Temporary legal protection

65 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Boşanma davasında geçici hukuki koruma tedbirleri

Geçici hukuki korumalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Onuncu Kısmında üst başlık olarak düzenlenmiştir. Birinci bölümde ihtiyati tedbirlere, ikinci bölümde ise delil tespiti ve diğer geçici hukuki korumalara yer verilmiştir. Kanun koyucu, diğer kanunlarda yer alan geçici hukuki korumaları tek tek belirtmek yerine ihtiyati tedbir ve delil tespiti dışında diğer geçici hukuki korumalar olabileceğini ifade etmiştir. Bu bakımdan boşanma davası söz konusu olmaktadır. Boşanma davasında hâkim, kural olarak eşlerin talepleriyle bağlı olarak boşanmaya ya da ayrılığa karar verir. Usul hukukunda her ne kadar tasarruf ilkesi geçerli olsa da, boşanma davaları bakımından kendiliğinden araştırma ilkesi geçerli olacaktır. Nitekim hâkimin, boşanma davasından önce ya da dava sırasında bir takım önlemleri alması gerekebilir. Bu çalışma, boşanma davasını zaman bakımından üçe ayırmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nda, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'da ve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulüne İlişkin Kanun'da önlem, tedbir ya da geçici önlem olarak adlandırılan bu düzenlemelerin hukuki niteliği ihtiyati tedbir, geçici hukuki koruma ve çekişmesiz yargı işi bakımından değerlendirilmektedir. Ayrıca, boşanma davasından sonra karar verilebilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasının da geçici hukuki koruma olup olamayacağı ele alınmaktadır. Evlilik birliğinin korunmasına ilişkin önlemlerin, Türk Medeni Kanunu m. 169'daki geçici önlemlerin ve 4787 sayılı Kanun'daki önlemlerin hukuki niteliğinin aile hukukuna özgü geçici hukuki koruma olduğu; 6284 sayılı Kanun'daki önlemlerin hukuki niteliğinin çekişmesiz yargı işi olduğu; maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasının hukuki niteliğinin dava olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: geçici hukuki koruma, ihtiyati tedbir, çekişmesiz yargı işi, boşanma davası, önlem, tedbir, geçici önlem.

BoşanmaGeçici hukuki korumalarİhtiyati tedbir
Şafak Orhan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

Temporary protection in International Law

In history, asylum movements originated from religious and ethnic intolerances, nowadays mostly due to wars among countries, civil wars, revolutions, foreigner state occupations, discriminating and repressive regimes with regards to race, religion, language and ethnic origin. Agreements, protocols, regulations and circulars have been developed nationally and internationally for creating a legal basis and giving legal descriptions of asylum and international protection. The basic convention related to asylum is the 1951 Geneva Convention and the basic protocol is the 1967 Protocol. Turkey accepted this convention and protocol with geographical limitation and put the 1994 Regulation into force. Then, as the first immigration law "Law on Foreigners and International Protection" entered into force. By taking as a basis of the Article 91 of this law, the 1994 Regulation lost its effect and was replaced by The Temporary Protection Regulation. There are three types of international protection in Turkish Law: refugees, conditional refugees, and secondary protection. Temporary protection, is not accounted among the types of international protection under the LFIP. Temporary Protection status is only provided when the Council of Ministers decides and provided to foreigners who were forced to leave their countries in mass influxes, who entered another country collectively, sought urgent protection and who are expected to return to their home countries when the life-threatening situations have passed. In its history, Turkey has hosted large numbers of protection seekers. Bosnians, Iraqis, and now Syrians are examples of temporarily protected people. Key Words: International Protection, Temporary Protection, Temporary Protection Regulation, Syrians

Temporary legal protectionConservationProtection laws+5
İnayet Burcu Akyürek
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim sendikaları yöneticilerinin geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitim öğretimleri konusundaki görüşleri: Gaziantep örneği

Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitim öğretim faaliyetlerinin en önemli aktörü eğitim camiasıdır. Eğitim sendikaları eğitimcilerden oluşan ve eğitimcilerin temsilcileri konumundaki sivil toplum kuruluşlarıdır. Bu çalışma ile eğitim sendikalarının geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitim öğretim faaliyetlerine dair bakışlarını ele almak ve sendikaların görüşlerinin varsa farklılıklarını ve benzerliklerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Birer sivil toplum kuruluşu olarak toplumun öncüleri ve şekillendiricileri sayılabilecek eğitim sendikaları temsil ettikleri üye potansiyeliyle eğitim camiasında hatta ülke genelinde önemli bir güç pozisyonundadırlar. Bu araştırma nitel araştırma desenlerinden çoklu durum deseninde yürütülmüştür. Örneklem olarak seçilmiş olan ve mevcut eğitim çalışanlarının %66'sını bünyesinde kayıtlı üye olarak barındıran dört büyük sendika Eğitim Bir Sen, Türk Eğitim Sen, Eğitim Sen ve Eğitim İş sendikaları yalnız eğitimle ilgili değil ülke genelindeki birçok konuda da politika üretebilmektedirler. Çalışma grubu örneklem seçimi, sendikaların Türkiye'deki tüm illerde etkin varlığı dikkate alınarak belirlenmiştir. Bu bağlamda, Eğitim Bir Sen, Türk Eğitim Sen, Eğitim Sen ve Eğitim İş sendikaları örneklem olarak belirlenmiştir. Veriler %17 oranıyla Suriyelilerin en yoğun olduğu ikinci il olan Gaziantep ilindeki sendika yöneticileri ile görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış sorular yordamıyla yapılan görüşmelerde elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda sendikaların aynı sorulara aynı cevaplar verdikleri gibi farklı cevaplar da verdikleri ortaya çıkmıştır. Sendikacılık yaklaşımları birbirine yakın görünen sendikaların farklı fikirlerinin olduğu, sendikacılık yaklaşımları örtüşmeyen sendikaların ise benzer fikirlerde olabildikleri ortaya çıkmıştır.

Eğitim sendikalarıGaziantepGeçici hukuki korumalar+7
Bestami Tunç
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın sınıf öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerinin geçici koruma statüsü kapsamındaki öğrencilere yönelik tutumları üzerine etkisinin incelenmesi: Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi örneği

Türkiye'nin özellikle Suriye kaynaklı kitlesel göç süreciyle birlikte eğitim ortamlarında ortaya çıkan çokkültürlü yapı, sınıf öğretmenlerinin pedagojik sorumluluklarını genişletmiş ve mesleki yüklerini artırmıştır. Dil farklılığı, uyum sorunları ve travmatik yaşam deneyimlerine sahip öğrencilerin sınıflara dâhil olması, öğretmenlerin duygusal ve mesleki açıdan zorlayıcı koşullarla karşılaşmasına neden olmaktadır. Bu durum, özellikle kadın sınıf öğretmenlerinde tükenmişlik riskinin artmasına ve geçici koruma statüsü kapsamındaki öğrencilere yönelik tutumların etkilenmesine yol açabilmektedir. Araştırma, bu değişkenler arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel amacı, Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde görev yapan kadın sınıf öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile geçici koruma statüsü kapsamındaki öğrencilere yönelik iletişim, uyum ve yeterlik tutumları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmanın kapsamını yalnızca kadın sınıf öğretmenleri ve onların tükenmişlik düzeyleri ile geçici koruma statüsü kapsamındaki öğrencilere yönelik tutumları oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılan çalışmada Maslach Tükenmişlik Envanteri ile Mülteci Öğrenci Tutum Ölçeği uygulanmış, örneklemi 351 kadın sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Veriler bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon katsayısı ile değerlendirilmiştir. Bulgular, öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin genel olarak orta seviyede olduğunu ve özellikle duygusal tükenmenin daha yüksek algılandığını göstermiştir. Geçici koruma kapsamındaki öğrencilere yönelik tutumların ise genel olarak olumlu olmakla birlikte iletişim ve uyum boyutlarında çeşitli güçlükler içerdiği belirlenmiştir. Korelasyon sonuçları, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma arttıkça iletişim ve uyum tutumlarının olumsuz yönde etkilendiğini; kişisel başarı hissi yükseldikçe tutumların daha olumlu seyrettiğini ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, mesleki tükenmişlik değişkenlerinin göçmen öğrencilere yönelik tutumlarla anlamlı ilişkiler taşıdığını göstermektedir.

Geçici hukuki korumalarTükenmişlik-meslekiZorunlu göç
Şeyhmus Karaçam
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mülteci öğrencilerin karşılaştığı eğitim sorunları: Yozgat ili örneği

Günümüzde mülteci çocukların durumu, çok kritik bir sorun olarak dünya gündeminde yerini korumakta ve toplumumuzu da yakından ilgilendirmektedir. Yozgat ilinde yaşayan mülteci öğrencilerin eğitim sorunları ve getirilecek çözüm önerilerinin incelenmesi amacıyla yapılan bu araştırma, nitel bir çalışmadır. Araştırmanın amacı kapsamında oluşturulan çalışma grubu, Türkiye'ye göç etmiş ve halen Yozgat ilinde yaşayan il merkezindeki ortaokullara ve liselere devam eden 24 mülteci öğrenci, 18 öğretmen, 2 rehber öğretmen, 12 veli, 5 okul yöneticisi, 2 STK temsilcisi ve 4 akademisyen olmak üzere toplam 67 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; mülteci öğrenci ve velilerin Türkiye'ye göç etme nedenlerinin başında, geldikleri ülkede savaş olması ve maddi imkansızlıkların yaşanması gelmektedir. Yozgat'ta yaşayan mülteci öğrenci ve velilerin genel sorunlarının başında dil sorunlarının ve maddi sorunların geldiği görülmüştür. Katılımcıların, okulun mülteci öğrencilere Türkçelerini geliştirmek, dil öğrenmek, sosyalleşmeleri açısından uygun ortam sunmak yönünde katkı sağladığını düşündükleri belirlenmiştir. Öte yandan katılımcıların, çocukların okula kayıt yaptırdığı halde okula uyumunun yeterince sağlanamadığını, çocuklara sunulan psiko-sosyal desteğin yetersiz olduğunu, büyük çocukların okula devam etmek istemediklerini, eğitim yardımı aldıkları için zorunluluktan dolayı okula devam etiklerini, çocukların yaşadığı travmayı gidermeye yönelik psiko-sosyal destek verilmesi gerektiğini, eğitimlerinde dil probleminin olduğunu ve bu durumun çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade ettikleri belirlenmiştir.

EğitimEğitim sorunlarıGeçici hukuki korumalar+7
Samed Şeker
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep'te geçici koruma altındaki Suriyelilere verilen sosyal ve ekonomik hakların entegrasyona etkisi

Gaziantep sanayi ve ticaret açısından Türkiye'nin önde gelen şehirlerinden biridir. Sahip olduğu jeopolitik özellikler sebebiyle ülkemizin sanayi ve ticaret açısından adeta Ortadoğu'ya açılan kapısı niteliğindedir. Bu bakımdan 2011 sonrasında Suriye'de patlak veren iç karışıklar nedeniyle birçok Suriyeli çalışmak ve yaşamak için Gaziantep ilini seçmiştir. Çalışma kapsamında Geçici koruma altındaki Suriyelilerin eğitimlerindeki devamlılık, istihdam, barınma, sağlık hizmetlerinden yararlanma ve korunmalarındaki konjonktürel durumları analiz edilerek ülkemize uyum düzeyleri araştırılmıştır. Buna göre ülkemizde mülteci olarak yaşayan bu insanların yaşam standartlarında yapılacak iyileştirmeler sayesinde Türkiye'deki yaşama daha çabuk entegre olabilecekleri görülmüştür. Türkiye'nin, Suriye Krizi'nin ardından Suriyelilere karşı izlediği açık kapı politikasının maddi ve manevi faturasının Türkiye bakımından çok ağır olduğu da görünen bir gerçektir. Zira ülkelerinden kaçarak Türkiye'ye sığınan bu insanların sayısının zaman içinde artarak yaklaşık 4.5 milyona ulaşması ülkenin makro ekonomik dengeleri üzerinde bozulmalara ve kaynak yetersizliğine neden olmuştur. Bu olumsuzluğu gidermek için Türk hükümeti bu statüde olan insanlara Türk vatandaşlığı da vermeye başlamıştır.

BütünleşmeGaziantepGeçici hukuki korumalar+4
Adalet Kadooğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gereksinimler, sorunlar ve beklentiler odağında Türkiye'de engelli sığınmacı olmak: Sosyal hizmet perspektifiyle bir değerlendirme

Amaç: Bu araştırma, Türkiye'de yaşayan geçici koruma statüsündeki engelli sığınmacıların gereksinimlerini, sorunlarını ve hizmet beklentilerini betimlemeyi ve hak temelli sosyal hizmet perspektifi ile baskı karşıtı uygulama odağında onların yaşam tecrübelerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma nitel metodolojiyle fenomenolojik yaklaşım kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya SGDD-ASAM bünyesinde Gaziantep ilindeki temsilciliklerinden hizmet alan 20 engelli sığınmacı katılmıştır. Çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme formu derinlemesine görüşme tekniğiyle uygulanmıştır. Veriler MAXQDA ile kodlanmış ve tematik analiz ile çözümlenmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaşam öykülerinden yola çıkılarak hala devam etmekte olan zorunlu göç deneyimleri; "engel durumlarını tanımlaması, göç yolculuğu, değişim ve kabullenme, insan haklarına erişim ve ihtiyaçlar ve gelecek üzerine düşünceler" şeklinde beş kategori altında çeşitli temalar keşfedilerek değerlendirilmiştir. Katılımcıların önemli bir bölümünün acil sağlık hizmetlerinden faydalanmak amacıyla ülkemize giriş yaptıkları, kimlik problemi nedeniyle sağlık hizmetlerine erişemedikleri, dil bariyerinin hizmetlere erişim ve sürdürülebilirlik noktasında sorunlara neden olduğu ve bireylerin karşılanamayan medikal gereksinimleri nedeniyle sorun yaşadıkları görülmüştür. Karşılaşılan sorunlar ve özel gereksinimler bağlamında katılımcıların en çok altını çizdiği sorunun ve baskı mekanizmasının, ekonomik güçlükler olduğu saptanmıştır. Beklentilerin temelinde ise maddi destek, üçüncü ülke ve Türk vatandaşlığı talebinin olduğu görülmüştür. Sonuçlar: Katılımcıların neredeyse tamamı göçle birlikte sağlık durumlarında, günlük yaşantılarında ve aile ilişkilerinde değişimler yaşamıştır. Savaş mağduru engelli sığınmacıların zorunlu yerinden edilme süreçlerinden daha fazla etkilendikleri, karşılanamayan özel ihtiyaçlarının bulunduğu, ekonomik olarak ciddi güçlükler yaşadıkları ve sürdürülebilir yaşam koşullarına sahip olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Toplumla bütünleşme ve ayrımcılık noktasında katılımcıların eğitim, sağlık, istihdam ve sosyal yaşantılarında çoklu ayrımcılıklara ve baskılara maruz kaldıkları ortaya konmuştur. Son tahlilde çalışma, engelli sığınmacıların ihtiyaçlar hiyerarşisini ve baskı unsurlarını ortaya çıkarmış ve sosyal hizmet perspektifinden müdahale önerileri ile engelli sığınmacıların sorunlarına çözüm stratejileri geliştirmiştir.

Bedensel engellilerEngelli kişilerGelecek beklentisi+7
Gamze Güneş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geçiçi koruma altında bulunan Suriyeli kadınların değişen toplumsal cinsiyet rollerinin analizi: Adana ili örneği

Göç her ne amaçla yapılmış olursa olsun insanlarda ve toplumlarda derinden izler bırakmaktadır. Bu izler de göçe konu olan insanların yaşam tarzları ve rollerinde farklılıkları da beraberinde getirmiştir. Bu farklılıklar göçün konusuna göre değişiklikler göstermiş ve özellikle zorunlu göçlerde bireyler arasındaki toplumsal rollerde anlamlı değişimlerin gerçekleştiği gözlemlenmiştir. Toplumsal cinsiyet rollerinde yaşanan değişim ve dönüşümlerden çoğunlukla dezavantajlı grup olarak tanımlanan kadın ve çocukların etkilendiği ve yeni hayat koşullarına adaptasyonlarında zorluklar çektikleri görülmüştür. Bu nedenle göçe karar verilmeden önce göç yolları, gidilen ülkelerin politikaları, varış noktalarının bilinmesi de önem arz etmektedir. Ancak bu durum çoğunlukla zorunlu göçlerde çok ihmal edildiğinde göçe konu olan bireylerin yeni coğrafya ve toplumlara adapte olmalarında rol çatışmalarını daha keskin bir şekilde yaşamalarına sebep olmaktadır. 2011 yılında başlayan Suriye iç savaşından sonra yeni bir hayat inşası için göçmenlerin zorunlu koşullarda yeni bir ülke olan Türkiye'ye göçü bu bağlamda sancılı olmuştur. Göçmenler bu bilinmez yolda çeşitli sorunlar ile karşılaşmışlardır. Bu zorluklar ve sorunlarda kadın ve çocukların daha savunmasız ve hassas grupları oluşturmalarından dolayı göç yolculuğu kadınların hayatlarına çok ciddi sorunlara neden olmuştur. Kadınlar göçün getirdiği zorlu süreci atlatabilmek ve savaşın psikolojik kalıntılarını geride bırakabilmek adına yerleştikleri bölgelere adaptasyonları zorunlu bir süreç ile erkeklere oranla daha hızlı bir süreçte gelişim göstermiştir. Bu çabaların sonunda kadınlar göçün getirdiği etkiler için büyük değişimler yaşamışlardır. Bu çalışmada da Suriye'den Türkiye'ye göç eden kadınların yaşadıkları yaşam pratikleri ele alınmıştır. Göç sürecinin tamamında yaşadıkları sorunlar karşılaştıkları zorluklar ve bu zorlukların üstünden nasıl gelmeye çalıştıkları incelenmiştir. Bu zorluklar sonucunda kadınların yaşamış oldukları değişimler toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışma kapsamında incelenen kadınların yıllarca yaşadıkları eski hayatlarını geride bırakarak yeni yaşam pratikleri ile toplumsal cinsiyet eşitliği yolunda ciddi bir değişim gösterdikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet, Göç, Göç ve Kadın, Göçmen Kadınlar

AdanaCinsiyet rolleriGeçici hukuki korumalar+6
Filiz Bulut Özbek
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma statüsündeki Suriyeli kadınların sosyal uyumu"Gaziantep, Şanlıurfa ve Kilis örneği"

Göç literatürü içerisinde kadının, göçün başlangıcından itibaren bu sürece dâhil olması ve sonucunda erkeklerden farklı etkilenmiş olduklarını açığa çıkaran akademik bir çalışmadır. Kadınların ırkı, kültürü, dini ve sınıf farklılıkları onların statüsünü belirlemiş ve göç araştırmasında etkili rol oynamıştır. Göç olgusu, iyi yönetilmediği durumlarda çok farklı problemler ortaya çıkabilir. Bu problemlerin azaltılması ve ortadan kaldırılması için odaklanması gereken kavramların başında sosyal uyum kavramı gelmektedir. Bu çalışmada sosyal uyum kavramı ile uyumu etkileyen faktörler açıklanmaya çalışılmış, Gaziantep, Şanlıurfa ve Kilis illeri içerisinde bulunan Geçici Koruma Altındaki Suriyeli kadınların sosyal uyum düzeylerinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Gaziantep, Şanlıurfa ve Kilis illerinde yaşayan Suriyeli kadınları temsil etmesi açısından farklı sosyoekonomik dinamiklere sahip 410 kişilik bir örneklem grubu oluşturulmuştur. Bu örneklem grubuyla yapılan araştırma sonucunda Suriyeli kadınların sosyal uyum düzeyleri ile kadınların çeşitli demografik bilgileri ve düşünceleri arasında farklılaşmaların tespit edilmesi hedeflenmiştir.

GaziantepGeçici hukuki korumalarGöçmenler+5
Songül Köse
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1951 Cenevre Sözleşmesi ve Türk Hukukundaki geçici koruma statüsünün karşılaştırması üzerine yapay zekâ çalışması

Türk Hukuk Sistemi'nde de coğrafi konumdan ötürü mültecilik konusu ele alınmış ve birçok düzenleme yapılmıştır. Fakat 1951 Cenevre Sözleşmesi bir noktada yetersiz kalmaktadır. Bu nokta ise ülkelerindeki iç karışıklıklardan dolayı ülkemize kitlesel akınla gelen Suriyelilerdir. Bireysel koruma statülerini düzenleyen 1951 Cenevre Sözleşmesi "kitlesel akınla" gelen Suriyeliler için yetersiz kalan bir düzenleme olmuştur. Bu nedenle öncelikle 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nda geçici koruma rejimi düzenlenmiş daha sonra bu rejim ayrıntılı şekilde çıkarılan Geçici Koruma Yönetmeliği'nde düzenlenmiştir. Günümüzde gelinen noktada mülteci hukuku ile ilgili birçok çalışma yapılmıştır. Tüm bu çalışmalara bakıldığında hala belirli yetersizlikler bulunmaktadır. İşte bu yetersizliklerden biri de kitlesel akınlarla ülkelere sığınan bireylerin durumlarıdır. Bu konuda uluslararası hukuk sahasında uzlaşılmış ortak bir mevzuat bulunmamaktadır. Bu noktada Türkiye'deki Geçici Koruma Yönetmeliği örnek belge niteliğindedir denilebilir. Geçici koruma statüsü hakkında ortak bir uluslararası mevzuatın geliştirilememesi ve 1951 Cenevre Sözleşmesi'ni iyileştirme çabalarının yetersiz kalması, ilgili devletlerin uluslararası koruma statüsü uygulamalarının güvenilirliğini etkilemektedir. Bu durumu bertaraf etmek ve bu iki noktada gerekli adımları atmak amacıyla literatür çalışmaları neticesinde birtakım öneriler getirdik. Bu öneri niteliğindeki maddeleri gruplandırarak yapay zeka uygulaması olan matlab uygulamasında kullanarak sonuçlarını değerlendirdik. Bu değerlendirmeler sonucunda elde ettiğimiz veriler ile ilgili ilgili sorun adına çözüm önerilerinde bulunduk. Bu sonuçların uygulanması halinde önemli katkıların sağlanabileceği kanaatindeyiz.

Cenevre SözleşmesiGeçici hukuki korumalarGöçmenler+3
Necmiye Merve Şahin
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
10
Master'sOpen AccessEN

Yerel entegrasyon yönetişiminde adhokrasi: Ankara'daki Suriyeli mültecilerin yerel entegrasyonuna yönelik Altındağ ve Çankaya belediyelerinin yaklaşımlarının karşılaştırılması

When the mass inflows started from Syria to Turkey in 2011, Turkey welcomed the Syrian refugees in the camps that were built in border cities in the first place. However, as the years passed, the number of Syrians who took refuge in Turkey increased, and most Syrians started to mobilize toward the cities where job opportunities are high. So, the local governments at the forefront of the Syrian forced migration management had the responsibility to provide services for the newcomers without any legal authorization. In such a condition, it is quite important to investigate whether there is any congruence or interplay between the central government playing the steering role with its decision-making and regulatory bodies and the municipalities facing the challenges of integration at the city level. Since the Syrians in Turkey have temporary protection status for an indefinite time period, the integration policy development has been characterized by the national policy ad-hocracy, which is also expected to be reflected in the responses of the municipalities. Hence, this study aims to analyze the extent that the approaches regarding the local integration of Syrians in Altındağ and Çankaya municipal districts in Ankara could be considered as part of the national policy ad-hocracy. This study revealed that although there are great differences between the difficulties faced by Altındağ and Çankaya municipalities, political party policies are often decisive in terms of local integration efforts of municipalities.

Ankara-AltındağAnkara-ÇankayaMunicipalities+6
Mehmet Yeğin
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Challenges in access to healthcare of Syrian refugees in Türkiye: The case of Mardin

The right to health is a fundamental human right, regardless of migratory status. Access to healthcare is also crucial for refugees, since they are already traumatized by conflict, civil wars, and associated poor living conditions. In the early years of the mass migration flows, Turkish government took an emergency response towards Syrian "guests" who were in dire need for protection. Later on, under the temporary protection scheme, Syrians' access to healthcare was redesigned from a short-term humanitarian emergency to a longer-term service provision that started to include Syrian medical professionals into the frame. Currently, there are over 3.5 million Syrians under temporary protection living in Türkiye. However, access to routine and/or specialized healthcare services for refugees in Türkiye still remains challenging. The main aim of this thesis was to understand what problems are being encountered by Syrians under temporary protection (SuTP) in access to healthcare services, their expectations from healthcare in Türkiye, and what the current system provides. Fieldwork was carried out in the Mardin province in two state hospitals - one in the city center and one in Kızıltepe district of the city, and a migrant health center also located in Kızıltepe. Mixed methodology was adopted for the research. In addition to 128 surveys carried out among 35 male and 93 female respondents, 13 in-depth face-to-face interviews with Syrian patients and six key informant interviews with Turkish medical personnel were conducted. Although almost all the survey participants and interviewees noted that they were able to access to healthcare in Türkiye, they mentioned that they had a myriad of problems in accessing to healthcare services. They underlined the problems of language barrier, procedural problems (i.e. number of appointments to be taken from the hospital, limitations by legal status and common knowledge about healthcare system), discrimination, economic difficulties, and difficulty in transportation. Other than the problems faced by Syrian patients, interviews with Turkish medical personnel indicated structural challenges in the health system. The findings of this research can be grouped under two categories as obstacles and facilitators to access to healthcare. Accordingly, Syrian patients identify bilingual patient guides as facilitators, albeit they have very limited access to their services. Language can be seen both as an obstacle and a facilitator. Obviously, language barrier limits the patients' understanding of their medical condition as well as required steps for a treatment. Yet, the levels of satisfaction of Arabic and Kurdish speaking Syrians from the healthcare services are usually based on the language skills of the host community. Arabic speaking Syrians living in Mardin find relatively easy access to healthcare in Mardin due to the main ethnicity in Mardin being Arabs. The same can be said for Kızıltepe where the local community is mainly Kurdish. Therefore, language and ethnic similarities act as a facilitator enabling Syrians to overcome language barrier in their access to healthcare services. It also indicates that belonging to same ethnicity and sharing a common language result in overall easier adaptation and better social cohesion. Another major obstacle takes place due to structural problems of the health system. Turkish medical personnel already overburdened are usually left alone to take care of Syrian patients. Although SIHHAT project was devised as a facilitator by creating refugee health centers for Syrians to access to healthcare, these centers often operate either as small clinics or rather for referring patients to nearby state hospitals. Furthermore, difficulties that medical personnel face may increase the risk of malpractice. This translates into medical personnel being reluctant to treat Syrian patients, which in turn understood generally as discrimination and shaming by patients.

Temporary legal protectionEmigrantsMardin+6
Tuna Kılınç
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası göç deneyimi olan bireylerin sivil toplum deneyimleri

Bu araştırmada Türkiye'de yaşayan geçici koruma ya da uluslararası koruma statüsünde yer alan göçmen bireyler tarafından kurulan sivil toplum örgütlerinin ortaya çıkma nedenleri, sağladıkları hizmetler, ne tür faaliyetler gerçekleştirdikleri ve bu faaliyetler esnasında karşılaşılan güçlükler ve kolaylıkların neler olduğu, üyelerin üye olma motivasyonları ve beklentilerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Başkan, üye ve gönüllü olmak üzere farklı sivil toplum kuruluşlarında görev yapan 32 uluslararası göç deneyimine sahip birey ile derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler, MAQODA 2020 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir ve çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Bulgulara göre, Türkiye'de kamu kurum ve kuruluşları tarafından uluslararası göç deneyimi olan bireylere yönelik gerçekleştirilen hizmetlerin, göçmen gruplar tarafından kurulan sivil toplum örgütlerince uygulandığı ya da sağlanan hizmetlerin bireylere ulaşmasında köprü görevi gördükleri söylenebilir. Görüşme gerçekleştirilen uluslararası göç deneyimi olan bireylerin ifadelerinden yola çıkarak; göçmen gruplar tarafından kurulan sivil toplum örgütlerinin çocuk ve kadın başta olmak üzere özel gereksinimli gruplara yönelik çalışmalar yürüttüğü, salgın döneminde üyesi oldukları kuruluşların faaliyetlerinin büyük oranda durdurduğu görülmüştür. Ayrıca salgın döneminde kişisel hijyen desteği, eğitim desteği, danışmanlık ve yönlendirme desteği sağlandığı ortaya çıkmıştır. Uluslararası göç deneyimi olan bireylerin daha çok kimlik/kayıt, barınma/ikametgâh, dil, sağlık ve istihdam gibi hak ve hizmetler konularında sorun yaşadıkları için sivil toplum kuruluşlarına müracaat ettikleri belirlenmiştir. Ayrıca sivil toplum örgütleri tarafından başta danışmanlık ve yönlendirme desteği olmak üzere çeşitli alanlarda hizmet sağlandığı görülmüştür. Öte yandan farklı sosyal sorunlardan dolayı müracaat edilen ve hukuki metinlerde yer alan hizmetlerin sağlanmasında önemli bir role sahip olan sivil toplum kuruluşları başta finansal ve idari olmak üzere çeşitli sorunlarla karşılaşmaktadır.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+3
Mehmet Ateş
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma altındaki Suriyeli öğrencilerin Türkiye'ye entegrasyonunda eğitimin etkisi

2023 yılında Dünya, pandeminin, savaşların, doğal afetlerin, zorunlu göçlerin yaşandığı, iletişim ve ulaşım ağlarıyla örülmüş global bir yaşam alanı haline gelmiştir. Savaşlar ve politik çıkar çatışmaları, insanları zorunlu ve kitlesel olarak göçe sürüklemiştir. Kötüleşen ekonomik şartlar da bireysel ve ulus ötesi göçleri tetiklemiş, göç alan ve göç veren yerleşim yerlerinde göçün etkilerinin tekrar düşünülmesi gerekliliğini doğurmuştur. Göç, hem göç alan hem göç veren bölgelerde ekonomik, kültürel, sosyal pek çok alanda değişime sebep olur. Hem mekansal hem toplumsal yapının aynı anda değişmesi, göçün öznesini mücadele ederek kazanacağı bir yaşam savaşına sokar. 2011 yılında sınır komşumuz olan Suriye'de meydana gelen savaş ile başlayan göç hareketi, beklenenin üzerinde Suriyelinin ülkemize giriş yapmasıyla sonuçlanmıştır. Zorunlu göçün beraberinde getirdiği, konut, işsizlik, güvenlik gibi temel sorunların aşılması sosyal yapıdaki uyum ve entegrasyon problemlerinin çözülmesiyle birlikte tam olarak gerçekleşebilir. Göç ile gelen Suriyeli nüfusun 2 milyona yakın 18 yaş altı genç nüfus olduğu düşünülürse eğitim sistemimize binen yükün ağırlığı anlaşılabilir. Suriyeden ülkemize yönelik göçün ilk yıllarında geçici çözümlerle bertaraf edilen problemlere, ilerleyen yıllarda daha sistematik çözüm önerileri getirilmiş ve entegrasyonun anahtarı olan dil ve eğitim çalışmalarına önem verilmiştir. Eğitim ve dil öğretimi entegrasyonun öncülü olarak pek çok sosyal sorunun da çözülmesini sağlayacaktır. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği Projeleriyle de desteklenen Suriyeli öğrencilerin eğitimi halen devam etmekte olan Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi (PİKTES) projesiyle sürdürülmektedir. Bu araştırmada, geçici koruma altında bulunan 6-14 yaş aralığındaki Suriyeli çocukların eğitime erişimi, eğitim sürecinde karşılaşılan zorluklar, sosyal entegrasyon çalışmaları ve entegrasyonu etkileyen faktörler, velilerin ve öğretmenlerin entegrasyona yönelik tutumları, uygulanan PİKTES projesi ve proje çıktıları değerlendirilmiştir.

BütünleşmeGeçici hukuki korumalarGöçler+5
Meryem Yaprak Ulukuş
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma altındaki Suriyeli lise öğrencilerinin yaşam kalitelerinin yordayıcısı olarak psikolojik sağlamlık

Bu araştırmada, Türkiye'de geçici koruma altında olan Suriyeli lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlıklarının yaşam kaliteleri üzerindeki yordayıcı etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Veriler, 13-20 yaş aralığında 9, 10, 11 ve 12. sınıfa devam eden 324 Suriyeli lise öğrencisinden gönüllülük esas alınarak elde edilmiştir. Araştırmanın verileri Ergenler İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (Kiddo-KINDL) ve Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (ÇGPSÖ-12) kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı (Korelasyon Katsayısı) ve basit doğrusal regresyon uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre yaşam kalitesi ve psikolojik sağlamlık puanları (r = .22, p < .01) arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı ilişki vardır. Psikolojik sağlamlık, yaşam kalitesi puanının % 5'ini (R2 = .05) açıklamaktadır. Yaşam kalitesi aile alt ölçeği ile psikolojik sağlamlık puanı (r = .24, p < .01) arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı ilişki vardır. Psikolojik sağlamlık puanı, aile yaşam kalitesi puanının % 6'sını (R2 = .06) açıklamaktadır. Yaşam kalitesi arkadaş alt ölçeği ile psikolojik sağlamlık puanı (r = .26, p < .01) arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı ilişki vardır. Psikolojik sağlamlık, arkadaş yaşam kalitesi puanının % 7'sini (R2 = .07) açıklamaktadır. Yaşam kalitesi okul alt ölçeği ile psikolojik sağlamlık puanı (r = .15, p <.01) arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı ilişki vardır. Psikolojik sağlamlık, yaşam kalitesi okul alt ölçek puanının % 2'sini (R2 = .02) açıklamaktadır. Yaşam kalitesinin bedensel iyilik, duygusal iyilik ve öz saygı alt ölçeği puanları ile psikolojik sağlamlık puanları arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+5
Ebru Keskin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Göçün suçluluğa etkisi: Gaziantep örneği

Göçmenlerin göç süreçlerini ele alan bu çalışmamızda göçmenler genellikle hangi nedenlerden dolayı göç etme faaliyetinde bulundukları ele almış ayrıca bu göç faaliyetlinin suçsa etkilerinin ne olduğu incelenmiştir.Bu inceleme de göçmenlerin suça bulaşma korkularına sahip oldukları anlatılmış ve özel de ise Suriyelilerin göç süreçleri ele alınmış Türkiye'ye ve Gaziantep şehrine neden göç ettikleri üzerinde durulmuştur.Burada ortaya çıkan etkenler araştırılmış ve Suriyelilerin Gaziantep halkıyla birlikte bir ortak yaşam oluşturabildikleri noktalara değinilmiş ve Suriyelilerin göç etmesinin Türkiye'nin suç ortalamasını ve Gaziantep şehrinin suç ortalamasını yükselttiği iddiaları incelenmiş ve bunların yalnızca iddiadan öteye geçemediği sabit rakamlarla belirtilmiştir.

GaziantepGeçici hukuki korumalarGöç politikaları+5
Hüseyin Furkan Kar
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İnsan hakları bağlamında uluslararası göç hukukunda geçici koruma statüsü

Dünya, yirmi birinci yüzyılda her zamankinden farklı olarak olağanüstü bir zorunlu göç süreci tecrübe etmektedir. Özellikle Arap Baharı ile Ortadoğu'da yaşanan iç karışıklıklar ile milyonlarca insan yerinden edilerek ağırlıklı olarak komşu ülkelere ve Avrupa'ya sığınmışlardır. Bu süreç çeşitli hukuki düzenlemelerin eksikliğinden birçok insan hakkı ihlallerini ve hukuki statü tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Türkiye ise bu süreçte misafir ettiği sığınmacı sayısı ve uyguladığı politikalarla ön plana çıkmaktadır. Türkiye'ye sığınan Suriyeliler Türkiye'de hukuki olarak "Geçici Koruma Statüsü" kapsamında bulunmaktadırlar. Geçici koruma statüsünün makul süreyi aşması korunan kişilere sosyal uyum ve insan onuruna yakışır yaşam standartlarının sağlanması açısından çeşitli belirsizlikleri de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle zorunlu göç olgusunun sürekliliği ve dünyanın çeşitli bölgelerinde sığınmacı nüfusunun her geçen gün artması konunun önemini ortaya koymaktadır. Bu tez çalışmasında sığınmacılık ve özel olarak geçici koruma statüsü insan hakları bağlamında ve uluslararası mülteci koruma rejimi çerçevesinde hukuki ve etik açıdan değerlendirilmektedir. Ayrıca çalışmada geçici koruma statüsü uygulanırken temel insan hakları ilkelerine uygunluk gösterilmesi gerektiği vurgulanırken, geçici koruma statüsünün sınırları ve zorlukları da ele alınmaktadır. Bu bağlamda, Suriyeli ve Ukraynalı sığınmacılar gibi farklı uyruklardan gelen sığınmacı gruplarına yönelik Avrupa Birliği'nin geçici koruma statüsü kapsamındaki tutum ve uygulamaları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Nitel araştırma metodunun kullanıldığı çalışmada veri toplama sürecinde doküman incelemesi ve anahtar kişilerle yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşme tekniklerinden faydalanılmıştır. Elde edilen veriler hukuki çerçevede yorumlanmıştır. Bu çalışma, geçici koruma statüsünün insan hakları bağlamında kritik bir mekanizma olduğunu ve korunan kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması için uluslararası toplumun sorumluluk paylaşımı ve iş birliği çerçevesinde daha fazla çaba göstermesi gerektiğini vurgulamaktadır. Geçici koruma politikalarının etkin bir şekilde uygulanması, korunan kişilerin insan haklarını güvence altına almak açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

Geçici hukuki korumalarKamu hukuku
Rukiye Gülerce
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de geçici koruma kapsamında bulunan Suriyelilere yönelik politikaların sosyal hizmetler açısından değerlendirilmesi

2011 yılında Ortadoğu halkları tarafından mevcut yönetimlere karşı insan hakları, sosyal adalet, demokrasi ve refah gibi çeşitli reform talepleri nedeniyle ayaklanmalar baş göstermiştir. Arap Baharı olarak adlandırılan bu hareketlilik sonucunda patlak veren Suriye krizi bir iç savaşa dönüşmüştür. Etkileri halen sürmekte olan Suriye iç savaşında birçok terör örgütü, dış aktörler ve rejim arasında ortaya çıkan çatışmalar devam etmektedir. Birçok Suriyeli meydana gelen iç savaş ve terör saldırıları nedeniyle yaşamını yitirmiş, travma geçirmiş veya ülkelerini terk ederek başka ülkelere göç etmek zorunda kalmıştır. Suriye halkının göç konusunda en çok tercih ettiği ülkelerin başında şüphesiz Türkiye gelmiştir. Bunun sebebi Türkiye'nin Suriyelilere yönelik geliştirdiği açık kapı politikası itibariyle hedef bir ülke olması ve Asya ile Avrupa arasında geçişlerin rotasında bulunmasıyla ilgilidir. Türkiye, Suriyelilere kapılarını açarak onlara ev sahipliği yapmış ve ihtiyaç duydukları her alanda çeşitli haklar tanıyarak birçok hizmet sunmuştur. Türkiye'nin Suriyelilere yönelik göç politikaları ile bu kapsamdaki sosyal politikaları ve bu politikalar doğrultusunda sunduğu sosyal hizmetleri bulunmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'nin ve AB'nin Suriye dış politikası ile Suriyelilere yönelik göç politikaları ele alınmıştır. Bir sosyal afet olarak göç olgusu irdelenmiş, afet ve göç olguları ile sosyal hizmetler ilişkilendirilmiştir. Çalışma literatür taraması şeklinde hazırlanmıştır. Bu doğrultuda ulusal mevzuat ve uluslarası müktesebat ile kurumsal faaliyet raporları ve alan araştırması verilerinden yararlanılmış ve özgün şekiller oluşturulmuştur. Türkiye'nin Suriyelilere yönelik politikaları sunduğu sosyal hizmetler açısından değerlendirilmiş ve politik, hukuki, pratik, kavramsal sorun ve aksaklıklar hakkında çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Geçici hukuki korumalarGrup odaklı sosyal hizmetMülteciler+5
Mustafa Sağı
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Marka Hukukunda geçici hukuki korumalar

?Marka Hukukunda Geçici Hukuki Korumalar? başlığını taşıyan bu tez çalışmasında; asıl yargılama sonuçlanıncaya dek hakkın etkin bir şekilde korumasını sağlayacak olan geçici hukukî korumaların marka hukuku bakımından değerlendirilmesine çalışılmıştır. MarKHKHK'da düzenlenmemiş hususlarda uygulanmak üzere, çalışmamızın devam etmekte iken yasalaşan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri dikkate alınmıştır.Çalışmamızın birinci bölümünde geçici hukukî koruma kavramı ile hukukumuzdaki görünümü ve geçici hukukî korumaların gösterdiği özellikler irdelenecektir. İkinci bölümde, ihtiyati tedbirlerin özellikleri, türleri ve marka hukukuna özgü ihtiyati tedbir kararların icrasına ilişkin hususlara yer verilecektir. Bu bölümde, marka hukuku bakımından hakemlerin ihtiyati tedbir kararı verebilme yetkisi ile bu kararların icra edilebilirliği de değerlendirilecektir. Üçüncü bölümde, ihtiyati tedbir kararlarına karşı konulması ve tedbirin kalkması, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davaları ve gösterdikleri özellikler incelenecek ve son bölümde marka hukukuna ilişkin ihtiyati tedbirler ile diğer fikrî ve sınaî haklara ilişkin hakların korunması bakımından söz konusu olan geçici hukuki korumaların benzer ve farklı yönleri ortaya konulmaya çalışılacaktır.Anahtar Kelimeler: Marka, İhtiyati Tedbir, Geçici Hukuki Koruma, Fikri ve Sınai Haklar, Tahkim.

Fikri ve sınai mülkiyet haklarıGeçici hukuki korumalarHukuki denetim+5
Nilüfer Albuz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma statüsü ve geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin Türk vatandaşlığını kazanması

Dünya tarihi boyunca ırk, din, dil gibi çeşitli olumsuzluklar insanların ülkelerini terk ederek bir başka devlete iltica etme ihtiyacı doğurmuşken günümüzde ise savaşlar, ekonomik krizler ve doğal afetler gibi sebeplerle başka bir devlete sığınma ihtiyacını gündeme getirmiştir. Uluslararası koruma hukukunun temelini oluşturan bu olumsuzluklar karşısında en temel metin olan "1951 Cenevre Sözleşmesi" ve "1967 New York Protokolü" ile başta mülteci kavramı olmak üzere bireysel koruma kavramları ortaya çıkmıştır. Zamanla dünya ülkelerinde meydana gelen olumsuzlukların etki ettiği kitlenin sayısının artması bireysel koruma türlerini etkisiz kılmış ve insanların kitlesel olarak koruma talebine cevap verebilmek adına geçici koruma statüsünü gündeme getirmiştir. Türk hukukunda "geçici koruma" kavramı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun ilgili 91. maddesi ile hüküm altına alınmış, 2011'de Suriye Arap Cumhuriyeti sınırlarında ortaya çıkan iç savaştan etkilenerek Türkiye sınırlarına kitlesel olarak akın eden binlerce Suriyelilerin geçici korumadan faydalanmasıyla da ilk kez uygulanmaya başlamıştır. Günümüzde Türkiye'de geçici koruma statüsü altında bulunan sayısı milyonu bulmuş Suriyeli bulunmaktadır. İç savaşın başladığı 2011 yılından günümüze kadar Türkiye'de yaşayan, yaşamanın bir gereği olarak Türkiye'de bir düzen kuran ve geçici koruma statüsünün vermiş olduğu haklardan ve hizmetlerden yararlanan Suriyelilerin ülkelerine savaş sebebiyle hala dönemeyecek olmaları durumu Türk vatandaşlığını kazanma durumlarını gündeme getirmiştir. Çalışmamızda uluslararası koruma kavramı ve türlerine değinilerek, kitlesel bir korumayı amaçlayan geçici koruma kavramı genel hatlarıyla ele alınacaktır. Son olarak Türk hukuku kapsamında geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin Türk vatandaşlığını kazanma durumu incelenecektir.

Cenevre SözleşmesiGeçici hukuki korumalarSuriyeliler+2
Merve Dilan Aksoy
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Esnaflaşmanın Hatay'da geçici koruma altındaki Suriyelilerin uyum süreçlerine etkisi

Coğrafi konumu sebebiyle göç, tarihin her döneminde Türkiye için olağan ve alışılmış bir olgu olmuştur. 2010 yılında patlak veren Arap Baharının etkileri, 2011 yılında Suriye'ye sıçramış ve iç savaşla sonuçlanmıştır. Daha sonra uluslararası aktörlerin de devreye girmesiyle küresel bir mesele olmuş ve modern tarihin en çok sığınmacı yaratan toplumsal olaylarından birine dönüşmüştür. Bu olayların neticesinde iç savaştan kaçan Suriyelilerin büyük kısmı sınır komşusu olan Türkiye'ye sığınmış veya Avrupa'ya geçiş için transit ülke olarak kullanmıştır. Çalışmada Geçici Koruma kapsamında bulunan Suriyelilerden esnaflığı seçmiş olan Suriyelilerin deneyimlerine istinaden elde edilen veriler değerlendirilerek Suriyelilerin uyum süreçlerine esnaflaşmanın etkisi incelenmiştir. Çalışma konusunun seçiminde esnaflaşmış Suriyeliler ve uyum süreçlerine ilişkin çalışmaların diğer konulara nazaran daha az yapılmasıdır. Bu kapsamda Hatay'ın 3 ilçesinde (Kırıkhan, Reyhanlı ve Antakya) 30'u esnaf olmak üzere 32 Suriyeli ile tercüman vasıtası ile derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler ışığında önerilen alt problemler değerlendirilmiştir. Çalışma ayrıca 'Kentsel Mültecilerin Adaptasyon ve Uyum Süreçlerine Yeni Bir Bakış Açısı: Kapsayıcı Kent İnşası Amaçlı Sosyal İnovasyon Deneyi' isimli TÜBİTAK Projesinden destek almıştır. Çalışma bu proje kapsamında gerçekleştirilmiş olup, projenin kapsamında elde edilen diğer verilerden de faydalanılmıştır. Çalışma neticesinde esnaflık olgusu kapsamında Suriyelilerin ev sahibi ülke ile hem kişisel hem de kurumsal ilişkilerin daha kolay geliştiği, bölgesel olarak Hatay ilinin kültürel ve tarihi geçmişi nedeniyle bu süreçleri desteklediği, ayrıca girişimcilik kararının alınmasında sembolik sermayenin ve sosyal ağların önemi ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: girişimcilik, mülteci girişimciliği, iltica, uluslararası koruma, Hatay

EsnaflarGeçici hukuki korumalarGirişimcilik+7
Mustafa Fırat Tekbaş
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de geçici koruma altında olan Suriyelilerde algılanan ayrımcılığın ruh sağlığı üzerinde etkisinde başa çıkma stillerinin aracı rolü: Eskişehir ili örneği

Bu çalışmada Eskişehir ilinde geçici koruma altında yaşayan Suriyelilerin algıladıkları ayrımcılık düzeyi ile ruh sağlığı belirtileri arasındaki ilişkide başa çıkma stillerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Eskişehir ilinde yaşayan 365 (210 erkek, 155 kadın) geçici koruma altındaki Suriyeli oluşturmaktadır. Katılımcılara kartopu örnekleme tekniği ile ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri Demografik Bilgi Formu, Algılanan Ayrımcılık Ölçeği, Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği-21, Travmatik Stres Belirti Ölçeği ve Başa Çıkma Stilleri Ölçeği-Kısa Form aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen bulgular SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Algılanan ayrımcılık, başa çıkma stilleri ve ruh sağlığı belirtilerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla Bağımsız Gruplar t Testi kullanılmıştır Algılanan ayrımcılık, ruh sağlığı belirtileri ve başa çıkma stilleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Başa çıkma stillerinin (problem odaklı, duygusal odaklı, işlevsel olmayan ve kendini suçlama) aracı rolünü görmek amacıyla ise Çoklu Regresyon analizi uygulanmıştır. Korelasyon analizi sonucunda incelenen değişkenler arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aracı rolünü incelemek amacıyla yapılan çoklu regresyon analizinde ise işlevsel olmayan başa çıkma stillerinin aracı rolü bulunmazken problem odaklı, duygusal odaklı ve kendini suçlama boyutlarının kısmi aracı rolü bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Algılanan ayrımcılık, başa çıkma stilleri, geçici koruma altındaki Suriyeliler, ruh sağlığı, Travma sonrası stres bozukluğu

AlgıAyrımcılıkBaş etme stratejileri+5
Ecem Güloğlu
Beykoz University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İş yargılamasında geçici hukukî korumalar

Bireyler arasındaki ilişkiler, toplumdaki herkesin uyması gereken soyut kurallarla düzenlenmiş ve bireyler arasında meydana gelen uyuşmazlıkların çözümü yargı yetkisine sahip olan devlete bırakılmıştır. Bu durumun bir sonucu olarak da devletten, hak arama özgürlüğünü ve hukukî korunma talebini güvence altına almasının yanı sıra etkin bir hukukî korumayı sağlaması da beklenmektedir. Yargılama sürecinde veya henüz bu süreç başlamadan önce dava sonucunun, maruz kalabileceği tehlikelerden korunması geçici hukukî korumalar aracılığıyla sağlanır. Kendine özgü bir yargılaması olan geçici hukukî korumaların türlerinden başlıcaları da ihtiyatî tedbir, ihtiyatî haciz ve delil tespitidir.Geçici hukukî korumalar, tüm yargılama türlerinde olduğu gibi iş yargılamasında da etkin bir hukukî korumanın sağlanması bakımından başvurulabilecek kurumlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İş hukukuna ilişkin kanunlarda geçici hukukî korumaları içeren çok az sayıda hüküm bulunduğundan iş yargılamasında da bu koruma tedbirleri bakımından medenî usûl hukuku ve icra hukukunun temel prensipleri göz önünde bulundurulacaktır.Çalışmamızın birinci bölümünde geçici hukukî korumalar ve iş yargılaması hakkında temel bilgiler verilecektir. İkinci bölümde ise geçici hukukî koruma türlerinden ihtiyatî tedbir, ihtiyatî haciz ve delil tespitinin iş hukukunda gösterdiği özelliklere değinilecektir. Son bölümde de iş yargılamasında ortaya çıkabilecek somut geçici hukukî koruma tedbirleri açıklanacaktır.

DelilDelil tespitiGeçici hukuki korumalar+5
Sumru Okayer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Konkordato mühletinde muhafaza tedbirleri

2004 sayılı İcra Sayılı ve İflas Kanunu'nda yer alan önemli müesseselerden biri de konkordatodur. İcra ve İflas Kanunu'nun iflasın ertelenmesine ilişkin hükümlerin 7101 sayılı kanun ile yürürlükten kaldırılması sonucu borçlarını ödeyememe tehlikesi içinde bulunan borçlunun konkordato yoluna başvurması kaçınılmaz olmuştur. Konkordato talep eden borçlunun hazırladığı konkordato ön projesinin uygulanıp uygulanamayacağı konkordato mühleti sonucunda anlaşılmaktadır. Konkordato mühleti, mahkemenin vereceği uzatma kararıyla uzun bir süreyi kapsamaktadır. Borçlunun malvarlığının muhafaza edilebilmesi için, konkordato mühletinin alacaklılar ve borçlu açısından İcra İflas Kanunu'nda belirtilen emredici hükümleri bulunduğu gibi mühlet kararı veren mahkemenin de kendiliğinden vereceği tedbirler bulunmaktadır. Birinci bölümde genel konkordato hükümleri incelenmiş olup İcra ve İflas Kanunu, Kooperatifler Kanunu ve Türk Ticaret Kanunun'daki konkordato düzenlemelerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, geçici hukuki koruma kavramı açıklanmış ve geçici hukuki korumanın farklı kanunlarda yer alan düzenlemeleri incelenmiştir. Son bölümde ise, konkordato mühletinde borçlunun malvarlığının muhafazası için İcra ve İflas Kanunu'nda yer alan hükümler, mahkemenin alabileceği tedbirler, tedbir kararlarına aykırılık halinde başvurulabilecek yasal yollar ve yapılan başvuru neticesinde Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından verilen kararlar incelenmiştir.

BorçluGeçici hukuki korumalarGeçici mühlet+7
Dilek Balcı
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects