Southeastern Anatolia region

98 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Tek parti hükümetlerinin Güneydoğu Anadolu politikaları (1930-1945)

Cumhuriyetin ilanından sonra özellikle yeni rejimin, inkılapları tam olarak anlatamamasından ve bölgede aşiret ve şeyhlik düzeninin direncinden kaynaklanan nedenlerle önemli bir güvenlik sorunu ortaya çıkarmışsa da alınan sert önlemlerle bu sorunlar giderilmeye çalışılmıştır. Ancak ortaya çıkan bu güvenlik sorununun arkasında sosyal ve iktisadi sebepler de görülmüştür. II. Dünya Savaşı dönemi Türk hükümetlerinin bölgeye yönelik politikaları savaş tehdidi çerçevesinde şekillenmiştir. Bununla birlikte bölgenin temel sorunu olan güvenlik sorununu etkileyen sosyal ve iktisadi sebeplerin de ortadan kaldırılmasına yönelik politikalar üretilmiştir. Çünkü savaş döneminin bütün imkânsızlıklarına rağmen bölgeye yönelik başlatılan yatırımların devam ettirilmesinde, devlet mekanizmasının bölge vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılama görevini ciddiyetle yerine getirme gayretinde bu anlayış ön plana çıkmaktadır. Genel anlamda değerlendirecek olursak 1930-1945 yılları arasından tek parti hükümetlerinin Güneydoğu Anadolu bölgesine yönelik politik yaklaşımları bölgenin ülke ile bütünleşmesine yönelik olmuştur

Cumhuriyet tarihiGüneydoğu Anadolu bölgesiHükümet politikaları+5
Sezer Arıkan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu bölgesinde çalışan antrenörlerin benlik saygısı ile öğrenilmiş güçlülük düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde çalışan antrenörlerin benlik saygısı ile öğrenilmiş güçlülük düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmanın evrenini, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde çalışan antrenörler oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise tesadüfî örneklem yöntemi ile seçilmiş olan 136 erkek, 75 kadın toplam 211 katılımcı oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak, demografik özelliklerin tespiti için araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, öğrenilmiş güçlülük düzeyi tespiti için Rosenbaum (1980), tarafından geliştirilen Siva ve Dağ (1991) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan Rosenbaum'un Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği (RÖGÖ) ve Benlik saygısı düzeyinin tespiti için Rosenberg (1965) tarafından geliştirilen, Çuhadaroğlu (1986) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) kullanılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler IBM SPSS 24 programıyla analiz edilmiştir. Araştırmada normallik testi olarak Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmıştır. Katılımcıların tanımlayıcı özelliklerini belirlemek için frekans ve yüzde testi kullanılmıştır. Ayrıca ikili bağımsız örneklem değişkenleri için T testi ve ikiden fazla bağımsız örneklem değişkenleri için Oneway ANOVA testi kullanılmıştır. Gruplararası farkların belirlenmesi için post-hoc testi olarak LSD testi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin arasındaki ilişkinin tespiti için Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; cinsiyet değişkenine göre benlik saygı düzeyinde istatiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (t=2,072; p<0,05). Medeni durum değişkenine göre benlik saygı düzeyinde istatiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (t=-2,164; p<0,05). Yaş değişkenine göre benlik saygısı düzeyinde istatiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (F3,207=8,234; p<0,05). Çalışma yılı değişkenine göre benlik saygısı düzeyinde istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (F3,207= 4,144; p<0,05). Görev yapılan il değişkenine göre istatiksel açıdan anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir (F8,202=2, 394; p<0,05). Ayrıca benlik saygısı ile öğrenilmiş güçlülük düzeyi arasında (r=,204;p=,003) pozitif yönde zayıf düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Antrenör, Benlik Saygısı, Öğrenilmiş Güçlülük, Spor.

AntrenörBenlik saygısıGüneydoğu Anadolu bölgesi+2
Veysel Direkçi
Siirt University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

GAP ile gelişen tarımın bölgesel kalkınmadaki rolü

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile Türkiye'deki 7 bölgeden biri olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin kalkınmasını ekonomik geri kalmışlığın giderilmesini, diğer bölgelere denk bir ekonominin oluşmasını hedeflemiştir. Bölgenin kalkınması ile ülkenin de kalkınması amaçlanmıştır. Bu sebeple GAP'ın bölgede iktisadi kalkınmayı sağlayacak en önemli unsur olan tarımsal kalkınmadaki rolü bu tezin konusu olmuştur. GAP Bölgesi'nde tarımsal kalkınmada sürdürülebilirliği sağlayacak veriler ortaya konmuştur. Ülkemiz ve GAP Bölgesi'nin tarımsal ve iktisadi değerlendirilmesi yapılmıştır. İktisadi sorunlar dile getirilmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Tarımsal verim artışını sağlayacak olanaklar açıklanmıştır. GAP ile gerçekleşen ekonomik dönüşüm, güncel istatistiki veriler ışığında incelenmiş ve değerlendirilmiştir. GSYİH, Sektörel oranlar, nüfusu, ithalat ve ihracat oranları tezde GAP öncesi ve sonrası karşılaştırılacak şekilde yıl bazlı yer almıştır. GAP tarımsal kalkınma politikası doğrultusunda sulama alanları genişlemiş, ürün üretim miktarları artmış, ürün deseni ve verimlilik yıllar içinde olumlu yönde değişmiştir. Bölgedeki tarım alanları genişlemiştir. Bölgede kişi başına düşen gelir artmıştır. Elde edilen sonuçlara göre GAP birçok tarımsal üründe beklentileri karşılamakta ve başarılı olduğu ürünler de bulunmaktadır. GAP'ın ekonomik hedeflerine şu an yaklaştığı ve tamamlanınca ulaşacağı söylenebilir.

Bölgesel kalkınmaEkonomik kalkınmaGAP+3
Elif Anuş
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bozova İlçesi'nin antropojenik jeomorfoloji yönünden incelenmesi

Antropojenik jeomorfoloji; farklı insanlar tarafından, farklı zamanlarda doğrudan veya dolaylı olarak doğal çevre üzerinde yaptığı değişimler olarak tanımlanabilir. Günümüz insanı var olduğu günden bu yana sürekli olarak doğal ortamı kendi yaşam koşullarına uydurmaya çalışmıştır. Bu durum tarihin ilk çağlarında avcılık ve toplayıcılıkla uğraşan insanların basit ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olmuştur. Yerleşik hatara geçtikten sonra insan kurduğu yerleşim yerleri, tarımsal faaliyetleri ile jeomorfolojik yapıyı şekillendirmeye başlamış, ve bu durum teknolojik gelişmelerle birlikte hız kazanmıştır. Günümüz insanı hergeçen gün artan ihtiyaçlarını karşılamak için arazi üzerinde yeni yapılar kurmakta ve jeomorfolojik görünümün değişimine katkı sağlamaktadır. Bugün alanı yüzlerce kilometreyi bulan şehir alanları, otoyollar, köprüler, barajlar, tüneller, çeşitli aıtsal yapılar bunun en açık örneğini oluşturmaktadır. Bu araştırmada Bozova ilçesinin Antropojenik Jeomorfoloji yönünden incelenmesi amaçlanmıştır. Bozova ilçesi, güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, Şanlıurfa ili sınırları içinde yer almaktadır. Araştırma kapsamında değişik zaman dilimlerinde gerçekleştirilen arazi çalışmalarında elde edilen gözlemler, uydu görüntüleri ve faklı yıllara ait haritalar incelenmiş, Bozova ilçesinde Antropojenik Jeomorfoloji açısından oluşan değişim ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda Bozova ilçesinde jeomorfolojik görünümde önemli antropojenik kökenlki değişimlerin olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma kapsamında Atatürk Baraj Gövdesi ve göl alanı, eski kil ocaklarından dönüştürülmüş yapay göletler, su kanalları, taş ocakaları, moloz biriktirme alanları, höyükler, jeomorfolojik görünümü değiştiren en önemli unsurlar olarak tespit edilmiştir.

AntropojenikAntropojeomorfolojiAtatürk Barajı+4
Zeynep Taşçıoğlu
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Selçuklu Çağı Anadolu mimarisinde malzeme ve teknik(Doğu ve Güneydoğu Anadolu)

Dünyadaki en eski yerleşimlerin başında gelen Anadolu'da 11. yüzyıla kadar çok sayıda kültür ve medeniyet yaşamıştır. Bu tarihten itibaren Türklerin Anadolu coğrafyasına yerleşmeleri Selçuklu fetihleriyle olmuştur. Selçuklu çağındaki ilk Türk Beylikleri çok sayıda mimari eserler inşa ederek Türk ve İslam medeniyetin gelişimine katkı sağlamışlardır. Başta cami olmak üzere mescid, medrese, türbe, kervansaray, hamam ve zaviye gibi birçok yapı türü inşa edilmiştir. Türklerin Anadolu'daki ilk yerleşim yerlerinden olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki eserler inşa edilirken farklı türde malzemelerin kullanıldığı görülmektedir. Kalker, andezit, bazalt, kumtaşı ve mermer yapıların inşa sürecinde tercih edilen taş türleridir. Bu taş türlerinin yapılarda kullanılmasının başlıca sebebi ham maddeye yani taş ocaklarına yakınlıktır. Bu taşlar yapılarda kesme taş, kabayonu taş ve moloz taş biçiminde kullanılmıştır. Eserlerde hem yapım hem de süsleme malzemesi olarak uygulanan tuğla, taştan sonra ikinci sırada tercih edilen bir inşa materyalidir. Tuğlada en çok sırsız tuğla uygulaması görülürken sonra kesme tuğla ve sırlı tuğla gelmektedir. Yapılarda statik amaçlı kullanılan ahşap daha çok hatıl olarak cephe ve duvarlarda görülmektedir. Genellikle tuğla yapılarda karşımıza çıkan alçı, süsleme malzemesidir. Taş ve tuğla yapılarda farklı inşa teknikleri ile uygulanmışlardır. Özellikle tuğlanın esnek olan yapısal karakteri farklı biçimlerde inşa tekniğinin meydana gelmesine olanak sağlamıştır. Farklı yapı türlerinde ve strüktürel elemanlarda kullanılan inşa malzemesinde bölgenin veya dönemin genel uygulamaları tekrarlandığı veya sıradanlığı bozan düzenlemelerin olduğu görülmektedir. Bu tercihlerde farklı sebeplerin veya etkilerin olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle dönemlerde kendi malzeme kullanım üslubuna sahip devletler olduğu gibi farklı denemeler tercih eden bânîler de bulunmaktadır. Türklerin hem Orta Asya'dan getirdikleri hem de Anadolu'da karşılaştıkları farklı ve çok sayıda taş, tuğla alçı ve çini süsleme teknikleri mevcuttur. Bunların yapılarda uygulanmasında, sahip olunan mimari hafıza, karşılaşılan kültür ve sosyo-ekonomik durumun etkili olduğu anlaşılmaktadır. Yapılarda uygulanan malzeme ve inşa tekniklerinde bânî (yaptıran), mimar ve usta (yapıcı) faktörlerinin de yön verdiği tespit edilmektedir. Özellikle bânînin siyasi olarak gücü ve mimarın kökeni malzeme kullanımında yönlendiricidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki farklı toplumlara ait mimari geleneğin malzeme ve inşa tekniklerinde etkisi yadsınamaz bir gerçekliktir. Ayrıca Orta Asya, Kafkasya, Irak ve Suriye'deki inşa biçimlerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki yapılarla benzeşim göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Selçuklu Çağı Mimarisi, İnşa Malzemesi, Yapım Teknikleri, Süsleme Biçimleri

Doğu Anadolu bölgesiGüneydoğu Anadolu bölgesiMimari özellikler+5
Resul Yelen
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm paydaşlarının Şırnak inanç turizmine yönelik algıları

Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Şırnak ili geçmişten günümüze Ezidi, Süryani, Ermeni, Hristiyan, Nasturi, Yahudi, Müslüman inançlarına sahip toplumlara ev sahipliği yapmış olduğundan, inanç turizmi açısından önemli bir yere sahiptir. Çalışmanın temel amacı, turizm paydaşlarının, Şırnak inanç turizmi potansiyeline yönelik algılarını ortaya koymaktır. Bu amaç çerçevesinde, nitel araştırma yöntemlerinden durum deseni kullanılmıştır. Literatür kısmında doküman incelemesi, veri toplama aşamasında ise yüz yüze görüşme tekniği kullanılmıştır. Örnekleme seçimi için amaçlı örneklem tekniklerinden maksimum çeşitlilik ve ölçüt örnekleme teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları Şırnak'ta özel ve kamu sektöründen inanç turizmi paydaşları ile görüşülmüştür. Araştırma kapsamında, 17 turizm paydaşından veri elde edilmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler içerik analizi ile değerlendirilmiştir. İçerik analizi için MAXQUDA 2020 nitel veri analiz programından faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda; paydaşlar Şırnak'ın inanç turizmi potansiyelinin etkin bir şekilde kullanılamadığı algısına sahip olduğu tespit edilmiştir. Paydaşlar tarafından bu durumun nedenleri; olumsuz şehir algısı, halkın bilinçsiz olması, ekonomik sorunlar, altyapı-üstyapı sorunları ve bürokrasi engeli olarak ifade edilmiştir. Şırnak ilinin sahip olduğu inanç turizmi potansiyelinin daha etkin bir şekilde kullanılması için birtakım önerilerde bulunulmuştur.

Alternatif turizmDini turizmGüneydoğu Anadolu bölgesi+3
Zeki Şenel
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinin yerel medya çalışanları üzerindeki etkileri: Güneydoğu Anadolu Bölgesi örneği

Geçmişten günümüze çok sayıda can kaybı ile birlikte fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olan salgın hastalıklar, her zaman evrensel bir sorun olmuştur. Bugünlerde bir halk sağlığı meselesi olarak tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını medya sektörü çalışanlarını da etkilemiş, bu dönemde meslek profesyonellerinin yüksek risk taşıyan meslek gruplarından olduğu gözlemlenmiştir. Toplumu bilgilendirme, haberdar etme misyonu olan gazeteciler salgın sürecinde gerek salgının seyri gerekse tedavi yolları ve önleyici tedbirler konusunda kamuoyunu aydınlatmıştır. Kent ile ilgili haberler veren, kamuoyunu medyada taşıyan, bilgilendirmeler yapan, belli bir lokasyonda yaptığı işlerle toplumu eğlendiren, eğiten yerel medya organları COVID-19 sebebiyle zorluklar yaşamıştır. COVID-19 pandemisi her ne kadar evrensel bir ölçekte olsa da gazetecilik faaliyetlerine engel olmuş öte yandan hem yerel hem de ulusal medyanın gündeminde yer almıştır. Bu olağanüstü durumun çalışma koşullarından en çok etkilenen kesim medya çalışanları olarak karşımıza çıkmaktadır. COVID-19 salgını sebebiyle salgının başladığı günden bugüne kadar devam eden süreçte dünya çapında 2 bin gazeteci hayatını kaybetmiştir. Türkiye'de kayıtlara yansıyan gazeteci ölüm sayısı ise 30 olmuştur. Bu çalışma, COVID-19 salgın sürecinde yerel medya çalışanlarının karşılaştığı sorunları anlama ve gerekli çözüm önerilerini hem kamuoyu hem de yerel medya çalışanlarına aktarmayı amaçlamaktadır. Söz konusu bu amaç doğrultusunda Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde görev yapan yerel medya çalışanlarının COVID-19 döneminde yaşadıkları sorunları ortaya koyabilmek adına bir anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Öte yandan meslek örgütleri ile gazetecilerin yaşadığı sorunlar üzerine yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Söz konusu saha çalışmaları ile COVID-19 salgınının medya sektörü ve gazeteciler üzerindeki etkileri güncel verilerle ilk elden ortaya koyulmuştur. Bu araştırma ile bölgedeki yerel medya çalışanlarının meslek örgütlerinden yeterli desteği alamadığı ve COVID-19 sürecinde hem fiziksel hem de psikolojik olarak önemli oranda etkilendikleri tespit edilmiştir.

COVID 19Güneydoğu Anadolu bölgesiMesleki sorunlar+4
Kadir Devir
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geç Neolitik'ten Demir Çağı'na kadar Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hayvan gübresi kullanımı: Etnoarkeolojik bir değerlendirme

Tez çalışması, Geç Neolitik Dönem'den Demir Çağı'na kadar Güneydoğu Anadolu'da yaşamış arkeolojik topluluklarda hayvan gübresi kullanımına ilişkin etnoarkeolojik bir araştırmayı kapsamaktadır. Tamamen doğal kaynaklarla yaşayan bu arkeolojik topluluklarda, özellikle kerpiç inşaatlarda yapıştırıcı madde olarak, yemek pişirmek için yakıt ve şiddetli soğuk mevsimlerde ısınma kaynağı olarak hayvan gübresinin kullanımı doğal bir olasılıktır. Belirtilen bu ihtiyaçlara ek olarak, bölgedeki günümüz yerel topluluklar hayvan gübresini hastalıkların tedavisinde, ek gelir elde etme, tarım arazilerinde verimliliği sağlama, avcılık faaliyetlerinde tuzak kurma gibi çeşitli amaçlarla kullanmaktadır. Çalışmada öncelikle mevcut arkeolojik kaynaklar kullanılarak bölgedeki arkeolojik topluluklarda hayvan gübresinin kullanımına ilişkin ipuçları araştırılmıştır. Etnografik saha araştırması yöntemi kullanılarak, günümüzde Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan geleneksel topluluklarda hayvan gübresi kullanımı esas alınarak, Geç Neolitik'ten Demir Çağı'na kadar yaşamış arkeolojik toplulukların gübre kullanım tercihlerine de ışık tutmuştur.

Demir ÇağıEtnoarkeolojiEtnografya+5
Meral Gökçen
Mardin Artuklu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Pamuk üretim alanlarında sorun olan domuz pıtrağı (Xanthium strumarium L.)'nın bazı biyolojik özellikleri ve mücadele olanaklarının araştırılması

Bu çalışma pamuk alanlarında sorun olan domuz pıtrağı (Xanthium strumarium L.)'nın bazı biyolojik özellikleri ve mücadele olanaklarının araştırılması amacıyla 2020-2022 yılları arasında yapılmıştır. Çalışma kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesinde pamuk üretim alanlarında yapılan sürveyler sonucunda domuz pıtrağının rastlanma sıklığı Şanlıurfa'da %84.7, Diyarbakır'da %83.3, Mardin'de %79 ve Batman'da %56 olarak bulunmuştur. Tohumların bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi çalışmalarında; domuz pıtrağının toprakta optimum çıkış derinliğinin 2-10 cm olduğu ve tohumların çimlenme sıcaklıklarının illere göre değişmekle beraber minimum 5 °C, optimum 15-35 °C ve maksimum 40 °C olduğu belirlenmiştir. Tarla denemelerinde ise, trifloxysulfuron sodium'un farklı dozlarının (1, 1.5 ve 2 g/da) domuz pıtrağının kontrolünde %90'nın üzerinde etkili olduğu, fluometuron'un farklı doz (200, 250 ve 300 ml/da) uygulamaların da ise etkinliğinin düşük olduğu belirlenmiştir. Farklı sıcaklık (26, 29 ve 32 °C) ve CO2 (400, 600, 800 ve 1000 ppm) uygulamalarının domuz pıtrağının gelişimi ve herbisit duyarlılığının belirlenmesi çalışmalarında; yüksek sıcaklık ve CO2 seviyelerinde domuz pıtrağının bitki boyu, yaş ve kuru ağırlık değerlerinde artış olduğu, yüksek CO2 seviyelerinde trifloxysulfuron sodium'un etkisi artarken, fluometuron'un etkinliğinde önemli bir değişikliğin olmadığı saptanmıştır. Domuz pıtrağının teşhis çalışmalarında; morfolojik olarak X. orientale türüne ait bir alt tür, X. strumarium türüne ait iki alt tür tespit edilmiştir. Moleküler çalışmalarda ise ITS4 ve ITS5 primerleri ile Xanthium cinsine ait türlerin ve alt türlerinin ayırt edilemediği belirlenmiş, ayrıca Türkiye'nin 26 ilinden alınan domuz pıtraklarının birbirleriyle olan benzerlik ve farklılıkları filogenetik olarak ortaya konulmuştur.

FilogenetikGüneydoğu Anadolu bölgesiHerbisitler+4
İslam Emrah Süer
Malatya Turgut Özal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Geleneksel Türk Halk Müziğinde yörelere özgü müzikal kimlik saptamaları "Güneydoğu Anadolu Bölgesi örneği"

Bu araştırma Geleneksel Türk Halk Müziği kapsamında Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan iller ile özdeşleşmiş türkülerin çeşitli müzikal özelliklerinin tespit ve tasnifine odaklanmıştır. Araştırmada Güneydoğu Anadolu bölgesi örneklem olarak ele alınmış ve bu bölgedeki TRT repertuvarında kayıtlı türkülerin (Sözlü ve usûllü) müzikal özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan araştırma kapsamında TRT repertuvarında kayıt altına alınmış, bölgeye ait olan ve ulaşılan "295" türkü makam, usul, ses aralığı gibi değişkenler ile incelenmiştir. Bunun yanı sıra bölgede ağırlıklı kullanılan çalgıların yöresel müzik icrasına ne gibi etkilerinin olduğu da incelenmiştir. Araştırmanın yöntemi, mevcut durumun belirlenmesine yönelik betimsel bir araştırma olmakla birlikte, görüşme tekniği ve doküman analizinin kullanıldığı nitel bir model şeklinde tasarlanmıştır. Ayrıca türkülerin tasnif ve yorumlama bölümlerinde nicel verilerden de yararlanılmıştır. Araştırmanın ilk evresinden itibaren detaylı bir şekilde literatür taraması yapılmıştır ve konu ile ilgili olduğu düşünülen "Tez, Makale, Bildiri ve Kitaplara" ulaşılıp detaylı olarak analiz edilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda araştırma problem ile ilişkilendirilen çalışmalar ayırt edilip kuramsal çerçevenin bir bölümü bu kaynaklar ışığında şekillendirilmiştir.

BölgeselcilikGüneydoğu Anadolu bölgesiHalk müziği+6
Bayram Kurt
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
31
DoctorateOpen AccessTR

İşletmelerin kalite ve sistem belgelendirme ile ilgili bilgi düzeylerinin ve karşılaştıkları sorunların tespiti: Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde faaliyet gösteren ihracatçı imalat sanayi işletmelerinde bir araştırma

Bu çalışma; ?İhracat yapan imalat sanayi işletmelerinin faaliyetlerinde kalite ve sistem belgelendirme süreci ile uygulamalarında yaşadıkları sorunların kaynağı nedir?? problem cümlesinden yola çıkılarak hazırlanmıştır. Bu cümleye bağlı olarak, ?İhracat yapan imalat sanayi işletmelerinin faaliyetlerinde kalite ve sistem belgelendirme süreci ile uygulamalarında yaşadıkları sorunların kaynağı, yöneticilerin yeterince bilgiye sahip olmamalarıdır.? şeklinde bir temel hipotez tasarlanmıştır. Çalışmanın amacı ise ?işletmelerin, dış ticarette zorunlu olan standart belgelerini almalarında etkili olan faktörleri ortaya koymak ve belge alma sürecinde yaşadıkları sorunları tespit ederek çözüm önerileri geliştirmek? olarak ifade edilebilir. Akademik seviyede sanayicinin belgelendirmede karşılaştığı sorunlarla ilgilenen çalışma sayısının azlığı nedeniyle sanayicinin belge almada karşılaştığı sorunları mevzuat koyuculara ve uygulayıcılara iletmesi itibarıyla çalışmanın önemli olduğu düşünülmektedir.Çalışma alanını; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nde faaliyet gösteren ve ihracat yapan imalat sanayi işletmeleri oluşturmaktadır. Bu bölgelerin seçilme nedeni, en geri kalmış bölgelerimiz olmaları hasebiyle batı bölgeleriyle aradaki gelişmişlik farkının azalmasına bir nebze dahi olsa katkıda bulunabilmektir.Araştırmadan elde edilen veriler; işletmelerde kalite bilincinin var olduğunu, bilincin yeterince özümsenmediğini ve yüzeysel kaldığını, bu yüzeysellik nedeniyle kalite bilincinin uygulamaya yeterince yansıtılamadığını, bilgisizlik vb. sorunların aşılması için işletmelerin yeterince gayret gösteremiyor olmalarının da yüzeyselliğin sonuçlarından birisi olduğunu göstermektedir. Ayrıca, elde edilen verilerden, kaliteye ve belgelendirmeye yüksek düzeyde önem verilmesine rağmen ihracat deneyiminin ve ihracatta yayılma alanının yeterli düzeyde olmadığı, belgelendirmenin üzerinden ortalama 5 yıl geçmiş olması nedeniyle konunun bölgedeki geçmişinin çok yeni olduğu, belgelendirmenin ihracat satışlarına ?çok az düzeyde? artırıcı etki ettiği ve bu durumun ?standartlar, uluslararası ticaretin ortak dilidir? görüşüne zıt göründüğü, tüm bunların, bilgisizlikten ve önemsememekten kaynaklandığı anlaşılmaktadır.Ortaya çıkan bulguların, temel hipotezi destekleyici görünümde olması nedeniyle, temel hipotezin kabul edilebilir nitelikte olduğu düşünülmektedir.ANAHTAR KELİMELER: Kalite, Standardizasyon, Kalite ve Sistem Belgelendirme, Dış Ticaret, İhracat, KOBİ, Bilgi Yetersizliği

BelgelendirmeDoğu Anadolu bölgesiGüneydoğu Anadolu bölgesi+7
Erkan Turan Demirel
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
10
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankalarının gelişmesinde işletmelerin rolü: Adana, Batman, Gaziantep, Hatay, Mardin, Mersin, Osmaniye ve Şanlıurfa bölgelerinde bir uygulama

Ülkemizde faizin haram olduğu görüşüne sahip insanların birikimlerini ekonomiye aktarmaması bu birikimlerin atıl kalmaması, diğer bir ifade ile yastık altı kalmayıp reel ekonomiye aktarılması için faizsiz bankalar kurulmuştur. Bu faizsiz bankalar profesyonel anlamda 1970'li yıllarda ortaya çıkmış olup ülkemizde 1983 yılında Özel Finans Kurumları adı altında faaliyetlerine başlamışlardır. Özel Finans Kurumları 2005 yılında çıkarılan kanunla isim ve statü değişikliğine gitmiş ve bankacılık çatısı altına girerek Katılım Bankası adını almışlardır.Katılım Bankaları birçok faaliyetinde ticari bankalarla benzerlik göstermesine rağmen faizsiz bankacılık prensibiyle çalıştıkları için bazı noktalarda ticari bankalardan ayrılmaktadır.Bugün faizsiz bankacılık sadece Müslüman ülkelerde değil; İngiltere, Almanya gibi Avrupa ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ekonominin çok ileri düzeyde olduğu ülkelerde de yaygınlaşmaktadır. Ülkemizde de Katılım Bankaları 2001 krizinden sonra büyük bir atılım yapmış, 2005 yılında Katılım Bankaları olmakla birlikte ticari bankalarla rekabet edebilecek konuma gelmişlerdir. Bu kurumlar her alanda kendilerini sürekli güncelleyerek büyüme trendlerini devam ettirmektedirler.Bu çalışmada Faizsiz Bankacılık Sistemi anlatılmış olup faizle kâr arasındaki farklar ve faizsiz bankaların çalışma prensipleri anlatılmıştır. Bir faizsiz bankacılık modeli olan Katılım Bankalarının Dünyadaki ve Türkiye'deki gelişim süreci, Katılım Bankalarının faaliyetleri anlatılmıştır. Ayrıca Katılım Bankalarının faaliyetleri, kârlılıkları ve Katılım Bankalarının gelişmesinde işletmelerin rolü anlatılmış ve Adana, Batman, Gaziantep, Hatay, Mardin, Mersin, Osmaniye ve Şanlıurfa Bölgelerinde anket uygulaması yapılmıştır. İşletmelere yapılan anketler SPSS programıyla analiz edilip yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Kâr Payı, Faiz, Katılım Bankası

BankacılıkBölgesel politikalarFinans+4
Ahmet Şit
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Fırat'ın dili olsa: Zorunlu göç ve yeniden yerleşim sürecinde mekân-kültür etkileşimi: Halfeti örneği

Bu tez araştırması, `göçün sosyokültürel sonuçları' konusunda, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki Orta Fırat havzasında inşa edilen Birecik Barajı'ndan etkilenen yerleşimleri incelemektedir. ?Mekân-Kültür İlişkisi, Halfeti 1998-2011? başlığı altında; göç olgusunun yol açtığı mekân değişimi ile sosyal değişme arasındaki `karşılıklı' ilişki, araştırmanın hareket noktasını teşkil edecektir.Halfeti ilçe merkezi, 1999 sonunda hizmete giren Birecik Barajı'nın su tutma havzasında kalması nedeniyle Fırat nehri kıyısından 10 kilometre uzakta, çok farklı coğrafi karakterde bir mezraya taşındı. Eski ve Yeni Halfeti adlarıyla iki farklı yaşam alanı oluştu. Bu ilgi çekici durum, göçün yarattığı sonuçlara, her şeyden önce mekânsal değişim açısından bakmak gereğini işaret ediyordu.Göç ve yeniden yerleşim sürecine tanıklığım 12 yıl önce başladı. Belgesel film çekimi için ilk kez 1998 yılında Orta Fırat Havzası'nda gittiğimde, iki yıl sonra hizmete girecek olan Birecik Barajı'nın etkileyeceği bölgedeki sosyal yaşamı, doğal ve tarihi yapıyı, etnografik materyal birikimini kaydetmeye çalıştım. 2000 yılında baraj gölünün henüz su tuttuğu günlerde bölgeye tekrar gittiğimde de yeniden yerleşim sürecini konu edinen iki film daha çektim. Bu üç belgesel, ?Tufandan Önce?, ?Tufandan Sonra?, ?Zeugma-Hasankeyf-Allianoi? başlıklarıyla televizyon kanallarında (Kanal D, CNN Türk ve Euro D) yayımlandı.Öncül çalışmalar fizikî coğrafyanın ve birey-aile / toplum yaşamının geçirdiği dramatik değişimleri gözlemlemek açısından zengin olanaklar sunarken, değişimin baş aktörü olan `insan'a ve onun mekânla ilişkisine daha yakından bakmak gereğini hissettirdi. Bu amaçla 2010 ve 2011 yıllarında bölgeye yaptığım ziyaretlerde de (1) mekân kültürünün -12 yıllık dönemde- yeniden üretilmesi (kültürel süreklilik), (2) sosyal değişmenin mekân kültüründeki yansımaları ve (3) doğal ve kültürel mekân değişim sürecine bireysel ve toplumsal uyum sağlama başlıklarına odaklandım.Anahtar Kavramlar: Göç, Yeniden Yerleşim, Yer (Coğrafi Alan), Mekân (Uzam), Sosyal Değişme ve Kimlik.

GöçlerGüneydoğu Anadolu bölgesiKimlik+8
Handan Türkeli
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Güneydoğu ve Musul denkleminde aşiretler (1918-1922)

Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesi ve savaşta yenilen taraflardan olan Osmanlı Devleti'nin 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'nin imzalaması devletin doğu ve güneydoğusunda yeni bir takım gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Özellikle İngiltere'nin Mütareke'nin hemen ardından Musul'u işgal etmesi, bölgede siyasal, stratejik ve ekonomik açıdan yeni bir düzenin habercisi olmuştur. Yeni bir düzen kurmak ve bu düzeni sağlamlaştırmak adına İngilizlerin attığı her adım bölgenin geleceğini şekillendirecek yeni sorunları da beraberinde getirmiştir. Musul'dan Güneydoğu Anadolu'ya doğru işgalci bir politika sergileyen İngiltere, bu noktada bölgede sosyal ve siyasal güç olan aşiret yapılanmasını da kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak adına muhtelif politikalar sergilemiştir. Bu tez, 1918-1922 yılları arasında bölgedeki aşiretlerin, İngilizlerin politikaları çerçevesinde Mütareke Dönemin'deki rollerini incelemiştir. Mondros Mütarekesi'nin ardından İngilizlerin aşiretleri elde etme çabalarına karşı, Osmanlı Devleti'nin uyguladığı siyasetle birlikte; aşiretlerin Osmanlı Devleti'ne karşı olan tutumu, Milli Mücadele'ye olan yaklaşımları ve Kürt bağımsızlık hareketlerindeki rolleri de belirlenmeye çalışılmıştır.

AşiretlerGüneydoğu Anadolu bölgesiIrak-Musul+6
Nihal Esen
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Projesi'nin devlet ile bölge halkı arasındaki güvenin tesisine katkıları

Bölgesel kalkınma açısından dünyada önemli bir örnek teşkil eden Güneydoğu Anadolu Projesi, bölgenin ekonomik, sosyal, politik, eğitimsel, tarımsal ve endüstriyel olarak gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur. Bunun yanı sıra Türkiye'de var olan bölgesel eşitsizliği ortadan kaldırmak amacıyla uyumu yakalamak ve bu uyumun oluşması için devlet ve bölge halkı arasında güven alışverişini sağlama noktasında önemli bir projedir.İlk zamanlar bir sulama ve hidroelektrik santrali projesi olarak başlatılan Güneydoğu Anadolu Projesi, daha sonraki yıllarda GAP Master Planı ile beraber temel stratejileri içine `sürdürülebilir insani kalkınma felsefesini' dâhil ederek projenin sosyal yönüne vurgu yapmıştır. Projenin başlatılması önüne geçilemeyen göç oranlarının azalmasında önemli bir etki sağlamıştır.Devlet ve bölge halkı arasındaki güven, proje başlatılmadan önceki yıllara kadar çeşitli olaylar ve sebepler yüzünden sarsılmış durumdaydı. Güvenin sarsılmasında devletin etkisi olduğu kadar iç ve dış kaynakların etkisinin olduğu gözden kaçmamalıdır. Devlet, Güneydoğu Anadolu Projesi ile birlikte sarsılan güveni tekrar kazanma çabası içine girmiştir. Çalışmada bu güven alışverişinin sağlanmasında Güneydoğu Anadolu Projesinin etkisi ortaya konacaktır.Anahtar Kelimeler: Güven, Güvensizlik, Bölgesel Eşitsizlik, Güneydoğu Anadolu Projesi, Güvenlik, Devlet-Bölge Halkı (Güneydoğu Anadolu Bölgesi Halkı)

Güneydoğu Anadolu bölgesiGüvenGüvenlik+2
Ahmet Gökçen
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan aşiret, şeyh ve ağa oluşumlarının yönetsel sosyoloji açısından incelenmesi

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Türkiye genelinde görülmeyen farklı bir sosyal yapı söz konusu. Duverger'in ifade ettiği "devletsiz toplum" modeli yöre insanı tarafından adeta benimsenmiş bulunmaktadır. Çünkü devletin yapamadığını Ağa, Şeyh, Bey gibi bir resmi statüsü olmayan insanlar yapmaktadırlar. Bu da yönetim mekanizmasında kargaşa ve alışık olmadığımız bir anlayışı doğurmaktadır. İşin ilginç tarafı ise yöre insanı yukarıda ifade etmeğe çalıştığımız gibi resmi statüsü olmayan insanlardan memnun olmadığı halde bir aşirete mensup olmayı ve o aşiret reisinin büyüklüğüyle övünmeyi büyük bir erdemlilik olarak görmektedir. Şeyhliğin ve ağalığın oluşturduğu sacayağının diğer bir adımını aşiret olgusu oluşturmaktadır. İşte doğu ve Güneydoğu insanının sosyal yapısı bununla içiçedir. Çünkü halkın sırtından geçinen bu müessesenin insanları, halkı "aşiretçilik" şemsiyesi altında idare etmeye devam etmektedirler. Bu şemsiye "milletleşmenin" önünde bulunan en büyük engel ve gayri resmi bir şekilde kurulan müessesenin en büyük dayanağıdır. Doğu ve Güneydoğu'nun kalkınması için evvela çok büyük miktarda toprak sahibi olan bu ağaların ve şeyhlerin eski anlayışı sürdürmelerinin yerine, sosyal değişmeyi, teknolojik ilerlemeyi ön plana çıkarmaları gerekir. Bu, bölge kalkınmasını daha da kolaylaştıracaktır. Bölgenin kalkınmasında ikinci, belki de en önemli etken zihniyetle ilgilidir. Yıllardan beri Doğu ve Güneydoğu'yu geriye götüren, kalkınmasını engelleyen zihniyet değişmediği müddetçe bölgede yaşayan insanlar rahat edemeyecektir. Eğer bölgede işsizlik varsa, fakirlik varsa bunun sebebi "girişimciliğin" olmamasıdır. Girişimciliği de önleyen en büyük engel yılların birikimi olan bu zihniyettir. Bunun için eğitim tabana yayılmalı ve bu zihniyetin izalesine gidilmelidir. Ancak bunun çok zaman alacağı açıktır. Diğer yandan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yıllarında olduğu gibi, kalkınmanın; eğitime ek olarak İktisadi Devlet Teşekküllerinin yörede oluşturulması ile desteklenmesi gerekir. Aynı zamanda yöre özelliğini gözeten bir toprak reformu ile mevcut olumsuz sosyal ve ekonomik yapı olumlu yönde etkilenebilir. Şüphesiz özel Teşebbüsün teşviki de gerekir. Ancak bu teşviklerle 74 yıllık cumhuriyet tarihimizde yeterli değişim bu bölgede sağlanamamıştır.

AğalıkAşiretlerDoğu Anadolu bölgesi+5
İsmail Kıran
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep'te Mevlevîlik ve Antep Mevlevîhanesi

Tezimizde tarihi XVI. yüzyıla dayanan Gaziantep'teki Mevleviliğin ortaya çıkış dönemi ve günümüze kadarki süreci muhtelif yönleriyle ele alınmıştır. Hz. Mevlânâ'nın öğretilerini temel alan Mevleviler, geniş halk kitlelerine ulaşabilmiş, yüksek edebi ve hikemi doktrinleri sayesinde toplumun birçok katmanına hitap edebilmişlerdir. Anadolu'nun dört bir yanına yayılan Mevleviler, Gaziantep ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi tarihi açısından önemli misyonlar üstlenmişlerdir. Bölgenin başta dinî olmak üzere sosyo-kültürel, siyasi ve ekonomik alanlarına etki edecek faaliyetler yürüten Mevleviler, Şii yayılmacılığına karşı da etkili olmuşlar, İpek Yolu üzerinde geçiş zaviyesi rolü üstlenerek Safevilerin siyasi hedeflerine kısmen engel olmuşlardır. Mevleviliğin özellikle Osmanlı Devleti'nin hâkim olduğu alanlarda varlığını idame ettirmesi yönetimle uyumunu ortaya koymaktadır. Antep Mevlevîhânesi, 1638 yılında Mustafa Ağa b. Yusuf tarafından padişah onayı ile inşa edilmiş Güneydoğu'daki Mevlevîhânelerden birisiydi. Mimari dokusuyla ünlü seyyah Evliya Çelebi'yi dahi hayran bırakmış günümüze kadar ulaşan nadide eserlerdendir. İlk yapıldığı tarihten itibaren vakfiyesinde de mukayyet olan Mevlevi erkânının vazife tahsisleriyle uygulandığı görülmektedir. Senelik ve haftalık belli periyotlarda gerçekleştirilen zikir ve sema meclisleri, Sahih-i Buhari ve Mesnevi okumaları aktif bir dini yaşantının izlerini taşımaktadır. Mevlevîhâne adına kurulan vakıflardan elde edilen gelirler ile şehrin ticari yaşamına katkı sunulmuş, hayır faaliyetleriyle ihtiyaç sahipleri gözetilerek yardımlaşma ve dayanışma tesis edilmiştir. Milli mücadele döneminde aktif rol üstlenen Mevlevîhâne, tarihinin her döneminde Antep'in ve bölgenin önemli bir merkezi olmuştur.

Din sosyolojisiGaziantepGüneydoğu Anadolu bölgesi+5
Sefa Ekici
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1980-2021 döneminde jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarının incelenmesi: Gaziantep ili örneği

Bu çalışmanın amacı Gaziantep ili Jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarını incelemek ve bu özgün çalışma sonucunda elde edilen sonuçları alan yazına kazandırmaktır. Araştırmanın Gaziantep örneğinde yapılmasının sebebi: bu ilin terör eylemlerinin sıklıkla yaşandığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alması ve Türkiye'nin güvenlik stratejisi açısından önemli bir konumda bulunmasıdır. Araştırma Türkiye'de şiddetli terör eylemlerinin yaşandığı 1980-2021 yılları arası dönemi kapsamaktadır. Bu kapsamda Gaziantep Valiliği'nden ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığından alınan izinler doğrultusunda temin edilen ikincil veriler doküman analizi ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonucunda Gaziantep ili Jandarma bölgesinde 1980-2021 yılları arasında toplam 492 adet terör eylemi olduğu, bu eylemlerin 21 farklı eylem şeklinde tezahür ettiği ve eylemlerin 9 farklı terör örgütü tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bu örgütler arasında eylem sürekliliği bakımından PKK/KCK terör örgütü; eylem yoğunluğu bakımından ise PKK/KCK terör örgütünün yanı sıra FETÖ/PDY ve DEAŞ terör örgütleri ön plana çıkmaktadır. Yapılan araştırma neticesinde Gaziantep ilinde ilk terör olayının 1980 yılında başladığı ve yaşanan terör eylemlerinin 1990 yılı sonrasında dramatik bir şekilde artış gösterdiği saptanmıştır. Terör eylemlerinin en çok yaşandığı ilçe İslâhiye ilçesi olarak belirlenmiştir. Oğuzeli ilçesi ise 2014 yılından sonra bazı terör örgütlerinin hedefi haline geldiği görülmektedir. Gaziantep ilinde yaşanan terör eylemleri kolluk kuvvetleri tarafından başarılı bir şekilde opere edildiğinden 914 şüpheli etkisiz hale getirilmiştir. Bu terör eylemleri sonucunda 41 vatandaşımız mağdur edildiği ve 8 adet kritik tesisin ise zarar gördüğü tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Terör, Gaziantep, Güneydoğu Anadolu, Güvenlik, Jandarma.

FETÖ/PDYGaziantepGüneydoğu Anadolu bölgesi+7
Abuzer Durmuş
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tekstil sektöründe inovasyon ve ihracat performansı: Güneydoğu Anadolu bölgesi örneği

21. yy da inovasyon, küresel rekabetin belirleyici unsurlarından biri olmuştur. Gerek üretimsel gerekse yönetimsel alanda gerçekleştirilen tüm yenilikçi faaliyetler literatürde inovasyon olarak tanımlanmaktadır. Yapılan çalışmalarda inovasyonun temel göstergesi olarak ise genellikle patent başvuruları ve ar-ge harcamaları gösterilmektedir. Ar-Ge harcamalarındaki artışlar ise ihracat ürünlerinin dış piyasalarda rakiplerinin önüne geçmesini sağlamaktadır. Çalışmada, inovasyonun ihracat performansı üzerine etkisi analiz edilmektedir. Analiz edilen sektör tekstil olup çalışma Güneydoğu Anadolu Bölgesin'de ki tekstil ihracatı yapan firmalar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Tekstil sektörü emek-yoğun yapısı ve Türkiye'de taşıdığı yüksek ihracat potansiyeli nedeniyle piyasalarda lokomotif sektör olarak görülmektedir. Birçok makro ekonomik göstergelerde son sıralarda yer alan Güneydoğu Anadolu Bölgesi, tekstil ve alt sektörleri açısından, yatırım yapılabilir bölge olarak görülmektedir. Bu çalışmada, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde tekstil ihracatı yapan 207 firma üzerinden anket yöntemi ile veriler elde edilmiştir. Analiz kısmında öncelikle inovasyon göstergeleri literatürle uyumlu şekilde tespit edilerek belirlenmiş ve anketlerden elde edilen veriler üzerinden istatistiki ve ekonometrik analizler ile hangi değişkenlerin ihracata ne kadar etkisi olduğu test edilmiştir. Bu kapsamda bağımlı değişken olarak firmaların ihracat miktarı alınırken, bağımsız değişken olarak ise inovasyonun belirleyicilerinden ar-ge, patent, çalışan sayısı, eğitim, faaliyet yılı, ünivesite mezunu çalışan sayısı, yatırım planı, fuar katılımı ve kalite belgesi alınmıştır. Anket uygulaması sonucu elde edilen veriler öncelikle frekans analizi, ki-kare bağımsızlık testi, korelasyon analizi, T-Testi ve Levene Testi ile varyans analizi gibi istatistiki uygulamalar ile yorumlanmıştır. Ekonometrik analiz kısmında ise firmaların 2013 yılına ait verileri ile yatay kesit analizi gerçekleştirilmiştir. Yatay kesit analizinde mevcut değişkenlerin katsayıları, kurulan 18 model üzerinden anlamlılıkları test edilmiş ve hangi inovatif değişkenin firmaların ihracatını ne kadar etkilediği tespit edilmiştir.

Araştırma-geliştirmeGüneydoğu Anadolu bölgesiTekstil sektörü+2
İbrahim Çütcü
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu biber popülasyonlarının dihaploidizasyon yöntemiyle ıslahı ve geleneksel yöntemlerle karşılaştırılması

ÖZ DOKTORA TEZİ GÜNEYDOĞU ANADOLU BİBER POPULASYONLARTNIN DİHAPLOİDİZASYON YÖNTEMİYLE ISLAHI VE GELENEKSEL YÖNTEMLERLE KARŞILAŞTIRILMASI NURAY ÇÖMLEKÇİ OĞLU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Kazım ABAK Yıl: 200İ, Sayfa 349 Jüri : Prof. T>r. Kazım ABAK Prof. Dr. Şebnem ELLİALTIOĞLU Doç. Dr. Saadet BÜYÜKALACA Bu çalışmada, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş biber populasyonlannda, kendileme ve seleksiyon ıslahı yöntemiyle saf hatların oluşturulması, yeni çeşit geliştirilmesinde anter kültürü yönteminin kullanılabilirliliğinin belirlenmesi ve populasyon ile birçok generasyon kendilenmiş hatlarda varyasyonun belirlenmesi amaçlanmıştır. Şanlıurfa populasyonuna ait elit bitkiler kendilenerek 298 hat ekle edilmiştir. Her hatta iki veya daha fazla bitkiden elde edilen kendilenmiş tohumlar kendi içinde karıştırılmış ve altıncı kendileme generasyonuna kadar yeniden kendilenmiştir. Seleksiyon sonucunda hat sayısı 9'a indirilmiştir. Altıncı kendileme generasyonunda hat içinde her bitkiden tohumlar ayrı ayrı alınmış ve 9 familya oluşturulmuştur. Kahramanmaraş biberinde farklı yerlerden toplanan tohumlar ayrı populasyonlar olarak değerlendirilmiştir. Her populasyonda seçilen bitkiler kendilenmiş ve 5 hat elde edilmiştir. Üçüncü kendileme generasyonunda hat içi bitkilerden tohumlar ayrı ayrı alınmış ve 5 familya oluşturulmuştur. Anter kültürü yöntemiyle haploid bitki elde etmek üzere 5 fârklı besin ortamı denenmiştir. En olumlu sonuçlar 4 mg/ NAA, 0.1 mg/1 BAP, 10 mg/l AgN03 ve 30 g/l sakaroz içeren MS besin ortamında ve kültürün ilk 2 günü amerlerin 35 °C sıcaklıkta ve karanlık koşullarda tutulduktan sonra 28 °C de 16 saat fotoperiyodikkoşullarda geliştirilen amerlerden elde edilmiştir. Biber anter kültüründe embriyo oluşumu, genotip, besin ortamı bileşiminden ve inkübasyon koşullarından önemli derecede etkilenmiştir. Anter kültürü yöntemiyle elde edilen bitkilerde ploidi seviyelerinin belirlenmesi amacıyla kök uçlarında kromozom sayımı yapılmış, stoma boyuttan ölçülmüş ve bekçi hücrelerdeki kloroplastlar sayılmıştır. Ayrıca bitkilerin bazı morfolojik özellikleri incelenmiştir. Her iki genotipte de haploid ve diploid bitkilerde stoma basma düşen ortalama kloroplast sayısı bakımından önemli farklılıklar bulunmuştur. Bitkiler arasında önemli farklılık bulunan diğer bir parametre ise stoma yoğunluğu olmuştur. Anter kültürü yöntemiyle elde edilen katlanmış haploid (double haploid) hatların mutlak homozigot bireylerden oluştuğu ve bu hatlarda belirlenen varyansın yalnızca çevre faktörlerinden kaynaklanabileceği kabul edilmiştir. Bu durumda, Şanlıurfa biberinde altı generasyon kendilenmiş hatlarda bitkiler arasında, tomurcuk çap», taç yaprak ve anter sayısı bakımından hem çevre varyansı hem de genotipik varyansın önemli olduğu tespit edilmiştir. Meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, meyve çapı, meyve başına verim, meyve başına tohum verimi, 1000 tohum ağırlığı, ilk çiçeklenme için geçen gün sayısı, yaprak uzunluğu, yaprak genişliği bitki uzunluğu gibi incelenen diğer bütün özellikler bakımından varyasyonun tamamen çevre koşullarından kaynaklandığı, hat içindeki bitkilerin genetik yapılan bakımından homojen oldukları belirlenmiştir. Populasyon seviyesinde ise meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, meyve et kalınlığı, meyve çapı, lob sayısı, tomurcuk uzunluğu, tomurcuk indeksi ve yaprak indeksi özelliklerinde belirlenen varyasyonun daha çok çevre koşullarından ve daha düşük oranda da bitkiler arasındaki genetik faklılıklardan kaynaklandığı diğer özelliklerde varyansın çevre faktörlerinden ileri geldiği belirlenmiştir. Kahramanmaraş biberinde ise populasyonlar ve üçüncü kendileme generasyonu seviyesindeki hatlarda, tomurcuk uzunluğu, tomurcuk indeksi, yaprak uzunluğu, lob sayısı, bitki başına verim, meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, ve meyve başına tohum özelliklerinde belirlenen varyasyonun çevre koşullanndan kaynaklandığı, hatları oluşturan bitkilerin söz konusu özellikler bakımından genetik farklılıklar göstermediği tespit edilmiştir. İncelenen diğer özelliklerin varyasyonunda hem genetik hem de çevre faktörlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Capsicum annuum, ıslah, seleksiyon, haploidi, varyans. II

BiberDihaploidizasyonGüneydoğu Anadolu bölgesi+1
Nuray Çömlekçioğlu
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Orta anadolu ve gap bölgelerinde yetiştirilen değişik arpa ve buğday genotiplerinin çinko ile beslenme statüsünün belirlenmesi

Bu araştırma Orta Anadolu ve GAP bölgelerinde bitkisel verimi ciddi boyutlarda sınırlayan mineral beslenme problemlerinden Zn noksanlığı statüsünü belirlemek amacıyla yapılmıştır. Orta Anadolu ve GAP bölgelerinin değişik kısımlarında araştırma Enstitülerince kurulan tarla denemelerinden yaklaşık olarak 1120 yaprak, 560 dane örneği ile 226 adet toprak örneği alınmış ve analiz edilmiştir. Her iki bölge topraklarının çok düşük konsantrasyonlarda DTPA'da ekstrakte edilebilir (bitkiye yarayışlı) Zn içerdiği bulunmuştur. Ancak sadece Orta Anadolu Bölgesinde Zn noksanlığı s impt omları gözlenmiştir. Bunun Orta Anadolu bölgesinin (yaklaşık 320 mm/yıl) GAP bölgesinden (yaklaşık 480 mm/yıl) daha düşük yağış almasıyla ilişkili olabileceği düşünülmüştür. DTPA'da ekstrakte edilebilir Zn konsantrasyonlarının düşük olmasının aksine diğer mikroelementlerin konsantrasyonları yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak özellikle Orta Anadolu'da cidi bir Zn noksanlığı problemi mevcuttur ve burada Zn noksanlığına dayanıklı genotiplerin seleksiyon ve ıslah çalışmalarının yapılması gereği ortaya çıkmaktadır. Bu konuda yapılacak çalışmaların Zn'ca zengin tahılların yetiştirilmesi ve buna bağlı olarak da insan sağlığı ve ekonomik açıdan yarar getireceği açıktır.

ArpaBeslenmeBuğday+5
İnci Tolay
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu bölgesi için çift buharlaştırmalı soğutma sistemi

Öz Bu çalışmada, Güneydoğu Anadolu Bölgesi için çift buharlaştırmak soğutma sisteminin uygunluğu ve uygulanabilirliği teorik olarak incelenmiştir. İlk olarak, ısı kazancı hesabında ve soğutma sisteminin bilgisayar simulasyonunda kullanılmak üzere Şanlıurfa ilinin meteorolojik değerleri sürekli fonksiyonlarla ifade edilmiştir, örnek bir mahalin ısı kazancı soğutma sezonu boyunca günlük ve saatlik olarak hesaplanmıştır. Daha sonra, örnek mahal için psikrometrik diyagramda soğutma sisteminin bilgisayar simulasyonu yapılmıştır. Bilgisayar simulasyonu yardımıyla çift buharlaştırmalı soğutma sistemiyle ilgili olarak sonuçlar incelenmiştir. Çift buharlaştırmalı soğutma sisteminin genelde sıcak ve kurak olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi için ısıl konforu büyük ölçüde sağladığı tesbit edilmiştir.

Güneydoğu Anadolu bölgesiSoğutma sistemleri
Hüsamettin Bulut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Güneydoğu ve Doğu Anadolu'dan göç edenlerin kimliklerinin yeniden inşasında eğitim sürecinin rolü; Adana örneği

Bu araştırmada, 1980 sonrası Güneydoğu ve Doğu Anadolu'dan Adana'ya göç edenlerin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi uyarlamaları sonucu oluşan kimlik inşa sürecinde formel eğitimin rolü araştırılmıştır.Araştırma çerçevesinde, hem literatür çalışması hem de alan araştırması yapılmıştır. Veri kaynağını, araştırmacı tarafından hazırlanan 51 soruluk görüşme formunun uygulandığı, Adana'da yaşayan Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan göç etmiş, farklı yaş, cinsiyet, gelir ve eğitim gruplarından, toplam 170 hane üyesi oluşturmaktadır.Araştırma verilerini incelediğimizde, eğitim düzeyine bağlı olarak göçmenlerin siyasal, sosyal ve ekonomik uyarlanmalarında farklılıklar olduğu görülmüştür. Formel eğitimin göçmenlerin kimlik inşa sürecinde etkili olduğu saptanmıştır. Eğitim seviyesine paralel olarak, göçmenlerin kendilerini tanımlama unsurları, konuşulan dil, kendini ötekilerden farklı hissetme, geleneklere bağlılık, farklı gruplara hissedilen yakınlık gibi davranışlarda değişiklik olduğu görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Göç, Eğitim, Kimlik, Sosyal Uyarlanma

1980 sonrasıAdanaEğitim+7
Ruken Macit
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde doğadan izole edilen serbest yaşayan acanthamoeba türlerin tanısında mikroskobi, kültür ve moleküler yöntemlerin karşılaştırılması

Acanthamoeba türlerinin doğal çevrede serbest halde bulunmasından dolayı, insanların bu parazitle enfekte olma riski büyüktür. Acanthamoeba türleri granülomatöz amibik ensefalit (GAE), kutanöz acanthamoebiasis, Acanthamoeba keratiti oluştururken, AIDS'li hastalarda enfeksiyonun çeşitli organlara yayılmasına bağlı olarak kronik sinüzit, otit, kutanöz lezyonlar, sinüs lezyonları, deri ülserleri gibi hastalıklar meydana getirirler. Bu çalışmada Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bulunan Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt, Bitlis ve Van illerindeki yüzme havuzlarından, kaplıca sularından, hamamlardan, sulama kanalından, park ve bahçelerden alınan toplam 65 su ve toprak örneğinin 6 tanesi mikroskobik inceleme yöntemi ile, 11 tanesi kültür yöntemi ile ve 15 tanesi konvansiyonel PCR ve real time PCR yöntemi ile Acanthamoeba spp. pozitif bulundu. Çalışmada Acanthamoeba spp. laboratuvar tanı yöntemlerinden kültür metodu; mikroskobi, konvansiyonel PCR ve real time PCR yöntemleri ile karşılaştırıldı. Kültür yönteminin mikroskobi, konvansiyonel PCR ve real time PCR yöntemlerine göre duyarlılığı sırası ile %100, %73,33, %73,33 ve özgüllüğü sırası ile %91,53, %100, %100 olarak saptandı. İncelenmesi yapılan ve Acanthamoeba spp. tanısı alan 15 örneğin kist yapılarını ve moleküler analizlerini değerlendirdiğimizde 4 (%26,67) Acanthamoeba castellanii, 3 (%20) Acanthamoeba polyphaga ve 8 tanesinin (%53,33) Acanthamoeba palestinensis olduğu belirlendi. Çalışmamız Güneydoğu Anadolu bölgesinde yapılan Acanthamoeba spp. ile ilgili ilk saha çalışması olup Acanthamoeba keratiti için doğal çevrede risk oluşturan türler tanımlandı.

AcanthamoebaDoğu Anadolu bölgesiGüneydoğu Anadolu bölgesi+3
Yasin Geniş
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00

Related subjects