Terror organizations
111 theses under this subject heading
PKK'nın diasporayı şekillendirme stratejisi: Belçika örneği
Bu tez PKK'nın diaspora stratejisini açıklamayı amaçlamaktadır. PKK'nın AB ülkelerindeki Kürt diasporasına yönelik stratejisini anlamak için Belçika örnek olarak seçilmiş ve iki soruya cevap aranmıştır. İlk olarak PKK'nın Belçika'daki radikal Kürt diasporası ve yerel grupları nasıl örgütlediği ele alınmıştır. Örgütün Belçika'daki organizasyonlarının nasıl bir araya geldiğini açıklamak amacıyla etnik olmayan ulus-aşırı oluşumlar kuramsal çerçevesi altında bulunan 'siyasi-ideolojik yayılma' ve 'ulus-aşırı dil toplulukları' adlı yaklaşımlara başvurulmuştur. Cevabı aranan diğer soru; PKK'nın Belçika'da kurmuş olduğu yapıları hangi amaç için kullandığı, 'ulus-aşırı savunmacı ağlar' kuramsal çerçevesi ışığında ele alınmıştır. Bu kuram gereği, Türkiye'de ve Belçika'da bulunan ‗siyasi fırsat yapısı' detaylandırılmış ve örgütün faaliyetleri ‗bumerang' örüntüsü ile açıklanmıştır. Her iki soru da niteliksel analiz yöntemlerinden ‗örnek olay araştırması' yöntemi ile incelenmiştir. Erişilen bulgular değerlendirilerek PKK'nın diasporaya yönelik izlediği stratejinin üç bağlamda Şekillendiği tespit edilmiştir. Örgütün diaspora stratejisi; uluslararası meşruluk kazanma – hayatta kalma- , Kürtleri temsil eden 'tek' mercii olma ve Türkiye'ye baskı kurma, olarak üç boyuttan müteşekkildir. Anahtar Kelimeler: PKK, diaspora, Belçika, Kürt, Avrupa'da PKK
Askeri alanda devrimin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin PKK terörizmi ile mücadelesine etkisinin analizi
Bu çalışmada, Askeri Alanda Devrim tartışmasının merkezinde yer alan hassas hedefleme teknolojisinin, TSK ile PKK terör örgütü arasındaki mücadeleye olan etkisi incelenmiştir. Hassas hedeflemenin TSK lehine yarattığı güç asimetrisi, PKK'yı tepki vermeye zorlamıştır. Bu nedenle, PKK eylem tarzını değiştirerek, modern sistem taktiklerini zaman-mekan-kuvvet boyutlarında operasyonel hale getirmeye çalışmıştır. Bu değişimin PKK açısından iki sonucu olmuştur. Birincisi, PKK kuvvet boyutunda yaptığı değişiklik nedeniyle konvansiyonel saldırı gerçekleştirme kapasitesini ve bu yolla alan hakimiyeti sağlama imkanını kaybetmiştir. İkincisi, konvansiyonel saldırı gerçekleştirme kapasitesini kaybetmesi nedeniyle, alan hakimiyet iddiasını korumak amacıyla, konvansiyonel savunmaya dayalı bir yöntem geliştirmiştir. Çalışmada söz konusu süreç istatistiki ve açıklayıcı yöntemler kullanarak açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hassas Hedefleme, Ateş gücü, Manevra
Birleşmiş Milletler düzeni, terörizm ve yabancı terörist savaşçıların hukuki statüsü
Bu çalışmamızda öncelikle terörizm kavramı temel hatlarıyla ele alınmaktadır. Terörizm, Efesli filozof Heraklitos'un meşhur "her şey değişir, değişmeyen tek şey değişimdir" sözünü doğrularcasına çağlar içerisinde birtakım değişikliklerden geçerek bugünkü halini almış, geldiği noktada ise ulus aşan özelliği bulunan yabancı terörist savaşçı kavramını kendi kapsamından çıkarmıştır. Terörizmi etkisiz kılma adına yürütülecek mücadelede çeşitli yöntemler benimsenebilir. Sınırları aşan ve birden fazla devleti ilgilendiren bir problem söz konusu olduğu için devletlerin birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Bu birlikteliğin tek bir çatı altında yürütülmesi elzemdir ve bu noktada öne çıkan kuruluş ise bütün dünya devletlerini ortak zeminde bir araya getirme özelliğini haiz olan Birleşmiş Milletler'dir. Yabancı terörist savaşçı meselesine yönelik Birleşmiş Milletler'in almış olduğu kararların yanı sıra, devletlerin kendi mevzuatlarında gerçekleştirmiş oldukları değişikliklere de bu çalışmada yer verilmektedir. Tezin amacı, Birleşmiş Milletler'in yabancı terörist savaşçılarla mücadeledeki rolünün ve bu rol yerine getirilirken verilen katkı ve zorlukların incelenmesidir. Anahtar Kelimeler: Terörizm, Yabancı Terörist Savaşçılar, Birleşmiş Milletler, DEAŞ, YPG
TBMM'de bir terör örgütünün metaforik yeniden-kimliklendirilmesi: FETÖ/PDY örneği
Bu tez çalışması, bir terör örgütü olarak FETÖ/PDY'nin Türkiye'nin yasama organı ve milletvekilleri tarafından, 2011 ile 2018 tarihleri arasında nasıl bir yeniden-kimliklendirilme sürecine tabi tutulduğunu anlamaya çalışmaktadır. Bu amaçla tezde, söz konusu dönemdeki meclis konuşmaları, metafor analizi aracılığıyla incelenmiştir. Terör örgütlerine yönelik kullanılan metaforların Türkiye özelindeki bir yansımasını sunmayı amaçlayan bu çalışmada, ilk olarak örgütün tarihsel süreç içerisinde kendi kimliğini ne şekilde inşa ettiği gösterilmiştir. Devamında ise örgütün en çok gündemde olduğu ve ulusal düzeyde bir tehdit olarak ortaya çıktığı dönemlerde kamuoyuna hangi metaforlar aracılığıyla yeniden-sunulduğu incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda örgütün, "FETÖ/PDY mesiyanik bir terör örgütüdür", "FETÖ/PDY devletin kurumlarına sızan bir illegal yapılanmadır", "FETÖ/PDY varoluşsal bir tehdittir" ve "FETÖ/PDY dış devletlerin Türkiye'ye yönelik kullandığı bir araçtır" şeklindeki dört temel metafor üzerinden bir yeniden-kimliklendirilmeye tabi tutulduğu öne sürülmüştür.
Terörizmle mücadelede lider kadro odaklı yaklaşım: Türkiye'nin PKK terör örgütü ile mücadelesi (2015-2020)
Bu çalışma, terörizmle mücadelede dekapitasyon olarak tanımlanmış ve Türkçeye bu çalışma kapsamında "tırpanlama" olarak uyarlanmış lider kadro operasyonlarını destekleyici nitelik arz etmesi için geliştirilen Organizasyonel Tırpanlama kavramını incelemektedir. Karizmatik ve kült kişiliğe sahip terör örgütü liderlerinin etkisiz hale getirilmesini ihtiva eden dekapitasyon/tırpanlama kavramı, alt ve orta düzey terör örgütü liderlerinin hedef alınmasının ayrıca incelenmesi gerektiğini öne süren Organizasyonel Tırpanlama kavramı ile tamamlanmaya çalışılmıştır. Organizasyonel Tırpanlama'nın uygulandığı bir örnek olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin PKK terör örgütü ile 2015 yılı ve sonrasındaki mücadelesinin bir sütunu ele alınmıştır. Bu bağlamda Organizasyonel Tırpanlama'nın uygulanışının analiz edilmesi için İçişleri Bakanlığı koordinatörlüğünde yürürlüğe konan Terör Arananlar platformu ve burada örgüt liderlerine ilişkin sunulan bilgiler incelenmiştir. PKK terör örgütü başta olmak üzere, terör örgütü liderlerinin değişen önem düzeyine göre tasnif edildiği bu platforma başvurularak bir veri seti oluşturulmuştur. Derlenen veri seti sonucunda elde edilen bulgular ışığında, etkisiz hale getirilen PKK terör örgütü mensuplarının sayıca ağırlığının alt ve orta düzey örgüt liderlerinde olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, en tepede bulunan örgüt liderinin yanında alt ve orta düzey örgüt liderlerinin de hedef alındığı Organizasyonel Tırpanlama'nın uygulanışı ortaya konmuştur.
State practices as a new motivation for terrorism: The case of ISIS
This study is written on the purpose of evaluating the possibility of the emergence of state practices as a new motivation for terrorism. It has been tried to examine the place of exhibiting state practices in the dominated territory in the way of developing spheres of influence that are important for terrorist organizations. For this purpose, within the scope of this study, primarily motivations for terrorism and war were determined, compared, and evaluated. Then, the cases of FARC, LTTE, Al Qaeda, and ISIS were examined and compared in terms of financial, military, ideological, and spheres of influence, then the relationship between state practices and spheres of influence in terms of these organizations was revealed. In order to measure the influence of the organizations, the potential to attract foreign terrorist fighters was determined as a reference point and comparisons were made between organizations according to these potentials. The starting point of this study is to reveal whether the high potential of attracting foreign terrorist fighters of ISIS has a relationship with the state practices it implements. As a result of the study, it has been observed that although the state practice is not sufficient on its own, it creates a multiplier effect on the spheres of influence of terrorist organizations when it is applied under certain conditions. Key Words: Terrorism, State Practice, Foreign Terrorist Fighters, ISIS, Al Qaeda
Terörizmin finansmanı ile mücadelede 11 Eylül saldırılarının etkisi, FATF'in ülke uygulamalarındaki rolü: Türkiye'nin PKK ile mücadelesi örneği
Bu çalışma terörizmin finansmanı ile mücadelede 11 Eylül Saldırılarını etkisini, bu alanda BM'nin girişimlerini, FATF'in terörizmin finansmanı ile mücadeledeki rolü ve ülke uygulamalarına etkisini incelemektedir. Terörizmle mücadele araçları içerisinde terörizmin finansmanı ile mücadelenin rolü ele alınmıştır. BM ve FATF'in 11 Eylül Saldırıları sonrasında terörizmin finansmanı ile mücadelede uluslararası alandaki kurucu ve kapasite artırıcı etkisi incelenmiş; bu etki Türkiye'nin PKK'nın finansmanı ile mücadelesinin analizi üzerinden irdelenmiştir. Türkiye'nin PKK'nın finansmanı ile mücadelesi eski ve yeni perspektif üzerinden ele alınmış, BM ve FATF nezdinde geliştirilen terörizmin finansmanı ile mücadele araçlarının PKK ile mücadelede kullanılıp kullanılmadığı tartışılmıştır. Bu kapsamda uluslararası alanda BM ve FATF nezdinde ihdas edilen hukuki düzenlemeler incelenmiş, ulusal alanda Türkiye'nin yürürlüğe koyduğu terörizmin finansmanı ile mücadele düzenlemeleri ile karşılaştırılmıştır. Uluslararası alanda geliştirilen terörizmin finansmanı ile mücadele araçlarının Türkiye'de PKK'nın finansmanına karşı kullanıldığı ortaya koyulmuştur.
Detachment of terrorism from religion case study of Al-Shabab in Kenya
Kenya has been attacked several times in the last five years by Al-Shabaab, a terrorist group originally from Somalia. Kenya is accused of meddling with the group's affairs, which include the establishment of a sharia state in Somalia. AlShabaab which means youth, is an Islamic group that uses religion (Islam) to justify their aims and activities which comprise of terrorism among other inhumane activities just like the other Islamic terrorist groups. Terrorism has been associated with some ideologies, but after the 9/11 attacks, religious ideologies become the predominant. Despite there being many religions, the main focus was narrowed down to one religion that is Islam, this is the consequence of the Islamic terrorist groups like Al-Qaida, Boko Haram and the al-Shabaab, who all have one analogy, Islamic faith. The connection between the Al-Shabaab (the group which has been culpable for many deaths in Kenya alone) and the Islam religion which also means peace, was reviewed. Furthermore, the review on other two Western religions (Christian and Jew) has disclosed their perspective on terrorism. The reviewing also involved the impact of terrorism and religion on global politics, Kenya's domestic and foreign policies The literature research which consists of, written books, journal, and the Holy Scripts acknowledge that, no western religion advocates of terrorism. Al-Shabaab has been conducting their callous activities against Islamic teachings with killing innocents and destroying of properties, this is evidently shown in the Quran verses and the Islamic teachings which value human lives above all. Al-Shabaab is a political group which uses religion to attain support from the locals for manpower support and foreign sympathizers mostly for financial support. Their attacks on Kenyan soil are not religious as they claim, it is clearly due to the military operation of the African Union led by the Kenyan troops in Somalia. Islam and the other two western religions don't promote or encourage terrorism therefore al-Shabaab's claim that they are fighting for Islamic cause is unfounded. The Kenyan government underestimation of al-Shabaab made the group have many successful attacks which almost brought religious tension in Kenya affecting the domestic politics. Since al-Shabaab group has only targeted Kenyan citizens the foreigners in Kenya have not been affected that much which might be the reason the foreign politics isn't affected. Keywords: Religion, Terrorism, Alshabab 9/11
Causes of boko haram insurgency and it's socio-economic impact in Nigeria
Since Nigeria's independence in 1960, she has never been confronted with so much internal security issues like terrorism, which have strongly affected its national policy in recent years. The focus of this thesis is to analyze the causes and socio-economic impacts of Boko-Haram in Nigeria. It is certain that Boko Haram remains the biggest unrest confronting Nigeria now and has not only security, but also socio-economic consequences, High rate of poverty, unemployment, injustice, illiteracy, corruption and disparities between North/South regions of Nigeria are some of the causes of Boko Haram insurgency. Regarding the socio-economic impacts, it is seen that Boko Haram insurgency has had negative effect on the Foreign Direct Investment, Gross Domestic Product, the tourism sector, the local currency. In addition, it has led to dislocation of Nigerians, losing their lives and properties. The thesis concludes by stating that political, socio-economic and religious reasons contributed to Boko Haram terrorism to be emerged and its socio-economic impacts in Nigeria can be seen at the several levels.
Cihatçı hareketlerin medya kullanımlarının semiyotik incelemesi: DEAŞ örneği
IŞİD, güvenlik güçleri ve sivillere 2014'ten bugüne kadar saldıran bir terör örgütüdür. Öncelikli hedefi yeni bir ülke kurmak olan örgüt, ülkeleri hedef almış ve diğer terör örgütlerinin yöntemlerinden farklı olarak yeni bir yol izleyerek şehirleri fethetmeye çalışmıştır. IŞİD, El Bab, Rakka, Palmira, Musul, Sirte, Derna ve Bingazi gibi şehirleri işgal etmiştir. Ancak bazı bölgelerden koalisyon güçlerinin ve hatta Türkiye'nin güvenlik güçlerinin saldırısı ile çekilmiştir. Fakat aynı zamanda Avrupa'da bombalama saldırılarına da devam etmektedir. İslamofobinin yeniden dirilişi, Müslüman karşıtı fikirleri tekrar alevlendirmiştir. İslam ve Kuran'a atıfta bulunan cihatçı örgüt, diğer inançları kabul etmemekte ve Batı düşüncesine karşı çıkmaktadır. IŞİD sosyal medyayı son derece iyi kullanmakta ve savaşçılarını dünyanın farklı bölgelerinden bulmaktadır. Sosyal paylaşım siteleri tarafından yayınlanan işkence ve propaganda videoları ile büyük tepkiler yaratmıştır. Bu çalışmanın amacı, şu ana kadar sosyal medyanın en iyi kullanıcısı olan örgütle ilgili şu soruları tartışmaktır: IŞİD neden ve nasıl savaşçılarını toplamaktadır? Avrupa ülkelerindeki statüleri nedir? Amaçları ve planları nelerdir? Ekonomik olarak ne kadar güçlülerdir? Türkiye Cumhuriyeti'nin devam eden sınır ötesi ve IŞİD'e karşı iç operasyonlar nedeniyle, resmi kaynaklardan bilgi akışı sınırlıdır. Bu nedenle, bu çalışmada sosyal medya kaynakları ve çeşitli kaynak kitaplar kullanılmıştır. Ayrıca, derinlemesine görüşmeler gazeteciler ve yazar ile yapılmış ve stratejik araştırma merkezlerinden gelen veriler kullanılmıştır.
Terörle mücadelede güvenlikçi yaklaşımlar; PKK ve IRA terör örgütleri üzerine karşılaştırmalı bir inceleme
Günümüzde uluslararası bir boyut kazanan terör sorunu, dünya gündemini her geçen gün daha fazla meşgul etmeye başlamıştır. Ülkelerin teröre karşı bütünleşik bir mücadele stratejisi üretememesi, terörü daha da büyütmektedir. Terörle mücadelede günümüz koşullarında stratejilerin geliştirilmesi gerekmektedir. Teröre sadece dar bir bakış açısıyla bakılıp, terör ve terörizm kavramları birbirinden ayırmadan yapılan mücadelelerin bir başarı sağlaması olanak dışıdır. Ülkeler, teröre karşı genellikle güvenlik perspektifinden bakarak, kapsamlı bir strateji üretmekte zorlanmaktadır. Terörizm, onu besleyen sosyal dinamizmler, ekonomik, kültürel ve politik alanlarda da incelenip bu bağlamda stratejiler üretilmelidir. Aksi takdirde uygulanan güvenlik stratejileri terör örgütlerine propaganda aracı sağlamaktan başka bir işe yaramamaktadır. Türkiye, terör örgütlerine karşı mücadelede askeri alanda başarı sağlasa da bu başarıyı diplomasi ile destekleyememektedir. Teröre karşı taktiksel alanda sağlanan başarı sosyal, kültürel ve ekonomik değerler bağlamında pekiştirilmemiştir. Bu nedenle terörle mücadele uzun yıllara yayılmış, günümüzde daha fazla güvenlik ve huzur ortamını bozmaktadır. Yıllar içinde binlerce masum insanın hayatına mal olan terör, Doğu bölgelerinin yaşam koşullarına dolaylı olarak etki etmektedir. Güven ve istikrar ortamının oluşmaması, bölgenin ekonomisine zarar vermekte, işsizlik yüksek seviyelere çıkmıştır. Bu nedenle iş bulmakta zorlanan bölge halkı, batı illerine göç etmek zorunda kalmaktadır. Terör mensupları ile müzakere yollarına girişmek, haince bir hareket sayılmaktadır. Ancak İngiltere'nin IRA'ya karşı uyguladığı güvenlik odaklı politikaları yumuşatarak müzakere sürecine girmesi neticesinde varılan sonuç incelendiğinde gerektiği zaman örgüt üyeleriyle müzakerenin bazen sonuca götürdüğü görülmektedir. Aslında bu müzakereler doğru bir şekilde yapıldığı zaman terörün elini kolunu bağlayabilmektedir. Müzakere olmadan bir sonuca varılamamakta ve terör, masum insanların hayatlarına mal olmaya devam etmektedir. Disiplinli, sağlam iradeli, profesyonel müzakerecilerin çabası, çözüm sürecine giden yolu kısaltmaktadır. Bu müzakereler gizli veya açık olsun, neticede ülkenin faydasına olmalıdır. Teröre karşı mücadele yöntemleri ne kadar doğru ve yapılan stratejik hataların getirdiği sonuçlar nelerdir? Bu tezde bu konulara değinilmiş olup terör ve terörizm ile ilgili kavramlar açıklanmıştır. Terör örgütlerinin stratejileri ve saldırılarda kullandıkları yöntemler araştırılıp özetlenmiştir. Geleneksel Güvenlik Teorileri ve Yeni Güvenlik Teorileri açıklanmış, bu teorilerin getirdiği sonuçlar incelenmiştir. PKK ve IRA karşılaştırılmış olup Türkiye ve İngiliz hükümetinin teröre karşı uyguladıkları güvenlik odaklı politikalar incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Teröre karşı güvenlik odaklı stratejilerin getirdiği sonuçlara değinilmiş ve teröre karşı mücadelenin sosyal, kültürel ve ekonomi politikalarıyla desteklenmesinden sonraki etkiye vurgu yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Terör, terörizm, güvenlik, şiddet, strateji, teori
Küreselleşme ve terörizm: Terörizmin finansal kaynakları
Bu çalışmada, küreselleşme ekseninde terörizm kavramı ele alınmakta ve terörizmin finans kaynakları incelenmektedir. Çalışmanın amacı, terörizmin küreselleşme sürecinden nasıl etkilendiğini vurgulamak ve terörizmin sürekliliğini sağlayan bir araç olarak finansman kaynaklarını irdelemektir. Çalışma dört bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde çalışmanın içeriği, amacı, önemi ve metodolojisi verilmiştir. İkinci bölümde küreselleşme ve terörizm kavramları bir arada ele alınmış, kavramsal ve tarihsel incelemeleri yapılmıştır.Üçüncü bölümde terörizmin finansmana ihtiyaç duymasının nedenleri, bu finans ihtiyacını karşıladığı yasal ve yasal olmayan kaynaklar ile devlet desteğine dayalı gelir sağlayıcı kaynaklar ele alınmıştır. Dördüncü bölümde küreselleşme ekseninde incelenen terörizmin, 21. yüzyılda ulaştığı boyut vurgulanmış ve finans kaynaklarının terörizmin sürekliliğindeki rolü üzerinde durulmuştur. Anahtar kelimeler: terörizm, küreselleşme, terörizmin finansmanı, uluslararası terörizm
Yeni nesil terör örgütü: Fetullahçı terör örgütü ve Türkiye'deki paralel devlet yapılanması
Tarikatlar ve cemaatler kavramları açısından, Ezoterizme dayalı gizli örgütlerin bulundukları ülkelerde siyasi olayları biçimlendirme, suça karışma, terörü bir araç olarak kullanarak uluslararası suç örgütüne dönüşebilmede dünya örnekleri arasında Fetullahçı Terör Örgütü ve Türkiye'deki Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) de yer almaktadır. Uluslararası konjonktüre göre büyük güçlerin istihbarat örgütleri tarafından hedef ülke, hedef ülkenin bulunduğu coğrafi bölge, tarikatın temsil ettiği dini ideoloji ve onla bağlantılı dünyadaki networklar gibi birçok alan için kullanılabilir hale gelmektedirler. Bu tezde devletlerarası gizli savaşların devlet dışı aktörleri konumuna gelen, bulunduğu ortamın şartlarına göre amaçları belirlenen bu gizli örgütlerden FETÖ/PDY detaylı olarak incelenecektir. FETÖ/PDY gerçekleştirmiş olduğu eylemler göz önüne alındığında; gerek uluslararası tanımlamalar, gerekse Türkiye anayasasında belirtilen terör kanunları yönünden incelendiğinde bir uluslararası terör örgütü ve casusluk şebekesidir. FETÖ/PDY pek çok yönüyle bilinen terör örgütlerinden farklılıklar gösteren bir yapıya sahip. Bu nedenle FETÖ/PDY ile mücadele edilirken klasik terörle mücadele yöntemleri tek başına sonuç verici olmayabilir. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan bu çalışma ile Fethullahçı Terör Örgütü'nü (FETÖ) terörizm disiplini açısından analiz etmek, "Yeni Nesil Terör Örgütü" kavramsallaştırması açısından özelliklerini ortaya koymak ve Türkiye'nin bu terör örgütü ile ulusal ve uluslararası mücadele yöntemlerini belirtmektir. FETÖ/PDY ile mücadele edilirken; örgütün lideri, eleman temin etme yöntemleri, yönetim biçimi, ideolojisi, ortaya çıkışında ve örgütlenmesinde yararlandığı boşluklar, uluslararası bağlantıları, hedefleri, eylem ve örgütlenme stratejileri, sosyolojisi ve din anlayışı ayrı ayrı ele alınarak analiz edilmiştir. FETÖ/PDY klasik terör örgütlerinden farklı yollar izleyen ve bir istihbarat servisi özelliklerini gösteren yapısı sayesinde kendini gizleyebilen bir yapıya sahiptir. Yeni Nesil Terör Örgütü Eylemleri terör eylemlerinden farklı olarak korku ve dehşet yaratmamış. Bunun yerine, istihbarat teknikleri kullanılarak hedefleri görev alanı dışına çıkarma, algı yönetimi, medya da stratejik iletişim araçları ile kara propaganda yapma, topyekûn yönetimi değiştirmek için demokrasiye askeri müdahale, gazetecilere yönelik suikast eylemleri gibi kolektif şiddet uygulayarak devlet bürokrasisini çökertmeye yönelik faaliyetler göstermiştir. Bilinen diğer terör örgütlerinin (PKK, ETA, PJAK, İRA, DEAŞ, El Kaide) hedeflerine ulaşmak için izlediği yollar olan; ayrılıkçılık, bölücülük gibi toplum içinde bir devletin oryantasyonunu bozmaya yönelik şiddet içeren eylemlerle, toplumun ayakta durmasını sağlayan moral değerlerini yıkmaya yönelik siyasal amaçlı halk üzerinde korku ve endişe yaratıcı eylemler yaparak başlamak ve sürdürmek yerine, örgütün sapkın görüş ve inanışlarına göre yetiştirmiş olduğu mensuplarını devletin en kritik ve önemli birimlerine gizlilik içerisinde yerleştirerek devleti içerden ele geçirmek yolunu tercih etmiştir. Devlet bürokrasini ele geçirmek amacıyla insan yerleştirme yani sızmacılık en temel faaliyetlerden biri olmaktadır. "Truva Atı" niteliğinde gizli ajandayı saklayarak ülkeyi içerden ele geçirme yöntemi de denilebilir. Dini duyguları kullanarak insanları etkisi atlına almış, dini söylemlerini ABD'nin ılımlı İslam modeline uyarlayarak bu sayede ekonomik güç elde etmiştir. Türkiye'de devletin sağlamakla yükümlü olmasına rağmen eksikliklerin bir türlü tamamlanamadığı eğitim alanındaki boşluklardan yararlanarak örgütüne eleman ve fon temin etmiştir. Amaçları doğrultusunda uluslararası istihbarat örgütleri ve terör örgütleriyle birlikte hareket ederek Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel taşlarını oluşturan hayati öneme sahip güvenlik bilgilerini çalarak kendisini kuran ve yöneten istihbarat örgütü olan CIA ile paylaşmıştır. Ulaşmak istediği hedefler doğrultusunda gerçekleştirmiş olduğu terör eylemleri ile devleti ele geçirecek güce eriştiğini hissettiği noktada baskı ve şiddet uygulayarak lideri olan Fetullah GÜLEN'in kendi doktrinlerine göre saptırılmış şer'i yasaların hâkim olduğu teokratik bir devlet kurmayı hedefleyen bir silahlı terör örgütüdür. Tarihte Şii din adamı Hassan bin Sabbah tarafından 1090 yılında kurulmuş, Alamut kalesini ablukaya alan dini tarikat Haşhaşiler'e benzer paralelleşme faaliyetleri göstermişlerdir. FETÖ örgütü hiyerarşik katı örgütlenme yapısı, rakiplerini ortadan kaldırma konusunda suikast taktiğini birincil savaş ilkeleri olarak benimsemeleri yönünden de Haşhaşilere benzetilmektedir. Selçuklu hükümetinin cihan devleti olma yönünde ilerken, Haşhaşiler tarafından bu engellenmiştir. Aynı şekilde küresel bir güç olmak isteyen Türkiye'nin önü FETÖ ile kapatılmaya çalışılmıştır. FETÖ/PDY incelerken uluslararası bağlantıları, yapmış olduğu eylemlerin zamanlaması ve sonuçları dikkate alınarak incelenmelidir. Örneğin örgüt tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi ele alınırken; Irak ve Suriye sınırları içerisinde bir Kürt devleti kurup Ortadoğu enerjisini Akdeniz'e indirmeyi amaçlayan ve bu sayede uluslararası enerji hatlarını kontrolü altına almaya çalışan ABD'nin politikalarıyla, İsrail'in kendisine tehdit olarak gördüğü Irak ve Suriye'nin kurulacak Kürt devleti sayesinde zayıflatılacağı dolayısı ile Ortadoğu'da İsrail'e, Uluslararası arenada da ABD'nin menfaatlerine hizmet eden sonuçlar doğuracağı göz önünde bulundurularak ele alınmalıdır. FETO'nun 15-16 Temmuz darbe girişimi, ülkede bu örgüt ile topyekûn bir mücadeleye neden olmuş, ulusal birlik ve bütünlük, tam bağımsızlık, devletin bekası konusunda tüm siyasi partileri aynı çizgide buluşturmuştur. Geçmişte birçok ülkenin kaderine yön vermiş siyasetçilerin desteğini alan bu terör örgütünün, demokrasi ortamında kendi siyasi ajandasına göre örgütlenme ve güçlenmesiyle, uygun zamanda en son hamlesi yıkıcı, dönüştürücü ve dışa bağımlı ajandasını ortaya çıkarmıştır. Tez terör örgütü olarak hukuki açıdan yargılanan Fethullah Gülen cemaatinin ideolojik düşünce yapısını, örgütlenme biçimini ve uluslararası faaliyetlerini incelemektedir. Türk devletin bu faaliyetlere ve uluslararası örgütlenmesine karşı almış olduğu stratejik mücadele yöntemlerine de değinilecektir. Bu tezin temel amacı; Fetullahçı terör örgütünün örgütlenme modeli, ideolojisi, din anlayışı, örgüte eleman kazanma yöntemleri ve uluslararası bağlantılarını inceleyerek karşı tezler üretmek, hedeflediği insan kaynağına yönelik iyileştirici projeler geliştirmek, tabanını küçülterek marjinal seviyeye indirmekte kullanılacak akademik bir kaynak olmaktır. Anahtar Kelimeler: Yeni Nesil Terör, FETÖ/PDY, ABD, CIA, Ilımlı İslam, Terör, Paralel Devlet Yapılanması.
Türkiye'de Kürt kimliğinin kültürel bağlamda incelenmesi ve siyasallaşma süreci
1800'lü yıllarda özellikle batılı misyonerlerin faaliyetleri sonucu Anadolu'da Kürt isyanları ortaya çıkmaya başlamıştır. Kürtçülük üzerine birbiri ardına çalışmalar yapılmaya başlanmış ve halk arasında isyanlar teşvik edilir olmuştur. Bazı kaynaklara göre, bu dönemde ortaya çıkan ve günümüze kadar gelen ayaklanmaların temelinin II. Abdülhamit döneminde kurulan Hamidiye Alayları olduğu da söylenmektedir. İngiliz, Fransız ve Rus araştırmacıların Kürtlerle ilgili sayısız çalışmaları vardır. Kürtlerin kültürel yapısının, tarihsel geçmişinin ve dil özellikleri ile Türklerden farklılaştırılarak ayrılması çabaları 1600'lü yıllara kadar dayanmaktadır. Tarih boyunca çıkartılan Kürt ayaklanmalarına bakıldığında hiç şüphesiz en uzun süreli olan ayaklanmanın PKK terör örgütü üzerinden uygulanan terör hareketi olduğu görülmektedir. 1974 yılında "Apocular" adıyla kurulan ve sonrasında kısa adı PKK yani Partiya Karkarên Kurdistan (Kürdistan İşçi Partisi) olarak dünya terör örgütü listelerindeki yerini alan hareket ile birlikte ülkemizdeki Kürtler artık Türk siyasal yaşamında önemli bir politik malzeme haline getirilmiştir. Bu çalışmada, Kürt kültürü, etnik kökeni ve Kürtçe dil yapısı üzerinde durularak, PKK terör örgütünün günümüzde legal-siyasal yapı haline dönüşüm sürecine değinilecektir. Kürtler üzerinden oluşturulan iç politikaların medya ile olan bağlantısı, Adalet ve Kalkınma Partisinin Demokratik Çözüm Süreci kapsamında uyguladığı Akil İnsanlar girişiminin gazetelerdeki yansımaları üzerinden değerlendirilecektir. Bu bağlamda Ak Parti hükümetinin "Demokratik Açılım" sürecinde uyguladığı "Akil İnsanlar" heyetinin çalışmaları ve bu çalışmaların başladığı tarihler arasındaki tiraj sayılarına göre en çok satan ilk beş gazetenin ilk sayfalarına yansıyan süreç ile ilgili haberler değerlendirilmiştir.
2010 yılı sonrası Türkiye' de terörle mücadele
Kapsamı ve amacı çok derin bir konu olan terör, yakın tarihten bakıldığında anlaşılmayacak kadar karmaşık bir düzeni oluşturmaktadır. Terör ifadesi ve terörizm çok eski tarihlere dayanan ve günümüze kadar çeşitli değişimlere uğrayarak gelen fakat ana düşüncesinden kopmayan bir olgudur. Tüm terör faaliyetlerinin çıkış noktası şiddettir. Devleti, buna bağlı olarak halkı güçsüz duruma düşürme çabası başka bir deyişle var olan devletin etkinliğini ve güvenirliliğini azaltarak, devlete hükmetme, devirme ya da istediği bir bölgede özerklik arayışıdır. Türkiye Cumhuriyeti jeopolitik konumu nedeniyle oldukça stratejik ve aynı zamanda kritik bir bölge üzerinde yer almaktadır. Türkiye öncelikli bu sebep yüzünden uzun yıllar terörle mücadele etmek zorunda kalmış bir ülke olmuştur. Yapılan araştırmada Türkiye' de terörle mücadele çalışmalarında devlet kavramı ele alınmıştır. Terörle mücadele devletin etkisi araştırılmış ve terör eylemlerinin devlete etkisi de değerlendirilmiştir. Devletin terörle mücadele kapsamında etkin şekilde yürüttüğü çalışmalar ve gerek terör eylemlerini durdurmak gerekse teröre karşı önlem almak konularında devletin varlığı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Terör, terörle mücadele, devlet.
DAEŞ ve Boko Haram terör örgütlerinin karşılaştırmalı analizi
Dünyanın en kalabalık ikinci inanç kesimi olan Müslümanların arasına ihtilaf kıvılcımları İslam dininin Peygamberi Hz. Muhammed'in vefatından sonra atılmaya başlanmıştır. Asr-ı Saadet döneminden sonra İslam'ı yorumlamak için ortaya çıkan bazı düşünce sistemleri, siyasi çıkar sağlama ve iktidar olma arzusu ile birleşince, dinin barış üzerine kurulu yapısına tamamen zıt bir görünüm elde etmiştir. Selefilik ve Vahhabilik de bunların içinde yer almaktadır. Bu iki görüşü ve destekçilerini özellikle Soğuk Savaş sonrası büyük devletler kendi çıkarları için kullanmaya başlamışlardır. Üretim araçlarından yoksun bu örgütlerin arkasında devlet desteği olmadan güçlenip var olabilmesi şüphesiz mümkün değildir. Orta Doğu coğrafyasında DAEŞ, Afrika kıtasında ise Boko Haram bu doğrultular ekseninde, 11 Eylül saldırılarından sonra ABD'nin başlattığı kutuplaştırıcı dış politika anlayışında ortaya çıkmışlardır. Bu çalışma, aynı görüş yapısına sahip farklı kıtalardaki DAEŞ ve Boko Haram örgütlerinin aralarındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Her iki örgütün de temel düşünce yapısını oluşturan Selefilik ve Vahhabilik görüşleri yanında bu örgütlerin birçok benzer özellik ve farklılıklar taşıdığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada, söz konusu örgütlerin eylemlerinde İslam dinini esas aldıklarını öne sürmelerine rağmen davranış biçimlerinin İslam hassasiyeti ile bağdaşmadığı, daha ziyade dini motifli politik hareketle çıkar amaçlı olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: DAEŞ, Boko Haram, Terör, Selefilik, Vahhabilik
Radicalization and recruitment process of DHKP-C
DHKP-C, a terrorist organization with a radical revolutionary left-wing view, has sought an organic bond at various levels with the Alevi community, which has a unique ethnic and sectarian identity in Turkish society, instead of carrying out its activities as an international movement claimed by its founding ideology and it started to carry out radicalization and recruitment activities targeting the Alevi community. The main reason for this situation is the developments in domestic and international politics and, so the blows that the left ideology and communism received. The DHKP-C terrorist organization focused on its manipulation and politicization activities against the Alevi community to protect its existence and ensure its continuity as a reflex in the face of these developments at the national and international levels. The starting point of this thesis is 'Is there an attempt by DHKP-C to radicalize and recruit the Alevi community? If so, what is the reason?'. First of all, while seeking answers to these questions the concepts of radicalization and recruitment will be explained at the theoretical level. Then, the changes and transformations that the DHKP-C terrorist organization has experienced since its establishment will be discussed in the historical context. In the last section, the contrast between the discourses and actions of the DHKP-C terrorist organization will be revealed, and how the process of transition from radicalization to recruitment works within the organization will be tried to be explained, especially by using discourse analysis. As a result, I argue that terrorist organizations, can act against their founding ideologies and expand their fields of activity and influence when they see their existence under threat depending on cyclical developments.
Osmanlı Balkanlarında kimlik inşası: Bulgar etnik terörünün kuramsal yorumu
Bu çalışma 19. Yüzyılda Balkan coğrafyasındaki uluslaşma hareketleri çerçevesinde ulus kimliğinin oluşumunu, bu oluşum içerisinde hangi sebeplerin öncelikli olarak görüldüğünü, kimliğin inşasında hangi unsurların kullanıldığını ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Ulus kimliğinin ortaya çıkışındaki doğal süreç ile inşa edilen yapay etkenler ile birlikte kimliğin varlığının kabulü ve devam ettirilebilmesi için hangi faaliyetler içine girildiği de çalışmanın cevabını bulmaya çalıştığı sorular arasındadır. Bu faaliyetlerin bireyler ve gruplar üzerindeki psikolojik etkisi ise çalışmanın açılım getirmeye çalıştığı temel konulardandır. Bu amaç doğrultusunda çalışmamızın ilk bölümünde kimlik kavramı ile ilgili temel açıklamalar yapılmış, özellikle bireysel kimlik ve grup kimliğinin kapsamı, oluşum süreci ve iki kavram arasındaki etkileşim açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise grup kimliği ve özel olarak ulus kimliğinin oluşum süreci ile ilgili bir örnekleme yapılmış ve 19. yüzyılda Balkanlar'da ortaya çıkan uluslaşma hareketleri genel oluşum sebepleri ile anlatıldıktan sonra Bulgar uluslaşma hareketi özelinde ulusal kimliğin inşası ve diğer grupların inşa edilen kimliği kabul etmesi, benimsemesi ile ilgili olarak kullanılan unsurlar anlatılmaya çalışılmıştır. Bilhassa tedhiş faaliyetleri ile diğer grupları sindirme ve etkisiz hale getirme ile yeni ulusun varlığının kabulünün sağlanması çabaları örnek üzerinde anlatılmaya çalışılmıştır.
Terörizm ve kadın: IŞİD konulu film ve diziler üzerine bir inceleme
Terörizm geçmişten günümüze çok sayıda kavram ve örnekler üzerinden ele alınmıştır. Küresel güçlerin terörizme yönelik politikaları, terör örgütlerin eylemlerinin nitelikleri, terör örgütlerine katılımın nedenleri ve diğer konular terörizmin daha iyi anlaşılması için incelenmeye devam edilmektedir. 11 Eylül sonrası dönemde küresel anlamda en fazla bilinen ve dikkat çeken örnek olarak IŞİD'i vermek mümkündür. IŞİD'in özellikle internet üzerinden kendini ve eylemlerini tanıtması, diğer örgütlerle arasındaki önemli bir farklılık olmuştur. IŞİD, kısa filmler, dergiler, gazeteler ve en önemlisi çeşitli sosyal medya uygulamalarını kullanarak örgütü güçlendirmeyi amaçlamıştır. Bunun bir sonucu olarak da çoğu insanların yaşadıkları gerçek olaylara dayanan IŞİD ile ilgili çok sayıda film ve dizi çekilerek örgütün etkinliği ortaya konulmuştur. Bu çerçevede çalışmada, "IŞİD'in kadınlara yönelik yaklaşımı IŞİD konulu film ve dizilerde nasıl gösterilmiştir?" sorusu ele alınmıştır. Seçilen IŞİD konulu film ve diziler üzerinden, kadınların IŞİD'e katılma süreçleri ve IŞİD'in kontrolü altındaki bölgelerde kadınların durumu incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde terör, terörizm ve yeni medya kavramlarına değinilmiş, ardından IŞİD'in ortaya çıkma ve örgütleşme süreci ile IŞİD'in yeni medyayı ne şekilde kullandığı açıklanmıştır. İkinci bölümde IŞİD ve kadın konulu Layla M., Soeurs D'armes (Kadınların Silah Kardeşliği), Le Ciel Attendra (Cennet Bekleyecek) ve Profile (Profil) filmleri incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümde ise, IŞİD ve kadın konulu Gharabeeb Soud (Kara Kargalar) ve Khalifat (Hilafet) dizileri ele alınmıştır. Birçoğu gerçek olaylara dayanan söz konusu film ve dizilerde sadece kadınlarla ilgili bölümler aktarılmıştır. Bu bağlamda, çalışmada IŞİD'in daha fazla kadının örgüte katılmasını sağlamak ve kadınları etkilemek için farklı yöntemler geliştirdiği ve kadınların bu yöntemlerin etkisiyle isteyerek veya kandırıldıkları için örgüte dahil oldukları ve örgüt içerisinde erkeklerin kontrolü altında yaşadıkları gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Terörizm, Yeni Medya, IŞİD, Kadın
Terörizm, Türkiye'de terör olgusu ve PKK/PYD
Türkiye'de terör olgusu bir bölümü Osmanlı İmparatorluğu'ndan devralınan, diğer bölümü ise cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar geçen süre içerisinde, bulunduğu coğrafyanın da jeopolitik ve jeostratejik özelliklerinden kaynaklı, çıkar hesaplarının ve tarihsel amaçların kesiştiği bir merkez durumunda oluşu ile zamana, mekana ve amacına göre sürekli boyut değiştiren, neredeyse tüm ideolojik akımların geçmişten günümüze terör tehdidinin gündeme geldiği bir ülke olmuştur. Türkiye'nin bölgesinde etkili ve güçlü bir devlet olmasından rahatsızlık duyan bazı ülkeler, doğrudan çatışmalarda yer almak istemeyip, politikalarının merkezine terörü alarak her fırsatı ve sinsi hareketi değerlendirip, vekil aktör olarak tayin ettikleri terör örgütleri üzerinden aynı kadri paylaşan ve aynı topraklar üzerinde yaşayan insanlar arasında etnik temelli çatışmalar çıkartarak ülkeyi ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak istemekte, bir takım siyasi ve ekonomik çıkarlar sağlama hedefiyle de açık veya gizli olarak terörizm silahı ile Türkiye'yi tehdit etmektedirler. Yapılan bu çalışma ile küresel bir niteliğe bürünmüş olan terör ve terörizm sorununun çözümüne bilimsel zeminde katkı sağlamak gayesiyle, terör ve terörizmin ''mevcut sorunların nedeni olmaktan öte mevcut sorunların sonucu'' olduğu düşüncesinden hareketle ekonomik, sosyal, siyasal ve psikolojik nedenlerin yanı sıra dış desteğin de nedenlerinin bilinmesi ve incelenmesi, kurgulanma metodlarının analizinin yapılması, konunun bütün yönleri ile iyice anlaşılması ve genel perspektifinin rasyonel genellemelerle ortaya konulması düşünülerek ele alınmıştır. Terör ve terörizm sorunu Türkiye'nin ulusal güvenliğinin, heba edilen yıllarının, maddi manevi kayıplarının yanı sıra tüm insanlığı ve gelecek nesilleri tehdit eden boyutları ile onbinlerce insanın canını kaybetmesi, geride bırakılan aile ve sevenlerinin acı ve ısdırapları, ahlaki hiçbir temelinin bulunmayışı, hukukun üstünlüğünün kabul edilmeyişi, siyasi hedefler için insan hayatının değersizleştirilmesi, masum insanların canına kıyılması gibi hususlarla bu sorunun sadece askeri ve güvenlikçi yaklaşımlarla değil, çözümü için aynı zamanda bu alanda bilimsel çalışmaların yapılmasının da ne kadar zaruri bir ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır. Çünkü terörle mücadele süreci yalnızca güvenlik birimlerinin özverisi ile değil, uzun yıllar boyunca toplumun her kesimi ve her bireyi tarafından desteklenmesi gereken zorlu bir süreçtir. Söz konusu bu çalışma, işte bu alandaki ihtiyacın hissedilmesinin yanı sıra aynı zamanda bir sorumluluk olarakta görülmesi nedeniyle yapılmıştır.
Peru'da terörle mücadele ve GEIN İstihbarat Servisi
Bu tez, Peru Cumhuriyeti tarihindeki en önemli anlardan birini kapsayacaktır. 1980'lerin başında Aydınlık Yol'un silahlı mücadelesinin terörizme dönüşmesi, Peru Devleti'nin şiddet yoluyla iktidarı ele geçirmeye çalışan yeni bir iç tehditle karşı karşıya kalabilme kapasitesinin olmadığını ortaya çıkardı ve bu duruma bir son vermek için yeni bir sert önlemler formülasyonun meydana gelmesini sağladı. Araştırmamız, bu grubun silahlı mücadelesinin başlangıcından bu örgütün dağıldığı döneme kadar ülkedeki devlet politikalarını analiz eden Peru Özel İstihbarat Grubu'nun (GEIN) oluşumu gibi Aydınlık Yol (PCP-SL) terör örgütünün eylemlerine karşı uygulanan başarılı vizyon ve politikaları analiz edecektir.
Basın demeçleri bağlamında Türk ve Amerikan ilişkilerinin terörle mücadele boyutu
Bu tez çalışmasında Suriye'ye sıçrayan Arap baharının oluşturmuş olduğu kaotik ortamda kendine yer edinen PKK/PYD ve İŞİD terör örgütlerine karşı müttefik olan Türkiye ve Amerika'nın terörle mücadelede ne denli işbirliği yapabildiği araştırma sorusundan yola çıkılarak, devletlerin terörizme karşı işbirliği zorlukları irdelenmiştir. İzlenilen metot söylem analizi ve süreç analizi birlikteliğidir. 2011-2018 yılları arasında devlet başkanlarından savunma bakanlığına, dışişleri bakanlarından hükümet sözcülerine kadar farklı kurumların yönetimlerinde bulunan kişilerin söylemleri analiz edilerek ve sahadaki eylemleriyle karşılaştırılarak süreç analizi yapılmıştır. Araştırma sırasında yıllara göre çeşitli haber kaynakları taranmış ve sahada terör örgütlerine karşı gerçekleştirilen operasyonlar literatür taraması ile detaylı olarak incelenmiştir. Devlet kurumlarında bulunan kişilerin söylemleri kamuoyuna açık kaynaklardan elde edilmiş ve çeşitli kaynaklardan araştırılıp teyit edilerek sunulmuştur. Tez içerisinde bulunan görüş ve önerilerin tamamı, yaptığım araştırmalar sonucu şekillendirdiğim kişisel fikirlerimdir ve herhangi bir kişi veya kurumun görüşünü yansıtmamaktadır.
An early step of migrant radicalism: Far right parties and terror nexus in Europe
This study investigates how proliferation of far right parties' policies affect increasing migrant – based terrorist incidents in Europe especially since 2011. The study aims to demonstrate what extent political, economic and social discrimination which are stemmed from European far right parties, led migrants to fall into terrorism trap. The study analyzes tendency to crime and aversion level among migrants in order to provide a perspective about whether migrants who are exposed to discrimination express themselves through violence or not with qualitative and quantitative research methods. Findings of the research shed light on how European citizens and far right parties might deal with the rising polarization within their countries. Correspondingly, European governments might prevent migrant based terrorism in Europe or at least might reduce the number of terrorist incidents via the factors as presented in this research.
Örgüt kavramı ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (TCK Md.220)
Dünya nüfusunun artması ve ekonomik, siyasi krizlerin çoğalması, Dünya ekonomik birikimlerinin adil bir şekilde dağıtılmayışı, emperyalizmin giderek artması, toplumların teknolojik ve global gelişmelere kapalı olması sonucunda dünyada suç sayısı ve tipininin artışı ile karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde artan suç tiplerinin özellikle; örgütler tarafından işlendiği görülmektedir. Örgüt; bu suç tiplerinin işlenmesine yardım, teşvik, kolaylık sağlamaktadır.Suç tiplerinin örgütsel faaliyet içinde işlenmesi durumunda cezalandırılabilme alanı genişletilmiştir. Bunun birlikte suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu ise başlı başına bir suç tipini oluşturmaktadır. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220'nci maddesinde düzenlenmiştir. Bir suçun örgüt içinde işlenmesi ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu farklılık göstermektedir. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu günümüzde terör suçları içinde de kendine yer edinmektedir. Geçmişten günümüze birçok suç tipi örgüt kapsamı içinde etkin, sürekli ve tehlike arz ederek işlenmiştir. İşte bu kapsamda suç işlemek amacıyla örgüt kurma günümüzde gittikçe artan terörizmin amaçlarını gerçekleştirmek için faaliyet gösterdiğini belirtebiliriz. Bu kavramlar iç içe geçmiştir. Dünyada artan ayrılıkçı talepler, yükselen milliyetçilik akımları, eşitsizlik, otorite boşlukları, artan silahlanma, din ve mezhep çatışmaları terör suçlarının örgüt kapsamında oluşmasına neden olmuştur.