Unions
142 theses under this subject heading
Türkiye'de kamu görevlileri sendikalarının önündeki engeller: Toplu sözleşme süreci
Bu tez çalışmasının konusu "Türkiye'de Kamu Görevlileri Sendikalarının Önündeki Engeller: Toplu Sözleşme Süreci" olarak belirlenmiştir. Günümüzde, temel bir insan hakkı olan sendika hakkı pek çok ülkenin iç hukuk mevzuatında düzenlenmiştir. Sendika hakkı, ayrıca demokratikleşmenin vazgeçilmez bir unsuru olarak uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nde çalışanların sendikal hakları, işçiler için 6356 sayılı Sendika ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda ve memurlar için 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nda düzenlenmiştir. İşçi ve memur ayrımının bir sonucu olarak, memurların sendikal deneyimleri ve karşılaştıkları sorunlar da farklı özellikler gösterir. Çalışmanın amacı, tarihsel süreçte kamu görevlilerinin sendikal deneyimlerini incelemek ve kamu görevlileri sendikalarının toplu pazarlık sürecinde karşılaştığı sorunları tespit edip, çözüm önerileri sunmaktır. Bu amaca ulaşmaya çalışırken, sendikaların tanımı ve unsurları, kamu görevlisi kavramı, imzalanan uluslararası belgelerde kamu görevlilerinin sendikal hakları ve Türkiye'de kamu görevlilerinin sendikal hareketlerine ilişkin tarihsel gelişimi de incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: memur, memur sendikaları, grev hakkı, sendikacılık, zorunlu tahkim
Memurların sendikal bağlılığı: Tekirdağ Türk Büro-Sen örneği
Tarih sahnesine ilk çıktığı günden itibaren olayları algılama, muhakeme etme ve değiştirebilme yeteneği insanoğlunu diğer canlılardan farklı kılmıştır. Doğadan elde ettiği materyali işleyerek yahut amaçları doğrultusunda işleyip dönüştürerek yapmış olduğu faaliyetlerin bütününe ise üretim denir. Küçük topluluklardan günümüz modern yaşantısına uzanan bu uzun süreç üretimin başlaması ve yıllar içerisinde gelişmesine dayanmaktadır. Sendikalar günümüz anlamında sanayi inkılabının yaklaşık yüz yıl sonrasında ortaya çıkmış olup; ortaya çıktıkları ilk dönemlerde ücret ve çalışma şartlarının düzenlenmesi yolunda çalışmalarda bulunurken süreç içerisinde toplumun geniş bir kesimini etkileyen toplumsal konularda da görüş ve kanaatlerine başvurulan kurumlar durumuna gelmişlerdir. Bu çalışmada Sendikacılığın doğuşu ve tarihsel gelişimi sürecinde işçilerin ve memurların sendikaya bağlılık ve sadakatini etkileyen faktörleri ve buna bağlı olarak Türk Büro-Sen: Tekirdağ ili örneği ile büro kolunda görev yapmakta olan devlet memurlarının sendikaya ve işyerine duyulan bağlılıkları ve sadakatlerinin demografik özelliklere göre değişip değişmediği konusunda bir saha çalışmasının sonuçları üzerinde durulacaktır.
Sendikalara ilişkin öğretmenlerin görüş ve beklentileri (nitel bir çalışma)
Bu araştırmanın amacı, Diyarbakır ili Merkez dört ilçelerinden olan (Bağlar, Kayapınar, Sur, Yenişehir) görev yapan öğretmenlerin, sendikalara ilişkin öğretmenlerin görüş ve beklentilerini belirlemektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasıyla desenlenmiştir. Araştırmaya toplamda 21 öğretmen katılmıştır. Araştırmaya katılanlardan 14'ü bir sendika üyesi, 7'si ise herhangi bir sendika üyesi olmayan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu oluştururken amaçlı örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Buna göre Diyarbakır'da şubesi olan eğitim sendikaları çalışma grubunun alınmıştır. Araştırmada veriler görüşme yolu ile elde edilmiştir. Bunun için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Bu çalışmada öğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşlerini ve beklentileri ile ilgili sorulan her soru kendi içinde kategorize edilerek yorumlanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, öğretmenlerin sendikalara üye olmasında en önemli faktörlerin örgütlü olma durumu ve özlük haklarının korunması olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sendikal örgütlenmeye olumsuz bakmalarında sendikaların siyaset kurumu ile olan ilişkisinin etkili olduğu ve "sendikaya üye olursam başıma neler gelir korku ve endişesinin" olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin görüşlerine göre sendikaların demokratikleşmeye katkısı; sendikaların var olması, farklı fikirlerin bir arada bulunması ve çok sesliliğin gerekliliği olarak tespit edilmiştir. Sendika üyesi olan öğretmenlerin genel olarak sendikaların çalışanların haklarının korunmasında göstermiş oldukları çalışma koşullarından memnun oldukları, sendikalara üye olmayan öğretmenlerin ise sendikaların çalışma koşullarının yetersiz buldukları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sendikalara ilişkin olumlu görüşü arasında, sendikaların örgütsel bir yaşamın parçası olarak görüldüğü yer alırken olumsuz görüşü arasında ise sendikalar ile siyaset kurumu arasındaki ilişkinin varlığı yer almıştır. Öğretmenlerin sendikalara üye olmasında siyasi görüşlerinin belirleyici olduğu sonucu tespit edilmiştir. Özellikle sendikalara üye olmayan öğretmenlerin, sendikaları kayırmacılık için kullanılan bir araç olarak gördükleri sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin, sendika ile siyaset kurumu ilişkisine olumlu baktıkları ancak siyasi parti temsilcisi gibi davranılmasından rahatsız oldukları sonucu tespit edilmiştir. Sendikaların eğitim ile ilgili sorunlara karşı yeterince mücadelede etmediği, özellikle öğretmen ve öğrenci sorunlarına karşı çözümler bulması gerektiği sonucu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sendikalardan en önemli beklentileri ise; sendikaların özlük haklarının korunması ve geliştirilmesi için yaptıkları çalışmaların arttırılması, sendikaların siyasi partilerin temsilcisi gibi siyaset yapmamaları gerekliliği vurgulamıştır. Bunun dışında sendikaların daha aktif bir politika belirleyerek öğretmenlerin istek ve beklentileri doğrultusunda ekonomik ve sosyal haklar için daha çok çaba göstermesi gerektiğini belirtmişlerdir. Özellikle sendikalara üye olmayan öğretmenlerin sendikalardan beklentileri ise, eğitim sisteminin ve özellikle de sınav sistemin sürekli değişmemesi için sendikaların daha aktif bir rol üstlenmesi, politik ve yönetsel kararların alınmasında ise ellerinde bulunan gücü tam olarak kullanmaları gerektiği şeklinde sıralanmıştır.
Okullarda örgüt kültürü ile öğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Okullarda örgüt kültürü ile öğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla bu araştırma yapılmıştır. Okullarda örgüt kültürü ile öğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşleri arasındaki ilişkiyi incelemek için nicel yöntem kullanılmıştır. Bu çalışmanın evreni İstanbul ilinin Kadıköy, Maltepe, Ümraniye, Tuzla, Pendik, Sancaktepe ve Kartal ilçelerinde bulunan tüm okullarından oluşmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise, 2013-2014 Eğitim Öğretim yılı içinde; evreni oluşturan ilçelerde bulunan, tesadüfî yöntemle seçilen ilkokul, ortaokul ve liselerde çalışan 318 öğretmenden oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, okul kültürü ölçeği (Terzi, 2005) ve Öğretmenlerin sendikaya ilişkin görüşleri ölçeği (Yasan, 2012) kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPSS-15 istatistik paket programında analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan ölçeklerden elde edilen puanların ortalamalarını karşılaştırmak için t-testi ve ANOVA analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda okullardaki örgüt kültürü yapısı bu okullarda çalışan öğretmenlerin sendikalar ilişkin tutumlarını belirlemede etkili rol oynadığı, özellikle görev ve bürokratik kültürünün yoğun olarak yaşandığı ve hissedildiği okul ortamlarında öğretmenler sendikalara ilişkin daha olumlu tutum sergilediği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: 1.Örgüt Kültürü 2. Okul Kültürü 3. Sendika 4.Eğitim Sendikaları
Türkiye'de faaliyet gösteren eğitim sendikalarının işleyişi ve sorunlarına ilişkin sendika üyelerinin ve yöneticilerinin görüşleri
Sendikalar; üyeleri adına sendika güvencesi, üyelerin maaşları, bireysel güvenlik gibi konularda üst yöneticilerle pazarlıklar yapmaktadır. Bu işlevleri nedeniyle sendikalar üyelerine önemli yararlar sağlamaktadır. Bu araştırmada eğitim sendikalarının işleyişi ve faaliyetleri ile hem sendika yöneticilerinin hem de üyelerinin gözüyle sendika sorunları tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırmanın problemi, Türkiye'de faaliyet gösteren eğitim sendikalarının işleyişi ve sorunlarına ilişkin sendika üyelerinin ve görüşlerinin neler olduğudur. Bu araştırma, sendika üyelerinin ve yöneticilerinin görüşlerine göre Türkiye'de faaliyet gösteren eğitim sendikalarının işleyişini ve sorunlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma deseninde yürütülen bu araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme yöntemiyle toplanmış, sendika yöneticilerinin ve üyelerinin sendikaların işleyişine, faaliyetlerine ve sorunlarına yönelik görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın katılımcıları, eğitim iş kolunda faaliyet gösteren ve üye sayısı en fazla olan dört büyük sendikanın (Eğitim – Bir – Sen, Türk Eğitim – Sen, Eğitim – Sen, Eğitim – İş) İstanbul'daki yönetici ve üyelerinden seçilmiştir. Bu kapsamda araştırmaya bu sendikaların İstanbul ilindeki şubelerinde başkan, başkan yardımcısı ve sekreter olarak görev yapan 12 sendika yöneticisi ile resmi okullarda öğretmen, müdür yardımcısı ve müdür olarak görev yapan 12 sendika üyesi dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. İçerik analizinde katılımcı görüşleri belirli temalar altında bir araya getirilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulardan biri, eğitim sendikalarının siyasi partilerle ilişkisinin önemli bir sorun olarak görülmesidir. Birçok eğitim çalışanı etiketlenme korkusu nedeniyle sendikalara üye olmamaktadır. Eğitim sendikalarının bölünmüş olarak faaliyet yürütmeleri sendikaların işlevselliğini olumsuz yönde etkilemekte ve güçlerini zayıflatmaktadır. Türkiye'de sendikacılığın gelişmiş ülkelere kıyasla daha yeni olması, çalışanlarda sendika konusunda olumlu algıların oluşmamış olması da önemli sorunlar arasında görülmektedir. Üyelerin sendikalara mevki, tayin gibi bireysel çıkarlar elde etmek amacıyla üye olmaları önemli sorunlar arasında görülmektedir. Sendika üyeleri sendikaların sosyal faaliyetlerinin yetersiz olduğunu ve bunun artırılması gerektiğini düşünürken sendika yöneticileri de üyelerin sendikal faaliyetlere katılımlarının yetersiz olduğunu belirtmektedir. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak Türkiye'de eğitim iş kolunda sendikacılıkta daha geniş kesimleri içine alacak şekilde ortak platformlar yaratılması önerilmiştir. Eğitim çalışanları arasında güçlü bir örgütlülüğün tesis edilebilmesi demokratik haklarının iyileştirilebilmesi için eğitim çalışanlarının sendikal faaliyetlere katılması önemli bir gerekliliktir. Sendika üyeliğinde bireysel çıkarlara dayalı anlayışın yıkılması, yerine işkolunun ortak sorunlarına çözümler üretmek için ortak çaba sarf edilmesi gerekmektedir. Ayrıca eğitim iş kolunda çalışanların sendikalara karşı olumsuz algılarının değiştirilmesine yönelik sendikaların siyasi partilerin uzantısı olmadığı üyelere anlatılmalıdır. Sendikaların bölünmüş olması ortak fikirlerin alınmasını engellemektedir; bu yüzden sendika sayısının azaltılması gerekmektedir. Sendika temsilcilerinin okullara giderek sendika konusunda eğitim çalışanlarını bilgilendirmeleri ve sendikanın faaliyetlerine yönelik sunmaları gerekmektedir. Sendikaların yazılı ve görsel yayınları daha verimli kullanmaları okullara bu yayınları ulaştırmaları, eğitimcileri yaptıkları çalışmadan haberdar etmeleri gerekmektedir. Eğitim çalışanlarının sendikalara üye olmadan önce ; sendika tüzüğünü okuyup, kazanımlarına bakarak üye olmaları daha doğrudur. Anahtar Kelimeler: Eğitim Sendikaları, Sendikacılık, Sendika Üyeliği, Sendikaların İşleyişi, Sendikal Sorunlar
Trade unions and labour productivity in Nigeria between 1990-2010
Trade unions are established to safeguard and be the workers umpire. The reason behind the formation of trade unions is to improve the socio-economic wellbeing of their members, mainly by increasing wages and salaries to the reasonable level. Over the years, Nigerian labor union has been one of the most popular umbrella of every organizational workforce, with an aspiration to guide and protect the right, interest and life of every employee from encroaching on their economic right and the abuse of their self-esteem by their employers. Thus, this paper investigates trade unions and labor productivity in Nigeria between 1990-2010. To investigate this relationship two groups of data are used which can be defined trade unions variables and labor productivity variables of Nigeria. The following trade union variables were used; training and workshops on staff productivity, demand for increase wage and salary to improve productivity, demand for basic amenities and facilities for workers, demand for leave grants and leisure time for workers, demand for improve welfare conditions and encouragement of the provision of manpower training and development. The used labor productivity variables are whether the respondent delivered their services to the client at a productive rate that is high, moderate or low. And whether they perform the office work in line with Service Compact (SERVICOM) requirements at a high, moderate or low rate. In the empirical application, descriptive statistics, percentages, frequencies, regression analysis are used. The results showed that, even though, the organizations spend most of their resources to meet the demands of the labor unions, this has not transform into high productivity for the organizations. The results further showed that there is negative relationship between trade unions and staff productivity, because activities of trade unions do not improve labor productivity in Nigeria.
İlköğretim öğretmenlerinin öğretmen örgütlerine (sendikalara) üye olmama sebepleri
Tüm meslek gruplarında olduğu gibi öğretmenlerin de çeşitli amaçlarla kurdukları mesleki örgütler vardır. Bu örgütler ?sendikal faaliyetler? adı altında üyesi olan öğretmenlerin beklentilerine cevap vermeye çalışmaktadır. Bu çalışma ile herhangi bir öğretmen örgütüne katılmayan öğretmenlerin, katılmama sebepleri araştırılmıştır. Uşak ilinde merkezdeki ilköğretim okullarında 2007-2008 Eğitim-Öğretim yılında görev yapan öğretmeler ziyaret edilerek ve sendikalara üye olmama sebepleri araştırılmıştır. Araştırma sırasında öğretmenlerin yaş, cinsiyet ve kıdem yılları, branşları dikkate alınmıştır. Hazırlanan ölçekte öğretmenlerin sendikalara üye olmama sebepleri çeşitli başlıklarda incelenmiştir. Bu başlıklar; Sendikalardan Kaynaklanan Problemler, Sosyal Problemler, Öğretmenlerden Kaynaklanan Problemler olarak sıralanmıştır. Ölçek dört bölümden oluşmaktadır. Ölçek soruları hazırlanırken uzman görüşlerinden ve sendika üyesi olmayan öğretmenlerin görüşlerinden yararlanılmıştır. Hazırlanan anketle merkez ilköğretim okullarında görev yapan yaklaşık 250 öğretmene ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda sendikalara üye olmama sebebi olarak en çok sosyal problemler sebep olarak gösterilmiştir. Ayrıca her hangi bir sendikaya üye olmayan öğretmenlerin sendikalara karşı genel olarak olumsuz bir tutuma sahip oldukları çalışma sonucu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte herhangi bir sendikaya üye olmayan öğretmenler sendikalara karşı olumsuz bir tutuma sahip olsalar da, sendikaların gerekli kurumlar olduğunu düşünmektedirler. Bu duruma çözüm olarak ise, sendikaların siyasal oluşumlardan uzak durması ve yeniden yapılanmaya giderek mesleki örgüt havasına bürünmesi önerilmektedir.Anahtar Kelimeler:Örgüt, Mesleki Örgüt, Öğretmen Örgütleri
Oyuncular sendikası üyelerinin iş sağlığı ve güvenliği koşulları ve tükenmişlik sendromu
Oyuncular Sendikası üyelerinin iş sağlığı ve güvenliği koşulları ile Tükenmişlik Sendromu düzeylerinin saptanması amacıyla yapılan tanımlayıcı araştırma Ağustos-Kasım 2019 tarihlerinde tamamlanmıştır. Duygusal Tükenme (DT), Duyarsızlaşma (Duy) ve Kişisel Başarı (KB) alt ölçeklerinden oluşan Maslach Tükenmişlik Ölçeğini (MTÖ) içeren anket formu Sendika üyesi 1337 kişiye e-anket olarak gönderilmiştir. Araştırmaya 152 kişi katılmıştır (%11,3), %46,1'i kadındır, yaş ortancası 42,0 dir, %38,8'i SGK 4/B statüsü ile çalışmaktadır; %29,6'sının son 12 ayda çalıştığı işlerde iş kazası yaşanmıştır; en sık iş kazası yaşanan ortam dizi setidir. Elli yaş altında olanlar, çocuğu olmayanlar, kronik hastalığı olanlar, kendi sağlık durumunu orta olarak görenler, düzenli fizik aktivite yapmayanlar, çalıştıkları dönemlerde 6 saat ve altında uyuyanlar, uykularını düzensiz ve kalitesiz görenler, iş stresi düzeyi 6 puan ve üzerinde olanlar, son 12 ayda 8 aydan daha kısa süre çalışanlar, şimdi olsa oyunculuk hayatına başlamayı istemeyenler, işveren, rol arkadaşları ve diğer çalışanlar ile ilişkileri daha kötü olanlar, sözel şiddet ve "mobbing" yaşamış olanlar, sağlık hizmetlerinden yararlanmada her zaman-sıklıkla sorun yaşayanlar MTÖ üç alt ölçeğinden en az birine göre daha fazla tükenmiştir (p<0,05). Alt ölçek puanları ortancalarından bölünerek iki grup oluşturulmuş, her üç alt ölçek için iki lojistik regresyon modeli kurulmuştur. Çalıştıkları dönemlerde 6 saat ve altında uyuyanlar duygusal tükenme (DT) (OR=5,74; %95 GA=2,16-15,27) ve duyarsızlaşma (Duy) (OR=4,14; %95 GA=1,66-10,35), iş stresi düzeyleri 6 puan ve üzerinde olanlar DT (OR=8,23;% 95 GA=3,07-22,08) ve Duy (OR=3,18; %95 GA=1,30-7,73), "mobbing" yaşamış olanlar Duy (OR=4,10; %95 GA=1,63-10,34), kendi sağlık durumlarını orta olarak görenler kişisel başarı (OR=5,24; %95 GA=1,58-17,35) alt ölçeklerinde daha yüksek tükenmişliğe sahiptir (p<0,05). Oyuncuların iş sağlığı ve güvenliği ortam koşulları ve çalışma koşulları düzenlenmelidir, oyuncuların bu konulara ilişkin farkındalığını artıracak çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Sözcükler: İş sağlığı ve güvenliği, Oyuncu, Tükenmişlik Sendromu
Between empowerment and disappointment: Women workers' struggle for unionization in 2020s Turkey
Tis thesis investigates the experiences of women workers attempting to unionize against poor working conditions, low wages, and humiliating treatment at the workplace in 2020s Turkey. It focuses on women's mobilization processes in two textile and two metal factories in Istanbul, Kocaeli, and Bursa between 2021 and 2023. Examining women's motivations for unionization, the challenges they face, their subjective transformations, and their relationships with co-workers, union officers and families during their main form of resistance, which is picketing in front of factories, this study provides a gendered analysis of women's mobilization and resistance. Employing feminist methodology, the analysis builds on fieldwork, which included in-depth interviews and participant observation with 16 women workers and 2 women union officers. Tis study engages with the literature on mobilization, empirical studies on women's labor activism in the Global South and Turkey, and studies on the impact of social movements. Te thesis firstly argues that the demand for dignity is crucial in the mobilization of women subjected to the gender pay gap and patriarchal pressures. Secondly, the thesis demonstrates that women experience empowerment through unionization and collective action, but the bureaucratic and patriarchal structure of the unions limits this empowerment. Hence, this thesis contributes to the literature on women's labor activism by exploring women's agency in the labor movement and their intertwined struggles against patriarchy and capitalism in the triangle of family, workplace, and union.
Sağlık çalışanlarının mobbing ile mücadelesinde sendikaların etkisi: Sivas Kamu Hastaneleri Birliği örneği
İşyerinde psikolojik taciz anlamına gelen mobbing çok eskiye dayanmakla birlikte kavramın bilimsel olarak tanımlanması ve araştırmalar yapılması 1980 yıllarında başlamıştır. Mobbing; çalışan üzerinde sistematik olarak devam eden, uzun süreli, bilinçli yapılan olumsuz eylemlerdir. Mobbingin etkileri, hem çalışanların motivasyonunu hem de çalışılan örgütte üretilen mal ve hizmetin kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle mobbingle mücadele sadece mağdur nezninde yeterli olamayacak sistematik bir mücadele gerekecektir. Bu mücadelede sendikaların önemi sanıldığından fazladır. Mobbinge en fazla maruz kalan sektörlerden birisi sağlık sektörüdür. Sağlık çalışanlarının, mobbingle mücadele ederken mağdur tarafında olması gereken sendikalara bakış açısı önemlidir. Bu araştırmada sağlık çalışanlarının mobbing ile mücadelesinde sendikaların etkisi araştırılmıştır. Bununla birlikte sağlık çalışanlarının bu konudaki algısı ile çeşitli değişkenler arasındaki ilişki karşılaştırmalı olarak incelenmektedir. Araştırma sağlık çalışanlarının mobbing ile mücadelesinde sendikaların etkisinin sağlık çalışanlarının çeşitli demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek amacıyla betimsel ve ilişkisel tarama modeli tercih edilmiştir. Gerçekleştirilen analizler sonucunda elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir: Sağlık çalışanlarının mobbing ile mücadelelerinde sendikaların etkili olduğu algısının eğitim durumuna, ünvana, sendika üyesi olma durumuna ve mobbing konusunda kurum yönetiminden memnuniyete göre anlamlı bir farklılık gösterirken; cinsiyete, yaşa, hizmet yılına göre bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Anahtar Kavramlar: Mobbing, Sendika, Yönetim, Mücadele
The trade unions during the February 28 period
TRADE UNIONS DURING THE FEBRUARY 28 PERIOD Zengin, Ülkü Nur Msc., Department of Political Science and Public Administration Supervisor : Prof. Dr. Şükrü Karatepe February 2016, 138 pages The February 28 coup, was recorded in the political history of Turkey as a "post-modern military coup". This feature of the February 28 has to do with differences in its conduct, as compared to the previous military coups. In contrast to the usual conduct of the coups, the February 28 coup was carried out while the military remained at the barracks, without use of weapons and without taking ower the political power. Instead, various societal actors that are called as "unarmed forces" were mobilized to exert pressure over the government which was ultimately forced to quit. In this thesis, the discourse and activities of the trade unions were studied during the process when the February 28 coup took place. Particularly, attitudes and activities of the worker and employer trade unions which were included in the social bloc, called as the 'Gang of the Five' were analyzed within the framework of relationships between trade unions and politics. Türk-İş and DİSK were taken as examples of worker trade unions, while TİSK was choosen as the representative of employer associations. In the thesis, it is concluded that, support provided by the trade unions, existence of which depends on a functioning democracy, to the anti-democratic process of the February 28 is a paradox. At this period, trade unions behaved ideologically and in contrast to their raison d'etre which is defending and promoting rights of their members. . Keywords: February 28, trade unions, 'Gang of the five', TÜRK-İŞ, DİSK, TİSK, TESK, TOBB
Beyond limits: The mobilization of a wildcat strike in Turkey
With the increasing poverty and rising social injustice in Turkey, the working class' grievances have recently become more visible in the public. In this sense, Turkish society witnessed one of the most disruptive and crowded labor strikes during the neoliberal capitalist era in 2015. During these strikes, metal workers mainly targeted the hegemonic partnership of employers and pro-employer trade union, Turkish Metal Union (TM). Both the rising poverty in the social and economic conditions of workers and the untenable forms of practices by the hegemonic partners led workers to rely on their own power and go on a wildcat strike. In this paper, I tried to search for possible answers to two basic questions about this strike wave. First, the nature of crisis which precipitated this mass action and the nature of these strikes were important issues to identify. Second, the influence of the metal workers' movement led me to think about what this contentious action might bring to social movement theories. For reaching these research intentions, I followed a qualitative method and heavily relied on semi-structured interviews conducted with defiant workers. In addition to those interviews, I also used media news, statistical data, and elite interviews with union officers, union representatives, and labor activists. Essentially, this research should be considered more than a case study to the extent that it tries to look at what the strike wave tell us for developing a more reliable and replicable social movement theory for the future studies.
2821 sayılı Sendikalar Kanunu çerçevesinde Türkiye'de sendika içi demokrasi
Günümüzde geniş kitleleri bünyesinde toplamasıyla sendikaların toplumdaki önemi artmıştır. Geniş kitleleri etkileyen bu kurumlar demokratik toplum içerisindeki diğer kuruluşlar gibi demokrasinin temel ilkelerinden yararlanmalıdır. Bu çalışmamızın amacı sendikaların kuruluşunu, sendikalara üyeliği, üyeliği, üyeliğin sona ermesini, sendika zorunlu organlarının işleyişini, sendikaların iç ve dış denetimlerini sendikaların sona ermesini ve sona ermenin sonuçlarını demokrasinin temel ilkelerinden yararlanılarak demokrasiye uygun olan ve olmayan yönleriyle incelemektir. İncelemenin birinci bölümünde, sendika içi demokrasi kavramı, sendika içi demokrasinin gerekliliği, demokrasinin esasları ve bunların sendika içi demokrasinin belirlenmesindeki rolü incelenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde, sendika üyeliğinin kazanılmasının ve yitirilmesinin demokratik ilkelere uygunluğu incelenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde, sendikaların kuruluş ve teşkilatlanması bakımından ve sendika zorunlu organlarının işleyişi bakımından sendika içi demokrasiye uygun olup olmadığını ele alınmıştır. Son bölüm olan dördüncü bölümde ise, sendikaların denetimi özellikle devlet tarafından idari ve mali denetimleri, sendikaların sona erme biçimleri ve sona ermelerinin sonuçları demokratik esaslar yönünden değerlendirilmiştir.
Türk İş Hukuku ve Mukayeseli Hukukta sendika yöneticiliği
DOKTORA TEZ OZU TÜRK İŞ HUKUKU VE MUKAYESELİ HUKUKTA SENDİKA YÖNETİCİLİĞİ Dilek BAYBORA Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kasım 1999 Danışman: Prof. Dr. Nüvit GEREK Birden çok kişinin var olmasıyla ortaya çıkan yönetim faaliyeti kâr amaçlı olsun ya da olmasın bütün organizasyonlarda söz konusudur. Yöneticiler organizasyonları hedeflerine ulaştırmak için faaliyette bulunurlar. Çalışan ve çalıştıranların, çalışma ilişkilerinde ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için meydana getirdikleri özel hukuk tüzel kişiliğine sahip kuruluşlara sendika denir. Sendika yöneticileri de, çalışma yaşamında sendikaları hedeflerine ulaştırmak için çaba harcayan kişidir. Türkiye'de kanunlarda sendika yöneticilerinin kim olduğu açık olarak düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra, sendika yöneticiliğine ilişkin birçok hüküm de kanunlarda yer almıştır. Zaman içinde kanun hükümlerinin uygulanmasında yorum farklılıkları ortaya çıkmış ve düzenlemelerde boşluklar olduğu görülmüştür. Doktrinde ileri sürülen görüşler ve yargı kararları ile bunlar giderilmeye çalışılmaktadır. Amerika, İngiltere ve Almanya'da sendikaların örgütlenmeleri Türkiye'den farklıdır. İngiltere ve Almanya'da özel bir Sendikalar Kanunu yoktur. Sendikalara ilişkin konular içtihat kararlarıyla çözümlenmektedir. Bu ülkelerde sendika yöneticisinin kim olduğu konusunda kanunlarda açık bir düzenleme yapılmamıştır. Sendika yöneticiliğine ilişkin birçok konu düzenlenmek üzere sendika tüzüklerine bırakılmıştır.
Kamu sektöründe işçi sendikacılığı ve küreselleşmenin etkileri
DOKTORA TEZ OZU TÜRKİYE'DE KAMU SEKTÖRÜNDE İŞÇİ SENDİKACILIĞI VE KÜRESELLEŞMENİN ETKİLERİ Deniz Kağnıcıoğlu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ocak 1999 Danışman: Prof. Dr. Nüvit Gerek Türkiye'de Cumhuriyet'in kurulmasıyla birlikte izlenmeye başlanan ve o dönemin ekonomik ve sosyal koşullarının bir bakıma zorunlu kıldığı devletçilik politikası, özellikle 1960'lardan itibaren devletin ekonomideki ağırlığını arttırmıştır. Devletin savunma, eğitim gibi klasik fonksiyonlarının dışında, ekonomik ve sosyal alanda düzenleyici, müdahaleci ve giderek girişimci bir rol kazanmasıyla birlikte, ülkemizde kamu sektöründe büyük bir işçi kitlesi oluşmuştur. 1970'li yılların sonlarına kadar devlet, sosyal devlet ilkesinin de etkisiyle işveren olarak özel sektöre örnek olmuş, ücret, çalışma koşullan ve sosyal haklar açısından çok iyi imkanlar sağlamıştır. Gerek izlenen ekonomik ve sosyal politikaya bağlı olarak, gerekse yüzbinlerce işçinin çalıştığı işletmelerde kontrolü sağlamak amacıyla devlet kamu sektöründe sendikacılığı desteklemiştir. Getirilen yasal düzenlemeler ve uygulamalar sonucu kamu sektöründe sendikacılık özel sektöre oranla çok daha erken ve hızlı gelişmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'de kamu sektöründe devletin teşvik ve desteğiyle kurulan sendikaların ve toplu pazarlık düzeninin bu durumdan nasıl etkilendiği incelenmiştir. Ayrıca, 1980'li yıllardan itibaren küreselleşmeyle birlikte ortaya çıkan yeni devlet, ekonomi ve sendikacıülık anlayışının kamu sektöründe kolaycılığa alışmış sendikaları ne şekilde etkileyeceği değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Türkiye`de geçmişten günümüze işçi sendikaları ve siyasi partiler arasındaki ilişkiler
YÜKSEK LİSANS TEZ OZU TÜRKİYE'DE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İŞÇİ SENDİKALARI VE SİYASİ PARTİLER ARASINDAKİ İLİŞKİLER Seda AKY ALÇIN Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ağustos 2002 Danışman: Yrd. Doç. Dr. Deniz KAĞNICIOĞLU Hem sendikalar, hem de siyasi partiler toplumun sosyo-kültürel yapısı içerisinde sosyal birer olgu olarak kabul edilmektedirler. Sendikalar ve siyasi partiler bu sosyo kültürel yapı içerisinde sürekli iletişim içerisindedirler. Genel anlamda, bu ilişkinin siyasi partiden sendikaya doğru değil, sendikadan siyasi partiye doğru olması gerekmektedir. Ancak, bu çalışmada Türkiye için ilişkinin belirtilen yönde olmadığı açıklanmaya çalışılmıştır. Türkiye'de geçmişten günümüze kadar geçen dönemdeki sendika ve siyasi parti ilişkisini incelediğimizde yönün siyasi partilerden sendikalara doğru olduğu görülmektedir. Bununla birlikte günümüzde sosyal ve ekonomik alanda meydana gelen değişimler de doğrudan sendikalar ve siyasi partiler üzerinde etkili olmaktadır. Küreselleşme olgusu, esneklik, sendikasızlaştırma eğilimleri ve yeni teknolojik gelişmeler, sendikalar üzerinde etkili olmaktadır. Bu doğrultuda, sendikaların yürüttükleri politikalarda da bazı değişimler yaşanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'deki sendikalar ve siyasi partiler arasındaki ilişkiler geçmişten günümüze kadar geçen süreç içerisinde ele alınmış ve buna bağlı olarak sendikal politikalarda meydana gelen değişimler ortaya konulmuştur.
Küreselleşme sürecinde Türkiye'de yoksulluk sorunu
Bu tezin amacı, küreselleşme ile yoksulluk arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve küreselleşme süreci ile birlikte Türkiye'de derinleşen eşitsizlik ve yoksulluk sorununu rakamsal verilerle irdelemektir. 1980 sonrasında küreselleşme paralelinde gelişen piyasa ve rekabet odaklı iktisadi yapı, Türkiye'de yoksulluğu arttırıcı etkiler meydana getirmiştir. Sıcak paraya dayalı büyüme politikaları, ithalat odaklı üretim stratejisinin hâkim olması, dış ülkelerle yoğun ticari ve finansal ilişkilerin artması işgücü piyasalarını olumsuz yönde etkilemiştir. İşgücü piyasalarının esnekleşmesi ve üretimin yapısında ortaya çıkan değişimler sonucu reel ücretler ve istihdam kapasitesi önemli ölçüde düşmüştür. Üretim ve işgücü maliyetlerinin düşürülmesi gelir dağılımının bozulmasına yol açmıştır. Ayrıca neo-liberal dönüşüm süreciyle birlikte reel ekonomiden transfer ekonomisine geçilmesi, yurtiçi kaynakların üretken alanlarda kullanılamamasına ve gelir eşitsizliğinin artmasında etkili olmuştur. Teknolojideki devasa gelişmeler nitelikli işgücü talebini arttırarak, nitelikli ve niteliksiz işgücü arasındaki ücret farklılıklarının açılmasına neden olmuştur. Tarımsal istihdam olanaklarının azalması sonucu kırdan kente göçün artmasıyla bu durum daha da belirgin bir hâl almıştır. Diğer taraftan, yabancı ülkelerden gelen göçmenlerin etkisiyle kentlerdeki nüfus artmış ve kayıt dışı istihdam yaygınlık kazanmıştır. Özelleştirme ve taşeron uygulamalarının artması sendikaların etkinlik alanlarının büyük ölçüde daralmasına yol açmıştır. Küresel düzen, iktisadi dengeleri altüst etmiş ve ülke ekonomisinde bir işsizlik-yoksulluk sarmalı oluşmuştur. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Yoksulluk, İşsizlik, Gelir Dağılımı, Sendikalar
İş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ile işyeri sendika temsilcisi arasındaki ilişki ve güvenceleri
Bu çalışmada, uluslararası alanda uzun yıllardır varlığını sürdüren, Türk İş Hukuku mevzuatında ise dönem dönem farklı isimlerde ve değişikliklerle yer alan iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisinin önemi ve sahip olması gereken hak, yetki ve yükümlülükleri incelenmekte; Türk İş Hukukundaki düzenlemeler uyarınca çalışan temsilcisinin yerini alan işyeri sendika temsilcisinin durumuna yer verilmekte ve çalışan temsilcisi ve işyeri sendika temsilcisinin güvenceleri açıklanmaktadır. Çalışmanın ilk kısmında öncelikle uluslararası belgelerde ve seçilen üç ülkenin mevzuatında çalışan temsilcisi üzerinde durulmuştur. Belgelerde yer alan çalışan temsilcisinin iş sağlığı ve güvenliği özelinde görev yapmasından çok genel yapısının, hak ve yükümlülüklerinin ve güvencelerinin değerlendirilmesine yer verilmiştir. Daha sonra, Türk İş Hukuku Mevzuatında iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ve işyeri sendika temsilcisinin nitelikleri, göreve gelmeleri, hak ve yetkileri ile işyeri sendika temsilcisinin iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi olarak görev yapması üzerinde durulmuştur. Son olarak, iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ile işyeri sendika temsilcisinin mevzuat ışığında yararlandığı güvencelere ve bu konuda mevzuattaki sorunlara değinilmiştir. Çalışma sonucunda, Türk İş Hukukunda iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilciliği ile ilgili olarak önemli değişiklikler yapılması gerektiği sonucuna varılmış, özellikle işyeri sendika temsilcisinin iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisi ile eşdeğer tutulamayacağının ve iş sağlığı ve güvenliği çalışan temsilcisine özel ve etkili bir güvence sağlanması gerekliliğinin önemle altı çizilmiştir. Anahtar Sözcükler: İş sağlığı ve güvenliği, çalışan temsilcisi, iş güvencesi, işyeri sendika temsilcisi, güvence, işçi temsilcisi.
Eğitim çalışanlarının eğitim sendikalarına bakışı, beklentileri ve sendikaların eğitim çalışanlarına yönelik faaliyetleri ve beklentileri
Bu araştırma Türkiye' de mevcut eğitim iş kolu sendikaları, bu sendikaların eğitimin temelsorunlarına ilişkin görüşleri, yapılan faaliyet ve etkinliklerin değerlendirilmesi veöğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır.Çalışma evrenini, üç eğitim işkolu sendikası (Eğitim- Bir-Sen, Eğitim-Sen, Türk Eğitim-Sen)ve İstanbul ili Kartal ve Ümraniye ilçesi içinde bulunan ilköğretim okulu öğretmenlerioluşturmaktadır. Öğretmenlerin eğitim sendikalarına yönelik düşüncelerini belirlemek için,Basit Tesadüfi Örnekleme Yöntemi tekniği kullanılarak; İstanbul ili Kartal ve Ümraniyeilçelerinde görev yapan toplam 120 öğretmen basit tesadüfi küme yöntemine göre seçilmiştir.Araştırma verilen, varolan durumu belirleyen eğitim işkolu sendikalarının tüzüklerinden,yayınlarından, bültenlerinden, basın açıklamalarından, bildirilerinden ve internet sitelerindenyararlanılarak, öğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla da, Kurt(1994) tarafından geliştirilen, ancak araştırmacı tarafından konuya uyarlanan anketaracılığıyla toplanmıştır. Anket iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölüm, kişisel bilgileri,ikinci bölüm ise, öğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşlerini saptayıcı sorular içermiştir.Öğretmenlerin, anketteki maddelere verdikleri cevapların yüzde ve frekansı alınmıştır.Öğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşlerinde cinsiyete, medeni duruma ve mesleki kıdemegöre, anlamlı bir fark olup olmadığını ortaya koymak için ?Kay Kare ( x2 ) Testi? yapılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar kısaca şöyledir:1.Şuan eğitim iş kolunda beş eğitim sendikasının faaliyet de olduğu; bunların Türk Eğitim-Sen, Eğitim-Sen, Eğitim Bir-Sen, Eğitim-İş ve Anadolu Eğitim-Sen olduğu görüldü.2. 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu, memurlara sendika kurma hakkı vetoplu görüşme hakkı tanırken, bu yasada grev hakkından ise söz edilmemiştir. Mevcut Eğitimişkolu Sendikaları grevli, toplu sözleşme hakkı tanıyan bir yasa istemektedir.3. Eğitim işkolu sendikaları, öğretmenlik mesleğinin kazançlı ve ayrıcalıklı bir meslek halinegetirilmesini ve öğretmen yetiştirme işine gereken önemin verilmesini istemektedir.4. Erkek öğretmenler, kadınlara göre sendikalara daha fazla oranda üye olmaktadır.5. Öğretmenler, öğretmen sendikalarına grev ve toplu sözleşme hakkının tanınmasınıistemektedir.6. Sendikaların daha çok siyasal nitelikli faaliyetlerde bulunması görüşü, öğretmenlertarafından sendikalara üye olunmama nedenleri arasında, ilk sırada yer almaktadır.7. Sendikaların düzenlemiş oldukları etkinliklere eğitimcilerin % 65'inin hiç katılmadığı, %32,5'nin ara sıra katıldığı, % 2,5 inin ise sık katıldığı görüldü.8. Öğretmenler eğitim işkolunda kurulmuş sendikalardan, yalnızca öğretmenlerin üyeolabildiği üç sendikayı tanımakta, diğerlerini ise tanımamaktadır.
Yargıcın örgütlenme özgürlüğü; Türkiye deneyimi
Türkiye'de yargı bağımsızlığı konusu özellikle son yıllarda sıkça tartışılmaya başlanmıştır. Yargı bağımsızlığını sağlamanın bir yolu da iyi eğitim almış, psikolojisi sağlam, yargı etik ilkelerine bağlı yargı mensuplarının yetiştirilmesi yanında, onların ifade ve örgütlenme özgürlüklerini uluslararası sözleşmelere uygun olarak, özgürce kullanabildikleri mesleki sivil örgütlerinin bulunmasıdır. Bu çalışmada, Türkiye'de yargı bağımsızlığı kadar tartışılan sivil yargıç örgütlerinin varlığının hukuka uygunluğu, siyasilerden gelen yargıçların dernek kurucusu olamayacakları eleştirileri, yargıçların sendika kurucusu olamayacaklarına dair inanç ve kararlar tartışılarak, konuya açıklık getirmek amaçlanmıştır. Araştırma çerçevesinde, uluslararası ve ulusal mevzuat ile doktrin taranmış, yargı mensupları arasında önceden yapılan anketlere ek bir anket yapılmış, bazı derneklerin karar defterleri taranmıştır. Türkiye'de yargıçların örgütlenmeleri önündeki yasalardan, yürütmeden, demokrasi kültüründen, amaç dışı üyeleşmeden kaynaklanan sorunlar saptanmıştır. Çalışmanın sonunda, Türkiye yargı tarihinin son 10 yılı ve sivil yargı örgütlenmesinin kısa bir özeti yapılarak, daha önce pek çalışılmamış olan bu alanda, araştırmacılara bir kaynak kazandırılmaya çalışılmıştır.
Political poster designs and social change in Turkey since 1960: The case of DISK
The design, which is defined as a human talent, points to the history of civilization. The design shaped in the capitalist economic system depending on today's relations of pro-duction also determines economic and social systems. While environmental factors shape human awareness in itself, the design of the messages produced for this purpose can also be carried out in many different ways. In this study, poster designs, which are one of the study areas reflecting the social change processes observed in the economic and social plane, are investigated and the investigation of discourses produced in the trade union struggle is aimed. Trade unions are non-governmental organizations that protect workers' labor democratically and economically and carry their rights struggle to an organized basis. Trade unions in Turkey have undergone radical changes in political and economic aspects from the 1960s to the present day. These changes can also be ob-served through the political visual design products produced by these organized struc-tures. Poster designs are visual design products that include ideological structures in maintaining, spreading and providing continuity of ideologies such as marketing, in-forming, persuasion, orientation and they directly affect the society. The aim of the dis-cussion on the May 1 posters produced by the trade unions is to create a critical per-spective on the design of posters and to determine in academic background. In line with this aim, the aim of the study is to adopt poster designs as an ideological structure like every field where design activity continues. DİSK's May 1 posters constituted the sam-ple of the study in consideration of post-1960 political and social change in Turkey. With the examination of the posters, it is aimed to understand how the working-class struggle in the context of trade union struggle in Turkey has undergone a process of change in theoretical and practical fields. In determining the research universe, it was observed that DİSK was active in all periods of social and class movements in Turkey that started to rise after 1960. May 1 posters produced by DİSK after 1976, which were discussed in the sample, were examined together with social semiotics and semiotic analysis.
Sosyal denge sözleşmesinin sendika üyesi belediye çalışanı kamu görevlileri üzerindeki etkisi: Pursaklar Belediyesi örneği
Kamu görevlileri sendikacılığı, işçi sendikacılığına göre daha geç oluşum göstermiş, kısıtlı da olsa yasal sendikal haklara daha geç ulaşmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze, kamu görevlilerinin sendikalaşma hareketine sıcak bakılmamış, örgütlenmeleri engellenmiş, hareket alanları kısıtlı tutulmuştur. Kamu görevlileri, uluslararası alanda yaşanan özgürleşme ve örgütlenme hareketleri çerçevesinde Türkiye'nin kabul ettiği ve onayladığı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri ekseninde, 1995 yılında sendika kurma ve üye olma hakkı elde etmiştir. Kamu görevlileri sendikaları, Anayasa'da düzenlenen sendika kurabilme hakkından sonra ilk yasal düzenlemesine 2001 yılında 4688 sayılı "Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu" ile kavuşmuştur. Bu 6 yıllık dönem dikkate alındığında ve tarihi örneklere bakıldığında; özellikle belediyelerde çalışan kamu görevlilerinin üye oldukları sendikalar, 1990'lı yıllardan itibaren, üyeleri adına belediyelerle sözleşme imzalamış ve üyelerine ilave mali ve sosyal haklar getirmişlerdir. Belediyelerle yapılan bu sözleşmelere; sosyal denge sözleşmesi, sosyal denge tazminatı, toplu sözleşme ve benzeri adlar kullanılmıştır. Sosyal denge sözleşmesi, 2012 yılında yapılan değişiklikle yasal mevzuatımıza girmiştir. Sosyal denge sözleşmesinden yararlanmaya ilişkin süreçler, hem kamu görevlilerinin hem de kamu görevlileri sendikalarının sürekli gündeminde yer almıştır. Nitekim, 4688 sayılı Kanun'dan kaynaklı olarak, toplu sözleşme ikramiyesi dışındaki toplu sözleşme hükümlerinden bütün kamu görevlileri eşit yararlanmaktadır. Yerel Yönetim Hizmet Kolu'ndaki belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerindeki kamu görevlileri sendikaları ise toplu sözleşmeye ilave olarak yetkili oldukları belediyelerde sosyal denge sözleşmesi imzalayabilmektedir. İmzalanan sosyal denge sözleşmesinden yararlanma noktasında, genel toplu sözleşmede hüküm bulunmasına rağmen birçok tartışma yaşanmış ve yargı konusu olmuştur. Literatürde bu alanda yaşanan boşluklar ve eksiklikler de dikkate alınarak, sosyal denge sözleşmesinden yararlanmaya ilişkin görüş ve beklentiler ile kamu görevlilerinin sendikal örgütlenme alanında yaşadıkları eksikliklerin ortaya konulması amaçlanmıştır.
Sivil toplum kuruluşu üyelerinin kurumsal itibara yönelik algılamaları: Eskişehir ili eğitim sendikaları üzerine bir araştırma
Kurumsal itibar, artan iletişim teknolojileri sonrasında bilgiye erişimin geçmişe nazaran daha kolay olduğu günümüzde, küresel rekabet ortamında kurumlar arasında önemi giderek artan bir kavramdır. Kurum kimliği, kurumsal imaj ve kurumsal reklam gibi pek çok kavramı bünyesinde barındıran kurumsal itibar, bir anlamda kurumun hedef kesim gözünde nasıl göründüğü ve müşterilerin kurum hakkındaki olumlu ya da olumsuz düşüncelerinin bir bütünü olarak, gerek kurumsal faaliyetlerde başarıya ulaşmada, gerekse yönetim ve rekabet avantajları sağlamada oldukça önemlidir.Sivil toplum kuruluşları bir anlamda, kurumlar ile çalışanlar arasında güven sigortası olarak düşünülebilen bir iletişim köprüsüdür. Öte yandan günümüzde, sivil toplum kuruluşlarının da kurumsal itibar yönetimine geçtikleri düşünülebilir. Bu nedenle bu araştırmada, sivil toplum kuruluşu üyelerinin sivil toplum kuruluşlarındaki kurumsal itibar algılamalarında eğitim sendikalarına aktif üye olup olmamalarına göre farklılığın olup olmadığı incelenmiştir.Araştırmada, eğitim sendikalarına üye olan, Eskişehir ilinde bulunan eğitim kurumlarında görev yapan toplam (n=181) kişiye, üye oldukları sendikanın kurumsal itibarını nasıl algıladıkları sorulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre tüm kurumsal itibar alt boyutu ortalamaları sendikada aktif görev yapan üyelerde yüksek bulunmuştur. Hizmet kalitesi, finansal sağlamlık, çalışma ortamı, duygusal çekicilik ve kurumsal etik ortalamaları için gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Yönetim kalitesi ve toplumsal sorumluluk boyutlarında ise gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0,05).Anahtar Kelimeler: Kurumsal İtibar; Sivil Toplum Kuruluşları; Kurumsal Kimlik
Eğitim çalışanlarının sendikaların mevcut durumuna ve sendikalardan beklentilerine ilişkin görüşleri
Bu araştırmanın amacı, eğitim çalışanlarının görüşleri bağlamında eğitim sendikalarının yapmış olduğu çalışmalar ve eğitim çalışanlarının eğitim sendikalarından beklentilerini belirlemektir. Bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Gaziantep ilinde görev yapan; il milli eğitim müdürü, il milli eğitim müdür yardımcıları, ilçe milli eğitim müdürleri, şube müdürleri, maarif müfettişleri, okul müdürleri, okul müdür yardımcıları, şefler, memurlar ve yardımcı hizmetler sınıfı personelleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; eğitim sendikalarının sağlık, kültür, sosyal yaşam ve mesleki gelişime katkı sağlama, kadın eğitim çalışanları, eğitim çalışanı emeklileri, eğitim, öğretim ve müfredat, fırsat ve imkân eşitliği, özlük, sosyal ve mali haklar ile ilgili yasa ve yönetmelikler, milli, manevi ve kültürel değerler, din eğitimi, çalışma ortamlarının fiziki ve sosyal açıdan iyileştirilmesi, temel hak ve özgürlükler ve birlik, beraberlik ve iş birliği sağlama alanlarında çalışmalarının olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada eğitim sendikalarının en fazla sağlık, kültür, sosyal yaşam, mesleki gelişim ve eğitim-öğretim ve müfredat alanlarında çalışmalar yaptığı tespit edilmiştir. Eğitim sendikalarının en az çalışma yaptıkları alanların ise eğitim çalışanları emeklilerinin haklarını iyileştirme ve eğitim çalışanları arasında birlik, beraberlik ve işbirliği sağlama alanlarında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim sendikalarından beklentiler de yukarıda belirtilen alanlar ile benzer şekildedir. Eğitim sendikalarından en fazla beklenti duyulan alanlar; sağlık, kültür, sosyal yaşam, mesleki gelişim ve eğitim çalışanları emeklilerine yönelik çalışmaların yapılmasıdır. Araştırmada elde edilen bulgulara ve sonuçlara göre; eğitim sendikaları üyeleri ile birlikte eğitim-öğretim ile ilgili, alanda ve uygulamada yaşanan sorunların tespitine ve çözümüne yönelik bilimsel çalışma ve projeler ile aktif rol almalıdır. Ayrıca eğitim sendikaları kendi aralarında işbirliği içinde hareket ederek çalışanların özlük, mali ve sosyal haklar gibi temel hak ve özgürlüklerini sağlamalı; öğretmenlerin mesleki ve sosyal gelişimlerini sağlayıcı etkinlikler düzenlemeli ve emeklilerin ve kadın öğretmenlerin haklarını ve beklentilerini dikkate alan çalışmalar yapmalıdır.