Thematic analysis
105 theses under this subject heading
Çocuk romanlarında tematik dönüşüm (18-20. yüzyıl)
Çocuk edebiyatı; merkeze çocuk ve çocukluk kavramlarını alan, çocuğun hayatı keşfetme serüvenine rehberlik eden yazınsal ürünler olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuk edebiyatının odağı çocuk üzerinedir. Dolayısıyla çocuğun ilgi, ihtiyaç, hayal dünyasını dikkate almak suretiyle çocuğun dünyasına girmeye ve ona yol göstermeye çalışmaktadır. Aynı zamanda çocuğun düzenli kitap okuma becerisinin gelişmesini sağlayarak onda estetik zevklerin gelişmesini ve hayatının sonraki evrelerinde gerek okuma gerek sosyal bağlamda doğru ve sağlıklı seçimler yapmasını sağlamaktadır. Araştırmada incelenen eserler; 18, 19 ve 20. yüzyılda kaleme alınan toplam on üç çocuk romanı ile sınırlı tutulmuştur. Nitel araştırma yoluyla yapılan çalışmada bulgulara doküman analizi ile ulaşılmıştır. Yüzyıllara göre çocuk eserlerindeki tematik dönüşüm unsurlarının incelendiği çalışmada; 18. yüzyıl için Daniel Defoe'nin Robinson Crusoe, Jonathan Swift'in Güliver'in Gezileri; 19. yüzyıl için Jules Verne'nin Dünyanın Merkezine Yolculuk, Johanna Spyrı'nin Heıdı, Carlo Collodi'nin Pinokyo, Lewis Carroll'un Alice Harikalar Diyarında, Robert Louis Stevenson'un Define Adası ve 20. yüzyıl için Michael Ende'nin Momo, Eleanor H. Porter'in Pollyanna, James Matthew Barrie'nin Peter Pan, Gülten Dayıoğlu'nun Işın Çağı Çocukları, Antoine de Saint Exupery'nin Küçük Prens, Jose Mauro de Vasconcelos'un Şeker Portakalı eserleri irdelenerek tematik dönüşüme dair saptamalarda bulunulmuştur. Tez çalışmasının giriş kısmında araştırmanın amacı ve önemi, yöntemi, kapsamı, sınırlılığı ve problem durumu açıklanmıştır. İkinci bölümde çalışmanın yöntemine; üçüncü bölümde incelemeye alınan eserlerden elde edilen bulgular ve bulgulara yönelik yorumlara yer verilmiş olup içerik analizi ve tematik dönüşümün romanlara izdüşümü alt başlıklar dâhilinde incelenmiştir. Araştırma sonucunda 18. yüzyıldaki eserlerde din olgusu, 19. yüzyıldaki eserlerde macera ve bilim 20. yüzyıldaki eserlerde de dünya savaşlarının insanlar üzerideki etkisi ve bireyselleşmeye evrilmiş temaların işlendiği tespit edilmiştir.
Adnan Veli Kanık'ın Türk yazınındaki yeri
Adnan Veli Kanık, Türk edebiyatında ihmal edilen yazarlardan biridir. Hakkında yapılan çalışma sayısı yok denecek kadar az ve biyografi yazıları birbirinin tekrarı niteliğindedir. Eserlerini çoğunlukla 1950 - 1970 tarihleri arasında veren Adnan Veli'nin toplam yedi tane basılı kitabı bulunmaktadır. Mapusane Çeşmesi, Sosyete, Uçan Daireler, Kaynana, Seçim Konuşmaları isimli hikâye kitapları ve Orhan Veli İçin isimli biyografik eseri, yazar hayatta iken basılır. İstanbul Batakhaneleri isimli eseri ise Turgut Çeviker tarafından derlenerek 2018 yılında basılır. Tez kapsamında yaptığım çalışmalarda, Adnan Veli'nin gazete ve dergilerde kalan, gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen bine yakın hikâyesi, yüzlerce gazete fıkrası, onlarca köşe yazısı, Yandan Akıyor Yandan ve Aşkın Kamçıladığı İsyan isimli iki tane romanı olduğu tespit edilmiştir. İlk yazılarında Veli, Mehmet Yanık, Bir Hukukçu gibi takma adlar kullanan Adnan Veli Vatan, Akbaba, Tef, Yeni Tanin, Günaydın, Dolmuş, Taş-Karikatür, Papağan gibi yayınlarda yazılarını yayımlar. Adnan Veli Kanık'ın Türk Edebiyatındaki Yeri isimli bu tez çalışması giriş, iki ana bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Girişte, Adnan Veli hakkında yapılan çalışmalar ve Adnan Veli'nin hayatı ele alınmış, sanatı ve eserleri hakkında giriş mahiyetinde kısa bir açıklama yapılmıştır. Birinci bölümde Adnan Veli'nin gazeteci kimliği ve gazete yazıları ele alınmış, gazeteciliğinin edebiyatçı kimliğine katkısı incelenmiştir. İkinci bölümde, yazarın eserleri hakkında detaylı bilgilendirme yapılmış, kurmaca eserleri tematik ve yapısal olarak değerlendirilmiş ve edebi niteliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç bölümünde ise Adnan Veli Kanık'ın Türk edebiyatında geri planda kalmasının nedenleri tartışılmış ve eserleri çeşitli alanlara katkısı açısından değerlendirilmiştir.
Muhammed'in Ferruḫ u Hümā ('Işḳ-Nâme) adlı eseri üzerine anlambilimsel ve tematik bir inceleme
Eski Anadolu Türkçesi adlı yazı dilinin evrelerinden Beylikler Dönemi, çok sayıda Türkçe eserin kaleme alındığı bir dönemdir. 14. ve 15. yüzyıllarda, Muhammed adlı yazar tarafından yazılmış olan Ferruḫ u Hümâ ('Işḳ-nāme) adlı eser, Ferruh ve Hüma adlı iki karakter arasında geçen olayları anlatan beşerî bir aşk mesnevisidir. Araştırma, üç ana başlığa sahip olup ilk bölüm, Eski Anadolu Türkçesi Dönemi, söz konusu yazar ve eser hakkındadır. İkinci bölüm, Ferruḫ u Hümā'nın içerisinde yer alan isimlerin tematik olarak sınıflandırması üzerinedir. Üçüncü bölüm ise sözcük anlam bilimi çalışmasının art zamanlı metot ile incelenmesi üzerinedir.
Otizmin sosyal temsilleri
Otizm hem psikolojik hem nörolojik hem de otizmli bireylerin toplumun bir parçası olması sebebiyle sosyal bir olgudur. Toplumsal süreçleri ve değişimleri anlamanın yollarından biri, çeşitli olguların gündelik konuşmalar içerisinde nasıl anlamlandırılıp dolaşıma sokulduğunu incelemektir. Bu çerçevede bu çalışma, otizme yönelik sosyal temsilleri incelemeyi amaçlamaktadır. Moscovici'ye (1984) göre, sosyal temsiller sosyal etkileşim sürecinde şekillenen ve bireylerin dünyayı anlama ihtiyacını karşılamaya hizmet eden anlam kalıplarıdır. Bu bağlamda otizm de sosyal etkileşimler içerisinde inşa edilen sosyal bir olgu olarak ele alınmıştır. Araştırmanın katılımcıları; Bursa'da yaşayan, 18-60 yaş aralığında, 42'si erkek ve 58'i kadın olmak üzere 100 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın amacına uygun olarak hazırlanmış olan 7 soruluk görüşme formu katılımcılarla yüze yüze görüşerek uygulanmış ve kaydedilen görüşmeler yazıya geçirilmiştir. Elde edilen veriler, tematik içerik analizi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda; otizmin bir hastalık/bozukluk olarak görüldüğü, otizmli bir birey olmanın zor ve olumsuz bir durum olarak karşılandığı, otizmli bireylerin olumsuz özelliklere sahip ve uyumsuz kişiler olarak algılandığı, otizmin daha çok erkek çocuklarda olduğunun varsayıldığı, otizmli bireylere ve ailelerine karşı acıma ve üzüntü hissedildiği görülmüştür. Sonuçlar, otizme yönelik yaygın ve güçlü tek bir sosyal temsilin olduğunu ortaya koymaktadır; "hastalık/bozukluk olarak otizm". Bu temsilin ise kendi içinde "iletişim sorunu olarak otizm" ve "biyolojik problem olarak otizm" şeklinde iki alt temsile ayrıldığı görülmüştür. Paylaşılan bu temsillerin, bilimsel bilgiden ziyade toplumsal etkileşimlere dayanan sağduyu bilgisinden kaynaklandığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Otizm, sosyal temsiller, tematik içerik analizi, nitel araştırma
Exploring the contributions of islamic thought to psychotherapy: A thematic analysis of Islamically integrated psychotherapy practitioners
The religion of Islam has never been seen as only a set of certain practices and beliefs in any period of time since its beginning. On the contrary, Islam has built a civilization that encompasses all of life and draws perspectives on human belief in every aspect. While this civilization built an ontological basis on human existence, it also focuses on the processes of obtaining information epistemologically. The relationship between religion and life has been severed in the modern period and this rift has expanded in every field of the social sciences. Psychology, which is one of these fields, is on the verge of abandoning religion or spirituality. Although the foundations of this break are deeper and more philosophical, it is a much more practical way to start from its reflections. Islamic thought, which can make a significant contribution especially in terms of psychotherapy, is currently ignored and not given enough attention. In this study, thematic analysis of interviews with 8 therapists who incorporate Islamic principles into their psychotherapy was conducted. A total of 22 themes were found in 5 categories. These five categories (integration of specific methods of Islamic thought into psychotherapy, integration of specific methods of other therapy methods with the Islamic psychology approach, difficulties in transferring Islamic thought to therapy, the importance of applying Islamic thought to the therapy setting and the contributions of transferring Islamic thought to the therapy environment in clinical psychology) are analyzed and discussed within this dissertation. Finally, the contributions of these themes to the current situation and future were discussed.
Tanıştırılarak evlenmiş çiftlerde evlilik karar sürecinin incelenmesi
Hayatı pek çok yönden etkileyen, birçok gereksinimi karşılayan ve toplumsal yaşamı şekillendiren evlilik süreci, eş seçimi ile başlar. Bu araştırmanın amacı, bir aracı sayesinde bir araya gelerek evlenmiş yeni evli çiftlerde evlilik karar sürecinin nasıl geliştiğini ve bu süreçte etkili olan faktörleri kavramaya çalışmaktır. Araştırma kapsamında amaçlı örnekleme yöntemi ile 9 kadın-9 erkek 18 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcılara araştırma soruları ile ilişkili olarak araştırmacının hazırladığı açık uçlu sorular yöneltilmiştir ve online platformlarda derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Verilere tematik analiz uygulanmıştır. Nitel analiz programlarından MAXQDA 2020 kullanılmıştır. Elde edilen bulgular iki üst temada gruplandırılmıştır: Evlilik karar sürecinde aşamalar ve evlilik kararına etki eden faktörler. Karar sürecindeki aşamalar başlangıç, ilk görüşme, yakın tanıma ve karar alma temaları olarak sıralanmıştır. Başlangıç ana teması altındaki alt temalar evlilik düşüncesine açık olma, aracılar, bilgi edinme ve sürecin tasarlanmasıdır. İlk görüşme ana teması altındaki alt temalar görüşme içeriği, değerlendirme, yakın hissetme ve tamam mı, devam mı? olarak sıralanmıştır. Yakın tanıma ana teması altındaki alt temalar eşi yakından tanıma ve aile ritüelleri; karar alma ana teması altındaki alt temalar sezgisel açıklamalar, mantıksal açıklamalar, istişare etme ve karar anı olarak belirlenmiştir. Evlilik kararına etki eden faktörler kişinin kendi özellikleri, adayın özellikleri, tanıştırma yönteminin özellikleri ve aile faktörü temaları olarak sıralanmıştır. Kişinin kendi özellikleri ana teması altında evlenme yaşı, kriterlerinin olması, duygusal yakınlık hissetme ve evliliğe hazır olmama alt temaları yer almaktadır. Adayın özellikleri ana teması altındaki alt temalar yaş, kişilik özellikleri, sosyal özellikler, fiziksel özellikler, benzer özellikler ve tamamlayıcı özelliklerdir. Tanıştırma yönteminin özellikleri ana teması altındaki alt temalar ortam sağlama, güvenli, evlilik odaklı ve net olma; aile faktörü ana teması altındaki alt temalar aile onayı, aile uyumu ve ailenin dolaylı etkisi olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: aracı, eş seçimi, evlilik, evlilik kararı, nitel araştırma, tematik analiz
Mesleki kaygıya sahip klinik psikologların mesleki öz yeterlilikleri ile ilgili olumsuz duygu ve deneyimlerinin tematik analizle incelenmesi
Mesleki öz yeterlilik, klinik psikologların terapi sürecini verimli bir şekilde geçirebilmeleri açısından büyük öneme sahiptir. Mesleğe yeni başlayan ruh sağlığı çalışanlarının mesleki kaygı ve düşük mesleki öz yeterlilik yaşayabildikleri görülmektedir (Al-Darmaki, 2004; Çınar ve Yenipınar, 2019; Durdukoca ve Atalay, 2019). Literatürde bu konuyla ilgili az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada mesleki kaygıya sahip klinik psikologların mesleki öz yeterlilikleri ile ilgili olumsuz duygu ve deneyimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır çünkü bu araştırmanın temel amacı katılımcıların olumsuz duygu ve deneyimlerinin incelenmesidir. Klinik psikologların deneyimlerini anlamlandırmak için nitel bir araştırma yöntemi olan tematik analiz tercih edilmiştir. Homojen örneklem oluşturulmuş ve 26-28 yaşları arasında, 1-2 yıllık mesleki deneyime sahip, mesleki kaygı yaşayan ve düşük mesleki öz yeterliliğe sahip sekiz klinik psikolog katılımcı olarak seçilmiştir. Sekiz katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve deneyimleri tematik analiz yönergelerine göre analiz edilmiştir. Analiz sonucunda 'Terapistin kendini hatalı görmesi ve kendine yönelik suçlamaları', 'Süpervizörüm iyi olduğumu düşünüyor mu? Süpervizörün terapist üzerindeki etkileri', 'Kişisel deneyimlerin terapi sürecine yansımaları' ,'İyi bir terapist olmak: İdealize edilen terapist kimliğinin etkisi', 'Terapi sürecini yönetmek: Hissedilen korku, kaygı ve yetersizlik' olmak üzere beş ana tema ortaya çıkmıştır. Araştırmanın sonuçları ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış ve bulguların klinik yansımaları belirtilmiştir.
Analysis of the transformation process of verbal narratives into visual narratives based on product semantics perspective
Every design process begins with a design brief that has been given to or created by designers. Throughout the design process, product designers interpret the design briefs and present their own perspectives on the desired product to be designed. Designers carry out the product development process by applying many different design methods. In this context, this study is structured as an analysis of the transformation process between verbal and visual narratives that aims to investigate product designer's perspective about design briefs, user profiles, and the way of product scenario building. The literature of the study reveals the current thinking processes of the designers with a focus on meaning embodiment, product semantics and inter-semiotic transformation methods, whilst also uncovering present design methods that are used in product design process. In the scope of the thesis, sketching sessions including product designers' transformation process of verbal narratives that contain narratives about objects cited from literary books into sketches that can be identified as visual narratives are carried out. These sketching sessions are fed by pre and after-case study interviews that reveal product designers' opinions about design briefs, product design process, product semantics and conducted case studies. The data obtained as a result of all the case studies were analyzed by thematic analysis method, resulting in seven themes. These themes are formed from the interviews and think-aloud protocols and also supported with the sketches of participants. These themes are listed as: Material Quality, Semantic Attributes, User Characteristics, User-Object Interaction, Functional Quality, Object Environment and Technical Quality. In scope of this study, only semantic attributes theme is analyzed. In conclusion section, the output of the entire study carried out in order to analyze the transformation process of verbal narratives into visual narratives from the product semantics perspective is presented. The research questions were re-examined in this section and the findings that provided answers to these questions were presented at the end of the study. As prominent conclusions, verbal narratives about objects encouraged product designers to think deductively, allowed them to empathize with fictive users, to recall past experiences about mentioned objects to use this knowledge in current sketching processes, while bringing product emotions to foreground and enabling the establishment of analogies with different objects. Finally, suggestions were made for further studies, starting from the results of the study conducted.
2018 ortaokul Türkçe ders kitaplarındaki şiirler üzerine tematik bir inceleme ve şiirlerin ilgili programdaki kazanımlara uygunluğuna ilişkin bir değerlendirme
Şiir; ne bir düz yazı, ne de tek başına alt alta sıralanmış dizeler topluluğudur. Şiir; hayallerin, hüzünlerin, sevinçlerin ve fikirlerin ansızın bir pencereden taşıp sanata dönüştüğü bir varoluş sürecidir. Şiir, dizelerde yer alan seçilmiş kelimeler ve bu kelimeler arasındaki ses ve duygu uyumuyla çocuklara hem bir sanat zevki aşılamaktadır, hem de estetik bir bakış açısının temellerinin atılmasına yardımcı olmaktadır. Şiir öğretimi de bir tür olarak şiiri şekil ve içerik bakımından inceleyip onu var eden her unsuru anlamlandırmaya çalışır. Şiir öğretiminin temelinde tema, konu, içerik ve şekil özellikleri gibi ögelerin değerlendirilmesi vardır. Şiir öğretiminin en önemli işlevi; sanatsal ve estetik özellikli metinlere nasıl yaklaşılması gerektiği, hangi bakış açısıyla incelenmeye uygun olduğunu göstermektir. Türkçe ders kitaplarında öğretim programlarındaki kazanımlara ulaşmak için farklı türlerde metinler kullanılır. Şiir de ders kitaplarında yer alan türlerden birisidir. Şiir; duyguların ve hislerin tercümanı olan bir tür olduğu için, sadece edebi anlamda değil, öğretimde de büyük bir yer teşkil eder Bu çalışma, 2018- 2019 eğitim-öğretim yılında hazırlanan ortaokul Türkçe ders kitaplarındaki şiirlerin tematik olarak incelemesi ve 2018 ilköğretim Türkçe dersi öğretim programındaki şiirle ilgili kazanımlara uygunluğunun belirlenmesi adına önemlidir. Ayrıca çalışmada, Türkçe ders kitaplarındaki şiirlerin tematik yapısını belirleme ve bu şiirlerin öğretim programındaki hangi kazanımlara ilişkili olduğunu belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma, nitel bir araştırmayı kapsamaktadır. Ders kitaplarındaki şiirleri belirlemek ve 2018 TDÖP' deki şiirle ilgili kazanımları belirlemek için doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Aynı zamanda ders kitaplarındaki şiirlerin tematik yapısını incelemek ve 2018 TDÖP' deki şiirle ilgili kazanımlarla ilişkisini belirlemek için içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda 2018- 2019 eğitim-öğretim yılında hazırlanan ortaokul Türkçe ders kitaplarındaki şiir metinleri tematik olarak incelenmiştir. Şiirlerin tematik özellikleri taşıdığı ve 2018 TDÖP' de yer alan şiir ile ilgili kazanımlarla ilişkili olduğu belirlenmiştir.
Güngör Dilmen'in tiyatroları üzerine tematik bir inceleme
Güngör Dilmen kendine has üslubu ve geniş bir coğrafyaya sahip eserleriyle çağdaş Türk tiyatrosunun en önemli yazarlarındandır. Yazarın yedi kısa oyun, yedi gölge oyunu olmak üzere otuz beş basılı tiyatro eseri ve iki adet masal kitabı vardır. Konularını genellikle tarih ve mitolojiden alan Güngör Dilmen, eserlerinde Mezopotamya'dan Meksika'ya çok geniş bir kültür dünyası sunar. Evrensel nitelikli konular ele alan Güngör Dilmen'in amacı, yeryüzündeki tüm insanların ortak sorunlarını ve duygularını eserlerine yansıtmaktır. Bu sebeple yapılacak olan tematik incelemelerin, oyunların anlam değerlerinin belirlenmesi açısından önemi büyüktür. Yazarın tiyatroya ilgisini çeken sanatçı, İngiliz yazar Shakespeare'dir. Henüz lise yıllarında Bir Yaz Gecesi Rüyası ve Macbeth oyunlarından etkilenen yazar, tiyatro yolculuğuna Midas'ın Kulakları adlı oyunu ile başlar. Güngör Dilmen, tiyatroya eğilmesinden sonra Amerika'nın sayılı üniversitelerinden biri olan Yale Üniversitesi'nde tiyatro eğitimi alır. Güngör Dilmen, eserlerinin birçoğuna kaynaklık eden tarih ve mitolojiyi malzeme olarak kullanarak gününün sorunlarına ışık tutar. Toplumsal konulara ağırlık veren sanatçı, hem Batı dünyasının emperyalist tutumlarını hem de Doğu'nun mistik ve dini inançlara kapılarak tembelleşmesini eleştirir. Yazar, bilimin üstünlüğünü savunurken sözde aydınları eleştirmekten kaçınmaz. "Güngör Dilmen'in Tiyatroları Üzerine Tematik Bir İnceleme" adlı tezimizin amacı, sanatçının tiyatro oyunlarında işlediği temaları tespit ederek eserlerin anlam zenginliğini ortaya çıkarmaktır. Tezimizde incelenen eserlerin temaları belirlenirken Nurullah Çetin'in "Roman Çözümleme Yöntemi" kitabından yararlanılmıştır. Nurullah Çetin, konu ve tema kavramlarını birbirinden ayırmıştır. Çetin, konuyu eserin üzerine temellendiği bir zemin olarak tanımlar. Tema ise, yazarın okuyucuya vermek istediği öznel iletilerin bir iki cümle halindeki hükmüdür. Tezimizde, eserin teması verildikten sonra alt başlıklar halinde yan temalar da açıklanmıştır. Üç bölüm halinde oluşturulan çalışmanın birinci bölümünde Cumhuriyet Devri Türk Tiyatrosunun gelişimi hakkında kısa bir bilgi sunularak Dilmen'in Türk tiyatrosundaki önemi saptanmıştır. İkinci bölümde sanatçının hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın asıl inceleme konusu olan Güngör Dilmen'in eserlerinin tematik incelemesi üçüncü bölümde yapılmıştır. Yazarın eserleri ilk basım tarihlerine göre kronolojik olarak incelemeye alınmıştır. Dilmen'in basılı otuz beş adet oyununda işlediği temalar saptanmıştır. Her eser müstakil olarak incelenmiş ve eserin özeti, kimliği ve eserde işlenen temalar okuyucuya sunulmuştur. İncelememizin sonucunda ortaya çıkan temalar hakkında genel bir değerlendirme, sonuç bölümünde yapılmıştır. Dilmen, toplumu ilgilendiren konuları geçmişten örneklerle işleyerek günün sorunlarına ışık tutmaya çalışır. Güngör Dilmen'in eserlerinde işlediği başlıca temalardan biri, toplumumuzda görülen aşırı Batı hayranlığıdır. Yazar, toplumun kendi kültürüne sahip çıkmayarak Batının kültür emperyalizmine kapılmasını eleştirir. Güngör Dilmen, Batının kapitalist yaklaşımına karşıdır. Yazar, Avrupa ve Amerika'nın kendi menfaatlerini üstün tutarak diğer toplumlara yaptığı sömürüyü gözler önüne serer. Batının ikiyüzlü davranışlarının eleştirilmesinin dışında Doğu'nun mistik ve dini inançlara kapılarak tembelleşmesinin eleştirisi, yazarın sıkça işlediği temalardan bir diğeridir. Güngör Dilmen, ideal dünya düzeninin inançlarla değil akıl ve bilimle oluşturulabileceğini düşünür. Yazar, aklı ve bilimi daima inançların üzerinde tutar. Eserlerde yalnızca yönetsel erkin eleştirisi yapılmazken halkın bilinçsizliğine de vurgu yapılır.
Abdulvahap Akbaş'ın hayatı ve şiirlerinin tematik incelenmesi
Mesleği öğretmenlik olan Abdulvahap Akbaş‟ın edebiyatın çeşitli türlerinde eserleri vardır. Şiir, roman, hikâye, deneme, gezi, çocuk kitapları, sadeleştirme, dil bilgisi türlerindeki çok sayıda eserinin yanında roman, hikâye ve çocuklar için yazdığı kitaplar ve de yarım kalmış eserleri bulunmaktadır. Akbaş‟ın şiirleri diğer eserlerinin yanında daha fazladır ve bu onun şiire gösterdiği ehemmiyeti göstermektedir. Bu noktada henüz sanatçının veya şiirlerinin incelenmesiyle alakalı bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma yazarın hem hayatı noktasında hem de onun çalışmalarının büyük çoğunluğunu kapsayan şiirlerinin incelenmesi konusunda bir eksiği gidermeyi hedeflemektedir. Bu çalışma ile Abdulvahap Akbaş‟ın şiirlerindeki temaların belirlenmesi hedeflenmiştir. Öğretmenlik mesleğinin de bir sonucu olarak çocuklara çok ayrı bir hassasiyetle yaklaşan Abdulvahap Akbaş, çocukların günümüz dünyasında çektiği sıkıntılara şiirlerinde sıkça yer vermiştir. Şiirlerinde dinî-tasavvufî konulara da değindiği gözlenen şairin hemen pek çok şiirinde inancının ve değerlerinin izlerini görmek mümkündür. Bunun yanı sıra farklı zamanlarda seyahat ettiği, hayatında iz bırakmış ve manevi havasını yüreğinde hissettiği yerleri sanatsal ve mimari yönden ele almış ve bunları şiirlerinde işlemiştir. Abdulvahap Akbaş‟ın Hayatı ve Şiirlerinin Tematik olarak incelemesi adlı tezin giriş kısmına şairin hayatı ve şiiri hakkında bilgiler verilerek başlanmıştır. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Abdulvahap Akbaş'ın hayatı, genel olarak eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Tez çalışmasının ana konusu olan şiirlerinin tema bakımından incelenmesi ikinci bölümde ele alınmıştır. İnceleme sonucunda yazarımızın şiirlerindeki tema özelliklerine ait genel bir değerlendirmeye sonuç kısmındadır. Anahtar kelimeler: Abdulvahap Akbaş, Biyografi, Şiir, Tema
Mehmet Korhan İlgar'ın Viyolonsel Konçertosu adlı sanat çalışmasının bestecilik tekniği açısından incelenmesi
Bu çalışmada, sanatta yeterlik programı kapsamında sanat çalışması olarak bestelenen Viyolonsel Konçertosu adlı eserin, çoksesli Batı müziğinin en önemli senfonik-enstrümantal türlerinden biri olan konçertonun tarihsel gelişim süreci ve yapısal evrimi çerçevesinde elde edilen verilerle birlikte, bestecilik tekniği çerçevesinde eserin bestecisi tarafından kaleme alınan bir incelemesi sunulmuştur. Bestecilerin özgün yapıtlarını teknik yönden bizzat inceledikleri çalışmaların son derece az olması sebebiyle, teknik ve teorik referans alanındaki bu boşluğun doldurulabilmesi için, benzer nitelikli çalışmalara ciddi bir gereksinim olduğu görülmektedir. Buna bağlı olarak, bu çalışmanın aynı amaç ve doğrultuda yapılacak benzer çalışmalar sırasında karşılaşılabilecek sıkıntıların aşılmasında yardımcı bir kaynak ve yol gösterici bir örnek oluşturabileceği düşünülmüştür. Çalışmada konçerto türünün Barok dönemden yaşadığımız döneme kadar devam eden gelişimi ve evrimi tarihsel bir sunum çerçevesi içerisinde anlatılmış; konçerto türünün biçim, yapı ve stil özellikleri, ritornello biçiminden sonat-allegro biçimine geçiş sürecindeki örneklerden ve konçertant konseptin muhtelif uygulamalarından elde edilen veriler yorumlanarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın yazarı tarafından bestelenen Viyolonsel Konçertosu adlı yapıtın bu veriler ışığındaki incelemesinde; konçertant konsept kullanımıyla birlikte, eserde kullanılan temalar, motifler, cümleler ve periyotlar, eserin daraltılmış partisyonundan alıntılanan nota örnekleri üzerinde, kullanım amaçlarına göre sınıflandırılarak detaylı olarak açıklanmıştır.
Thematic and discursive construction of homosexual movement in Turkey through Kaos GL magazine
This dissertation aims at investigating thematic and discursive construction of homosexuality through texts published in Kaos GL Magazine, the first and longest-standing alternative gay and lesbian publication in Turkey. More specifically, the research is an attempt to unearth two discursive-linguistic aspects of texts: (1) thematic distribution and thematic relation patterns of the texts; (2) discursive strategies and linguistic means and forms of realisation on which the construction of homosexual movement is based. To this end, 6 texts in the first five-year of the magazine (between the years 1994 and 1999) were purposively selected at the end of a preliminary inventory research, and included into grounded thematic analysis and Critical Discourse Analysis (CDA). In the former analytical procedure, based on Grounded Theory (Glaser and Strauss, 1967; Corbin and Strauss, 2008), a systematic coding process was carried out, eventually finding out two most frequent thematic categories which describe the social order and the way homosexuals positioned themselves in the specific period of time. Textual segments pertaining to the categories obtained through the coding process were finally included into CDA. This analysis was based on the framework of the Discourse-Historical Approach, a well-established tradition in CDA studies. In accordance with this model and an added 'insider' perspective (Wodak, 2011), textual segments were diachronically analysed to find out the ways the social actors are represented (van Leeuwen, 1996 & Wodak et al., 2000). The findings of grounded thematic analysis show that, within five years, homosexuals' description of the social order was mostly and consistently based on the themes heterosexism and homophobia while a strong emphasis on constructing a collective and unifying action was observed in the second half of the period as a way of self-description. In a parallel sense CDA findings demonstrate that, in the context of the socio-historical background of the period, homosexuals construct a counter negative-othering discourse to describe the society in the early texts of the period while a positive-self presentation comes to the forefront towards the end of the period based on the goal of forming group solidarity. The study is significant for revealing that it is not always the marginalised groups that are negatively presented in dominant discourses but also marginalised in-groups can identify themselves with out-groups by making use of similar negative-other presentation strategies. In this sense this study has implications for researchers, particularly in the field of Queer Linguistics, who aim at investigating in-group discourses. Also, the findings of the study can serve as a basis for further research on the construction of homosexuality not only through texts but also other discursive practices. Keywords Critical Discourse Analysis, Queer Linguistics, social constructivism, homosexual movement, group identity, Kaos GL Magazine
Tiyatro sahnesinde toplumsal düzen tahayyülü: Şemsettin Sâmi'nin oyunları üzerine türsel ve tematik bir inceleme
Bu tez, Şemsettin Sâmi'nin tiyatro eserleri Besâ yahut ahde Vefâ (1875), Seydi Yahyâ (1875) ve Gâve'nin (1876) içerdiği toplumsal ve düşünsel mesajları, politika ile olan ilişkisini ortaya koymak adına tür ve tema bağlamlarında incelenmesini kapsar. Sâmi, kâtiplik, gazetecilik, çevirmenlik yapmış, sözlükler hazırlamış, roman yazmış çok yönlü bir Tanzimat aydınıdır. Siyasal ve sosyal anlamda bir yenileşme dönemi olan, üstelik Osmanlı toplumunun Batılı anlamda tiyatro ile henüz tanıştığı Tanzimat Dönemi'nde, pek çok aydın gibi tiyatroyu halkı eğitmek adına bir araç olarak kullanmıştır. Oyunları çağdaşları, dönemin önde gelen isimlerinden Namık Kemal ve Abdülhak Hâmit'inkiler kadar çok incelenmemiş; Sâmi siyasi içerikli bir oyun yazarı olarak fazlaca öne çıkarılmamıştır. Hâlbuki eserlerinde kahramanların bireysel sorunları, maceraları üzerinden çok açık veya sert olmamakla birlikte özellikle adaletsizliklerin, eşitsizliklerin gösterilmesiyle toplumsal düzen eleştirisi yapılır. Ayrıca yazarın Arnavut kökenli bir Osmanlı olması da eserlerinin konularının şekillenmesini etkilemiştir. Bu çalışmada, yazarın oyunları seyircilerin ilgisini çekme, mesajını açık ve etkili bir biçimde ortaya koyma açılarından oldukça elverişli olan melodram kalıbına yakınlığı ile ele alınır. Şemsettin Sâmi, Batılı anlamda tiyatronun ilk Türkçe örnekleri arasında yer alan üç melodramı ile amacı olan, politikayla ilişkili oyunlar üretmiş; gösterdiği toplumsal sorunlara dair çözüm önerileri sunmuş; "ideal vatandaş" figürünün özelliklerini ortaya koymuş; tiyatro sahnesinde bir toplumsal düzen tahayyülü çizmiştir.
Aminullah Nail Khangeldi'nin "Türkistan Beyremi-Ergene Kun" adlı romanın söz varlığı üzerine tematik bir inceleme
Aminullah Nail Khangeldi'nin Türkistan Bayramı-Ergene Kun Romanının Söz Varlığı Üzerine Tematik Bir İnceleme adlı çalışmamız, kaynakça ve sonuç bölümleri hariç iki ana bölümden oluşmuştur. Giriş bölümünde Güney Türkistan'da yaşayan Türk boy ve tupluluları, Güney Türkistan'da Türkçe'nin genel durumu, Güney Türkistan'da Özbek Türklerinin yayın hayatı, Aminullah Nail Hangeldi'nin hayatı ve eserleri üzerine durulmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde Türkistan Bayramı Ergene Kun Romanı transkripsiyon yapılarak Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. İkinci bölümü, sözlük biliminden ibaret olup, tematik sözlükler, metin sözlükleri, Aminullah Nail Khangeldi'nin Türkistan Bayramı-Ergene Kun eserinin isim söz varlığının tematik incelemesi, sonuç ve kaynakçadan oluşmaktadır. Türkistan Bayramı Ergenekon romanı, Güney Türkistan'ın ilk Özbekçe romanıdır. Romanın dili halk dili olduğu için bu çalışma büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu bölgeye ait olan Özbekçe yazı dili, Özbekistan Türkçesinin etkisinin altında kalan bir lehçedir. Bu nedenle çalışmamız Güney Türkistan'daki Özbeklere özel olan Özbek Türkçesini çalışmak isteyen araştırmacılar için de iyi bir kaynak olarak kullanılacağını düşünüyoruz. Güney Türkistan'da yaşayan Özbekler, Peştular ve Farslar (Tacikler)'dan sonra Afganistan'ın üçüncü büyük etnik grubu olup Afganistan'ın sosyal yapısının önde gelen ve hassas bir parçasını oluşturuyor. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bu Özbek Türkleri tüm zorluklara rağmen anadillerini yaşatmayı başarmakta, Türkmen ve Özbek Türkçesiyle gelecek nesillere anadillerinde nazım ve nesir türünde eserler vermeye devam etmektedirler. Çalışmamızda romanın söz varlığı içerisinde, yazı dilinde bulunmayan pek çok söz tespit ederek böylece unutulacak olan sözleri kaydetmiş olduk.
Karaca Oğlan'ın şiirlerinin tematik açıdan incelenmesi
Türk halk edebiyatı; Türk milletinin özünü, kültürünü sözlü ya da yazılı olarak nesilden nesile aktaran geleneksel edebiyatımızın adıdır. Türk halk edebiyatının önemli kollarından biri de âşık edebiyatıdır. Kökleri bilinmez dönemlere kadar uzanan âşık edebiyatı; gelenekle var olmuş ve özellikle 16. yüzyıldan sonra özgün biçimini bulmuştur. Bu edebiyatı temsil eden âşıklar, yaşadıkları toplumun sözcüsü ve aynası olmuşlardır. Bu âşıklardan biri de 17. yüzyılda Çukurova yöresinde yaşadığı kabul edilen Karaca Oğlan'dır. Türk şiirinin önemli şairlerinden olan Karaca Oğlan, farklı coğrafyalarda bugün de etkisi süren ve kendinden sonrakileri de derinden etkileyen, öncü bir âşıktır. Bu çalışmanın konusu, "Karaca Oğlan'ın şiirlerinin tematik açıdan incelenmesi"dir. Çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmayla ilgili genel bilgiler; ikinci bölümde âşıklık geleneği, Çukurova âşıklık geleneği, Karaca Oğlan'ın hayatı, edebî kişiliği ve dili üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölüm ise çalışmanın merkezini oluşturmaktadır. Saim SAKAOĞLU'nun "Karaca Oğlan" adlı eserinde yer alan 500 şiir, 12 başlık üzerinden tematik açıdan ele alınmıştır. Bu temalar şiirlerdeki yoğunluğa göre şu şekilde belirlenmiş ve incelenmiştir: 1. Aşk, Sevgi ve Kadın, 2. Tabiat, 3. Dinî ve Tasavvufi Unsurlar, 4. Geçiş Dönemleri, 5. Mekân (Ülke, Şehir, Sıla, Gurbet) ve Göç, 6. Giyim Kuşam ve Süslenme, 7. Eğitim (Yiğitlemeler ve Öğütlemeler Yoluyla Halk Eğitimi ve Değerler Eğitimi), 8. Toplumsal Duyarlılık ve Toplumsal Eleştiri, 9. Dualar ve Beddualar (Alkış ve Kargışlar), 10. Renkler, 11. Kozmik Unsurlar (Güneş, Ay, Yıldızlar) ve Felek, 12. Mutfak ve Yemek Kültürü. Dördüncü bölümde ise "Sonuç, Kaynakça, Ekler ve Öz Geçmiş" bulunmaktadır. Çalışmanın sonunda Karaca Oğlan'ın, "aşk" ve "tabiat" temaları ağırlıklı olmakla birlikte farklı temalarda da şiirler söylediği ve yaygın kanaatin aksine, sadece bireysel konuları değil toplumsal konuları da şiirlerinde işleyen bir âşık olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemleri izlenmiş; literatür tarama, metin tahlili / içerik analizi, gözlem ve görüşme yöntemleri kullanılmıştır.
Şavşat Gürcücesinde kılınış ve tematik ekler
This study investigates the morpho-syntactic features of Thematic Suffixes (TS) in Şavşat Georgian, a non-literal dialect of Georgian spoken in the northeast of Turkey. Specifically, it aims to provide an analysis on the different realisations of TS and relate these realisations with Aspect. For this purpose, we first comprehensively describe the environments in which Thematic Suffixes -ob, -eb, -av and -ev appear. Verbs with different Aktionsart features are examined in various tense conjugations. As a result of this analysis, it is argued that the presence of TS denotes imperfectivity in Şavşat Georgian. Besides, each realisation of TS specifically denotes a certain lexical aspectual class; that is, -eb denotes states, -av denotes activity, -eb denotes change of state and -ev denotes two-phase achievements. To complete the discussion on morphosyntactic features of the Thematic Suffixes, we offer a syntactic analysis based on a two-layered Aspect head following Travis (2010). In such a mechanism, TS is base generated in Inner Aspect head to mark the lexical aspectual class of the verb and then it moves into Outer Aspect head to check imperfectivity. Causative construction is also accounted for with a similar mechanism in which a certain realisation of TS, i.e. -eb, always occurs.
Annelik ikircikliği: Annelerle görüşme
The present study was conducted to give voice to maternal ambivalence experiences of mothers. It aimed to uncover how mothers experience, express, and manage their maternal ambivalence. Also, it addressed the factors in mothers' lives that make their maternal ambivalence experiences more or less difficult. Participants were 10 first-time mothers with a preschool aged child who was enrolled in a private preschool at the time. Within the framework of qualitative design, semi-structured interviews were conducted with each mother. Thematic analysis revealed that mothers had both positive and negative feelings towards their children and motherhood roles. Negative feelings were because of the child's undesired behaviors, rapid mood swings, their own exhaustion, and times of crisis. These negative feelings included regret towards their motherhood role that put restrictions on their freedom and led to difficulties. After expressing their negative feelings, however, mothers felt regret, shame, and guilt. Mothers shared their maternal ambivalence experiences with nonjudgmental people including friends, colleagues, and family members, and utilized several strategies in order to manage their maternal ambivalence experiences. Immediate and extended family members as well as others in the social circle put pressure on mothers to fit into conventional motherhood roles despite the fact that they provided limited support. Findings indicated mothers' need to share their ambivalent feelings and the importance of social support mechanisms.
Göksel Altınışık Ergur'un öykülerinde tematik kullanımlar
Göksel Altınışık Ergur; daha çok öykü ve şiir türünde, münferit ve kolektif çalışmaları bulunan günümüz sanatçılarındandır. Yazar, gündelik yaşantıları ve bireysel durumları öykülerine konu eder. Bu bağlamda öykülerinin klasik ve modern bir çizgide ilerlediği görülür. Olay merkezli öykülerin temelinde nesnel gerçeklik bulunurken bireyin iç dünyasını yansıtan eserlerde psikolojik tahlillere yer verilir. Ayrıca şahıslar, eserlerde psikolojik taraflarının dışında sosyal konumlarıyla da bulunurlar. Bu açıdan öykülerin, farklı yaklaşımlara ait özellikleri bünyesinde barındırdığı söylenebilir. Öykülerdeki kurmaca çoğu kez gerçek hayatla iç içedir. Kurgusal yapı içerisinde ortak kullanımlar göze çarpar. Yapıdaki ortaklıklara rağmen temadaki farklılıklar eserlerin özgün tarafını oluşturur. Nitekim tek başlarına yahut birbirleriyle ilişkili olarak kullanılan temalar, eserlerin anlam dünyasına derinlik katar ve çeşitlilik kazandırır. Yazarın tıp doktoru olması, bunun yanında farklı disiplinlere ilgi duyması ve edebiyat, müzik, sosyoloji alanlarında eğitim alması eserlerindeki yapı ve tema çeşitliliğine katkı sağlar. Yazarın birçok mesleki çalışması bulunmakla beraber, edebiyat alanında toplam beş öykü ve iki şiir kitabı vardır. Bu çalışmanın amacı Göksel Altınışık Ergur'un öykülerini, tematik anlamda incelemek ve örneklendirmektir. Yöntem olarak betimleme yöntemi seçilmiş, tahlil aşamasında ise metin merkezli bir yaklaşım benimsenmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde Ergur'un eserlerinde birbirleriyle doğrudan ya da dolaylı ilişkili öne çıkan on üç tema saptanmıştır. Söz konusu temalar içerisinden en yoğun kullanılanların kadın, sevgi, umut, hastalık olarak kurguya yön verdiği tespit edilmiştir.
1945-1991 yılları arasında modern Kırgız şiirinde kadın teması
Bu çalışmada, 1945-1991 yılları arasında Kırgız şairleri tarafından kaleme alınan Kırgız şiirlerinde kadın temasının nasıl yer aldığı incelenmiştir. Çalışmamızın amacı; 1945-1991 yılları arası modern Kırgız şiirinde kadın temasının sosyal, siyasî, toplumsal değişiklik vb. gibi etkenlerin ışığında şiirde nasıl kullanıldığının incelenmesidir. Çalışmanın giriş bölümünde Kırgız edebiyatı hakkında genel bilgiler yer almaktadır. Birinci bölümde, tarihî dönemlere ayırarak modern Kırgız şiiri hakkında genel bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde, 1945-1991 yılları arasında Kırgız şairleri tarafından kadın temasında yazılan şiirler kullanılmıştır. Bu şiirlerden bazıları tarafımızca aktarılıp, bazıları da yayımlanan kaynaklardan alınmıştır. Tezimizde yer alan kadın temalı şiirler, tarihi dönemler ışığında, yaşanan toplumsal değişiklikler göz önünde bulundurularak tematik açıdan başlıklara ayrılmıştır. Üçüncü bölümde, şiirlerin dil, üslup ve yapı bakımından incelemesi yapılmıştır. Dördüncü bölümde, Kırgız Türkçesinden aktarımı yapılan şiirler yer almaktadır. Çalışmanın sonuç bölümünde, her bölümün değerlendirmesini yaptıktan sonra kaynakçaya yer verdik.
Ortaokul Türkçe dersi öğrenci çalışma kitaplarındaki tema değerlendirme soruları üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı ortaokul Türkçe öğrenci çalışma kitaplarındaki tema değerlendirme sorularının niteliğini belirlemektir. Bu nedenle betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma çalışma kitaplarında yer alan tema değerlendirme soruları üzerine yapılmıştır. Araştırmada öncelikle örneklem olarak alınan ortaokul Türkçe 6,7 ve 8. sınıf öğrenci çalışma kitaplarındaki tema sonu ölçme değerlendirme soruları her bir kitap için ayrı ayrı ele alınarak incelenmiştir. İncelemede soruların türü, yeniden yapılandırılmış Bloom taksonomisindeki yeri, öğrenme alanı ve Türkçe programında ölçtükleri kazanımlar belirlenmiştir.Araştırmanın sonucunda bütün kitapların tema sonu ölçme değerlendirme etkinliklerinde 487 soru kullanıldığı ve bu soruların 185 farklı kazanımı ölçtüğü belirlenmiştir. Bütün kitaplarda yer alan tema değerlendirme sorularının, soru türüne göre %50'sinin çoktan seçmeli, Bloom taksonomisine göre %52'sinin anlama basamağında ve öğrenme alanına göre %56'sının okuma alanında olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Tema değerlendirme soruları, soru türü, Bloom taksonomisi, kazanım.
Ahmet Erhan'ın hayatı, sanatı ve eserleri
8 Şubat 1958 yılında Ankara'da dünyaya gelen Ahmet Erhan, 4 Ağustos 2013 yılında erken denilecek yaşta vefat etmiştir. İlk gençlik yıllarında yazmaya başladığı şiirlerini Militan Dergisi'nde yayımlayan Erhan, Behçet Necatigil şiir ödülünü alarak yazın dünyasında adını duyurur. Henüz yirmi iki yaşında tanınır hâle gelen Erhan daha sonraki dönemlerde "Yunus Nadi Armağanı (1992), Cemal Süreya (1998), Behçet Aysan (2005), Halil Kocagöz (1999) ve Melih Cevdet Anday (2008)" şiir ödüllerine sahip olmuştur. Yaşadığı dönem itibariyle kaotik bir sosyal hayata da şahitlik eden Erhan'ın, Alacakaranlıktaki Ülke isimli ilk şiir kitabı bu şahitliğin eseridir. 12 Eylül 1980 Darbesi'nin akabinde 1981 yılında yayımlanan bu kitap, şairin birçok araştırmacı tarafından "darbe şairi" adlandırmasıyla, tek yönlü bir değerlendirmeye maruz kalmasına sebep olmuştur. Şair, pek çok araştırmacı tarafından 1980 dönemi toplumcu gerçekçi şiirin önde gelen isimlerinden kabul edilir. Çalışmanın ilk bölümünde şairin çocukluk ve gençlik yılları, eğitim ve meslek hayatı, ailesi ve arkadaşları, kişiliği, hastalığı, ölümü hakkında bilgi verilecek ve sanatçının sanat, edebiyat ve şiir hakkındaki poetik görüşleri ele alınacaktır. İkinci bölümde sanatçının eserleri hakkında bilgi verilecek, üçüncü bölümde ise şairin şiirleri tematik açıdan incelenerek şairin şiir anlayışı ortaya konmaya çalışılacaktır. Yine aynı bölümde şiirlerindeki bireysel ve toplumsal özellikler örnekler üzerinden değerlendirilecektir.
The role of theme and rheme in thematic progression patterns in English argumentative essays by turkish university students
Since writing requires a lot of processing of the language to produce a message, it is seen as one of the most difficult skills to be developed. To develop EFL students' writing skills, the notion of Theme/ Rheme and thematic progression patterns are widely accepted to be useful. Therefore, the present study aims to determine the thematic progression patterns in Turkish EFL students' argumentative essays by regarding their language education background. The data in this study were taken from students who study in English Language Teaching and Psychological Counselling and Guidance departments in a private university in Turkey. Moreover, eight native speakers of English participated in the present study, as well. The data was analyzed by dividing the sentences into clauses and defining the thematic progression patterns based on Danes' thematic progression patterns (1974). Results of student essays were compared within each other considering their departments. The results revealed that ELT students use more thematic progression patterns than PCG students. Furthermore, it was determined that students from both of the departments used similar variety of thematic progression patterns in their essays. Finally, seven problems that arise from misuse of Theme and Rheme were identified in Turkish EFL students' written texts.
Resim sanatında kompozisyon kurgusu ve tematik kavram olarak doğanın irdelenmesi
Bu tez çalışmasında manzara resminde doğayı temel alan Batı ve Türk sanatında gelişim süreci ele alınmıştır. Konunun içeriği geniş bir zaman dilimini kapsasa da belli akım ve dönemlerde manzara resmi ağırlıklı olarak irdelenmiştir.Sanat tarihinin özellikle Rönesans döneminde doğanın tiyatral anlatım biçimi olarak arka planda kullanıldığı kompozisyon kurgusu Batı Avrupa'daki imparatorlukların çöküşüyle sonuçlanan süreçte doğanın araç olmaktan çok amaç haline gelen bir içerik anlayışıyla işlendiğine şahit oluruz. Bu siyasal mücadelelerden sonra Romantizm, Natüralizm, Sembolizm sanat akımlarını etkileyen sosyal ve ekonomik nedenler insanın psikolojik durumlarını doğadaki nesne ve canlılar ile yansıtması sonucunu doğurmuştur. Bu nedenle 18. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar olan süreçte sanatçılar toplumsal yıkımlara alternatif olarak doğanın vermiş olduğu zengin renksel ve biçimsel elemanları analitik bir bakış açısıyla irdeleyerek alternatif, teknik üsluplar bulmaya çalışmışlardır.Ancak endüstri devriminin insan toplulukları üzerindeki baskısı, sanatçıların daha da ileri giderek izlenimci anlayışta doğanın, fiziksel prensipler eşliğinde saf renk ve biçimlerinin bilimsel öngörü ile birleştiği geometrik tanımlama biçimleriyle yeni bir kompozisyon kurgusu icat ederek, resimde plastik değerleri ortaya çıkaran ve devrim niteliğindeki farklı estetik anlayışlara yönelmişlerdir. İzlenimcilerin etkisinde kalan sanatçılar ve bunlardan özellikle Paul Cezanne, doğa kaynaklı biçimsel tekniği ile 20. yüzyıl modernizminin ilk adımlarını doğa kökenli kompozisyon kurgusuyla atmıştırBu bağlamda uygulama çalışmaları kapsamında, Post-Empresyonizm akımı etkisinde geliştirdiğim üslup ile ürettiğim farklı mekanları konu alan manzara resimleri, sanat tarihindeki bu anlayışlardan özümsenen biçimsel anlayışın içinde yer almaktadır. Teknik açıdan Cezanne'ın yordamının etkisinde kalarak yaptığım resimler doğayı yapısal açıdan çözümlemeyi amaçlayan bir anlayışın ürünüdür.Anahtar Kelimeler; Doğa Resmi, Paul Cezanne, Türk Resim Sanatında Doğa Resmi