Tax law

136 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi düzenlemelerinin muhasebe uygulamalarına etkisi üzerine tarihsel bir inceleme

Bireyler bazı ihtiyaçlarını karşılamak üzere birçok faaliyette bulunurlar. Bu faaliyetleri gerçekleştirirken ekonomik araç ve sistemlere gerek duyarlar. Ekonomik araçların çeşitliliği, artan nüfus sayısı ve teknolojik gelişmeler toplum düzeninde bazı gelişmelerin yaşanmasına yol açmıştır. Bu düzenlemelerin içinde vergi düzenlemeleri ve muhasebe düzenlemeleri de yer almaktadır. Ülkemizde Cumhuriyet ilan edildikten sonra birçok alanda değişimler ve gelişmeler yaşanmıştır. Bu değişimlere muhasebe uygulamaları ve vergi uygulamaları da eşlik etmiştir. Bu dönemde ülkemizde yeni vergisel düzenlemeler karşımıza çıkmıştır. Muhasebe uygulamaları da bu dönemde birçok değişiklik yaşamıştır. Çalışmada ülkemizde Cumhuriyet dönemi ile birlikte uygulanan vergi düzenlemelerinin muhasebe uygulamalarına etkisi üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Bu düzenlemeler muhasebe ve vergi uygulamaları arasında etkileşim yaşanmasını sağlamıştır. Muhasebe ve vergi düzenlemelerinin etkileşim içinde olması vergi düzenlemelerinde muhasebenin kendi dinamiklerini dikkate alan maddelere yer verilmesiyle açıklanabilir.

Muhasebe uygulamalarıVergi hukukuVergi muhasebesi+2
Cüneyt Alkan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukuku açısından düz oranlı vergi sistemi

Ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmelerine göre tarihsel bir gelişmenin sonucu olarak oluşan vergi sistemlerinin, toplumların ekonomik, sosyal, siyasal yapısı değişim göster-dikçe zamanla reforma tabi tutulması kaçınılmaz hale gelmektedir. 1980'li yıllarda hü-kümetler bir yandan kamu harcamaların baskısını kontrol altına alabilmek, bir yandan da vergi sistemlerini daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmak ihtiyacı ile reformlar yapmaya yönelmişlerdir. Bu reformlar kapsamında Robert Hall ve Alvin Rabushka tarafından günümüz düz oranlı vergi sisteminin temelleri atılmıştır. Dünya'da düz oranlı vergi sis-temi 1947'de Hong Kong'ta uygulamaya girdikten sonra 1980'li yıllardan itibaren bazı ülkelerin gündemine oturmaya başlamıştır. Bu çalışmada vergi hukuku açısından düz oranlı vergi sistemi araştırılmıştır. Birinci bölümde vergi sistemleri, vergileme ilkeleri ve vergi tarifeleri incelenmiştir. İkinci bölümde düz oranlı verginin tanımı, tarihsel gelişimi, işleyişi ve esasları, yararları ve eleştirileri ele alınmış, düz oranlı vergi sisteminin optimal vergileme ilkeleri kapsamında artan oranlı vergi sistemi ile karşılaştırılması yapılarak, anayasal iktisat perspektifiyle düz oranlı vergi sistemi anlatılmıştır. Daha sonra zekât kurumu ile düz oranlı vergi sisteminin benzer yanları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, düz oranlı vergi sistemini uygulayan ülkeler tek tek araştırılmıştır. Türkiye'de uygulanan gelir vergisi ve kurumlar vergisi tarifeleri, barındırdıkları muafiyet, istisna ve indirimler anlatılarak Türk vergi sisteminde vergi reformunun gerekliliği ortaya konulmuştur.

Artan oranlı vergiDüz oranlı vergilerGelir vergisi+6
İskender Özsarı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Hukukunda yükseköğretimin vergilendirilmesi

Türk hukukunda, yükseköğretim kurumlarına ve öğretim elemanlarına özel bir hukuki statü tanınmıştır. Bu tez kapsamında, öncelikle yükseköğretim kurumlarının ve öğretim elemanlarının hukuki statüleri tespit edilmiştir. Daha sonra, yapılan tespitlere bağlı olarak yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının gelirleri belirlenmiş ve bu gelirlerin tabi olduğu vergi rejimi ele alınmıştır. Son olarak, yükseköğretim kurumlarının kurumsal olarak vergi hukuku karşısındaki durumları açıklanmıştır.

HukukHukuka uygunlukKamu hukuku+4
Yusuf Nusret Barutcu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yargı kararları ışığında Türk vergi hukukunda muvazaa ve peçeleme işlemleri

Çağdaş toplumlarda devletler, yüklenmiş olduğu misyon gereği kamu gelirlerine ihtiyaç duymaktadır. Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için vergi toplanarak vergi geliri elde edilmesi, devletlerin geçirmiş olduğu uzun bir evrimin sonucudur. Bununla birlikte vergilerin, devletin üstün egemenlik gücüne dayanılarak toplanmasının yanı sıra, vergilendirmede keyfiyete engel olan bireyleri koruyucu anayasal ilkeler de mevcuttur. Bunlardan en önemlileri, 1982 Anayasası'nda yer alan eşitlik ve mali güce göre vergilendirme ilkeleridir. Bu kapsamda Türk vergi sistemine ilişkin uygulamalarda, devletin kamu hizmetlerini görürken ihtiyaç duyduğu vergi gelirlerinde kayba sebebiyet veren ve aynı zamanda eşitlik ve mali güce göre vergilendirme ilkelerine de zarar veren bazı işlemler mevcuttur. Bu işlemler, muvazaa ve peçeleme işlemleridir. Türk vergi sistemi içerisinde mükellef ve vergi sorumlularının sözleşme özgürlüklerini kullanarak, vergiden kaçınma veya vergiden kaçırma amacıyla giriştikleri bu işlemler, vergi hukuku açısından tespiti, nitelendirilmesi ve yargı aşamasında ispatı çok önemli hususlardır. Vergi mevzuatının kapsamlı ve karmaşık yapısı sebebiyle bu işlemler çok farklı şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu işlemlerin dinamik yapısı sebebiyle de yeni peçeleme ve muvazaa işlemleri de ortaya çıkabileceğinden, bu işlemleri mevzuat kapsamında yasaklamak kalıcı bir çözüm olamayacaktır. Bu sebeple muvazaa ve peçeleme işlemlerin önlenmesine yönelik çabaların en başında doğru nitelendirme ile etkin ve etkili bir yargılama sistemi olması gerekmektedir. Peçeleme ve muvazaa işlemlerinin içeriğini belirlemek, yargı kararlarında bu işlemlerin ne şekilde ele alındığı göstermek, akademik literatüre katkı sağlamak ve vergi hukuku alanında üzerinde sınırlı çalışma yapılmış bir konuyu incelemenin yararlı olacağı sebebiyle, peçeleme ve muvazaalı işlemler, araştırma konusu olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında, muvazaa ve peçeleme işlemleri kavramları, bu kavramların benzer diğer kavramlardan farkları, yargı kararları ve öğreti doğrultusunda bu işlemlerin ne şekilde ortaya çıktığına yönelik örnekler ve bu işlemlerin ispatının ne şekilde olacağı hususları ele alınmıştır.

DanışıklılıkMuvazaaPeçeleme+6
Ahmet Onarıcı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Katma değer vergisi mevzuatında istisna edilen işlemlerde iade uygulamaları

Türk ekonomisindeki hızlı değişime paralel olarak, vergi mevzuatında da önemli değişiklikler yaşanmıştır. Katma Değer Vergisinden önce mal ve hizmetlerin imalat aşamasından, tüketicilere ulaştığı aşamaya kadar, sekiz adet dolaylı vergi alınmakta iken bunların yerine tek bir vergilemeyi öngören Katma Değer Vergisi sistemi yürürlüğe konulmuştur.Katma Değer Vergisi, mal ve hizmet üretiminin her safhasında bir sonraki safhaya yansıtılması suretiyle doğan ve nihai olarak mal ve hizmetin tüketicine yüklenen bir vergi türüdür.Katma Değer Vergisi, ekonomideki tüm mal ve hizmetler için geçerli olmakla beraber, küreselleşme ile daha da artan rekabet şartları, sosyal, kültürel ve ekonomik sebeplerden dolayı, tüm vergi uygulamalarında olduğu gibi Katma Değer Vergisi Mevzuatında da bir takım istisna hükümleri yer almaktadır.Katma Değer Vergisi Kanununda istisna edilen işlemlerde KDV hesaplanmamakta, yani satıcı KDV tahsil etmemektedir. Böylelikle mal bedelinde KDV tutarında bir indirim sağlanmış olmakta, söz konusu vergi, nihai tüketicisine yansıtılamamaktadır.Katma Değer Vergisinin ödenmesinden mal ve hizmeti üretenler sorumlu olmakla beraber, aslında bu verginin mükellefi nihai tüketicidir. Bu sebeple, istisna edilen işlemlerde KDV tahsil edilemediğinden, son işlemi yapan kişi yada kurumda kalan Katma Değer Vergisinin iadesi gerekmektedir.İade uygulamalarında karşılaşılan istismarlar nedeniyle, özellikle nakden iadelerde Maliye idaresi bürokratik işlemleri büyük ölçüde artırmıştır. Bu durum, zaten karmaşık olan bu sistemi daha da karmaşık hale getirmiştir. Mükelleflere zaman kaybı ve ilave maliyet getiren bu sistemin, daha basit hale getirilmesi için yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.Bu çalışma ile, Katma Değer Vergisi Mevzuatında istisna edilen işlemlerde iade uygulamaları ile ilgili izlenen prosedürler, yayımlanan kanunlar, genel tebliğler, iç genelgeler ve muktezalar bazında açıklanılmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler : Katma Değer Vergisi Mevzuatında İade

Katma değer vergisiVergi hukukuVergi iadesi+1
Özgür Delen
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukukunda tebligat ve yargı kararları ışığında değerlendirilmesi

Tebliğ, vergi hukukunun önemli konularından biridir. Vergi alacağının sorunsuz bir şekilde tahsil edilebilmesi için tebliğ işleminin hatasız bir şekilde yapılması gerekmektedir. Vergilendirme işlemlerine ilişkin tebliğ hükümleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmektedir. Ancak bu kanunda hüküm bulunmaması halinde, vergilendirme işlemlerinin tebliğinde 7201 Tebligat Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Bu çalışmada, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer alan tebliğ hükümleri ayrıntılı bir şekilde incelenecektir. Tebliğde yapılan hatalar tek tek incelenerek, hatalı tebliğlerin sonuçları üzerinde durulacaktır. Bununla birlikte çalışmada tebliğ işleminin hukuki niteliği üzerinde durulacaktır. Çalışmada yargı kararları ve doktrinde yer alan görüşlere de yer verilecek, ortaya çıkan aksaklıklar hakkında değerlendirmeler yapılacak ve öneriler sunulacaktır. Konu incelenirken kanun hükümleri ile uygulama arasındaki farklılıklar ortaya konulacak ve doğru olan uygulama şeklinin ne olduğu tespit edilmeye çalışılacaktır.

TebligatTebliğTürk vergi hukuku+4
Ahmet İnneci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi hukuku açısından bağış ve yardımlar

Bağış ve yardım konusunda; yapan ve kabul eden olmak üzere iki taraf olduğu görülmektedir. Vergi hukuku açısından ise üçüncü taraf olarak devlet bu konudan etkilenmektedir. Bağış ve yardım kavramları sosyal içerikli alanlarda kullanılmakla beraber birçok yasada yer almakta, Vergi Hukukunda geniş bir kullanım alanı bulunmaktadır. Vergi hukukunda daha çok gelir ve kurumlar vergileri için vergi mükelleflerini ilgilendiren düzenlemeler bulunmaktadır. Sosyal sorumluluk duygusunun gelişmesi için vergisel teşvik sağlanmaktadır. Yapılan bağış ve yardımlar özel düzenlemeler ve şartlar ile vergi matrahlarını düşürebilmektedir. Kelime anlamı olarak farkları bulunsa da bağış ve yardım konumuz açısından aynı anlamda değerlendirilmiştir. Yasal düzenlemeler karışıktır ve güncel değildir. Bu yüzden yeni düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Bağış konusunda yeni ve güncel düzenlemeler yapılması hem sosyal gelişim için hem de bağışların doğru bir şekilde kullanılması için önem arz etmektedir. Anahtar kelimeler: Bağış, Yardım, Vergi Hukuku Açısından Bağış ve Yardımlar, Matrah, Vergi Teşvikleri.

BağışlarMatrahVergi hukuku+2
Rıdvan Kılınçkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk vergi hukukunda mahremiyet hakkı

Devletin üstün konumda olduğu vergilendirme ilişkisinde, her ne kadar mükellefin ödevleri ağır bassa da, mükellefe idare karşısında bazı haklar da tanınmıştır. Çünkü devletin vergilendirme yetkisini kullanarak gerçekleştirdiği müdahaleler karşısında, mükelleflerin tamamen korunmasız kalması düşünülemez. Bu amaçla ortaya çıkan mükellef haklarından biri de mahremiyet hakkıdır. Hemen her ülkede olduğu gibi Türkiye'de de, idarenin mükellefler hakkında neredeyse sınırsız denebilecek boyutlarda bilgi toplama yetkisi bulunmaktadır. İdarenin sahip olduğu bu yetkiyi dengeleyen ve vergi mükellefini koruyan tek düzenleme ise, mükellefler için bir "hak", yükümlüleri için ise bir "yasak" teşkil eden vergi mahremiyetidir. Bu hak ile mükelleflere, vergi idaresinde bulunan gizli bilgilerinin başkalarıyla paylaşılmayacağı ve kullanılmayacağı güvencesi sağlanmaktadır. Çünkü bu bilgilerin gizli kalmasıyla, mükelleflerin maddi ve manevi pek çok menfaati korunmaktadır. Vergi mahremiyeti hakkı temel olarak kişinin sır alanını korumayı amaçlasa da, aynı zamanda bu hak ile vergi idaresinin güvenilirliğine de katkı sağlanmış olur. Son yıllarda, bilgi teknolojilerindeki ve kişisel verilerin korunması konusundaki gelişmeler ise her alanda olduğu gibi vergilendirme alanında da mahremiyetin önemini artırmıştır. Vergi mahremiyeti hakkının doğurduğu sır saklama yükümlülüğü bir sözleşmeden değil, kanundan kaynaklanmaktadır. Türk vergi hukukunda mükelleflerin mahremiyet hakkını gözeten başlıca hukuki düzenlemeler, Vergi Usul Kanunu'nun 5. maddesinde yer alan "vergi mahremiyeti" ile Amme Alacaklarının Tahsil Usulünün Hakkında Kanun'un 107. maddesinde yer alan "Sırrın ifşası" hükümleridir. Mahremiyet hakkının kapsamı ve bu hakkın ihlali durumuna bağlanan sonuçlar, bu hakla korunan kişilik değerleri bakımından oldukça önemlidir. Mükelleflerin vergi mahremiyeti hakkına yönelik farkındalığı ve idarenin bu hakka karşı saygılı yaklaşımı ise vergi sistemini olumlu yönde etkileyecek unsurlardır. ANAHTAR KELİMELER: Hak, Vergi mahremiyeti, Mükellef hakları, Özel hayatın gizliliği, Vergi mahremiyetinin ihlali

MahremiyetMükellef haklarıTürk vergi hukuku+4
Demet Akdeniz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde pişmanlık ve ıslah müessesesi ve etkileri

Türk Vergi Hukuku içinde yer alan müesseselerden biri olan pişmanlık ve ıslah; vergide ortaya çıkan uyuşmazlıklarda, bazı koşulların sağlanması halinde, idari aşamada çözüm üretebilecek müesseselerden biridir. Olumlu sonuçlarıyla, sorunsuz bir şekilde uygulanarak hem idarenin, hem de yükümlünün işlerini kolaylaştırmayı amaçlar. Hali hazırda, fazla olan yargının yükünü azaltıcı etkisi vardır. Vergi Usul Kanununun 371. maddesinde yazılı olan şartları yerine getiren yükümlülerin cezadan kurtulmasını ve vergi idaresinin alacağını bir an önce tahsil edip hazineye intikalini sağlar. Bu özelliğiyle pişmanlık ve ıslah müessesesi, vergi idaresi ve yükümlüler açısından önemli bir düzenlemedir. Bu çalışmayla amaçlanan, vergi uygulamaları içinde pişmanlık ve ıslah müessesesinin yerini değerlendirip, Türk vergi yargısına etkilerini ortaya koymaktır.

PişmanlıkTürk vergi hukukuTürk vergi sistemi+5
Zübeyde Özgür Anıl Akbalık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukuku'nda uzlaşma müessesesi ve anayasa ilkeleri bağlamında değerlendirilmesi

Günümüzde refah seviyesindeki artış beraberinde kamu hizmetlerine olan ihtiyacın artmasına sebep olmuştur. Bu ihtiyacı karşılamak üzere yapılmakta olan kamu harcamalarının esas kaynağı vergi gelirleri olmaktadır. Böyle bir durum karşısında devlet daha çok vergi toplamak isteyecektir. Buna karşılık ise mükellefler bilhassa işletmeler ise ödedikleri vergi haricinde fazla vergi ödemekten kaçındıkları gibi, zaten ödedikleri vergi de fazla gelmektedir. Bu nedenle daha az vergi verme yollarını aramaktadırlar. Vergi planlamalarını da bu doğrultuda yapmaktadırlar. Bu durumda ise, devlet daha çok vergi isterken karşı taraf olan mükellefin daha az vergi ödemek istemesi vergi uyuşmazlıklarına yol açmaktadır. Vergi hukukumuzda uzlaşma vergi uyuşmazlıklarının yargı yoluna başvurmadan vergi idaresi ile vergi mükellefi arasında anlaşma sağlanması ile çözümlenmesidir. Yapılan çalışmada, Türkiye'de uzlaşma mekanizmasının işleyişi incelenmiş ve anayasal vergilendirme ilkeleri açısından uzlaşma sonuçlarının analizi yapılarak yorum ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışma üç bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde, vergi uyuşmazlığının ortaya çıkış süreci, vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözümüne ve uzlaşma mekanizmasının amacı, kapsamı, işleyişi üzerinde genel olarak bahsedilmiş, uzlaşma müessesinin hukuki yönü ve taraflar olarak ayrı ayrı faydaları üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. İkinci bölümde, uzlaşmanın işleyişi kapsamlı bir biçimde, tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası olacak şekilde açıklanmıştır. Türkiye'deki mevcut uzlaşma müessesesi işleyişi, rakamsal veriler eşliğinde açıklanmış, müessese çeşitli ülke uygulamaları olarak da değerlendirilmiştir. Son olarak uzlaşma müessesesinin daha etkin ve verimli çalışmasına ilişkin öneriler sunulmuştur. Üçüncü bölümde ise, Anayasa yargısı kavramı açıklanmış, vergi kanunlarının bağlı olduğu Anayasa ilkeleri açıklanmış ve uzlaşma müessesesinin Anayasal vergileme ilkeleri açılarından değerlendirilmesi yapılmış, öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Vergi, Uyuşmazlık, Uzlaşma, Anayasa Yargısı, Anayasal Vergileme İlkeleri

AnayasaMali hukukTürk vergi hukuku+3
Bahar Öner
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanunun vergi affı kapsamında mali açıdan değerlendirilmesi

Tarih boyunca af kavramı bütün hukuk sistemlerinde yerini almış, kesin bir tanımı yapılmamakla beraber sürekli olarak uygulanmıştır. Vergi affı kavramının da vergi hukukunda dolayısıyla uygulamadaki vergi kanunlarında tanımı tam olarak yapılmamış ancak vergi affı ülkemizde Cumhuriyet' in ilanından bugüne kadar sık sık uygulanmıştır. Devletler giderlerini karışılmak amacıyla kaynak oluşturmak için her zaman değişik isimler altında gerçek ve tüzel kişileri vergilendirmek suretiyle vergi geliri elde etmişlerdir. Vergilendirmeye ilişkin usul ve esaslar vergi kanunlarında belirtilişmiş buna mukabil belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket eden gerçek ve tüzel kişilere cezalar öngörülmüştür. Vergi affı, devletin öngörülen cezalar ile tahsil edilmesi hedeflenen vergi alacaklarının bir kısmının ya da tamamının tahsilinden vazgeçmesidir. Vergi affı aynı zamanda kayıt dışı bulunan ve ekonomik dolaşıma kazandırılmak istenen varlık ve kazanç sahiplerine varlık ve kazançlarını kayıt altına almaları durumunda kolaylık sağlanması amacıyla da çıkarılmıştır. Bu tür vergi afları uygulamada "Varlık Barışı" olarak adlandırılmıştır. Ülkemizde 2014 yılında kadar başka hükümler yanında vergi affı hükümlerinin de yer aldığı ya da sadece vergi affı hükümlerinin yer aldığı 33 adet kanun çıkarılmıştır. Vergi afları genellikle değişik isimler altında ve çeşitli sebeplerle yasalaştırılarak uygulamaya konulmuştur. Düzenlenen vergi affı kanunlarının gerekçelerine bakıldığında bu kanunlar daha çok ekonomik, mali, teknik ve idari sebeplerle çıkarılmıştır. Sadece 1960 ve 1980 yılları arasında çıkarılan af kanunların düzenlenmesinde ise siyasi ve ekonomik nedenler öne çıkmış devlet toplumu rahatlatmak amacıyla alacaklarından kısmen veya tamamen vazgeçmiştir. Yaşanan ekonomik ve siyasi krizler nedeniyle ülke ekonomisinin olumsuz etkilenmesiyle beraber bu olumsuzluklar neticesinde vergisel yükümlülüklerini yerine getiremeyen mükelleflere yükümlülüklerini yetire getirmeleri amacıyla bir şans verilmesi ve vergi idareleri ve vergi yargısı üzerindeki iş yükünün azaltılması açısından vergi affı genellikle savunulmuştur. Buna mukabil vergi ahlakını bozması vergilendirme de adalet ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle de hep eleştirilmiş bir nevi dürüst mükelleflerin cezalandırıldığı savunularak vergi affına karşı çıkılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Affı, Varlık Barışı

AfBarışKanunlar+4
Mustafa Başa
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi suç ve cezaları

Suç kavramı insanoğlunun geçmişten günümüze kadar sosyolojik etkileşimlerinin göz ardı edilemeyecek bir unsuru olarak karşıını/a çıkmıştır. Suçu oluşturan unsurlar /aman içerisinde bir infa/a tabi olmuş ve bu infazlar çeşitli yollarla yapılmıştır. Günümü/de ise suç ve ceza kavramı hayatın her alanında hiikiiın sürerken toplumu oluşturan bireylerin ödev ve sorumlulukları açısından da kaçınılma/ olmuştur. Dolayısıyla bu kaçınılmazlık her alanda olduğu gibi yurttaşlar için önemli bir ödev olan vergi konusunda da karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı ise suç ve ceza kavramlarının vergi suç ve ceza kavramlarına empoze edilmesi olmuştur. Aynı zamanda hükmedilen cezaların hukuki dayanakları bakımından doğru uygulanıp uygulanmadığı yargılama usulleri değerlendirilerek vergi suç ve cezalarının adil, eşit nitelikte olması gerektiği konularına vurgu yapılmıştır. Vergi tarihçesinden yola çıkarak vergi bir ülkede karşılıksız ve zorla alman bir nitelik taşımıştır. Bu kapsamda vergi suç ve cezaları incelemesi yapılırken vergiyi doğuran olay, verginin konusu ve verginin hukuki dayanağı konularına değinilmiştir. Böylece vergi suç ve cczalanna götüren yol haritası çizilerek, suç ve ceza unsurlarının temeline ve oluşumuna değinilmiştir. Vergi suç ve cezaları sonucunda yanlış yargılamalar ve yasal dayanağı olan veya olmayan vergi konusuna ilişkin itirazlara değinilerek idari ve yargısal çözümlerin nitelikleri ifade edilmeye çalışılmıştır.

CezaFinansSuç+5
Ahmet Tekirdağ
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi yargısında istinaf kanun yolu

Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının yargı yolu ile çözüme kavuşturulması konusunda idari yargı düzeninde yer alan vergi mahkemeleri yetkilidir. Vergi uyuşmazlıklarının çözümlendirildiği ilk derece mahkemesi olan vergi mahkemesi kararlarının davanın taraflarından biri tarafından denetlenmesi ihtiyacı kanun yolları ile giderilmektedir. Vergi mahkemesi kararlarına karşı başvurulan kanun yolları, Bölge İdare Mahkemesi'nde itiraz kanun yolu ve Danıştay'da temyiz kanun yoluydu. Ancak Danıştay'ın iş yükünün yıllar geçtikçe artması ve içtihat mahkemesi olma görevini tam olarak yapamaması sebepleri ile idari yargı sisteminde yapılan köklü değişiklik neticesinde istinaf kanun yolu yargı sistemimize dâhil olmuştur. 6545 sayılı Kanun ile 2014 yılında idari yargı düzenimize istinaf kanun yolunun girmesiyle itiraz kanun yolu yürürlükten kaldırılmış ve temyiz kanun yolunda da yeni sistemin gerektirdiği değişiklikler yapılmıştır. Yapılan düzenlemeler neticesinde vergi yargısında iki dereceli denetim mekanizması oluşturulmuştur. Vergi yargısında iki dereceli denetim mekanizması oluşturulurken kanun yollarına başvuru için parasal sınırlar getirilmiştir. Bununla vergi uyuşmazlıklarının çözümünün büyük ölçüde istinaf mahkemelerinde gerçekleştirilerek, Danıştay'a temyiz incelemesine giden dosya sayısının azaltılması amaçlanmıştır. Böylece Danıştay'ın iş yükünün hafifletilmesi ve içtihat mahkemesi olarak çalışma amacının tam olarak gerçekleştirilmesi sağlanacaktır. Vergi yargısında denetim sistemini tamamen değiştirmesi sebebiyle 6545 sayılı Kanun ile yürürlüğe giren istinaf sisteminin incelenmesi son derece önemlidir. Bu sebeple yapılan çalışmada, istinaf sisteminin ayrıntılı olarak açıklanması amaçlanmış ve vergi yargılamasında istinaf kanun yolu ile getirilen yeni sistemin etkileri mahkeme kararları ile de örneklendirilerek ele alınmış, istinaf kanun yolunun olumlu ve olumsuz yanları üzerinde durulmuştur.

Mali hukukVergi hukukuVergi uyuşmazlıkları+4
Gamze Yakupoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda vergi affının anayasal vergilendirme ilkeleri ışığında değerlendirilmesi

Vergi affı ile geçmiş dönemlere ilişkin vergi borçlarının tamamı veya bir kısmı affedilmektedir. Literatürde vergi affı, vergi borcunu sona erdiren sebepler içerisinde yer almaktadır. Bu konuda yapılan çalışmaların genellikle vergi affının ekonomik etkileri ve sonuçları üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Buna karşın vergi aflarının, mali hukuk alanında daha ayrıntılı ve özenli bir şekilde araştırılması gerekir. Bu noktada çalışmanın konusu, vergi affı uygulamalarının hukukî yönden incelenmesidir. Çalışmanın amacı ise, vergi affının anayasal vergilendirme ilkeleri ile uyumlu olup olmadığını değerlendirmektir. Yapılan değerlendirmeler ışığında vergi affının, Anayasa'nın 73'üncü maddesinden kaynaklanan birçok ilkeye aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Vergi affı özellikle vergi adaleti ilkelerinden; "verginin genelliği ilkesi", "verginin eşitliği ilkesi", "mali güce göre vergilendirme ilkesi" ve "vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı ilkesi" bağlamında anayasal açıdan birçok noktada çelişmektedir. Öte yandan "verginin kamu giderlerinin karşılığı olması ilkesi", vergi affı konusunda farklı şekillerde değerlendirilebilir. Burada önemli olan, uygulanan vergi affının mali açıdan başarılı olup olmadığıdır. Bu sebeple çalışmanın genel değerlendirme ve sonuç bölümünde, vergi affının anayasal açıdan daha doğru ve başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için çeşitli öneriler sunulmaktadır.

AnayasaKanunilikTürk Vergi Kanunu+6
Esra Keskin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında vergi yargılamasında adil yargılanma hakkı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Vergi Yargılamasında Adil Yargılanma Hakkı başlıklı yüksek lisans tezi çalışmamız giriş, üç bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Çalışmamız içeriğinde bir insan hakkı olarak ortaya çıkan adil yargılanma hakkının kavram olarak ifade ettiği değer, unsurları ve vergi yargılamasında karşımıza çıkış biçimleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde açıklanmıştır. Bu çerçevede, birinci bölümde insan haklarının bir alt başlığı olarak ulusal ve uluslararası metinlerde yerini bulan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da ihlaline sıkça rastlanılan adil yargılanma hakkının terim anlamı ve unsurları içtihatlar ışığında ortaya konulmuştur. İkinci bölümde adil yargılanma hakkının, idare ile birey arasında birtakım hak ihlallerine dayanarak gerçekleştirilen vergilendirme işlemleri neticesinde ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözüm yeri olan vergi yargılamasında uygulanabilirliği incelenmektedir. Üçüncü bölümde ise her ne kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında ve dolayısıyla Sözleşme'de adil yargılanma hakkının unsurlarından sayılan kriterlere ait olmasa da vergi yargılaması özelinde sorun arz eden birtakım hususlara değinilmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur.

Adil yargılamaAvrupa İnsan Hakları MahkemesiKamu hukuku+4
Özge Kaplan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de vergi suç ve kabahatlerine uygulanan cezai yaptırımların etkileri

Türkiye'de, dünyanın diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinde de görüldüğü üzere, vergi kanunlarını ihlal edilmesi suretiyle vergi kayıp ve kaçağına neden olan fiillerin ortaya çıkmasına engel olmak ve/veya söz konusu kayıp ve kaçakları en aza indirmek amacıyla vergi ceza sistemi kurulmuştur. Bu sistemin temel amacı, vergi kanunlarının eksiksiz ve doğru bir şekilde uygulanıp yürütülmesidir. Böylelikle; vergi kanunlarına aykırı nitelikte olan suç ve kabahat fiilleri önlenerek, vergi sisteminde mükellefler arasındaki adalet tahsis edilecektir. Bunun neticesinde mükelleflerin vergi sistemine olan güven duygusu da sağlanmış olacaktır. Ancak söz konusu sistemin etkin bir şekilde yürütülebilmesi, mükellefleri caydıracak nitelikte olmasına bağlıdır. Vergi ceza sisteminin caydırıcı nitelikte olabilmesi de; vergi denetimlerinin sık ve tabana yayılmış olmasına, vergi cezalarının yeterli ağırlık ve şiddette olmasına, ilgili cezaların kesin olarak uygulanır olmasına, aynı doğrultudaki suç ve kabahatlere eşit ölçüde cezai yaptırımların varlığına bağlıdır. Bu çalışmanın temel amacı, ülkemizdeki vergi cezalarının vergi mükellefleri üzerindeki farklı türlerdeki etkilerini çeşitli yönleriyle ele alarak incelemektir. Bu bağlamda, vergi cezalarının mükellefleri psikolojik olarak etkileyip etkilemediği, mükelleflerin vergi cezalarını caydırıcı bulup bulmadığı, vergi ceza uygulamaları neticesinde vergi adaletine ve vergi sistemine güven algılarının ne yönde değişiklik gösterdiği; psikolojik etki, caydırıcılık etkisi, vergi adaletine güven etkisi ve vergi sistemine güven etkisi olmak üzere dört boyut altında incelenip, bulgu sonuçları analiz edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmadaki araştırma yöntemi nicel bir araştırma yöntemi olup, veri toplamaya yönelik anket tekniği ve veri toplama aracı olarak da tarafımızdan ölçek geliştirme süreci ile hazırlanan anket formu kullanılmıştır. Araştırma evrenini Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinde faaliyet gösteren vergi mükellefleri oluşturmaktadır. Anketlerimiz, öncelikle güvenilirliği ve geçerliliğini test edebilmek için 241 mükelleften oluşan pilot bir gruba uygulanmıştır. Söz konusu pilot uygulamadan elde edilen sonuçlar, istatistiki veri analizi programları olan SPSS ve AMOS ile istatistiksel olarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Elde ettiğimiz bulgulara uygun bir şekilde anketteki sorular yeniden gözden geçirilerek, asıl uygulamaya geçilmiştir. Asıl uygulamamızın analiz sonuçları, eksik ve yanlış doldurulan anketlerin çıkarılmasıyla kalan 502 mükelleften elde edilen cevaplar doğrultusunda oluşturulmuştur. Bu çalışmayla; vergi cezalarının mükellefler üzerinde psikolojik olarak etkili olduğu, caydırıcılık noktasında karasızlık yaşadıkları, vergi cezalarına ilişkin çeşitli uygulamalar nedeniyle vergi adaletinin bozuluyor olduğu bilincinin oluştuğu ve yine vergi cezalarına ilişkin olarak vergi sistemine güveni zedeleyen bir görüşün ortaya çıktığı sonucuna ulaşılmıştır.

CezaMali hukukTürk vergi hukuku+6
Gökçe Kafkas
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda vergi borcu ile cezalarını ortadan kaldıran veya hafifleten nedenler: Vergi affı uygulaması

Günümüzde giderek artan kamu ihtiyaçları, devletin kamu hizmet sayısını dolayısıyla kamu giderlerini attırmıştır. Büyüyen kamu giderlerinin karşılanma gereğinin doğal bir sonucu olarak da sürekli bir finansman kaynağına ihtiyaç duyulmuştur. İşte, devletin faaliyetlerini sürdürebilmesi ve kamu hizmetlerini yerine getirebilmesi için başvurduğu finansman kaynaklarından en önemlisi vergilerdir. Devlet topluma karşı yerine getirmesi gereken görev ve yükümlülükleri dolayısıyla yapacağı kamu harcamalarının önemli bir bölümünü, vergi gelirlerinden sağlamaktadır. Vergi ise devletlerin kanunlara dayanarak kendi sınırları üzerinde yaşayan bireylerden aldıkları zorunlu ve karşılıksız ödemeler olarak tanımlanmaktadır. Vergi ilişkisinin bir tarafında alacaklı konumuyla devlet, diğer tarafında ise borçlu konumuyla mükellefler bulunmaktadır. Devletin en büyük gelir kalemini vergilerin oluşturuyor olmasından ötürü de bu alacak ilişkisinin zamanında ve doğru biçimde ortadan kalkması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca bazı durumlarda kişiler üzerlerine düşen bu yükümlülüğü yerine getirmemeleri karşılığında bazı yaptırımlara maruz kalmaktadır. Devletin vergi ile ilgili koyduğu kurallara aykırılık sonucu yükümlülere uyguladıkları bu yaptırımlar da vergi cezalarıdır. İşte devlet ile mükellefler arasındaki bu borç/alacak ilişkisinin son bulmasının en doğal yolu mükelleflerin vergi borçlarını ve cezalarını kanunların öngördüğü şekil ve şartlara uygun olarak ödemeleridir. Fakat bazen yasal koşulların gerçekleşmesiyle ödeme dışında; zamanaşımı, uzlaşma, pişmanlık ve ıslah, hatalarda düzeltme, terkin, cezalarda indirim, yanılma, ölüm ve af uygulaması gibi bazı nedenlerle de vergi borcu ve cezaları ortadan kalkmaktadır. Vergilerin devletin asli gelir kaynağını oluşturuyor olması, vergi ödevinden kaynaklanan bu borç/alacak ilişkisini sonlandıran hallerin incelenmesini önemli kılmaktadır. Bu sebeple bu çalışmada vergi borcu ve cezalarını ortadan kaldıran bu unsurların ayrıntılı şekilde açıklanması amaçlanmış ve ülkemizde uygulandığı yıllardan itibaren kamuoyunu meşgul ederek üzerine tartışmalar yaratan unsurlardan birisi olan vergi afları üzerinde önemle durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Vergi Borcu, Vergi Alacağı, Vergi Cezaları, Vergi Afları

Türk vergi hukukuVergi affıVergi alacakları+4
Gökçe Kafkas Durmuş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Hukukunda haciz ve elektronik haciz uygulaması

Kamusal hizmetlerin topluma fayda sağlaması ve süreklilik göstermesi zorunluluğundan dolayı, kamu alacaklarının tahsilatının vadesinde yapılması son derece önemlidir. Ülkemizde kamu alacakları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a (AATUHK) göre tahsil edilmektedir. 6183 sayılı AATUHK, kamu alacaklarının tahsilini güvence altına alan tedbirler ile cebren tahsil yöntemlerini içermektedir. Kamu alacaklarının cebren tahsil yöntemlerinden en etkili olanı haciz yolu ile takiptir. Haciz, borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince saptanan borçlu veya üçüncü kişilerin elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından kamu alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince el konulmasıdır (6183 sayılı AATUHK 62. md.). 2009 yılında uygulamaya konulan elektronik haciz (e-haciz) uygulaması ise, iş gücü ve zamandan tasarruf edilmesi maksadıyla Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından geliştirilmiştir. Çalışmada Türk Vergi Hukuku'nda haciz ve elektronik haciz uygulamasına yer verilecektir. Bu bağlamda birinci bölümde, kamu alacağı kavramı ve kamu alacağını güvence altına almak için kullanılan yöntemler hakkında bilgiler verilecek; cebren tahsil yolları açıklanmaya çalışılacaktır. İkinci bölümde ise, seçilmiş ülkelerdeki vergi sistemleri, vergi denetimleri ve kamu alacağının tahsil edilmesine yönelik olarak gerçekleştirilen haciz uygulamaları hakkında kısaca bilgiler verilmeye çalışılacaktır. Üçüncü bölümde ise, haciz kavramı ve hukuki niteliğine, Türkiye'de kamu alacaklarının tahsilatında haciz ve e-haciz uygulamalarına yer verilecek, seçilmiş ülkelerle kıyaslama yapılacaktır. Haciz ve e-haciz uygulamalarında yaşanan sorunlar ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunulmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kamu Alacağı, Haciz, Elektronik Haciz.

Elektronik devletHacizKamu alacakları+4
Burçin Buran
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi yargılaması sisteminin değerlendirilmesi

Vergi yargısı, vergi kanunlarının uygulanmasında idare ile yükümlü ya da sorumlu arasında meydana gelen ve idari aşamada çözümlenmeyen sorunların, taraflarca uyuşmazlık haline getirilerek yargı organlarına intikal ettirilmeleri halinde bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından kesin olarak çözümlenmesidir. Yargısal çözüm yolu, vergi sorunlarının çözüm yollarının bir tamamlayıcısı olarak sorunların uyuşmazlık haline dönüştürülerek yargı organı önünde bir dava konusu yapılması suretiyle kesin sonuca bağlanmasını içeren bir yoldur. Türkiye'de vergi yargısının idari yargının içerisinde incelenmesinin en önemli nedeni geleneksel nedendir. Osmanlının Tanzimat döneminde yerleşmeye başlayan idari yargı, Fransa modelinden esinlenerek günümüze kadar gelmiştir. Vergi yargısı bugünkü şeklini 1982 yılında çıkarılan 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunu, 2575 sayılı Danıştay Kanunu ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunundan almıştır. Vergi yargısına ilişkin sorunlar sadece örgütlenme ile sınırlı olmayıp işleyiş ve mevzuattan kaynaklanan sorunlar da yer almaktadır. Türk vergi mevzuatının karmaşık olduğu konusunda genel bir mutabakat bulunmaktadır. Vergi mevzuatının karmaşıklığı mükellefler, vergi idaresi ve vergi yargısı arasındaki görüş ve uygulama farklılıklarını artırmaktadır. Vergi yargısını vergi sisteminden soyutlamak mümkün olmadığından vergi sistemini etkileyen bazı sorunlar doğrudan vergi yargısını da etkilemektedir.

Türk Vergi KanunuTürk vergi hukukuVergi hukuku+5
Beste Yeşilbaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözümlenmesi ve uzlaşma

Kamu hizmetlerini yürütmek için devletin finansman kaynağına ihtiyacı vardır. Vergiler devletin finansman ihtiyacını gidermek için başvurduğu kaynakların en önemlisidir. Kamu hizmetlerinin gittikçe genişlemesi, devletin gelir ihtiyacını arttırmıştır. Artan gelir ihtiyacı devletin vergilere daha fazla başvurmasına neden olmuştur. Fakat karşılıksız borç sayılan vergiler mükellefler tarafından kolaylıkla ve istenerek ödenmemektedir. Mükellefler vergilerden mümkün olduğu kadar kaçma yanında kanunların tanıdığı imkanlardan yararlanmak istemektedirler ve bu yüzden idare ile aralarında anlaşmazlık çıkmaktadır. Sık sık değişen vergi kanunları da vergisel anlaşmazlıkların diğer bir kaynağını oluşturmaktadır. Vergi idaresi, kanunların tanıdığı olanak nispetinde azami derecede vergi almak istemesi vergisel uyuşmazlıkları artırmaktadır. Vergi uyuşmazlıkları genellikle, vergiyi doğuran olay, mükellefiyet, tarh, tebliğ, tahakkuk, ceza kesme ve tahsil işlemlerinden ya da bunlara ilişkin uygulamalardan doğmaktadır. Bu uyuşmazlıklarda iki taraf vardır. Biri vergi alacaklısı durumunda olan vergi idaresi, diğeri de vergi borçlusu durumunda olan mükellef ya da vergi sorumlusu veya iştirakçi, teşvikçi, yardımcı vs. gibi ceza muhatabıdır. "Vergi Uyuşmazlıklarının İdari Aşamada Çözümlenmesi ve Uzlaşma" konulu tez çalışmasının birinci bölümünde, uyuşmazlık kavramı, vergi uyuşmazlığı ve vergilendirme işlemleri ile ilgili uyuşmazlığa neden olan etkenler incelenmektedir. İkinci bölümde vergi uyuşmazlıklarının yargıya intikal etmeksizin, idari aşamada çözümlenmesine olanak sağlayan müesseseler olan ; pişmanlık ve ıslah, ceza indirimi ve vergi hatalarının düzeltilmesi uygulamalarına ait konular ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde, Türk vergi hukukunda vergi uyuşmazlığının idari çözüm yollarından birisi olan uzlaşma müessesesinin işleyişi, etkinliği ve hukuki yapısı incelenerek uygulamada ortaya çıkan sorunlar ve bunlara ilişkin çözüm önerileri açıklanmaya çalışılacaktır.

Türk vergi hukukuUzlaşmaUzlaşma kurumları+5
Kudret Pekin Dolgun
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Anali̇si̇ng the problems of determi̇ni̇ng arm's length price for transfer pri̇ci̇ng i̇n frame of Turki̇sh tax legi̇slati̇on

Global trade and the international markets have improved since the globalisation occured. Two-thirds of the global trade is consisting of the movements of multi-national companies. Since the mutual transfer of goods and services between connected sunjects use prices that the goverments have to tax, which affects the state incomer, caused a clash between different goverments taxation areas. Thus, goverments began to make arrangements on the transfer price that is going to be used between the connected subjects. Arrangements about ''Taxation of Institutions Act'' and '' Act of Income Taxation'' are written in the Turkish Taxation System. In this essay, the applications of USA, EU and OECD about the arrangement of transfer prices has been argued firstly, and then the situation in Turkey. Finally, the most important point about this issue, the aggreement on sample price has been argued and to conclude, some problems mentioned and some suggestions given.

European UnionPricingOECD countries+5
Abdullah Seven
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Gümrük vergileri uyuşmazlıkları ve çözüm yolları

Gümrük vergileri, uluslararası ticarete konu olan eşyalar üzerinden alınan ve günümüzde mali fonksiyonlarının yanı sıra özellikle sosyo-ekonomik ve politik fonksiyonlarıyla öne çıkan önemli bir dış ticaret politikası aracıdır. Vergi Usul Kanunu'nun 2 nci maddesinde "Gümrük ve Tekel İdareleri tarafından alınan vergi ve resimler bu kanuna tabi değildir" hükmüne yer verilmiş ve böylece gümrük vergileri Vergi Usul Kanunu kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu çerçevede gümrük vergilerinin usul ve esasları 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda düzenlenmiştir. Dolayısıyla gümrük vergilerinin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemleri de Maliye Bakanlığı'ndan ayrı bir kuruluş olan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından, gümrük mevzuatı hükümlerine uygun olarak yürütülmektedir. Bu kapsamda değerlendirildiğinde gümrük idarelerinin ve gümrük idareleriyle muhatap olan kişilerin 4458 sayılı Gümrük Kanunu'na ve bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan tüzük, kararname ve yönetmelik hükümlerine hakim olmaları beklenir. Nitekim gümrük idaresince yapılan işlemlerin yükümlülerce yerinde ve hukuka uygun bulunmaması halinde gümrük idaresinin söz konusu bu işlemlerine karşı idari çözüm yollarına başvurulabilecektir. Dolayısıyla ortaya çözüme kavuşturulması gereken bir gümrük uyuşmazlık konusu çıkacaktır. Gümrük idaresi ile yükümlüler arasında oluşabilecek uyuşmazlıklar genellikle gümrük işlemlerine bağlı idari kararlardan, gümrük vergilerinden ve/veya cezalarından kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada ise, gümrük vergilerine ilişkin uyuşmazlık konuları ve çözüm yolları ayrıntılı bir şekilde incelenecektir. Bu kapsamda çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde gümrük vergilerinin tanımı, özellikleri, kapsamı ve türleri; ikinci bölümde gümrük vergilerinin sistematik açıklaması ve vergileme süreci; çalışmanın ana kısmını oluşturan üçüncü bölümde ise ilgili Danıştay kararları ışığında gümrük vergisi uyuşmazlıkları ve çözüm yolları incelenecek olup son bölümde fiili uygulamalardan seçilen örnek olaylarla konu desteklenecektir. Anahtar kelimeler: Gümrük vergileri, fonlar, gümrük yükümlülüğü, vergi uyuşmazlığı, uzlaşma, vergi yargısı.

Gümrük vergisiUyuşmazlıkUyuşmazlık mahkemesi+5
Ayşe Gök
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukukunda kişilik kavramı ve kişiliğe ilişkin sorunlar

III ÖZET Vergi Hukuku vergiyi doğuran olayla muhatap olan tüm gerçek ve tüzel kişilerin muhatap olduğu kamu hukuku dalıdır. Vergiyi doğuran olayla başlayan vergilendirme süreci tüm aşamalarında vergi kanunlarıyla ilişki içindedir. Bu ilişki içinde yer alanlar ise gerçek ve tüzel kişilerdir. Vergi hukukunda kişilik kavramı bu çalışmada ele alınmıştır. Ancak vergi hukukundaki kişilik kavramı da Medeni hukukundaki kişilik kavramları üzerine inşa edilmiştir. Medeni hukuk anlamında gerçek kişilik, insanın tam ve sağ olarak doğumuyla başlamaktadır. Tüzel kişilik ise ticaret siciline tescil ve ilanla kazanılan ve medeni hukukta yer alan bir kavramdır. Medeni kanunumuz tüzel kişiliğin ne olduğu tanımlar, dernek ve vakıflara yer verir. Diğer tüzel kişilik türleri olan ticaret şirketleri ise ticaret hukukunun alanına girmektedir. Vergi hukuku tüm bu hukuk dallarındaki kişilik kavramım alarak mükellef dediğimiz kavramı yaratmıştır. İşte bu çalışmayla Türk özel hukukundan faydalanılarak vergi hukukunda kişilik kavramı ortaya konulup buna ilişkin sorunlar araştırılacaktır.

KişilikMedeni hukukTicaret hukuku+1
Teoman Akpınar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-psikolojik yönden vergi kayıp ve kaçaklarının nedenleri

Vergiler toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır. Devletin kamu harcamalarına karşılık en önemli gelir unsuru olan vergiler, bireylerin tüketim ve tasarrufları üzerinde de önemli bir etkiye sahip olduğundan bireyler üzerinde yarattıkları etkileri ele alınmaz ise devlet açısından vergi kayıpları söz konusu olabilecektir.Bir toplumu oluşturan bireylerin önemli bir kısmı gelirinin, servetinin ya da harcamalarının bir bölümünü devlete vermek istemez. Diğer bir kısmı ise vergilere kutsallık atfederek vergi ödemeyi bir vatandaşlık görevi sayar ve katlanmak durumunda olduğu bu baskı hissini hafifletmeye çalışır. Şüphesiz ki her bireyin vergiler karşısında hissettiği bu baskı hissi farklılık gösterecektir. Toplumu oluşturan tüm mükelleflerin vergilere karşı davranışlarının tek tek incelenmesi de mümkün olamayacağından çalışmamız kapsamında kimi genellemelere başvuracağız.Bir ülkenin vergi sistemi o ülkenin ekonomik yapısını yansıttığı gibi sosyal yapısını da yansıtmaktadır. Değişen dünyada da devletlerin öncelikli amaç ve politikalarının değişmesi olağandır. Buna bağlı olarak vergi sistemlerinde de çeşitli reformlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu reformlar ile sağlıklı sonuçlara ulaşabilmek ve vergi kayıplarına neden olmamak için de o toplumda yaşayan bireylerin vergiye karşı davranışlarının ve bu davranışları etkileyen faktörlerin incelenmesi gerekmektedir.Bu çalışma ile çağdaş vergilendirmede sosyo-psikolojik açıdan vergi kayıp ve kaçaklarının nedenlerini ortaya koyarak toplum tarafından kabul gören bir vergi yönetiminin sağlanmasına yönelik alınması gereken önlemleri değerlendireceğiz

KaçakçılıkPsikososyal nedenlerVergi adaleti+5
Dicle Erdal
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Related subjects