Technology utilization

660 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye mobil uygulama pazarında tahmin yöntemleri uygulamaları

Mobil uygulamalar tüm dünyada ve Türkiye'de son yıllarda gittikçe büyüyen birer pazar haline gelmiştir. Teknolojinin hayatımızdaki kullanım alanının artmasıyla birlikte gelecekte daha da büyümesi beklenmektedir. Bu büyüyen pazarın dinamiklerini anlamak hem kullanıcılar hem uygulama sahipleri açısından önem taşımaktadır. Farklı kategorilerdeki mobil uygulamaların değişkenleri incelendiğinde farklı örüntülere sahip olduğu görülmektedir. Kullanıcıların davranışlarının değişkenlik gösterdiği bu ortamda hangi parametrelerin nasıl modellenip nasıl yorumlanacağı sorusu akla gelmektedir. Bu çalışma kapsamında, e-ticaret, e-scooter ve sosyal medya kategorilerinden olmak üzere 5 farklı mobil uygulamanın 2016-2022 yılları arasında aylık indirme ve aylık aktif kullanıcı sayısı zaman serisi verileri Otoregresif Modeller kullanılarak araştırılmıştır. Modeller sonucunda e-ticaret ve e-scooter uygulamaları için GARCH(1,1); sosyal medya uygulamaları için ARMA(1,1) modelinin en uygun olduğu görülmüştür. Farklı mobil uygulamaların gösterdiği örüntüler en uygun modeller kullanılarak tahmin edilmiştir. Sonuçta, mobil uygulama pazarının dinamiklerini anlamak konusunda hem pazara yeni giren hem de mevcut pazarda faaliyet gösteren uygulamalara ışık tutulmuştur. Zaman serileri üzerinden yapılan sayısal analizlerle farklı kategorilere ilişkin içgörüler sunulmuş ve interdisipliner bir bakış açısı ile yorumlanmıştır. Pazara hem bütünsel hem detaylandırılmış bir şekilde yaklaşılmıştır.

Mobil uygulamaOtoregresif koşullu değişen varyansTahmin yöntemleri+3
Sena Sağlam
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Information and communication technologies in English language teaching (ELT)

Rapid introduction of information processes into various spheres of life require the development of a new model of the education system based on modern information technologies. It is about creating the conditions for revealing the creative potential of a person, developing abilities and educating the need for self-improvement and responsibility. Thus, the introduction of information and communication technology (ICT) contributes to the main goals of modernizing education: improving the quality of education, increasing the accessibility of education and ensuring a harmonious development of the individual who is attached to the information and communication capabilities of modern technologies and possessing an information culture. These circumstances determine the relevance of the topic of this thesis research, which consists in the introduction of ICT in order to improve the effectiveness of the educational process and the effectiveness of the quality management system of foreign language (especially: English) teaching. The solution of these aspects determines the theme of research. The scientific innovation of the research is that it reveals didactic properties and methodological functions of the Twitter and Podcast services as one of the modern methods of teaching language, which must be taken into account when developing the methodology for teaching a foreign language on its basis. Keywords: Information-Communication Technology (ICT), WEB 2.0, Twitter, Podcast, English Language Teaching (ELT).

Information technologyStudy of languagesTechnology+7
Zhuldyz Toktassyn
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mobil bankacılık kullanım niyetlerinin incelenmesi (Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi örneği)

Teknolojik gelişmeler ve müşteri tercihlerindeki değişikliklerin sonucu olarak artan rekabet, bankaların varlıklarını korumak ve rekabet avantajı elde etmek için yeni stratejiler geliştirmelerine yol açmıştır. Bu durum dolayısıyla günümüz rekabet piyasasında ayakta kalmak isteyen bankaların mobil bankacılık uygulamalarını müşterilerinin hizmetine sunmasına sebep olmuştur. Bu çalışma, Teknoloji Kabul Modeli (TAM) ve Planlı Davranış Teorisi'ni (TPB) temel alarak mobil bankacılığın benimsenmesine ilişkin anlayışımızı genişletmeyi amaçlamaktadır. Bu sebeple araştırma kapsamında birincil veri Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören lisans öğrencilerinden toplanmıştır. Çevrimiçi anket yöntemiyle nihai olarak 310 veri elde edilmiştir. Veriler frekans analizleri, tanımlayıcı istatistikler, faktör ve güvenilirlik analizleri, korelasyon ve regresyon analizleri ve fark testleri ile incelenmiştir. Bulgular, mobil bankacılık kullanım niyetinin mobil bankacılığa yönelik tutum ile kolaylık ve kullanışlılıktan etkilendiğini göstermiştir. Tutumun en büyük yordayıcısı kolaylık ve kullanışlılıktır. Algılanan risk, algılanan güveni ve kolaylık ve kullanışlılığı olumsuz etkilerken, algılanan güven değişkeni kolaylık ve kullanışlılığı ve tutumu olumlu olarak etkilemektedir. Demografik faktörlere bakıldığında algılanan risk ve algılanan güven değişkenlerinin öğrencilerin yaş grupları, okudukları fakülte ve bölüm, öğrencilerin okulda geçirdikleri yıl ve sınıfları ve öğrencilerin gelir seviyeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği ancak kadın ve erkek öğrenciler arasında istatistiksel olarak bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.

Bankacılık sektörüBankalarKullanım niyeti+5
Yekta Erdoğan
Tekirdağ Namık Kemal University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kamuoyu oluşturma aracı olarak sosyal medya: Twıtter etiketleri (Hashtagleri) bağlamında bir değerlendirme

Kamuoyunun genel kanaatinin oluşum sürecinde günümüzde sosyal medya büyük bir önem taşımaktadır. Kamuoyu bir konu hakkında sosyal medya vasıtasıyla çok kısa bir süre içerisinde aynı fikir etrafında toplanabilmekte ve bu sayede bir kamuoyu oluşturabilmektedir. Sosyal medya günümüzde toplumsal, siyasal ve ekonomik alanın şekillenmesinde birey ve devlet ilişkilerinde önemli bir alan olarak varlığını göstermektedir. Teknolojik gelişmelere paralel olarak kitle iletişim araçlarında meydana gelen gelişmeler sosyal bilimlerin bu alana ilişkin çalışmalarında önemli bir yer edinmiştir. Tezin temel konusu, sosyal medyanın kamuoyu oluşturma gücünün günümüzde ve bilhassa ülkemizde ne kadar etkin olduğuna, siyasetle ilişkisine, kamuoyunu nasıl etkisi aldığına dair bir araştırma üzerinedir. Çalışmanın temel amacı, sosyal medyanın kamuoyu oluşturma gücü bağlamında Twitter üzerinden gerçekleştirilen, gündemi ve kamuoyunu fazlasıyla ilgilendiren olaylardaki etiket kampanyalarının araştırılması ve ulaşılan verilerin analiz edilerek kamuoyu tepkilerinin karar vericiler üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada Türkiye örneklemi içinde siyasal, ekonomik ve toplumsal açıdan önemli görülen örnekler seçilmiştir. İlgili örnek olaylar dahilinde yürütülen etiket kampanyaları araştırmaya belirli sınırlar içinde dahil edilerek kampanya süreçleri ve sonuçları irdelenmiştir. Araştırmada sosyal medyanın kamuoyu oluşturma sürecinde örnek olaylar özelinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Kamuoyu oluşturma sürecinde dijital toplumun yeni otoritelerinin de bu süreçte etkili olduğu, kitlelerin desteğini alarak karar vericiler üzerinde baskı uygulayarak karar alma süreçlerine dahil oldukları, kamuoyu-siyaset bağlamında ortaya çıkan bir sonuçtur.

HashtagKamuoyuKamuoyu oluşturma+5
Orçun Kardaş
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tıbbi illüstrasyonda güncel teknolojilerin kullanılması ve bir uygulama önerisi

Şüphe yok ki anlamlandırmada en etkili aracımız görmedir. İnsanlık uzun zamanlar boyunca kendini ifade etme, bilgilendirme ve belgeleme gibi çeşitli nedenlerden dolayı çizim yapmak aracılığı ile görmenin gücünü aktif olarak kullanmıştır. Nitekim mağara duvarlarına yapılan çizimlerden bunu anlamak mümkündür. Sanatın ilk örnekleri olarak kabul edilen bazı mağara çizimleri, ilerleyen zamanla birlikte, mağara duvarlarından kâğıtlara ve dijital ortamlara geçmiştir. İnsanlığın gün geçtikçe artan bilgi birikimi sayesinde ise çeşitlenerek farklı uzmanlık alanları ve bunların alt alanlarını yaratmıştır. Bu uzmanlık alanlarından biri olan tıbbi illüstrasyonun geçmişi M.Ö 1600 yıllarına kadar uzansa bile, profesyonel anlamda kabul edilen tıbbi illüstrasyon örnekleri, matbaanın icadı sonucunda ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılın ortalarında ve 21. yüzyılın başlarında hayatımıza giren bilgisayar ve internet teknolojileri dijitalleşme dediğimiz süreci başlatarak bilgi arayışımızı, bunlara ürettiğimiz çözümleri ve davranışlarımızı değişikliğe uğratmıştır. Dijitalleşme denilen bu yeni dönemde VR, AR, XR, gibi sayısal ortamların tıp alanında giderek artan kullanımı, 3 boyutlu grafiklere ve dijital materyallere olan ilgi tıbbi illüstrasyonda da geleneksel yöntemlerin terk edilmeye başlandığı bir dönemin önünü açmıştır. 3 boyutlu grafikler oluşturmaya olanak sağlayan dijital görüntüleme yöntemleri, yapay zeka ve fotogrametri gibi teknolojilerin tıbbi illüstrasyon yapımında kullanılabilirliğinin araştırılması için bu tezde dijital görüntüleme yöntemleri, yapay zeka ve fotogrametri kullanılarak örnekler yaratılacak bunlardan biri ya da birkaçı kullanılarak 3 boyutlu dijital illüstrasyon yapılacaktır.

Bilimsel illüstrasyonGrafik tasarımıMedikal illüstrasyon+3
Caner Kahya
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğrencilerinin teknoloji kullanımı ile ilgili ebeveyn tutum ve görüşleri

Bu çalışmanın amacı, ilkokul öğrencilerinin teknoloji kullanımı konusunda ebeveynlerin deneyimlerinin ve görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma ile çocukların teknoloji kullanımlarından kaynaklı karşılaşabilecekleri olumsuz durumlara dönük ebeveynlerin kaygıları, çocukların teknoloji kullanım durumlarının niteliği ile ebeveynlerle birlikte geçirdikleri süreleri arasındaki ilişki, ebeveynlerin teknoloji kullanımı ile ilgili eğitimcilerden beklentilerinin neler olduğu ortaya konulmaya çalışmıştır. Ebeveynlerin görüşlerini ve tutumlarını belirlemek amacıyla yürütülen bu çalışma karma yöntem yaklaşımı, açımlayıcı sıralı yöntemine göre desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları tabakalı amaçsal örnekleme yöntemiyle seçilen 326 ilkokul öğrencilerinin ebeveynlerinden oluşmaktadır. Nicel verilerin toplanılmasının ardından katılımcı grubundan gönüllülük esasına dayalı seçilen 24 ebeveynle görüşme yapılmıştır. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak "Çocukların Teknoloji Kullanımıyla İlgili Ebeveyn Görüşleri" ölçeği, nitel veri toplama aracı olarak da yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan nitel veriler içerik analizi, nicel veriler ise betimsel ve çıkarsamalı istatistik yöntemleriyle çözümlenmiştir. Araştırmada ebeveynlerin, çocuklarının internet kullanımlarında kaygılı olduğu, internetin ahlaki açıdan riskler barındırdığı, güvenli internet ya da teknoloji kullanımında çocuklarını yönlendirme konusunda yeterli olmadıklarını düşündükleri, çocuklarının internet ya da teknoloji kullanımını denetlemede en çok başvurdukları yöntemin sınır koyma olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Buna ilave olarak ebeveynlerin okullarda çocuklara internet ya da teknolojik araç kullanımına ilişkin eğitimler verilmesini bekledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan bu sonuçlar doğrultusunda okullara ve ebeveynlere yönelik öneriler sunulmuştur.

BağımlılıkBilgi ve iletişim teknolojileriSiber zorbalık+7
Özlem Uçar
Hacettepe University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Teknolojik süreçlerin klinik psikoloji uygulamasına yansıması: Üniversite öğrencilerinde bulaşma/kirlenme kaygısının azaltılmasında sanal gerçeklik ile maruz bırakma, yaşantısal ve imgesel maruz bırakmanın rolünün karşılaştırılması

Obsesif Kompulsif Bozukluğun (OKB) değerlendirilmesinde ve tedavisinde sanal gerçeklik teknolojisinin kullanımı oldukça yakın bir geçmişe dayanmasına rağmen yapılan çalışmalar sanal gerçeklik ile maruz bırakma yönteminin etkililiğine dair umut verici sonuçlar sunmaktadır. Bu çalışma kapsamında OKB'de sıklıkla görülen bulaşma/kirlenme kaygısının azaltılmasında yaşantısal ve imgesel maruz bırakma ile sanal gerçeklik ile maruz bırakmanın etkililiğinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla öncelikle bulaşma ve kirlenme kaygısına ilişkin oluşturulan ve kirliliğin aşamalı olarak arttığı maruz bırakma görevleri sanal gerçeklik ortamına aktarılmıştır. Pilot çalışmanın örneklemini Hacettepe Üniversitesinde lisans düzeyinde öğrenim gören 18-22 yaş aralığında 23 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Pilot çalışmanın ardından yüksek bulaşma/kirlenme kaygısına sahip katılımcıların belirlenmesi amacıyla 18-37 yaş arası 843 üniversite öğrencisine Vancouver Obsesif Kompulsif EnvanteriBulaşma/Kirlenme alt ölçeği (VOKE-B/K) uygulanmıştır. VOKE-B/K grup ortalamasından 1,5 standart sapma yüksek puan alan ve herhangi bir klinik tanı almamış katılımcılar arasından 48 katılımcı seçkisiz biçimde Yaşantısal Maruz Bırakma (n=12), İmgesel Maruz Bırakma (n=12), Sanal Gerçeklik ile Maruz Bırakma (n=12) ve Kontrol Grubuna (n=12) atanmıştır. Maruz Bırakma grubundaki katılımcılar ile haftada bir kez 40-45 dakikalık oturumlar halinde ortalama 5 seans maruz bırakma uygulaması gerçekleştirilmiştir. Pilot çalışmanın sonuçları sanal gerçeklik görevlerinin kaygı, tiksinme ve el yıkama ihtiyacını tetiklemede etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Maruz bırakma çalışmasının sonuçları sanal gerçeklik ile maruz bırakmanın OKB belirti şiddeti, bulaşma/kirlenme içerikli OKB belirtileri, sürekli kaygı düzeyi, tiksinme yatkınlığı ve duyarlılığı düzeyleri, olasılık ve tehdite ilişkin bulaşma/kirlenme bilişleri ve negatif duyguların azalmasında ve psikolojik iyi oluşun artmasında etkili olduğuna işaret etmektedir. Bulgular bulaşma/kirlenmeye ilişkin belirtilerin azaltılmasında sanal gerçeklik ile maruz bırakma ile yaşantısal ve imgesel maruz bırakma grupları arasında anlamlı bir farklılığın bulunmadığını ve maruz bırakma gruplarında elde edilen kazanımların uygulamaların sonlanmasından sonraki bir aylık süreçte de korunduğunu göstermektedir. Bu tez çalışmasının sonuçları sanal gerçekliğin bulaşma/kirlenme kaygısının azaltılmasında yaşantısal ve imgesel maruz bırakmaya alternatif ve etkili bir yöntem olarak değerlendirilebileceğine işaret etmektedir. Anahtar Sözcükler Sanal gerçeklik, obsesif kompulsif bozukluk, bulaşma/kirlenme kaygısı, sanal gerçeklik ile maruz bırakma, yaşantısal maruz bırakma, imgesel maruz bırakma

Bulaşma/kirlenmeMaruz bırakmaObsessif kompülsif bozukluk+5
Elif Üzümcü
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin teknoloji ve sosyal medya kullanımının anne çocuk ilişkisi açısından incelenmesi

Anne ile çocuğun arasındaki ilişki çocuk gelişiminin temelini oluşturmaktadır ve bu ilişki birçok farklı değişkenden etkilenebilmektedir. Günümüzde teknoloji ve sosyal medyanın yaygınlığı giderek artmaktadır. Anne çocuk ilişkisi de teknoloji ve sosyal medyanın etkisinde kalabilmektedir. Bu çerçevede bu araştırma 5-6 yaş çocuğa sahip annelerinin teknoloji ve sosyal medya kullanımı ile anne-çocuk ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma grubunu Ankara ili Mamak, Yenimahalle, Çankaya ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet ve özel anaokuluna devam eden 5-6 yaş grubu çocuklarının 401 annesi oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ve geçerlilik güvenirlik çalışması yapılmış olan Ebeveyn-Çocuk İlişkisi ölçeği ile veri toplama işlemi sağlanmıştır. Veriler istatistiki paket program aracılığı ile analiz edilmiş, ölçeğin yakınlık ve çatışma alt boyutlarından elde edilen puanların belirlenen bağımsız değişkenler kategorilerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi ANOVA analizi kullanılmıştır. Yakınlık ve çatışma alt boyuta ait puan dağılımlarının normal olmaması durumunda, kategori sayısı iki ise ilişkisiz örneklemler Mann Whitney U testi, kategori sayısı ikiden fazla ise Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre annenin öğrenim düzeyi arttıkça çocuğu ile olan ilişkisinde daha az çatışma yaşadığı, annenin sahip olduğu çocuk sayısı arttıkça çocuğu ile daha çok çatışma yaşadığı, annenin ve çocuğun ekran süresi arttıkça anne-çocuk çatışmasının da arttığı, teknoloji ve sosyal medyanın anne-çocuk ilişkisine etkili olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Aile içi ilişkilerAna-çocuk etkileşimiAna-çocuk iletişimi+6
Büşra Tohlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Novice and experienced EFL instructors'technology use and pedagogical skills in virtual classrooms: A case study in a foundation university

Teaching is a demanding process requiring the combination of multifarious skills. Since classroom management skills and competence in technology are vital for teachers, several studies focusing on the challenges regarding these issues have been conducted in traditional face-to-face educational settings. However, instructors' technological and pedagogical skills in virtual classrooms and depending on their teaching experience, how they use these skills differently is still unclear. This study examines EFL instructors' use of technological and pedagogical skills in virtual classes by focusing on the problems they face regarding these skills and their solutions for the problems. It also investigates the relationship between instructors' demographics and their pedagogical and technological skills in virtual classrooms by adopting a mixed-methods research design including qualitative data acquired through one-to-one interviews and quantitative data obtained using a questionnaire. It includes 50 instructors from a private university's prep school. The findings demonstrate there is not any significant difference among the instructors varied in teaching experience in applying technological and pedagogical skills in virtual settings. On the other hand, the instructors whose field is ELT differ from the ones in the different fields by overperforming in technology use. Accordingly, the courses involving practices about technological and pedagogical skills might be integrated into every field's curriculum for teacher candidates, to promote using those skills more competently. Decision-makers can provide in-service and pre-service programs to develop instructors' and prospective teachers' technological literacy in online language education. Since the study's participants are limited, it would not be accurate to generalize the findings.

Branch teachersPedagogical content knowledgeVirtual class+7
Merve Ada
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin teknoloji kullanımlarını etkileyen faktörler: Bir yol analizi çalışması

Okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi teknoloji kullanımlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılan bu araştırma, ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Teknoloji Kabul ve Kullanım Birleştirilmiş Modeli (TKKBM) kapsamında yapılan bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin sınıf içi teknoloji kullanımları; algılanan kullanışlılık, algılanan kullanım kolaylığı, davranışsal niyet, kaygı, kullanıma yönelik tutum, kolaylaştırıcı durumlar, algılanan eğlence, mesleki uygunluk, öz yeterlik, zorlaştırıcı durumlar ve yaş, öğrenim durumu, hizmet öncesi/içi eğitim alma durumu ve mesleki deneyim değişkenleri ile incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim öğretim yılında devlet okulları ve özel okullarda görev yapmakta olan 442 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada ölçme aracı olarak ¨Erken Çocukluk Eğitiminde Teknoloji Kullanımı¨ anketi ve ¨Öğretmenler İçin Teknoloji Kabul Ölçeği¨ kullanılmıştır. Araştırmanın analizleri LISREL sürüm 8.8 ve SPSS sürüm 24 paket programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ilişkiye yönelik hipotezlerinin test edilmesinde Yol Analizi tekniği kullanılmıştır. Yol Analizi sonuçları test edilen kuramsal modelin kabul edilebilir uyum indekslerine sahip olduğuna işaret etmektedir. Araştırmanın bulgularına göre önerilen modelde; okul öncesi öğretmenlerinin teknoloji kullanıma yönelik tutumlarının %75 oranında algılanan kullanışlılık, algılanan kullanım kolaylığı, algılanan eğlence ve mesleki uygunluk değişkenleriyle açıklandığı belirlenmiştir. Teknoloji kullanımına yönelik davranışsal niyetleri ise %72 oranında kullanıma yönelik tutum, algılanan eğlence, mesleki uygunluk ve kaygı değişkenleriyle açıklanmaktadır. Kolaylaştırıcı durumlar, zorlaştırıcı durumlar, davranışsal niyet ve kullanıma yönelik tutum değişkenlerinden araştırmanın bağımlı değişkenleri olan teknoloji kullanım sıklığı ve teknoloji kullanım süresine olan yol katsayılarının ise istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Anahtar sözcükler: okul öncesi, okul öncesi öğretmenler, teknoloji, teknoloji kabul ve kullanım birleştirilmiş modeli, yol analizi

Eğitim teknolojisiOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+5
Işıl Ömrüuzun
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Hastane yöneticilerinin hastane tabanlı sağlık teknolojisi değerlendirme yöntemine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi

Sağlık Teknolojisi Değerlendirme (STD) yöntemi, sağlık teknolojilerinin edinimi ile ilgili kararlarda sıklıkla başvurulan araçlardan biridir. STD'nin hastanelere uyarlanmış hali ise Hastane Tabanlı Sağlık Teknolojisi Değerlendirme (HT-STD) yöntemidir. Türkiye'de de 2012 yılından itibaren STD ile ilgili faaliyetler yürütülmektedir. Hastanelerde ise HT-STD'nin kullanımı ile ilgili yeterince bilgi mevcut değildir. Ancak hastanelerde adı her ne kadar HT-STD olarak tanımlanmasa da bir tıbbi cihaz ve ekipman edinilirken karar sürecine destek olan değerlendirme modellerinin kullanıldığı bilinmektedir. Bu araştırmanın amacı, kamu ve özel hastanelerin tıbbi cihaz ekipman edinme aşamasında, HT-STD yönteminden ne düzeyde yararlandıkları, HT-STD kullanımını etkileyen kişisel ve kurumsal özelliklerin neler olduğunu ve nasıl etkilediklerini araştırmaktır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak geliştirilen soru kâğıdının geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılarak, 24'ü Sağlık Bakanlığı ve 9'u özel hastane olmak üzere toplam 33 hastaneden 186 yöneticiyle görüşülmüştür. Analizler sonucunda, hastanelerde bir tıbbi cihaz/ekipman edinme aşamasında HT-STD yönteminden yararlanıldığı ve HT-STD'nin boyutlarının dikkate alındığı görülmüştür. Yöntemin önemli özelliklerinden biri olan multidisipliner yapı, değerlendirmelerde kullanılmakta, yöneticiler tarafından da tercih edilmektedir. Özel hastanelerin HT-STD'nin tüm boyutlarına, branş hastanelerinin güvenlik boyutuna, eğitim hastanelerinin ise klinik etkililik boyutuna daha fazla önem verdikleri görülmüştür. Tüm yöneticilerin klinik etkililik boyutuna, idari ve mali hizmetler müdür ve yardımcılarının ise maliyetler ve ekonomik değerlendirme boyutu ile stratejik bakış açısı ve politik yönler boyutlarına daha fazla önem verdikleri ve yöneticilerin yaşı arttıkça HT-STD yöntemine karar verme sürecinde çok daha fazla yer verdikleri bulunmuştur. Bununla birlikte, HT-STD'nin kullanımı ve yaygınlaştırılması ile ilgili ulusal düzeyde tasarlanmış sistematik bir yapının olmadığı da görülmüştür. Bu çalışma, hastanelerde HT-STD yöntem ve uygulamalarının varlığını ortaya koymanın yanında, ülke genelinde HT-STD yönteminin gelişiminin sağlık sisteminin her düzeyinde desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

HastanelerSağlık ekonomisiSağlık teknolojisi değerlendirme+6
Elife Dilmaç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik okulların elektrik-elektronik teknolojisi alanı öğrencilerinin bilgisayar kullanma öz-yeterlik algılarının incelenmesi

Bu araştırmada Endüstri Meslek Lisesi, Teknik Lise ve Anadolu Teknik Lisesi'nin Elektrik-Elektronik Teknolojileri Alanı'nda öğrenim gören öğrencilerin bilgisayar kullanma becerilerine ilişkin algı düzeyleri saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın verileri İstanbul İli Anadolu Yakası'nda yer alan Mesleki ve Teknik okullardan toplanmış ve araştırmada küme örnekleme modeli uygulanmıştır. Araştırmaya sekiz okuldan 497 öğrenci katılmıştır. Bu çalışmada veriler tanımlayıcı bilgileri içeren öğrenci anketi ve Torkzadeh ve Koufteros (2003)'un geliştirdiği "bilgisayar kullanma öz-yeterlik algısı ölçeği" ile toplanmıştır. Anket ve ölçekler öğrencilerin sınıflarına gidilerek birebir uygulanmış, kişisel bilgi formunda ve bilgisayar kullanım öz-yeterlik algı ölçeğinde öğrenciler tarafından anlaşılmayan kısımlarda gereken açıklama yapılmıştır. Araştırma sonucunda çıkan verilere göre, İstanbul Anadolu Yakası'nda mesleki ve teknik eğitim veren eğitim kurumlarının elektrik-elektronik teknolojisi alanında okuyan erkek öğrencilerin kız öğrencilere oranı oldukça fazladır. Ayrıca kız öğrencilerin başlangıç düzeyi bilgisayar becerileri ve bilgisayar ağında çalışma becerileri açısından bilgisayar kullanma öz-yeterlik algılarının erkek öğrencilerinden yüksek olduğu görülmektedir. İleri düzey bilgisayar becerilerinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Araştırmada internet bağlantınsa sahip olan öğrencilerin bilgisayar kullanma öz-yeterlik algılarının internet bağlantısına sahip olmayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bunun dışında dikkat çeken bir başka noktada öğrencilerin bilgisayarı ve interneti en çok sohbet etmek için kullandıkları sonucudur. Anahtar kelimeler: eğitim teknolojisi, mesleki ve teknik eğitim, elektrik-elektronik teknolojisi, bilgisayar kullanımı, öz-yeterlik algısı

Bilgisayar kullanımıEğitim teknolojisiMeslek ve teknik lise öğrencileri+6
Levent Bostan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim okullarındaki öğretmenlerin mesleki alanda eğitim teknolojilerini kullanma düzeylerinin incelenmesi

Gelecek nesilleri bilgi toplumu bireyi olarak yetiştirmek, okulların temel amaçlarındandır. Özellikle, yeni teknolojilere en hızlı ulaşması ve teknolojileri en etkin kullanması gereken kurumların başında okullar gelmektedir. Teknoloji sadece eğitimi etkilemez, bütün yaşam biçimini ve kültürümüzü etkiler. Bu nedenle okulların bilişim teknolojilerinden ayrı düşünülmemesi ve öğretmenlerin bilişim teknolojilerini etkin kullanması bir zorunluluk haline gelmiştir. Günümüzde bilişim teknolojilerinden uzak durmak neredeyse imkansızdır. Okullar da toplumun ihtiyaçlarına uygun bireyler yetiştirmek zorundadır. Bu amaçla öğretmenlerin eğitim teknolojilerini aktif olarak kullanma yaklaşımlarını ve değişen öğretmen profilinin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim okullarındaki öğretmenlerin mesleki alanda eğitim teknolojilerini kullanma düzeylerini incelemektir. Böylelikle öğretmenlerin eğitim teknolojilerini kullanmada ihtiyaç duydukları eğitim gereksinimlerini ortaya koymaktır. Araştırma, genel tarama türünde nicel bir çalışmadır. Çalışma 2012-2013 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde İstanbul ilinin Başakşehir ilçesinde resmi 10 ortaöğretim okulundan 200 öğretmene anket uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Uygulanan bu anketin ilk 8 sorusu katılan öğretmenlerin cinsiyet, yaş, meslek yılı, eğitim seviyesi, branşı, okulu ve daha önce öğretim teknolojileri ile ilgili bir kurs alıp almadığıyla ilgili demografik bilgilerdir. Kalan 55 soru ise eğitim teknolojileri kullanımını incelemektedir. Araştırma sonuçlarının analizinde SPSS 16 (Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı) paket programı kullanılmıştır. Önce öğretmenlerin cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim seviyesi ve branşa göre dağılımları, daha sonra da öğretim teknolojilerini kullanım düzeyleri frekans ve yüzde olarak hesaplanmıştır. Belirtilen değişkenlere göre öğretim teknolojilerinin kullanımında anlamlı fark olup olmadığı, Ki-kare testi ile hesaplanmış, anlamlı fark bulunanların frekans ve yüzdeleri çapraz tablolar kullanılarak belirtilmiştir. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, öğretmenlerin düz yapıya sahip teknolojileri ve öğrenme-öğretme yöntemlerini iyi düzeyde, internet temelli teknolojileri, görsel-işitsel teknolojileri ve bilgisayar teknolojilerini orta düzeyde, bilgisayar sistemlerini düşük düzeyde kullandıkları görülmüştür. Bunun sebepleri olarak, okulların yeterli teknolojik alt yapıya sahip olmaması ve öğretmenlerin eğitim teknolojileri ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmamaları gösterilebilir. Anahtar Sözcükler 1. Eğitim teknolojileri, 2. Ortaöğretim öğretmenleri, 3. Bilgisayar Teknolojileri, 4. Öğretim teknolojileri, 5. Öğrenme-öğretme yöntemleri

Bilgisayar teknolojisiEğitim teknolojisiEğitim teknolojisi+6
Şennur Gegeoğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin bilgisayar kullanımına dair tutumları ve öğretimde bilgisayar kullanımını yönlendirme düzeylerini

Bilgisayarın eğitim kurumlarında sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için eğitim kurumlarında görev yapan yöneticilerin bilgisayara karşı olumlu bir tutuma sahip olmaları gerekmektedir. Ayrıca gelişen ve değişen dünyada hızla ilerleyen teknolojinin okullara da aynı hızda transferinin sağlanabilmesi için, okul yöneticilerinin teknoloji lideri olup, öğretmenlere teknolojinin okullarda sağlıklı bir şekilde kullanılması adına liderlik ve rehberlik etmelidir. Bu çalışmanın amacı, okullarda görev yapan yöneticilerin, bilgisayar öğrenmeye yönelik tutumları ve öğretmenleri bilgisayar kullanmaya yönlendirme düzeylerini incelemektir. Bu çalışmanın evrenini İstanbul İl Milli Eğitim Müdürülüğü, örneklemini ise Bakırköy, Bahçelievler ve Küçükçekmece ilçelerinde görev yapan 119 yönetici ve 210 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, okul yöneticilerine bilgisayar tutum ölçeği (Deniz, 2004) ve öğretmenleri öğretim faaliyetlerinde bilgisayar kullanımını yönlendirme düzeyi ölçeği (Sezer, 2011), öğretmenlere; yöneticilerin öğretmenleri öğretim faaliyetlerinde bilgisayar kullanımını yönlendirme düzeyi algısı ölçeği (Sezer, 2011) ile anketler kullanılmıştır..Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Ölçek verileri T-testi ve tek yönlü varyans analizi ile değerlendirilmiştir.Yapılan analizler sonucunda cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenleri temel alındığında okul yöneticilerinin tutumları arasında anlamlı farklılık görülmüştür. Okul yöneticileri kendilerini, teknolojiyi öğrenim ortamında kullanmaya yönlendirme düzeyleri bakımından, öğretmenlere oranla kendilerini çok daha yüksek düzeyde görmüşlerdir. Yöneticilerin mesleki kıdemi artıkça bilgisayar kullanımına yönelik yönlendirme düzeyleri artmaktadır. Ayrıca bilgisayar kursuna giden yöneticiler, gitmeyenlere nazaran kendilerini bilgisayarı öğrenim ortamında kullandırma konusunda daha etkin görmüşlerdir, bilgisayar kursuna giden öğretmenlerin algısı da bu yöndedir. Anahtar Sözcükler: 1. Okul Yöneticileri, 2. Bilgisayar Kaygısı, 3. Bilgisayara Yönelik Tutum, 4. Liderlik, 5. Yönlendirme

Bilgisayar kullanımıBireysel yönlendirmeOkul yöneticileri+3
Mahmut Turan Ektiren
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda görev yapan sosyal bilgiler öğretmenlerinin araç gereç kullanımına yönelik tutumlarının incelenmesi

Bilgisayar günümüzde her alanda kullanılmaya başlanmıştır. Bu yayılışı eğitim alanına da kaymış, günümüzde de yoğun biçimde kullanılır olmuştur. Bilgisayar teknolojisinin eğitime geçişi ile birlikte eğitimin daha kalıcı olduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda, günümüzde bilgisayar teknolojisi eğitim ortamında önemli bir aktör haline gelmiş bulunmaktadır. Araştırmanın amacı, ortaokul Sosyal Bilgiler dersi öğretmenlerinin, teknolojik araç-gereç kullanımına yönelik tutumlarını belirlemektir. Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin Teknolojik Araç-Gereç Kullanımına yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla yapılan bu araştırmanın modeli, niceliksel araştırma modeli çeşitlerinden olan, "tarama modeli" ile örtüşmektedir. Bu araştırmanın evreni, 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul Avrupa yakası Esenler, Başakşehir ve Bağcılar ilçelerinde resmi ortaokullarda görev yapan Sosyal Bilgiler dersi öğretmenlerini kapsamaktadır. Örneklem ise aynı ilçelerde görev yapan öğretmenler arasında tesadüfü yöntemle seçilen 175 öğretmeni kapsamaktadır. Araştırma için literatür taraması yapılmıştır. Konu ile ilgili önceden yapılmış araştırmaların, bilgi toplama araçları incelenerek araştırma amaçlarına ilişkin, değişkenler belirlenip kişisel bilgileri içeren anket hazırlanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin teknolojik araç-gereç kullanımına yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla Sevim (2010) tarafından geliştirilen Araç-Gereç Kullanma Tutum Ölçeği ile araç gereç kullanım sıklığını belirlemek amacıyla hazırlanan anket kullanılmıştır. Yapılan inceleme sonunda aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: Öğretmenlerin büyük bölümü okullarında Model ve numuneler (gerçek eşya, olay vb.), Basılı gereçler (ders kitabı, gazete, yardımcı kitap vb.), Yazı ve gösterim tahtası, Hareketsiz görüntüler (fotoğraf, resim vb.), Soyut görseller (grafik, tablo, harita vb.), Bilgisayar, Projeksiyon, Bilgisayar laboratuvarı, Fen laboratuvarı veya malzemelerinin var olduğunu bildirmişlerdir. Öğretmenlerin teknolojik araç gereçlere yönelik tutum ölçeği ve alt faktörlerinin puan değerleri incelenmiş ve tutum ölçeği alt faktörlerinden olan "Verimlilik" puan ortalaması incelendiğinde katılımcıların "Kararsızım" düzeyinde bir tutuma sahip oldukları, çok olumlu olmadığı görülmüştür. "Sınıf yönetimi" alt faktörü incelendiğinde öğretmenlerin "Katılmıyorum" düzeyinde düşük bir tutuma sahip oldukları, "Yeterlik" alt faktörüne göre "Kesinlikle Katılıyorum" düzeyinde oldukça yüksek tutuma sahip oldukları ve "Maliyet" alt faktörüne göre ise "Kararsızım" düzeyinde, ancak olumluya doğru bir tutuma sahip olunduğu görülmüştür. Öğretmenlerin teknolojik araç- gereç kullanım tutumlarında cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mesleki kıdem, mezun olunan okul türü ve sınıf mevcudu değişkenleri açısından anlamlı düzeyde fark bulunamamıştır. Ayrıca "Eğitiminiz Sırasında Eğitim Teknolojisi Ya Da Eğitim Araçları İle İlgili Her Hangi Bir Ders Aldınız Mı?", "Eğitim Teknolojisi Ya Da Eğitim Araçları İle İlgili Bir Hizmet İçi Eğitim Kursuna Veya Seminerine Katıldınız Mı?" "Öğrencilerin Araç-Gereçlere Bakış Açılarını Yeterli Buluyor Musunuz?" "Çalışmaya Katılan Öğretmenlerin, Derslerde Araç- Gereçleri Ne Sıklıkla Kullanıyorsunuz?" sorusuna verilen cevaba göre ANOVA testi sonucunda anlamlı fark bulunmamıştır.

Araç-gereçlerBilgisayar destekli eğitimEğitim teknolojisi+7
Tayyip Can
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin problemli internet kullanım davranışları ile yaşam doyumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Çağımızda gelişen teknoloji insanların ilgisini çekmeyi başarmıştır. Bilgisayar, cep telefonu ve internet sosyal etkileşimde dünya çapında bir çığır açmıştır. İnsanların ihtiyaçlarını giderirken, bilinçsiz kullanımlar neticesinde olumsuzluklara yol açabilmektedir. Genç yaşta problemli internet kullanımı insanların gelişimini olumsuz etkilemektedir. Aşırı ve kontrolsüz kullanımlar sonucu bireyin kendi ve çevresi ile alakalı yaşadığı sorunlar yaşam doyumunu da etkilemektedir. Bu araştırmada, ergenlerdeki problemli internet kullanımı davranışları ile yaşam doyumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Temel olarak araştırma nicel yöntemle gerçekleştirilmiştir. Nicel veri toplama aracı olarak Ceyhan, E., Ceyhan, A.A. & Gürcan, A.'nın , (2007) geliştirdiği ''PİKO-E (Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği) ve Diener, Emmans, Lorsen ve Giffin'in (1985) Yaşa Doyum Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırma örneklemi, 2014–2015 eğitim-öğretim yılı içerisinde Güngören ilçesinde ortaöğretimde okuyan 294 öğrencidir. İzzet Ünver Lisesi ve Sultan Alpaslan Anadolu İmam Hatip Lisesi ortaöğretim okullarına devam eden birinci(9), ikinci (10), üçüncü (11) ve dördüncü (12) sınıfta okuyan öğrencilerle, Kişisel Bilgi Formu, PİKO-E (Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği) ve Yaşa Doyum Ölçeği aracılığla veriler elde edilmiştir. Araştırmada, veriler Spss 17 istatistik programı kullanılarak korelasyon, t-testi, F-testi, ANOVA ve TUKEY testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre, internet kullanım süresi ve okuduğu sınıf arttıkça problemli internet kullanımının arttığı, sosyo-ekonomik düzeyleri yüksek öğrencilerin, evde internet kullanan öğrencilerin ve kardeş sayısı az olan öğrencilerin yaşam doyumlarının diğerlerine göre daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Problemli internet kullanımı ve yaşam doyumu ile ilgili okullarda öğrencilerin benlik saygılarını olumlu ya da olumsuz etkileyen deneysel araştırmalar yapılması sağlanmalıdır. Okul rehber öğretmeni öğrencilerin kişilik özelliklerinin, ana baba tutumlarının, sosyal çevrelerinin yaşam doyumlarını etkilemesi nedeniyle belirli periyodlarla çalışmalar yaparak öğrencilerin yaşamlarıyla ilgili riski en az düzeye düşürmede fayda sağlamaları önerilebilir. Yaşam doyumunun yapıcı ve destekleyici yaklaşımla, rehberlik etkinlik ve oturumlarının düzenlenmesi fayda sağlayabilir. NAHTAR SÖZCÜKLER: Problemli internet kullanımı, Ergen, Yaşam doyumu, İnternet Kullanımı.

BilinçdışıErgenlerErgenler+6
Muhammet Çınar
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

The perceptions of students and teachers about the benefits of and bariers to techonology aided EFL

In this study the viewpoints and feelings of EFL students and EFL teachers on the benefits of and barriers to technology aided English as a foreign language (TAEFL) were examined. This study was conducted at Salahaddin University - College of Languages - Department of English Language in Erbil, in the North of Iraq. The purpose of the study was to understand the attitudes of EFL students and teachers who use technology for educational purposes towards the use of technology in the process of English language learning and teaching. In addition, the study aimed to find out the participants EFL students and teachers frequency of technology use. Finally, the study examined the barriers that the EFL students and teachers encounter while using technology. The questionnaires and interviews were administered in order to collect the data. The first questionnaire was administered to 130 EFL students at Salahaddin University - College of Languages - Department of English Language who were first, second, third and fourth year students. The second questionnaire was administered to 50 EFL teachers at Salahaddin University - College of Languages - Department of English Language who were PhD, MA students. Furthermore, in order to get more information, ten EFL students and ten EFL teachers were interviewed in this study. The findings of this study indicated that in spite of having positive attitudes towards integration of technology in EFL, the participants of EFL students and teachers did not use technology in their English language too much. In addition, the use of technology is not too much due to several barriers. Deficiencies and constraints of technological instruments, financial supports, lack of time, lack of information about how to use various types of technological equipment and programs, and lack of effective training courses are the challenges that discourage and prevent the participants EFL students and teachers from utilizing and integrating technology into their English language learning and teaching process. Finally, this study presented several pedagogical suggestions such as providing sufficient funds for technological instruments and training courses in order to increase technology integration in EFL. KEY WORDS: Technology Aided English As A Foreign Language (TAEFL). Attitudes towards TAEFL. Benefits of and Barriers to TAEFL. Frequency of Using Technology.

Computer assisted instructionTechnologyTechnology based instruction+7
Mahmood İmad Mohammed
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Lojistik hizmeti veren firmalarda teknoloji kullanımı ve bir uygulama

Türkiye hem jeopolitik hem de coğrafi konumu bakımından ticaret anlamında dünyanın üssü olabilecek bir konuma sahiptir. Türkiye, lojistik sektörü açısından baktığımızda hem jeopolitik konum hem gelişmekte olan bir ekonomi oluşu, genç nüfus ve hem kamu hem özel sektör alanında yapılan yatırımlar ile lojistik sektörü için önemli bir pazar özelliğini taşımaktadır. İlgili tez çalışmasının kavramsal bölümlerinde lojistik tanımı ve kavramları, Türkiye'de lojistiğin tarihsel süreç içerinde göstermiş olduğu gelişmeler üzerinde durulmuştur. Yine kavramsal olarak araştırma konusunun da temelini oluşturan lojistik sektöründe teknoloji fonksiyonlarının kullanımına ilişkin olarak bilgiler bulunmaktadır. İlgili tez çalışmasının uygulama ölçeği toplamda 2 bölüm ve 34 sorudan oluşmaktadır. İlgili ölçek (Ek-1) daha önce 2015 yılında Nairobi'de "Bilgi Teknolojileri Kullanımının Lojistik Firmalarının Performanslarına Etkisi" ismiyle uygulanan ölçekten uyarlanmıştır. Araştırma ölçeğinin Kişisel Bilgiler isimli ilk bölümünde demografik bilgilere ilişkin sorular yer alırken, Teknolojinin Lojistik Performans Üzerine Etkisi isimli ikinci bölümde teknolojinin lojistik performans üzerindeki etkisine ilişkin olarak sorular yer almaktadır. İlgili araştırma ölçeği Türkiye genelindeki lojistik sektöründe faaliyet gösteren firmalara yüzyüze görüşme ve elektronik posta yolu ile uygulanmıştır. Beyaz yaka, mavi yaka ve şirket ortakları olmak üzere toplam 350 kişiye ilgili ölçek ulaştırılmış bilgilerin eksiksiz olduğu ve değerlendirilmeye alınabilecek olan 145 cevaplanmış ölçek değerlendirilmeye tabii tutulmuştur. İlgili tez çalışması ile sektörde faaliyet gösteren firmaların teknoloji kullanımına ilişkin olarak ilgi ve eğilimleri ortaya konulmaya çalışılmış, bu eğilimlerin firmaların mülkiyet yapıları ya da çalışanların ünvanlarına ilişkin olarak nasıl değişiklik gösterdiği ve bununla birlikte sektörde faaliyet gösteren firmaların hangi alanlarda teknoloji kullanımına yönelmesi durumunda iş akışlarının kolaylaşacağına ilişkin olarak bilgilere yer verilmektedir. İlgili araştırma kapsamında işletmenin mülkiyet yapısının manuel sistemlerin daha verimli olduğu düşüncesine etkisi, işletmenin mülkiyet yapısının yönetimin teknoloji kullanımına destek vermesi üzerine etkisi, şirketteki unvanların teknoloji kullanımının müşteri hizmetleri çalışan maliyetlerini azalttığına dair düşünceye etkisi ve şirketteki unvanların teknoloji entegrasyonunun faturalama işlemlerini kolaylaştırdığına dair düşünceye etkisi araştırılmıştır. İlgili araştırma kapsamında cevapları aranılan sorulara ilişkin olarak SPSS 20 paket programı dahilinde Frekans Analizi, Sıklık Analizi, Homojenlik Testi, Varyans Analizi, Anova Testi ve Post-Hoc analizi (Tukey testi) uygulanarak anlamlı sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır.

Bilgi teknolojisiLojistikLojistik hizmetler+3
Fırat Demirkol
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The use of social network websites for retaining customers in Turkish companies

This study identifies Turkish companies perceptions towards retaining customers by using Social network websites. This exploratory research utilized qualitative research method semi-structured in-depth interview in order to achieve more detailed information in terms of Turkish companies. In the beginning of the study theories related to Social network websites, customer trust, customer loyalty, brand awareness and previous researches related to topic is described. Major findings in four Turkish companies show that usage of Social network websites in a proper way could lead the company to increase customer trust, to develop brand awareness and make the current customers loyal to the company. The websites Facebook, Twitter, Instagram, LinkedIn and recently applications Whatsapp and Telegram help companies a lot for this purpose. Photos, videos and promotional advertisements are creating most user engagement in Turkish companies and they are doing different activities through Social network websites, like finding potential customers, using news channel in their own Social network websites, marketing promotions, customer feedback by messages and comments, doing brand management, increasing customer satisfaction. All these activities and including usage of Social network websites for addressing customer problems, usage of hashtag marketing and competing with their opponents by using Social network websites leads companies to gain customer trust, to do brand awareness, to make them loyal to companies which at the end results with customer retention.

Customer loyaltySocial networksTechnology+7
Ilgar Asgarli
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara iletişim kurarken ileri düzey teknolojileri kullanma becerisi kazandırma

Bu araştırmada, Uygulamalı Davranış Analizi (UDA) temelli bir öğretim programı aracılığıyla Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklara iletişim kurarken (İstek bildirme) ileri düzey teknolojileri kullanma becerisi kazandırma amaçlanmıştır. Araştırmada, tek denekli araştırma yöntemlerinden davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Tohum Otizm Vakfı Özel Eğitim Okulu'nda eğitim almakta olan OSB tanılı 13 yaşındaki bir öğrenci araştırmaya denek olarak katılmıştır. Eğitim aracı olarak seçilen tablet teknolojisinde OSB'li çocuklara yönelik ilk Türkçe tablet uygulaması olma özelliği taşıyan Tohum-I yazılımı kullanılmıştır. Uygulamanın en önemli özelliklerinden biri çocuğun gereksinimlerine göre bireyselleştirilebilir olmasıdır. Uygulama, çocuğun ihtiyaçlarına göre ilgili bölümlere resim/fotoğraf eklenebilir, ses ve video görüntüsü yüklenebilir şekilde tasarlanmıştır. Araştırmaya konu olan iletişim becerisi OSB'li çocuklara öğretilecek en temel becerilerden biri olan istek bildirmedir. İstek bildirme olarak "içecek", "yiyecek" ve "tuvalet ihtiyacı" iletişim kurabilecekleri hedefler olarak seçilmişlerdir. Öğretim programı UDA'nın temel ilkeleri dikkate alınarak planlanmıştır. Araştırmada başlama düzeyi, yoklama, uygulama, genelleme ve izleme oturumlarında sistematik olarak etkililik verileri toplanmıştır. Elde edilen bulguların grafiksel analizi yapılmıştır. Grafik analizinde veriler, davranışlar arası çoklu yoklama modeline göre analiz edilip yorumlanmıştır. Sosyal geçerlilik verileri, alanda çalışan ve uygulamada görev alan özel eğitim öğretmenlerinin görüşlerinden elde edilen bilgilerle değerlendirilmiştir. Sosyal geçerlilik soru formundan elde edilen veriler için frekans hesaplaması yapılmış ve niteliksel olarak analiz edilmiştir. Gözlemciler arası güvenirlik verileri başlama düzeyi, yoklama, uygulama, genelleme ve izleme oturumlarında toplanırken; uygulama güvenirliğine ilişkin veriler sadece başlama düzeyi ve uygulama evrelerinde toplanarak analiz edilmiştir. Araştırmanın etkililik bulguları UDA temelli öğretim programının, iletişim kurarken ileri düzey teknolojileri kullanma becerisinin kazandırılmasında etkili olduğunu göstermektedir. Uygulama evrelerinin sonlandırılmasının ardından ortalama 2. ve 5. haftalarda düzenlenen izleme oturumlarında deneğin öğrendiği becerilerin kalıcılığını koruduğu ve farklı kişilere genelleyebildiği gözlemlenmiştir. Araştırmanın sosyal geçerlik bulguları, alanda çalışan özel eğitim öğretmenlerinin araştırma kapsamında sunulan öğretim sürecine ilişkin olumlu görüşler ifade ettiklerini göstermiştir. Bulgular ışığında konu tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, iletişim, ileri düzey teknoloji, istek bildirme

Beceri kazandırmaOtizm spektrum bozukluğuTeknoloji kullanımı+4
Fatma Bilgehan Karaman
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital pazarlamadan fijital pazarlamaya geçişe örnek olarak artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik uygulamalarının pazarlama üzerindeki katkılarının incelenmesi

Sanal bir dünyaya adapte olan bireyler açısından hızla gelişen teknolojinin yaşamlarının her alanına tesir etmesi kaçınılmaz olmuştur. Bireylerin yaşam tarzlarından bakış açılarına kadar etki eden teknoloji ve teknolojik unsurlar, onların alışveriş alışkanlıklarına da etki etmektedir. Her an her şeyden haberdar olabilen ve bilgiye rahatça ulaşabilen bireyler pasif rolde yaşamaktan sıyrılmıştır. Dolayısıyla günümüz çağında bireyler, sadece tüketir konumda değil aynı zamanda üretime etki eder konumda olmaktadır. Bu durum, pazarlama stratejisi oluşturan markaların yahut şirketlerin teknolojik yenilikleri takip eder ve aktif halde kullanır olmalarını gerektirmektedir. Bu çalışma, bireylerin teknolojik yenilikleri benimseyebilme konusunda yaş sınırı taşımadıklarını ve bu yeniliklerin pazarlama üzerindeki etkilerini veya katkılarını incelemeyi hedeflemiştir. Dijital düzenden yeni bir kavram olan fijital düzene geçiş yaşanmaya başlanmıştır. Bu fijital düzen içerisinde artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik uygulamalarının yeri oldukça fazladır. Bireylere daha gerçekçi ve daha dokunulabilir bir ortam sağlayan fijital uygulamalar, onların ilgisini çekme konusunda başarılı olmaktadır. Pazarlama teknikleri arasında yerini alan fijital pazarlama hakkında görüşlerin alınabilmesi için kantitatif araştırma kategorisindeki çevrimiçi anket yöntemini kullanmak uygun görülmüştür. Çalışma neticesinde artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik uygulamalarını kapsayan fijital pazarlama içeriklerine, bireylerin rahatça uyum sağlayacakları ve bu uygulamaların tüketime olumlu etkilerinin olacağı görülmüştür.

Artırılmış gerçeklikFijital pazarlamaPazarlama+3
Necla Köse
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin okulda internet ve teknoloji kullanımına ilişkin sanal kaytarma davranışlarının incelenmesi

Günümüzde giderek yaygınlaşan teknoloji ve internet kullanımı çeşitli projelerle eğitim alanında da yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Eğitimi daha verimli hale getirmek için akıllı tahta, tablet gibi teknolojik aletler kullanılarak teknoloji eğitime entegre edilmiş ve öğretmenlerin kullanımı yaygınlaşmıştır. Yapılan çalışmalar mesai saatleri içerisinde internet ve teknoloji kullanımının iş gücü kaybına yol açabileceğini göstermektedir. Bu konuda öğretmenlerle ilgili bir çalışma yapılmamış olması yeni bir araştırma konusu yaratmaktadır. Bu çalışmada ilk ve ortaokul türündeki kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin internet ve teknoloji kullanımına bağlı sanal kaytarma davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında İstanbul ili Başakşehir ilçesindeki ilk ve ortaokul türü kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin sanal kaytarma davranışları ve nedenleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda edinilen bulgulara göre, araştırmaya katılan öğretmenlerin mesai saatleri içerisinde ve dışarısında yapmış oldukları sanal kaytarma davranışları cinsiyete ve eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Fakat yaşa, mesleki kıdeme, internet kullanım süresine, internet kullanım beceri düzeyine, internet kullanım sıklığına ve internette kesintisiz bağlı kalınan süreye göre bazı farklılıklar gözlenmiştir. Mesai saatleri içerisinde iş dışı internet kullanımda ise cinsiyete, eğitim düzeyine ve internet kullanım süresine göre anlamlı bir farklılık olmamasına rağmen, yaşa, mesleki kıdeme, internet kullanım beceri düzeyine, internet kullanım sıklığına ve internette kesintisiz bağlı kalınan süreye göre farklılıklar gözlenmiştir.

Bilgisayar kullanımıOkul hayatıSanal kaytarma+5
Gülenay Nagihan Kılıç
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The acceptance of mobile travel applications: A research with the integration of technology acceptance model

This study named (The Acceptance of Mobile Travel Applications: A research with the integration of Technology Acceptance Model) deals with the evolution of commerce with behaviors of mobile consumers in tourism. The lifestyle of consumers leads to changes not only in terms of the consumption but also in terms of behavior and habit. It optimizes timetable by combining physical displacements and the use of different technologies, but also seeks moments of immobilize both physical and virtual. These examples illustrate the value of mobility to address the evolutions of consumer behavior to which researchers and marketing practitioners are now confronted. The applications offered by Smartphone's are representative of the ubiquitous paradigm. They allow to interact virtually (almost) everywhere and all the time and can influence the physical behavior of the consumer. The use of the Smartphone during the tourist's stay can be on those influences in the physical spatial behavior of the tourist. Considering that fact, there are relationships between physical and virtual behavior of the consumer. After identifying different uses of e-commerce in tourism and the impact of the mobile application, this study will examine the causes and consequences of mobile uses. Current work on the use of mobile services is still rare and has several limitations. This research is mainly based on the technology acceptance model and its derivatives. The researcher adapted a descriptive analytical approach which depends on data collection, analysis using SPSS, Stata and interpretation of the results to determine the hypothesized relationships, to show the influences of each variables to another, starting with the perceiving of ease of use the mobile services to perceiving trustworthiness, by the analysis the result of the relations, and how can affect the costumer behavior.

Electronic ticketElectronic processMobile+7
Mohammed Iraqı Houssaını
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul'da bir grup ergen üzerinde cep telefonundan ayrı kalma korkusu (Nomofobi), bağlanma özellikleri, ruhsal ve davranışsal sorunlar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Nomofobi, bireylerin cep telefonlarıyla temaslarını kaybettiklerinde ortaya çıkan yoğun duygusal sıkıntı olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı bağlanma özellikleri, ruhsal ve davranışsal sorunlar ve nomofobi arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Çalışma İstanbul'daki üç liseden gönüllü 819 ergen (%46 erkek, n = 379; % 54 kadın n = 440) ile yürütülmüştür. Katılımcılara uygulanan anketler, Nomofobi Anketi (NMP-Q), Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA) ve Ebeveyn ve Arkadaşlara Bağlanma Envanteridir (EABE). Ergenler, NMP-Q puanlarına göre, nomofobinin hafif, orta ve ciddi derecesine göre gruplandırılmıştır. EABE ve GGA puanları tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile karşılaştırılmıştır. Kategorik değişkenler ki-kare testi ile karşılaştırılmıştır. Ölçekler arası ilişkiyi belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelayon Analizi yapılmıştır. Bağlanma puanlarının ve ruhsal ve davranışsal sorunların NMP-Q düzeylerinde öngörülebilirliği çok değişkenli doğrusal regresyon analizi ile test edilmiştir. Katılımcıların % 34.3'ü (n = 281) hafif, % 55.4'ü (n = 453) orta, % 10.4'ü (n = 85) ciddi nomofobi derecesinde çıkmıştır. Anne ve babanın bağlanma puanları anlamlı derecede düşük, yabancılaşma puanları ciddi nomofobi grubunda orta ve hafif derecede nomofobi grubuna göre anlamlı derecede yüksektir (p <0.05). Ergenlerin GGA toplam sorun puanları, davranış sorunları, duygusal sorunları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite alt ölçeği puanları ciddi nomofobi grubunda orta ve hafif derecedeki nomofobi gruplarına göre anlamlı derecede yüksek çıkmıştır (p <0.05). Korelasyon analizine göre, toplam NMP-Q skorlarının, ergenlerin GGA toplam sorun puanlarıyla (r = 225) pozitif korelasyon gösterdiği ve anne bağlanma toplam (r = -121) ve baba bağlanma toplam (r = -122) puanları ile negatif korelasyon gösterdiği ortaya çıkmıştır, EBAE (p <.0.01). Çoklu doğrusal regresyon analizinde ise, tüm alt ölçekler analiz edilmiş ve EABE'nin anne ve baba bağlanma toplam puanları, baba iletişim puanı (p <0.05) ve anne yabancılaşma puanı (p <0.05), nomofobi puanlarını önemli ölçüde etkilemektedir. GGA ergen toplam sorun puanı (p <0.05) ise nomofobi puanlarını önemli ölçüde etkilemede anlamlılığa yaklaşmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, hem akademik hem de klinik alanda nomofobisi olan ergenleri değerlendirirken bağlanma özelliklerine, ruhsal ve davranışsal sorunlara odaklanmanın önemli olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Cep telefonundan ayrı kalma korkusu(Nomofobi), Ruhsal ve Davranışsal Sorunlar, Ergenlik.

Ayrılık kaygısıBağlanmaCep telefonu+6
Büşra Bayrak
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Related subjects