Religious psychology

142 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Dindarlık, benlik saygısı, yaşam doyumu arasındaki ilişki üzerine bir araştırma: Süleyman Demirel Üniversitesi örneği

Çalışma Süleyman Demirel Üniversitesi'nde eğitim alan lisans öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 183 erkek 345 kadın olmak üzere 528 kişi katılmıştır. Araştırma 2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde tamamlanmıştır. Çalışmada dindarlık, benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişki ele alınmıştır. Çalışmada dindarlığın alt boyutlarından prososyal dindarlık ile yaşam doyumu arasında anlamlı pozitif, benlik saygısı ile yaşam doyumu arasında yine anlamlı pozitif ilişki bulunmuştur. Yapısal eşitlik modelinde dindarlık alt boyutlarından Allah ile kurulan ilişki ile benlik saygısı ve yaşam doyumu arasında bir ilişki olmadığı görülmüştür. Yine dindarlığın prosoyal dindarlık alt boyutu ile benlik saygısı arasında bir ilişki olmadığı çalışmada elde edilen diğer bir bulgudur. Çalışmada ayrıca değişkenler arasındaki ilişki cinsiyete göre de irdelenmiş olup kadın katılımcıların sonuçlarının model ile uyumlu olduğu, buna karşın erkek katılımcıların kadınlardan farklı olarak dindarlığın güç ve güven kaynağı olarak Tanrı ile ilişki alt boyutunun benlik saygısını negatif yönde anlamlı etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak kadın katılımcılarda dindarlığın her iki alt boyutunun da erkek katılımcılardan daha güçlü olduğu, katılımcıların kendi öz dindarlık düzeyi algıları ile ölçülen dindarlık düzeyleri arasında anlamlı pozitif bir ilişki olduğu, katılımcılar arasında en çok yaşam doyumunun kendisini çok dindar olarak görenler içinde ölçüldüğü, benlik saygısı ile katılımcıların göreli dindarlık düzeyleri arasında ise anlamlı bir ilişki olmadığı çalışmada elde edilen diğer bulgulardır.

DinDin algısıDin psikolojisi
Ayşe Betül Eser
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sanal gerçeklik ortamı ile uyarılmış pozitif huşu ve tehdit edici huşunun özgecilik üzerindeki etkisinde gruplararası ilişkiler

Keltner ve Haidt'in (2003) prototipik huşu modeline göre huşu, iki merkezi -genişlik ve akomode etme ihtiyacı- özelliğe sahip ve beş periferik -tehdit, güzellik, yetenek, erdem, doğaüstülük- özellik ile ilişkili olan kompleks bir duygudur. Bu araştırma kapsamında, Yaden ve ark. (2018) tarafından, prototipik huşu modelinden bu yana yapılan deneysel araştırma bulgularına dayalı olarak geliştirilen AWE-S'in Türkçe uyarlaması (HDDÖ) yapılmıştır. AFA uygulaması sonucunda ölçekteki 16 maddenin 4 alt boyutta toplandığı ve faktörlerin, toplam varyansın %82.379'unu açıkladığı görülmüştür. HDDÖ (α=.92) bireylerin hissettikleri anlık huşu duygusunu, değişmiş zaman algısı (α=.82), bağlanılmışlık (α=.96), genişlik (α=.94) ve akomode etme ihtiyacı (α=.93) olmak üzere dört boyutta ölçmektedir. Araştırmalar, huşu deneyimlerinin özgecilik üzerindeki pozitif etkisine vurgu yapmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, VR ortamı ile uyarılmış tehdit edici huşu (TEH) ve pozitif huşu (POH) deneyimlerinin, özgecilik (para bağışlama senaryosu ile ölçülen) üzerindeki etkisini iç grup- dış grup ayrımına dayalı olarak ölçmek ve POH/TEH uyaranlarının dini bağlamda pozitif (DİPOH)/dini bağlamda tehdit edici (DİTEH) olarak sunulduğu koşulda özgecilik üzerindeki etkilerini ele almaktır. İki başörtülü kadın grubu, DİPOH/DİTEH koşulları için POH/TEH uyaranları sunulmadan önce teorik olarak bu uyaranlar ile içerik bakımından ilişkili olduğu düşünülen Kur'ân-ı Kerim'deki ayetlere maruz bırakılmıştır. Literatürde TEH ve POH deneyimlerini uyarmada güçlü etkileri olduğu bulgulanan VR içerikleri (POH için doğa manzaralarını, TEH için volkan patlamalarını içeren) kullanılmıştır. 6 deney ve 2 kontrol koşulundan oluşan bir deney tasarlanarak 112 kadın katılımcı (70 başörtülü/42 başörtüsüz kadın) ile bu araştırma yürütülmüştür. POH, TEH ve kontrol koşullarındaki katılımcıların dış gruba yönelik özgeci davranış ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Fakat kontrol koşullarındaki katılımcıların iç gruba yönelik özgeci davranışlarının huşu koşullarındaki katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla olduğu ve DİPOH/DİTEH koşullarında TEH ve kontrol koşullarına kıyasla dış gruba yönelik özgeci davranışların istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla olduğu görülmüştür. Bulgular, ilgili huşu modelleri ve gruplararası ilişkiler kuramları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gruplararası İlişkiler, Huşu, Özgecilik, Pozitif Huşu, Tehdit Edici Huşu

Din psikolojisiPozitif psikolojiSosyal psikoloji+1
Mehmet Akif Aydın
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türbe ziyaretleri ve manevi destek ilişkisi üzerine bir araştırma: Aziz Mahmut Hüdai Türbesi örneği

İnsanlık yaşamın anlamını arama, bulma, koruma, bu anlamı yeniden hatırlama, değiştirme ve dönüştürme çabasıyla yaşar. Din, insanoğlu var olduğundan beri onun bu anlam arayışının bir parçası olarak onunla birlikte varlığını sürdürmüştür. İnsan yaşadığı yalnızlık, çaresizlik, korku, keder, hastalık, kayıp, musibet ve felâketler karşısında ona ümit, teselli ve güven verebilecek bir sığınak aramıştır. Kutsalla kurulan bağ insana acı ve üzüntüler karşısında dayanma gücü sağlamıştır. Türbeler insanların maddi manevi sıkıntılardan kurtulmak ve ibadet etmek için ziyaret ettiği kutsal mekanlardır. Türbeleri ziyaret amaçları göz önünde bulundurulduğunda, insanların hayatlarında önemli kırılma noktalarına denk düşen zamanlarda türbe ziyaretleri yaptıkları dikkat çekmektedir. Araştırmanın amacı, din psikolojisi bağlamında türbeleri ziyaret etmenin, ziyaret edenlere manevi destek yönüyle nasıl bir etkisinin olduğunu ve türbelerle manevi destek arasında bir ilişki bulunup bulunmadığını anlamaktır. İstanbul'da Eyüp Sultan Türbesi'nden sonra en çok ziyaret edilen türbe olması nedeniyle Aziz Mahmut Hüdayi Türbesi araştırma sahası olarak seçilmiştir. Türbeyi ziyaret eden 25 kişiyle mülakat yapılmıştır. Türbe ziyaretleri ve manevi destek ilişkisini ortaya koymaya yönelik bir çerçeve çizilmiştir. Elde edilen verilere dayalı olarak din psikolojisi açısından türbe ziyaretleri ve manevi destek arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya yönelik betimsel analiz yapılmıştır. v Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Manevi Destek, Popüler Dindarlık, Türbe, Türbe Ziyareti.

Aziz Mahmud HüdayiAziz Mahmud Hüdayi KülliyesiDin psikolojisi+4
Naile Gül Narçın Demir
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici dindarlığı ve alışveriş tutumu üzerine bir inceleme

Geçmişten günümüze, dini inançların inanan birey üzerinde çok yönlü bir etki gücüne sahip olduğu görülmektedir çünkü din, insanhayatına nüfuz ettiği ölçüde bireyin duygu, düşünce ve davranışının şekillenmesinde rol oynar. Bu çerçevede dinin insan üzerindeki etkisi sadece namaz, oruç, hac gibi ibadet eksenli ritüellerle sınırlı olmayıp gündelik hayata dair davranışlarda da görülmektedir.Bu bağlamda göze ilişen olgulardan biri tüketim davranışıdır. Dolayısıyla dini inançların etkili olduğu insan davranış türlerinden biri de tüketim tutum ve tercihleridir. Bu araştırmada dindarlık ve tüketim davranışı arasındaki ilişki incelenmiştir. Gıda ve kıyafet gibi zaruri ihtiyaçlardan eğlence ve tatil gibi bazen lüks kabul edilen tüketim tutumu ve tercihleriyle dindarlık arasında nasıl bir ilişki vardır? Tüketici tutum ve tarzlarında dindarlığın rolünü inceleyen bu nicel araştırma kapsamında 1106 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcıların tüketici tarzlarını belirlemek için Sproles ve Kendall (1986) tarafından geliştirilen Tüketici Tarzları Envanteri (TTE) ve dindarlık düzeylerini ölçmek için araştırma kapsamında tarafımızca geliştirilen Dini TutumÖlçeği (DTÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS- 24 programıyla analiz edilmiştir. Ölçeklerin arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Gruplar arasındaki farkı belirlemek için Anova ve bağımsız grup t-testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Dini Tutum Ölçeği (DTÖ) puanları ile Tüketici Tarzları Envanter (TTE) puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu ilişkinin mahiyetine baktığımızda dindarlık ile tüketici tarzlarının alt faktörlerinden Marka Odaklılık, Yenilik-Moda Odaklılık, Düşünmeden AlışverişYapma, Alışkanlık (marka bağlılığı), Bilgi Kargaşası Yaşamaile negatif yönde;Fiyat Odaklılık ve Alışverişten Kaçınma alt faktörleri ile pozitif yönde ilişki olduğubelirlenmiştir. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu ise dini inançların araştırmamıza katılan bireylerin gıda, kıyafet, tatil ve banka tercihlerinde en belirleyici faktör olduğudur. Elde edilen sonuçlar, araştırmanın örneklemi bağlamında dindarlığın tüketim tarzve tercihleri üzerinde etkili olduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Din, Din Psikoloji, Dindarlık, Tüketim, Tüketici Dindarlığı, Tüketim Tarzları

Alışveriş davranışlarıDinDin psikolojisi+7
Ayşenur Barak
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Metaforik hikayelerle yapılandırılmış maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının lise öğrencilerinin psikolojik iyi oluşlarına etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı metaforik hikayelerle yapılandırılmış maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının lise öğrencilerinin psikolojik iyi oluşlarına etkisinin incelenmesidir. Bu araştırma, maneviyat ve psikolojik iyi oluş arasında ki ilişkiyi deneysel olarak inceleyen Türkiye'de ki ender çalışmalardan biridir. Araştırma 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, Özel Bir Anadolu Lisede eğitim gören 9., 10, 11, ve 12. sınıf öğrencileri ile çalışılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunda 11 erkek 13 kız olmak üzere toplam 24 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada öntest, sontest ve izleme teslerinden oluşan deney ve kontrol gruplarından oluşan deneysel bir araştırmadır. Katılımcıların psikolojik iyi oluş düzeylerini ölçmek için Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada deney gruba ile çevrimiçi 6 haftalık psiko-eğitim çalışması ile haftada bir kez olacak şekilde oturumlar yapılmış ve iki ay sonra izleme testi ile birlikte veri toplama işlemi tamamlanmıştır. Verilerinin analizinde parametrik olmayan istatistikler kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 15.0 istatistik programı kullanılarak, hipotezlerin sınanması Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile yapılmıştır. Verilerin analizi sonucunda deney grubunda katılımcıların son testinde ön test puanlarına göre Psikolojik İyi Oluş düzeylerinin anlamlı düzeyde artığı bulunmuştur. Sontest ölçümünden 2 ay sonra katılımcılara izleme testi yapılmış ve deney grubunda maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının etkisinin katılıcılarda etkisinin devam ettiği gözlemlenmiştir. Sonuç olarak maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının, psikolojik iyi oluşa anlamlı düzeyde pozitif katkısı ve sürdürülebilir bir etkisi olduğu gösterilmiştir. Covid-19 salgının küresel krizine rağmen, maneviyatın bireylerin psikolojik açıdan güçlü kalmalarını sağladıkları gözlemlenmiştir. Bunun yanında metaforik hikayelerin psiko-eğitim çalışmalarında kullanımının verimliliği ortaya konulmuştur. Böylece bu çeşit bir metodun psikolojik danışmanlar tarafından uygulanacak psiko eğitim ve psikolojik danışma oturumlarında kullanabileceği gösterilmiştir.

Din psikolojisiHikayeLise öğrencileri+6
Cihat Bozkurt
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Exploring the contributions of islamic thought to psychotherapy: A thematic analysis of Islamically integrated psychotherapy practitioners

The religion of Islam has never been seen as only a set of certain practices and beliefs in any period of time since its beginning. On the contrary, Islam has built a civilization that encompasses all of life and draws perspectives on human belief in every aspect. While this civilization built an ontological basis on human existence, it also focuses on the processes of obtaining information epistemologically. The relationship between religion and life has been severed in the modern period and this rift has expanded in every field of the social sciences. Psychology, which is one of these fields, is on the verge of abandoning religion or spirituality. Although the foundations of this break are deeper and more philosophical, it is a much more practical way to start from its reflections. Islamic thought, which can make a significant contribution especially in terms of psychotherapy, is currently ignored and not given enough attention. In this study, thematic analysis of interviews with 8 therapists who incorporate Islamic principles into their psychotherapy was conducted. A total of 22 themes were found in 5 categories. These five categories (integration of specific methods of Islamic thought into psychotherapy, integration of specific methods of other therapy methods with the Islamic psychology approach, difficulties in transferring Islamic thought to therapy, the importance of applying Islamic thought to the therapy setting and the contributions of transferring Islamic thought to the therapy environment in clinical psychology) are analyzed and discussed within this dissertation. Finally, the contributions of these themes to the current situation and future were discussed.

Religious psychologyPsychologyPsychotherapy+2
Muhammed Furkan Cinisli
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlik dönemi dini obsesif kompulsif bozukluk (OKB): Din eğitimi alan öğrenciler üzerine karşılaştırmalı bir inceleme

Obsesyonlar bireylerin günlük yaşayışlarını etkileyen bastırılamayan, tekrarlayıcı düşünceler, dürtülerdir. Kompulsiyonlar ise bu düşüncelere bağlı olarak kaçınmayla ortaya çıkan, yineleyici eylemlerden oluşan ruhsal problemlerdir. OKB'nin bir türü olan dini OKB ise bu bozukluğun dini içerikli unsurlar içerdiği halidir. Bireyin günlük yaşamını olumsuz yönde etkilediği gibi dini yaşantısını da sekteye uğratabilmektedir. İstanbul'da Ortaokul'da, İmam Hatip Ortaokulu'nda ve Hafızlık eğitimi veren kurumlarda dini eğitim alan 13-15 yaş arası ilk ergenlik dönemindeki gençlerde dini OKB eğilimi ve din eğitimi açısından karşılaştırılması araştırmanın temel konusudur. OKB ve dini OKB hakkında bilgi vermek, ergenlik dönemi gelişim evrelerini incelemek, Türkiye'de dini OKB konusunu ele alan ampirik çalışmaları tespit etmek, OKB ve dini OKB düzeyi açısından Erken ergenlik döneminde din eğitimi alan öğrencilerin aldıkları dini eğitime, hafızlık yapma durumuna, bazı demografik değişkenlere, anne-baba yetiştirme tarzına ve din eğitimi/ hafızlık eğitimi alınan din eğitimcisinin eğitim tarzına göre karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Dini OKB temelinde literatürdeki çalışmaların yetersiz olması, hafızlık öğrencileri üzerinde dini OKB ekseninde müstakil bir çalışmanın bulunmaması, erken ergenlik döneminde ortaya çıkma eğiliminde olan OKB'nin bu dönemdeki katılımcıların örneklem olarak seçilmesi bu araştırmayı önemli kılmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi anketi, OK Ölçeği, Penn Dinsel Obsesyonlar Ölçeği, Dini Kompulsiyonlar Ölçeği uygulanmıştır. Veriler Ortaokul'da, İmam Hatip Ortaokulu'nda ve hafızlık eğitimi veren kurumlarda öğrenim gören 13-15 yaş arasındaki ergenlerin rastgele seçilmesi ile elden toplanmıştır. Dini eğitim alınan kuruma göre OKB ve dini OKB düzeyi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark elde edilmiştir. Hafızlık yapma durumuna göre hafızlık yapanlarda OKB ve dini OKB düzeyi diğerlerine göre daha düşük olarak tespit edilmiştir. Demografik değişkenler, anne-baba yetiştirme tarzı, din eğitimcisinin yetiştirme tarzı açısından OKB ve dini OKB düzeyleri arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir.

Din eğitimiDin psikolojisiDini takıntı+7
Burcu Gül Gürbüz
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İslam düşünce geleneğinde hüzün

İnsan hayatta iyi ya da kötü olaylar yaşar. Bu olaylar neticesinde kaçınılmaz olarak birbirinden farklı duyguları hisseder. Mutluluk, huzur, heyecan, umut gibi olumlu duygular insan hayatında olduğu kadar hüzün, depresyon, melankoli ve yas gibi duygular da hayatın bir gerçeğidir. Biz bu çalışmada "hüzün" duygusunu ele aldık. Bu çerçevede ilk önce hüzün ve komşu (melankoli, depresyon ve yas) kavramlar konuya giriş mahiyetinde psikolojik açıdan ele alınmıştır. Daha sonra, bu çalışmanın ana konusunu teşkil eden İslam düşünce geleneğinde hüzün konusuna yaklaşım ele alınmıştır. Bu bağlamda önce Kur'an ve sahih hadisler incelenmiş, ardından Kindî'den Muhyî-yi Gülşenî'ye uzanan klasiklerde yer alan hüzün risaleleri ve ek olarak, tasavvuf geleneğinde hüzne yaklaşım ele alınmıştır. Çalışmamızda son olarak İslam düşünce geleneğinde hüzünle ilgili dinî, felsefî ve tasavvufî yaklaşımların maneviyat danışmanlığı ve rehberlik hizmetlerinin teori ve pratiğine katkı sağlama imkânı tartışılmıştır.

Din psikolojisiDini danışmanlıkDini rehberlik+7
Rabia Yılmaz
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Nöroteoloji ve dini deneyim

Bu çalışma nörolojik olarak dînî deneyimi ve Tanrı'nın varlığını hissetme durumu gibi spritüel birçok konuyu bilimsel olarak inceleyen nöroteoloji bilim dalının dînî deneyimle ilgili kısmını araştırmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda nöroteolojinin kapsadığı nöroloji, teoloji, biyoloji ve psikoloji alt bilim dallarından faydalanıp konuyla bağlantılı kısımlarını ele alarak meseleye açıklık kazandırılacaktır. Nöroteoloji yakın zamanda ortaya çıkan ve gelişmekte olan bir alan olmakla birlikte son dönemde kullanılan beyin tarama aletleri ile kayda değer sonuçlar elde edilmiştir. Bununla beraber bilim insanları çok eski dönemlerden beri beyni ve beynin fonksiyonel bozukluğu sebebiyle ortaya çıkan hastalıkları ele alan eserler kaleme almışlardır. Bu anlamda konuyla ilgili ilk ve önemli isimlerden biri olarak Kamilu's Sınaatu't Tıbbiyye adlı eseri ile Ali b. Abbas el-Mecusi'yi görüyoruz. Tezimizde dînî duygu, düşünce ve deneyimlerin beyinde nörolojik olarak hangi bölgelere etki ettiği veya hangi beyin bölümlerinin bu işlemlerden sorumlu olduğunun ele alınmasının yanı sıra beyin süreçlerinin bilincimize etki etmesi yönüyle de bilinç konusuna değinilmiştir. Bu çerçevede dînî deneyimin zihne ait bir konu olması ve kişinin kendisine ait öznel bir tarafı olması sebebiyle açıklanmasının zor hatta imkânsız bir mesele olduğu vurgulanmıştır. Bununla birlikte bu alanda birçok bilim adamı yaptıkları deney ve araştırmalar ile farklı modellemeler üretmişlerdir. Özellikle mânevî ve mistik deneyim esnasında beyin üzerinde gerçekleştiren deneylerde görüntüleme cihazları ile elde edilen bilgiler nöroteolojinin gelişimine büyük katkı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Beyin, dinî deneyim, nöroloji, nöroteoloji, psikoloji, tanrı.

BeyinDeneyimDin+5
Seray Yıldız
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dinî Obsesif Kompulsif Bozukluk eğilimi: Üniversite öğrencileri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

Giriş: Geçmişten günümüze çeşitli psikopatolojiler insanların yaşamını etkilemiştir. Bunlardan biri de obsesif kompulsif bozukluğun (OKB'nin) bir alt türü olan dinî OKB'dir. Dinî OKB, insanların dinî yaşam kalitesini düşüren ve dinle olan olumlu ilişkilerini sekteye uğratan bir psikopatolojidir. Konu: Çanakkale ve İstanbul illerinde İlahiyat/İslami İlimler, Tıp, Sağlık Bilimleri ve Eğitim Bilimleri Fakültelerinde okuyan öğrencilerdeki dinî OKB eğilimi araştırmanın konusudur. Amaç ve Önem: OKB ve dinî OKB eğiliminin bazı sosyodemografik değişkenlerle ilişkisini belirlemek; dinî obsesyon eğiliminin dinî bilgi edinilen yer ve kendini dinî inanç açısından değerlendirme ile ilişkisini belirlemek ve OKB ve dinî OKB ile çocuk yetiştirme tarzları arasında ilişki bulunup bulunmadığını tespit etmek araştırmanın amaçlarıdır. Dinî OKB'li bireylerin çoğunlukla semptomlarını gizlemesi nedeniyle geç tanı aldığı ve bu psikopatolojinin yirmili yaşlarda başladığı göz önünde bulundurulduğunda, bu araştırmanın dinî OKB tanısı almayan genç örneklemde dinî OKB eğilimini ortaya çıkarması açısından ehemmiyetli olduğu düşünülmektedir. Yöntem: Nicel türde yapılan bu araştırmada veriler, 2020-2021 eğitim öğretim yılında; Tıp, Sağlık Bilimleri, Eğitim Bilimleri ve İlahiyat/İslami İlimler fakültelerinde okuyan üniversite öğrencilerinin çevrimiçi olarak katılımına sunulan anket formuyla toplanmıştır. Veriler SPSS 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sosyodemografik bilgi formu, OKB eğilimi ölçeği (BOCS), penn dinî obsesyonlar ölçeği (PIOS) ve dinî OKB eğilimi ölçeği araştırmada kullanılan veri toplama araçlarıdır. Bulgular: Katılımcıların cinsiyetleri ile dinî obsesyon eğilimleri arasında anlamlı bir fark saptanmıştır. Katılımcıların üniversite alanları ile OKB eğilimi ve dinî obsesyon eğilimleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Katılımcıların dinî bilgilerini edindikleri yer ile dinî obsesyon eğilimleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Katılımcıların kendilerini dinî inanç açısından değerlendirmeleri ile OKB ve Dinî OKB eğilimleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Anne ve babanın çocuk yetiştirme tarzına göre OKB eğilimi ölçeği, Penn Dinî Obsesyonlar ölçeği ve Dinî OKB eğilimi ölçeği arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Din psikolojisiObsesif inanışlarObsessif kompülsif bozukluk+3
Sümeyye Bilgin
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kader algısı ile otoriteryen kişilik arasındaki ilişki üzerine bir inceleme

Bu araştırmada yıkıcı davranış dinamikleri ile bağlantılı olarak II. Dünya savaşı sırasında ve sonrasında sosyal psikolojide ele alınan otoriteryanizm (yetkeci kişilik) ile teistik kader algısı arasındaki ilişki üzerinde odaklanılmıştır. Araştırma, "katı, dogmatik, hoşgörmez ve itaatkâr" özellikleri içinde barındıran davranış biçiminin teistik kader algısı ile arasında ne tür bir ilişki olduğunu açığa çıkarmayı ve böylece bu değişkenlerin arasındaki ilişkileri anlamada bazı bulgulara ulaşarak ileride konuyla ilgilenecek olan araştırmacılar için yol göstermeyi hedeflemektedir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmıştır. Çalışmanın örneklemi 18-65 yaş arası 500 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcıların % 29,8'i erkek, % 70,2'si kadındır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, "Dindarlık Ölçeği", "Teistik Kader Algısı Ölçeği" ve "Sağ Kanat Yetkeciliği Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada kader algısı, otoriteryen (yetkeci) kişilik ve sosyo-demografik değişkenler arasında ilişkiler tespit edilmiştir. Otoriteryen kişilik ile sosyo-demografik değişkenler arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Kaderci tutum ile otoriteryen kişilik arasında pozitif yönde anlamlı ilişki tespit edilirken, özgür iradeci tutum ile otoriteryen kişilik arasında negatif yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca dindarlık düzeyi ile otoriteryen kişilik ve teistik kader algıları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular yaşamda karşılaştığı olaylar karşısında kendini pasifleştirerek olayları Allah'a yükleyen kaderci tutumun otoriteryen kişilik ile doğru orantılı; yaşamda kendine aktif pozisyon tayin eden özgür iradeci tutumun otoriteryen kişilik ile ters orantılı olduğunu göstermektedir.

DeterminizmDin psikolojisiKader+5
Büşra Korkmaz
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenler ve ebeveynler gözüyle ergenlerde deizm yönelimi: İnanç gelişimi üzerine bir inceleme

Her çağın beraberinde getirdiği birtakım olgular bulunur. Değişen hayat şartları, modernizm ve post-modern süreçlerin etkisi altında kalan kimi günümüz insanı geleneksel Tanrı tasavvurunun dışına çıkarak inanç biçiminde kendi dünyasına uygun yeni anlayışlara yönelebilmektedir. Deizm bu yönelimlerden biridir. Bu görüşle; ontolojik olarak Tanrı fikrinden tamamıyla kopamayan insanoğlu, birey merkezli tutumunu inancına yansıtmaktadır. Bu gelişmeler daha çok Batı'da kendine yer bulabilmiş ancak İslam inancına sahip bölgelerde son zamanlarda gündeme geldiği görülmüştür. Medyada yer alan deizmin yaygınlaştığı ve liseli gençler tarafından benimsendiğine dair kimi haberlerin çıkması, durumun böyle olduğu izlenimi verebilir ama gerçekte böyle midir? Acaba gerçek yansıtıldığı gibi midir? Konunun gerçekliğini ortaya koymak için çok sayıda alan araştırmasına ihtiyaç vardır. Bu bağlamda çalışmamızda liseli gençlerin gelişim, değişim ve dönüşümü ebeveyn ve öğretmenler üzerinden incelenerek deizm eğiliminin gerçekliği araştırılmıştır. Araştırma, gençlerin en yakınında bulunan onların duygu, düşünce ve davranış gelişimlerine şahit olan ebeveynlerin ve öğretmenlerin değerlendirmelerine başvurularak gerçekleştirilmiştir. İstanbul ilinin farklı ilçelerinde ortaöğretim kurumlarında görev yapan PDR, Rehberlik, Felsefe, DKAB ve İHL Meslek Dersi öğretmenleriyle toplamda 18 öğretmen ve lise düzeyinde en az bir çocuğu öğrenim gören 12 ebeveynle yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılarak görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, popüler kültürün gençler üzerindeki etkisi ve ergenliğin kendine has karakteristik özellikleri ön plana çıkmıştır. Ebeveyn ve öğretmenlerden elde edilen bulgular ergenlerin tipik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşadığını, inanç dünyalarının da bu süreçten etkilendiğini, bazı gençlerin inanç konularına mesafeli ve ilgisiz dururken bazılarının beklenildiği gibi bir sorgulama ve arayış içerisinde olduğunu anlaşılmaktadır. Ancak, bazı belirgin vakalar olmakla beraber, deizm eğiliminin medyaya yansıdığı kadar yaygın olmadığı tespit edilmiştir.

DeizmDin psikolojisiDini gelişim+6
Tuğba Dikbaş
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dini takıntı ve dindarlık ilişkisinde düşünce-eylem kaynaşması, suçluluk duygusu ve kaygının rolü

Dini takıntı, nedeni net olarak anlaşılamayan ve pek çok kimsede tedavi arayışlarına cevap vermeyen bir psikolojik rahatsızlık türüdür. Literatürde dindarlık ile ilişkisini inceleyen pek çok çalışma olmasına rağmen, dini takıntının nedenine ve tedavisine yönelik bütüncül bir yöntem geliştirilememiştir. Buna katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirilen mevcut çalışmanın ana hedefi, dini takıntı ve dindarlık arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide düşünce-eylem kaynaşması, suçluluk duygusu ve kaygı hissinin rolünü belirlemektir. Bu amaçla korelasyonel desene bağlı olarak 18-60 yaş aralığında ve uygunluk (convenience) örnekleme yöntemi ile seçilen 202 kişiye (Erkek=66, Kadın=136) içinde ölçeklerin yer aldığın anket uygulanarak veriler elde edilmiştir. Ankette; kişisel bilgi formu (cinsiyet ve yaş), "Genel Kaygı Düzeyi", "Düşünce-Eylem Kaynaşması Ölçeği", "Obsesif-Kompulsif Bozukluk Ölçeği", "Dini-Ahlaki Suçluluk Duygusu Ölçeği", "Nevrotiklik/Kaygılı Kişilik Özellikleri Ölçeği", "Suçluluk ve Utanma Ölçeği" ve "Dindarlık Profilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, sorgulayıcı dindarlık düzeyi yükseldikçe, dini takıntı seviyesinin azaldığı; sufi ve geleneksel dindarlık arttıkça ise dini takıntı belirtilerinin de arttığı gözlenmiştir. Aynı zamanda erkeklerin kadınlardan daha fazla dini takıntı rahatsızlığından mustarip olduğu görülmüştür.

Din psikolojisiDindarlıkDini takıntı+3
Esma Zennure Kavurkacı
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dini-psikoterapi ekseninde karakter eğitimi

Psikoloji ilmi, Avrupa ve Amerika'da gelişen bir bilim dalıdır. Temel dayanağını, Avrupalı bilim adamlarının düşünce sistemleri oluşturur. Yakın bir geçmişe sahip olan bu bilim dalı, Amerika, Almanya, İngiltere, Hollanda, diğer Avrupa ülkelerinde ve zamanla Asya ülkelerinde de yer edinmeye başlamıştır. Psikoloji ilminin bir alt disiplini olan, bireyi, içinde olduğu hastalık ve rahatsızlıktan kurtarmak adına belli başlı metotları içeren psikoterapi de Batı temelli bir var oluşa ve Batı eksenli düşünce sistemine sahiptir. Bu çalışmada temelde insanın karşılaştığı anlam belirsizliği sebebiyle yaşadığı eksiklik ve maneviyat eksenli huzursuzluk, psikoterapi ve dini terapi ekseninde ele alarak bireyin karakter eğitimi incelenmiştir. Psikoloji ve eğitim kavramları üzerinde tahliller yapıldıktan sonra, bu ilimlerin alt disiplinleri olan psikoterapi, din eğitimi ve dini terapi kavramları üzerinde durularak, bu kavramlar kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemlerinden literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Bilgiler alanda yazılan kitapların detaylı bir şekilde okunup incelenmesiyle elde edilmiş analizlerdir. Çalışmamız neticesinde, ferdin yaşadığı olumsuz olayları ve ruhsal rahatsızlıkları iyileştirme sürecinde ve bireye kimlik kazandırmada modern ilimlerin yanı sıra dini bilgilerin de etkin rol alması gerektiği sonucuna varılmıştır. Sağlıklı bir kişilik ve karakter oluşturma sürecinde psikolojik, antropolojik verilerle beraber dini bilgilerin ve dini terapi yöntemlerinin sürece dahil edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Dini terapinin de bireyi ele almada, onu değerlendirmede ve iyileştirmede en az psikoterapi kadar etkin olması gerektiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Eğitim, Din Eğitimi, Psikoterapi, Dini Rehberlik, Karakter Oluşumu, Sayfa Adedi : 132 Tez Danışmanı : Prof. Dr. Şakir GÖZÜTOK

DinDin eğitimiDin psikolojisi+6
Besna Yalçın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İranlı göçmenlerin din değiştirmesinde etkili olan sosyal ve psikolojik faktörler: İzmir örneği

Bu çalışma İzmir'de yaşayan din değiştirmiş İranlı göçmenlerin din değiştirmesinde etkili olan sosyal ve psikolojik faktörlerin neler olduğunun incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmada genel anlamda din değiştirmenin altında yatan sosyal ve psikolojik etkenler ortaya çıkarılmıştır. Özelde ise İzmir'e göç eden İranlıların din değiştirme eyleminden önceki yaşamları, din değiştirme ve din değiştirme sonrası yaşamış oldukları süreçler psikolojik ve sosyal boyutları ile üç aşamada ele alınmıştır. Ayrıca din değiştirme sırasında, öncesinde ve sonrasında yaşanan durumlar ve bunların çözümüne yönelik din psikolojisi, din sosyolojisi, din eğitimi vb. alanlarda yapılan çalışmalara katkı sağlamak amaçlı yapılan bir çalışmadır. Araştırmada veriler, İzmir'de yaşayan ve kartopu örneklemi ile ulaşılan 6 İranlı göçmenle derinlemesine mülakat yapılarak elde edilmiştir. Veriler toplanırken ses kayıt cihazı kullanılmıştır. Daha sonra toplanan veriler yorumlanmış ve değerlendirilmiştir. Bireylerin din değiştirmelerinde birçok psikososyal faktör etkili olmaktadır. Görüşülen bireylerin din değiştirmesinde İran'da siyasi ve dini ortamın etkisi görülmektedir. Bununla birlikte başta ekonomik olmak üzere çeşitli mahrumiyetler içindeki göçmenlere Hristiyan misyonerlerin gösterdikleri yakın ilginin de din değiştirmede etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Din değiştirme, Dini değişim, İranlı göçmenler, Hristyanlık, Misyonerlik

Din değiştirmeDin psikolojisiDin sosyolojisi+7
Azad Gök
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Psikoloji ve din açısından takıntı -vesvese

Psikoloji ve din, insanın ilgi alanlarının başında gelir. Psikoloji insanı tanımak için gerekli bir bilim dalı, din ise insanın inanma ihtiyacını karşılama ve manevi dünyasını tatmin etme amacını güden bir inançlar ve değerler sistemidir. Bu sebeple bilimsel çalışmalarla onun her yönüyle incelenmesi, problemlerine çözüm yolları aranması da bir ihtiyaçtır. Vesvese, hem dini, hem de psikolojik bir problemdir. Ancak psikoloji ve din alanlarının vesvese problemine yaklaşımlarında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Psikoloji, vesvese problemini bir obsesyon olarak ele alırken din ise vesveseyi metafizik sebeplerini de göz önünde bulundurarak bu problemin üstesinden gelinebilecek önerilerde bulunmaktadır. Bu çalışma çerçevesinde, psikoloji ve din alanlarının vesvese problemini nasıl temellendirdikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Psikoloji alanındaki obsesyon ve kompülsiyon problemi ile vesvese problemi arasındaki benzerlik ve farklılıklar ortaya konarak obsesyon ve vesvese arasındaki ilişkilendirmelere değinilmiştir. Obsesyon, vesvese probleminin psikoloji alanındaki adıymış gibi bir yanılgı da bulunmaktadır. Obsesyon ve vesvese problemi insanı olumsuz etkilemesi, fısıltılar, iç sesler şeklinde olması ve insanı davranışta bulunma konusunda çaresiz bırakması gibi durumlarla benzerlik göstermektedir. Vesvese hastalığının metafizik varlıklar olan şeytan ve cinlerden kaynaklanabileceği noktası ise obsesyon ve vesvese problemini birbirinden ayıran keskin teolojik ve metafizik farklılıklar olmaktadır. Psikoloji, metafizik süreçlerin deney ve gözlemden uzaklığını öne sürerek obsesyon probleminin; insanın fizyolojik, biyolojik ve nörolojik süreçleri ile geçmiş yaşantılarından kaynaklanabileceği üzerinde durmaktadır. Daha önceden obsesyon ve kompülsiyon problemlerinin şeytan, cin ve cadı gibi metafizik sebeplere bağlanması psikoloji açısından bilimsel olmayan açıklamalar olarak görülmektedir. Kompülsiyon kavramı ise psikolojide insanı rahatsız eden düşünce ve kaygıdan uzaklaşmak için ortaya konan, tekrar eden davranışlar olarak açıklanmaktadır. Sonuç olarak obsesyon ve vesvese problemi birbirinden farklı iki alanın ortak problemleri olarak değerlendirilmiştir. Bu arada dini yaşantısını ön planda tutan psikologların, obsesyon ve vesvese kavramlarını, anlam bakımından birbirine benzer veya yakın olarak kullandığı görülmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde problem durumunun anlaşılmasına yardımcı olacak kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümde "Psikoloji açısından obsesif ve kompülsif kişilik bozuklukları" konusu, kavramsal ayrıştırmalar yapılarak incelenmiş, psikoloji tarafından uygulanan tedavi ve korunma yolları belirtilmiştir. Ayrıca yer yer dini verilerden de faydalanılarak merak ve sorgulamalarla bu bölüm daha anlaşılır kılınmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde İslam, Yahudilik, Hıristiyanlık ve Hinduizm dinlerinde yer alan kötülük kavramı ve kötülüğü temsil eden varlıklar ile vesvese kavramı arasındaki ilişkilere değinilmiştir. Dinlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisini göz önünde bulundurarak vesvese ve benzeri problemlerden korunma ve tedavi yöntemleri araştırarak anlaşılır bir dille ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç ve öneriler kısmında ise dini kaynaklardan ve psikolojik verilerden faydalanarak vesvese, takıntı, obsesyon kavramlarının somut ve metafizik yönleriyle ilgili belli çıkarımlarda bulunmaya çalışılmıştır.

DinDin psikolojisiObsessif davranış+3
Ali Kerdiğe
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an ve sünnette empatik yaklaşımın yeri

Allah Te'âlâ gerek ilahi mesajları ile gerekse hidâyet rehberi olarak gönderdiği peygamberler aracılığıyla insanları; psikolojik, sosyolojik ve ahlâki olarak eğitmeyi amaçlamıştır. Bu eğitim neticesinde insanlardan beklenen genel ahlâki erdemler; hoşgörülü, vicdânlı, merhametli, affedici, adil, cömert ve diğerkâm olmalarıdır. Bireyin bu erdemleri sağlıklı bir şekilde hayatında uygulayabilmesi için karşısındaki kişiyi veya varlığı anlaması gerekmektedir. Burada anlamaktan kastedilen durum karşısındaki kişi veya varlığın yerine kendisini koyarak tasavvur etme yani empati kurmaktır. Araştırmamızda, belirtilen bu ahlâki erdemlerin oluşmasını sağlayan "empati" kavramı, bu kavramın Kur'an ve Sünnetteki örnekleri Din Psikoloji biliminin bakış açısı ile ele alınmıştır. Bu bağlamda Kur'an-ı Kerim ve Sünnette geçen empatik ifadeler psikolojik kavramlarla ifade edilmeye, açıklanmaya ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Son yüzyılda, modernitenin ve teknolojik gelişmelerin de etkisiyle, Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamberin (s.a.v) ortaya koyduğu ahlaki ilkelere riayet giderek azalmış, bununla birlikte bireysellik ve bencillik (egoizm) her alanda yaygınlaşmaya başlamıştır. Toplumda gerçekleşen bu psikolojik ve sosyal problemlerin çözümünde, insanların tutum ve davranışlarına empatik yaklaşımın hâkim olmasının ne kadar önemli olduğunu, bu anlayışın dini inançlarla da pekiştirilmesinin sosyo-kültürel açıdan sağlayacağı katkıyı da unutmamak gerekir. Bu sebeple Kur'an ve Sünnette geçen empatik yaklaşımlar incelenip, ortaya konularak bu konuda toplumda bir farkındalık oluşturacaktır

AhlakDin psikolojisiEl-Kurani+7
Mehmet Emsal
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hristiyan ve müslüman çocuklarda tanrı tasavvuru

Araştırmanın amacı, Hristiyan ve Müslüman çocukların Tanrı'yı nasıl tasavvur ettiklerini tespit etmek ve bahsi geçen tasavvurları karşılaştırmaktır. Ayrıca çocukların benimsediği dinî inanç ve mevcut bilişsel yapıları gibi hem içsel hem de dışsal faktörlerin tasavvur sürecine olası etkilerini saptamaktır. Çocukların Tanrı tasavvurlarının saptanması ve bu süreçte etkili olan faktörlerin neler olduğunun analiz edilmesi, daha sonra elde edilen verilerin eğitim-öğretim süreçlerine ve sosyal yaşamlarına yansıtılması önemli bir husustur. Çocukların Tanrı'yı tasavvur ederken yükledikleri anlamlar kendilerine özgüdür. Dolayısıyla tasavvur sürecini anlamak bireyleri tanımada gereklidir. Araştırmada Şırnak ilinde yaşayan 6-11 yaş aralığındaki, Hristiyan/Süryani ve Müslüman/Sünni çocukların Tanrı tasavvurları ele alınmıştır. Çalışma nitel araştırma çerçevesinde, mülakat tekniğiyle yarı yapılandırılmış açık uçlu 10 soruyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular betimsel analizle kategorilendirilip yorumlanmıştır. Bulgular yorumlanırken Tanrı tasavvuru hakkında çalışmalar yapan araştırmacıların konu hakkındaki düşüncelerine gerekli yerlerde değinilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde her iki dine mensup bireylerin insanbiçimci/antropomorfik Tanrı anlayışına sahip olduğu gözlenmiştir. Çocukların tasavvurlarında inandıkları dinin, Tanrı'ya yüklediği niteliklerin yansımaları görülmüştür. Diğer yandan çocukların bilişsel yapıları da tasavvur sürecinde etkili olmuştur. Her iki gruptaki çocukların yanıtları göz önüne alındığında tasavvurlarının şekillenmesi tek bir nedenle açıklanamaz. İçsel ve dışsal faktörlerin çocuklar üzerinde farklı tezahür etmesi her katılımcının kendine has Tanrı tasavvuru oluşturmasına neden olmuştur.

Din psikolojisiHristiyanlarMüslümanlar+2
Aylin Bektaş
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tevessülün tasavvufî kavramlarla ilişkisi ve psikolojik etkileri

İnsanın fıtrî eğilimlerini merkeze alan tasavvufî düşüncenin ruhsal dengeyi sağlamadaki etkileri üzerine hazırlanan bu çalışma, tasavvufî kavramların iş birliği içinde hareket ettiği düşüncesine dayandırılmıştır. Çalışmada tasavvufî düşünce sistemine ait bir kavram ve uygulama olarak ele alınan tevessülün insana birtakım erdemleri kazandırdığı ve böylelikle onun manevi olgunlaşmasına destek olduğu ortaya konulmuştur. Aynı zamanda tevessülün insanın bilinç ve farkındalık hâlini artıran yönlerine de vurgu yapılarak sağlıklı bir ruh haline kavuşmasına hizmet ettiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda tevessülün ilişkili olduğu tasavvufî kavramlar tespit edilmiş ve insanın kendini tanıması, ifade etmesi, ümit duyması, motive olması, kaygılı durumlarla başa çıkabilmesi, empatik düşünerek özgeci davranışlar sergileyebilmesi ve öz yeterlilik duygusu üzerindeki etkileri incelenmiştir. Aynı zamanda tevessülün bir modelleme olduğu ortaya konmuş ve modellemenin tüm getirilerinin tevessül için de geçerli olduğu belirtilmiştir. Tüm bu sonuçları ortaya koymada tasavvufun temel kaynakları ve psikoloji alanında yapılan çalışmalar karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Bu çalışmada tevessüle insan psikolojisinin göz önüne alındığı bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılmıştır ve bu durum tevessülün yüzeysel bir kavram olmadığını göstermiş, derin anlamları çeşitli şemalarla da ifade edilerek ortaya konmuştur.

Din psikolojisiPsikolojik etkiTasavvuf+3
Şefaat Ertaş
Balıkesir University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi duygusal / psikolojik şiddeti önlemede öfke kontrolü ve dinin rolü

Her gün gerek basından gerekse bizzat şahit olduğumuz aile içi şiddet dozunu öylesine artırdı ki, tüm dünyada devletler yasalarına, özellikle bu konuda dezavantajlı durumda olan kadın ve çocuklara yönelik pozitif ayrımcılık içeren maddeler eklemek durumunda kaldılar. Şiddeti, güçlü olanın kendinden daha zayıf olanlara karşı uyguladığı zorbalık ve sindirme hareketi olarak düşünürsek, ilk aklımıza gelen fiziksel, cinsel, ekonomik şiddet veya çocuklara yönelik istismar olacaktır. Ancak, görevim icabı bana gelen soru ve şikâyetlerden anladığım kadarıyla - bir çoğu bunu bir şiddet unsuru olarak kabullenmese de – kadınlar ve çocuklar için en yaralayıcı, unutma ya da kabullenme konusunda en çok zorlandıkları husus duygusal /psikolojik (manevi) şiddettir. Bu nedenle araştırmamızın konusunu, hakaret etme, küçük düşürme, tehdit etme, aşırı kıskançlık vb. her türlü ruh sağlığını bozucu davranışlar şeklinde tezahür eden duygusal/psikolojik şiddet, bunu önlemeye yönelik öfke kontrolü ve İslam dininin öfke kontrolüyle ilgili tavsiyeleri oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar: Saldırganlığı ister doğuştan getirdiğimiz içsel bir dürtü, isterse sonradan dış etkileşimler sonucu elde edilen bir davranış olarak kabul edelim aile içi şiddetin ortaya çıkmasında bireylerin saldırganlık düzeyleri ve öfkelerini ifade etme yöntemleri büyük rol oynamaktadır. Aile içi duygusal/psikolojik şiddet kişilerin kolaylıkla ifade edemediği hatta çoğu zaman farkına bile varmadıkları bir şiddet çeşidi olmasına rağmen sonuçları bakımından en yıpratıcı olanıdır. Öfke kontrolü, saldırganlık düzeyini aşağı çekmede dolayısıyla ortaya çıkabilecek şiddeti önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Din algısı ve dinin kişiler üzerinde bir yaptırım mekanizması oluşturduğu düşünülürse İslam Dini'ni doğru anlama ve algılamanın öfke kontrolü dolayısıyla da aile içi şiddeti önlemede ne kadar etkili olduğu ortaya çıkacaktır. Anahtar Kavramlar: Öfke, Öfke kontrolü, Aile İçi şiddet, Din.

Aile içi şiddetDinDin psikolojisi+7
Selime Ergüven
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İmam hatip ortaokulu öğrencilerinde tanrı tasavvuru

Din psikolojisi insanoğlunun yaşamının dini ve ruhsal yönünü ve bu ruhsal yönün insan davranışları üzerindeki etkilerini, olası neden ve sonuçlarını da göz önünde bulundurarak inceleyen bilimdir. İnsan hayatında din duygusunun oluşum nedenlerinin temelinde Tanrı kavramının önemli bir yeri vardır ve Tanrı tasavvuru konusu da din psikolojisi açısından büyük önem taşır. Piaget'in bilişsel gelişim dönemlerinden somut işlemler dönemi olarak adlandırmış olduğu dönemde çocuk yeterli zihni olgunluğa erişemediği için tasavvurları da daha çok var olan şeyler üzerinden yapmaktadır. Somut işlemler dönemi ile soyut işlemler döneminde bulunan çocuklar arasında Allah tasavvuru konusunda ne gibi farklılıkların olduğu, somut işlemler döneminde bulunan bir çocuğun Allah gibi soyut bir kavramı ne şekilde tasavvur ettiği, tasavvur konusunda gerekli zihni olgunluk dışında dış etmenlerinde etkili olup olmadığı gibi hususlar hep merak edilegelmiştir. Çalışmamızda somut işlemler döneminde bulunan çocukların Allah tasavvurunun nasıl olduğu ve bu tasavvur üzerinde alınan eğitim veya sosyal çevrenin etkilerinin olup olmadığı gibi konular incelenmiştir. Araştırmamızın örneklemini Çorumda bulunan Danişment Gazi İHO, Suheybi Rumi İHO, Yıldırım Beyazıt İHO ve Türkiyem İHO'da okuyan 10-11 ve 13-14 yaş grubunda bulunan 48 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmamızı oluştururken veri toplama amaçlı yarı yapılandırılmış mülakat metodu kullanılmıştır. Araştırmamızda elde ettiğimiz bulgular betimsel çözümleme yöntemiyle yorumlanarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz. 10-11 yaş grubu öğrencilerimiz için genel bir değerlendirme yapacak olursak Allah'ı tasavvur ederken onun bazı sıfatlarını her ne kadar soyut özelliklerle tasavvur etmiş olsalar da öğrencilerin genelinde somut işlemler döneminin bilişsel özelliklerinin etkin olduğu görülmüştür. Kullanmış oldukları ifadelerinden de anlaşıldığı üzere soyut tasavvurlarının altında almış oldukları dini eğitimin ve sosyal çevrelerinden edinmiş oldukları hazır, ezberlenmiş bilgilerin yattığı görülmüştür. Bu dönem çocuklarının Piaget'in bilişsel gelişim kuramının somut işlemler döneminin genel özelliklerini taşıdığı görülmüştür. 13-14 yaş grubunda bulunan öğrencilerimizde ise Allah'ı insan biçiminde tasavvurlarının gitgide zayıfladığı, ancak bu yaş grubundaki çocukların soyut işlemler dönemine giriş yaptıkları söylenememekle birlikte zihinsel olarak bir geçiş dönemi içerisinde oldukları söylenebilir. Çocukların Allah'ı çoğunlukla soyut zaman zaman da somut olarak tasavvurlarının temelinde bu yatmaktadır. 14 yaşından sonra çocuk zihinsel olgunluk düzeyine erişecek ve Yaratıcıyı soyut özelliklerle tasavvur etme kabiliyetini tam olarak kazanacaktır denilebilir. Anahtar Kavramlar: Bilişsel Gelişim, Tanrı, Tasavvur

Din eğitimiDin psikolojisiDini iman+4
Şükran Öztürk Zurnacı
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemodiyaliz hastalarında dindarlık ve öznel iyi oluş

Kronik hastalıklar tıbbi girişimlerin sonuçsuz kaldığı, hastanın öz bakım ve sorumluluk düzeyini yükseltmek ve işlevselliğini artırmak için periyodik takip ve destek bakım gerektiren durumlardır. Kronik hastalıklardan birisi olan kronik böbrek yetmezliği de toplumda önemli yer tutan ciddi bir sağlık sorunudur. Sağlık hizmeti, bakım ve tedavi masrafları yönünden kişileri hızla fakirlik sınırının altına düşürebilmektedir. Bu hastalarda beden imajı değişikliği, yaşam tarzında bozulma, öz-güvende azalma, üzüntü, öfke, çaresizlik, sürekli ağlama, ümitsizlik, endişe, içe kapanma, aile ve iş yaşantısında rol kaybı, bağımlı olma endişesi, sosyal izolasyon ve ölüm korkusu gibi psiko-sosyal problemler ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle öznel iyi oluşun esasını oluşturan daha çok olumlu duygulanım, daha az olumsuz duygulanım ve yaşam doyumu hastalar için oldukça zor görülmektedir. Bu bağlamda söz konusu olumsuzluklarla baş etmede ve hastanın öznel iyi oluşunu artırmada dinin etkili bir arabulucu olarak işlev görebileceği varsayılmıştır. Bir alan araştırması olan bu doktora tezinin genel amacı da betimsel bir yaklaşımla sosyo-psikolojik metotlardan faydalanarak, hemodiyaliz tedavisi gören kronik böbrek yetmezlikli hastaların dindarlık ve öznel iyi oluş düzeylerini belirlemek ve dindarlık düzeyleri ile öznel iyi oluşları arasındaki ilişkiyi tespit etmeye çalışmaktır. Dinî başa çıkma yaklaşımlarının katılımcıların öznel iyi oluşlarına etkisine ilişkin bulguların psikolojik perspektiften yorumlanması da bu incelemenin amaçları arasındadır. Buna göre, konuyla ilgili yirmi üç hipotez geliştirilmiş ve araştırma sonucu ulaşılan bulgulardan hareketle söz konusu hipotezler test edilmiştir. Araştırmanın örneklemi T.C. Sağlık Bakanlığı, Hitit Üniversitesi Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Çorum İlçe Diyaliz Ünitelerinde tedavi gören hastalardan tabakalı rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenen 205 kişiden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan hastaların % 54,1'i (111 kişi) erkek, % 45,9'u (94 kişi) da kadındır. Veri toplama aracı olarak araştırmanın kıstaslarına göre belirlediğimiz demografik özelliklerin bulunduğu "Kişisel Bilgi Formu", katılımcıların dindarlık ve öznel iyi oluş düzeylerini belirlemeye yönelik 5'li Likert tipi "Dindarlık Envanteri" ve "Öznel İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılan örneklem dağılımına uygun olarak ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilen 20 kişilik grupla görüşmeler yapılmış, yapılan görüşmelerde katılımcılara önceden belirlenen sorular yöneltilerek cevapları kaydedilmiştir. Ses kayıtlarının deşifresinden elde edilen veriler veri setleri halinde tanzim ve tasnif edilmiş, daha sonra da NVivo 9.0 programı yardımıyla temalara ayrılmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson momentler çarpımı korelâsyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi gibi istatistiksel analiz teknikleri kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda elde edilen F değerinin anlamlı bulunduğu durumlarda farkların kaynağını saptayabilmek amacıyla varyansların homojen olduğu gruplarda Scheffe ve LSD testi, varyansların homojen olmadığı gruplarda da Tamhane's T2 testi kullanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı en az 0.05 olarak alınmıştır. Çalışmada nitel ölçüm yoluyla elde edilen bulgular yer yer nicel ölçüm araçlarıyla elde edilen verilerin yorumlanmasında kullanılmıştır. Araştırma sonucunda demografik değişkenler ile dindarlık, demografik değişkenler ile öznel iyi oluş arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık ve ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, her iki yöntemle elde edilen bulgulara göre; katılımcıların dindarlık düzeyi ile öznel iyi oluş düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin bulunduğu ve dindarlığın öznel iyi oluştaki varyansın % 31,9'unu açıkladığı saptanmıştır. Bulgular dindarlığın öznel iyi oluşun anlamlı ve önemli bir yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Olumlu dinî başa çıkma yöntemlerinin örneklem tarafından sıklıkla kullanıldığı ve dinî motifli olumlu başa çıkma yaklaşımlarının hastanın öznel iyi oluşu üzerinde pozitif yönlü katkısının olduğu da araştırmanın bulguları arasındadır. Anahtar Kavramlar: Hemodiyaliz, Dindarlık, Öznel İyi Oluş, Dinî Başa Çıkma, Mutluluk, Yaşam Doyumu.

Din psikolojisiDindarlıkHastalar+3
Nevzat Gencer
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İşsizlik, stres ve dini başa çıkma

Bu çalışmanın amacı, işsiz bireylerin işsizlik sürecinde kullandıkları dini başa çıkma tarzları ile algıladıkları stres düzeyleri arasındaki ilişkinin çeşitli demografik değişkenler de göz önüne alınarak incelenmesidir. Bu amaçla, 2019 yılı Ekim ayı içerisinde Çorum Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne iş aramak için başvuruda bulunan bireyler içerisinden seçilen 192 erkek ve 208 kadın olmak üzere toplam 400 kişiden oluşan örneklem grubuna, sözlü onayları alındıktan sonra, sosyo-demografik özellikleri, hissettikleri sosyal dışlanma ve stres durumlarının tespiti için araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, algıladıkları stres düzeylerinin ölçülebilmesi için Algılanan Stres Ölçeği ve dini başa çıkma tarzlarını ve düzeylerini belirlemek için Dini Başa Çıkma Tarzları Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmada elde edilen bulguların istatiksel analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Çalışmada, çeşitli değişkenlerin bireylerin dini başa çıkma düzeyleri ve algılanan stres düzeyleri üzerinde etkisinin olduğu, ayrıca dini başa çıkma tarzları ile algılanan stres düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu görülmüştür. Ulaşılan sonuçlar bulgular ve yorumlar bölümünde ayrıntılı olarak verilmiştir. Anahtar Kavramlar: Çalışma, işsizlik, stres, başa çıkma, din, dini başa çıkma

Din psikolojisiDini başa çıkmaStres+3
Muharrem Bilal Çolak
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nuri Pakdil'in şiirlerinde dini unsurlar ve değerler

Nuri Pakdil, Türk Edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden biridir. Başta deneme olmak üzere, oyun, çeviri, röportaj, söyleşi, anı, mektup ve şiir gibi pek çok edebi türde eserler vermiştir. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli simalarından birisi olan Pakdil, devrimci duruşu ile dikkat çeken bir fikir adamıdır. İslami camianın önemli temsilcilerinden olan Pakdil, eserlerindeki özellikle de şiirlerindeki temaları ele alış biçimi ile kendi camiasında dahi farklılık göstermektedir. 1934-2019 yılları arasında yaşayan Pakdil, edebiyatçı kimliğinin yanı sıra, İslami hassasiyeti olan entelektüel bir kişiliğe de sahiptir. O, kendi ifadesi ile "Devrimci bir Müslüman" ve "Devrimci bir Yazar"dır. Yaşadığı dönemde, meydana gelen ulusal ve uluslararası pek çok değişikliğe tanıklık eden Pakdil, bu hadiselere tepkisiz kalmayarak, eserleri aracılığıyla sosyal, siyasi ve dini birçok konuda fikirleri ile kamuoyunu etkilemeyi başarmıştır. Bu çalışmada Pakdil'in şiirlerinin altyapısını oluşturan dini unsurlar ve değerler, tespit etmeye gayret edilmiştir. Dokümanter yöntem kullanarak hazırlanan bu çalışma Pakdil'i tanımak ve tanıtmak açısından elbette yeterli olmayacaktır. Sanatçı ve şair kişiliğinin yanı sıra eserlerinde tercih ettiği edebi dil ve üslubu Pakdil'i anlamayı zorlaştırmaktadır. Bu bağlamda "Nuri Pakdil'in Şiirlerinde Dini Unsurlar ve Değerler" isimli çalışmada; Pakdil'in şiirleri; kişiliği, ideolojisi ve muhafazakârlığı bağlamında incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Dini Unsur, Değer, Nuri Pakdil, Şiir

DeğerlerDin psikolojisiDini değerler+4
Semanur Haliloğlu
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00

Related subjects