Class teachers
620 theses under this subject heading
İlkokul birinci sınıf ilk okuma yazma ders kitabının öğretmen görüşleri bağlamında incelenmesi
Yapılan tez araştırmasında; Türkçe Birinci Sınıf İlk Okuma ve Yazma Ders Kitabı'nın sınıf öğretmenlerinin görüşleri bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma hem nicel hem de nitel yönleri birlikte barındırması nedeniyle açıklayıcı karma yöntemle desenlenmiştir. Yapılan araştırmaya 2019-2020 eğitim-öğretim yılında, Şanlıurfa iline bağlı ilkokullarda görev yapmakta olan 191 sınıf öğretmeni katılmıştır. Araştırma kapsamında verilerin toplanması sürecinde araştırmacı tarafından hazırlanan anket form ve yine araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS paket programdan faydalanılırken, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz yönteminden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin Birinci Sınıf Türkçe İlk Okuma ve Yazma Ders Kitabı'nı genel anlamıyla "Kısmen Yeterli" olarak gördükleri ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın nitel boyutuna ilişkin sonuçlar incelendiğinde sınıf öğretmenlerinin ilk okuma ve yazma öğretimi sürecinde ders kitabından bir kaynak olarak oldukça fazla yararlandıkları, ders kitabının sesi hissettirme ve tanıma ile ilgili bölümlerini yeterli görürken; hece ve kelimeye geçiş bölümlerini ise yetersiz gördükleri sonuçlarına ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmeni adaylarının çocukların karşılaştığı çevrimiçi risklere yönelik algılarının çeşitli değişkenler açısından
Güncel çalışmalara göre, çocukların internete erişim oranları artma, internetle tanışma yaşları ise düşme eğilimindedir. Buna paralel olarak, çocuklar çevrimiçi risklerle daha çok karşı karşıya gelmektedir. Çocukların çevrimiçi fırsatlardan yararlanmalarını desteklemek ve bu ortamlara özgü risklerden etkilenmelerini önlemek önemli bir gündem maddesi halini almıştır. Bu çalışmaların en önemli paydaşlarından biri de öğretmenlerdir. Öğretmenler, çocukların çevrimiçi risklere karşı birincil başvuru kaynakları arasında yer almaktadır. Bu durum öğretmenlerin çevrimiçi risklere yönelik algılarını önemli bir çalışma alanı haline getirmektedir. Çocukların internete erişim yaşlarının düşme eğiliminde olması ve Türkiye'deki anne babaların internet okuryazarlıklarının düşük olması nedeniyle bu çalışmada sınıf öğretmeni adaylarının çevrimiçi risklere yönelik algılarına odaklanılmıştır. Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının çocukların karşılaştıkları çevrimiçi risklere yönelik algılarının, cinsiyet, güvenli internet kullanımı konusunda eğitim alma, çevrimiçi risklerle karşılaşma, internet kullanma sıklığı ve internette kullanılan servis sayısı değişkenlerine göre incelenmesidir. Bu amaçla, araştırma kesitsel tarama deseninde kurgulanmıştır. Çalışmaya, öğretmen adayları için çocukların karşılaştıkları çevrimiçi risklere yönelik algı ölçeğinin geliştirilmesi ile başlanmıştır. Bu amaçla ilk olarak, alanyazındaki çevrimiçi risk çerçeveleri incelenmiş ve bir çerçeve temel alınmak üzere seçilmiştir. Bir sonraki aşamada bu çerçeve bir uzman paneliyle Türkiye bağlamında değerlendirilmiştir. Bu aşamadan sonra kuramsal çerçevede yer alan boyutlar için göstergeler yazılarak madde havuzu oluşturulmuştur. Oluşturulan madde havuzu, ölçek geliştirme deneyimi olan uzmanların katılımıyla gerçekleştirilen ikinci bir uzman panelinde değerlendirilmiştir. Bu aşamadan sonra ölçeğin pilot formu oluşturularak dil ve yüz görünüş geçerlikleri için uzman görüşlerine tabi tutulmuştur. Uzman görüşlerinin alınmasının ardından, ölçek formu ile pilot uygulama gerçekleştirilerek öğretmen adayları tarafından anlaşılırlığı test edilmiştir. Ölçeğin yapı geçerliğinin test edilmesi için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yöntemleri kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliğinin sınanması için iç tutartlık katsayısı ve test – tekrar test güvenirliği yöntemlerine başvurulmuştur. Bu testlerle birlikte "Çocuk ve Ergenlerin Karşılaştığı İnternet Risklerine Yönelik Algı Ölçeği"nin geliştirilmesi tamamlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları 2013 – 2014 öğretim yılında Türkiye'deki 19 devlet üniversitesinin eğitim fakültelerinde okumakta olan 1890 sınıf öğretmeni adayıdır. Verilerin analizi için, bağımsız gruplar için t testi, tek yönlü varyans analizi, yinelenen ölçümler için varyans analizi ve parametrik olmayan bağıntı yöntemlerine başvurulmuştur. Araştırma bulgularına göre sınıf öğretmeni adaylarının çocukların karşılaştığı çevrimiçi risklere yönelik algıları yüksektir. Kadın sınıf öğretmeni adaylarının risk algıları, erkek sınıf öğretmeni adaylarına göre yüksektir. Sınıf öğretmeni adaylarının risk algıları güvenli internet kullanımı konusunda eğitim alma ve çevrimiçi risklerle karşılaşma durumlarına göre değişim göstermemektedir. Bunun yanında, öğretmen adaylarının risk algıları ile internet kullanım sıklıkları ve internette kullandıkları servis sayıları arasında bir ilişki gözlenmemiştir. Risk algısı alanyazınına göre, yüksek risk algısı riskten kaçınma davranışının belirleyicileri arasındadır. Bunun bir sonucu olarak, öğretmen adayları çocuklara çevrimiçi teknolojiler konusunda olumsuz bildirimlerde bulunabilir. Ek olarak, öğretmen adayları çevrimiçi teknolojileri derslerine entegre etmeye direnç gösterebilirler. Bu bağlamda, öğretmen adaylarının risk algılarının düşürülmesi için eğitim ve risk iletişimi çalışmalarının gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Sınıf öğretmenliği, bilişim teknolojileri öğretmenliği, psikolojik danışma ve rehberlik alanları öncelikli olmak üzere, öğretmen adayları için çocukların karşılaşabileceği çevrimiçi risklere yönelik farkındalık eğitimlerinin verilmesi önerilmektedir. Ek olarak görev yapmakta olan öğretmenler için bu çevrimiçi riskler konusunda meslekiçi eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Bunun yanında, çevrimiçi riskler sorununun diğer paydaşları olan aileler, eğitim yöneticileri, yazılım geliştiriciler ve kanun koyuculara yönelik farkındalık çalışmalarının geliştirilmesi de önerilmektedir. Bununla birlikte, çevrimiçi riskler probleminin çözümününde en önemli adım çocukların sorunlar ve başa çıkma yöntemleri konusunda bilgilendirilmesidir. Bu bağlamda tüm ders içeriklerinde çocukların güvenli ve sorumlu internet kullanımının vurgulanması son derece önemlidir. Anahtar sözcükler: sınıf öğretmenliği, öğretmen adayı, çevrimiçi risk algısı
Hayat bilgisi dersinde liderlik becerisinin kazandırılmasının sınıf öğretmeni görüşlerine göre incelenmesi
Bu çalışmada, Hayat Bilgisi dersinde sınıf öğretmenlerinin öğrencilere liderlik becerilerini kazandırmalarına ilişkin durumlarını belirlenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemi olan olgu bilim deseninde yürütülen araştırmanın katılımcılarını 20142015 eğitim öğretim yılında Niğde ilinde görev yapan ve ilkokul 1, 2 ve 3. sınıflarında görev yapan 17 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Görüşme ve gözlem teknikleriyle toplanan veriler, betimsel ve içerik analiz teknikleriyle analiz edilmiştir. Araştırma bulguları alt problemler temelinde yorumlanmıştır. Liderliğin öğretilebilir olmaktan çok doğuştan gelen bir beceri olduğunu düşünen öğretmenler, yine de becerinin özellikle hayat bilgisi programında yer alması gerektiğini belirtmektedirler. Öğretmenler, liderlik becerisinin öğretimi sürecinde sınıf kurallarını öğrencilerle ortak belirlemekte ve teknolojik materyaller kullanmaktadırlar. Öğretmenlerin liderlik becerisi öğretiminde yeterli düzeyde bilgi sahibi olmadıkları ve beceriyi sınırlı biçimde tanımladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, öğrencilerin liderlik kazanımlarına yeterince ulaşamadıkları görülmektedir. Öğretmenler, liderlik becerisinin öğretiminde öğretmenler ve ailelerin tutum ve davranışlarının önemli olduğuna inanmaktadırlar. Araştırma sonuçları, ilgili alan yazın temelinde tartışılmıştır. Anahtar kelimeler. Liderlik becerisi, Hayat bilgisi öğretim programı, İlkokul, Sınıf öğretmeni.
Erken çocukluk dönemi öğretmen adaylarının cinsiyetçilik ve çokkültürlü eğitime yönelik tutumları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı erken çocukluk döneminde görev yapacak okul öncesi ve sınıf öğretmeni adaylarının cinsiyetçiliğe ve çokkültürlü eğitime yönelik tutumlarını çeşitli demografik değişkenler açısından betimlemek ve bu iki tutum arasında bir ilişki olup olmadığını açıklamaktır. Araştırma nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modelini kullanarak planlanmıştır. Araştırmanın örneklemi kolay ulaşılabilir örneklemdir. İç Anadolu Bölgesi'nde bir devlet üniversitesinde 2015-2016 eğitim öğretim yılında okul öncesi ve sınıf öğretmenliğinde okuyan 550 öğretmen adayı çalışmaya katılmıştır. Araştırma kapsamında cinsiyetçilik ve çokkültürlü eğitime yönelik tutumları ölçmeye yönelik uyarlanan ve geliştirilen ölçekler kullanılmıştır. Cinsiyetçilik tutumlarını ölçmek için "Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği" kullanılmıştır. Çokkültürlü eğitime yönelik tutumları ölçmek için "Öğretmen Adaylarına Yönelik Çokkültürlü Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Bu iki ölçeğe ek olarak 22 soruluk genel bilgi formu ile öğretmen adaylarından demografik bilgiler elde edilmiştir. Veri toplama araçları için geçerlik, güvenirlik çalışmaları, normallik testleri yapılarak aynı zamanda doğrulayıcı faktör analizi ile alt boyutları doğrulanmıştır. Toplanan veriler ile ANOVA, t-testi, Kruskall Wallis, Mann Whitney U, Pearson ve Spearman Korelasyon analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda düşmanca cinsiyetçilik tutumları öğretmen adaylarının cinsiyetine göre, yerleşim türüne göre, anne eğitim durumuna göre, ekonomik gelir düzeyine göre ve doğdukları yerde hâkim olan siyasi görüşe göre anlamlı farklılıklar göstermiştir. Korumacı cinsiyetçilik tutumları öğretmen adaylarının, cinsiyetlerine göre, sınıflarına göre, ebeveynlerinin medeni durumuna göre, bağımlı değişkenler bağlamında çalışmalara katılma durumlarına göre anlamlı farklılıklar göstermiştir. Aynı zamanda korumacı cinsiyetçilik ile öğretmen adaylarının yaşları arasında pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Çokkültürlü eğitime yönelik tutumlar ise öğretmen adaylarının, cinsiyetine göre, annelerinin eğitim durumuna göre, bağımlı değişkenler bağlamında çalışmalara katılım durumlarına göre, farklı kültürel deneyimlere sahip olma durumlarına göre ve herhangi bir farklılıklarından dolayı ayrımcılığa maruz kalma durumlarına göre anlamlı farklar göstermişlerdir. Aynı zamanda öğretmen adaylarının aktivite yapma sıklıkları ve farklı gruplardan arkadaşlara sahip olma durumları çokkültürlü eğitime yönelik tutumları ile pozitif yönlü bir ilişki göstermiştir. Son olarak öğretmen adaylarının cinsiyetçilik tutumları ve çokkültürlü eğitime yönelik tutumları arasında negatif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Bu ilişki kadın öğretmen adaylarında anlamlılık gösterirken erkek öğretmen adayları için aynı durum söz konusu değildir.
Kaynaştırma uygulamalarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin görüşlerinde farklılaştırılmış öğretime ilişkin izlerin incelenmesi
Bireysel farklılıkların dikkate alınması ve farklılığın zenginlik anlamına geleceği şeklindeki düşünceler son yıllarda toplumsal yaşamın her alanına etki etmiştir. Bu çalışmada sınıflarında özel gereksinimli öğrenci bulunan sınıf öğretmenlerinin gerçekleştirdikleri eğitim öğretim süreçlerinde farklılaştırılmış öğretim yöntemine ilişkin izlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma nitel araştırma paradigması çerçevesinde betimsel olarak desenlemiştir. Araştırmanın betimsel şekilde desenlemesinin sebebi, öğretmenlerin farklılaştırılmış öğretimi sınıflarında kullanımlarına ilişkin görüşlerinin derinlemesine incelenmesinin amaçlanmış olmasıdır. Elde edilen bulgularda dört ana tema ortaya çıkmıştır. Bu ana temalar sırasıyla; Öğretmen gözüyle bireysel farklılıklar, bireysel farklılıkların eğitim öğretim sürecine etkileri, sınıf içinde gerçekleştirilen eğitim öğretim sürecinde bireysel farklılıkların göz önünde bulundurulma durumları ve öğretmenlerin eğitim öğretim faaliyetleri sürecinde karşılaştıkları sorunlar beklenti ve önerileri şeklindedir. Bu ana temalar altında öğretmenlerin yürüttükleri eğitim öğretim faaliyetleri ve farklılıklara bakış açıları irdelenmiştir. Araştırmanın sonunda öğretmenlerin bireysel farklılıklara ilişkin bilgilerinin olduğu, var olan bu bireysel farklılıklara ilişkin yapılması gerekenlere ilişkin önerileri olmasına rağmen, gerçekleştirdikleri eğitim öğretim faaliyetlerinde farklılaştırılmış öğretim yöntemini kullanmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma, Farklılaştırılmış öğretim, Bireysel farklılıklar, Özel gereksinimli öğrenci, Sınıf öğretmeni.
Sınıf öğretmenlerinin müzik dersine ilişkin hizmet içi eğitim ihtyaçları üzerine bir inceleme: Erzincan ili örneği
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin müzik dersine ilişkin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını belirlemektir. Çalışmada bu amaca yönelik olarak; ilköğretimde görev yapan sınıf öğretmenlerinin müzik dersine ilişkin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarının hangi konularda ne derece yoğunlaştığını ve bu ihtiyaçlarının öğretmenlerin kişisel özelliklerine göre ne tür farklılıklar gösterdiğini belirlemek ve mevcut duruma göre çözüm önerileri ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma betimsel bir araştırma olup, tarama modelindedir. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri öğretim yeterlikleri ile ihtiyaçsal ve mekânsal durumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin Fen Bilimleri dersi öğretim yeterlikleri ile mekânsal ve ihtiyaçsal durumlarını incelemektir. Araştırma, nicel ve nitel araştırma desenlerini bir arada bulunduran karma araştırma desenine göre tasarlanmış ve İzmir il ve ilçelerinde 2014-2015 eğitim-öğretim yılında ilkokullarda görev yapan 1413 sınıf öğretmeniyle gerçekleştirilmiştir. Örneklemin belirlenmesinde karma yöntem örneklem anlayışına dayalı olarak "Sıralı Karma Yöntem Örneklemi" tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri, "Fen Bilimleri Öğretim Yeterlik Ölçeği" (FBÖYÖ) ile "Fen Bilimleri Öğretiminde Mekânsal ve İhtiyaçsal Durum Anketi" (FBÖMİDA) kullanılarak elde edilmiştir. Ayrıca çalışmaya katılan ve rastgele seçilen 63 sınıf öğretmeniyle de yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak mülakat yapılmıştır. FBÖYÖ verilerinin analizinde, betimsel istatistiksel analizler yanında değişkenlere göre farkın anlamlılığını görebilmek için Kruskal Wallis testinden, anlamlı farklılığın kaynaklarını belirlemek içinde Mann-Whitney U Testinden yararlanılmıştır. FBÖMİDA'ya yönelik analizlerde ise betimsel istatistiksel analiz kullanılmıştır. FBÖYÖ ve FBÖMİDA'daki değişkenlerin ilişkisini görebilmek için Pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel ve içerik analiz yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırma bulgularında, sınıf öğretmenlerinin Fen Bilimleri öğretim yeterlikleri ile derse ait ünitelerin tümü için öğretim becerisi ve konu alan bilgisi seviyelerinin "yeterli" düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öte yandan, sınıf öğretmenlerinin, Fen Bilimleri öğretim yeterliklerinin; cinsiyete, mezun olunan fakülteye, öğrenim durumuna göre değişmediği; deneyim yılına, mezun olunan bölüme, görev yapılan yere göre ise istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, sınıf öğretmenlerinin; Fen Bilimleri öğretim yeterliği ile mekânsal durumları arasında düşük düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki [r= .243; p<.01]; Fen Bilimleri öğretim yeterliği ile ihtiyaçsal durumları arasında ise orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki [r= .336; p<.01] olduğu anlaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin erken cebir düşüncelerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması
Aritmetik ve cebir yapı olarak birbirinden farklıdır. Yapısal farklılıklar öğrencilerin aritmetikten cebire geçerken problem çözme, genelleme, semboller ve harflerin anlamlandırılması ve kullanılması konularında zorluklar yaşamalarına neden olmaktadır. Cebir öğretimine başlamadan önce öğrencilerin aritmetik ile cebir arasındaki farklılıkları öğrenmeleri gerekir. Literatüre bakıldığında, bu farklılıkların öğrenilmesinde ve öğrencilerin karşılaştıkları zorlukların giderilmesinde erken cebirin anahtar bir role sahip olduğu görülmektedir. Bununla birlikte öğretmenlerin erken cebire yönelik teorik bilgileri ve uygulamaları, öğrencilerde cebirsel düşüncenin gelişimi için önemlidir. Bu araştırma ile sınıf öğretmenlerinin erken cebire yönelik düşüncelerinin ortaya çıkarılması, erken cebir kapsamında uygulanan öğretim etkinliklerinin sınıf öğretmenlerinin erken cebire yönelik düşüncelerine ve öğrencilerin başarılarına etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma eylem araştırması türünde desenlenmiştir. Araştırmada erken cebir farkındalık ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla sınıf öğretmenlerinin erken cebir konusundaki farkındalıkları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda erken cebir başarı testi aracılığı ile ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin cebirsel başarıları ölçülmüştür. Elde edilen veriler doğrultusunda dördüncü sınıfta öğretim yapan bir sınıf öğretmeni ile erken cebir öğretim etkinliklerine dayalı eylem araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda sınıf öğretmenlerinin erken cebir konusunda sınırlı bilgiye sahip oldukları, erken cebir kapsamında yapılan uygulamaların da sınıf öğretmenlerinin erken cebir konusundaki düşüncelerini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Ayrıca erken cebir kapsamında yapılan öğretim etkinlikleri ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin başarılarını artırmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin bilimsel süreç becerilerinin kazandırılmasına yönelik görüşlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin bilimsel süreç becerilerinin ilkokul öğrencilerine kazandırılmasına yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, temel nitel araştırma yaklaşımı ile desenlenmiştir. Çalışmanın verileri 8 sınıf öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşme metodu ile toplanmıştır. Çalışmanın analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Görüşmelerin analizi ile aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: • Sınıf öğretmenlerinin bilimsel süreç becerilerini alanyazındaki haliyle tanımlamakta güçlük çektikleri ancak günlük hayat tecrübeleri ile kavramsallaştırmalarda bulunabildikleri sonucuna ulaşılmıştır. • Sınıf öğretmenleri ilkokulda sadece temel bilimsel süreç becerilerini değil aynı zamanda bütünleştirilmiş bilimsel süreç becerilerini de kazandırmanın önemli olduğunu belirtmişlerdir. Bütünleştirilmiş bilimsel süreç becerilerini kazandırmanın önemli olduğu görüşünü sunan öğretmenlerimizden biri doktora biri ise yüksek lisans düzeyindedir. Aynı zamanda lisans mezunu bazı öğretmenlerin ilkokulda önemli olduğunu düşündükleri becerilerin bilimsel süreç becerisi kapsamına girmediği sonucuna da ulaşılmıştır. • Sınıf öğretmenleri ilkokulda bilimsel süreç becerilerini önemli görme nedenlerini becerilerin bireye ve topluma kazandıracakları üzerinde şekillenecek biçimde dile getirmişlerdir. • Sınıf öğretmenleri zorlandıkları becerileri, temel ve bütünleştirilmiş bilimsel süreç beceriler olarak dile getirmişlerdir. • Sınıf öğretmenleri bilimsel süreç becerilerini kazandırmakta zorlanma nedenlerini öğrenci, okul, çevre ve program olarak öne sürmüşlerdir. Katılımcılar becerileri kazandırmakta zorlanılma nedeni olarak yeterli okuma etkinliklerinin yapılamamasını belirtmişlerdir. Bu, bilimsel süreç becerileri ile okuduğunu anlama becerisi etkinliklerinin eş-zamanlı yürütülmesinin öneminin alanyazına ek olarak öğretmenler tarafından da dile getirildiğini göstermektedir. • Sınıf öğretmenleri bilimsel süreç becerilerinin kazandırılmasına yönelik önerilerini program, öğretmen eğitimi, veli ve okul yönetimini kapsayacak şekilde belirtmişlerdir. Ancak öğretmenler, özellikle öğretmen eğitimi konusunda hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim çalışmalarının, bilimsel süreç becerilerinin kazandırılmasında etkili olacağını vurgulamışlardır.
Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları ile öğrencilerin fen dersi tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları ile öğrencilerin fen dersine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeli kullanılan araştırmada çalışma grubunu belirlemek üzere küme örnekleme stratejisi kullanılmıştır. Bu kapsamda 55 öğretmen ve bu öğretmenlerin 1041 öğrencisi araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırma verileri Fen ve Teknoloji Dersi Öz Yeterlik Ölçeği (Bıkmaz, 2002) ile Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Ölçeği (Yaşar ve Anagün, 2008) kullanılarak toplanmıştır. Öğretmen grubundan elde edilen araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-testi ve ANOVA teknikleri kullanılmıştır. Öğrenci grubundan elde edilen araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Ayrıca öz yeterlik inanç düzeyi ile fen dersine yönelik tutumlar arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin fen bilgisi dersine yönelik öz yeterlik inançlarının yüksek olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte sınıf öğretmenlerinin cinsiyetleri, mesleki kıdemleri, mezun oldukları fakülte türü, görev yaptıkları okul türüne ve öğretmenlik mesleklerini isteyerek yapmalarına göre fen bilgisi dersine yönelik öz yeterlik inançlarının istatistiksel olarak değişmediği belirlenmiştir. İlkokul öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik olumlu tutuma sahip olduğu bulunmuştur. Bu kapsamda kız öğrenciler, şehir merkezindeki öğrenciler ve fen ile ilgili mesleği seçmek isteyen öğrencilerin tutum puanları diğerlerine göre daha yüksektir. Ayrıca ailelerin gelir düzeyi ve öğrenim durumu yükseldikçe fen bilimleri dersine yönelik tutumları da artmaktadır. Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimi öz yeterlik inanç düzeyleri ile öğrencilerinin fen dersine yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişki olmadığını sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Fen öğretimi öz yeterlik inancı, fene yönelik tutum, öğrenci tutumu, öğretmen öz yeterliği
Sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ve çevresel tutumları
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ile çevresel tutumlarına ait düzeyi araştırmaktır. İlkokul öğretmen adaylarının çevre sorunlarına karşı duyarlı bir nesil yetiştirmek için çevresel tutum ve ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin bilinmesi, o düzeye uygun eğitim içeriği belirlenebilmesi için önemlidir. Çünkü çocukluk yıllarında öğrencilerin çevreye karşı kazandıkları olumlu ya da olumsuz tutumlar ileriki yıllarda çeşitli şekillerde kendisini göstermektedir. Dolayısıyla "ağaç yaşken eğilir" atasözünden hareketle çevreye yönelik olumlu tutumların öğrencilere erken yaşta kazandırılması çok daha kolay ve aynı zamanda önemlidir. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalında okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Bu araştırmada iki adet veri toplama aracı kullanılmıştır. Birincisi Çelik Coşkun ve Sarıkaya (2014) tarafından geliştirilmiş olan "Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği; ikinci veri toplama aracı da Dunlap ve Van Liere (2000) tarafından geliştirilen "Yeni Çevresel Paradigma Ölçeği" dir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi ölçeğinde yer alan ve "yüksek" çıkan "enerji" alt boyutu dışında, çevresel tutum ölçeği de dahil olmak üzere farkındalık düzeyleri "orta düzeyde" tespit edilmiştir. Üniversite eğitimi sırasında çevre konularıyla ilgili olan derslerin teorik boyutunun yanında, resmi ve devlet kurumlarının pratik olarak sahada yaptıkları çalışmaları da gözlemleyecek şekilde uygulama boyutunun geliştirilmesi önerilebilir. Anahtar kelimeler: Çevresel tutum, ekolojik ayak izi, öğretmen eğitimi, sınıf öğretmeni adayları
Sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersine yönelik teknolojik pedagojik alan bilgisi öz güven algılarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersine yönelik teknolojik pedagojik alan bilgisi öz güven algılarının çeşitli değişkenler üzerinden incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Kütahya ili ve ilçelerinde, devlet okulu ve özel okulda görev yapan 314 sınıf öğretmeni katılmıştır. Veri toplama araçları olarak; Graham, Burgoyne, Cantrell, Smith, ve Harris (2009) tarafından geliştirilen, Timur ve Taşar (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Öz Güven Ölçeği (TPABÖGÖ)" ile araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; örneklemde yer alan sınıf öğretmenlerinin TPAB öz güven algılarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin TPAB ölçeğinin TPB bileşeninden aldıkları puanların cinsiyet değişkenine göre analiz edildiğinde, erkek öğretmenlerin lehine istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Sınıf öğretmenlerinin TPAB öz güven algıları ile görev yapılan okul türü, mobil cihazlarında internet ve eğitim amaçlı uygulama yüklü olup-olmama durumu, bilişim teknolojileri ile ilgili hizmet içi eğitim alıp-almama durumu ve günlük internet kullanım süresi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Bunun yanında sınıf öğretmenlerinin yaş ve mesleki kıdemleri arttıkça TB, TBP ve TPAB öz güven algı düzeylerinin azaldığı; mezun olduğu okul düzeyi yükseldikçe TB düzeylerinin arttığı; bilgisayar tecrübesi ve internet tecrübesi arttıkça da TPAB öz güven algı düzeylerinin de arttığı sonucuna ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmeni adaylarında çokkültürlü kişiliğin farklılıklara saygı üzerindeki etkisinin incelenmesi
Türkiye çok kültürlü yapıya sahip bir ülkedir, toplumdaki çeşitlilik her geçen gün daha da artarak devam etmektedir. Temel değerlerin kazanılmaya başlandığı ilkokul döneminde; bu çeşitliliğe karşı hoşgörülü olma ve saygı duyma konusunda, çocuklar için rol model olan sınıf öğretmenlerinin nasıl bir tutum sergilediği önem taşımaktadır. Bu kapsamda çalışmanın temel amacı; sınıf öğretmeni adaylarının çokkültürlü kişilik özelliklerinin, farklılıklara saygı üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu temel amacı sağlamaya yönelik; çokkültürlü eğitimin, ilkokul dönemi için önemini ve gerekliliğini vurgulamak çalışmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır.
Tüketicilerin bireysel değerlerinin sürdürülebilir tüketim davranışıyla ilişkisi ve sınıf öğretmenleri üzerinde bir araştırma
Özellikle 20. yüzyılda yaşanan nüfus artışı ve ekonomik gelişme sonucu dünyanın kaynaklarının hızla tükendiğinin farkına varılması, var olan ekonomik sistemin sorgulanmasını sağlayarak, sınırsız büyümeye odaklı ekonomik gelişme anlayışından sürdürülebilir gelişme düşüncesine geçiş yaşanmasına neden olmuştur.Gelecek kuşakların gereksinimlerini gidermelerini tehlikeye atmaksızın bugünkü gereksinimlerin karşılanmasını öngören bir model olan sürdürülebilir gelişme düşüncesinin pazarlama alanına yansıması ise ?sürdürülebilir pazarlama? yaklaşımının ortaya atılmasıyla gerçekleşmiştir. Sürdürülebilir pazarlama yaklaşımı, geleneksel pazarlamanın örgütsel amaçları gerçekleştirme ve müşterileri tatmin etme amaçlarına ekolojik sisteme uyum amacını da ekleyerek, pazarlama alanında sürdürülebilir çözümlerin yaratılmasını öngörmektedir.Sürdürülebilir gelişme düşüncesinin tüketim konusuna ilişkin hedefi, tüm dünyada sürdürülebilir tüketim düşüncesinin benimsenmesidir. Sürdürülebilir tüketim düşüncesinin benimsenmesi ve toplumun tüm kesimlerine yayılması için, söz konusu davranışı belirleyen etkenlerin araştırılmasında yarar vardır. Bu çalışmada, Schwartz'ın Değerler Listesi kullanılarak, Kütahya ili Merkez ilçesinde görev yapmakta olan sınıf öğretmenlerinin sürdürülebilir tüketim davranışını etkileyen bireysel değerler incelenmiştir. Yapılan araştırma sonucu, evrenselcilik ve güvenlik değer tiplerinin sürdürülebilir tüketim davranış sıklığı üzerinde pozitif yönde etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca, katılımcılara ilişkin sürdürülebilir tüketim davranış sıklığının orta düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmadan ortaya çıkan sonuçlara dayalı olarak, sürdürülebilir tüketim düşüncesinin paydaşlarına ve gelecek araştırmalara ilişkin öneriler sıralanmıştır.
Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin ev ziyaretlerinde karşılaştıkları sorunlar
Ülkemizde eğitime başlamanın erken yaşlara çekilmesi ile temel eğitim programlarında yer alan aile katılımı çalışmaları daha da önemli hale gelmiştir. Aile katılım çalışmaları arasında yer alan ev ziyaretleri öğrenci, aile, öğretmen ve okul açısından büyük öneme sahip bir etkinliktir. Ancak uygulayıcıları olan öğretmenlerinin ev ziyaretlerinde karşılaştıkları bazı sorunlar bu faaliyetin işlevselliğini etkileyebilmektedir. Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin ev ziyaretlerinde karşılaştıkları sorunları belirlemeyi amaçlayan bu araştırma tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma evrenini 2012-2013 eğitim öğretim yılında Artvin İl Merkezinde bulunan okul öncesi ve sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma sonunda okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin ev ziyaretlerinde, en fazla sorunu öğrenci velisinin çalıştığı ailelere ziyaret düzenlemekte yaşadıkları, ev ziyaretlerinin mesai sonrası yapılmasından ve bazı durumlarda sürenin uzamasından rahatsız oldukları, ziyaretlere yalnız gitmekten dolayı güvenlik noktasında tedirgin oldukları, ziyaretlerde ulaşım ve adres bulmada sorunlar yaşadıkları bulgularına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Aile, Okul, Okul Aile İşbirliği, Aile Katılımı, Ev Ziyareti
Sınıf öğretmenlerinin yaşamımızdaki elektrik ünitesine yönelik teknolojik pedagojik alan ve içerik bilgilerinin farklı açılardan incelenmesi
Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin 4.sınıf yaşamımızda ki elektrik ünitesine yönelik Teknolojik Pedagojik Alan ve İçerik bilgileri, Özyeterlilikleri, Tutumları ve Motivasyon içerikli ders işleme durumları incelenmiş ve bunlar arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı "karma yöntem" ve "Açıklayıcı" desen modeli kullanılmıştır. Bu nedenle araştırmacı önce ölçekler yardımıyla nicel verileri "tarama" yöntemiyle, daha sonra bu verileri tamamlamak için nitel verileri "durum çalışması" yöntemiyle toplamış ve daha geçerli ve güvenilir veriler elde edilmiştir. Amaç doğrultusunda; araştırmanın nicel verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen, geçerliği ve güvenirliği yapılan, veri toplama araçlarıyla, 2013-2014 eğitim-öğretim yılı Ankara ili Yenimahalle ilçesindeki ilköğretim okullarında görev yapan 486 sınıf öğretmeniyle, nitel verileriyse, 31 sınıf öğretmeniyle yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilmiştir. Nicel verilerin analizi istatistik paket programı aracılığıyla, t-testi, Tek yönlü (One way) Anova ve Tukey Post Hoc testi kullanılarak çözümlenmiş, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişki Pearson korelasyon, etki ise regresyon analizi ile test edilmiştir. Nitel verilerin analizi ise Betimsel analiz yöntemiyle yapılmıştır. Araştırma sonucunda; Korelasyon analizlerine göre; Özyeterlilik ile TPAİB arasında, Özyeterlilik ile MIDA arasında, TPAİB ile MIDA arasında, Tutum ile MIDA arasında, Özyeterlilik ile Tutum arasında, TPAİB ile Tutum arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişki olduğu, Regrasyon analizlerine göre; öğretmenlerin Özyeterlilik düzeyi TPAİB düzeyini, Özyeterlilik düzeyi MIDA düzeyini, TPAİB düzeyi MIDA düzeyini, Tutum düzeyi MIDA düzeyini, Özyeterlilik düzeyi Tutum düzeyini, TPAİB düzeyi Tutum düzeyini arttırdığı, nitel analizlerinde bu sonuçları desteklediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde günümüz çağı bilgi ve teknoloji çağı olması nedeniyle öğretmenlerin ve öğrencilerin bilgiye daha çabuk ulaşmaları ve kalıcı öğrenmenin gerçekleşebilmesi, sınıf öğretmenlerinin Özyeterlik, Tutum ve Motivasyon içerikli ders işleme durumlarının daha iyi bir seviyede olması adına eğitim ortamlarına mutlaka eğitim teknolojilerinin entegre edilip aktif olarak kullanılması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Elektrik, karma yöntem araştırması, motivasyon, özyeterlik, teknolojik pedagojik alan bilgisi, tutum.
Sınıf ve okul öncesi öğretmenlerinin yazmayı etkileyen faktörlere ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Sınıf ve Okul Öncesi Öğretmenlerinin Yazmayı Etkileyen Faktörlere İlişkin Görüşlerinin İncelenmesi Yazmayı etkileyen faktörler öğrencilerin bilişsel, devinişsel ve duyuşsal gelişimini kapsamaktadır. Bilişsel alan, öğrencilerin sahip olduğu bilgileri zihinsel bir süreçten geçirerek yazıya aktarması olarak tanımlanabilir. Kalem tutma, kağıt pozisyonu, oturuş şekli ve kas gelişimi gibi değişkenler ise devinişsel alanı oluşturan öğelerdir. Yazmanın duyuşsal içeriği ise öğrencinin yazmayı sevmesi ve yazısının güzelliği gibi değişkenlerden oluşmaktadır. Okul öncesi ve ilkokul birinci sınıf öğretmenlerinin yazmayı etkileyen faktörlere ilişkin görüşlerini incelemeyi amaçlayan bu araştırma nitel bir çalışmadır. Araştırmada veriler on iki sorudan oluşan yarı yapılandırılmış bir görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ili Çeltik ilçesinde görev yapan sınıf (n=6) ve okul öncesi öğretmenlerini (n=5) oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmen görüşlerine göre, yazmayı etkilen on faktörün olduğu bulunduğu, doğru kalem tutma şeklinin baş, işaret ve ortak parmaktan oluşması gerektiği, sınıf ortamında kullanılan sıraların öğrencilerin fiziksel özelliklerine uygun olması gerektiği, kalemin yanlış tutulması durumunda öğretmenlerin model olma, pekiştireç verme, gözlem yapma gibi tepkide bulundukları, okul öncesi eğitimin kalem tutmada önemli bir faktör olduğu, yazı yazarken kağıt pozisyonun eğimli veya dik olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Yazma, yazmayı etkilen faktörler, okul öncesi ve sınıf öğretmeni
Mikroöğretim ders imecesi modeli ile sınıf öğretmeni adaylarının kesir öğretim bilgilerinin geliştirilmesine yönelik bir uygulama
Öğretmen adaylarının alan ve alan öğretim yeterliliklerini geliştirme; teori ile pratik arasındaki boşluğu doldurma çabası bakımından öğretmen yetiştirmenin kritik konularından biridir. Teori ve pratik arasındaki boşluğu doldurmaya yönelik profesyonel gelişim modellerinden biri ders İmecesi olup; mikroöğretim ders İmecesi (MDİ) da öğretmen yetiştirmede kullanılan ders İmecesinın bir çeşitlemesidir. Bu araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının kesir öğretim bilgilerinin geliştirilmesine yönelik bir MDİ uygulaması tasarlanmış olup, MDİ süreci boyunca sınıf içi uygulamalardan ve süreçten elde edilen veriler MDİ ve kesir öğretim bilgisi bağlamında rapor edilmiştir. Araştırma iki aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar bir eylem araştırması planı çerçevesinde; öğretmen adaylarının kesir öğretim bilgileri hakkında bilgi verebilecek soruların uygulanıp veri toplanması; elde edilen verilerden yola çıkarak bir MDİ uygulaması yapılması şeklindedir. MDİ uygulaması, Öğretmenlik Uygulaması dersi kapsamında yedi sınıf öğretmeni adayı ile sekiz haftalık bir sürede yürütülmüştür. Çalışmanın veri toplama araçlarını; Kesir Öğretim Bilgisi Soruları, Kesir Öğretim Bilgisi Gözlem Formu, Kesirler Kişisel Değerlendirme Formu, MDİ Geri Bildirim Formu, Öğretmen Adayı Günlükleri ve Ders Planları oluşturmaktadır. Bulgular öğretmen adaylarının kesir ve kesir öğretim bilgilerinin geliştiğini gösterir niteliktedir. Sonuç olarak MDİ uygulamasının öğretmen yetiştirmede birbiriyle kolay iletişim kurabilen öğretmen adayları ile doğru zamanda, iyi planlanmış bir süreçte gerçekleşmesi durumunda alan ve öğretim bilgisini geliştirmede bir araç olarak kullanılabileceği söylenebilir. Çalışmanın sonuçlarından yola çıkılarak MDİ uygulaması ve ileride yapılacak araştırmalarla ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Kesirler, matematik öğretim bilgisi, mikroöğretim ders imecesi, öğretmen eğitimi.
Kırsal ve kentsel kesimdeki sınıf öğretmenlerinin fen ve teknoloji dersi öğretim süreci yeterliklerinin değerlendirilmesi
Kırsal ve kentsel kesimde görev yapan sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre, fen ve teknoloji dersi öğretim süreci yeterliklerinin değerlendirilmesi amaçlanan bu araştırmada zenginleştirilmiş desen ve karşılaştırmalı ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Kütahya ilinde görev yapan 4. sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Fen ve teknoloji dersi öğretim süreci yeterlik anketi uygulamasında örneklem seçimine gidilmeden evrenin tamamına ulaşılmaya çalışmış ancak 377 öğretmenden 268' i değerlendirmeye alınmıştır. Uygulanan anketin verilerine göre ortalama puanları düşük 50 sınıf öğretmeni görüşmenin, ortalama puanları yüksek 6 sınıf öğretmeni ise gözlemin çalışma grubunu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, MEB tarafından yayımlanan "Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlikleri" dikkate alınarak, belirlenen öğrenme-öğretme süreci yeterliğine ilişkin performans göstergeleri 5'li likert tipi anket haline getirilerek kullanılmıştır. Aynı performans göstergeleri görüşme ve gözlem teknikleri kullanılarak da incelenmiştir. Anket ve gözlem verileri SPSS programı kullanılarak, görüşme verileri ise içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Kırsal kesimde ve kentsel kesimde görev yapan 4. sınıf öğretmenlerinin yeterlikleri konusunda verdikleri yanıtlar frekanslardan, yüzdelerden ve aritmetik ortalamalardan elde edilen sonuçlar ışığında yorumlanmıştır. Gözlem yoluyla elde edilen veriler aritmetik ortalamayla, görüşme yoluyla elde edilen veriler ise içerik analizi yapılarak yorumlanmıştır. Kırsal ve kentsel kesimde çalışma durumlarının "materyal hazırlama" ve "bireysel farklılıkları dikkate alarak öğretimi çeşitlendirme" yeterlikleri üzerinde kentsel kesim lehine anlamlı fark oluşturacak bir etken olduğu saptanmıştır. Ayrıca cinsiyetin "dersi planlama, materyal hazırlama, öğrenme ortamını düzenleme, bireysel farklılıkları dikkate alarak öğretimi çeşitlendirme, davranış yönetimi" yeterlikleri üzerinde bayanların lehine anlamlı fark oluşturacak bir etken olduğu saptanmıştır. Yapılan araştırmanın bulgularına dayalı olarak hizmet öncesi ve hizmet içi öğretmen yetiştirme programlarına ve araştırmacılara ilişkin öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Fen ve teknoloji dersi, öğretim süreci yeterlikleri, sınıf öğretmeni.
Sınıf öğretmenlerinin, çocukların gelişimine ilişkin eğitsel rolleri ile ilgili aileden beklentileri
Çocuğun gelişiminde en etkin rolleri üstlenen aile ve öğretmen arasındaki beklentilerin belirlenmesi, ailenin evde yapabileceği faaliyetleri öğrenebilmesi açısından önemlidir. Sınıf öğretmenlerinin, çocukların gelişimine ilişkin eğitsel rolleri ile ilgili aileden beklentilerini belirlemeyi amaçlayan bu araştırma, nitel ve nicel verileri içeren Betimsel Yöntem ve İlişkisel Tarama Modeline göre desenlenmiş bir araştırmadır. İzmir ili merkez ilçeleri olan evreni temsil etmek üzere Basit Tesadüfi Yöntem ile seçilen öğretmenlerden 306 öğretmen ve yine bu öğretmenler arasından Amaçlı Örneklem Metodu kullanılarak seçilen 14 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanması için araştırmacı tarafından geliştirilen ''Aile Beklenti Ölçeği'' kullanılmıştır. Ölçeğin geçerliliği için faktör analizi yapılmıştır. KMO ve Bartlett's Testi sonucu 0,832 bulunmuştur. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach Alfa Testi yapılarak sonucu 0,838 bulunmuştur. Bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermiştir. Araştırmanın nitel verileri içinse araştırmacı tarafından geliştirilen ''Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'' kullanılmıştır. Araştırmanın alt problemlerine yanıt bulmak amacıyla yüzde, frekans, standart sapma, ortalama, Anova, t testi, Games-Howell çoklu karşılaştırma testi gibi istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizi Betimsel Analiz yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin ailelerden beklentilerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Aileden beklentilerin, bazı tanımlayıcı verilere göre anlamlı farklılıkları bulunmuştur. Araştırmaya katılan öğretmenlerin % 80'i aile eğitimi ile ilgili bir eğitime katılmak istemektedir. Ayrıca öğretmenlerin %73'ü Ailenin Eğitimine dair bir eğitim almadıkları belirlenmiştir. En fazla madde ortalaması değeri olan beklentiler; "Öğretmene güvenip, gereken değeri vermelerini beklerim" ve "Çocuklarını zararlı alışkanlıklardan korumalarını beklerim" maddeleridir. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde, öğretmenlerin daha çok sosyal ve duygusal gelişim özelliklerine göre beklentilerinin yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel verilerinde, nicel verileri destekleyici bulgular olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Çocuk gelişimi, aile eğitimi, öğretmen beklentisi
Sınıf öğretmeni adaylarının üstbiliş farkındalıkları ile matematik kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada sınıf öğretmeni adayların üstbiliş farkındalıkları ile matematik kaygı düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca sınıf öğretmeni adayların üstbiliş farkındalıkları ve matematik kaygı düzeyleri üzerinde cinsiyetin, öğrenim görülen üniversitenin, sınıfların, mezun olunan lise türünün ve mezun olunan alanın etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2013-2014 eğitim öğretim yılı itibariyle Dumlupınar Üniversitesi, Uşak Üniversitesi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Kilis 7 Aralık Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi Eğitim Fakülteleri Sınıf Öğretmenliği ABD'da öğrenim görmekte olan sırasıyla 171,164, 82, 101 ve 98 3. ve 4. sınıf lisans öğrencisi olmak üzere toplam 616 sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla ilk kez 1997'de Cartwright-Hatton ve Wells'in geliştirdiği orijinal adı Meta-Cognitions Questionnaire (MCQ) olan, 2004'te Wells ve Cartwright-Hatton tarafından 30 maddelik kısa form haline getirilen, Türkçe uyarlaması Tosun ve Irak (2008) tarafından yapılan Üstbiliş Ölçeği-30 (ÜBÖ-30) ile Üldaş (2005) tarafından geliştirilen Öğretmen ve Öğretmen Adaylarına Yönelik Matematik Kaygı Ölçeği (MKÖ-Ö) kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" uygulanarak da çalışma grubuna ait farklı demografik veriler elde edilmiştir. Elde edilen sayısal verilerin kendi aralarında ilişkilerinin incelenmesinde Pearson-Moment Çarpım Korelasyon analizi ve Regresyon analizi, sayısal verilerin farklı demografik değişkenlere göre farklılaşmalarının incelenmesinde ise Mann Whitney U- testi, Kruskal-Wallis H testi ve t-testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, sınıf öğretmeni adaylarının üstbiliş farkındalık düzeyleri ile matematik kaygı düzeyleri arasında anlamlı ilişki olduğu, olumsuz üstbiliş düzeyi arttıkça matematik kaygısınında arttığı yani olumsuz üstbiliş ile matematik kaygısı arasında pozitif yönde ilişkinin olduğu gözlemlenmiştir. Olumsuz üstbiliş düzeyi cinsiyete göre değişmekte, kadınların olumsuz üstbiliş düzeyleri erkeklerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Öte yandan sınıf öğretmeni adaylarının üstbiliş farkındalıkları öğrenim gördükleri üniversite, sınıf, mezun olunan alan ve mezun olunan lise türü değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca çalışma grubunun matematik kaygı düzeyleri cinsiyet, sınıf ve mezun olunan lise türü değişkenlerine göre farklılaşmadığı, öğrenim görülen üniversite ve mezun olunan alan türüne göre anlamlı farklılık gösterdiği gözlemlenmiştir. Araştırma bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Kaygı, matematik kaygısı, üstbiliş
Sınıf öğretmenlerinin 4. sınıf fen ve teknoloji dersi alt branşlarına (fizik, kimya ve biyoloji) yönelik öz - yeterliklerinin incelenmesi
Bu araştırmada; sınıf öğretmenlerinin 4. sınıf fen ve teknoloji dersi alt branşlarına yönelik öz-yeterlik düzeyleri ile öğretmenlerin tanımlayıcı özelliklerine göre alt branşlarına yönelik öz-yeterlik düzeyleri ve aralarındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma karma modelli olup, veri toplama araçları olarak 'Fizik Konuları Öz-yeterlik Ölçeği', 'Kimya Konuları Öz-yeterlik Ölçeği', 'Biyoloji Konuları Öz-yeterlik Ölçeği', Kişisel Bilgi Formu ve Görüşme Formu kullanılmıştır. Örneklemi, Ankara Yenimahalle ilçesindeki özel ve devlet, ilkokullarında çalışan ve rastgele seçilen 544 öğretmenden oluşmaktadır.Ölçeklerden elde edilen veriler, betimsel istatistik metotları; ANOVA, t testi ve sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Tukey testi kullanılmıştır. Sürekli değişkenler arasında doğrusal ilişkinin şiddeti ve yönünü belirlemek üzere Pearson Korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştrımada önce anketle pilot uygulama yapılarak, ölçek çalışma grubu üzerinde uygulanmış, ölçeğin faktör yapısı incelenmiş, açımlayıcı faktör analizi (AFA) yapılarak yapı geçerliği test edilmiştir. Madde-test puanı korelasyonları, iç tutarlık katsayısı Cronbach Alfa hesaplanmıştır. Faktör analizi sonucunda 'Fizik Konuları Öz-yeterlik Ölçeği' KMO=.910 olarak üç faktörlü ve C. alpha .916 olduğu; 'Kimya Konuları Öz-Yeterlik Ölçeği' KMO=.921 olarak iki faktörlü ve C.alpha .914 olduğu; 'Biyoloji Konuları Öz-yeterlik Ölçeği' KMO=.940 olarak iki faktörlü ve C. alpha değerinin .929 olduğu saptanmıştır. 'Genel kimya kuları öz-yeterlik' düzeyi ile 'Genel fizik konuları öz-yeterlik' düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu (r= .70; p<.05), 'Genel biyoloji konuları öz-yeterlik' düzeyi ile 'Genel fizik konuları öz-yeterlik' düzeyleri arasında, pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu (r= .70; p<.05) ve 'Genel biyoloji konuları öz-yeterlik' düzeyi ile 'Genel kimya konuları öz-yeterliği' düzeyleri arasında yüksek pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur.(r=0.81; p<.05). Araştırma sonucunda öğretmenlerin fen ve teknoloji dersi alt branşlarına yönelik öz-yeterlik puanları ortalamalarının yüksek düzeyde olduğu, demografik özelliklerden cinsiyetlerine göre; biyoloji, kimya ve fizik konuları için özyeterlik düzeylerinin ortalamalarının; kadın öğretmenlerin öz-yeterlik düzeylerinin erkek öğretmenlerden daha yüksek olduğu, mesleki kıdemlerine göre; biyoloji ve kimya konuları için özyeterlik algısının 6-10 yıl kıdemi olanlarla 'Fizik konuları' öz-yeterlik algısının 16-20 yıl kıdemi olan öğretmenlerde en yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, mezun olduğu fakülteye göre; eğitim fakültesi mezunların ortalamasının 'Biyoloji konuları'nda diğer fakülte mezun olanların ortalamasından yüksek olduğu, mezun olduğu lise türü, öğretmenlik statüsü, çalıştığı okulda akıllı tahta teknolojisinin olması gibi değişkenlerde, biyoloji, fizik, kimya konuları öz-yeterlik düzeylerinide anlamlı düzeyde farklılaşma olmadığı dikkat çekmiştir. Anahtar Kelimeler: Fen ve teknoloji, öğretmen özyeterliği, öz-yeterlik
Investigation of class teachers' process skills in scope of a number of variables
Objective of the investigator is to measure science process skills in scope of a number of variables (sex, age, number of years in service, type of the employed institution, graduation area) by using several scale type (interest, familiarity, conceptual knowledge, performance test). Target population of the study consists of class teachers working in private sector and MEB (National Education Ministry) in the year of 2014. Paradigm is 107 teachers selected among this population. Data gathering tools are BSB (Scientific Processes Skills) interest scale, BSB familiarity sale, BSB conceptual knowledge test and BSB performance test. Data gathered were analysed SPSS statistics software. Findings in the end of the analysis conducted are as follows: 1. BSB familiarity of teachers is high. There are no significant difference based on sex and number of years in service. Teachers in MEB compared to private sector teachers have more knowledge and familiarity. 2. BSB knowledge of teachers are scaled as medium. There are no significant difference based on sex, number of years, age, graduation and corporation in service. 3. BSB conceptual knowledge of teachers are scaled low. There are no significant difference based on sex and number of years in service. Teachers in MEB compared to private sector teachers, teachers older than 50 compared to other groups and graduates of class teaching field of education faculties compared to others have more conceptual knowledge. 4. BSB performance of teachers are high. There are no significant difference has been found on performance based on sex, number of years in service, age and graduation variables. Teachers in MEB has a higher performance compared to the teachers in private sector. 5. There is positive weak relation between conceptual knowledge and familiarity and performance and familiarity to BSB. Key Words: Class Teacher, Scientific Process Skills
Sınıf öğretmenlerinin mesleki motivasyonlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Kütahya ili örneği
ÖZET Motivasyon, genel olarak canlıyı belirli bir amaca iten ve belirli bir noktaya doğru harekete geçiren, amaç gerçekleşinceye kadar gerilimi sürdüren ve hareketi devam ettiren, amaç gerçekleştikten sonra bir başka amaç için yeni hareketlenmeye yol açmak için gerilimi sona erdiren hareketlendirici güç olarak tanımlanabilir. Hakkında sayısız araştırmanın yapıldığı motivasyon olgusu, bireyin bir davranışı başlatmasını, sürdürmesini ve hedefine varmasını sağlayan; farklı davranışlar arasında seçim yapmasım etkileyen zihinsel ve çevresel süreçler bütünü olarak da tanımlanabilir. Motivasyon olgusunun ayrıntılı olarak incelendiği bu araştırmanın temel amacı, sınıf öğretmenlerinin mesleki motivasyonlarını etkileyen faktörleri belirlemektir. Bu amaçla çalışmada, önce motivasyon konusu kuramsal boyutlarıyla ortaya konulmuştur. Ardından da, sınıf öğretmenlerinin mesleki motivasyonlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla uygulamalı bir çalışma yapılmıştır. Bu kapsamda, Kütahya il merkezindeki ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenlerine yönelik anket çalışması yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlan, sımf öğretmenlerine göre en öncelikli motivasyon faktör grubunun "Öğrencilerle ilgili faktörler" olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmanın bulguları, sınıf öğretmenlerine göre motivasyon faktör gruplarının öncelik sıralaması ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olmadığım da ortaya koymaktadır.