Terör örgütleri
90 theses under this subject heading
Yumuşak güç kavramının devletler ve terör örgütleri tarafından kullanımı: IŞİD Örneği
Yumuşak Güç kavramı 1990'lı yılların başlarında ortaya çıkan bir olgu olup siyasi literatürde yerini almıştır. Günümüze kadar tam anlamıyla kavramsal bir çerçeveye oturtulamayan Yumuşak Güç, Uluslararası Siyaset sahnesinde belirleyici bir unsur olarak yerini almıştır. Devletler yüzyıllardan beri süregelen sert güce dayanan yaptırım güçlerinin yerine yumuşak güç kavramını kullanmışlardır (Machiavelli, 2013). Bu gücü propaganda, medya v.b. gibi teknikler aracılığı ile etki altına almak istedikleri alanlarda uygulamışlardır. 11 Eylül saldırıları sonrası ABD ve Müttefikleri tarafından teröre karşı başlatıldığı iddia edilen savaş uzun yıllardır sürmekte ve somut bir sonuca ulaşamamıştır. Bu durum terörist grupların birer örgüt gibi çalışmayıp birer devlet gibi çalışmasından kaynaklanmaktadır. Devletlerin kullanmış olduğu yumuşak güç unsurları terör örgütleri tarafından uluslararası militan kazanma aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Çalışmamızda devletler ve terör örgütleri bağlamında bu araçların IŞİD özelinde nasıl kullanıldığı incelenecek ve çözüm yollarına yönelik teoriler değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Yumuşak Güç, Propaganda, Uluslararası Terör, Medya
Türkiye'de terörizm ve terörist profili
Terörizm insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Mağduriyet algılamaları ile toplumun farklı kesimlerindeki eşitsizlik anlayışına bağlı hak arama yöntemi olarak terörizm ve şiddet, sorunlara çözüm bulmak adına sıkça başvurulan yöntem olmuştur. Ortaya koyduğu korku sayesinde de varlığını sürdürmüştür. Terörizm son yıllarda devletlerin karşılaştıkları en önemli sorunların başında gelmiştir. Ulusal veya bölgesel düzeyde başlayan terör faaliyetleri gelişen teknoloji ile birlikte uluslararası bir nitelik kazanarak devletlerin tek başına üstesinden gelebilecek boyutları aşmış bulunmaktadır. Terörizm öznel ve nesnel açıdan sürekli değişim geçiren, kendisini yenileyen dinamik bir yapıdır. Durağan kalıplar içerisine hapsedilerek tanımlama ve terörizm ile mücadele edilemez. Terörizm ile mücadelede hukuki çerçeveye bağlı kalınarak ABD ve AB tarafından hazırlanan terör örgütleri listelerinin objektif ve genişletilerek hazırlanması önemlidir. Terörizm mağduru ülkelerde kendi terörist örgütlerini bu listelere aldırma mücadelesi içerisinde olmalıdır. Terörizm sadece güvenlik sorunu olarak algılanmamalıdır. Güvenlik sorunu yanında sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları olan büyük bir sorundur. Bu nedenle terörizmi doğuran ve besleyen siyasal ve kültürel zeminin çok iyi tahlil edilmesi ve ortaya konulması gerekmektedir. Terör hareketlerinin temelinde sosyal, psikolojik, siyasal ve ekonomik faktörlerin etkili olduğu yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır. Terör örgütleri toplumdaki farklılıkları ve sorunları kullanarak kendi propagandalarıyla kitleleri motive ederek, örgütlerine eleman ve yaptıkları eylemlere taban kazandırabilmektedirler. Propaganda taktik metotlarını kitle iletişim araçları ile profesyonelce kullanarak kendilerine ve eylemlerine meşruiyet kazandırma çabası içerisinde bulunmaktadırlar. Terörizm ile mücadele kapsamında son zamanlarda terörist ile mücadele yanında terörist profili çalışmaları yapılmaktadır. Çok yeni olan bu teknik terör sorununu anlamada ve sorunun çözümüne yönelik sağlıklı politikalar üretmede büyük önem taşımaktadır. 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında dünya genelinde çok tartışılan El Kaide terörünün Türkiye uzantısı ve yapılanmalarının profili bu çalışma ile incelenmeye çalışılarak, örgütle mücadele ve çözüm yöntemlerine katkı sağlayacak doğru tespitlere ulaşabilmek amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Terör, Şiddet, Propaganda, Medya, Profil.
Emperyalizm ve terörizm ilişkileri; Orta Amerika ve Güney Amerika örneği
Emperyalizm, bir ulusun diğeri tarafından ekonomik ve bazen askeri kontrolünün meşruiyetini destekleyen ideolojik bir terim iken, sömürgecilik, emperyalizm ideolojisinden gelen ve esas olarak bir grup insanın yeni bir ülkeye yerleşmesiyle ilgili bir uygulama biçimidir. Bugün sömürgecilik sona ermiş gibi görünse de, Amerika gibi Batılı uluslar, diğer ulusların kalıcı ekonomik sömürüsü yoluyla zenginliklerini ve güçlerini artıran emperyal eylemlere katıldıkça, emperyalizm hala devam etmektedir. Terör, şiddet içeren ve bu özelliğiyle siyasetin en korkunç yöntemidir. Terör, planlama, uygulama ve sonuçları itibariyle insanlık tarihinde acılara, afetlere ve gözyaşına neden olmuştur. Tüm bu olumsuz sonuçlara rağmen terör günümüzde emperyalist devletler tarafından bir siyaset biçimi olarak aktif olarak kullanılmaktadır. Bölgesel ve küresel hegemonya kurmak isteyen emperyalist güçler, terörizmi açık ya da örtülü olarak kullanmakta ve desteklemektedir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı; Orta Amerika ve Güney Amerika ülkelerinin günümüzde yaşamış oldukları iç çatışmalar ve terör faaliyetlerinin, bölgedeki egemen güçler tarafından nasıl kullanıldığını ülke örnekleri üzerinden incelemektir. Çalışmada Peru, Şili, Meksika, Kolombiya ve Venezuela ülkelerinde faaliyette bulunan terör örgütleri incelenmiştir. Elde edilen bulgular, emperyal güçlerin politikaları sonucunda, hedef ülkelerde istikrarsızlaşmaların olduğu görülmüştür.
1980-2021 döneminde jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarının incelenmesi: Gaziantep ili örneği
Bu çalışmanın amacı Gaziantep ili Jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarını incelemek ve bu özgün çalışma sonucunda elde edilen sonuçları alan yazına kazandırmaktır. Araştırmanın Gaziantep örneğinde yapılmasının sebebi: bu ilin terör eylemlerinin sıklıkla yaşandığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alması ve Türkiye'nin güvenlik stratejisi açısından önemli bir konumda bulunmasıdır. Araştırma Türkiye'de şiddetli terör eylemlerinin yaşandığı 1980-2021 yılları arası dönemi kapsamaktadır. Bu kapsamda Gaziantep Valiliği'nden ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığından alınan izinler doğrultusunda temin edilen ikincil veriler doküman analizi ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonucunda Gaziantep ili Jandarma bölgesinde 1980-2021 yılları arasında toplam 492 adet terör eylemi olduğu, bu eylemlerin 21 farklı eylem şeklinde tezahür ettiği ve eylemlerin 9 farklı terör örgütü tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bu örgütler arasında eylem sürekliliği bakımından PKK/KCK terör örgütü; eylem yoğunluğu bakımından ise PKK/KCK terör örgütünün yanı sıra FETÖ/PDY ve DEAŞ terör örgütleri ön plana çıkmaktadır. Yapılan araştırma neticesinde Gaziantep ilinde ilk terör olayının 1980 yılında başladığı ve yaşanan terör eylemlerinin 1990 yılı sonrasında dramatik bir şekilde artış gösterdiği saptanmıştır. Terör eylemlerinin en çok yaşandığı ilçe İslâhiye ilçesi olarak belirlenmiştir. Oğuzeli ilçesi ise 2014 yılından sonra bazı terör örgütlerinin hedefi haline geldiği görülmektedir. Gaziantep ilinde yaşanan terör eylemleri kolluk kuvvetleri tarafından başarılı bir şekilde opere edildiğinden 914 şüpheli etkisiz hale getirilmiştir. Bu terör eylemleri sonucunda 41 vatandaşımız mağdur edildiği ve 8 adet kritik tesisin ise zarar gördüğü tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Terör, Gaziantep, Güneydoğu Anadolu, Güvenlik, Jandarma.
ASALA terörü ve Türk diplomatları
Bu tez çalışmasının temel amacı, ASALA terör örgütünü tüm boyutlarıyla incelemek olmuştur. ASALA terör örgütü Ermeni meselesinden ayrı düşünülemeyeceği için genel Ermeni terörü içinde ASALA'nın farkları ve özellikleri araştırılmıştır. Çalışmanın hazırlanması esnasında özellikle Türk – Ermeni ilişkileri üzerindeki hakim literatür taranmış ve temel metodoloji olarak, değerlendirme kısmı ve tezin tüm bölümlerinde sonuç elde etmek, genel yorumlar yapma argümanı kullanılmıştır. Bu bağlamda kavramsal bir çerçeve oluşturmak için tezin birinci kısmında terör, terörizm kavramları üzerinde durulmuş, Ermeni meselesi Ayastefanos Antlaşması'ndan 1915 olaylarını kapsayacak şekilde genel olarak açıklanmıştır. Çalışmanın bu kısmında, ikinci kısmında muhtevaya girilerek açıklanacak olan ASALA terör örgütünün tam olarak anlaşılması için Ermeni komita hareketleri ile genel Ermeni terörü üzerinde de ayrıntıyla durulmuştur. Tezin ikinci kısmında ise ASALA'nın diğer Ermeni terör hareketlerinden farklarını ortaya koymak ve özelliklerini araştırmak amaçlanmıştır. Bu noktada ASALA terör örgütünün kuruluşu, yapısı, diğer Ermeni terör örgütlerinden farkları, gerçekleştirdiği eylemler, PKK terör örgütü ve ulus-devletler ile ilişkileri belirtilmiştir. Çalışmanın bu kısmında Ermeni terörüne kurban verilen Türk şehitleri üzerinde durulmuş ve 20. yüzyılın son çeyreğinde yaşanan Ermeni terör olaylarının ilki ve sonuncusu üzerinde ayrıntılı çalışma yapılmış ve özellikle ölümle sonuçlanan eylemler ve bu eylemlere karşı tepkiler ele alınmıştır. Çalışma, ASALA özelinde olan ancak genel bir terörizm analizi de içeren değerlendirme bölümü ile sonlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Terör, Terörizm, Ermeni Sorunu, ASALA, Şehit Diplomatlar
PKK terör örgütünün 2010 sonrası dönemdeki ideolojik ve taktiksel dönüşümü
Son on yılda Suriye'de artan siyasi istikrarsızlık ve iç karışıklığın yarattığı otorite boşluğunu terör örgütleri doldurmaya başlamış ve bu durum Türkiye'nin de güney sınır güvenliği için tehdit haline gelmiştir. Yıllardır mücadele verdiği Kürdistan İşçi Partisi (Partiya Karkarén Kurdistané/PKK) terör örgütünün Suriye uzantısı olan Demokratik Birlik Partisi (Partiya Yekitiya Demokrat/PYD) terör örgütüne karşı sınır ötesi operasyonlar gerçekleştiren Türkiye, sınır güvenliğini sağlamak ve bölgeden zorunlu göç etmek durumunda kalan insanlara da ev sahipliği yapmak zorunda kalmıştır. Son dönemde PYD Suriye'nin kuzeyinde kısmen sağladığı kontrolle ve DEAŞ terör örgütüne karşı başka devletlerin gerek mühimmat gerekse finansal desteğini alarak ön plana çıkmıştır. Bu kapsamda çalışmamızda Suriye iç savaşıyla birlikte başlayan süreç, PKK geleceği için bir dönüm noktası olarak ele alınacaktır. Bu çerçevede 2010 sonrası dönemle birlikte PKK'nın Suriye'deki etki ve yetkisini PYD'ye bırakmaya başladığı ve PKK'nın geleneksel yönetici kadroları ile PYD'nin yönetim kadroları arasında ayrılık süreçlerinin hızlanma olasılığının artıp artmadığı iddiası araştırılacaktır. Söz konusu iddia dahilinde ise çalışmamızda PKK terör örgütünün kuruluşundan günümüze kadar yaşadığı ideolojik ve taktiksel dönüşüm analiz edilecek, PKK'nın uluslararası konjonktürle birlikte Suriye'de artan gücü, bu gücün bir sonucu olarak da PYD'nin gelişim süreci irdelenecektir. Sonuç olarak ise PKK ve PYD arasındaki ilişkinin geleceğine dair bir perspektif sunulmaya çalışılacaktır.
Sosyo-kültürel strateji ve projelerin PKK ile mücadelede etkisi
Türkiye yaklaşık 30 yıldır ulusal güvenliğini tehdit eden ayrılıkçı ve bölücü terörle mücadele etmektedir. Bu mücadelede her iki taraftan kaç kişinin öldüğü, kaç kişinin yaralandığı ve maliyetinin ne olduğu net olarak bilinmemektedir. Terörle mücadelede başarı için ortaya konan kavramlar ve stratejiler uygulamada ne kadar karşılığını bulduğu ise tam bir tartışma konusudur. Terörle mücadele adına son yıllarda özellikle sosyo-kültürel alanlarda bölge halkına yönelik çalışmalar dikkati çekmektedir. Bu çalışmada, günümüze kadar sosyo-kültürel alanda ayrılıkçı ve bölücü terörün önlenmesi maksadıyla ortaya konmuş projeler; raporlar, istatiksel veriler, üst düzey devlet yetkililerinin yazılı ve sözlü beyanları ışığında analiz edilmiş, başarı durumları belirlenmiş ve bu alanda yapılması gereken projeler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışma neticesinde terörü önlemeye yönelik ortaya konan sosyo-kültürel projelerin terörü önlemede olumlu yönde etkili olduğu ancak tek başına yeterli olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Terörle mücadele, Strateji, Sosyo-Kültürel
Yeni Dünya düzeni bağlamında terör, vekâlet savaşları ve Türkiye
Değişen koşullar neticesinde vekâlet savaşları kavramı yeni yüzyılın yeni savaş stratejisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde terör örgütleri başta olmak üzere farklı devlet ve devlet dışı aktörlerle yürütülen Vekâlet Savaşları özellikle Ortadoğu coğrafyasında sıkça yaşanmaktadır. Yeni Dünya Düzeni bağlamında ve değişen koşullar çerçevesinde Vekâlet Savaşlarının bugün olduğu gibi gelecekte de en çok tercih edilen savaş stratejisi olacağı tahmin edilmektedir.Bu tez çalışması sonuç hariç üç bölüm olarak ele alınmıştır. İlk bölümde ABD ve Batılı müttefikleri tarafından oluşturulmaya çalışılan Yeni Dünya Düzeni ve bu düzenin bir yansıması olarak günümüzde tüm dünyayı saran Terör ve Terörizm kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde günümüzde devlet ve devlet dışı aktörlerin yeni savaş stratejisi haline gelen Vekâlet Savaşlarının ne olduğu, neden ortaya çıktığı, nasıl yürütüldüğü ve aktörlerinin kimler olduğu başlıklar halinde örneklerle açıklanmıştır. Üçüncü ve sonuç bölümünde Türkiye'nin zorlaşan konumuyla beraber vekâlet savaş stratejisini hayata geçirmesinin gerekliliği anlatılmıştır. Ayrıca Türkiye'nin Suriye iç savaşında doktrine etmeye çalıştığı vekâlet savaş stratejisi, bu stratejide yapılan hatalar ve çıkarılması gereken dersler ele alınmıştır.
Örgütlenme ve terörizm bağlamında Lozan Barış Konferansı'nda Ermeniler ve sonrasında Ermeni diasporasının faaliyetleri
Bu çalışmamızda, Lozan Anlaşması'nın imzalanması ile hukuken sona eren Ermeni sorununun yaklaşık elli yıl sonra sözde soykırım iddiaları ileri sürülerek terör yoluyla tekrar canlandırılması ele alınmıştır. Ve bu canlandırılmada dünyanın dört bir tarafına dağılmış diaspora Ermenilerinin etkisi incelenmiştir. Ayrıca sonuç çıkarma ve yorumlar yapma temel metodoloji olarak benimsenmiştir. Bu çerçevede ilk olarak terör ve terörizm kavramları hakkında genel bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Aynı bölümün devamında tarihi bir perspektif açısından Ermeni sorunu, Ermenilerin örgütlenmesi ve Ermeni terör hareketleri ele alınmıştır. Daha sonraki bölümde Lozan Konferansında Ermeni sorunu ve bu sorunun Ermeniler hakkında hiçbir hüküm yer almayacak şekilde sonuçlanma süreci anlatılmıştır. Son bölümde ise Ermeni diasporası, örgütlenme ve terörizm bağlamında çalışılmıştır. Bu süreçte sözde soykırım iddialarından hareketle Türkleri hedef alan Ermeni terörü, Ermeni diasporası adıyla yaptığı olaylar, gelişmeler ve sonuçlar açıklanmaya çalışılmıştır.
Terör örgütlerinin algı yönetimi faaliyetleri, PKK örneği
Türkiye'de terörizm uzun yıllar ülke gündemini meşgul etmiş ve halen de etmektedir. Ülke enerjisini terörizme harcayarak siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda hedeflerinin gerisinde kalmıştır. Türkiye'nin terörle mücadelesi güvenlik boyutunda etkili düzeydedir ancak terörle mücadelede çok boyutlu ve etkin mücadeleyi sürekli kılamaması nedeniyle terör, Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Terörizmin değişen dünya şartlarına göre nasıl bir değişim ve dönüşüm geçirdiği, iletişim ve teknolojiden yararlanma kabiliyetleri, propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerini kullanma biçimleri ele alınmıştır. PKK/KCK Terör örgütü özelinde terörizmin psikolojik boyutu ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada PKK/KCK Terör örgütü hakkında temel bilgilere yer verilmiş, ayrıntılara girilmemiştir. PKK/KCK Terör örgütünün propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerindeki amacı, stratejileri, araç ve yöntemleri ele alınmıştır. Nitel ve Nicel araştırma yöntemleri ile ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. PKK/KCK Terör örgütü ile ilgili olarak alan çalışmalarından örnek olay/durum/tutumlarla, algı yönetimi faaliyetlerinin toplumsal hayata yansımaları ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Pkk, Terör, Propaganda, Algı Yönetimi
50 yıllık iç savaştan barış görüşmelerine giden mücadele: FARC ve Kolombiya örneği
Terörizmle mücadele içerisinde olan devletler, Soğuk Savaş döneminin bitimine kadar mücadele yöntemi olarak çoğunlukla askeri unsurlara odaklanmışlardır ve terörizme etki eden diğer unsurları görmezden gelmişlerdir. Bu nedenle terörizmle mücadele konusunda başarıya ulaşmada zorlanmışlardır. Diğer bir ifadeyle, terörizmle mücadelede başarıya ulaşılabilmesi için halk-askeri mücadele-siyasi iradenin birlikte uyum içerisinde çalışması gerektiğinin göz ardı edilmesi Kolombiya örneğinde olduğu gibi diğer pek çok ülkede de terör sorunun yıllarca sonlandırılamamasına neden olmuştur. Bu çalışma içerisinde öncelikle savaş ve güvenlik kavramları tanımsal olarak ele alındıktan sonra tezin teorik yapısını oluşturmak adına kuramsal olarak savaşın değişen yapısı, özellikle Soğuk Savaş dönemi ve sonrası dönem içerisinde değişen güvenlik ve tehdit algısı incelenecektir. Daha sonra ise terör, gerilla, azınlık konularına yönelik genel bir çerçeve çizilecek olup, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri(FARC) ve Kolombiya örneğinde yaklaşık 50 yıldır süren iç çatışma sürecini ve Kolombiya'nın bu örgütle olan mücadelesine odaklanılarak hem çatışma sürecini hem de son dönemde başlayan barış görüşmelerini etkileyen faktörler incelenecektir. Bu çerçevede, hem devlet başkanlarının rolü gibi iç faktörlerin hem de uluslararası örgütler ve diğer devletler gibi dış faktörlerin Kolombiya ve FARC arasında süren bu çatışmaya ve son dönem barış görüşmelerine ne derece etki ettiği konusu incelenecektir. Kolombiya'da 1600'lü yıllarda ortaya çıkan ayrımcılık, ötekileştirme sorununun 1900'lere gelindiğinde öncelikle siyasi yaşamın sonrasında ise sosyal ve ekonomik hayatın istikrarsız bir hal almasına ve bunların neticesinde terör sorunun ortaya çıkmasına ortam hazırladığı fakat bu sorunun çözüm süreçlerinde hem iç hem de dış faktörlerin önemli rol oynadığı savunulabilir. İç faktör olarak, yönetime gelen devlet adamlarının çatışma sürecinin sonlandırılması adına ilk başlarda izlediği sadece askeri unsurlarla ülke içindeki sorunları sonlandırma çalışmaları FARC'ın ortaya çıkmasına neden olduğu gibi, son dönemde çatışma sürecini sonlandırma adına anayasal çalışmalar gibi daha demokratik çözüm yollarının devlet adamlarınca tercih edilmesi bugünkü barış görüşmelerine gelinmesi hususunda önemli katkı sağlamıştır. Dış faktör olarak ise, küreselleşen dünya nedeniyle hem çatışma sürecinin ortaya çıkması ve devam etmesi hem de çözüm sürecinin başarılı şekilde devamı için sadece uluslararası sisteme egemen olan devletler değil aynı zamanda bölge devletleri de bu sorunun çözümünde önemli unsur oluşturmaktadır. Buna ek olarak uluslararası örgütler ve devletler Soğuk Savaş sonrası değişen güvenlik algısı ve yeni tehdit unsurları karşısında, var olan çatışma sürecinin sonlanmasına ve barış görüşmeleri sürecinin kesintisiz olarak devamında ve de kalıcı barışın oluşması adına önemli bir unsur olarak görülmektedir.
IŞİD Terör Örgütü'nün Türkiye'ye yönelik propaganda faaliyetleri ve yabancı teröristler
Günümüzde kavramsal olarak tanım sorunu yaşayan terörizmin varlığını devam ettirebilmesi adına yaşadığımız yüzyıla özgü bir takım yöntemler belirlediği dikkat çekmektedir. Özellikle bilgi teknolojileri çağında yaşadığımız düşünüldüğünde İslami referanslı radikal terör örgütlerinin gelişen teknolojiyle birlikte etkinlik alanlarını sanal ortamlara taşıdıklarını görmekteyiz. İşte bu bağlamda IŞİD'in dijital dünyayı Türkiye merkezli propagandasını oluşturması bakımından nasıl kullandığına dikkat etmek gerekmektedir. Çünkü terör örgütlerine insan kaynağı akışını sağlayan temel argüman propagandadır. Günlük hayatta sıkça kullandığımız sosyal medya bir zaman sonra terör örgütlerinin elinde çok tehlikeli bir silah haline dönüşebilmektedir. Bu bağlamda örgütün Türkiye propagandasını internet ortamında yayınladığı ve içeriğini modern kültür kodlarına göre dizayn ettiği 7 sayılık dijital Konstantiniyye Dergisi oluşturmaktadır. Örgütün dergi içeriğinde referans aldığı temel İslami kavramlardan olan cihat, hicret, şehitlik düşünüldüğünde karşımızda selefi ideolojinin yansımalarıyla sistematize olmuş bir terör örgütünün yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Bütün bunların yanında örgütün önemli bir seviyede insan kaynağını oluşturan yabancı teröristlerin radikalleşme süreçleri üzerinde de bu propaganda yönteminin son derece önemli olduğu söylenebilir. Sorunun doğru analiz edilerek çözümün de bu bağlamda geliştirilmesi tıpkı çilingir misali kilidin yapısına uygun anahtar üretilmesi bakımından önemlidir.
PKK'nın hâkimiyet stratejisinde şiddet kullanımı
Terör ve terörizm genel olarak baskı ve korku ile güvensizlik atmosferi oluşturarak halkı siyasi otoriteyekarşı caydırmaya çalışmaktır. Bu güvensizlik ortamında hem açık amaçlarını hem de gizli amaçlarına ulaşabilmek için şiddet kullanımını tercih eden bu tip illegal organizasyonlar hem halka hem de siyasi otoriteye karşı bu yöntemi kullanmaktadır. Bu açıdan bakıldığı zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin uzun yıllardır karşı karşıya kaldığı terörizm faaliyetleri birçok olumsuz sonuçlara sebep olmuştur. Terör örgütü PKK'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik yapısını, birlik beraberliğini, ekonomisini ve huzur ortamını hedef alan birçok eylemi olmuştur. Örgüt zaman içerisinde bu tür terör eylemlerini gerçekleştirerek silahlı mücadelenin yanında siyasallaşma çabasının da olduğugörülmektedir. Örgüt silahlı eylemler ve baskılar neticesinde baskı altında tuttuğu bölge halkının desteğini alarak siyasi anlamda amaçlarına ulaşmaya hedeflemiştir. Terör örgütü bu siyasallaşma sürecinde ortaya çıktığı coğrafyanın etnik anlamda temsilcisi olduğunu öne sürerek Kürt kökenli vatandaşları etkisi altına almaya çalışmıştır.
Irak'ta İslam Devleti Örgütü'nün (IŞID) çıkış ve yayılmasının sebepleri: 2003-2017
Sovyetler Birliği'nin Afganistan'a müdahale ettiği 1980'lı yıllar, Selefilik gibi İslam'ın en radikal yorumu ile hareket eden cihadi örgütlerin ortaya çıktığı dönem olarak nitelendirilmektedir. Bu dönemde birçok Selefi grup ve örgütler tarafından önce Sovyetler Birliği'ne daha sonra A.B.D. ve Batılı ülkelere karşı küresel bir cephe oluşturularak cihat adına savaş ilan edilmiştir. Daha sonra bu küresel cepheye liderlik yapan El Kaide terör örgütünün kurucusu Usame bin Ladin'in yardımı ile günümüzde dünyanın en tehlikeli ve aykırı terör örgütü konumuna gelen ve IŞİD olarak da bilinen İslam Devleti örgütünün 1999 yılında kuruluşunun ilk adımı atılmıştır. Dünyada tek bir Müslüman devletin dahi olmadığı inanışına sahip olan ve yeniden hilafeti öncelikle Ortadoğu'da daha sonra da tüm dünyada canlandırmayı amaçlayan IŞİD, 2003 Irak işgali sonrasında bölgede kendini göstermesiyle birlikte, 2011'de ve ardından devam eden süre içinde, Irak'ın batı bölgelerinde ve Suriye'nin doğusunda geniş bir coğrafyayı işgal edip bu alanlarda hilafeti ilan etmeyi başardı. Ayrıca IŞİD gerçekleştirdiği işgaller neticesinde insan gücü, askeri yeterlilik, mali kaynaklar ve propaganda yönünden yalnızca hâkim olduğu bölgelerde değil aynı zamanda tüm dünyaya korku salan bir tehdit unsuru haline gelmiştir. Bu çalışma, Irak Devleti'nin siyasi tarihinde önemli bir dönem olan 2003'ten 2017 yılına kadar IŞİD'in hilafet ilan ettiği sürece kadar geçen zaman dilimini inceleyerek yerel koşulların örgütün ortaya çıkması, güç unsurlarını bünyesinde toplaması ve yayılmasında oynadığı rolün önemini analiz etmektedir. Bu bağlamda, örgütün yapılanma süreci anlatıldıktan sonra 2003'te ABD'nin Irak'ı işgal ederek Saddam rejimini ortadan kaldırılmasıyla yaşanan istikrarsızlık ortamında Baasçıların kamu kurum ve kuruluşlarından el çektirilmesi,2006-2007 yılları arasında mezhepsel savaşların meydana gelmesi, Sünnilerin siyasal süreçten uzaklaştırılması, 2011 yılında IŞİD'in güç ve otorite boşluğunu avantaja çevirerek Irak ve Suriye'de yükselmesi ve yayılmaya başlaması, Baasçı subayların örgütün yönetim kadrolarında bulunmalarının rolü ele alınarak tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: IŞİD, İslam Devleti, Irak, Suriye, Mezhep, Mezhepsel Savaş, Terör, Terörizm.
Terör örgütlerinin sosyal medyayı kullanımı: IŞİD örneği
Bu tez, terörizm kavramı ve terör örgütleri hakkında bilgiler vererek terör örgütlerinin interneti ve sosyal medyayı hangi amaçlar doğrultusunda nasıl kullandıklarını açıklamayı amaçlamaktadır. İnternetin terör örgütlerine sunduğu avantajları ve terör örgütleri tarafından internet kullanımının devletlerin güvenliğine etkisini de incelemektedir. Teknolojinin her geçen gün gelişmesi, her alanda olduğu gibi bilimsel çalışmalarda da yenilenme ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Son yirmi yılda gerçekleşen bu teknolojik değişim, sağladığı avantajları bir yana, sayısız sorunu da beraberinde getirmiştir. İletişim teknolojisinin en modern hali ise sosyal medya olarak karşımıza çıkmaktadır. Otoriter devletler, terörist örgütler ve muhalif aktörler kendi gündemlerini oluşturmak, rakiplerine veya düşmanlarına karşı içerikler üretmek amaçlarıyla sosyal medya ortamından yararlanmaktadır. Bu eylemleri gerçekleştirmek konusunda ön plana çıkan ise terör örgütü Irak ve Şam İslam devleti olmuştur. Irak ve Şam İslam Devleti'nin medya stratejileri ve sosyal medya platformlarını etkin olarak kullanışı; Batılı devletleri radikalleşme ve radikalleştirme potansiyelini anlamlandırmaya itmiştir. Irak ve Şam İslam Devleti'nin bozguna uğratılmasına rağmen sosyal medya üzerinden propagandanın ve eleman temin etmenin mümkün olması ulusal ve uluslararası güvenliği tehdit etmesi nedeniyle yaratacağı potansiyel tartışılmaya devam etmektedir. Örgütlerin propagandalarını ve bireyleri radikalleştirme sürecini bu kanallar üzerinden yürütmesi, uzun vadede tartışılması gereken bir konudur. Irak ve Şam İslam Devleti'nin dünyanın farklı bölgelerinden yüzlerce kişiyi örgüte dahil etmesi, küresel anlamda elde ettiği başarıyı göz önüne sermektedir. Bu bağlamda, durum Irak ve Şam İslam Devleti'nin başarısının arkasındaki nedenleri araştırmayı zorunlu kılmıştır.
Terör finansmanıyla mücadele ve mali önlemler
Terör 11 Eylül saldırılarıyla birlikte dünya gündeminde önemli bir yer edinmiş ve uluslararası hukukun tartışmalı kavramlarından olmayı devam ettirmiştir. Son yıllarda bu alanda mücadelede öne çıkan yöntem finansman ayağının engellenmeye çalışılmasıdır. Tüm ülkelere sorun teşkil eden terör olgusunun en önemli dayanağı olan finansman kısmının incelenip, finansman için kullanılan yöntemlerin değerlendirilmesi ve önlenmesinde kullanılacak olan mali yöntemlerin ele alınması önem arz etmektedir. Terör örgütleri finansman sağlarken dernek vakıf gibi yasal veya uyuşturucu ticareti, silah kaçakçılığı gibi yasadışı yöntemler kullanmaktadırlar. Kullanılan yöntemlere göre kazancın kaynağını gizleme ya da transferini gizleme eğilimi görülmektedir. Bu eğilim karapara aklama faaliyetlerini ve vergi cennetlerini gündeme getirmektedir. Karapara aklama ve vergi kaçırma gibi faaliyetler vergi cennetlerinin kullanılması suretiyle terörist gruplara ve bu gruplara kaynak desteği sağlayanlara, aktarılan kaynakların kökeninin gizlenebilmesi ve kökeni gizlenen kaynağın transfer noktasının saklanabilmesi için büyük avantajlar sağlamaktadır. Bu sebeple finans kaynaklarının oluşumu ve transferi bağlamında karapara aklama, yolsuzluk, vergi terörü ve vergi cennetleri gibi kavramlar terör finansmanı açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada söz konusu kavramlar ve terör finansmanı ile ilişkileri incelenmiş olup, terör finansmanına etkileri ortaya konmuştur. Buna ek olarak mücadele kapsamında hukuki ve mali önlemler belirtilmiştir.
Terörün dönemsellik bağlamında trendleri: PKK örneği
Tarihsel süreçte güvenlik terimine farklı anlamlar yüklenildiğini görmekteyiz. Günümüzde ise küreselleşmenin de etkisiyle kavramın yeni çeşitleriyle karşılaşmaktayız. Bu kavramın değişmesinin yanında terör unsurlarının da değiştiğini yeni yöntemler geliştirerek taktik değişikliğine gittikleri ortadadır. Tabi bu taktik değişikliğine karşı, devletlerin buna nasıl karşılık verdiği, klasik yöntemlerle mi yoksa Türkiye'nin de yaptığı gibi yeni yöntemlerle mi mücadele verdiği önemlidir. Çalışmada PKK'nın Türkiye'nin güvenliğinin bozulmasında bir paravan olarak nasıl kullanıldığını araştırarak; Türkiye'de ki hangi gelişmelerin PKK'nın kullanılmasına sebep olduğu araştırılmıştır. İç güvenlikle birlikte ülke güvenliğine de olumsuz sonuçları sebep olan PKK'yı, PKK'yla mücadelede değişen, yerlileşen ve millileşen silah envanteriyle birlikte konsept; sorunun arkasındaki asıl amacın devletin güvenliğinin ve bekasının hedef alındığı araştırılmıştır. PKK'nın, Türkiye'nin ulusal ve bölgesel alanda daha etkin ve bağımsız kararlar alan bir devlet olmasının engellenmesinde kullanıldığı ortaya konulmuş olup, konu dünya konjonktürüyle birlikte incelenmiştir. Anahtar kelimeler: PKK/KCK, Proje Örgüt PKK, PYD/YPG, PKK'ya Verilen Dış Destek
Terörist yapıların marjinalleştirmesinde siber istihbarat: DAEŞ örneği
Bu çalışma, terörle mücadeleye yönelik ilgililere bakış açısı kazandırması amacıyla, siber istihbaratın teröristle mücadelede oynayacağı rolün ortaya koyabileceği sonuçlarını gerek kavramsal gerekse yapısal olarak araştırmaktadır. İstihbarat ve terörizmin siber uzay boyutlarına odaklanmak suretiyle tarihsel bir bağlamda ele almakta ve tahlil etmektedir. Bu doğrultuda ilk olarak istihbarat ve terörizmin tarihsel serüveni incelenerek siber uzaya bağlı değişim ve dönüşümü ele alınmaktadır. Devamında ise siber istihbaratın teröristle mücadele ve yürütülen istihbarat faaliyetleri kapsamında yeterli düzeyde kavramsallaştırılabilmesinin etkileri değerlendirilmektedir. İkinci olarak siber istihbaratın mevcut durumunun uygulamalarla resmedilerek teröristle mücadelede belirlenmiş (doğruluk, isabet ve devamlılık) parametrelerle ölçülmesi sonrasında, kavramlarla ulaşılmak istenen nihai duruma katkısı (kuvvet çarpanı, maliyet etkin teröristle mücadele ve sert mücadeleye katkı) ölçülmeye çalışılmaktadır. Üçüncü ve son olarak da mevcut durumun incelenmesi esnasında tespit edilen parametreler, DAEŞ'in bir vaka olarak ele alınmasıyla ulaşılmak istenen nihai duruma katkısı sorusuna cevap aranmaktadır.
The Islamic State between facts and exaggeration & the role of U.S. intelligence and secretive agencies in the war against terrorist organizations
The Islamic State (IS), The Islamic State of Iraq and al-Sham (ISIS), or its most used version in English-speaking countries as The Islamic State of Iraq and Levant (ISIL) is wildly known for its barbaric and oppressive practices. Still, it is also known for promoting such practices in the media in general and on social media, which is mainly considered and used as a tool of psychological warfare against the enemy and as a source of funding. This work deals with ISIS and its foundation. It examines the origins, background, ideology, and propaganda used and the cyber activities of this terrorist group. It also touches on the U.S. intelligence and secretive agencies and their way of handling the battle against these Jihadis. Therefore, this dissertation focuses on ISIS propaganda and the types of off-line and online activities (real space and cyberspace activities) conducted since its creation to examine the extent of its threat to the security services, governments, and international bodies, besides studying the level of severity of its offensive strategy and how security and intelligence agencies, governments and international bodies work to protect and safe the global information infrastructures before the cybernetic assaults, and the lives of civilians against terrorists' active targeting. So, this work aims to understand and analyze the deep reasons behind the emergence of such a movement and to understand its nature and thus understand its structure and method of expansion. This work also discusses and re-analyses the missteps and moves of the American security servers in their dealings with Al-Qaeda, which caused the emergence of a more violent movement such as ISIS. The dissertation uses a secondary research method, based on past data and longitudinal studies to review, re-analyze, and interpret events and facts spanning different periods, mainly between the 1980s and 2019, in addition to relying on historical references dating back to the 1200s. The data presented in this work are on an official and professional basis. Thus, it provides a large scope of expertly gathered and processed information. This research has represented conclusions that revolve mainly around these points; the ISIS ideology is not a spur of the moment, but it goes back to the era of the 1200s, and there is a clear gradation in violence and terrorism. International laws and American security services dealt with suspicious methods and double standards which worsened the security situation in the Middle East, specifically in Iraq and Syria, which contributed to the expansion and incursion of extremist terrorist ideology, and the phenomenon of ISIS. This work contributes to understanding the roots, references, and backgrounds of Sunni terrorist movements, to avoid the birth of similar movements shortly or at least facilitate the understanding of its intellectual and field ideology.
Irak-Şam İslam devleti IŞID/DEAŞ: İdeolojisi, yapısı, propaganda araçları ve eylemleri
Günümüzde DEAŞ Terör Örgütü gibi dini motifli Terör Örgütleri, bir kısım dini bilgileri dinin özünden ve bütünlüğünden kopararak, parçacı bir yaklaşımla klişeleştirip, sloganlaştırıp meşruiyet kaynağı olarak kullanmaktadır. Bu örgütler genellikle hayat standartları düşük, mevcut sistemden beklentisi olmayan ve yanlış dini eğitim alan veya dinin bir yönetim şekli olmasını bekleyen gruplar arasından eleman kazanmaktadır. Bu durum, bu örgütlerin uzun süreli varlığını korumalarını ve geniş coğrafyalarda eylem yapma imkanlarını artırmaktadır. Ayrıca bu tür din kökenli örgütler yok edildiğinde yeni bir Terör Örgütü kimliği ile tekrardan karşımıza çıkabilmektedir. Bu nedenle diğer temeller üzerinde yükselen Terör Örgütleri'nden farklılık arz eder ve sürekli bir sorun olarak kalır. Benzer şartlarda olan DEAŞ Terör Örgütü de başta Orta Doğu olmak üzere farklı coğrafyalarda ve Türkiye'de terör faaliyetlerini sürdürmektedir. Türkiye'nin huzuru ve güvenliği açısından DEAŞ Terör Örgütü'nün mutlak suretle bilimsel açıdan incelenmesi ve çözümlenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu tez çalışmasında DEAŞ Terör Örgütü'nün ideolojik ve ekonomik yönelimleri incelenmiş tarihi gelişimi, propaganda ve eylem yöntemleri detaylıca ele alınmış ve belli çözümlemelerde bulunulmuştur. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü'nde büyük ölçüde terör, terörizm ve çeşitleri ile ortaya çıkış nedenleri ve sonuçları ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümü'nde DEAŞ Terör Örgütü'nün ortaya çıkışı, oluşumu ve gelişim süreci ele alınmıştır. Bu bölümde aynı zamanda DEAŞ Terör Örgütü'nün beslendiği kaynaklar, yapılanme şekli ve şeması detaylı olarak incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü'nde ise DEAŞ Terör Örgütü'nün eleman profili ve propaganda araçları üzerinde durulmuştur. DEAŞ Terör Örgütü'nün eleman profilini belirlemek amacıyla Gaziantep Adliyesi'nde haklarında Adli işlem yapılan kişilerin verilerinden faydalanılmıştır. Örgütün propaganda faaliyetlerini analiz etmek için örgütün yoğun olarak kulladığı elektronik Dabıq, Rumiyah ve Konstantiniye dergileri temin edilmiş ve nitel araştırma teknikleri kullanılarak bu dergilerin detaylı analizi yapılmıştır. Çalışmanın diğer önemli bir bölümü ise DEAŞ Terör Örgütü'nün dünya ve Türkiye genelinde öne çıkmış olan eylemleri ele alınmıştır. Çalışmanın sonunda ise DEAŞ Terör Örgütü ile ilgili analizler de göz önünde tutularak DEAŞ Terör Örgütü'nün eleman kazanmasını engelleyecek ve benzer örgütlerin ortaya çıkışını engelleyecek önlemler ile ilgili çeşitli çıkarım ve önerilerde bulunulmuştur.
Orta Asya ülkelerinde terör tehdidi: "El-Kaide" terör örgütünün bölgesel oluşumu ve tehdit boyutu
Bu tez, Orta Asya ülkelerindeki terör tehdidi üzerine odaklanmaktadır, özellikle de El-Kaide terör örgütünün bölgesel oluşumu ve tehdit boyutunu ele almaktadır. Orta Asya, coğrafi konumu nedeniyle jeopolitik açıdan önemli bir bölgedir ve terörizm bu ülkeler için ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturmaktadır. El-Kaide, 1980'lerin sonlarında kurulan ve 1990'larda küresel bir terör tehdidi haline gelen bir terör örgütüdür. Bu tezde, El-Kaide'nin Orta Asya'daki bölgesel oluşumu incelenmektedir. Orta Asya ülkeleri, özellikle Tacikistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Kazakistan gibi ülkeler, El-Kaide'nin bölgedeki faaliyetleri ve örgütlenmesi açısından önemli bir rol oynamaktadır. Bu tez ayrıca El-Kaide'nin Orta Asya ülkelerine yönelik tehdit boyutunu ele almaktadır. El-Kaide, bölgedeki istikrarsızlık, yoksulluk, aşırılık yanlısı ideolojiler ve diğer faktörlerden faydalanarak Orta Asya ülkelerinde etkinlik göstermektedir. Bu terör örgütü, bölgede radikalizasyonu teşvik etmekte, militanları eğitmekte ve terör saldırıları düzenlemektedir. Tezde, El-Kaide'nin Orta Asya ülkelerindeki varlığı ve tehdit boyutunun analizine dayalı olarak, bu tehdidin nasıl ele alınabileceği ve önleyici önlemlerin nasıl alınabileceği üzerinde de durulmaktadır. Bölgesel işbirliği, istihbarat paylaşımı, güvenlik güçlerinin kapasitesinin artırılması ve sosyal ekonomik kalkınmanın teşvik edilmesi gibi önlemler önerilmektedir. Bu tez, Orta Asya ülkelerindeki terör tehdidi konusunda bir farkındalık oluşturmayı ve politika yapıcıları, akademisyenleri ve ilgili tarafları bu alanda daha fazla çalışmaya teşvik etmeyi amaçlamaktadır. El-Kaide'nin bölgesel oluşumu ve tehdit boyutunun anlaşılması, Orta Asya'nın güvenlik durumunun iyileştirilmesine ve terörizmle mücadelede daha etkili stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunabilir.
ASALA terör örgütü tarafından şehit edilen Türk dış temsilcilerinin biyografisi (1973-1985)
Anadolu'nun doğusunda ve Çukurova'da tam bağımsız bir şekilde uzun süre varlığını koruyamayan Ermeniler, bölgeye hâkim olan güçlü siyasî yapıların egemenliğini tanıyarak toplumsal varlıklarını korumuşlardır. Pers, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu gibi önemli siyasî ve idari yapıların hâkimiyetinde bulunmuşlarsa da en rahat ve ayrıcalıklı dönemlerini Osmanlı İmparatorluğu zamanında yaşamışlardır. Dinî bağımsızlıklarının onaylanması idari ve toplumsal hayattaki aktif katılımları ile ön plana çıkan ve millet-i sadıka unvanı bahşedilen Ermeniler, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ciddi boyutta yıkıcı faaliyetlerde bulunmuşlardır. Özellikle Ermeni kilisesi üzerinden yürütülen misyonerlik faaliyetlerinin yıkıcı eylemlerde önemli payı vardır. 19. yy.da başlayan misyonerlik faaliyetleri Ermenilerin Türklere karşı kışkırtılmalarına neden olmuştur. Bu kışkırtmalarda Osmanlı Devleti coğrafyasına hâkim olmak isteyen bazı Batılı devletler aktif rol almıştır. Bunun sonucunda 19. yy. sonlarında çeşitli örgütler kurularak bağımsız bir Ermeni devleti kurma faaliyetlerine girişilmiştir. Ancak büyük devletlerin kışkırtmaları sonucunda I. Dünya Savaşı'nda Türkler aleyhine çalışma yapan Ermeni militanlarının neden olduğu olaylar iki toplumu birbirinden tamamen uzaklaştırmıştır. 1970'lerden itibaren bu kin ve nefretle büyütülen Ermeniler ASALA terör örgütü çatısı altında faaliyetlerde bulunmuş, amaçlarına ulaşmak için Türkiye'nin dış temsilciliklerine saldırıp masum insanları katletme yoluna gitmişlerdir.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kurulmuş örgütü yönetme veya bu örgüte üye olma
Örgütlü suçluluk, eski zamanlardan günümüze kadar gelen önemli bir suç türüdür. Ancak, günümüzde teknolojik gelişmelerin de katkısıyla daha karmaşık bir hal almış ve bu nedenle suç örgütleri ile mücadele daha da zorlaşmıştır. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma fiilleri, işlenecek suçlar bakımından birer hazırlık hareketi olmasına rağmen korunan hukuksal değerin önemi göz önüne alınarak müstakil birer suç olarak düzenlenmiştir. Tezin ilk bölümünde suç örgütü kavramına, suç örgütleri ve suça iştirake ilişkin genel değerlendirmelere, suç örgütlerinin tarihçesine ve suç örgütleri ile ilgili ilk ceza normlarına, ayrıca bazı kriminolojik suç örgütleri türlerine yer verilmiştir. Bunun yanı sıra, tezin ikinci bölümünde ise suç örgütü kurma veya yönetme suçu, üye olma suçu, suç örgütüne üye olmamakla beraber örgüte yardım etme ve suç örgütünün propagandasını yapma suçları ve ayrıca bu suçlarla ilgili etkin pişmanlık hükümlerin ve yaptırımlar yer almaktadır. Nihayetinde, çalışmanın üçüncü ve son bölümünde; suç örgütüne üye olmamakla beraber örgüt adına suç işleme, örgüt yöneticilerinin işlenen suçlardan dolayı sorumluluğu, suçların özel görünüş biçimleri ile Türk Ceza Hukukunda suç örgütü ile ilgili diğer düzenlemelere yer verilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: 1. Suç 2. Ceza 3. Örgüt 4. Suç İşleme Amacı 5. Türk Ceza Kanunu
Uluslararası bir terör örgütü olarak PKK ve Türkiye'nin mücadele politikaları üzerinden bir inceleme
Terörizm, geçmişten günümüze kadar varlığını sürdürerek devam etmiştir. Terör örgütleri kendi ideolojilerini ve varlıklarını kabul ettirmek için bir mücadele içerisine girmişler ve devletleşme amacı gütmüşlerdir. Dünya'nın kuruluşundan bu yana terör örgütleri farklı ülkelerde, farklı isimler altında terör eylemlerini günümüze kadar sürdürmelerine rağmen, 11 Eylül 2001'de ABD'de ki ikiz kulelere yapılan saldırılardan sonra uluslararası terörizme bakış açısı farklı boyutlara ulaşmıştır. Dünya üzerinde ki teknolojik gelişmelerin sürekli ilerleyerek devam etmesi, terörizm ile mücadele etmenin ve işbirliği olmadan bir ülkenin bu konuda başarıya ulaşmasının zorluklarını gözler önüne sermiştir. Terör örgütleri gelişen teknolojik ilerlemeler ekseninde kendilerini yenilemişler ve daha farklı ve daha etkili terör saldırıları düzenlemeye başlamışlardır. Bu ve daha birçok nedenlerden dolayı,terörizm ile mücadele de uluslararası işbirliğinin zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Türkiye, otuz yıldan uzun bir süredir çeşitli terör örgütlerinin saldırılarına uğramış ve bu saldırılar günümüze kadar devam ederek gelmiştir. Türkiye üzerine terör saldırıları düzenleyen örgütlerinin başında PKK gelmektedir. Türkiye'nin konumu itibari ile dünya üzerinde stratejik bir noktada bulunması, bu saldırıların temel kaynağını oluşturmuştur. Türkiye gelişen teknolojisi ve ekonomisi çerçevesinde, terörizmle yapılan mücadele de daha güçlü bir duruma gelmiştir. Son zamanlarda teröre karşı daha etkili sonuçlar alınmaya başlanmış ve PKK terör örgütüne akan finansın önü büyük ölçüde kesilmeye başlanmış ve aynı zamanda askeri önemli operasyonlarda etkisini göstermeye başlamıştır. Çalışma, ulusal ve uluslararası bir sorun olan terörizm kavramını, terör örgütlerinin yapısını, finans kaynaklarını, devletleşme çalışma ve girişimlerini, PKK terör örgütünün Türkiye'de yaptığı terör eylemlerini, terörizm ile mücadelede neler yapılabileceğini değerlendirmektedir.