öğrenimleri sırasında nörofizyolojik öğrenme kuramı ile ilgili ders alma, lisans öğrenimleri sırasında nörofizyolojik öğrenme kuramı ile ilgili bir etkinliğe katılma, fen bilgisi ders anlatımında nörofizyolojik öğrenme kuramını kullanma değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evreni 2019-2020 öğretim yılında Ege bölgesinde bulunan bir ilde devlet/özel ortaokullarda görev yapan Fen bilgisi öğretmenleri ile sınırlandırılmıştır. Örneklemi ise Ege bölgesinde bulunan ilin bir ilçesinde uygun örnekleme yoluyla belirlenen devlet/özel ortaokullarda görev yapan (n=51) Fen bilgisi öğretmenlerinden oluşmaktadır. Veriler 2019-2020 eğitim öğrenim yılı bahar döneminde toplanmıştır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu" ve "Nörofizyolojik Öğrenme Algı Ölçeği" veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Toplanan verilere ilişkin yapılan t-testi ve anova istatistiksel işlemleri, SPSS 26.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular; Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyojik öğrenme algı düzeylerinin (iyi düzeyde algı) olduğu, "Öğrenmede Beynin Rolü" alt boyutunda en yüksek (çok iyi düzeyde algı), "Zihinsel Süreçlerde Beynin Yapısal İşlevleri" alt boyutunda en düşük (iyi düzeyde algı), "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut" alt boyutunda ise (iyi düzeyde algı) sonucu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeyleri cinsiyete göre "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut", "Öğrenmede Beynin Rolü" ve "Zihinsel Süreçlerde Beynin Yapısal İşlevleri" alt boyutlarında erkek öğretmenler lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeyleri mesleki kıdemlerine göre "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut", "Öğrenmede Beynin Rolü" ve "Zihinsel Süreçlerde Beynin Yapısal İşlevleri" alt boyutlarında (16-20 yıl) kıdem lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeylerinin mezun olunan fakülte/yüksekokul/enstitü türüne göre "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut", "Öğrenmede Beynin Rolü" ve "Zihinsel Süreçlerde Beyinin Yapısal İşlevleri" alt boyutlarında fen/edebiyat fakültesi lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeylerinin mezun olunan bölüme göre "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut" ve "Zihinsel Süreçlerde Beynin Yapısal İşlevleri" alt boyutlarında fizik/kimya/biyoloji (fkb bölümü) lehine, "Öğrenmede Beynin Rolü" alt boyutunda ise biyoloji öğretmenliği lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının eğitim düzeyine göre tüm alt boyutlarda anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının çalışılan okul türüne göre "Öğrenmede Beynin Rolü" alt boyutunda özel okul lehine anlamlı bir fark olduğu, diğer alt boyutlarda anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının öğrenimleri sırasında nörofizyolojik öğrenme kuramı ile ilgili ders alma değişkenine göre tüm alt boyutlarda anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının öğrenimleri sırasında nörofizyolojik öğrenme kuramı ile ilgili bir etkinliğe katılma değişkenine göre tüm alt boyutlarda anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının fen bilgisi ders anlatımında nörofizyolojik öğrenme kuramını kullanma değişkenine göre tüm alt boyutlarda anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: beyin temelli (nörofizyolojik) öğrenme, nörofizyolojik öğrenme algı, fen bilgisi öğretmeni, fen bilgisi eğitimi, fen bilimleri dersi
Türkiye'de popüler bilim dergilerinin eleştirel ekonomi politik çözümlemesi: Bilim ve Teknik ile Popular Science örnekleri
Bu çalışmada, popüler bilim dergileri özelinde popüler bilim yayıncılığı, eleştirel ekonomi politik açıdan soruşturulmuştur. Popüler bilim kavramının tarihsel olarak geçirdiği dönüşüm ve belirli tarihsel uğraklarda ekonomi politik yapı ile arasındaki ilişki ele alınarak; popüler bilimin, tarihsel, toplumsal ve ekonomi politik boyutları irdelenmiştir. Bilim iletişimine yönelik farklı yaklaşımların da tartışıldığı çalışmada, genel olarak bilim iletişimi etkinlikleri, özel olarak popüler bilim yayıncılığına yönelik eleştirel bir tutum arayışlarının neden başladığı tartışılmıştır. Eleştirel tutum arayışlarına, eleştirel ekonomi politik yaklaşımdan yararlanılabileceği yanıtının verildiği çalışmada, eleştirel ekonomi politiğin kökenleri ve medyanın ekonomi politiğine ilişkin yaklaşımlar irdelenmiştir. Popüler bilim dergilerinin üretiminin gerçekleştiği maddi yapının tanımlanması ve bu maddi yapının içerikler üzerindeki etkilerinin saptanması çalışmanın genel çerçevesini oluşturmuştur. Kuramsal tartışmalar ve çalışmanın amaç soruları doğrultusunda, nitel çözümleme yönteminden yararlanılmıştır. İkili veri toplama tekniğinin kullanıldığı çalışmanın çözümleme bölümünde, sektörel ve metinsel çözümleme gerçekleştirilmiştir. Dergilerin üretim aşamasına ilişkin sektör çözümlemesinde, ekonomi politik açıdan öne çıkan ticari yayıncılık ve kamusal yayıncılık modelleri içinde işleyen iki derginin editöryal kadrolarıyla, yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve bu görüşmeler, belirlenen tematik başlıklar altında değerlendirilmiştir. Dergilerin içeriklerine ilişkin metin çözümlemesinde ise, Bilim ve Teknik ile Popular Science dergilerinin 2014 yılı sayılarının tamamı oluşturulan tematik başlıklar çerçevesinde çözümlenmiştir. Sonuç olarak, iki farklı yayıncılık modeli ve sahiplik yapısı içinde üretilen dergilerde ortaya çıkan farkların; üretim ilişkileri, üretim biçimleri, emek süreçleri, sahiplik yapısı ve yayıncılık modeli gibi ekonomi politik unsurlarda ortaya çıkan farklılıklardan kaynaklandığı saptanmıştır. Eşdeyişle, dergilerin içeriklerinin, ilk aşamada üretildikleri maddi yapı tarafından belirlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Popüler bilim yayıncılığı, popüler bilim dergileri, eleştirel ekonomi politik yaklaşım, kamusal yayıncılık, ticari yayıncılık, nitel çözümleme yöntemi.
Ciddi oyunların ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin Fen Bilimleri dersi akademik başarılarına, derse yönelik motivasyonlarına ve problem çözme becerilerine etkisi
İlkokulun önemli derslerinden biri olan Fen Bilimleri Dersi, okullarda yeterli malzeme ve deney ortamının bulunmaması, bazı deney ve gözlemlerin tehlikeli ya da tekrarlanamaz olması gibi sorunların yanında günümüz çocuklarının günlük hayatlarında teknolojiye ilgi duyarken sınıf ortamında teknolojinin çok fazla kullanılmaması, oyun çağında olan çocukların sürekli formal ders ortamlarıyla karşı karşıya kalması gibi sorunları da barındırmaktadır. Bu sorunlara bağlı olarak, yapılan araştırmalar öğrencilerin fen bilimleri dersindeki akademik başarılarının ve bu dersi öğrenmeye yönelik motivasyonlarının düşük olduğunu göstermektedir. Öğrencilere feni eğlendirerek öğretme yaklaşımlarından bir tanesi eğitsel amaçlı olarak geliştirilen ciddi oyunlardır. Ciddi oyunlar, ilk amacı eğlence olmayan, içerisinde ciddi amaç ve içerik barındıran oyunlardır. Bu araştırmanın amacı, geliştirilen ciddi oyunun öğrencilerin fen dersi akademik başarılarına, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarına ve problem çözme becerilerine etkisini incelemektir. Nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel desen kullanılarak tasarlanan bu çalışma ön-test, son-test ve kontrol gruplu olarak desenlenmiştir. Çalışmanın örneklemine Eskişehir ilinden seçilen iki farklı ilkokuldan 4-A, 4-B, 4-D, 4-H sınıfları deney grubu olarak; 4-A, 4-E, 4-G, 4-E sınıfları kontrol grubu olarak atanmıştır. Deney grubu 118, kontrol grubu ise 101 öğrenciden oluşmaktadır. Bu bağlamda ilkokul 4. sınıf Fen Bilimleri dersi ünitelerinden "Basit Elektrik Devreleri" ünitesi seçilerek ünite kazanımlarını temel alan "Tünel" isminde bir ciddi oyun geliştirilmiştir. Oyun, Unity 3D programıyla üç boyutlu olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Oyunun uygulanabilirliğini görmek ve fen dersi akademik başarısına, fen öğrenmeye yönelik motivasyona ve problem çözme becerisine katkısını belirleyebilmek için, deney grubunda hazırlanan ciddi oyun kullanılarak dört hafta öğretim yapılmıştır. Kontrol grubu öğrencileri ise ders kitabı ve yardımcı kitaplara dayalı bir öğrenim görmüşlerdir. Veri toplama aracı olarak "Basit Elektrik Devreleri Başarı Testi", "Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği" ve "Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri" kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen verilerin istatistiksel çözümleri için SPSS (Statistical Packet for the Social Sciences) programından yararlanılmış, istatistiksel işlem olarak bağımlı gruplar için t testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, araştırmacı tarafından geliştirilen ciddi oyunun kullanıldığı deney grubundaki öğrencilerin "Basit Elektrik Devreleri" ünitesindeki akademik başarılarının, kontrol grubunda yer alan öğrencilerin akademik başarılarına oranla daha fazla artış gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, hazırlanan ciddi oyunun benzer şekilde deney grubundaki öğrencilerin fen dersine yönelik motivasyonlarının ve problem çözme becerilerinin gelişmesine kontrol grubundaki öğrencilere oranla daha fazla katkı sağladığı sonucuna da ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: İlkokul, Fen öğretimi, Ciddi oyun, Dijital oyun, Basit elektrik devreleri.
İlköğretim fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji (genetik mühendisliği) farkındalık düzeyleri
Biyoteknoloji, pek çok endüstriyel sektörü değiştirme potansiyeline sahip uygulamaları ile 21. yüzyılın en önemli bilimsel devrimlerinden birisidir. ?Biyoteknoloji? terimi, sorunları çözmek için canlı organizmaların ve/veya biyolojik süreçlerin yardımıyla hammaddelerden ürün elde edilmesini sağlayan metod ve teknikleri tanımlamaktadır. Biyoteknolojinin hızlı gelişimi ve uygulamaları ekonomik, politik, etik ve eğitim gibi farklı alanlarda pek çok tartışmayı da başlatmıştır. Bu nedenle geleceğimiz olan çocuklarımızın biyoteknoloji alanındaki gelişmelerle ilgili güçlü bir eğitim altyapısına sahip olan bireyler olarak yetiştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sorumluluk şüphesiz ilköğretimden başlayarak yükseköğretime kadar farklı eğitim seviyelerinde fen eğitimcilerine düşmektedir.Bu çalışmanın amacı ilköğretim fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji ve genetik mühendisliği uygulamalarına karşı farkındalıklarını belirlemektir. Bu çalışmada fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji farkındalık düzeylerini belirlemek için tarafımızdan geliştirilen 16 ifadeli 5'li likert tipi bir tutum ölçeği kullanıldı. Biyoteknoloji tutum ölçeğinin geliştirilme süreci üç basamakta yürütüldü. Bu basamaklar; madde havuzunun oluşturulması, uzman görüşlerinin alınması ve geçerlilik-güvenirlik testi aşamalarıdır. 16 madde içeren son ölçeğin güvenilirliğini belirlemek için iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır ve Cronbach Alpha güvenirlik değeri 0.75 bulunmuştur. Elde edilen bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir.Bu çalışmanın ikinci aşamasında, tarafımızdan geliştirilen 16 ifadeli tutum ölçeği, biyoteknoloji ve genetik mühendisliği uygulamalarına karşı tutumu belirlemek için, 2010-2011 yılında Malatya il merkezinde görev yapmakta olan ve kolay ulaşılabilir durum örneklemesi (convenience sampling) yöntemi ile seçilen 209 ilköğretim fen bilgisi öğretmenine uygulandı. Çalışma, biyoteknoloji hakkında fen bilgisi öğretmenlerinin tutumlarının cinsiyet, eğitim seviyesi, kıdem, mezun olunan fakülte, bölüm ve programa göre değişip değişmediğini açığa çıkaracak biçimde yürütülmüştür. Toplanan veriler bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA testi ile SPSS kullanılarak analiz edilmiştir.Biyoteknoloji tutum ölçeğinin uygulanması sonucunda elde edilen verilerde, fen bilgisi öğretmenlerinin cinsiyete göre tutumlarında anlamlı bir farklılık belirlenirken, eğitim seviyesi, kıdem, mezun olunan fakülte, bölüm ve programa göre tutumda anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.
Fen bilgisi öğretmenlerinin temel astronomi konularındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi(Malatya ili örneği)
Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmenlerinin temel astronomi konularındaki bilgi düzeylerini belirlemek ve bu bilgi düzeylerinin cinsiyet, mezun olunan fakülte ve bölüm türü, kıdem, lisans hayatları boyunca astronomi dersi alma durumu, özel kurumlarda çalışıp çalışmama ve gökyüzü ve gökbilim ile ilgili herhangi bir etkinliğe katılma durumu gibi özelliklere bağlı olarak nasıl değiştiğini incelemektir. Bu amaçla araştırmanın ilk basamağında bir astronomi bilgi testi geliştirilmiştir. Geliştirilen 26 soruluk test 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Malatya il merkezindeki ortaokullarda görev yapmakta olan 75 fen bilgisi öğretmenine uygulanmıştır. Bu uygulamadan elde edilen veriler ITEMAN (Version:3.0) madde analiz programı ile analiz edilip ? güvenirlik katsayısı 0,730 olarak bulunmuştur. Bu aşamadan sonra teste son hali verilip, asıl uygulamaya geçilmiştir. Araştırmanın evrenini 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Malatya?da görev yapmakta olan fen bilgisi öğretmenleri; örneklemini ise 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Malatya il merkezindeki ortaokullarda görev yapmakta olan 100 fen bilgisi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma betimsel modelde tasarlanmış ve nitel ve nicel araştırmayı birleştiren karma metot (mixed method) kullanılmıştır. Asıl uygulamadan 21 soruluk test ile 100 öğretmenden elde edilen veriler SPSS 17.0 istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Analiz işleminde bağımsız gruplar t-testi (independent sample t-test) ile tek yönlü anova (one-way anova) kullanılmıştır. Asıl uygulamadan elde edilen verilere göre 10 sorudan oluşan bir görüşme formu oluşturulmuştur ve 10 fen bilgisi öğretmenine uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, sadece Eğitim Fakültesi ve Fen Edebiyat Fakültesi mezunu fen bilgisi öğretmenleri ile Eğitim Enstitüsü?nden mezun olan fen bilgisi öğretmenlerinin bilgi düzeyleri arasında anlamlı fark olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin bilgi düzeyleri arasında cinsiyet, mezun olunan fakülte ve bölüm türü, kıdem, lisans öğrenimi boyunca astronomi dersi alıp almama, devlet ya da özel okulda çalışma ve gökyüzü ve gökbilim ile ilgili herhangi bir etkinliğe katılım durumu gibi değişkenler bakımından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırmada öğretmenlerin; mevsimlerin oluşumu, tutulmalar, Ay ve Ay?ın evreleri gibi temel astronomi konularında ve üç boyutlu düşünme yetilerinde eksikliklerin olduğu, astronomi konularına karşı ilgilerinin son derece az olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Astronomi Bilgi Düzeyi, Astronomi Eğitimi, Fen Bilgisi Öğretmenleri
Imre Lakatos'a göre bilimde nesnellik sorunu ve nesnellik anlayışı
17. yüzyıldan itibaren yeni bilimsel gelişmelerin ortaya çıkması, bilim felsefesi açısından bilimsel önermelerin metafizik önermelerden nasıl ayırt edileceği sorununu da beraberinde getirmiştir. Bu sorun, 20. yüzyılda bilim olan ile bilim olmayan arasındaki ayrımın nasıl yapılacağı sorunu ile yer değiştirmiştir. Bu dönemde farklı bilimsel anlayışlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Yeni anlayışlardan ilki mantıkçı pozitivizmdir. Viyana Çevresi olarak da bilinen mantıkçı pozitivistler, her türlü metafizik önermenin anlamsız olduğunu ileri sürmektedirler. Onlara göre öncelikle yapılması gereken şey, bilim ile sahte bilimin ne olduğuna dair bir kriter getirmektir. Bu kriter, doğrulanabilirlik ilkesidir. Mantıkçı pozitivistlerin metafiziği yok saymaları, rasyonalistlerin onlara saldırmalarına aynı zamanda kendi iç çelişkileri sebebiyle onların bilim dünyasında etkilerinin azalmasına hatta çökmesine sebep olmuştur. Bir kuramın bilimsel olabilmesi için onun doğrulanabilirliğinin değil yanlışlanabilirliğinin ölçülmesinin gerekli olduğunu savunan Karl Popper'a göre ise bu kuramın bilimsel olabilmesi için onu oluşturan tutarlı önermelerin deneysel ve olgusal alanda yanlışlanabilir bir tekil durumu içermesi gerekmektedir. 1960'larda bu kriterin doğrulama ve yanlışlama ilkesinin etkisinin yitirmesine sebep olan bilim felsefecisinden biri de Paul Feyerabend'dir. O, bilimde tek bir yöntemin olmadığını ve bilimsel ilerlemeyi engellemeyen tek ilkenin Ne olsa gider ilkesi olduğunu savunur. Çağdaş bilim felsefecilerinden biri olan Thomas Kuhn, modern bilim anlayışını eleştirmiş, bilimin birikerek çoğalmadığını ve düz ilerlemediğini, bilimsel devrimler sonucunda ilerlediğini savunmuştur. Kuhn, paradigma kavramını ortaya atarak yeni bilim anlayışını bilim felsefesine kazandırmıştır. Popper ve Kuhn gibi çalışmalarını bilimsel bilgi alanında sürdüren bir diğer kişi de Imre Lakatos'tur. Ona göre bilimsel bilgi için rasyonel bir kriterin olmaması, doğa bilimlerini göreceleştirmiş aynı zamanda gelişmekte olan sosyal bilimler, ahlak ve politika alanlarını da göreceleştirerek tehlikeli sonuçlara sebep olmuştur. Bundan dolayı Lakatos, bilimsel bilginin bilimsel olmayandan ayırt edilmesi için bir kriter getirmenin önemli olduğunu savunur. O, bilim felsefesi için bilim tarihini ve bilim tarihi için de bilim felsefesini iyi bilmek gerektiğini söyler. Lakatos, bilimde kesin doğrulama ve kesin yanlışlamanın olmadığını söyler; aynı zamanda bilimin yanılabileceğini de ifade eder. O, bilimde kesin ve değişmez yöntemlerin olmayacağını savunur. Bu görüşü ile Feyerabend'i etkilemiştir. Bilimin rasyonel bir şekilde ilerlediğini savunan Lakatos; Popper ve Kuhn'a karşı olmakla birlikte daha çok onlar arasında bir sentez arayışında olmuştur. Lakatos, bilimsel gelişmenin rasyonel olarak değerlendirilmesi sorununu, bilimsel kuram dizisindeki ilerletici ve yozlaştırıcı sorun değişikliğine göre ele alır. O, bilimsel ilerlemenin araştırma programlarıyla olacağını ve bir araştırma programının hem ampirik hem de teorik gelişme göstermesiyle bilimin ilerleyeceğini savunur. Anahtar Kavramlar: Bilim Felsefesi, Imre Lakatos, Nesnellik
Fen bilimleri dersinde sorgulamaya dayalı öğrenme ortamında öğretmen geribildirimlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı fen bilimleri dersinde sorgulamaya dayalı öğrenme ortamında öğretmenin sunduğu sözlü ve yazılı geribildirimleri belirlemektir. Nitel araştırmanın temel alındığı bu çalışma, araçsal durum çalışması deseni ile yürütülmüştür. Araştırmada Aydın ilinde bilişsel ve duyuşsal özellikleri arasında anlamlı fark bulunmayan iki sınıfta 9 hafta süresince 5E modeline uygun olarak geliştirilen etkinlikler uygulanmıştır. Derslerin sorgulama düzeyi Geliştirilmiş Öğretim Gözlem Protokolü (GÖGP) kullanılarak belirlenmiştir. Öğretmenin verdiği sözlü geribildirimleri belirlemek için iki sınıfta araştırmacı gözlem yapmış ve ses kaydı almıştır. Ayrıca yazılı geribildirim türlerini belirlemek için her iki sınıftan toplam 8 öğrenci belirlenmiştir. Bu öğrencilerin çalışma yaprakları ders öğretmeninin geribildirimlerinden sonra düzenli olarak incelenmiştir. Geribildirim türleri, yazılı hale getirilen ders ses kayıtlarının, gözlemlerin ve çalışma yapraklarına verilen geribildirimlerin içerik analizi ile belirlenmiş ve tanımlanmıştır. Geribildirimler, metoduna ve işlevine göre sınıflandırılmışlardır. Metoduna göre "fırsat verme/vermeme, yansıtma, akran ilişkisi, karşılaştırma, geribildirim vermeme, süreçle ilgili açıklama yapma, bireyi ya da grubu ön plana çıkarma, öğretmenin negatif kişisel hislerinin ifadesi" şeklinde kategorilere ulaşılmıştır. İşlevine göre ise "sorgulama sürecini devam ettiren, sorgulama sürecini kesen, öğrenme amaç yönelimini destekleyen, performans amaç yönelimini destekleyen" şeklinde kategorilere ulaşılmıştır. Gözlemlenen dersler için geribildirimin sorgulama düzeyi ve 5E modelinin basamakları ile ilişkisi incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Sorgulamaya dayalı öğrenme, fen bilimleri, geribildirim türleri, geribildirim sıklığı.
Web 2.0 destekli 5E modeline dayanan fen öğretiminin öğrencilerin akademik başarı, görsel okuryazarlık düzeyi ve uzamsal görselleştirme becerileri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı Web 2.0 araçları ile desteklenen fen bilimleri öğretiminin öğrencilerin akademik başarıları, görsel okuryazarlık düzeyleri ve uzamsal görselleştirme becerileri üzerine olan etkisini incelemektir. Çalışma yarı deneme modellerinden eşitlenmemiş kontrol gruplu modele göre desenlenmiştir. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında yedinci sınıf düzeyinde öğrenim gören 90 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Uygulama 4 hafta sürmüştür. Deney gruplarında web 2.0 araçları ile desteklenen 5E modeline göre fen öğretim planı, kontrol grubunda ise web 2.0 araçlarıyla desteklenmeyen 5E modeline göre fen öğretim planı uygulanmıştır. Araştırmada veriler ön test-son test olarak 'Hücre ve Bölünmeler' başarı testi, görsel okuryazarlık ölçeği ve uzamsal görselleştirme testi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda web 2.0 araçları ile desteklenen fen bilimleri öğretiminin öğrencilerin akademik başarıları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu görülmüştür (p<0,05). Web 2.0 araçları ile desteklenen fen öğretiminin öğrencilerin görsel okuryazarlık düzeyi ve uzamsal görselleştirme becerileri üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu bulunmuştur (p<0,05). Araştırmanın sonucunda web 2.0 araçları ile desteklenen fen etkinliklerinin öğrencilerin akademik başarıları, görsel okuryazarlık düzeyi ve uzamsal görselleştirme becerilerine olumlu katkı sağladığı görülmüştür.
ASSURE Öğretim Tasarımı Modeline dayalı çevre derslerinin ortaokul öğrencilerinin çevresel tutumlarına etkisi
Doğadaki tüm canlıların fiziksel, kimyasal, biyolojik, sosyal ve kültürel anlamda birbirleriyle ve doğanın cansız elemanlarıyla etkileşimde bulunduğu yaşam alanına çevre denir. Canlıların çevreleriyle olan bu çok yönlü etkileşimleri yaşamın temellerini oluştururken diğer yandan da bu etkileşimler çevrede bir takım değişimlere neden olur. Günümüzde insanoğlunun içinde yaşadığı çevre ile etkileşimleri ne yazık ki doğada iyi anlamda değişimleri beraberinde getirmemektedir. İnsanoğlunun doğada oluşturduğu bu değişimler doğal dengenin bozulmasına neden olmuş ve nihayetinde günümüzün en büyük sorunlarından biri olan çevre sorunları ortaya çıkmıştır. Çevre sorunlarının çözümüne yönelik en etkili ve tercih edilen yol ise çevre eğitiminden geçmektedir. Çevre eğitiminin en önemli amacı bireylere "Çevresel Tutum" kazandırmaktır. Çağımızın teknolojik gelişmelerine paralel ve öğrenci ihtiyaçlarını karşılayabilecek, sistematik basamaklar içeren bir öğretim tasarımı öğrenme süreçlerini düzenleyerek öğrencilerin çevresel tutum kazanmalarını sağlayabilir. ASSURE öğretim tasarım modeli ifade edilen tüm durumları içinde barındıran esnek bir öğretim tasarım modelidir. Bu bağlamda yürütülen bu araştırmanın amacı ASSURE öğretim tasarım modeline göre planlanan çevre eğitiminin ortaokul öğrencilerinin çevresel tutumlarına etkisi olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında ASSURE öğretim tasarım modeliyle desteklenen dersler ile 2018 Fen Bilimleri Öğretim Programı'na dayalı olarak uygulanan derslerin öğrencilerin çevresel tutumları üzerindeki etkisi karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma yaklaşımları içerisinde yer alan ön test ve son test kontrol gruplu yarı deneysel desen modeli kullanılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında deney grubunda yer alan öğrencilerde çevresel tutum açısından anlamlı seviyede olumlu değişimlerin olduğu, kontrol grubunda ise anlamlı değişimlerin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları ile ekolojik ayak izlerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı; fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları ile ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini, 2016-2017 eğitim öğretim yılı bahar döneminde iki farklı devlet üniversitesinin Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Öğretmenliği programında öğrenim görmekte olan gönüllü 312 kadın (%86.2), 50 erkek (%13.8) öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Böylelikle öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları ile ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri arasındaki ilişki düzeyi belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen, 5'li Likert türünde 28 maddeden oluşan "Geri Dönüşüm Davranışları Farkındalık Ölçeği" ile Coşkun (2013) tarafından geliştirilen, 5'li Likert türünde 46 maddeden oluşan "Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Uygulamalar sonucunda elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistik teknikleri, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ayrıca ölçeklerden elde edilen toplam puanların sürekli olması ve normal dağılması sebebiyle, gruplar arası ilişkilerin belirlenmesi için basit doğrusal korelasyon analizi yapılarak Pearson korelasyon katsayılarından yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara cinsiyet açısından bakıldığında; kadın fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin erkek fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinden anlamlı şekilde yüksek olduğu; sınıf düzeyi açısından bakıldığında ise, fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve atık ayırma sıklık düzeylerinde dördüncü sınıfta öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının diğer sınıflarda öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve atık ayırma sıklık düzeylerinden anlamlı şekilde yüksek olduğu; fakat ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin sınıf düzeyi değişkeni bakımından farklılık göstermediği bulunmuştur. Fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve atık ayırma sıklık düzeyleri ile yaşanılan yer, yerleşim birimi, anne eğitim düzeyi, lisans öğrenimlerinde geri dönüşüm içerikli ders alma, aile gelir düzeyi değişkenleri arasında; ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ile ise genel not ortalama, çevre ile ilgili bir sivil toplum kuruluşu veya kulübe üye olma, lisans öğrenimlerinde geri dönüşüm içerikli ders alma değişkenleri arasında farklılık görülmüştür. Bu sonuçlar doğrultusunda çevre eğitimi ve geri dönüşüm ile ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimler: Ekolojik ayak izi, fen bilimleri öğretmen adayları, geri dönüşüm, geri dönüşüm davranışları, öğrenci davranışları, öğretmen yetiştirme.
Bazı metal elementlerinin ve biyolojik maddelerin 0,001-20 mev enerji aralığında x-ışını radyasyonu kütle soğurma katsayılarının incelenmesi
NIST standartlarına uygun olarak literatürden alınan kurşun, alüminyum, hava, su ve bazı biyolojik maddelerin kütle soğurma katsayı değerleri kullanılarak X-Işını ve Gama radyasyon soğurma kalınlıkları hesaplanmıştır. [0,001-20] MeV enerji aralığında yarı değer soğurma kalınlıklarının direk hesaplanabileceği bir denklem önerilmiştir. Denklemin sabitleri radyasyonu soğuran madde için özeldir. Yarı değer kalınlık değerlerinin enerjiyle değişimi gösterilmiştir. Yarı değer kalınlık değerleri kullanılarak onda bir kalınlık değerleri ve tekrarlama kalınlık değerleri hesaplanabilir. Bu çalışmada önerilen eşitlik radyasyon zırhlama kalınlıklarını pratik bir şekilde hesaplayabilir.
Bir fen bilimleri öğretmeninin hayatı boyunca yaşamış olduğu güç odaklı ilişkilerin fen bilimleri öğretimine yansımaları: Foucault perspektifinden bir otoetnografi çalışması
Foucault okul, hastane, tımarhane, hapishane gibi kurumlarda güç ilişkilerinin nasıl şekillendiğini inceleyen bir filozoftur. Olayların Foucault perspektifinden yorumlandığı bu çalışmada otoetnografi yöntemi kullanılarak araştırmacının kendisinin hatıraları veri olarak kullanılmıştır. Bu kapsamda araştırmacı doğumundan bir Fen öğretmeni olarak görev yaptığı mesleki deneyim yıllarına kadar, hayatı boyunca yaşamış olduğu güç ilişkileri ile ilgili hatırlama faaliyetleri yapmış ve bu faaliyetler hayatındaki çeşitli akranlar tarafından kontrol edilmiştir. Üretilen hatırlama metinleri üzerine çeşitli tematik analizler yapılmış ve araştırmacının yaşam kesitlerinde yer alan "ideal öğretmen" ve "ideal öğrenci" modellerinin neler olduğu sorgulanmıştır. Çalışma sonunda "Rol Çeşitliliği Üretimi ve Değişimi, Otoritenin Kendini Saklaması, Fedakârlıklara İzin Verilmemesi, Sermaye ve Dönüşümleri ve Sistemin Adil veya Adalet Getirdiği İnancı" şeklinde beş genel tema çıkartılmıştır. Oluşturulan temalar yorumlandığında, güç ilişkilerinin sadece okul ekseninde oluşup gelişmediği, aslında toplumun genelinde şekillenerek okullarda özelleştiği ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda otorite tarafından toplum, okullar, öğretmenler ve öğrenciler üzerinde sınav özelinde uygulanan güç odaklı ilişkilerin, daha kontrollü bir dille sürdürülmesine olanak veren mekanizmaların işletilmesi önerilmektedir.
Okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik tutumları ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Eğitimine Yönelik Tutumları ile Bilişsel Esneklik Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik tutumları ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. İkinci amacı ise demografik değişkenlerin (cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, mesleki kıdem, görev yaptıkları okulun yeri ve türü) öğretmenlerin fen eğitimine yönelik tutumları ve bilişsel esneklik düzeyleri üzerindeki etkisini tespit etmektir. Bu doğrultuda, nicel metot kapsamında betimsel araştırma modellerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda, araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile 207 okul öncesi öğretmenine (12 erkek, 195 kadın) ait kişisel bilgiler toplanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin fen eğitimine yönelik tutumlarının ve bilişsel esneklik düzeylerinin ölçülmesi amacıyla iki farklı ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekler; "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Eğitimine Karşı Tutum Ölçeği" (Pepele Ünal, Akman ve Gelbal, 2010) ve "Bilişsel Esneklik Ölçeği"dir (Altunkol, 2011). Verilerin dağılımının tespitinde, Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri kullanılırken, kategori büyüklüklerindeki dengesizlikler nedeniyle gruplar arasındaki karşılaştırmalarda, Mann-Whitney U ve Kruskall Wallis H testleri kullanılmıştır. Ayrıca araştırmanın bağımlı-bağımsız değişkenleri arasındaki ilişki, Pearson korelasyon katsayısı yardımıyla incelenmiştir. Verilerin analizinde elde edilen bulgulara göre; okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine karşı tutumları, fen eğitimine karşı tutum alt boyutları (kendini geliştirme, öz yeterlilik) ile bilişsel esneklik düzeyleri arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca demografik değişkenler incelendiğinde; cinsiyet değişkeni için kendini geliştirme alt boyutunda, yaş değişkeni için öz yeterlilik alt boyutunda ve okul türü değişkeni için fen eğitimine karşı toplam tutum ile öz yeterlilik alt boyutunda anlamlı farlılık olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi, mesleki kıdem ve görev yapılan okulun yeri değişkenlerinde ise anlamlı farklılık ortaya çıkmamıştır. Anahtar Kelimeler: Fen eğitimine yönelik tutum, kendini geliştirme, öz yeterlilik, bilişsel esneklik, okul öncesi öğretmenleri
Determining photonics education framework for science education: A Delphi study
Photonics is an important science and technology field of the twenty- first century in providing a sustainable future with the green solutions. As the place of photonics and photonic technologies in our daily lives increases, the need for a workforce trained in this field and citizens equipped with knowledge and skills in this field, who can evaluate its benefits and harms, and who can participate in socio-political issues when necessary, will increase. Education plays an important role in meeting this need. For this reason, the aim of this thesis is to investigate how photonics education should be. In order to investigate how photonics education can be delivered most effectively in classroom environments, (1) the subjects and contents related to photonics, (2) skills and attitudes related to photonics and photonic technologies, and (3) effective teaching processes-teaching methods and assessment techniques- were discussed with experts in this field. In the research, interviews were conducted with people who were determined as experts in the field by using the Delphi technique, and then the experts were allowed to reach a consensus with the questionnaire. Field experts consist of 3 sub-groups: educators, scientists in the field of photonics, employees in the photonics sector. The results of the research show that field experts advocate using the nature of science and the history of science in order to emphasize the science dimension of photonics in photonics education, and it would be beneficial to give the topics over daily life examples for the technology dimension. In addition, they suggested that students gain skills such as questioning, scientific and analytical thinking, problem solving and designing photonics experimental setups through laboratory courses, project-based and problem-based methods. They think that evaluations should be process, performance, project or product oriented, and suggest contextual-based and experiment-based questions to accompany these processes. As a result of the research, a Photonics Education Framework was developed by summarizing the findings. In addition, in order to determine the need for photonic literacy and to add additional value to the study, the Photonics Education Framework for Photonics Literacy was created and presented by bringing together studies on science literacy, reviewed literature and the findings of this study.
Sekizinci sınıf fen bilimleri ders kitabında çoklu modsal betimleme kullanımının incelenmesi
Ders kitaplarını zenginleştiren ve öğrencilerin ilgisi, dikkatini çeken çoklu modsal betimlemeler, fen eğitiminin önemli bir parçası haline gelmiş ve literatürdeki birçok çalışmaya da konu olmuştur. Fen bilimleri ders kitapları ve çoklu modsal betimlemeler konusunu içeren bu çalışmalar incelendiğinde bazı ders kitaplarının çalışmalara dâhil edilmediği ve belirli sınıf seviyelerindeki çalışmalarda eksiklik olduğu söylenebilir. Bu araştırma, yeni öğretim programına uygun 8.sınıf fen bilimleri ders kitabında kullanılan modsal betimlemelerin sayısını tespit etmek; bu modların ünitelere göre dağılımını, ünite kapsamındaki içerik ile ilişkisini, betimsel özelliklerini, diğer modlarla arasındaki bağlantıları ve öğrenme güçlüğüne sebep olup olmadığını incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmadaki temel veri toplama kaynağı 2020-2021 eğitim-öğretim yılında MEB tarafından Türkiye geneli ortaokullarda okutulması uygun görülen 8.sınıf fen bilimleri ders kitabıdır. Veri analiz sürecinde öncelikle modsal betimlemeler ile ilgili yapılan çalışmalar incelenerek ders kitaplarında kullanılan resim, fotoğraf, tablo, grafik, diyagram, şema ve matematiksel ifadeler gibi modsal betimlemeler kategorilere ayrılmış, tanımları yapılmış ve doküman analizinde kullanılacak olan modsal betimlemeler seçilmiştir. Daha sonra belirlenen bu modların sayısını, türünü, bağlantısını ve kalitesini değerlendirmek için Gkitzia ve diğerleri (2011) tarafından hazırlanan kriter ve kod listesi yeniden revize edilerek kullanılmıştır. 8.sınıf fen bilimleri ders kitabında kullanılan modların sayısının ve türlerine, modların betimsel özelliklerine, modların metin ve içerik ile ilişkisine, çoklu modlar arası bağlantıya, öğrenme güçlüğüne neden olabilecek modlara dair bulgular elde edilmiştir. Sonuç olarak 8.sınıf fen bilimleri ders kitabında kullanılan modların sayısında ve türlerinin dağılımında ünitelere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca ders kitabında metin ile kısmen ilişkili ya da ilişkisiz olan modların bulunduğu, metin içeriğinde öğrencileri modlara yönlendirmek amacıyla kullanılan bağlantı ve ifadelerin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada incelenen fen bilimleri ders kitaplarındaki modlarda tasarım hatası, eksiklik ve açık-anlaşılır olamayan kısımlardan dolayı belirsizlikler belirlenmiş ve bunların da öğrencilerde öğrenme güçlüğü oluşturabileceği ifade edilmiştir.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının sosyobilimsel bir konu olan sokak hayvanlarının bakımı ile ilgili ahlaki muhakemelerinin incelenmesi
Son yıllarda dünya genelinde birçok kentin çözüm arayışında olduğu tartışmalı bir mesele olan sokak hayvanları özelinde öğretmen adaylarının ahlaki muhakemelerini incelemek bu konuda üretilen bilgi birikimine katkıda bulunacaktır. Öte yandan bireylerin böyle canlı bir ahlaki mesele üzerindeki profillerinin incelenmesi fen eğitimi-ahlak-bilim okuryazarlığı ilişkisinin şekillendirilmesinde önemli katkılar sağlayabilir. Bu bağlamda araştırmanın amacı Bursa Uludağ Üniversitesi'nde öğrenim gören Fen bilgisi öğretmen adaylarının sosyobilimsel bir konu olan sokak hayvanlarının bakımı ile ilgili ahlaki muhakemelerinin incelenmesidir. Mevcut araştırma, farklı sınıf düzeyinde eğitim gören 92 Fen bilgisi öğretmen adayıyla nicel araştırma desenlerinden betimleyici durum tespiti kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak, sokak hayvanları ile ilgili ahlaki muhakemeyi ortaya çıkarabilecek açık uçlu soruların 50 kişilik katılımcı gruba uygulanıp sonuçlarının içerik analizine tabii tutulmasıyla oluşturulan ahlaki muhakeme ölçeği kullanılmış olup; ölçeğin geçerlilik ve güvenirliği uzmanlar tarafından sağlanmıştır. Sokak köpeklerini besleyen bir kişinin beslediği köpeklerden birinin bir bireye saldırması sonucunda bu yaralanmadan sorumlu tutulup tutulamayacağının sorgulandığı senaryoda, katılımcıların 'vakayı izleyen biri olarak', 'hayvanları besleyen birey olarak' ve 'saldırıya maruz kalan birey olarak' olmak üzere üç farklı pozisyonda sorumluluğun besleyen kişide olup olmadığını değerlendirmeleri istenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular neticesinde, pozisyon içi frekans dağılımları ve pozisyonlar arası temalar incelenmiştir. Senaryodaki pozisyonların değişmesiyle birlikte kullanılan argümanların da farklılıklar gösterdiği ve buna bağlı olarak ahlaki muhakemelerinde de farklılıklar oluştuğu tespit edilmiştir. Ayrıca elde ettiğimiz veriler bize Fen bilgisi öğretmen adaylarının sokak hayvanlarının bakımı ile ilgili olarak yeterli bilgiye sahip olmadığını ve bu konudaki muhakemelerinin çoğunlukla sınırlı argümanlara dayalı olduğunu da göstermiştir. Bu nedenle eleştirel düşünmenin ve ahlaki muhakeme becerisinin artması için sosyobilimsel konulara dayalı öğretimin hedeflenmesi, bu konudaki bilgi eksikliklerinin giderilmesi için de sokak hayvanları konusunun GDO, nükleer santraller gibi sosyobilimsel bir konu olarak programa dahil edilmesi önerilmektedir. Bireylerin koşullar değiştikçe iyi ve doğrularının değiştiği ya da çeşitli ahlaki temalara odaklandıkları bir profilden ziyade her koşulda değiştirmeyecekleri iyi ve doğruları oluşturabilmeleri için öncelikle öğretmen adaylarının bu tip bir değişkenlik barındıran ahlaki muhakemelerinin farkına varmaları önemlidir. Bu farkındalık için sokak hayvanları dahil çeşitli sosyobilimsel konular kullanılarak bireylerin ahlaki anlamda değişmeyen iyi ve doğruları seçmeleri noktasında pratikler yapmaları ve bu durumu gerçekleştiremedikleri durumlarda değişkenlik göstermeyen akranları ile diyalog ortamında tartışmalara girmeleri zengin bir ahlaki muhakeme ortamının oluşmasını sağlayabilir. Bu şekilde yetişen öğretmen adayları ise öğretmen olduklarında benzer ortamları öğrencilerine sağlayabilir. Anahtar sözcükler: Ahlaki muhakeme, fen bilgisi öğretmen adayları, sokak hayvanları, sosyobilimsel konular
Çokluortam destekli 7E modeline göre tasarlanan uygulamaların 5. sınıf fen bilimleri dersi "maddenin değişimi" ünitesinde öğrencilerin öğrenme ürünlerine etkisi
Araştırmanın amacı, ortaokul 5.sınıf Fen Bilimleri dersinin çokluortam destekli 7E modeline göre tasarlanan uygulamalar ile dersin işlenmesi sonucunda öğrencilerin öğrenme ürünlerine etkisinin tespit edilmesidir. Yapılan çalışmada karma araştırma desenlerinden açımlayıcı sıralı karma yöntem deseni tercih edilmiş ve dört gruplu solomon tekniği kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak, Maddenin Değişimi Ünitesi Başarı Testi, nitel veri toplama aracı olarak ise Maddenin Değişimi Ünitesine Yönelik Açıkuçlu Sorular ve Çokluortam Destekli Süreç Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Çalışma 2014-2015 eğitim-öğretim yılı güz döneminde ve 92 beşinci sınıf öğrencisi üzerinde yapılmıştır. Deney gruplarına çokluortam destekli 7E modeline göre tasarlanan uygulamalar ile kontrol gruplarına ise geleneksel yöntem ve metodlar ile ders işlenmiştir. Uygulanan başarı testinde deney-1 ve kontrol-1 gruplarının ön-test puanlarının bağımsız gruplar t-testi sonuçlarına göre, istatistiksel olarak anlamlı bir fark yok (p ˃ .05) fakat son-test ve kalıcılık testi puanlarına göre ise deney grupları lehine istatistiksel olarak anlamlı fark vardır (p .05). Tek yönlü varyans analizi sonucuna göre; deney-1 grubunun ön-test,son-test ve kalıcılık testi puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p .05). Kontrol-1 grubunun ön-test, son-test ve kalıcılık testi puanları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardır (p .05). Öğrenci görüş formu incelemeleri sonucunda deney grubu öğrencilerinin üniteye ait konuları daha iyi öğrendikleri, başarı testi sonuçları ile uyumlu sonuçlar alındığı görülmüştür. Buradan çokluortam destekli 7E modeline göre tasarlanan uygulamalar ile öğrenmenin akademik başarıyı olumlu yönde etkilediği, öğrenilen bilgilerin akılda kalıcılığının daha iyi olduğu ve fen eğitiminde görsel ve işitsel materyallerin daha fazla kullanılması gerektiği sonucunun ortaya çıktığı söylenebilir. Anahtar kelimeler. 7E modeli, fen bilimleri, görsel ve işitsel materyaller, madde ve değişim, çokluortam destekli uygulamalar.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik tutumları ile öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik tutumları ile öz yeterlikleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Tarama yöntemiyle durum tespitinin yapıldığı bu çalışma 2014-2015 akademik yılında Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesinin İlköğretim Fen Bilgisi Öğretmenliği programında öğrenim görmekte olan 1.2.3. ve 4. sınıflarındaki toplam 497 öğretmen adayının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmadaki veriler Enochs ve Rings (1990) tarafından geliştirilen daha sonra Özkan, Tekkaya ve Çakıroğlu (2002) tarafından Türkçeye çevrilen "Fen Bilgisi Öğretimi Öz Yeterlik İnancı Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Fen Eğitimi Tutum Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik genel tutum puanları cinsiyet değişkenine göre farklılık gösterirken ölçeğin alt boyutları olan fizik, kimya, biyoloji ve laboratuvara yönelik tutum puanlarında anlamlı farklılık görülememiştir. Öğretmen adaylarının sınıf düzeyine yönelik fen tutumları ise genel tutum puanları ve laboratuvara yönelik tutum alt boyutu puanlarında anlamlı farklılık gösterirken ölçeğin diğer alt boyut puanlarına göre farklılık göstermemiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik tutumlarında başarı düzeyleri ve mezun oldukları lise türü değişkeninin etkili olmadığı bulunmuştur. Bunun yanında öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik öz yeterlik puanları cinsiyet, başarı durumu ve mezun oldukları lise türü değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermemiştir. Ancak öğretmen adaylarının sınıf düzeyi değişkenine göre fen öğretimine yönelik genel öz yeterlik ve sonuç beklentisi alt boyutundan aldıkları puanlar anlamlı farklılık gösterirken ölçeğin kişisel öz yeterlik alt boyutundan alınan puanlarda ise anlamlı farklılık görülememiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının fen eğitimine yönelik tutumları ile öz yeterlik puanları arasında pozitif yönde anlamlı ama çok düşük doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Tasarım yoluyla anlama modelinin 6. sınıf fen bilimleri dersindeki akademik başarı ve kalıcılığa etkisi
Bu araştırmanın amacı, Tasarım Yolu ile Anlama (UbD) modelinin fen bilimleri öğretiminde uygulanmasının akademik başarı ve kalıcılığına etkisini incelemek ve UbD uygulamalarını öğrenci görüşlerine göre değerlendirmektir. Araştırmada, nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin bir arada işe koşulduğu karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep'te yer alan bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan 27 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunda ön test-son test yarı deneysel desen uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Fen Bilimleri Başarı Testi" ön-test, son-test ve kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Araştırmanın nitel verilerini toplamak amacı ile araştırmacı tarafından geliştirilen yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma bir deney ve bir kontrol grubu ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda "Ses ve Özellikleri" ünitesi UbD modeliyle, kontrol grubunda ise aynı ünite rutin uygulamaya bağlı kalınarak beş hafta süresince işlenmiştir. Uygulamaların ilk iki haftası yüz yüze, sonraki üç haftası ise uzaktan eğitim ile gerçekleştirilmiştir. Deneysel işlem sonrası gruplara uygulanan son-testten elde edilen puanların analizinde Mann-Whitney U, her bir grubun ön-test son-test başarı puanlarının analizinde ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Nitel veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda deney ve kontrol gruplarının son test başarı puanları arasında anlamlı fark olduğu ayrıca deney grubu son test puanları ile kalıcılık testi puanları arasında anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları, UbD ile tasarlanan fen öğretiminin öğrencilerin akademik başarılarını ve öğrenmenin kalıcılığını olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Bu sonuç araştırmanın nitel boyutundan elde edilen sonuçlar ile de örtüşmektedir. Görüşme yapılan öğrenciler Fen Bilimleri öğretiminde UbD modelini faydalı bulmakta, modelin etkinlik ve deneylerle kalıcı öğrenme sağladığını düşünmektedirler.
Argümantasyon yönteminin öğrencilerin maddenin tanecikli yapısı konusunda kavramsal değişimlerine etkisi
Bu çalışma, 2017 – 2018 eğitim/öğretim yılında Kocaeli-Gebze ilçesinde bulunan bir ortaokulda öğrenim gören yedinci sınıf öğrencileri ile 6 haftalık bir sürede gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında argümantasyon odaklı öğretime özgü örnek etkinlikler geliştirilerek öğrencilerin madde konuyla ilgili kavramsal değişimlerinin olumlu yönde geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmacı, çalışmayı görev yaptığı okulun dört şubesinde öğrenim gören 95 yedinci sınıf (46 kız, 49 erkek) öğrencisi ile gerçekleştirmiştir. Bu bağlamda çalışmada kolay ulaşılabilir örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın başında öğrencilerin maddenin tanecikli yapısı, element, molekül, bileşik, saf madde ve karışımlar konularında sahip oldukları yanlış kavramalar ve anlamakta güçlük çektikleri konular biçimlendirici yoklama soruları ile tespit edilmiştir. Daha sonra, bu dört şubeden ikisi rastgele seçilerek, birinci şubede bulunan 24 öğrenci deney grubuna, diğer şubede bulunan 24 öğrenci ise rastgele olarak kontrol grubuna dahil edilmiştir. Deney grubunda ise argümantasyon odaklı etkinlikler uygulanırken, kontrol grubunda 2018 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programında yer alan etkinlikler gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonunda biçimlendirici yoklama soruları ile deney ve kontrol gruplarında kavramsal değişimin ne düzeyde gerçekleştiği tespit edilmiştir. Ayrıca deney grubunda bulunan öğrencilerin argüman kurma becerileri incelenmiştir. Bu bağlamda çalışmada ön-test son-test kontrol gruplu deneysel yöntem, görüşme ve doküman analizi yöntemi uygulanması suretiyle nitel ve nicel analiz teknikleri birlikte uygulanmıştır. Biçimlendirici değerlendirme sorularının analizinde Karataş (2003) tarafından geliştirilmiş dereceli puanlama anahtarı kullanılmıştır. Argüman kurma seviyelerinin değerlendirilmesi için ise, McNeill ve Krajcik (2011) tarafından geliştirilen "Argüman Değerlendirme Puanlama Anahtarı" kullanılmıştır. Nicel veriler, betimleyici analiz, bağımlı ve bağımsız örneklemler için t testi ve Cohen etki büyüklüğü kullanılarak SPSS 15.00 (Sosyal Bilimler için İstatistik Paketi) programı ile 0,5 anlamlılık düzeyinde analiz edilmiştir. Deney grubu öğrencilerinin kurdukları argümanlardan elde edilen veriler içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin maddenin tanecikli yapısı konusunda bazı yanlış kavramalara sahip olduğu tespit edilmiş ve bu eksikliklere göre düzenlenen argümantasyon odaklı öğretim ile öğrencilerdeki kavramsal anlama düzeyinde olumlu bir artış olduğu görülmüştür. Deney grubunda yer alan öğrenciler genellikle temel düzeyde argümanlar kursa da kavramsal gelişimlerine olumlu katkı sağladığı söylenebilir. Argümanların düzeyini yükseltmek için öğretmenler sınıf içinde öğrencileri bilimsel düşünmeye ve daha çok aktif katılım sağlamaya yönlendirmelidir. Anahtar Sözcükler: Argümantasyon odaklı öğretim, fen öğretimi, maddenin tanecikli yapısı, kavramsal değişim.