Rize

71 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Kaleden kente: Osmanlı Döneminde Rize'nin tarihsel dönüşüm süreci

1461 yılında Trabzon'un fethi ile Osmanlı topraklarına dâhil olan Rize'nin tarihî süreç içerisinde zamanla bir Türk şehrine dönüşmesi bu tezin ana konusudur. Burada, Trabzon Rum Devleti'nin bir parçası olan Rhizaion'un Osmanlı fethi ile birlikte ilk alındığında Trabzon eyaletine bağlı bir kaza olarak demografik, sosyal ve dinî yapısı, sahip olduğu arazi ve gelirleriyle ne durumda olduğu, kazanın kasabaya dönüşme sürecinde Müslümanlaşma ve Türkleşmenin nasıl bir seyir izlediği, XVI. yüzyıldan XVIII. yüzyıla kadar Rize'de inşa edilmiş olan cami ve mescitlerle birlikte genişleme gösteren kasabanın mahal ve mahalleleri ele alınmıştır. Bu çerçevede tahrir defterleri, cizye kayıtları, şer'iyye sicilleri, mühimme ve ahkâm defterleri gibi arşiv kaynakları değerlendirilmiş; belgeye dayanan fakat bağlamı ihmal etmeyen bir yaklaşım benimsenmiştir. Yer adları ve aile isimlerinden hareketle yapılan çözümlemelerle toplumsal süreklilik takip edilmiş, mahallî yerleşim yapısı ve kamusal mekânın zaman içinde aldığı biçim, tarihî şartlar içinde anlaşılmaya çalışılmıştır. Böylece sadece idarî teşkilatlanma değil, aynı zamanda bir kasabanın hafızasını ve kimliğini biçimlendiren dinamikler, çok katmanlı bir bakışla ele alınmıştır.

Rize
Gülsüm Mamaş
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların eko-turizm faaliyetleri içerisindeki yeri: Kaçkar Dağları Millî Parkı yaylaları örneği (Rize)

Tanımının Uluslararası Eko-turizm Topluluğu tarafından "çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını sürdüren, doğal alanlara doğru olan sorumlu seyahat" şeklinde yapıldığı eko-turizm, 1980'lerde çevre koruma hareketinin içerisinde gelişmiştir. Eko-turizm, özellikle o çevreyi oluşturan ve içerisinde yaşayan halkın katılımları ile geliştirilen doğa turizminin bir çeşididir denilebilir. Yerel değerleri ön plana çıkaran, lokal kültürün yaşam pratiklerini deneyimlerken aynı zamanda onu korumaya yönelten bir arz oluşturması, eko-turizmin ortaya çıkış amacını vurgulamaktadır. Eko-turizm ile ilgili, literatürde kültüre sıklıkla vurgu yapılırken kültürün sürdürülebilmesi için önem taşıyan kadına yönelik yapılan araştırmaların bunun gerisinde kaldığı görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, literatürdeki bu boşluğu kapatma amacının yanında eko-turizmi etkileyen faktörler içinde kadının rolünü bir örnek olay çalışmasıyla ortaya çıkarmaktır. Bu noktadan hareketle eko-turizm bölgelerindeki kadınların mekânsal pratik ve ilişkilerini anlamak amacıyla gündelik hayatlarını yakından inceleme gereği duyulmuştur. Bu çerçevede Eko-turizm hareketinde kadınların üstlendiği rol ve görevler nelerdir? Toplumsal cinsiyet rolleri, Karadeniz kadınlarının gündelik pratiklerinde nasıl şekillenmiştir? Karadeniz kadınları kadın-erkek rolleri ile ilgili seçimlerini kendileri mi yapıyor, yoksa bu seçimler kadınlara dayatılıyor mu? Eko-turizm, kadının ekonomik bağımsızlığını kazanmasına katkı sunmakta mıdır? Gibi sorulara cevap aranmıştır. Araştırma nitel araştırma modelini kullanmaktadır. Bu anlamda, Türkiye'de eko-turizm potansiyeli yüksek bir bölge olan Doğu Karadeniz'in Kaçkar Dağları yaylalarındaki 27 kadın ve 8 erkek ile yüz yüze derinlemesine görüşmeler yaparak ve gözlemlerden faydalanarak derinlemesine nitel veri toplanmıştır. Bu araştırma kadının, eko-turizm potansiyelini nasıl etkilediği ve eko-turizmden ne ölçüde etkilendiği üzerine kuramsal bir tartışmaya aracılık etmesi bakımından önemlidir. Bununla bağlantılı olarak kadının toplumsal yaşamdaki rolünün, eko-turizm ile ilgili nasıl açılımlar sağlayacağını tartışmaya açması ve kadının eko-turizme katkısına yönelik farkındalığı arttırması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Ekoturizm, Toplumsal Cinsiyet, Kaçkar Dağları Millî Parkı Yaylaları

EkoturizmKadınlarKaçkar Dağları+6
Ezgi Bayram Öz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırsal göçmenin kimlik, aidiyet ve bağlılık mücadelesi: Rizeli göçmenler üzerine bir çalışma

Bu araştırma, kırsal göçmenin "memleketine özlemi ve bağlılığı" olarak da bilinen fakat göç ve kentleşme literatüründe daha geri planda kalmış bir toplumsal olgunun anlaşılır kılınması, açıklanması ve yorumlanması ile ilgilidir. Ülke içinde veya dışında farklı yerlere göç etmiş olan Rizeli göçmenler örneğinde ele alınan bu toplumsal olgu kendisini göçmenin bazı hâllerde memleketine geri dönmek ama çoğu hâlde çoklu bir yerleşim düzeneği içinde hayatını sürdürmek ve memlekete olan bağlılık duygusunu kendisinden sonraki kuşaklara da aktarmak için ortaya koyduğu değişik türden strateji ve uygulamalarla tezahür eden bir varoluş ve aidiyet mücadelesidir. Bu mücadeleyi anlaşılır kılmak ve açıklayabilmek adına çalışmanın münhasıran ilgilendiği temel hususlar göçmenlerin doğdukları yerlerden neden göç etmek zorunda kaldıkları ve bu etkenlerin göçmen tarafından nasıl anlaşıldığı ve yorumlandığı, onları doğdukları topraklarla irtibatlarını sürdürmeye iten düşünce, duygu, ilişkiler ve toplumsallaşma örüntülerinin neler oldukları ve göç ettikleri yerde kurdukları yeni hayat düzeni ve aile çevrelerinin onların bu çabalarını nasıl karşıladıkları ve ne oranda kendisine destek verdikleridir. Bu hususları aydınlatmak amacıyla araştırma sürecinde toplam 81 göçmen ile derinlemesine mülâkat yapılmış olup bu göçmenler göç amaçları veya sebepleri ve hâlen sürdürmekte oldukları ikamet biçimleri dikkate alınmak suretiyle amaca uygunluk yöntemi (kastî örnekleme) ile belirlenmiştir. Göç etmelerinin sebebi veya amacı bakımından kendileriyle mülâkat yapılan göçmenler dört alt kümeden oluşmaktadır. Bunlar; (i) orta veya yükseköğrenim görmek amacıyla göç edenler, (ii) girişimci olmak veya ticaretle uğraşmak amacıyla göç edenler, (iii) vasıfsız işçi olarak başka yerlerde istihdam imkânı aramak amacıyla göç edenler ve (iv) evlilik sebebiyle göç edenlerdir. Hâlen sürdürdükleri yerleşim düzeni bakımından ise göçmenler yine dört ana kümeden oluşmaktadır. Bunlar; (i) esas olarak Rize'de değil, göç ettikleri yerlerde yaşamakta olup, kısa veya uzun süreli tatiller veya hasat için yılın belli dönemlerinde kıra dönen ve bunun için kırda meskeni olanlar, (ii) göçün ardından tekrar kırsal kökenlerine dönüş yapanlar, (iii) kırdan göç edip, ardından Rize il merkezi veya ilçe merkezine dönüş yapanlar ve (iv) göç sürecinin bir devamı olarak hem kırda hem de başta Rize il veya ilçe merkezlerinden biri olmak üzere kentte ikamet edenler. Araştırma verileri göstermektedir ki, göçmenin kendi kökeni ile sürdürdüğü bağ ve bu amaçla ortaya koyduğu mücadele basitçe onun göç ettiği yerlerde kendine yeni ve anlamlı bir varoluş inşa edememiş olması ya da başarısızlığa uğramış olması değildir. Aksine birçok hâlde göçmen kendisini göç etmiş değil, zaten evine geri dönmek üzere geçici süreliğine gurbete çıkmış biri olarak görmektedir. Dahası onun memleketine olan aidiyet ve bağlılık mücadelesi başta erken dönem sosyalizasyonunun etkilerinden kaynaklanan fikirler, düşünceler ve duygular olmak üzere onun toplumsal kimliğinin önemli bir boyutunu temsil eden "bir yerden olma"yı nesiller boyu sürdürmek uğruna giriştiği değer yönelimli bir akılcı eylem olma vasfı taşımaktadır. Bu vasfıyla göçmenin mücadelesi modernliğin araçsal-formel akılcılığına pek de uygun olmadığı hâllerde bile Weber'in tabiriyle tarih üstü bir akılcılığın tezahürü olarak nitelendirilebilir görünmektedir. Ancak, bu mücadele ve onun almış olduğu somut biçim sonu olan bir mücadele gibi de durmamaktadır. Aksine, kimlik, aidiyet ve mensubiyet için ortaya konan çaba ve bunun nesiller boyu aktarımı ve sürdürülmesi her yeni neslin kendini içinde bulduğu toplumsal koşullar içinde yeniden değerlendirilen, yorumlanan ve bu suretle yeni bir içerik ve yönelim kazanan ve Bauman'ın akışkan modernlik diye tabir ettiği bir toplumsal varoluşun göçmen özelinde tezahür eden bir biçimi olarak nitelendirilebilir görünmektedir.

AidiyetBağlılıkGöçmenler+6
Cenk Beyaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Temel eğitimde görev yapan öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ve mesleki tutumları (Rize ili örneği)

Bu araştırmada; temel eğitimde görev yapan okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca, okulöncesi ve sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile mesleki tutumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada, bu amaç doğrultusunda, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları ile mesleki tutumlarının cinsiyetlerine, kıdemlerine, branşlarına, medeni durumlarına ve görev yaptıkları okulun bulunduğu yere bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı şekilde farklılaşıp farklılaşmadığı sorularına cevap aranmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının istatistiksel olarak mesleki tutumlarından kestirilip kestirilemeyeceği regresyon analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, Rize il merkezi ve ilçelerinde bulunun anaokulu ve ilkokullarda görev yapan 138 okulöncesi öğretmeni ve 323 sınıf öğretmeni olmak üzere toplam 461 öğretmenin gönüllü katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Tepe (2011) tarafından geliştirilen "Okul Öncesi Öğretmenlerin Öz-yeterlik İnançları Ölçeği" ve Çetin (2006) tarafından geliştirilen "Öğretmenlik Mesleği Tutum Ölçeği" olmak üzere iki farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırma verileri 2014-2015 eğitim öğretim yılında toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, SSPS paket programı ile çözümlenmiş, veri çözümlemede aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının iletişim becerileri ve planlama alt boyutlarında cinsiyetlerine bağlı olarak; öğrenme-öğretme süreci, aile katılımı ve planlama alt boyutlarında ise branş değişkenine bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Öğretmenlerin öz-yeterlik inançlarının kıdem, görev yaptıkları okulun bulunduğu yer ve medeni durum değişkenlerine bağlı olarak hiçbir alt boyutta istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaşmadığı gözlenmiştir. Okulöncesi öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının, branş değişkenine bağlı olarak sevgi ve değer alt boyutlarında; cinsiyet değişkenine bağlı olarak ise bütün alt boyutlarda (sevgi, değer ve uyum) istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının kıdem, okulun bulunduğu yer ve medeni durum değişkenlerine bağlı olarak hiçbir alt boyutta istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, okulöncesi öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi öz-yeterlik inançlarının, istatistiksel olarak, öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarından kestirilebildiği görülmüştür. Bir başka ifadeyle, öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının, sınıf yönetimi öz-yeterlik inançları üzerinde belirleyici etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sınıf Yönetimi Öz-Yeterlik İnancı, Okul Öncesi Öğretmeni, Sınıf Öğretmeni, Sınıf Yönetimi, Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum

Mesleki tutumRizeSınıf yönetimi+5
Sare İpek
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Planlı davranış teorisi çerçevesinde özel günlerdeki satın alma davranışlarının incelenmesi: Rize örneği

Bu çalışmanın amacı, özel günlerdeki satın alma davranışlarının Planlı Davranış Modeli çerçevesinde incelenmesidir. Uygulama kapsamında tüketicilerin özel günlerde hediye satın alma davranışları ile bu ''Davranışı'' etkileyen ''Davranışa Yönelik Tutum'', ''Öznel Norm'', ''Algılanan Davranışsal Kontrol'' ve ''Niyet'' değişkenleri arasındaki ilişki ortaya konulmaktadır. Gerekli verileri elde etmek için Rize ilinde, yüz yüze olarak 520 adet anket uygulaması yapılmıştır. Ölçeklerin güvenilirliğinin saptanmasında Cronbach alfa (α) katsayısı kullanılmıştır. Bağımsız değişkenlere ait soruların faktörlere beklenildiği şekilde ayrılıp ayrılmadığını belirlemek amacıyla faktör analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca ki-kare analizi yapılarak değişkenler arasındaki ilişkinin anlamlı olup olmadığı ortaya konulmuştur. Son olarakta regresyon analizi ile PDT modelindeki hipotezler test edilmiştir. Araştırmaya ait tüm hipotezler kabul edilmiştir. Böylece Davranışa Yönelik Tutum, Öznel Norm ve Algılanan Davranışsal Kontrol ile Niyet arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Niyet üzerindeki değişim öncelikle Davranışa Yönelik Tutum tarafından oluşturulduğu (b=0.483) tespit edilmiştir. Aynı zamanda Algılanan Davranışsal Kontrol ve Niyet ile Fiili Davranış arasında da pozitif yönlü bir ilişki olduğu ve Fiili Davranışı açıklamada Niyet değişkenin daha fazla açıklama oranına sahip olduğu (b=0.402) sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Satın Alma Davranışları, Özel Günler, Hediye Satın Alma Niyeti, Planlı Davranış Teorisi

Hediyelik eşyaPlanlı Davranış KuramıRize+2
Nejla Dilek
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde akran zorbalığı ve akran mağduriyeti: Madenli Beldesi örneği

Amaç: Bu araştırma; lise öğrencilerinde akran zorbalığı ve akran mağduriyeti davranışlarının sıklığını, akran zorbalığı ve akran mağduriyeti türlerinin demografik özelliklere göre değişimini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı türdeki araştırma, 20 Mayıs-9 Haziran 2016 tarihleri arasında, Rize ili Madenli Beldesinde, pansiyonları ile aynı kampüste bulunan Fen ve Meslek Lisesindeki 478 öğrenci ile yapılmıştır. Verilerin toplanabilmesi için etik kurul izinleri ve rızalar alınmıştır. Veriler, "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği- Ergen formu" ve anket formu kullanılarak, öğrencilerin öz bildirimlerine dayalı, yüz yüze görüşmeyle toplanmıştır. Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) for Windows 20.0 programı ile değerlendirilmiştir. Analizinde ise yüzde, ortalama, Kolmogorov Smirnov testi, Tek yönlü varyans analizi, Bağımsız Gruplarda t- testi ve TUKEY testi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerde "el-kol şakası yaparak rahatsız etme" zorbalığı %18.2 ve mağduriyeti %23.6 ile yaygın bulunmuştur. Fiziksel zorbalık %51.6 ve mağduriyeti %46 ile diğer türlerden daha fazla bulunmuştur. 9.sınıflar diğer sınıflara göre daha fazla zorba ve mağdur bulunmuştur. Zorbalık %17.3 ile en fazla pansiyonda olmaktadır. Öğrenciler zorbalıkta en fazla %62.1 ile kendilerini savunup, %45.4 ile arkadaşlarından yardım almaktadır. Ailesine zorbalığa uğradığını söyleyenlerin oranı %3.4 ile en az bulunmuştur. Öğrencilere göre zorbalığa %54 ile disiplin cezası ile müdahale edilmektedir. Sonuç: Öğrenciler arasındaki fiziksel zorbalık ve mağduriyeti davranışları ile risk grubu olan 9.sınıf öğrencileri, okul pansiyonunda kalan tüm öğrenciler için gerekli tedbirler alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Zorbalık, Akran zorbalığı, Mağduriyet, Lise Öğrencileri

AkranAkran baskısıAkran zorbalığı+3
Tuğba Eda Adalar
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Rize İli Devlet Hastanesinde çalışan sağlık personelinin iş sağlığı güvenliği kültürünün araştırılması

İş kazaları çalışma yaşamının en önemli sorun alanlarından biridir. Güvenlik kültürü, iş kazalarının önlenmesi konusunda iş güvenliği literatüründe son yıllarda üzerinde önemle durulan bir kavramdır. Bu çalışmanın amacı, güvenlik kültürünün çalışanların güvenli davranışları üzerine etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın Rize İli Devlet Hastanesinde Çalışan 162 kişi oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, frekans dağılımı, güvenirlik analizi, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre çalışanların güvenlik kültürü algısı çalışanların güvenli davranışları üzerinde anlamlı bir etkide bulunmaktadır. Elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda, işyerinde sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının oluşturulmasında, güvenlik kültürünün sağlanması ve geliştirilmesinin anahtar bir rol oynadığı görülmektedir.

Güvenlik kültürüHastaneler-devletRize+3
Hızır Çelik
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye mali yardım ve destekleri: Rize örneği

Tarihsel süreçte Avrupa Birliği'nin mali yardım ve desteklerinin, birliğin kuruluş sözleşmelerinin ilk zamanlarına kadar dayandığı görülür. Avrupa Birliği'nin mali yardımlarının kapsamı zamanla genişlemiştir. Takip eden dönemlerde ise, Avrupa Birliği aday ülkeleri ve üye ülkelerinde, büyüme ve gelişmişlik seviyelerinin birbirine yaklaştırılması amacıyla Avrupa Birliği tarafından hibe ve yardımlar yapılmaktadır. Bu pencereden bakıldığında, 1990'lı yılların sonlarından itibaren aday ülke statüsüne gelen Türkiye'ye yönelik hibe, kredi, yardım ve destek programlarının gerçekleştirildiği görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, Avrupa Birliği tarafından Rize iline yapılan mali yardımların Rize ilinin sosyo-kültürel gelişimine ve ekonomik kalkınmışlığına etkisini araştırmaktır. Bu bağlamda Rize ilinde Avrupa Birliği projeleri ile ilgilenen Rize Valiliği, Rize Belediyesi, Rize Ticaret ve Sanayi Odası, İl Özel İdaresi ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nde görev yapan toplam yedi kişi üzerinden veriler toplanmış, yorum ve değerlendirmeler yapılarak çıkarımlarda bulunulmuştur. Araştırma nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup, çalışma grubuna dâhil edilen yedi kişi ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze görüşme yapılmış, elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Elde edilen verilere göre, yapılan proje sayısının yetersiz olması, AB projelerinin zor olması, nitelikli personel eksikliği ve Rize ilinin coğrafi konumu nedeniyle katılımcıların çoğu Avrupa Birliği tarafından Rize'ye yapılmış mali yardımların yeterli olmadığını düşünmektedir. Katılımcıların tamamına yakını, Avrupa Birliği tarafından Rize'ye yapılmış mali yardımların Rize ilinin ekonomik kalkınma düzeyini olumlu etkilediğini düşünürken, sosyo-kültürel hayata olumlu etkisinin olmadığını ifade etmektedir. Buna ek olarak, tarım ve hayvancılık, ulaşım, su, istihdam, yöresel mimari gibi konularda projeler üretilerek Rize iline yapılan mali yardımların artırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Avrupa BirliğiEkonomik yardımlarFinansal destek+6
Alaattin Güngördü
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Chemical characterization of the bee pollen samples collected from samsun and Rize (Black Sea region/Turkey) and investigation of their antimicrobial and antioxidant activities

Bee products (honey, pollen, propolis etc.) have been used throughout history to protect health and treat diseases. Among them, bee pollen is one of the valuable products in Apitherapy produced by honeybees (Apis mellifera L.). Although bee pollen is considered as a bee product, it is mainly composed of pollen grains from plant anthers which honeybees enzymatically alter or stick together by using nectar. Accordingly, there are 2 types of bee pollen, i.e. monofloral (composed of pollen from one plant species) and multifloral pollen (composed of different plant species and thus shows variable properties). In this study, botanical origins of different bee pollen samples collected from Black Sea Region in Turkey were determined by microscopic examination. Accordingly, five of them were found as monofloral bee pollen. Later, phenolic profiles of these samples were evaluated by using a high-performance thin-layer chromatographic (HPTLC) method. Galangin, Caffeic acid Phenethyl Ester (CAPE), Caffeic acid, Chyrsin, Quercetin, Isoquercitrin and Rutin were commonly found in the investigated samples. Moreover, comparative antimicrobial activity against strains of Streptococcus aureus, Pseudomonas aeruginosa, Escherichia coli and Candida albicans resulted that PO2 and PO9 botanically originated from Brassicaceae (37%) and Rosaceae (35%) respectively, had the highest antimicrobial activity, minimum inhibitory concentration was found as 64 μg/mL. Lastly, total phenol content (TPC), total flavonoid content (TFC) and DPPH (2,2-diphenyl-1-picrylhydrazyl) test to determine antioxidant activity were performed. As a consequence, sample encoded as PO7 showed the highest TPC value (26.92 GAE/g), PO3 showed the highest TFC value (11.89 QE/g) and PO2 showed the highest antioxidant activity (22.93 TEAC/g).

Anti infective agentsAntioxidantsBees+7
Günce Alimoğlu Çağlar
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Liseler arası müsabakalara katılan sporcu öğrencilerin saldırganlık durumlarının araştırılması (Rize ili örneği)

Bu çalışmanın amacı liseler arası müsabakalara katılan sporcuların saldırganlık düzeylerini araştırmak ve bunun yanında spor ve saldırganlık ilişkisini çeşitli boyutlarıyla ortaya koymaktır. Araştırmaya Rize'de 2013-2014 eğitim öğretim yılında okullar arası spor müsabakalarına katılan 26 liseden tesadüfi küme örnekleme yöntemine göre seçilmiş toplam 490 sporcu katıldı. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ile İpek İlter (Kiper) tarafından geliştirilen Saldırganlık Envanteri kullanıldı. Verilerin dağılımlarıyla ilgili öncelikli olarak normallik testi (Kolmogorow-Smirnov D test) yapıldı. Çalışmaya katılan sporcuların dağılımları ve yüzdeleri tanımlayıcı istatistik (Descriptive Statistics) ile belirlendi. Sporcuların cinsiyet, okul türü ve spor dalı türü değişkenlerine göre saldırganlık durumlarının karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız örneklem T Testi (Independent Sample T Test) uygulandı. Yaş değişkenine (4 grup) göre ise saldırganlık durumlarının karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way Anova) uygulandı. Anlamlı bulunan gruplar arası farklılıklar için ikinci seviye testi olan Tukey HSD kullanıldı. Verilerin bilgisayar ortamına girilmesi ve grafiklerin çizilmesinde Windows için Microsoft Excel 2003, verilerin analizinde Windows için SPSS 20.0 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda yaş, cinsiyet, okul türü ve spor dalı türüne göre sporcuların atılganlık hariç tüm alt boyutlardaki saldırganlık puanlarında anlamlı farklılıklar saptandı. Sonuç olarak da ergenlik döneminde sporcuların yaşları arttıkça genel saldırganlıklarının da arttığı, erkeklerin kızlardan, meslek lisesine giden sporcuların genel liselere giden sporculardan ve takım sporu yapan sporcuların bireysel spor yapan sporculardan daha saldırgan oldukları bulundu. Anahtar Kelimeler: Lise, Sporcu öğrenci, Ergenlik, Saldırganlık, Spor

ErgenlerLise öğrencileriLiseler+4
Halil İbrahim Çakır
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Profesyonel ve amatör futbolcuların kişilik ve saldırganlık düzeylerinin incelenmesi (Trabzon-Rize İli örneği)

Araştırma grubunu 2014-2015 Süleyman SEBA Futbol Sezonunda Trabzon ve Rize ilindeki profesyonel ve amatör futbol takımları içerisinden 7 profesyonel ve 12 amatör futbol kulübünden 125 profesyonel ve 224 amatör sporcu olmak üzere toplam 349 futbolcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ile İpek İlter KİPER tarafından geliştirilen 30 maddelik Saldırganlık Envanteri ile Francis ve ark. 1992 tarafından geliştirilen, ülkemiz için geçerlilik ve güvenirlik çalışması, Karancı ve arkadaşları tarafından yapılan 24 maddelik Eysenck Kişilik Anketi-Kısaltılmış Formu (EKA-GGK) kullanılmıştır. Verilerin dağılımlarıyla ilgili öncelikli olarak normallik testi (Kolmogorow-Smirnov D test – Shapiro Wilk) yapıldı. Çalışmaya katılan sporcuların dağılımları ve yüzdeleri tanımlayıcı istatistik (Descriptive Statistics) ile belirlendi. Sporcuların sporculuk düzeyine göre normal dağılıma sahip olan yıkıcı, edilgen ve genel saldırganlık puanlarının karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız örneklem T Testi (Independent Sample T Test) uygulanırken, normal dağılıma sahip olmayan atılganlık, nörotizm, dışa dönüklük, psikotizm ve yalan puanlarının karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde Mann Whitney-U testi uygulandı. Bunun yanında profesyonel ve amatör sporcuların saldırganlık ve kişilik puanları arasındaki ilişkiyi saptamak için ise Spearman Kolerasyon testi uygulandı. Verilerin istatistiğinde SPSS 20.0 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda sporculuk düzeyine göre futbolcuların kişilik alt boyutlarında nörotizm ve dışa dönüklük hariç diğer alt boyutlarda, saldırganlık alt boyutlarında ise atılganlık hariç diğer alt boyutlarda anlamlı farklılıklar saptandı. Sonuç olarak amatör futbolcuların profesyonel futbolculardan daha saldırgan olduğu bulundu. Amatör futbolcuların psikotizm puanlarının profesyonel futbolculardan, profesyonel futbolcuların ise yalan puanlarının amatör futbolculardan daha yüksek olduğu görüldü. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, Kişilik, Futbol.

FutbolFutbolcularKişilik+5
Yakup Aytaç Pamukçu
Kütahya Dumlupınar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Pierre Bourdieu sosyolojisi temelinde Yeşil Yol Projesi ve neoliberal çevre politikalarının Rize özelinde yerel topluma etkisi

Neoliberalizm sosyal devlet gücünü zayıflatıp özel sektörü güçlendirmeyi ve emeğin gücünü yok etmeyi amaçlayan bir örgütlenme biçimidir. Bugün toplumları etkisi altına alan bu örgütlenme biçimi kullandığı argümanlarla kendini yegâne doğru olarak göstermektedir. Bu araştırmada neoliberal politikaların doğa üzerindeki etkisi Pierre Bourdieu sosyolojisi temelinde ele alınmıştır. Neoliberalizmin bir doxa olduğu varsayımından hareketle Rize'de yapılması planlanan Yeşil Yol Projesi'nin doğaya ve insanlığa etkisi araştırılmıştır. Bu çalışmanın nihai hedefi doğa ve doğa kaynaklı bilgi olarak karşımıza çıkan epistemeyi ortaya çıkarmaktır.

Bourdieu, PierreDoğaNeo-liberalizm+5
Deniz Şule Çalışkan
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel ve yeni dönem konut bahçelerinde kullanılan doğal ve egzotik bitki taksonlarının irdelenmesi: Rize ili örneği

Aralarında ayrılmaz bir bağ kurulan insan ve bitki birlikteliği yaşam biçimini etkileyerek kültürün şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Ancak teknolojik ve ekonomik gelişmelerin hızla arttığı günümüzde kültürler gözle görülür bir şekilde farklılaşmakta ve çoğu unutulmaya yüz tutmaktadır. Yapılan bu çalışmada doğal bitki taksonu kullanımının ve tanınırlığının ne seviyede olduğu, kişiler ve bahçeleri arasındaki bağın bitkisel ve demografik veriler ile ilişkilendirilmesi, konut sahiplerinin bitkiler ile olan kültürel bağının irdelemesi amaçlanmıştır. Zengin bitki çeşitliliğine sahip olan Rize ili çalışma alanı olarak belirlenmiş, il sınırları içerisindeki 12 ilçeye bağlı 29 köy ve 24 mahallede olmak üzere toplam 53 ayrı örneklem alanında bulunan 150 farklı konut bahçesinde çalışmalar yürütülmüştür. Haziran-Ekim ayları arasında arazi çalışmaları sürdürülmüş, konut sahipleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Yerinde yapılan arazi çalışmaları sonucunda 120 familyaya ve 401 cinse ait 603 bitki taksonu tespit edilmiştir. Bunların %45'inin doğal, %55'inin egzotik bitki taksonu olduğu belirlenmiştir. En çok karşılaşılan familya 58 farklı taksona ait Asteraceae olurken, en çok karşılaşılan doğal bitki taksonu Commelina communis L., egzotik bitki taksonu Camellia sinensis (L.) O. Kuntze ve dikilen doğal bitki taksonu Brassica oleracea L. var. viridis L. olmuştur. Kullanım amaçlarına göre 603 bitkinin 511 tanesinin en az bir amaçla kullanıldığı, 408 farklı bitkinin ise çoğunluğu oluşturarak görselliğinden dolayı kullanıldığı tespit edilmiştir. Katılımcıların demografik özellikleri ile görüşme sorularına verdikleri yanıtlar arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Konut sahipleriyle yapılan görüşmeler sonucu; en güzel bulunan bitki taksonu Zea mays L. olarak belirlenirken, en çirkin bulunan taksonun Tradescantia fluminensis Vell. olduğu belirtilmiştir. Modern ve geleneksel konut bahçeleri kıstasında incelenen beta çeşitlilik değerlerine göre modern konut tiplerinde çeşitliliğin daha yüksek çıktığı görülmüştür. Bahçelerine doğal bitki taksonlarını dikmeye dikkat ettiğini söyleyen konut sahiplerinin çoğunlukta olduğu bu çalışmada, elde edilen sonuçlar belirtilenin tam aksi olduğunu göstermiştir. Yapılmış olan bu çalışma ile doğal bitki taksonlarına olan ilginin artarak biyoçeşitliliğin korunmasına katkı sağlaması ön görülmüştür.

Egzotik bitkilerKültürRize+2
Sena Demirci
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Yaylacılık kültürünün yayla turizmi içindeki önemi: Rize yaylaları örneği

Bu araştırmanın amacı, yaylacılık kültürünün yayla turizmi içindeki önemini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından `Yayla Turizm Merkezi' olarak ilan edilen Çamlıhemşin /Ayder Yaylası ve İkizdere/Anzer Yaylasında tatillerini geçiren 390 yerli turiste anket uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemeleri SPSS PASW 18 paket programı kullanılarak bilgisayarda yapılmıştır. Anket soruları SPSS'de (PASW Statistik 18) çoklu uyum analizi kullanarak incelenmiştir. Ayrıca Çamlıhemşin-Ayder ve İkizdere -Anzer Yaylasında yapılan anketlerden elde edilen verilerin cevaplama yeri Frekans ve aritmetik ortalamaları Tablolar halinde verilmiştir.Analiz sonuçlarına göre Çamlıhemşin/Ayder ve İkizdere/Anzer yaylalarında tatillerini geçiren yerli yayla turistleri çoğunlukla 18 -39 yaşları arasında, lise eğitimi alan ve lisans mezunu bekâr erkek turistlerden oluşmaktadır. Bu kişiler çoğunlukla Marmara bölgesinde ya da Rize'de doğmuş, halen Marmara ya da Karadeniz bölgesinde ikamet etmektedirler. Bu kişiler yaylalara eğlenme- dinlenme, doğal güzellikler ve macera spor amaçlı gelmektedirler. Geliş şekillerinin ise bireysel, rehberli tur, aile ve arkadaş grupları olarak değiştiği tespit edilmiştir.Bu turistler daha çok günü birlik gezileri tercih etmektedir. Konaklama yapanlar ise çadır, karavan, kendi yayla evlerini ya da 3 yıldızlı otelleri kullanmaktadırlar. Öte yandan Çamlıhemşin/Ayder ve İkizdere/Anzer yaylalarına gelen turistler yaylalarda çoğunlukla ya birkaç gün ya da bir haftadan fazla kalmaktadır. Bu yaylalara gelen turistler tarihi yerleri ziyaret etme yanında yöresel hediyelik eşyalar satın almaktadır. Bu yaylalarda tatillerini geçiren yerli turistlerin çoğunluğunun, daha önce yayla turizmi faaliyetlerine katılmadıkları gözlenmekle birlikte, bazılarının Rize yaylarına daha önce geldikleri ve turistik faaliyetlerde bulundukları tespit edilmiştir.Çamlıhemşin/Ayder ve İkizdere/Anzer yaylalarına gelen turistler yayla evlerinin ve konaklama tesislerinin mimarisini, iç ve dış tasarımını, yiyecek ve içeceklerin içeriğini ve sunumunu kısmen otantik bulmaktadırlar. Benzer şekilde yerel halkın kıyafetleri, kullandıkları alet ve araçlar da geleneksel kültüre kısmen uygun görülmektedir. Ayrıca, turistler yayladaki camilerin mimarisi, iç ve dış tasarımı; tesis, yer ve dükkân isimlerinin, festival ve organizasyonların, danslar, oyunlar; dinlenilen müzikler; yiyecek ve içeceklerin çeşitliliği, el sanatları ve hediyelik eşyaların ise yerel halkın gündelik yaşamını tam olarak yansıttığı düşüncesindedirler.

RizeTurizmYayla evleri+3
Hikmet Haberal
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Rize ili Halkbilim monografisi

Anadolu'da Türk kültür varlığının ilk yayılma alanlarından birisi olup Doğu Karadeniz bölgesinin en kadim yerleşkelerinden birisi olan Rize; barındırdığı çoklu kültürel katmanlarla halk bilim incelemeleri açısından eşsiz özelliklere sahiptir. bu bağlamda Rize ilinin sözlü ve maddi kültürünü incelediğimiz bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Rize kültürünün tarihi temellerini oluşturan Rize ilinin yerleşim tarihi belgeler ve araştırmalar ışığında incelendi. Rize yöresine hangi Türk boylarının, ne zaman yerleştiği, Türklerin dışında yörede tarihi süreçte hangi kavimlerin yaşadığı ve günümüz kültürüne bu kavimlerin nasıl etki ettiği açıklığa kavuşturulmaya çalışıldı. İkinci bölümde Rize sözlü kültürünü oluşturan masal, efsane, fıkra, bilmece, türkü, atma türkü, atasözü, deyim gibi nazım ve nesir eserleri hem içerik açısından değerlendirildi hem de Türk kültür havzasının diğer bölgelerinden benzerleri ile karşılaştırılıp incelendi. Aynı bölümde Rize yöresi ağızları Türkçenin içerisindeki genel yeri açısından değerlendirildi. Üçüncü bölümde Rize yöresi gündelik hayatını oluşturan hayatın geçiş dönemi ritüelleri ile önemli günler ve bu günlerle ilgili ritüeller; Rize yöresi maddi kültürünü oluşturan geleneksel mimari, el sanatları, dokumalar gibi etnografik ürünlerin hem üretim süreçleri hem kullanılan araç gereç ve teknikler, özellikle dokumalarda kullanılan motifler ve mimaride kullanılan planlar; halk takvimi, halk tıbbı, halk veterinerliği, yaylacılık, halk müziği gibi kültürel öğeler Türk kültürünün geneli açısından karşılaştırma yaparak incelendi. Çalışmanın sonunda yöre kültürü bir bütün içerisinde değerlendirilerek Türk kültür havzası içerisindeki yeri tespit edilmeye çalışılmış; bundan sonra yöre kültürü üzerine yapılabilecek çalışmalar konusunda araştırmacılara çeşitli öneriler sunulmuştur.

FolklorHalk bilimiKültür+3
Turgay Kabak
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Rize'de şehirsel gelişimin jeomorfolojik birimler üzerindeki etkisi ve şehri etkileyen afetler

Rize şehri kuzeyde Karadeniz, batıda Fener Burnu ile doğuda Taşlıdere arasında yükseltisi 300-350 m'yi bulan tepelerle çevrelenmiş bir koyun çevresinde kurulmuştur. Şehir, Doğu Karadeniz'de, Karadeniz kıyısı ile güneyde yükseltisi 2500 m'yi geçen Rize Dağları'nın kuzey yamaçlarında yer almaktadır. İlin batı sınırını Derepazarı ve Kalkandere, doğu sınırını ise Çayeli ilçeleri oluşturmaktadır. Rize genelinde Paleozoyik bir temel üzerinde Kretase'de başlayan büyük orojenezle yüzeye çıkmış granodiyorit ve flişler geniş alan kaplamakla birlikte Neojen depolarına da rastlanılmaktadır. Litoloji olarak volkanik kayaçlar andezit, bazalt, dasit ve riyodasitlerden oluşmaktadır. Bu birimler dışında Üst Kretase dönemine ait volkano-sedimanter kayaçlar ise Rize şehri güneyinde yüzeylenmektedir. Kıyı düzlükleri ve vadi tabanlarının genişlediği alanlarda alüvyonlar görülmektedir. Rize şehrinin kurulduğu alanda denizel taraçalar, tepeler ve vadiler önemli morfolojik birimleri oluşturmaktadır. Şehrin kurulduğu alanın litolojik ve jeomorfolojik özellikleri yerleşmeleri olumsuz etkilemektedir. Şehrin yerleşme tarihi M.S. V. yüzyıla kadar gitmekte olup farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Şehrin kurulduğu alanın topoğrafik yapısı nedeniyle şehrin genişlemesi ve gelişmesine uygun arazi sınırlıdır. Bu nedenle şehir için zorunlu olarak kıyıdaki düzlük alanlar kullanılmıştır. Kısa sürede bu düzlüklerin dolmasıyla denizden arazi kazanma çalışmaları başlamıştır. İlk dolgu çalışmaları 1960'lı yıllarda başlamış olup günümüzde artarak devam etmektedir. Günümüzde resmi rakamlara göre Rize şehrindeki yerleşmelerin % 70'e yakını dolgular üzerinde yer almaktadır. Son 50-60 yıldan beri kıyıda yapılan dolgu çalışmaları nedeniyle kıyı bölgesinin morfolojik yapısında çok ciddi değişiklikler yaşanmıştır. Bu değişimin en bariz örneği kıyının 250-500 m arasında değişen değerlerde gerilemiş olmasıdır. Son 10 yılda denizin doldurulması dışında kıyı gerisindeki yamaçlarda yer alan çay üretim alanları da yerleşmeye açılmıştır. Rize şehrinin genişlemesine bağlı olarak jeomorfolojik birimlerde önemli değişmeler yaşanmıştır. Bu değişimin başında doğal kıyının ortadan kaldırılması, vadilerin doldurulması, yamaç ve sırtların oyulması gelmektedir. Yol ve yerleşme alanları için yapılan kazı çalışmalarında litoloji ve jeomorfoloji dikkate alınmamıştır. Bu durum nedeniyle sel, taşkın ve kütle hareketleri gibi doğal afetlerin sayısında ve etkisinde artış görülmektedir. Özellikle şehir içerisinde kalan dere yataklarının ortadan kaldırılması veya kanala alınması nedeniyle ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde şiddetli sağanaklar sonrasında can ve mal kayıplarına neden olan sel ve taşkınlar yaşanmaktadır. Sel ve taşkın dışında büyük çaplı heyelanlar da yerleşmeler için ciddi tehlike arz etmektedir. Rize şehrinin 1980'den sonra hızlı gelişmesi ve bu gelişmede jeomorfolojik birimlerde ortaya çıkan değişme ve bu değişmenin doğal afetler üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla bu çalışma hazırlanmıştır. Doğu Karadeniz kıyı kuşağında yer alan şehirlerin hemen tamamında benzer sıkıntılar görülmekle birlikte, yerleşme alanı bakımından en sıkıntılı olanı Rize şehridir. Doğal afetlerin görülme sıklığı açısından da Rize şehri en ön sırada yer almaktadır. Şehrin bu özel durumu nedeniyle detaylı jeomorfoloji çalışmalarına uygun bir alandır.

AfetlerCoğrafyaDoğu Karadeniz bölgesi+4
Pınar Polat
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Rize Gazetesi'ne göre Rize'de sosyo-ekonomik ve kültürel hayat

Tarafımızca hazırlanan bu çalışma ile 1931 – 1942 yılları arasında yayımlanmış olan Rize Gazetesi üzerinden Rize'deki sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi hayat yapısını inceleyerek bölge tarihinin araştırılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Rize Gazetesi incelendiğinde, bölgedeki ekonomik şartlar, adlî vakalar, imar – iskân faaliyetleri, bölge halkının devrimlere karşı tutumu, nüfus yapısı gibi pek çok bilgiyi ortaya koyduğundan zengin bir kaynak olduğu görülmektedir. Ayrıca gazetenin elimizdeki mevcut sayılarında memurların tayini, ceza ya da terfi haberleri, reklamlar, çeşitli kurum ve kişilerden verilen ilanlar, adlî vakalar, bölgeye gelen gidenler, özel günlere ait kutlama ve anma programları, hükûmet bildirileri ve çıkarılan kanunlar gibi pek çok haber de bulunmaktadır. Bununla beraber Rize Gazetesi, sadece Rize tarihine değil umumî tarihe de ışık tutmaktadır. Nitekim gazetede yalnızca yerel değil, yurt ve dünyadan haberlere de bolca yer verilmiştir. Bu yönü ile aynı zamanda umumî bir gazete özelliği taşıyan Rize Gazetesinin çalışma kapsamında yerel haberleri üzerinden bir değerlendirmeye gidilmiştir. Ancak bu çalışmada yalnızca gazetenin yerel haberlerine yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Rize, Basın, Çay, Sosyo-Ekonomik Hayat

RizeRize gazetesiSosyal hayat+1
Elif Yormaz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Rize siyasi tarihi (1923-1950)

Bu çalışmanın amacı; 1923-1950 dönemi Rize'deki siyasi teşkilatlanmaların oluşumunu, iktidarın çalışmalarını ve bunun şehirdeki yansımalarını ortaya koymaktır. 27 yıllık Tek Parti dönemindeki siyasi faaliyetlerle bu faaliyetlerin yaratmış olduğu sosyal, ekonomik ve kültürel etkilerin konu alındığı bu çalışma, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde yöre insanın mizacı, değer yargıları, sosyal, ekonomik ve kültürel durumu genel hatlarıyla ortaya konulmuştur. Bununla birlikte 1923 öncesi döneme değinilmiş; çalışmada uygulanan metodoloji ve bu çalışmanın bölümleri hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, CHP'nin Rize ve ilçelerindeki teşkilatlanmasına, 1933-1936 dönemi Çoruh vilayetine bağlı olan ilçe teşkilatlanmalarına ve SCF (Serbest Cumhuriyet Fırkası) ile DP (Demokrat Parti) yapılanmasına değinilmiştir. Ayrıca Rize'nin aynı dönem içindeki sorunları ve bu sorunlara iktidarın yaklaşımı ile sosyal alanda yapılan bazı devrimlerin vilayetteki yansımaları anlatılmıştır. Son olarak 1946 ve 1950 seçimlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde ise, Rize Türk Ocaklarından ve Rize Halkevinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölüm, 1923-1950 dönemi Rize'de yapılan sekiz genel seçim ve iki ara seçim sonuçları ile seçilen vekillerin biyografilerine dair bilgiler içermektedir. Sonuç bölümünde mevcut bilgiler ışığında değerlendirmeler yapılmış, CHP'nin Rize'de istediği başarıyı yakalayamadığı görülmüştür. Bunda halkın önemli bir kesiminin daha çok sosyal alandaki devrimlere tepkili olmasının ve vilayetin ekonomik durumunda uzun yıllar belirgin bir iyileşmenin olmayışının başlıca etkenler olduğu sonuçlarına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Rize, Artvin, CHP, DP, Halkevi.

ArtvinCumhuriyet Halk PartisiCumhuriyet tarihi+7
Sinan Başaran
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Rize ve yakın çevresinde bulunan genel liselerin ve meslek liselerinin coğrafya öğretimi açısından karşılaştırılması

Bu araştırmada ortaöğretimin birimlerinden olan genel liseler ile meslek liseleri arasında, coğrafya dersinin işlenişi açısından ne gibi farklılık ve benzerliklerin olduğu incelenmiştir. İlk önce genel lise ve meslek lisesi coğrafya öğretmenlerine yapılan anketlerde; hangi araç gereçleri kullanarak ders işlediklerini, okullarında yeterli ve gerekli araç gerecin bulunup bulunmadığını, hangi öğretim ilkelerini kullandıklarım, hangi öğretim yöntemleri ile ders verdiklerini, kendilerini yenileyip geliştirmeye çalışıp çalışmadıklarını incelemeye yönelik sorular sorulmuştur. Sonra öğrencilere yine bu kriterler baz alınarak sorular sorulmuş ve öğrencilerin coğrafya dersine bakış açılan tespit edilmeye çalışılmıştır. Meslek liseleri öğrencileri ile genel lise öğrencilerinin eğitim amaçlarının farklı olması, coğrafya dersinden beklentilerinin farklı olmasına yol açıp açmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemini Rize ili ve ilçelerindeki genel lise ve meslek liselerinin 60 öğretmeni ve bu okulların 250 öğrencisi oluşmuştur. Öğretmenlerin 30'u genel lise, 30'u meslek lisesi öğretmenidir, öğrencilerin ise 125'i meslek lisesi öğrencisi, 125 'i genel lise öğrencisidir. Araştırmada veriler SPSS ile analiz edilmiş, Verilerin yorumlanmasında yüzde (%), standart sapma, (X2), t testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular tablolar halinde düzenlenmiş ve yorumlanmıştır.in Bu araştırmanın sonucunda şu bilgilere ulaşılmıştır: Genel liselerde daha fazla araç gereç kullanıldığı, meslek liselerinde ise daha az araç gereç kullanıldığı tespit edilmiştir. Genel liselerde öğretmenlerin daha fazla kendilerini yenileme ve geliştirmeye çalıştıkları, meslek liselerinde ise öğretmenlerin buna daha az önem verdikleri tespit edilmiştir. Genel lise ile meslek liseleri arasında, araç gereç donanımı, kullanılan öğretim ilkeleri, uygulanılan öğretim yöntemleri açısından manidar bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Bu konular ile ilgili sorulan soruların tek tek analizi yapılarak, sonuçlar ortalamalara bağlı olarak değerlendirilmiştir. Genel liselerde öğrencilerin coğrafya dersine olan ilgilerinin daha fazla ve tutumlarının daha olumlu olduğu, meslek liselerindeki öğrencilerin coğrafya dersine ilgilerinin daha az ve tutumlarının daha olumsuz olduğu tespit edilmiştir.Genel liselerde öğrencinin coğrafya dersini alırken öncelikli amacı üniversitedeki sorulan cevaplamak iken, meslek lisesindeki öğrencilerin öncelikli amacı sınıflarını geçmek olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, bunlara ek olarak uygulanan ders programı açısından da genel liseler ile meslek liseler arasında belirgin bir fark olduğu görülmüştür. Sonuç olarak; coğrafya eğitiminde, alan ve okul ayrımına gidilmeksizin bir standardizasyona gidilmesi gerektiği, meslek liselerindeki coğrafya öğretiminin iyileştirilmesi gerektiği, coğrafya dersinin anlamının, öneminin, gerekliliğinin ve hayatta kullanılabilir bilgiler kazandırdığının hangi okulda okursun öğrencilere daha iyi kavratılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

CoğrafyaCoğrafya öğretimiKarşılaştırmalı eğitim+4
Ayşegül Alaz
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Zaman yönetimi ve zamanı etkin kullanma (Rize Aile Hekimliği çalışanları örneği)

Çalışmanın amacı; zamanın önemi, zaman tuzakları ve mücadele yolları, zamanı etkin kullanma teknikleri gibi konular çerçevesinde zaman yönetimi konusunda kurumsal ve bireysel bazda farkındalığın oluşturulmasıdır. Ayrıca araştırma bölümünde aile hekimliği çalışanlarının sosyo-demografik özellikleri, mesleki özellikleri ve zaman yönetimine katkısı olan faktörleri ile zaman yönetimine ilişkin tutum ve davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi, çalışma hayatında kendilerini en çok etkileyen zaman tuzaklarının tespiti amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda; aile hekimliği çalışanlarının cinsiyet, mesleki kıdem, görev, branş, eğitim ve zaman yönetimi konusunda materyal okuma değişkenlerinde zaman yönetimine ilişkin tutum ve davranışlarının farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca aile hekimliği çalışanlarının mesai saatleri içerisinde zaman kaybetmelerine neden olan tuzakların genel olarak yönetimden, örgütsel yapı ve politikalardan kaynaklı zaman tuzakları olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Zaman Yönetimi, Zaman Tuzakları, Aile Hekimliği ÇalıĢanları

Aile hekimliğiEtkinlikRize+4
Selma Sevim Kılıç
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık işletmelerinde kurumsal imajı belirleyen faktörler(Rize Devlet Hastanesi örneği)

Bu çalışmada, Rize Devlet Hastanesi'nin kurumsal imajını belirleyen faktörlerin saptanması amaçlanmıştır. Çalışmanın teorik bölümünde tarihçi metod kullanılarak literatür taraması, uygulama bölümünde anket yöntemi kullanılmıştır. Toplamda 130 hizmet tüketicisinden elde edilen veriler, SPSS istatistik programı ile analize tabi tutulmuş, istatistiki yöntem olarak frekans analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, hizmetten yararlanan tüketicilerin Rize Devlet Hastanesi'nin kurumsal imajını değerlendirmede 5 ana faktörden etkilenme düzeyleri saptanmıştır. Personel ana faktörü altında, sağlık işletmesi personelinin kıyafetinin işe göre standart olması, kalifiye olması ve yaş ortalamasının genç personelden oluşması öncelikli imaj belirleyicileridir. Sonrasında sırasıyla, işletmenin merkeze göre konumlandırılması, işletme personelinin hizmetten yararlananlara karşı yaklaşımları, hizmet sunumunun güvenilir, hızlı, doğru olması ve işletmenin kamuoyunda güvenilirlik imajının olması kurumsal imajı belirleyen temel faktörler olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Kurumsal Ġmaj, Sağlık, Ġmaj Faktörleri

HastanelerKurum imajıRize+3
Özlem Bektaş
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu hastanelerinde dış kaynak kullanımı ve Rize Devlet Hastanesi'nde bazı maliyet faktörleri açısından bir değerlendirme

Çalışmanın amacı; küresel rekabet ortamında, işletmelerin temel yetenekleri dışındaki diğer faaliyetlerinde, dış kaynak kullanımına yönelmeleri sonucunda, bunun işletmelere ne derece fayda sağladığını ve muhtemel sonuçlarını ortaya çıkarmaktır. Çalışma iki bölüm halinde planlanmış, birinci bölümde dış kaynak kullanım kavramı, nedenleri, yarar ve sakıncaları üzerinde durulmuş, ikinci bölümde, dış kaynak kullanımının türleri, alanları, önemi, süreçleri ve Rize Devlet Hastanesi'nde bazı maliyet faktörleri ele alınmıştır. Çalışmada tarihçi/kaynak tarama yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca Rize devlet hastanesi görüntüleme ve laboratuvar hizmetleri üzerine örnek bir uygulama yapılmıştır; bu uygulamada görüntüleme ve laboratuvar hizmetlerinin dış kaynak kullanım uygulama süreçlerindeki toplam maliyetleri, toplam miktar ve birim maliyetleri bulunmuş ve bu birim maliyetlerinin birbiri ile karşılaştırmaları yapılmıştır. Çalışmada, dış kaynak kullanımının birçok kullanım nedenleri ile karşılaşılmış ve teknolojiye bağlı olarak küresel rekabet ortamında yaygın ve yoğun olarak tercih edildiği gözlemlenmiştir. Dış kaynak kullanımının, özellikle hastaneler ya da sağlık tesislerinde kullanım alan ve nedenleri geniş olarak ele alınmış ve buna bağlı olarak bazı maliyet faktörleri üzerine bir çalışma yapılmıştır.

Devlet hastaneleriDış kaynaklardan yararlanmaHastaneler+3
Yılmaz Keskin
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Özel dershaneleri gelecekte bekleyen belirsizliklere yönelik stratejik öneri Rize - Trabzon bölgesinde dershaneler üzerinde bir uygulama

Dershaneler eğitimin vazgeçilmez ancak bir türlü kabullenilememiş bir parçası olarak görülmektedir. Toplumda eğitimin değeri arttıkça üniversitelere ve sınavla girilen liselere olan ilgi artmakta, bu dershanelerin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Ancak dershane sektörlerinin büyümesine rağmen giderek zorlanan kurumlar haline gelmektedir. Gerek birer işletme haline gelemedikleri için gerek siyasi ve toplumsal olarak kabullenilemediklerinden dershaneleri gelecekte belirsizlikler beklemektedir. Bir okulun ürettiği eğitimi verirken bir şirket gibi kurumsal bir biçimde yönetiliyor hale gelmeleri gerekmektedir. Ayrıca dershaneler sadece sınava hazırlayan kurumlar olmaktan çıkıp örgün eğitim sistemi ile entegrasyon sağlamaları beklenmektedir.Dershanelerin sektörel büyüklükleri incelendiğinde ülke ekonomisi, istihdamı ve hizmetleri ile göz ardı edilemeyecek bir noktada oldukları görülmektedir. Ancak, siyasi ve toplumsal örgütler dershanelerin varlıklarını benimseyememiştir. Politik ortamdaki oyuncular, dershanelerin varlığına son verme planları ile siyaset üretmekte, dershanelerin varlığını tehdit etmektedir. Dershaneler, eğitim öğretim ve sınav sistemlerindeki değişikliklerden oldukça etkilenmektedir. Planlamalar yapılırken dershanelerin nasıl etkileneceği değerlendirilmemektedir. Rize ve Trabzon'daki dershanelerin yapısı incelendiğinde kurumsallaşma düzeyi belirlenmiştir.

EğitimEğitim sistemiEğitim yönetimi+7
Abdulkadir Erdem
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Rize ili etnobotanik özellikleri

Bu çalışma, Rize ilindeki 5 ilçede kullanılan bitkilerin etnobotanik özelliklerini, kullanım alanlarını ve yerel isimlerini tespit ederek, bu yörede halkın kaybolmaya yüz tutmuş kültür zenginliğinin yanı sıra, ekonomik öneme sahip olanlarının belirlenmesi amacıyla, 2011-2012 yılları arasında yapılmıştır.Araştırma alanında saptanan 56 familyaya ait 113 taksonun, 78'i tedavi, 43'ü gıda, 19'u hayvanlarda tedavi ve yem, 8'i baharat ve çay, 26'sının ise farklı amaçlarla kullanıldığı tespit edilmiş olup, bu bitki türlerinin familyalara göre dağılımı ve yüzdeleri hesaplanmıştır. Buna göre ilk beş familya şu şekilde sıralanmaktadır: Asteraceae familyası 14 takson (% 12), Rosaceae familyası 11 takson (% 10), Lamiaceae (Labiatae) familyası 10 takson (% 9), Ericaceae ve Fabaceae (Leguminosae) familyaları ise 4'er takson (% 4).Teşhisi yapılan taksonlardan 66 (% 58,4)'sının fitocoğrafik bölgesi belirlenmiştir. Bu taksonların 45 adedi (% 39,82) Avrupa-Sibirya, 1 adedi (% 0,89) İran-Turan ve 1 adedi (% 0,89) Akdeniz elementidir. Ayrıca, toplanan bitkilerin 5 adedi (% 4,42) kozmopolit, 7 adedi (% 6,19) egzotik ve 2 adedi (% 1,76) endemik takson olup, endemik taksonların IUCN kategorilerine göre tehlike durumu LC olarak saptanmıştır.

EtnobotanikFloraRize
Diren Uycan Saraç
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00

Related subjects