History
469 theses under this subject heading
İmparator VI. Ioannes Kantakuzenos'un "Historia" adlı eserinin IV. kitabının çeviri ve değerlendirilmesi
Kantakuzenos, Bizans'ın çöküşe giden süreçteki son büyük sülalesi olan Palaiologos Hanedanlığı'nın üç imparatoru (II. Andronikos, III. Andronikos ve V. İoannes) döneminde perde ardından Bizans siyasetine yön vermiştir. Tahta çıktığında 52 yaşında olan ve sadece 7 yıl (1347-1354) imparatorluk yapan Kantakuzenos sonra tahttan feragat ederek bu makamı meşru imparator olan damadı V. İoannes'e bırakarak inzivaya çekilmiştir. Keşiş olarak manastıra çekildiği bu inziva günlerinde 1320 yılından başlayarak tahttan feragatinden birkaç yıl sonra 1356 yılında nihayet bulan yaşadığı döneme ilişkin tarihi olayları yansıtan 4 kitaptan oluşan "Historia"yı kaleme almıştır. Kantakuzenos; imparatorluk, askerlik, bilim adamlığı, devlet adamlığı, din adamlığı ve keşişlik gibi farklı meziyetlere sahip olmasının yanı sıra, kendi döneminin olaylarını kaydeden tek Bizans imparatorudur. Tarihini kaleme alma amacı Bizans İmparatorluğu'nun XIV. yüzyıldaki sosyal ve politik tarihini anlatmak değil; mevkiinden feragat etmiş, türlü iftiralara maruz kalmış, yanlış anlaşılmış bir devlet adamının hatırat eseri olarak kendi icraatını savunmaktır. Kantakuzenos, naiplik hükümetine karşı giriştiği taht mücadelesinde Aydınoğlu Umur Gazi ve Orhan Bey ile ittifak yapmıştır. Batının Türklere karşı negatif algısının aksine bu müttefikliğini güçlendirmek adına kızı Theodora'yı Orhan Gazi'ye eş olarak vererek Osmanlılarla akrabalık bağı kurmuştur. Bu bağ Konstantinopolis'teki iktidarı ona getirse de ilerleyen dönemlerde Çimpe Kalesi'nin kaybı ve Türkmenlerin Gelibolu'ya iskânı Osmanlılara Avrupa kapılarını açmış ve Bizans İmparatorluğunu çöküşe sürüklemiştir. Taraflılığına rağmen tecrübeli bir devlet adamının kaleminden çıkan eser sahip olduğu içerik ve detaylar bakımından Bizans histografisinde eşsiz bir yere sahiptir. Dilimize baştan sona bir tercümesi bulunmayan bu eser, Ortaçağ ve Osmanlı kuruluş devrine ait verdiği detaylar bakımından önemli bir eksikliği gidermek adına yapılmıştır. Çalışmamızla bir nebze de olsa boşluğun doldurulacağı ve karanlıkta kalmış noktaların aydınlatılacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: İoannes Kantakuzenos, Palaiologos, Andronikos, Bizans, Umur Gazi, Orhan Gazi, Theodora, Çimpe Kalesi, Tarih
Contemporary political history of Afghanistan according to Khaled Hosseini's books
Afghanistan's political history has always been an important and interesting issue for writers, especially political history of the last 30 years of Afghanistan, because it has a lot of changes and mutations, so different writers with different views has written about it. In other side the international acclaim from Khaled Hosseini novels (The Kite Runner and A Thousand Splendid Suns), shows that political-historical realities about Afghanistan in these novels are interesting for people in the world, and make them curious about Afghanistan. Even some peoples believe that these political- historical realities along with extensive advertising made these novels' reputation. (But we should consider that facts which mentioned in novels have been offered with good literary and artistic features.) In this study, after a short review of these novels, and also historical and political realities of Afghanistan, I want to accordance events in these novels with Afghanistan's political history. This study seeks to evaluate contemporary political history of Afghanistan according to Khaled Hosseini's novels. In this study I want to understand the political history of the country in the last half century, what happened in this period and how, on the other hand want to check whether the facts mentioned in Hosseini's novels completely true and matches with the other books in field of Afghanistan's political history or not? Has Khaled Hosseini written according to his own perception of historical events, or novels are consistent with the facts? To obtain this offer and achieve the purpose of research, I will use different books from Afghan and foreign writers and also evaluate every single political event which mentioned in the novels and other books.
1840 temettuat defterlerine göre Korkuteli kazasının sosyoekonomik dinamikleri
1840 temettuat defterlerine göre Korkuteli kazasının sosyoekonomik dinamikleri başlıklı tezimde, yörenin ekonomisine dair bir perspektif oluşturmakla beraber Osmanlı taşra toplumunun yaşayış biçimlerine dair tespitler yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmamın sınırların belirleme noktasında bazı zorunluluklar olduğu gibi esas tespit etmek istediğim noktaların dışına çıkmamaya da özen gösterdim. Bu hususu kısaca açıklamak gerekirse, Bu defterlerin içeriği çalışmada ekonomik durum tespiti yapma açısından kısıtlı veri içermekte olduğu için, ürün bilgileri ya da elde edilen ürün miktarları bulunmadığı için bunlarla ilgili değerlendirme yapma şansım olmadı. Öte yandan kendi belirlediğim önceliklere göre defterlerde kayıtlı köylere ait verileri imkanlar dahilin de incelemek ve döneme ait bir tespit yapmak istedim. Bu verilerden yola çıkarak bugüne ait bir karşılaştırma işin başında belirlenen hedeflerin dışına çıkmak olacağından bu yapılmamıştır. İstanos nahiyesine bağlı 46 adet köyün kayıtlı olduğu üç farklı defter bu çalışmanın temelini oluşturur. Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan bu defterlerde köyler ayrı ayrı kayıt altına alınmıştır. Anahtar kelimeler: Osmanlı, Tanzimat, Temettuat, İstanos
2000 sonrası Türk sinemasında tarihi filmlerde milli kimliğin yeniden inşası
Kimlik, sürekli olarak hareket halinde olan ve biz/onlar karşıtlığı içerisinde bir öteki yaratılarak oluşturulan bir yapıyı ifade etmektedir. Milli kimlik de aynı şekilde bir kez oluşturulup bırakılan bir yapı olmayıp sürekli olarak yeniden inşa edilmektedir. Gündelik yaşam içerisinde hayatın tüm alanını kapsayan kitle iletişim araçları "kimlik hatırlatıcıları" olarak işlev görmektedirler. Bu özelliğinden dolayı kitle iletişim araçları ve özelde sinema milli kimliğin sürekli olarak üretiminde ve yeniden üretiminde etkin bir role sahiptirler. Kültürel alan hegemonik bir mücadele alanını ifade ettiğinden milliyetçilik olgusu da kültürel alanda kendisini bir mücadele içerisinde bulmaktadır. Tarihin yeniden inşa edildiği ve bu inşada bugünün egemen temsillerinin etkili olduğu popüler kültür ürünlerinden olan tarihi filmlerde de bu mücadele yaşanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, 2000 sonrası Türk sinemasında tarihi filmlerde milli kimliğin ne şekilde yeniden inşa edildiğini ortaya koymaktır. Araştırma amacını ortaya koymak için betimleyici analiz yöntemi kullanılmış ve durum saptama çalışması yapılmıştır. Çalışma evrenini, 2000 sonrası Türk sinemasında yapılmış olan tarihi filmler oluşturmaktadır. Örneklemi ise amaçlı örneklem yöntemiyle belirlenen 120, Fetih 1453, Çanakkale 1915, Taş Mektep ve Çanakkale Yolun Sonu olmak üzere beş film oluşturmaktadır. Örneklem olarak belirlenen filmler, "biz/onlar tanımlamaları ve özellikleri", "biz/onları belirginleştiren simge ve semboller", "kahramanlık ve zaferlerle biz/onların kuruluşu", "değerlerle biz/onların kuruluşu" ve "milli kimliğin inşasında kullanılan simge ve semboller" olmak üzere beş kategoride betimsel analizle değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kimlik, Milli Kimlik, Tarihi Film, Türk Sineması, 2000 Sonrası.
Roma İmparatorluk Döneminde Prusias ad Hypium
Roma'nın Anadolu'daki ilk eyaletlerinden biri olan Bithynia'nın doğusunda, eskiden Mariandyni ülkesi olarak bilinen coğrafyada, günümüzde ise Düzce ilinin 8 km kuzeyinde yer alan Konuralp adı verilen yerleşimin altında kalmış olan Prusias ad Hypium kenti, Roma İmparatorluğu döneminde bölgenin önemli kentleri arasına girmiş ve bu durumunu uzun bir süre korumuştur. Roma öncesine dair bilgilerimizin sınırlı olduğu kent, Roma'ya hizmet etmiş olan idari ve askeri sınıfa mensup pek çok önemli şahsiyetin de yurdu olmuştur. Çalışmamızda Roma İmparatorluk Döneminde, Prusias ad Hypium kenti ele alınmaktadır. Bu kapsamda, kentin tarihi, sosyokültürel ve idari yapısı vb. gibi birçok konu hakkında çok yönlü bir kaynak taraması yapılmıştır. Kaynak taramasından sonra çalışmamızda, II. el kaynak niteliğindeki Modern çalışmalar ile I. el kaynak olarak değerlendirebileceğimiz, epigrafik, nümizmatik ve filolojik bilgi ve belgelerden yararlanılmış ve bu belgelerin orijinal hallerine de çalışmada yer verilmiştir. Bu doğrultuda çalışmamızda, özellikle İmparatorluk döneminde ünlenen Prusias ad Hypium kentinin Grek kolonistler tarafından kurulduğu ilk yıllardan, Roma İmparatorluğu egemenliğinde timokrasiyle yönetilen aristokratlar şehri haline geldiği zamana kadar geçen süre tüm yönleriyle ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Prusias ad Hypium, Roma İmparatorluğu, Bithynia, Karadeniz,Soylular
64 numaralı Kıbrıs Tahrir (1572) defterine göre Mesarya nahiyesi (Transkripsiyon ve değerlendirme)
Doğu Akdeniz'de önemli bir yere sahip olan ve Osmanlı'nın fethinden sonra da bu önemini koruyan Kıbrıs'ta, Osmanlı hâkimiyetinin sağlanması, adanın şenlendirilmesi ve ekonomik yönden geliştirilmesi için gerekli tedbirler alınmıştır. Osmanlılar bir yörede, ilk fethin hemen ardından çeşitli vesileler ile tahrir yaparlardı. Osmanlı belgelerinde tahririn amacı, bölgedeki reayanın oturduğu yerler ve işlerinin özelliklerini, mallarının ve ürünlerinin kaynaklarını hükümdarın yani devletin bilmesi olarak belirtilir. Osmanlılar fetihten hemen sonra 1572 yılında Kıbrıs'ta bir tahrir gerçekleştirdiler. İlgili tahrir sonrasında oluşturulan defter, bugün Kuyud-ı Kadime (Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü) Arşivi'nde saklanan 64 Numaralı Kıbrıs Tahrir Defteri'dir. Çalışmamızda adı geçen bu defter transkibe edilmiştir ve söz konusu defterdeki verilere dayanarak Mesarya nahiyesinin sosyal ve ekonomik hayatı anlatılmaya çalışılmıştır.
Theseus in ancient Greek mythology
Theseus is one of the most ancient heroes of all of Athens and is the most famous hero in all of them. His achievements have been portrayed in countless works of art and have been narrated or sent to him by numerous authors. Homer refers to this famous founding hero of the city of Athens, Ilias and Odysseia. The ancient tradition has placed his name in Greek mythical kingdoms. Time consecutively occupied fifth place Theseus kingdom from father Aigeus, and before his father Aigeus, Pandion, Cekrops and Erekhtheus reigned. However, the widespread use of his worship is dated to the classical age, ie the second half of the 5th century. Childhood passed in the Troizen. According to Ploutarkhos, "Erekhtheus by his father-in-law" relies on the first inhabitants of Athens. There is no doubt that Atinal is. Theseus, the daughter of Pittheus, is the child of Aetra. According to Ploutarkhos, these are called Theseus because of the signs of his father leaving Aegeus. Heros for the Dolls and Theseus for the Athens. There is also a political side, since the scattered and small towns are united under the same roof (synoikismos). Theseus were justified not only because of the realization of synoikismos, but because they built democracy in the city at the same time. In subsequent periods, the ceremonies on behalf of the celebrity have become famous enough to be arranged. In the praise of the Isocrates Helene, Theseus is seen as the founder of democracy.
1904–1905 Rus-Japon Savaşı ve Musavver 1904–1905 Rus-Japon Seferi Eseri (1.Cild) transkripsiyonu
Japonya, XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra kısa bir süre içerisinde teknolojik, askeri ve iktisadi gelişimini tamamlayarak Uzak Doğu'da bölgesel bir güç olarak ortaya çıkmıştır. Rusya, Balkanlar ve Boğazlar üzerinde İngiltere ve Fransa tarafından engellenince yönünü Uzak Doğu'ya çevirerek yeni sömürgeler elde etmek istemiştir. İşte bu siyasi çıkar çatışmaları Japonya ve Rusya'yı karşı karşıya getirmiştir. Rusya'nın Mançurya'da Trans–Sibirya demir yolu hattı inşa etmek istemesi ve Kore hakimiyeti yüzünden 1904–1905 Rus–Japon Savaşı çıkmıştır. Japonya, askeri, siyasi ve sosyal yönden çok iyi organize olmuş, ayrıca İngiltere'nin de desteğini almıştır. Rusya ise ordusunun ve merkezi yönetiminin iyi organize olamaması, kamuoyu desteğinden yoksun olması yüzünden iyi organize olamamıştır. Savaş, Amerika Birleşik Devletlerinin araya girmesiyle 5 Eylül 1905'te Portsmouth Antlaşmasıyla resmi olarak sona ermiştir. Japonya, savaş sonucunda önemli bir zafer kazanarak emperyal kuvvet olarak ortaya çıkmıştır. Japonyaların savaşı kazanması, dünya kamuoyunda büyük bir yankı uyandırmıştır. Japonların galibiyeti Osmanlı Devleti, Asya ve Müslüman ülkeler tarafından sevinçle karşılanmıştır. Osmanlı Devleti'nde Japonya'nın savaşı kazanmasıyla kamuoyunda oluşan olumlu havanın etkisiyle Erkan-ı Harbiye Binbaşısı Ali Fuad ve Yüzbaşı Osman Senai tarafından savaşın bütün yönlerini anlatan muazzam bir eser olan beş ciltlik Musavver 1904–1905 Rus-Japon Seferi adlı eser yayımlanmıştır. Yaptığımız çalışmada 1904-1905 Rus-Japon Savaşı öncesi, Japonya ve Rusya'nın durumu, savaş öncesi gelişmeler, savaşın nedenleri, seyri ile sonuçları incelendi. Ayrıca beş ciltlik Musavver 1904-1905 Rus-Japon Seferi adlı eserin 1. cildinin transkripti yapıldı ve müelliflerin hayatlarıyla ilgili kısa bilgiler verildi. Anahtar Kelimeler: 1904-1905 Rus-Japon Savaşı, Rusya, Japonya, Port Arthur, Portsmouth Antlaşması, Ali Fuad ERDEN, Osman Senai ERDEMGİL
1925-1928 yılları arası Türkiye Cumhuriyeti Salnameleri (Kütahya)
Çalışmanın temel amacı, Harf İnkılabından önce, Osmanlıca olarak basılmış olan Salnamelerden yararlanarak Cumhuriyetin ilk yıllarında Kütahya'nın sosyal, ekonomik ve demografik yapısını değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda, 1925-1928 yılları arasında yayımlanmış olan üç adet devlet salnamesinin ve bir adet Türkiye Salnamesinin Kütahya bölümleri, birebir transkribe edilmiştir. Daha sonra bu metinlerdeki verilerden yola çıkılarak Kütahya hakkında değerlendirme yapılmıştır. Salnamelerden yararlanarak, yapılan bu değerlendirmelerde Kütahya'nın tarihi, sınırları, idari taksimatı, nüfus ve nüfus olayları, ticari faaliyetleri, hayvancılık, ormancılık, madencilik, sanayi, tarımsal faaliyetler hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca, o dönemde Kütahya ve ilçelerinde faaliyetlerini sürdüren esnafların isimleri ve uğraştıkları ticari alanlar da tespit edilmiştir. Bunlardan başka Kütahya ve kazalarındaki şirketler, kaplıcalar; Kütahya'yı çevre il ve ilçelere bağlayan yollar; bankalar ve vilayet dahilinde çıkan gazeteler hakkında bilgilere ulaşılmıştır. Salnamelerden elde edilen bir diğer bilgi de Kütahya'da görev yapan devlet görevlilerinin isimleridir. Bu görevlilerden yola çıkılarak Kütahya'daki devlet kuruluşları hakkında da bilgi sahibi olmak mümkün olmuştur. Elde edilen bilgiler değerlendirildiğinde, salnamelerin yerel tarihler için ana kaynak niteliğinde olduğu teyit edilmiştir. Bu doğrultuda salnameler için yerel tarih araştırmacılarının vazgeçilmez kaynaklarından birer arşiv değerinde olduğu kesin olarak söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Kütahya, Salname, Cumhuriyet, Sosyal ve Ekonomik, Demografik, Gediz, Uşak, Simav, Emet, Tavşanlı
1261( 1845 m.) tarihli ve 09656 numaralı Temettuat Defterine göre Mersin sancağı Anamur kazasına bağlı Teniste, Kara Ağa, Kara Kilise, Tenzile, Kara Çukur, Bodurum, Sarı Adana, Ucarı, Melleç, Kızıl Alili, Nasrettin ve Kalın Viran köylerinin sosyal ve ekonomik yapısı
Tanzimat Fermanı Osmanlı Devleti için önemli bir dönüm noktası olmuştur. Adı geçen fermanla halktan alınan tüm vergiler kaldırılmıştır. Yerine herkesin kendi ödeme gücüne göre belirlenen temettuat vergisi adı verilen tek bir vergi getirilmiştir. Bu vergi de Maliye Nezaretindeki Varidat Kalemi tarafından tutulan temettuat defterlerine kaydedilmiştir.Çalışmamızda 1261 ( 1845 M.) yılına ait 09656 numaralı temettuat defterine göre Mersin Sancağı Anamur Kazasına bağlı Teniste, Kara Ağa, Kara Kilise, Tenzile, Kara Çukur, Bodurum, Sarı Adana, Ucarı, Melleç, Kızıl Alili, Nasrettin ve Kalın Viran köylerinin sosyal ve ekonomik yapısının incelemesi yapıldı. Çalışmamızda temel kaynak olarak 09656 numaralı temettuat defteri kullanıldı. Yukarıda adı geçen on iki köyün nüfusu, tarım arazileri, lakapları, sülaleleri, hayvan varlığı ve ödenen vergileri miktarları ile birlikte gösterildi. Anahtar Kelimeler: Tanzimat Fermanı, Osmanlı Devleti, Temettuat, Maliye Nezareti, Vergi.
XIX. yüzyıl ortalarında Ankara Eyaletinin Çankırı Sancağı Kargı Kazasına bağlı Mihre Hatun, Orta ve İmam Bey mahallelerinin sosyo ekonomik yapısı (Temettuat ve Nüfus defterlerine göre)
Osmanlı Devleti 1839 yılında Tanzimat Fermanını ilan ederek ülke içerisinde köklü reformlar yoluna gitmiştir. Reformlar içerisinde ekonomik açıdan vergi usulünde değişim yaşanmıştır. Vergi konusunda yaşanan bu değişim ile halkın gelirine göre vergilendirilmesi amaçlanmış, vergi hususundaki adaletsizlikler giderilmeye çalışılmıştır. Osmanlı Devletindeki, yeni vergi "Temettü Vergisi" diye adlandırılmıştır. Mükelleflerin tüm mal, mülk ve hayvanlardan sağlandığı kazançlar ise Temettüat defterlerine kayıt edilmiştir. Temettüat Defterleri Başbakanlık Osmanlı Arşivi bünyesinde yer almaktadır. İktisadi amaçla tutulan defterler sayesinde, o dönemin sosyo ekonomik yapısı hakkında bilgiler bulmak mümkündür. Defterlerde mükelleflerin isimleri, lakapları, unvanları, arazileri, hayvanları, vermiş oldukları vergiler detaylı şekilde kayıt edilmiştir. Yapmış olduğumuz Yüksek Lisans Tez çalışmamızda, Ankara Eyaletinin, Çankırı Sancağının Kargı kazasına bağlı Mihre Hatun, Orta ve İmam Bey Mahallesinin transkripsiyonu ile değerlendirilmesinin yanında nüfus defterlerinin incelenmesine de yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Temettüat, Ankara, Çankırı, Kargı Kazası, Mihre Hatun, Orta, İmam Bey, Sosyal ve Ekonomik Yapı.
Tıp tarihinde müzik ile tedavi ve XVI. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar delilerin mekanı Süleymaniye
Müziğin tedavi aracı olarak kullanılmasıyla, tıp tarihinde yeni tedavi alanları doğmuştur. Çalışmada, müzikle tedavinin tarihsel süreci incelenerek; müzikle tedavi yöntemlerinin uygulanış biçimleri, çalgı aletleriyle beraber ele alınmıştır. Geçmişten günümüze gelişerek gelen bu tedavi aracının doğuşu, dârüşşifâlar üzerinden anlatılmıştır. Öyle ki Türklerden başlayıp Osmanlı'ya taşınan bu miras en iyi şekilde uygulanmaya çalışılmıştır. Ayrıca sosyal devlet anlayışına sahip olan Osmanlı dârüşşifâları, kimsesiz akıl hastalarına yurt olmuş, üstelik bu hizmeti karşılığında hastalarından ücret talep etmemiştir. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde kavram ve terminoloji üzerinde durulmuş olup "bîmarhâne" adının anlamını açıklayarak başladık. Bîmarhâne adı hakkında detaylı bilgiler verildikten sonra, bîmarhâne ile ilişkilendirdiğimiz tanımlar üzerinde durduk. Çalışmamızın ikinci bölümünde, müziğin insan ruhuna olumlu ve olumsuz tesirlerini araştırarak bunların neler olduğunu anlatmaya çalıştık. Ayrıca yaptığı çalışmalar ile tıp tarihine adını yazdıran hekimleri de çalışmamızda unutmayarak onların çalışmaları hakkında da bilgiler vermeye çalıştık. Üçüncü bölümünde ise Türklerde, İslam Medeniyeti'nde ve Avrupa'da müzik ile tedavi çalışmalarının olup olmadığını araştırdık. Bu araştırmalarımızı örneklerle renklendirmeye çalıştık. Daha sonra çalışmamızı musiki ile tedavi yapan dârüşşifâlar üzerinde yoğunlaştırdık. Son bölümde ise çalışmamızı Süleymaniye üzerinde yoğunlaştırdık. Süleymaniye'nin kuruluşunu, mimari yapısını, delilerini, işleyiş ve yönetimini kısaca Osmanlı Devleti'nin Yükselme Dönemi'nde göz bebeği olan Süleymaniye Bîmarhânesi'nin kimlere ev sahipliği yaptığı? Kimlerin derdine derman olduğu? Gibi sorularımıza arşiv belgeleri ışığında cevap bulmaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: Bîmarhâne, Müzik, Akıl hastaları, Süleymaniye.
İmparatorluktan millete, milletten imparatorluğa siyasal tahayyüllerin tarihsel seyri
Gerek küresel siyasette gerek yerel siyasette ulus kavramının ve ulus devletlerin herkes ve her şeyden fazla bir ayrıcalığı ve bir ağırlığı vardır. Diğer bir ifade ile gazeteler, dergiler, kitaplar, internet v.b. gibi bilgi akışı sağlayan kaynakların hangisi ele alınacak olunursa olsun ulusal ilkenin genel-geçer bir meşruiyete sahip olduğu görülecektir. Yani toplumlar milli devletlerin ve milliyetçi düşüncenin doğallığı ve gerekliliği konusunda bir anlaşmaya varmış gibi görünmektedir. Bu durum bir takım bilim insanlarını şu soruyu düşünmeye itmiştir: Ulusal ilke hem yerel hem de küresel siyaseti düzenleyici bir kural olmak zorunda mıdır? Başka bir siyasal kavrayış mümkün değil midir? Bu noktada Michael Hardt ve Antonio Negri İmparatorluk fikrini ortaya atmışlardır. Onlara göre postmodern ekonomi ile birlikte siyasette de postmodern bir döneme geçilmiş ve ulus devletlerin iktidarları dışında yeni bir iktidar biçimi peyda olmuştur. Bu bağlamda postmodern imparatorluk; ulus devletlerin dışında, üzerinde ve onu kapsayacak şekilde konumlanan ve iktidarını finansal akışlar üzerine kuran esnek hudutlara sahip, akışkan ve çok biçimli bir iktidar biçimidir. Bu tez çalışmasında temel argüman; siyasal tarihin ekonomik paradigmalar eşliğinde bir salınım içinde olduğu, imparatorluklardan ulus devletlere değişen siyasal anlayışın serbest bırakılan bir sarkaç gibi imparatorluk noktasına geri döndüğüdür. Bu analiz için ilk bölümde milliyetçilik, ikinci bölümde klasik imparatorluklar ve üçüncü bölümde postmodern imparatorluk konuları incelenmiş ve bu salınımın karakteri ekonomik değişim süreçleri çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Bursa basınında Kıbrıs Barış Harekatı
1974 Kıbrıs Barış Harekatı Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhuriyet Döneminde sınırları dışında gerçekleştirdiği en büyük ve sonuçları bakımından en etkili savaştır. Kıbrıs Adası stratejik önemi dolayısıyla tarih boyunca pek çok devlet tarafından işgal edilmişti. 1571 yılında Ada'nın Osmanlı Devleti tarafından fethi ada halkını ekonomik, kültürel ve dini yönden son derece olumlu etkilemişti. 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması ile Kıbrıs Adası'nın yönetimi İngiltere'ye bırakılmış. Bu antlaşma Kıbrıs Türkleri için yaşanacak olumsuzlukların adeta bir başlangıç noktası olmuştu. Kıbrıs'ta kendini "Rum" olarak tanımlayan halk İngilizlerden de cesaret alarak Türklere karşı her geçen gün baskılarını arttırmışlardı. Rumların amacı "enosis" yani Kıbrıs'ı Yunanistan'a katmaktı. Rumların amacı önce İngilizleri, ardından da Türkleri adadan kovmaktı. 1960 yılına gelindiğinde Adanın tamamını kapsayan Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Cumhurbaşkanı Makarios yardımcısı ise Dr. Fazıl Küçük'tü. Barış içinde yaşamayı düşünen Türkler hayal kırıklığına uğradılar. Çünkü Makarios "Akritas Planı" ile Türklerin tamamını imha etmek için harekete geçti. Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs'taki Türklere uygulanan şiddet ve baskı eylemlerini sonlandırmak için garantörlük yetkisini kullanarak Birleşmiş Milletler'de sorunu çözmeye çalıştıysa da herhangi bir sonuç alınamadı. Nihayet 15 Temmuz 1974 tarihinde "enosis", gerçekleştirmek için Yunanistan Kıbrıs'ta darbe yaparak Rum lider Makarios'u devirdi. Yerine Nikos Sampson'u getirdi. Türkiye bu oldubittiyi kabul etmedi. 1960 Garanti Antlaşması'ndan doğan haklarını kullanarak 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı'nı düzenledi. Böylece hem Kıbrıs'taki Türklerin can ve mal güvenliği sağlanmış oldu, hem de iki toplumlu bir yapı oluşmuş oldu. Anahtar kelimeler: Türkiye, Kıbrıs, Bursa Basını, Kıbrıs Barış Harekatı
Tolkien Legendarium'unun çevre tarihi perspektifinden eko-eleştirel analizi
Çevre Tarihi insanlığın, toplumların ve devletlerin içerisinde yer teşkil ettikleri çevre ile etkileşimini ekoloji bilimi ve tarihi vesikalar ışığında inceleyen bir araştırma alanıdır. Eko-eleştiri ise kültür ve edebiyatın ekolojik perspektiften incelenmesine dayanan bir çalışma alanıdır. Bu çalışma çevre tarihi ve eko-eleştiri gibi araştırma alanlarını Tolkien Legendarium'u örneğinde buluşturmaktadır. 20. yüzyılın ilk yarısında İngiliz dilbilimci John Ronald Reuel Tolkien tarafından kaleme alınan Legendarium edebi niteliğinin yanı sıra kendi içerisinde binlerce yıllık bir tarih barındırmaktadır. Tolkien inşa ettiği Legendarium içerisine detaylı şekilde planlanmış bir coğrafya, jeolojik değişimler, toplumsal yapılar, diller, kültürler ve devletler yerleştirmiştir. Bu çalışma tüm bu oluşumların çevre ile ilişkisini konu edinmektedir. Bu araştırma çevre tarihi ve eko-eleştiri perspektiflerini Tolkien Legendarium'unu oluşturan eserlere uygulayarak bir analiz oluşturmaktadır. Bu kapsamda J.R.R. Tolkien'in Legendarium'u oluşturan metinleri analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu açıdan bu çalışma Tolkien'in eserlerine odaklanmasıyla anlatı araştırmasının ve Tolkien'in eserlerindeki ekolojik bağlantıların derinlemesine açıklanmasıyla durum araştırmasının özelliklerini barındırmaktadır. Bu araştırma inşa edilirken Tolkien Legendarium'un belli bir dönemi yerine tüm zaman çizelgesi ele alınmıştır. Bundan dolayı bu araştırma uzun dönemli bir araştırmadır. Orta Dünya tarihi boyunca büyü, savaşlar ve sanayileşme gibi faaliyet alanlarının ekolojik boyutuna dair bulgulara sahip olan bu çalışma Orta Dünya'da doğaya yabancılaşıp onu değiştiren ve dönüştüren tüm unsurların yok olduğu sonucuna ulaşmaktadır.
Türkiye'de milli burjuvazi: Tek Parti dönemi
Batı toplumlarında doğal seleksiyon süreci içerisinde ortaya çıkan burjuvazi, Türkiye iktisat tarihi içerisinde bir proje olarak İttihat ve Terakki Fırkası'nın, milli iktisat politikası bağlamında oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu nedenle tasarlanan sınıf milli olarak düşünülmüştür. 1. Dünya Savaşı, İttihatçıların projelerini gerçekleştirmesinde bir şans ortamı yaratmış, fakat Osmanlı İmparatorluğu'nun sonunun gelmesi ile birlikte bu proje en azından Milli Mücadele sona erene kadar askıya alınmıştır. Milli Mücadele'nin zaferle bitişinin ardından Tek Parti Dönemi'nde, İttihatçıların milli iktisat politikaları devam ettirilmiştir. Dolayısıyla bu açıdan Tek Parti Dönemi'nin iktisadi sistematiği içerisinde milli burjuvazi oluşturulmaya çalışılmıştır. Sermayenin yokluğu, 1929 Ekonomik Buhranı gibi sebepler milli burjuvazinin tasarlandığı haliyle, yani güçlü bir sermaye birikimiyle ortaya çıkışını engellemiştir. Fakat bu noktada 2. Dünya Savaşı, milli burjuvazi için bir şans ortamı yaratmıştır. Yürütmüş oldukları karaborsa faaliyetleri ile sermaye birikimlerine ivme kazandırmışlardır. Ancak uygulamış oldukları bu faaliyetleri ile birlikte hem halkın hem de iktidar partisi olan CHP'nin tepkisini çekmişlerdir. Savaş sonrasında SSCB tehdidi nedeniyle, Türkiye ve ABD arasında yakınlaşma sonucu, Türkiye'de liberal politikalar açık bir şekilde uygulanmaya başlamıştır. Bu durum CHP'nin iktidarı, DP'ye devredinceye kadar sürmüştür. Neticesinde milli burjuvazi bu süreçte de güçlenmiş ve Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinden itibaren ortaya çıkarılması hedeflenen milli burjuvazi, Tek Parti Dönemi iktisat politikaları içerisinde de kendisine yer bulmuştur. Anahtar Kelimeler: Burjuvazi, Tek Parti Dönemi, Türkiye Ekonomisi, Milli Burjuvazi.
Cumhuriyet Dönemi ortaokul tarih ders kitaplarında (1931-1960) Osmanlı tarihinin yeri
Bu çalışmada 1930'lu, 1940'lı ve 1950'li yıllarda ortaokullarda okutulan tarih ders kitaplarında Osmanlı tarihine ne şekilde yer verildiği, belirlenen dönem içinde tarih ders kitaplarında Osmanlı tarihine yaklaşımlarda değişim gözlenip gözlenmediği değişiklikler varsa değişimin niceliği ve niteliği tespit edilmeye çalışılmıştır. Tarih ders kitaplarında Osmanlı tarihine dair yaklaşımlarda zaman içerisinde değişim olduğu görülmüştür. 1950 sonrası ortaokul tarih ders kitaplarında önceki dönemlere kıyasla Osmanlı tarihine daha genişçe yer verildiği, padişahları merkeze alan bir anlatımın tercih edildiği, gerek başarıların değerlendirilmesinde gerekse özellikle XVII. yüzyıl sonrası süreçlerle ilgili değerlendirmelerde, oldukça güçlü ifadelerin kullanıldığı tespit edilmiştir.
Salnamelerde Eskişehir
Tarih boyunca önemli bir yerleşim yeri olan ve bir çok devletin hakimiyetine giren Eskişehir, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Devleti dönemlerinde uç bölgede olması nedeniyle bu devlet ordularının toplanma rolünü üstlenmişti. Osmanlı Devleti'nin ilk yerleşim alanlarından biri olan Eskişehir, Osmanlı fetihlerinde önemli bir rol üstlenmesi nedeniyle Osmanlı devlet adamlarından gördüğü ilgi sonucunda oldukça gelişmişti. Ancak daha sonraki dönemlerde Osmanlı Devleti'nin sınırlarının genişlemesiyle önemi azalan ve eski ilgiyi göremeyen Eskişehir, gerilemeye; XIX. yüzyılın son çeyreğinden itibaren ise göçler ve demiryollarının etkisiyle yeniden canlanmaya başlamıştı. Araştırmaya konu olan H.1287-1870/71-H.1325-1907/1908 yılları arasında yayınlanan salnamelerin birinci elden kaynak oluşu Eskişehir'e ait en güvenilir kaynaklardır.Ayrıca bu çalışmada Eskişehir'den yola çıkılarak Osmanlı Devleti'yle ilgili genel; Eskişehir'le ilgili özel bilgiler bulmak mümkündür. Tanzimat sonrası idari alanda yapılan değişikliklerin taşradaki etkileri; kazaların idari taksimatı, askeri, adli, sosyal ve kültürel yapısı gibi genel bilgilerle birlikte; Eskişehir'in göçler ve demiryolları nedeniyle idari, demografik, sosyal, kültürel, dini, iktisadi askeri ve adli yapısıyla ilgili özel bilgilere ulaşılabilmektedir.
II. Abdülhamid Dönemi'nde Irak'la ilgili hazırlanan layihalar
Osmanlı Devleti XIX. Yüzyıla siyasi, askeri, sosyal ve iktisadi kaynaklı pek çok meselenin sıkıntılarıyla girmiş ve bu yüzyıl boyunca da bu meselelerden kaynaklanan problemlerin çözümüyle uğraşmak zorunda kalmıştır.Osmanlı Devleti'nin bu yüzyıl içerisinde en sıkıntılı günlerini yaşamakta olduğu bir zaman diliminde Osmanlı tahtına oturan II. Abdülhamid, kendinden önceki Osmanlı padişahlarının yaptığı gibi, devletin içinde bulunduğu kötü durumdan kurtarılması ve eski gücüne kavuşturulması adına bir dizi reform çalışmaları başlatmıştır.II. Abdülhamid bu reform çalışmalarını devletin Müslüman halkının çoğunlukta olduğu doğu topraklarında ve özellikle de Irak'ta uygulamaya çalışmıştır. Söz konusu reformların bölgede sağlıklı bir şekilde hayata geçirilmesi için II. Abdülhamid, bölge ile ilgili ön bilgi elde etmek ve reformları bu bilgiler ışığında hazırlatmak ve uygulatmak adına bölgeyle alakalı detaylı bilgiler veren bir takım raporlar hazırlatmıştır.Bizim tezimizin de ağırlık noktasını oluşturan ve II. Abdülhamid'e bölgeyle ilgili detaylı bilgiler veren bu raporlar ve bu raporların değerlendirilmesine, çalışmamızın son bölümünde geniş bir yer ayırarak konuyla ilgilenen herkese ve bilim dünyasının değerlendirmelerine sunmaya gayret ettik. Bunu yaparken de öncelikle Irak'ın coğrafyasını, tarihi geçmişini ve Osmanlı hâkimiyetindeki zaman dilimini ve bu zaman dilimi içerisinde bölgede cereyan eden önemli hadiseleri ana hatlarıyla ortaya koymaya gayret ederek çalışmamızı tamamladık.Çalışmamız ana başlıklarıyla Irak'ın tarihi geçmişi, Irak'ın Osmanlı hâkimiyeti altındaki dönemi ve II. Abdülhamid döneminde Irak ile ilgili hazırlanan raporlar ve bu raporların değerlendirilmesinden ibarettir.Anahtar Kelimeler: II. Abdülhamid, Irak, Layiha, Osmanlı, Tarih.
Eflak ve Boğdan'da Osmanlı hakimiyeti ve Fuad Efendi'nin layihası
Günümüzde Romanya olarak bilinen Eflak ve Boğdan, halk, kültür ve ortak tarihi sebebiyle birlikte anılmaktadır. Birinci bölümde bahsedileceği üzere tarih içerisinde pek çok topluluk ile devletin ilgi odağı olan Eflak ve Boğdan, bir çok devletin hakimiyet sahası olmuş ve bir dönem de Osmanlı Devleti içerisinde özel statüye sahip bir bölge olarak idare edilmiştir.Osmanlı Devleti, Memleketeyn diye tabir ettiği bu bölgeye XVIII. yüzyıldan itibaren Fenerli Beyleri atamıştır. Bu dönem Osmanlı kültür ve uygarlığının Romenleri pek çok alanda etkilediğinin hissedildiği bir dönem olmuştur. XIX. yüzyılda ise bu coğrafyada daha çok Rus nüfuzu etkili olmuş ve Osmanlı Devleti buradaki hakimiyetini kaybetmeye başlamıştır.Yüksek Lisans Tezi olarak sunduğum bu çalışmanın ikinci bölümünde, Eflak ve Boğdan'ın Osmanlı hakimiyetine girene kadar geçirdiği sürece değinilmiş, Osmanlı hakimiyeti altında geçen dönem içerisinde bu bölgenin statüsü, idari safhaları ve bu dönemdeki siyasi gelişmeler ile voyvodaların Osmanlı Devletine karşı sorumlulukları ele alınmış ve XIX. yüzyıl gelişmeleri ile Osmanlı hakimiyetinin kaybolmaya başladığı dönem değerlendirilmiştir.Üçüncü bölümde XIX. yüzyıldan itibaren bölgede başlamış olan Rus işgalleri ile 1848 İhtilali'nin Eflak ve Boğdan'daki yansımaları ele alınmış ve Osmanlı Devleti'nin bu dönemde aldığı önlemlerden bahsedilerek, Fuad Efendi'nin 1848 tarihli Eflak ve Boğdan'a dair layihası Osmanlıca metinden çevrilerek değerlendirilmesi yapılmıştır.Anahtar kelimeler; Eflak, Boğdan, Romanya,Besarabya, Fuad Efendi
Kanuni'nin oğlu Şehzade Mustafa olayı
Osmanlı tarihinin pek çok hususunda olduğu gibi biyografi sahasın da eksikler bulunmaktadır. XVI. yy içinde yaşanan siyasi, sosyal ve mali olayların ele alınarak akademik seviyede incelenmesi ve ortaya konulması gerekmektedir. Yapılacak bu tür çalışmalarla Yeniçağ Tarihi'nin müphem bazı noktalarını aydınlatacağı aşikârdır. Kanuni, Osmanlı Devleti'ne en parlak devri yaşatmış etki sahibi hükümdarlarından biridir. Ne var ki Avrupalıların kendisinden ?Muhteşem? diye söz ettiği Kanuni saray içi entrikalar karşısında zaman zaman acze düşmüş ve o ana kadar hiçbir Osmanlı Hükümdarının vermediği bir karara imza atmıştır. Kendi öz oğlu Şehzade Mustafa'nın idamını kerhen de olsa onaylamış ve bu olaya tanık olmuştur.Bilindiği üzere Kanuni devri ile ilgili şimdiye kadar pek çok çalışma yapılmışsa da bizim amacımız tüm bu çalışmaları göz önüne alarak yerli ve yabancı vesika, kaynak ve eserlerin ışığında Şehzade Mustafa Olayı'nı incelemek olacaktır. Şehzade Mustafa Olayı'nı sadece saray entrikalarına bağlamadan gerçekleştiği dönemin sosyal ve ekonomik boyutu da ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle çalışmamızı Bu ana hedefin ışığı altında üç bölüm halinde incelemeyi uygun bulduk. Birinci bölümde, Şehzade Mustafa'nın Hayatı, ikinci bölümde ise, Şehzade Mustafa Olayı, üçüncü bölümde, Şehzade Mustafa Olayı'nın sonuçları ve şehzadenin katli sonrasın da ortaya çıkan yeni dengeler ve sonuçlar ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Şehzade Mustafa, Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan, İbrahim Paşa Makbul, Rüstem Paşa, Mahidevran (Gülbahar Sultan), Mihrimah Sultan, Manisa, Amasya, Konya, Şehzade Mehmet, Şehzade Selim, Şehzade Bayezid, Şehzade Cihangir
Hüseyin Baykara ve zamanı
Soyu Emir Timur ve Cengiz Kağan gibi hükümdarlara dayanan Timurlu sultanlarından Hüseyin Baykara 1438 yılında Herat?ta doğdu. Henüz 7 yaşındayken babasını kaybeden Baykara, 14 yaşına geldiğinde Ebu?l Kasım Babür?ün yanına gitti. Bu dönemde Babür?ün 1454 tarihindeki Semerkant üzerine yaptığı ikinci seferine katılan Baykara, Ebu Said?in yanında kaldı. Daha sonra Mirza Üveys?in isyan etmesiyle Ebu Said, şüphelendiği 13 akrabası ile birlikte Hüseyin Baykara?yı tutsak etti. Bunu duyan Baykara?nın annesi Firuze Begim oğlunun serbest bırakılmasını sağladı ve Baykara tekrar Ebul Kasım Babür?ün yanına döndü. Babür?ün 1457 baharında ölmesiyle Merv hakimi Mirza Sencer?in yanına gitti ve onun kızıyla evlendi. Sencer 1457 yazında Meşet?e gittiğinde Merv idaresini Hüseyin Baykara?ya bıraktı. Baykara, Mirza Sencer?in yokluğunda Merv?i eline geçirmek istediyse de başarılı olamadı. Daha sonra Astarabat?ı Cihan Şah?ın yeğeni Hüseyin Türkmen?den alan Baykara, Cihan Şah?ın Herat?tan ayrılmasından sonra burada tutunmadı ve Harezm?e çekildi. Baykara Ebu Said?in adamlarını yenerek Hive ve civarını ele geçirdi. O, 1468 tarihinde Özbek hükümdarı Ebu?l Hayr Han?dan yardım istedi. Ancak Ebu?l Hayr Han?ın bir süre sonra ölmesi sebebiyle bu yardım sağlanamadı. Daha sonra Ebu Said Mirza?nın hâkimiyetinde bulunan topraklara saldıran Hüseyin Baykara, Ebu Said?in 1469 tarihinde vefatı üzerine Herat?ı ele geçirdi ve adına hutbe okuttu. Yadigâr Muhammed bir süreliğine Herat tahtını ele geçirdiyse de Baykara onu öldürterek tekrar Herat?a sahip oldu. Hüseyin Baykara, 36 yıllık hükümdarlık döneminin ilk safhalarında bazı hanedan mirzaları ile mücadele ederken daha sonra kendi oğullarının isyanlarıyla uğraşmak zorunda kalmıştı. Herat?ı bir kültür başkenti haline getiren Baykara?nın Özbek saldırılarının devam ettiği sırada 1506 yılında vefat etmesi Özbek Sultanı Şibani Han?ın işini daha da kolaylaştırdı ve Timurluları ortadan kaldırdı. Anahtar Kelimeler: Timurlular, Hüseyin Baykara, Ali Şir Nevai, Horasan, Herat.
Sosyal bilgiler dersi kapsamında yer alan tarih konularının öğretiminde teknoloji kullanımı
Bilgi çağında, bilgi miktarı hızla artmaktadır. Günümüzün artan bilgi miktarı, bir yandan öğrenciye daha az zamanda daha fazla bilgi öğretmek, diğer yandan da bilgiye nasıl ulaşılacağını göstermek gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu gerekliliklerin karşılanması noktasında, eğitim için sürekli yeni olanaklar ortaya koyan teknolojinin eğitimde etkin olarak kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, sosyal bilgiler dersi kapsamında yer alan tarih ünitelerinin öğretimi sırasında teknolojik araçların kullanılma durumlarını araştırmaktır. Bu amaçla araştırmanın birinci bölümünde, sosyal bilgiler öğretim teknolojilerinin kavramsal çerçevesi açıklanmaktadır. İkinci ve üçüncü bölümlerde, araştırmanın yöntemine ve bulgulara yer verilmiştir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri; ?Sosyal Bilgiler Dersi Kapsamında Yer Alan Tarih Konularının Öğretiminde Teknoloji Kullanımı? konusuna dayanan ?Öğretmen Anketi? ve öğretmen anketine eşlenik olarak hazırlanmış ?Öğrenci Anketi? yoluyla alınmış ve anketlerde 5?li Likert tipi ölçek kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar yorumlanmış, sosyal bilgiler dersi kapsamında yer alan tarih konularının öğretimi sürecinde teknolojik araçların kullanılmasına yönelik olarak, alan içi iyileştirme çalışmaları ve daha ileride yapılacak çalışmalar için çeşitli öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Tarih Üniteleri, Öğretim Teknolojileri, Sosyal Bilgiler Öğretim Teknolojileri.
Arşiv belgelerine göre Kütahya Redif Taburu ve Redif Kışlası
Redif Teşkilâtı; merkezdeki düzenli orduya paralel olarak, askerin sürekli kışlada tutulmadığı, askerî eğitimin senenin belli zamanlarında verildiği, tarımsal üretimi aksatmayacak şekilde yapılandırılmış, taşrada asayişin sağlanmasında faydalanılacak ve harp zamanında ise nizâmi orduya destek olacak bir "Taşra Ordusu" olarak kurulmuştur. Kütahya bu sistem dâhilinde Redif taburlarının oluşturulduğu ve askerler için bir kışlanın inşâ edildiği merkezlerden biridir. Askerlik konusunda özellikle Tanzimat ile başlayan ve XIX. yüzyıl boyunca devam eden çağdaşlaşma çabaları; askere alma, muvazzaflık süreleri, yedeklik durumu, bedel uygulamaları, askerî eğitim ve öğretim, kıyafet, silah ve techizat alanlarında bazı düzenlemeler yapılmasına sebep olmuştur. Askerlik uygulamalarında meydana gelen bu değişiklikler, Redif sistemini ve dolayısıyla Kütahya Redif taburlarını da etkilemiştir. Redif ordusunun görevlerinin fazla ve çeşitli oluşu nedeniyle; Kütahya'daki Redif taburları XIX. ve XX. yüzyıl boyunca, Osmanlı Coğrafyası dâhilinde pek çok cephede savaşmış olmalarının yanında, asayişin sağlanması ve iç isyanların bastırılması gibi pek çok görevde ve yerde kullanılmışlardır. Kütahya Kışlası; 1912 senesinde Redif Teşkilatının kaldırılmasından sonra da Kurtuluş savaşı esnasında ve Cumhuriyet döneminde de askere hizmet vermeye devam etmiştir. Redif Teşkilâtının Kütahya'daki fiziki temsilcisi olan "Redif Kışlası"nın işlev ve mimari özellikleri, Redif sistemi ile bir bütün halinde ele alınmıştır. Kütahya Redif Kışlası ve müştemilâtındaki binalardan hiçbiri maalesef günümüze ulaşamamıştır. Sadece Fotoğraflarda kalan Kütahya Kışla kompleksi; belgeler ışığında kapsamlı bir çalışma konusu yapılarak ilk defa gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kütahya, Kışla, Kütahya Kışlası, Redif, Kütahya Askerlik, Kütahya Redif Kışlası, Osmanlı Redif Ordusu