Water

142 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Uluslararası güvenlikte suyun önemi ve Afganistan analizi

Araştırmada uluslararası güvenlikte suyun önemini baz alarak Afganistan'ın su kaynakları üzerindeki bölge ve komşu ülkelerin hakimiyeti incelenmektedir. BM ve AB'nin azalmakta olan tatlı su kaynakları ile ilgili düzenlemeleri sınıraşan, sınır oluşturan ve ortak sulardan çıkan ve çıkmakta olan uyuşmazlıkların giderilmesi hususunda çalışmalarını anlatmaya gayret gösterilmiştir. Kurak ve yarı kurak bölgelerde sudan anlaşmazlıkların artması ve uluslararası kuruluşların bu düzeyde çalışmaları anlatılmaktadır. Afganistan'ın sınıraşan su kaynakları üzerinden stratejik proje oyunları, bölge ve komşu ülkelerin çıkarı doğrultusundadır. Afganistan'da dış müdahalelerin, istikrarsızlık ve iç savaşın sürdürülmesiyle, altyapı projelerinin engellenmesinin nedenleri açıklanmaktadır. Afganistan'ın komşu ülkeleriyle su'dan anlaşmazlıklarının uluslararası su hukuku çerçevesinde, sınıraşan suların hakça ve makul kullanımı anlatılmaktadır. Afganistan ve bölge ülkeleri arasında sudan savaşın çıkma olasılığı ve hâlihazırda su savaşlarının bölge güvenliği üzerindeki tehdidi ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Afganistan, Su, Uluslararası Güvenlik, Su Güvenliği, Sınıraşan Sular.

AfganistanGüvenlikGüvenlik politikaları+6
Abdul Basir Turkmen
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal sulama yönetiminde kapalı sistem sulamanın çevresel ve sosyo-ekonomik etkilerinin incelenmesi (Tekirdağ ili örneği)

Bu çalışmada, Tekirdağ İlinde, kapalı sistem sulama işletmeciliğinde proje tamamlandıktan sonraki süreç içerisinde çevresel ve sosyo - ekonomik etkilerin yöre halkının bakış açısıyla sorgulanarak değerlendirildiği bu araştırmada, literatür çalışmalarının ardından 10 köyde, 21.922 da toplam sulama alanında, 147 üreticiye çevresel ve sosyo - ekonomik etkileri hakkında anket soruları yöneltilmiş, mülakatlar yapılmış ve üreticilerin yaş, eğitim, işletme tipi gibi verileri toplanmıştır. Araştırma sahasındaki üreticilerin yaş ortalaması 55 olup, 40 yaş ve altı üreticilerin yaş ortalaması %7'dir. Üreticiler 4,70 ortalama ile kapalı kanalın açık kanala göre avantajlı olduğunu beyan etmişlerdir. Kapalı sistem sulamanın çevrenin korunmasına katkısı vardır sorusunun ortalaması 4,44'tür. Üreticiler su tasarrufu sağlamak için kapalı sistem gereklidir sorusuna ortalama 4,73 ile cevap vererek bu konuda bilinç düzeyleri olduğu ortaya çıkmaktadır. Üreticilerin %74'ü suyun kıt kaynak olması sebebiyle su kayıplarının az olduğu kapalı sistem sulamaya geçilmesini belirtmişlerdir. Üreticiler kapalı sistem sulamanın çevrenin korunmasına katkısı vardır sorusuna %64 oranında cevap vermişlerdir. Bu çalışmada üreticiler genel olarak kapalı sistem sulamadan oldukça memnun olduğu gözlenmiş olup bu projelerin kırsal alanın kalkınmasına ve gençlerin çiftçilik yapmasına faydası olabileceğini beyan etmişlerdir. Ayrıca SWOT analizi yapılmış olup; kapalı sistem sulamanın güçlü yönleri su kayıplarının ilave ek yerleri dışında çok az olması ve zayıf yönünün ise ilk yatırım maliyetinin yüksek olması sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Su, Kapalı Borulu Sulama, Kanal, Tekirdağ, Tarım

KanallarSuSulama sistemleri+2
Yeşim Yarar Özsayın
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma için suyun ekonomik önemi ve sektörel paylaşımı

Dünya ekonomisini sosyal kapsayıcılık ve çevresel duyarlılıkla birleştirerek normatif bir bakış açısı sunmayı amaçlayan sürdürülebilir kalkınmada, suyun ekonomik değeri ve sektörel paylaşımı tez konusunu oluşturmuştur. Bu anlamda, ulusal ve uluslararası kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, internet siteleri ve konu ile ilgili çeşitli kitap, makale, bildiri ve rapor gibi belgelerden toplanan bilimsel veriler analiz edilerek makro düzeyde suyun sürdürülebilir kalkınmada ekonomik önemi ve sektörel paylaşımı ortaya konmuştur. Çalışmada, sürdürülebilir kalkınma çağı, dünya su varlığı ve su ayak izi, su hakkı, suyun ticarileştirilmesi, Avrupa Birliği su politikaları, sınıraşan sular ve sürdürülebilir kalkınmada suyun paylaşımı adlarıyla yedi ana başlık altında, değişen su paradigması dâhilinde analizler gerçekleştirilmiştir. Tüm canlılar için ikame edilemeyen bir kaynak olan, insanlığın ortak hakkı olarak kabul edilen ve gelecek kuşaklar için korunması gereken suyun, ülkelerin kalkınmasında ki yeri ve önemi vurgulanmıştır. Artan dünya nüfusu ve gelişen sanayi sektörü nedeniyle bugün alınıp satılan bir ticari meta olarak, yatırım ve kazanç unsuru olan su, artık kendi ekonomisini oluşturmuştur. Tüm canlıların ve ekonomik sektörlerin müştereği olarak görülen suyun, doğal çevrim dâhilinde insanlar tarafından gerek miktar gerekse kalite olarak en verimli şekilde ekonomik, sosyal ve çevresel yararlar içinde, bugünün gereksinmelerini karşılarken gelecek kuşaklarında kendi gereksinmelerini karşılama olanaklarını elinden almadan, sürdürülebilir bir kalkınma içinde kullanılması önerilmiştir.

EkonomiEkonomik kalkınmaKalkınma+6
Berna Savaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Turfan Uygurlarının karız folkloru ve su yönetimi

Dünyada ilk medeniyetlerden günümüz modern toplumlarına kadar su yönetim sistemlerinin geliştirilmesi, korunması, sürdürülebilir ve işlevsel kılınması, önemli amaç ve eğilimlerden biri olmuştur. Suyun yönetimi, halkın geçim kaynaklarının, hayat tarzlarının, tutum ve davranışların belirlenmesi ve kontrolüdür. Halkın su ile kurduğu etkileşimler; insanların yaşam mücadelesinin ve sosyal gerçekliğinin bir sonucu olarak sosyal, ekonomik, politik, çevresel ve mekânsal düzenlemelerin; mitolojinin, inanç ve inanışların, geleneksel bilgilerin oluşumu kültürel bir manzara içinde gerçekleşir. Bu ilişkisel paralellikler; çöl bölgesinde suya erişimi sağlayan karızlarla kültürel ve ekolojik manzaranın değişimi ve dönüşümü ile Turfan Uygurlarının için karız ve karız suyunun sadece bir kaynak olmayıp katmanlaşmış anlam yapılarının oluşturulduğu biçimi ve görünümü ile bağlantı sağlar. Bu tez çalışmasında, Uygurların yaratıcılık, ortak akıl, dayanışma ve kol gücü ile inşa ettiği su teknolojisi karızlar; ekosistem içinde çevre ve insan etkileşiminde ve dolaşımında çok boyutlu bileşenlerden meydana gelmesine koşut, disiplinlerarasılık temel alınarak ekolojik ve kültür bağlamda su yönetimi ele alınmıştır. Halkın deneyimleyerek edindiği ve aktardığı geleneksel bilgisi ile biçimlenen suyun yönlendirilmesi, dağıtımı ve kullanımı etrafında, ekolojik ve kültürel hareketleri ile çevresel ve kültürel manzarayı, üretim tarzlarını, insanların dünya görüşlerini, inanışlarını yaşama ve düşünme biçimlerini nasıl şekillendirdikleri su yönetimine ilişkin kavram ve yaklaşımlar etrafında incelenmiştir. Araştırmada, bir hayat tarzına dönüşmüş karızcılık ve karız suyundan yararlanan çiftçilerin, yerel halkın geleneksel su yönetiminin yaklaşımlarından ve amaçlarından olan su, doğa ve kültür ilişkisini ve etkileşimini, suyun sürdürülebilirliği odağında kurdukları ortaya konulmuştur.

FolklorKarızKültürel ekoloji+7
Ebru Kılıç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nin su folkloru açısından sistematik analizi

Reşad Ekrem Koçu, araştırmacı kişiliği ile Türk tarihi ve Türk edebiyatına pek çok eser kazandırmıştır. Bu eserler halkbilimi açısından zengin malzemeler içermektedir. Koçu'nun en önemli eseri İstanbul Ansiklopedisi'dir. Bu eser birçok bilim ve sanat dalı ile ilgili olarak önemli bilgiler sunan bir kaynak niteliğindedir ve ayrıca Türkiye'de şehir ansiklopedisi niteliğindeki ilk kitaptır. Koçu'nun bu eserinde İstanbul; sosyal hayatı, tarihi, coğrafyası gibi birçok yönüyle maddeler hâlinde ele alınmıştır. Reşat Ekrem Koçu başta İstanbul Ansiklopedisi olmak üzere her yayımında İstanbul folkloruyla ilgili önemli bilgiler sunmuştur. Bu çalışmada Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nde su ve suya dair folklor unsurlarının ne kadar yer aldığı ve İstanbul Ansiklopedisi'ndeki su folkloruyla ilgili maddeler sistematik bir şekilde analiz edilmiştir. Su folkloruyla ilgili çeşitli inanışlar suyun mimaride kullanımı, suyun halk hekimliğinde ve halk kültüründeki yeri başlıklar hâlinde verilmiştir. Anahtar Kelimeler: İstanbul Ansiklopedisi, Su Folkloru, Reşad Ekrem KOÇU

Halk bilimiKoçu, Reşat EkremSistematik analiz+2
Mehmet Saylan
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak ili su ürünleri tüketim alışkanlıkları üzerine bir anket çalışması

Bu çalışmada Ege Bölgesinin gelişmekte olan Uşak İlinin merkezinde yaşayan 1000 birey ile görüşülerek anket çalışması yapılmış ve su ürünleri tüketim alışkanlıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ankete katılanların %55,5'i kadın, %44,5'i erkeklerden oluşmaktadır. Ankete katılanların %59,3'ü lise mezunudur. Katılımcıların %27,6'sı öğrenci,%21,1'i işçi, %28,0'i ev hanımı, %19,3'u memur,%1,5'i emekli ve %2,5'i de diğer meslek mensuplarıdır. Ankete katılanlar arasında 1501-3000 TL geliri olanlar, %36,7 oran ile en fazla birey sayısına sahiptir. Katılımcıların %23,5'i kırmızı eti, %18,9'u tavuk eti, %15,5'i balık eti tüketirken, %36'sı bütün et çeşitlerini ve %6'sının da et tüketmedikleri belirlenmiştir. Ankete katılanların balık tüketim sıklıkları haftada bir %38,1 oranla birinci sıradadır. En fazla tercih ettikleri deniz balıkları ve deniz balıklarından da hamsidir. Katılımcılar en fazla balığı ise pazar yerlerinden temin etmektedirler. Balık, büyük çoğunlukla (%79,1) kış aylarında ve %83,63'ü evde, %8,99'u lokantada ve %7,38'i piknikte tüketmektedirler. Balığın kızartılarak pişirilmesi %76,9 ile daha çok tercih edilmektedir.

AnketlerBalık tüketimiBalıklar+6
Mustafa Şahan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir tarımda toprak ve su kaynaklarının kullanılması ve korunması: Muğla ili örneği

Bu çalışmada sürdürülebilir bir tarım için doğal kaynaklardan toprak ve suyun tarımda kullanım şekli ve üreticilerinin toprak ve suyun kullanımı ve korunmasına yönelik davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışmada çiftçilerin sosyo-ekonomik özellikleri, işletmeye ait bilgiler, arazi özellikleri ve ürün dağılımı, üreticilerin ürün değerlendirme, satış ve finans durumları, toprakların kullanılması ve korunması, su kaynaklarının kullanılması ve korunması, çiftçilerin bu konular hakkındaki tutum ve davranışları tespit edilmiştir. Çalışmanın ana materyalini, Muğla ilinde yaşayan 118 üretici ile yüz yüze 2019 yılında yapılan anket yöntemiyle elde edilen veriler oluşturmuştur. Örnek hacmini belirlenmesinde basit tesadüfü örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Anket sonucu elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılarak SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde oransal dağılımlar, Khi-kare ve çoklu uyum analizleri (Multiple Correspondence Analysis (MCA)) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre görüşme yapılan çiftçilerin ortalama yaşın 54 olduğu tespit edilmiştir. Sebzelerin üretimini 500 m2-5 dekar arasında, kendi mülklerinde ve sulu ortamda yetiştirdikleri saptanmıştır. Elde ettikleri ürünün büyük bir kısmını doğrudan tüketiciye sattıkları ve ortalama gelirlerinin yıllık 73 000 TL olduğu belirlenmiştir. Toprağı kullanma amaçlarına bakıldığında ise büyük ölçüde geçimlik tarım yaptıkları ortaya çıkmıştır. Çitfçilerin, tarımsal ilaçlamada aile/komşu ve deneyimlerinden, ilaç bayilerinden, ziraat odalarından, tarım kredi kooperatiflerinden yararlandıklarını, hastalık ve zararlıların teşhisinde ise kendi bilgileri ya da ziraat mühendislerinden yardım aldıkları belirlenmiştir. Çiftçilerin sulama yaparken artezyen, kuyu, şebeke suyundan yararlandıkları yöntem olarak ise salma, şırlama, damla, yağmurlama sulama yöntemlerini kullandıkları ortaya çıkmıştır. Çiftçiler, yaptıkları ilaçlamaların toprağa ve suya etkisi olduğunu ve su kaynaklarının ise zamanla azalmakta olduğunu düşünmektedirler.

Doğal kaynaklarMuğlaSu+3
Aslı Güleşen
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kur'ân'da su ve hayat

Kur'ân âyetleri ışığında yaptığımız değerlendirme sonucunda ilk yaratılan maddelerden biri sudur. İlk insan, su ile toprağın karışımı çamurdan yaratılmıştır. Canlıların hayatlarını ve nesillerini devam ettirme sebeplerinden birisi de sudur. Hayatın suya olan bağımlılığından dolayı su, hayattır veya hayat sudur denilebilir. Kur'ân-ı Kerim su anlamında olan mâ' lafzını ve bu anlama gelen başka lafızları da ihtiva eder. Ayrıca mecazen su anlamını da gelen kelimeleri de içermektedir. Kur'ân-ı Kerim'de su ile ilgili meseller yer almaktadır. Su ile imtihan, helak, şifa ve sekinet hususlarında kıssalar bulunmaktadır. Âyetler, cennetteki mükâfatlardan birinin su olduğunu bildirir. Cehennemde cezalandırmaların bir kısmının su ile olacağı konusunda da âyetler bulunmaktadır. Hayat, Kur'ân-ı Kerim'de geçen kavramlardan biridir. Hayat lafzı değişik anlamlarda kullanılmıştır. Aynı şekilde hayat kelimesini çağrıştıran lafızlar da yer almaktadır. Hayat lafzı ile alakalı olan ruh kavramından da söz edilmektedir. Hayatı sağlayan unsûr olan ruh Kur'ân-ı Kerim'de çeşitli anlamlarda zikredilmiştir. Kur'ân-ı Kerim canlı her şeyin sudan yaratıldığını beyan eder. Hz. Âdem'in ve çocuklarının hayatları su ile başlamıştır. Su ile nesilleri devam eden Âdemoğullarının yaratılışları anlatılır. Bununla birlikte tüm canlı ve cansız varlıkları yaratanın ve hayat verenin Yüce Allah olduğu beyan edilir. Su, tüm canlıların hayatında yaşamsal bir değere sahiptir. Kur'ân'da hayatî değeri olan suyun gökten tertemiz indirildiği, bununla birlikte temizlikte ve ibadette önemli bir unsûr olduğu anlatılır. Zamanında Yüce Allah tarafından Hz. Hacer ve Hz. İsmail'e lütfedilen zemzem Mekke'ye hayat kaynağı olmuştur. Bu mübarek suya, Peygamber (sas) ve Müslümanlar büyük önem atfetmişlerdir.

Kur'an-ı KerimSuYaratılış+2
Mehmet Şafi Bilik
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk halk kültüründe su

Dünya tarihinin ilk gününden itibaren doğada var olan her şeyin hayatta kalması için ihtiyaç duyduğu başlıca unsur sudur. Susuz bir hayatın sürdürülebilmesi imkânsızdır. Bu durum yaşamsal bir gereklilik olan suya diğer doğa unsurlarına kıyasla bir üstünlük sağlamıştır. Bu üstünlük zamanla kutsallığa dönüşmüş ve doğal bir gereksinim olan su, inançlara bağlı kültürel bir değer haline gelmiştir. Dünya kültürlerinin pek çoğunda suya bakış ve suyun işlevi benzerdir. Su, hangi inancın öğesi olursa olsun daima yaratımın, arınmanın, kutsallığın, tanrısallığın ve ölümün simgesi olmuştur. Sahip olduğu bu simgesel anlamlar, suyu pek çok inanç sisteminin ana öğesi haline getirmiştir. Dünya mitolojilerinde ve semavi dinlerde suyun üstlendiği roller ve bu roller dolayısıyla sahip olduğu anlamlar evrensellik kazanmış ve su simgeciliği denilen ve suyun bir kült olmasına yardımcı olan kavramı meydana getirmiştir. Su, Türk dünyası için hem bir yaşam hem de bir kültür hazinesidir. Türk halk kültüründe suyun yerini konu edinen bu çalışmada, Türk inanç sistemine ait inanış ve uygulamalar üzerinden Türklerin suya bakışı tahlil edilmiştir. Çalışmada, metin merkezli araştırma yöntemlerinden faydalanılmış, elde edilen veriler karşılaştırmalı yönteme başvurarak, işlevsel açıdan değerlendirilmiştir. Çalışmam, Türk boylarının mitolojilerinden edebi ürünlerine kadar birçok alanda suyun yerini tespit ve tahlil etme amacı ile hazırlanmıştır. Bu çalışmanın bizden sonra yapılacak olan inanç temelli kültür araştırmalarına katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Türk kültürü, Su, İnanç, Halk İnanışı, Edebiyat.

Halk bilimiHalk inançlarıHalk kültürü+3
Nagihan Baysal
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İzmir ili merkez ilçelerde su yolu ile bulaşan bildirimi zorunlu hastalıkların coğrafi bilgi sistemi ile mekansal analizi ve yoğunlaştığı riskli bölgelerin belirlenmesi, 2011-2015

Bir ülke veya bir bölgede bulaşıcı hastalıkların türleri ve sayısı, dağılımı ve yoğunlaştığı yerler ile ilgili verileri elde etmek, bu hastalıkların hem önlenmesi hem de hastalığa hızlı müdahale edilmesi ile ilgili yapılan çalışmaların planlanmasında önemli yere sahiptir. Çalışmamızın amacı Ocak 2011- Aralık 2015 tarihleri arasında, son beş yıl içinde İzmir ilinde kayıt altına alınan, Su yoluyla bulaşan bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıkların özelliklerini belirlemek, insidanslarını bildirmek, kümelendikleri bölgeleri tespit etmek, yıllar içindeki artış veya azalış paternlerini değerlendirmekti. Verilerin değerlendirilmesinde coğrafi bilgi sisteminden yararlanıldı. Beş yıl içinde bildirilen su yoluyla bulaşan bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar arasında A grubu hastalıklar, İzmir ili genelinde ilk sırada görülürken, bu vaka sayılarının yıllar içerisinde anlamlı bir değişim göstermedikleri saptanmıştır. Bazı ilçelerde (Güzelbahçe ve Narlıdere gibi) ardışık senelerde, su yoluyla bulaşan bildirimi zorunlu hastalık grubundan hiçbirine ait bildiriminin olmaması bildirimi zorunlu hastalıkların kayıt ve bilgilendirme yolağında eksikliklerin olduğunu düşündürmektedir. Bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıkların bildirimi yönünden eksikler ve hatalar olduğu gözlenmiştir. Bu bildirimlerin önemini vurgulayan eğitimlerin düzenli olarak sürdürülmesi gerekmektedir. Anahtar sözcükler: Suyla bulaşan bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar, hastalığın dağılımı, insidans, coğrafi bilgi sistemi

Bulaşıcı hastalık kontrolüBulaşıcı hastalıklarCoğrafi bilgi sistemleri+4
Funda Kaya
Ege University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Asya devletleri arasındaki ilişkilerde su yönetimi meselesi

Bu çalışma, Orta Asya devletlerinin sınıraşan nehirler meselesine yönelik yaklaşımlarını incelemektedir. Orta Asya ülkelerinin su ve enerji politikalarının analizine dayalı olarak, mevcut anlaşmaların ve önlemlerin sınır aşan nehirler sorununun çözümüne etkisi analiz edilmektedir. Bölgesel su kaynaklarının analizinden hareketle, bölge ülkelerinin uluslararası su yolları üzerindeki etkileşimleri değerlendirilmiş ve su sorunlarının çözümünde uluslararası deneyimler incelenmiştir. Son yıllarda artan çevre sorunları, su sorunlarını devletler arası anlaşmazlıklarda gündemin en önemli maddesi haline getirmiştir. Sınıraşan su kaynaklarının kullanılması sorunu, saf bir kaynak sorununun ötesine geçmiş ve yoğun bir şekilde politize edilmiştir. Bu, Orta Asya ülkeleri arasındaki ilişkilerin karmaşık doğası ve her şeyden önce devletlerin karşılıklı taviz verme konusundaki isteksizliklerinden kaynaklanmaktadır. Öte yandan ülkelerin siyasi ve ekonomik sistemlerinin istikrarsız olduğu koşullar da siyasi rekabeti körüklemektedir. Bu bağlamda, suyun stratejik bir kaynak olduğu ve aynı zamanda Orta Asya'nın sürdürülebilir kalkınmasının temeli olduğu dikkate alındığında, sınır ötesi su kullanımının çözümünün bölgesel işbirliği arayışlarının ana dinamiği olacağı öngörülebilir. Orta Asya'da sınıraşan sular konusu bölge devletleri arasında siyasi, ekonomik ve güvenlik boyutları da olan bir konudur. Bununla birlikte, Orta Asya'daki su durumuyla ilgili belirli bir iyimserlik de vardır. Gerçek şu ki, tarihsel deneyimin gösterdiği gibi, su sorunları er ya da geç çözülmektedir. Bunun yolu da işbirliği ve ekonomik bütünleşmeden geçmektedir.

Bölgesel iş birliğiOrta Asya ülkeleriSu+6
Aidana Nurtaza
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Entegre kentsel su yönetimi ve arazi kullanım planlaması ilişkisi: Edremit körfezi örneği

Su döngüsü, suyun atmosferdeki hareketini ifade eden farklı süreçleri içeren bir sistemdir. Bu süreçler, suyun buharlaşarak su buharına dönüşmesi, yoğunlaşarak bulutları oluşturması, yağışlarla tekrar yeryüzüne dönmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Döngü boyunca su, yüzeysel akışlar ile toprağa sızarak yeraltı sularını beslemektedir. Yeraltı suları yağış değişkenliğine karşı tampon rolü üstlenirken, sulak alanları ve biyolojik çeşitliliği desteklemekte, nehirlere su temini ve taban akışı sağlamakta, rekreasyonel hizmetler sunmakta ve taşkınların kontrolüne yardımcı olmaktadır. Sabit yağış miktarı, toprak, biyoçeşitlilik ve yeraltı sularına fayda sağlamakatdır. Ancak kısa süre içinde oluşan ani ve aşırı yağışlar yerel su baskınlarına ve yoğun yüzey akışlarına neden olmaktadır. Bu tür akışlar, özellikle yüksek geçirimsiz alanlara sahip kentlerde toprak emilimin düşük olması nedeniyle kuraklığı artırmaktadır. 1950'lerden itibaren aşırı sıcaklar daha sık ve daha yoğun hale gelirken, aşırı soğuklar daha az sıklıkta ve daha az şiddetli hale gelmiştir. Bu durumun ana sebebi, insan kaynaklı iklim değişikliğidir. İnsan faaliyetleri kaynaklı iklim değişikliği, sıcak hava dalgaları, yoğun yağışlar, kuraklıklar gibi birçok aşırı hava ve iklim olaylarına sebep olmaktadır. Bu faaliyetlerden en önemlisi arazi kullanım kararlarıdır. Günümüzde, toprak yapısı ve arazi kullanım arasındaki ilişki neredeyse tamamen yok olmuştur. Geçirimsiz yüzeylerdeki artış nedeniyle toprağın infiltrasyon oranının düşmesi kentsel su döngüsünü olumsuz şekilde etkilemekle birlikte, enerji ihtiyaç ve kullanım alışkanlıklarını değiştirmekte, aynı zamanda çevredeki geçirimli alanlarda da baskı oluşturarak biyoçeşitliliği de etkilemektedir. Su ve toprak yapısından bağımsız arazi kullanım kararlarının getirilmesi, kentsel havzalarda suyun korunması ve yeniden kullanılması yerine yalnızca su arzını artırmaya yönelik alınan başka havzalardan veya kaynaklardan boru hatlarıyla su taşınması gibi kısa vadeli önlemler geleneksel su yönetimi yaklaşımlarının sonucudur. Dünyayı çevreleyen en önemli bölümler arasında yer alan kıyı alanları, yerel çapta ekonomik, sosyal, politik, iklim ve çevre faktörlerinin birbiriyle etkileşimlerinden kaynaklı sebeplerle değişime uğramaktadır. Bu durum, kıyının hassasiyetini artırmaktadır. Deniz seviyesindeki yükselme, kıyı erozyonu, tuzlu su baskınları ve deniz suyunun içme suyu kaynaklarına karışması gibi sorunlar, kıyı bölgelerinde yaşayan insanlar için ciddi tehlikeler oluşturmaktadır. Kıyı hassasiyetinin yanı sıra, küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle yaşanan hava olayları ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi faktörler, kıyı hattı boyunca sedimentlerin oluşmasına neden olan, akarsuların akışını etkileyen birçok birbirine bağlı değişkene sebep olmaktadır. Entegre Kentsel Su Yönetimi (EKSY), havza temelli planlama yaklaşımları üretmek öncelikli hedefi ile, özellikle kıyılar gibi kentsel alanlarda bu tür olumsuz etkileri azaltmak amacıyla arazi kullanım kararları ile kentsel su sistemini entegre ederek, yeraltı ve yer üstü sularının ilişkisinin ve yağış rejiminin anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca, EKSY, su ve sanitasyon altyapısı ve hizmetlerine erişimi sağlamak, yağmur suyu, atık su, yağmur suyu drenajı ve yüzeysel akış kirliliğini yönetmek, su kaynaklı hastalıkları ve salgınları kontrol etmek ve taşkın, kuraklık ve toprak kayması gibi suyla ilgili tehlikelerin riskini azaltmaktadır. x EKSY araçlarından biri olan ve kontrolsüz kentsel yayılma eğilimi ile ortaya çıkan yeşil altyapı kavramı, "yerli türleri destekleyen, doğal ekolojik süreçleri sürdüren, hava ve su kaynaklarını koruyan, sağlık ve yaşam kalitesine katkıda bulunan" her türlü yeşil alanın birbirine bağlı ağlarını ifade etmektedir. Yeşil altyapının amacı, temiz su sağlamak, yüzeysel akışlara müdahale etmek, su kalitesini iyileştirmek ve erozyonu kontrol etmektir. Yeşil altyapı stratejilerinden biri olan Düşük Etkili Gelişim (DEG) ise, su kalitesini ve su habitatını korumak için doğanın taklidini esas alan sistem ve uygulamaları ifade etmektedir. Hidroloji ve su kalitesi üzerindeki kentleşme etkilerini telafi etmek için kirlilik önleme ve azaltma tedbirleri içeren hidrolojik ve alternatif bir arazi kullanım yaklaşımı ve tasarımıdır. Bu çalışmada, öncelikle Edremit Havzası'nda yer alan ilçelerin demografik özellikleri, doğal yapısı, teknik altyapısı, çevresel sorunları ve riskli alanları incelenmiştir. Bölgenin mevcut durumu belirlendikten sonra, arazi kullanım değişimleri ve eğilimi geçmişten günümüze incelenmiştir. Analitik Hiyerarşi Proses (AHP) yöntemi kullanılarak Corine arazi kullanım sınıflandırmasına göre yapılaşmış alanlar, tarımsal alanlar ve orman alanları için EKSY'ye yönelik seçilen parametrelere göre uygun alanlar belirlenmiştir. Bu yönteme göre belirlenen arazi kullanım ile kentsel su döngüsünü doğal su döngüsüne yakınsayan bir arazi kullanım modeli oluşturulması hedeflenmiştir. Bu çalışma, iklim değişikliğinin kentsel su döngüsü üzerindeki etkilerini azaltmaya ve arazi kullanım planlaması ile su yönetimi planlarının entegre edilmesine yönelik yapılacak çalışmalara katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

Arazi kullanımıSu
Elif Nagihan Ayhan
Mimar Sinan Fine Arts University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Baca gazlarındaki karbon partiküllerinin su spreyiyle çöktürülmesi

Hava kirliliği atmosferde bulunan yabancı madde miktarlarının artmasıdır. Yabancı maddeler kaynağına göre farklılık göstermektedir. Hava kirliliği insan kaynaklı veya doğal kaynaklı olmaktadır. İnsan kaynaklı kirliliğin önemli bir kısmını baca gazları oluşturmaktadır. Baca gazı konut veya tesislerde yanma reaksiyonları sonucu açığa çıkan gazdır. Kullanılan yakıtın türüne göre ortaya çıkan kirleticilerde farklılık göstermektedir. CO2 ve su buharının yanında partikül madde(PM), karbon monoksit(CO), kükürt dioksit(SO2), azot oksit(NOX), kurşun, civa vb. gibi kirleticiler açığa çıkmaktadır. Kirleticilerden olan partikül madde; is, kurum, toz, kül olarak da adlandırılmaktadır. Partikül maddeler solunduğunda insanlarda akciğer hastalıklarına neden olur. Karbon partiküllerinin filtre edilmesi çevre ve insan sağlığı açısından son derece önemlidir. Yapılan çalışma partikül madde emisyonlarını sağlamak amacıyla geliştirilen kontrol cihazıdır. Belirli bir kaynağın kontrolüne yönelik tasarlanan cihazların aksine, hem gaz halindeki kirleticiler hem de katı parçacık barındıran kirleticiler içinde kullanılabilecek bir kontrol cihazı tasarlanmıştır. Dikey bir kule içerisindeki paketleme malzemesinden basınçlandırılarak geçmeye zorlanan egzoz gazının, su spreyleriyle yıkanarak karbon partiküllerinin filtre edilmesi ve ortamdan uzaklaştırılması amaçlanmıştır. Yapılan çalışmada, kütlenin korunumu yasasına göre boyutlar hesaplanmış ve tasarım buna uygun olarak tamamlanmıştır. Ürün verimliliği çalışma koşullarında test edilmiş, baca gazının karbon partiküllerinden arındırıldığı ve uygun emisyonların sağlandığı gözleme dayalı deneylerle belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hava Kirliliği, Baca Gazı, Partikül Madde

Baca gazıHava kirliliğiKarbon+3
Melike Ün Kart
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Su okuryazarlığı ölçek geliştirme çalışması

Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin su ile ilgili bilgi ve davranışını ölçmek amacıyla geçerli ve aynı zamanda güvenilir olan bir su okuryazarlığı ölçeği geliştirmektir. Çalışmanın örneklemini 2020-2021eğitim öğretim yılında Balıkesir ilinde 9., 10., 11., 12. ve özel öğretim kurumlarının mezun sınıf düzeylerinde öğrenim gören 730 ortaöğretim öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın ilk basamağında literatürdeki araştırmalar incelenerek madde havuzu oluşturulmuştur. Oluşturulan maddeler uzman görüşü alınması amacıyla 6 uzmana gönderilmiştir. Uzman görüşü sonrasında madde havuzunda yer alan 86 madde 47 maddeye düşürülmüştür. Elde edilen 47 maddenin KGİ=1,00>0,67 olduğundan ölçek istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Uzman görüşü neticesinde hazırlanan taslak ölçek pilot uygulama yapılması amacıyla gönüllü katılım sağlayan 35 öğrenciye uygulanmıştır. Ölçeğin uygulanmasının ardından 500 öğrenci ile açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır ve ölçeğin iki boyutu olduğu sonucuna varılmıştır. Ölçeğin birinci faktörünü oluşturan 'su bilgisi' boyutunun 0,953 güvenirlik kat sayısına ve ikinci faktörünü oluşturan 'su davranışı' boyutunun 0,944 güvenirlik kat sayısına sahip olduğu tespit edilmiştir. Hazırlanan ölçeğin ise genel olarak 0,963 katsayısı ile güvenirliğinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. AFA ardından elde edilen iki faktörlü yapının doğrulanması amacıyla 230 öğrenciyle Doğrulayıcı Faktör analizi yürütülmüştür. Analizler sonucunda, ölçek faktörleri arasındaki korelasyon, Pearson Korelasyon kat sayısı kullanılarak hesaplanmıştır. Korelasyon sonucu 0,732 olarak bulunmuş ve ölçek faktörleri arasında güçlü ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p=0,000<0.05). Yapılan araştırmalar sonucunda 5'li likertten oluşan 28 maddelik 'Su Okuryazarlığı Ölçeği' oluşturulmuştur. Su okuryazarlığı ölçeği, ortaöğretim öğrencilerinin bilgi ve davranışını ölçen bir ölçek olarak kullanılabilir.

FarkındalıkLise öğrencileriSu+3
Esra Aytaç
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesinde genel dahiliye polikliniklerine başvuranların su tüketim tercihleri ve su içme davranışlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Dahiliye Poliklinikleri'ne başvuran, Ankara'da ikamet eden kişilerin su tüketim tercihlerini, su içme davranışlarını ve bunları etkileyen faktörleri, şebeke suyu hakkında düşüncelerini ve daha tercih edilebilir olması için önerilerini tanımlamayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte olup Ekim 2022-Ocak 2023 tarihleri arasında yürütülmüştür. Evreni Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi Genel Dahiliye Poliklinikleri'ne başvuran Ankara'da ikamet eden kişiler oluşturmuştur. Minimum örneklem hacmi 231 olarak hesaplanmıştır, ancak 300 kişiye ulaşılması hedeflenmiş ve bu sayıya ulaşılmıştır (%100). Veriler poliklinik bekleme alanında gözlem altında toplam 59 sorudan oluşan ve üç soruluk Birinci Basamak için Fiziksel Aktivite Anketi (BBFAA)'ni de içeren bir soru formu uygulanarak toplanmıştır. Araştırma için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İnsan Araştırmaları Etik Kurulu'ndan onay ve diğer gerekli izinler alınmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler ortalama, standart sapma, ortanca, en küçük ve en büyük değer; frekans ve yüzdeler şeklinde hesaplanmıştır. İstatistiksel analizlerde Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis, Ki-Kare testleri, İkili ve Çok Değişkenli Lojistik Regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan 300 kişinin yaş ortalamaları 41,85±14,01, %51,7'si kadın, %63,6'sı evli ve %39'u yüksekokul ya da üniversite mezunudur. Katılımcılardan %70,7'si çalışmakta olup %12,7'si sağlık çalışanıdır. Katılımcıların %17,4'ü ekonomik durumunu kötü ya da çok kötü olarak değerlendirmektedir. Hanede yaşayan ortalama kişi sayısı 3,0±1,35'tir. Katılımcıların aldığı BBFAA puanlarına göre %39,7'sinin "Hareketsiz" grupta olduğu görülmektedir. Katılımcıların %39'u sigara, %18,7'si alkol kullanmaktadır. Katılımcılardan %46'sı kronik hastalığı olduğunu belirtmektedir. Evde şebeke suyu kullanımı %13'tür. En sık içme suyu tüketim tercihi ise %67 ile ambalajlı su olarak görülmektedir. Ev dışında ise ambalajlı su tüketim sıklığı %94,3'tür. Kişi başı ortalama şebeke suyu dışı aylık su gideri 63,06±39,83TL olarak hesaplanmıştır. Son bir yıl içinde katılımcıların %15,3'ü su tüketim tercihini değiştirmiş olup değiştirenlerin %39'u eski kaynağın maddi yükünü neden olarak göstermiştir. Evde içme suyu tüketim tercihi erkeklerde (p=0,007), 50-59 yaş grubunda (p=0,003), ortaokul ve altı eğitim düzeyinde (p=0,028) diğer gruplara göre anlamlı düzeyde daha sık şebeke suyu tercih edilmesi şeklindedir. Hanede yaşayan kişi sayısı 4 ve üzeri olan grupta arıtma cihazı tercihi daha sık görülmüştür (p=0,003). Son bir yıl içerisinde kullandığı markayı değiştirme sıklığı ambalajlı su kullananlarda arıtma cihazı kullananlara göre (p=0,004), ayrıca ekonomik durumunu kötü ya da çok kötü olarak tanımlayan kişilerde orta ve daha iyi olarak tanımlayanlara göre daha sık görülmüştür (p=0,038). Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, içme suyu tercihleri ele alındığında cinsiyet, yaş grupları, eğitim düzeyleri, hanede yaşayan kişi sayısı ve ekonomik durum ile çeşitli ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Yetersiz sıvı tüketim durumu 50-59 yaş ve 60 yaş ve üzeri olanlarda (p=0,002), eğitim düzeyi ortaokul ve altı olanlarda (p=0,004), çalışmayanlarda (p=0,001) ve sağlık çalışanı olmayanlarda (p=0,008), daha hareketsiz olanlarda (p<0,001), kronik hastalık varlığında (p=0,008) ve hipertansiyon varlığında (p=0,001) diğer gruplara göre daha sıktır. İş yerinde yeterli su tüketememe durumu ise sağlık çalışanı olanlarda diğer gruplara göre daha sık rastlanmıştır (p=0,009). İkili lojistik regresyon analizinde hareketli kişilerin hareketsiz kişilere göre yeterli sıvı tüketimi sıklığı 5 kat daha yüksektir (%95 GA 1,541-16,009, p=0,007). Sonuç: Bu çalışmada katılımcıların büyük çoğunluğunun evde ve ev dışında ambalajlı su tercih ettiği görülmüştür. Ambalajlı su kullanan katılımcılar maddi nedenlerden ötürü daha uygun fiyatlı suları tercih etmektedirler. Kadın cinsiyet, yüksek eğitim düzeyi, genç yaşta olmak şebeke suyunu tercih etmeme yönünde etkili bulunmuştur. Sağlık çalışanı olmak iş yerinde yeterli su tüketememe yönünde etkili bulunsa da günlük yeterli sıvı tüketimi açısından diğer çalışanlara göre daha iyi durumdadır. Düşük eğitim düzeyi, ileri yaş, çalışmıyor olmak, hipertansiyon varlığı ve hareketsiz olmak yetersiz sıvı alımı yönünde ilişkilidir. Maddi yükü ve gerek bireysel sağlık gerekse çevre sağlığı açısından getirdiği riskler nedeniyle şebeke suyu dışı su kaynaklarına duyulan ihtiyacın ortadan kaldırılması ve şebeke suyunun teşvik edilmesi önerilmektedir. Sağlıklı yaşam için topluma yönelik eğitimlerde yeterli sıvı tüketimi önerilmelidir ve buna olanak sağlanmalıdır. Toplumun su tüketim tercihleri incelenmeye devam edilmeli, şebeke suyu yeterli miktarda sağlıklı ve temiz içme suyuna erişime tek başına yetmesi hedefiyle belediyeler ve ilgili bakanlıklarca gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Su tüketim tercihi, su içme davranışı, şebeke suyu, ambalajlı su, evsel su arıtma cihazı

DavranışHastanelerHastaneler-üniversite+6
Hikmet Emin Yorulmaz
Ankara University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Osmaniye ve çevresindeki içilebilir ve işlenebilir sularda radon ( Rn-222 ) konsantrasyonun belirlenmesi

Radon günlük hayatta sürekli maruz kaldığımız radyasyonun yaklaşık %50'sini oluşturan toprak ve kayalardaki Uranyum bozunma zincirinin bir halkası olan renksiz, kokusuz ve duyu organlarıyla algılanamayan radyoaktif bir gazdır.Su, insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için en önemli ihtiyaçtır. Tüm yaşayan organizmalar su ihtiyaçlarını, yüzey sularından ve yeraltı su kaynaklarından temin ederler. Yer altı suları içinden geçtikleri ve temas ettikleri radyoaktif kütlelerden dolayı 238U ve 232Th grubunda yer alan radyoaktif elementler içerir. Sularda çözünmüş uranyum serilerine ait olan radyoaktif elementler, sağlık için önemli riskler oluşturan 223Ra, 226Ra ve 222Rn'dan meydana gelir. İçme sularındaki radyoaktif elementlerin değerlerinin uluslararası kuruluşlar tarafından belirlenmiş limit değerlerin altında olması istenir. Bu çalışmada Osmaniye ve çevresinde Rn yoğunluları, AlphaGUARD Radon detektörü kullanılarak ölçülmüş ve sonuçları tartışılmıştır. Analizler sonucunda maksimum ve minimum aktivite değerleri sırasıyla 0,986±0,472 Bq/L ve 0,164±0,103 Bq/L, olarak bulunmuştur.

RadonRadon konsantrasyonuSu+1
Murat Erdoğdu
Osmaniye Korkut Ata University
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Building resilience to climate change impacts in the Ikel watershed in the Republic of Moldova: A system dynamics approach

Climate change threatens social-ecological systems (SES) across the globe. Developing countries where agriculture is a major income source for both local communities and the national economy are especially affected. In conjunction with their reliance on climatic resources, these countries face the challenge of data scarcity. Assessing and building the resilience of these communities to climate change impacts is equally important and challenging. As the relationship between science, policy, and practice changes, the demand increases on research to engage productively with stakeholders and ensure positive outcomes for all parties. Efforts are increasingly focusing on building the resilience of SES to climate impacts. In this research, I design, build and implement a client-based process under data scarcity conditions in a network governance setting within Republic of Moldova. The process includes analyzing a complex socio-ecological problem to identify policies helpful in meeting development objectives: improving crop yields, preserving groundwater resources and securing habitats for biodiversity conservation. To this end, I first develop a computer simulation model – Ikel CliRes – using a participatory approach that combines several methods, techniques and tools from two related fields: system dynamics and resilience of socio-ecological systems. I then use Ikel CliRes to design policy interventions that increase the desirable resilience of Ikel SES to some climate impacts. Ongoing implementation of several policies discussed with decision-makers is underway pointing to the effectiveness and usefulness of the process. Results should be regarded within the limitations of the model architecture and of the assumptions underlying both the model and the analysis

Biological diversityDurabilitySystem dynamics+2
Natalia Ciobanu
Boğaziçi University · Çevre Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Shouldering the burden: Water conservation campaigns and the question of responsibility

This thesis tackles the questions of what water is and why water conservation campaigns blame individual actions for water scarcity while agricultural and industrial uses of water are much more than household use. The two questions are approached through a critical discourse analysis of the existing literature on water and Finish's water footprint campaign called Yarının Suyu. The first part explores the changing meanings of water in society, politics, economics, and the environment, arguing that water is an abstract hybrid with an intrinsic value as the subject in its encounters with others rather than a mere object as a resource or commodity. After establishing various meanings of water to different sets of people, the thesis uncovers why individuals are accused in water footprint campaigns, arguing that such campaigns regard water as a commodity to be profited from in contrast to their claims of water as a right to protect. Engaging with these two broad themes, this thesis criticizes an anthropocentric approach and the binary of nature/culture, arguing that water and society are internally related, transforming and being transformed in their relations. As such, it traces the global water crisis back to humanity, which can only be resolved by people changing their mindsets regarding water from a resourcist one to acknowledging its intrinsic value. The thesis concludes that only if we can change how we value water by not putting the responsibility on individuals and by making production and supply more sustainable, can we solve the water crisis.

CampaignWaterRight of water+7
Gizem Bütüner
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sinemada su arketipinin kullanımı: 2000 sonrası Japon korku sineması örneği

Dünyada yaşamın devam edebilmesi için birincil elementlerden olan suyun hayati önemi, onun mitoloji, din, edebiyat, psikoloji ve sinema gibi daha birçok alanda temsil olanağı bulmasına sebep olmuştur. Psikoloji disiplininin etkin isimlerinden Carl Gustav Jung'un kolektif hafızanın ürünü olarak belirttiği arketipleri, sinemada karakterin yolculuğuna uyarlanmış bu doğrultuda arketip kavramı hem iyi hem de kötü olabilecek durumların ifadesinde kullanılmıştır. Tür sınıflandırmasıyla birlikte ortaya çıkan ve en popüler türlerden biri olan korku sineması, gerilim ve dehşet atmosferi oluşturmak için kolektif hafızadaki arketiplerden sık sık yararlanmıştır. Bu çerçevede tezin amacı, sinemada su arketipinin kullanımını, kendine ait kolektif belleği kullanma özelliğine sahip Japon korku sineması üzerinden incelemektir. Öncelikle Carl Gustav Jung'un arketip kavramı üzerinde durulmuş ardından su arketipinin, mitoloji, din ve sinemada ne şekilde temsil edildiği irdelenmiştir. Kültür ve inanışlarını sinemaya eklemleyerek korku türünü kendine özgü şekilde yorumlayan Japon korku sinemasının üç örnek filmi, içerik analizi yöntemiyle incelenmiş, söz konusu filmlerde su arketipinin yıkıcı ve tehdit edici özelliklerinin yanı sıra ölüme kaynaklık eden mekân olma yönü araştırılmıştır.

ArketipJapon sinemasıJung, Carl Gustav+3
Tuğba Aydın
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin suya yönelik tutumları üzerine bir araştırma (Fethiye örneği)

Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin suya karşı gösterdikleri tutumun cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi, anne baba eğitim durumu ve anne baba meslek türü değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evreni 2019-2020 öğretim yılında Muğla İli Fethiye ilçesinde öğrenim görmekte olan ortaokul öğrencileri ile sınırlandırılmıştır. Örneklemi ise Muğla ili Fethiye ilçesindeki rastgele seçilmiş özel ve devlet okulunda öğrenim gören 892 (439 kız ve 453 erkek ) öğrenciden oluşmuştur. Veriler 2019-2020 eğittim öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu" ve "Su Tutum Ölçeği" veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Toplanan verilere ilişkin yapılan t-testi ve ANOVA istatistiksel işlemleri, SPSS 26 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular cinsiyetin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde su tutumunu erkekler lehine etkilediği yönündedir. Okul türü olarak devlet okulları lehine anlamlı bir sonuç çıkmıştır, sınıf düzeyi olarak 8. Sınıflar lehine, anne baba eğitim durumu ve meslek türü açısından bakıldığında öğrencilerin su tutumları ile bu değişkenler arasında da anlamlı farklılıklar bulunmuştur.

FarkındalıkMuğla-FethiyeOrtaokul öğrencileri+3
Nazan Güler
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Döneminde Türkiye, Irak ve Suriye arasındaki sınıraşan suların yönetimi

Su, tüm canlılar için vazgeçilmez bir yaşam kaynağıdır. İnsanoğlu varoluşundan bugüne kadar bu kaynağın yakınlarında medeniyetler kurarak, gerektiğinde bu yerler uğruna savaştığı halde, günümüzde bu değerli kaynak çeşitli yollarla kirletilmekte, uygun olmayan kullanım nedeniyle sudan yoksun olanların sayısı hızla artmaktadır.Türkiye, su zengini bir ülke değildir. Bu nedenle suyla ilgili geliştirme projelerine sürekli önem verilmek durumundadır ve benzerleri arasında en büyük projelerden olan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), 1970'li yıllarda bölgesel sulama ve enerji üretimi amacıyla başlatılmış, 1980'li yıllarda çok amaçlı sosyal ve ekonomik bir kalkınma projesine dönüştürülmüştür.GAP, ülkemizin su kaynaklarının yaklaşık üçte birini oluşturan Dicle ve Fırat Nehirleri'ni ve ülkemiz nüfusunun yaklaşık % 10'unu oluşturan dokuz ilimizi kapsamaktadır. Bu denli büyük bir proje de komşularımız Irak ve Suriye'yi rahatsız etmekte, Türkiye, Irak ve Suriye arasında sınıraşan suların yönetiminde çeşitli anlaşmazlıklar ortaya çıkmaktadır.Bu çalışmada öncelikle suyun dünyada ve içerisinde bulunduğumuz coğrafyadaki durumu ile suyun yönetimine yönelik sorunlar ve çözüme yönelik yaklaşımlar incelenerek uygulanması gereken politikalar belirlenmiş, bulgular ve öneriler sonuç bölümünde özetlenerek çalışma tamamlanmıştır.Anahtar Sözcükler: Sınıraşan Sular, Dicle ve Fırat Nehirleri, Güneydoğu Anadolu Projesi, Su Savaşları, Su Yönetimi.

IrakSuSu kaynakları+7
Mustafa Yahya Yavuz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
10
Master'sOpen AccessEN

An analysis on the economic value of water

Survival instinct of human beings largely depends on availability of natural resources in adequate amounts and sufficient quality. However, people mostly prefer to destroy these fundamental resources instead of spinning the wheel continuously in a sustainable way. Undoubtedly, water which is main source of life is the most threatened resource in this process. Human practices for growth and development make the situation worse and cause water scarcity when associated with climate change, pollution, ever-increasing population and demand for meeting hunger (not for the poor, but for the rich). It is well known that economics is a science interested in allocation of scarce resources against unlimited needs and desires. Hence, water should be managed in accordance with its economic value. This study aims to present economic value of water in all its aspects and to provide policies for sustainable integrated management of water resources. Historical dialectic perspective for value of water, threats to water and economic instruments which generally give the value of water resources are examined in this study. Also, prominent international considerations about water resources are given. Moreover, current conditions of water resources in terms of both availability and scarcity are analyzed to raise awareness for protection and efficient use of these resources. In this respect, this study contributes to create an original literature for Turkey. Keywords: Value of water, Economic value, Economic instruments, Integrated water management, Water scarcity.

Natural resourcesEconomyEconomic evaluation+6
Ali Hakan Göçmen
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türk halk şiirinde pınar motifi

?Yoksa yamacında çınar bir de pınarÖlmüşsün ha yaşamışsın neye yarar.?Halk edebiyatı nazım türleri açısından son derece zengindir. Halk edebiyatı nazım ürünleri; anonim halk edebiyatı, âşık edebiyatı ve dini-tasavvufi halk edebiyatı olmak üzere üç başlıkta incelenir. Bu nazım ürünlerinde birçok motif işlenmiştir. Halk edebiyatında karşımıza sık çıkan motiflerden biri de pınar motifidir.Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak veya bu suyun çıktığı yer, memba anlamına gelen pınar halk edebiyatının birçok nazım türünde motif olarak işlenmektedir. Bazı yörelerde pınar; bulak, bulah, büngül, göze, büngür, bıngıldak, göz? vb. isimlerle karşımıza çıksa da özelliklerini yitirmemektedir.Toplumun su ihtiyacını karşılama görevini üstlenen pınarlar, zamanla birbirini sevenlerin buluştuğu ya da birbirini bekledikleri mekânlar olmuştur. Önceleri mekân olarak kullanılan pınarlar gerek yaşantı sonucu gerekse anlatıcının kabiliyeti neticesinde benzetme, abartma, kişileştirme ve mecaz anlamlarıyla da sık sık karşımıza çıkmaktadır.Halk, edindiği birtakım yaşantılar neticesinde pınarı mani, ninni, türkü ve ağıtlarında, manzum şekilde yazılan bilmece ve tekerlemelerde, koşma, semai, varsağı ve destanlarda, ilahi ve hikmetlerde bu anlam ve görevlerde başarılı bir şekilde işlemiştir.Gerek ihtiyaçtan gerekse yüklenen anlamdan dolayı pınar halk edebiyatı ürünlerinde duygu ve düşüncenin ifade edilmesinde bir motif olarak sıkça kullanılmıştır.Bu çalışmada amacımız pınarın bir motif olarak halk edebiyatı nazım türlerinde ne derece önemsenip kullanıldığını ayrıca ne tür anlamlar kazandığını örneklerle göstermektir.ANAHTAR KELİMELER: Pınar, motif, su kültü, subaşı, göze, halk şiiri

AkarsularMotiflerSu+3
Mehmet Şirin Kardaş
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
20
Master'sOpen AccessEN

Water as a driving force of nature and power (Hydroelectric power plants [HEPPs] and the dilemma of development and ecology from an anthropological perspective)

While two indispensable components of life, water and development, continue to shape each other constantly, human beings have always attempted to control water for food supply, irrigation, energy etc. throughout history. Huge dam and hydroelectric power plant projects have been initiated as one of the most important elements of development, an idea that was initiated in Western countries, and then 'exported' to developing countries particularly following the Industrial Revolution. The result is almost no freely flowing rivers remaining on Earth. There are many benefits these power plants provide for requirements of the modern life, while rapidly growing world population and gradually decreasing freshwater resources, their effects on the ecosystems surrounding rivers, as well as their social, cultural and environmental effects are not taken into account, which, as a result, make the alleged clean and renewable hydroelectric energy not sustainable. This study discusses hydroelectric power plants (HEPPs) within the framework of Development and Ecology from an anthropological perspective and evaluates the impact of two river-type hydroelectric plants on the daily lives of local people in the Aksu Valley located at the İspir District of Erzurum.

AnthropologyEcological factorsHydroelectric power plants+2
Ş. Pervin Yanıkkaya Aydemir
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00

Related subjects