Socio-cultural life

61 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hatay'da sosyo-ekonomik ve kültürel hayat (1960-1971)

Hatay, insanlık tarihine ilişkin ilk yerleşim alanlarından biri olup, tarih boyunca farklı din ve etnik kimliğe mensup toplumların çekişme sahası olmuştur. Farklı toplumların Hatay'da egemenlik kurma düşüncelerinin altında ise şüphesiz ki sahip olduğu konumu, iklimi ve iklimine bağlı olarak verimli tarım arazileri ile tarihî arka planı önemli bir etken olmuştur. Toplumsal yapısı, farklılıklar üzerine kurulan Hatay, zaman içinde ev sahipliği yaptığı her kültürden kendi hazinesine kattığı değerler sayesinde farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü hoşgörü ve barış kenti hüviyeti kazandırmıştır. İnceleme dönemimiz olan 1960-1971 yılları arasındaki süreçte Hatay toplumundaki çeşitliliğin devam ettiği ve farklı din ve kimliklere sahip gruplar arasında herhangi bir problemin olmadığı gözlemlenmiştir. Hatay, diğer Anadolu şehirleri gibi 1960 Darbesi ve 1971 Askerî Muhtırası'ndan etkilenmiş olmakla beraber olayların fazla büyümediği ve kayıpların daha az olduğu bir şehir panoroması çizmiştir. Hatay, sıcak iklimi ve verimli toprakları sayesinde Türkiye Cumhuriyeti'ne katılan son toprak parçası olmasına rağmen kısa süre içinde yapılan reformlar ve yatırımlar sayesinde ekonomisini canlandırmış ve gerek ülke ekonomisiyle ve gerekse uluslararası ekonomiyle entegre olmayı başarabilmiştir. Kültürel hayatı da oldukça renkli ve bu bağlamda faaliyetlerin yoğun yaşandığı Hatay, 1960'lı yılların başından itibaren yatırım yaptığı öncelilikli alanların başında eğitim ve sağlık gibi hayati alanlar olmuştur. 1970'li yıllara gelindiğinde Hatay, eğitim ve sağlık gibi insan hayatı açısından elzem olan alanlardaki yatırımlarını yapabilmiş ve kendi nüfusuna yetecek bir hale getirmeyi başarabilmiştir.

HataySosyal hayatSosyoekonomik hayat+1
Fevziye Çelik
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel hayatı (1204-1461)

"Trabzon İmparatorluğu'nun Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Hayatı (1204-1461)" adını verdiğimiz bu çalışmamız giriş, üç ana bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde konuya bütünlük kazandırmak amacıyla Trabzon İmparatorluğu'na adını veren Trabzon şehrinin adı, fizikî coğrafyası hakkında bilgi verilip, tezimizde kullanmış olduğumuz dönemin kaynakları tanıtılmıştır. Birinci bölümde, Trabzon İmparatorluğu'ndaki idari yapı ele alınmıştır. Birinci bölümün ikinci kısmında ise bölgedeki demografik yapı ve bu demografik yapıdaki değişim süreci incelenmiştir. Sosyo-ekonomik tarih araştırmalarının temelinde yatan nüfus olgusu özenle incelenmesi gereken bir unsur olduğu için Trabzon İmparatorluğu'nda yaşayan halkın nüfus miktarı ve nüfusun yapısında yaşanan değişimler dönemin kaynaklarının verdiği bilgiler dâhilinde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezimizin ikinci bölümünde ise; Trabzon İmparatorluğu'nun ekonomisi ve bu ekonomiye etki eden faktörler ele alınmıştır. Buradan hareketle bölgenin ticari bakımdan önemi, Türklerin Karadeniz ticaretine dâhil olma süreçleri ve Trabzon İmparatorluğu ile ilişkileri incelenerek; Venedik ve Ceneviz'in Karadeniz ticaretindeki rolleri, Moğolların Karadeniz ticaretinde nasıl rol aldıkları, Trabzon'dan İran'a uzanan seyahat güzergâhı ve ticarî boyutları değerlendirilmiştir. Trabzon İmparatorluğu'nun özellikle XIII. yüzyılın ikinci yarısında demografik yapısında görülen değişim ve bu değişimle birlikte ortaya çıkan ekonomik faaliyetlerdeki canlanma incelenmiştir. Üçüncü bölümde; bölgede yaşanan yoğun ticari ilişkiler neticesinde kültürel alandaki etkileşimler değerlendirilerek, bölgedeki kültürel etkileşimin mimariye etkileri incelenmiştir. Sonuç olarak; XIII. ve XV. yüzyıllarda Doğu Karadeniz Bölgesi'nde hüküm süren Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetlerindeki gelişmeler imparatorluğun çevresindeki Türklerle ilişkileri ekseninde incelenmiş ve kaynakların imkân verdiği ölçüde detaylı bir şekilde ortaya konmaya çalışılmıştır.

Ekonomik hayatEkonomik yapıKaradeniz+6
Tebessüm Yıldız
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Afganistan'ın siyasi ve kültürel tarihi (Tarihi dönemlerin başlangıcından 1747 yılına kadar)

Afganistan stratejik coğrafi konumu itibariyle Orta Asya halklarının göç geçiş güzergahı, istilacıların hedef noktası, kültürel ve iktisadi ilişkilerin tarih boyunca en önemli kavşaklarından biri olmuştur. Geniş bir kültür yelpazesine sahip olan Afganistan, "dünyanın damı ve kalpgâhı" olarak adlandırılmaktadır. Jeopolitik açıdan stratejik önemi dikkat çekici olup, tarih boyunca dünyanın cazibe merkezlerinden biri olmuştur. Jeopolitik öneminden dolayı tarih boyunca küresel güç olma siyaseti güden ülke ve hükümdarlar Afganistan üzerinde kilitlenmiştir. Bu nedenle çok eski çağlardan beri defalarca istilaya maruz kalmıştır. Ülkenin tarihi boyunca ani ve radikal değişikliklerle farklı ideolojik yönetimleri yaşaması, Afganistan'ı farklı kılan özelliklerdendir. Afganistan, Ahmet Şah Dürrani'nin ilk Afgan devletini ilan ettiği 1747 yılına kadar Persler, Büyük İskender, Türk- İslam, Türk- Moğol toplululuklarının kurduğu devletlerin hakimiyetinde kalmıştır. Afganistan topraklarında hüküm sürmüş olan son Türk hükümdarı Afşar Nâdir Şah'tır. Bu çalışmada; tarihi dönemlerin başlangıcından 1747 yılına kadar Afganistan'ın tarihi şehirleri, demografik yapısı, Aryan teorisi, Persler dönemi, Büyük İskender dönemi, Türklerin bölgede hakimiyet kurmaları, İslam fetihleri, bölgede İslamiyet'in yayılmasından sonra gelişen siyasi olaylar, Türk-İslam, Türk-Moğol devletlerinin sosyo kültürel hayatı araştırılarak kaleme alındı.

AfganistanCoğrafi özelliklerEtnik yapı+7
Semra Çerkezoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyetin ilk on beş yılında Yozgat

Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra ülke genelinde meydana gelen değişimin Yozgat iline yansımaları incelenmiştir. Çalışmamız 1923-1938 yılları arasını kapsamakta ve dört bölümden ibarettir. Bu bölümler; siyasi-idari, ekonomik, nüfus ve eğitim-sosyal kültürel alanlardan oluşmaktadır. Çalışmamızda arşiv belgeleri, yerel basın ve araştırma kaynaklarından yararlanılmıştır. Kaynaklar doğrultusunda cumhuriyetin ilk yıllarında Yozgat'ın idari yapısı, tarım ve sanayisi, yaşanan iskân faaliyetleriyle birlikte değişen nüfus yapısı ve eğitim alanındaki yenilikler ele alınmıştır. Yozgat, cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkarak önemli adımların atıldığı illerden biri olmuştur.

Cumhuriyet DönemiSosyokültürel yapıSosyokültürel yaşam+2
Muhammed Yasin Doğan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çerkes kültüründe gündelik hayat ve kadın

Gündelik hayat kavramı bireylerin karşılıklı etkileşimi sonucunda ortaya çıkan ve sürekli olarak tekrar eden gündelik hayat pratiklerini ifade etmek için kullanılmaktadır. Gündelik hayatın sosyolojisi yapıldığında ise, sürekli olarak tekrar edilen, sıradanlaşan, bilindik hayatın ardında saklanan sosyal gerçekliği ortaya çıkarmak hedeflenmektedir. Hayatın olağan akışı içerisinde fark edemediğimiz ancak sosyoloji gözlüğünü taktığımızda anlamlandırıp, yorumlayabildiğimiz her şey bizlere toplumsal veriler sunmaktadır. Bu veriler; toplumsal davranışlar, eylemler, mekanlar, nesneler, işaretler, semboller ve dil gibi öğeleri içeren, hem gündelik hayatın bir parçası olup hem de yaşanılan toplumun kültürüne dair karineler sunan önemli göstergelerdir. Bu araştırmanın amacı ise, Gündelik hayatta Çerkes kültürünün nasıl inşa edildiğinin ortaya koyulmasıdır. Gündelik hayat içerisinde Çerkes kültürünün nasıl inşa edildiğini, bu inşa sürecinin önemli bir öznesi olan kadının konumunu, kendilerini nasıl tanımladıklarını, yer duygularını, dini mensubiyetlerini, gündelik hayat pratiklerinde oluşturdukları sosyal ve kültürel değerler sistemini ne şekilde yaşadıklarını ve bunu nasıl aktardıklarını ortaya çıkarmak araştırmanın diğer amaçları arasındadır. Buradan yola çıkarak araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Kahramanmaraş ilinde ve Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesine bağlı Kamışçık ve Büyükçamurlu köylerinde yaşayan 20 Çerkes kadınla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme yapılmıştır. Görüşme sonucunda elde edilen bulgular çerçevesinde temalar oluşturularak betimsel bir analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın en temel bulgusu, Çerkes kadınların gündelik hayat içerisinde Çerkes kültürüne ait geleneksel unsurları kısmi olarak devam ettirdiği ve bu unsurların zaman içerisinde kültürel çözülmeye uğradığı sonucuna ulaşılmıştır.

Günlük yaşamKadınlarKahramanmaraş+4
Sümeyye Atıcı
Manisa Celal Bayar University
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Afganistan'ın Faryab bölgesindeki Türkmenlerin sosyo-kültürel yapısı

Tarih boyunca bir halkın ortaya koyduğu maddi ve manevi değerler bütünü olan kültür, sadece bir miras değil, aynı zamanda yaşayan bir bellektir. Millet olmanın temelinde dil, din ve ideal birliği yatar. Milletler geçmişten günümüze kadar edindikleri kültürel değerlerini koruyup muhafaza ederek gelecek nesillere aktarırlar. Böylece millet olma özelliklerini korurlar. Son 40 yıldır iç savaşlar ve çatışmalarla boğuşan Afganistan bölgesinde bulunan farklı etnik gruplarda önemli kültürel erozyonlar meydana gelir. Bütün bu değişikliklere 1979'da Rus işgali ile başlayan ve günümüze kadar devam eden sıkıntılar ve karışıklıklar sebep olur. Kültürel miraslar korunamamış veya yanlış bir yola sevk edilir. Bazı dini değerler kültürel olarak kabul edilirken kültürel değerler ise dinin yerini alır. 2001 yılından itibaren Afganitan'da Taliban rejiminin devrilmesiyle, hızla ilerleyen teknoloji ve medya, Afganistan toplumunu büyük ölçüde etkisi altına alır. İlk olarak Hint dizileri ve daha sonra Türk dizileri televizyonlarda yayınlanırken, Afganistan toplumunun geleneksel ve kültürel değerlerinin korunması zorlaşır ve önemli değişikliklere uğramaya başlar. Buna bir de bilinçsiz cep telefonu kullanımını eklersek nasıl bir kültürel erozyon yaşandığı görülür. Afganistan'da yaşayan Türkmenler, her ne kadar aynı sıkıntılara maruz kalıp çalkantılı bir süreçten geçse de yaşadığı bölgeleri büyük ölçüde terk etmemişler ve tarihten gelen gelenek – görenek ve adetlerini ağırlıklı olarak koruyabilmişlerdir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Afganistan'ın tarihi gelişiminin yanı sıra genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Afganistan'da yaşayan Türkmenlerin tarihleri, demoğrafik yapıları, coğrafi ve siyasi durumları gibi konular ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Faryab bölgesinde yaşayan Türkmen toplumunun sosyo-kültürel yapısı derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır.

Afganistan-FaryabHalk bilimiHalk inançları+5
Bory Nasır
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

MTR (Sinop-Kefevi) toplumunda aneminin biyoarkeolojik tespiti ve sosyokültürel yaklaşımı

Antropoloji bilimi genel anlamda insanları birçok yönüyle ele alarak değerlendirir. İnsanı ayakta tutan vücudunun en sağlam yapısı olan iskelet yapısı yaşadığı dönem içerisinde sürdürmüş olduğu yaşamın nasıl geçtiğine dair birçok bilgiler barındırmaktadır. Bilindiği üzere kemiklerin bozulmadan bulunduğumuz güne kadar korunarak geldiği için buda bize geçmiş dönemde yaşamış olan toplumlar hakkında önemli bilgiler sağlar. Ele geçen iskeletlerin paleopatolojik açıdan incelemeleri yapılan dönem toplumların sağlık yapıları ya da farklı hastalıklara maruz kalıp kalmadıkları bunu yanı sıra bir salgın hastalığının var olup olmadığı, bireylerin olası ölüm nedenleri bulunabilmektedir. Yapılan araştırmalar dönem hakkında fikir almamız için yol göstermektedir. Kemik üzerine yansımış olan hastalıklardan biri ise anemidir. Anemi göstergesi olarak kemik üzerinde varlığını gösteren bu hastalık üç farklı yöntemle açığa çıkar bunlar; Cribra Orbitalia, göz tavanında meydana gelen küçük delikler şeklinde ortaya çıkar, kafatasında oluşan Protic Hyperostosis ve kafatasında Diploe Kalınlaşmasından yola çıkılarak aneminin varlığı tespit edilebilir. Bu çalışmada Anadolu coğrafyasının Kuzeyinde yer alan Sinop ili Kefevi nekropolü mahallesinden gün yüzüne çıkarılan iskeletlerden oluşmaktadır. 2016 yılında Sinop İl merkezinde gerçekleştirilen kazılar neticesinde Kefevi Mahallesi Nekropolü (MTR) kurtarma kazında elde edilen 30 kadın birey, 41 erkek birey, 25 çocuk birey, 6 adölesan ve 6 bebek birey olmak üzere 108 bireyde inceleme yapılmıştır. Bu iskeletler üzerinde farklı palepatolojik hastalıklara bakılmıştır. Bu çalışmalarda tezin konusunu oluşturan aneminin tespiti için, kafatası üzerinde Cribra Orbitalia, Protic Hyperostosis ve Diploe Kalınlaşmalarına bakılmıştır. Varılan sonuçlar neticesinde Anadolu toplumlarında bu hastalıkların oranları ile karşılaştırılmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar sonucu toplumun, Bizans Dönemi Kefevi Nekropolü bireylerinde Cribra Orbitalia ve Diploe Kalınlaşması %27,80 (30/108) oranında hesaplanırken Protic Hyperostosis %50,92 (55/108) olarak hesaplanmıştır. İskeletler üzerinde belirlenen anemi hastalığı başka Anadolu toplumlarıyla birbiriyle olan benzerlikleri ve farklılıkları Sinop Kefevi antik toplumunun sosyo-kültürel yapısı beslenme şekilleri ortaya çıkarılmıştır.

AnemiAntik ÇağAntropontoloji+7
Tuğçe Orhan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Feminist sosyal hizmet perspektifinden evlat edinme süreci: Ebeveyn deneyimleri

Bu tez, evlat edinerek çocuk sahibi olmuş anne ve babaların 'evlat edinme deneyimlerini' öğrenmek ve bu deneyimleri feminist sosyal hizmet perspektifi ile incelemek üzere yapılmış feminist bir araştırmadır. Araştırma kapsamında on iki (üç bekar ve dokuz evli) ebeveynle ve dört sivil toplum kuruluşundan yedi sivil toplum kuruluşu temsilcisiyle nitel görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın literatür bölümünde feminist sosyal hizmet, evlat edinmeye dair durum analizi, sosyo-kültürel bağlamda evlat edinme konuları incelenmiştir. Tezin ilk bölümünde dünya'da ve Türkiye'de feminist sosyal hizmetin gelişim sürecine, feminist sosyal hizmet bağlamında evlat edinmeye, evlat edinmeye dair durum analizine, uluslararası ve ulusal mevzuat kapsamında evlat edinmeye, evlat edinmenin sosyo- kültürel bağlamına, ikinci bölümünde araştırmanın yöntem kısmına, üçüncü bölümünde bulgularına ve son bölümde sonuç ve öneriler kısmına yer verilmiştir.

EbeveynlerEvlat edinmeFeminizm+3
Sabiha Rana Dayıoğlu Oyman
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgızların sosyal, kültürel ve dinî hayatında hadis ve sünnetin yeri

Bu çalışma Kırgızların İslamlaşma sürecinden başlayarak, tarihi serüven içinde İslâm'ın değer ve ilkelerinin Kırgızların hayatında nasıl anlam bulduğu ve algılandığını işlemektedir. Birinci bölümde Kırgızlar hakkında genel bilgi vermeyi yani, Kırgızların tarihi, İslâm dininin Kırgız topraklarına gelmesi ve yaşanmasıyla ilgili kısa bilgiler verdik. Bunun yanı sıra Kırgızların ekonomik, coğrafik vd. yapısı hakkında genel çerçeve sunmayı da hedefledik. İkinci ve asıl bölümde ise Kırgızların aile kurumundan, dinî bayramları, kıyafetleri ve dünya görüşüne kadar uzanan kültüründe hadis ve sünnetin hangi konuma sahip olduğunu araştırmaya çalıştık. Aynı şekilde Kırgızların dinî zihniyetini dönüştürmede İslâm'ın özellikle hadis ve sünnetin nasıl etkili olduğunu ortaya çıkarmaya çalıştık. Anahtar kelimeler: Kırgız, İslâm, Kur'an, hadis, sünnet, din, gelenek, örf.

DinDin sosyolojisiDini hayat+7
Tynchtykbek Manas Uulu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1947-1960 arası Türkiye-Amerika ilişkilerinin sosyo-kültürel hayata etkileri

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD ve Sovyet SSCB yayılma çabaları iki kutuplu bir çatışma alanı oluşturmuş, Türkiye bu iki kutuplu sahada SSCB'nin Montreux Sözleşmesi'nin güncellenmesi ve boğazların Karadeniz ülkeleri ile ortak yönetilmesine ilişkin talepleri karşısında ABD tarafını seçmiştir. Türkiye-ABD ilişkileri zamanla Türkiye'yi siyasi, ekonomik, askerî ve kültürel anlamda etkilemiş, Türkiye Atatürk dönemi ile başlayan ulusal bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesinden uzaklaşmıştır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Atatürk sonrası dönemde Türkiye'de siyasi yapılanmada yaşanan değişimler, İkinci Dünya Savaşı ile birlikte çıkarılan vergiler ve bu vergilerin Türk toplumu üzerindeki yansımaları, kültürel alanda gerçekleştirilmeye çalışılan yeni devrimsel politikalar ve komünizme karşı Türkiye'nin aldığı pozisyon ele alınmıştır. İkinci bölümde Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı esnasında sergilediği politik duruş ve savaş sonrası Batı dünyası ile olan ilişkilerindeki yansımaları üzerinde durulmuş, ABD'nin komünizme karşı saha hakimiyeti oluşturma politikası ile birlikte uluslararası arenada Türkiye-Amerika yakınlaşması ele alınmıştır. İki ülke arasında imzalanan anlaşmalar, Türkiye'de çalışmalar yapan yabancı uzmanlar ve Truman Doktrini ve Marshall Planı ile ABD tarafından sağlanan iktisadi yardımlar tezin esas konusu olan sosyo-kültürel hayatı etkileyen temel konular olmuştur. Üçüncü bölümde ise Marshall yardımlarının alınması ve Türkiye'de uygulanması ile birlikte Türkiye'de artan Amerikan etkisi ele alınmış, bu etkinin eğitim, tarım, ulaştırma, sosyal hayat ve sinema gibi alanlarda oluşturduğu etkiler üzerinde durulmuştur. Genel olarak Türkiye'nin yörüngesini Batıya çevirmesi ile birlikte iç ve dış politikada yaşanan gelişmeler ve bu gelişmelerin Türk toplumu üzerinde yarattığı etki ve değişim incelenmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriMarshall PlanıSosyokültürel etki+4
Şükrü Akdaş
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yol işçileri: Kamuda çalışan yol işçilerinin sosyokültürel profili

Bu çalışma Türkiye'deki yol işçilerinin örgütlenme ve mücadele geçmişi ile bugünkü koşulları esas alınarak hazırlanmıştır. Buna ek olarak yol işçilerinin sosyokültürel profilini daha net ortaya koymak amacıyla, kamuda çalışanlar arasında bir araştırma yapılarak desteklenmiştir.Tez dört ana başlıktan oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmanın kavramsal çerçevesi çizilmiş ve daha sonra sanayi devriminin etkisiyle beraber ortaya çıkan kapitalist süreç ve bu sürecin devamında kendini sendikalar aracılığı ile ifade etmeye çalışan işçi sınıfı; İngiltere, Almanya, ABD ve Fransa örnekleri ile ele alınmıştır. Birinci bölümün son kısmında ise Türkiye'de işçi sınıfının ortaya çıkışı ve gelişimi Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet dönemi olarak iki ana başlıkta incelenmiştir.İkinci bölümde; bir olgu olarak yol ve yol işçiliği analiz edilerek, Türkiye'deki yol işçilerinin gelişimi, örgütlenmesi ve mücadele süreci anlatılmıştır. Yine bu bölümde sanayileşme hamleleri ve yatırımların artmasının doğal sonucu olarak işçilerin sayısındaki ve yasal düzenlemelerinde desteğiyle ortaya çıkan sendikaların sayısındaki artış incelenmiştir.2010 yılı esas alınarak, Türkiye'deki yol işçilerinin hem kişisel hem de örgütsel davranışları ile profilleri ortaya çıkarılmıştır. Kamuda çalışan yol işçileri içerisinde (646 işçi ile) anket çalışması yapılmış, bu şekilde topluluğun sosyokültürel yapısı belirlenmiştir. Bu anket çalışmasının detaylı sonuçları üçüncü bölümde anlatılmıştır.Çalışmanın dördüncü bölümünde ise, yol işçilerinin cinsiyeti, kuşak farklılığı, doğum yerinin kentsel ölçeği, eğitim durumu, çalıştığı kurum ve internet kullanıcılığı gibi belli başlı özellikleri esas alınarak, karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve kendi aralarındaki benzerlikler ile farklılıklar ortaya konulmuştur.Çağımızda yaşanan hızlı değişim sürecini daha iyi anlamaya çalışmak ve sahip olduğumuz veriler ışığında bu değişime pozitif bir katkı koymak toplumsal bir sorumluluktur. Bu çalışma ile genelde Türkiye tarihine özelde ise işçi sınıfı tarihine çalışmanın boyutları içerisinde katkı koymak hedeflenmiştir. 2010 yılına kadar Türkiye'de yol işçiliği hakkında hiçbir araştırma bulunmamaktadır. Bu yönüyle bu çalışma, türünün ilk ve şimdilik son örneğidir.Anahtar Sözcükler1. Yol İşçileri2. İşçi Sınıfı3. İşçi Sendikası4. Sosyokültürel Profil5. Türkiye Yol, Yapı ve İnşaat İşçileri Sendikası

Kamu personeliSendikalarSosyokültür+5
Hüseli İnönü Baydar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da gayrimüslimler

Batılı seyyahların en çok görmek ve ziyaret etmek istedikleri şehir İstanbul'dur. Bu şehir, Akdeniz ve Karadeniz arasındaki önemli deniz yollarını ve karayollarını birleştiren bir merkez konumundadır. Ayrıca gayrimüslimler için tarihsel bir öneme sahiptir ve tarih boyunca pek çok Batılı seyyah İstanbul'u ziyaret etmiştir. Bu seyyahlar mektup, hatırat ve günlüklerde İstanbul'a olan hayranlıklarını kaydetmişlerdir. Bu araştırma Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da yaşayan gayrimüslimlerin sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyetleri hakkında birçok bilgi içermektedir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm 19. yüzyılın başlarına kadar Osmanlı Devleti'nde yaşayan gayrimüslimlerin genel durumu hakkında bilgileri kapsamaktadır. İkinci bölümde Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da yaşayan gayrimüslimlerin sosyal ve kültürel hayatı değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde Batılı seyyahlara göre II. Mahmud ve Abdülmecid dönemlerinde İstanbul'da yaşayan gayrimüslimlerin iktisadi durumuna değinilmektedir. Anahtar Kelimeler: İstanbul, Gayrimüslimler, Batılı Seyyahlar, Sosyal ve Kültürel Hayat, İktisadi Durum.

Ekonomik durumGayrimüslimlerMahmud II+7
Sibel Uzun
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yezidilerde dinî inanç, ibadet ve sosyo-kültürel hayat (Batman ili Beşiri ilçesi örneği)

Yezidiliğin kökeni ve geçirmiş olduğu tarihi süreç hakkında çok farklı görüşler bulunmaktadır. Yezidiler mutlak, ezeli ve ebedi kabul edilen ve Huda olarak isimlendirilen bir Tanrı inancına sahipler. Melek Tavus Yezidilik inancında oldukça önemli bir yere sahiptir. Şeyh Adiy bu inancın önderi ve rehberi olarak kabul edilir. Kitab-ı Cilve ve Mushaf-ı Reş bu inancın kutsal kitaplarıdır. Yezidilikte günlük ibadetlerin yapıldığı mabetler yoktur. İbadetler de bireysel yapılır. Namaz (dua), oruç, hac, zekât, kurban Yezidilerin başlıca ibadetlerindendir. Yezidilerin inancında önemli bir yeri olan kast sisteminde halk, müritler ve din adamları diye iki temel sınıfa ayrılır. Müritler tek sınıftan oluşurken din adamları kendi içlerinde farklı sınıflara ayrılırlar. Sınıflar arası geçiş ve evlenme yasağı Yezidi kast sisteminin en belirgin özelliğidir. Günümüzde Yezidiler başta Irak, İran, Suriye, Türkiye, Ermenistan, Gürcistan, Rusya ve Almanya olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde yaşamaktadırlar. Ülkemizde ise Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Mardin ve Şırnak illerinde meskûndurlar. Anahtar Kelimeler: Yezidilik, Melek Tavus, Şeyh Adiy bin Müsafir, Batman, Beşiri

Batman-BeşiriDini davranışlarDini iman+7
Süleyman Sarıtoy
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde Rişvan Aşireti (Hâlikan Oymağı)'nın sosyal ve kültürel hayatı

Anadolu'ya 1071 yılından önce başlayan Türk akınları Malazgirt Zaferinden sonra artmış ve Türkmen aşiretlerinin Anadolu'yu yurt edinmelerine olmuştur. Anadolu'ya gelen aşiretler buraya Orta Asya kültürleriyle beraber gelmiş ve konar- göçer yaşam tarzını benimsemişlerdir. Kışın kışlakta yazın yaylaklarda geçen bu yaşamları süresince birçok zorluk ile baş etmek zorunda kalmışlardır. Bunların içerisinde yerel bir yönetim olan Osmanlı Devleti tarafından yönetilmeleri, yerleşik halk ile münasebetleri ve aralarında çıkan eşkıyalarla baş etmeleri yer almaktadır. Büyük aşiretlerden birisi olan Rişvan Aşireti'nin tarihi sürecini anlattığımız bu çalışmada Rişvan Aşireti'nin Anadoluya yerleşmesi ve Rişvan Aşireti'nin bir oymağı olan Halikân Oymağı'nın yerleştiği alanlar ve sosyo-kültürel tarihi ele alınmıştır. Etrak ve Ekrad terimlerinin belgelerde kullanış şekillerinden hareketle etnik bir kimliği tanımalamak için kullanılmadığı anlaşılmıştır. Anadolu'nun hemen hemen her yerine yayılan büyük bir aşiret olan Rişvan Aşireti'nin Osmanlı Devleti ile iyi ilişkiler içerisinde olduğu, devlete karşı sorumluluklarını yerine getirdiği görülmektedir. Vermiş olduğu vergiler, yaşamış olduğu sancaklar ve yaşam şekilleri belgeler desteğiyle sunulmuştur. Halikân Oymağı'nın sosyal ve kültürel hayatı, sahada yapılan çalışmalar ve belgelerde elde edinilen bilgiler ile sunulurken eski ve şimdiki Türk topluluklarından da örneklerle sunulmuştur. Bütün bu bilgiler neticesinde Halikân Oymağı ve Rişvan Aşireti'nin bir Türkmen aşireti olduğu görülmektedir. Çalışmanın Türk kimlik ve kültür tarihine katkı sağlaması amaçlanmıştır.

AşiretlerKültürOsmanlı Devleti+5
Elif Geçgin
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Ahıskalı Türklerin sosyal ve kültürel yaşamları (Erzincan ili Üzümlü ilçesi örneği)

Türk kültürünün kıymetli bir parçası olan Ahıska Türklüğü iki bin yılı aşkın süredir Ahıska'yı yurt bilmiştir. Önemli bir geçiş güzergâhında bulunduğu için de doğal olarak farklı Türk ve diğer etnik gruplar ve kültürlerle de etkileşim içinde olmuştur. Ancak bu Rusların ve Gürcülerin etnik asimilasyon çabalarının da bir parçası olan melez bir toplum iddiaları Ahıska Türk toplumunun tarihine, sahip olduğu maddi ve manevi kültür değerleriyle çelişmektedir. Ahıskalı Türkler birçok sürgün ve göç yaşamışlardır. Sürgün ve göçe bağlı olarak yaşadıkları coğrafyalar değişmiş olsa da kendi kültürlerinden taviz vermemişlerdir. Hatta gittikleri coğrafyalara kültürel miras bırakıp; yaşadıkları coğrafyalardan faydalanarak kültürlerini genişletmişlerdir. Bağlı bulundukları devletlerin dillerini öğrenmiş lakin kendi dil yapılarında tahribata izin vermemişlerdir. Ahıskalı Türklerin sosyal ve kültürel yaşamlarının incelendiği bu çalışma, Erzincan'ın Üzümlü ilçesinde gerçekleştirilmiştir. 3 Ana Bölümden oluşan çalışmanın 1. Bölümünde, Ahıskalıların Üzümlü ilçesine gelinceye kadar yaşadıkları tarihi göçler anlatılmıştır. 2. Bölümde, Üzümlü ilçesinde bulunan Ahıskalıların sosyal hayatları; 3. Bölümde ise kültürel yaşamları incelenmiştir. Görüşme, gözlem ve doküman analizi teknikleriyle elde edilen verilerden, Ahıskalı Türklerin Üzümlü ilçesinde uyum sorunu yaşamalarına rağmen Türkiye'yi vatanları olarak kabul ettiği; defalarca göç ve sürgün edilmelerine rağmen gelenek-göreneklerini günümüze kadar ulaştırabildikleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahıskalı Türkler, Göç, Sosyal Hayat, Kültürel Yaşam, Üzümlü

Ahıska TürkleriErzincan-ÜzümlüGöçler+3
Emre Keleş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Arapları (Muş, Bitlis, Siirt, Batman, Mardin Bölgeleri) üzerine sosyolojik bir inceleme

Araştırma ile kadim bir tarihe sahip oldukları ve dünya medeniyetine katkılarının fazla olduğu anlaşılan Arapların bir uzantısı olan Türkiye Araplarının; daha çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgesinde yaşadıkları, yaş, medeni durum ve meslek koşulları itibariyle Türkiye'nin genel ortalamasına sahip oldukları, devlet tarafından verilen formel eğitime önem verdikleri ancak erkeklerin eğitim oranının ve sosyal hayata katılımının kadınlara göre fazla olduğu, siyaseti çok önemsedikleri, siyasi katılım oranının fazla olduğu, seçimlere katılım oranının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu, akraba evliliğinin nispeten az olduğu, ilk öğrenilen dilin Arapça olmasına rağmen günlük hayatta en çok Türkçe konuştukları, kendilerini daha çok Türk toplulukları içinde ve Türk milletinin bir parçası olarak gördükleri, aşiret üyeliğinin yaygın olduğu, çoğunluğun İslam dinine ve Şafii mezhebine bağlı olduğu, dindarlık düzeyinin ve düzenli ibadet oranının yüksek olduğu, çoğunlukla sağ ve muhafazakâr bir siyasi çizgide oldukları, etnik olarak kendilerini Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olarak tanımladıkları, Arapları ve Arapçayı sevdikleri ve diğer ülkelerdeki Arapların sorunlarına karşı duyarlı oldukları gibi genel sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler Arap, Türkiye Arapları, Etnik Aidiyet, Sosyal ve Kültürel Yaşam, Sosyal Gerçeklik, Sosyal Alan

AraplarBatmanBitlis+7
Sadullah Seyidoğlu
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet'ten cumhuriyet'in ilk yıllarına gündelik hayatın değişimi

Bu tez II. Meşrutiyet'ten erken Cumhuriyet'e gündelik hayatın değişimini ele almaktadır. II. Meşrutiyet, Mütareke, erken Cumhuriyet dönemlerinde gerçekleşen savaşların ve nihai sonucu olan göçlerin etkileri İstanbul merkezli olarak incelenmiştir. Kadın görünürlüğü, görünür kılma çabalarının hangi yollarla gerçekleştiği, dönemlere göre kılık-kıyafet ve eğlence anlayışlarının değişimleri ve toplum açısından önem arz eden bir kelime olan II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet adab-ı muaşeret konuları anlatılmıştır. Bu çalışma gerçekleşen her savaşın, yeniliklerin arka planında bir toplumun olduğunu ve aslında savaşların, mücadelelerin daha çok halkın sıkıntılı süreç geçirmesine sebebiyet verdiklerini iddia etmektedir. Toplumu merkez alarak yazılmış olmasından kaynaklı toplumsal tarih çalışmalarına katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

BatılılaşmaErken Cumhuriyet DönemiGörgü kuralları+7
Mine Açanal Tüfek
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsel işlev bozukluğu olan ve olmayan bireylerde psikolojik sağlamlık, öznel iyi oluş ve sosyal yaşam kalitesinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, cinsel işlev bozukluğu olan bireylerin psikolojik sağlamlık, öznel iyi oluş ve sosyal yaşam kalitesi açısından cinsel işlev bozukluğu olmayan bireylerden farklılarının olup olmadığının araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde yaşayan ve cinsel işlev bozukluğu tedavisi amacıyla özel bir Psikoterapi merkezine giden hastalar ile cinsel işlev bozukluğu olmayan sağlıklı bireyler oluşturmaktadır. Araştırma niceliksel araştırma yöntemlerinden olan anket çalışması ile yürütülmüştür. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Arizona Cinsel Yaşantılar Ölçeği", "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği", "Öznel İyi Oluş Ölçeği" kullanılmış ve anket sonuçları SPSS 17.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda cinsel işlev bozukluğu yaşayan bireylerin ölçek puan ortalamalarında cinsel işlev bozukluğu olmayan bireylere göre bilimsel düzeyde farklılıklar tespit edilmiştir. Cinsel işlev bozukluğu yaşayan bireylerin Psikolojik Sağlamlık puan ortalaması cinsel işlev bozukluğu yaşamayan bireylere göre bilimsel düzeyde anlamlı ve düşük tespit edilmiştir. Öznel İyi Oluş Ölçeği boyutlarından Kendi Geçmişini Başkalarının Hayatı İle Kıyaslama boyutunda cinsel işlev bozukluğu olan bireylerin puan ortalaması, cinsel işlev bozukluğu olmayanlardan yüksek tespit edilmiştir. Yaşam Kalitesi ölçeğinin alt boyutlarından Fizik Fonksiyonelli Yaşam Kalitesi, Sosyal Fonksiyonelli Yaşam Kalitesi, Fiziksel Rol, Duygusal Rol, Canlılık ve Bedensel ağrı boyutlarında cinsel işlev bozukluğu olan bireylerin yaşam kalitesi puan ortalaması düşük tespit edilmiştir. Bireylerin yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, gelir seviyesi, çocuk sayısı, alkol ve sigara kullanma değişkenlerinde cinsel işlev bozukluğu olan ve olmayan bireylerde bilimsel düzeyde bir farklılık tespit edilmemiştir. Cinsel işlev bozukluğu olan ve olmayan grupların kendi aralarında yapılan farklılık testlerinde, cinsel işlev bozukluğu olan bireylerin yaş gruplarına göre Karamsarlık puan ortalaması, cinsiyetlerine göre Arkadaşlık İlişkileri puan ortalaması, evli ve bekar bireylerin Ağrılı Yaşam Kalitesi puan ortalaması ve çocuğu olmayan ve iki çocuğu olan bireylerin Fiziksel Rol Yaşam Kalitesi puan ortalaması arasında bilimsel düzeyde farklılıklar tespit edilmiştir. Cinsel işlev bozukluğu olan bireylerde yaş grupları ile Bedensel Ağrı puan ortalaması, evli bireylerin bekar bireylere göre Psikolojik Sağlamlık puan ortalaması, gelir değişkenine göre Ruhsal ve Fiziksel puan ortalaması, çocuk sayısı değişkenine göre Kendine Güven puan ortalaması, sigara kullanım değişkenine göre Genel Sağlık puan ortalaması arasında bilimsel düzeyde farklılıklar tespit edilmiştir. Cinsel işlev, bireyin ruhsal, sosyal ve fiziksel sağlığının tamamlanmasının en önemli fonksiyonlarından biridir. Bu amaçla, araştırmada ulaşılan sonuçlar literatürdeki araştırmaların sonuçları ile karşılaştırılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Cinsel işlev bozuklukları-psikolojikCinsel işlevlerCinsel sorunlar+6
Vahide Kıray
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Theoretical adaptation of Sehnsucht (Life longing) to another culture: Integrating küse (Özlem) in cultural well-being

This study mainly carried out the theoretical adaptation of Sehnsucht (life longings) while introducing the Turkish equivalent Küse (özlem). In the study, quantitative data were used to analyze the cultural and psychological dimensions of life longings. The research aims to measure the construct of Sehnsucht in the Turkish cultural context through questionnaires and open-ended questions. It is proposed that Sehnsucht play important roles in the psychological well-being and life satisfaction of individuals living in their own culture. In order to examine the factor structure of longing and its relationship with the variables that are theoretically expected to be related, the data presented by the sample consisting of a total of 308 people, 77.6% of whom were female (N = 239) and 21.1% of whom were male (N = 65), were utilized. Participants' age ranged between 20 and 70, with mean age of 32.30 (SD = 13.73). As a result of Principal Components Analysis, the four-factor structure was found to be appropriate. This study constitutes a first step towards the adaptation of the life longing construct which could provide valuable information for policy makers and practitioners in the domains of mental health, well-being and cross-cultural psychology. By accepting these culturally-based concepts and integrating them into welfare interventions, it becomes possible to design more culturally sensitive and effective strategies that can improve life outcomes and promote efficient life-management for individuals from diverse cultural backgrounds.

CultureMotivationPsychological well being+4
Fatma Cansel Kandemir
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

572 Numaralı Karahisâr-ı Sâhib Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (2 Şubat 1847-4 Ekim 1847)

Bu çalışmada 15 Safer 1263 (2 Şubat 1847) 23 Şevvâl 1263 (4 Ekim 1847) tarihleri arasındaki kayıtları ihtiva eden 572 Numaralı Karahisâr-ı Sâhib Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu, değerlendirilmesi ve özeti yapılmıştır. Defterde bulunan iki yüz seksen üç belgeden elde edilen bilgiler neticesinde Karahisâr-ı Sâhib'e ait dönemin idari, sosyal ve iktisadi yapısı değerlendirilmiştir. Defterden, Karahisar-ı Sahib'in idari ve fiziki yapısı ile ilgili olarak merkez kaza dahilindeki köy ve mahalle isimleri ile bazı yer isimlerini tespit etmek mümkün olmuştur. Ağırlıklı olarak gayrimenkul alım-satımı ile ilgili belgelerden oluşan defterden döneme ait ev, bağ, dükkan, arsa, tarla hisse ve fiyatları tespit edilmiş ve tablo halinde sunulmuştur. Ayrıca tereke kayıtları açısından da oldukça zengin olan defterden tereke sahiplerine ait mal ve eşyaların çeşit ve fiyatları, çocuk ve eş sayıları, terekede geçen yer ve şahıs isimleri, lakaplar, alacaklar, borçlar, miras taksimi vs. konularda oldukça zengin bilgiler elde edilmiştir. Çalışma, özelde Afyonkarahisar, genelde ise Osmanlı Devleti'nin taşra teşkilatı ve hayatına ışık tutacak, bölge tarihi ile ilgili diğer çalışmalara katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Karahisâr-ı Sâhib, Şer'iyye Sicili, Tereke

19. yüzyılKarahisar-ı SahibKent tarihi+7
Hamza Eroğlu
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Seyahatnamelere göre Selçuklu ve Beylikler devrinde sosyo-kültürel hayat (XIII.-XIV. yüzyıl)

"Seyahatnamelere Göre Selçuklu Ve Beylikler Devrinde Sosyo-Kültürel Hayat (XIII.-XIV. Yüzyıl)" adlı çalışmamız, XIII ve XIV. yüzyıllarda Anadolu'ya gelen yahut muhtelif coğrafyalara giderken bu coğrafi bölgeden geçen seyyahların kaleme aldıkları seyahatnameler ışığında, Anadolu'nun sosyal ve kültürel hayatını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Ortaçağ boyunca pek çok seyyah, çeşitli coğrafyaları gezmiştir. Anadolu pek çok uygarlığın kuruluşuna şahitlik etmiş bir coğrafya olarak seyyahların ve maceraperestlerin dikkatini çekmiştir. Seyyahlar bu gezilerde gözlemler ve tasvirler yaparak izlenimlerini yazmış yahut rapor etmişlerdir. Böylece seyahatname adı verilen gezi yazıları ortaya çıkmıştır. Seyahatnameler, edebi yönlerinin yanı sıra ülkelerin siyasi, dini, kültürel ve iktisadi tarihleri hakkında da oldukça değerli bilgiler içermektedir. Tezimizin giriş bölümünde çalışmanın amacı ve yöntemi açıklanmış ardından da kullanılan kaynaklarının tanıtımı ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Birinci bölümde seyyah, seyahat ve seyahatname tanımları yapılmıştır. Seyahatler amaçları bakımından bölümlere ayrılarak seyahat türleri hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca ilk insandan çalışmamızın kapsadığı XIV. yüzyıla kadar geçen sürede seyahatin tarihine dair bilgiler yer almaktadır. İkinci bölümde seyyahların hayatlarında dair bilgiler bulunmaktadır. Çalışmamızın ana kısmı olan üçüncü bölümde, seyahatnamelerde yer alan bilgilerden yola çıkarak Anadolu'nun kültür hayatı ile ilgili olarak gündelik hayat, dini hayat, ilim hayatı, beslenme ve mutfak kültürü, ahiler ve tekkeler hakkında bilgiler verilmiştir. Son bölümde ise seyyahların sultanlar ve sufilerle olan münasebetlerine yer verilmiştir. Çalışma konunun genel değerlendirilmesinin yapıldığı sonuç bölümü ile bitirilmiştir.

Beylikler DönemiOrta ÇağSelçuklular+5
Huri Melek Cebeci
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı döneminde Bulgaristan'da tasavvufi hayat

Osmanlı İmparatorluğu'nun idaresinde bulunan Bulgaristan'da bu bölgelerin fethinden itibaren sıkı bir iskân politikası uygulanmış, yeni şehirler kurulmuş, halkın ihtiyacını karşılayacak sosyal, dini, idari yapılar inşa edilmiş, böylece Bulgaristan toprakları İslami bir kimliğe bürünmüştür. Şüphesiz bölgenin İslamlaşmasında en etkili faktörlerden birisi mutasavvıflar olmuştur. Fetihlerle birlikte gelip bir kısmı devlet desteği ile bir kısmı kendi çabalarıyla ıssız arazilerde yer açıp tekke kurararak, din, dil, ırk ayrımı gözetmeden insanlara hizmette bulunmuşlar ve İslam'ı tebliğ etmişlerdir. Yaklaşık 500 yıl Osmanlı idaresinde kalan Bulgaristan'da daha önce yapılan çalışmalarda 174 kadar tekkenin kurulduğu ve çoğu mutasavvıflara ait 27 türbenin bulunduğu tespit edilmiştir. Çalışmamızda bu verilerden yola çıkarak bu tekke ve türbeleri tarikatlarına göre sıralayarak, şeyhleri ve faaliyetleri hakkında bilgiler sunmaya çalıştık. Böylece toplamda Osmanlı döneminde Bulgaristan'da 286 tekke ve 65 türbenin varlığı ortaya çıkmış oldu. Bu tekkelerin bazıları kısa süre hizmet vermiş, bazıları bir müddet sonra farklı bir isimle anılmış, bazılarının adı dışında hakkında hiçbir bilgi kalmamıştır. Muhtelif şehir ve kasabalarda bulunan tekkelerin bazıları hakkında kaynaklarda sadece aded bilgisi mevcut olup bunun dışında bilgi bulunmamaktadır. Tespit edilen türbeler etrafında bir zamanlar tekkenin olması ihtimali oldukça yüksektir. Bulgaristan'da yaşayan halk tekke ile türbe arasında ayrım gözetmezler ve genelde türbeye de tekke demeleri hakkında sadece şifahi bilgi olanların tekke mi türbe mi olduğu kanaatini zorlaştırmaktadır. Bazı tekke ve türbeler hakkındaki bilgiler ise sadece çeşitli rivayetlere dayanmaktadır. Osmanlı döneminde Bulgaristan'da doğmuş veya burada faaliyette bulunduğunu tespit edebildiğimiz mutasavvıfları da doğdukları tarikatlarına göre başlıklar altında sıraladık ve haklarında bilgi vermeye çalıştık. Bu manada tespit edebildiğimiz mutasavvıf sayısı 131'dir. Bunların 35'i eser vermiş müellif sufilerdendir. Bunların dışında tekkelerde şeyhlik görevinde bulunmuş fakat hayatları hakkında bilgilere ulaşamadığımız sufilerin isimlerini de son kısımda verdik. Anahtar Kelimeler: Bulgaristan, Osmanlı Dönemi, Tasavvuf, Tekkeler, Sufiler.

BulgaristanDini hayatOsmanlı Dönemi+7
Halmi Mehmed
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
11
Master'sOpen AccessTR

Bulgaristan göçmenlerinin sosyokültürel etkileşimleri: İzmir örneği (1950-1990)

1950-1990 yılları arasında Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan insanların yerleşmek için tercih ettikleri ilk üç şehirden biri İzmir'dir. İzmir'e göç eden insanların kültürel açıdan incelenmesi, göç eden kültürü daha iyi tanımak için önem arz etmektedir. Bu çalışmada, İzmir'e yerleşen göçmenlerin entegrasyon süreçleri ve bu süreçte karşılaştıkları zorluklar, göçmenlerin yemek kültürleri ve konuştukları diller başta olmak üzere kültürün bazı unsurlarına değinilerek ele alınmaktadır. Çalışmada göçmen grupların ev sahibi kültürde asimile mi oldukları yoksa entegre mi oldukları çeşitli kültürel faktörle ilgili sorularla tartışılmıştır. Literatürde var olan çalışmalar yalnızca Türklerin Bulgaristan'dan Türkiye'ye zorunlu göçüne odaklanırken bu çalışma, Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan Pomakları ve Romanları da kültürel anlamda incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmayı benzerlerinden ayırarak literatüre katkı sağlayan diğer bir nokta ise çalışmanın İzmir örneklemini ele alarak Bulgaristan'dan göçü sosyokültürel açıdan konu edinmesidir. Çalışmada veri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılmıştır. Elde edilen bulgular "kültür analizi" modeli kullanılarak incelenmiştir. Görüşme soruları yapılan literatür taramasının ardından belirlenmiştir. Göçmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, zorunlu göçün göçmen gruplar üzerinde yarattığı kültürel etkiler tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, çeşitli kültürel boyutlarla ilgili 20 soru görüşmecilere yöneltilmiştir. Yöneltilen soruların konu başlıkları şunlardır; "devletin ve yerli halkın göçmenlere karşı tutumu, inançlar, dini ve milli bayramlar, çeşitli kutlamalar, ritüeller, yemek kültürü, dilsel farklılıklar, giyim-kuşam farklılıkları, eğitim, kadınların eğitime ve iş gücüne katılımı, akraba evliliği ve erken yaşta evlilik".

BulgaristanGöçmenlerKültürel etkileşim+6
Ege Tunalı
Dokuz Eylül University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2022
20
Master'sOpen AccessTR

1750-1755 yılları arasında Galata'da sosyal ve kültürel hayat (Şeriyye sicillerine göre)

Bu tez çalışmasında, Osmanlı Frengistan'ı olarak tabir edilen Galata'nın 1750-1755 yılları arasındaki sosyal ve gündelik yaşantısı üzerinde durulmuştur. Konuyu belirlerken amacımız burasının söylenildiği gibi bir Frengistan olup olmadığını tespit etmekti. Özellikle Avrupalıların ve fethin ardından şehri terk etmeyerek burada kalmayı tercih eden İtalyanların Müslüman halk ile olan ilişkilerini irdelemek bu tespitte bize yardım edebilirdi. Öncelikle mekânsal yapısını belirlemek için Galata'nın konumu, Bizans'ın düşüşünün ardından Galata'nın Osmanlılara teslimi, sur ve sur kapıları gibi konular incelenmiştir. Bu kapsamda kronikler ve seyahatnamelerde yer alan Galata'nın konumu ve yapıları hakkındaki bilgileri bir araya getirilmeye çalışılmıştır. Ardından Osmanlı ile birlikte Galata'da mekân bakımından gerçekleşen değişime değinilmiştir. Asıl üstünde durduğumuz sosyal hayat ve gündelik yaşayış konularında esas verilerimizi Galata Şeriyye Sicilleri oluşturmuştur. Sicillere dayanarak Müslüman ve gayrimüslimler Galata'da bir ve beraber nasıl yaşadılar, bu birliktelik gündelik ve ticari hayatlarına nasıl yansıdı bu konular ele alınmaya çalışılmıştır.

Osmanlı DönemiOsmanlı tarihiSosyokültürel yaşam+2
Muhammet Servet İpek
Sinop University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects