Socialism

69 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan ve Türkiye'de devletin ekonomiye müdahale araçları ve bu araçların liberal/kapitalist ve sosyalist ekonomi yaklaşımları açısından etkinliği

Bu yüksek lisans tezi, liberal/kapitalist ve sosyalist ekonomilerin kendi ekonomik yaklaşımlarını dikkate alarak Azerbaycan ve Türkiye'de devlet müdahale araçlarının etkinliğini incelemektedir. Çalışma, devlet müdahalesinin ekonomik performans üzerindeki etkisine ilişkin içgörü sağlamayı ve bu araçların farklı ekonomik sistemlerdeki sonuçlarını karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma, maliye politikası, para politikası, sanayi politikası, ticaret politikası ve altyapı geliştirme dahil olmak üzere çeşitli devlet müdahale araçlarına odaklanmaktadır. Tez, karşılaştırmalı bir analiz kullanarak, bu araçların etkinliğini ekonomik büyüme, istihdam oranları, gelir dağılımı ve sosyal refah sonuçları açısından değerlendirmektedir. Bulgular, devlet müdahale araçlarının her ülkede değişen derecelerde etkililiğe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye'de, hedeflenen devlet müdahalesi sürdürülebilir ekonomik büyümeye, artan istihdama ve iyileştirilmiş gelir dağılımına katkıda bulunmaktadır, ancak gelir eşitsizliği ve kaynak tahsisi ile ilgili zorluklar devam etmektedir. Azerbaycan'da kapsamlı devlet müdahalesi, kaynak yönetimini ve kilit endüstrilerin gelişimini kolaylaştırarak, sosyal refah programları ve yoksulluğu azaltma çabaları açısından olumlu sonuçlara yol açmaktadır. Ancak, çeşitlendirme, şeffaflık ve pazar odaklı reformlar gibi zorluklar tespit edilmiştir. Araştırma, devlet müdahalesini piyasa güçleriyle birleştiren, yönetişimi ve şeffaflığı geliştiren ve hem liberal/kapitalist hem de sosyalist ekonomik yaklaşımlarda devlet müdahale araçlarının etkinliğini artırmak için piyasa odaklı reformları destekleyen dengeli bir yaklaşım önererek sona ermektedir. Bu çalışma, devlet müdahale araçlarının etkililiğini etkileyen bağlamsal faktörlere ilişkin karşılaştırmalı bir analiz, politika önerileri ve görüşler sunarak alana katkıda bulunmaktadır. Devlet müdahalesinin ve bunun ekonomik performans üzerindeki etkisinin kapsamlı bir şekilde anlaşılması için karşılaştırmalı analizi daha fazla ülkeyi kapsayacak şekilde genişletmek, boylamsal araştırmalar yürütmek ve nitel araştırma yöntemlerini dahil etmek için gelecekteki araştırmaları gerektirir.

AzerbaycanDevlet müdahalesiEkonomi+6
Hasan Konur
Siirt University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1960'lar Türkiye solunda demokrasi tartışmaları: Bir dergi, bir parti

27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile açılan 12 Mart 1971 askeri müdahelesi kapanan 1960'lı yıllar, Türkiye'de birçok çok açıdan değişimi ve gerilimi simgeler. 1960'lı yıllar Türkiye'sinde yeni bir anayasa, idam cezaları, darbe teşebbüsleri, yeni yayınlar, yeni partiler ve yeni figürler bir arada olmuştur. Bu sebepten 1960'lı yıllar hem demokratik hem de antidemokratik siyasal gelişmeleri barındırmıştır. Öte yandan Türkiye'de sol hareketler siyasal ve toplumsal açıdan önemli bir konum kazanmıştır. Bu dönemde Türk solunun iki büyük akımı olarak Yön-Devrim Hareketi ve Türkiye İşçi Partisi ortaya çıkmaktadır. Bu iki akımın aynı ve farklı özellikleri bulunmaktadır. 1960'lı yıllar Türkiye'sinin radikal ortamında bu iki akım aydınlara platform olması yönünden ortaklığa sahiptir. Fakat bu çalışmanın içeriğini parlamento içinden bir parti ile meclis dışından bir derginin demokrasiye olan yaklaşımları oluşturmaktadır. Yön-Devrim Hareketi ile Türkiye İşçi Partisi'nin demokrasiye karşı nasıl bir yaklaşım sergiledikleri, bu yaklaşımların sebepleri, sonuçları ve bu hususta geleceğe bıraktıkları miraslar çalışmayı bütüncül hale getirmektedir. Anahtar Sözcükler: Demokrasi, Türkiye İşçi Partisi, Yön Devrim Hareketi, Sol

DemokrasiSiyasetSol ideolojiler+6
Mehmet Ali Aslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1970'li yıllarda Türkiye'de solun tarihine yerelden bakmak: Taşova örneği

Bu çalışma, Türkiye'de 1970'li yılların ikinci yarısıyla birlikte artmış olan siyasallaşmaya, sol sosyalist mücadeleye, solun tarihine ve 12 Eylül askeri darbesine giden sürece Amasya'nın Taşova ilçesindeki örgütlenmelere dahil olan kişilerle yapılmış olan mülakatlar aracılığıyla merkezden değil, çevreden; kentlerden değil yerelden ve bir ilçeden bakmayı amaçlamaktadır. Türkiye'nin 1970'lerinde, önceki on yıldan miras kalan kişi ve kadroların tekrar bir araya gelerek başlattıkları devrimci mücadele, Türkiye'nin dört bir yanındaki örgütlenmelerle genişlik kazanmış; büyükşehirlerden taşra birimlerine kadar yayılım göstermiştir. Taşrada örgütlenmelerini oluşturan kişi ve yerel önderler, yaşadıkları bölgenin sorunlarını gündemlerine taşımış, bir yandan bu sorunların çözümü için eylemlilik sergilerken öte yandan da hem silahlı sağ hem de sol içi tartışmalar meydana gelmiştir. Türkiye'de solun tarih yazımı örgütlerin Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerindeki hareketlere ve örgütlerin lider kadrolarına odaklanmaktayken, ülkenin yerelinde gerçekleşen sol sosyalist mücadeleyi çoğunlukla nicel olarak ele almış; 'sıradan solcu'nun hikayesini geri planda bırakmıştır. Bu sözlü tarih çalışmasında, Taşova'daki mücadeleye aktif olarak katılan kişilerin, büyüdükleri ortamdan siyasallaşmalarına, arkadaş çevrelerinden siyasal bilgi birikim düzeylerine varana dek bir araştırma alanı meydana getirilmiş, bu alandan elde edilen sonuçlarla Taşova özelinde Türkiye'nin taşralarında sol mücadelenin nasıl gerçekleşmiş olabileceğinin tespitinin ortaya konması amaçlanmıştır. Sol tarih yazımının çoğunlukla örgütlerin öncü kadroları ve lider/kahraman odaklı yapılması ya da fraksiyonların devrim algılamaları ve sol içi tartışmaları öncelikli olarak ele alması, devrimci mücadelenin önemli bir kısmını oluşturan yerelde sol mücadelenin göz ardı edilmesi sonucunu doğurmuştur. Bu yüksek lisans tezi, tarih yazımındaki bu eksikliği gidermeyi amaçlamanın yanı sıra, sol mücadelenin merkez ile çevre arasında nasıl benzerlikler ve farklılıklara sahip olduğunu da ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Anahtar Sözcükler Yerel Sol, Fraksiyon, Siyasal Sosyalleşme, 12 Eylül 1980.

12 Eylül 1980 Dönemi12 Eylül müdahalesiAmasya-Taşova+6
Sinan Kadir Sayan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Uzbek modernization and politics of ethnicity

In the present thesis discusses the problems of modernization, which had to be solved in the Central Asian's countries at the end 1980-ies to the early 1990-ies, after disintegration of Socialist World System and a subsequent transition to a market economy in the context of Uzbekistan. Uzbekistan became a powerful state with its own unique place in the world society, which developed quickly and steadily in a short period of time, from a country whose economy has been unilaterally developed and whose level of life was very low. Having overcome the crisis of the 90's, retained the potential for further modernization on the basis of its own identity. The basis for such an optimistic assessment is the knowledge that each civilization has its own unique dynamics, which is determined by internal laws. Each civilization selectively perceives elements alien to it, without violating its own individuality. The dissertation has a primarily review and qualitative analysis of the modernization processes in the country after independence.

EthnicityModernizationCentral Asia+4
Zılola Abdurakhmanova
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Behice Boran'ın yazıları ve söylemlerinde kadın söylemi

Bu çalışma Türkiye'deki akademik ve siyasal çevreler tarafından sosyalist ve sosyolog kimliğiyle öne çıkarılmış olan Behice Boran'ın kadın kimliğine ve kadın söylemlerine odaklanmaktadır. Çalışmanın amacı bu söylemlerin ortaya çıkarılması ve Boran'ın Türkiye'deki sosyalist eril yapı içindeki kadın kimliğine dair bir çıkarım yapılmasıdır. Bu çıkarımlara ulaşılabilmek için Boran'ın biyografisine, yazılarına ve söylemlerine odaklanılmaktadır. Çalışmanın yöntemi nitel bir içerik analizi olarak düşünülmüştür. Yazılar ve söylemlerin analizi tematik bir analiz yöntemi kullanılarak yapılmaktadır. Farklı makaleler ve metinlerden Boran'ın aile içinde kadının konumuna, iş bölümüne, cinsiyet rollerine, kadın örgütlenmesine, feminizm söylemlerine ve Türkiye'deki kadınların konumuna kadar geniş alanda temalardan bahsettiği söylenebilmektedir. Çalışmanın odaklandığı ikincil nokta ise Boran'ın kadın söylemlerinin belli noktalarda feminizm söylemleriyle belli noktalarda sosyalist liderlerin ve düşünürlerin söylemleriyle kesişmesidir. Bu temaların incelenmesi ve sonuca vardırılması Boran'ın söylemlerinin yalnızca siyaset bilimi ve sosyoloji alanlarının değil aynı zamanda kadın ve toplumsal cinsiyet çalışmaları alanı için de araştırılmaya değer olduğunu göstermektedir. Bu anlamda çalışmanın literatüre yeni bir katkı sunduğunu söylemek gerekmektedir. Sonuç noktasında çalışma, sosyalist bir lider ve sosyalist bir kadın olan Boran'ın ortaya çıkarılmamış kadın kimliğini ve kadın temalarını ortaya çıkarmaktadır.

Boran, BehiceKadın yazarlarKadınlar+5
Burak Toplu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal devlet anlayışı uygulamaları: Trabzon SYDV örneği

Sosyal Devlet Anlayışı, iktidarın keyfine bırakılmayacak kadar kırılgan, halkın kazanımlarıyla, arz ve talep döngüsüyle gelişen ve filizlenen, toplumsal kazanımlar veya kayıplar zinciridir. Bu araştırmada, devletin toplum içinde yoksulluğu, gelir dağılımındaki adaletsizliği önlemede uygulanan sosyal yardımlar, sosyal güvenlik hakkı, sağlık, eğitim gibi gelir dağılımından kaynaklanan eşitliksizlikleri azaltmak ya da gidermek için yapılan sosyal yardım uygulamaları analiz edilmiştir. Toplumun şekillenmesinde, tarih boyunca dinin etkisi büyük olmuştur. İslamiyet ve sosyalizm karşılaştırıldığında; İslamiyet'in merhamet ve hayırseverlik üzerine, Sosyalizmin ise toplumsal eşitlik üzerine bina edildiği görülmüştür. Bu çalışmanın temel amacı; Sosyal Devlet Anlayışı çerçevesinde dünden bugüne toplumun gelir eşitsizliğine karşı verdiği olağanüstü mücadelede, devletin muhtaç vatandaşlara sunduğu sosyal devlet uygulamalarının, yeterli olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmanın amacına yönelik araştırma bulguları, Trabzon SYD Vakfından yardım alan ve genelde eğitim düzeyi düşük olan vatandaşlar ile yabancı sığınmacıların ve genelde eğitim düzeyi daha yüksek olan GSS yaptıran vatandaşların görüşleri ile sınırlıdır. Veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi SPSS 21.0 (Statistical Package For Social Sciences) paket programı ile yapılmıştır. Bulgular, sosyal devlet uygulamalarının; cinsiyetlerine, medeni durumlarına, eğitim düzeyi ve uyruklarına göre değerlendirildiğinde; eğitim düzeyi düşük olan kesimin sosyal devlet uygulamalarını yeterli gördüğü, eğitim düzeyi yüksek olan kesimin ise sosyal devlet uygulamalarını yeterli görmediği saptanmıştır. Anahtar Kavramlar: Sosyal Devlet Anlayışı, Sosyal Devlet, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Sosyalizm.

Devlet yardımıSosyal Yardımlaşma ve Dayanışma VakfıSosyal devlet+4
Filiz Özsandıkcıoğlu
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Solving the crisis of socialism: Two conceptions of social pathology in Honneth's idea of socialism

In his latest work on the transformative vision of social philosophy, Honneth aims to present a revitalized idea of socialism that can once be a viable source of political-ethical orientations. After a normative reconstruction of the original idea of socialism that sets the notion of social freedom as the normative core of the idea, he engages in conceptual renovations that would rectify the congenital defects that subjects the original idea to a creature of the past, while still preserving what makes it unique. I contend that this is achieved through two distinct and seemingly contradictory iterations of the naturalistic concept of social pathology, which distinguishes social philosophy as a discipline. While social pathology aims to diagnose and cure specifically social wrongs akin to diseases in organisms, Honneth's renovation resorts to both an organismic conception of social pathology that takes society as an organism, and Dewey's anti-organismic conception that takes it as a life process irreducible to an organism. My argument is that the use of two naturalistic conceptions can be read as a Deweyan attempt in mediating radical and conservative criticisms within the social criticism posed by his idea of socialism. Through a critical and in-depth analysis of the book and Dewey's social philosophy that constitutes its main theoretical framework, I argue that such a reading is not only novel, but also informative with respect to both the idea of socialism's and political theory's prospects in their respective aims towards social-political emancipation in today's social context.

Honneth, AxelSocialismCommunity philosophy+4
Yusuf Noyan Öztürk
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir iktidar biçimi olarak devlet kavramı: Erken dönem sovyet sinemasında iktidarın görünümü

Kavramlar, anlamlarını içinde oluştukları toplumsal ilişkiler üzerinden kazanmaktadır. Bu kavramlardan biri olan devletin, anlam kazandığı toplumsal ilişkilerle bağı koparıldığı oranda, nitelediği alanın kapsamı ve kullanım alanı muğlaklaşmaktadır. Bu nedenle, devlete ilişkin yaklaşımlar ve tartışmalar somut zeminle arasındaki mevcut bağ koparılmadan oluşturulmalıdır. Bu çalışmada, devlet kavramının nitelediği iktidar biçiminin çerçevesi ve kavramın kullanım alanı tartışılmaktadır. Kavramın çerçevesi devletin kökeni, devleti ortaya çıkaran koşullar ve devletin ele alınma biçimlerine referansla tanımlanmıştır. Kullanım alanı ise, literatüre dayanarak çizilmeye çalışılan kavramsal çerçevenin, iki temel üzerinden değerlendirilmesi yoluyla tartışılmıştır. İlk olarak, Marksist kuramın temel kavramları ve somut bir zemin sunması adına Sovyet Rusya tarihine referansla, sosyalist devlet kavramı üzerine bir tartışma yürütülmeye çalışılmıştır. İkinci olarak, iktidar-sinema ilişkisi ve Sovyet Rusya tarihinde sinemaya verilen önem dolayısıyla, kültür ve eğitim politikaları üzerinden, erken dönem Sovyet sineması değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, kuramsal tartışmaların somut bir zeminde yürütülmesi adına, Sovyet sinemasının erken döneminden yedi film, çalışmada devlet kavramı için çizilen çerçeve üzerinden analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Devlet, sosyalist devlet, sinema sosyolojisi, Sovyet Rusya, Sovyet sineması

DevletDevlet kuramıFilm+5
Aslı Ağcaoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Avrupa'daki ve Türkiye'deki 1968 Hareketlerinin karşılaştırılması

1968 Hareketi, modern dünyada gerçekleşen sosyal ve siyasal bir patlamadır. Bu patlama aynı yoğunlukta yaşanmasa da birçok ülkede görülmüştür. Türkiye de bu patlamanın görüldüğü ülkelerden birisidir. Önce Amerika ve daha sonra da Avrupa, 1968'in beşiği olarak kabul edilmektedir. Batı Avrupa 1968 Hareketi çeşitli ideolojik kaynaklardan etkilenerek oluşmaktadır. Bunlar arasında Vietnam Savaşı, Çin Kültür Devrimi, Latin Amerika Kaynaklı Kır ve Şehir Gerillası, Amerikan Sivil Yurttaşlık İnisiyatifi ve Irkçılık Karşıtı Hareket ve Anti-Otoriter ideolojiler öne çıkmaktadır. Ayrıca Batı Avrupa 1968 Hareketi içinde Fransa'nın yaşadığı 1968'in yeri ayrıdır. Fransa, 1968 Hareketi'nin kalbidir. Türkiye 1968 Hareketi de Batı Avrupa 1968 Hareketi'nin ideolojik kaynaklarından etkilenmekle birlikte ?ülkenin kendine has özellikleri? daha çok ön plandadır. Bu yönüyle Türkiye 1968 Hareketi'nin ideolojik kaynakları içinde, geleneksel solun Türkiye'ye yansıyan fraksiyonları (MDD, TİP), resmi ideolojinin paralelinde yürüyen yayın organları (Yön-Devrim Grubu) ve ?üçüncü dünyacılık? yer almaktadır.

AvrupaBatı AvrupaSiyasi tarih+3
Adem Levent
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
10
Master'sOpen AccessTR

Türk solu inşasında yön hareketi

Sol, Türkiye siyasetinde kendine yer bulmaya Osmanlının son dönemlerinde başlar. Osmanlının son dönemleri, Türk solu için bir başlangıç ifade eder ve Türk solunun temel ilkeleri bu dönemde oluşmaya başlar. Türk solu, Cumhuriyet döneminin ilk zamanlarından 1960'lara kadar geçen sürede kendi siyaset biçimlerini oluşturmaya çalışır. Bu zaman diliminde Türk solu, aktif siyaset alanında net bir oluşum içinde olmasa da, genel itibariyle gazete ve dergilerle kendine ifade alanı oluşturur. 27 Mayıs askeri müdahalesiyle birlikte toplumsal değişmeler gerçekleşir. Bu değişmeler özellikle üniversite sayıları, okuma oranları, gazete ve dergilerin sayısındaki artış ile görünür hale gelir. Demokrasi ve sosyalizm gibi siyasi kavramların kullanılma sıklığının artmasıyla da, Türk solu daha önceden tecrübe ettiği gazete ve dergi çalışmalarıyla, kendine yeni bir öncül arama çabasına girer. Arayışın farkında olan ve Doğan Avcıoğlu etrafında birleşen birçok aydın, ileride bir hareket halini alacak olan Yön dergisini kurar. Yön dergisi 1961 yılında yayın hayatına başlayarak 1967 yılına kadar yayın hayatını sürdürür. Yön, yayın hayatı kesintisiz olmamakla birlikte, toplamda 222 sayı çıkarır. Çıkardığı sayılarda farklı konulara değinen ve kısa sürede büyük tirajlara ulaşan dergi, bir dönemin seyrini etkiler. Yön dergisinin söylemlerinin hem Türk solunun tarihsel süreçlerinde, hem de sosyalizm ve sosyal demokrasi ideolojilerinin ilkeleriyle bir potada eritilmesi oldukça önemlidir.

Sol ideolojilerSosyalizmTürk siyasi tarihi+3
Emre Sürer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Nurettin Topçu düşüncesinde Türk modernleşmesi

"Nurettin Topçu Düşüncesinde Türk Modernleşmesi'' isimli bu tez iki bölümden oluşmaktadır. Tezin Giriş kısmı yapılan araştırmanın yöntemi, amacı ve önemini kapsamaktadır. Birinci bölümde modernleşmenin kavramsal ve olgusal çerçevesi açıklanmaya çalışılmıştır. Tarihsel gelişimi içerisinde modernleşmenin çeşitli boyutları ele alınmıştır. Türk modernleşmesinin tarihsel arka planı, temel tartışma biçimleri ve Türk modernleşmesinin öncüleri açıklanmıştır. İlk olarak batılılaşma çabası olarak başlayan daha sonra cumhuriyet döneminde modernleşme pratiklerine evrilen ve aydınlar tarafından farklı yollarla açıklanmaya çalışılan modernleşme, bu dönemler bağlamında çeşitli tartışma ve yorumlarla açıklanmaya çalışılmıştır. Tezin ikinci bölümde ise, Topçu'nun düşünceleri ve modernleşme ekseninde oluşturulmuştur. Topçu'nun sosyal, siyasi, entelektüel hayatına kısaca yer verilmiştir. Batılılaşmaya bakış açısı, Türk sosyolojisindeki yeri, sosyal bilimlerde yöntemi ve kültür medeniyet ayrımı bu bölümü oluşturan başlıca konulardır. Topçu'nun modernleşme karşısındaki muhalif tutumu, düşünce pratiklerinde ve çözüm önerilerinde görülmektedir. Kendi tanımıyla sosyalizm anlayışında, siyasi ve iktisadi yönetim anlayışında, milliyetçilik anlayışında özgünlüğünü ortaya koymuş bir düşünürdür. Batı modernleşmesinin tam karşısında duran Topçu, aynı zamanda kapitalist dünya sistemini de çok sert dile eleştirmektedir. Batı merkezli modernleşmenin bir ürünü olan teknik anlayışı benimsemez, aksine bir kültür ve medeniyet ürünü olan tekniğin üreten topluma özgü olduğunu savunur ve başka toplumlara uyarlanamayacağını savunur. İkinci bölümde anlatıldığı gibi Topçu düşüncesinin merkezine dini argümanları ve kaynağı dini kurallar olan ahlaki kuralları koymaktadır. Sonuç kısmında ise, Topçu'nun tüm bu kavramsallaştırmaları, çözüm yolları ve tartışma biçimleri yorumlanmaya çalışılmıştır. Günümüzdeki modernleşme tartışmalarına karşı, bu çözüm yollarının ne kadarının hala güncel olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır. Yaşadığı dönemde fikirlerine değer verilmeyen Topçu'nun, felsefeci olmasının yanı sıra bir sosyolog gibi toplumun sorunlarına yönelmesi ve bu sorunlara karşı çözüm yolları üretmesi,onun Türk sosyolojisinde önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Nurettin Topçu, Anadolu Sosyalizmi, Milliyetçilik, Modernleşme

Düşünce yapısıMilliyetçilikModernleşme+3
Dilek Aydın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Türkiye'de sosyal demokrasinin tarihi

Social democracy is a movement and ideology that has undergone various changes in many countries since its first ideological origins emerged 150 years ago and has created change by having social, political and cultural impacts on societies. From a sociological point of view, there must be a need and necessity in a society for the emergence of an ideology or movement. Due to various developments, a movement or ideology emerged as an answer or solution to the situation or problems faced by society and shaped in accordance with the spirit of the time. This is exactly how the concept of social democracy emerged. A need for a movement and ideology emerged after the bourgeoisie revolutions took place and this paved the way for the industrial revolution, as well as the reflection of liberal thought on societies and the difficulties experienced by people who made their living with their labor as a result of the industrial revolution. Inspired by socialism and Marxism, the main motive that constituted this new understanding emerging and interpreted in many different countries by various schools, has been to seek answers to the question of how to address the economic inequality that emerged as a result of the Industrial Revolution. Contrary to its ideological origins, this new movement (social democracy) that avoids confrontation with the capitalist system or bourgeoisie and seeks solutions to problems instead of causing conflicts, has also set out to seek solutions to the economic, social, cultural and political problems in society. The main objective is an ideology to ensure more equal distribution of the earnings of liberal economic system by eliminating not only the economic negativities of the working class but also all negative developments against the working class. In Europe, several understandings developed in the United Kingdom, Germany and Sweden under different circumstances, and social democracy has renewed and changed itself periodically in response to every problem society has experienced. When looking at Turkish territory, the signs of the first social democratic thinking can be seen during the Tanzimat Reform Era. The most evident difference of Turkey in this issue is that although there was no social demand in the early republic period, social democracy entered the life of Turkish society together with the Kemalist thought. Although it was not parallel to that in Europe since the Industrial Revolution did not take place in Turkey, social democracy has developed and changed in a different way according to both politicians and social needs in Turkey. This doctoral dissertation will analyze how the concept of social democracy emerged in the world as well as how it emerged and developed in Turkey. In addition, answers will be sought for the following questions: Does the development of social democracy in Turkey show parallelism with Europe? How many times has social democracy transformed in Turkey? Keywords: Social Democracy, Social Democracy in Turkey, Social Democracy in Europe

DemocracyLeft ideologiesSocialism+1
Gamze Akkuş İlgezdi
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Defining political identity of Republican People's Party in Baykal period: Social democracy or nationalist approach?

The theme of this study is the change from single party regime to multi party regime in 1946 as a result of social discontent because of some of the CHP?s practices in politics. Also the theme covers democratization movements and revolutions realized during single party governance of CHP until 1946 which was the period of transition for political parties in adopting global changes.In relation with the subject of this review, CHP has entered in a very big transformation following the single party period, in order to adopt itself to the conditions of multi-party period, which CHP is the pioneer of this life.The analysis is composed of three main parts. In the first part, the multi-party period until 1992 will be reviewed and in this part military interventions following economic recession will be covered. In the second part, period of CHP with Deniz Baykal was covered and the nationalism discussions following 1990?s which forms basis for official ideology as Six Arrows were presented and in the third and last part, the reflections of nationalism discourses during Baykal period over the policies of party were discussed.

Baykal, DenizCumhuriyet Halk PartyDemocracy+7
Özer Aslan
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyalist bir proje olarak kolhozlaştırmanın kazak toplum hayatına etkileri (1928-1933)

"Sosyalist Bir Proje olarak Kolhozlaştırmanın Kazak Toplum Hayatına Etkileri" adlı bu çalışmada, Kolhozlaştırma süreci (1928-1933) esnasında yapılan uygulamaları anlamak amacıyla öncelikle geleneksel Kazak toplum yapısı incelenmiş ve onun içinde: Göçebe Kazakları ekonomik hayatı, eğitim ve din alanı, aile yapısı araştırılmıştır. Göçebe Kazakların sosyal yapısını inceledikten sonra Bolşevik devriminden Kazakistan'da uygulanan, Sovyetleştirme, Kolektifleştirme ve Kolhozlaştırma esnasında uygulanan mülksüzleştirme, yerleşik hayata geçirme politikaları ve eğitim, aile alanında yapılan toplumsal değiştirme uygulamaları incelenmiştir. Sonuç olarak Kazakistan'daki Kolhozlaştırma politikasının Kazakistan toplum hayatına etkileri genel değerlendirilmesi yapılmıştır.

KazakistanKolhozSosyal etki+3
Almas Telmanov
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Roger Garaudy'nin din felsefesi

Bu çalışmamızda Roger Garaudy'nin din felsefesi tasavvuru ele alınmıştır. Tez giriş bölümü, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte Garaudy'nin hayatı, eserleri, hakkında yapılan akademik çalışmalar, düşünce dünyası, ona yöneltilen bazı eleştiriler ve düşünürün İslam dünyasına eleştirileri gibi konular ele alınmıştır. Yazarın hayat hikâyesini anlatırken onun düşünce serencamı ile bağlantılı bir şekilde konuyu ele almaya gayret ettik. Ayrıca tezin yazımında dikkate alınan yöntem hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Garaudy'nin bazı kavramlara bakışı ele alınmıştır. Bu konuda özellikle Marksizm, sosyalizm, kapitalizm ve medeniyetler diyaloğu başta olmak üzere yazarın önem verdiği bazı kavramlar tahlil edilmiştir. İkinci bölümde çalışmamızın ana teması olan Garaudy'nin din felsefesi ve bu bağlamdaki düşünceleri etraflıca işlenmiştir. Din, felsefe, Tanrı ve benzeri olgular üzerine detaylı bir araştırma yapılmıştır. Üçüncü bölümde, Garaudy'nin din tanımı ile beraber İslamiyet, Yahudilik, Hristiyanlık ve diğer dinlere yaklaşımı incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise çalışmamızda vardığımız sonuçları belirttik. Biz de son yüzyılın şahidi kabul edilen, dava adamı ve Müslüman bir filozof olan düşünürün, ülkemiz akademi çevreleri tarafından yeterince tanınmadığı ve hakkında yapılan çalışmaların yetersiz olduğu kanaati oluşmuştur. Onun hakkında ülkemizde yüksek lisans düzeyinde birkaç çalışma yapılmış; fakat Garaudy gibi bir fikir adamı için bu çalışmaların yeterli olmadığını düşündük. Bu düşünce doğrultusunda, doktora seviyesinde bir çalışma yapmayı uygun gördük.

Din felsefesiGaraudy, RogerMarksizm+2
Mehmet Sulhan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni Türk Devleti'nin kimliği (1920-1937)

Kimlik kavramı, insanın kendini nasıl algıladıgıyla ilgili, çogu kez tam manasıyla sosyolojik bakımdan açıklanabilen bir kavramdır. Toplumsal bir varlık olarak insanın kimliginin sekillenmesinde, kalıtsal özelliklerden çok, sosyolojik faktörler etkilidir. Tarihsel süreç içinde insan, birçok kimliksel asamalardan geçmistir. Bu kimliksel gelisim kabile ve asiret kimliginden dini cemaat kimligine ve nihayet ulusal kimlige ulasmıstır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanlı mparatorlugu'ndan cemaat kimligi agır basan, toplumun çesitli bölümlere ayrıldıgı karmasık bir toplum yapısı devralmıstır. Bu miras içinde, henüz ulus kimligine ulasamamıs olan Türk Milletinin, Yeni Türk Devleti'nin devamında benimseyecegi kimlik ve oynayacagı toplumsal rol, en belirleyici unsur olacaktı. Nitekim, Milli Mücadeleyi kazanarak bagımsızlıgını elde eden Türk Milleti, Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliginde, zaman kaybetmeksizin saglam temeller üzerinde insa edilmeliydi. Bu amaç dogrultusunda 1920-1937 yılları arasında büyük bir atılım gerçeklestirerek kısa sürede Yeni Türk Devleti'nin temel degerleri ortaya konmustur. Bu temel degerler Atatürk lke ve nkılaplarıyla belirlenmis, hızlı ve ani sekilde uygulanarak yaygınlastırılmıstır. Türk Milletinin ana vasıfları, kimliksel özellikleri ve izleyecegi yön, Atatürk lke ve nkılaplarında belirmistir.

KimlikKültürModernlik+2
Ali Rıza Gündüz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İdrak gazetesinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi

İdrak gazetesi 1919 yılında 28 Nisan – 22 Temmuz tarihlerinde 33 sayı yayınlanmıştır. '' İştirakçı '' Hilmi tarafından yayınlanmıştır, gazete aynı zamanda Türkiye Sosyalist Fırkasının yayın organıdır. Gazete yayınlanmaya başladıktan kısa bir süre sonra 15.sayıda kapatılmış, ancak 1,5 ay sonra tekrar yayınlanmaya başlanmıştır, 17 gün yayınlandıktan sonra 33.sayıda kalıcı olarak yayın hayatına son verilmiştir. Gazetenin 16. , 17. Ve 21. Sayıları bulunamamıştır. İdrak sosyalizmin Osmanlı Türkiye'sinde tanıtımı ve yayılması konusunda etkili olmuştur. Sosyalizm ile ilgili isimsiz yazı dizileri yayınlamışlardır, '' Sosyalizm Alemi '' haberlerle dünyadaki ve memleketteki işçi hareketleri, sosyalist hareketler hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca barış görüşmeleri, İttihatçıların davaları, devletin yaptığı atamalar, Damat Ferit Paşa kabinesi ve İzmir'in işgali, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda haberler yapılmıştır. Gazete İttihatçılara karşı sert bir muhalefet yapmaktadır, bu yazılara ve haberlere yansımıştır, Damat Ferit Paşa ve hükümetiyse desteklenmektedir. Gazete Osmanlı'dan ve dünyadan haberler yapmış, İstanbul'dan haberler yaptığı için aynı zamanda yerel gazetedir.

Basın tarihiGazetelerOsmanlı Devleti+5
Süleyman Cihan Arslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
DoctorateOpen AccessTR

Anlam sistemi olarak sosyalizm: Türkiye Sosyalist Solu örneği

Sosyolojik fenomenoloji yöntemine dayanan bu araştırmanın temel amacı Türkiye Sosyalist Solunun anlam sistemindeki temel unsurları ve anlam sistemlerini nasıl inşa ettiklerini betimlemektir. Bu betimleme üzerinden sosyalist anlam sistemi ile geleneksel dinsel anlam sistemleri arasındaki benzerlikler keşfedilmekte ve çözümlenmektedir. Böylelikle dinsel deneyimin modern kültürel dönüşümle farklı formlarda kendini gösterdiğini ortaya koymak ve moderniteyle birlikte dinin toplumsal hayatta etkisinin azaldığı yönündeki klasik sekülerleşme kuramına yönelik kritiklere katkı sunmak çalışmanın amaçları arasındadır. Tarihsel bir aktarımla Türkiye Sosyalist Solunda beş akımın belirgin olduğu iddia edilmektedir. Araştırma kapsamında Türkiye'de aktif faaliyet yürüttüğü tespit edilen otuz iki sosyalist grup arasından işçi sınıfı merkezli solu temsilen Devrimci İşçi Partisi, radikal solu temsilen Ezilenlerin Sosyalist Partisi, yeni solu temsilen Halkevleri, kimlik merkezli solu temsilen AKA-DER / Kaldıraç Dergisi ve cumhuriyetçi solu temsilen Halkın Kurtuluş Partisi örnek gruplar olarak seçilmiştir. Bu grupların mensupları ile gerçekleştirilen görüşmeler ve yayınlarının taranmasının yanı sıra dil dışı semboller ve ritüeller de birer veri kaynağı olarak değerlendirilmiştir. Araştırma boyunca çift yönlü bir kodlama, kategorileştirme ve tematik betimleme yürütülmüştür. Bir taraftan din kuramları ve dinler tarihi üzerine yürütülen okumalar diğer taraftan saha araştırması ve kaynak taraması sonucunda belirlenen şu yedi tema altında sosyalist anlam sisteminin dinsel niteliği gösterilmektedir: Ontolojik Güvenlik Kaynağı Olarak Sosyalist Anlam Sistemi, Kolektif Belleğin Kurulması, Ölüm Fikriyle Mücadele, Kişilik Kültünün Oluşturulması, Mekânın ve Zamanın Kutsallaşması, Zorunlu Kutsal Şiddet Olarak Devrim Fikri ve Sosyalist Ahlak ve Topluluk. Türkiye Sosyalist Solu örneğinde sosyalist anlam sisteminin geleneksel dinsel anlam sistemleri gibi üç temel özelliğe sahip olduğu söylenebilmektedir: maddi ve sosyal gerçekliği bütünsel bir biçimde anlama ihtiyacını cevaplayarak insanı belirsizlik tehdidinden korumak, kutsal bir ontolojik statüye yerleşerek kültürel kurumsallaşmaların sorgulanmaksızın sürekliliğini sağlamak ve topluluk yoluyla ahlaki kontrolü gerçekleştirmek. Bu üç özellikle dinin din olmayandan ayrılarak tanımlanması sağlanmakta ve bu tanımlama ışığında araştırmanın sonuç bölümünde güncel din sosyolojisi çalışmalarına bir dizi öneride bulunulmaktadır. Anahtar kelimeler: Anlam sistemi, din sosyolojisi, dinin tanımlanması, sekülerleşme kuramı, sosyalizm, Türkiye Sosyalist Solu

Anlam sistemiDinDin sosyolojisi+5
Bahattin Cizreli
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal siyasetin öncülerinden Prof. Dr. Orhan Tuna

Prof. Dr. Orhan Tuna, Türkiye'de Sosyal Siyaset ilminin ilk Türk kurucularındandır. Bu şuur ile 1938 yılında İstanbul Üniversitesinde başlayan akademik hayatını sosyal siyaset alanına adayarak, sosyal siyasetin gelişmesi, sürdürülebilirliği ve toplumun her kesimi tarafından öğrenilmesi adına çalışmalar yapmıştır. Tuna, toplumda sosyal refahın ve sosyal adaletin sağlanması adına gerekli gördüğü sosyal siyaset ilmini başarılı bir akademisyen olarak hem teoride göstermiş hem de uygulamıştır. 1948 yılında Gerhard Kessler ile kurdukları günümüzde de dergi olarak devam eden Sosyal Siyaset Konferansları serisinin Türkiye'deki ilk sosyal siyaset yazı dizisi olması Tuna'nın bu alana yapmış olduğu en önemli katkılarından biridir. Türk Sendikacılığının kurulmasında öncü sıfatına sahip olan Tuna, sadece sendika literatürüne katkıda bulunmamış, Türk Sendikacılığının gelişmesi, bilinçli bir işçi sınıfının oluşması ve donanımlı sendika liderlerinin yetişmesi adına büyük çabalar göstermiştir. Tuna, sosyal siyaset ilmi ve içinde barındırdığı tüm alanlarla ilgili çalışmalarında ve hususi yaşamında sosyal adalet, soysal demokrasi ve eşitliği temel ilke olarak gören, sosyal barışın ancak bu temellerle sağlanabileceğini düşünen bir bilim insanıdır. Bu çalışma ile Tuna'nın Türkiye'de öncü olarak sosyal siyaset ilminin gelişimine olan etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Tuna'nın aile, eğitim ve yarım asra yaklaşan mesleki özgeçmişi anlatılmıştır. İkinci bölümde Tuna'nın sosyal siyaset anlayışını oluşturan yaklaşımları, bu alana bakış açısı ve düşünceleri incelenmiş, başlıklar halinde anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise Tuna'nın sosyal siyaset alanına yaptığı katkılar anlatılarak, gözlemlediği sorunlar ve çözüm önerileri ifade edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Orhan Tuna, Sosyal Siyaset, Türkiye'de Sosyal Siyaset İlmi, Sosyal Siyaset Konferansları

Sendika önderliğiSendikalaşmaSiyasal etkinlik+6
Hazal Güven
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal demokrasinin kuramsal sorunları

Sosyal demokrasi, siyasal, toplumsal ve tarihsel boyutlarıyla büyük bir akımdır. Yaklaşık bir buçuk yüzyıldan beri dünyanın çeşitli ülkelerinde farklı değişim evreleri yaşamış ancak sosyalist içeriğini kısmen de olsa korumuştur. Türkiye'nin sosyalizmle ilk tanışması Yirminci yüzyılın başında olmuştu. Çok uluslu imparatorluktan ulus-devlete geçiş süreci kültürel, ekonomik ve toplumsal alanlarda bir çok değişikliği gündeme getirmiştir. Tek parti döneminde siyasal ve toplumsal muhalefete izin verilmemiş, sol yaşam alanı bulamamıştı. Çok partili hayata geçiş ve demokratikleşmenin ivme kazanmasıyla Türkiye kendini "ortanın solu"nda, "demokratik sol"da ve nihayet "sosyal demokrat" olarak tanımlayan siyasal akımlara sahne olmuştur. Bu çalışmanın ilk amacı Türkiye'de kendini sosyal demokrat olarak adlandırma eğiliminde olan akımların doğasını incelemektir. Bunu yaparken, öncelikle evrensel sosyal demokrasinin gelişim çizgilerini gözden geçirmek ve Türkiye'deki manzaranın özgünlüğünü göstermek istedim. Bana göre, sosyal demokrat siyasal teoriyi kapsamlı bir şekilde değerlendirmek kısmi ya da yanıltıcı yargılara varmamızı engelleyebilir, daha sağlıklı sonuçlara ulaşmamızı sağlayabilirdi. İlk olarak dünya ölçekli sosyal demokrat hareketin temel ilkelerini siyasal tarih ve sosyal demokrat siyaset teorisi bağlanımda açıklamaya çalıştım, ikinci olarak, Türkiye solunun kökenlerini tarihsel/siyasal bağlamı içinde ele aldım. Tarihsel, kültürel ve toplumsal konulan incelerken Türkiye'deki parti elitlerinin siyasal kültürüne özel bir yer ayırmayı gerekli gördüm. Çalışmam Avrupa sosyal demokrasisiyle onun Türkiye'deki benzeri arasındaki en önemli farkları açığa çıkarmaya çalışmaktadır. Bunu yaparken özellikle istediğim bir şey Türkiye'deki deneyimi tarihsel ve eleştirel bir paradigma içinden ele almaktı. Bu amaçla betimleyici, çözümleyici ve eleştirel yöntemleri kullandım; ve -umut ediyorum ki- şu sonuca ulaşabildim: Türkiye'de sosyal demokrasinin temel sorunları esasen teorik ve entelektüel düzeydeki sorunlardır.

DemokrasiSiyasal sorunlarSiyasi partiler+5
Ayşe Şahin
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Geçiş ekonomilerinde kayıtdışı ekonomi ve yolsuzluk

ⅩⅩ yüzyılın sonlarına doğru Sovyetler Birliğinde meydana gelen durgunluk sonucunda, Sovyetlerin uydu devletleri diye tanımlanan Orta ve Doğu Avrupa'daki komünist rejimlerin iç işlerine karışmaktan uzak durduğu ve kendi iç sorunlarına odaklandığı yıllar olmuştur. İkinci Dünya Savaşının sonunda Sovyetlerin işgaline uğramış ve sonrasında Sovyetlerin askeri desteğiyle ayakta duran bu rejimler yüzyılın sonunda 1880'li yılların sonunda teker teker yıkılmışlardır. 1991 yılının Aralık ayında ise Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği resmen dağılmıştır. Tüm bunların sonucunda merkezi planlamadan piyasa ekonomisine geçiş süreci oldukça zor olmuştur. Geçiş Ekonomilerini performansı birkaç nedenden ötürü beklentilerin gerisinde kalmıştır. Bu ülkelerin ekonomik performansları kısa sürede gelişmiş batı ülkeler seviyesini yakalayacağı zannedilmişti, geçişle ilgili ekonomik sorunlar büyük ölçüde hafife alınmıştı, ülke politikacıları birkaç şüpheli seçim yaptılar. Bu çalışmada geçiş ekonomilerinin ilk onlu yıllardaki stratejileri ve sonuçlarının değerlendirilmesi ve bu ekonomilerin karşılaştığı başlıca zorlukların ana hatları sunulmuştur. Bu ekonomilerin geçiş sürecine, kayıt dışı ekonomi, yolsuzluk, şeffaflık ve kurumsal yönetişim verileri üzerinden değerlendirme yapılmıştır.

Geçiş ekonomisiKayıt dışı ekonomiMerkezi planlama+5
Muhammet Atamyradov
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Stalin Dönemi Sovyetleştirme siyasetinde Pioner teşkilatının rolü: Azerbaycan örneği

Rusya'da Ekim 1917 devrimi meydana geldiğinde, "devrim" kavramı sadece Rusya sınırları içerisindeki Türk halkları için değil, Rus halkının çoğunluğu için de oldukça yeni bir kavramdı. Bolşevikler ihtilalin hemen sonrasında önce Beyaz orduyu, ardından kendi içerisindeki muhalifleri bertaraf ettikten sonra ülke içerisinde ekonomik, siyasi ve kültürel alanlarda sosyalizmin inşa sürecini başlattı. Bu inşa sürecinin önemli bir parçasını, 'Yeni Sovyet İnsanı'nın yaratılması ideali teşkil etmekteydi. Bunun nedeni; devlet mekanizmasıyla birlikte, halkı da Sovyet normlarına uygun hale getirmekti. 'Yeni Sovyet İnsanı'nın yetiştirilmesinde kullanılacak en önemli vasıta hiç kuşkusuz, erken yaştan itibaren başlayan okul sistemiydi. Bu çalışmada, Sovyet eğitim sisteminin temeline inilecek, pioner teşkilatının Rusya ve Azerbaycan'daki kuruluş süreci anlatılacak ve pioner teşkilatının bu ülkelerdeki Sovyetleştirme sürecine katkıları ele alınacaktır. Bu şekilde 'Yeni Sovyet İnsanı'nın yaratılış süreci, pioner teşkilatının faaliyetleri üzerinden ortaya konulmaya çalışılacaktır. Anahtar kelimeler: komünizm, sosyalizm, sovyetleştirme, pioner teşkilatı, Sovyet eğitim sistemi.

AzerbaycanEğitim sistemiKomünizm+5
Burcu Özdemir
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Kimlik siyasetinin ötesinde Türkiye'de Müslüman-sol: Emek ve Adalet Platformu

Within the scope of this thesis, it was questioned whether the Labor and Justice Platform, conceptualized as Muslim-Left, adopted a politics beyond the politics of identity. In this context, first of all, it was emphasized that Islamist and leftist movements in Turkey were different from those in other Muslim-majority countries, and reasons about that were presented. By reviewing the political history of Turkey on the basis of the state-society relationship, it has been observed that the expression of right-left political distinctions on the basis of identities rather than socio-economic foundations is an important reason. In this context, the positioning of Islamists and leftists as the other to each other prevented Islamists and leftists from acting on a common ground in Turkey until the 2000s. Secondly, a historical and conceptual analysis of Islamist movements in Turkey has been made and classified according to the distinction between protest and emancipatory movements / identity movements. Radical Islamist movements from the late 1960s to the 1990s have been classified as both protest and emancipatory movements and identity movements. The moderate Islamist movement represented by the National Outlook Movement and its parties has been classified as an identity movement. For the Justice and Development Party, the concepts of post-Islamism before 2011 and Muslimism (Muslim Nationalism) after 2011 were used and the Islamist movement it represented was classified as an identity movement. Organizations such as the New Politics Initiative and People's Voice Party that brought together Islamists and leftists in the 2000s, and the Labor and Justice Platform and Anti-Capitalist Muslims that emerged in the early 2010s were conceptualized as Muslim-Left. After that, the Labor and Justice Platform, which was established in 2011 to bring Islamists and leftists together on a common ground, was examined. There is a website that contains a regular archive of discussions, explanations, actions, news and comments about the Platform. For this reason, the website of the Platform was analyzed qualitatively by thematic content analysis method. In this context, the contents shared by the Platform members and the Platform's statements were divided into thematic issues in order to understand the Platform's political thought and attitude. As a result, it has been revealed that the Labor and Justice Platform, as a Muslim-Left movement, goes beyond the politics of identity for two reasons. First, the Labor and Justice Platform has been evaluated in the context of protest and emancipatory Islamist movements, with its structure prioritizing class politics. Secondly, although the Platform prioritizes class politics, it does not subordinate identity politics, adopting the principle of "the identity of the oppressed is not asked". Therefore, they embrace the struggle for justice for all, being aware of the fact that there are those who suffer injustice and discrimination because of their ethnic and religious identities and gender. The attitude of the Platform on this issue has been examined through its approaches, actions, discourses and discussions on the Kurdish issue and gender equality.

Religious movementsReligious identityLabor and Justice Platform+6
Batuhan Parmaksız
Ankara Social Science University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Müzikolojinin 19. ve 20. yüzyıllardaki başat ideolojik/düşünsel kaynakları ve günümüzdeki alanyazına izdüşümleri: Milliyetçilik, Sosyal Demokrasi, Sosyalizm, Anarşizm, Faşizm, Liberalizm, Feminizm ve Muhafazakârlık

Bu tez çalışmasının temel amacı 19. ve 20. yüzyılların başat siyasal ideolojileri olan Milliyetçilik, Sosyal Demokrasi, Sosyalizm, Anarşizm, Faşizm, Liberalizm, Feminizm ve Muhafazakârlık üzerinden müzik tarihi yazınındaki ideolojik yönelimleri açığa çıkartmak ve müzikoloji alanında ideolojilerin izdüşümlerine yönelik bir içgörü oluşmasını sağlamaktır. Müzik tarihi yazınında uzun yıllar müziğin toplumsal değerlerle ve siyasetle ilişkilerinin ikinci planda tutulduğu görülmektedir. Her ne kadar son elli yılda siyaset, ideoloji ve müzik ilişkisine dair çalışmalarda bir artış gözlemlenmiş olsa da, müzikologların alanyazında gerçekleştirdikleri çalışmaların değerlerden ve ideolojiden bağımsız olduğu fikri hâlâ yaygın bir kanon olarak karşımızda durmaktadır. Bu çalışma, siyasal ideolojilerin ve ideolojik değer yargılarının alanda sanıldığının aksine çok daha yaygın bir biçimde varlık gösterdiğini öne sürmektedir. Çalışmada bu olguların alanyazındaki izdüşümlerini göstermek adına 19. ve 20. yüzyılın başat siyasal ideolojilerinin yaygın kavram, söylem ve yaklaşımları belirlenmiş; bu bağlam esas alınarak ideolojilerin müzik tarihi yazınındaki izdüşümleri analiz edilmiştir. Analiz sırasında siyasal ideolojilerin tarihsel süreç içerisindeki dönüşümleri de hesaba katılmış; tek başına kavram odaklı bir yaklaşım izlemekten kaçınılmıştır. Araştırmanın sonucunda siyasal ideolojilerin alanyazında kendilerini örtük ya da aleni bir biçimde yaygın olarak gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda müzik tarihi alanında gerçekleştirilen ideoloji çalışmalarının bütünlüklü, sistematik bir bilimsel çerçeveye ihtiyaç duyduğu gözlemlenmiştir. Bu nedenle teorik ve kavramsal bir yaklaşımla gerçekleştirilen bu çalışmanın, diğer başlıca yöntemleri içeren çalışmalarla desteklenmesi gerektiği düşünülmektedir.

AnarşizmFaşizmLiberalizm+6
Beste Nur Sarı
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00

Related subjects