Çanakkale

64 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Çanakkale Fevzipaşa Mahallesi'nde Roman kimliğinin oluşumu üzerine bir saha çalışması

'Öteki' ile temasın kaçınılmaz hale geldiği ve ulusal sınırların zorlanmaya başladığı günümüz toplumlarında, kimlik oluşumunun kurgusal arka planının gözler önüne serilme sürecinin hız kazandığı görülmektedir. Kimlik tartışmalarının kendisine bu denli yoğun yer edinebildiği bir süreçte, Çingene/Roman topluluklarının yaşam koşullarının gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Çingene/Roman topluluklarının kendilerini hala çeşitli hak talepleri ile ortaya koymaktan büyük oranda geride duruyor olmasıysa, onların içinden geldiği tarihsel süreci ve bağlamsal yaşam koşullarını dikkate almanın önem ve gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu minvalde, bu araştırmanın, mevcut soru işaretlerine kimlik oluşumu bağlamında bazı yanıtlar sunabilmesi umulmaktadır. Genel olarak Çingene/Roman topluluklarının kimlik oluşumunu konu edinen bu araştırmanın mekânsal çerçevesini Çanakkale'de Roman Mahallesi olarak tanınmakta olan Fevzipaşa Mahallesi oluşturmaktadır. Katılımlı gözlem yönteminin eşlik ettiği alan araştırması neticesinde, mahalle sakinleri içerisinden, amaçlı örneklem yoluyla seçilmiş 54 katılımcıyla görüşülmüş ve grubun kimlik oluşumunu anlamaya dönük birinci elden nitel veriler elde edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular, mahalle halkının gerek sosyal gerekse ekonomik anlamda dışlanma deneyimleriyle mücadele etmeye devam ettiğini ortaya koymaktadır. Kendisine yöneltilen damga biçimlerini kendi bağlamsal yaşam koşullarının gerektirdiği stratejileri benimseyerek aşma gayretindeki mahallelinin, bir nevi 'mikro kimlik' örneği olarak, 'Fevzipaşalılık' vurgusunu kimlik oluşumunun merkezi bir noktasında konumlandırdığı ve kendisini diğer Çingene/Roman gruplarından bu mekansal kimlik hattı üzerinden ayırma eğiliminde olduğu görülmüştür. Bu araştırma, söz konusu sınırların onları diğerlerinden ne oranda ayırdığı ve hangi konularda kader ortaklığına mahkum ettiğini anlama amacıyla; özelde mahalle içi dinamikler, mekana kazandırılan anlam, öteki ile ilişki, genelde ise medya, eğitim ve istihdam olanakları gibi noktalara odaklanmaktadır. Tüm bu ilişkiler; birey, yapı ve alan arasında süregelen dinamik ve diyalektik ilişkiyi gözden kaçırmamanın en uygun yollarından biri olarak görülen Bourdieu sosyolojisi perspektifinden ve özellikle habitus kavramı çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çingene/Roman, Kimlik, Etnisite, Sosyal Dışlanma, Habitus

DışlanmışlıkEtnik kimlikHabitus+6
Elif Gezgin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale Savaşları'na fiilen katılan Türk ve Alman generaller

Avrupa'da Sanayi İnkılâbı ile alevlenen sömürgecilik yarışı, hammadde ve Pazar arayışı ile Fransız ihtilali'nin getirdiği milliyetçilik akımı, Avrupa Devletleri'ni aralarında büyük rekabete, bloklaşmaya ve dünya savaşına götürdü.Osmanlı Devleti, I.Dünya Savaşı öncesi İtilaf Devletleri'nin yanında yer almak istedi. Fakat temel hedefi, Osmanlı topraklarını paylaşmak isteyen İtilaf Devletleri, bu teklife sıcak bakmadı. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, 2 Ağustos 1914'te İttifak Devletleri'nin yanında yer aldı. Rusya'nın yardım isteği, İngiltere`yi harekete geçirdi. I.Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesi'nin açılmasıyla İngiltere, zor durumda kalan Rusya'ya yardın götürmek istedi. Hedefi, Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul`u ele geçirmek ve devlete son vermekti. Böylece, savaşın kısa sürede bitirilmesini sağlayacaktı.İngiltere, Osmanlı Devleti'ni ?Yenilmez Armada?sı ile dize getireceğini ve sadece deniz kuvvetini kullanarak boğazlardan geçebileceğini düşünerek, Fransa ile beraber büyük bir donanma hazırladı. Osmanlı Devleti de, Boğazları korumak için, Müstahkem Mevkii Komutanı Cevat Paşa başkanlığında gerekli önlemlerini aldı. Tabyalarını güçlendirdi ve mayın hatları oluşturdu. Boğazın güçlendirilmesinde Alman General Merten Paşa da katkı sağladı.Çanakkale Savaşı'na fiilen 7 Türk General ile 5 Alman General katıldı. Türk Generaller; Esat Paşa, Mehmet Vehip Paşa, İsmail Cevat Paşa, Ali Mustafa Fevzi Paşa, Çolak Faik Paşa, Mehmet Ali Paşa, Mustafa Hilmi Paşa. Alman generaller ise; Liman Von Sanders Paşa, Von Der Goltz Paşa, Weber Paşa, Metren Paşa ve Trommer Paşa idi.Müstahkem Mevkii Komutanı Cevat Paşa komutasında, Türk askeri, itilaf donanmasını Çanakkale boğazı'nda yenilgiye uğrattı. Kara savaşlarında ise, İtilaf Devletleri, Ian Hamilton komutasında hedeflerine ulaşmak istedi.Çanakkale cephesinde, Osmanlı Devleti Liman Von Sanders başkanlığında, 5. Ordu`ya bağlı olarak, düşmanla mücadele etti. 5. Orduya bağlı Gelibolu yarımadasında, 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa Kuzey Grubu komutanı olarak, Anafartalar, Conkbayırı bölgesinde görev yaptı. Güney grubu komutanı olarak, Seddülbahir bölgesinde önce Weber Paşa bulundu. Daha sonra yerine Vehip Paşa geçti. Vehip Paşa komutasında, 5. Kolordu Komutanı Fevzi Paşa ve 14. Kolordu Komutanı Trommer Paşa görev aldı. Fevzi Paşa, Anafartalar Grup komutanı olarak da görev aldı. Ayrıca Güney grubunda Weber Paşa'ya bağlı olarak Seddülbahir cephesinde 1. Kolordu Komutanı Mehmet Ali Paşa ile 2. Kolordu Komutanı Faik Paşa mücadele etti. Anadolu yakasında Saroz bölgesinde Von Der Goltz 1. Ordu Komutanı ve ona bağlı 6. Kolordu Komutanı Hilmi Paşa görev aldı. Fakat doğrudan muharebeye katılmadı.Çanakkale Savaşları sonunda, generallerin yeteneği ve Türk askerinin savaş azmi, cesareti karşısında 9 Ocak 1916 yılında düşman çekilmek zorunda kaldıAnahtar Kelimeler: Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşları, Gelibolu Savaşı, Komutanlar, Türk Generaller, Esat Paşa, Vehip Paşa, Cevat Paşa, Fevzi Paşa, Mustafa Hilmi Paşa, Çolak Faik Paşa, Mehmet Ali Paşa, Alman Generaller, Liman Von Sanders Paşa, Von Der Goltz Paşa, Mert Paşa, Trommer Paşa, Weber Paşa.

AlmanlarAskerlerGeneraller+4
Hatice Işıldak Kara
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale ilinin uzun yıllar meteoroloji verilerine göre yıllık ve aylık yağışların trend analizi

İklim üzerinde olumsuz etkiye sahip olan küresel iklim değişikliği sıcaklıkların artmasıyla kuraklık yaşanmasına, deniz seviyesinin yükselmesine ve yağış düzeninin bozulmasına neden olmaktadır. Bu sebeple son yıllarda dünya üzerinde birçok farklı disiplin iklim çalışmalarında parametrelerindeki meydana gelen ani değişimi ve eğilim durumunu saptayabilmek amacıyla trend analizleri kullanmaktadır. Yağış değişkeninde meydana gelen değişimleri yani artış veya azalış hareketlerini ortaya koymak trend analizler ile mümkündür. Bu çalışmada Çanakkale ilinin yağış eğilimini ortaya koymak amacıyla 12 ilçe için seçilen 21 adet yağış gözlem istasyonunun 1929-2020 yılları arasındaki aylık ve yıllık yağış verilerinin trend analizi yapılmıştır. Analizler yapılmadan önce ilk olarak istasyonların eksik verileri enterpole edilmiştir. Eksik yılları tamamlanan istasyon verileri SNHT, Pettitt Testi, Buishand Testi ve Von-Neuman Testi olmak üzere 4 farklı homojenlik testine tabii tutulmuştur. Çalışmada kullanılan bu homojenlik testleri boş hipotezleri yansıtan testlerin sayısına bağlı olarak şüpheli, kritik ve homojen olmak üzere 3 kategoriye ayrılarak sınıflandırılması yapılmıştır. Çanakkale ilinin 12 adet ilçe yağış gözlem istasyonundan SNHT testine göre 5 istasyon, Pettitt testine göre 6 istasyon, Buishand testine göre 5 istasyon, Von-Neuman testine göre ise 2 istasyon homojen olarak çıkmıştır. Genel anlamda 4 testin birlikte değerlendirilmesiyle Çanakkale İl Merkezi, Bozcaada, Gökçeada, Lâpseki ve Yenice istasyonları olmak üzere 5 istasyon Sınıf: 1 kapsamında homojen sonuç vermesine karşın geriye kalan 7 istasyon Sınıf: 3 kapsamında şüpheli olarak değerlendirilmiştir. Kayıp yılları tamamlanan ve homojenlik testleri ile sınanan yağış verileri parametrik testlerden Lineer Trend Analizi; parametrik olmayan trend testlerinden ise Mann-Kendall Testi, Mann-Kendall Mertebe Korelâsyon Testi, Sen'in Eğilim Testi (Sen's Slope), Şen'in Yenilikçi Eğilim Trend Analizi (ITA) olmak üzere 5 farklı trend analiz yöntemine tabii tutularak 4 ilçe ile aylık ve 12 ilçe ile yıllık eğilim durumları saptanmıştır. Aylık analiz sonuçlarına göre genellikle yaz ve kış aylarının yağışlarında belirgin bir şekilde azalış eğilimine rastlanılırken mart, nisan ve mayıs aylarında artış eğilimleri tespit edilmiştir. Yıllık analizler sonucunda 5 testin aynı trend sonucunu vermesiyle birlikte 6 ilçede eğilim durumu kesin olarak saptanmıştır. Ayvacık, Çan, Eceabat, Ezine ve Lâpseki ilçesinde artış eğilimi; Biga ilçesinde ise azalış eğilimi belirgin bir şekilde ortaya konulmuştur. Geriye kalan 6 istasyonda ise trend analizlerin test sonuçları belirgin bir şekilde değerlendirilmeyip çoğunluk durumuna göre belirlenmiştir. Bu duruma göre Bozcada ve Yenice ilçelerinde artış eğilimi tespit edilirken, Bayramiç ve Gelibolu ilçe istasyonlarında azalış eğilimi tespit edilmiştir. Çanakkale Merkez ve Gökçeada ilçesinde ise herhangi bir artan veya azalan eğilime rastlanılmamıştır.

TestlerTrend analiziYağış miktarı+2
Elif Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale planipennia (Insecta: Neuropteroidea) türlerinin sistematik ve faunistik yönden incelenmesi

Bu çalışma' da Çanakkale'den 1997 yılının Mayıs ile Ağustos ayları arasında 17 lokaliteden toplanan 3 familya, 10 cins ve 14 türe ait toplam 143 Neuroptera örneği sistematik ve faunistik açıdan değerlendirilmiştir. Metin içerisinde türlerin sinonimleri, morfolojileri, habitatı, ekolojisi ve incelenen materyaller ile her tür için gerekli toplama bilgileri verilmiştir. Türlerin yayılışı Türkiye ve dünyada olmak üzere iki kategoride ele alınmıştır. Şengonca (1980) tarafından kaydı verilen Chrysoperla carnea türü hariç toplam 13 tür Çanakkale faunası içinde yeni kayıttır. Bu 13 türden biri olan Neuroleon distichus Türkiye faunası için yeni kayıttır. Myrmeleonidae ve Ascalaphidae familyalarına ait türler Çanakkale faunası için yeni kayıttır. Türlerin Çanakkale'de toplama yapılan lokalitelerdeki dağılışı her tür için ayrı bir harita ile gösterilmiştir.

FaunaSinir kanatlılarÇanakkale
Savaş Canbulat
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale cephesinde Kâzım İnanç

Birinci Dünya Sava􀃺􀃕'nda, Çanakkale Cephesinin denge anahtar􀃕 olarak nitelendirebilece􀃷imiz Kâz􀃕m 􀃸nanç Pa􀃺a'n􀃕n Çanakkale Cephesinde yapmakla yükümlü oldu􀃷u görev, yetki ve sorumluluklar􀃕n belgeler 􀃕􀃺􀃕􀃷􀃕nda de􀃷erlendirilip aç􀃕kl􀃕􀃷a kavu􀃺turulmas􀃕 esas􀃕na dayanarak bu tezimiz olu􀃺turulmu􀃺tur. Yapt􀃕􀃷􀃕􀁐􀃕z bu çal􀃕􀃺ma, Kâz􀃕m 􀃸nanç'􀃕n 1880 tarihinde do􀃷umundan vefat etti􀃷i 1938 sürecine kadar ya􀃺ad􀃕􀃷􀃕 olaylara ve yürüttü􀃷ü görevlere ayr􀃕nt􀃕ya inmeden de􀃷indikten sonra, Çanakkale Cephesinde yapmakla yükümlü oldu􀃷u görevler ve görevleri d􀃕􀃺􀃕nda bazen ekstra yapt􀃕􀃷􀃕 i􀃺leri belgeler 􀃕􀃺􀃕􀃷􀃕nda ayd􀃕nlatmay􀃕 amaçlad􀃕k Askeri görevine ba􀃺lad􀃕􀃷􀃕 andan itibaren önemli görev ve pozisyonlarda bulunan Kâz􀃕m 􀃸nanç, gerek Harbiyede ö􀃷renci oldu􀃷u s􀃕ralarda gerekse Balkan Sava􀃺lar􀃕nda yürüttü􀃷ü görevlerin neticesinde elde etti􀃷i deneyim ve tecrübeler sayesinde Çanakkale Cephesinde kilit bir rol üstleneren önemli ba􀃺ar􀃕lara imza atm􀃕􀃺􀁗􀃕r. Çanakkale cephesinde Be􀃺inci Ordu Komutan􀃕 Alman Generali Liman Von Sanders'in Kurmay Ba􀃺kan􀃕 olarak görev yapan Kâz􀃕m 􀃸nanç, çok iyi almanca konu􀃺abilmesinin etkisiyle de Limân Pa􀃺a ile gerek harbiyeden gerek karargâhlardan tan􀃕􀁇􀃕􀃷􀃕 yak􀃕n arkada􀃺lar􀃕 olan birlik komutanlar􀃕 aras􀃕nda denge görevi görerek olabilecek çat􀃕􀃺malara engel olmaya çal􀃕􀃺􀁐􀃕􀃺􀁗􀃕r Bu amaç ve kapsamlar􀃕 içeren tezimiz Milli Savunma Bakanl􀃕􀃷􀃕, Genelkurmay ATASE Ar􀃺ivi, Ba􀃺bakanl􀃕k Ar􀃺ivi, TBMM, Türk Türk Tarih Kurumu, Milli Kütüphane, Diyarbak􀃕r 􀃸l Hâlk Kütüphanelerinden faydalanarak elde edilen Hat􀃕ratlar, Makaleler, Belgeler ve Resmi Yay􀃕nlar􀃕n değerlendirilmesi sonucunda haz􀃕rlanm􀃕􀃺􀁗􀃕r. Anahtar Sözcükler: KâzÕm Paúa, Beúinci Ordu, Çanakkale Cephesi, Liman Von Sanders

Dünya Savaşı IMilli MücadeleMilli Mücadele Dönemi+7
Rüya Bağır
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Portekiz basınından A Capital gazetesine göre Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı cepheleri: Çanakkale, Sina-Filistin ve Irak

Portekiz Devleti'nde Habsburg Hanedanlığının sona ermesi ve yönetimin Bragança Hanedanlığı'ndan IV. João'ya geçmesi aynı zamanda Portekiz'deki değişiminde başlangıcı olmuştur. IV. João halkı yanına çekmek ve hükümdarlığını sağlamlaştırmak için ilk resmî gazete olan "A Gazeta da Restauração"nu 1 Aralık 1640'ta yayınlamıştır. İlerleyen yıllarda ise birçok farklı gazete bu akımı takip ederek yazılı basın kültürünün Portekiz'de gelişmesine ve yerleşmesine katkı sağlamıştır. Manuel Guimarães tarafından 1 Temmuz 1910'da ilk baskısı çıkan A Capital gazetesi de bu akımın takipçilerinden birisi olmuştur. A Capital gazetesi kuruluşundan itibaren kendi amaçlarının cumhuriyet sistemine dayalı bir yönetim anlayışı olduğunu söylemiştir. Kuruluş yıllarından itibaren sürekli olarak bu ideolojiyi halk arasında yayabilmek için çaba göstermişlerdir. A Capital gazetesi, I. Dünya Savaşı yılları boyunca okuyucuyu bilgilendirmek için büyük çaba sarf etmiş ve savaşın gerçekleştiği tüm cephelerle ilgili bilgileri aktarmaya çalışmıştır. Osmanlı Devleti'nin yer aldığı Çanakkale, Sina-Filistin ve Irak Cephelerine ise gerekli önemi ve özeni göstererek bu cephelerle ilgili birçok habere yer vermiştir. Bu haberleri aktarırken cephelerden gelen ana kaynaklara, yapılan röportajlara ve durum değerlendirmelerine sık sık başvurmuştur. Bu tezin hazırlanmasındaki amaç savaşın gerçekleştiği yıllarda Osmanlı Devleti'nin Cephelerdeki durumunu farklı bir bakış açısından görmek ve değerlendirmektir.

A Capital gazetesiBasınDünya Savaşı I+7
Yusuf Tomurcukgül
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Avustralya belgeleriyle Çanakkale Savaşı

Birinci Dünya Savaşı Avrupalı Devletlerin güç mücadeleleri neticesinde ortaya çıkmış ancak sadece Avrupa'yı değil bütün dünyayı etkilemiştir. Söz konusu devletler rakiplerinin gücünü bölmek için dünyanın çeşitli yerlerinde cepheler açmıştır. 'Büyük Savaş' olarak da adlandırılan Birinci Dünya Savaşı'nda açılan ve sonuçları itibariyle sadece muharip devletleri değil, birçok devleti etkileyen cephelerden biri ve belki de en önemlisi Çanakkale Cephesidir. Çanakkale Cephesi İngiltere'nin öncülüğünde 19 Şubat 1915 tarihinde başlayan deniz taarruzlarıyla açılmıştır. Çanakkale Boğazı'nı deniz yoluyla geçmek için büyük ve güçlü gemileriyle zorlayan İtilaf Devletleri 18 Mart 1915 tarihinde gerçekleştirdikleri büyük taarruzda büyük kayıplar verince boğaz sadece denizden zorlama fikrinden vazgeçmiş ve kara çıkarmaları yapmaya karar vermiştir. Yapılan hazırlıklardan sonra 25 Nisan 1915 tarihinde kara çıkarmaları başlamıştır. Kara çıkarmalarında İngiliz ve Fransız askerlerinin yanı sıra sömürgelerinden getirdikleri askerler de görev yapmıştır. Getirilen bu sömürge askerleri arasında Avustralyalılar da bulunmaktaydı. Avustralyalılar yetiştikleri zorlu coğrafya itibariyle insiyatif alabilen ve duruma göre vaziyet alan insanlardır. Bu özellikleri onlara Çanakkale Cephesinde büyük faydalar sağlamıştır. Görevlerini yerine getirmek için emir beklememiş, hedefe ulaşmak için ellerinden geleni yapmışlardır. İki aşamadan oluşan kara çıkarmalarında kendilerine verilen görevi tam anlamıyla yapamasalar da kendilerine verilen zorlu görevleri büyük ölçüde yerine getirmişlerdir. Bu özellikleri hasebiyle savaşta yenilmelerine rağmen isimlerini bütün dünyaya duyurmuşlardır. Çanakkale Cephesi Türk tarafının tartışmasız üstünlüğü ile sonuçlanmış ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu kadrosunu oluşturmuştur. Daha sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni kuracak olan pek çok asker ve siyasetçinin yolu Çanakkale'den geçmiştir. Bununla beraber, Çanakkale Cephesi sadece Türk tarafının değil Avustralya'nın da bir devlet olarak ortaya çıkmasında önemli rol oynamıştır. Daha önce sosyal, kültürel, tarihsel vb. alanlarda İngiltere ile bütünleşen Avustralyalıların milliyetçi duyguları bu savaştan sonra güçlenmiş ve henüz kendini yeni tanıyan bir millet olgunluğa doğru yol almaya başlamıştır. Çanakkale Cephesinde kara çıkarmalarının başladığı 25 Nisan günü Avustralya'da 'Anzac Day' olarak kutlanmaktadır. Çanakkale Cephesinde Türk tarafının verdiği mücadele daha sonra sömürgeciliğe karşı direnen milletler için de önemli bir örnek teşkil etmektedir. Sonuç olarak, Çanakkale Cephesi Türk milletine büyük kazançlar sağlamış olmakla beraber, kaybeden tarafta olan Avustralya için de önemli sonuçlar doğurmuştur.

AnzaklarArşiv belgeleriAvustralya+3
Rıza Işıtan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci Dünya Savaşı sırasında Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nin Çanakkale Cephesi'ndeki faaliyetleri

Osmanlı Devleti, Uluslararası Cenevre Sözleşmesi'ni 1865 yılında imzalamışsa da bunun düzenli bir şekilde teşkilatlanması Trablusgarp ve Balkan Savaşları'nda gerçekleşmeye başlamıştır. Birinci Dünya Savaşı içerisindeki en kanlı çarpışmaların yaşandığı Çanakkale Cephesi de yine Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nin etkin bir şekilde faaliyet gösterdiği bölgelerden birisi olmuştur. Bu çalışma ile Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nin Çanakkale Cephesi'ndeki hizmetleri, tıbbi malzeme, sıhhi alet-edevat, sağlık personeli gereksinimi, yaralı ve hasta askerlerin yiyecek-içecek ve giyecek ihtiyacının karşılanması, hastane gemileri ve esirlerle ilgili faaliyetlerini ortaya koymak hedeflenmiştir. Bütün bunların yanında İtilaf Devletleri'nin uluslararası savaş hukukuna aykırı tutumları, Cenevre Sözleşmesi kurallarına riayet ve ihlallerine de değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti, Hilal-i Ahmer Cemiyeti, Çanakkale Cephesi, Cenevre Sözleşmesi

Dünya Savaşı IHilal-i Ahmer CemiyetiOsmanlı Devleti+4
Tuba İşler
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The first traces of settlement in Northwest Anatolia

Anatolia Turkey's gate opening Europe has became an attractive settlement for settlers throughout history since prehistoric times Even today it is of great promience as settlement. In result of surface surveys and excavations, It is understood that there were settlements in Northwestern Anatolia in the Paleolithic, Epipalaeolytic, Neolithic and Chalcolithic Periods. Cities of Çanakkale and Balıkesir have been included in our study topic.In both of the cities we studied, We encountered settlementsbelonging to Paleolithic Period- 6 in Çanakkale and 5 in Balıkesir in total 11; settlements belonging to Epipalaeolytic –only one in Balıkesir; settlements belonging to Neolithic 6 in Çanakkale and 3 in Balıkesir in total 9, and finally settlements belonging to Chalcolithic - 11 in Çanakkale and 14 in Balıkesir in total 25. It was identified that Most of these settlements were established in areas close to wetlands which is basic need of human life. Information which sheds light on these settlements is reached thanks to findings acquired as a result of surface surveys and excavations caried out in these areas. As a matter of fact, Findings unerathened from these settlements reflect the features of these prehistoric ages. Yet due to not only unsufficient researches but also to damage uncounciously caused by the living in the nature, It wasn't possible to obtain very detailed extensive information from settlements. The aim of this thesis study titled "First settlements traces in Northwest Anatolia" is to examine by studying their surface surveys and excavations which were done in Northwest Anatolia in time interval which is from Paleolithic Period to Bronze Age with very wide lines in the frame of Çanakkale and Balıkesir cities and to provide as source for subsequent works . Another aim of this study is to provide better understanding which the first settlements are in Paleolithic, Epipaleolytic, Neolithic and Chalcolitik Ages from prehistoric times of Çanakkale and Balıkesir, that these settlements separated from each other by showing what like variabilities and findings obtained from settlements which were identfied and general featurs as to settlements. Key Words: Northwest Anatolia, Settlement, Çanakkale, Balıkesir, Prehistoric.

AnatoliaBalıkesirNorthwest Anatolia+5
Kibar Bal
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay sinir ağları ve makine öğrenmesi ile güneş ışınımının analizi: Bursa ve Çanakkale örneği

Güneş enerjisi dünya üzerinde en önemli ve en çok bulunan yenilenebilir enerji kaynağıdır. Doğada enerji kaynaklarının az oluşu, çevreye verdiği zarar ve tükenecek olması nedeniyle yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili çalışmaların artmasına neden olmuştur. Yapılan bu çalışmada da yenilenebilir enerji kaynaklarından olan güneş enerjisi üzerine yapılmıştır. Çalışmada Bursa ve Çanakkale illerine ait 2015-2019 yılları arasındaki günlük/saatlik güneş ışınım verileri kullanılarak Yapay Sinir Ağları ile tahminleme. Makine Öğrenmesi Algoritması ile sınıflama analizi yapılmıştır. Analiz sonuçları karşılaştırıldığında Bursa ilinin sonuçlarında Bayesian yöntemi en iyi sonucu vermişken. Çanakkale ili için en iyi sonucu Levenberg-Marquardt yöntemi vermiştir. Makine öğrenmesi algoritmasında ise sınıflama analizi yapılmış olup dört temel algoritma kullanılmıştır. Kullanılan algoritmalarda en iyi sonuca ise Decision Tree (Karar Ağaçları) yöntemiyle Bursa ilinin verileri ile ulaşılmıştır. Bu doğrultuda öneriler ve yorumlar yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Güneş Işınımı, Yapay Sinir Ağları, Makine Öğrenmesi, Tahminleme Teknikleri

BursaEkonometrik modellerEkonometrik tahmin+7
Ebru Korkmaz
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin tarım çalışanlarına etkisi: Çanakkale ili örneği

Tarım geçmişten bugüne insanlığın başlangıçta beslenme gereksinimini karşılamak için var olan bir yapı olarak ortaya çıkmıştır. İnsanlık tarihi kadar eski olan tarım sektörü, günümüzde beslenmenin haricinde başlı başına önem oluşturan etkin bir sektör olma özelliği taşımaktadır. Tarım sektörü etkileyen ve etkilenen bir sektör olma özelliğini içinde barındırırken, son dönemde yaşanan Covid-19 küresel salgın krizinin boyutuyla yeniden incelenmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. İlk olarak 2019 yılı Aralık ayında Çin'de ortaya çıkan korona virüs salgının küresel bir boyut kazanması ile birlikte tüm ekonomik sektörler ve tarım sektörü salgının seyrinden oldukça etkilenmiştir. Bu çalışmada da Covid-19 salgın döneminin başta ekonomiye ve özelde tarım ekonomisine olan etkilerini analiz ederek, bu tip küresel krizlerin tarımın geleceğine ve tarım çalışanlarına olan etkisinin boyutunu incelemek, araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Yapılan çalışma esnasında Covid-19 salgınının etkisinin ekonomik sektörlere etkisi, bu alanda yapılan literatür çalışmaları da incelenerek değerlendirilmiş olup, tarım çalışanlarının genel durumu ve salgın döneminden etkilenme düzeyleri ise 81 soru ve 5 ana bölümden oluşan bir anket çalışması ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların cevaplarına göre salgın dönemi kişisel çalışma durumunu etkilememesine rağmen, salgının yarattığı ekonomik belirsizlik hali ve tarımın var olan sorunlarına ek olarak salgın döneminde yaşanan arz sorunlarının da tarım sektörüne önemli derecede etki edeceği sonucuna ulaşılmıştır.

COVID 19PandemilerTarım işçileri+3
Simge Özkan
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Çanakkale testi ve sürahi formlarının incelenmesi ve bir seramik sergisi

Türk Seramik tarihinde önemli bir yeri olan Çanakkale Seramikleri, kendine özgü form ve dekor uygulamalarıyla geleneksel seramik sanatında yer edinmiştir. Çanakkale şehrinin jeopolitik konumu itibariyle Çanakkale Boğazı'nı kullanarak deniz yoluyla birçok Avrupa ülkesine bu seramikler ulaştırılmıştır. İki bölümden oluşan bu rapor çalışmasının ilk bölümünde, 17. Yüzyıldan 20. Yüzyılın ikinci yarısına kadar üretimi yapılan Çanakkale Seramikleri genel olarak ele alınmıştır. Bununla birlikte Çanakkale Seramiklerinde testi ve sürahi formları detaylı olarak incelenmiştir. Formların üzerinde bulunan coşkulu renkleriyle ve aplike edilmiş kabartmalarıyla da dikkat çekmişlerdir. Birden fazla formun çömlekçi çarkında şekillendirildikten sonra birbirine eklenerek meydana getirildiği testi ve sürahi formlarının üzerinde görülen akıtma ve fırça darbeleri göze çarpmaktadır. Halk arasında da kültürel olarak ilginç sembolik anlamları olan bu testi ve sürahiler doğum geleneklerinde de farklı anlamlarla karşımıza çıkmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise seri üretim başlayana kadar geleneksel form üretimleri devam etmiştir. Bu parçaların birçok örneği günümüzde müzelerde, koleksiyonlarda ve antikacılarda bulunmaktadır. Tarih boyunca "balık" toplumlar tarafından farklı şekillerde anlamlandırılmış ve aktarımlarda bulunmuştur. Bolluk ve bereketin sembolü olmuş ve semavi dinlerde önemli yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, Anadolu'da görülen örnekleri ve mitolojideki yeri incelenmiştir. Çanakkale seramiklerinde görülen zengin form ve uygulamaları referans alınarak meydana getirilen, balık temalı seramik sergisi çalışmaları görülmektedir.

SeramiklerSürahilerTestiler+1
Emre Aydos
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadelede çanak bunalımı

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'nı kaybederek İtilaf Devletleri İle 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'ni imzalamıştır. Ancak bu mütareke peşinden bir barışı getirmemiş, İtilaf Devletleri Osmanlı Ülkesini 1 Kasım'dan itibaren işgale devam etmişlerdir. İngiliz Başbakanı Lloyd George, 6 Mayıs 1919'da Rumlara katliam yapıldığını ileri sürerek Yunanlılar tarafından İzmir'in işgal edilmesini istemiş ve bu işgal 15 Mayıs 1919'da resmen başlamıştır.Türk Milleti; kendini yok etmek isteyenlere karşı, Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde üç buçuk yıl süren bir savaş vermiştir. Doğu ve Güney cephelerinde Türk Halkının eşsiz fedakârlıklarıyla kısa zamanda kazanılan başarılardan sonra sıra Yunanlıları Batı Anadolu'dan atmaya gelmiştir. Kadını, erkeği; genci ihtiyarıyla fiilî olarak savaşın her safhasında rol alan Türk insanı uzun ve sıkıntılı mücadelelerden sonra 9 Eylül 1922'de İzmir'i hürriyetine kavuşturmuştur.İzmir'in kurtarılmasından sonra Türk ordusu, Yunan ordusunun geri kalanını da Anadolu'dan atmak üzere yönünü kuzeye, Boğazlar ve Trakya'ya çevirmiştir. Ancak, Sevres Antlaşması'na göre Boğazlar etrafında meyda¬na getirilmiş olan ?tarafsız bölge? uluslararası silahlı bir kuvvetçe savunulmaktaydı. Bu kuvvet, İngiliz, Fransız ve İtalyan askerlerinden meydana gelmekteydi. İngilizler Boğazlar bölgesinin tarafsız bölge (Neutral Zone) olduğunu iddia ediyor ve Türk ordusunun bölge sınırlarına girmesini savaş sebebi sayıyordu. Bunun üzerine Türklerle müttefikler arasında savaşın eşiğinden dönülecek bir bunalım baş gösteriyordu.Fransız ve İtalyan Birlikleri Gelibolu'ya çekilince General Harington komutanlığında bulunan İngiliz birlikleri, Türk ordusuna karşı tek başlarına kalmışlardı. İngiliz birlikleri Çanakkale'yi terk edip Gelibolu'ya geçtikleri takdirde İngiltere'nin itibarı ayaklar altına alınmış olacaktı. Bu durum Müslümanlar arasında İngiliz yenilgisi olarak görülecek ve Hindistan ile Irak'ta is¬yanlar dahi çıkabilecekti. Churchill derhal dominyonlara başvurarak askeri yar¬dım talebinde bulundu. İn¬giliz Hükümeti, Türk ordusuna karşı seferberlik ilan et¬mek istiyordu. İngilizlerin dominyonlara yaptığı tale¬be ancak Yeni Zelanda ile Küçük Newfoundland olum¬lu cevap verdi.Lord Curzon, Poincare ve Kont Sforza Paris'te bu¬luştular. Fransız ve İtalyanlar resmen savaşa girmeyeceklerini bildirdiler. İngiliz Hükümeti yalnız kalmıştı. Mudanya'da Türklerle bir mütareke için görüşme kararı aldılar. Doğu Trakya Türklere bırakılacak, İstanbul bo¬şaltılacaktı. Bu kararı derhal Ankara'ya bildirdiler. Ke¬malistlere sadece tek şart ileri sürdüler. Mütareke konuş¬maları yapılırken ve barış koşulları görüşülürken Türk¬ler tarafsız bölgeyi işgal etmeyeceklerdi.Türk askerleri tarafsız bölgeye girmiş, fakat kendi¬lerine ateş edilmemiştir. 29 Eylül'de Mustafa Kemal, Gene-ral Harington'a bir mesaj göndererek yeni askeri birlik¬lerinin tarafsız bölgeye gönderilmeyeceğini bildirmiş, İngiliz Hükümeti'nin Türklere vermek istediği ültimatom da Gene¬ral Harington tarafından gönderilmemiştir. Bunun için de Lloyd George Hükümeti düştükten sonra yeni hükümet Harington' a teşekkür etmiştir

Kurtuluş SavaşıMilli MücadeleTürk-İngiliz ilişkileri+1
Fatih Odabaş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Smyrna Agorası'nda bulunan Çanakkale seramiklerinin araştırılması ve modern tekniklerle yeniden üretilmesi

Çanakkale'de 17. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ilk yarısına kadar üretimi devam etmiş olan Çanakkale seramikleri geleneksel halk sanatının önemli örneklerindendir.Çanakkale seramikleri sahip oldukları form ve desen özelliklerinin yanı sıra üretim teknolojisi ile de günümüzde yeniden üretilmeye uygundur. Ancak orijinal hammaddeye ulaşımın günümüzde mümkün olmaması, seramik üretiminin ulaşılabilir hammaddeler ile gerçekleştirilmesini zorunlu kılar. Tez çalışması İzmir Agarosı'nda açığa çıkartılan Çanakkale seramiklerinin fiziksel özelliklerinden üretim aşamalarına kadar birçok yönünü incelemeyi hedeflemektedir. İzmir Agora kazılarında yapılan çalışmalarla gün yüzüne çıkarılan Çanakkale seramikleri belli ki döneminde bir ticaret ürünü olarak İzmir'e gelmiştir. Çanakkale'den İzmir'e getirilen bu seramiklerin bir kısmı halkın kullanımı için şehirde satılırken, muhtemelen bir kısmı da limandan gemiler vasıtasıyla başka ülkelere ihraç edilmiştir. Çalışmamıza konu olan Çanakkale seramiklerinin önce sınıflandırılması yapılmıştır. Üretimin kısmında orijinal hammaddeye ulaşılamadığı için kullanılacak astar, boya ve sır için denemeler yapılmıştır. Elde edilen en iyi sonuçlarla yeniden üretimler gerçekleştirilmiştir. Yapılan seramikler üretimde kullanılan hammaddeler sebebiyle orijinal seramiklerden oldukça uzak olsa da, görsel olarak orijinal Çanakkale seramikleri ile benzerlik gösterirler.

El sanatlarıSeramik endüstrisiSeramikler+4
Yeşim Batmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2019
10
Master'sOpen AccessEN

Biennials of Sinop, Çanakkale, and Mardin in the context of biennalization

Since 1987, Turkey became an important figure in the international art scene due to the organization of the Istanbul Biennale. Other cities like Sinop, Çanakkale, and Mardin also organized their own biennials, however, there is a lack of studies conducted concerning those biennials. This study aims to present a useful source of information about the biennials of Sinop, Çanakkale, and Mardin while discussing them in the larger context of biennalization. To accomplish this goal, a series of interviews were made with the founders and organizers of those biennials. In the light of these interviews, it is evident that the biennials of Sinop, Çanakkale, and Mardin form a more efficient relationship with their locality and they may be considered as qualitatively more successful examples when compared with the large-scale biennials like the Istanbul Biennale. Furthermore, this discussion also stresses the need for questioning the dichotomy between "central" and "peripheral" biennials while presenting the need for a new understanding.

GlocalizationMardinModern art exhibition+2
Begüm Güney
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Çıkarmadan tahliyeye Seddülbahir muharebeleri

Bu çalışma 25 Nisan 1915 çıkarmalarından 9 Ocak 1916'da son İngiliz askeri Seddülbahir'den ayrılana dek süren muharebeleri kapsamaktadır. Seddülbahir muharebeleri, hiç tartışmasız, Çanakkale Muharebelerinin en kanlı safhalarını teşkil etmektedir. Türkiye'de Çanakkale Muharebeleri denince akıllara Arıburnu ve Anafartalar'daki muharebeler gelmekte, Seddülbahir muharebeleri iyi bilinmemektedir. Halbuki İtilaf Ordusunun ana çıkarma bölgesi olan Seddülbahir, Ağustos ayına kadar neredeyse kesintisiz süren taarruzlara sahne olmuş, asıl sonuç buradan alınmaya çalışılmış ve her iki ordu da zayiatın çoğunu burada vermiştir. Dolayısıyla, bugüne kadar ihmal edildiğini düşündüğümüz Seddülbahir muharebelerinin iyi analiz edilmesi, genel olarak Çanakkale muharebelerinin daha iyi anlaşılması açısından son derece mühimdir. Çanakkale Muharebeleri ile ilgili Türk tarih yazımında bir başka eksiklik de karşı tarafın gözünden hadiselere bakılması hususunun göz ardı edildiği gerçeğidir. Konuya sadece Türk tarafından bakılmamış, İtilaf Devletlerine ait birinci el kaynaklar da incelenmiş, her iki tarafın arşiv kaynakları karşılaştırılarak objektif olarak yorumlanmıştır.

Askeri faaliyetlerAskeri harekatlarMilli Mücadele+4
Mehmet Kibil
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessFR

Kırsal soylulaştırma: Assos, Çanakkale örneği

This thesis examines the practices of the gentrification process in Assos (Çanakkale) taking into account of the economic, political and social factors, the actors (gentrifiers, local population, financial capital and the state) and the economic, social and spatial impacts of gentrification. Assos, which is a tourist village in the north of Turkey's Aegean region, has undergone a change. Over the past two decades, the old houses of Assos have been bought and restored by a pioneer gentrifying group living in the big cities, thus the landscape and the socio-economic profile of the village has been transformed. This brought together two different groups, neighbours but not at similar at all in social, economic or cultural terms. This study, which highlights the cultural and social differences of these two groups, aims to address two different settlements in a context of spatial segregation, focusing on the relationships and conflicts between these two groups. While trying to find the answers to the research questions, I used qualitative methods. I did in-depth semi-structured interviews and participant observation. I interviewed the gentrifiers, the local population, a real estate agent, who appertain to the local population, and two local government officials. In the 1970s, it is observed that the efforts to overcome the economic crisis created changes in the economic and political structure. We have witnessed a shift from Keynesian economics, Fordist production, and welfare state policies, to a flexible, competitive structure, and a market that is unregulated and "free" from state interference. This new market structure was represented by deindustrialisation, the development of the tertiary sector and the proliferation of new white-collar jobs. The process of economic and political restructuring of the neoliberal era has assigned new roles and meanings to urban space. Reconstruction of the city began to become the main topic of city policies. Large-scale construction projects have appeared. Among the new urban areas intervened with neoliberal policies there are new specialized spaces for elite consumption, large-scale megaprojects to attract foreign investment, closed residential sites separated from the fabric of the city, gentrification projects and places where socio-spatial polarization is observed. So the process of gentrification is found as an integral part of the processes of economic, political and urban restructuring of the neoliberal world. In this thesis we have tried to understand the links between the structural changes that we observe with the transition to neoliberalism that we have described above and the local experiences of this small Aegean village (Assos) where there have been socio-spatial changes with rural gentrification. Theoretical explanations of the factors of gentrification fall into two categories: ecological explanations and politico-economic explanations. Ecological explanations of gentrification tend to examine the process of gentrification purely in ecology alongside some of the approaches to human ecology belonging to the Chicago School. The ecological approach argues that change within a neighbourhood is a natural process with the selective, distributive and accommodating forces of the environment while the politico-economic explanations of gentrification mainly emphasize the close relationship between the capitalist restructuring process and the urban space. Gentrification emerged as a case of urban restructuring resulting from capitalist restructuring processes. The politico-economic conceptualizations of gentrification are initially centred around two competing approaches. On the one hand there are theoretical explanations which underlines the important gravity of the "production" (or supply) which we call as the economic approach, on the other hand there are conceptualizations which insist on the aspect of the "consumption" (or demand) what we call the socio-cultural approach. The economic approach emphasizes notions like structure, capital, production, supply, while the socio-cultural approach privileges the actor, culture, consumption and demand. The economic approach emphasizes the process of investment (and disinvestment) that will cause gentrification over time. On the contrary, the socio-cultural view emphasizes the importance of movements of populations rather than movements of financial capital. Although it seems like there is a conflict between economic and socio-cultural explanations, some believe that they are complementary rather than competitive in studies of gentrification. In my opinion, to analyse rural gentrification, the concept can be more suitable if we adopt an approach that combines cultural and economic approaches. The preferences and demands of individual agents are shaped by politicaleconomic structural forces, as well as capitalist relationships. Investments in fixed capital have increased demand for the city's central neighbourhoods by the new middle-class gentrifiers, investors, and government programs to use the rent gap. Along with these findings we do not ignore the lifestyle preferences and consumption demands of individual agents in shaping the gentrification process. I assume that the preferences and demands of individual agents are shaped by the broader politicaleconomic structural forces as well as by capitalist relations. By analysing the transformation process at Assos, we have adopted such approach. We have witnessed rural gentrification in Assos since the arrival and settling of people from metropolitan areas with higher levels of income and education in the center of the village (Yukarı Mahalle). This process is followed by the introduction of a new style, the positive changes in the physical environment and the replacement of the local population. The group which came from the more privileged classes began to buy and restore the stone houses in Assos. They also opened boutique hotels, restaurants, shops and cafes. These changes have attracted more other gentrifiers and other tourism investors. The number of boutique hotels and other tourist establishments continue to increase every year. This process is facilitated by the political powers which declared Assos as an archaeological site. With this declaration, the inhabitants of Assos are prevented in their construction practice: from now on they must construct their buildings according to the regulations which require to put up with a long and expensive bureaucratic process. So gradually the villagers of Assos sold their houses to the gentrifiers and this changed the social and spatial structure of the village. One of the main factors in the gentrification process in Assos is the change in the mode of production. A shift can be seen in the local economy from agriculture to tourism due to central and local government policies and projects and to individual attempts by private tourism actors. Tourism, which started out on a small scale in the 1980s, has gradually become the main economic activity. Since the arrival of the gentrifiers, especially over the past two decades, the tourism monopoly has changed hands and now it is rather the newcomers who are more dominant and stronger in the tourism sector in Assos. There are three main actors in this gentrification process in Assos: the gentrifiers, the local population and the state. Gentrifiers, driven by the desire to escape the overly busy and chaotic city life and seek refuge in a relatively quiet small village, are lifestyle migrants. The local population, namely the villagers of Assos, are pushed to live on the outskirts of the ancient village (Aşağı Mahalle). As for the impacts of the gentrification process in Assos, a mention of the economic, social and spatial impacts must be made. As seen in the other cases of gentrification, the gentrification process in Assos has had positive results for the local populations in terms of the increased value in the real estate sector but also in the sense of the creation of various professional opportunities. In addition, one of the most important economic impacts of the gentrification process concerns the development of tourism. In fact, the latter is both the cause and the consequence of the gentrification process. Tourism investments and gentrification have developed simultaneously in Assos. Another economic aspect is property values and price increases especially in the real estate industry. As demand increases, the gentrification process in Assos causes prices to rise. The social impacts of the gentrification process in Assos concern the displacement and / or the replacement of local inhabitants. Today the vast majority of the villagers live outside the ancient village. In addition, in the case of Assos one cannot speak of a social relationship without conflict between the newcomers and the local population. The two groups claim the possession of Assos in economic, social and also symbolic matters. I have noticed that gentrifiers who are at the advantageous side economically are seen as less responsible as the party to this conflict. The gentrifiers, who are economically more disadvantaged, excluded by the villagers more. Between the gentrifiers and the villagers there is a conflict over the appropriation of Assos. This conflict is not only between the gentrifiers and the villagers, but also between the gentrifiers themselves as we observed during the demonstrations of "Assos'uma Dokunma! ". Another social impact is the weakening of social ties among the villagers after the growth of tourism. After the development of tourism, the villagers complain that everyone has concentrated at work and their traditions are broken. The most significant spatial impact of rural gentrification in Assos relates to the stock upgrade of historic buildings in Assos. The gentrification process in Assos has contributed to the improvement of the physical environment. Most of the gentrifiers in Assos bought the historic houses from Yukarı Mahalle and restored them. Following these examples of restoration, some villagers began to change the decoration of their hotels and cafes. But the difference between a hotel of a gentrifier and that of a villager is always visible due to the materials and symbols used. Another spatial impact is the construction of concrete buildings at Aşağı Mahalle which does not suit the original landscape of Assos. The gentrification process in Assos involves various economic, political and social factors as well as its various actors, motivations and resulting actions. The case of Assos shows us that the gentrification process is also valid for small villages in tourist areas. Cette mémoire examine les pratiques du processus de gentrification à Assos (Çanakkale) prenant en compte les facteurs économiques, politiques et sociaux, les acteurs (les gentrifieurs, les populations locales, le capital financier et l'État) et les impacts économiques, sociaux et spatiaux de la gentrification. Assos, qui est un village touristique au nord de la région égéenne de la Turquie, a fait l'objet d'un changement. Au cours des deux dernières décennies, les anciennes maisons d'Assos ont été achetées et restaurées par un groupe gentrifieurs pionniers vivant dans les grandes villes, ainsi le paysage et le profil socio-économique du village ont été transformé. Cela a rapproché deux groupes différents, voisins mais pas du tout similaires en termes sociaux, économiques ou culturels. Cette étude, qui souligne les différences culturelles et sociales de ces deux groupes, vise à traiter deux implantations différentes dans un contexte de ségrégation spatiale, en se focalisant sur les relations et les conflits entre ces deux groupes. Pour chercher les réponses des questions de recherche nous avons utilisé des méthodes qualitatives. Nous avons fait les entretiens semi directifs approfondis et l'observation participante. Nous avons fait des entretiens avec les gentrifieurs, la population locale, un agent immobilier, qui appartient à la population locale, et deux responsables du gouvernement local. Dans les années 70, on observe que les efforts pour surmonter la crise ont créé des changements dans la structure économique et politique. Nous avons témoigné un passage de l'économie keynésienne, la production fordiste et les politiques de l'État providence, à une structure flexible, compétitive et un marché non règlementé et "libéré" de l'intervention de l'État. Cette nouvelle structure de marché se représentait avec la désindustrialisation, le développement du secteur tertiaire et la multiplication des nouveaux emplois col blanc. Le processus de restructuration économique et politique de l'ère néolibérale a attribué des nouveaux rôles et des nouvelles significations à l'espace urbain. La reconstruction de la ville a commencé à devenir le thème principal des politiques de la ville. Des projets de construction à grande échelle sont apparus. Parmi les nouvelles zones urbaines intervenues avec des politiques néolibérales il existe des nouveaux espaces spécialisés pour la consommation élite, des mégaprojets à grande échelle pour attirer l'investissement étranger, des sites résidentiels fermés séparés du tissu de la ville, des projets de gentrification et des endroits où la polarisation socio-spatiale est observée. Donc le processus de gentrification se trouve comme une partie intégrante des processus de restructuration économique, politique et urbaine du monde néolibéral. Dans ce mémoire nous avons essayé de comprendre les liens entre les changements structuraux qu'on observe avec le passage au néolibéralisme que nous avons décrit ci-dessus et les expériences locales de ce petit village égéen (Assos) où il y a eu des changements socio-spatiales avec la gentrification rurale. Les explications théoriques sur les facteurs de gentrification se trouvent en deux catégories : les explications écologiques et les explications politicoéconomiques. Les explications écologiques de la gentrification ont tendance à examiner le processus de gentrification purement dans l'écologie parallèlement à une partie des approches de l'écologie humaine appartenant à l'École de Chicago. L'approche écologique défend que le changement au sein d'un quartier soit un processus naturel avec les forces sélectives, distributives et accommodantes de l'environnement. Tandis que les explications politico-économiques de la gentrification soulignent principalement la relation étroite entre le processus de restructuration capitaliste et l'espace urbain. La gentrification est apparue comme un cas de restructuration urbaine issue des processus de restructuration capitaliste. Les conceptualisations politico-économiques de la gentrification sont centrées initialement autour de deux approches concurrentes. D'une part il y a la théorisation qui souligne la gravité importante de la « production » (ou offre) que nous appelons comme l'approche économique, d'autre part il y a les conceptions qui insistent sur l'aspect de la « consommation » (ou demande) que nous appelons l'approche socioculturelle. L'approche économique met l'accent sur les notions comme la structure, le capital, la production, l'offre tandis que l'approche socio-culturelle privilège l'acteur, la culture, la consommation et le demande. L'approche économique souligne le processus d'investissement (et de désinvestissement) qui provoquera dans le temps la gentrification. Au contraire, la vue socio-culturelle souligne l'importance des mouvements de populations plutôt que des mouvements du capital financier. Bien que les explications économiques et socioculturelles semblent être opposées, certains pensent qu'elles sont complémentaires plutôt que concurrentielles dans les études de la gentrification. Selon nous, pour analyser la gentrification rurale, le concept peut être plus fécond si on adopte une approche qui combine les dimensions culturelles et économiques. Les préférences et les demandes des agents individuels sont façonnées par les forces structurelles politico-économiques, ainsi que les rapports capitalistes. Les investissements dans le capital fixe ont augmenté la demande pour les quartiers centraux de la ville par les nouveaux gentrifieurs de la classe moyenne, les investisseurs et les programmes gouvernementaux pour l'utilisation de rent gap. Parallèlement à cette constatation nous n'ignorons pas les préférences de style de vie et les demandes de consommation des agents individuelles dans la formation du processus de gentrification. Nous supposons que les préférences et les demandes des agences individuelles soient façonnées par les forces structurelles politicoéconomiques plus larges ainsi que par les relations capitalistes. En analysant le processus de transformation à Assos, nous avons adopté une telle approche. On témoigne la gentrification rurale à Assos depuis l'arrivée et l'installation au centre du village (Yukarı Mahalle) des personnes originaires des métropoles et ayant de niveau de revenu et d'éducation plus élevé. Ce processus est suivi par l'introduction d'un nouveau style, la mise à niveau de l'environnement physique et le remplacement de la population locale. Le groupe qui est issu des classes plus favorisées ont commencé à acheter et à restaurer les maisons en pierre à Assos. Ils ont ouvert également des hôtels boutiques, des restaurants, des magasins et des cafés. Ces changements ont attiré davantage d'autres gentrifieurs et d'autres investisseurs touristiques. Le nombre des hôtels boutiques et autres établissements du tourisme ne cesse d'augmenter chaque année. Ce processus est facilité par les pouvoirs politiques qui ont déclaré Assos comme un site archéologique. Avec cette déclaration les habitants d'Assos sont empêchés dans leurs pratique de construction : désormais ils doivent construire leurs bâtiments selon les règlementations qui nécessitent de supporter un processus bureaucratique long et couteux. Donc au fur et à mesure les villageois de Assos ont vendu leurs maisons aux gentrifieurs et cela a changé la structure sociale et spatial du village. Un des facteurs principaux du processus de gentrification à Assos est le changement du mode de production. On constate le passage de l'économie locale de l'agriculture au tourisme dû aux politiques et projets du gouvernement central et local et aux tentatives individuelles des acteurs privés du tourisme. Le tourisme qui a débuté de petite échelle dans les années 80 est devenu au fur et à mesure l'activité économique principale. Depuis l'arrivée des gentrifieurs, particulièrement depuis les deux dernières décennies, le monopole du tourisme change de mains et maintenant ce sont plutôt les nouveaux arrivants qui sont plus dominants et plus forts dans le secteur du tourisme à Assos. Les acteurs principaux dans ce processus de gentrification à Assos sont les gentrifieurs, la population locale et l'État. La mobilité des gentrifieurs, qui sont des migrants de style de vie, est motivé par le désir de s'échapper à la vie urbaine trop animée et chaotique et de se réfugier dans un petit village relativement calme. La population locale, à savoir les villageois d'Assos, est poussée à vivre à la périphérie du village antique. Quant aux impacts du processus de gentrification à Assos il faut parler des impacts économiques, sociales et spatiaux. Comme on observe dans les autres cas de gentrification, le processus de gentrification à Assos a eu des résultats positifs pour les populations locales au niveau de l'apparition d'une vitalité économique dans le secteur immobilier mais aussi au sens de la création des différentes opportunités professionnelles. En outre, l'un des impacts économiques le plus important du processus de gentrification concerne le développement du tourisme. En fait, ce dernier est à la fois la cause et la conséquence du processus de gentrification. Les investissements touristiques et la gentrification se sont développés simultanément à Assos. Un autre aspect économique est la valeur des propriétés et les hausses des prix surtout dans le secteur immobilier. Comme la demande augmente, le processus de gentrification à Assos provoque la hausse des prix. Les impacts sociaux du processus de gentrification à Assos concernent le déplacement et/ou le remplacement des habitants locaux. Aujourd'hui la grande majorité des villageois vivent en dehors du village antique. En plus, pour le cas d'Assos on ne peut pas parler d'une relation sociale sans conflit entre les nouveaux venus et la population locale. Les deux groupes réclament la possession d'Assos en matière économique, sociale et aussi symbolique. Nous avons remarqué que les gentrifieurs qui sont plus favorisés dans le sens économique sont considérés moins responsables comme la partie de ce conflit. Les gentrifieurs, qui sont plus défavorisées économiquement, sont plus exclus par les villageois. Entre les gentrifieurs et les villageois il y a un conflit sur l'appropriation d'Assos. Ce conflit n'est pas seulement entre les gentrifeurs et les villageois, mais aussi entre les gentrifieurs eux-mêmes comme nous avons observé pendant les manifestations de « Assos'uma dokunma ! ». Un autre impact social est l'affaiblissement des liens sociaux chez les villageois après la croissance du tourisme. Après le développement du tourisme, les villageois se plaignent que tout le monde s'est concentré au travail et les traditions sont brisées. L'impact spatial le plus significatif de la gentrification rurale à Assos concerne la mise à niveau de stock des bâtiments historiques à Assos. Le processus de gentrification à Assos a contribué à l'amélioration de l'environnement physique. La plupart des gentrifieurs à Assos ont acheté les maisons historiques de Yukarı Mahalle et les ont restaurés. Suite à ces exemples de restauration, quelques villageois ont commencé à changer le visage de leurs hôtels et leurs cafés. Mais la différence entre un hôtel d'un gentrifieur et celui d'un villageois est toujours visible dû aux matériels et aux symboles utilisés. Un autre impact spatial est la construction des bâtiments en béton à Aşağı Mahalle qui ne convient pas au paysage original d'Assos. Le processus de gentrification à Assos implique divers facteurs économiques, politiques et sociaux ainsi que ses différents acteurs, motivations et actions qui en résultent. Le cas d'Assos nous montre que le processus de gentrification est également valable pour les petits villages dans les zones touristiques.

Selin Kılıç
Galatasaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık personellerinin afetlere hazırlık düzeylerinin incelenmesi :Çanakkale İli örneği

Afetlerin ne zaman nerede meydana geleceği tam olarak bilinmemekle birlikte bazı parametreler kullanılarak sadece tahmin yürütülebilmektedir. Afetlerin bu bilinmezliği, mutlak bir hazırlığın gerekliliğini de beraberinde getirmektedir. Türkiye'de 1999 Marmara Depreminden sonra afetlere hazırlık çalışmaları ivme kazanmıştır. Afetlere hazırlık aşamasında tüm kamu ve özel kuruluşların gerekli çalışmaları yapması önem arz etmektedir. Özel ve kamuya ait sağlık kurumları bu kuruluşların başında gelmektedir. Sağlık kurumlarının büyük bir bölümünü oluşturan hastaneler, haftanın yedi günü ve günün yirmi dört saati hizmet vermektedir. Hastanelerde bulunan insanların hassas grupta (yaşlı, hasta, ameliyatlı, engelli, çocuk, hamile vb.) olmaları, hastanelerin olağandışı durumlara hazırlığının en üst seviyede olması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Çalışmanın amacı; Çanakkale ilinde bulunan hastanelerde çalışan personelin afetlere hazırlık düzeylerini incelemektir. Yapılan bu çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Çanakkale Devlet Hastanesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Çanakkale Anadolu Hastanelerinde çalışan 386 personel oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Fatih Karabıyık'ın 2010 yılında ''Sağlık Afet Yönetiminde Planlama Ve Risk Analizleri'' isimli tez çalışmasında geliştirmiş olduğu anket formu kullanılmıştır. Uygulanan 386 anket formundan 370 tanesi analizler için uygun görülmüştür. Elde edilen verilere frekans analizi, Bağımsız Gruplarda T testi, Tek Yönlü Anova ve Mann-Whitney U Testi uygulanarak sonuçlara ulaşılmıştır. Uygulanan istatistiki analizler sonucunda, çalışmaya katılan sağlık personellerinin %44,3'ü daha önce herhangi bir afet eğitimi almadığını, %50,8 de daha önce afetlerle ilgili herhangi bir tatbikata katılmadığını belirtmiştir. Birinci derece deprem bölgesinde yer alan Çanakkale ili hastane personelleri üzerinde yapılan bu araştırmada, eğitim ve tatbikat eksikliklerinin yüksek seviyede çıkmasının, afet durumunda hastanede bulunan personel ve hastalar açısından tehlike arz ettiği söylenebilir. Yapılan çalışma sonucunda araştırmaya katılan sağlık personelinin afetlere hazırlık düzeyleri orta seviyede (2,97) bulunmuştur.

Afet hazırlığıAfet yönetimiAfetler+2
Mehmet Şirin Yıldız
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Afetlerde lojistik yönetimi: Çanakkale depremi örneği

Bu çalışma sırasında afet yönetimi çalışmalarının çıplak gözle görülebilen kısmı afet lojistiği olgusu incelenmiştir. Afet öncesinde, afet sonrası sıfırıncı saniye ve dahi sonrasında arama-kurtarma, beslenme, barınma, içme ve kullanma suyunun sağlanması, sağlık faaliyetlerinin sürdürülebilmesi, gibi birçok faaliyetin sağlanmasını bünyesinde barındıran afet lojistiği kavramının önemi ülkemiz ve dünya ülkelerinin de yaşanan doğal ve insan kaynaklı afetler sonrası açıkça gözlenmiştir. Yaşanan afet sonrası temenni edilen en büyük gaye kısa sürede normal hayata dönüşün sağlanmasıdır. Bu amacın kısa yolunu ise afet lojistiği kavramı oluşturmaktadır. Bu anlamda Çanakkale Ayvacık deprem sahasında incelenerek; yaşanan afet lojistik yönetimi sorunları saptanmaya çalışılmıştır. Çalışma sırasında nitel ve nicel veri toplama yöntemleri kullanılmıştır. Nitel çalışma yöntemi olarak uzmanlar ile yarı yapılandırılmış uzman mülakat görüşmesi ve afetzedeler ile focus grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Nicel yöntem olarak ise afete müdahale esnasında görev almış saha personeli ile afetlerde lojistik hizmetlerin değerlendirilmesi faktörü altında gerçekleştirilen ölçek ile anket çalışması yapılmıştır. Ayrıca veri toplanması esnasında, kurumlara keşif gezileri yapılmış, ses kayıtları, not defteri oluşturma ve fotoğraf çekimi gibi farklı veri toplama yöntemleri de kullanılmıştır. Yapılan çalışmalara geçerlilik ve güvenilirlik testleri uygulanmış ve güvenilirlik değeri % 95'in üzerinde tespit edilmiştir. 5 li Likert ölçek ile gerçekleştirilen anket sorularının tümüne katılımcılar katılıyorum ifadesini tercih etmiştir. Afetzedelerin yardımların ulaştırılması hususunda memnuniyeti söz konusu iken kalıcı barınma hizmetleri ve hak sahibi olma konularında ise eksiklikler tespit edilmiştir. Uzmanlar ile yapılan yarı yapılandırılmış mülakat çalışmasında yetki kargaşası, tatbikat eğitimleri ve hazırlık aşamasında belirgin eksikler, TAMP ve hizmet grubu kavramlarının saha da uygulanamaması, hizmet grup lojistiğinin hiç oluşmaması, afet lojistik yönetim faaliyetleri esnasında muhtarlardan alınan bilgilerin aktif kullanılmasının yanlışlığına vurgu yapıldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Yönetimi, Afet Lojistiği, Çanakkale Depremi.

Afet yönetimiAfetlerDeprem+4
Merve Yaman Yüce
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Çanakkale ili yerli ağızları (İnceleme-metinler-sözlük)

Bu tezde, şu ana kadar üzerinde müstakil bir çalışma yapılmamış olan Çanakkale ilinin yerli ağızları ele alınmaktadır. Tez; inceleme, metinler ve sözlük olmak üzere üç temel bölümden oluşmaktadır. Tezin girişinde, Çanakkale ilinin tarihî, coğrafi ve demografik özelliklerinden ve etnik yapısından bahsedilmiştir. "İnceleme" bölümünde, Çanakkale ili yerli ağızlarının ses ve şekil bilgisi özellikleri, derleme metinlerinden alınan örneklerle desteklenerek incelenmiştir. "Metinler" bölümünde, yapılan derlemelerin çeviri yazıya aktarılmış şekilleri bulunmaktadır. "Sözlük" bölümünde ise ilin yerli ağızlarını yansıttığı düşünülen, bilinmesi veya çağrışım yoluyla çıkarılması zor olabilecek sözcüklere yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümü olan kaynakça bölümünde ise tezi hazırlarken yararlanılan kaynak eserlerin künyeleri yer almaktadır. Bu çalışmayla Türkiye'deki ağız çalışmalarına önemli bir katkı sağlanması ve bu alandaki önemli bir eksikliğin giderilmesi amaçlanmaktadır.

AğızlarBiçimbilimSes bilgisi+1
Hasan Çağrı Ölçücü
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel belleğin taşınabilirliğinde rol alan etkenler: Çanakkale Tahtacı Türkmenlerinde Sazanderlik örneği

Bu çalışmada, Çanakkale ili Tahtacı Türkmen Alevilerinde sazande(a)rlik (zakirlik) geleneğinin kültürel bellek ve sözlü aktarımda ki rolleri ele alınmaktadır. Çalışmanın metodolojisini, Çanakkale il sınırları içerisinde farklı bölgelerde yaşayan sazande(a)rler üzerine yapılan saha çalışması oluşturmaktadır. Kuramsal çerçevede nitel araştırma yöntemleri kullanılarak oluşturulan çalışma Tahtacı Türkmenleri üzerine yapılan literatür taraması ile kuvvetlendirilmiştir. Bu çerçevede kültürel bellek, geleneğin sözlü aktarımı, icranın kültürel kodlar üzerinden okunması ve "performans teori" gibi dinamik iletişimsel süreçler kuramsal kapsamda değerlendirilip çıkarımlar yapılmıştır. Sazanderlik geleneğine uygun olarak, Victor Turner'ın "liminal" ve "komünitas" kuramları üzerinden inançsal bağlamda niteliksel bir geçiş evresine değinilmektedir. Bununla birlikte Jann Assman'ın "kültürel bellek" ve geleneğin sözlü aktarımlarla yeniden inşası gibi kuramsal yaklaşımlar üzerinde durulmaktadır. Bu çerçevede Tahtacı Türkmen Alevilerinin farklı kimlik tanımlamaları ayrıntılı biçimde ele alınmış ve açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada Tahtacı Türkmen Alevilerinin "nefes" adını verdikleri, sazanderlerin sözlü ve müzikal kültür unsurlarına dayalı performanslarına da yer verilmektedir. Yörede belli kalıp ezgiler üzerine söylenen türlerine göre farklı birkaç nefes örneği derlenmiş ve notasyona aktarılmıştır. Anadolu Aleviliğinde "zâkirlik" Tahtacı Türkmenlerinde "sazander"lik veya "sazandar"lık olarak isimlendirilen saz aşıklarının, inanç pratikleri bakımından önemli saygınlığa sahip kişiler olması yapılan saha çalışmasında elde ettiğimiz verilerdendir. Sazanderlik geleneğinin, Âyin-i Cem törenleri başta olmak üzere Tahtacı Türkmenlerinde ritüeller, kutsal addedilen günler ve gündelik olabilecek bazı pratiklerin diğer kuşaklara aktarımı, "kolektif bir bellek" oluşturması açısından önemli bir role sahip olduğu gözlemlenmiştir.

AlevilerBellekCem+7
Sedat Çılgın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale kent tarihi ve Calvert ailesi

Çanakkale şehrinin ve şehrin bulunduğu bölgenin tarihi, bölgede yapılan araştırmalarla elde edilen bulguların kanıtladığı gibi insanın ilk alet yaptığı dönemlere kadar uzanmaktadır. Günümüzde acımasızca yok edilen geniş ormanlarla kaplı, değerli madenlerin içinden süzülen sıcak soğuk su kaynaklarını barındıran, dağların içinden çıkan akarsuların beslediği verimli ovalardaki küçük yerleşim birimleri binlerce yıl içinde şehirlere dönüşmüştür. Troya bu şehirlerden biridir. Antik Dönem'de Homeros, "Troya Savaşı" efsanesini döneminin yöneticilerine aktarır ve zamanla yazıya geçen efsane günümüze kadar ulaşan ilk edebi eser sayılır. Batı Yazını'nın ve tarihinin kökeni Troya'da aranmaktadır. Yüzlerce yıl gezginler bu efsanede gizlenmiş hazinenin peşinden bölgeye gelir. Hazine, bizzat bölgenin kendisidir. Calvert Ailesi, aldıkları eğitimin temelinde yer alan antik dönem efsanelerinin kaynağı olan bu topraklara 1830'larda Malta'dan gelerek yerleştiler. İngiltere'nin dünyaya yayılmasının doruk zamanlarında Bölge, Doğu ve Batı'nın Kuzey ve Güney'in, ayrıca bilim insanlarının önemli geçiş noktalarından olmuştur. Diplomasiye hizmet eden bütün alanlarda bilgi ve birikim sahibi olarak birçok dil bilen Calvert Ailesi'nin üyeleri olan yedi kardeş, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde uzun yıllar etkin rol oynamıştır. Bu çalışmanın amacı, Çanakkale bölgesinin coğrafyasına, tarihine genel bir bakışı sunmak ve bu tarih içinde bir dönem yer alan Calvert Ailesi'nin literatür taraması sonucu ulaşılan, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde sürdürdükleri çalışmalarını aktarmaktır.

19. yüzyılCalvert, FrankHomeros+5
Halide Eşber Çelik
Yeditepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Troas bölgesi İlk Tunç Çağı konut tipolojisinin arkeolojik ve etnoarkeolojik açıdan değerlendirilmesi

Troas Bölgesi İlk Tunç Çağ Konut Tipolojisinin Arkeolojik ve Etnoarkeolojik Açıdan Değerlendirilmesi konulu bu çalışmada, bölgede yer alan yerleşmelerde ki konut tipleri incelenmiştir. Troas Bölgesi, Batı Anadolu'da yer alan ve bugünkü adıyla Biga Yarımadası olarak bilinen bölgedir. Bölge, verimli toprakları ve avantajlı jeopolitik konumu nedeniyle, tarih boyunca çok sayıda yerleşmeye sahne olmuştur. Bölgede araştırması yapılmış yerleşmeler başta Troia olmak üzere, Beşik- Yassıtepe, Kumtepe ve bölgeye komşu olan yerleşmeler, Gökçeada'daki Yenibademli Höyük, Bozcaada'daki Tenedos çalışmamız kapsamındaki yerleşmelerdir. Çalışmamız, söz konusu yerleşmelerin İlk Tunç Çağındaki mimari dokusunu ve konut tiplerini anlatmaya yöneliktir.Çalışma kapsamında, bu yerleşmelerin kısaca kazı tarihçelerinden bahsedilmiş, yerleşmelerin coğrafi koşulları gibi çevresel özelliklerinin yanında, yerleşme sakinlerinin kültürel yaşantılarına da kısaca değinilmiştir. Söz konusu yerleşmelerin mimari gelenekleri, konutların inşasında kullanılan malzemeler ve yapım teknikleri hakkında bilgi verilmiş, çeşitli literatürlerin yanında kazı ve yüzey araştırma sonuçlarından da yararlanılmıştır. Troas Bölgesi yerleşmelerinin İlk Tunç Çağı'ndaki konut tiplerinin günümüze taşınıp taşınmadığının belirlenmesine katkıda bulunabilmek için, yerleşmelerin yakınlarında yer alan günümüz köylerindeki belli başlı konut örnekleri de yerinde incelenmiştir.Çalışmamızın en önemli amaçlarından bir tanesi, Troas Bölgesi yerleşmelerindeki mimari geleneği belirlemek, yerleşmelerde bulunan konut tiplerinin benzer ve farklı özelliklerini saptamak ve günümüzdeki yerleşimlerde yer alan yapılar referans alınarak Tunç Çağı yapı tiplerinin fonksiyonları hakkında fikir vermektir. Bu çalışmayla amacıma ulaştığımı umuyorum.

Arkeolojik alanlarEtnoarkeolojiEvler+6
Sadiye Esra Akgün
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal dışlanma sorunu ve mücadele yöntemleri: Çanakkale Fevzi Paşa Mahallesi örneği

Son yıllarda ülkelerin çoğunda ortaya çıkan sosyal dışlanma, Türkiye'de hissedilir boyutlara ulaşmıştır. Sosyal dışlanma kavramı 1970'li yıllardan günümüze kadar değişen sosyo-ekonomik koşulları kapsayarak ülkelere göre farklılaşmaktadır. Kavram, birbiriyle ilişkili, çok yönlü, toplumsal bağların önem kazandığı, temel gereksinimlere olan yoksunluk sürecini ifade etmektedir. Sosyal politikalarla korunma yoluna gidilmekte fakat etkisinin azaltılmasında aksaklıklar yaşanmaktadır. Sosyal güvencesizlik ve yoksulluk sorunları da eklenince toplumun büyük bir kısmını içerisine alan bütün ortaya çıkmaktadır.Çalışmada sosyal dışlanma kavramı, Türkiye'de yapılanlar ve Çanakkale'de mahalle örneği ile incelenmiştir. Yoksulluğun yol açtığı, toplumsal yaşamda karşılaşılan sorunlar ve hizmetlere ulaşma ile ilgili yapılanlar ön plana çıkmaktadır. Sosyal dışlanmaya; gelir durumu, sosyal güvence ve yaşanılan konut koşullarının da etkide bulunduğu görülmektedir. Bu kapsamda konuyla ilgili alan uygulamasında Çanakkale'de en çok sosyal dışlanmaya maruz kalan bir bölge olan Fevzi Paşa Mahallesinde 200 kişinin katıldığı bir anket çalışması yapılarak mevcut durum ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu sorunun çözümünde başta devletin uygulayacağı sosyal politika tedbirleri ve yerel yönetimlerin soruna daha duyarlı davranmaları etkili olacaktır.

DışlanmışlıkSosyal dışlanmaYoksulluk+2
Rahime Gonca Tunca
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00

Related subjects